1. OTURUM (TEMEL YETERLİLİK TESTİ)
SORU KİTAPÇIĞI
1. Bu kitapçıkta sırasıyla Türkçe Testi, Sosyal Bilimler Testi, Temel Matematik Testi ve Fen Bilimleri Testi bulunmaktadır.
2. Bu testlerde toplamda 120 soru için verilen cevaplama süresi 135 dakikadır. Bu süreyi, cevaplayacağınız testleri dikkate alarak kullanınız.
3. Bu kitapçıktaki testlerde yer alan her sorunun sadece bir doğru cevabı vardır. Bir soru için birden çok cevap yeri işaretlenmişse o soru yanlış cevaplanmış sayılacaktır.
4. Bu testler puanlanırken her testteki doğru cevaplarınızın sayısından yanlış cevaplarınızın sayısının dörtte biri dü- şülecek ve kalan sayı o testle ilgili ham puanınız olacaktır.
Bu nedenle, hakkında hiçbir fikriniz olmayan soruları boş bırakınız.
GENEL AÇIKLAMA
12. SINIFLAR İÇİN
YKS-1
TÜRKÇE TESTİ
1. Bu testte 40 soru vardır.
2. Cevaplarınızı, cevap kâğıdının “Türkçe Testi” için ayrılan kısmına işaretleyiniz.
1. (I) Bunca yaşanmışlık arasında gençliğin yeri bambaş- kadır. (II) Gençliğin getirdiği neşe ve coşku kesinlikle yabana atılmaz. (III) Hele bazı kendini bilmezlerin zekice (!) açıklamalarını duyunca kan beynime sıçrayıveriyor.
(IV) Ben diyorum ki insan inadına gülmeli hatta bol bol kahkaha atmalı. (V) Eminim gençliğin bu saadetli anları hatırlandıkça insanın yükü de hafiflemiş olacak.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağı- daki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede, pekiştirilmiş bir sözcük kullanılmıştır.
B) II. cümlede, eş anlamlısı “sevinç” olan bir sözcük kullanılmıştır.
C) III. cümlede, yer alan bir sözcük tam tersi anlam kastedilecek şekilde kullanılmıştır.
D) IV. cümlede, ikilemeye yer verilmiştir.
E) V. cümlede, altı çizili sözcük temel anlamıyla kul- lanılmıştır.
3. (I) Obruk ve Mağara Araştırma Grubu’nun İnsuyu Mağarası’nda başladığı ölçümleme faaliyetlerinin 2017 yılı çalışması 26-29 Ocak arasında yapıldı. (II) Sekiz kişilik araştırma grubu 3 gün boyunca mağarada kaldı.
(III) 250 metrelik bir bölümün daha ölçümü yapıldı.
(IV) Böylece 2006’dan beri yapılan çalışmalarla birlikte 8.350 metrelik bölüm ölçülerek haritalanmış oldu. (V) En son yapılan çalışmalara katılan araştırmacılar, İnsuyu Mağarası’nın çok daha büyük ve büyüleyici bir mağara olduğunu düşünüyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi kanıtlanabilirlik açısından diğerlerinden farklıdır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
2. • Vitaminler vücudumuzda gerçekleşen tüm işlem- lerde anahtar rol oynayan, organizmada birçok işin aksamadan yerine getirilmesini sağlayan ögelerdir.
• Vitaminler düzenli olarak alındığı takdirde organiz- mamıza faydalı olabilir.
Bu iki cümlede ifade edilenlerin anlamca doğru bir biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisi- dir?
A) Vitaminler düzenli alındığında organizmada işlerin aksamamasını sağlar ve vücudumuz için faydalı olur.
B) Vitaminler dikkatli kullanılmadığı sürece onlardan yarar bekleyemeyiz.
C) Vitaminlerin düzenli kullanılmadığı takdirde etki etmediği kanıtlanmıştır.
D) Vitaminler aşırı tüketildiğinde istenmeyen yan etkiler gözlenir.
E) Vitaminler organizmaya yardımcı olarak diğer has- talıkları da engeller.
5. Konuşma dilinde kelimelerin söyleniş biçimine ---- denir.
Etkileyici bir konuşmada, konuşmanın içeriği kadar kelimelerin söylenişi de önemlidir. Söyleyiş güzelliğini sağlamanın en önemli yollarından biri de Türkçenin ses dizgesini çok iyi bilmektir.
Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakiler- den hangisi getirilmelidir?
A) vurgu B) tonlama C) telaffuz D) vokal E) konsonant
7. Sen bir “okur” olarak kafandaki düşünceleri konuşarak ben ise bir “yazar” olarak kalemimle dile getiririm. Farkı- mız da burada başlıyor çünkü beyin ile kalem arasındaki yol, kafa ile dil arasındaki yoldan daha uzun ve daha çetindir.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?
A) Okurların düşünce dünyası yazarlar kadar geniş ve pratik değildir.
B) Düşünceleri yazarak dile getirmek söylemekten daha zordur.
C) Her meslek grubunun düşünceyi dile getirme yön- temi farklıdır.
D) Yazarı okurdan ayıran, düşüncelerini nasıl dile getirebileceğini bilmesidir.
E) Yazarların, düşünceleri aktarmada daha anlaşılır bir yol seçtiği kesindir.
4. Benim ülkemde asırlardır sular durulmuyor. (Hayatın I
olağan seyrinde ve huzur içinde akıp gitmemesi) Gün geç- miyor ki farklı bir alanda farklı bir deprem yaşanmasın!
II
(Büyük ve önemli olayların yaşanması) Eğer yazıyor- sanız ve bu ülkede yaşıyorsanız, elinizi taşın altına III
koymak zorundasınız. (Gerçeklerin izlenerek açığa çıkarılma sorumluluğunun alınması) Kendi çiçek tar- IV
lamda yaşayacağım, (Kişisel mutluluğa odaklanıp yal- nızca bunun önemsenmesi) diyemezsiniz. Baskılar
nereden gelirse gelsin, siz işinizin gereğini -gerçeğin kokusunu alıp onu bir şekilde gözler önüne serme gö-
V
revinizi- (Başkalarının isteklerine cevap verilmesi) ya- pacaksınız.
Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin anlamı parantez ( ) içinde verilen açıklamayla ör- tüşmemektedir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
6. Hayatta hep daha ileriye gitmeliyim, diye düşünürdü.
Amacı kendi dar penceresini genişletmekti. Üniversite, ardından akademik yaşam... Biri bittikçe bir yenisi başla- yan araştırmalar, tezler, konferanslar... Hiç bitmeyecek bir öğrencilik hayatı seçmişti kendine.
Bu parçada geçen “kendi dar penceresini genişletmek”
sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangi- sidir?
A) Var olan bilgisine hep daha fazlasını eklemek B) Kalıcı ve özgün eserler vermek
C) Çok başarılı olmak
D) Mesleğinde yeni başarılar elde etmek E) Düşünce dünyasında yeni şeyler üretmek
9. (I) İnsanlığın medeniyet kurma yolundaki sıçraması yazıyla olmuştu, ihtimal yok olması da yazıdan uzak- laşmakla olacak. (II) Yazı yazmak insanın ruh ve beden aynasında kendisiyle konuşması, söyleşmesi, kendine yakınlaşması, kendini anlamaya çalışması- dır. (III) Yazarken insanın yazıya özgü bir rahatlama yaşaması, stres atması, hatta içinde belli belirsiz bir coşku uyanması kendini tanıma serüveniyle ilgilidir. (IV) Kendisiyle konuştukça daha çok tanıyor insan kendini.
(V) Bu açıdan bakılırsa da yazıya çok büyük bir borcu var insanın.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde tanım yapılmıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
11. Dikkati şimdiki anda toplamak, olayları olduğu gibi gör- meyi geliştireceği için ön yargıların kıskacını yumuşatır.
İnsan, aklını oyalayan bir sorunun cevabını aldığında bir çeşit içgörü yaşar. Şüpheler gider, anlayış berraklaşır.
Yukarıdaki paragrafta altı çizili söz çıkarılırsa yerine aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) insanı düşüncelere hapsolmaktan kurtarır.
B) bir şeyi bilmeden hakkında fikir sahibi olmayı kolay- laştırır.
C) fikir yürütürken önceden edinilmiş bilgilere karar verdirir.
D) önceden edinilmiş izlenimlerin esiri olma durumunu hafifletir.
E) düşünceler ile ön yargıları ayrıştırır.
10. (I) Mısır’da son gecesinde sabaha kadar sohbet et- mişdik. (II) Yunanistan’da Tanea Gazetesi için çalışırdı yıllardır. (III) Ailesi mübadele sırasında Yunanistan’a göçetmek zorunda kalmıştı. (IV) Babannesinden öğ- rendiği kırık Türkçesiyle uzun uzun sohbet ederdik.
(V) Daha iyi anlasın diye aralara İngilizceden de kelime sıkıştırdığımda çok kızardı.
Numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümlede, ünsüz benzeşmesi kuralına uymamak- tan kaynaklanan bir yazım yanlışı vardır.
B) II. cümlede, özel isim ile birlikte kullanılan tür adının yazımında yanlışlık vardır.
C) III. cümlede, ayrı yazılması gereken bir söz grubu bitişik yazılmıştır.
D) IV. cümlede, özel adlara gelen eklerin kesme işa- retiyle ayrılmasıyla ilgili yanlışlık yoktur.
E) V. cümlede, özel ada gelen ekin kesme işaretiyle ayrılmamasından kaynaklanan bir yanlışlık vardır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) Bir dilin bilinen tarihî seyri içinde kendinden ayrılmış olup bazı farklılıklar gösteren kollarına “şive” denir.
B) Yazı dilinde kurallar varken konuşma dilinde yoktur.
C) Ülkelerin doğal güzellikleri, yaprakların sararması
“doğal gösterge”ye örnek olarak gösterilebilir.
D) Alıcının göndericilere verdiği tepkiye – cevaba –
“bağlam” denir.
E) Bir dil içinde belli bir zümrenin sözcükleri yeni anlam- lar vererek kullanmasıyla oluşan konuşma şekline
“argo” denir.
13. (I) Hayatta hiç bir işte başarı kazanamamış olan babam, bir daha geri dönmemek üzere bütün evi Sivrihisar’dan Eskişehir’e taşımıştı. (II) Porsuk nehirinin ötesinde, demiryolu istasyonuna yakın tek katlı kerpiç bir evde oturuyorduk. (III) Evin kerpicini biz kırmış, kesmiş ve kurutmuşduk. (IV) Gece yarıları istasyona gider; süt, simit, ekmek veya köpük taşı satardım. (V) Evde okul kitabı ve Kur’an, bir de rüya tabirleri kitabı vardır.
Bu parçadaki numaralanmış cümleler için aşağıda- kilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümlede birleşik kelimenin yazımıyla ilgili yanlışlık yapılmıştır.
B) II. cümlede birden fazla yazım yanlışı vardır.
C) III. cümlede ses olayıyla ilgili yazım yanlışı vardır.
D) IV. cümlede yazım yanlışı yoktur.
E) V. cümlede de’nin yazımı yanlıştır.
15. Sevenler el koyar sevdiğine kısaca yok olmaktır.
I
Sevdanda kendini kaybetmek sevdiğinde bulmaktır.
II III Yukarıda altı çizili sözcüklerde görülen ses olayları
sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Ünsüz benzeşmesi – ünsüz düşmesi – ünlü düşmesi B) Kaynaştırma – ünlü değişimi – ünsüz benzeşmesi C) Ünsüz yumuşaması – ünlü düşmesi – ünsüz ben-
zeşmesi
D) Ünsüz yumuşaması – kaynaştırma – ünsüz yumu- şaması
E) Ünlü düşmesi – ünlü türemesi – ünsüz benzeşmesi 14. Türkçe köken bakımından ---- yapı bakımından ise ----
arasında yer alır.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere gelmesi gereken- ler aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
A) Hami - Sami Dilleri – tek heceli diller B) Hint - Avrupa Dilleri – çekimli diller C) Ural - Altay Dil Ailesi – çekimli diller D) Bantu Dil Ailesi – tek heceli diller E) Ural - Altay Dil Ailesi – eklemeli diller 12. Meclisin nerede toplanabileceği fikri, dimağımızı işgal
ediyordu.
Bu cümle için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) “toplanabileceği” ve “dimağımızı” sözcüklerinde ünsüz değişimi vardır.
B) “fikri” sözcüğünde ünlü düşmesi vardır.
C) “ediniyordu” sözcüğünde yumuşama vardır.
D) Ulamaya yer verilmiştir.
E) Kaynaştırma ünsüzüne yer verilmemiştir.
17. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Okuyucuya bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
B) Varlıklar ayırt edici nitelikleriyle aktarılmıştır.
C) Örnek verilerek düşünce geliştirilmiştir.
D) Karşılaştırmaya yer verilmiştir.
E) Tanımlamadan yararlanılmıştır.
Kemal Şahin, Türkçeyi en iyi kullanan usta yazarlarımız- dandı. Süssüz, yapmacıksız ama okura, işte gerçek bir yazar bu, dedirten bir anlatımı vardı. Konuya doğrudan girer; dolambaçlı hiçbir yol aramadan, söylemek istedi- ğini en uygun sözcükleri seçerek en kestirme cümlelerle yansıtırdı.
19. Bu parçada sözü edilen yazarın hangi anlatım özel- liğine sahip olduğu söylenemez?
A) Özlülük B) Açıklık
C) Özgünlük D) Yalınlık
E) Doğallık
18. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir olasılık anlamı vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
20. Bu parçadaki yazarlarla ilgili aşağıdakilerden han- gisi söylenemez?
A) Cümleleri fazla uzatmadığı B) Türkçeyi en iyi bilen yazar olduğu C) Anlatmak istediğini doğrudan verdiği D) Sözcükleri özenle bir araya getirdiği E) Okurun gözünde gerçek bir yazar olduğu
19 ve 20. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayı- nız.
(I) İletişimdeki boyutlardan biri, ortak anlayış çerçeve- sidir. (II) Sıklıkla aynı türde girişilen iletişim sürecinde ileti giderek daha az, hatta şifreli bir durum alabilir.
(III) Örneğin argo veya bilim dili dediğimiz ve bu yolla oluşan bir iletişim sürecinde bu durumu gözlemlemek mümkündür. (IV) Argoyu kullanan kişilerin birbirine iletmek istedikleri mesajda bazen bir sözcük yeterli olurken sık sık aynı konuda iletişime girmeyen birileri için bu durum bir anlam ifade etmez hatta onları iletişim süreci dışına iter. (V) Argo, bir toplumda özel ya da alt kültür gruplarının kendi başvurduğu, ortak anlayış çer- çevesiyle örtüşen bir dildir. (VI) Bir toplumda geçerli olan dilden kullanıldığı anlamı aynen koruyarak oluşan argo, kendine özgü uzunca bir sözcük deneyim hazinesine sahiptir. (VII) Belli bir grup tarafından kullanılan bu argo sözcükler zamanla o grubun dışında da kullanılabilir.
16. Bu parça iki ayrı paragrafa bölünmek istendiğinde ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlamalıdır?
A) III. B) IV. C) V. D) VI. E) VII.
16, 17 ve 18. soruları aşağıdaki parçaya göre cevap- layınız.
21. Yeni şiir başka, yeni şair başka... Yeni şiir dıştadır, yani bugün yeni şiir denilen şey, dış bakımından eski şiire benzemeyen şeydir: Kalıp değişmiş fakat öz de- ğişmemiş olabilir. Yeni şair ise şiire, kendisinden önce gelenlerin eserlerinde bulunmayan bir öz getirmiş olan şairdir. Onun şiiri dıştan bakılınca eski şiire tıpkı benze- yebilir. Nedim de Baki gibi, Naili gibi gazeller, kasideler yazar, hem de hep o konular üzerinde yazar. Ama içten bakınca onun şiirinin Baki’nin şiirinden Naili’nin şiirinden apayrı olduğunu görürsünüz: “Bu söz Nedim’in sözü- dür.” dedirten bir hâli vardır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Şiirde yenilik, biçimsel farklılıklarla da olabilir.
B) Yeni şairler, eski biçimlerle eserler verebilir.
C) Tüm yeni şairler, büyük şairlerden esinlenir.
D) Yeni bir şair, özgünlüğünü ortaya koyabilmelidir.
E) Şiirde marifet biçimden ziyade özde gösterilir.
Trenimiz, alabildiğine yeşillikler içinde yol alıyor. Uzak- lara bakıyorum. Ender görünen mavi gökyüzünde bir sevinç var. Sanırım yeşilliklerden yükselen baharın sevinci. Bahar sevinci, demir yolu kenarını kuşatan çeşitli ağaçlardan da penceremize yansıyor. Trenimiz yanlarından geçerken sanki canlıymışlar gibi havalanıp peşimize takılıyorlar. Trenimiz öncü bir turna gibi süzü- lüyor, arkamızda kuşların kanat hışırtısını duyuyoruz.
23. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Parçanın genelinde öyküleyici bir anlatım vardır.
B) Betimleyici unsurlara yer verilmiştir.
C) İnsandan doğaya aktarım yapılmıştır.
D) Tren, kuşa benzetilmiştir.
E) Doğadan insana aktarma yapılmıştır.
22. Tüketim kültürü, tüketim ürünlerinin ve hizmetlerinin kullanımının ötesinde, toplumsal statüyü ve kimliği tanımlama biçimi olarak giderek önem kazanmaktadır.
Bu kültür, özellikle gençlik tarafından daha da önem- senmekte ve yaşam biçimlerini tanımlama aracı olarak değerlendirilmektedir. Sosyal bilimciler ve pazarlama uzmanları için Y kuşağı olarak tanımlanan, 1981- 2000 yılları arasında dünyaya gelen kuşak, tüketim toplumu- nun en aktif ögeleri olarak değerlendirilmektedir. Bu kuşağın tüketim alışkanlıklarının kendileri için bir sınıf aidiyeti anlamına geldiği, kimlik oluşturmada etkili bir unsur olduğu görülmüştür.
Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisine de- ğinilmemiştir?
A) Tüketim kültürünün bir statü belirleyicisi olduğuna B) Sosyal bilimciler ve uzmanlar için Y kuşağının en
aktif tüketim ögesi olduğuna
C) 1981 - 2000 yılları arasında doğanların Y kuşağını oluşturduğuna
D) Tüketim kültürünün gençler tarafından fazla önem- sendiğine
E) Sadece Y kuşağını, tüketim odaklı bir kültür oluş- turduğuna
24. Bu parçada aşağıdaki duyulardan hangisine yer verilmiştir?
A) Görme - koklama B) İşitme - koklama C) Dokunma - işitme D) Tatma - dokunma E) Görme - işitme
23 ve 24. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayı- nız.
25. Türkiye’de yalnız yaşayıp pencerelerinden mahallede oynayan çocukları izleyen teyzeler bile bir kaleci çok yakışıklı olsa da bunun onun “en iyi kaleci” olduğunun işareti sayılmayacağını bilirler. Türkiye’deki sanat kolek- siyonerlerinin önemli bir kısmı, bu teyzelerin futboldan anladığı kadar sanat ortamının alfabesini bilmiyorlar.
40 yıl önce, sanata ister pul koleksiyonculuğu özeni ile ister hastalıklı bir tutku ile bağlı olsunlar, koleksiyonerler maddi olanakları oranında, kendi zevklerine göre eser alır ve onlarla yaşamak isterlerdi. Peki bugün aynı yöntemler uygulanıyor mu? İstisnalar hariç, kesinlikle uygulanamıyor. Çünkü Türkiye’de insanlar eserle de- ğil, para ile kurdukları ilişki oranında eser alır duruma düşürüldüler! Onları ilgilendiren, sanat “piyasası”ndaki hamleleriyle, “ne kadar akıllı bir iş insanı olduklarını”
dosta düşmana kanıtlayabilmek!
Bu parçada yakınılan asıl durum aşağıdakilerden hangisidir?
A) Türkiye’de yaşayan çoğunluğun futboldan anlama- dığı
B) Koleksiyonerlerin sadece kendi zevklerini düşündü- ğü
C) Teyzelerin de en az koleksiyonerler kadar sanat hakkında bilgi sahibi olduğu
D) Koleksiyonerlerin eser satın alırken onun sadece maddi boyutunu hesaba kattıkları
E) Bazı insanların koleksiyonculuğa hastalıklı bir tut- kuyla bağlı oldukları
27. Serpmetepe’de rastgele olmanın öncesinde birbirinden uzak, belki de yakın zamana kadar bir arada görmeyi ummadığımız şeylerin yan yana bulunmaları söz ko- nusu. Anlatıcı daha önce şehirde, kasabada ve köyde gördüğü kimi mekânların, binaların bir araya getirilen bir çuvalda çalkalandığını, peşinden bunların rastgele serpildiğini düşündüğü için bu ismi veriyor yaşamaya başladığı mahalleye. Buradan bakınca her yer Serp- metepe değil mi? Sanırım bende bu görüntüyü en çok yaratan İstanbul’un pek çok yerinde gördüklerimiz.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Serpmetepe adlı eserin türünün ne olduğuna B) Kahraman olarak farklı meslek gruplarından insan-
ların anlatıldığına
C) Romandaki anlatıcının göçebe bir yaşamı olduğuna D) Romanda anlatıcının nezih bir mahallede yaşadığına E) Eserin yazımında yazara İstanbul’un kozmopolit
yapısının ilham verdiğine
26. (I) Eğer iki elektronun aynı kuantum durumunda eş zamanlı olarak bulunamayacağını söylersem hafiften kafanız karışabilir ama bu karışıklık çok uzun sürmez.
(II) Eğer bunun Pauli Dışlama İlkesi olduğunu söyler- sem çok daha çabuk sıkılırsınız. (III) Ancak elektronlar hakkındaki bu basit durum, karakterlerin ölmeleri ya da hayatta kalabilmeleri, ailelerini tekrar görebilmeleri veya işleri için önemli bir hâl alırsa işler o zaman değişir.
(IV) Eğer sevdiğimiz bir karakter hakkında önemli bir rol oynuyorsa (ve sadece entelektüel açıdan olmasına gerek yok, herhangi bir şeyi riske atıyor da olabilir) o zaman okur için bir şeyler ifade ediyor demektir. (V) Artık olay örgüsü içinde büyüyen bir gerilimin parçası olur, tıpkı karakterlerin eşiyle yaptığı bir tartışma ya da bir şantaj mektubu gibi.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir bütün oluşturabilmek için, cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?
A) III - I B) II - I C) IV - II D) IV - V E) V - I
28. I. Yeni bir araştırmaya göre ise mutluluk da bu sen- droma neden oluyor.
II. Böyle bir durumda kişide kalp krizine benzer göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkıyor.
III. Araştırmacılar tarafından yirmi yıl önce Japonya’da saptanan kırık kalp sendromu, özellikle son on yıldır Batı ülkelerinde de görülmeye başlandı.
IV. Bu son yapılan araştırmaya katılanların %96’sında sendrom; üzüntü ve stresle, %4’ünde ise olumlu bir olayla tetiklenmiş.
V. Genellikle duygusal travma sonucunda görülen bu sendromda, kalp kasının pompalama işlevi geçici olarak etkileniyor ve kalp kası zayıflıyor.
Yukarıdaki cümleler, anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi sondan ikinci cümle olur?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Paris’in bir köprüsü üzerinde bir satıcı, bağırıyor, dil döküyor, sattığı nesnenin eşsiz güzelliklerini anlatıyor.
Başına toplananlar merakla bekliyorlar: Nedir acaba o adamın sattığı? En sonunda söylüyor: “Size güneşi, her gün gözlerinizin önünde duran ama sizin bakmadığınız, güzelliğini göremediğiniz güneşi satıyorum. Bakın! Ba- kın! Sizin bütün hülyalarınızdan daha güzel değil mi?”
Dinleyenlerin çoğu omuzlarını silkip gidiyor ancak bir iki kişi: “Sahi! Ne de güzelmiş!” diyorlar.
29. Yukarıdaki parça için aşağıdakilerden hangisi söy- lenemez?
A) Doğrudan anlatımlı cümlelere yer verilmiştir.
B) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.
C) Yer yer emredici anlatıma başvurulmuştur.
D) Deyimlere yer verilmiştir.
E) Okuyucuya bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
30. Yukarıdaki parçaya göre,
I. İnsanların bir kısmı çevresindeki güzellikleri fark edemezler.
II. Güneşi insanlar birbirinden farklı nedenlerle sev- mezler.
III. Bazı insanlar, her şeye rağmen güzellikleri önem- semezler.
yargılarından hangisine veya hangilerine ulaşılabi- lir?
A) I ve II B) Yalnız I C) I ve III D) II ve III E) Yalnız III
29 ve 30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayı- nız.
31. Bir sanat adamının kişiliği herkesten başka olmasında değil, herkesle bir olmasındadır. Yalnız kendisinde bulunan bir şeyi söyler gibi görünür ama kendisi gibi düşünen, hisseden tüm insanların tercümanı olur. Yal- nız kendine vergi olan bir söyleyişi vardır ki onda her insan, küçük büyük her insan, kendini bulabilir. Sanat adamı “Malumdur benim suhanım mahlas istemez.”
diyebilen, bunu haklı olarak söyleyebilen adamdır ama bu: “Benim şiirimde yalnız ben varım.” demek değildir;
“Benim şiirimde bütün insanlık vardır ama bunu ancak ben böyle söyler, sezdirebilirim.” demektir.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağı- dakilerden hangisidir?
A) Sanat adamı, küçük büyük herkesin düşüncelerini dile getirmelidir.
B) Sanat adamı, diğerlerinden ayrılmadığı sürece başarılıdır.
C) İyi bir sanat adamı, düşüncelerinde yalnız olmaya mahkumdur.
D) Sanat adamı, ortak düşünceleri özgün bir şekilde ortaya koyar.
E) İyi bir sanat adamı, okuyucu tarafından eserleriyle fark edilir.
32. I. ----
Yazar: Bütün edebiyatın, sanatın çıkış noktası insandır.
Önemli olan bu ortak paydada fark yaratabilmektir.
Çünkü ölümsüzlüğü sağlayan budur.
II. ----
Yazar: Değişen dünyada ihtiyaçlar da sürekli değişir.
Sanat veya edebiyat elbette ki bu ihtiyaçlara cevap vermelidir fakat sırf o dönemde ünlü diye de sanat ya da edebiyat yapılamaz.
Bu diyaloglarda boş bırakılan yerlere aşağıdakiler- den hangisi getirilmelidir?
A) I. Sanatın sebebi insan mıdır?
II. Değişen dünya sanatı da geliştirir mi?
B) I. Özgünlük kalıcılıkla doğru orantılı mıdır?
II. Sizce özgünlük moda ile beslenebilir mi?
C) I. Sanatların ortak bir çıkış noktası var mıdır?
II. Dönemin popüler anlayışı sadece sanat için midir?
D) I. Ölümsüzlüğü yakalamak her sanatçının ideolojisi midir?
II. İhtiyaçları sanat – edebiyat mı belirler?
E) I. Sanatın çıkış noktası ölümsüzlük arayışı mıdır?
II. İnsan sanat sayesinde ölümsüzlüğü yakalayabilir mi?
Eski uygarlıkların günümüze kalan izleri incelendiğinde onlarla ilgili birçok bilgiye ulaşıyoruz. Örneğin Eski Mısır.
Eski Mısır’da bulunan kalıntılara baktığımızda evlerin içinde yaşayan kişilerin mali durumlarını yansıttığını gö- rürüz. Buna rağmen Mısır’daki tüm evler ham maddesi toprak olan kerpiçtendir. Çatıları tahta olan bu evlerin, üstleri alçıyla ya da palmiye ağaçları ile kapatılırdı. Yok- sulların evleri sadeyken zenginlerin evlerinde havuzlu bahçeler bulunurdu. İç döşemelerinde çok ayrıntıya rastlanmayan bu evlerde mobilya kullanımı azdı. Kol- tuk çok özel bir şeydi. Bu yüzden de zengin evlerinde bulunurdu. Aydınlatma işi benzin yağı ile sağlanırdı.
Evlerde ayrıca bir banyo bölümü bulunmaz, zenginlerin temizlik işlerini yardımcıları ile gerçekleştirdikleri bir odaları olurdu. Fakirler ise Nil Nehri’nde yıkanırdı.
33. Bu parçaya göre Eski Mısır yaşantısıyla ilgili aşağı- dakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Mobilya kullanımının yaygın olmadığına
B) Ekonomik durumların insanların yaşam tarzlarını etkilediğine
C) Temizlenme, kişisel bakım gibi unsurların Mısır halkı için önemli olmadığına
D) Mimaride kullanılan asıl malzemenin toprak oldu- ğuna
E) Arkeolojik araştırmalar sayesinde eski uygarlıklarla ilgili bilgilere ulaşıldığına
34. Yukarıdaki parçaya göre Eski Mısır evlerinin hep- sinde ortak olan özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ferah havuzlu evler olması B) Kerpiçten yapılmış olması C) Nil Nehri’ne yakın olması D) Banyolarının olması
E) Oda sayısının ikiden az olması
36. Henüz modadan kurtulamadık. Yine de birkaç önemli yazarımızın olduğunu kabul etmek gerekir. Şu andaki durumumuz, Tanzimat sonrası olan Batı edebiyatıyla eş değerdir. Yani taklit edebiyatı gelişmiştir. Artık Türk edebiyatının ulusal bilince varması lazım. Ancak var olan kozmopolitliği de ilericilik sayıyor bazı yazarları- mız. İşin en komik ve acı yanı da bu. Aynı durum Türk edebiyatında olduğu gibi tüm sanat dallarımızda var.
Oysaki ----
Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi geti- rilmelidir?
A) estetik düzeyde ulusal özellikler tüm yazarlarımız tarafından eserlerinde eksiksiz kullanılmalıdır.
B) Türk şiiri, o muhteşem geçmişinden beslenmek ve onu yeniden şekillendirmek zorundadır.
C) evrensel değerlere ulaşmadaki birinci basamak yerel motiflerle eserleri süslemektir.
D) bir sanatçıyı özgün kılan şey, onun konu ve sözcük seçiminde gösterdiği titizliktir.
E) dünya edebiyatıyla beslenmeyen bir edebiyatın modernliği de söz konusu değildir.
33. ve 34. soruları aşağıdaki parçaya göre cevapla- yınız.
35. (I) Bilim insanları Grönland’da 512 yaşında olduğu tahmin edilen bir köpek balığı tespit etti. (II) İngiliz The Sun gazetesinin aktardığına göre Prof. Kim Praebel, bu köpek balığının, yaşayan en yaşlı omurgalı olduğunu söyledi. (III) Köpek balığının 1505 yılında doğduğu dü- şünülüyor. (IV) Hayvanın yaşı, uzunluğuna göre hesap- lanıyor çünkü Grönland köpek balıkları her yıl yaklaşık bir santimetre büyüyor. (V) Halihazırda bilim insanları, uzun yaşamalarına izin veren genleri keşfetmek için bu köpek balığının DNA’sını inceliyor. (VI) Kuzey Atlantik ve Kuzey Kutup okyanuslarının soğuk sularında yaşa- yan ve yaşam alanı Grönland çevresindeki denizler de dahil olmak üzere Doğu Kanada’dan Norveç Denizi’ne kadar uzanan bu köpek balığı türü en az 272 yıl yaşıyor.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra “Tespit edilen bu köpek balığının bu hesaplama ile uzunluğunun ise 5,4 metre olması he- saplamanın da doğruluğunu ortaya koyuyor.” cümlesi getirilmelidir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
TÜRKÇE TESTI BITTI.
SOSYAL BILIMLER TESTINE GEÇINIZ.
Öğrenimden kazancımız daha iyi ve daha akıllı olmaktır.
(I) Epiharmus (Pythagoras okulundan bir filozof) der ki, insan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan her şeyi düzene sokan, başa geçip yöneten düşüncedir;
geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır. (II) Şu kesin ki çocuğa kendiliğinden bir şey yapmak özgürlüğünü vermemekle onu korkak bir köle durumuna sokuyoruz.
(III) Retorika ve gramer üstüne, Cicero’nun şu veya bu cümlesi üstüne öğrencisinin ne düşündüğünü kim sormuştur? (IV) Ezber bilmek, bilmek değildir; belle- ğimize emanet edilen her şeyi saklamaktır. (V) İnsan, kendiliğinden bildiği her şeyi ustasına bakmadan, kitaptaki yerini aramadan, istediği gibi kullanır. (VI) Tümüyle kitaptan bir bilgi ne sıkıcı bilgidir! Böyle bir bilgi bir süs olarak kullanılsın. Ama temel olarak değil;
nitekim Platon, gerçek felsefenin sağlam irade, inanç ve dürüstlük, amaçları başka olan öteki bilimlerin de yalnızca süs olduğunu söyler.
37. Bu parça için kullanılabilecek en uygun başlık aşa- ğıdakilerden hangisidir?
A) Bilgi ve Düşünce B) Akıl ve İnanç C) Bilgi ve Dürüstlük D) Eğitmenlerin Görevi E) Bilginin Önemi
39. Şiirimizin sıska olmasının nedeni, ozanın kendini yalnız ve hastalıklı görmesindedir. Bana kalırsa ozan, birtakım özel nitelikleri olan değil; şiiri seven, şiiri uğraş edinen insandır. Belki biraz özel bir yaradılışı vardır o kadar.
İşte birtakım olaylar, bu arada sizin başınızdan geçenler yahut başka türlüleri, bu özel yaradılışı ortaya çıkarana kadar önemli olabilir. Ondan sonra şiire katılmaktaki, daha doğrusu şiiri yönetmekteki payları biter.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilme- miştir?
A) Şiirimizin kalıcı olması için şairin, şiirle iç içe olması gerektiğine
B) Şairin, gizli kalmış özellikleri özel yeteneği ile ortaya çıkardığına
C) Şiirimizin yeterince güçlü olmadığına
D) Ozanların bazı olumsuzluklarının şiirin gelişmesini engellediğine
E) Şairlerin diğer insanlardan farklı özelliği olabilece- ğine
38. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Sormak bir yana bunları belleğimize basmakalıp yapıştırırlar; harfler ve sözcükler, anlatılan her şeyin kendisi hâline gelir.” cümlesi getirilmelidir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
40. Asaf Hâlet, nevi şahsına münhasır birisidir. Özellikle giyim tarzı ile çok dikkat çekmiş hatta bu nedenle kimi zaman çevresinde alay konusu olmuştur. Türk edebi- yatında unutulan, kıyıda köşede kalan ama bu durumu hak etmeyen sanatçılardan da biridir. Bu kenara itilmiş- liğin nedeni ise şüphesiz şiirinde kullandığı karmaşık ve anlaşılmaz dildir. Nitekim Asaf Hâlet’in kendisi de anlaşılan şiirler yazmadığını, anlaşılan şiirlerin vasat şairlerin işi olduğunu vurgular. Bu bakımdan eğer bir Asaf Hâlet Çelebi şiiri okuyacaksınız ve bu şiiri anlamak istiyorsanız bir birikiminizin olması şarttır.
Bu metinden yola çıkarak Asaf Hâlet’in edebî kişiliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kendine özgü bir tarzı olduğu
B) Şiirini okumak için belli bir birikim gerektiği C) Şiirinin yeterince güçlü olmadığı
D) Anlam bakımından derin şiirler yazdığı E) Hak ettiği değeri göremediği
37 ve 38. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayı- nız.
SOSYAL BİLİMLER TESTİ
1. Bu testte sırasıyla,
Tarih (1–5)
Coğrafya (6–10)
Felsefe (11–15)
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (16–20) alanlarına ait 20 soru vardır.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi almayan öğrenciler için 21–25 arası Felsefe soruları yer almaktadır.
2. Cevaplarınızı, cevap kâğıdının “Sözel Bölüm Testi” için ayrılan kısmına işaretleyiniz.
1. Mısır Çin Hint
I. Kast sistemini uygu-
ladılar.
+
II. Kâğıt, barut, matbaa, mürekkep ve pusulayı
buldular.
+
III. Ölülerini mumyalama- larından dolayı ana- tomi, tıp ve eczacılık bilimlerinde ilerlediler.
+
IV. Hiyeroglif adıyla bilinen kendilerine özgü yazı
geliştirdiler.
+
Yukarıdaki tabloda verilen özellik – uygarlık eşleş- tirmelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I B) I ve II C) I, II ve III D) II ve IV E) II, III ve IV
2. Hicretten sonra Hz. Muhammed’in öncülüğünde yapılan Medine Sözleşmesi’yle her şeyden önce farklı dinlere mensup insanların yaşadığı yeni bir toplum yapısı kuruldu. Sözleşmenin ilk maddesinde bu toplumun Müslümanlar ve bir saldırı durumunda onlarla birlikte savaşmayı kabul eden gayrimüslimlerden meydana geldiği belirtildi. İkinci maddede ise “İşte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet teşkil ederler.” Denilerek Medine Sözleşmesi’ne katılanların din, dil, ırk farkı gö- zetmeksizin eşit hak ve yükümlülüklere sahip vatandaş- lar olduğu ifade edildi. Barış, iyilik, adalet, doğruluk ve yardımlaşma teşvik edilirken kötülükler ve adaletsizlikler yasaklandı.
Buna göre Hz. Muhammed’in bu sözleşmeyle,
I. Toplumsal eşitliği sağlamak II. Kan davalarına engel olmak III. Toplumsal düzeni oluşturmak
amaçlarından hangilerini gerçekleştirmek istediği söylenebilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III
3. – Macarlar, giderek şiddetlenen Germen saldırıla- rının etkisiyle Hristiyanlığı kabul ettiler. Zamanla bulundukları bölgede azınlık konumunda kalarak Germenleştiler.
– Büyük Bulgarya Devleti’nin yıkılışından sonra Bul- garların bir bölümü Tuna Nehri boylarına yerleşerek Tuna Bulgar Devleti’ni kurdular. Hükümdarları Boris Han zamanında Hristiyanlığı benimseyerek Slavlaş- ma sürecine girdiler.
Bu bilgiler doğrultusunda Orta Asya’dan Avrupa’ya göç eden Türk boylarından bazılarının bir süre sonra ulusal benliklerini kaybetmelerinde,
I. Avrupa’da büyük devletler kurmaları II. Asya’dan yeni göçlerin gelmemesi III. Hristiyanlığı kabul etmeleri
nedenlerinden hangilerinin etkili olduğu savunula- bilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve III E) II ve III
4. Selçuklularda, her ne şekilde olursa olsun ikta sahibi devlet tarafından belirlenen vergiden fazlasını halktan talep edemezdi. Eğer haksız vergi toplayan olursa halkın bunları “Büyük Divan”a şikâyet etme hakkı vardı. Eğer halk haklı çıkarsa veya ikta sahibi devlet görevinden uzaklaştırılırsa ikta arazisi elinden alınır ve başkasına verilirdi. Bununla birlikte ikta sahibi ölecek olursa ikta arazisi genelde çocuğuna kalırdı. Bu sistem sayesinde her zaman sürekli bir ordu devlette yer alır ve toprakların düzenli olarak işlenmesi sağlanırdı.
Bu bilgilere dayanarak Selçuklularla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A) Alınacak vergi miktarını devlet belirlemiştir.
B) İkta sistemi ile devlet hazinesi zarar görmüştür.
C) Haksızlıklara karşı halka yargı yolu açılmıştır.
D) Keyfi uygulamaların önüne geçilerek merkezi otorite sağlanmak istenmiştir.
E) İkta sistemi askeri ve ekonomik açıdan devlete katkı sağlamıştır.
5. Hz. Osman Dönemi’nde,
– Bir donanma oluşturularak Bizans’la ilk deniz savaşı yapılmıştır.
– Horasan ve Harezm fethedilmiştir.
– Kur’an-ı Kerim yeniden düzenlenerek çoğaltılmış ve yeni fethedilen bölgelere gönderilmiştir.
Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde,
I. Kur’an-ı Kerim’in yanlış yorumlanması engellenmek istenmiştir.
II. İslam devletinin hakimiyet alanı genişlemiştir.
III. Devlet gelirleri artırılmıştır.
yargılarından hangilerinin doğru olduğu söylenebi- lir?
A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III
6.
Aşağıda bir merkeze ait gündüz süresinin yıl içerisindeki değişimi verilmiştir.Gündüz süresi (saat) 24
18 12 6
Gün dönümü
(solstis) (solstis) Gün dönümü Ekinoks
– –Ekinoks Zaman
Sadece grafikteki bilgilere bakılarak merkezle ilgili;
I. Kuzey Yarım Küre’de bulunur, II. orta kuşakta yer alır,
III. en uzun gündüzü 21 Aralık’ta yaşar, IV. dört mevsimi belirgin olarak yaşar
yargılarından hangilerine kesin olarak ulaşabilir?
A) Yalnız I B) I ve IV C) II ve III D) II ve IV E) II, III ve IV
7. Doğa ve insan sürekli etkileşim halindedir.
Aþaðýdakilerden hangisi, insanlarýn doðal çevreyi deðiþtirdiðine örnek gösterilemez?
A) Panama ve Süveyþ gibi kanalların açýlmasý B) Japonya, Hollanda ve Türkiye’de denizden kaza-
nýlmýþ topraklarýn olmasý
C) Ýzlanda’da jeotermal kaynaklardan elektrik üretilmesi D) Dubai’de deniz üzerinde palmiye adalarýnýn yapýl-
masý
E) Atatürk ve Keban barajlarının inþa edilmesi
8. Aşağıda Türkiye üzerinden geçen meridyen ve paralel- ler gösterilmiştir.
30° 40°
IV 41°
I
II III 38°
I. 21 Aralık’ta I ve IV numaralı merkezlerin gece süresi, II ve III’ten daha uzundur.
II. I ve IV numaralı noktalarda, aynı anda güneş ışın- larının geliş açıları da aynıdır.
III. II ve III’ten, I ve IV de doğru gidildikçe gece – gündüz süre farkları artar.
IV. I’in IV. merkezle arasındaki mesafe, II’nin III. mer- kezle arasındaki mesafeye eşittir.
V. III. ve IV. merkezlerde güneş, I. ve II. merkezlere göre geç doğar ve geç batar.
Haritada konumları verilen merkezlerle ilgili, yuka- rıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) III ve IV E) IV ve V
11. Örnek 1
1. Öncül: Metal olan demir ısıtılınca genleşir.
2. Öncül: Metal olan bakır ısıtılınca genleşir.
3. Öncül: Metal olan alüminyum ısıtılınca genleşir.
4. Öncül: Metal olan çinko ısıtılınca genleşir.
Sonuç önermesi: O hâlde bütün metaller ısıtılınca genleşir.
Örnek 2
Bütün kediler miyavlar çünkü gördüğüm tüm kediler miyavlıyordu.
Yukarıdaki örnekleri verilen akıl yürütme türüyle ilgili;
I. Tek tek örneklerden yola çıkarak genellemelere varır.
II. Genel yargılara dayanarak özel durumlara ilişkin sonuçlara ulaşır.
III. Zihnin özelden genele doğru bir çıkarım yapmasıdır.
maddelerinden hangileri söylenemez?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III
10. Bir izci grubu bulundukları bölgede kamp kurmak için uygun yer aramaktadır. Arazide ilerlerken ellerindeki izohips haritalarından da yararlanmaktadırlar.
Buna göre, aynı bölgeyi gösteren aşağıdaki hari- talardan hangisinden yararlanırlarsa, araziyi daha ayrıntılı olarak görebilirler?
40 20
20 140 80
10 70 30
K
8040
A) B)
C) D)
E)
9. Aþaðýdaki haritada beş farklı doğrultu numarlarla gös- terilmiştir.
I
II
III
V
IV Ekvator
Haritada verilen doğrultulardan hangilerinde yol alındığında, doğrultu boyunca Güneş’in ufuk düz- lemindeki yüksekliği, cisimlerin gölge boyu uzun- lukları ve aydınlanma alanları değişim göstermez?
A) Yalnýz I B) I ve III C) II ve IV D) II ve V E) II, IV ve V
12. Ali Öğretmen; “Bilgi Felsefesi” konusunu pekiştirmek amacıyla öğrencilerini gruplara ayırmış ve her grubun, kendisine düşen filozof için bir kart hazırlamasını iste- miştir. Demet’in grubuna ise “Immanuel Kant” çıkmıştır.
Demet ve arkadaşları Kant’ın bilgi görüşünü tanıtmak için aşağıdaki kartı hazırlamışlar ve arkadaşlarından metni analiz etmelerini istemişlerdir.
Kant’a göre, “Bilgimiz deneyle başlar ama deney- den doğmaz.” Bilginin meydana gelebilmesi için deney kadar akla da ihtiyaç vardır. Yani Kant’ın deyimiyle “Görü olmadan kavramlar boş, kavram- lar olmadan görüler kördür.” Bilginin ham maddesi duyular aracılığıyla gelir. Bu ham madde zihnin ap- riori (doğuştan) kategorileri içine girer. Bu katego- rilerde form alarak akıl ilkeleri ile işlenir ve böylece bilgi meydana gelir. İşte biz nesneleri, olayları ve dünyayı her insanda var olan bu kategorilere göre biliriz.
Buna göre sınıftaki öğrencilerin bu metni analiz ederken aşağıdaki ifadelerden hangisini söylemeleri doğru olur?
A) Kant, insan aklının nesneleri olduğu gibi bildiğini düşünmektedir.
B) Kant, bilginin kaynağı olarak sezgiyi savunmaktadır.
C) Kant’a göre, bilgiye hem akıl hem de duyu verileri ile ulaşılabilir.
D) Kant’a göre insan, nesneleri salt duyularıyla bilebilir.
E) Kant, insan aklına bir sınır getirmemektedir.
13. Yaratıcı yaşam, sürekli bir akış ve değişmedir. Bu süreç sürekli kendini alt ederek devam etmektedir. Bilim, bu akışı dondurarak ve bölerek inceler. Böylece bize var- lığın her bir bölümünü ve durağan halini bildirmektedir.
Oysa ki asıl önemli olan, yaşamı; canlılığı ve bütünlüğü içinde sezgi yoluyla kavramaktır. Bu da ancak o akışa katılmakla ve o akışla aynılaşmakla mümkündür.
Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi ifade edilmektedir?
A) Platon’un rasyonalizmi B) Kant’ın kritisizmi
C) Husserl’in fenomenolojisi D) Locke’un empirizmi E) Bergson’un entüisyonizmi
14. Selma öğretmen, öğrencilerine Sofistlerin savunduğu görüşleri anlatırken konuyu pekiştirmek için aşağıdaki metindeki örnekleri verir.
Hepimiz uzaktan baktığımızda deniz ve gökyü- zünü birleşmiş bir şekilde görürüz fakat bunun böyle olmadığını biliriz. Aynı şekilde algılar in- sandan insana değişir. Yine farklı toplumlardaki insanlarla kurduğumuz ilişkiler, onların kültür, ahlak ve yaşam alışkanlıkları gibi alanlarda farklı düşüncelere sahip olduklarını gösterir.
Buna göre Selma öğretmen öğrencilerine, aşağıdaki hangi görüşü öğretmeyi amaçlamıştır?
A) Nesnel doğrulara ulaşmak mümkün değildir.
B) Bilgiye tecrübeler sonucunda ulaşılır.
C) Şüphe, bilgiye ulaşmadaki tek araçtır.
D) Fayda sağlayan bilgi doğrudur.
E) İnsan doğuştan bazı bilgilere sahiptir.
16.-20. soruları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini yasal olarak almak zorunda olanlar ve Imam Hatip Okulları öğrencileri/mezunları cevaplayacaktır.
15. Erhan Bey geleneklerine bağlı, kültürünü yaşatmayı seven bir kişidir. Büyüklerinden öğrendiklerini hayatında uygulamaya çalışır. Ne var ki bir bayram günü çocuk- larıyla bir aile büyüğünü ziyarete gittiklerinde, Erhan Bey’in oğlu, ihtiyar amcanın elini öpmek istemez. Erhan Bey, oğluna; “El öpmenin bir saygı ifadesi olduğuna ve bu geleneği sürdürmenin gerektiğine ben de inanmıyo- rum oğlum, seni destekliyorum.” derse, o zamana kadar savunduğu düşünceleriyle çelişmiş olur. Çünkü tutarlılık ve günlük yaşamda güvenilirlik sağlamanın gereklilikleri vardır.
Bu parçaya göre tutarlılığın tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gerçeklikle örtüşen yargıdır.
B) Dış dünyada kendi başına var olandır.
C) Bir yargının yeterli gerekçelerle haklı çıkartılmasıdır.
D) Düşünce ve davranışların birbiriyle örtüşmesidir.
E) Yargının nesneyi olduğu gibi yansıtmasıdır.
16. • “O gün dünya bir başka dünyaya; gökler de başka göklere döndürülecek ve bütün varlıklar, kabirlerin- den çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah’ın huzurunda toplanacaklardır.”
(İbrahim Suresi, 48. ayet) • “Bir şeyi dilediği zaman, O’nun buyruğu sadece, o
şeye ‘ol’ demektir, Onun dediği hemen olur.”
(Yasin Suresi, 82. ayet)
• “Göklerin ve yerin yaratanı… O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, sınırsız işitendir, sınırsız görendir.”
(Şûra Suresi, 11. ayet)
Yukarıda verilen ayetlerde Allah’ın aşağıdaki sıfat- larından hangisine yönelik bir ifadeye yer verilme- miştir?
A) İrade B) Hayat
C) Kudret D) Semi
E) Basar
17.“O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır; duyu- lar ve akılla idrak edilemeyeni de edileni de bilir. O rahmândır, rahîmdir. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir (melik), her türlü eksiklikten uzaktır (kuddûs), esenlik verendir (selâm), güven sağlayan ve kendisine güvenilendir (mümin), görüp gözeten ve yönetendir (müheymin), üstündür (azîz), iradesine sınır yoktur (cebbâr), büyüklükte eşi olmayandır (mütekebbir). Allah onların yakıştırdıkları ortaklardan tamamıyla münezzehtir. O, takdir ettiği gibi yaratan (hâlık), canlıları örneği olmadan var eden (bâri’), onlara biçim ve özellik veren (musavvir) Allah’tır.
En güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdekiler hep O’nu tesbih ederler. O üstündür (azîz), hikmet sahibidir (hakîm).”
(Haşr Suresi, 22-24. ayetler.) Yukarıdaki ayette geçen Allah’ın isimlerinden han-
gisi ‘Tekvin’ sıfatıyla aynı anlama sahiptir?
A) Azîz B) Cebbar C) Hâlık
D) Rahman E) Müheymin
21.-25. soruları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini yasal olarak almak zorunda olmayan veya farklı müfredat ile alanlar cevaplayacaktır.
21. “Altın sarıdır.” önermesinin bir doğruluk değeri varken, gerçekliğinin olduğu söylenemez. Çünkü “Altın sarıdır.”
önermesi “altın” diye adlandırdığımız elementin sarı olması halinde doğru, olmaması halinde ise yanlış de- ğerini almaktadır. Buna karşılık “altın”, kendi başına bir varlık olarak ne doğru ne de yanlıştır; o sadece gerçek bir varlıktır.
Bu parçaya göre;
I. Gerçeklik, somut olarak var olanların bütünüdür.
II. Bilginin nesnesiyle örtüşmesine doğruluk denir.
III. Gerçeklik, doğruluğa bağlı olarak ortaya çıkan bir varlıktır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III
19. İbn Tufeyl’in ‘Hayy bin Yakzan’ romanına göre; Hayy, hükümdarın kız kardeşinin yeni doğmuş çocuğuydu.
Adadaki depremden dolayı annesi tarafından bir san- dığa konulmuş, sandık başka bir adaya ulaşmıştı. Bu adada bir ceylan tarafından büyütülmüştü. Hayy, adada geçirdiği sürede canlı cansız varlıkları gözlemlemeye başlamıştı. Her şeyi yaratan bir varlığın olması ge- rektiğini, her şeyin doğum, yaşam ve ölüm çizgisinde dönüşümler geçirip geldiği hale döndüğünü fark etmişti.
Böylelikle Hayy evrendeki tasarıyı inceleyerek bir yara- tıcıya inanma eğilimi içerisine girmişti.
Yukarıda bahsedilen, “doğuştan getirilen inanma eği- limine” Islam dini hangi kavram ile açıklamaktadır?
A) Fıtrat B) İman C) İbadet
D) Rüya E) Salim duyu
18.Dediler cehennemde odun bulunmaz.
Yolcu yakacağını kendi götürür.
Anladım ki cennete giden de buradan, Gülünü zambağını kendi götürür.
Arif Nihat Asya, Kundaklar Yukarıdaki dörtlükte bahsedilen konu aşağıdaki
ayetlerden hangisiyle ilişkilendirilmez?
A) Zerre kadar iyi ameli olan da zerre kadar kötü ameli olan da karşılığını görecektir.
(Zilzal Suresi, 7-8. ayetler) B) Kim salih bir amel işlerse kendi iyiliğine kim de
kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur.
(Casiye Suresi, 15. ayet) C) Kim hidayet yolunu seçerse bunu ancak kendi iyiliği
için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa kendi zararına sapmış olur.
(İsra Suresi, 15.ayet) D) Doğrusu yolundan sapan kimseyi en iyi bilen rab-
bindir; hidayete erenleri de en iyi bilen O’dur.
(Kalem Suresi, 7.ayet)
E) Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü üstlen- mez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.
(İsra Suresi, 15.ayet)
20.Dua kelime olarak; çağırma, seslenme, yalvarma ve ibadet gibi anlamlara gelmektedir. İslam dininde insanın, Allah’ın yüceliği ve büyüklüğü karşısında kendi zayıflığı- nı fark edip O’na yalvarması, şükretmesi, O’nu övmesi ve Allah’la her an beraber olduğunun bir göstergesi olarak O’nunla iletişim kurmasıdır.
Aşağıdakilerden hangisi duanın yapılışı hakkında yanlış bir bilgidir?
A) Dua yalnızca Allah’a edilmelidir ve Allah dışında bir varlığı kutsal sayarak dua etmek doğru bir davranış değildir.
B) Dua konusunda sabırlı olmak önemli bir erdemdir.
C) Kişi çevrenin ve toplumun değil yalnızca kendi çıkarları ve menfaatleri için dua etmelidir.
D) Dua eden insan sabırlı olmalı ve duasının kabul edileceğine inanarak duasını gerçekleştirmelidir.
E) Dua yalnızca zor ve kötü durumlarda değil, hayatın her alanında başvurulması gereken bir yol olmalıdır.
SOSYAL BILIMLER TESTI BITTI.
TEMEL MATEMATIK TESTINE GEÇINIZ.
23. Pyrrhon’a göre, dış dünyaya ilişkin kesin hükümler ve- rilmemelidir. Çünkü varlıkların kendilerini hiçbir zaman bilemeyiz. Ancak nesnelerin görünüşlerini bilebiliriz.
Bilgi olarak nitelendirdiğimiz şeyler, duyumların bize sağladığı verilerdir. Duyumlar ise kişiden kişiye değiş- mektedir. Bu nedenle insan, nesnel gerçekliğin özünü kavrayamaz.
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan han- gisini destekler nitelikte değildir?
A) Gerçeğin doğru bilgisine tam anlamıyla ulaşılama- yacağını
B) İnsanın, nesneleri ancak göründükleri şekilleriyle bilebileceğini
C) Doğru bilgiye ancak sezgi yoluyla ulaşılabileceğini D) Duyumların öznel nitelikte olduğunu
E) Bilginin algılayan kişiye bağlı olduğunu
24. Hume’a göre, düşüncelerimizin kumaşı tamamıyla duyulardan alınmıştır. Fikirler, izlenimlerin kopyalarıdır.
Bütün bilgilerimiz, daima onlara ilişkin bir algıdan gelir.
Örneğin, doğuştan görme engelli olan bir kişide renk kavramı, sağır bir kişide de ses kavramı yoktur. Her fikir, kendinden önce gelmiş olan bir izlenimin veya bir duyumun yansımasıdır.
Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden han- gisidir?
A) Doğru bilgi, doğru düşünmeyle elde edilir.
B) Duyumlardan gelmeyen bir bilgi düşüncede var olmaz.
C) Duyulardan gelen bilgi, şüphenin ve aklın süzgecin- den geçirilerek yorumlanır.
D) Duyular bize olayların gerçek nedenlerini söylemez;
olayların özü ancak akılla kavranabilir.
E) İdeaların bilgisi dışında, hiçbir bilgi doğru değildir.
25. Pragmatistlere göre, bir bilgi insana mutluluk veriyor ve başarı sağlıyorsa doğrudur. Bir bilgi, yaşamı kolay- laştırma özelliği taşımıyor ve karşılaşılan problemleri çözmüyorsa doğru değildir.
Bu parçaya göre doğru bilginin ölçütü aşağıdaki- lerden hangisidir?
A) Çoğunluğun uzlaşması B) Nesnesine uygun olması C) Mevcut bilgilerle çelişmemesi D) Açık ve seçik olması
E) Pratikte işlevsel olması 22. Philosophia sözcüğünden gelen felsefe kelimesini ilk
kez İlk Çağ’ın ünlü Yunanlı matematikçi ve filozofu Pythagoras (Pisagor) kullanmıştır. Ona göre sophia yani bilgelik, yalnızca Tanrılara ait bir niteliktir. Filozof ise bilgeliği seven ona ulaşmaya çalışan kişidir.
Bu parçaya göre, Pisagor’un felsefeye yüklediği anlam aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilgiyi arama B) Bilgiyi paylaşma C) Sorunlara çözüm bulma D) Yaşamdan keyif alma E) Özgürce yaşama
TEMEL MATEMATİK TESTİ
1. Bu testte 40 soru vardır.
2. Cevaplarınızı, cevap kâğıdının “Temel Matematik Testi” için ayrılan kısmına işaretleyiniz.
1. Aşağıdaki kutuların içine 1’den 9’a kadar olan tam sayılardan 6 tanesi her kutuya farklı bir sayı gelecek şekilde yerleştirildiğinde tüm eşitlikler sağlanmaktadır.
+ = 12 x = 12
x = 12
Buna göre, kullanılmayan tam sayıların toplamı kaçtır?
A) 15 B) 16 C) 17 D) 18 E) 12
3. Bir öğretmen, öğrencisine “Tahtaya bir sayı yazacağım sayı eğer tek sayı olursa yazdığım sayıyı silip, yazdığım sayının 3 katının 1 fazlasını yazacaksın. Yazdığım sayı çift bir sayı olursa sayıyı silip yarısını yazacaksın. Kendi yazacağın sayılarada aynı işlemi uygulayacaksın, eğer tahtaya 1 sayısını yazarsan o sayıda duracaksın.” de- miştir.
16 8 4 2 1
Öğretmen tantaya 16 sayısını yazarak bir örnek vermiş sonra da öğrencisi için 17 sayısını yazarak kuralı uygu- lamasını istemiştir.
Buna göre, öğrencisi 1 sayısını bulana kadar kaç kez silme işlemi yapar?
A) 10 B) 12 C) 14 D) 15 E) 16
2.
Yukarıda belli bir kurala göre oluşturulmuş şekilde- ki beyaz dairelerin sayısı 45 olduğuna göre, siyah dairelerin sayısı kaçtır?
A) 45 B) 50 C) 55 D) 60 E) 65
4. Basketbolcu olmak isteyen Yusuf, beşer yıl arayla boyunu duvarın hizasında ölçüyor ve duvara şekildeki gibi işaretleyip santimetre cinsinden 3 basamaklı doğal sayılar olarak yazıyor.
AAC
30 cm
25 cm
43 cm 1BC
1CA
1AB
Yusuf’un boyunun ilk beş yıl 43 cm, ikinci beş yıl 25 cm ve üçüncü beş yıl 30 cm uzadığı biliniyor.
A, B ve C sıfırdan farklı rakamlar olduğuna göre, A + B + C toplamı kaçtır?
A) 16 B) 17 C) 18 D) 20 E) 24
6. Aybars Öğretmen öğrencilerine, faktöriyel kavramını anlattığı dersin sonunda ismini Origami olarak belirlediği ve sembolü “∧” olarak seçtiği x origamisini
x∧ = x . (x + 1) . (x + 2) . ...
x tane olarak tanımlıyor.
Örneğin; 3∧ = 3 . 4 . 5 = 60 tır.
Buna göre
! ! x
2 5
4
4 115
+ + =
/
/ /
ifadesinde x kaçtır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5
7. a ve b doğal sayıları için
a 25 7
b 20 n 9
olduğuna göre, a . b çarpımının 5 ile bölümünden kalan kaçtır?
A) 0 B) 1 C) 2 D) 3 E) 4
5. Yandaki kutulara 1 den 7 ye kadar olan rakamlar birer kez yazılıyor.
Sütundaki kutulara yazı- lan sayıların toplamı x, satırdaki kutulara yazılan sayıların toplamı y olmak üzere,
x + y = 31
olduğuna göre, taralı kutuya hangi rakam gelmiştir?
A) 2 B) 3 C) 4 D) 5 E) 6
x
y
8. Dört basamaklı ABCD sayısının rakamlarından oluştu- rulan BC ve CD iki basamaklı sayılarının toplamı AB iki basamaklı sayısına eşit oluyorsa ABCD sayısına “özgün sayı” denir.
Örneğin;
7431 sayısında 43 + 31 = 74 olduğu için 7431 sayısı özgün bir sayıdır.
Buna göre; rakamları farklı dört basamaklı en büyük özgün sayının rakamları toplamının 6 ile bölümün- den kalan sayı kaçtır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5
9. mnn üç basamaklı sayısı, 5 ile bölündüğünde kalan 2 olup, 3 ile tam bölünüyor.
m ≠ n olduğuna göre, m nin alabileceği değerler toplamı kaçtır?
A) 16 B) 18 C) 20 D) 24 E) 28
10. 2xx3y beş basamaklı sayısının 3 ile bölümünden kalan 2 dir.
Bu sayı 11 ile tam bölündüğüne göre, x in kaç farklı değeri vardır?
A) 5 B) 4 C) 3 D) 2 E) 1
11. A bir rakam olmak üzere,
AAA...A sayısının rakamları çarpımından elde n tane
edilen sayının tam sayı bölenleri sayısı 50 olduğuna göre, n en az kaçtır?
A) 2 B) 4 C) 8 D) 12 E) 24
12. x asal sayı, y ve z tam sayı olmak üzere x = 8y – 3 . 3z + 5
olduğuna göre, x + y + z değeri kaçtır?
A) –2 B) –1 C) 0 D) 1 E) 2
13. x ve y pozitif tam sayılardır.
x . y – 60 = 0
eşitliğini sağlayan kaç tane x değeri vardır?
A) 6 B) 8 C) 10 D) 12 E) 16
14. I. 35 – 1 II. 5 . 73 – 7 . 53 III. 75 – 45
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri asal sayı değildir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) II ve III E) I, II ve III
15. (111) . (17)2 . 23
sayısının asal sayı bölenleri toplamı kaçtır?
A) 130 B) 128 C) 59 D) 19 E) 0
16. xy iki basamaklı bir doğal sayı olmak üzere, xy = EBOB(x!, y!)
xy = EKOK(x!, y!)
Buna göre,
67
xy
= 30
eşitliğini sağlayan kaç farklı xy iki basamaklı doğal sayısı vardır?
A) 6 B) 8 C) 10 D) 12 E) 14
18. x, y, z birer pozitif tam sayı olmak üzere
x
y z
= x.(y + z)
işlemi tanımlanıyor.
6
2 m
=
2
m 20
Yukarıdaki eşitliğe göre, m değeri kaçtır?
A) 2 B) 3 C) 5 D) 7 E) 9
17. Aşağıdaki kutuların hiçbirinde top bulunmamaktadır.
Yukarıdaki kutulara aşağıdaki şartlara göre toplar ko- nulacaktır.
I. Her kutuya 2 tane top konulacaktır.
II. 5 in katı olan kutulara 2 şer top daha konulacaktır.
III. 4 ün katı olan kutulardan 1 er top alınacaktır.
Kutularda işlem sonunda toplam 90 top olduğuna göre, k kaçtır?
A) 38 B) 39 C) 40 D) 41 E) 42
...
1 2 3 k
21.
. . .
. . .
Yukarıdaki şekilde yeşil ve sarı eşkenar üçgenlerden oluşmuş bir örüntü verilmiştir.
Bu örüntüde toplam 400 tane özdeş eşkenar üçgen olduğuna göre, sarı renkli eşkenar üçgenlerin sayı- sı yeşil renkli eşkenar üçgenlerin sayısından kaç fazladır?
A) 18 B) 19 C) 20 D) 21 E) 22
20.
Yukarıdaki üçgenlere sayılar belirli bir kurala göre yer- leştirilmiştir.
B2 – A2 = 891
olduğuna göre, 3 . 6 . 9 ... A . B çarpımının sonucu kaçtır?
A) 350 B) 50! C) 349 . 50!
D) 350 . 50! E) 350 . 51!
3 9 15 A
6 12 18 B
19. Bir çantanın üzerinde silindir şeklinde dört eş çarktan oluşan bir kilit sistemi vardır. Çarkların her birinde 0 dan 9 a kadar rakamlar bulunmaktadır. Sistemin başlangıç- taki görüntüsü verilmiştir.
Başlangıçta 6035 sayısını gösteren bu kilitle 6 sayısının olduğu çark bir birim yukarı döndürüldüğünde 7035 sayısını göstermekte bir birim aşağı döndürüldüğünde ise 5035 sayısını göstermektedir.
Başlangıçta görünümü verilen bu sistemin 8888 sayısını göstermesi için en az kaç kez döndürülmesi gerekmektedir?
A) 10 B) 12 C) 16 D) 18 E) 20
22. Arkadaşlarıyla futbol maçına giden Kemal’in arkadaş- larının sayısı tek sayıdır.
Hepsinin aldığı biletlerin numaralarının toplamı tek sayı olduğuna göre,
I. Tek numaralı bilet alan kişi sayısı tek sayıdır.
II. Çift numaralı bilet alan kişi sayısı çift sayıdır.
III. Tek numaralı bilet alan kişi sayısı çift numaralı bilet alan kişi sayısından fazladır.
ifadelerinden hangisi ya da hangileri kesinlikle doğrudur?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I ve III
23.
Yukarıdaki her bir kare özdeş beşer kareden oluşmuş- tur.
Buna göre, her bir şeklin taralı bölgesinin alanının o şeklin tüm alanına oranı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
I II III A) 3
5 7
10 3
5 B) 1
2 4
5 3
5 C) 1
2 9
10 3
5 D) 3
5 1
2 1
2 E) 3
5 7
10 1
2
I II III
24.
.( – ) – ( – . ) . – . 4 5 2 2 2 2 2
2 4 3+ 3 4 5+ işleminin sonucu kaçtır?
A) 7
17 B) 7
16 C) 7
15 D) 1
2 E) 7 12
25. 3 n + 0,5
2 = 0,3
denklemini sağlayan n değeri kaçtır?
A) 0,6 B) 12 C) 24 D) 30 E) 60
26. 1 . . . ... . 2
1 1
3
1 1
4
1 1
9
+ + + + 1
f p f p f p f p
işleminin sonucu kaçtır?
A) 4 B) 5 C) 6 D) 7 E) 8
27.
, – ,
, ,
0 5 0 3 0 5 0 4+
işleminin sonucu kaçtır?
A) 7
2 B) 4 C) 9
2 D) 5 E) 11
2
28. Aşağıda düzgün çokgenler ve içlerinde yazan sayılar ile ilgili işlemler verilmiştir.
a = 4a – 2
a = 3a + 1
a = 5a – 3
Buna göre,
a – 1 + a – 3 = 60
eşitliğini sağlayan a değeri için 3a – 2 nin değeri kaçtır?
A) 100 B) 105 C) 108 D) 110 E) 112
29. Bir matbaa kitapların sayfa sayısını, o kitabın kaç adet basıldığını ve toplam maliyeti bir bilgisayar programı yardımıyla aşağıdaki gibi kayıt altına alınıyor.
Bu programda x bölmesi sayfa sayısını y bölmesi kitabın baskı adedini göstermektedir.
Basılan bir kitabın toplam maliyeti ise;
. ,
Z Y
X
0 008
= f 1 p lira şeklinde hesaplanmaktadır.
Bu matbaada basılan bir matematik kitabı için ek- randa
görüntülendiğine göre, kitabın sayfa sayısı kaçtır?
A) 60 B) 72 C) 84 D) 96 E) 100
X Y Z
A 750 12
30. Bir lokantada 3 kişilik, 4 kişilik ve 6 kişilik masalar vardır.
Her tür masadan en az bir tanesi dolu olup toplam 11 masa tam dolu, diğerleri boştur.
Buna göre, lokantadaki masalarda oturan kişi sayısı en az kaçtır?
A) 35 B) 37 C) 39 D) 41 E) 42
31.
B x D 50˚
A
C E
F
EA // FC
m(EéAB) = m(BéAD) m(FéCB) = m(BéCD) m(AéDC) = 50°
m(AéBC) = x
Yukarıdaki verilere göre, m(AéBC) = x kaç derecedir?
A) 35 B) 30 C) 25 D) 20 E) 15
32. I. Düzlemde |AB| = |AC| olan bir ABC üçgeni çiziniz.
II. m(DéBC) = m(AéCD) koşulunu sağlayan D∈(A¿BC) koşulunu sağlayan bir D noktası alınız.
Yukarıdaki çizimde BDC açısının ölçüsü 126˚ oldu- ğuna göre, m(BéAC) kaç derecedir?
A) 84 B) 78 C) 76 D) 72 E) 68
33.
B E A
D
K C α
F
A¿BC ≅ D¿EF
|AD| = |DC|
[AB] ⊥ [BC]
[DE] ⊥ [EF]
m(AéCB) = 22°
m(DéKE) = α
Yukarıdaki verilere göre, m(DéKE) = α kaç derecedir?
A) 62 B) 68 C) 72 D) 78 E) 82
34. Bilgi: Türk bayrağının genişliği boyunun 3 2 katıdır.
Yukarıdaki gemi resminde olduğu gibi bir gemide di- rekler zemine dik olacak şekilde yerleştiriliyor. Direkler bulundukları halatın tam orta noktasındadır.
Ortadaki direğin üstte boş kalan kısmına dikdört- gen şeklindeki Türk bayrağı asılacağına göre, bu bayrağın alanı kaç m2 dir?
A) 4 B) 6 C) 9 D) 10 E) 12
A B C
3 metre 2 metre
22°