Dilsizleşme tehlikesi
İ spanyol Şairi Lorca'ya bir şiir için "Bu kadar kö- l tİı tiİ slih na§ıl sevebilirsin?" diye sormuşlar,
"Ohooİ.." demiş Lorca. "Siz bir de benim sev- diğm şaıkılan bilseniz!"
l{e zaman müzik konusunda bir tartışmaya ku- lak versern aklıma bu minik anekdot gelir. Kötü şaI-
kılan scvebilmenin yalnızca Lorca'ya özgü bir şcy oıİnaüğıru düşünuİ, için için avunurum, Mfiğc
karşı özel bir yeteneği olmayan, özel bir müzik eğı timinden geçmemiş bir cumhuriyet çocuğu olarak miiaik geçmişim aşuleyl andırır, Neler vardır kulak- larımda yankılananlar arasında neler: ortaokulda notalanyla öğrettikleri Bizet'in aryasrndan sokak- tan kaptığım yavan çıngene şarkılarına, yürekli Ru- meli türkülerinden melankolik
lletişim çağında konuşma kanallan çoğüygr, hL_- lanıyoİ, etİinüeşiyor. Ama kim konuşuyor o kanal- larla? Hangi yönde akıyor sular?
Kültür açıslndan tam riizgfulı bir tepe ğbiyiz. Her tür füzgar, he, çeşit esinti kopup geliyor bizi bulu- yor. Başkalannın dertlerini, duygutarın, dilşlerili
dinlemekte üstümüze yok. Amerika'nın giineyindeki toplumsal yapının zaman içinde değişiminden, New york'ta ortalınıf kaünlannın ihanet ve muısuzluk- lanna, yüz yılın başında lngiliz soylulannrn sorun- lanndan günümüzde esrar çekıniş delikanlıların he- zeyanlanna kadar ne çok yaşantıya ortak oluyoruz eİran bşında. Ne giizel anlagnrşlar diye erpta bile
ııoila
ediyoruz.
Buna bir itirazım yok. Şu zamanda klıltüreı olarak içine kapanmanın geçerli bir yol ol- madıFru, hatta mitnkün ol- madığnı biliyorum.
Bıralınız gelsinler, bırakınu anlatsrnlar...
Ama bir şartla: Biz de ken- di öykülerimizi, kendi duygıı- larımız. kendi düşleriırizi an- ıatmaktan geri durmayalın.
En glincel, en anlamlı olanı uı
çağdaş araçlarla en iyi biçim-
de ifade etmeyi ihmal etmey+
lim. Onlannkinden geri kal- mayan ama bizim olan bir mü- ziğimiz, edebiyatımz, sinema- mız olsun.
selahattin Pınar şarkılanna, Pir Sultan Abdal'ın ilahilerin- den zenci "spiritual"lanna, Nat King Cole'un kadife sesin-
den Ajda Pekkan'ın yayvan notalanna kadar...
İyi kotıı ayınmı yapmadan bunlann çoğundan haz almr- şımdrr. Belki hili da alabili
rim. Haz verici bir meIodi ola- rak mltziğn kökeni, niteliği, kimliğ beni pek ilgilendirmez.
Kilise , tekke, çeşmebaşı, saray, alafranga, alaturka, arabesk...
Kötü şaİk arı da sevebilirim.
Ama bir ifsde ırıcı olarak
aynı sorular beni yakından il- gilendirir. Kültürel yarat diğer alanlarında benzer lmın
sorular beni ilgilendirdiği kadar.
Çtımkü miızik, şu iletişim çağnda, salt biİ haz ara- cl oımanın otesinde işlevler yüklenmiştir. Bizimki gi- bi ileti bonıbardımanı altındaki kültııııer standart- fuma ve homojenleşme tehlikes$e karşı karşıya bu- lunuyorlar. Buna karşr, bizim kendi ifade olanak- larımn geliştiıerek meramımıa kendimize ve baş- kalanna anlatabilmemz gerekiyor.
Herkesin her an herkesle konuşmasının teknolo- jik olarak ilk kez mtınkün olduğu çağımızda, dil- sizliL tehlikesi de artıyor. Salt seyirci, dinleyici olup avunup gitmek o kadaİ kolaylaştı ki...
Kiiütür işleye işleye oluşur. Suskunluğun sonu dil- sizlşme, dilsizleşınenin sonu küıtür§iızıeşmedir.
***
Ben müzikte arayş, sinemada ulusallık, edebiyat- ta yenitik tartışmalarını hep böyle bir bağlamda d+
ğerlendiriyorum. Z|İlfü Livaneli'nin mİlziğini din- ıerken, H{iseyin Karakaş'ın "Kanallar Yüksek
Uçar"ınr iderken Şerif Gören'in filmini seyreder- ken, Latife Tckin'in romanrnı okurken vb... aklım-
da böyle sorular var. Haz almanrn ötesinde sorulaİ bunlar... Çağdaş Türk sanat ve kiıütürünün en ya- şamsal sorutarı...
Norrı ıs KAsıu ı98a 25
ilOKJA ğr J]ğüJ
a/
xaııışAHlL ]H§
ıl (,
Cinoyete ru
aaşyei korıştı
Mjl?s ?iraaç ?Clası eski BaŞkanı RüŞtu Özer TEKvöneticile- rının kencr6ine 10 milyon lira rtjşvet önerdiklerini açıkladı
oörovı ı rrRM K SANTRAL
Yö"r
lİ w
na karşı çıktım. Toplantıdan son ra tam kapıdan çıkarken TEK'in Ankara'daki yöneıicilerinden Yah- ya lşıtan yaıuma geldi, 'kardeşim
siz ne isıiyorsunuz? Soyleyin. Ne is- ters€niz verec€ğiz. Ne isterseniz ya- pacağız. Yğer ki aradançekilin' de-
di. Ben de ona, 'köyıümiin paraya ihtiyacı olsaydt size gelir rica edeı- dim. Fakat benim köylümiin, toF
rağına, evine, barkına ihtiyacı var' dedim".
Dcvh yılın siiyler mi? TEK çev- reyi kurtarmaya çalşan kişileri sus- turmann yollarını araıken, bu kez Taıüİkevl€ri köyünün kadınlan ses- lerini ytikschiyorlar ve puslu bir yaz sabahı köyiin afazisine gfuen TEK'-
in kamyonaini "tutukluyorlar- dı"...
Olaylar hızla gelişiyordu. 29
Ekim'de MDP Genel Sekreter Yar- dımcısı, Muğla Milletvekili Muzaf- fer İthanln başkanlığnda 3 kişilik bir parlamento heyeti Gökova'ya giderek incelemelerde bulunuyor ve döntışünde aynnt ı bir rapor hazıı- lıyordu. Bu raporda yer alan birbi- rini yalanlayan belgeler ise olduk- ça.ilginçti...
Orneğn, Bayındırlrk ve İskan Bakanlığ Planlama ve İmar Genel Müdüİlüğü, Türkiye Ziraat odalan 'ıuzaffef han
Birliği'nc ([ZOB) Ayla Bşkaıdş
imzasıyla gönderdiği 7 Haziıan
1984 tarih ve H.Oı}l258 sayü ya- zısında, Kemerköy termik santralr konusunun "Sanayi Aısalan Tet_
kik Komisyonu"nda görİtşüldüğii beliniliyoı ve şöyle devam ediliyor- du:"Konuya ilişkin, Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı ve Sağlık ve Sosyal Yardırn Bakanlığı görüşleri olumsuz olduğundan anılan tesisle- re bakaniğmca ön izin verilemedi-
ğ, TEK Genel Müdürıüğü'ne ve Muğla Valiliği'ne bildirilmiştir.
Bilgilerinizi rica ederim. "
Bu bilgiyi alan TZOğ Enerji ve Tabii Kaynaklaİ Bakanhğ'na baş- vurarak, Bayındrrlık ve İskin Ba- kanhğ!'nın santrala izin vermemc- si karşsında TEK'in ne yapaca&- ru soruyordu. TEK Genel Müdür- ıüğü'nden bu kez ı0 Ağustos ı984 tarihind€ 0l. BHIM. l3-3l84 sayı ile TZOB'ye gönderilen ve Genel S€kreter Oktay Eryirce ile Genel s€kreter yardlmcısı sabahattin Gültekin'in imzalarınr taşıyan ya- zının son paragrafında ise, ..Halen l8 kuruluşun katıldıF Sanayi Ar_
salara Tetkik ve Tahsis Komisyo_
nu'ndan bu aıazinin tahsisi husu- sunda gerekli müsade istihsal edil- miştir. Santrahn södeşmesi de ha- lihaarda imza edilmiş bulunrnakta-
dıı" denilivordu-
Öte yandan Enerji ve Tabii Kay- naklar Bakanlığ Müsteşar Yardım- cısı Yalpar Kaynak da, 28 Eylül l984' te Türkevleri köyü muhtarlı- ğına gönderdiği 75 ,792 szyılı yazı- da, "adı gçen santralın sahi]den bir kilomeııe içeride tanma elverişli olmayan arazi üzerinde kurulması- na Bayındırlık ve İskan Bakanlğı'-
nIn 18.6. l984 tarih ve
H.M,l482/X)52 sayılı yazısıyla ön iziır verilmiştiı" diyordu.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığ'n - dan Ayla Beşkardeş istediğ kadar 7 HaLiüan 1984 ıarihli yazısında ön izin verilmediğini açıklayadursun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan- lığı izni "elçabukIuğu" ile çıkartı- vermişti..,
Müsteşar Yardımcısı Kaynak'ın yazlsında santra|ın tarıma elverişli olmayan arazi üzerinde kurulacağı da belirtiliyordu, ama Muğla Tek- nik Ziraat Müdürlüğü'nün verdiğ rapor, TEK'in bugün hala santral kurmak için kamulaşlırılmasını is-
tediği arazinin 550 dönümiinün Türkevleri köyünün tarım arazisi
'' S f",H[i,"ii,?iTiJ,ülii:
ye de sürcsi sona ermeden fes tıedil- mesi hünde l0 milyon liralık taz_
minat ödenir hükmü koyalım. Sizi bir_kaç ay sonra işten çrkarırız, lO milyon]uk tazminatınızı alırsınrz.
Ancak bu termik santralla uğraş- maktan vazgeçin..."
Cennet Gökova'nrn ağacını, ku- şunu, narenciyesini, tütününü, ef- latun sulannı "asit yağmurlaIın-
-dan" ve kömür tozlarından koru- mak için; saltanalı topu topu 24 yıl sürecek olan Kemerköy (Ören- Tiiüİk€vleri) termik sanİralırun yapı- mııı engellenıe yolunda dişe diş bir mücadele veren Mi]as'ın ziraat Odası eski Başkanı Rüşlü Özer, Türkiye Elektrik Kurumu'nun ken- disine nas rüşvet teklif ettiğni bir- kaç gün önce AnkaIa'da bu sözlerle açıklryordu. TEK'in Kemerkğy bu- cağna göz koymasıyla, bu kuruma kar.şı mücadele bayrağı açan Rüş- tü Ozer, l9 Ocak l983 akşamı Mi- las'a gelen iki TEK yöneticisinden, sus payı olarak bu tazminat önefi- sini alıyordu.
lıkbahafda yap an y€rel yönğim sçiılllerinde MDP'den belediye
_ meclisi üyeliğine adaytığıru koydu-
_ üu iein, Ziraat Od4sı Başkanlığ'n- dan istifa eden Özer, KemerkOy bucağnda oturan ve yöre hath tize-
rinde €tkinıiği olan emekli öğret- men Ali Sonkul'a da TEK'in çen-
gel attığnı bildiriyordu. TEK Tem- silcileri Milas'a geldiklerinde, Ali
Sonkul'u da bularak, Kemerköy'- deki evi için değerinin bes katı üze- rinde bir istimlak bedeli İahakkuk eııirebileceklerini çttlatmı§|ar, AIi Sonkul da TEK'çileri kovalamışıı.
Öte yandaı, Milas'k Noklı mu- habirinin konuya ilişkin sonısunu yanıtlayan Ali Sonkul ise şunları söylüyordu: "Muğla Valiliği'nde düzenlenen, dokuz bakanlığın tem- silcileriyle birlikte Rüştü Özer'in de
katıldığı ıoplanııda, ben de bulun- muşıum. Ören-Türkevleri köylül€- rini temsil ediyordum. Pek çok ki- şi gibi ben de santralın yapılması-
26 NoKrA 19 KAslM 1984
§nont''R
\
,.l
7 }
\
t
\zlraatçü RajŞtu özer, fEK,ln kencrislne ruşvet tekllf ettiğini açükladı
"Elektrim"in taşııronu sıfatıyla ENKA Holding'in sondaj ve har- fivat uzrnanlannrn geldiğni, bun- laidan bazılannın köylii]eri tehdit edercesine konuşmalaı yaptıklannı bildiren llhan, "Gökova Körfezi'- nin 33 kilometre kuzeyinde Yeni- köv'de kurulan 630 megavaı gü- cü;deki 3 üniteü sanıral için 1800 dönüm arazi istimlak edilmişken, toolam 420 megavat olarak planla- nan iki uniıeli Kemerköy Santralı'- na neden 55ü) dönüm arazi isteni- yor?" diye soruyordu.
Önerge verilü. Olayın iiız€rine var güçleriyle gitmeye kararh gözü- ken MDP Genel Merkez ve grup yöneticileri ise, gçen hafta içinde Kemerköy termik santralı sorunu- na anlk parlamentoda çöziıürı aran-
masını kararlaştırıyorlardı.
Gökova santrah daha kurulma- dan lafıyla ureıilen enerjinin, Mil-
let Meclisi'ni de kıaştırması bekle- nirken, Meıeoroloji Mühendis|eri Odası da bir açıklaına yaparak,
"Termik encrji kirli enerjidir" d!
yordu. Odanın açıklamasında; ha- va kirliliği ve çevre sorunlarına ge- reği gibi önem verilmemesinin eı
somut örneğinin Gökova Termik Santralı ile ilgili yer seçimi olduğu vurgulanıyordu. Açıklamada, kir- liliğin yalnızca kaynaktan alınacak önlemlerle giderilemeyeceği, aynca santral için seçiıec€k yörenin mete-
oroloji parametrelerinin de bilin-
mesi gerektiğ dile getiriliyordu. Ne var ki, Özal hükümeti' tarafından hem hakim, hem savct, hem de bi- lirkişi işlevlerinin tümü bird€n üst- lenilerek "gereği" çoktan düşünül- muş, gerek bilimsel, gereks€ bürok- ratik karşı çıkmalann tümü "cüil-
lik"le suçlanarak bir ka]emde yok sayılmıştı... Artık Gökova'da EN- KA İnşaat güze| güzel "hafriyatla-
rını" yapabilir, TEK yöneticileri
"şimdilik" mavi olan denizin kıy-
sında güneşlcnebilirlerdi. İşte bu da
"Özal demokrasisi"nin yeni "cil- velerinden" biriydi O
olduğunu belirtiyordu. Muğa Tek- nik ziraat Müdürlüğü'nden Ziraat Yüksek Mühendisi Tuncay Akgö- oıı\ ile orhan Bora'nın ll Kasım
2'de dtlzenledikleri raponın son 6ölümü aynen şöyleydi:
"söz konusu arazide sulama ola-
naklan olduğundan, narenciye büçeleri ve zeytinlik tesisleri kurul- muştur. Tarla ziraati olaİak; tütün, susam, hububat, mısır ve pamuk tanmı yapülmaktadır. Arazi sınıf itibariyIe de ikinci sınıf tanm ara- zisi gubuna girmekıedir. Bu duru- ma göre, TEK Genel Müdürlüğü'- nce bu tesislerin, kamulaştırılması düşünülen saha yeriıe, bu süaya bitişik bulunan sazlık Mevkii'nde- ki hazineye ait ve hali,hazırda kul- lanılmayan 6. sınıf arazi tizerinde yapılmasırun daha uygun olacağı kanaatine varılaıak işbu rapor tan- zim ve imza edilmiştir."
İlhın nt diyoı? Ankara'da Rüş- tü Özel ile birlikte kamulaşlırmayı durdurabilmek için bakanlık ba-
kanlrk dolaşan Muğa Milletvekili
ve MDP Genel Sekreıer Yardımcı-
sı Muzaffer İlhan ise, TEK'in ama- cının "Üzüm yemekten çok, bağ- cıyı dövmek" olduğunu vurgulu- yordu. ilhan'a göre, TEK, Göko, va Körfezi'nde yıllardan beri ken- di mensuplarına bir ıatil siıesi kur- ma peşinde koşmuş, ancak kamu- laştırmayla ilgili yasalar dinlenme sitesi amacıyla arazi istimlakrna izin vermediğnden term.ik santlal baha- nesini ortaya atmlştı,..
Muzaffer llhan; Oren kasabası-
na 15 kilometre uzaklıktaki Hü- saıİılar kömür havzasında TEK'in
istediği kadar santra! kurabileceğ- ni söylerken, o yörede soğutmanın da goletler aracüyla sağlanabilece- ğini belirtiyor, ancak "TEK ça|F şanlarınrn denize gire çıka taıil ya- pabilmesi" için santralın zorla kı- ytya oturtulmak istendiğini ileri sü- rüyordu.
son günlerde bölgeye santrahn yapımını üstlenen Polonya firması
7ffi!,*
Nofi^ 19 KAs ,l 1984 27
E---]
Behruz Kia
Reim Sergisi 19 l(ğıü3 Anlıt
Nisp€tiF cad. a4 Eftr Tel: 166 19 35
\ı
\ ,;
1,1
YASALAR / AVUKATIAR|N işTEN YASAKIANMASl
Cezo ını, önlem mi?
Ankara ve istanbut Barotarı,nın Avukatlık yasasrnda
Yapıla.n cleüşKik.konusuncta getirctikleri farklı vorumtar, u|/gulamacra çeliŞkiıere ve tartıŞmalara vol açtı
1nı çtiğiniz ay Ankıra ve lstan-
tlJ bul sıkıyönaim savcılrktanı- .len aynı tarihleıde gkan ve aynı konuda olan iki yazı, İstanbul ve Ankara Bırolan'nrn Yönğtim Ku- rullan'na ulaştı. Sıkryönetim Sav- cüklarınca gönderilen yaalaıdı, haklınnda dcvletin şahsiyaine kaı-
şı cürİımdcn dolayı dava açılan
avukatlann adlan bildiriliyor ve ge- reken işlemin yapı|ması isteniyor- du.Geıeken işlemden kastedilen iş_
ten yasaklanmaydı. Çünkü Avu- katlık Yasası'nın l54. maddesinde yapıian son değşikliğ€ göre devle- tin şahsiyetine kaİşı cürümden do- Iayı haklannda dava açılan avukat- lann meslekıen yasaklaımalan ge- rekiyordu. Bu kaıan, Baro disiplin kurullan ya da Adal€t Bakanlığı alacaktı. sıhyönetin Savolığndan gelen yaalarla biılikte, kamuoyun_
da uzun tart§malara yol açan bu yasa değşiktiğinin bir uygulaması gündem€ geliyordu.
Her iki Baro da aynı üsa kurulu-
şa, Barolar Biıliği'ne bağydı. Her ikisinin de gorevleri aynr, amaçları ortaktı: Savunmayı korumak. Arna
her nedense, Sıkıyönctimden ulaşan yaa, iki baroda birbirinden tama- mcn faıklr işlemlere tibi tutuluyor- du.Ankara Barosu Yön€tim Kurutu, adı geçn awkatlar aleyhine, söz
konusu suçlann yasa değşikliğnin yapıldığı tarihten önce işlenmiş ol- duğunu belirtiyor, awkatlar hak- krnda herhangi bir işlem yapılma- masına karar veriyordu. Ankara Cumhuriyet Savolığ da Baro'nun bu karanrun altına "itiraz eımiyo- ruz" şrhi düşrek kesinleştiriyor- du. Aynı günlerde toplanan İstan-
bul Barosu yönetim kurulu ise
farklı bir tutumla hakkında dava açılan 8 avukaıı disiplin kuruluna sevkediyor ve 20 Kasım'daki disip- Iin kuruIu toplantısında savunma- larını yapmalarınr istiyordu.
cezı ml, önlem mi? iki Baıonun kararlan arasındaki çelişki Aııkaı
hk Yasası'nın değştirilen maddesi ile ilgi|i farklı yorumlardan kaynak- lanıyordu. Hakkında dava açılan avukatların işten yasaklanmalırı ceza mt, yoksa önlem miydi? Ceza olarak kabuI edildiğinde, ceza hu- kuku ilkeltriııe göre, işten yasak- lanmanın yasa değişikliğinden ön- ce işlenen suçlara, uygulanamaması gerekiyordu. Önlem olaıak kabul edildiğnde ise, uygulama yasa ta- rihinden geriye götürülebilirdi.
Ankara Barosu Başkanı Önder sav, Noı.tı'ya yapttğ açıklamada,
"Işten yasaklama konusu bir (€d- bir değil, cezadır" diyor ve şöyle devam ediyordu: "Avukat yargıla-
ma sonunda beraaı etse bile işleme-
önder Sav,
blr tedbır "lşten
değll, yasaklama konusu cezadür."
kal hakkında kamu davası açılma_
sırun avukaük mşIeği ile ilgili bir niteliğ bulunmadığna göre mesIe- ğin korunma§ına yönelik bir öıı' .
sajnlamayacağnı ifade ediyoiY
"ışten yasak|ama özü ve yapıst ba-
kımrndan kamu hizmetlerinden mükimiyet cezası niteliğindedir'' diyordu. Buna karşılık, söz konu_
su maddenin ceza değil, önlem ol- duğunu savunan]ar da vardı ki, İs- tanbul Barosu'nun da bu görtişte olduğu anlaşılıyordu.
(hlemi kim olr? Ancak tartışma bu kadarla da kalmıyordu. lşten yasaklanmanın bir ön|em o|duğu kabuI edilse bile, bu kez de ..önle- mi kim a]abilir?" taftışması günde_
me geliyordu. YapıIan yasa değişik_
Iiği önlem uygulama yetkisini Ba- roya ya da Adalet Bakanlığına, ya- ni idareye veriyordu. "oysa'' di_
yordu Avukaı Turgut KazzIı, ''İü-
reye önlem uygulama yetkisi tanrn- ması mümkün değildir. Aniıyas
-
diği bif suçlan cezalandınlmış ol- maktadır. lşlerini ustlendiii mü- vekkilleri de avukatla birlikıe ceza-
landınlmakıa, savunmasız bırakıl- mış olmaktadır." Ceza Hukuku
a
)-) Profesörii Çetin Özek de, bir
ll,
} İ_ ---
-_;.z ıt.2€ı_)
"/', ,:. /r'
. -,.
=;j-l:jfi:
=_:-:---.-':-,- , ,:'/ '
28 NoKrA 19 KAslı, ı9s4
h.. A
u
J \]