• Sonuç bulunamadı

ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER... 17

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER... 17"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ... 13

İÇİNDEKİLER ... 17

1. GİRİŞ... 19

2. YARGIBAĞIMSIZLIĞINADAİR ... 27

3. TARAFSIZLIĞADAİR ... 59

4. DOĞRULUKVETUTARLILIĞADAİR... 71

5. DÜRÜSTLÜĞEDAİR... 77

6. HEDİYEKÜLTÜRÜNEDAİR... 93

7. EŞİTLİĞEDAİR ... 95

8. EHLİYETVELİYAKATEDAİR ... 101

9. SAYGINLIKVEGÜVENEDAİR... 127

10. HUKUKİLİĞEDAİR ... 131

11. NESNELLİĞEDAİR ... 139

12. SAYDAMLIKVEAÇIKLIĞADAİR ... 143

13. SIRSAKLAMAYADAİR ... 145

14. NEZAKETVESAYGIYADAİR... 147

15. DAYANIŞMAYADAİR... 149

16. LİDERLİKETMEYEDAİR ... 153

17. CESARETEDAİR... 155

18. ADALETDUYGUSUNADAİR ... 159

19. VİCDANETKİSİNEDAİR ... 163

20. HUKUKTANUZAKLAŞTIRANUYGULAMALARADAİR... 171

21. GERÇEĞEULAŞMAYADAİR... 175

22. KANITLARINDEĞERLENDİRİLMESİNEDAİR... 185

(2)

İÇİNDEKİLER 18

23. CEZAYADAİR ...189

24. ÖZGÜRLÜĞESAYGIYADAİR...195

25. YASALARA/POZİTİFHUKUKADAİR ...205

26. FELSEFEVEHUKUKİLİŞKİSİNEDAİR...217

27. HUKUKUNYORUMUNADAİR ...227

28. İNSANCILLIĞADAİR ...235

29. YARGIÇLIKMESLEĞİNDE İLETİŞİMİNÖNEMİNEDAİR...237

30. ARABULUCULUĞUNHUKUKUNHERALANINIKAPSAMAYA BAŞLAMASI: ADALETİNMCDONALDLAŞTIRILMASINADAİR ...243

31. DİĞERUNSURLARADAİR...249

32. BİRCUMHURİYETSAVCISININ MAHKÛMLARDAN ÖĞRENDİKLERİ ...263

33. BİRKAÇHATIRLATMA ...267

34. SONUÇVEÖNERİLER...269

35. KAYNAKÇA...279

(3)

1. GİRİŞ

 Bir insanı iyi bir insan yapmadan iyi bir yargıç ya da savcı da yapamazsınız.

 Hayatı bir hukukçu gözüyle okunacak kadar sıkıcı, psikolog gözüyle okunacak kadar derin, sosyolog gözüyle okunacak kadar ortaklaşa olmadığını göre- ceksiniz. Hayatı bir sanatçı ruhuyla okumanızı öneri- rim; belki o zaman iyisi ve kötüsüyle bir bütün ola- rak görmeyi öğrenirsiniz.

 Kinik Diogenes’e atfedilen ve Büyük İskender’e söy- lemiş olduğu rivayet edilen ‘gölge etme başka ihsan istemem’ sözünü destur bellememiz gerekir.

***

Etik, felsefenin bir dalıdır. Ahlak ise, etik'in rehberliğin- de gidilen yoldur. Bu önermeyi şu örnekle somutlaştırabili- rim: Etik, felsefe trenindeki bir vagondur; ahlak ise, felsefe trenindeki etik vagonunda dünya turu yapan bir yolcudur.

Hukuk ile etik birbirleriyle içe geçmiştir. Etik olmadan hukuka çok iş düşer, hukuk olmadan etik anlamını yitirebilir.

Bunun gibi, bireysel çerçevede ahlak sorunu olan birinin meslek ahlakı göstermesi söz konusu dahi olamaz.

Etik ve ahlak ile doğrudan ilgisi nedeniyledir ki, geçmiş- ten bu yana yargılama görevi hep yüce bir görev olarak algı- lanmış, zihinlerde ve gönüllerde öyle bir düzleme yerleşti- rilmiştir.

(4)

GİRİŞ 20

Etik biraz da insan doğası ve insanın varoluşunu ta- mamlayışı ile iç içe geçmiştir. İnsanın doğası onun özüdür.

İnsanın doğasında akıl ve irade vardır. Başka bir deyişle in- san özgürdür ve bu özgürlük onun en belirgin doğasıdır. O halde bu öze uygun davranmayan insanları insan saymak mümkün olmayacaktır. Çünkü o zaman varolmamış sayıla- caktır. Gerçekten de özgür canlılar olan insanların kendi hemcinsleri tarafından edilgen kılınması, başka bir deyişle kendi özüne uygun eylemlerde bulunmasından alıkonulması ve buna karşı bir direnç gösterilmemesi halinde ortada insan varoluşundan söz etmek olanak dışıdır. Çünkü insan edilginliği kendine yakıştırdığı ölçüde kendinden uzaklaş- mıştır. O halde bir insanın bütün insanlara özgü özelliklerini inkâr etmesi onun varoluş sıkıntısının doğması demektir.

Dolayısıyla insan; varolmuş, tamamlanmış, olmuş bitmiş bir canlı değildir; her an kendini yaratmayı sürdüren, varoluşuna yeni varoluşlar katan dinamik bir süreçte sürekli varoluşlar yaşayan ve bu özelliğiyle diğer tüm canlılardan daha komple bir canlıdır. Bu komple oluşun içinde insanın yargısal etkinliğinin varoluşu da bulunmaktadır.

Varolmamak demek; belirli bir kütle ve hacimle hareketsizlik içinde olmak, nesne olmak demektir. O halde varolmuş bir insandan bahsedebilmek için nesne olma durumunu aşmak- tan söz edilmelidir. Zira insan varolmadan önce nesnedir.

Dolayısıyla yargı etiği ilkeleri hem özne-nesne ilişkisinin bir sonucudur hem de varlığın özüyle ilgi bir varoluş biçimidir.

Bu da demek oluyor ki, yargı etiği ilkeleri hem epistemolojik hem de ontolojik bir yapıya sahiptir. Epistemolojiktir, zira öznenin, yani yargıç ve savcının zihinselliği ile vücut bulur.

Ontolojiktir, zira ilkeyi pratiğe dökecek yargıç ve savcının özüyle özdeşliği söz konusudur.

(5)

GİRİŞ 21 Her şeyden önce yargı etiği derken yargı dünyasına ait özel bir etiğin olduğu, buna da yargı etiği denildiği şeklinde- ki bir yargı yanlıştır. Yargı etiği, aslında etikten başka bir şey değildir ve etiğin yargı dünyasında ve adaletin tecellisine ilişkin faaliyetlerini düzenleyen kısmıdır. Başka bir deyişle yargıdaki etik normların sadece yargıdaki amaçlarla ilintili olmadığını, bu normların aynı zamanda toplumdaki genel etik normların bir uzantısı olduğunu da unutmamak gerekir.

Başka bir deyişle yargıçların etik ilkelere uymamaları yalnız- ca adaletin işleyişine zarar vereceğinden değil, aynı zamanda toplumdaki etik normlara da aykırı olduğundan kötüdür.

Jean-Paul Sartre’ye göre, bireysel edimlerimiz bütün in- sanları bağlar, o nedenle insan yalnızca kendisinden değil, bütün insanlardan da sorumludur. Başka bir deyişle kişi, kendine karşı sorumlu olunca, herkese karşı da sorumlu ol- maktadır. Bu söz bütün insanlar için olmasa da yargıç ve savcılar için tam yerinde bir sözdür. Zira yargıçların meslek- lerini yaparken bireysel kararları, geniş anlamda bütün top- lumu ilgilendiren bir edimdir. O halde şunu söylemek müm- kündür: Yargıç ve savcılar işlerini yaparken kendine karşı etik olarak sorumlu olunca, herkese karşı da sorumlu olmak- tadırlar. Dolayısıyla bir yargıç, yargıç olarak kendi mesleki varlığını kendi özvarlığından ayıramaz. Bu anlamda yargı etiği diğer meslek etiklerinden farklı bir içeriğe ve kapsama sahiptir. O nedenle kendi özgür ağırlığını kendi ruhunda hissetmeyen, kendi özgürlüğünün sorumluluğunu her şey- den önce kendi omuzlarında hissetmeyen yargıcın insan ola- rak sorunlu bir varoluşundan söz edilebilir.

Yargı etiği, yargı dünyasındaki davranışları yönlendi- ren, onlara rehberlik eden etik prensipler ve standartların toplamıdır. Başka bir deyişle yargı etiği, adalet dünyasındaki

(6)

GİRİŞ 22

doğru ve yanlışların neler olduğunu belirleyen ilkeler bütü- nü olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla yargı etiği bir bakıma yargıç ve savcılar için uygulamalı bir ahlak bilgisidir.

Başka bir açıdan bakarak bir tanımlama yapacak olur- sak, yargıç ve savcıların erdemini felsefi çerçevede incelemek ve yargının iyi bir varoluş tarzı ve bilgece bir eylem yolunun arayışı anlamında adalet sevgisine götüren ilkeler bütünü demek olan yargı etiği dediğimiz şey kısaca, yargı mensupla- rının (yargıç ve savcıların) gerek mesleğini icra ederken ve gerekse de bunun dışındaki yaşam alanlarındaki davranışları (beşeri eylemleri ) için önerilen ahlak yasasıdır. Davranışları için diyorum, zira düşünce biçim ve yaklaşımlarıyla duygu dünyaları bu ölçütün dışında olmalıdır. Kısacası yargı etiği- ne, "teleolojik etik" modelin, “deontolojik etik” model ile des- teklendiği durumda ortaya çıkması gereken felsefi-pratik alan yaratmak düşüncesindeyim. Yani faydalı sonucu önem- seyen ilkeli yöntem. Fakat bu çok hassas bir durum; bir uçu- rumun kenarında doğa yürüyüşü yapmaktan zevk almak gibi bir şey. Her durumda geçerli olan esas/temel ilkelerin varlığını koruyarak ve kabul edilemez hiçbir formül üzerin- den gitmeden, amacın (adaletin) kutsallığından ödün ver- meksizin ve en çok kişiyi/çoğunluğu/tahakküm gücüne sahip olanı/iktidarı/egemeni memnun edecek olanın yanıltıcı yolu- na sapmaksızın iyinin, doğruluğun, dürüstlüğün, insan hak ve özgürlüklerinin, eşitliğin ve kısacası adaletin yararına yargısal eylem kültürü geliştirmek zorunludur.

Elbette ki her meslekte olduğu gibi yargıç ve savcılık ba- kımından da hangi davranışların uygun sayılacağına ilişkin düşüncelerden oluşan bir takım inanç, ideal ve standartlar bulunmalıdır. Ancak hiç kimse kusura bakmasın ama yargıç- lık ve savcılık mesleğinde bize neyin doğru, neyin yanlış

(7)

GİRİŞ 23 olduğunu söyleyen kesin standartlar belirlemek, bir yan- dan da özgürlükleri kısıtlamak anlamına gelmektedir. Baş- ka bir deyişle hukukun ruhunda olan norm ve ilke koyucu anlayışı olduğu gibi yargı etiği alanına taşımak doğru de- ğildir. Bu bakımdan standartları olabildiğince daraltmalı- yız. Neredeyse hayatın her alanını bir yasa gibi düzenleyen geniş anayasa gibi değil de belli başlı konuları çerçeve içine alan ama temelde özgürlükleri genişletmeyi hedefleyen dar çerçeveli anayasalar gibi standartlar belirlemelidir.

Yargı dünyasında etiğin kurumsallaşması için de yargı dünyasının genel değerler sistemi ve amaçlarını tanımlayan açıklamalara (kurallara değil), başka bir deyişle yargı etiği ilkele- rinin içeriğinin belirlenmesine ve örnek pratiklere ihtiyaç vardır.

HSK, koyacağı etik ilke kararları ile etik alandaki mesle- ki vasatı belirler. Etik anlamda yargıç ve savcıların nasıl dav- ranacaklarına ilişkin temel referansları belirler. Ancak, onları, benzer şekilde düşünmeye, eylemde bulunmaya, davranma- ya şartlayamaz. Başka bir deyişle HSK sınır çizemez, sınırlar belirleyemez, etik kültürü oluşturamaz ve yargıç ve savcıla- rın nasıl davranacağının kıstaslarını kendi başına oluştura- maz. Yargıç ve savcıların nerede nasıl davranacağını, hangi ortamlarda hangi davranışları sergileyeceğini, ritüelleri, rutinleri, tutumları bir ölçü birimi olarak hesaplayamaz.

Eğer öyle olsaydı HSK bir kültür yaratıcısı olurdu. Yalnızca böyle bir kültürün oluşmasına dair ve nasıl davranılacağına ilişkin katkı anlamında temel referansları belirleyebilir.

Bunun gibi, yargı etiği ilkeleri belirlenirken, tıpkı filozof- ların yaptığı gibi, oluşturulan bir komisyon, kerameti ken- dinden menkul bir takım merkezi kavramlar oluşturmuş ve bu kavramla her şeyi açıklayabileceklerini sanmışlardır. O nedenle Bangolar Yargı Etiği ilkelerinin yeniden ele alınarak,

(8)

GİRİŞ 24

kavram oluşturmaktan çok içerik oluşturulmasına dikkat edilmelidir. Başka bir deyişle yargı dünyasında etiğin ku- rumsallaşması için, yargı dünyasının genel değerler sistemi ve amaçlarını tanımlayan ve içerik oluşturmaya elverişli ay- rıntılı düzenleyici kurallara, başka bir deyişle yargı etiği ilke- lerinin ayrıntılı bir şekilde içerik belirlenmesine ihtiyaç var- dır. Bunun yanında düşünsel ya da zihinsel olarak temsil edilebilen her etik ilkenin aynı zamanda gerçekleştirilebilir olduğu da göz önünde bulundurularak Bagolar Yargı Etiği İlkeleri’ni sınırlı sayıdaki ilkelerden ibaret görmemek gerekir.

Yargı etiğinin yer aldığı düzlem olarak adaletin, genel bir tanımı olmasından çok, her felsefe eğiliminde ya da okulunda kullanılan epistemolojik çerçeve bağlamında farklı şekillerde tanımlanışı söz konusu olduğundan, etik ilkelerin de farklı ba- kış açılarından tasviri söz konusu olabilir. Yargıç ve savcılara düşen ise, bu tasvirlerin evrensel olanını ya da evrensele en yakınını ortaya koyacak uygulamalar geliştirmektir.

Yargıç ve savcılar da kendi mesleki eylemlerinin nesnel koşulları ve çalışmalarının yararlılığı üzerinde, kendi kendini sorguya çekmeyi bilmelidirler. Bu manada yargıç ve savcılar öncelikle kendilerine şöyle bir soru sormalıdırlar: Neden etik davranış ve tutum geliştirmeliyim? Bu sorunun yanıtı zor gibi görünür, ama basittir. Yanıt: “adil olmak için etik olu- nur” dur. Peki, nasıl adil olunur? Yanıt: Öncelikle yargı etiği ilkelerine sahip olmak gerekir. Yani bağımsız, tarafsız, doğru ve tutarlı, dürüst, eşitlikçi, ehliyet ve liyâkat sahibi olmalıdır.

Bu ilkeler adil olmak için varsa, yargıç ve savcıda da adil olma iradesi olmalıdır. Bu irade yoksa ilkelere sahip oluna- mayacağı gibi, teorik olarak sahip olunduğu varsayılsa bile gerçekleştirilemeyeceği, yani pratiğe dökülemeyeceği ileri sürülebilir.

(9)

GİRİŞ 25 Yargıç ve savcıların genel etik çerçevesinde, ölçülü olmak;

hukukun adalet ve özgürlüğe içkin şekilde nasıl çalıştığı ve bun- ları nasıl ürettiği üzerinde durmak; içinde yaşadığı toplumun sosyolojik, toplumu oluşturan bireylerin de psikolojik yapılarını ve tüm bunlar arasındaki bağlantıları bilmek gibi epistemolojik görevleri de vardır. Öyle aynı bakkaldan sürekli alış veriş yap- mamak, bisiklete binmemek ve tavuk, köpek beslememek gibi eski kafalı söylemlerden etik değerler üretmek trajikomiktir.

Diyelim ki bütün yargıç ve savcılar sonuna kadar etik tu- tum ve davranış içindeler. Öyle bir durumda sizce adaletin tecelli edeceği garanti midir? Elbette garanti değildir. Zira yargıç ve savcıların etik davranışlarının içinde yer aldığı düz- lemi oluşturan sistemin ve bu sistemin uygulayıcılarının da insan onuruna gereken değeri vermeleri ve bunun gerekleri- ni yerine getirmeleri gerekir.

Hukuk uygulayıcılarının karşılaştıkları olaylar karşısın- da çeşitli nedenlerle (zaman darlığı-başarı içgüdüsü-evrakı çabucak elden çıkararak sonuçlandırmak kaygısı-sorumluluk almaktan kaçınma-kolayına kaçmak- bahaneci yaklaşımlar- vb.) yaptıkları küçük küçük hukuka aykırılıklar ve etik dışı- lıklar, zaman içinde (büyük hukuka aykırılıklar ve etik dışı- lıklara götüren öncüller olmasının yanında) içlerindeki ideal duyguları ve vicdanı öldürerek adaletsizlik denizini besleyen ırmağın küçük küçük kolları olurlar. İşte bu bahsettiğim ada- letsizlik denizini adalet denizine dönüştürmek istiyorsak eğer, yapılması gereken şey, “(yaptırımları farklı olsa da)

“hukuka aykırılığın ve etik dışılığın küçüğü de büyüğü de olmaz. Hukuksuzluğun küçüğü de hukuksuzluktur büyüğü de. Aynı şekilde etik dışılığın küçüğü de etik dışılıktır büyü- ğü de” zihniyetine sahip olmaktır. Geride bırakılan küçük küçük hukuksuzluklar ve etik dışılıkların gelecek güzel uy- gulamaları gölgelemesine izin verilmemelidir.

(10)

35. KAYNAKÇA

Anayasa Mahkemesi'nin 12.10.2011 T, 2010/12 E, 2011/135 K.

sayılı kararı

Bacon F, (2013) Denemeler, “Tanrıtanımazlık Üstüne” isimli 16.Bölüm, Çev: Akşit Göktürk, 10. Baskı, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları,

Berkowitz, E, (2015). Seks ve Ceza, Çev: Orhan Düz, 4. Baskı, İstanbul: Kolektif Kitap

Erbaş, C.G. (2012). Alman Toplu İş Sözleşmesi Hukukunda Ara- buluculuk Uygulamaları. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 20 (1), 133-146

Karacabey, K. (2016). Zorunlu Arabuluculuğun Hukukun Temel İlkelerine Aykırılığı ve Uygulanabilirliğine Dair Sorunlar.

Ankara Barosu Dergisi, (1), 457-489

Kesken, J. ve Kardeniz, A.E. (2011). Akılcılığın Akıldışılığı: Mc Donaldlaştırma Bağlamında Modern Örgütleri Anlamak.

Journal of Yaşar University, 6, (23), 3769-3781

Pinkard T. ( 2012) Hegel, Çev: Mehmet Barış Albayrak, , 1. Ba- sım, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Ritzer, G, (2017). Toplumun McDonaldlaştırılması, (5. Baskı). (A. E.

Pilgir, çev.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları

Referanslar

Benzer Belgeler

Maarif müfettişlerinin mesleki rehberlik rolleri kapsamında gösterdiği davranışların sınıf öğretmenlerinin motivasyonuna etkisine ilişkin öğretmen

1976-1995 yılların arasında Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulunda Pediatri Hemşireliği öğretim üyesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Anabilim

Tablo 8’de ki sonuçlara göre; Kanada, Yeni Zelanda ve Türkiye’de kişi başına düşen sağlık harcamalarıyla, kişi başına düşen milli gelir arasındaki ilişkide

Her bir tabloda toplamı on olan ikilileri boyayarak tabloda son sayı kalana kadar devam et.. Kullanmadığın sayıyı noktalı

Aşağıdaki soruların cevaplarını bulun ve aşağıdan işaretleyin.. Deniz'in kaç TL

Her satır ve sütunda sadece iki sayı olacak şekilde 1-10 sayılarını tabloya yerleştirin.. Her bir sayı sadece bir kez kullanılacak ve

www.eglencelicalismalar.com Dikkat Geliştirme Soruları 29 Hazırlayan:

(Kuçuradi, 1996: 136) gerektirir. Bu belirli bir ilişkide yapılan eyleme o koşullarda ya- pılabilir eylem olup olmaması açısından, bu eylemi yapmış kişiye de o yapılabilir