ISSN · 1303-3123
OSMANLI BİLİMİ ARAŞTIRMALARI
STUDIES IN OTTOMAN SCIENCE
/
CİLT/
VOL. 111
Editör Feza Günergun
SAYl/NR. 2 2002
· SÜLEYMANİYE TIP MEDRESESİ -ı•
Tıı11cay
Zorlu
Onalhncı yüzyılın ortasında Kanuni tarafından İstanbul'da kurulan ve
yaklaşık üç asır boyunca faaliyet gösteren Süleymaniye Tıp Medresesi, Osmanlı
Devleti'nin yegane "tıp medresesi"dir. Bu medrese, kendisinde(I önceki sağlık kurııluşlanndan farklı olarak yalnızca "tıp eğitimine" hasredilmiş olduğundan Osmanlı bilim ve eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir. Osmanlı sağlık kurumları ve tıp eğitimi konusunda yapılan çalışmalarda bu medrese hakkında
bilgi verilmiş ise de, 'bugüne kadar bu konuda kapsamlı ve müstakil bir çalışma yürütülmemiştir. Bu çalışmamız, söz konusu eksikliği gidenne yolunda atılmış
bir adım olarak nitelendirilebilir.
Osmanlı Devleti kurulmadan önce, lslam dünyasında tıp eğitimi ve tedavi
aynı kurumun çatısı albnda yürütülmekte ve bu çift işlevli kurumlar .. Darunıb",.
"Daıüşşiia", 00irüssthha", UD3rillmerıi"' "Dartıliifiye", hM!iristUn".
"Bimiristan", "Şiffihane", "Bimarhane", "Tımarhane" isimleriyle anılmaktaydı.'
Selçuklu kültürünün üzerine inşa edilen Osmanlı hastahanelerinde, TUrk-
İslam hastahane geleneği devam etmiştir. Osmanlılar devrinde, Anadolu
Selçukluları'nın ilim merkezleri (Konya, Sivas ve Kayseri) yerini üç Osmanlı
başkentine (Bursa, Edirne ve İstanbul) bırakmışur.1 Osmanlılar, Selçuklu müesseseleri yanında, Bursa'dan başlayarak birçok yerde diirüşşiffilar kurmuşlardır. Bu kurumlarda t.ıp eğitiminin yapılıp yapılmadığı sorusuna
darüşşiffilann mevcut vakfiyeleri cevap verememektedir. Vakfiyelerde tıp eğitiminden söz edilmemc.;i, daruşşiffilarda tıp eğitiminin yapılmadığı anlamına
gelmemelidir. Zira, darüşşiffi gibi tıp müesseselerinde, devletin ve ordunun tabib
ihtiyacını karşılamak için mutlaka çok sayıda tabib yetiştirildiğine şüphe yoktur.
Bu makalenin deva.mı, Osmanh Bilimi Araştırmnları·nın gelecek sayısında "SOlcynlaniyc Tıp
Medresesi (il)" başlıAı alıında yayınlanaeakıır. Bu makalede. Tıp Mcdrcscsi'nin kuruluşu,
kadrosu ve mali yapısı ele alınmış olup. ikinci makalede, medresede verilen ııp eğitimi
incelenecektir.
1 D. M. Dunlop. "Bimlriswı", EJ'. vol. I, Leiden t979. s.1223: Arslan Tcrzi<>alu, -Bimlrisıln''.
TDY /Jıam AMiklOpMlsl, lswıbul t992, s. t63.
2 Cevaı lzgi, Osmalı Mıdreselerinde İlim, c. 11, lstanbul 1997, s.20-21.
80
Diğer taraftan Süleymaniye darüttıbbının kuruluşuna kadar, teorik tıp eğitimi yapılan ayn bir tıp medreseye şimdiye kadar. rastlanmamış olması da tıp eğitiminin darüşşifalarda yapıldığı görüşünü kuvvetlendirmektedir. Hasta tedavisi maksadıyla kurulan darüşşiialarda; lslam geleneğinin devamı olarak, Selçuklu döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de, hekimlere, usta tabiblerin yanında teorik ve pratik eğitim vererek yetiştirme yöntemi muhtemelen benimsenmişti.3
Kısaca, lslam tıbbının ilk günlerinden Kanuni Sultan Süleyman döneminde
açılan Süleymaniye Tıp Medresesi'ne gelinceye kadar kurulan belli başlı tıp
müesseseleri ve buralarda yapılan tıp eğitimi kendine bas ve dönem dönem
farklılaşan birtakım özellikler ,gösterse de, bu kurumlan tanımlayan ortak parametrenin, uygulamaya dönük ve daha çok usta-çırak ilişkisi şeklinde kendini
göşterdiği ve bu kunımlann hanedan mensuplanoın öncülüğünde kurulduğu anlaşılmaktadır.
Yalnızca tıp eğitimine hasredilmiş olan Süleymaniye Tıp Medresesi, kendinden önce gelen sağlık kurumlanndan bu yönüyle farklılık göstermekle birlikte, kanaatimizce bu medrese, onüçüncü yüzyılda kurulmuş olan Mustansıriyye Medresesi 'nde başlayan tıp eğitimi4 geleneğinin bir uzantısını aksettirmektedir.
Süleymaniye Tıp Medresesi, Osmanlı döneminin en büyük külliyesi olan Süleymaniye Külliyesi içinde kurulmuştur. Kanuni. Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a inşa ettirdiği bu külliye, bir yandan eğitim merkezi olması, diğer yandan
1 Nil Akdeniz San, Türk Dünyası A.rtJflınnalan, sayı 22, Şubaı 1983, s. I S2-181.
• Abbasi Halifesi Musıansır Billah ıarafından 631/1237 yılında Bağdat'ıa kurdurulan
Musıansıriyye MedrC5C$i'ne baAJı olan cvyanda ııp eğilimi ve tedavi hizmcıi verilmekteydi.
Bu binada~ tıp el.itimi veren ve kendisine tabib-i Mustansıriyyc denilen mahir bir tabip ile on
adcı ııp ıalcbcsi vardı. Medresenin b!marisıanında parasız olarak ilaç ·ve tedavi himıcti
verilirdi. Bunun yanısıra hesap ve feıiiz (miıu hukuku) dct$1cri de orada tedris olunurdu.
Medresede aynca bir OatUlhadis ve don mezhep için don evyan vardı (Hüseyin Emin, el-
Medreseıli'l-Musıarısıriyye, Bağdad 1960, s.SS-S8; Noorollah Kassai, a.g.e., s.213-2JS).
Aynca bu medrese, 961/ISS3 ıarihiode piye bakımından yinnili bir medleseydi. ("Bağdat'ıa Musıansıriyye Medrescsi'nc yevmi yinni akçe ile müderris olan Hasan, fakirim deyu istida-yı inayeı eımeğin beraı resmi Bağdat hazinesine alına deyu buyruldu, 19? Ca 961." BOA, Kamil Kepeci-Ruus, 211, s.S1. Biz bu vesikanın numarasını Cahil Baltacı, Osmanlı Medreseleri, lsıanbul 1976, s.74'den aldık ve vesikayı arşivden bularak okuduk). Musıansıriyye M~sesi,
buıun bu özellikleriyle, dört medacsesi (Evvel, S4ni, Silis ve R!bi), birer Dtiülhadis, Dirülkumı, Tıp Medresesi, 0""4Şifi ve Dirulaklllcfr'i olan SUleymaniye Külliyesi gibi bir külliye özelli~ 13lımalcıadır. Bu bakımdan yaklaşık ISS6'da inşa edilen, bir müderris ve sekiz talebesi olan Sülcymaniyc Tıp Medresesi ile Mustansıriyye Mcdrcscsi"nin tip ctitimi verilen
eyvanı arasındaki benzerlikler, birincisinin ikincisi örnek alınarak yapılmış olabileceğini ya da o geleneAin bir uıanıısı olarak planlanmış olabileceğini düşündünnckıedir.
SOl.EYMANIYE TIP MEDRESESi-ı _ __ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ 81
sosyal gayelerle yapılan iınfu'eti, sağlık hizmetlerine tahsis edilmiş darüşşiflisı,
mesire ve dinlenme yerlerini aratmayan çevre düzenlemesi, yakınlardaki
çarşılarıyla, onaltıncı yüzyıldan itibaren İstanbul'un sosyal ve bilim hayatının önemli merkezlerinden biri olmuştur_
Süleymaniye Külliyesi'nin kuruluşu hakkında yazan birçok tarihçi, araştırmacı
ve yazar külliyenin inşa tarihiyle ilgili olarak farklı tarihler vermiştir. s Çok sayıda kaynağı inceleyen
ômer
Lütfi Barkan, araştırmalarının sonucunda Süleymaniye C8mi'nin 1550-1557 yıllan arasında, Külliye içindeki diğer yapıların ise 1553 - 1559 yıllan arasında inşa edildiklerini ortaya koymuştur.6Süleymaniye Külliyesi'nin vakfiyesine göre Külliye içinde cami dışında,
dört medrese ile birer darulhadis, diirüttıb, darüşşifl\, imarethane, tabhane,
· hamam ve diğer bazı yapılar mevcuttur.' Evliya Çelebi de, Külliye'nin içindeki
diğer yapılar yanında bir "medrese-i ilm-i tıb" ve bir "diirüşşifli" bulunduğunu
kaydetmektedir. 8 Ebu Beler b. Behram Dııruşki de Külliye'nin kısımlan hakkında bilgi verirlceıı, '1ıastalara, fıkara ve gurebılya, mecnunlara ilaç için mUteaddid hücreleri havi ve içinde çeşmeyi ve suyu muhtevi bir harnarn olan bir diirüşşiia" bina
olwıduğunu ve "Fenn-i bbbı tahsil için diirüşşita hizasında fevkiini bir medrese"
'yapıldığını kaydetmektedir.9 .
UZl!l!ç!l!'Şı!ı, Sü!eyımıniye Kü!!iyeşi'm!e dıni!hadisten başka tıp, tabii,
riyazt ve sair dini ve hukQki ve edebi ilimler eğitimi verilen altı medrese ile hastahane, imaret, tabhane, hamam ve sair müştemilat bulunduğunu kaydetmiş
ise deıo V~ye'ye göre, Külliye'nia kisımlan arasında riyazi ve tabii ilimlerin
eğitimine hasredilmiş herhangi bir yapı bulunmamaktadır. Son zamanlarda
yapılan bir araşbrma, Süleymaniye Külliyesi içinde riyazi ve tabii ilimler için özel bir medrese bulunmasa da, bu bilimlerin öğretilmiş olabileceğine işaret
etmektedir. lhsanoğlu, sadece nak.li ilimlerin öğretilmesini öngören daha önceki medrese vakfiyelerinden farklı olarak Fatih Medreseleri 'ne ait vakfiyede ilk defa ' Seyyid Lokman, HUntm/Jmt, Topkapı Sarayı Hazine Kütüphanesi, nr. 1524, v.284b; Cclal1Jdc
Mu.<ıafa, Tabolratu'l-mtmQ/ilc vt dtm:otu'I mt-JOlik. Milleı KllUJtUPıancsi, rr.719, s.918-934; Ali, KOnhiJ'I·
ahbar, c. I, v. 94b YC9Sa.; Mihu:iıııbaşı Almod Dodo, Miinl!t:t:inıbap Tarllıi(Sah!ifu'l..ııtııirfi vcldiyi'U'I- ... ) ~ yaynı hımılayan lsmıil Erilnsal). lsıanbııl 1974. c. 2. s.5'75; Elıu Bckr b. lldır:ın Oımqki (ıon:.). JaJob.< numtü'l-islan ve's•siJl{Jr fi tohrir-i ldJab.< atkıs•
"la)'''"
Toplaıpı Sarayı, ~Kii;<ii ~ nr32>333, v. 106-1~ lJooeplı YCl1 Harnıner. Osmanlı Tarihi. c. 2, MEB, lsıaııOO!
1991,s.8YC32; lsmail Hami Oinişıncnd,lzalılı Osmanlı Tarihi Kronoloji, c. 2. s.262 ve 306.
6 &ıbn.Siile)maniyeCamiive/nşaaıı (IJ.SO.ISJ7), c. 1, Ankara 1972. s.47-92.
7 Ki!rkçiloğlu, Kemal Edip (yay.), Saleynıaniye Vakfiyesi, Vakıflar Umum Müdürlüğü, Ankara 1962.
1 Evliya Çelebi, Seydhaln4me, c. ı. Nşr. O. Ş. Gökyay, lstanbul 1996, s.6S
• Elıu 8dcr b. Bdıram DımaşJci, a.g.c.. v. 106-l<a
10 Uzwıçarşılı, /lmiye Tqkilatı, s.34.
82 - - - -- -- - - -- - -- - -- -TUNCAYZORLU
·'nakli ilimler yanında akli ilimlerin de öğretilmesi"nin öngörüldüğüne dikkat çekerek, medrese eğitimindeki bu değişikliğin Süleymaniye Medreseleri'nde de kendini gösterdiğini, Süleymaniye Vakfıyesi'nde bütün akli ve nakli ilimlerin
mUıakeresinin müderristen resmi olarak istenmesinin, akli ilimlere resınJ bir onay anlamına geldiğini belinmiştir.11
Süleymaniye Tıp Medresesi'nln kuruluşu
KanUııt Sulıan Süleyman'ın 1553 - 1559 yıllan arasındaki bir tarihte12 İstanbul' da Süleymaniye Külliyesi dahilinde inşa ettirdiği Tıp Medresesi, Osmanlı tıp kurumlan tarihinde bir dönüm nokıası kabul edilebilir. Zira bu ı.mnana kadar,
cıarüşşiffilar bUnyesinde yapılan up öğretimi, Süleymaniye Tıp Medresesi ile bağımsız
bir kuruma kavuşmuştur. Vakfiye' de müderris ve talebelerden bahsedilmesi ve "ilm-i
tıbb için bina olunan medrese-i t.ayyibe" şeklinde nitelendirilmesi bu kurumun tıp eğitimine hasredilmiş olduğunu açıkça onaya koymaktadır. Böylece Süleymaniye cıarüşşiffisı artık tedavi ve uygulama yeri olarak görev yapacaktır.1l ·
Süleymaniyc Tıp Medresesi'nin kurulmasındaki en önemli ellc:en, onaltıncı yüzyılda Osmanlılann hekim ihtiyacıdır. Anlaşıldığı kadar, cıarüşşiffilarda yetişen
hekim sayısı, ihtiyacı karşılayamamaktadır. Bilinen ille Osmanlı cıarüşşiffisı olan Bursa
Yıldırım Bayczid Darüişiffisı'na hekimbaşı olarak Memluklar'dan hekim istenmesi, bu işi yapabilecek hekimlerin o devir Osmanlı şehirlerinde yeterli sayıda bulunmadığı
kanaatini uyandırmaktadır. Zira devleı, yeni yeni şekillerırneye başlamıştır ve hekim
yetiştirecek bir kurum henüz yokıur. Osmanlı ülkesine dış üllcelerden ıabiplerin gelişi
11 E.lbsanoğlu. '11ıe Ottoman madnısas and ıhc ıcaching of jurispnıdencc since ıhe bcglnning
unıil ıhc rcign of Kanuni Sultan Süleyman". 17-19 Nisan 1998"de Harvard'da dUunlenen
"Law and iıs application in ıhc Ottoman Empirc" konulu toplantıda sunulan basılmamıl bildiri, s.6-7.
" Tıp Medresesi binasının müsWcil olarak i"'° tarihini kesin bir şekilde bilcmiyONLAııcak.
Omer Lütfi Bariaın. inşaaı dcftcrlerine dayanarak yapığı .,_ıar scnıc:uncb. killliyaıiıı cimi dışınd:ıki diğer unsuıtınnın 9611155} - 96611559 yıllan anısında inşa cdildildcM bcliı1ir. 8albı.
Süit)~" Comii ı,. /nşot11J (/55().1557). c. 1. Anlcar.ı 1972, s.47-92.); Şdısiivaıojlu, Diıuşşili ile Tıp
Medresesinin bitiş tarihi olar.ık 1556 :ıaıesini \'Crİr. (Şdııliv.ıroAlu, Bedii N, "lscrbıı ~ tarihçesi, H:t1Cki Ha~tıhanesi'nin ı:riıçesi'". /sıonlıu/ il Yıllığı. lsııınııuı 1967. s.~~ Osrnouı Nuri Ergin.
Külliyenin miijtcıniliiuııdan Tıp Mcd=i ile Oilıu"l·AMl<lr'in inşası ile ilgiU olıınık lU bilgileri
vcrmckıcdir.: "ilk defa olarak resmen lıicrcı-i nebcviyyenin 957'nci senesinden ecnnct-n-.:J<lln K!naru Sultan Süleyman Han ha2retleri, nôıı>-ı uluV\'ct·iııi~nlaıına izifetle şöhret-gır olan camiin civarında bir ıncdrcsc-i ııbbiye \'C yıuıında bir D&u'l·alcAk!r inşi"" küşid buywwolc mcdr"5cyi bir scririyit-ı tıbbiye mdadıi haline i&iğ buyuımuılaıdır. Bu rncdıesede 1132 senesinde meşhur Reisü'kııbba Ôıncr Ef'cndi"nin ıcdrisoaa bulunduP kOl(lb.i levlrihde -X.yyeddiı'" (J?ıgjn. 0sm:ın Nısi. MtJC<lk.i ımır;.. Bdd)~ c. 6, lstıııııuı 8ü)\ılc ŞdS Bdcıdi)'csi Kii» lşıcri OaR ~ Yoymlın No. 21, 1-.ruı 199S, s.3048).
u EJıjn. 1üıUlaaıifTarilıi, ~s.144-45; Bakacı.a.g .... s.21-22.
S0LEYMANIYE TIP MEORESEsJ-1 _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ 83
sonraki yıllarda da devam etmiştir. Mesela, Fatih'in çevresindeki hekimlerden dördü (KutbUddin, Şükrullah Şirvfuıi, l.M ve Ataullah) İranlıdır.14 Kan0n1 de. MOsa b.
Haınun'u özel hekimi olarak Saray'da ,çaııştırmıştır. Saray tabipleri arasında dışarıdan
gelme Yahudi hekimlerin yanı sıra Mısır gibi imparatorluğun uzak eyaletlerinden gelen veya getirtilenler de bulunmaktaydı.15 Daha sonraki yıllarda da Saray
hekimbaşılığına getirilen mühtedi veya dışarıdan gelmiş bazı. tabiplerin bulurunası Osmanlı müesseselerinde ve özellikle de Süleymaniye Tıp Medresesi'nin kurulmasına
kadar olan devrede yeterli sayıda hekim yetişmediği izlenimini vennektedir.16 Aynca
padişahın birçok defalar ferman ve ruatt-ı hümayun çıkartarak ehliyetsiz hekimleri
·tebabetten men ettirmesi de ortalıkta ehil olmayan birçok hekimin bulunduğur.u
göstemıektedir.'7 Ehliyetsiz hekim ve cerrahlar dışında hastalara yanlış ilaçlar veren aktarların uyanlınası 18 doğrultuswıda çıkarılan hükümler de, hekim sayısının
yetersizliğini ortaya koymaktadır.
Makalemizin başında da belirttiğimiz gibi, Süleymaniye Tıp Medresesi kurulmadan önce, geleneksel olarak dfuiişşiffilarda usta-çırak ilişkisi içerisinde tıp
" Tofiqh Heidarıadeh, "lran alimlerinin Osmanlı Devleti'ne geli~i ve Osmanlı bilimine katkıları (Timur döneminin başından Safevi döneminin sonuna kadar, •• Osmanlı Bilimi Araştırmaları,
c.ll, ed. F. Günergun, 1.0. Edebiyat Fakültesi Yay. lstanbul 1998, s.211-242.
" "Mısır beAJerbeğisine hüküm ki HAliyll mahruse-i Mısır'da olan tabiblerden SeriUddin ve Ahmed nAm kimesneler ilm·i tıbda maharetleri ve her vcchilc fenlerindc hazakatleri islisma
olunmağın buyurdum ki vusul buldukta ehil kiımşnelerden teıebbU ve tcx:esı;Us idUb göresin her kangısı ilm-i ııbda hlzık ve mAhir olub so~-i saadeıde hidmcte kidir ise aıebe-i ulyAma gönderesin (Kethüdilanna verildi) fi selbi Safer 9761.1568." Ahmed Refik, Onuncu Asr·ı
Hlcride lsıanbul Hayatı. Enderun Kitabevi, lstanbul 1988, s.3-4.
16 Ahmed Refik. a.g.e., s.62-'64; Onbirinci Asr-ı Hicride İstanbul Htıyatı, s.8: Onikinci Asr-ı Hicride lstanbul Hayatı (1689-J72J), s.28-30, 37, 106-107. 214-215.
17 U. Selim. Hekimbaşı Gars09dinzlide ~uhiddin Efcndi'nin durumu kendisine iletmesi Uz.erine 8 C 981 / 1573 tarihli bir hUkUm irad eımişıir. Bu hilküm Süleymaniye Tıp Medresesi'nin faaliyet gösterdiği ilk dönemlerdeki ııbbi atmosferi tasvir eımcsi a<;ısından oldukça önemlidir.
Hükmün memi özeıle şöyledir. " ... bazı kimesneler cerrah ve tabip ve kehhal adına geıllb
hengime (adi dernekler kurup) ve dükkanlarda oıurub mUccrred celb ve ahiz içOn Miislümanlara tıbba mugayir ve hikmete muhalif katil ~rbetler ve zehimak müshiller verip vcildet·i lleme muhalif yAreler a<;ub ve gotıere dahi Uslubsuz yapışub muhalif oılar koyub.
Müslümanların mallarına ve canlarına zarar irişdirüb ... " (Ahmed Refik. Onuncu As,,.., Hicride
lsıanbul Hayatı, s.62 ve Uludağ, Beşbuçuk Asırlık Türk Tebfib<ti Tarihi, s.225-226. Uludağ, yukandaki vesika için 8 C 941/ 15 Aralık 1534 ıarihini vennişıir. Kanaatimizce bu tarih
sağlıklı değildir. Çünkü sözü geçen vesika il. Selim (1566-1574) döneminde hekimbaşılık yapmış olan GarsUddinzAde Muhyiddin (ö. 981/1581) ıamanına aiıtir. Halbuki Uludağ'ın
sözünü ettiği 94111534 tarihi, Kanuni (1520-1566) dönemi içinde kalmakıadır ve bu devirdeki
hekimbaşılar arasında GarsUddinzMc Mu,hyiddin bulunmamaktadır.
11 lstanbul kadısına yazılan 8 N 989/1581 ıa:rihli bir hükümde bu konuda uyarılar yapılmaktadır:
" ... ehl·i hirefıen olmayub nathil iken aıtar dükkanına geçob Müslümanlara bey' eıdUkleri
edviyeyi yanlış virub kolit fesada müddei olduklarından maada bazı ıekilif-i öıiiyye vaki oldukta biz anar değilüz deyu muilveneı etıniyUb fukaraya gadr iderler''. Ahmed Refik.
Onuncu Asr-ı Hicride fstanbul Hayatı /49J-/59/, s.63-64.
eğitimi verilmekteydi. Süleymaniye Tıp Medresesi'nin açılmasından sonra da bu
sağlık kunımlannda sınırlı da olsa hekimler yetişmiştir. Böylece ülkenin hekim ihtiYtıcını Süleymaniye Tıp Medresesi ywıında, dışandan sınırlı sayıda gelen hekimler ile dfuüşşiffilıırda ve diğer bp lcurumlaruıda yetişenler karşılamıştu:. Süleymaniyc Tıp
Medresesi'nin kurulmasından önceki dönemle ilgili olarak şimdiye kadar onaya koymaya çal!Şbğımız tablonun Süleymaniye Tıp Medresesi'nin kuruluşunda etkili
olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Süleymaniye Tıp Mcdresesi'nin kuruluşu baklmıda, ooyedinci yüzyıldan başlamak üzere değişik yazarlar ıarafuıdan çeşitli bilgiler verilmiştir:
Kllçllk Hasan Bey-7.Mc Ahmed Paşa (ö.1636), Tarih'inde ''ulemA-yı ctibb4, ilm- i bbba sa'y eylemek için bir tabib medresesi bina ettinnişlerdir" demektedir.19 Aynca Tuhfeü'/-Mimaıfn'de darilttıb olarak zikredilen yapı20 Osmanlı coğrafya ve kozmografya alimlerinden Aşık Mehmcd'in (ö. I00611598'den sonra) Mtnbtjrii'/.
Aı'8/im'inde "tahsil-i fenn-i tıb için dfuüşşifll lıizılsında bir medresc-i fcvkAni'.21
şeklinde geçmekte ve bp ilminin öğretilmesi yani "eğitim fonksiyonu" ön plana
çıkanlmaktadır. Bu bilgiler, Valcfiye'de yer alan " ... ve ilm-i bbb içUn binA olunan medrese-i tayyibe ... " ~iyle de örtüşmektedir.22 Çünkü burada 8*ıı ilm-i tıb için ifadesinde, "sadece" bp ilminin öğretilmesi ve bu konuda eğitim verilmesi için kurulmak istenen bir müesseseye atıfta bulunulmaktadır.
Diğer taraftan Ahmet Cevdet Paşa (1822:1895), Tarih'iöde Süleyİnaniye Tıp Medresesi'nin açılış gayesini daha mel bir alana tahsis eıme eğı1imindcdir. Bu iblıarla
eserinde şu düşüncelere yer verir.
"Sultan Süleyman Hiin-ı evvel asnııda ordu-yı hümiyımlarca ziyade tabib ve
ccmıha ihtiyaç görtllUp icfil>..ı vakit ve hile göre mühendislerin dahi eiıe:rnnıiyeti olduğundan Süleymaniye CWni-i Şerifi yanında aynca bir tıp Medresesi yapılub
etibba sınıfı aynldı. Ve civannda bir de dfuüşşifll yapıldı. O zaman Avrupa'da henüz dfuüşşifll yapmak efkfuı yok idi ... "23 • ·
Görüleceği üzere Cevdet Paşa, Tıp Medresesi'nin açılmasını askeri ihtiyaçlanıi karşılanması gayesine atfetmekle ve başka bir ihtiyaç kaynağından balısctı:ne:rılir.
Aynı şekilde yirminci asır tarihçilerinden Tayyip Gölcbilgiıı. "Osmanb ordusunun, üssünden ımıklarda savaşması ve gittikçe (lmparaıortuğun geııişlempSinc paralel olarak) büyümesi, hekim ve mülıeııdis ihtiyacını artırdığından Süleymaniye
" KllçOI< Hasarı Bey-zilde Almod Pıııa.
ram.
TSMK. Emn:ı Hıızinosi. nr.1434; •. 34So... Rılla Mclıil
Meriç,"'""""'
Siıarı. Aıılcn 196.S. s.23. 33.21 Mdmed b. ômerd-Aşık.Mm!ıirll'M..ı&ır.SOleymıııi,e ~ v. 328b.
21 Siilqmani)'• Valfi~si, s.32.
" Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-! Cewf.ı. c. ı. Oersudet ı
m.
s. ı ıo.Medıesdcri'nde tıp ve matematik ıahsiline ehemmiyet verilmiş, aynca tıp medıesesi
ile bir de dArilşşifl denilen bastahıme 1esis oluıımuşıu" deıııelctı: ve Cevdet Paşa'nın
görüşünü desteklemdt1edir.24 Osman Sevici
UludaA
ve diğer bazı tıp tarihçileri Cevdet Paşa'dan istifadeyle aynı görüşleri payJaşmışıır."öte
yandan bu medreseyi ikinci bir üniversite sitesi ve de tıp fakültelerimizin başlangıcı olarak kabul eden Süheyl Ünver, Süleymaniye Tıp Medresesi'nin 1827 yılında ordunun ihtiyacını kaışılamalc için açılan Tıbhano-i Amire ve Cerralıhaııe-i Amire'nin kunılduğu dönemde de sivil hekim yetiştimıcye devam ettiğini belir1mektedir.26 Elimiz.de, Süleymaniye Tıp Medresfsi'nin kunıhışundaıı somaki yüzyıllarda hem.sivil kunıınlara hem de orduya tabip vtnıiğini g&ım:n belgeler bulunmak1adır.27 Ağırlığın dönem dönem askeıf veya sivil bilim lcunıınlan.na verilmesi, zamanın siyasi ve sosyal şartlarının gerektirdiği ihtiyaçların bir neticesi olarak görülmelidir.Tıp Medresesi 'nin mimari özellilcJeri
Tıp Medresesi, Süleymaniye Külliyesi içinde bağımsız bir medrese olarak inşa edilmemiş, çifte medrese şemasında düunlenmiş, beraberine bir de dArüşşifil inşa edilmişı:ir. Bu dArüşşifilda, bağımsız fonksiyonları olan ındamlar (hamam. bastalanıı
tedavi edildiği hilcrcler, çeşme vs.) da yer alıııışıır.21
Mürşide Baylcal'ın Süleymaııiye Tıp Medı ı esi'nin mimari yönüyle ilgili olaralc
verdiği tdaıilc bilgilere bakarsak; nıedıese, dmiiıı güney-balı tqıbesiııde Tııyakiler Çarşısı diiklaııılanııı ~ st!'alaıımış
12
lı!lcıedeıı ilıimtir. yapı teinigi bunıda sadedir. Arazi ~ olmadığı için takviye sistemine ihtiyaç kalmamışur. Düz duvarlar buna lcAfi gelmiştir. Cami cephesi düz bir duvar halinde devam eder, kUfeldtaşından muntazam dikdörtgen bloklar halinde demir kenetlerle tuınuulmuştur. Arka cephe ise büyük bir bahçeye bakar. Bu cephe de tuğla ~iği ile yapılınışıır.
" TayyipOOkbilJin. "SUleyman r,/A,c.5, lllllllbul 1967,s.IS2-IS3.
ıs Uludat. a.g.t., s.I 11-112.
" Onver,
np
ToriAI Yıllığın, IJlanbul 19&3, s.19.11 ômdt t""°I etmesi oçısındlD BOA, Çevdet Sıhhiye Tuııifi, nr.7S9'da bulunan 27 C 1182
tarilıli -ibyı sunmak istiyoruz: "Centhin-i Hassadan el-ilk Ebubekir halife nıoberdt ritaJ>.
ı lılmiylyı arı.ubll sunup ordu-yu hUmayun serer ncısm eser vW oldukta ordu·yu hDınayUn
mihnet mduOnda aslkir·i lslam zafer enc1m için cemhbeşı nasb ve tayin olunagelmekle emektarlenndan ve pyeste-i ina~ olmalı• hizrnet-i meı.bOrede islihılm olunmalt babtnda
istirlıam-ı inayet ve ıer cemhin-i hassa Mehmcd Ajı'don sahib-i arzuhal mQma llcyh cl-HAc Ebubekir balifeııln ft'hninde maharet ve lıızabtı lsıinıllt olundukta meı.bOr ordu·yu hUmayun
ncısm makrun 'cemh ~ılığına ıayeste ve fenninde maharet ve lıızabtı cDmlc cerrahin indinde mO.Cllem oklutunu takrir eyledilinden m&ada ınodresc-i bbbiye-i SOleyrnan Hlni'de
• iJm.i tqrilı ıttıla' için deıx hazır ve bizmet.j ınezlıureye ıayeste okkıjunu 1et etıbbai hassa Ahmed Efendi Zlde hazlketb Mdımcd Emin Efendi i'llm etmekle i'llmı mOciblnce orduyu
btımlyun cerrah lıeşılıQı miima ileyhe ıevcib olundu."
21 Gıınlll Cantay (OOıqsever). Anadolıt Tilrt Mlmorlsintk Dfınqfifalıuur Gtl~. 1.0. Ed.
Fak. Doçentlik Tezi, (basılmamış), lswıbul 1982,s.131 vd.
86 - - - -- - - -- - - - -- -"l'VNCAYZORl.U
Hücrelerin kubbeleri tuğladan olup üz.erleri ~un levhalarla örtülüdür. Bu kubbeler
arasında yükselen küfeki taşından bacalar ince bir zevkle yapılmıştır. Genel görünüşü
çok sade ve hareketsizdir.
Hücreler ince llZlln, dikdörtgen bir koridorun cadde tarafında sıralanınışur.
Bunlar gayet küçük olup, koridora .açılan birer kapıya, caddeye açılan birer peııccreye
sahiptir. iki yandaki odalar koridoru enine başlan başa kateder. Bunlar ikişer kubbelidir. Koridorun adca ıarafinda 27 penceresi vardır. Sol tarafında dar ve yüksele bir merdivenle aşağıya inilir. Fakat bu, medrese restore edilirken konmuş olmalıdır.
Çünkü aşağısı tamamen diikkandır. Bugün bu diikkaııların bir kısnu bu binaya
verildiğiııdeıı ıeşkilat biraz kanşılrur.
Tıp Medresesi'nin bugünkü giriş kapısı, Süleymaniye Oimiinin karşısmdadır.
Bir kapı da Askeri Matbaa 'ya açılmaktadıı'. Bu kapıdan girilince bir medivenle hücrelere çıkılır. Koridor meyilli ve alçak bir çab ile örtülüdür. Odalar ise kare
şeklinde olup hepsi aynı büyüklüktedir. Oda kubbeleri yuvarlak ve yayvandır.
Duvarlann yuvarlak kemerleri üz.erine oturur. Odalardan birbirine geçilir. Her odada birer ocak vardır. Yerler albgen taşlarla kaplıdır. Sokağa açılan pencereler dikdörtgen
şeklinde olup duvar kalınlığı kadar derindir. Dıştan sivri kemerli alınlıklar vardır ve bunlar dökme parmaklıdırlar. Odalardan koridora açılan kapılan dikdörtgen şeklinde
olup bir insanın zor geçebileceği kadar küçüktür. Koridorun adca tarafa bakan
penoeıeleri çok küçük dikdörtgen şeklindedir. Alt kat tamamen faıidıdır. Dükkanlar şekillerini muhafaza etmiştir. Aıicada bir koridor bırakılmıştır. Ön taraf ise kemerlere kadar küfeki taşıyla dolduıulmuştur. Bu kemerlere cam konularak aydmlabna tertibau
yapılmıştır. Bunlar koridora açılan çapraz tonozlu ve beşik tonozlu dükkanlardır.
Koridorun orta kısmı çapraz tonozla örtülü olup iki yanı beşik tonozla örtülmüştür. Bu tonozlar bahçe cephesinde mua:ızarrı küfeki payeler tarafindan taşınır. Bahçe cephesinde iki paye arasına yuvarlak kemerler konmuştur. Kemerlerin içi yine camla
kapanmışbr. Bu koridorda 6 oda vardır. Tıp tahsili yapan talebelere tahsis edilen bu medresenin her hücresinde demirbaş olarak yüksek bir minder ile bir dolap vardır.
Arka bahçede bulunan dersanc kısmı bugün tamamen yok olmuş bunun yerine modern bir doğumevi (Süleymaniye Doğum ve Çocuk Bakımevi) yapılmışıır.29
ikinci Meşrutiyet sonrasında lstanbul'un tiiın medreselerinin tek bir çau altında toplanarak oluşturulan "Oartı'l-hi!Meti'l-'aliyye Medresesi" kapsamına alınan
Süleymaniye Tıp Medresesi hakkında tutulan 1330/191413fİhlİ rapor, Tıp Medresesi
binasının o yıllardaki durumu hakkında bilgi vemıektedir. Rapora göre, o dönemde
Tıp Medıesesi'nde sonradan yapılmış iki baraka ile 12 esas odadan müteşekkil toplam 14 oda vardır. Bina liavalarıdırmaya ve güneş almaya müsainir. Aynca, banyo,
29 Mfulide Baykal, SQ/eymaniye Ka/U:µsi (Basılmamış mezuniyeı ıezi). 1.0. Edebiyoı FıkOl~i
Sanaı Tarihi BölUmO, lsıonbul 19~2. s.43-44.
SOLEYMANIVE TIP MEDRESESi -ı _ __ _ __ _ _ __ _ _ _ __ _ _ 87
• çamaşır ve abdest yerleri de mevaıttur. Odalar harap bir vaziyette olsa da iyi bir
oııarun sonrasında 20 kişinin eğitim görebileceği uygım bir mekan lıaline getirilebileceği ve halihazırda mahzurlu olabilecek sağlık şartlannın iyileştirilebileceği düşünüldüğünden, onanlacak binalar kapsamına alınarak bir eğitim müessesesi olarak diiz.enlenme yoluna gidilmiş ve bu doğrultuda bir kadro belirlenmiştir. Ancak raporun son saurlannda geçen ifadelerden bu binanın 21 KanOn-ı evvel 1334/ 2 l Aralık 1918 · tarihinde yangın mağdurlarınca kullanıldığı anlaşılmaktadır.30 Tıp medresesi, bugün biıkaç mekan dışında yok olmuştur. l 928'dc lstanbul Vilareıi Daimt Encümeni, tıp medresesine ait 15 odayı kira için müzayedeye koyınuştur.3 Bina, 1944-45 yıllarında Dr. Ulıfi K.ırdar'ın valiliği ve belediye başkanlığı ı.amanında onanlmış olup, 1946 yılından beri "Süleynıaniye Doğum ve Çoculc Bal<ımevi" olarak kullarulmaktadır.32
Süleymani)'.e Vakfiyesi'ndc belirtildiği halde yapılan tesbit edilemeyen kollixe
kısımlarını inceleyen Uğur Tanyeli, Tıp Medrcsesi'nin yakınındaki odaları
Sülcymaniye KUlliyesi'nin, orjinal ve özgUn halleri tesbit edilemeyen kısımları arasında zikreder. Tanyeli, bu odaların söz konusu medresenin içinde
konumlandığı, adanın güneybatı kesiminde yapılmış olabileceklerini, çünkü içerisinde sadece 8 öğrencinin eğitim gördüğü tıp medresesinin bu adadaki
boşluğu doldu.racak genişlikte olamayacağını ifade etmekle beraber sözkonusu kesimde de gözlemlenebilir bir kalıntıya rastlanamadığını beliıttniştir.u
Seyyid Lokman'ın oııalııncı yüzyıla ait Hünemiime isimli eserinde " ... altıncısı ki darü't-tıbdır ol dahi hidemat-ı hümayunda reisü'l-eııbba olan hekimbaşılan ıasamıfunda on hücreyi şiimil...'.Jo< cümlesi yer almaktadır. Bu ifade, daha önceki ikinci el kaynaklarla karşılaştınldığında Tıp Medresesi'nin oda sayısı hakkında farklı
rakamlann verildiği göıiililr. Orijinal hali pek bilinmediğinden ve birkaç defa onanm
geçirdiğinden mcdı:ese odalan için verilen rakamlar sanat tarihçilerinin gündemini
işgal etmiştir. Ancak Hünemiime'de geçen on sayısı kanaatimizce en güvenilir
rakamdır. Zira bu eserin müellifi Şehnimeci Seyyid Lokman (1601 'de hayana) Kaniini(l520-1566), 11. Selim (1~1574) ve ID. Murat (1574-1595) dönemlerinde
"' Raporda geçen ifııde "Harik·udcgiıı ıa.nfından iJ&ll olunmut<fur, fi 21 KAnOn-ı evvel sene
133411918" Jeklindedir (Mtıbıhaı ~ •'()tr1l"l-Hibfeıi.l-"Aliyyc MeıtCICSİ ve kuıulqu aıcltsiııdc lsıanbut nv:ô<sclaı"",lrıanı Ttdıilderi EmtiJüıii Dtrp, LO. Ed. fak. Yay., lsıanbut 1978, s.lhc
62~
31 Nuran Yıldınm, "SOlcymaniye Dlnışşiflsı"', Dünden Bugüne fstanbul Ansiklopedisi. c.1.
lstanbul 1994, s.96.
" Mebrure DcJer. " Silleyınaniye danışşifası ve ııp medresesinin bugünkü durumu", 1. Türk Tıp Tarihi Kongresi, Kongreye Sunulan Bildiriler. lsıanbul, 17-19 Şubat 1988, s.189-192; Doğan
Kuban, "Sllleymaniyc Külliyesi". Dünden Bugiint lstanbul Ansi/clopedisi, c. 7. lsıanbul 1994.
s,102.
» Uğur Tanyeli, -SQlcymaniye Külliyesi konuswıda bilincnlcrc bir katkı, " Tarih w Toplum.
c.lS, sayı 87. Man 1991. s.28.
" Seyyid Lolcman. a.g.c .• v. 286b
yaşamıştır ve Saray tarafından resmen görevlendirilmiş olan bir kişidir.3' Bu itibarla
yazrlığt eser, güvenilir bir kaynakur ve medrese odaları ile ilgili olarak verdiği sayının doğru olması ihtimAli pdc yük.sektir.
Genel olarak külliyenin, öuE olarak da Tıp Medresesi'nin fu:i1ci öulliklerini korumaya, bwılara gelebilecek beıtıangi bir zararı Or1adan kaldımıaya yönelik
birtakım faman1aruı çıJcıınlmış ve bu konudaki suç ve yolsuzluk iddia1annın ü:reriııe
hassasiyetle gidi!mjşrir, 1 Recep 985 18rib ve 551 sayılı biilcümde Mimar Sinan'ın
evine nizama aylan olarak su almasıyla ilgili bir verika36 lıulımmakıadır. lsıaııbul
Kadısı'na hitaben yazılan bu vtSikada Mimar Sinan Süleymaniye Külliyesi'nin
suywıu şahsi çılcarlan için kullaıunakla suçlaıımaktadır. Suyım kaçak kullanımı Tıp
Medresesi ile diğer iiç medıcsenin su kaynağını tüketıııelcte ve bu kunıı:nlarda su
sıkıntısı yarattnaktadır. Bu vesika, Tıp Medresesi'nin su tesisatının güvenliğini
saAJama
hususwıda devletin titiz bir tutum içinde bulunduğunu ortaya koymaktadır.Bir başka deyişle Külliye'nin kısımlan inşa edildikten sonra kendi başına bınıkı1mamakta, korunmaktadır. Yine külliye içindeki su yollarının teftişiyle ilgili olarak batt-ı bümiyunlar çıka.'1ılaıak Mimar Davud Ağa'nın (1007/1599)
» "Seyyid Lokman Şehnlmeci Elllıun'un halefidir. Efl1tun'un da sclcfi Fctlıullah'ıır. Seyyid Lokman EOatun"un yerine 977/1569'da ~ olm~. Eserinde adını Seyyid Loltman ibn Hllseyntl'I Aşuıf diye yuar. Başlıca cscrlcri Sclcfolmc, !Wefnlmc, Muasımlmc, ŞchzWc
Sclim'io brdqi Blyw.iı ile "ilk• buları Konya mıılwebcsinc dair Zafcmlmc, Scli""8lwılme'dir. 0çonco Mıırat namıııa da Şdıiıışahııime adh bir eser ıelif cunişıir. Soıı cxri 985/ISn'de ~takdim cdilmif, bwıuıı ilzcrinc vakıiyle Elllııın tarafından yazıl""'
olan Hüncnılme'ain bozı yutcriııin tashih edilip ~ yeniden yazılması ve
yaL1nlanmuı emir celi~. HDncnılmc, oo altıııct asrın en ncrıs eseridir. Bu asım luylfctlcriııi g&tcrir, bundan ncrıs ctcr yoktur. Resimler gayet zarif ve boyalıdır. Topkapı
Sarayı KOlilphancsi'ndedir." (Ahmocl Refik. OıtWICM hır-ı Hicride /st0111N/ Hayah, s.J.s-36).
" " ... rildb-ı lıümlyuıuna ıilt'U. anWb Mım.tıoş. oı.ı Sİlllll için SuJıan SOlcyı1'.1lll ın-c;
ıuyundan bir lllJc "' alııb kıııdü bpllu llnllndo bir bOyilk lıaziııdü çcıınc bina klüb ve çcııno kıutıindc nıeı ın<idcıı bir sandık ıddindc bir ._,. yııplınb çcııno COlllbinde bir delili< koyııb ııce ...Ube kllnlt
d6şeyüb evlerinde lılrı-ıar ve ıoosluklar ctdiılib ve ıaşra çcııneııin IOlcsinc arslan boşı bir oluk peyda klüb çcııno IUlesinc lıaltidOb su hazlncsiıı glltıdı: iki defa tanam bofakkıb ve KaAıdıanc !Uyu Wı
ICl'IClf uAnıdıiı yac kıııdü evinden ku:fU klooıb ve ı.aııtı cdOb ol kuyuyu dahi istimal idOb ve lcaıdO
evi ıafındıı dıikbnlor IOmlm oldıığu )'Cl'dc Oldl kıl'P! &tülü bir damı 1-liıüb kurıunun ve kcftslcsiıı evine laşıôılı vakfa gııdr ey~ ' - vccf>.i ıııcşıGlı om: omı,ıa Tıb Modıacsi ile Gç nıcdı-.ıln
IU)'ll blmayub abdoslıe ve ayir havayicc lciflya cylcmcdiiii yazıUı ~ya ~ vakf-ı
ırır:ztıOnııı mlllvclllıi nwifdi ile ınezbQr ya10 yerinde g(lı1llOb ... olınnoiıYçüıı rik'a ayni ile..., gllnderildi. BuYurclıtm ki gOnderilcn rit'ada
"**olan -
ya1ll ~ moıevcıır nwifdi ile ıdlit - g(ftsiıı filvlki mı..t·i ... suyundan bir IOlc su alıııdıiu Vlki môdir. Ne len-ak ile aım.ııır. Elinde bir lı1lc !Uya emri - mıdır. Tcdı ve kayıt na almıştır. Ve çqme latrbindc bina eylcıdip Sllıdığıaı --~ mdboıe ıuyuna ..,..., :rnn - mıdır. Ve~ IU)'ll yerine ...idDb ol Sll)'ll Simal ~ vtld midir. KadsO xbcb oldıığu Vlki midir. Niçin kcsıniPr. Emir ile mi lo:sıııijdiı. Aslı nedir. Ve ayir itNıd oll.rwı hususllr vaki midir. Niadr yalO yerinde &Oıilb her
lıususuıı ııslma ve lılldblinc vfıluf ve muııali olub sa.ıc buldıoğu om: naıfııssal yazutı tıildirefjn fi 23 C98S(IS77)" BOA, MOhiınmc ~·. KOkOm ssı. s.2SO.
SOl.EVMANIYE
TIP MEDRESESl-1- - - -- - - 89
görevlendirilmesi ve su yollan üzerine bağ ve bahçe yapılmamasının isterunesi de KU!liye'ye verilen önemi g<l5tennekıcdir.37
Tıp Medresesi 'nin Külliye 'nin diğer birimleriyle olan i/iş/dsi
Külliye kelimesi, isminden de anlaşılacağı üzere birbirine bağlı bir binalar
topluluğunu ifade eder. Bu itibarla Külliye içerisindeki bir yapıyı diğerlerinden bağımsız olarak d~ünmek doğru olmaz. Ancak, bu konuda sözkonusu yapılar topluluğu arasındaki ilişkilerin doğrudan ya da dolaylı olması gündeme getirilebilir. Meseleye bu şekilde yaklaşıldığında Süleymaniye Külliyesi'nde de
asıl konumuz olan Tıp Medrescsi'nin doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşimde bulunduğu yapılardan bahsedebiliriz. Tıp Medıcsesi'nin doğrudan ilişki içinde
bulunduğu yapı ve kunımlar; diriişşifl, dAıülak1kir. tablıane ve iınarethanedir. Biz burada Tıp Mcdresesi'nin bimci derecede ilişkide bulımduğu müesseseleri kısaca tanıtmaya çalışacağız.
Tıp medresesinde eğitim gören talebeler, yatma yeri olarak da buradaki odalan kullanırlardı. Yemeklerini imaretin mutfağında pişen yemeklerden ve m'ekel denen yerde ücretsiz olarak yerlerdi. Okudukları teorik tıp derslerinin
uygulamasını Danışşiia binasında gerçekleştirir ve Dllrtl'l-akAkir'den ilaç
ihtiyaçlarını giderirlerdi. Hasta olan öğrenciler Diruşşira'da ücretsiz tedavi görür ve gerektiğinde tıpkı diğer hastalar gibi hastalıklarının nekilıet dönemlerini tlbhlnede
geçirirlerdi.
Temizlik konusunda külliye bUnyesindeki hamamdanyararlanırlardı.
Dıirüşşifii (Bimarluuıe)
Süleymaniye Külliyesi'nin batı köşesinde bulunan ve Vakfiye'de mArisıan
ol8f'l\lc geçen bu kuru"1\, Osmanlı hastahaneleri hiyerarşisinin en üstünde yer almıştır. Otuz odası ve iki avlusu vardır. Öğrenciler, Tıp Medrescsi'nde haftada dört gün teorik ders gördükten 'sonra uygulamalı derslerini bu dAıilşşiflda yaparlardı. Haseki Dirüşşifôsı gibi 40-50 yataklı olan ve onun ızihi 28-30 kişilik
geniş bir çalıŞanlar kadrosuna sahip bulunan bu daruşşifinıı. ,uığer Osmanlı
dAıilşşiflilarından farkı, bir asabiye (nöroloji) servisinin buıunmasıydı. Bu servisteki hastalara, onbeşinci yüzyılda Edime dAriişşiiasın4a olduğu gibi müzikle' tedavi uygulanmıştır.»
Onaluncı ve onyedinci yüzyıl yazarlarının eserlerinde dAriişşifli hakkında bazı bilgiler yer almaktadır. Seyyid Lokman (l(ı()l 'de hayatta). Hünem4nıe adlı
eserinde Süleymaniye dAriişşifôsı hakkında şunlan söylemektedir: " ... ve
11 Ahmed Refik, a.g.• .. s.28. 30.
l l Şchsilvaıoğlu, a.g.e .. s.79.
90 - -- - - - -- - - -- -- - -- - - - - -TUNCAY ZORLU
diirüşşifa içün başka hamam ve ferah-nılk dfirOhline yapılub eşribe-i mUtcnevvia mebzOI ve bir hekim-başıyla birkaç nefer hukcmft ve cerrah ve kehhlil ve sftyir hademe ve me'kOlit ve meşrubat ve seır-i hiib-gfilı bi't-temiim ve'l-kem51 yirlu yerinde görOIUb tedArik olunmuşdur .. ,,)9 Koçak Hasan Bey-zade Ahmed Paşa {ö.1636) ise Tarih' inde "Diirüşşif1lda başka ıabibler vardır ve dahi meW.-yı fukara ve gu~ ve mecilnln halka mualcce içün kıb5b-ı müteaddide ile buyOt ve hucuratı ve bir çeşme-i llbi ve haını:ııam-ı muhtasarı müştemil bir diirüşşifil binli etmiştir.'"°
demektedir. Bu iki kaynakıan anlaşılacağı üzere, diiıüşşifa için bir hamam ve bir eczahane yapılmıştı ve ccıahanesinde çok miktarda ve çeşitte ilaçlar
bulunmaktaydı. Darüşşifa'nın yiyecek, içecek, döşek gibi ihtiyaçlan,
hekimbaşının, hekim, cerrah, kehhal ve diğer hizmetlilerin bizzat gezerek yerinde yaptıkları tesbiller ile giderilirdi.
Valdiyt'ye göre, Diiıüşşilli'nın personeli ve aldıklan maaşlar şu.şekildeydi:"
Vazifesi 1 Tabib-i evvel 1 Tabib-i s!ni
Mansı Cyevmj Akccl 30
1 Tabib-i sllis 1 Kehhal·i evvel 1 Kehhal-i slni 1 Cerrah-ı evvel 1 Cerrah-ı sAnl 1 Aşşib
2 Edviye-kOp (her biri) 1 Edviye kilcrcisi 1 Edviye vekilharcı
1 oaruşşifa katibi
Tabbih-ı cşribc:
ı Oiriişşi fi bevvabı
2 Tabbih-ı cı'ıme {her biri) 1 Kasekeş
4 Kayyum (herbiri) 2 Ferriş {her biri) 4 Abriizi {her biri) 2 Cirne-şil {her biri)
1 Oell3k-Berbcr
Oarüşşita masrafı: İlaç için
15
10 6 3 6 6 4 3 4 4
s
3 3 3 3 3 3 3 3 300
Mansı (senevi Akccl 10620
5310 3540 2124 1062 1062 1062 1416 2124 1416 1416 1770 1062 2124 1062 4248 2124- 4248 2124 1062 106200
" Seyyid Lokman. a.g.c .. s.286b.
.. Koçuk Ha.'lan ·llcyıJ'de Ahmed Paşa. Tariir, Nezihi Aykuı. l.O. Ed. Fak., Ycnlçog Kürsüsü Dclctooı Tezi,
(Basılmamış). Ocak 1980, s.(ı()
" SD/eymaniye Volifiytsi, s.10.
SOl.EYMANIYE TIP MEDRESCSl- 1 _ __ _ _ __ _ __ _ __ _ _ __ 91
Diirüşşifa, ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında akıl hastahanesi olarak kullanılmıştır. 1858-65 arasında, İtalyan asıllı Dr. Mongeri (1815-1882) SUleymaniye Bimarhanesi'nin başhekimliğini yapmıştır. Diirüşşifa, kolera
salgını sırasında 1865'te bir müddet karantina olarak kullanılmış, sonradan tekrar akıl hastalanna verilmişıir. Dr. Mong~ri. 1873 yılına kadar görevde
kalmış, o tarihte çıkan ve koleraya benzeyen bir mide-bağırsak enfeksiyonu salgını üzerine hastalar Osküdar'daki Topta.şı Bimarhanesi'ne taşınmışlardır.
Suteymaniye Darüşşiiası, Cumhuriyet'tcn sonra 1972 yılına kadar Askeri Matbaa olarak görev yapmıştır. Halen arkada bahçe kısmına eklenen yeni bir pavyonda Süleymaniye Doğumevi bulunmaktadır.•2
Dtıriilakaktr ( Dôrlihtıne)
Darüşşiia'nın bir özelliği de, dlirülakiikir I dariihane (droglar evi) denen bUyUk bir eczahaneye sahip olmasıdır.
DArüşşiia ile Tıp Medresesini ayıran dar sokak Tiryaki Çarşısı'nın bulunduğu caddeye açılmaktadır ve bu iki yolun köşesinde yani bugünkü Süleymaniye Sağlık Mcrkczi'nin ah köşesinde eskiden dfu1Jlakruôr yani ilaç deposu bulunmaktaydı. lstanbul'un diğer hastahanelerinin ilaç ihıiyaçlan da
buradan kaışılanırdı.0
Süleymaniye Vakfiyesi'nde ilaç hammaddelerini satın almak, ilaçlan
hazırlamak ve saklamakla görevli kişilerin (aşşab, tabbah-ı eşribc, edviye-kOb, edviye kilercisinin, kase-keş) görevleri şu şekilde özetlenmiştir: ..
A~ıib, "ilaç olarak kullanılan köklere. kurutulmuş ve taze oılara ve çiçeklere ait usülün doğrusunu. isimlerini ve niteliklerini bilen. bunlann iyi kötü ve diğer özelliklerine vakıf bir kimse olup, basit ve terkip edilmiş ilaçlar konusunda en iyi usulU takip etmeli. Diirüşşifa'da lazım olan aletleri reisin (tabib·i evvel'in) uygun gördüğü şekilde, ihmal etmeden satın alıp getirip, kilere teslim edip, gerektiğinde hazır olup kullanılması için korunmasını sağlamalı.
Ama alınan devalar ve ilaçlar tıp kitaplarında tarif edildiği gibi taze, saf ve kaliteli olmalı; bayat, bozulmuş ve kötülerini almamalı ve aslı varken muadili ile
yeıinmcmcli"dir.
Vakfiye'de Tabbıih-ı eşribe için "mll.hir, usta ve şurubları pişinnede
mahareti açıkça görülen, tam bir ihtimam, gayret ve sebat ile aralıksız hizmet
41 Şe.hsllvaroğlu~ a.g.e .. s.79-80.
"' ŞchsüvaroAI~ a.g.e .• s.80.
" SOltymani~ Valifiyui, s.4 t.