• Sonuç bulunamadı

TOHUM dosyası 4 DE. Burdur un üstün yetenekleri matematik alanında 16 altın madalya kazandı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "TOHUM dosyası 4 DE. Burdur un üstün yetenekleri matematik alanında 16 altın madalya kazandı"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

www.burduryenigun.com www.facebook.com/burduryenigun @burduryenigungazetesi @burduryenigun Burdur Yeni Gün Gazetesi

TEKE YÖRESİ’NİN MERKEZİ BURDUR’DA

2’DE

2’DE 2’DE

www.burduryenigun.com 30 Mayıs 2022 Pazartesi Sayı: 20622 68. YIL

Fiyatı: 75 kuruş

YENİDEN CANLANIYOR YENİDEN CANLANIYOR

Vatandaş odaklı hizmetlerine devam ediyor

“Teke Yöresi’nin merkezi” olarak anılan Burdur’un, bu unvanına yakışır, Teke kimliğini yeniden canlandırmaya yönelik küçükbaş hayvancılık projeleri ilimizde yaygın- laşıyor.

Yıllar önce küçükbaş hay- vancılığın ana geçim kaynağı olduğu Burdur’da, son yıllarda ‘büyükbaş hayvancılık, süt inek- çiliği’ temel ekonomik faaliyete dönüşmüştü...

Burdur’da ve bölgede yeniden küçükbaş hayvancılığı özendiren somut projeler hayata geçiyor.

Bunlardan biri de; üretici- kamu desteği- akademi, üniversite deste-

ğiyle hayat bulan, “Küçükbaş Hay- vancılık Süt Toplama Ağı Projesi...”

Burdur’da 52 üreticiye ‘Küçük- baş Hayvancılık Süt Toplama Ağı Projesi’ kapsamında süt sağım makinası, süt güğümü, jeneratör ve küçükbaş kilitleme sistemi teslim edildi. Törende konuşan Vali Ali Arslantaş, proje

kapsamında üreticilerin üret- tikleri sütlerin 11-12 lira arasında fiyat- tan alınacağını söyledi.

Burdur’un “üstün yetenekleri”

matematik alanında 16 altın madalya kazandı

Burdur‘da Alpaslan Ali Can Bilim ve Sanat Merkezi’nde eğitim gören 16 öğrenci, uluslararası bilgi yarışmasında altın madalya kazanmanın gururunu yaşıyor.

Haftanın belli günleri okuldan sonra Milli Eğitim Bakanlığı- na bağlı bilim sanat merkezine gelerek yeteneklerine göre atölye odaklı eğitim gören öğrenciler, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılıyor.6’DA

Burdur İŞKUR,

Batı Akdeniz Ticaret Buluşması programının ardından değerlendirmede bulunan Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik: “Programla birlikte Burdur, Isparta ve Antalya ekonomisi için güçlü bir adım atıldı” dedi.

‘Süt toplama ağı projesi’nin hibe töreni

6’DA

Türkiye’de tarım sektörünün temel, yapısal sorun- larının başında “tohum meselesi” geliyor. Tohum’da küresel, dış piyasalara bağımlılık, özel sektör ağırlığı, son yıllarda ülkemizde tarımın içinde bulunduğu

kısırdöngüdeki nedenlerden biri olarak kabul ediliyor.

Hatta; pek çok uzmana göre; Türkiye’de üretim ekonomisine geçmek, tarım ekonomisini canlanlandır- manın başlangıcı tohum atağından, yerli, milli tohum- dan geçiyor. Tohum, bitkisel üretimde ana kaynak olmanın yanı sıra günümüzde bitki sağlığının ve daha da önemlisi gıda güvenliğinin temeli ve başlangıç noktası olarak görülmektedir.

‘TOHUM’ dosyası

5’TE 4’DE

İNTERNET YASASI MECLİS’TE

4’DE 4’DE

Dolarda yükseliş

sürer mi? “Besilik sığır desteklemeleri

10 yıldır yerinde sayıyor”

(2)

30 Mayıs 2022 Pazartesi

GÜNCEL

Yıl: 68

30 Mayıs 2022 Pazartesi - Sayı: 20622

Sahibi: Kürşat TUNCEL Kurucular:

Osman ŞAN - Muharrem TUNCEL

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü:

Şadiye ÜNAL

İDARE YERİ

Konak Mah. Uğuz Sok. No: 23/4 - BURDUR Tel & Fax: 233 38 93

e-posta: [email protected] Dizgi-Baskı: Yeni Gün Tesisleri Konak Mah. Uğuz Sok. No: 23/4 BURDUR Dağıtım: Burdur Turkuvaz Başbayii Fiyatı: 75 Kr.

Gazetemiz, Basın ve Ahlâk İlkelerine uymaya söz vermiştir.

Pazar hariç süreli yerel yayın Kuruluş Tarihi: 1.09.1954

Batı Akdeniz Ticaret Buluşması programının ardından değerlendirmede bulunan Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik: “Programla birlikte Burdur, Isparta ve Antalya ekonomisi için güçlü bir adım atıldı” dedi.

Batı Akdeniz Bölgesindeki ticareti geliştir- mek amacıyla ilk kez 26- 27 Mayıs 2022 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezinde düzenlenen “Batı Akdeniz Ticaret Buluşması”

programında iş birlikleri ve iletişimler hayata geçirildi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)’nun koordine ettiği, Burdur Ticaret ve Sanayi Odasının da paydaş olduğu programın davetlileri arasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin yanı sıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M.

Rifat Hisarcıklıoğlu da yer aldı. Programda

‘Tarım, Turizm Sektörlerinde Devlet Destekleri’,

‘Osmanlı’dan günümüze Ekonomi Tarihi’,

‘Networking’, ‘TÜBİTAK Teknoloji Transferleri’,

‘Bilişim ve Dijital Pazarlama B2B Etkinliği’,

‘SANTEK Yat İmalatı Sektör Buluşması’, ‘İhracat Destekleri’, ‘Akıllı KOBİ’, ‘İstihdam Destekleri’,

‘Girişimcilik, İnovasyon ve Teknoloji Trendleri’,

‘İhracat B2B Etkinliği’, ‘Turizm, Gıda ve Tedarik B2B Etkinliği’, ‘Araştırma ve İnovasyon Destekle- ri’ ve ‘Girişimcilik- İnovasyon’ konularında seminerler ve etkinlikler de düzenlendi.

Ticaret Buluşması Programında üç ilin

üniversiteleri, Ticaret ve Sanayi Odaları, Borsaları, Dernekleri ve bazı sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcileri arasında ikili görüşmeler de gerçekleştirildi. Program TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ‘Girişimci- lik ve İnovasyon’ konusunda verdiği seminerle sona erdi.

Programda BUTSO Başkan Yardımcısı Hasan Ali Daldal, BUTSO Meclis Başkanı Ömer Çeliker ve BUTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Yoran da hazır bulundu.

BÖLGESEL TİCARET VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM PEKİŞTİRİLDİ

Bölgesel ticaret ve dijital dönüşümün pekiştirildiği bir program gerçekleştiğini belirten BUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik;

“Programımızda; Antalya Valisi Sayın Ersin Yazıcı, Isparta Valisi Sayın Aydın Baruş, Burdur Valisi Sayın Ali Arslantaş, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımız Sayın Hasan Büyükdede, TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yanı sıra kaymakamlarımız, belediye başkanları- mız, akademisyenlerimiz, sivil toplum kuruluşla- rının başkan ve temsilcileri ile iş insanlarımız bizleri yalnız bırakmadılar.

Bilindiği üzere Covid- 19 Pandemisiyle birlikte küresel ticarette dalgalanmalar oldu.

İç piyasamızda ise kısmen belirsizlikler yaşadık.

Tüm dünya ekonomisini etkileyen bu dalgalan- malar karşısında ulusal ekonomimiz çok şükür

ayakta kalmasını bildi, yıkılmadı. Süreç aynı zamanda, KOBİ’lerimizden fabrikalarımıza tüm işletmelerimize dijital ticaretle gerekliliğini vurguladı. Yaşanan bu ekonomik dalgalanmala- rın ardından Devlet ve özel sektörün bir araya geldiği bu etkinliğimiz bölgemiz ticaretini geliştirmek ve dijital dönüşüme entegre olmak açısından büyük önem taşıdı. Batı Akdeniz bölgesindeki ticaret ve sanayi hayatının gelişerek büyümesi ülke ekonomimiz adına son derece önemli bir buluşma oldu. Bu yıl ilk kez düzenlendiği için bazı eksiklikler olabilir fakat ilerleyen yıllarda bunları tamamlayarak bölge- miz ticaret hayatında güçlü adımlar atmaya, iş birliklerini pekiştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

YENİLİKLERE ENTEGRE OLMALIYIZ

Başkan Yusuf Keyik yaptığı değerlendirme- nin devamında: “Daha önceki yıllarda da bu amaçtaki buluşmalarımızı elbette gerçekleştir- miştik. Fakat zamanın ve teknolojinin gerektirdi- ği yeniliklere entegre olarak iş birliği buluşmala- rımızı geliştirerek devam ettiriyoruz. Programı- mız dahilindeki seminerlerde de dijital pazarda ve e-ticarette daha fazla sektör ve girişimciyle yer almamız gerektiğinin vurgulandı.

Bunların yanı sıra Standımızı ziyaret eden Bakan Yardımcımız Sayın Büyükdede ve TOBB Başkanımız Sayın Hisarcıklıoğlu’na talep ve önerilerimizi iletme fırsatı da yakaladık.

Bölgemizdeki Ticaret ve Sanayi Odası ve Borsa Başkanlarımızla ikili diyaloglar ve karşılıklı görüş alışverişlerinde bulunduk” ifadelerini kullandı.

TEŞEKKÜR

Başarının ilk adımı atarak kazanılacağına dikkat çeken Başkan Keyik: “Ticaret hayatında girişimcilik ruhuyla ilk adımı atmak çok önemli- dir. Günümüz ticaret kurallarına göre girişimci, tedarikçi, pazar ve alışveriş konularında hemen her sektörde internetten ulaşabileceğimiz dijital pazarların oluşması gerekiyor. Bizler de bu gelişmelerden geri kalmamak için gelişen ve değişen ticaret kurallarına en kısa sürede uyum sağlayıp ivme kazanmak üzere gerekli çalışma- larda bulunuyoruz.

Programımızın gerçekleştirilmesinde ATSO Başkanımız Sayın Davut Çetin başta olmak üzere emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyo- rum. Bölgemizin ticaret hayatı ve ekonomisi adına önem arz ettiğine inandığımız Batı Akdeniz Ticaret Buluşma programında bizleri yalnız bırakmayan Antalya Valisi Sayın Yazıcı’ya, Isparta Valisi Sayın Baruş’, Burdur Valimiz Sayın Arslantaş’a, Bakan Yardımcımız Sayın Büyükde- de’ye, TOBB Başkanımız Sayın Hisarcıklıoğlu’na, kaymakamlarımıza, belediye başkanlarımıza, protokol mensuplarımıza, akademisyenlerimize, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcile- rine ve iş insanlarımıza şükranlarımı sunuyo- rum” dedi. HABER MERKEZİ

Burdur İŞKUR ilimiz Yeşilova ilçesi İğdir Köyü’nde yaşayan eski hükümlü vatandaşın hayatına dokundu.

İŞKUR’un ‘’Engelli ve Eski Hükümlü Hibe Desteği Projesi’’

kapsamında Burdur’un Yeşilova İlçesi’nin İğdir Köyü’nde ikamet eden 27 yaşındaki Uğur Yalçın,

İŞKUR’dan aldığı hibe desteği ile hayvancılığa başladı. Eski Hükümlü olmasından dolayı iş bulmakta zorlandığını belirten Uğur Yalçın İŞKUR’un hibe desteğini duyarak başvuruda bulundu.

Kendi İşini Kurma Projesi kapsamında, İŞKUR'a sunulan projesinin komisyon tarafından onaylanmasının ardından

İŞKUR İl Müdürlüğü’nde sözleşme imzalayan Uğur Yalçın, Kuruluş Desteği için verilen 53.620 TL ile aldığı 2 koç ve 23 koyun ile hayvancılı- ğa başladı.

Konu hakkında bilgi veren Burdur İŞKUR İl Müdürü Yunus Emre Akalın yaptığı açıklama- da; “Yıl içerisinde engelli ve eski hükümlülere yönelik hibe

desteklerinin devam ettiğini belirterek kendi işini kurmak isteyen Engelli ve Eski Hüküm- lü vatandaşları İŞKUR’a davet etti. Uğur Bey, koyunları 3 yıl boyunca satamayacak, kesimini yapamayacak.

Koyunlar, sigortalı olup, 3 yıl sonra hayvanlar tamamen Uğur Yalçın’ın olacaktır.

İŞKUR olarak kendi işini

Burdur İŞKUR, vatandaş odaklı hizmetlerine devam ediyor

HABER MERKEZİ kurmak isteyen Engelli ve Eski Hükümlü vatandaşlarımızın projelerini desteklemeye devam edeceğiz. Uğur Yalçın’a hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz, dedi.

Yaşadığı bu süreç ile ilgili konuşan Uğur Yalçın; “Öncelikle İŞKUR’a çok teşekkür ediyorum. Bu hibe desteği benim için çok iyi oldu. Artık ailemin geçimini İŞKUR sayesinde sağlayabilece- ğimden dolayı mutlu ve huzurluyum. Benim gibi eski hükümlü olan vatandaşlara İŞKUR’a giderek proje hakkında bilgi almalarını tavsiye ediyorum. Bana sağlanan imkan sayesinde hayata yeniden tutundum. Severek yapacağım hayvancılığa başlayaca- ğım için çok mutluyum.” dedi.

Burdur İli Kırmızı Et Üreticileri Birliği (KETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Turan Çayır, 2021 yılı besilik sığır destekleme- lerinin kimlik numaralarına ve vergi kimlik numaralarına göre 27 Mayıs - 3 Haziran Cuma günleri iki parça olarak ödenmeye başlanacağını ve Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun şekilde ke- simi yapılan erkek sığırlar için üreticile- re hayvan başı 250 lira ödeme yapılaca- ğını açıkladı.

Desteklemenin üreticinin çok zor günler geçirdiği dönemde azda olsa bir can suyu olacağını belirten Burdur İli Kırmızı Et Üreticileri Birliği (KETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Turan Çayır,

“Yetiştiriciler olarak gerçekten çok zor

günler geçiriyoruz. 7 gün 24 saat me- saisi, tatili olmayan bir iş yapıyoruz ve bir süredir zarar eder durumdayız. Girdi maliyetlerinin artışına yetişememekte- yiz. Böyle bir ortamda gelecek olan destekler yetersiz olmakla birlikte az da olsa bizlere bir can suyu olacaktır.” dedi.

“Besilik sığır desteklemeleri 10 yıldır yerinde sayıyor”

Çayır, “2012 yılında 200 kilogram üstü besilik erkek sığır desteklemesi sığır başına 300 lira olarak veriliyordu. Aynı sene 50 kilogram besi yemi 30 liraydı.

Yani yetiştirici destekleme ile 10 çuval yem alabiliyordu. 2021 yılına gelindiğin- de besilik erkek sığır desteklemesi 250 lira, 50 kilogram besi yemi 300 lira

olmuştur. Şu an yatan destekleme ile 1 çuval dahi yem alamıyoruz. Bunun yanında mazot, elektrik ve diğer girdilerdeki artış hepimizin malumu. Hal böyleyken Bakanlığımızdan 2022 yılı besilik sığır destekleme rakamını belirlerken artan maliyetlerimizi göz önüne alınarak karar vermesini ve ciddi oranda iyileştirmeye gitmesini istiyoruz.

Ayrıca yılın ortasına gelmiş olmamıza rağmen halen daha 2022 yılı destekleme rakamları açıklanmamıştır. İvedilikle iyileştirilmiş 2022 yılı destekleme rakamları açıklanmalıdır. Hem para kazanamayıp hem de belirsizlik ortamı yetiştiriciler olarak bizim karar almamızı, plan yapmamızı imkânsız hale getiriyor”

diye konuştu.

“Besilik sığır desteklemeleri 10 yıldır yerinde sayıyor”

HABER MERKEZİ

Gündemdeki haberleri farkıyla takip edin...

(3)

Türkiye’de tarım sektörünün temel, yapısal sorunları- nın başında “tohum meselesi” geliyor. Tohum’da küresel, dış piyasalara bağımlılık, son yıllarda ülkemizde tarımını içinde bulunduğu kısırdöngüdeki nedenlerden biri olarak kabul ediliyor.

Hatta; pek çok uzmana göre; Türkiye’de üretimi ekonomisine geçmek, tarım ekonomisinin canlanlandırma- nın başlangıcı tohum atağından, yerli, milli tohumdan geçiyor.

Düşük verimlilik, Türk tarımının çözüm bekleyen en önemli sorunlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Ülkemizde tarımsal istihdam oranı yaklaşık %25 iken tarım sektörünün gayri safi milli hasılaya katkısının %10'un altında olması, düşük verimlilik sorununun en önemli göstergesidir.

Bu sorunun temelinde de küçük ölçekli, parçalı, geleneksel üretim yöntemlerine bağlı bir tarım yapısının yanı sıra yetersiz girdi kullanımı yer almaktadır. Bitkisel üretimde verimliliği doğrudan etkileyen en önemli girdi, aynı zamanda tarımın temeli olan tohumdur.

Dünyada ve ülkemizde bugün itibariyle toplam tarımsal alanlar neredeyse sınır değerlere ulaştığından, bitkisel üretim arzının ar- tırılması için birim alandan alınacak verimin yükseltilmesi hayati öneme sahiptir. Bitkisel üretimi artırmanın başlıca yolu da kaliteli ve doğru girdi kullanımından geçmektedir. Tohum, verimi doğrudan etkileyen girdilerin başında gelmektedir.

Tohum olmadan tarım düşünülemez...

Türkiye'de tohumculuğun gelişimi; Ülkemizde tohum üretimi ile ilgili çalışmalara cumhuriyetin ilk yıllarında başlandı. Tohum

ıslahı üzerinde çalışmalar yapmak üzere 1926 yılında Adapaza- rı, Eskişehir ve İstanbul'da tohum ıslah istasyonları kuruldu.

Ardından Ankara ve Samsun tohum ıslah istasyonları faaliyete geçti. Bundan 9 yıl sonra buğday ve arpada ilk yerli çeşitler elde edilerek çiftçiye dağıtıldı. Türk tohum sektöründe son 25 yıl içinde önemli gelişmeler yaşandı. Bu dönemde tohum sektöründe özel sektörün payı giderek yükseldi. Özel sektör 2010 yılında toplam tohumluk üretiminin %63'ünü karşılarken, sadece 4 yıl içinde bu oran %79'a yükseldi. Hibrit ayçiçeği, hibrit mısır ve sebze tohumluğunun ise 2010 yılından bu yana neredey- se tamamı özel sektör tarafından karşılanıyor. Tohum, bitkisel üretimde ana kaynak olmanın yanı sıra günümüzde bitki sağlı- ğının ve daha da önemlisi gıda güvenliğinin temeli ve başlangıç noktası olarak görülmektedir.

Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz, tohumculukla ilgili en sık duyulan yanlışların başında, her geliştirilmiş çeşide hibrit denmesi ve bitki ıslah çalışmalarının GDO tekniğiyle karıştırılmasının geldiğini söyledi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Öğretim Üyesi Prof.

Dr. Alptekin Karagöz, tohum- culukla doğrudan ilgisi ve ye- terli bilgisi de olmayan birtakım kişilerin veya kuruluşların sek- törle ilgili araştırma verilerine dayanmayan ve bilimsel te- melden uzak açıklamalarının kamuoyunda bilgi kirliliğine ve kafa karışıklığına sebep oldu- ğunu söylerken en çok duyduğu yanlışlardan birinin her geliş- tirilen çeşidin “hibrit” şeklinde nitelendirilmesi olduğunu dile getirdi.

Karagöz, şunları söyledi:

"Dört tane kategori üze- rinde durulması lazım çünkü bunu kamuoyunda karıştırıyor- lar: Yerel çeşit, geliştirilmiş çeşit, hibrit çeşit ve genetiği değiştiril- miş organizma. Geçenlerde ödül almış bir videoya baktım, bu geliştirilmiş çeşitlerden hibrit diye bahsediliyor. Hibrit apayrı bir kategoridir. Yok mu bizim ülke- mizde hibrit çeşit? Tabii ki var.

Özellikle sebze alanında bizim Türkiye'de tükettiğimiz ürünlerin büyük çoğunluğu hibrittir."

Melez tohumlar olarak da bilinen hibrit çeşitleri ziraatçile- rin bir başarısı olarak nitelendi- ren ve bunların aslında doğada var olan, dünya kurulduğundan beri üretilen, insan eliyle tek- noloji kullanılarak arzu edilen amaçlara göre ıslah edilmiş to- humlar olduğunu ifade eden Karagöz: "Hibrit çeşitler zehirli değildir, zararlı değildir ve etrafa zararlı genler saçmazlar. Hibrit çeşitler burada bulunan genlerle yapılmıştır ve etrafa saçtığı genler de burada bulunan genlerdir."

diye konuştu.

"Bizim ülkemizde genetiği değiştirilmiş ürünlerin yetiştirilmesi yasayla yasaklanmıştır"

Bilgi kirliliğine neden olan durumlardan birinin de ıslah çalışmalarıyla genetiği değiştiril- miş organizmaların üretim süreçlerinin birbirine karıştırıl- ması olduğunu aktaran Kara- göz, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’na göre Türkiye'de genetiği değiştirilmiş bitki, hay- van üretiminin yasak olduğuna ve sadece araştırma amaçlı genetiği değiştirilmiş materyal yetiştirilebileceğine dikkati çekti.

Klasik yöntemlerle yapılan ıslah çalışmalarıyla genetiği de- ğiştirilmiş organizmaların üre- tim süreçlerinin farklı olduğunu

dile getiren Karagöz şöyle devam etti:

"Ülkemizde yapılan bitki ıslahı çalışmalarının GDO tek- niğiyle ilgisi yok. Yapılanlar do- ğadaki bitkiler arası oluşan toz- laşmaların, planlanan ebeveyn- lerle ve insan eliyle yapılmasın- dan ibarettir ve bu işler tarla koşullarında yapılır. Melezleme çalışmaları türlere göre değişen küçük farklarla elle yapılır.

Klasik ıslah çalışması en basit anlamıyla budur ama bu teknik yardımıyla ortaya çıkarılan çeşitlere bile ülkemizde ‘genetiği değiştirilmiş’ diyenler var.

Bu şekilde konu hakkında bilgi sahibi olmayan gruplar, geliştirilmiş çeşitleri, GDO ola- rak nitelemek suretiyle bilgi kir- liliğine neden olmakta. Bu du- rum ıslahçılara ve ıslah edilen çeşitlere yapılan bir haksızlıktır.

Geliştirilmiş çeşitleri tüketmekten korkmayın. Bunlarda kesinlikle zararlı madde yok ve yüksek ve- rimli çeşitler kesinlikle genetiği değiştirilmiş değildir."

"Genetiği değiştirilmiş buğday ticareti dünyada yok"

Türkiye'de hibrit buğday olmadığının altını çizen Prof.

Dr. Alptekin Karagöz, ge- netiği değiştiril-

miş buğday üretimiyle ilgili olarak ise; "Dünyada bir gram genetiği değiştirilmiş buğday ticareti yok. Yok, çünkü kârlı bir alan değil. Ben hem İsrail hem de İngiltere'de genetiği değiştirilmiş buğdayı gözümle gördüm. Araş- tırma aşamasındaydı. Yapıyorlar.

Neden? Çünkü araştırmacılar işin Ar-Ge'sini yapıyor, her şeyini hazırlıyor, bir kenarda tutuyor.

Günü geldiği zaman onu çıkart- acaklar ve nasıl ki Covid19 aşısı daha önceden bir altyapısı olduğu için kısa bir sürede lanse edildi ve Biontech aldı götürdü, bu da öyle."

ifadelerini kullandı.

"Yerel çeşitlerin tescil edilmesi önemli"

Birleşmiş Milletler'in (BM), 1992 Rio Zirvesi’nde imzaya açtığı ve Türkiye'nin onayladığı Biyolojik Çeşitlilik Sözleşme- si'nin önemine değinerek söz- leşmenin amaçlarından birinin yerel çeşitleri ve bu çeşitlerin kullanımından doğacak hakları korumak olduğunu bildiren Karagöz, "Geleceğimizi ancak bu şekilde garanti altına alabiliriz.

Bugün emekli ıslahçılar bile geçmişte geliştirdikleri çeşitler piyasada tutulduğu sürece çe- şitlerinden gelen ıslahçı hakkı nedeniyle maddi kazanç elde edebiliyor, hatta bu hak mirasçı- larına kalabiliyor. Yerel çeşitlerde böyle bir rejimin uluslararası

boyutta kazanılması için sizin o malın kendinize ait olduğunu is- patlamanız ve bunları tescil ettir- meniz gerekiyor.

Böylece önemli bir genetik kaynak durumunda olan yerel çeşitlerin bir envanterine de sahip olabilirsiniz. Bunların tescil edilmesi bu açıdan da son derece önemli." dedi.

"Uzun mesafeler arasındaki tohum takası sağlıklı değil"

Tohum takas şenlikleriyle ilgili de konuşan Karagöz, bu etkinliklerin planlı ve yerel öl- çekte yapılması gerektiği uya- rısında bulunarak kontrolsüz takasın neden olabileceği olum- suzluklar konusunda şunları aktardı:

"Eğer siz tohum takas şenliklerini belirli bir coğrafya için yapıyorsanız, diyelim ki Aydın ili için bir tohum takas şenliği yapıyorsunuz, Aydın'ın muhtelif yerlerinden insanlar geliyorlar, tohumlarını değiştirip gidiyorlar, onda bir sıkıntı yok.

Ama ben Çanakkale'nin domatesini alıp da Ankara'ya ge- tirirsem burada sıkıntı var. İki türlü sıkıntı var.

Birincisi Çanakkale'nin ye- rel çeşidi oraya göre kendini uy- durmuş, oranın toprağına ikli- mine göre, ama Ankara'ya geldiği zaman çok kireçli bir toprakla karşılaşacak, iklim ona keza çok farklı.

Bir tehlike de şu: Çanakka- le'de bulunup da Ankara'da bu- lunmayan birtakım böcekler ve hastalık unsurlarına karşı bitkiyi savunmasız hale getiriyorsunuz.

Tohumu da bozuyorsunuz çünkü dışarıdan bir gen getirip onunla buluşturuyorsunuz.

Özellikle bu genetik bulaş- manın önlenmesi açısından da bu uzun mesafeler arasındaki tohum takası hiç sağlıklı değil.

Yerel olarak dar bölgelerde bunu yapabilirsiniz."

"Tarımda kimyasal kullanımı konusunda biraz zayıfız"

Türkiye'de tarımda bi- linçsiz ilaç kullanımına ve bu kullanılan ilaçların insan sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Karagöz, çiftçilerin bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

"Salihli Ovası harika bir ova ve her türlü bitkinin yetiştiği

pek çok tarım alanında, ortadan geçen derelerin kenarında dünya kadar zirai ilaç kutularını görü- yorsunuz.

Bizim çiftçimiz bu konuda ne yazık ki çok geride. Yerin altı- na da sızıyor o sular, daha sonra içme suyu olarak şehir şebekeleri- ne veriliyor, zayıfız bu konuda ne yazık ki."

Son 5 yılda yüzde 26,2'lik artış TOHUM ÇEŞİTLERİ ve TOHUM SAYILARI

Türkiye Tohumcular Bir- liği'nin (TÜRKTOB) 2022 Tohumculuk Sektör Raporu'n- da yer alan bilgilere göre;

Türkiye'de tescil ettirilen ve üretim izni alınan çeşit sayısı Ocak 2022 itibarıyla tarla bitkilerinde 4 bin 984, seb- zelerde 6 bin 898, meyve ve asmada 1562 çeşit, 236 meyve anacı olmak üzere toplam 13 bin 680 tescilli çeşit sayısına, yine Ocak 2022 tarihi iti- barıyla tarla bitkilerinde 1237, sebzelerde 1629,

meyve ve asmada 37 olmak üzere toplam 2 bin 903 üre- tim izinli çeşit sayısına ulaştı.

Çeşit sayısındaki artışa paralel olarak tohumluk üretim miktarları da arttı.

Tarım ve Orman Bakan- lığının verilerine göre, Tür- kiye'de 2021 yıl sonu itibarıy- la 1 milyon 324 bin 222 ton sertifikalı tohumluk üretildi.

Bu rakam 2017'de 1 milyon 49 bin 366, 2018'de 1 milyon 59 bin 316, 2019'da 1 milyon 143 bin 466, 2020'de 1 milyon 242 bin 328 ton olarak kayıtlara geçmişti.

Buna göre son 5 yılda sertifikalık tohum üretiminde yüzde 26,2'lik bir artış gerçek- leşti.

Bunun dışında 2021'de 134.8 milyon adet meyve fidanı, 3.1 milyon adet asma fidanı, 140.7 milyon adet çilek fidesi, 5.5 milyar adet sebze fidesi ve 1.7 milyar adet süs bitkisi üretildi.

Üretim miktarlarındaki bu artış ile 2021 yılında 604,6 milyon dolarlık bir dış ticaret hacmi oluşurken, Türkiye’nin ihracatının ithalatı karşılama oranı, fidan ve süs bitkileri dâhil edildiğinde yüzde 130'a ulaştı.

TOHUM hakkında doğru bilinen yanlışlar

Tohum, tarımın temeli...

AA infografikler: AA

(4)

GÜNCEL

Kamuoyunda uzun bir süredir beklenen inter-

net yasası teklifi nihayet Meclis’e geldi. ‘İnternet, internet haberciliği, sosyal med- ya düzenlemelerini’ içeren kanun teklifi TBMM Başkanlığı'na sunuldu.

Bilindiği gibi; günümüz iletişim-dijital çağında, internet, sosyal ağlar en cazip, ilgi gören mecra- lar... Türkiye’de internetin bu kadar yaygınlaşmasına rağmen, bir yasası bulunmuyordu... İlk defa atılan bu somut adımla, dijital içerikler, internet ve sosyal medya, hukuki bir zemin kazanıyor.

Her ne kadar bu kanun teklifi “ifade özgürlüğü, basın hürriyeti, dezenformasyon yaptırımları” ile daha çok gündeme gelse de, internet yasası ile ilk kez Türkiye’de basın kanununa yazılı kağıt baskı gazetelerin yanına, “internet haber sitele- ri” ibaresi de ekleniyor. Böylelikle, internet gazeteciliği yasal olarak tanım- lanarak, hukuki güvence altına alınıyor...

**********************

Yasa teklifiyle, halkı endişe, korku veya paniğe sevk edecek, gerçeğe aykırı bilgi yayanlara,, hapis cezası verilecek. Teklifle internet haber siteleri süreli yayın kapsamına alınıyor.

AK Parti ve MHP'li milletvekillerin imzası ile TBMM Başkanlığı'na sunulan 40 maddelik yasa teklifi;

'Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair' değişiklik öngörüyor.

Dezenformasyonla mücadeleyi amaçlayan yasa teklifi ile; sahte isim ve hesaplarla yasa dışı içerik oluşturup paylaşma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak, nefret ve ayrımcılığa zemin oluşturmayı ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Teklifle; İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlar- la Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda da değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda; uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacıyla içeriğin çıkarılması, erişimin engellenmesi kararlarının uygulama mercii noktasındaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve Erişim Sağlayıcıları Birliği'nin görev ve yetki alanı be- lirleniyor. Çocukların, gençlerin ve ailenin internetin yasa dışı içerikleri hakkında bilinçlendirilmesi ve güvenli kullanımı konusunda bilgilendirilmesi için Birliğe ilave görevler veriliyor. Kişilik haklarının ko- runmasına yönelik olarak Birliğe yapılan müracaatlara ilişkin yapılacak itirazlarda takip edilecek yargısal denetim usulü hususunda düzenleme yapılıyor.

İnternet ortamında işlenen suça konu yayınların içerik veya yer sağlayıcısının belirlenmesinde ya- şanan sorunlar nedeniyle içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararı verilebilecek katalog suç- larda, yurt içi-yurt dışı ayrımı kaldırılıyor. Kanunla düzenlenen sosyal ağ sağlayıcıların yükümlülük ve sorumluluklarına yönelik; muhataplık ilişkisinin güçlendirilmesi, raporlama yükümlülüğünün kapsamı- nın genişletilmesi, çocuklara yönelik uygulamalar konusunda ayrıştırılmış hizmet sunumunun sağlan- ması, yargı mercilerinin bilgi taleplerine süresinde ve doğrudan cevap verilmesi, kullanıcı haklarının ko- runması, kamu güvenliğini ve kamu sağlığını etkileyen olağanüstü durumlarda kriz planı oluşturarak etkin önlemler alınması gibi hususlarda Avrupa Birliği'ndeki regülasyonlara ilişkin gelişmeler de göz önünde bulundurularak ilave düzenlemeler yapılıyor.

BİR YILDAN ÜÇ YILA KADAR HAPİS CEZASI

Teklifle; sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde alenen yaymak suç olarak düzenleniyor. Endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Suçun, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacak.

BTK'YA YETKİ VERİLİYOR

Ayrıca, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nda öngörülen değişikliklerle; şebekeler üstü (Over The Top (OTT) - İnternet Tabanlı) hizmetler teklifle tanımlanıyor. Türkiye'deki herhangi bir mevzu- ata tabi tutulmadan sunulan bu hizmetler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yet- kilendirilen ve benzer hizmeti sunan işletmeciler açısından haksız rekabet oluşturduğu için BTK'ya bu hizmetlere ilişkin gerekli düzenlemeleri yapma ve ilgili tedbirleri alma hususunda yetki veriliyor. Böyle- likle, BTK tarafından yetkilendirilen işletmecilerin, ilgili mevzuat çerçevesinde kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini teminen tüketici hakları, kişisel verilerin korunması, hizmet kalitesi, raporlama, mali yükümlülükler gibi bazı yükümlülüklere tabi tutulması amaçlanıyor.

'FAİLDE ÖZEL KAST, GERÇEĞE AYKIRI BİLGİDE ÖZEL NİTELİK VE EYLEMDE ELVERİŞLİLİK ARANACAK' Değişiklik teklifiyle, yalan haberin vardığı nokta ve etkileri dikkate alınarak dezenformasyonla mü- cadele kapsamında bir taraftan idari tedbirler güçlendirilirken diğer taraftan 5237 sayılı Kanunun 'Kamu Barışına Karşı Suçlar' bölümünde 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' başlığıyla müstakil bir suç ihdas ediliyor. Bu doğrultuda, sırf halk arasında endişe, panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilginin, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılması suç olarak düzenleniyor. Böylelikle failde özel kast, gerçeğe aykırı bilgide özel nitelik ve eylemde elverişlilik aranacak. Teklifle; internet haber sitelerinde cevap ve düzeltme hakları açık bir şekilde teminat altına alınıyor ve içeriğin yayından çıkarılması ile erişimin engellenmesi durumlarında da düzeltme ve cevap metninin bir hafta süre ile yayınlanmaya devam edileceği belirleniyor.

BASIN KARTLARINA DÜZENLEME

Teklifle; yargı kararları doğrultusunda basın kartının basın ve ifade özgürlüğüyle ilişkilendirilmesi sebebiyle basın kartının kimlere verileceği kanunla yeniden düzenleniyor. Bu çerçevede; yargı kararları doğrultusunda basın kartının, basın ve ifade özgürlüğüyle ilişkilendirilmesi sebebiyle basın kartı verile- cek kişilerde aranacak şartların kanunla düzenlenmesi öngörülüyor.

Yabancı medya mensuplarının basın kartını hangi şartlarda alacağı düzenlenerek, basın kartı alım işlemlerinde karşılıklılık esasının da gözetileceği hüküm altına alınıyor. Basın kartı başvurularını değer- lendirecek Komisyonun kimlerden teşekkül edeceği, üye sayısı, görev süresi ile Komisyonun başvuru sahibinin niteliklerini, mesleki çalışmalarını, eserlerini, ödüllerini değerlendirerek basın kartı taşıyıp taşımayacağını takdir edecek.

BASIN KARTI İLKELERİNE UYMAYANLARIN KARTI İPTAL EDİLECEK

Basın kartı sahibinin, sahip olması gereken nitelikleri kaybettiğinin anlaşılması halinde bu durum- da Komisyon değerlendirmesine gerek kalmadığından basın kartının Başkanlıkça iptal edilmesi öngörü- lüyor. Basın kartı sahibinin, basın ahlak esaslarına aykırı faaliyet ve davranışlarda bulunması halinde basın kartlarının Komisyon kararıyla iptal edilmesi düzenleniyor.

ADLİ SİCİL KAYDI ÖNEMLİ OLACAK

Basın kartı sahibinin, gerekli nitelikleri kaybettiğinin anlaşılması neticesinde basın kartının iptal edilmesi halinde iptal tarihinden itibaren bir yıl; basın ahlak esaslarına aykırı faaliyet ve davranışlarda bulunması neticesinde iptal edilmesi halinde ise beş yıl süre boyunca yeniden basın kartı düzenlene- meyeceği hüküm altına alınıyor. Adli sicil kaydında basın kartı verilmesine engel bir suçtan mahkumiye- ti bulunan kişilere bu mahkumiyetler adli sicil kaydından silinmedikçe veya yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmedikçe basın kartı düzenlenmeyecek. Basın kartlarının şekli, medya kuruluşla- rında aranacak şartlar, kontenjanlar, Komisyon üyelerinin belirlenmesi, çalışma ve karar alma usulleri, başvuru türleri ile başvuruda istenilecek belgeler Başkanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzen- lenecek. Basın kartı sahiplerinin kazanılmış haklarını korumak amacıyla düzenleme yapılıyor.

İNTERNET HABER SİTELERİ SÜRELİ YAYIN KAPSAMINA ALINIYOR

Değişiklik teklifiyle, internet haber siteleri süreli yayın kapsamına alınıyor. Böylelikle, internet ha- ber siteleri de, yaygın gazeteler ve Anadolu’daki yerel gazeteler gibi ilanlardan, resmi ilanlardan yarar- lanabilecek. İnternet haber siteleri ile ilgili düzenlemeler için Basın İlan Kurumuna (BİK) yetki veriliyor.

BİK, çıkaracağı yönetmelikle değişiklikleri somut hale getirerek, uygulanmasına öncülük yapacak.

İNTERNET YASASI

MECLİS’TE

Kur Korumalı Mevduat ürününün etkisiyle yılbaşından bu yana dar bir bantta hareket eden dolar yeniden yönünü yukarı çevirdi. Dolarda 5 Mayıs’tan bu yana yaşa- nan artış yüzde 10’u aştı.

Herkes yüksek enflasyon, düşük faiz ortamında kurlardaki yükselişin devam edip etmeyeceğini

merak ediyor. Gözler enflasyona endeksli ürüne çevrilirken kısa vadede tek umut kapısı, turizm gelirleri.

Uzun zamandır dar bir bantta hareket eden dolar, yeniden en çok konuşulan konular liste- sinde zirveye çıktı. Bir yandan rafl ardaki fiyat artışı sürerken diğer yandan vatandaşlar ya- şanan hayat pahalılığının nerede duracağını endişe içinde izliyor.

Filmi biraz geri saralım; öyle çok değil geçen eylül ayına kadar... Piyasalarda faiz indirimlerinin yılın son aylarında olacağına yönelik bir görüş birliği vardı. Bu, piyasaların istediği ya da um- duğu değil yapılan açıklamalardan ortaya çıkan bir beklentiydi. Eylül ayına gelindiğinde ‘sürpriz’

bir şekilde faiz indirim kararı geldi ve 4 ayda top- lam 500 baz puanlık indirimle politika faizi (1 haf- talık repo) yüzde 14’e çekildi.

Enflasyona yenilmek istemiyorlar

24 Eylül’deki faiz indiriminden önce 8.76 TL’den işlem gören dolar, 20 Aralık tarihine ge- lindiğinde 18.36 TL’ye kadar çıktı. Elinde Türk Lirası tutanların büyük bölümünün dövize yö- nelme çabasının önüne geçmek için Kur Koru- malı Mevduat (KKM) ürünü devreye alındı. Bu adımla dolar tarihi zirvesinden hızla geri çekildi ve mayıs ayı başına kadar 13.15- 14.90 TL ban- dında hareket etti. Ancak mayıs ayının ilk haf- tasından itibaren dolarda yön yine yukarı döndü ve geride bıraktığımız hafta tekrar 16.50 TL sı- nırına dayandı. KKM’deki getirilerin enflasyonun altında kalması aslında getirilerin kurdaki artış kadar olması bu ürüne olan ilgiyi bir miktar azalttı.

Tasarrufl arını enflasyona karşı korumak isteyen- lere yönelik geçen çıkarılması beklenen tahvil/- mevduat ürünündeki ‘rötar’ da yukarı yönlü baskı yarattı.

Tek umut, turizm geliri

Dışarıda artan emtia fiyatları, şahinleşen ABD Merkez Bankası (Fed), devam eden Rusya- Ukrayna savaşının yanında içeride negatif reel faiz ortamında enflasyonun düşeceğine olan inancın zayıfl ığı dövize talebi canlı tutuyor.

Peki; kurlarda tansiyon nasıl düşecek?

Enflasyonun düşeceğine inananların sayısını

‘çoğunluk’ yapacak somut adımları içeren bir beklenti yönetiminin yapılması gerektiği görüşü hakim. Bu içeride yapılması gerekenler listesinin ilk sırasındaki madde. Ayrıca müdahale etme gücümüzün olmadığı küresel emtia fiyatlarındaki artışın da durması gerekiyor. En önemli iki mad- de için kısa vadede bir çözüm üretilmesi zor.

Dolayısıyla kurlar üzerindeki baskının bir süre daha devam edeceği düşünülüyor. Öyle ki kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s mart ayında yüzde 35 olarak tahmin ettiği 2022 yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 52.1’e yükseltirken Merkez Bankası Beklenti Anketi’nden bu rakam yüzde 57.92’ye çıktı. Geldiğimiz noktada tek umut kaynağı, yaklaşan yaz aylarında artması beklenen turizm gelirleri...

Borsada yüselişin de- vamı için 2.460 puan aşılmalı Kurdaki artışla yönünü yeni- den yukarı çeviren BİST 100 Endek-

si’nde 2.408 desteğinin altına sarkılmasıyla oluşan risk 2.354 desteğinde tutunulmasıyla şim- dilik ortadan kalktı. Ancak endeks 22 Nisan 2022 tarihinde kısa vadeli aşağı yönlü bir trend başlattı. Gerçek bir rahatlamadan bahsedilebilme- si için öncelikle bu trend çizgisinin yukarı yönü geçilmesi şart. Bunun için ise 2.440- 2.460 puan bandının üzerine hacimli çıkılması ve bu aralık üzerinde hacimli kapanışlar görülmesi gerekiyor.

Bu gerçekleşirse ilk aşamada 2.480-2.500 puan seviyeleri hedefl enebilir. Aşağı yönlü hareketlerde ise 2.408 puanın altına gelinmesi durumunda dikkatli olmakta fayda var.

Döviz hesaplarında çözülme fren yaptı KKM ile birlikte bankalardaki Döviz Tev- diat Hesapları’nda (DTH) yaşanan çözülme son haftalarda hız kesti. KKM’nin açıklandığı 20 Aralık tarihinde 237 milyar dolar olan DTH büyüklüğü 29 Nisan’a gelindiğinde 213.7 milyar dolara in- mişti. Yani döviz hesaplarından yaklaşık 25 milyar dolara yakın bir çözülme yaşanmıştı.

Ancak mayıs ayı ile birlikte döviz hesaplarında 3 haf- tada 718 milyon dolarlık bir artış yaşandı. Son 5 haftada bireysel yerli yatırımcıların hesaplarında- ki en büyük artış 686 milyon dolar ile 20 Mayıs haftasında gerçekleşti. 13 Mayıs haftasında kur- larda yaşanan yukarı yönlü hareketi satış fırsatı olarak değerlendiren yerli yatırımcılar, geçen hafta yeniden alıma geçtikleri görülüyor.

Dolarda 15.07 TL seviyesi kritik; Dolar/TL pa- ritesinde 3 Ocak 2022 tarihinde 12.75 TL seviye- sinden başlayan yükseliş trendi üzerinde seyir sürüyor. O tarihten beri bu trendin destek nok- tası defalarca test edilmesine karşın şu ana kadar altına gelinmedi. Bu, paritenin bu trend çizgisi üzerinde kalma isteğini gösteren en temel etken.

Önümüzdeki hafta için ise bu trendin destek noktası 15.07 TL seviyesine denk geliyor. Bunun yanında daha önce direnç seviyesi olarak çalışan 15.73 TL seviyesinin de artık destek noktası ola- rak çalışması dikkat çekici. Yani paritede aşağı yönlü bir rahatlamadan bahsedilebilmesi için öncelikle bu seviyelerin altına gelinmesi şart.

Özellikle 15.07 TL seviyesinin altına gelinmesi paritede 13.27 TL seviyesine kadar bir geri çekil- me hareketini beraberinde getirebilir. Burası as- lında 06 Eylül 2021 tarihinde başlayan ana tren- din de destek noktası konumunda. Bunun yanın- da olumsuz senaryoda 15.73 TL seviyesinin üze- rinde kalınması ilk aşamada 17.07 TL seviyeleri- ne kadar bir yükseliş riskini beraberinde getirebilir.

Dolarda yükseliş sürer mi?

(DÜNYA GAZETESİ - UFUK KORCAN)

Suriye'ye yeni askeri harekatın ayak sesleri ne kadar yakından duyuluyor?

4 bölge üzerinde duruluyor...

Habertürk Güvenlik ve Dış Politika Yayın Koordinatörü Çetiner Çetin, askeri araç- lar için bir kavşak noktası olan Adana'dan son durumu aktardı.

Çetin, "Askeri araçlar önce Adana'ya geliyor, Adana'dan sınır bölgelerine gönderi- liyor. Görüştüğüm askeri kaynaklar, hazırlıkların yüzde 90 oranında tamamlandığını söylüyor. Sürece ilişkin karar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait" dedi.

Türkiye'nin hem Irak hem de Suriye'de aynı anda ilk defa operasyon gerçekleş- tireceğinin altını çizen Çetin, "Operasyon şimdilik Fırat'ın batısıyla sınırlı kalacak. Tel Rifat, Türkiye'nin başının ağrıdığı bir bölge. Burası İran ve Rusya'nın koruması altındaki bölgeydi. Afrin'deki sivil insanlara yönelik ciddi saldırılar gerçekleşiyordu. Artık bu ba- taklığın kurutulması gerekiyor" dedi. (Devamı sayfa 5’te)

(5)

Çetin bölgedeki son durum için şunları söyledi:

"Fırat'ın batısında İran'ın ciddi gücü var. Fırat'ın doğusu için durum daha farklı. Ayn İsa da bölgeler arasında. ÖSO içindeki Arap unsurlar Münbiç'in alınmasını istiyor.

İdlib HTŞ'nin kontrolü altında ama Türkiye çevresini çevirmiş durumda. Yaklaşık 1,3 milyon insan yaşıyor. Bu insanların Türkiye'ye gelmemesi için bariyerler oluşturuldu.

Su ve enerji kaynakları önemli.

Operasyonun şekli önümüzdeki saatlerde gerçekleşecek. Çok yakın olduğu söyleniyor."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN AÇIKLAMIŞTI

Türkiye'nin Suriye'deki terör unsurlarına yönelik daha önce düzenlediği Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekatlarına bir ye- nisinin eklenmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından "Güney sınırlarımız boyun- ca, 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları atmaya yakında başlıyoruz" diyerek harekat hakkında bilgi vermişti.

Erdoğan, "Ülkemize ve güvenli bölgelerimize sık sık yapılan saldırıla- rın, tacizlerin, tuzakların merkezi konumundaki alanlar, harekat önceli- ğimizdeki alanlar başında yer almak- tadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, istihbaratımız, emniyet güçlerimiz hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz, bu operasyonlar inşallah başlayacak- tır" ifadelerini kullanmıştı.

MGK TOPLANTISINDA KONUŞULDU

Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaş- kanlığı Külliyesi'nde yapılan MGK toplantısının ardından bildiri yayım- landı. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Bildirisi'nde, güney sınırlarının terör tehdidinden arındırılması için hali hazırda icra edilen ve edilecek harekatların, Türkiye'nin komşularının toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hiçbir surette hedef almadığı, milli güvenlik ihtiyaçları gereği olduğu belirtildi.

Bildiride şu ifadelere yer verildi:

"Güney sınırlarımızın terör tehdidinden arındırılması için hali hazırda icra edilen ve edilecek olan harekatların komşularımızın toprak bütünlüğü ve egemenliğini hiçbir surette hedef almadığı, milli güvenlik ihtiyaçlarımızın gerekli olduğu belirtil- miş, bu harekatların komşularımızın da huzur ve güvenliğine ciddi katkı sağlanacağının altı çizilmiştir."

Olası

yeni harekat

(Baştarafı sayfa 4’de)

Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in müjdesine mazhar olan İstanbul, 569 yıl önce 29 Mayıs'ta Fatih Sultan Mehmed'in kumanda- sındaki Osmanlı Devleti tarafından fethedildi.

İstanbul; Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç imparatorluğa başkentlik yaptı.

İstanbul, "İkinci Roma", "Yeni Roma", "Byzantion", "Konstantinopolis" ve "Konstantiniyye" olarak adlandırıldı.

Yenikapı kazılarıyla yerleşim tarihi 8 bin yıl öncesi, yani neolitik döneme kadar giden İstanbul, milattan sonra 4. yüzyılda Roma İmpa- ratoru Büyük Konstantin tarafından Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti olarak seçildi. Kentte 6 yıl boyunca surlar genişletildi, tapınak- lar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edildi.

Ortodoks Hristiyanların en önemli merkezi haline gelen İstanbul, Hazreti Muhammed'in "İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fet- hedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur." hadisinin ardından İslam dünyası için de fethedilmesi gereken önemli bir şehir olarak adını duyurdu.

İstanbul, İslamiyet'in Orta Doğu'ya hakim olmasıyla Hristiyan dünyasının doğudaki siyasi merkezi oldu. Aynı zamanda Doğu'nun zen- ginliklerine ulaşma, mukaddes şehir Kudüs'ü ele geçirme gibi ideallerin başlangıç noktası haline gelen İstanbul, 1204'te Haçlı Seferi için yola çıkan Latin istilasına da uğradı. Gördüğü ilgi nedeniyle İstanbul, Müslümanlar için Batı'nın, Hristiyanlar için ise Doğu'nun eşiği haline geldi.

Hazreti Muhammed'in övgüsüne mazhar olmak için Emeviler döneminde Konstantiniyye'ye 3 büyük sefer düzenlenirken bir diğer sefer ise, 781-782'de Abbasiler tarafından gerçekleştirildi.

Özellikle bazı sahabelerin de katılımıyla gerçekleşen Muaviye bin Ebu Süfyan komutasındaki ilk İstanbul kuşatması daha sonraki dönemlerde silinmeyecek izler bıraktı.

Hz. Peygamber'i Medine'ye hicreti sırasında evinde misafir eden Ebu Eyyüb el-Ensari'nin bu kuşatmaya katılarak surlar önünde vefatı 1453'teki fethe kadar uzanan yolda, İslam dünyası için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.

İSTANBUL’UN FETHİ

Müjdelenen fethin 569. yılı

Tarihteki İstanbul kuşatmaları

Dünyanın gördüğü en muaz- zam kuşatma ve savunmalara tanıklık eden İstanbul, 1453'ten önce farklı kavim ve medeniyetler tarafından onlarca kez kuşatıldı.

Milattan önce Makedonya Kralı Phillippe, Roma İmparatoru Septim Severus, milattan sonra İran Hü- kümdarı Keyhüsrev, Avar Türkleri, Emeviler, Abbasiler, I. ve II. Bulgar İmparatorluğu, Ruslar, Kiev Knezliği, Haçlılar, İznik İmparatorluğu, Vene- dikliler, Cenevizliler, Osmanlılar şehri kuşattı.

Bunların yanı sıra Atilla'nın, Vikinglerin ve Gotların da kenti ku- şattığı bazı kaynaklarda yer alıyor.

Son kuşatma ise 1453'te Osmanlıları imparatorluğa taşıyan Sultan 2. Meh- med tarafından gerçekleştirildi.

Fethe giden yol

Sultan 2. Mehmed tahta geçtiği zaman, İstanbul'un fethi için önce- likle deniz yardımının kesilmesi ge- rektiği düşüncesiyle Sultan Yıldırım Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına 1452'de Rumeli Hisarı'nı yaptırdı.

Bu hisar, Tuna Nehri ile Karade- niz'den gelecek yardımı önlemeyi amaçlıyordu. İstanbul'un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacıyla devrin önemli mühendislerine büyük toplar döktürüldü.

Sultan 2. Mehmed, Şubat 1453'te dökülen topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti.

Karaca Paşa komutasındaki 10 bin kişilik ordu, öncelikle İstanbul ya- kınındaki Vize, Silivri ve Ayastefanos kalelerini kuşattı.

Nisan ayına gelindiğinde 2. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gön- derdi ve 5 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu, 2. Mehmed'in komutasında İstanbul'a hareket etti. Fatih'in ya- nında hocaları Akşemseddin, Molla Gürani ve Akbıyık gibi isimler de yer alıyordu. 6 Nisan 1453'te 10 bin si- pahi Maltepe civarını tuttu. Sultan 2. Mehmed de Anadolu ve Haliç'i tutmuştu. Zağanos Paşa, Pera'yı fethederek, Galata üzerine yürüdü.

Aynı gün Sultan 2. Mehmed, Mah- mut Paşa'yı elçi olarak Bizans İm- paratoru'na gönderdi ancak barış teklifi kabul edilmedi.

Savaşın seyrini değiştirecek hamle:

Gemilerin Haliç'e indirilmesi

Sultan 2. Mehmed, 6 Nisan 1453'te İstanbul kuşatmasına baş- ladı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına alırken, ordu surlarda gedikler açtıkça Bi- zanslılar surları yenileyerek, Os- manlıların şehre girişine izin ver- medi. Osmanlı donanmasının Bi- zans'a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamama- sı, kuşatmaya karşı olan yöneticile- rin hoşnutsuzluklarını dışa vurmala- rına yol açtı. Haliç ile Karaköy ara- sına çekilen zincir nedeniyle Os- manlı donanmasının Haliç'e gire- memesi, savaşın yönünü Osmanlı aleyhine çeviriyordu. Bu gelişmeler üzerine Sultan 2. Mehmed, savaşın seyrini değiştirecek hamlesine baş- vurarak 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağ- layan gece 72 parça kadırganın ka- radan yürütülerek Haliç'e indirilmesi

emrini verdi. Bir gece içerisinde Haliç'e in- dirilen donanma, 22 Nisan'da Haliç'ten ateşe başladı. Bi- zanslılar gördükleri karşısında büyük şaşkınlık yaşarken donanmanın Ha- liç'e indirilmesine inana- mıyordu. Gemilerin Haliç'e indirilmesi ile savaşın seyri Osmanlı- lar lehine dönerken, Sultan 2. Mehmed, 29 Mayıs'ta büyük taarruz için emir verdi. 29 Mayıs'ta günün ilk ışıkları ile başlayan taarruzla, surlar aşıldı. 29 Mayıs 1453'te kapıları açılan İstanbul, Sultan 2.

Mehmed'in önderli- ğindeki Osmanlı bir- likleri tarafından fethedildi. Hazreti Peygamber'in öv- güsüne mazhar olarak "Fatih"

unvanını alan Sultan 2. Mehmed, büyük bir hoşgörü ile şehri yağma- latmazken, fethin nişanesi olarak da Ayasofya'yı camiye dönüştürdü.

*********

Hedeflerini ilmik ilmik ördü Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İlhami Danış, başarısız geçen ilk hükümdarlık döneminin Sultan II.

Mehmed'in hayatını şekillendirdiğini ve ikinci şehzadelik döneminde ise bu tecrübe üzerine hedeflerini planladığını söyledi. Sultan Meh- med'in ikinci şehzadelik döneminde birçok değerli isimden iyi bir eğitim aldığını ve Roma, Avrupa tarihi, kültürü ve sanatı hakkında bilgi edindiğini ifade eden Danış, şunları anlattı: "İkinci şehzadelik dönemi, yeniden tahta geçeceği süreye kadar Sultan Mehmed'in hedeflerini ilmik ilmik ördüğü dönem olmuştur. He- deflerini planlayıp kadrosunu oluş- turduğu bir süreçte İstanbul’un fetih planlarını da hazırladı. Çünkü; en büyük hedefi dünya tarihinde söz sahibi olan bir hükümdar olmaktı.

Roma'nın mirasına hükmetmek is- tiyordu. Bunun ilk adımı da Doğu Roma'ya yani İstanbul'a sahip ol- maktı. Bu niyetini de 1451'de ikinci defa tahta geçtiği zaman kendisine gelen Bizans elçilerine 'Gidiniz efen- dinize söyleyiniz, şimdiki Osmanlı padişahı eslafına asla benzemez, şimdi benim iktidarımın vasıl olduğu yerlere onların amali bile yetişme- miştir.' sözleriyle ifade etmiştir."

Osmanlı Devleti'nin Anado- lu'dan Rumeli'ye ve Avrupa'ya ge- çişlerinin büyük ölçüde Gelibolu üzerinden olduğunu ve bu sebeple

İstanbul'un hem lojistik hem de stratejik anlamda önemli bir hedef olduğunu belirten Danış, hem Avru- pa'ya yönelik fetihlerin devamı hem de Akdeniz ve Karadeniz arasındaki trafiği kontrol için fethin önemli olduğuna işaret etti. Savaş sırasında yapılan en önemli hamlelerden ilki- nin 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 geminin Tophane'den Kasımpaşa'ya indirilmesi olduğunu ifade eden Danış, bu olay neticesin- de Bizans surlarından Haliç'e bakan halk ve askerlerin büyük bir şok yaşadığını kaydetti.

Yeni bir imparatorluğun doğuşu İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr.

Feridun Emecen da; İstanbul'un stratejik konumu ve dini açıdan Hristiyanlar ve Müslümanlar için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Emecen, "Fatih Sultan Meh- med'in İstanbul'u almasıyla yeni bir imparatorluğun doğuşu gündeme geldi. Fatih, Osmanlı İmparatorlu- ğu'nun bir bakıma kurucusudur, bunu da İstanbul'u fethederek yaptı.

O yüzden bir dönüm noktası olan fetih, Türk tarihi bakımından büyük önem taşıyor." dedi.

Emecen, İstanbul'un fethinin Batı dünyasında korkuyla karşılık tehdit algılamasına ve yeni bir Haçlı ordusu çağrısına yol açtığını, İslam dünyasında ise Memlük idaresi hariç genel bir sevinçle karşılandığını belirtti.

Emecen, “Konstantinopolis'in ıstırabını ve gözyaşlarını konu alan mersiyeler, ağıtlar bütün Avrupa'ya yayıldı ve bunlar kamuoyu üzerinde derin etkiler bıraktı." dedi.

Emecen, Doğu'da, yani İslam dünyasında ise Batı'daki hayal kırık- lığıyla ölçüşebilecek nispette büyük gösteriler olmadığını aktardı.

Fatih'in gizli projesi

Emecen, gemilerin karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi hadisesinin bir efsane değil kaynak- larla sabit bir gerçek olduğunu ifade etti.

Şehri yeniden ihya çalışmaları Fatih Sultan Mehmed'in payitaht yapacağı şehrin durumuna özel önem verdiğini ifade eden Emecen, 1204'teki Latin istilası sı- rasında şehrin uğradığı yağma ve tahribatın son Osmanlı ile kıyaslana- mayacak ölçüde ağır olduğunu ve izlerinin fethe kadar silinemediğini vurguladı.

Fatih'in şehri ihya etmek için öncelikle iskana önem verdiğini belirten Emecen, şehri nüfusça desteklemek için bir kısmının fid- yelerini kendisi ödediğini, vergi muafiyetleri getirdiğini, ayrıca çeşitli kentlerden Rum, Yahudi ve Müslü- manları taşıyarak iskan ettiğini ak- tardı.

AA İstanbul fethini anlatan infografik: AA

(Habertürk)

(6)

30 Mayıs 2022 Pazartesi

1954 yılından bu yana;

Göller Bölgesi ve Teke Yöresi’nin merkezi Burdur’un

hizmetindeyiz... BURDUR’DA 6 8. YIL

e-posta : [email protected] internet adresi: www.burduryenigun.com

ARKA KAPAK Sayfa / 6

“Teke Yöresi’nin merkezi” olarak anılan Burdur’un, bu unvanına yakışır, Teke kimliğini yeniden canlandırmaya yönelik küçükbaş hayvancılık projeleri ilimizde yaygınlaşıyor.

Yıllar önce küçükbaş hayvancılığın ana geçim kaynağı olduğu Burdur’da, son yıllarda

‘büyükbaş hayvancılık, süt inekçiliği’ temel ekonomik faaliyete dönüşmüştü...

Burdur’da ve bölgede yeniden küçükbaş hayvancılığı özendiren somut projeler hayata geçiyor. Bunlardan biri de; üretici- kamu desteği- akademi, üniversite desteğiyle hayat bulan, “Küçükbaş Hayvancılık Süt Toplama Ağı Projesi...”

Burdur’da 52 üreticiye ‘Küçükbaş Hayvan- cılık Süt Toplama Ağı Projesi’ kapsamında süt sağım makinası, süt güğümü, jeneratör ve küçükbaş kilitleme sistemi teslim edildi.

Törende konuşan Vali Ali Arslantaş, proje kapsamında üreticilerin ürettikleri sütlerin 11-12 lira arasında fiyattan alınacağını söyledi.

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı desteği ile Burdur İl Özel İdaresi tarafından yürütülen Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) koordinatörlüğünde hazırlanan Burdur Küçükbaş Hayvancılık Süt Toplama Ağı SOGEP Projesi kapsamında İl Özel İdaresinde ‘Hibe Töreni”

düzenlendi.

Törene Burdur Valisi Ali Arslantaş, Milletve- killeri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık, Burdur İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Asım Ertilav, Adalet ve Kalkınma Partisi Burdur İl Başkanı Volkan Mengi, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Volkan Güler, Burdur Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Tuğrul, Burdur Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birlik Başkanı Mustafa Yıldız, protokol üyeleri ve yetiştiriciler katıldı.

Hibe Töreninde açılış konuşmasını Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Volkan

Güler yaptı. Daha sonra Burdur İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Asım Ertilav, Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur da birer konuşma yaparak makine ve ekipman hibelerinin hayırlı olmasını dilediler.

“Biz burada iki zinciri bir araya getirmiş oluyoruz”

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Volkan Güler, “Bugün burada toplandı- ğımız projede yapılmak istenen gaye şu;

nihayetinde bir üretimimiz var. Çiftçilerimiz, üreticilerimiz, çok kıymetli emeklerini bir şekilde sergileyerek süt üretiyorlar, piyasaya sunuyorlar.

Daha önce ajansımızın desteklemiş olduğu, Rektörümüzle birlikte gerçekleştirilen, MAKÜ’de de çok kıymetli bir altyapı oluşturuldu. Biz burada iki zinciri bir araya getirmiş oluyoruz.

Yani Burdur’da üretilen keçi sütü, bir soğuk zincir marifetiyle MAKÜ’deki tesisimize ulaştıra- rak daha katma değerli olarak piyasaya sunul- masını ve ardından da ekonomimize daha geniş bir şekilde katkıda bulunmasını arzu ediyoruz.

Projemiz kapsamında dağıtacağımız makinelerin yanı sıra projenin uygulanacağı ilçelerimiz Bucak, Ağlasun, Karamanlı, Yeşilova, Gölhisar ve Çavdır. Bu ilçelerde süt toplama tankları oluşturacağız. Burada kurulacak tanklar marife- tiyle yetiştiriciler birliği başkanlığımızla birlikte MAKÜ’ye nakliyesinin sağlanmasıyla katma değerli bir ürün haline getirmiş olacağız.” dedi.

“Geçen yıl başladığımız bu projemiz artık vücut bulmuştur”

Burdur İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Asım Ertilav, “Geçen yıl başladığımız bu projemiz artık vücut bulmuştur. Artık somut bir yapıya bürün- müştür. Sayın Valimizin bizlere her türlü destekleriyle oluşturduğumuz bu projenin başvuru sahibi İl Özel İdaremizdir. Gerekli olan malzemenin alımından nihai üretimin gerçekleş- mesine kadar olan tüm araç ekipmanının alımını

gerçekleştirerek çok kapsamlı bir yatırımımızı tamamlamış bulunmaktayız.” diye konuştu.

“Burdur kendi bölgesinde yetişen sütten elde edilen bir tulum peynirine kavuşacak”

Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz da bir konuşma yaparak, projeye gereken desteği ve önemi verme konusunda hassasiyet gösterdikleri- ni söyledi. Rektör Korkmaz konuşmasının devamında; “Hepimiz biliyoruz ki keçi sütü çok değerlidir. Bu süt genellikle hak edilen ekonomik değere dönüşmeden ya da çok yöresel düzeyde küçük pazarlara sunulan bir çerçevede değerlen- diriliyor. Bir kısmını da pazarlama imkanları olmadığı için belki hiç değerlendiremiyoruz.

Akademisyenlerimiz bir yıllık bir saha çalışması sonucunda Burdur’un değişik bölgelerinde geleneksel usulle üretilen peynir süreçlerine katıldılar. Bunun sonucunda Burdur'a özgü Burdur'un otlarından beslenen hayvanların sütlerinin aromasını tespit edip, onun bize özgü starter kültürü, lezzet ve tadı tanımladılar ve bunun formülünü de şu anda oluşturdular. Artık Burdur’un her bölgesinde üretilen sütten elde edilen ortalama tat ve kaliteyi yakalayan bir tulum peynirinin Ar-Ge'si tamamlandı. Çok deneysel ve laboratuvar ortamı olduğu için de çok sınırlı miktarda üretim yapabildik. Bu proje ile iki tür üretim gerçekleştirecek. Birincisi Anado- lu’nun çok geleneksel deri tulum peyniri şeklinde.

Bu konudaki deriye ilişkin Ar-Ge çalışmalarımız da tamamlandı. İkinci türde klasik ambalajlarla deride bir kiloluk, iki kiloluk, beş kiloluk ve on kiloluk gibi üretim süreçlerine ilişkin çalışmalar da devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Markalaşma oluşacak ve bölgesel olarak da belli bir yere geleceğiz”

AK Parti Burdur Milletvekili Yasin Uğur,

“Geçen Tarım fuarında da üniversitemizin stanttında keçi peyniri ile ilgili yapmış oldukları

ürünü tattık. Hakikaten başarılı bulduk. Burada üreticiler olarak keçi sütü üretimini artırıp hijyenik bir şekilde üniversitemize de ulaştırırsa- nız burada bir markalaşma oluşacak ve bölgesel olarak da belli bir yere geleceğiz.” dedi.

“Küçükbaş yetiştiricilerine bir güç olacağına inanıyorum”

AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik,

“Biz Burdur olarak tarım ve hayvancılıkta hedefle- rimizi çok iyi koymamız lazım. Koyduğumuz hedeflerde sayın Valimizin öncülüğünde üniversi- temiz ve müdürlüklerimizle yol kat etmemiz lazım. Laf kalabalığından artık kurtulmamız lazım.

Ben inşallah bu katkının Burdur’daki küçükbaş yetiştiricilerine bir güç olacağına inanıyorum.

Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.

“1 Haziran’da ilk sütümüzü MAKÜ’ye teslim ediyoruz”

Son konuşmayı Burdur Valisi Ali Arslantaş yaptı. Arslantaş konuşmasında; “Hep merak ediyorsunuz. Bu vereceğimiz sütlerin fiyatı ne olacak? Arkadaşlarımız bunun için çalışıyorlar.

Ulusal Süt Konseyi büyükbaş sütünü 7,5 lira olarak belirledi. Genel yaklaşımda koyun sütü büyük baş sütünün 2 katı, keçi sütü de koyun sütünün üçte ikisi. Arkadaşlarımız da 11-12 lira üzerinden bir çalışma yapıyorlar. Sizleri daha çok kazanacağınız bu katma değerli ürünün ederin- den daha fazla istifade edeceğiniz bir fiyat belirlenecek. Hiç kimsenin mağdur edilmeyeceği bir fiyat olacak, hatta mutlu olacağınız bir fiyatı olacağını düşünüyorum. Öyleyse 1 Haziran’da ilk sütümüzü teslim ediyoruz. Üretime hemen başlıyoruz. Raflardaki yerini almaya başlıyor Teke Yöresinin keçilerinin sütleri” dedi.

Konuşmalardan sonra Burdur İl Küçükbaş Hayvancılık Süt Toplama Ağı Projesi kapsamında belirlenen 52 yetiştiriciden 24 tanesine makine ve ekipman protokol üyeleri tarafından teslim edildi. M. Fatih BAŞCI

Burdur‘da Alpaslan Ali Can Bilim ve Sanat Merkezi’nde eğitim gören 16 öğrenci, uluslararası bilgi yarışmasında altın madalya kazanmanın gururunu yaşıyor.

Haftanın belli günleri okuldan sonra Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bilim sanat merkezine gelerek yeteneklerine göre atölye odaklı eğitim gören öğrenciler, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılıyor.

Bu kapsamda, Rusya merkezli 11 ülkenin katılımıyla çevrim içi düzenlenen ve final etabı geçen ay yapılan Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması’nda matema- tik alanında 16 altın madalya kazanan Burdurlu 5, 6 ve 7’nci sınıf öğrencileri aileleri ve öğretmenlerini gururlandırdı.

Finale kalan dünya genelindeki 10 bin 900 öğrenci arasından 90 puan ve üzeri alarak birinci olan öğrencileri, Burdur Valisi Ali Arslantaş da mesaj yayımlayarak kutladı. Arslantaş, mesajın- da “Eğitim şehri Burdur‘u en iyi şekilde temsil ederek birinci olan 16 öğrencimizi tebrik ediyorum ayrıca bu başarının ortakları olan ailelerimize ve öğretmen- lerimize de teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.

“Üstün yetenekli öğrencilere proje odaklı eğitim sunuluyor”

Alpaslan Ali Can Bilim ve Sanat Merkezi Müdürü Tuncay Sakar, AA muhabirine, üstün yetenekli öğrencilere proje odaklı eğitim sunduklarını söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı bilim sanat merkezi sınavında başarılı olanların kuruma kabul edildiğini dile getiren Sakar, üstün yetenekli öğrencile- rin haftada 2-3 gün yetenekleri ölçüsün- de 12 sınıfa kadar merkezde eğitim aldıklarını dile getirdi.

Robotik kodlama, akıl oyunları, matematik, müzik ve resim atölyelerinde eğitim verdiklerini belirten Sakar,

“Öğrencilerimizin yeteneklerini keşfedip onları uygun oldukları alanlarda uzman- laştırıyoruz. Gerek TÜBİTAK gerekse TEKNOFEST projeleriyle Türkiye’de ve uluslararası birçok yarışmada dereceler aldık.” ifadesini kullandı.

Altın madalyaların büyük kısmını Türkiye kazandı

İlköğretim matematik öğretmeni Ayşe Şimşek de yarışmaya Rusya, Almanya, Türkiye, Çekya, Ukrayna, Kazakistan, Bulgaristan, Beyaz Rusya,

Çin, Kırgızistan ve Tacikistan’dan 12 bin 760 öğrencinin matematik alanında katıldığını söyledi.

Dünya genelinde 1976 öğrencinin birinci olduğunu belirten Şimşek,

“Türkiye’den 1274 birinci var. Ülkemizin diğer ülkelerden daha çok birincilik madalyası kazanması matematik alanında ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğumuzu gösteriyor. Bunlar arasından 16’sının okulumuzdan çıkması bizim için çok büyük gurur vesilesi.” diye konuştu.

İlköğretim matematik öğretmeni Aybetül Türken de matematik alanında 16 altın madalya kazanmanın mutluluğu- nu yaşadıklarını kaydetti.

Yarışmaya bireysel katılan öğrencilerin açık uçlu ve test nitelikli soruları cevaplan- dırdıklarını bildiren Türken, “Üst düzey becerilerini ölçmek amacıyla karşılaştırma, eşleştirme soruları da soruluyor. Yarışmaya 5 yıldır katılıyoruz. 16 öğrencimizin birinci olmasını ilk defa yaşıyoruz.10 öğrencimiz ikincilik, 3 kişide üçüncülük kazandı. Çok iyi çalıştık, güzel hazırlandık. Çok mutluyuz.”

değerlendirmesinde bulundu.

“Sevinçliyiz, tebrikler yağıyor”

7. sınıf öğrencisi İrem Efek de

ilçeden haftada bir kez bilim sanat merkezine geldiğini ifade ederek,

“Matematiği çok seviyoruz. Hayatımızın her alanında matematiksiz bir dünya yok.

Dünya çapındaki bir yarışmada derece elde ettiğimiz için çok mutluyuz.” dedi.

İleride matematik profesörü olmak isteyen 6. sınıf öğrencisi Zeynep Begüm Yalçın da 4 yıldır merkeze geldiğini, ülkesinin ve okulunun adını duyurmak- tan mutlu olduğunu anlattı.

11 yaşındaki 5. sınıf öğrencisi Abdullah Yiğit Öztürk de matematiği çok sevdiğini dile getirerek, “Matematik alanında başarı yapmayı çok istemiştim ve oldu. Sevinçliyiz, tebrikler yağıyor.

Ben de tebrikleri duyunca çok mutlu oluyorum.” dedi.

Birçok yarışmada derece yapan 10 yaşındaki Hatice Saadet Ayyıldız da “Bu başarımlarımda başta bana destek olan öğretmenlerime ve aileme teşekkür ediyorum. Ayrıca başarılarımı disiplinli ve özverili çalışmaya borçluyum.”

ifadesini kullandı.

Asya Umay Kaynak da matematiği sevdiğini ileride mimar olmak istediğini söyledi.

YENİDEN

CANLANIYOR

‘Süt toplama ağı projesi’nin hibe töreni

Burdur’un

“üstün yetenekleri”

matematik alanında

16 altın madalya

kazandı

AA

Referanslar

Benzer Belgeler

Ulusal Veteriner Hekimliği Tarihi ve Mesleki Etik Sempozyumu, Osman Hamdi Tablolarında Hayvan Figürleri başlıklı çalışmayla, Konya, 24-26 Nisan 2008.. An

 Gençlerin ve yetişkinlerin cep telefonlarının ve diğer kişisel cihazların kullanımı, okul tarafından kararlaştırılacak ve okul Kabul Edilebilir Kullanım

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-. Öğretim ve Sınav

İç Kontrol Sistemi ve Bağımsız Denetim İçindeki Yeri, Muhasebe ve Denetime BakışDergisi, 4(14). Yönetim ve Ekonomi, Türkiye'de İç Kontrol Kavramı, Unsurları ve

a) Zorunlu dersler; Fakülte Kurulu tarafından belirlenen ve öğrencinin mutlaka almakla yükümlü olduğu derslerdir. b) Ortak zorunlu dersler; 2547 sayılı Kanunun 5 inci

MADDE 31- (1) Her öğrenci topluluğu, bir akademik yıl içinde gerçekleştirmek istediği etkinlik planını ve buna ilişkin bütçe talebini, topluluk yönetim kurulu ve

C.J.Andersen’in sekiz etüt kitabında yer alan toplam 188 etüt, kullanılan dil teknikleri yönünden incelenmiş, diğer teknik ve müzikal konular ele

(3) Lisansüstü dersler, ilgili EABD/EASD başkanlığının önerisi ve EYK onayı ile diğer yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan derslerden yüksek lisans