YEREL YÖNETİMLERDE YOLSUZLUKLAR VE
HALKIN YEREL YÖNETİMLERDEN MEMNUNİYETİ
ARAŞTIRMASI: İSTANBUL
3. ARAŞTIRMA BULGULARI
Çalışmanın bu bölümünde öncelikle araştırmanın demografik yapısı cinsiyet, yaş, eğitim, meslek, gelir ve bireylerin kendilerini tanımlamalarıyla ortaya konulacaktır. Özellikle alan soru- larının demografik yapı dağılımında açıklanmasında bu verilerden faydalanılacaktır.
Araştırmanın demografik yapısının belirtilmesinin ardından alan sorularının analizine geçilecektir. Bu kısımda alan soruları hem frekans hem de çapraz analizlerle irdelenecek, ayrıca literatürdeki benzer araştırmaların sonuçlarıyla karşılaştırmalara yer verilecektir.
3.1. ARAŞTIRMANIN DEMOGRAFİK YAPISI
Araştırmaya katılan deneklerin %52’sini erkekler, %48’ini ise kadınlar oluşturmaktadır. Bu oranlar, araştırma örneklemini oluşturan 18 ilçenin kent nüfusundaki cinsiyet dağılımına oldukça yakın oranlardır. Deneklerin yaş dağılımında ise en fazla payı 25-39 yaş grubu %38,2 oranla almakta iken, 18-39 yaş aralığı tüm deneklerin yaklaşık üçte ikisine yakın bir oranla tem- sil edilmektedir.
Tablo 4. Cinsiyet ve Yaş Dağılımı
Araştırmaya katılan bireylerin eğitim düzeyleri incelendiğinde, ortaokul/lise mezunu olan deneklerin toplam denekler içindeki payının %61,3 olduğu gözlenmektedir. Bunu üniversite mezunu olan denekler %27,4 oranla izlerken, ilkokul mezunu olan denekler ise %9,2 oranla temsil edilmektedir. Araştırmadaki denekler arasında okur-yazar olmayanların oranı %0,9, sadece okur-yazar olanların oranı ise %1,2’dir.
Grafik 1. Eğitim Düzeyi (% Değer)
Araştırmaya katılan bireylerin meslek dağılımında ev kadını %20,9 oran ile ilk sırada gelmektedir. Bu durum araştırmada cinsiyet dağılımında ortalama değerlere yakın kotaların uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Ev kadını olan deneklerden sonra sırasıyla işçiler, uz- manlık gerektiren meslekler ve satış/müşteri temsilcileri en fazla paya sahip meslek grupları iken, işsiz denekler %8,2 oranla temsil edilmektedir.
Grafik 2. Meslek Dağılımı (% Değer)
Araştırmamızda deneklerin gelir düzeyleri nominal değerler, aylık ya da yıllık gelirlerle ölçülmemiştir. Bu tür nominal değer içeren sorulara samimi cevapların alınamama ve kişinin gerçek gelirini belirtmeme ihtimalleri nedeniyle, 5 kademeli bir gelir ölçeği üzerinde “Hane-
halkı gelir düzeyiniz aşağıdaki seçeneklerden hangisine yakındır?” sorusu ile deneklerin gelir düzey- leri tespit edilmeye çalışılmıştır. Buna göre gelir ölçeğindeki en düşük birim olan geçimini sağlaya- bilecek kadar geliri olmayan bireyler %21,5, ancak geçimini sağlayabilecek kadar gelire sahip olanlar ise %55,2 oranıyla temsil edilmektedir. Bu iki gelir grubundaki bireyler, araştırmamızdaki toplam deneklerin dörtte üçünden fazla bir paya sahiptir. Buna karşın tasarruf yapabilen, lüks tüketim mal- larını ve istediği herşeyi alabilecek durumda olan deneklerin oranı toplam %23,2’dir.
Grafik 3. Gelir Düzeyi (% Değer)
Araştırmaya katılan bireylere 5 göstergede kendilerini nasıl tanımladıkları sorgulanmıştır.
Bu göstergeler deneklere 1-5 ölçeğinde iki uç olarak gösterilmiş ve kendilerine hangi uca yakın bulduklarını belirtmeleri istenmiştir. Buna göre liberal-devletçi tanımlamasında deneklerin or- talama olarak 3,08 değerle daha devletçi görüşte olduğu söylenebilir. Ancak 3 değeri orta değer olduğundan dolayı, burdaki devletçi görüşe olan yakınlık düşük bir yakınlıktır. Dindar ve din- dar olmayan tanımlamasında ise ortalama olarak 2,77 değerle denekler arasında kendini din- darlığa yakın bulanların dağılımının daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Toplumsal çıkarları bireysel çıkarlara göre daha fazla önemseyenlerin dağılımı 3,40 değerle ve toplumsal kuralları birey- sel kurallara göre daha fazla önemli bulanlar 2,91 değerle daha yüksek oranda temsil edilmektedir.
Öte yandan kendisini yenilikçi olarak görenlerin dağılımı da tutucu olarak görenlere göre 2,56 değerle daha yüksektir.
Şekil 1. Bireylerin Kendilerini Tanımladığı Göstergeler
Ancak bu dağılımdaki değerlendirmeler bir genel ifadenin doğmasına neden olmamakta, sadece araştırmanın yapıldığı bireylerin demografik yapısını yansıtmak üzere yapılmaktadır.
Dolayısıyla bu soruların amacı Türk halkının profilini yansıtmak gibi bir iddiadan öte, araştırma bünyesinde çapraz değerlendirmelerin yapılabilmesi için gerekli bilgilerin sağlanabilmesidir.
Sonuçların bu gözle değerlendirilmesi sağlıklı analizlerin yapılmasına olanak tanıyacaktır.
3.2. ALAN ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI VE ANALİZİ
Araştırmaya ait demografik çerçevenin çizilmesinin ardından, bu bölümde alan soruları belli başlıklar altında analiz edilecektir. Öncelikle Türkiye’nin sorunlarının ve Türkiye’deki kurumlara olan güvenin tartışıldığı soruların sonuçlarına yer verilecektir. Sonrasında bireylerin yerel yöne- timlerden duydukları memnuniyet düzeyleri çeşitli sorularla ölçülecek, ilçe bazında olmayan genel
Liberal Devletçi
Dindar Olmayan
Toplumsal Çıkarcı
Tutucu
Bireysel Kuralcı Toplumsal
Çıkarcı Yenilikçi Bireysel Çıkarcı Dindar
sonuçlara ulaşılmaya çalışılacaktır. Yerel yönetimlerin hizmetlerinden duyulan memnuniyet düzeyinin irdelenmesinin ardından, bireylerin yerel yönetimlerdeki yolsuzluk algıları tespit edile- cektir. Yolsuzluk algılarının tespitiyle birlikte takip eden kısımda, bireylerin yerel yönetimler özelinde yaşadıkları yolsuzluk deneyimleri ortaya çıkartılacak ve özellikle yerel yönetimlerde yol- suzluğun yaygınlaştığı alanlar derinlemesine analizlerle açıklanacaktır. Öte yandan çalışmada yerel yönetimlerde özelleştirme başlığı altında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin anonim şirketleri ele alınarak farklı bir yaklaşım getirilmeye çalışılacaktır.
Yukarıda bahsi geçen analizlerin yapılmasından sonra, araştırmanın yürütüldüğü 18 ilçe dağılımına göre sonuçlar ilçe bazında irdelenecektir. Bölümün son kısmı rüşvet, yolsuzluk ve olası durumlardaki bireysel davranışları incelemek için hipotetik senaryolara ayrılmıştır. Varsayıma dayanan bu hipotetik senaryolar ile, bireylerin yolsuzluğa bakış açısı ve davranış tipleri ortaya konu- labilecektir.
3.2.1. Türkiye’nin Sorunları ve Kurumlara Duyulan Güven
Türkiye’nin sorunları ve mevcut kurumlara olan güvenin ölçülmesi ile ilgili sorular, liter- atürdeki benzer araştırmalarda sorulduğu gibi deneklere seçenekler sunularak sorulmuştur.
Araştırmaya katılan deneklere Türkiye’nin şu an için çözülmesi gereken en önemli sorunun ne olduğuna ilişkin soruda aşağıdaki seçenekler sunulmuştur:
- İşsizlik / Yoksulluk
- Enflasyon / Hayat pahalılığı - Yolsuzluk
- Terör - Eğitim
- Sağlık / Sosyal güvenlik - Din ve vicdan özgürlüğü - Din istismarı
- Demokrasi / Düşünce özgürlüğü / İnsan hakları - Adalet Sistemi
- Diğer
Grafik 4. Türkiye’nin En Önemli Sorunları (% Değer)
Deneklerin yarısından fazlasının bu soruda işsizlik ve yoksulluk seçeneğini işaretlediği gö- zlenmektedir. Bu sonuç daha önce yapılmış benzer araştırma sonuçlarıyla karşılaştırıldığında, 2001’den bu yana işsizlik ve yoksulluğun düzenli olarak ilk sıralarda yer aldığı izlenmektedir. TE- SEV’in yürüttüğü 2001 yılındaki hanehalkı ve 2003 yılındaki iş dünyası araştırmalarında enflasyon ve hayat pahalılığı Türkiye’nin çözülmesi gereken en önemli sorun olarak tespit edilmişken, işsiz- lik ve yoksulluk çözülmesi gereken ikinci önemli sorundur. Ancak 2004 TESEV yerel yönetimler araştırması ile 2007 yılındaki İ.Ü. İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı’nın yürüttüğü araştırmada ise işsizlik ve yoksulluk çözülmesi gereken en önemli sorun olarak ortaya konulmuş- tur. İşsizlik ve yoksulluğun çözülmesi gereken en önemli sorunlar arasındaki aldığı pay, 2001’de
%26, 2003’de %17, 2004’te %37 ve 2007’de %48,6 iken araştırmamızda %57,3 oranında kendini göstermiştir. Dolayısıyla 2000’li yılların başında enflasyon ve hayat pahalılığı en önemli sorun olarak görülürken, geçen süreçte algılamaya göre bu sorunun önemi azalmış ancak daha önemli bir sorun olan işsizlik ve yoksulluk giderek önemi artan bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır.
Öte yandan yolsuzlukların çözülmesi gereken en önemli sorun olarak görülmesi gün geçtikçe önemini yitirmiştir. Bu durum tarafımızca yolsuzlukların artık toplum nezdinde kanıksandığı, çözülmesine yönelik gerçekçi adımların atılamadığı, her dönem çeşitli türleriyle kendini hisset-
tirdiği ve bu alandaki algının değişim sürecinin bu yönde geliştiği üzerine açıklanmaktadır. Öyleki 2001 yılında çözülmesi gereken sorunlar arasındaki payı %14 olan yolsuzluklar, 2003 yılındaki payı %22’ye yükselmiş, ancak 2004’te %10, 2007’de %8,9 ve araştırmamızda %3,9 oranına kadar gerilemiştir. Yolsuzlukların çözülmesi gereken sorunlar arasındaki payının giderek azalması, yol- suzlukla mücadelede başarılı olunamamasından dolayı algıda gerçekleşen bir kanıksama olarak açıklanmakla birlikte, son dönemde yaşanan ekonomik durgunluk ve küresel şartların bir sonucu olarak işsizlik ve yoksulluk sorunlarının etkisinin daha fazla hissedilmesiyle de açıklanabilir.
Bu soruya verilen yanıtlar arasında ikinci sırada terörün gelmesi tarafımızca, son dönemde yaşanan gerek bölgedeki çatışma ve operasyonların, gerekse bölge dışındaki kentlerde de terör olay- larının yoğunluk kazanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Öte yandan bu soruya verilen yanıtlar cinsiyet farklılığı açısından değerlendirildiğinde; bir- birine yakın oranlar olsa da kadınların erkeklere göre, işsizlik/yoksulluk ve enflasyon/hayat pa- halılığı seçeneklerini daha fazla tercih ettiği görülmektedir. Eğitim seviyesi arttıkça yolsuzluk ve eğitimi Türkiye’nin en önemli sorunu olarak görenlerin oranı artmaktadır. Benzer araştırmalarda gelir seviyesi yükseldikçe işsizlik/yoksulluk ve enflasyon/hayat pahalılığı gibi ekonomik kökenli sorunlar azalsa da, araştırmamızda gelir seviyesi yüksek gruplar için de bu sorunlar çok yüksek oranlarla ilk sıralarda tercih edilmiştir. Soruya verilen yanıtlar yaş aralıkları açısından ince- lendiğinde, ekonomik kökenli sorunları en fazla 25-39 yaş aralığındaki deneklerin seçtiği gözlen- mektedir.
Araştırmaya katılanlara aşağıdaki kurumlara olan güven düzeylerini 0-10 puan aralığında be- lirtmeleri istenmiştir. Benzer araştırmaların hepsinde bulunan kurumlara güven sorusundaki ku- rumlar, araştırmamızda şu şekilde sıralanmıştır:
- TBMM - Siyasi Partiler - Belediyeler - Adalet / Yargı
- Eğitim (İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları) - Silahlı Kuvvetler
- Emniyet / Polis - Medya
- Sivil Toplum Kuruluşları - Üniversiteler
Grafik 5. Kurumlara Duyulan Güven (Ortalama Değer) (0:Hiç güvenmiyor – 10:Çok güveniyor)
Kurumlara olan güven sorusuna verilen yanıtlar sıralandığında, silahlı kuvvetlerin ilk, me- dyanın ise son sırada yer aldığı görülmektedir. Benzer araştırmalarda kurumlara güven sorularında ilk sırada yer alan silahlı kuvvetler, araştırmamızda da 10 üzerinde 7,5 ortalama puan ile ilk sıradadır. Silahlı kuvvetleri en fazla güvenilir kurum olarak görenlerin (6-10 arası puan veren- ler) oranı ise %82,3 iken, sıralamada son sırada yer alan medyaya güvenmeyenlerin (0-4 arası puan verenler) oranı ise %80,4’tür.
Elde edilen sonuçlar araştırmamız açısından değerlendiril¬diğinde, siyasi partilere ve belediyelere duyulan güvenin de oldukça düşük olduğu görülmektedir. Böylece halkın gerek merkezi gerekse yerel yönetimlere olan güven düzeyinin ne derece düşük seviyede seyrettiği an- laşılmaktadır. Yolsuzlukların engellenmesi için karar alıcı ve etkileyici konumda yer alan merkezi ve yerel yönetimler ile medyanın en az güvenilen kurumlar arasında yer alması, halkın yolsu- zluklarla yapılan mücadeleye inanmadığının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu sonuç, Türkiye’nin çözülmesi gereken sorunları arasında yolsuzlukların giderek arka sıralarda yer al-
masının yorumlanmasında yardımcı olabilecek niteliktedir. Siyasi partilere olan güven 0-10 ar- alığında 2001 yılında 2,1, 2003 yılında 1,3, 2004 yılında 3,8, 2007 yılında 3,2 ve araştırmamızda 3,6 olarak; dolayısıyla 2000 sonrası yapılan araştırmaların tümünde 4 puanın altında değer almıştır.
Medya ise 2001 yılında 4, 2003 yılında 2,8, 2004 yılında 4,8, 2007 yılında 3,1 ve araştır- mamızda 2,4 puan alarak özellikle son yıllarda güven eksikliği duyulan bir alandır.
3.2.2. Yerel Yönetimlerden Duyulan Memnuniyet
Araştırmamızın ana sorunsallarından biri olan yerel yönetimlerden duyulan memnuniyet düzeyinin ölçülmesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden duyulan mem- nuniyeti, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden duyulan memnuniyet düzeyini (genel mem- nuniyet, sorunları çözmedeki gayret, güleryüzlü hizmet, eşit davranış, hizmette dikkatlilik ve meydana gelen yanlışlıkların düzeltilmesi), yerel yöneticilerin tanınma oranını ve yerel yöneti- cilerin ortalama performans (algılanan başarı) değerini içeren sorular kullanılmış ve yanıtları aşağıdaki grafiklerle ortaya konulmuştur.
Deneklerden son beş yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden duydukları memnuniyeti aşağıda sıralanan hizmetler bazında 0-10 arası puan vererek değerlendirilmeleri is- tenmiştir. Bu hizmetler :
- Otopark
- Park ve oyun alanları - Pazar yerleri
- Belediyeye ait sağlık tesisleri - Trafik düzenlemesi
- Kanalizasyon şebekesi - Su şebekesi
- Sokakların aydınlatılması - Elektrik şebekesi
- Kaldırımlar - Çöp toplama - Sokakların temizliği - Zabıta denetimi - İnşaatların denetimi - Asfaltlama
- İtfaiye
- Belediyeye ait sosyal tesisler - Meslek edindirme kursları -Sosyal ve kültürel aktivitelerdir.
Grafik 6. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Hizmetlerinden Duyulan Memnuniyet
(0:Hiç memnun değil – 10:Çok memnun)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnuniyet düzeyi en yüksek olan hizmetler itfaiye (7,7), meslek edindirme kurslar (7,2) ve belediyeye ait sosyal tesisler (7,0) şek- linde sıralanmıştır. Memnuniyet düzeyi düşük olan hizmetler ise otopark (3,8), inşaatların dene- timi (3,9) ve trafik düzenlemelerine (4,1) ilişkin hizmetlerdir. Görüldüğü üzere Büyükşehir Belediyesi’nin yüksek memnuniyet duyulan hizmetleri, genellikle sosyal ve kültürel amaçlı hizmetlerde yoğunlaşmaktadır. Buna karşın trafik, yol ve kaldırımlar, pazar yerleri ve kent tem- izliğine ilişkin hizmetlerinden duyulan memnuniyet istenilen düzeyde değildir. 19 adet hizmet sınıflandırılmasında yapılan bu değerlendirmelerin ortalaması alındığında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden duyulan memnuniyetin 0-10 aralığında 5,5 puana denk geldiği gözlenmektedir.
Literatür incelendiğinde görülmektedirki; kamu hizmetlerinden memnuniyet ölçülürken genellikle 6 ilke gözönünde bulundurulmaktadır. Bu ilkeler, genel memnuniyet, sorunları çözmedeki gayret, güleryüzlü hizmet, eşit davranış, hizmette dikkatlilik ve meydana gelen yan- lışlıkların düzeltilmesi olarak sıralanmaktadır.
Grafik 7. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Duyulan Memnuniyet Düzeyi (0: En olumsuz – 10: En olumlu)
Deneklere bu ilkeler çerçevesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni 0-10 puan arası vererek değerlendirmeleri istenmiştir. Genel memnuniyet olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi 4,6 puan alırken, en düşük puan ise eşit davranış ilkesinde belirmiştir. Eşit davranış ilkesinde; gerek vatandaşlara götürülen hizmetlerdeki mahallelere, semtlere, ilçelere ya da belli bölgelere göre eşit davranış sergilenmesi kapsanırken, gerekse vatandaşlara götürülen hizmetlerde ihale yoluyla aracı olan şirketlerin seçimindeki eşitlik de içerilmektedir.
TESEV’in Türkiye çapında yürüttüğü 1999 ve 2004 yıllarında benzer konulu araştır- malarda yerel yönetimlerden duyulan memnuniyet 1999 yılında 5,1 iken, 2004 yılında bu düzey 5,3’e yükselmiştir. Ancak araştırmamızda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden duyulan genel memnuniyet düzeyi hem 1999 hem de 2004 Türkiye ortalama değerlerinin altında 4,6 olarak ortaya çıkmıştır.
Bireylere İstanbul Büyükşehir Belediyesi için “sorunlarınızı çözmekte ne derece gayret gös- teriyorlar” sorusu yöneltildiğinde ortalama olarak 4,1 puanı elde edilmektedir. 2004 yılındaki TESEV’in Türkiye çapında yürüttüğü araştırmada yerel yönetimlerdeki sorunları çözmekteki
gayret düzeyi ortalama olarak 5,0 düzeyindedir. Dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu alandaki memnuniyet düzeyi 2004 Türkiye ortalamasının altındadır.
Deneklere İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinde vatandaşlara karşı ne derece güler yüzlü olduğu sorgulandığında ortalama memnuniyet düzeyi 4,2, hizmetlerini götürürken dikkatlilik derecesi 4,3 ve meydana gelen yanlışlıkların düzeltilmesinde duyulan memnuniyet düzeyi 4,5 olarak saptanmıştır.
Grafik 8. Yerel Yöneticilerin Tanınma Oranı
Araştırmaya katılan bireylerin yerel yönetimdeki mevcut yöneticiler arasında en fazla muhtarları tanıdığı ortaya çıkmıştır. Muhtarları hem çok iyi tanıyanlar (%16,8) hem de adını bilip, biraz tanıyanlar (%46,9), ilçe ve büyükşehir belediye başkanlarına göre daha yüksek oran- larda temsil edilmektedir. Bu durum bireysel yapılan bazı resmi işlemlerin muhtarlıklarda ve muhtarla yüzyüze yürütülmesinden kaynaklanmaktadır. Oysa belediyelerde yürütülen işlem- lerde doğal olarak çoğu zaman başkan ya da üst yöneticilerden biriyle muhatap olunmamakta, görevli memurlarla işlemler sürdürülmektedir.
Yerel yönetimdeki mevcut yöneticilerin performansları değerlendirildiğinde genel olarak muhtarların belediye başkanlarına göre daha fazla başarılı olarak algılandığı ortaya çıkmıştır.
Bu soruya verilen cevaplar ilçe bazında ilerleyen bölümlerde değerlendirilecektir. Ancak sonuçlar toplu olarak değerlendirilip ortalama puanlar 0-10 aralığında göze alındığında, muhtarların
5,9, ilçe belediye başkanlarının 5,7 ve büyükşehir belediye başkanının 4,7 puan aldığı gözlen- mektedir. Bir önceki soruda büyükşehir belediyesinden duyulan genel memnuniyet düzeyinin 4,6 olması, büyükşehir belediyesi başkanının performansının bu soruda 4,7 olarak değer- lendirilmesini desteklemektedir.
Grafik 9. Yerel Yöneticilerin Ortalama Performans (Algılanan Başarı) Değeri (0:Performansı çok düşük – 10: Performansı çok yüksek)
3.2.3. Yerel Yönetimlerde Yolsuzluk Algısı
Bu bölümde araştırmada bireylerin yerel yönetimlerle ilgili yolsuzluk algıları; belediyelerin hizmet alanlarındaki uyguladığı eşitlik düzeyi, algı düzeyinde belediyelerdeki yolsuzluk alanları, rüşvet alanlarına duyulan tepki düzeyleri, belediyede iş yaptırma yöntemlerindeki yardımcı kişiler ve belediyede iş yaptırma yöntemleri grafikleri ile açıklanacak ve yorumlanacaktır.
Araştırmaya katılan bireylerden, belediyelerin imar ve ihale uygulamaları ile temizlik, zabıta ve park bahçe hizmetlerinde vatandaşlara ne derecede eşit uygulamalar yaptığını 0-10 aralığında belirtmeleri istenmiştir.
Grafik 10. Belediyelerin Hizmet Alanlarındaki Uyguladığı Eşitlik Düzeyi (0: Hiç eşit değil – 10: Eşit)
Bu soruya verilen cevaplardan, belediyelerin eşit davranmama düzeyinin en yüksek olduğu alanların imar (3,7) ve ihale (3,9) uygulamaları ile zabıta hizmetlerinin (4,3) olduğu görülmüştür. En fazla eşit davrandığı alanlarda ise temizlik (6,0) ve park, bahçe (5,8) hizmet- leri yer almaktadır.
TESEV’in Türkiye çapında yürüttüğü 1999 ve 2004 yıllarında benzer konulu araştır- malarda “Belediyeler kaldırım taşı döşeme gibi projeleri ihale ile bir şirkete verirken, bazı şir- ketleri siyasi ve maddi çıkar karşılığında kayırıyor mu, yoksa içlerinde en iyi teklifi veren mi projeyi alıyor?” şeklinde sorulan soruyla yerel yönetimlerin ihalelerde eşitlik ilkesini ne derece uyguladıkları yine 0-10 aralığında ölçülmüştür. Buna göre 1999 yılında 2,6 puanına ulaşılmışken, 2004 yılında bu puan 4,5’e yükselmiştir. Araştırmamızda ise belediyelerin ihale uygulamaların- daki eşit davranışları 0-10 aralığında 3,9 puan olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla günümüz itibariyle belediye ihalelerinde 1999 yılından daha iyi fakat, 2004 yılından daha düşük düzeyde eşitlik ilkesinin uygulandığı söylenebilir.
Aynı araştırmalarda zabıta hizmetlerindeki eşitlik düzeyleri, 1999 yılında 4,4, 2004 yılında ise 4,7 olarak tespit edilmişken, araştırmamızda bu düzey 4,3’tür. Dolayısıyla İstanbul’da yürüt- tüğümüz bu araştırmada zabıta hizmetlerindeki bireylere eşit davranma düzeyi, 1999 ve 2004 Türkiye ortalamalarının daha altında çıkmıştır.
1999 ve 2004 yılındaki araştırmalarda “Kentinizdeki belediye çöpleri toplarken kentin ma- hallelerine ne derece eşit bir uygulama yapıyor?” şeklinde sorulan soruya karşılık, 1999 yılında
5,2, 2004 yılında ise 5,8 puan düzeyi belirlenmiştir. Araştırmamızda temizlik hizmetlerindeki eşitlik ilkesinin uygulanma düzeyi İstanbul için, 1999 ve 2004 Türkiye ortalamalarının daha üstünde 6,0 puanıyla temsil edilmektedir.
Yerel yönetimlerin imar uygulamalarıyla ilgili 1999 ve 2004’te “Kentinizdeki belediye hangi araziye kaç katlı bina yapılacağı ve benzeri imar uygulamalarında kişilere ne derece eşit muamele yapıyor?” sorusuna karşılık, 1999 yılında 3,5, 2004 yılında ise 4,5 ortalama puanları hesaplan- mıştır. Araştırmamızda ise 1999 yılından daha yüksek fakat 2004 yılından daha düşük bir düzeyde 3,7 puan ile imar uygulamalarındaki eşitlik saptanmıştır.
Araştırmaya katılanlara “Sizce belediyelerde yolsuzluk hangi birimlerde yoğunlaşmak- tadır?” sorusu 7 belediye birimi çerçevesinde yöneltilmiş ve deneklerin 0-10 arası puanlandırma yapmaları istenmiştir. Bu birimler;
- Kültür ve Sosyal Hizmetler - Sağlık Hizmetleri
- Zabıta ve Ruhsat - Fen İşleri
- Çevre Koruma ve Kontrol - İmar ve Şehircilik
- Emlak ve İstimlak olarak sıralanmıştır.
Grafik 11. Algı Düzeyinde Belediyelerdeki Yolsuzluk Alanları (0: Çok düşük – 10: Çok yüksek)
Araştırmaya katılanlara göre yolsuzluklar, belediyelerde en fazla emlak, imar ve zabıta, en az ise kültür-sosyal birimlerinde yoğunlaşmaktadır. Bireylerin zihninde oluşan belediyelerdeki yolsuzluk algısını etkileyen birçok faktörden bahsedilebilir. Bu faktörler arasında medya kuşkusuz en önemli paya sahip etkenlerdendir. Gerek medyada yer alan yolsuzluk iddiaları gerekse emniyet birimlerince yürütülen yolsuzluk operasyonlarının medya yansımaları birey- lerin zihninde yolsuzluk algısının ve alanlarının belirlenmesinde önemli bir role sahiptir. Öte yandan kamuoyu içinde duyulmuş, öğrenilmiş, iddia edilmiş çeşitli yolsuzluk vakalarının yol- suzluk algısının belirlenmesindeki önemi gözardı edilemeyecek bir noktadır. Kamuoyunda yaşanmış ya da yaşandığı iddia edilen çeşitli yolsuzluklar halkın yolsuzluk alanlarıyla ilgili görüş- lerinin oluşmasında etkilidir. Ayrıca kimi bireylerin yaşadığı gerçek deneyimler de yolsuzluk al- gısının oluşumundaki en etkili faktörlerdendir.
En fazla göze çarpan yolsuzluklardan biri olan imar işleri ile ilgili düzenlemelerde genellikle şu yöntemlerle rant yaratma mekanizmaları oluşturulmaktadır (Pamukoğlu, 2008):
- İmar durumu plan notlarında avantaj sağlayan değişiklikler yapmak: Örneğin 20 dönüm- lük, 45 derece meyilli, emsali (yapı inşaat alanının imar parseli alanına oranı olarak tanımlanan KAKS’a emsal denir)3, yükseklik serbest olan bir arsanın zemin üstü inşaat alanı 60.000m2(20.000m2x3 emsal=60.000m2) iken, plan notlarına “Bodrum katları emsale dahil değildir” ibaresi eklenirse, 20 dönümlük arsadan, 10 bodrum şeklinde 200.000m2’lik inşaat alanıyla birlikte toplam 260.000m2’lik inşaat alanı elde edilebilir.
- İmar planlarında lejant değişiklikleri yapmak: Örneğin aslında okul ya da yeşil alan olarak belirtilen ticari alanda gözükmeyen bir arsanın, ticari amaçla kullanılması için, ilgili makamlara başka alanlarda okul ya da yeşil alan oluşturulacağı teminatı verilirse, arsanın ticari amaç için kullanılmasının önü açılabilir.
- İmarsız alanlara konut veya işyeri imarı vermek: Normalde imarsız olan bir alana imar vererek rant yaratılmasıdır.
- İmar mevzuatına aykırı olarak çekme mesafelerini asgaride tutmak: Özellikle büyük ticari alanların inşaatında bina çekme mesafelerinin asgaride tutulmasıyla inşaat alanının arttırıl- masıdır.
- İmara açılacak alanlara yatırım yapmak: Henüz imar verilmemiş fakat ileride imar verile- cek alanların önceden öğrenilerek bu alanlara yatırımların yapılmasıdır.
Grafik 12. Rüşvet Alanlarına Duyulan Tepki Düzeyleri (0: Hiç tepki yok - 10:En yüksek tepkili)
Rüşvet alanları genel olarak yasal ve yasadışı işlemler için verilen rüşvetler olarak ikiye ayrılırlar. Yasal işlemler için verilen rüşvetler de kendi arasında ikiye ayrılır. Bunlar; hizmetin hızlandırılması, daha önce faydalanılması için (bir kamu dairesinde sıraya girmeden bir işlemin yaptırılması) ve talebin arzdan çok olduğu durumlarda yüksek çıkar sağlanabilecek işlemler (tapu dairelerindeki arsa-imar işlemlerinde) için verilen rüşvetlerdir. Öte yandan yasadışı işlem- ler de; yapılması gereken bir işlemin yapılmaması ya da yapılmaması gereken bir işlemin yapıl- ması için (trafik, belediye cezalarının ödenmemesi) ve yüksek çıkar (yüksek risk - kamu ihaleleri) elde etmek için verilen rüşvetler olarak ikiye ayrılır. (Şeker,M.; 2008: 92)
Araştırmaya katılan kişilerin bu dörtlü ayrıma göre rüşvet alanlarına olan tepkileri sorgu- landığında; en fazla tepkinin yüksek çıkar içeren ihalelere ve arsa-imar işlemleri gibi alanlara olduğu gözlenmektedir. Bu noktadan bireylerin rüşvet alanlarına olan bakış açısı, verilen rüşvet- ten dolayı elde edilen çıkarın büyüklüğüyle ilgili olduğu sonucu çıkartılabilir. Başka bir deyişle bireyler yüksek çıkar içeren rüşvet olaylarına, daha düşük çıkar içeren rüşvet olaylarına kıyasla daha fazla tepki göstermektedirler.
Deneklere belediyeyle ilgili bir işini yürütürken kendilerine aşağıdaki kişilerden hangisinin yardımcı olduğu sorulmuştur. Bu kişiler;
- Muhtar
- Belediye başkanı - Milletvekili - Bakan
- Belediyedeki tanıdık çalışan (arkadaş, hemşehri, akraba, partidaş gibi) - Siyasi parti temsilcisi (ilçe başkanı, parti üyesi gibi)
- Belediyede ilgili birimdeki çalışanın kendisi, olarak sıralanmıştır.
Grafik 13. Belediyede İş Yaptırma Yöntemleri Yardımcı Kişiler (% Değer)
Deneklere belediyedeki işlerini yürütmekte yardımcı olabilecek kişiler sorulduğunda genel olarak iki ana cevap alınmıştır. Bunlardan birincisi ilgili birimde tanıdığı olan bir arkadaş, hemşehri, partidaş, aile yakını vs.(%41,8), ikincisi ise ilgili birimde işi yapma durumda olan kişinin kendisi (%40,7) cevaplarıdır. Birbirine yakın oranlarda seyreden bu iki cevaplardan ilkinde patronaj ilişk- ilerin yanısıra, akraba/hemşehri kayırmacılığı vb. ilişkilerin de yansıdığı görülmektedir. Öte yan- dan deneklerin yaklaşık %10’u ise muhtarlarının belediyedeki işlerini yürütmekte yardımcı olacağına inanmaktadırlar.
Deneklere belediyedeki işlerini yürütürken kimlerin yardımcı olacağının sorulmasından sonra, belediyelerde iş yaptırmak için aşağıdaki yollardan hangisinin daha geçerli olduğu sorusu yöneltilmiştir. Bu sorudaki seçenekler şu şekilde sıralanmıştır:
- İlgili birimdeki çalışana bir hediye almak ya da onlar için ne yayapabileceğinizi sormak - İlgili birimdeki çalışana işinizle ilgili gerekli tüm evrak ve bilgileri vermek
- İşinizin yapılması için toplu gösteri düzenlemek - Medya yolu ile baskı kurmak
- İlgili birimdeki çalışanlarla hemşehri, partidaş, arkadaşlık gibi ilişkiler kurmaya çalışmak Grafik 14. Belediyede İş Yaptırma Yöntemleri (% Değer)
Bir önceki soruyla ilişkili olarak, belediyelerde iş yaptırmak için en geçerli yol deneklerce,
%43,8 oranıyla ilgili birimdeki yöneticilere işin yapılabilmesi için gerekli tüm bilgilerin verilmesi olarak belirtilmiştir. Ancak bu orana yakın bir oran olarak sayılabilecek düzeyde %36,9 oranıyla il- gili birimdeki yöneticilere uygun bir hediye alıp onlar için yapılabilecek bir şeyin olup olmadığını sormak tercihi ikinci sırada yer almıştır. Yine bu görüşle birlikte değerlendirilebilecek ilgili bir- imdeki yöneticilerle arkadaşlık ya da hemşehrilik ilişkisine girmeye çalışmak tercihi de %14,3 ile üçüncü sırada gelmektedir. Dolayısıyla hediye/rüşvet verme ve adam kayırmacılık birlikte düşünüldüğünde belediyelerde bir işin yapılabilmesi için bu tür yollara başvurulması gerektiğini ifade edenlerin oranı %51,2 gibi yüksek bir orandır. Bu sonuç bir önceki sonuçla örtüşmekte ve belediyelerde iş yapabilmek için normal dışı yollara başvurulması gerekliliğini desteklemektedir.
İlgili birimdeki yöneticilere işinizi yapmak için gerekli tüm bilgileri vermek seçeneği kadın- larda, ilgili birimdeki yöneticilere uygun bir hediye alıp onlar için yapabileceğiniz bir şey olup ol- madığını sormak seçeneği ise erkeklerde daha yüksek oranla tercih edilmiştir. Eğitim seviyesi azaldıkça, ilgili birimdeki yöneticilerle arkadaşlık ya da hemşehrilik ilişkisine girmeye çalışmak
seçeneği giderek artan oranla kendini göstermiştir. Gelir seviyesi yükseldikçe ilgili birimdeki yö- neticilere uygun bir hediye alıp onlar için yapabileceğiniz bir şey olup olmadığını sormak seçeneğinin payı artmakta, ilgili birimdeki yöneticilere işinizi yapmak için gerekli tüm bilgileri ver- mek seçeneğinin payı ise azalmaktadır. Yaş düzeyi yükseldikçe ilgili birimdeki yöneticilere işinizi yapmak için gerekli tüm bilgileri vermek seçeneği, yaş düzeyi azaldıkça ilgili birimdeki yöneticilere uygun bir hediye alıp onlar için yapabileceğiniz bir şey olup olmadığını sormak seçeneği daha fazla oranla temsil edilmiştir.
3.2.4. Yerel Yönetimlerde Yolsuzluk Deneyimleri
Çalışmanın bu bölümünde araştırmaya katılan bireylerin yerel yönetimlerde yaşadıkları gerçek yolsuzluk deneyimleri veya tanık oldukları olaylara ilişkin açıklamalarına yer verilecektir. Bu nok- tada rüşvet vererek belediyelerde iş yaptırdığını ifade eden denekler tespit edilip, hangi işlem için ne kadar rüşvet verdikleri sorgulanarak, gerçek deneyimlere dayandığı varsayılan bir rüşvet çizel- gesi/tarifesi ortaya konulmuştur.
Araştırmaya katılanlar arasında son beş yıl içinde rüşvet vererek belediyede herhangi bir işini yaptıranların oranı %11,2 iken, bu soruya cevap vermeyenlerin oranı ise %5,5’tir.
Grafik 15. Rüşvet Verme Oranı (% Değer)
Erkeklerin %16’sı son beş yıl içinde rüşvet vererek belediyedeki bir işini yaptığını ifade ed- erken, bu oran kadınlarda %5’dir. Eğitim seviyesi düştükçe rüşvet verme eğiliminin arttığı görülmektedir. Gelir seviyesi yükseldikçe rüşvet verme eğiliminin artmakta, hatta belirlediğimiz beş düzeyden en yüksek iki düzeyde rüşvet verme oranı ortalama olarak %25 olarak gerçek-
leşmiştir. Yaş grupları açısından ise yaş grubu azaldıkça rüşvet verme eğilimi yükselmekte olduğu gözlenmektedir.
Son beş yıl içinde rüşvet vererek belediyeyle olan bir işlemini yapan deneklerin hangi işlem için ne kadar rüşvet verdikleri sorgulanmıştır. Bu noktada rüşvet verilen alanlar 7 alan olarak be- lirlenmiştir. Bu alanlar;
- Zabıta
- Ruhsat işlemleri - İmar işlemleri - İşe alma süreçleri - İhaleler
- Herhangi bir işlemini hızlandırmak amacıyla
- Herhangi bir hizmetten önceden faydalanabilmek amacıyla rüşvet verilen alanlar olarak tespit edilmiştir.
Zabıta ile olan ilişkilerde verilen rüşvetler incelendiğinde görülmektedirki; zabıtaya rüşvet verenlerin %65’i 1-50 YTL aralığında bir rüşvet ödemişlerdir. Bunu %27,5 oranıyla 51-100 YTL aralığı izlemektedir. Dolayısıyla zabıta ile olan ilişkilerde rüşvet verenlerin %92,5’i 1-100 YTL aralığında rüşvet vermişlerdir.
Ruhsat işlemlerinde rüşvet verenlerin %32,4’ü 101-500 YTL aralığında rüşvet verirken, bu durumu %19,2 oranıyla 501-1.000 YTL ve %18,2 oranıyla 1.001-5.000 YTL aralığı izlemektedir.
Ruhsat işlemlerinde rüşvet verenlerin % 75’i 100 YTL ve üstü değerlerde rüşvet ödemişlerdir.
İmar işlemlerinde ise rüşvet verenlerin %37,5’i 5.000 YTL ve üstü değerlerde rüşvet ödemişken, bunu %25 ile 1.001-5.000 aralığı ve %18,5 ile 501-1.000 YTL aralığı izlemiştir.
İmar işlemlerinde verilen rüşvetlerde aralık yükseldikçe yoğunlaşmanın arttığı gözlenmektedir.
Belediyelerde işe alma/işe girme süreçlerinde rüşvet verenlerin %42,9’u 101-500 YTL ar- alığında rüşvet öderken, %28,6’sı ise 5.000 YTL ve üstü değerlerde ödeme yapmışlardır. Bu nok- tada rüşvet ödenerek elde edilen işin konumu önem arzetmektedir.
Belediyelerde açılan ihalelerde yaşanan rüşvet olaylarında ise bu tür rüşvetleri verdiklerini belirtenlerin yarısı 5.000 YTL ve üstü değerlerde rüşvet ödediklerini ifade etmişlerdir. Bu du- rumu %18,8 oranıyla 1.001-5.000 YTL aralığı takip ederken, rüşvet aralığı azaldıkça rüşvet verenlerin yoğunluğunun da azaldığı izlenmektedir.
Belediyeyle ilgili bir işlemin hızlandırılması için rüşvet verenlerin ise %40’ı 1-50 YTL,
%24’ü 51-100 YTL ve %16’sı 101-500 YTL aralığındaki değerlerde rüşvet ödediklerini belirt- mişlerdir. Dolayısıyla bu alanda rüşvet ödediğini ifade edenlerin %80’i 500 YTL ve altında rüşvet ödemişlerdir.
Belediyenin herhangi bir hizmetinden daha önce faydalanabilmek için rüşvet ödeyenlerin
%35,7’si 100-500 YTL aralığında rüşvet öderken, %57,2’si 1-100 YTL aralığında rüşvet ver- mişlerdir. Bu amaçla rüşvet verenlerin %93’ü 500 YTL ve atında rüşvet ödemişlerdir.
Grafik 16. Rüşvet Verilen Alan ve Tutarı (% Değer)
Bir önceki tabloda verilen değerlerden yola çıkılarak belediyelerle ilgili tespit edilen bu 7 alanda verilen ortalama rüşvet miktarları sıralandığında, en fazla rüşvetin verildiği alan belediyelerin açtıkları ihalelerde yaşanan rüşvet olayları olduğu gözlenmektedir. Ancak buradaki rakamların hesaplanmasında en üst aralık olan 5.000 YTL ve üstü aralığı 5.000 YTL olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla hesaplanan değerlerin daha üstünde değerlerin olma ihtimali yük- sektir. Öte yandan bu rakamlar her ne kadar kesin rakamlar olmasa bile, bir rüşvet tarifesinin çıkartılabilmesi için bir fikir verebilmektedir. İhalelerde ortalama olarak yaklaşık 3.000 YTL rakamına ulaşılmışken, imar işlemlerinde verilen ortalama rüşvet miktarı ikinci sırada yer alarak yaklaşık 2.600 YTL olarak kendini göstermektedir. Ortalama rüşvet miktarlarında üçüncü sırada 1.650 YTL’lik değer ile işe alma süreçlerinde yaşanan rüşvet olayları yer almaktadır. Ruh- sat işlemlerinde ortalama rüşvet miktarı yaklaşık 900 YTL ile dördüncü sıradadır. 5.000 YTL ve üstü aralığının işaretlendiği rüşvet alanları bu dört alan olduğundan, bu dört rüşvet alanı yüksek oranlı rüşvetlerin verildiği alanlardır ve aslında burada oluşturulan değerlerden daha yüksek değerlerde rüşvetler verilmektedir.
Grafik 17. Rüşvet Tarifesi (Ortalama Rüşvet Düzeyi – YTL)
Bunların ötesinde belediyedeki herhangi bir işin hızlandırılması (288 YTL) veya herhangi belediye hizmetinden daha önce faydalanılması (171 YTL) için ve zabıta ilişkilerinde (68 YTL) verilen rüşvet miktarları daha düşük oranlarda seyretmiştir.
3.3. YEREL YÖNETİMLERDE ÖZELLEŞTİRME PLANLARI
Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında, 1984 yılında çıkarılan 3030 sayılı Kanun ile, büyükşehir belediyelerine, görev tanımlarında bulunan alanlarda gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek imkanı tanınmıştır. Bu işletmeler, ayrı bir tüzel kişiliğe ve bütçeye sahip, yarı ticari nitelikte, ancak yerel yönetime bağlı ve yerel yönetimin genel dene- timi altında çalışan özel amaçlı işletmelerdir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 2008 yıl sonu itibariyle toplam 23 adet anonim şirket faaliyetlerini sürdürmektedir (www.ibb.gov.tr). Çalışmanın bu bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait 23 adet anonim şirkete ait bilgiler verilecek ve deneklere bu şir- ketlerle ilgili sorulan sorulara alınan yanıtlar değerlendirilecektir.
- İDTM (İstanbul Dünya Ticaret Merkezi A.Ş.) :Günümüzde sayısı 300’ü geçen Dünya
Ticaret Merkezleri, merkezi New York, ABD'de bulunan Dünya Ticaret Merkezleri Birliği'ne (WTCA) bağlı olan ticari faaliyetlerde bulunan merkezlerdir. 1982 yılında İstanbul Büyükşe- hir Belediyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Bor- sası, Bakırköy Belediyesi ve İktisadi Kalkınma Vakfı’nın ortaklığında kurulan İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), dünyanın sayılı ticaret merkezlerinden biridir. Merkezin ana strate- jisi, özellikle fuarcılık sektöründe girişimcilere ulusal ve uluslar arası rekabeti güçlendirici imkan- ların tanınmasıdır. (http://www.wtcistanbul.net/)
- İSTON (İstanbul Beton Elemanları ve Hazır Beton Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş.):
1986 yılında kurulan İSTON, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin alt ve üstyapı ihtiyaçlarını gi- dermek amacıyla faaliyetlerine başlamıştır. Beton ve betonarme boru, parketaş ve bordür, hazır beton, endüstriyel prefabrik yapı elemanları ve şehir mobilyaları üretiminin yanı sıra müteah- hitlik hizmeti de vermekte olan İSTON A.Ş., Marmara Bölgesinin tamamına ve Türkiye’nin bir çok şehrine hizmet sunan bir işletmedir. Öte yandan özel sektöre de hizmet veren İSTON A.Ş., dünyanın çeşitli ülkelerine ihracat yapan bir kuruluştur. (http://www.iston.com.tr/ndCMS/) - AĞAÇ A.Ş. :İstanbul Ağaç, Peyzaj, Eğitim Hizmetleri ve Hayvanat Bahçesi İşletmecil- iği Sanayi ve Ticaret A.Ş. (AĞAÇ AŞ), 1997 yılında Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanlığı´na bağlı olarak; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bazı iştiraklerin katılımıyla faaliyete geçirilmiştir. Kuruluş amacı park, bahçe, çevre düzenlemesi, havza ağaçlandırması ve bunlara yönelik olarak bitki yetiştirmek, üreticilerden alıp iyileştirmek, toprak karışım malzemesi üretmek, bütün bu işler için projeler hazırlamak ve uygulamak olan AĞAÇ A.Ş., özellikle İstanbul´un cadde ve sokaklarındaki ağaçlandırma, peyzaj, bakım ve onarım çalış- malarıyla gündeme gelmektedir. (http://www.istanbulagac.com.tr/tr/default.asp)
- İSTANBUL ENERJİ A.Ş. :1962 yılında petrol ve petrol ürünleri ticareti yapmak amacıyla BEL-PET adıyla kurulan şirket, 2003 yılından itibaren faaliyet alanını, doğalgaz itha- latı ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretimini de kapsayacak şekilde genişletilerek yeniden organize olmuş ve ismini İGATAŞ “İstanbul Gaz ve Akaryakıt Tedarik A.Ş.” olarak değiştirmiş, 2006 yılında alınan genel kurul kararı ile İstanbul Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ismi ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Son dönemde özellikle yenilenebilir kaynakların değerlendirilmesi alanında faaliyetlerini yoğunlaştıran işletme, çevre dostu teknolojilerin geliştir- ilmesiyle yeni iş fırsatlarını gündeminde tutmaktadır. (http://www.istanbulenerji.com.tr/)
- KİPTAŞ:1987 yılında yabancı sermaye ortaklığı ile imar planı ve mimari projeler yap- mak üzere İMAR WEIDLEPLAN ismiyle kurulan KİPTAŞ, 1989 yerel seçimlerinden sonra tasfiye edilme noktasına gelmiş, 1994 yerel seçimlerini takiben, İstanbul Konut İmar Plan Sanayi ve Ticaret A.Ş. ünvanını alarak yeniden kurulmuş ve 1995 yılından itibaren KİPTAŞ ismi ile
faaliyetlerine başlamıştır. 1995 yılından bu yana yaklaşık 40.000 adet konut üreten KİPTAŞ, ürettiği konutların ihtiyacı olan yollar, atıksu ve yağmursuyu kanalları, içme suyu isale hatları, en- erji, telefon, doğalgaz hatları, sokak aydınlatmaları, peyzaj uygulamaları, ağaçlandırma, çocuk oyun alanları, otoparklar, çarşı, dini ve sağlık tesisleri, okul, kreş ve spor alanlarını da hizmetleri arasında sunmuştur. (http://www.kiptas.com.tr/TR/INDEX/ default.asp)
- BELBİM A.Ş. (Bilgi-İşlem Sanayi ve Ticaret A.Ş.) :1987 yılında kurulan İstanbul Belediyeleri Bilgi-İşlem Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BELBİM), her türlü yazılım ve donanım, altyapı, teknik işleyiş ve proje bazında faaliyet gösteren, özellikle ar-ge çalışmalarına ağırlık veren bir işletmedir. Öte yandan elektronik sistemleri tasarlamak, üretmek, kurmak, işletmeye almak, bakım-onarım ve danışmanlık yapmak, donanım ve yazılım sistemleri geliştirmek, kurduğu bilgi- işlem ve elektronik sistemler üzerinde her türlü geliştirme ve yenileme çalışmaları da BELBİM A.Ş.’nin hizmet alanları içindedir. BELBİM A.Ş. kamuoyunda AKBİL, AKBİL a, ŞEHİRKART ve AKBİL 24 bilinen 4 tescilli markaya sahiptir. (http://www.belbim.com.tr/Pages/ AnaSayfa.aspx) - İGDAŞ (İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi):1986 yılında İstan- bul Kaynak Geliştirme ve İştirakler Dairesi'ne bağlı olarak; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bazı iştiraklerin katılımıyla, şehrin doğalgaz ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmaların yapılması ve yatırımlara başlanması amacıyla kurulmuştur. İstanbul’un %90’ından fazlasına doğalgaz yatırımı götüren İGDAŞ, 2008 yılı itibariyle yaklaşık 4 milyon aboneye ulaşmıştır. (http://www.igdas.
com.tr/)
- KONUT A.Ş. :KONUT A.Ş.’nin amaçları, bina, arsa ve araziden oluşan gayrimenkullere yatırım yapmak, alım satım yapmak, kiralamak, kiraya vermek, gayrimenkuller üzerinde intifa hakkı kurmak ve bu hakkı kullanmak, ilgili kurumlardan gerekli izinleri alınmış, projesi hazır- lanmış, inşaata başlanabilmesi için gerekli belgelerin tam ve doğru olduğuna kanaat getirilen gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapmak olarak sıralanabilir. İstanbul Büyükşehir Belediye- si’nin %35 pay oranı ile iştirak ettiği KONUT A.Ş.’nin faaliyetlerini yürüttüğü başlıca alanlar;
arsa ve arazi geliştirmek, ofis, konut, iş merkezi, alışveriş merkezi, hastane, otel, ticari depolar, ticari parklar ve buna benzer gayrimenkullere yatırım yapmak, bina, arsa ve araziden oluşan gayri- menkullere İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına yatırım yapmaktır. (http://www.ibb.gov.tr/tr- TR/Kurumsal/Birimler/KonutAS/Pages/AnaSayfa.aspx)
- BELTUR A.Ş. :1997 yılında Büyük İstanbul Eğitim Turizm ve Sağlık Yatırımları İşletme ve Tic. A.Ş. adıyla faaliyete geçen BELTUR A.Ş., geniş kapsamlı Turizm İşletmeciliği ağırlıklı bir şirkettir. Hidiv Kasrı, Malta Köşkü, Sarı Köşk, Beyaz Köşk, Pembe Köşk, Çadır Köşkü, Küçük Çamlıca Köşkü, Paşalimanı Kafe, Feshane, Kır Kahvesi, Kartal Kültür Merkezi, Bosphorus Gar- den, Tarihi Moda İskelesi ve Su Köşkü tesisleri 2008 itibariyle BELTUR A.Ş. bünyesinde hizmet vermektedir. (http://www.beltur.com.tr/)
- İSBAK A.Ş. (İstanbul Ulaşım Haberleşme ve Güvenlik Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.):
1986 yılında kurulan İstanbul Ulaşım Haberleşme ve Güvenlik Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.’nin başlıca amaçları, merkezi kontrollü trafik sinyalizasyon sistemleri üretmek, trafik etüt ve plan- lama çalışmaları yapmak, ışıklı trafik ikaz sistemleri ve sinyalizasyon üst yapı donatıları imal etmek ve kurmak, "Kavşak Kontrol Cihazları" imal etmek, trafik sinyalizasyon eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmak, proje analizi ve fizibilite çalışmaları yapmak, trafik ve sistem mühendisliği hizmetlerini kamuya sunmaktır. (http://www.isbak.com.tr/index.htm)
- KÜLTÜR A.Ş.:1989 yılında faaliyete geçen KÜLTÜR A.Ş., kültür, sanat ve turizm hizmetleri sunmak üzere kurulmuş bir şirkettir. Şirketin başlıca kuruluş amacı kültür sanat alanında gelişmelerin izlenebildiği nitelikli hizmetlerin sunulmasıdır. KÜLTÜR A.Ş., mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Miniaturk-Minyatür Türkiye Parkı, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İdris Güllüce Kültür Merkezi, Mecidiyeköy Kültür Merkezi, Yerebatan Sarnıcı ve Cemal Reşit Rey Stüdyoları'nın işletmeciliğini yürütmek- tedir. (http://www.kultursanat.org/)
- BİMTAŞ:BİMTAŞ, 1997 yılından beri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, iştiraklerinin, ilçe belediyelerinin, kamu ve özel kuruluşların mühendislik, müşavirlik, inşaat kontrollüğü ve proje hizmetlerini yürüten bir işletmedir.
Yenibosna ve Altunizade'deki teknik araştırma laboratuarlarında faaliyetlerini sürdüren BİMTAŞ, asfalt, toprak, beton ve deprem konularında beton mukavemet testleri, zemin etüt- leri, güçlendirme projeleri ve deprem hasar tespitleri hizmetleri sunmaktadır.
- İSFALT (İstanbul Asfalt Fabrikaları Sanayi ve Ticaret A.Ş.): İstanbul Büyükşehir Belediyesi İktisadi Teşekkülleri'nden biri olan İstanbul Asfalt Fabrikaları Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(İSFALT), 1986 yılında kurulmuş, amacı İstanbul Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin asfalt ihtiy- acını karşılamak olan bir işletmedir. 2000’li yıllarda Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunda sıralamaya giren İSFALT, İstanbul’un iki yakasında kurduğu fabrikalarla kentin asfalt ihtiyacını karşılamakta ve aynı zamanda sektöre danışmanlık hizmeti sunmaktadır. 2006 yılında en büyük 500 sanayi kuruluşu sıralamasında, kamu kuruluşları arasında 10. sırada yer alan İSFALT, genel sıralamada ise 255. sıradadır. (http://www.isfalt.com/)
- SAĞLIK A.Ş. :1998 yılında kurulan İstanbul Sağlık A.Ş., İstanbul Büyükşehir Belediye- si’nin sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yaşlılara, özürlülere, sokak çocuklarına ve kadınlara yönelik hizmetler sunan bir kuruluştur. Çalışan sayısı 2 bini geçen İstanbul Sağlık A.Ş., ülke genelinde sağlık projelerinde ve sosyal projelerde yer almaktadır. (http://www.istanbulsaglik.com/) - İHE (İstanbul Halk Ekmek A.Ş.):Yatırım çalışmaları 1971 yılında başlayan İstanbul Halk Ekmek A.Ş., 1978 yılında ekmek üretimine başlamıştır. HALK EKMEK A.Ş., düzenli, ucuz, sağlıklı ve kaliteli ekmek ile un ve undan mamul her türlü yiyecek maddeleri ihtiyacını
karşılamak üzere üretim yapmak, dağıtmak ve dağıtım için gerekli üniteleri tesis etmek amacıyla kurulmuştur. (http://www.ihe.com.tr/)
- İSPARK A.Ş. :2005 yılında kurulan İSPARK’ın kuruluş amacı, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait açık, katlı ve yol üstü otoparkları devralıp, tek elden ve sistemli bir şekilde yönetip işletmektir. İSPARK halen 26 ilçede 1400 personeliyle İstanbul’da yaklaşık 450 noktada hizmet vermektedir. (http://www.ispark.com.tr/)
- ŞİŞLİ KÜLTÜR A.Ş.:1999 yılında kurulan Şişli Kültür ve Ticaret Merkezi İşletme ve Ticaret A.Ş., her türlü iş merkezi, ticaret merkezi, konaklama ve eğlence merkezi ve diğer kültür- sanat-ticaret alanı olarak belirlenmiş gayrimenkullerin alımı, satımı, işletilmesi, organizasyonu, ki- ralanması, bu yerlerde yönetim ve organizasyon işlerinin yapılması amacını taşımaktadır.
(http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Birimler/SisliKulturAS/Pages/ AnaSayfa.aspx) - HAMİDİYE A.Ş. :1994 yılından sonra yaptığı yatırımlarla ürün yelpazesini genişleten HAMİDİYE A.Ş., ambalajlı su üretiminde sektörde faaliyet gösteren ilk firmalardan birisidir.
İstanbul’daki bayilerinin haricinde Ankara’da da bayi hizmeti veren HAMİDİYE A.Ş., ülkenin tümünü kapsayan bir pazar payına sahiptir. (http://www.hamidiye.com.tr/tr/default.html)
- İSTAÇ A.Ş.:İstanbul Çevre Koruma ve Atık Maddeleri Değerlendirme San. ve Tic. A.Ş., 1994 yılında kurulmuş, atık yönetimi alanında faaliyetlerini sürdüren bir işletmedir. İSTAÇ, atık yönetimi faaliyetleri kapsamında; evsel ve tıbbi atıkların bertarafı, ambalaj atıklarının geri dönüşümü, inşaat ve hafriyat atıklarının yönetimi, düzenli depolama sahaları kurulumu ve işletilmesi, çöp sızıntı suyu arıtılması, çöp gazından elektrik üretimi, gemilerden ve deniz yüzeyin- den atıkların toplanması ve bertarafı, kıyı, ana arter, meydan ve caddelerin temizliği, dere ağzı çamur tarama ve ıslah çalışmaları, organik atıklardan kompost üretimi ve geri kazanımı çalış- malarını yürütmektedir. (http://www.istac.com.tr/)
- SPOR A.Ş. :Spor A.Ş. 1989 yılında kurulmuş, İstanbul halkının sağlıklı koşullarda spor yapmasını amaç edinmiş bir işletmedir. İstanbul’da Avrupa yakasında 16 ve Anadolu yakasında ise 9 adet olmak üzere toplam 25 spor tesisi ile faaliyetlerini sürdüren Spor A.Ş., spor organiza- syonları düzenlemeye devam etmektedir. (http://www.sporas.com.tr/index.php)
- İDO A.Ş. :İstanbul'un deniz ulaşımına ve trafik sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından kurulan İstanbul Deniz Otobüs- leri Sanayi ve Ticaret A.Ş., 1987 yılında faaliyete geçmiştir. Artan talep nedeniyle hat sayısını artıran İDO, 2005 Şubat ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) ile bir protokol yaparak Türkiye Şehir Hatları İşletmesini devralmıştır. Devralma işlemiyle birlikte İstanbul’da deniz ulaşımından sorumlu tek otorite İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı olmuş ve bu otorite de büyük ölçüde İDO’ya devredilmiştir. İDO halen 84 gemi ile
33 hatta, 86 noktaya seferler düzenlemektedir. İDO filosunda, yan hizmet gemileri ile birlikte, toplam 99 gemi bulunmaktadır.
- İSTANBUL İMAR A.Ş.:1946 yılında Emlak Bankası A.O. ile İstanbul Belediyesi’nin % 50’şer ortaklığında kurulan İstanbul İmar Ltd.Şti., 1987 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş, 1998 yılında Emlak Kredi Bankası’nın özelleştirme kapsamına alınması ile birlikte Türkiye Emlak Bankası A.Ş.’nin %50 hissesi Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile birlikte Özelleştirme İdare- si’ne, 2001 yılında ise Sümer Holding A.Ş’ne devredilmiştir.
Sümer Holding hisseleri, KİPTAŞ A.Ş tarafından satın alınarak 2005 yılından itibaren, İs- tanbul İmar Ltd. Şti. Anonim Şirkete dönüştürülmüş, yeni unvanı İstanbul İmar İnşaat A.Ş. ol- muştur. Şirkette yeni gayrimenkul projeleri üzerinde çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.
(http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Birimler/IstanbulImarAS/ Pages/AnaSayfa.aspx) - ULAŞIM A.Ş.:1985 yılında İstanbul’da raylı taşıma sistemlerini yaygınlaştırmak için başlatılan projeler sonucunda tamamlanan raylı sistem hatlarının işletmeciliğini yapmak üzere 1988 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ULAŞIM A.Ş.’yi kurarak faaliyete geçirmiştir. İs- tanbul'daki Tramvay, Metro ve Hafif Metro hatlarının işletmeciliğini yapan ULAŞIM A.Ş., toplam 64 km uzunluğundaki 7 kent içi raylı sistem hattının işletmeciliğini yapmaktadır. Günümüzde İs- tanbul Ulaşım her gün 700.000’in üzerinde yolcuya hizmet vermektedir. (http://www.istanbul- ulasim.com.tr/)
Araştırmamızda İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı anonim şirketler sıralanarak, denek- lerin bu şirketlerin hizmetlerinden duydukları memnuniyet düzeyleri 0-10 puan aralığında ölçülmeye çalışılmıştır. Bu soruda eğer denek, adı geçen şirket hakkında bir bilgiye sahip değilse ya da bu şirketten bir hizmet almamışsa herhangi bir puanlama yapmaması istenmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı 23 anonim şirketten sadece 3 tanesi 5’in altında değer almıştır. Geri kalan şirketlerden 2’si orta değer olan 5 puan alırken, 18 tanesi 5’in üstünde değerler almıştır. Bu durum genel olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı anonim şirketlerden duyulan memnuniyeti göstermektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı anonim şirketlerin performansı denekler tarafından değerlendirildiğinde, memnuniyet düzeyi yüksek olan şirketler Ulaşım A.Ş. (7,8), İDO A.Ş. (7,8), Halk Ekmek A.Ş. (7,7), memnuniyet düzeyi düşük olan şirketler ise BİMTAŞ A.Ş. (3,7), KONUT A.Ş. (4,2) ve İMAR A.Ş. (4,5) şeklinde sıralanmıştır. Trafik sorununa getirdiği alter- natif ulaşım imkanlarıyla İDO A.Ş. ve Ulaşım A.Ş. ile düşük fiyatla ekmek sunan Halk Ekmek A.Ş. deneklerce yüksek memnuniyet duyulan belediyeye bağlı şirketlerdir.
Grafik 18. İBB Bünyesindeki A.Ş.’lerden Duyulan Memnuniyet Düzeyi (0: Hiç memnun değil – 10: Çok memnun)
Deneklere ulaşım hizmetlerini belediyeden mi yoksa özel sektörden mi almak istedikleri, kara, raylı ve deniz ulaşımı açısından sorulmuştur.
Grafik 19. Ulaşım Hizmeti Tercihi (% Değer)
Otobüs ve minibüs taşımacılığını sorguladığımız kara ulaşımında, deneklerin %63’ünün sadece belediyeden, %34,5’inin belediye ve özel sektörden birlikte ve %2,5’inin ise sadece özel sek- törden bu hizmeti almak istediği görülmüştür. Metro, tramvay ve fünikileri kapsayan raylı ulaşımda ise deneklerin %71’i bu hizmeti sadece belediyeden almak istediğini belirtmiştir. Raylı ulaşımda hem belediye hem de özel sektörden hizmet almak isteyenlerin oranı %25,6 iken, sadece özel kesimi tercih edenler ise %3,4’lük bir orana sahiptir. Kara ve raylı ulaşımda deneklerin orta- lama olarak üçte ikisi bu ulaşım hizmetlerini sadece belediyeden almak istemişlerdir. Ancak deniz ulaşımında belediye ve özel kesimden birlikte hizmet almak isteyenlerin oranı %51,2 ile en yük- sek seviyededir. Sadece belediyeden deniz ulaşımı hizmetini almak isteyenlerin oranı %45 iken, sadece özel kesimi tercih edenlerin oranı %3,8’dir. Dolayısıyla deniz ulaşımında da deneklerin belediye hizmetinden vazgeçemediği ama belediyeyle birlikte özel kesimden de hizmet alma is- teğinin belirtildiği gözlenmektedir. Görüldüğü üzere her üç ulaşım tercihinde de sadece özel sek- törden hizmet alma isteği %4’ün altında oranlarla temsil edilmiştir. Denekler, çoğu ulaşım türünde belediyeyi yüksek oranla tercih ederken, özellikle deniz ulaşımında belediyeyle birlikte özel sektörden de hizmet almak istemektedirler.
2000 Mayıs itibariyle 18 şirkete sahip olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, özellikle 2000 yılından itibaren dönemsel olarak bu şirketlerin bir kaçı hakkında özelleştirme planlarının varlığı çeşitli ifadelerle gündeme gelmiştir. Şirketleşme alanını genişleten İstanbul Büyükşehir Belediyesi, genişleyen hizmet ağıyla piyasa içi ilişkileri içinde fiyat ve personel politikalarını uygu- layabilmektedir. Öte yandan kaynak sıkıntısının olduğu bir ortamda belediyeye yeni kaynaklar yaratma politikaları çoğu zaman yeni projelerle gündeme alınmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilk olarak 4 şirketini özelleştirme kapsamında değerlendirerek, bu şirketlere ilişkin ra- porlar hazırlatmıştır. Türk Ekonomi Bankası Yatırım Menkul Değerler tarafından Eylül 1999’da İGDAŞ, İDO, İHE (İstanbul Halkekmek AŞ) ve İUAŞ(İstanbul Ulaşım AŞ) hakkında ön rapor niteliğinde hazırlanan raporda, bu şirketlerle ilgili fizibilite çalışmalarına ve uygulanabilecek özelleştirme yöntemlerine yer verilmiştir. (Temelli, 2000: 514)
Bu konuyla ilgili 2006 yılında basına yansıyan başka bir özelleştirme planı, İETT hatlarının özelleştirilmesiyle ilgili otobüs firmalarıyla görüşüldüğü iddialarıdır. (Haber7, 25.03.2006) İs- tanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın 14.04.2008 tarihli medyaya yansıyan konuşmalarında, belediyeye bağlı şirketlerden İstanbul Gaz Dağıtım A.Ş (İGDAŞ) ve İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş`nin (İDO) satışı için hazırlık yaptıklarına ve 10 milyar dolar gelir bek- lediklerine rastlanmaktadır. Basına yansıdığı kadarıyla ilk aşamada İGDAŞ’ın, sonrasında İDO’nun satışının gerçekleşeceği ifade edilirken, elde edilen gelirle İstanbul’da metro ağının genişleteceği belirtilmiştir. Satış takvimi için belediye seçimlerinin sonrası düşünülürken, satışın yönteminin ne olacağına henüz karar verilmediği ifade edilmiştir. (http://www.haber34.com/igdas- ve-ido-satiliyor-3565-haberi.html, 14.04.2008)
Ayrıca basına yansıyan bir diğer özelleştirme planı ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yeni kurulacak Otobüs A.Ş. ile yüksek kâr getirisi olan otobüs hatlarının bu şirkete kaydırılıp ilerleyen yıllarda özelleştirileceğidir. Bu hatlar arasında son yıllarda önemli bir toplu ulaşım aracı olan metrobüs hatlarının da yer alacağı iddiaları gündemdedir. (Akşam, 11.06.2008) 2008 yılının Haziran ayında yaptığı bir açıklamada, İGDAŞ ve İDO’nun özelleştirmelerinin belediye seçimlerinin sonrasına kaldığını söyleyen Kadir Topbaş, İSPARK A.Ş. ve KİPTAŞ’ın da seçim sonrasına halka arz etmeyi planladıklarını belirtmiştir. (http://www.sabah.com.tr, 14.06.2008)
İstanbul sanayi Odası’nın açıkladığı en büyük 500 şirket sıralamasında yer alan İSTON A.Ş.
ve İSFALT A.Ş.’nin de halka arz edileceği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili basına yansıyan özelleştirme planları arasındadır. (http://www.zaman.com.tr, 3.10.2008)
Aralık 2008’de İGDAŞ ve İDO’nun özelleştirilmesiyle ekonomik krizi İstanbul Büyükşe- hir Belediyesi’nin lehine çevrilebileceğini ifade eden Topbaş, özelleştirmelerin beklenen fiyatın daha altında olabileceğini belirtmiştir. (http://www.sabah.com.tr,1.12.2008)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki özelleştirme planları kapsamında gündeme gelen başlıca şirketler İDO A.Ş., ULAŞIM A.Ş., İSTANBUL HALK EKMEK A.Ş. ve İG- DAŞ’tır. Bu dört şirketin ortak özellikleri yüksek kârlılık oranlarına sahip yıllık ciro büyüklük- leriyle ön plana çıkmalarıdır. Öte yandan bu şirketler de çalışan sayısının büyüklüğü de göze çarpmaktadır.
2007 bilançosunda 2,6 milyar YTL aktif büyüklüğe sahip olan İGDAŞ’ın 2002 yılındaki abone sayısı 1.981.265 iken, 2007 sonu itibariyle bu rakam 3.660.841’e yükselmiştir. 2.356 per- soneli bulunan İGDAŞ, 2007 yılında açıklanan Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasında ciro büyük- lüğü açısından 30. sıradadır. (İGDAŞ, 2007 Faaliyet Raporu, www.igdas.com.tr)
İDO A.Ş.’nin 2003 yılındaki net satışı 68.430.612,57 YTL iken, 2004 yılında bu rakam 80.871.328,17 YTL, 2005 yılında 234.610.235,34 YTL, 2006 yılında 298.579.578,46 YTL ve 2007 yılında ise 348.024.956,37 YTL’ye ulaşmıştır. 2006 yılından itibaren faaliyet kârı elde ede- bilen İDO A.Ş.’nin 2006 yılı kârı 5.235.103,82 YTL iken, 2007 yılı dönem net kârı 37.247.134,86 YTL’ye yükselmiştir. 2006 yılında %1’lik faaliyet kârı oranının, 2007 yılında %8’e yükselmesi, şirketin artık ana faaliyetlerinden kâr etme durumunun yakalandığını göstermekte- dir. Bu yükselişte rol oynayan etkenler, satışlardaki artış, uygulanan maliyet politikaları ve bütçe disiplinidir. İDO A.Ş.’nin net kâr oranı ise 2006 yılında %2, 2007 yılında ise %11’dir. (İDO A.Ş., 2007 Faaliyet Raporu, Mali Durum ve Mali Duruma İlişkin Raporlar, www.ido.com.tr)
1989 yılında yılda yaklaşık 1 milyon yolcu taşıyan Ulaşım A.Ş., günümüzde yıllık 240 mi- lyondan fazla yolcu taşımaktadır. 851 çalışanı bulunan Ulaşım A.Ş.nin 2007 yılı aktif toplamı 304.999.575,13 YTL, 2007 yılı Aralık ayı itibariyle aylık yolcu sayısı ise 20 milyondan fazladır.
(Ulaşım A.Ş., 2007 Faaliyet Raporu, http://www.istanbul-ulasim.com.tr) Ürünlerini toplam 1.174 noktada sunan İstanbul Halk Ekmek A.Ş., 2005 yılında 267.435, 2006 yılında 816.379, 2007 yılında ise 1.284.047 ekmek üretmekte olup, 2008 yılı üretim hedefini 2.5 milyon adet ekmek olarak belirlemiştir. (www.ihe.com.tr)
Literatürde özelleştirmelerin gerekçeleri genel olarak; rekabeti artırarak verimliliği artırma, ekonomik varlıkların sahipliğini geniş bir tabana yayma, gelir ve serveti yeniden dağılmasını sağlama, devletin başarısızlıklarından kurtulma, çalışanların zayıf teşviki, politik ve bürokratik sorunlar, yüksek işlem maliyetleri, savurganlık ve yolsuzluklar, dışlama etkisi3, piyasa üstünlük- lerinden yararlanma, yeniliğe yönelik güçlü teşvikler, fiyatlarda otomatik düzenleme ve rekabet kavramlarıyla açıklanmaktadır. (Yarrow, 1986: 327; Demir, 2003: 19-31).
Belediyelerin, yerel bir firma değil yerel yönetim birimi olarak nitelendirildiğinde, seçim sürecinde ifade edilen ihtiyaçları cevaplaması gereken organlar olduğu açıktır. Dolayısıyla yerel vergi ödeyenlere karşı sorumludurlar ve bu sorumluluklarından vazgeçemezler. Yerel yönetimlerin sunacakları yerel hizmetleri, yerel yönetim anlayışında halka karşı sorumluluğu olmayan, sadece tüketici karşısında sorumluluğu bulunan firmalara devretmesi yerel yönetim anlayışına ters düşmektedir.(Falay,1998: 65) Bu konuyla ilgili dünya uygulamalarına bakıldığında, halkın genel düşüncesinin, yerel hizmetlerin yerel birimlerce yani belediyelerce yürütülmesi hizmet kalitesinin yükseleceği yönünde olduğu görülmektedir. Dolayısıyla ihale edilmiş bir hizmetin kalitesinin daha düşük olacağı düşüncesi yaygındır. Bu durum yerel yönetimlerin sunacakları bazı hizmet- leri ihale etseler ya da özelleştirerek sunulmasına imkan tanısalar bile üretilecek hizmetlerin kalite kontrolünü daha etkin bir biçimde yapmasını zorunlu kılmaktadır. Belediyeler; sunacakları mal ve hizmetlerin üretiminde özel kesim tercihini yeniden gözden geçirmeli, kendi bünyeleri ile özel kesimde yapılacak üretimlerin kıyaslamasını yapmalı, ihale edilen hizmetlerde sadece görülen maliyetleri değil, gizli maliyetleri de dikkate almalı ve ihale süreci ile sonrasındaki hizmet sunma dönemini yakından izlemeli ve denetlemelidir. (Falay, 1998: 67-70)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait anonim şirketler hakkında yapılan özelleştirme plan- ları sık sık gündeme gelmektedir. Basında ve belediye yöneticilerinin açıklamalarında yer aldığı kadarıyla özellikle; İDO A.Ş., ULAŞIM A.Ş., HALKEKMEK A.Ş. ve İGDAŞ’ın özelleştirilmesi düşünülen anonim şirketler arasında ilk sıralarda yer aldığı gözlenmektedir. Bu şirketler araştır- mamızda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait 23 adet anonim şirket arasında bireylerin mem- nuniyet düzeyi en yüksek olan şirketlerdir. Yukarıda bu şirketlere ait yıllık faaliyet raporlarına
3 Dışlama etkisi (Crowding Out) iç borçlanmayla finansman sonucu özel kesimin elindeki fon arzının daralması, faizlerin ar- tarak sonuçta özel yatırımların azalması sonucu doğar.
dayanan yorumlarda da görüleceği üzere bu şirketler, yüksek kârlılık oranlarına sahiptir ve aktif büyüklükleriyle de Türkiye sıralamalarına girebilecek düzeydedir. Dolayısıyla hem bireyler açısın- dan yüksek memnuniyet duyulması hem de bilanço rasyolarındaki olumlu göstergelere rağmen, bu şirketler hakkında özelleştirme planlarının yapılması yukarıda gerekçeleri belirtilen özelleştirme teorisiyle çelişmektedir. Öte yandan bu şirketler vatandaşlara ucuz ve kaliteli hizmet götüren şirketlerdir. Belediye bünyesinde faaliyet göstermekte olan bu şirketlerde kârlılık amacının yanısıra sosyal fayda amacı da gözetilmektedir. Örneğin, ulaşım hizmetinin alımında çeşitli kesimlere yapılan indirimler, ucuz ve yaygın ağıyla dağıtımı yapılan halk ekmek hizmeti, güvenilir ve etkin bir şekilde yürütülen doğalgaz ve ulaşım hizmetleri sosyal faydanın gözetildiği başlıca alanlardır. Bu noktadan hareketle sosyal fayda içeren ve sosyal devlet olma ilkesinin uygu- lama alanı olan bu sahalarda, yerel yönetimlerin aktif bir şekilde rol oynaması gereklidir. Eğer yerel yönetimler bu tür sosyal fayda içeren sahalardan ayrılıp yerlerini özel sektöre bırakıyorlarsa, bu durumda da özel sektörün denetimini ve vatandaşlarının memnuniyet düzeyini sürekli olarak etkin bir şekilde takip etmelidir.
3.4. İLÇE DAĞILIMINA GÖRE ANALİZLER
Bu açıklamaların sonucunda, araştırmanın ilçeler dağılımındaki bulgularına geçmeden önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, İstanbul’daki yaşayan bireyler açısından performansı ve başarı algısını aşağıdaki beş alandaki ortalama değerlerle değinmekte fayda görülmektedir:
- Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden duyulan memnuniyet
- Belediyeden 6 ilke çerçevesinde duyulan memnuniyet (genel memnuniyet, sorunları çözmedeki gayret, güler yüzlü hizmet, hizmette eşitlik ve dikkatlilik, hataların düzeltilmesi)
- Büyükşehir Belediye Başkanının tanınma oranı (bu oran 10 üzerinden hesaplanmıştır) - Büyükşehir Belediye Başkanının performansının ve başarısının değerlendirilmesi
- Büyükşehir Belediyesine ait 23 adet Anonim Şirketten duyulan memnuniyet ve performans değerlendirilmesi
Şekil 2’den de görüldüğü üzere, araştırmaya katılan bireylerce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin performans ve başarı algılanmasında beş faktör incelenmiştir. Bu faktörler İBB’den 6 ilke çerçevesinde duyulan memnuniyet (genel memnuniyet, sorunları çözmedeki gayret, güler yüzlü hizmet, hizmette eşitlik ve dikkatlilik, hataların düzeltilmesi) düzeyi 4,3, İB- B’nin hizmetlerinden duyulan memnuniyet düzeyi 5,5, İBB’ye ait 23 adet Anonim Şirketten duyulan memnuniyet düzeyi 5,9, İBB Başkanının performans ve başarı düzeyi 4,7 ve İBB Başkanının tanınma oranı 4,2 olarak ortalama değerlerle gösterilmiştir. Bu beş faktöre göre İs-
tanbul Büyükşehir Belediyesi’nin performans ve başarı algılaması 0-10 aralığında ortalama 4,9 olarak hesaplanmıştır.
Şekil 2. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Performans ve Başarı Algılanması
Önceki bölümlerde genel olarak yerel yönetimler ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili ele alınan konular ve yapılan analizlere; çalışmanın bu bölümünde, araştırmanın yürütüldüğü İstan- bul’daki 18 ilçe dağılımı dikkate alınarak devam edilecektir.
3.4.1. İlçelerin En Önemli Sorunları
Araştırmamızın temelini yerel yönetimlerdeki yolsuzluklar ve halkın yerel yönetimlerden duydukları memnuniyet oluşturduğundan dolayı, araştırmanın yürütüldüğü İstanbul ilinin sorun- ları aşağıdaki gibi sıralanmış ve bireylerin en önemli sorun olarak gördüğü seçeneği tercih etmeleri istenmiştir.
- Trafik - Asayiş
- Yol Altyapısının Bozukluğu
- Temizlik Hizmetleri (Sokak, cadde, çöp) - Nüfus Yoğunluğu
- Gecekondulaşma
- Plansız Yapılaşma / İmar Sorunları - Çevre Kirliliği
- Su ve Kanalizasyon Sorunları - Doğalgaz Altyapısı Sorunları - Elektrik Altyapısı Sorunları - Diğer
Araştırmamızın örneklemini oluşturan İstanbul ilinin sorunları deneklerce önem sırasına göre sıralandığında, ilk sırada %74,9 oranıyla trafik sorununun geldiği gözlenmektedir. Trafik sorunu yıl- lardır İstanbul’da çözülemeyen, nüfus artışı ve plansız büyüme ile kronik bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunu takip eden diğer iki önemli sorun ise nüfus yoğunluğu (%7,4) ve asayiş (%6,9) olarak sıralanmıştır. Bu üç sorun toplam sorunlar arasında yaklaşık %90’lık bir paya sahiptir. Bu sonuç farklı bir açıdan yorumlanacak olunursa, gerek trafik, gerekse asayiş sorunun temelinin nüfus yoğun- luğuna dayandığı söylenebilir. Bu noktadan hareketle her ne kadar nüfus yoğunluğunun yüksekliğine ilişkin çözümler merkezi yönetimle ilişkilendirilse de, asayiş ve trafik sorunlarının çözümlerinde yerel yönetim mekanizmaları aktif olarak yer alabilmektedirler.
Grafik 20. İstanbul’un En Önemli Sorunu (% Değer)
Cinsiyet ayrımına göre bakıldığında trafik sorunu en önemli sorun olarak görülürken;
erkeklerin kadınlara göre trafik sorununu, kadınların ise erkeklere göre asayiş sorununu daha fazla önemsediği görülmektedir.
Eğitim seviyesi yükseldikçe trafik sorununu İstanbul’un en önemli sorunu olarak görenlerin oranı yükselmekteyken, nüfus yoğunluğu ve gecekondulaşma seçeneği eğitim seviyesi azaldıkça daha fazla tercih edilmektedir. Gelir seviyesi yükseldikçe trafik sorunu ve plansız yapılaşma/imar sorunlarının önemi giderek artmaktadır. Yaş düzeyi yükseldikçe önemi artan sorunlar ise trafik ve asayiş olarak kendini göstermektedir.
Deneklerden İstanbul’un en önemli ilk üç sorununu sıralamaları istendiğinde, ilk sıralarda trafik, nüfus yoğunluğu ve asayiş sorunlarının yer aldığı görülmektedir. Aşağıdaki grafik ilk üç sıralamasında yer alan sorunların ortalama değerleri ele alınarak oluşturulan sıralamayı göster- mektedir.
Grafik 21. İlk Üç Sıralamaya Göre İstanbul’un Sorunları (% Değer)
Deneklere İstanbul’un en önemli sorunu sorulduktan sonra kendi ilçelerindeki en önemli sorunun ne olduğu da sorulmuştur. Bu soruda da deneklere İstanbul’un sorunları sorusundaki seçenekler yöneltilmiş ve sadece bu sorunlardan sadece bir tanesini tercih etmeleri istenmiştir.
Dolayısıyla bir ilçe için bazı sorunlar 0 değerini alabilmektedir ve bu sonuç o ilçede o sorunun hiç olmadığına işaret etmemektedir. Bu durum sadece o sorunun o ilçede önemli bir sorun ol- madığını ve tercih edilen diğer sorunların daha önemli olduğunu göstermektedir. Öte yandan araştırmanın yapıldığı ilçeler son düzenlemeden önceki eski sınırlara göre seçilmiş ve yapılmıştır.
Bu bölümde gösterilen grafikler, sorunlara verilen cevaplardaki oransal ilçe sıralamalarını göster- mektedir.
Örneğin trafik sorunu hangi ilçede hangi oranla en önemli sorun olarak görülmüşse o oran- lara göre ilçe sıralamaları grafikte gösterilmiştir.