Hücre zarının yapısı
Doç. Dr. Nurten ÖZSOY
Hücre membranı (zarı)
Hücre membranı, hücreyi ve hücre organellerini sararak dış
ortamlarından ayıran, hücreye yapısal ve mekanik bütünlük
sağlayan seçici geçirgen bir yapıdır.
Hüce zarının başlıca görevleri
YALITIM (İZOLASYON): Hücrenin dış ortamdan ayrılmasını sağlar, hücrelere fonksiyonlarına uygun yapı ve şekil kazandırır ve hücreyi bir bütün halinde tutar.
TRANSPORT: Maddelerin hücre içine ve dışına taşınmasını sağlayarak hücrenin kimyasal bileşiminin değişmesini önler.
HÜCRE - HÜCRE TANIMASI: doku özelliğini sağlayan antijenik makromolekülleri (benzer hücrelerin birbirini tanımasını ve bir araya gelmesini sağlayan bileşikler) içerir.
Hücre cevabı
RESEPTÖR AC
SİNYAL İLETİMİ: Plazma membranının dış yüzeyinde: peptid hormonlar, nörotransmitterler, immünoglobulinler gibi düzenleyici moleküller için özgün reseptörler vardır. Plazma membranının iç yüzeiynde: adenilat siklaz (AC), fosfolipaz gibi bazı enzimler için bağlanma yerleri bulunmaktadır. Düzenleyici molekülün özgün reseptörüne bağlanması, enzimler aracılığıyla sinyalin hücre içine iletilmesini sağlar.
Düzenleyici molekül
sitozol Hücre dışı sıvısı
MEMBRANLARIN YAPISAL ÖZELLİKLERİ
BİLEŞENLERİ
LIPIDLER (FOSFOLİPİTLER, GLİKOLİPİTLER, KOLESTEROL): membranın temel yapısal bütünlüğünü ve geçirgenlik seçiciliğini sağlamaktadırlar.
PROTEINLER (PERIFERAL, INTEGRAL): farklı membranlarının spesifik fonksiyonlarından sorumludur.
KARBOHİDRATLAR (LİPİT VE PROTEİNLERE KOVALAN OLARAK BAĞLANIRLAR): yüzey tanıma bölgeleri oluşturmaktadır.
Çift katmanlı düzenlenme: Hidrofobik ve elektrostatik güçlerin etkisiyle membranın lipid molekülleri çift tabaka oluşturacak şekilde düzenlenmektedir, proteinler bu tabakada gömülü olarak bulunmaktadır, karbohidratlar ise tabakanın oluşumundan sonra enzimatik olarak ilave edilmektedir.
Asimetri
Membranlar, bir iç ve bir dış yüzeye sahip asimetrik çift tabaka şeklinde yapılardır (iç ve dış tabakadaki protein ve lipidlerin miktar ve bileşimi farklıdır).
Membranlar dinamik ve akışkan yapılardır: Statik bir yapı değildir. Lipidler ve proteinler membran içerisinde hareket edebilir.
• Hücre membranı 6-10 nm kalınlığında dinamik bir yapıdır.
• Hücre türüne ve fonksiyonuna göre değişiklik göstermelerine karşın hücre membranında:
• Proteinler ………55%
• Lipidler ……….. 41%
- Fosfolipidler …… 25 %
- Kolesterol …….…12 % Lipidler - Glikolipidler …….. 4 %
• Karbohidratlar ……… 3%
Membranın protein:lipit oranı yaklaşık 1 olmakla
beraber, bu oran hücre tipine göre değişiklik gösterir.
Irving Langmuir, yağ tabakasının moleküler özellikleri ile ilgili detaylı araştırmalar yapan ilk kişidir. Yağ asidi moleküllerinin, hidrokarbon zincirleri sudan uzak, karboksil grupları suya bakacak şekilde "monolayer" oluşturdukları modelini tanımlayan Langmuir, lipit bilayer yapısının anlaşılmasında anahtar rol oynamıştır.
Charles Ernest Overton
Irving Langmuir (1881-1957, Amerikalı kimyacı ve fizikçi) Hücre zarının yapısı ile ilgili ilk çalışmalar Charles Ernest Overton (1865-1933, İngiliz botanikçi) tarafından 1890’larda başlatılmıştır. Overton, yanlışlıkla polar olmayan maddelerin (lipidlerin) membrandan çok çabuk bir şekilde bitki hücrelerine geçebildiğini keşfetmiştir. Bu buluş, membranın sadece su geçirir olduğu fikrinin hatalı olduğunu göstermiştir.
Gorter ve Grendel‘ın 1925 yılında biyolojik membranların yapısının "lipid bilayer"
olarak tanımlanmasına giden ilk önemli adımı atmıştır (Gorter, 1925).
TARİHÇE
Hidrofobik kuyruk Hidrofilik baş
hava
Evert Gorter (1881-1954, çocuk doktoru ve biyokimyacı)
Hidrofilik bölge Hidrofilik bölge
Hidrofobik bölge
Bilim adamları tarafından kabul edilen ilk membran modeli 1935 yılında Davson ve Danielli tarafından ortaya konulmuştur (Danielli-Dawson Zar modeli). Danielli ve Dawson modeline göre hücre zarı lipid (fosfolipid) ve proteinlerden oluşur. İki kattan oluşan fosfolipidler zarın iç tarafında, protein tabakası ise zarın dış tarafında bulunur.
Robertson, elektron mikroskobu ile elde ettiği verilere dayanarak, membran proteinlerinin membranı sandviç seklinde saran tabaka olarak tanımladığı “unit membran” modelini ileri surmüştür.
Davson-Danielli Modeli (1935)
Fakat bu hücre zarı modelleri hücre zarının fonksiyonlarını ve yapısını açıklamada yetersiz kalmışlar ve güncelliğini kaybetmişlerdir.
Sıvı-mozaik modeli (1972)
Çok kabul gören Singer ve Nicolson’un sıvı mozaik modeline göre hücre zarı dinamik yapıdadır: başlıca protein ve fosfolipidlerden oluşmuş çift katlı bir yapıdır. Fosfolipid tabaka membranın sıvı bölümünü oluştururken, fosfolipitten oluşmuş bu sıvı tabaka içine gömülü halde bulunan proteinler ise mozaik bölümünü oluştururlar.
Fosfolipid tabaka
Protein
Protein
G.L. Nicolson S.J. Singer
Sıvı mozaik modeli
Carbohydrate Peripheral or
Extrinsic Protein
Integral Intrinsicor
Protein
Integral Intrinsicor
Protein
OUTSIDE
INSIDE
Lipid Bilayer
İntegral protein
İntegral protein
Periferal veya ekstrensek protein
İç taraf Dış taraf Karbohidrat
Lipit çift tabaka
Lipidler
Grekçe lipos = yağ
Apolar
(hidrofob, suyu sevmeyen) kuyruk
Polar
(suyu seven, hidrofil) baş
Apolar kuyruk Polar baş
Lipid molekülleri amfipatik maddelerdeir
Bu hidrofilik ve hidrofobik bölgelerin bir arada olması nedeniyle yağ asitleri amfipatik özelliktedir.
Yedek lipidler (nötral)
Triaçilgliseroller
Fosfolipidler (fosfatidler)
Gliserofosfolipitler Sfingofosfolipidler
Membran lipidleri (polar)
Glikolipidler
Yağ asidi Yağ asidi Yağ asidi
Yağ asidi Yağ asidi
Alkol
Yağ asidi Yağ asidi
Kolin
Mono veya oligosakkaridler
Yapılarına göre:
1. Yağ asidleri ve triaçilgliseroller (nötral yağlar) 2. Mumlar
3. Fosfolipidler (Fosfatidler) 4. Glikolipidler
5. İzopren türevi lipidler
Sfingolipidler
Gliserol
Gliserol Sfingozin Sfingozin
LİPİDLER
Doymuş (çift bağ taşımaz)
Doymamış (bir veya birden fazla çift bağ içerir)
Yağ asidleri
Laurik asid (12 C)
Miristik asid (14 C)
Palmitik asid (16 C)
Doymuş yağ asidleri
Araşidonik asid (20:4; Δ5,8,11,14) w6 Linoleik (18:2; Δ9,12) ω6
α-Linolenik (18:3; Δ9,12,15) ω3
Linoleik asid, α-linolenik asid ve araşidonik asid esansiyel yağ asidleridir, bu nedenle besinlerle sağlanmaları gerekir.
Triaçilgliseroller
(trigliseridler, nötral yağlar)
Gliserolün serbest yağ asidleri ile oluşturdukları triesterleridir.
CH
2C
CH
2C
R
2O
O H
O
O C O
R
1C O
R
31
2
3
Yağ asidleri Gliserol
Gliserol
Yağ asidi Yağ asidi Yağ asidi
Fosfolipidler
Fosfat
Gliserol
Yağ asidleri
Yağ asidleri
Fosfolipid Hücre membranı
Fosfolipidler, iki hidrofobik yağ asidi ve bir hidrofilik fosfat baş içeren amfipatik moleküllerdir.
sitoplazma
FOSFOLİPİDLER (FOSFATİDLER)
Fosfatidler, fosfor ihtiva eden lipidlerdir.
A. Gliserolllü fosfatidler 1. Lesitinler
2. Sefalinler
a. Etanolaminli sefalinler b. Serinli sefalinler
3. Asetal fosfatidler
B. Sfingozinli fosfatidler (sfingomiyelinler) C. İnozitollü fosfatidler
Gliserollü fosfatidler
G L
İ S E R O L
Yağ asidi
Yağ asidi
Fosfat Azotlu alkol
Hidrofilik baş
Hidrofobik kuyruk
Gliserofosfolipitlerinin ön maddesi membran yapısında az miktarda bulunan fosfatidik asit‘tir. En basit fosfolipit olan fosfatidik asit, gliserol-3-fosfatın iki yağ asidi ile esterleşmesi sonucu oluşur.
Fosfatidik asidin fofat grubuna, serin, etanolamin ve kolin gibi yüksüz bir alkolün bağlanmasıyla farklı gliserofosfolipitler oluşur.
(Doymuş)
(Doymamış)
Yağ asidi
Gliserol
Fosfat
Azotlu alkol
HO CH2 CH2 NH3+
HO CH2 CH NH3+
COO–
HO CH2 CH2 N(CH+ 3)3
Ethanolamine
Serine
Choline
Azotlu alkoller
Etanolamin
Serin
Kolin
Gliserollü fosfatid
Doymuş yağ asidi (örneğin palmitik asid)
Doymamış yağ asidi (örneğin oleik asid)
H Fosfatidik asid
Etanolamin Fosfatidiletanolamin
Serin Fosfatidilserin
Kolin Fosfatidilkolin
X =
sefalinler
lesitin
Fosfatidiletanolamin (sefalin)
Fosfatidilkolin (lesitin)
Fosfatidilserin (sefalin)
O P O O H2C
CH H2C O
C R1
O O C
O
R2
OH
H
OH
H H
OH H
OPO32
H O
H OH
1 6
2 5
3 4
phosphatidyl- inositol- 3-phosphate
X = inozitol
İnositollü fosfatid
Fosfatidilinozitol 3-fosfat
Membranda çok az miktarda bulunur. Bununla birlikte işlevsel olarak çok önemlidir, hücre sinyalleşmesinde rol oynar.
Difosfatidilgliserol (Cardiolipin)
Fosfatidilgliserol
Antijen etkisi ile tanınan tek lipid
Yağ asidi
sfingozin
Kolin gliserol
Yağ asidi Yağ asidi
Alkol
H2C H C O
CH
NH CH
C CH2 CH3 H
OH
( )12 C
R O
P
O O
O H2
C H2 N+ C
CH3 H3C
CH3
Sphingomyelin phosphocholine
sphingosine
fatty acid
H2C H C OH
CH NH CH
C CH2 CH3 H
OH
( )12 C
R O
ceramide
H2C H C OH
CH N+ CH
C CH2 CH3 H H3
OH
( )12
sphingosine
fosfokolin
sfingozin yağ asidi
sfingomiyelin seramid sfingozin
Sfingozinli fosfatidler - gliserol yerine sfingozin içerirler
Sfingofosfolipitler tüm membranların yapısında bir miktar bulunsa da, özellikle nöron membranlarının ve miyelin kılıfın en önemli yapısal bileşenidir.
Bir amino alkol olan sfingozinin amin grubuna bir yağ asidinin amid bağıyla bağlanması sonucu oluşan N-açil sfingozin, seramid olarak adlandırılır. Seramidin 1. karbonundaki alkol grubunun fosfodiester bağı ile fosfokolin veya fosfoetanolaminle esterleşmesi sonucu sfingomiyelin oluşur.
sfingofosfolipit Sfingozin
Yağ asidi
X = fosfokolin veya fosfoetanolamin
cerebroside with
-galactose head group
H2C
H
C CH
NH CH
C CH2 CH3 OH
C R O
OH O
H H
H
OH H
OH CH2OH
H O
H
( )12
Glikolipidler
Sfingozin, yağ asidi, karbohidrat ve karbohidrat türevlerini içeren glikolipitlerin yapısında fosfor bulunmamaktadır.
-Galaktoz
Galaktozil seramid
Kolesterol
3-hidroksi-
5-kolesten
İnsan ve hayvan dokularında bulunan temel sterol kolesteroldür.
Amfipatik yapıya sahip olan kolesterol, polar bir baş ve apolar hidrokarbon gövdeden oluşmuştur.
Polar baş
Steroid çekirdeği
Hücre membranında yer alan başlıca lipidler:
I. FOSFOLİPİDLER
1. Gliserofosfolipidler - Fosfatidilkolin
- Fosfatidiletanolamin - Fosfatidilserin
- Fosfatidilinozitol - Fosfatidilgliserol
- Sfingofosfolipitler (sfingomiyelin)
II. GLİKOLİPİDLER (Serebrozid ve gangliozidler) III. KOLESTEROL
Fosfolipitler Kolesterol Glikolipitler
Lipit çift tabakasında yer alan lipitler
Fosfolipit çift tabaka
polar
hidrofilik baş kısmı
nonpolar hidrofobik kuyruk kısmı
polar
hidrofilik baş kısmı
Lipit çift tabakanın çatısını amfipatik moleküller olan fosfolipitler ve glikolipitler kurar. Hidrofilik (suyu seven) fosfat grupları membranın dış yüzeyinde yer alırlar ve hidrofobik (suyu sevmeyen) yağ asidi kısımları ise çift tabakalı hücre membranının iç kısımlarını oluştururlar.
Çift tabaka sulu bir çevrede amfipatik moleküllerin termodinamik gereksinmelerini de karşılayabilir.
• Fosfolipidler sulu ortamlarda amfipatik olmaları nedeniyle polar gruplarının su ile ilişkili olacak şekilde dizilmesiyle polar olmayan gruplar bir araya gelerek bir lipit çift tabakası oluşturur.
• Bu termodinamik olarak uygun olan düzenlemede hidrofilik baş kısımları su ile yüzleşirken hidrofobik kuyruk kısımlar iç tarafta kalarak sudan korunur.
•Ancak lipid çift tabakanın su ile yüzleşecek bir sınırının bulunması termodinamik olarak uygun değildir. Elverişsiz bir çevre ile karşı karşıya kalan kısım, çift tabakanın sadece uçları veya kenarlarıdır.
• Su ile yüzleşmenin engellenmesi için lipid çift tabakanın tamamen kapanarak su ile yüzleşecek bir sınır bırakmaması gerekir. Kenarları olmayan kapalı bir vezikül oluşturacak şekilde tabakanın kendi üzerinde katlanması ile termodinamik olarak en uygun şekli alınır.
•Bu davranış biçimi hücre oluşumu için en önemli temellerden bir tanesidir.
HÜCRE MEMBRANININ KİNETİĞİ
Termodinamik olarak uygun değil
Termodinamik olarak uygun
Lipid çift tabaka oluşumundan hidrofobik etkileşimler sorumludur.
Membran lipitlerinin yapısındaki polar olmayan yan zincirlerin bir araya gelmesi bu bölgeden suyun uzaklaşmasına ve lipitlerin tabaklanmasına yol açar. Açığa çıkan suyun entropiyi (düzensizliği) arttırmasına bağlı olarak hidrokarbon yan zincirleri arasında van der Waals bağları, su molekülleri ile polar gruplar arasında elektrostatik etkileşimler ve hidrojen bağları oluşur. Kısacası, membranın lipit tabakaları kovalent olmayan etkileşimlerle bir arada tutulur.
Lipitler sulu ortamda misel oluştururlar. Miseller amfipatik lipitlerin oluşturduğu kümelerdir. Miselde hidrofobik gruplar kümenin iç kısmında, hidrofilik gruplar ise dış kısmında yerleşmiştir ve böylece sulu ortamında çözünmüş halde bulunurlar.
van der Waals su
zarfı
Lipid moleküllerinin paketlenmesi
Lipit miseli
Lipit çift tabaka
misel
lipozom
Hidrofilik grup Hidrofobik
grup
Fosfolipit çift tabaka
Misel Lipozom
Lipozomlar sulu ortamın bir kısmını saran çift tabakalı lipit küreleri olup içerdikleri hidrofilik ve hidrofobik bölgeler nedeni ile suda ve yağda eriyen molekülleri (ilaçları) taşıyabilme özelliğine sahiptir.
Amfipatik bir lipidin sulu ortamda sonikasyonuyla lipozomlar oluşur.
Lipidlerin hücre membranın ideal bileşenleri olmasının 2 önemli nedeni:
1. Amfipatik özellik
2. Membran akışkanlığı
(Hidrokarbon zincirlerin lipit çift tabaka içindeki hareket derecesi)Lipit çift tabakanın bir diğer önemli özelliği, yapısındaki lipitlerin hareket edebilmesidir.
Bir fosfolipit molekülünün kendi ekseni etrafında çok hızlı dönmesine (saniyede 10
7) – rotasyon difüzyon
Aynı tabakadaki fosfolipitlerin yana kayarak yer değiştirmesine – lateral difüzyon
Çok nadir gerçekleşen flip-flop hareketinde (ping-pong modeli) ise molekül bir tabakadan diğerine geçer – transvers difüzyon
Bu hareketlerin gerçekleşebilmesi için membranın akışkan
olması gerekir.
lateral difüzyon
rotasyon difüzyon
flip-flop
Transvers difüzyon (flip-flop) Lateral difüzyon
Hızlı
Çok yavaş
Membran akışkanlığı
Hidrokarbon zincirlerin lipit çift tabaka içindeki hareket derecesi membran akışkanlığı olarak adlandırılır. Lipit çift tabakaya katılan hidrokarbon zincirlerin hareketi arttıkça membranın akışkanlığı da artar.
Çift tabaka termal hareket nedeniyle belirli bir geçiş sıcaklığının üzerinde sıvıdır, sıcaklık azaldıkça parakristalin (jel) haline döner
Sıvı hali
Parakristalin hali
Isı hidrofob yan zincirlerinin hareketine neden olur
Membran akışkanlığını etkileyen faktörler
Geçiş (Transition) Isısı
Isı arttıkça hidrofob yan zincirler daha ziyade sıvıyı andıran veya akışkan bir düzenlemeyi benimseyerek düzenli halden düzensize doğru olan bir geçişe uğrarlar. Yapının düzenliden düzensize doğru geçişe uğradığı ısı geçiş ısısıdır.
Geçiş ısının üzerindeki ısılarda Geçiş ısının altındaki ısılarda
• Kısa zincirli ve çok doymamış yağ asidleri (1, 2 veya 3 çift bağı içerenler) membranı daha akıcı hale getirir.
• Uzun zincirli ve doymuş yağ asidleri, daha sıkı bir şekilde paketlendikleri için, membran akışkanlığını azaltırlar.
Uzun zincirli ve doymuş yağ asidleri
Kısa zincirli ve doymamış yağ asidleri
Lipit bileşimi
Doğal yolla oluşan yağ asitleri cis konfigürasyonuna sahiptir.
Cis konfigürasyonunda bulunan doymamış bağlar hidrofobluğu azaltmaksızın, yan zincir paketlenmesindeki sıkışıklığı azaltarak çift tabakanın akışkanlığını arttırırlar.
Cis Konfigürasyonu
48
Kolesterol
• Hücre membranının % 40 ını oluşturmaktadır
• Küçük polar başı ona amfipatik özellik kazandırıyor
Esnek
hidrokarbon zinciri Rigid steroid
hidrokarbon halka yapısı
Polar (hidrofil) baş
Nonpolar (hidrofobik)
KOLESTEROL
• Fosfolipit molekülleri arasına membranın dış yüzünde iç yüzüne göre daha fazla olacak şekilde yerleşir.
•Yapısındaki tek polar grup olan hidroksil grubu (OH-) sulu ortama doğru yönelmiş halde ve fosfolipitlerin baş kısımlarıyla etkileşimdedir.
• Polar olmayan steroid çekirdeği ve hidrokarbon zinciri ise fosfolipitlerin hidrokarbon kuyrukları arasında bulunur.
• Plazma membranındaki kolesterolün tamamı serbest kolesteroldür, ER membranında ise hem serebest hem de ester kolesterol bulunur.
Polar baş grupları
Polar baş grubu
Polar olmayan hidrokarbon zinciri
Steroid çekirdeği
Membranın rijiditesi artar
Daha akışkan bölge
Membran akışkanlığının en önemli belirleyicilerden biri olan kolesterol, iki komşu hidrokarbon zinciri arasına girer ve yüksek ısı gibi iç veya dış etkenlerin zar akışkanlığını arttırmasını engelleyerek, zar dayanıklığının sürdürülmesini sağlamaktır.
Polar baş grupları
Kolesterolün akışkanlığı azalttığı bölge
Daha akışkan bölge
Kolesterol bir akışkanlık tamponu olarak görev görmektedir. Düşük ısıda akışkanlığı arttırırken, yüksek ısıda akışkanlığı azaltmaktadır.
Kolesterol
Ekstrasellüler sıvı
Kolesterol
Sitoplazma
Glikolipit
Transmembran proteinler
Sitoskeleton filamentleri Periferik
protein
Glikoprotein
Phospholipids
Membran asimetrisi
İç-dış (transvers) asimetri Fosfolipitler:
Kolin içeren fosfolipitler (fosfatidilkolin ve sfingomiyelin) –
membranın dış tabakasında yer alır
Aminofosfolipitler (fosfatidiletanolamin ve fosfatidilserin) –
membranın iç tabakasında yer alırlar.
Asimetrik yerleşmeleri nedeniyle fosfolipitlerin transvers
mobiliteleri (flip flop = akrobatik sıçrama) yavaş ve kısıtlıdır.
Hücre dışı
Fosfatidilkolin Sfingomiyelin
Hücre dışı
Fosfatidiletanolamin Fosfatidilserin
Fosfatidilinositol
Sitosol
Negatif yüklü baş
grubu
Negatif yüklü sitosolik kısım
Sfingomiyelin Glikolipid Fosfatidilkolin Kolesterol
Fosfatidilserin Fosfatidilinozitol Fosfatidiletanolamin
Hücre içi
Fosfatidilinositol hücre membranının sitosolik kısmında yer alan bir diğer fosfolipittir.
Fosfatidilinositol hücre sinyal iletiminde önemli bir rol oynar.
Fosfatidilserin ve fosfatidilinositol moleküllerinin baş kısımları negatif yüklü olmaları nedeniyle plazma membranının sitosolik yüzeyi de negatif yüklüdür.
Lipit asimetrisi ekstrasellüler sinyallerin intrasellüler sinyallere dönüştürülmesinde önemlidir.
Sitozol Ekstrasellüler boşluk
Insan eritrositlerinin plazma membranındaki fosfolipitlerinin ve kolesterolün asimetrik dağılımı.
K
HÜCRE ZARINDA FOSFOLİPİD ASİMETRİSİNİ SAĞLAYAN TAŞIYICILAR
Çok yavaş da olsa flip-flop hareketi ile membranda olması gereken lipit düzeni değişmeye başladığında bu düzeni yeniden kurmakla görevli iki protein vardır:
“flippase” ve “ floppase”.
Flipaz’ın görevi, PS ve PE ‘yi (aminofosfolipitleri) ATP bağımlı olarak membranın dış yüzeyinden iç yüzeyine taşımaktadır.
Flopaz ise genellikle membran yapısında gerçekleşen değişiklikler sonucunda lipit sayısındaki değişiklikleri modifiye etmek üzere ATP bağımlı olarak kolin içeren lipitleri membranın iç yüzeyinden dış yüzeyine flipaz’dan 10 kat daha yavaş olacak şekilde taşır.
Scramblase: asimetri kaybında rol oynadığı öne sürülen bir protein’dir.
Lipid çift tabakanın her iki tarafında yer alan fosfolipidleri dengeleyen bir protein. Özellikle ER (endoplazmik retikulum)’de aktif olarak bulunan bu protein fosfolipidleri ER membranının her iki tarafına da eşit olarak dağıtır. ER’da yeni lipid molekülleri lipid çift tabakanın sadece sitozolik kısmına dahil edildiği için ve lipit molekülleri kendi kendilerine bir tarafatan diğerine geçemeyecekleri için fosfolipid translokatörleri (Scramblase) lipid moleküllerinin sitosolik taraftan ER lümeni tarafına geçirir.
Hücre membranında fazla oranlarda kolesterol ve sfingolipid içeren özelleşmiş mikrobölgeler ya da platformlar bulunmaktadır. Bu özelleşmiş membran bölgelerindeki fosfolipitlerin yan zincirleri non-raft membran bölgelerine göre çok daha fazla doymuş yağ asidi içerir (sfingolipidlerin yapısında da doymuş yağ asidi fazladır). Kolesterol ve doymuş yağ asitlerinin yoğun olarak bulunması lipid raftlarını membranın diğer kısımlarına göre daha düzenli ve daha az akışkan olmasına neden olur.
Doymuş yağ asitleri (örn. palmitoil ya da miristoil) ile kovalent olarak modifiye sitoplazmik proteinler, membrana bağlanan proteinler ve hücre içi sinyal iletiminde rol alan birçok protein lipid raftlarında yoğun olarak bulunurlar.
LİPİD YIĞINLARI (RAFT)
LİPİD YIĞINLARIN (RAFT) FONKSİYONLARI
1. Sinyal molekülleri için özel bölgeler oluşturmak 2. Membran akışkanlığını düzenlemek
3. Membran protein trafiğini düzenlemek (örn. hücre göçü sırasında membran proteinlerinin asimetrik dağılımında rol aldığı düşünülüyor).
4. Nörotransmitter ve reseptör trafiğini düzenlenlemek.
5. Endositoz, ekzositoz, adhezyon, apoptozis, göç gibi olaylarda rol alır.
HÜCRE MEMBRANINDA YER ALAN KARBOHİDRATLAR
Karbohidratlar membranda oligosakkaritler şeklinde proteinlere kovalent olarak bağlanarak glikoproteinleri, sfingolipidlerle birleşerek glikolipidleri oluştururlar.
Plazma membranlarının bu kısmına Glikokaliks adı verilir.
Oligosakkaritler dışında heksozlar (glukoz, galaktoz, mannoz, fukoz), pentozlar (arabinoz ve ksiloz) ve türev şekerler (glukozamin, galatozamin ve sialik asit) membran yapısında yer alır.
Karbohidratlar, hücreler arası tanıma olaylarında antijenik bileşenler olarak görev yapar.
Glikokaliks
Transmembran proteoglikan Transmembran
glikoprotein
Lipit çift tabaka Glikokaliks
glikolipit Glikoprotein
Sitozol
Şeker kalıntısı
Eritrositlerin yüzeyinde bulunan insan kan grubu (A,B,0) antijenleri lipidlere ve proteinlere bağlı oligosakkaritlerdir.
ABO sistemdeki kan gruplarını glikolipid ve glikoprotein yapısındaki antijenlerin uç grupların farklılığı belirlemektedir.
Tüm insanlarda 0 antijenini sentezleyen enzimler bulunur.
Kan grubu A olan insanlarda N- asetilgalaktozamin ekleyen enzimler de bulunur.
Kan grubu B olan insanlarda ise ekstra galaktozu ekleyecek enzimler bulunur.
AB kan grubuna sahip insanlarda hem A hem de B antijenleri sentezlenir.
Yağ asidi Seramid
67
Sadece A antijeni varsa A grubu Sadece B antijeni varsa B grubu
A ve B antijeni varsa AB grubu A ve B antijeni yoksa O grubu
Kolesterol
Karbohidrat
Membran proteini Sitoskeleton
Hücre dışı Hücre içi
Proteinler
Amino asid Amino asid Dipeptid
Hidroliz
peptid bağı
Proteinlerde amino asidler, bir amino asidin -karboksil grubuyla diğer amino asidin -amino grubu arasındaki amid bağları olan peptid bağlarıyla kovalent olarak bağlıdırlar.
Peptid Bağı
O ‖
- C – N -
H
Amid Bağı
(kovalent bağ)
Şematik olarak polipeptid zinciri
Non-polar yan zinciri Polar yan zinciri
Membran Proteinleri
• Membran proteinleri, membranın yapısal bütünlüğü ve spesifik fonksiyonlarından sorumludur.
• Membran proteinleri, membrandaki yerşleşim yerlerine göre:
– Periferal (ekstrensek) membran proteinleri
• Membran proteinlerinin yaklaşık % 30 kadarını oluştururlar ve genellikle integral membran proteinlerine nonkovalent olarak bağlanırlar
• Hücre yüzey antijenleri
– İntegral (intrensik) membran proteinleri
• Membran proteinlerinin % 70 kadarını oluştururlar
• Lipit çift tabakaya gömülmüş haldedir,
• Çoğu tüm membran boyunca uzanır ve bazı maddelerin karşı tarafa geçtiği kanalları oluşturur (transmembran proteinler)
FONKSİYONEL SINIFLANDIRMA:
1. TRANSMEMBRAN PROTEİNLERİ:
a. İyon kanalı: özel iyonları su dolu porlar aracığı ile membranın diğer tarafına taşır. Birçok plazma membranı çeşitli iyonlar için spesifik kanallar içerir
b. Taşıyıcılar: Şekillerini değiştirerek özel maddeleri membranın diğer tarafına taşır.
c. Reseptör: Spesifik ligandı tanırlar ve hücrenin fonksiyonunu değiştirirler.
d. Enzim: Hücre içinde veya dışında reaksiyonları katalizler.
e. Bağlayıcı: Hücre içinde ve dışında filamentlere bağlanarak hücrenin yapısal bütünlüğünü ve şeklini korumaya yardımcı olur. Aynı zamanda, hücrenin hareketine de etkisi vardır.
Glikolipit Oligosakkarit İntegral protein Hidrofobik α-heliks
Fosfolipit Kolesterol
Membran Proteinlerin fonksiyonları
Dış taraf
Plazma membranı
İç taraf
Taşıyıcılar Enzim Hücre yüzey reseptörleri
Hücre yüzey antijenleri Hücre adhezyonu Sitoskeletona bağlanma
Periferal proteinler
Periferal protein
deterjan
İntegral protein pH’nın değişmesi
üre, CO32-
• Membrana integral proteinler aracılığı ile tutunur. Ortam pH’nın veya iyonik şiddetinin değişmesiyle bu proteinler kolayca membrandan ayrılır.
• Amfipatik değillerdir. Bu nedenle nonpolar lipidlere bağlanmazlar (lipid tabakanın iç bölgesine giremezler).
• Deterjanlarla membrandan kolayca ayrılırlar.
Spektrin (Spectrin) - periferal zar proteinidir.
• Membranın içinde
– nonpolar amino asidler
• hidrofobik gruplar,
fosfolipitlere sıkıca bağlanarak proteinin membrana
tutunmasını sağlar
• Membranın dış yüzeyinde
– polar amino asidler
• Hidrofilik gruplar ekstrasellüler sıvıya ve sitozole uzanmaktadır
Proteinin polar bölgesi
Proteinin non polar bölgesi
Transmembran proteinler amfipatik özelliktedir, yani hem hidrofilik hem de hidrofobik bölgelere sahiptirler. Hidrofobik kısımları lipit tabakanın hidrofobik iç kısmıyla, hidrofilik kısımları ise lipit tabakanın her iki yanında yer alan su tabakasıyla ilişkidedir.
NH2
H+
COOH
Sitoplazma
Retinal kromofor (Rodopsin)
Nonpolar (hidrofobik)
hücre membranındaki α-heliksler
H+
C-terminal
N-terminal
Sol Sağ
Proteinlerdeki heliksler sağ dönüşümlüdür Polipeptid zincirinin bir eksen
etrafında sağa veya sola kıvrılarak oluşturduğu sarmal yapıya -sarmal (heliks) denir.
sitozol
Lipid çift tabaka
Lipit çift tabakayı α-sarmal (α -heliks) halinde geçen transmembran protein Bu geçiş:
1. Tek bir zincir şeklinde, tek geçişli (single-pass) veya
2. Birkaç tane α-sarmal zincir halinde, çok geçişli (multipass) olur .
3. Transmembran proteinler zarda bulunan lipitlere kovalent olarak bağlanır – sitoplazmik tabakada
4. Oligosakkarit aracılığı ile küçük fosfolipit veya fosfatidilinozitole kovalent olarak bağlanırlar – non-sitoplazmik tabakada
5-6. Periferal proteinler, integral membran proteinlerine nonkovalent olarak bağlanırlar
fosfatidilinositol'e bağlı proteinler
yağ asitlerine bağlı proteinler Transmembran proteinler
Periferal proteinler
Eritrosit membranındaki integral membran proteinleri:
Glikoforin
Band 3 protein
Transmembran proteinlerin çoğu glikozillenmiştir (şeker grupları eklenmiştir).
Şeker molekülleri bu proteinlere endoplazmik retikulum ve Golgi kompleksinde eklenir ve proteinlerin oligosakkarit zincirleri daima ekstrasellüler yüzde yer alır.
Proteinlerin sergiledikleri asimetri, sahip oldukları diğer ilave gruplar ve çeşitli bağlar tarafından daha da artırılır. Bunlardan, sülfhidril (SH) grupları sitoplazmik yüzde, disülfit (S-S) bağları ekstraselüler yüzde yer alır.
Sorunuz var mı??
HÜCRE ZARI TAŞIMA SİSTEMLERİ
ENERJİ GEREKSİNİMİ
Enerji
gerektirmeyen
Enerji gerektiren
Difüzyon Endositoz
Ekzositoz Fagositoz
Primer aktif taşıma Sekonder
aktif taşıma
Kolaylaştırılmış difüzyon Basit
difüzyon
Molekül lipid çift katmandan direkt geçer
Aracılı taşıma membran proteini
gerektirir
Membranda vezikül oluşumu gerektirir
Fiziksel gereksinim
Büyük moleküllerin membranı geçme hareketi Küçük moleküllerin
membranı geçme hareketi
Taşıma Modelleri
Pasif ve Aktif Transport
Taşıyıcı proteinler: pasif ve aktif transport Kanallar: sadece pasif transport
Taşınan molekül
Basit difyüzyon Kanallar aracılığı ile
Kanal proteini Taşıyıcı protein
Taşıyıcı protein aracılığı ile
Konsantrasyon gradiyenti
PASİF TRANSPORT AKTİF TRANSPORT
Lipit çift tabaka
İki ortam arasındaki konsantrasyon farkına, konsantrasyon gradiyenti denir. Pasif difüzyon, moleküllerin konsantrasyon gradiyenti yönünde kendi kinetik enerjileri ile yayılmalarıdır. Sisteme dışarıdan enerji eklenmediği için moleküllerin bu hareketi zarın her iki tarafındaki madde konsantrayonu eşitleninceye (sistem dengeye ulaşıncaya) kadar devam eder.
Aracısız transport
Pasif difüzyon
Boya molekülleri Yarı geçirgen membran
denge
su
• Diffüzyon
– yüksek düşük konsantrasyonu
• Lipofilik bileşikler – lipitte çözünme dereceleri, şekil ve boyutlarına bağlı olarak difüze olabilirler
•N2, O2, CO2 ve NO gibi
non polar, küçük ve yüksüz gazlar kolayca difüze olur.
•Etanol, küçük organik asidler – polar, ama yüksüz moleküller
Su Üre
Hücre gibi yarı geçirgen bir zarla bölünmüş bir sistemde, çözünmüş partiküllerin yüksek konsantrasyonda bulundukları ortamdan, düşük konsantrasyonda bulundukları ortama doğru kendi kinetik enerjileri ile yayılır.
Geçirgenlik katsayıları
(cm/sec)
Düşük geçirgenlik gliserolüre
triptofan glukoz
HİDROFOB MOLEKÜLLER
benzen KÜÇÜK, YÜKSÜZ
POLAR
MOLEKÜLLERİ üre gliserol
BÜYÜK, YÜKSÜZ POLAR
MOLEKÜLLERİ sakkaroz İYONLAR
Sentetik lipit çift tabaka
Taşınacak maddeler geçirgenlik katsayılarına göre membran lipit tabakaları arasındaki geçitlerden hücre içine veya dışına taşınmaktadır.
glukoz
Yüksek geçirgenlik
Suyun difüzyonu
osmoz
Eğer iki sıvı kompartmanı arasındaki bir zar suya geçirgen, fakat su içinde çözünmüş bazı maddeler için geçirgen değilse (yarı geçirgen membran) ve diffüzyona uğramayan maddelerin konsantrasyonu zarın bir yanındaki sıvı bölümünde diğer taraftakinden daha fazla ise, su yüksek yoğunlukta diffüze olmamış madde içeren bölüme doğru zardan geçer. Suyun difüzyonu, osmoz olarak adlandırılır
Tonisite
Bir solüsyonun osmotik basıncını plazmanınki ile karşılaştırmak için kullanılır.
Hipotonik solüsyonlar – plazmadan düşük osmotik basınçları nedeniyle hücrelerin hacmini arttırırlar.
İzotonik solüsyonlar – plazma ile (% 0.9 NaCl çözeltisiyle) aynı basınçları nedeniyle hücre hacmini etkilemezler.
Hipertonik solüsyonlar ise plazmadan yüksek osmotik
basınçları sonucunda hücre suyunun intravasküler sıvısına
çekilmesine ve hücrenin hacim kaybına neden olurlar.
izotonik Hipotonik Hipertonik
izotonik
Hipotonik Hipertonik
out in
açık kanal = hızlı transport kolaylaştırılmış = yardım ile
yüksek
düşük
Kanallar veya taşıyıcı proteinler aracılığıyla, konsantrasyon gradiyenti yönünde, enerji harcanmadan gerçekleşir.
Kolaylaştırılmış diffüzyon
İyon kanalları – çok seçicidir
Kanal proteinleri hareketsizdir. İyonların çok hızlı geçişine izin verir:
saniyede 100 milyon iyon!
Na+
KK
Cl- K+
Konsantrasyon gradiyentlerine ve elektriksel yüklerine göre akış
Bu proteinler:
- Ligand kapılı (asetilkolin gibi bir ligandın reseptörüne bağlanması sonucu açılmakta veya kapanmaktadır)
- Voltaj kapılı (membran potansiyelindeki değişime bağlı olarak açılmakta veya kapanmaktadır)
- Mekanik kapılı – gerilim ve basınca duyarlıdırlar, hücre iskeletinin gerilemesi ile açılırlar
Kapılı kanallar
• Voltaj kapılı-membran
potansiyelinin değişmesiyle kapı açılır
• Ligand kapılı-
nörotransmitterin reseptöre bağlanmasıyla kapı açılır.
Asetilkolinin bağlanması sinir hücrelerinde Na+ kanallarının açılmasını ve sinir iletinin başlamasını sağlar
Voltaj kapılı kanallar
Voltaj kapısı hücre membranındaki elektriksel voltaj değisikliklerine duyarlı olan kapılardır.
Sodyum kanalları
Potasyum kanalları
Kalsiyum kanalları
Aksiyon potansiyeli
Sodyum kanalları açılır Na+ nöronun içine girer
Uyarı stimulusu
Potasyum kanalları açılır K+ nöronu terk eder İstirahat halindeki nöron
Repolarizasyon Na, K-ATPaz
Plazma membranı
Na+hücre içine
K+hücre dışına
Na, K-ATPaz pompası ile iyonların dağılımı sağlanmaktadır
AKSİYON POTANSİYELİ
Aksiyon potansiyeli, uyarılabilen hücrelerin eşik potansiyelini aşarak pozitif değere gelip çok kısa bir süre içinde tekrar negatif değere dönmesidir
İstirahat membran potansiyeli eşik değere ne kadar yakınsa nöron o kadar kolay uyarılabilir.
Dinlenme durumundaki bir hücre (-70 mV) eğer “eşik değer” denen bir değere kadar depolarize edilirse (membran potansiyelinin daha az negatif bir duruma geçerse) (-55 mV), hücre zarındaki voltaj kapılı hızlı sodyum kanalları açılır ve hücre içine kısa zamanda büyük miktarda sodyum akışı olur.
Eşik değeri, hızlı voltaj kapılı Na kanallarının açılması için gereken voltaj değeridir.
Bu sırada hücre içinde artı yük miktarı hızla artarak dik bir potansiyel değişimi oluşturur. Belli bir noktaya kadar yükselen bu potansiyel değişikliği sabit bir noktada durur; çünkü bu noktada voltaj kapılı Na kanalları artık kapanır ve daha fazla sodyumun girişine izin vermez. Buna “tepeye vuruş” (overshoot) adı verilir. Potansiyelin yükselmesi sırasında aynı zamanda yavaş potasyum kanalları da açılmaya başlar ve böylece, Na iyonalarının hücre içine girişiyle oluşan potansiyel değişimi tekrar istirahat membran potansiyeline geri döner (repolarizasyon). Daha sonra hem K kanallarının kapanması hem de Na/K-ATPaz pompasının sürekli faaliyetiyle potansiyel normale döner. Bu olayların hepsine birden aksiyon potansiyeli adı verilmektedir.
Aksiyon potansiyelinin en önemli üç faktörü
1. Voltaj kapılı hızlı Na kanalları: Voltaj bağımlı Na kanallarını açabilen bir uyarı aksiyon potansiyeli oluştururken, hücreyi eşik değere getiremeyen, yani voltaj bağımlı Na kanallarını açamayan uyarılar aksiyon potansiyeli oluşturmazlar.
2. Voltaj kapılı yavaş K kanalları: Aksiyon potansiyeli sırasında oluşan yük değişikliklerini nötralize etmekle görevlidirler ve hücre dışına K çıkışına sebep olurlar.
3. Na/K-ATPaz pompaları: Sürekli çalışan bu pompalar, potansiyeli oluşturan süreçler iletiminde zarı tekrar dinlenme potansiyeline döndürerek yeni bir aksiyon potansiyeli oluşturabilmek üzere hazır hale getirirler.
Na kanalları hücre istirahat (-70 mV) halindeyken kapalıdır
Aktivasyon ile sodyum kanalları açılır ve nörona sodyum girer
inaktivasyon
Aktivasyon kapısı
İnaktivasyon kapısı
Na
+kanalı
Hızlı voltaj kapılı sodyum kanallarının çalışma prensibi.
A. Hücre zarında bulunan bu kanalların iki kapısı vardır: Kanal içinde yer alan aktivasyon kapısı; hücre içine bakan inaktivasyon kapısı. Hücre dinlenme durumunda iken aktivasyon kapağı kapalı, inaktivasyon kapağı açıktır.
B. Zar voltajı değişerek eşik değerine ulaşırsa, kanalın içindeki aktivasyon kapısı açılır;
çünkü bu kapı, bu voltaj değerinde açılmaya uygun bir moleküler yapıdadır.
C. Açılan kanal boşluğundan sodyum hızla içeri akar ve artık hücrenin içi dışarıya göre pozitif yüklenmeye başlar.
D. Hücre içi voltaj değeri dışarıya göre +35 mV düzeylerine geldiğinde ise bu kez inaktivasyon kapısı kapanır. Dolayısıyla bu noktada artık bu hücreyi bir daha uyarmak mümkün değildir. Sodyum girişi durur ve potansiyel değişimi sona erer.
E. Ardından, K iyonlarının çıkışıyla normale dönen zar potansiyeli dinlenme voltajına ulaştığında kanal tekrar dinlenme durumundaki haline döner: aktivasyon kapısı kapanır;
inaktivasyon kapısı açılır ve hücre yeni bir uyaran için hazır hale gelir.
Voltaj kapılı K kanalları ise sadece tek bir kapıya sahiptir ve dinlenme durumunda bu kanallar kapalıdır. Depolarizasyon veya aksiyon potansiyeli sırasında geniş bir voltaj aralığında yavaşça açılıp kapanırlar ve böylece repolarizasyonu sağlarlar.
Kapalı
İnaktive Açık
Membran polarizasyonu
Membran depolarizasyonu
K
+kanalı
inaktivasyon
aktivasyon
Ligand (Transmitter)-kapılı iyon kanalları
• Asetilkolin-kapılı katyon kanalları (uyarıcı)
• Serotonin-kapılı katyon kanalları (uyarıcı)
• Glutamat-kapılı katyon kanalları (uyarıcı)
• GABA-kapılı klorür kanalları (inhibitör)
• Glisin-kapılı klorür kanalları (inhibitör)
Presinaptik bölgede sentezlenen ve veziküllerde depolanan nörotransmitterler elektriksel uyarı sonucu parçalanan veziküllerden ekzositoz yoluyla sinaptik aralığa salınmaktadır. Post sinaptik membranda özgül reseptörlere bağlanan nörotransmiterler uyarıcı (depolarizasyon) veya inhibitör (hiperpolarizasyon) etki oluşturmaktadır.
Reseptörler iyonotrofik ve metabotrofik olarak iki sınıfa ayrılmaktadır. İyonotrofik reseptörler nörotransmitter bağlanmasıyla voltaja duyarlı Na+ kanallarının açılmasına aracılık etmektedir. Metabolik reseptörler ise spesifik protein kinazları aktifleyerek cAMP veya inozitol trifosfat üzerinden etkili olmaktadırlar.
Presinaptik sinir ucu
Post sinaptik
sinir ucu Nörotransmitter
Sinir ucundaki aksiyon potansiyeli Ca2+kanallarını açmaktadır
Ekzositozla nörotransmitter sinaptik aralığa salınmaktadır
Voltaja duyarlı Na+kanalları açılmaktadır
Reseptör kanalı
Presinaptik aksiyon potansiyeli
Postsinaptik potansiyel
Eşik değeri
Asetilkolin bağlama yeri
Lipit çift
tabaka sitozol
kanal
por Asetilkolin-kapılı katyon kanalı (uyarıcı): Her bir Ask reseptörü 2 idantik alfa, 1 beta, 1 epsilon ve 1 delta olmak üzere 5 alt birim içerir. Silindir şeklinde düzenlenmiş olan bu altbirimlerin ortası normalde kapalı duran bir kanal gibidir (iyonofor). Her bir alfa alt biriminin ekstraselüler yüzeyinde tek bir Ask bağlanma bölgesi vardır. Bu alt birime aynı zamanda nöromüsküler blok yapan ilaçlar da bağlanırlar.
g d
4 nm
Asetilkolinin reseptörüne bağlanması ile ligand-reseptör kompleksinde gelişen yapısal değisiklik sonucunda reseptörün merkezindeki kanal 1 msn kadar açık kalır ve katyonlar (sodyum, potasyum, kalsiyum) konsantrasyon gradiyentiyle hareket ederler. Başlıca sodyum iyonunun girişi ve potasyumun çıkısıyla son plak potansiyeli oluşur.
Aksiyon Potansiyeli
Na+
ACH
Asetilkolinesteraz
Na+ Parasempatik Gangliyonik Sinaps
Pregangliyonik nöron Postgangliyonik nöron
Nikotinik Reseptör
Mekanik olarak düzenlenen kanallar:
kulaktaki kıl hücreleri
Sterosilya membranı
Kıl hücresi
Sterosilya:
İnsan vücudunda, iç kulakta bulunan uzun ve hareketsiz uzantılardır. Ses titreşimlerine cevap olarak elektriksel sinyal oluşur. Bu sinyal sterosilyaların eğilmesine neden olur.
Membran Taşıma (Transporterler) Proteinleri
Membran transport proteinleri
Seçici kanallar Spesifik taşıyıcılar
Kolaylaştırılmış difüzyon
Primer aktif transport Sekonder aktif transport
Uniport
Glut1-5 ATP-bağımlı pompalar
ATPaz:
P-tipi, F-tipi and ABC-tipi ATPazlar (ABC transporterler)
Simport Antiport
Pept1 NHE
Kolaylaştırılmış difüzyonda, membranda yerleşik taşıyıcı proteinler (transmembran proteinler), kanal proteinlerinden farklı olarak
1. Taşınan bileşiği özgül olarak bağlamakta ve bağlanma sonrası proteinde konformasyon değişikliği meydana getirmektedirler.
2. Bu değişiklikle bağlanma sırasında hücre dışına yönelmiş protein bağlanma sonrası hücre içine (sitozole) yönelmekte
3. Bağladığı bileşiği sitozole bırakmaktadır
Kolaylaştırılmış difüzyondaki taşıma proteinleri hareketlidirler.
conformation change
conformation change
Carrier-mediated solute transport
Konformasyonel değişiklik Konformasyonel değişiklik
Konformasyonel değişiklik
Uniport taşıma proteini: Örneğin GLUT1
Glukoz
Bağlanma
Taşınma
Dşissosiasyon
GLUT 1 glukoz taşıyıcısı glukozun yüksek yoğunlukta olduğu kan plazmasından eritrositin içine doğru yani yoğunluğu düşük olduğu yönde taşınmasını sağlar
Taşıyıcı (Permeaz)
Dış membran
İç membran
Uniport
Kotransport
Antiport (zıt yönlerde)
(Tek yönlü taşıma)
İki farklı bileşik aynı zamanda taşınır (birlikte taşınma)
Simport (aynı yönde)
Membrandaki taşıma proteinlere transporter veya permeaz adı verilmektedir
(Sodyum glukoz transporter1)
GLUT2
simport
Bağırsak hücrelerinin lumene (boşluğa) bakan yüzünde SGLT 1 (sodyum-glukoz transporter) adı verilen bir taşıyıcı protein bulunur. Bu taşıyıcı protein üzerinde sodyum için iki, glukoz için bir bağlanma noktası vardır. Sodyumun bağlanması proteinde yapısal bir değişime yol açarak glukozun taşıyıcıya bağlanmasını kolaylaştırır. Bağırsak epitel hücresi içinde sodyum iyonları taşıyıcıdan uzaklaşır. Bu durumda konformasyonu değişen taşıyıcının glukoza ilgisi azalır ve glukoz serbestleşir.
Eritrositlerde anyon kanal proteini (Band 3), Cl- ve bikarbonatın kolaylaştırılmış diffüzyon antiport sistemi ile taşınmasını sağlar.
Karbonik anhidraz
Kana diffüze eder
Solunumla dışarı atılmaktadır Kapilerler
Alveoller
antiport
Aktif taşıma (transport)
• Hücre membranından, molekül ve iyonların,
metabolik enerji kullanarak, konsantrasyon
gradyanına karşı yönde taşınması işlemine aktif
transport denir.
a) Ko-transporter
b) ATPaz pompaları (enerji ATP nin hidrolizinden) c) ışık- pompası (enerji elektron hareketi veya ışıktan)
Ko-transporter
ışık
ATPaz- pompası
Işık -pompası
Elektrokimyasal gradienti
simport
Primer aktif taşıma (transport) Sekonder aktif taşıma (transport)
Primer ve sekonder aktif transporterlar hayvan hücresinde birbiriyle koordine bir şekilde çalışırlar
Hücre içi Hücre dışı
ATP ADP Pi
Primer aktif taşıma
Na
+K
+ATP az: Na
+K
+transportu
İntrasellüler sıvı Ekstrasellüler sıvı
Potasyum
K+
Enerji kaynağı - ATP
Sodyum
Potasyum ATP yi ADP + Pi’a hidroliz edebildikleri için bu
proteinlere ATP’azlar da denir
Adenozin trifosfat
Adenozin difosfat
Adenozin monofosfat Adenozin
Fosfat grupları
Riboz
Fosfodiester bağı Adenin
Fosfat gruplarının bir molekülden diğer bir moleküle aktarılmasında önemli