TÜRK POLİS TEŞKİLATINDA YAŞANAN MAĞDURİYETLER VE BUNUN TOPLUMA YANSIMALARI HAKKINDA RAPOR ( ) ÖZET

Tam metin

(1)

ÖZET

(2)

TÜRK POLİS TEŞKİLATINDA YAŞANAN MAĞDURİYETLER VE BUNUN TOPLUMA

YANSIMALARI HAKKINDA RAPOR (2014-2015)

ÖZET

(3)

TÜRK POLİS TEŞKİLATINDA YAŞANAN MAĞDURİYETLER VE BUNUN TOPLUMA

YANSIMALARI HAKKINDA RAPOR (2014-2015)

ÖZET

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI

Türk Polis Teşkilat personeli, 2014 ve 2015 yıllarında yapılan mevzuat değişiklikleri ve hukuka aykırı eylemlerle ağır hak ihlallerine maruz kalmıştır. Teşkilat, AB standartlarından, şeffaf ve hesap verebilir olmaktan uzaklaşmıştır. Politize olarak adeta bir parti polisi gibi olan Emniyet Teşkilatının ulusal ve uluslararası raporlara da yansıyan bu durumun sonuçları aşağıda açıklanmıştır:

1) 6652 ve 6638 sayılı Kanunlar ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nda yapılan yasal düzenlemeler ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen Yönetmelik ve diğer mevzuat değişiklikleri kapsamında, detayları iyi araştırılıp olası sonuçları değerlendirilmeden, 2014 ve 2015 yıllarında Emniyet Teşkilatının kurumsal yapısında ciddi değişiklikler yapılmıştır.

Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan “Türkiye 2014 ve 2015 İlerleme Raporları”, Bağımsız Hukuk Uzmanları tarafından hazırlanan “Aralık 2013 Tarihinden İtibaren Türkiye’de Hukukun Üstünlüğü ve İnsan Haklarına Saygının Durumu Hakkında Rapor” gibi birçok uluslararası ve ulusal raporlarda da belirtildiği gibi Emniyet Teşkilatında yapılan bu değişikliklerle AB standartlarından, şeffaf ve hesap verebilir olmaktan uzaklaşılmıştır.

2) İnsan kaynaklarının yönetimi etkili ve verimli kullanılamamıştır. Yapılan kitlesel atamalar, kitlesel adli ve idari soruşturmalar, kolayca meslekten atmalar, zorla emeklilikler, farklı kurumlara atamalar büyük bir iç güvenlik sorunu ortaya çıkarmıştır.

Bu olayların ülkemize faturası çok ağır olmuş, suç ve suçlu ile mücadele kapasitesi azalmıştır. Yaşanan güvenlik zafiyeti ne yazık ki terör olaylarının artmasına ve ülkenin asayişinin bozulmasına neden olmuştur. Hukuksuz atamalar nedeniyle ödenen harcırahlar, ve açılan on binlerce dava nedeniyle devlet zarara uğratılmıştır.

(4)

3) Türkiye’de Emniyet Teşkilatının örgüt ve yönetim yapısı, siyasetin ve bunun sonucu olarak politikacıların etki alanına kolaylıkla girebilecek bir konumdadır. Bunun en önemli göstergesi 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonundan sonra Emniyet Teşkilatında yaşananlar olmuştur. 170 yıllık geçmişi olan ve 260.000 personeli bulunan bu kurumun 2014 ve 2015 yıllarında yaklaşık %70 personeli atamaya tabi tutulmuştur.

Polis, bu politik etki ve baskıya karşı direnç gösterebilecek bir hukuki düzenlemeden yoksundur.

4) Polis Atamaları: 2014 ve 2015 yıllarında yapılan kitlesel atamalar sonucunda toplam 142.500 polis tayine tabi tutulmuştur. Bu atamalara, şube müdürlükleri arasında ve şube içlerinde yapılan yer değiştirmeler dâhil değildir. Terör olaylarının tırmandığı ve Türkiye’nin komşularının savaş halinde bulunduğu bir ortamda bölgeyi tanımayan, oranın güvenlik ihtiyaçları hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan 30.500 polisin Batı illerinden doğu illerine ve 25.500 polisin doğu illerinden batı illerine tayinlerinin yapılması, ayrıca batı illeri arasında da 71.500 ve doğu illeri arasında 15.000 polisin yer değiştirmesi iç güvenlik açığı meydana gelmesine neden olmuştur. Bu atamalarla;

polisin istihbarat, terör, kaçakçılık, organize suçlarla ve uyuşturucuyla mücadele, asayiş, özel harekât gibi operasyonel birimleri dağıtılmış, polisin suç ve suçlu ile mücadele kapasitesi azalmış, insan kaynakları ve bütçesi verimli kullanılmamıştır.

Ayrıca, 500 civarında polis eş ve çocukları psikolojik veya psikiyatrik destek görmüş, eş ve çocuklar mağduriyetlere maruz kalmıştır.

5) Polis Soruşturmaları: 2014 ve 2015 yıllarında Polis ve Mülkiye Başmüfettişlerince yapılan denetimler sonucunda polislerin aleyhine toplam 107.000 idari soruşturma açılmıştır. Zaman aşımlarından dolayı ceza verilmeyen dosyalar ile açılan adli davalar bu rakama dâhil değildir. Görev yapan her üç polisten birine adli veya idari soruşturma açılmıştır. Bu baskılar sonucunda polis asli görevinden uzaklaşmış ve vatandaşın polise olan güveni azalmıştır.

Bu soruşturmaların büyük bir bölümü, istihbarat, kaçakçılık, organize suçlar, mali suçlar, terör ve asayiş gibi adli birimlerde çalışanlara karşı açılmıştır. Yapılan soruşturmalar sonucunda 487 polis meslekten ihraç edilmiştir. İstihbarat biriminde çalışan sadece bir şube müdürüne 95 farklı olaydan dolayı açılmış adli ve idari soruşturmalar vardır.

6) 6652 sayılı Kanunun Emniyet Teşkilatında meydana getirdiği etki ve sonuçları;

Kanun yürürlüğe girdikten sonra 2 Ekim 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla iptal edilmesine kadar geçen süre içerisinde, yargı kararları uygulanmamış,

(5)

Emniyet Teşkilatında atamalar hız kazanmış, branş yönetmeliğinin hükmü kaldırılarak her personelin istenilen yere atanabilmesinin yolu açılmıştır. Kanun hükmünde “…

mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi ceza soruşturması ve kovuşturmasına konu edilemez” denerek idareye “Koruma Kalkanı” getirilmiştir. İdare aleyhine dava açan personel psikolojik baskı, mobbing ve ayrımcılık fiillerine maruz kalmış, personelde her an bir yere atanma korkusu ve güvensizlik oluşturulmuştur.

7) 6638 sayılı Kanunun Emniyet Teşkilatında meydana getirdiği etki ve sonuçları;

a) Emniyet Müdürlerinin zorla emekli edilmesi: Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun teklifi ve İçişleri Bakanı’nın onayı ile 2047 Emniyet Müdürü ve 160 Emniyet Amiri olmak üzere toplam 2.207 kişi ortalama 48 yaşında zorunlu emekli edilmiştir.

Yüksek Değerlendirme Kurulu, hiçbir objektif kriter belirlemeden, mesleğine en az 25 yılını vermiş bir kişiyi ortalama 30-40 saniyede değerlendirerek emekliye sevk etmiştir.

Bu Yasa ile Emniyet Teşkilatının bir veya birden fazla yabancı dil bilen, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve AGİT gibi uluslararası misyonlarda görev yapmış, akademik kariyeri de olan personelin polislik mesleğiyle ilişiği kesilmiştir. İstihbarat, Terör, Organize Suçlar, Uyuşturucu ile Mücadele, Asayiş, Özel Harekât gibi operasyonel alanda tecrübeli personel Emniyet Teşkilatından uzaklaştırılmış ve güvenlik zafiyeti oluşmuş, kurumsal hafıza sıfırlanmıştır. Bu dönem içerisinde faili meçhul cinayetler artmış, Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör saldırıları ve toplu polis şehit edilme olayları bu dönemde yaşanmıştır.

b) Polislerin farklı kamu kurum ve kuruluşlara atanması: Sadece Polis Başmüfettişleri veya Mülkiye Başmüfettişlerinin raporlarına dayanılarak 165 polis;

Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı gibi farklı kamu kurum ve kuruluşlarına atanmıştır.

c) Polis Eğitim Kurumlarını başarı ile bitiren Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı adaylarına mülakat sınavı getirilmesi: 2015 yılında Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) ve Polis Meslek Yüksek Okullarında (PMYO) öğrenim gören, mesleki eğitimlerini tamamlayıp başarı ile okullarını bitiren polis adaylarından 1.700 kişi yapılan mülakat sınavı sonucunda elenmiş ve mevzuat gereği sınav komisyonuna itiraz edilemeyeceği hükmü getirilerek hak arama hürriyeti ellerinden alınmıştır.

d) Polis Kolejinin kapatılması: Eğitim ve öğretim yılının tamamlanmasına 2 ay gibi kısa bir süre kala Polis Koleji kapatılarak 582 öğrenci kapının önüne konmuş ve

(6)

okulla ilişikleri kesilmiştir. Yapılan bu uygulama ile öğrenciler ve aileleri mağdur edilmiş, birçok öğrenci psikolojik sorunlar yaşamıştır.

e) Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesinin kapatılması: Fakültenin kapatılmasıyla birlikte 1.597 öğrencinin okulla ilişikleri kesilmiştir. Komiser Yardımcısı olma yolunda mezuniyetlerine iki ay gibi çok az bir süre kalan öğrencilerin Ankara, İstanbul ve İzmir de bulunan köklü üniversiteler hariç tutulmak suretiyle (bu üç ilden sadece Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi dahil edilmiştir) Türkiye’nin her tarafında bulunan üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerine dağıtılmaları, ağırlıklı olarak hukuk eğitimi alan bu öğrencilerin mezuniyetini engellemiş, onların hayallerini yıkmış, kendilerini ve ailelerini mağdur etmiştir.

f) Polis Kolejinde görev yapan öğretmenler ile Polis Akademisi kadrosunda bulunan akademisyenlerin tasfiye edilmesi: Polis Koleji’nin eğitim ve öğretim kadrosunda bulunan 139 öğretmen, Polis Akademisi kadrosunda bulunan 15 Profesör, 22 Doçent, 14 Yardımcı Doçent, 40 Öğretim Görevlisi, 39 Okutman ve 12 Araştırma Görevlisi olmak üzere toplam 281 personel Türkiye’nin değişik illerine atanmıştır.

Böylece, polislik mesleğiyle ilgili onlarca ülkenin öğrencilerini ve polislerini eğiten, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü’nde ve Araştırma Merkezlerinde suç ve güvenlik alanında çok geniş bir yelpazede bilimsel çalışmalar yürüten, bilimsel kitaplar yazan, yabancı dilde polis dergileri çıkaran, uluslararası araştırmalar yapan, makaleler yazan, projeler uygulayan entelektüel ve donanımlı akademik kadro dağıtılmıştır.

g) Rütbe terfi işlemlerinde mülakat sınavı getirilmesi: Rütbe terfi işlemlerinde mülakat sınavı getirilmiş ve polisler yazılı sınavda başarılı olsa da mülakat sınavından geçemeyince rütbe alamamıştır. Yapılan rütbe terfi sınavları sonucunda; bir üst rütbeye terfi edecek 8 bin polisi belirlemek için yazılı, sözlü ve hizmet içi eğitim sonrası sınav aşamalarından oluşan üç farklı sınav süreci yürütülmüştür. Rütbe terfi sınavlarına giren 8.000 polis amirinin 5.000’i ilk iki aşama olan yazılı ve sözlü sınavda elenmiş, kalan 3.000 polisten de 1.594’ü bir üst rütbeye terfi etmiştir.

Rütbe terfi sınavında polislere “6. Louis’in idam ettiği karısının adı nedir?, Neolitik çağ nedir?, Geri dönüşümün faydaları nelerdir?” gibi soruların sorulması, yazılı sınav sorularının sonuçlarının öğrenilmeden mülakat sınavının yapılması, sınav sonuçları hakkında açılan birçok davada mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararları vermesi yapılan sınavların objektif kriterlere göre yapılmadığı iddiasını kuvvetlendirmektedir.

Ayrıca, Ankara ilinde gerçekleştirilen rütbe terfi sınavına katılan 8.000 rütbeli personelin birden görevlerinden geçici olarak bir hafta süreyle ayrılması aynı zamanda insan kaynaklarının etkili ve verimli kullanılmadığını göstermektedir.

(7)

8) 2014 ve 2015 yıllarında Emniyet Teşkilatında meydana gelen kurumsal değişikliklerin devlete olan maliyeti aşağıda açıklanmıştır:

2014-2015 Yıllarında Yapılan Değişikliklerin Maliyeti Ödeme Miktarı Personel Atama ve Yer Değişiklikleri (142.500 kişi) 427.500.000 Re’sen Emekli Edilen Personel Maliyeti (2207 Kişi) 517.838.000 Polis Okulu Öğrencileri Mülakat Sınavı Elemeleri (1700 Kişi) 42.500.000

Polis Kolejinin Kapatılması (582 kişi) 20.400.000

Polis Akademisinin Kapatılması (1597 kişi) 103.050.000 Rütbe Terfi Sınavı Harcırah Ödemeleri (8000 kişi) 8.000.000

TOPLAM 1.119.288.000 TL

Tablo 13: Emniyet Teşkilatında 2014 ve 2015 Yıllarında Meydana Gelen Değişikliklerin Devlete Maliyeti Yukarıdaki Tablo 13’de de görüldüğü gibi 2014 ve 2015 yıllarında Emniyet Teşkilatında yapılan değişikliklerin devlete olan maliyeti 1.119.288.000 TL’dir. Bu rakama; açılan davalar sonucu devletin yaptığı harcamalar, avukatlık ücretleri, tazminat davalarında devletin ödediği kayıplar, branşlı personele ödenen eğitim ücretleri ile kurs maliyetleri, eş durumu tayinlerinden dolayı ödenen harcırahlar, müfettişlere ödenen harcırah ve ödemeler, geçici görevle batı illerinden doğu illerine kaydırılan personel harcırahları, kapatılan Polis Koleji ve Polis Akademisi’nde görevli akademisyenlerin farklı illere atamalarında ödenen harcırah miktarları dâhil değildir.

Ortaya çıkan maddi kayıptan çok daha önemlisi, olayların meydana getirdiği toplumsal, sosyolojik ve psikolojik etkidir. Güvenlik zafiyetleri, faili meçhul olayların ve cinayetlerin artması, terör olaylarının kontrolünde yaşanan sorunlar, terör örgütlerince şehir merkezlerinde kazılan hendekler, sürekli görülen sokağa çıkma yasakları, polislerin, onların eş ve çocuklarının yaşadığı sorunlar, travmalar, psikolojik ve psikiyatrik etkiler ekonomik kayıplardan çok daha önemlidir.

9) Ulusal ve uluslararası raporlara göre, polislerin uyguladığı insan hakkı ihlallerinde ve özellikle toplumsal olaylarda orantısız güç kullanma fiillerinde artış olduğu tespit edilmiştir. İnsan haklarından, temel hak ve özgürlüklerden, demokrasiden, hesap verebilir olmaktan, şeffaflıktan uzaklaşılması vatandaşın, polise olan güvenini önceki yıllara göre düşürmüştür. Emniyet Teşkilatının üst yönetim kadrosunun ani ve hızlı değişimi, kurumsal hafızanın sıfırlanmasına ve personel arasındaki iletişimin bozulmasına neden olmuştur.

10) Polisin, merkeziyetçi bir yönetim yapısı ve bu yapıda İçişleri Bakanı’nın yalnız polis politikalarının tespitinde değil, personel genel atamaları ve terfiler gibi örgütsel işleyiş üzerinde de tek karar mercii olması polis teşkilatını politik müdahalelere

(8)

maruz bırakmıştır. İnsan hakları ile temel hak ve özgürlüklerin korunması, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlaması noktasında önemli görevi bulunan Türk Polis Teşkilatı’nın, modern ve çağdaş ülkelerdeki gibi, AB standartlarında kurumsal bir yapıya acil olarak kavuşturulması ve politize olmuş bir yönetim yapısından kurtulması gerekmektedir.

Oluşturulacak bu yeni yapı ile polis hizmetlerinin verimliliği artacak ve toplumsal beklentilere uygun politikaların ortaya çıkması sağlanacaktır.

11) Polislerin ülke genelinde idare aleyhine açtığı adli ve idari davalar incelendiğinde; polise yapılan bu hukuka aykırı fiillerin (mobbingler, isimsiz ihbarla yapılan suç isnatları sonucunda gerçekleştirilen adli ve idari soruşturmalar, mevzuata aykırı personel atama ve yer değiştirme işlemleri, Emniyet Müdürlerini bir odaya toplayıp görev vermeme ve kontrol altına alma, yargı kararlarını uygulamama veya şeklen uygulama, ayrımcılık ve görevi kötüye kullanma suçları vb.) Türkiye’nin 81 il ve ilçelerine kadar benzer şekilde koordine edilmesi, bu uygulamanın organize, sistematik ve planlı olarak gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Sonuç Olarak:

17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve özelde Türk Polis Teşkilatı’nda yaşanan atamalar ve uygulamalar, her ne kadar torba kanunlarla yasal hale getirilse de, hem ulusal hem de uluslararası hukuk normlarına aykırıdır ve hiçbir şekilde kabul edilemez.

Türk Mahkemeleri’nin bağımsızlığının ortadan kalktığı bu süreçte dahi mobbinge maruz kalan Teşkilat mensupları ilk derece mahkemelerinde açtıkları davaların birçoğunu kazanmışlardır. İç hukukun tükendiğine dair en büyük delil İçişleri Bakanlığı’nın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na yazdığı ve idarenin aleyhine karar veren hâkimler hakkında önlem alınmasını istediğine dair resmi yazıdır. Son üç yılda yaşananlar, hem ulusal hem de uluslararası güvenliğin sağlanmasında büyük bir açık meydana getirmiştir.

Gerekli önlemler alınmazsa, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde, küreselleşen dünyanın bu açıktan meydana gelen zararlar ile yüz yüze geleceğini söylemek büyük bir kehanet olmayacaktır.

(9)

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :