PARASOSYAL ETKİLEŞİM, TERÖR YÖNETİMİ KURAMI VE FUTBOL FANATİZMİ

153  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ (SOSYAL PSİKOLOJİ)

ANABİLİM DALI

PARASOSYAL ETKİLEŞİM, TERÖR YÖNETİMİ KURAMI VE FUTBOL FANATİZMİ

Yüksek Lisans Tezi

Ayşe Ilgın SÖZEN

Ankara - 2014

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ (SOSYAL PSİKOLOJİ)

ANABİLİM DALI

PARASOSYAL ETKİLEŞİM, TERÖR YÖNETİMİ KURAMI VE FUTBOL FANATİZMİ

Yüksek Lisans Tezi

Ayşe Ilgın SÖZEN

Tez Danışmanı Doç. Dr. Derya HASTA

Ankara - 2014

(3)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Bu belge ile, bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim.(……/……/20…)

Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı

…..………

İmzası

………..

(4)

TEŞEKKÜR

Öncelikle değerli yol göstericiliği, yorum ve katkıları için tez danışmanım Doç. Dr. Derya HASTA’ya teşekkür ederim. Akademinin bu zorlu sürecinde ayağım tökezlediği zamanlarda beni hep desteklediği ve bana olan inancını hiç yitirmediği için kendisine ayrıca minnettarım. Ayrıca jürimde yer alan değerli hocalarım Prof.

Dr. Bengi ÖNER ÖZKAN ve Yard. Doç. Hatice KARAÇANTA’ya olumlu eleştirileri ve yapıcı görüşleri için de teşekkürlerimi iletiyorum. Bugüne kadar emeği geçen, kendilerinden çok şey öğrendiğim hocalarıma da teşekkürü borç bilirim.

Ayrıca Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ndeki değerleri hocalarıma da bu zorlu süreçte gösterdikleri olumlu ve destekleyici tutumlar için teşekkürlerimi sunuyorum.

Türkiye’nin en saygın kurumlarından olan TÜBİTAK’a, lisans yaşamımdan başlayarak verdiği maddi destek nedeniyle teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim.

Bana sağladığı burs sayesinde 18 yaşından itibaren ekonomik özgürlüğünü eline almış bağımsız bir insan, bir kadın olarak lisans ve yüksek lisans eğitimimi güven içinde tamamlayabildim. Ayrıca BİDEB çalışanlarına bu süreçte gösterdikleri sabırlı tutumlar ve sağlıkları kolaylıklar için teşekkürlerimi iletiyorum.

Tüm yaşamını öğrenmeye ve öğretmeye adamış devrimci ve unvansız bir profesör olan sevgili babam ve kahramanım öğretmen Aytekin SÖZEN’e beni böylesine özgür, ayakları yere basan, laik ve Kemalist bir kadın olarak yetiştirdiği için minnettarım. Aynı şekilde beni hep destekleyen ve beni, babamı ve kardeşimi kendisinden bile çok seven sevgili annem öğretmen Nesibe SÖZEN’e de beni böylesine sorgulayan ve inceleyen bir birey olarak yetiştirdiği ve kalem tutmaya başlayabildiğim andan itibaren bana resim çizmeyi öğreterek benim ufkumu açtığı için minnettarım. Son olarak, “Ne olursa olsun, annem, babam ve ben senin hep yanındayız.” diyerek beni hep destekleyen sevgili kardeşim Uğur Efe SÖZEN’e teşekkür ediyorum.

Ölçeklerin futbolculara ve futbol takımlarına uyarlanması konusunda benden futbolla ilgili engin bilgisini esirgemeyen ve benimle her bir madde üzerine düşünüp

(5)

tartışarak en uygun cümleleri bulmamı sağlayan sevgili Mehmet DEMİRAY’a minnettarım. Ayrıca tez için verdiği teknik destek için de teşekkürlerimi sunuyorum.

Tez süresince nazımı çektiği halde desteğini hiç esirgemediği için de minnetarım.

Veri toplama sürecinde araştırmama katılarak bu tezin ortaya çıkmasını sağlayan tüm katılımcılara da teşekkürlerimi iletiyorum. Özellikle Odtülü Kartallar’a ve ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümü’ne veri toplama aşamasında bana sağladıkları tüm kolaylıklar ve katkılar için minnettarım.

Bu süreçte nazımı çeken ve bana hep destek olan ev arkadaşlarım sevgili Sinem SÖZEN, Ilgım Ezgi BOZTAŞ ve Yusuf SEVİNÇ’e teşekkür ediyorum. Ben yapamazken yemekleri yaptıkları ve evi temizledikleri için de ayrıca minnettarım.

(6)

i

İÇİNDEKİLER

ÇİZELGELER... iv

ŞEKİLLER ... v

I. ARAŞTIRMA ... 1

1. GİRİŞ ... 1

1.1. Fanatizm ... 2

1.1.1. Futbol Fanatizmi ... 2

1.2. Takımla Özdeşleşme ... 7

1.3. Takıma Psikolojik Bağlılık ... 11

1.4. Parasosyal Etkileşim ... 15

1. 5. Amaç... 20

2. YÖNTEM ... 22

2.1. Örneklem ... 22

2.2. Veri Toplama Araçları ... 24

2.2.1. Demografik Bilgi Formu ... 25

2.2.2. Futbol Fanatizmi Ölçeği ... 25

2.2.3. Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği:... 27

2.2.4. Takıma Psikolojik Bağlılık Ölçeği ... 28

2.2.5. Parasosyal Etkileşim Ölçekleri ... 29

2.2.5.1. En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği ... 29

2.2.5.2. En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği ... 33

2.2.5.3. Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepki Ölçeği ... 35

2.2.5.4. Bilişsel-Davranışsal Katılım Ölçeği ... 38

2.3. İşlem ... 40

3. BULGULAR ... 41

3.1. Örneklemin Tümü İçin Temel Değişkenlere Ait Betimleyici İstatistikler ... 41

3.2. Korelasyon Analizine İlişkin Bulgular ... 43

3.3. Regresyon Analizine İlişkin Bulgular ... 47

3.4. Takımla Özleşmenin Futbol Fanatizmi Düzeyini Yordamasında En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşimin Aracı Rolünün Değerlendirilmesi ... 50

3.5. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmi Düzeyini Yordamasında Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepkinin Aracı Rolünün Değerlendirilmesi ... 54

(7)

ii

3.6. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmi Düzeyini Yordamasında Bilişsel-

Davranışsal Katılımın Aracı Rolünün Değerlendirilmesi ... 57

3.7. Değişkenlerden Alınan Puanların Cinsiyet Açısından Karşılaştırılması ... 61

4. TARTIŞMA ... 63

4.1. Betimleyici İstatistiklere İlişkin Bulguların Tartışılması ... 63

4.2. Korelasyon Analizine İlişkin Bulguların Tartışılması ... 64

4.3. Regresyon Analizine İlişkin Bulguların Tartışılması ... 68

4.4. Takımla Özdeşleşme ile Futbol Fanatizmi Arasındaki İlişkide Parasosyal Etkileşim Değişkenlerinin Kısmi Aracı Rolüne İlişkin Bulguların Tartışılması.... 72

4.5. Cinsiyete Göre Yapılan Gruplar Arası Karşılaştırma Bulgularının Tartışılması ... 74

4.6. Sınırlılıklar ... 76

4.7. Sonuç ve Öneriler ... 77

II. ARAŞTIRMA... 79

5. GİRİŞ ... 79

5.1. Terör Yönetimi Kuramı (TYK) ... 79

6. YÖNTEM ... 91

6.1. Örneklem ... 91

6.2. Veri Toplama Araçları ... 93

6.2.1. Demografik Bilgi Formu ... 94

6.2.2. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ... 94

6.2.3. Deneysel Manipülasyon İçin Kullanılan Araçlar... 95

6.2.3.1. Ölümlülüğü Belirginleştiren Sorular ... 95

6.2.3.2. Televizyon İzlemeyi Belirginleştiren Sorular ... 95

6.2.4. Pozitif Negatif Duygu Ölçeği: ... 96

6.2.5. Sözcük Arama Bulmacası ... 97

6.2.6. Futbol Fanatizmi Ölçeği ... 97

6.2.7. Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği ... 97

6.2.8. Takıma Psikolojik Bağlılık Ölçeği ... 97

6.3. İşlem ... 98

7. BULGULAR ... 100

7.1. Grupların Futbol Fanatizmi, Takımla Özdeşleme ve Takıma Psikolojik Bağlanma Düzeyi Açısından Karşılaştırılması ... 100

(8)

iii

8. TARTIŞMA ... 102

8.1. Sınırlılıklar ... 104

8.2. Sonuç ve Öneriler ... 105

GENEL TARTIŞMA ... 106

ÖZET... 109

ABSTRACT ... 111

KAYNAKÇA ... 113

EKLER ... 129

EK-1: Bilgilendirilmiş Onam Formu ... 129

EK-2: Demografik Bilgi Formu ... 130

EK-3: Futbol Fanatizmi Ölçeği ... 132

EK-4: Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği ... 133

EK-5: Takıma Psikolojik Bağlılık Ölçeği ... 134

EK-6: En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği ... 135

EK-7: En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği ... 136

EK-8: Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepki Ölçeği... 137

EK-9: Bilişsel-Davranışsal Katılım Ölçeği ... 138

EK-10: Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ... 139

EK-11: Ölümlülüğü Belirginleştiren Sorular ... 140

EK-12: Televizyon İzlemeyi Belirginleştiren Sorular ... 141

EK-13: Pozitif Negatif Duygu Durum Ölçeği ... 142

EK-14: Sözcük Arama Bulmacası ... 143

(9)

iv

ÇİZELGELER

Çizelge 2.1. Araştırma Örnekleminin Demografik Özellikleri……….. 23 Çizelge 2.2. Futbol Fanatizmi Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları………. 27 Çizelge 2.3. En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları……….. 32 Çizelge 2.4. En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları………. 35 Çizelge 2.5. Parasosyal Ayrılığa verilen Tepki Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları……… 37 Çizelge 2.6. Bilişsel-Davranışsal Katılım Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları……… 39 Çizelge 3.1. Temel Değişkenlere Ait Ortalama, Standart Sapma, Ranj ve Alfalar.42 Çizelge 3.2. Değişkenler Arasındaki Korelasyonlar……….. 44 Çizelge 3. 3. Futbol Fanatizmini Yordayan Değişkenler………... 49 Çizelge 3.4. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmini Yordamasında En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşimin Aracı Rolüne İlişkin Regresyon Analizi Sonuçları………. 53 Çizelge 3.5. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmini Yordamasında Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepkinin Aracı Rolüne İlişkin Regresyon Analizi Sonuçları…. 56 Çizelge 3.6. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmini Yordamasında Bilişsel- Davranışsal Katılımın Aracı Rolüne İlişkin Regresyon Analizi Sonuçları…….... 59 Çizelge 6. 1. Araştırma Örnekleminin Demografik Özellikleri………. 92 Çizelge 7.1. Deney ve Kontrol Grubu Arasında Gözlenen Farklılıklar………… 101

(10)

v ŞEKİLLER

Şekil 3. 1. Futbol Fanatizmini Yordayan Değişkenler……….. 48 Şekil 3.2. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmi Düzeyini Yordamasında En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşimin Aracı Rolüne İlişkin Beta Katsayıları……….... 54 Şekil 3.3. Takımla Özdeşleşmenin Futbol Fanatizmi Düzeyini Yordamasında Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepkinin Aracı Rolüne İlişkin Beta Katsayıları…… 57 Şekil 3.4. Takımla özdeşleşmenin Futbol Fanatizmi Düzeyini Yordamasında Bilişsel-Davranışsal Katılımın Aracı Rolüne İlişkin Beta Katsayıları……… 60 Şekil 3.5. Spor Taraftarı Özdeşleşmesinin Futbol Fanatizmini Yordamasında En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim, Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepki ve Bilişsel-Davranışsal Katılımın Aracı Rollerine İlişkin Model…………. 61 Şekil 6.1. Deneyin Gidişat Yolu………... 99

(11)

1

Bilindiği gibi, futbol fanatizminin yol açtığı şiddet kimi zaman ölümle sonuçlanabilecek boyutlara ulaşmaktadır. Bu boyutlarda bir fanatizmin kontrol edilmesi gerektiği açıktır. Böylesi bir kontrol ise, ancak fanatizmi yordayan değişkenlerin belirlenmesi ile olasıdır. Bu nedenle çalışmada kapsamında, futbol fanatizmi ile ilişkili olabilecek bazı değişkenleri belirlemek amacıyla iki ayrı araştırma gerçekleştirilmiştir. İlk araştırma, fanatizm bağı ile bu bağı yordadığı düşünülen takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim arasındaki ilişkileri belirlemek için yapılmıştır. Deneysel olan ikinci araştırmada ise, futbol fanatizmi, takımla özdeşleşme ve takıma psikolojik bağlılık değişkenleri bir de terör yönetimi kuramı bağlamında ele alınmıştır.

I. ARAŞTIRMA

1. GİRİŞ

Bu araştırmada, futbol taraftarlarının takımlarıyla kurdukları fanatizm bağı ile bu bağı yordadığı düşünülen takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Çalışmanın temel kavramı olması nedeniyle, ilk olarak fanatizmden söz etmek uygun olacaktır.

(12)

2 1.1. Fanatizm

Fanatizm, Türk Dil Kurumu’nun Online Büyük Türkçe Sözlüğü (2012) tarafından "Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış, taassup, mutaassıplık, bağnazlık" olarak tanımlanmıştır. Merriam-Webster's Online Dictionary (2014) ise fanatizmi, "Belirli konular üzerindeki aşırı coşku, mantıksız şevk ya da vahşi ve abartılı düşünceler" olarak tanımlamaktadır. Kişinin fanatik davranışlar göstermesi; sahip olduğu düşünce, fikir ve görüşlere aşırı biçimde bağlanması (Ayan, 2006) ya da sporla iç içe olması ve takımına duygusal olarak bağlanması (Shank ve Beasley, 1998) sonucu ortaya çıkmaktadır.

Fanatizm ile en çok karşılaşılan alanlardan biri bilindiği gibi spordur. Rekabet ve kazanma temeli üstüne kurulduğu için, spor karşılaşmalarında taraftarlar, rekabet ve kazanma hırsı nedeniyle fanatizm ile ilişkili davranışlar sergileyebilmekte ve bu davranışları oyun sahasının dışına taşıyabilmektedirler (Ayan, 2006). Bu çalışmada, fanatizmin en çok konuşulduğu spor dalı futbol olduğu için, futbol fanatizmi üzerinde durulmaktadır.

1.1.1. Futbol Fanatizmi

Futbol, yaşadığımız yüzyılın en popüler etkinliklerinden biridir. Futbol, günümüzde kitle iletişim araçlarında kendine çokça yer bulan, forma, tişört, kupa veya benzeri tüketim araçlarıyla kendisine yatırım yapılan ve yüksek teknolojili stadyumlar, yüksek ücretli futbolcu ve teknik direktör transferleriyle önemli miktarlarda para ayrılan dev bir sektör haline gelmiştir. Bu sektörü ayakta tutan en

(13)

3

önemli etmenlerin başında gönüllü olarak kendini futbola adamış fanatik taraftarlar gelmektedir. Kişi, futbol takımına olan taraftarlığı ile kendisini o takımın bir parçası olarak görerek aidiyet duygusunu tatmin etmektedir. Bireyin toplumda kendine bir rol ve statü edinebilmesi, bir aile, takım, siyasi parti ya da bir ulusun parçası olmasıyla mümkün olmaktadır. Futbol maçları ve bununla ilgili etkinlikler bireyin, dini ve etnik gruplar veya akademik kurumlar gibi yapıların bir parçası olmaktan dolayı hissettikleri aidiyet duygusunu en derin ve belirgin biçimde yaşayabildiği yapılardır (Öğüt Eker, 2010).

İlk olarak fanatizm tartışmalarının içinde çok karşılaşılan taraftar, fan, fanatik ve holigan kavramlarının netleştirilmesi uygun olacaktır. Guttman (1986) spor taraftarını, bir spor etkinliğini yerinde ya da televizyon gibi görsel medya aracılığı ile izleyen kişi olarak tanımlamaktadır. Fan’ı ise spor etkinliğinin duygusal tüketicisi olarak ifade etmektedir. Guttmann, iki kavramın benzerliklerin yanı sıra farklılıklar da içerdiğini belirtmektedir. Ona göre, spor taraftarlarının ve fanların spor etkinliğini deneyimleme biçimleri oldukça farklıdır. Fanlar için spor etkinliğini yerinde izlemek çok önemlidir. Taraftarlar içinse bu o kadar önemli değildir. Başka bir deyişle, Guttman’a göre, fan ve taraftar ayrımını belirleyen etmenlerden biri, spor etkinliğinin yerinde izlenip izlenmediğidir. Fan ve taraftarlar, spor etkinliği sırasında yaşanılan duygusal yoğunluk açısından da farklılık göstermektedir. Fanların yaşadığı duygusal yoğunluk düzeyinin taraftarlarınkinden daha fazla olduğu düşünülmektedir.

Aralarındaki farklılıklara karşın, pratikte fan’ların taraftar, taraftarların da fan olarak algılanması mümkün görünmektedir. Online Oxford Dictionary (2014) fanatik kavramını “Özellikle dini ve siyasi nedenler yüzünden uç ve dar görüşlü coşkuyla

(14)

4

dolu kimse” olarak tanımlamaktadır. Fan kavramının ise “Belirli bir spor, sanat dalı ya da ünlü birine güçlü bir ilgi veya hayranlık duyan kimse” olarak tanımlandığı görülmektedir (Online Oxford Dictionary, 2014). Sözlük ayrıca, fan sözcüğünün fanatik sözcüğünün kısaltması olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle iki kavramın aynı anlama geldiği de söylenebilir. Kayaoğlu ise (2004), Türkiye’de spor bağlamında izleyici kitlesini tanımlamak için fan kavramı yerine fanatik kavramının kullanıldığına dikkat çekmektedir. Söz gelimi, İngiltere’de de futbol severleri ifade etmek için fanatik sözcüğü yerine fan ve holigan kavramları kullanılmaktadır. Hem olumlu hem de olumsuz anlamlar içerebilen fanatiklik kavramı, bir takıma sosyal onay içerisinde derin bir bağlanmayı ifade ederken, içerdiği şiddet ve uç davranışlar nedeniyle sosyal olarak kabul edilmeyen bir anlam da barındırmaktadır (Kayaoğlu, 2004). Holigan ise Merriam-Webster's Online Dictionary (2014) tarafından “Bir grubun veya bir çetenin üyesi olarak rahatsız edici ve şiddet içeren şeyler yapan genelde erkek kimse” olarak tanımlanmıştır. Kayaoğlu (2004), holigan olarak tanımlanan insanların hem Avrupa’daki hem de Türkiye’deki futbol kulüpleri, medya ve otoriteler tarafından futbol için zararlı kişiler olarak görüldüklerine dikkat çekmektedir.

Fanatizm konusunda yapılan araştırmaların, fanatizmin nasıl ve neden ortaya çıktığından çok, onun sonucunda gözlenen şiddet ve saldırganlığa odaklandıkları anlaşılmaktadır. Melnick ve Wann (2010) tarafından yapılan çalışmanın bulguları ise, bireylerin fanatik olma süreçleriyle ilgili sınırlı da olsa ipuçları sunmaktadır.

Onlara göre, insanları spor fanatizmine özendiren etmenlerin başında baba gelmektedir. Onu sırasıyla ünlü bir oyuncu, erkek kardeş, arkadaşlar, okul ve diğer

(15)

5

aile bireyleri izlemektedir. Fanatizmin, benlik saygısı, günlük yaşamdan uzaklaşma, eğlenme isteği, estetik gereksinimi, gruba bağlılık ve aileyle zaman geçirme gibi etmenlerden kaynaklandığına da dikkat çekilmektedir. Ancak bir takımın diğerine tercih edilmesinin nedenleri henüz ayrıntılı bir şekilde araştırılmış değildir (Jacobson, 2003).

Futbol yalnızca bir spor dalı olmaktan çıkıp, ekonomik etkilerinin yanı sıra kültür, toplum ve siyaset üzerinde de derin etkiler göstermeye başlamıştır. Futbolun yalnızca yerel kimlikler üzerinde değil, ulusal kimlikler üzerinde de etkili olduğu anlaşılmaktadır. Söz gelimi, 2004 yılında düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası öncesinde ve sırasında İngiltere’de birçok vatandaş arabalarına İngiliz bayrağı asarak ulusalcılıklarını sergilemiştir. Arabalara asılan bu bayraklar ile yalnızca bireysel kimliğe değil, ulusal kimliğe de vurgu yapılmıştır. King’in (2009) de belirttiği gibi, bayraklar İngiliz takımına olan desteğin yanı sıra, ulusal bütünlüğü de simgelemiştir.

Futbol ayrıca, azınlıkların kendilerini çoğunluktan ve çoğunluğun yönettiği devletten ayırmanın bir aracı olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin, günümüzde Fransa’ya bağlı Korsika Adası’nda yaşayan Korsikalılar kurdukları futbol kulüplerini (SC Bastia, AC Ajaccio ve Gazélec Ajaccio gibi), çoğunluğa karşı sosyal protesto yeri ve kendi etnik kimliklerini tanımlama aracı olarak kullanmaktadırlar (Szabó, 2012). Irk, cinsiyet ve coğrafi konum gibi değişkenler bir futbol kulübünü desteklemeyi veya desteklememeyi belirleyen etmenler arasındadır.

Memleketlerindeki futbol takımlarını destekleme eğilimi gösteren fanatikler tuttukları takımla yüksek özdeşim kurarak ve takıma duygusal olarak bağlanarak takımlarını benliklerinin bir parçası olarak görmektedirler. Söz gelimi,

(16)

6

Zimbabwe’nin beyazlar tarafından sömürüldüğü yıllarda kurulan Dynamos Futbol Kulübü yalnızca siyahlar tarafından kurulduğu için geniş siyahî kitleler tarafından destek görmüş ve popüler hale gelmiştir. O dönemde Zimbabwe’de siyasi parti kurmanın tehlikeli olması nedeniyle kitleler futbol tribünlerde buluşarak devlet hakkındaki siyasi görüşlerini özgürce tartışabilmişlerdir (Chiweshe, 2011).

Ayan (2006), 70’li yıllardan itibaren Türkiye’de takım taraftarlığının giderek arttığını belirtmektedir. Ayan ayrıca, Türkiye’de dört büyükler olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor futbol takımlarının maçları sırasında azımsanmayacak oranda şiddet olayı gerçekleştiğini ve pek çok insanın bundan zarar gördüğünü de eklemektedir.

Genel olarak spor fanatizmi, özel olarak futbol fanatizmi açısından bakıldığında cinsiyet farklılıklarına da rastlanmaktadır. Yapılan çalışmalar (Gültekin Salman ve Giray, 2010; Günay ve Tiryaki, 2003; Sarı, Eskiler ve Soyer, 2011; Wann, 2002; Warm, Waddill ve Dunham, 2004;) erkeklerin fanatizm düzeyinin kadınlarınkinden yüksek olduğuna işaret etmektedir. James ve Ridinger’e göre (2002), erkekler başarı (takımın başarısını paylaşma), empati (takım kaybettiğinde ya da kötü oynadığında hayal kırıklığı hissetme) ve bilgiye (takımın stratejisini ve teknik ayrıntıları bilmeyi isteme) kadınlardan daha fazla önem vermektedirler. Izzo ve arkadaşları (2011) ise, tribünlerde erkeklerin kaba bir dil kullanıyor olmalarının, kadınların stadyuma gelerek maç izleme oranlarını düşürdüğünü belirtmektedir. Aynı durumun, topluca maç izlenen mekânlar için de geçerli olduğu gözlenmektedir.

Wann’ın (2002) fanatizm ve takımla özdeşleşme üzerine yaptığı çalışmanın

(17)

7

bulgularına göre, kadın katılımcılarla erkek katılımcılar arasında özdeşleşme açısından fark bulunmazken, fanatizm düzeyi açısından kadınlar ve erkekler arasındaki farkın anlamlı olduğu anlaşılmıştır. Yazar, bu farkın temelinde cinsiyet rollerinin yattığını belirtmektedir. Ona göre, kadınlarla erkekler arasında takıma olan bağlılık ve özdeşleşme açısından anlamlı bir farklılık gözlenmezken, fanatizm açısından fark gözlenmesinin nedeni; fanatik kimliğinin tarihsel olarak erkeklere atfedilmesi (Dietz-Uhler, Harrick, End ve Jacquemotte, 2000; Wann, 2002), bu nedenle kadınların söz konusu kimlikle yeterince özdeşleşmemesidir. Özetle, kadınlar da en az erkekler kadar takımlarıyla özdeşleşebilmektedir. Ancak, fanatizm düzeyleri ya da fanatik rol kimliğini benimseme düzeyleri erkeklerinki kadar yüksek değildir. Buradan hareketle bu çalışmada da, “erkeklerin fanatizm düzeyinin kadınlarınkinden yüksek olduğu” varsayılmaktadır.

1.2. Takımla Özdeşleşme

Spor fanatiklerinin özellikle takım sporlarında, özdeşleşme kurdukları takımlara geniş miktarda zaman, para ve dikkat ayırdıkları, takımlarıyla duygusal bağlar kurdukları bilinmektedir (Potter ve Keene, 2012). Takımla özdeşleşme, spor fanatiklerinin kendilerini, favori sporcularının yerine koymalarının ve tuttukları takıma olan psikolojik bağlılık düzeylerinin bir birleşimi olarak da ele alınmaktadır (Real ve Mechikoff, 1992). Benzer şekilde, Hirt, Zillmann, Erickson ve Kennedy (1992) ile Mahony (1995) takımla özdeşleşmeyi, fanatikler tarafından tutulan takıma verilen önem, takım kimliğini benimseme ve kendini tanımlarken takımla ilgili atıfları kullanma olarak tanımlamışlardır. Stevens (2012) ise takımla özdeşleşmeyi

(18)

8

takıma olan bireysel adanmışlık, algılanan bağlanmışlık ve duygusal katılım olarak tanımlamaktadır. Yapılan çalışmalar (Cialdini ve ark., 1976; Mahony, Nakazawa, Funk, James ve Galdden, 2002; Potter ve Keene, 2012), takımla özdeşleşme düzeylerine bağlı olarak, insanların tuttukları takımları sosyal kimliklerinin bir parçası olarak tanımladıklarını göstermektedir. İnsanların destekledikleri takımı benliklerinin bir uzantısı olarak görmeleri, başka bir deyişle takımlarıyla kurdukları özdeşleşme ile sosyal psikolojik sağlıkları arasında bir ilişki olduğu gözlenmiştir (Wann, 2006). Bu iki değişken arasındaki ilişki Wann (2006) tarafından Takımla Özdeşleşme-Sosyal Psikolojik Sağlık Modeli olarak adlandırılmıştır. Bu modele göre, takımla kurulan özdeşleşme fanatikler arasındaki sosyal ağları artırarak onların iyi oluş haline olumlu katkıda bulunmaktadır. Taraftarlar takımla özdeşleşme aracılığıyla sürekli (enduring) ve geçici (temporary) sosyal ilişkiler kurmakta, bu ilişkileri ise onların iyilik hallerine olumlu olarak yansımaktadır. Wann ayrıca, özdeşleşme ile iyi oluş hali arasındaki ilişkinin, sosyal kimliğe yönelik tehditlerden ve bu tehditlerle başa çıkmak için kullanılan çabalardan etkilenebileceğini belirtmektedir. Ek olarak, kişinin takımla kurduğu özdeşleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan sürekli sosyal ağlar sürekli iyi oluş haline (trait well being), geçici ağlar ise durumsal iyi oluş haline (state well being) etki etmektedir.

Takım, taraftar ve özdeşleşme üzerine yapılan bir diğer çalışma (Madrigal ve Chen, 2008) ise takımlarıyla yüksek düzeyde özdeşleşen fanatiklerin özdeşim düzeyleri düşük olan fanatiklere oranla takımlarının galibiyetlerini takımın içsel kontrolüne atfettikleri bulmuştur. Araştırmanın sonuçları ayrıca, takımlarıyla yüksek düzeyde özdeşleşen fanatiklerin galibiyetle sonuçlanan bir maç tekrar oynandığı

(19)

9

takdirde maçın sonucunun değişmeyeceğine inandıklarına işaret etmiştir. Bu bulguların yanı sıra, takımları galibiyet alan ile mağlubiyet alan, takımlarıyla yüksek düzeyde özdeşim gösteren fanatiklerin içsel kontrol ve istikrar değişkenleri açısından iki ayrı uçta toplandığı görülmüştür. Galibiyet sahibi fanatikler takımlarının galibiyetine içsel atıfta bulunup sonucun yordanabilir olduğunu belirtirlerken, takımı mağlubiyet alan fanatikler dışsal atıfta bulunarak sonucun beklenmedik olduğunu dile getirmişlerdir.

Söz konusu çalışmalar (Cialdini ve ark., 1976; Mahony ve ark., 2002; Potter ve Keene, 2012), tuttukları takımla yüksek oranda özdeşleşen fanatiklerin, takımın gösterdiği performans ile kendi performansları arasında bir ilişki olduğuna inandıklarını ve takımlarının zaferlerini kendi zaferleri, takımlarının yenilgilerini ise kendi yenilgileri olarak algıladıklarını göstermiştir. Ayrıca takımlarıyla yüksek düzeyde özdeşleşen fanatiklerin takımlarının kötü performanslarını hoş gördükleri, diğer fanatiklerle yardımlaşma davranışları gösterdikleri, takımlarına yarar sağlayacak davranışlardan bulundukları, takımla ilişkili şeylere daha çok para harcadıkları (maç bileti alma gibi) ve takımla ilgili etkinliklere katılma niyetlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür (Yoshida, Gordon, Nakazawa ve Biscaia, 2014).

Buraya kadar aktarılan bilgilerden de anlaşılacağı gibi, takımla özdeşleşme ve futbol fanatizmi arasında güçlü bir ilişki vardır. Bu nedenle araştırmada,

“taraftarların takımlarıyla özdeşleşme düzeyleri arttıkça fanatizm düzeylerinin artması” ve “takımla özdeşleşme düzeyinin futbol fanatizmini pozitif yönde yordaması” beklenmektedir.

(20)

10

Norveç’te yürütülen bir çalışmanın bulguları takımla özdeşleşme ile cinsiyet, maç seviyesi (ulusal ve uluslararası) ve ulusa ilişkin tutumlar arasında anlamlı ilişkiler olduğuna işaret etmektedir (Mehus ve Kolstad, 2011). Araştırma sonuçları, erkek taraftarların favori takımlarıyla kurdukları özdeşleşme düzeyinin kadın taraftarlarınkinden yüksek olduğunu göstermiştir. Yerel ve ulusal düzeyde ele alınan maç seviyesi açısından da cinsiyet farklılıkları olduğu belirlenmiştir. Erkek taraftarların ulusal takımla kurduğu özdeşleşmenin, kadın taraftarların ise yerel takımla kurdukları özdeşleşmenin daha fazla olduğu gözlenmiştir. Bu sonuçlarla tutarlı olarak erkeklerin ulusal takıma ilişkin tutumlarının da kadınlarınkinden daha olumlu olduğu belirlenmiştir. Daha önce de belirtildiği gibi, Wann’ın (2002) çalışmasının bulguları ise, kadınlar ve erkekler arasında fanatizm düzeyi açısından anlamlı bir farklılık olduğunu koyarken; kadınlar ve erkekler arasındaki özdeşleşme farkının anlamlı olmadığı yönündedir. Wann’a göre, kadınlar da en az erkekler kadar tuttukları futbol takımıyla özdeşleşebilmektedir. Özetle, cinsiyet açısından bakıldığında, takımla özdeşleşme konusunda çelişkili bulgularla karşılaşılmaktadır.

Yazındaki bulgular (örneğin, Branscombe ve Wann, 1991; Wann, Brewer ve Royalty, 1999; Wann, Inman, Ensor, Gates ve Caldwell, 1999; Wann ve Schrader, 2000) genel olarak gözden geçirildiğinde, takımla özdeşleşme açısından kadınlar ve erkekler arasında belirgin bir farklılık olmadığı anlaşılmaktadır. Wann (2002) bunun nedenini, takımla özdeşleşme ile spor fanatiği kimliğiyle özdeşleşmenin benliğin farklı parçaları olmasına bağlamıştır. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmada

“kadınlar ve erkekler arasında takımla özdeşleşme düzeyi açısından anlamlı bir farklılık beklenmemektedir”.

(21)

11

Takımla özdeşleşme gibi fanatizmle pozitif yönde ilişkili olduğu düşünülen diğer bir değişken takıma duyulan psikolojik bağlılıktır. Wann ve Pierce (2003), özdeşleşme ve bağlılık kavramlarının ayrı kavramlar olduğunu, fakat zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılabildiğini söylemişlerdir. Aşağıda, hem fanatizmle, hem de özdeşleşme ile yakından ilişkili olan takıma duyulan psikolojik bağlılıktan bahsedilmektedir.

1.3. Takıma Psikolojik Bağlılık

Okul öncesi çocukluk döneminde, 5 yaş civarında geliştirilmeye başlanan (James, 2001) takıma psikolojik bağlılık, kavram olarak Mahony, Madrigal ve Howard (2000) tarafından, spor taraftarlarının tuttukları takıma bağlılıklarının tutumsal yönünü ölçmek amacı ile ortaya atılmıştır. Mahony, Madrigal ve Howard, takıma psikolojik bağlılığı, taraftarların gösterdikleri tutumlara ve davranışsal tutarlılığa göre dört ayrı grupta ele almışlardır. İlk grup “yüksek (gerçek) sadakat”

olarak isimlendirilmiştir. Bu gruba giren taraftarlar takımlarına karşı güçlü bir psikolojik bağlılık (yüksek tutumsal sadakat) göstermekte ve takımlarının maçlarına yüksek oranda katılım (yüksek davranışsal sadakat) sergilemektedir. Yazarların tanımladıkları ikinci grup ise “yapay sadakat” grubudur. Takımlarına karşı yüksek düzeyde davranışsal ilgi (maçlarını takip etmek gibi) gösteren ama düşük düzeyde psikolojik bağlılık sergileyen taraftarlar bu gruba girmektedir. Araştırmacılar, bu gruba giren taraftarların tutumsal bağlılıkları düşük olduğu için takımlarını bırakma oranlarının yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Bu gruptakilerin aksine, yüksek tutumsal bağlılık gösterdiği halde düşük davranışsal sadakat gösteren (takımın

(22)

12

maçlarına az sayıda katılım gösteren) taraftarlar “gizil sadakat” grubunda yer almaktadırlar. Takımlarına gizil sadakat gösteren bu gruptaki taraftarlar, takımlarının maçlarına katılmayı isteyip çeşitli nedenlerden ötürü (zaman, para ve olanaksızlık gibi) katılamayan taraftarlardır. Son olarak, “düşük sadakat” olarak isimlendirilen gruba giren taraftarlar ise, hem düşük tutumsal bağlılık hem de düşük davranışsal sadakat gösteren bireyler olarak tanımlanmışlardır.

Ayrıca araştırmacılar takıma psikolojik bağlılık ile fanatik taraftarların favori takımlarını tuttukları yıl, takımlarının maçlarını ne sıklıkla izledikleri ve ulusal futbol ligi sezonu boyunca takımlarının maçlarının gerçekte yüzde kaçını izledikleri arasında anlamlı bir ilişki olduğuna dikkat çekmişlerdir. Takıma psikolojik bağlılığı yordayan değişkenleri araştıran ve tenis izleyicileri üzerinde yapılan bir çalışmanın (Bee ve Havitz, 2010) sonuçlarına göre, kişinin kendisinin o spor dalına ilgi duyması ve o spor dalıyla uğraşması takıma psikolojik bağlılığı yordayan değişkenler arasındadır. Araştırma sonuçları bir spor takımına/dalına ilgi duyan ve bu spor dalıyla uğraşan katılımcıların ilgili alanda tuttukları takıma olan psikolojik bağlılıklarının arttığını ve bunun sonucu olarak bu spor takımını/dalını değiştirmeye direnç gösterdiklerini de göstermektedir. Değişime direncin sonucunda kişilerde davranışsal sadakatin ortaya çıktığı da bulgular (Örneğin, Bee ve Havitz, 2010) arasındadır.

Sarı, Eskiler ve Soyer (2011) tarafından yapılan bir araştırma kadınlar ile erkekler arasında takıma duyulan psikolojik bağlılık açısından anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, kadın katılımcılara oranla erkek

(23)

13

katılımcıların takımlarına olan bağlılıklarının daha yüksek düzeyde olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca, yaşam doyumu, benlik saygısı ve gelir düzeyi arasındaki ilişkilerin de incelendiği bu çalışmada, gelir düzeyi yüksek olan katılımcıların yaşam doyumlarının ve benlik saygılarının da yüksek olduğu belirlenmiştir. Gelir gruplarına göre takıma duyulan psikolojik bağlılığın derecesi incelendiğinde ise, orta ve yüksek gelirli katılımcıların takımlarına duydukları psikolojik bağlılık düzeyinin düşük gelirli katılımcıların takımlarına duydukları psikolojik bağlılık düzeyinden yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Aralarındaki fark anlamlı olmasa da, orta gelirli katılımcıların takımlarına duydukları psikolojik bağlılık düzeyinin yüksek gelirli katılımcılarınkinden de daha yüksek düzeyde olduğu bulgular arasındadır. Sarı, Eskiler ve Soyer’in (2011) yukarıda belirtilen çalışmasına ek olarak cinsiyetler arasında takıma olan bağlılık açısından anlamlı fark bulan başka çalışmalar (James, 2001; Ridinger ve Funk, 2006; Wann ve Pierce, 2003) da bulunmaktadır. Söz konusu çalışmalar, erkeklerin takıma bağlılık düzeylerinin kadınlara oranla daha yüksek olduğunu göstermektedir. Fenerbahçe taraftarlarının takımlarına olan psikolojik bağlılıklarını ve saldırganlık düzeylerini inceleyen bir çalışma (Giray ve Gültekin Salman, 2008) ise katılımcıların, genel olarak 30 yaş altı bekâr erkeklerden oluştuğunu ve gelir durumlarının normal dağılım gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu çalışmada, demografik değişkenlere göre yapılan analizler cinsiyet farklılıklarının yanı sıra yaş ve gelir düzeyi gibi değişkenlere bağlı farklılıkların da bulunduğunu göstermiştir. Erkek katılımcıların takımlarına olan psikolojik bağlılık düzeyleri kadın katılımcılarınkinden yüksektir. Ayrıca bu araştırma, Sarı, Eskiler ve Soyer’in (2011) çalışmasından farklı olarak gelir düzeyi düştükçe bağlılığın arttığına işaret etmektedir. Bunun yanı sıra, 18 yaş altı ve 55 yaş üstü katılımların takıma bağlılık

(24)

14

düzeylerinin en yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar (Bauer, Stokburger- Sauer ve Exler, 2008; George ve Stavroz, 2013) takıma yüksek düzeyde psikolojik bağlılık gösteren bireylerin; takıma davranışsal bağlılık (örneğin, takımın maçlarını tribünde izleme) ya da davranışsal sadakat (Dwyer, 2011; Shank ve Beasley, 1998) ve katılım (örneğin, diğer insanlarla takımla ilgili paylaşımlarda bulunma ya da takımı yaşantısının bir parçası haline getirme) gösterme düzeylerinin de yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Bauer, Stokburger-Sauer ve Exler (2008), Bodet ve Bernache-Assollant (2011) ve Mahony, Madrigal ve Howard (2000), takıma psikolojik bağlılık ile takım tutma yılı, takımın lig maçlarını izleme sıklığı arasında pozitif yönde bir ilişki olduğuna dikkat çekmişlerdir. Ayrıca, takıma psikolojik bağlılık düzeyi bireylerin kombine bilet alarak tuttukları takımın maçlarını tribünde izleme oranlarını da pozitif yönde yordamaktadır. Bunun yanı sıra, takıma psikolojik bağlılık düzeyi yüksek bireylerin takımlarını görsel ve işitsel basında daha çok takip ettikleri saptanmıştır.

Başka bir deyişle, takıma psikolojik bağlılık düzeyi yüksek olan bireylerin fanatik kimlikleriyle özleşleşme düzeyleri de daha yüksektir. Bu bağlamda, takıma psikolojik bağlılık düzeyinin fanatik davranışları ve fanatik kimliği yordaması beklenmektedir. Bu bilgilerin de işaret ettiği gibi araştırmada, “takıma psikolojik bağlılık ile takımla özdeşleşme ve futbol fanatizmi arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler bulunması” ve “takıma psikolojik bağlılığın futbol fanatizmini pozitif olarak yordaması” beklenmektedir.

(25)

15

Fanatizm, takımla özdeşleşme ve takıma psikolojik bağlılık ile ilişkili olduğu düşünülen, araştırmada ele alınan bir diğer değişken ise parasosyal etkileşimdir. Bu değişkenin, fanatizm ile takıma psikolojik bağlılık ve takımla özdeşleşme arasında kurulan ilişkide aracı rol oynayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle aşağıda, parasosyal etkileşim üzerinde durulmaktadır.

1.4. Parasosyal Etkileşim

Parasosyal etkileşim kavramı ilk olarak 1956 yılında Horton ve Wohl tarafından ortaya atılmıştır. Horton ve Wohl, kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikle insanların medya figürleriyle olan bağlarının da geliştiğini söylemektedir. Bu bağların bir sonucu olarak insanlarda kendileri ile medya figürleri arasında yüz yüze bir iletişimin var olduğuna dair bir yanılsama oluşmaktadır. Bu yanılsama nedeniyle insanlar medya figürlerini kendi yakın çevrelerinden birileri gibi algılamaktadırlar.

Horton ve Wohl, izleyici ile medya figürü arasındaki bu sözde yüz yüze ilişkiyi parasosyal ilişki olarak adlandırmışlardır. Özellikle televizyonda sunulan imgelerde, sıradan bir sosyal etkileşime yönelik beden dili ve görünüm kullanılmaktadır. Söz gelimi, aktör ister kendisini oynasın, ister kurgusal bir karakteri canlandırsın, sık sık doğrudan izleyicilere yönelik ifadeler kullanarak onlarla kişisel ve özel olarak sohbet ediyormuş izlenimi yaratmaktadır. İzleyici de yalnızca izlemek ve gözlem yapmakla kalmayıp, kendini programın akışına kaptırarak içsel bir sosyal etkileşimle programın bir parçası haline gelmektedir. Aktörün, performansını izleyicinin öngörülen tepkisine göre ayarlamasıyla, izleyici de öngörülen tepkiyi daha çok

(26)

16

vermeye başlamaktadır. Horton ve Wohl, bu sözde sohbet alış verişine (simulacrum of conversational give and take) “parasosyal etkileşim” adını vermişlerdir.

Hartmann ve Goldhoorn’un (2011) yaptığı bir çalışma, Horton ve Wohl’un (1956) kuramını destekler niteliktedir. Araştırmacılar medya figürünün kullandığı beden dilinin ve hitap şeklinin doğrudan izleyiciye yönelik olması durumunda, izleyicinin deneyimlediği parasosyal etkileşimin anlamlı olarak daha yoğun olduğunu belirlemişlerdir.

Tian ve Hoffner (2010) tarafından gerçekleştirilen, popüler bir dizideki karakterlerle kurulan parasosyal etkileşimi inceleyen diğer bir çalışma, katılımcıların kendileriyle karakterler arasında algıladıkları benzerliğin hem özdeşim kurmayı, hem de parasosyal etkileşimi pozitif yönde yordadığını göstermiştir. Bu bulgulara ek olarak, özdeşim kurma miktarı arttıkça parasosyal etkileşim düzeyinin de arttığı tespit edilmiştir.

Theran, Newberg ve Gleason (2010) tarafından ergenlik çağındaki kızlar üzerinde yapılan çalışma ise, katılımcıların % 94’ünün ilgi duydukları bir medya figürü olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılara göre, bu çalışmadaki katılımcıların büyük bölümü parasosyal etkileşim geliştirme yönünde bir eğilime sahiptir. Auter ve Palmgreen‘in (2000) araştırması ise televizyon izleme süresiyle parasosyal etkileşim arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, katılımcıların en sevdikleri karakterle kurdukları özdeşim genel televizyon izleme süresiyle ilişkili bulunmamıştır. Yazarlara göre bunun nedeni, özdeşim kurmanın

(27)

17

genel televizyon izleme süresiyle değil, en sevilen karakteri/programı izleme süresiyle ilişkili olmasıdır.

Rubin ve McHugh (1987), insanların parasosyal etkileşim geliştirme süreçlerini inceledikleri araştırmalarının sonucunda, parasosyal etkileşim ile sosyal, fiziksel ve görevsel (task) çekiciliğin ilişkili olduğunu bulgulamışlardır. Bu çalışma ayrıca, izleyicilerin sosyal ya da iş ortağı (work partners) olarak çekici medya figürlerine, fiziksel olarak çekici medya figürlerinden daha çok ilgi gösterdiklerine işaret etmiştir. Bu bulgulara ek olarak, Hartmann ve Goldhoorn (2011) tarafından yapılan bir araştırmada da Rubin ve McHugh’nun çalışmasıyla tutarlı sonuçlara ulaşılmıştır. Hartmann ve Goldhoorn’un bulgularına göre, izleyicilerin medya figürünü çekici olarak algılama düzeyleri arttıkça medya figürü ile kurdukları parasosyal etkileşim düzeyi de artmaktadır. Ayrıca, izleyicilerin bilişsel bakış açısı alma becerileri (cognitive perspective-taking ability) ne kadar güçlüyse geliştirdikleri parasosyal etkileşim düzeyinin buna bağlı olarak arttığı da bulgular arasındadır.

Rubin ve Perse (1987), bilişsel katılımı, medya iletileri hakkında düşünmek;

davranışsal katılımı ise medya iletileri hakkında konuşmak olarak tanımlamışlardır.

Araştırmacılar, bilişsel-davranışsal katılımın parasosyal etkileşim ile yakından ilişkili olduğunu belirtmektedirler. Parasosyal etkileşim, bilişsel katılım ve davranışsal katılımın, heyecan verici eğlence (exciting entertainment), sosyal işlev/yarar (social utility), kaçınmacı rahatlama (escapist relaxation), bilgi (information) ve gözetleme (voyeurism) gibi çeşitli doyumlarla ilişkili olduğu da bulgular arasındadır. Ayrıca, araştırmacılara göre davranışsal katılım kişinin izlediği programla ilgili başkalarıyla konuşarak sosyalleşmesini sağlamaktadır.

(28)

18

Cinsiyet açısından karşılaştırıldığında, parasosyal etkileşim düzeyi açısından kadınlarla erkekler arasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Cohen (2004) tarafından yapılan bir araştırma kadınların dizi karakterleriyle kurdukları parasosyal etkileşim düzeyinin erkeklerinkinden yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, çalışmanın sonuçları parasosyal ayrılığa verilen tepki (örneğin, üzüntü) açısından cinsiyet farkı bulunmadığına işaret etmiştir. Cinsiyetin yalnızlık üzerindeki düzenleyici etkisine bakan bir çalışma (Wang, Fink ve Cai, 2008) ise kadınların aileyle bağlarının olmadığı zaman hissettikleri yalnızlık sonucu, erkeklerin ise kronik yalnızlık hissettikleri zaman parasosyal etkileşim düzeylerinin arttığını göstermiştir.

Araştırmacılara göre, kadınlar ve erkekler medyayı farklı motivasyonlarla kullanmaktadır. Hoffner ve Buchanan (2005) tarafından yapılan bir araştırma ise kadın ve erkeklerin daha çok kendi cinslerinden olan ve kendilerine daha çok benzeyen karakterlerle özdeşim kurduklarına işaret etmektedir. Çalışmanın bulgularına göre, erkekler başarılı, zeki ve sert olduğunu düşündükleri erkek karakterlerle parasosyal etkileşim kurarlarken, kadınlar daha çok başarılı, zeki, çekici ve insanların hayran olduğunu düşündükleri kadın karakterlerle parasosyal etkileşim kurma eğilimindedirler. Dietz-Uhler, Harrick, End ve Jacquemotte (2000) tarafından spor fanatizmi üzerine yapılan bir çalışmanın bulguları ise, kadınlara oranla daha fazla sayıda erkeğin spor alanında “kahraman” saydıkları bir sporcuya hayranlık gösterdikleri yönündedir.

Yapılan çalışmalar parasosyal etkileşimin yalnızca medya figürleriyle değil, sporcularla da kurulabileceğine ilişkin kanıtlar sunmaktadır. Örneğin, Sun (2008) tarafından yapılan araştırma, spor taraftarlarının favori sporcularıyla kurdukları

(29)

19

parasosyal etkileşim düzeyinin, favori takımlarıyla kurdukları parasosyal etkileşim düzeyinden daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın Sun, takımla özdeşleşmenin bireysel sporcularla kurulan parasosyal etkileşimden daha fazla anlam taşıyabileceğini belirtmektedir. Wann ve Pierce’a (2005) göre takımla özdeşleşme, taraftarlara takımın diğer taraftarlarıyla sosyal bağlar kurarak daha büyük bir sosyal grubun parçası olma fırsatı vermektedir.

Buraya kadar aktarılanlardan da anlaşılacağı gibi, kişinin parasosyal etkileşime girdiği medya figürü herhangi bir dizi karakteri ya da anahaber bülteni sunucusu olabildiği gibi, bir sporcu da olabilmektedir. Bu araştırmanın konusu olan futbol fanatizmi ile parasosyal etkileşim arasında bir ilişki olduğu çeşitli araştırmalarla (Earnheardt ve Haridakis, 2009; Frederick, Lim, Clavio ve Walsh, 2012) kanıtlanmıştır. Diğer bir deyişle, parasosyal etkileşim düzeyi ile fanatizm arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Benzer şekilde bu araştırmada da “parasosyal etkileşim ve futbol fanatizmi arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki” beklenmektedir. Ayrıca, bu değişkenin “futbol fanatizmini pozitif yönde yordayacağı”; “futbol fanatizmi ile takımla özdeşleşme ve takıma psikolojik bağlılık değişkenleri arasındaki ilişkilerde aracı rol oynağı” düşünülmektedir. Bunun yanı sıra, araştırmada takımla ve futbolcularla kurulan parasosyal etkileşim araştırılacağından, “erkeklerin parasosyal etkileşim düzeyinin kadınlarınkinden anlamlı olarak daha yüksek olacağı” da tahmin edilmektedir.

(30)

20 1. 5. Amaç

Bu araştırmanın bir amacı; futbol fanatizmi ile takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim arasındaki ilişkileri incelemektir. Diğer bir amacı, takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim değişkenlerinin futbol fanatizmini hangi düzeyde yordadığını belirlemektir.

Araştırmanın amaçları arasında, takımla özdeşleşme ve takıma psikolojik bağlılık ile futbol fanatizmi arasındaki ilişkide parasosyal etkileşimin aracı rolünü belirlemek de bulunmaktadır. Son olarak araştırmada, futbol fanatizmi, takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim açısından gözlenen cinsiyet farklılıkları ele alınacaktır. Amacı doğrultusunda araştırmada test edilecek denenceler şöyle sıralanabilir:

1. Futbol fanatizmi ile takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler vardır. Futbol fanatizmi dışındaki diğer değişkenlerin aralarındaki ilişkiler de pozitif yönde ve anlamlıdır.

2. Takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim, futbol fanatizmini pozitif yönde ve anlamlı olarak yordamaktadır.

3. Takımla özdeşleşme ve futbol fanatizmi arasındaki ilişkide parasosyal etkileşim aracı rol oynamaktadır.

4. Takıma psikolojik bağlılık ve futbol fanatizmini arasındaki ilişkide parasosyal etkileşim aracı rol oynamaktadır.

(31)

21

5. Erkeklerin futbol fanatizmi, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim düzeyleri kadınlarınkinden yüksektir. Kadınlarla erkeklerin takımla özdeşleşme düzeyleri arasındaki fark ise anlamlı değildir.

(32)

22 2. YÖNTEM

Bu araştırmanın bir amacı, futbol fanatizmi ile takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim arasındaki ilişkileri belirlemektir. Diğer bir amacı ise, takımla özdeşleşme, takıma psikolojik bağlılık ve parasosyal etkileşim değişkenlerinin futbol fanatizmini hangi düzeyde yordadığını tespit etmektir.

Araştırmada ayrıca, futbol fanatizm ile takımla özdeşleşme ve takıma psikolojik bağlılık değişkenleri arasındaki ilişkide, parasosyal etkileşimin aracı rolü incelenmiştir. Aşağıda bu araştırma için geçerli olan yöntem bilgilerine yer verilmektedir.

2.1. Örneklem

Araştırmanın örneklemini herhangi bir futbol takımının taraftarı olan 294 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Ölçekler, Ankara ve İzmir’de yaşayan 150 (%

51,02) katılımcıya elden ulaştırılmıştır. 144 (% 48,98) katılımcıya ise, online bir veri toplama sitesi olan Surveey.com aracılığıyla ulaşılmıştır. Katılımcıların 217’sini (%

73,8) erkekler, 77’sini (% 26,2) kadınlar oluşturmaktadır. Futbol takımı tutma erkekler arasında daha yaygın olduğu için takım tutan kadın katılımcılara ulaşma konusunda güçlük yaşanmıştır. Yaş aralığı 18-76 olan katılımcıların yaş ortalaması 27,98’dir (Ss=10,65). Katılımcıların takımlarını tutma süreleri yıl olarak incelendiğinde, bu sürenin ortalama 21,89 yıl (Ss =10,30; Min-Mak=1-60 yıl) olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların diğer demografik özelliklerine ilişkin bilgiler Çizelge 2.1.’de verilmiştir.

(33)

23

Çizelge 2.1. Araştırma Örnekleminin Demografik Özellikleri.

Değişken Frekans %

Cinsiyet

Kadın 77 26,2

Erkek 217 73,8

Eğitim

Lise 6 2,0

Yüksek Okul 11 3,7

Üniversite 212 72,1

Lisansüstü 65 22,1

Sed

Düşük 35 11,9

Orta 169 57,5

Yüksek 88 27,9

Yanıt yok 2 0,7

Şehir

Metropol 180 61,2

Şehir 80 27,2

İlçe-Kasaba-Köy 32 10,9

Yanıt yok 2 0,7

Takım taraftar sayısı

Beşiktaş 58 19,7

Bursaspor 4 1,4

Fenerbahçe 92 31,3

Galatasaray 111 37,8

Trabzonspor 9 3,1

Diğer 17 5,7

Yanıt yok 3 1,0

Lig maçını takip etme

Hiç 24 8,2

Nadiren 60 20,4

Ara sıra 69 23,5

Sıklıkla 55 18,7

Her zaman 84 28,6

Yanıt yok 2 0,7

Takıma İlişkin Aksesuar

Kullanma

Evet 184 62,6

Hayır 108 36,7

Yanıt yok 2 0,7

(34)

24

Çizelge 2.1.’de de görüleceği gibi, katılımcıların büyük bölümünü üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Çoğu katılımcı kendisini orta sosyoekonomik düzeyde değerlendirmiştir. Yaşamlarının büyük bölümünü metropolde (Ankara, İstanbul ve İzmir) geçirdikleri anlaşılan bu katılımcıların tuttukları takımlara bakıldığında ise, taraftarı en fazla olan takımın Galatasaray olduğu görülmektedir. Galatasarayı sırasıyla, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Bursaspor takımları izlemektedir.

Takımlarının lig maçlarını takip etme oranlarına bakıldığında, neredeyse tüm katılımcıların lig maçlarını izledikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca, katılımcıların yarısından fazlası tuttuğu takıma ilişkin aksesurları kullanmaktadır.

Çizelgede yer almamakla birlikte, takımlara göre en sevilen futbolcuların kim olduğuna bakıldığında ise, Galatasaray taraftarları için Didier Drogba’nın (111 taraftarın 29’una, % 26,13’üne göre), Fenerbahçe taraftarları için Gökhan Gönül’ün (92 taraftarın 34’üne, % 36,96’sına göre), Beşiktaş taraftarları için ise Tolga Zengin’in (58 taraftarın 10’una, % 17, 24’üne göre) en sevilen futbolcular oldukları anlaşılmaktadır. Tüm katılımcıları için değerlendirildiğinde ise Fenerbahçeli Gökhan Gönül’ün en sevilen futbolcu olarak önce çıktığı söylenebilir.

2.2. Veri Toplama Araçları

Bu çalışmada katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla

“Demografik Bilgi Formu”, futbol fanatizmi düzeylerini belirlemek amacıyla “Futbol Fanatizmi Ölçeği”, takımla özdeşleşme düzeylerini belirlemek amacıyla “Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği”, takıma olan bağlılıklarını belirlemek amacıyla

“Takıma Psikolojik Bağlılık Ölçeği”, en sevdikleri futbolcuyla kurdukları parasosyal

(35)

25

etkileşim düzeylerini belirlemek amacıyla “En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği”, en sevdikleri futbolcuya yaptıkları atıfları belirlemek amacıyla “En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği”, parasosyal ayrılığıa verdikleri tepkileri belirlemek amacıyla “Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepki Ölçeği”, takımlarına ilişkin bilişsel-davranışsal katılımlarını belirlemek amacıyla “Bilişsel- Davranışsal Katılım Ölçeği” kullanılmıştır.

Kullanılan ölçek isimlerinden de anlaşılacağı gibi, bu çalışmada parasosyal etkileşim dört ayrı ölçek (En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği, En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği, Parasosyal Ayrılığa Verilen Tepki Ölçeği ve Bilişsel-Davranışsal Katılım Ölçeği) aracılığıyla ele alınmıştır.

2.2.1. Demografik Bilgi Formu

Araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgi formunda, katılımcıların yaş, cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, tutulan takım ve takım tutma süresi gibi, “örneklem” başlığı altında verilen bazı demografik bilgileri belirlemeye yönelik sorular yer almıştır.

2.2.2. Futbol Fanatizmi Ölçeği

Araştırmacı tarafından oluşturulan bu ölçek için, Spor Fanatizmi Ölçeği’nden (SFÖ) yararlanılmıştır. Ölçek, Wann (2002) tarafından bireylerin kendilerini ne derecede bir spor fanatiği olarak gördüklerini belirlemek amacıyla tasarlanmıştır.

(36)

26

Wann, farklı uygulamalarda ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı .96, ve .97 bulunmuştur. Ayrıca, bu ölçek aracılığıyla yapılan ölçümlerde erkeklerin fanatizm düzeyinin kadın katılımcılarınkinden anlamlı olarak yüksek olduğu anlaşılmıştır.

Ölçeğin test-tekrar test güvenirlik katsayısı ise .94’tür.

Ölçeğin Türkçe olarak futbol fanatizmine uyarlanması araştırmacı tarafından yapılmıştır. Orijinal formu İngilizce olan Spor Fanatizmi Ölçeği, Türkçeye çevirisi yapıldıktan sonra İngilizceye hâkim üç hakem (iki sosyal psikolog, bir klinik psikolog) tarafından kontrol edilmiştir. Ardından ölçek maddeleri futbol fanatizmini belirlemeye yönelik olarak yeniden düzenlenmiş ve amaca uygunluk açısından yine aynı hakemler tarafından değerlendirilmişlerdir. Hakemlerin ölçekte yer alan 5 maddenin tamamı üzerinde hemfikir olduğu gözlenmiştir. 8 dereceli (1= Kesinlikle Katılmıyorum, 8= Kesinlikle Katılıyorum) ve Likert tipi bir araç olan ölçek, bu çalışma kapsamında 294 katılımcıya uygulanmıştır.

İlk olarak ölçeğin homojen maddelerden oluşup oluşmadığını belirlemek için madde test korelasyonu analizi yapılmıştır. Bütün maddelerin toplam puanla oldukça yüksek düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir (bkz. Çizelge 2.2.). Ölçeğin faktör yapısı hakkında bilgi edinmek için ilk olarak açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır.

Hesaplanan Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) değerinin .85 olması, verilerin faktör analizine uygun olduğunu göstermiştir. Bu analiz sonucunda ölçeğin, varyansın % 76.91’ini açıklayan tek faktörlü bir yapı ortaya koyduğu gözlenmiştir. Eğim grafiği (Scree Plot) de, ölçek için tek faktörlü bir yapının uygun olduğuna işaret etmiştir. Bu faktör yapısının ölçek için en uygun faktör yapısı olduğu düşünüldüğü için ardından

(37)

27

doğrulayıcı faktör analizine gidilmemiştir. Analiz sonucunda elde edilen faktör yükleri Çizelge 2.2.’de gösterilmiştir. Ölçeğin bu çalışma kapsamında hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .92’dir.

Çizelge 2.2. Futbol Fanatizmi Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları.

Madde r Faktör1

1. Kendimi bir futbol fanatiği olarak görürüm. .91** .91 2. Arkadaşlarım beni bir futbol fanatiği olarak görürler. .92** .92 3. Futbolu takip etmek eğlencenin en zevkli halidir. .87** .87 4. Eğer futbolu takip edemeseydim yaşamım daha az zevkli

olurdu. .80** .79

5. Bir futbol fanatiği olmak benim için çok önemlidir. .88** .88

**p< .01 Açıklanan varyans: 76,91%

Özdeğer: 3,85

Cronbach Alfa:: .92

2.2.3. Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği:

Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği (STÖÖ), Wann ve Branscombe (1993) tarafından spor taraftarlarının tuttukları takımla ne ölçüde özdeşleştiklerini ölçmek amacıyla geliştirilmiştir. STÖÖ, 7 maddeden oluşan, tek boyutlu ve 8 dereceli Likert tipi (1= Hiç, 8= Her Zaman) bir ölçme aracıdır. Wann ve Branscombe (1993) ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısını .91 olarak bulmuşlardır. Ölçeğin Türkçeye uyarlanma çalışması Günay ve Tiryaki (2003) tarafından yapılmıştır. Söz konusu çalışmada ölçeğin tek faktörlü bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .87’dir. STÖÖ’nün

(38)

28

Ölçeğin bu çalışma kapsamında hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ise .92’dir.

2.2.4. Takıma Psikolojik Bağlılık Ölçeği

Mahony, Madrigal ve Howard (2000) tarafından geliştirilen Takıma Psikolojik Bağlılık Ölçeği (TPBÖ), bireylerin tuttukları takıma hissettikleri sadakatin tutum ve davranış boyutlarını ölçmek için geliştirilmiştir. 14 maddeden oluşan TPBÖ, tek faktörlü bir yapıya sahiptir. Araştırmacıların yaptıkları değişik çalışmalarda ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısının .88 ile .94 arasında değiştiği belirlenmiştir.

Ölçeğin Türkçeye uyarlanması Eskiler, Sarı ve Soyer (2011) tarafından yapılmıştır. Bu çalışmada ölçeğin 3 faktörlü bir yapı ortaya koyduğu gözlenmiştir.

Ölçeğin alt boyutları “Takım Değişikliğine Direnç”, “Takıma Duyulan Sadakat” ve

“Sadakati Sorgulama” olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .80 iken, alt boyutlar için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları sırasıyla (takım değişikliğine direnç, takıma duyulan sadakat ve sadakati sorgulama alt boyutları için); .83, .69 ve .57 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin alt boyutları için bu çalışmada hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları sırasıyla .77, .86 ve .71’dir. Ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ise .86’dır.

(39)

29 2.2.5. Parasosyal Etkileşim Ölçekleri

2.2.5.1. En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği

Parasosyal Etkileşim Ölçeği’nin özgün hali Rubin, Perse ve Powell (1985) tarafından kişilerin favori haber sunucularıyla kurdukları parasosyal etkileşim düzeyini ölçmek amacıyla geliştirilmiştir. Ölçek 20 maddeden oluşmaktadır ve Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .92’dir. Rubin ve Perse (1987), ölçeği 10 maddeye indirerek dizi karakterlerine uyarlamışlar ve Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısını .88 bulmuşlardır. Ölçeğin kısa versiyonu ile uzun versiyonu arasındaki korelasyon ise .96 olarak belirlenmiştir. Ölçek Türkçeye Arda (2006) tarafından yapılan çalışmada, en sevilen (favori) dizi karakteriyle kurulan parasosyal etkileşim düzeyini belirlemek amacıyla uyarlanmıştır. Arda’nın çalışmasında kullandığı ölçeği, özgün ölçekten (Rubin, Perse ve Powell, 1985) 6 madde, ölçeğin kısa formundan (Rubin ve Perse, 1987) 8 madde alarak oluşturduğu anlaşılmaktadır. Beş dereceli (1= Hiç Katılmıyorum; 5= Tamamen Katılıyorum) Likert tipi bir ölçme aracı olan ölçek 14 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin, “Arkadaşlık”, “Empatik Katılım” ve “İlgi” olmak üzere üç alt boyutu bulunmaktadır. Bu alt boyutlar için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları sırasıyla, .78, .75 ve .78’dir. Ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .93’tür.

Parasosyal Etkileşim Ölçeği’nden bu çalışmada en sevilen futbolcuyla kurulan parasosyal etkileşim düzeyini belirleyebilmek için yararlanılmış, ölçeğin bazı maddeleri bu doğrultuda yeniden düzenlenmiştir. Örneğin orijinal ölçekte

“dizideki en sevdiğim karakter bir hata yaptığında veya başından olumsuz olaylar

(40)

30

geçtiğinde onun adına üzülüyorum” maddesi bu çalışmada “tuttuğum takımdaki en sevdiğim futbolcu bir hata yaptığında veya başından olumsuz olaylar geçtiğinde onun adına üzülüyorum” olarak değiştirilmiştir. Orijinal ölçekte yer alan ve çalışmanın amacına uygun bulunan maddeler ise (örneğin, onunla şahsen tanışmak isterdim) olduğu gibi bırakılmıştır.

Üç hakemin (iki sosyal psikolog, bir klinik psikolog) maddeleri amaca uygunluk açısından değerlendirmesinin ardından ölçek maddelerine son şekli verilmiştir. Bu şekilde hazırlanan 14 maddelik ‘En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği’ için ilk olarak, homojen maddelerden oluşup oluşmadığını belirlemek için madde test korelasyonu analizi yapılmıştır. Bütün maddelerin toplam puanla oldukça yüksek düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir (bkz. Çizelge 2.3.). Ardından, ölçeğin faktör yapısı hakkında bilgi edinmek için bu çalışma kapsamında ulaşılan 294 katılımcı üzerinden ilk olarak açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Hesaplanan Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) değerinin .93 olması, verilerin faktör analizine uygun olduğunu göstermiştir. Analiz sonucunda, maddelerin faktörlere dağılımları ve eğim grafiği (scree plot) incelendiğinde ölçek için iki faktörlü bir yapının uygun olduğuna karar verilmiştir. Bunun üzerine temel bileşenler yöntemi kullanılarak ve Varimax Rotasyon Tekniğinden yararlanılarak ölçeğin iki faktörlü çözümlemesine gidilmiştir. Analiz sonucunda 1, 2, 4, 6, 7, 8, 11 ve 13. maddeler ilk faktörde, 3, 5, 9, 10, 12 ve 14. maddeler ise ikinci faktör altında toplanmıştır. İlk faktör “hayranlık”, ikinci faktör ise “arkadaşçasına bağlanma”

olarak adlandırılmıştır. Bu iki faktör toplam varyansın % 59,98’ini açıklamaktadır.

Analiz sonucunda elde edilen faktör yükleri Çizelge 2.3.’te gösterilmiştir. Ölçeğin

(41)

31

Hayranlık Alt Boyutu için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .89, Arkadaşçasına Bağlanma Alt Boyutu için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .89 dur. Ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ise .92’dir.

(42)

32

Çizelge 2.3. En Sevilen Futbolcuyla Kurulan Parasosyal Etkileşim Ölçeği Madde Test Korelasyonu ve Faktör Analizi Sonuçları.

Madde r Faktör1 Faktör2

6. Tuttuğum takımın maçlarını izlerken en sevdiğim futbolcuyu seyretmek çok hoşuma gidiyor.

.73** .80

1. Tuttuğum takımdaki en sevdiğim futbolcu bir hata yaptığında veya başından olumsuz olaylar geçtiğinde yaptığında veya başından olumsuz olaylar geçtiğinde onun adına üzülüyorum.

.60** .78 11. Bir gazetede veya dergide onunla ilgili bir

haber çıksa okurum. .76** .77

8. Onunla şahsen tanışmak isterdim. .76** .71 13. Takımımın maçlarını izlerken bazen onun

hareketleri üzerine sesli yorum yapıyorum. .66** .66 4. Onu doğal, ayakları yere basan bir kişi olarak

görüyorum. .68** .59

7. Onu oynarken görmek için tuttuğum takımın

bir sonraki maçını iple çekiyorum. .78** .59 2. Düşündüklerimi onun söyledikleri ile

karşılaştırmaktan hoşlanıyorum. .75** .54

14. En sevdiğim futbolcu bazı kararlar vermemde

bana yardımcı olup yol gösteriyor. .60** .83

9. Onu sanki eski bir arkadaşımmış gibi iyi

tanıyorum. .78** .77

10. Onu çekici buluyorum. .63** .72 5. En sevdiğim futbolcunun sesini duymak

hoşuma gidiyor. .82** .71

3. Tuttuğum takımdaki en sevdiğim futbolcu sanki bir arkadaşımmış gibi kendimi rahat hissetmemi sağlıyor.

.83** .65

12. Tuttuğum takımdaki en sevdiğim futbolcu başka bir takıma transfer olursa o takımın maçlarını izlerim.

.48** .47

**p<.01 Açıklanan varyans: % 31.86 % 28.12

Özdeğer: 4.46 3.94

Cronbach Alfa: .89 .85

(43)

33

2.2.5.2. En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği

En sevilen futbolcuya ilişkin atıfları belirlemek için, Arda (2006) tarafından en sevilen dizi karakterine ilişkin atıfları belirlemek üzere geliştirilen “En Sevilen Dizi Karakterine İlişkin Atıf Ölçeği” kullanılmıştır. Bunun için katılımcılardan ölçekte yer alan maddeleri en sevdikleri futbolcuları düşünerek değerlendirmeleri istenmiştir. 21 atıf maddesinden oluşan ölçek, “olumlu sosyal davranış”, “güç”,

“fiziksel çekicilik” ve “mizah” alt boyutlarından oluşmaktadır. Ölçek, 5 dereceli (1=

Hiç Yansıtmıyor; 5= Tamamen Yansıtıyor) Likert tipi bir araçtır. Alt boyutların Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları sırasıyla .91, .89, .86 ve .79 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin tümü için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı .89’dur.

Bu çalışmada ölçek, kullanım amacına uygun olarak “En Sevilen Futbolcuya İlişkin Atıf Ölçeği” olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin ayırt edici ve homojen maddelerden oluşmasını sağlamak amacıyla madde test korelasyonu analizi yapılmış ve her bir maddenin toplam puanla korelasyonu belirlenmiştir. Bütün maddelerin toplam puanla orta ya da yüksek düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Ölçeğin faktör yapısı hakkında bilgi edinmek için ilk olarak açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır.

Hesaplanan Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) değerinin .93 olması, verilerin faktör analizine uygun olduğunu göstermiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda varyansın % 72’sini açıklayan üç faktör elde edilmiştir. Maddelerin faktörlere dağılımları ve eğim grafiği (scree plot) incelendiğinde de ölçek için üç faktörlü bir yapının uygun olduğu görülmüştür. Bunun üzerine, maddelerin faktörlere daha uygun şekilde dağılımını sağlamak amacıyla, temel bileşenler yöntemi ve Varimax

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :