İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HULÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ ADLI ESERİ (TRANSKRİPSİYONLU METİN)

1395  Download (0)

Full text

(1)

T.C

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İSLAM TARİHİ VE SANATLARI ANABİLİM DALI TÜRK İSLAM EDEBİYATI BİLİM DALI

İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HULÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ ADLI ESERİ

(TRANSKRİPSİYONLU METİN)

YÜKSEK LİSANS TEZİ

SÜMEYYE OĞUL

BURSA - 2022

(2)

T.C

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İSLAM TARİHİ VE SANATLARI ANABİLİM DALI TÜRK İSLAM EDEBİYATI BİLİM DALI

İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HULÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ ADLI ESERİ

(TRANSKRİPSİYONLU METİN)

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Sümeyye OĞUL

Tez Danışmanı:

Dr. Öğretim Üyesi Ali İhsan AKÇAY

BURSA - 2022

(3)

TEZ ONAY SAYFASI

T. C.

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı, 701822012 numaralı Sümeyye Oğul’un hazırladığı İbrâhim Gânim Efendi’nin Hulâsâ-i Dîvân-ı Şu’arâ Adlı Eseri konulu Yüksek Lisans Tezi Çalışması ile ilgili tez savunma sınavı, 03/02/2022 günü 10:00- 11:00 saatleri arasında yapılmış, sorulan sorulara alınan cevaplar sonunda adayın tezinin başarılı .(başarılı/başarısız) olduğuna oybirliği (oybirliği/oy çokluğu) ile karar verilmiştir.

Üye

Tez Danışmanı ve Sınav Komisyonu Başkanı Bursa Uludağ Üniversitesi

Dr. Öğretim Üyesi Ali İhsan AKÇAY

Üye

Bursa Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Bilal KEMİKLİ

Üye

İstanbul Üniversitesi Doç. Dr. Bünyamin AYÇİÇEĞİ

Tarih 03/02/2022

(4)

ii

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

YÜKSEK LİSANS İNTİHAL YAZILIM RAPORU

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

Tarih: 30/12/2021

Danışman

Dr. Öğretim Üyesi Ali İhsan AKÇAY

* Turnitin programına Bursa Uludağ Üniversitesi Kütüphane web sayfasından ulaşılabilir.

TÜRK İSLAM EDEBİYATI ANABİLİM DALI BAŞKANLIĞI’NA

Tez Başlığı / Konusu: İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HULÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ ADLI ESERİ (TRANSKRİPSİYONLU METİN)

Yukarıda başlığı gösterilen tez çalışmamın a) Kapak sayfası, b) Giriş, c) Ana bölümler ve d) Sonuç kısımlarından oluşan toplam 1409 sayfalık kısmına ilişkin, 30/12/2021 tarihinde şahsım tarafından Turnitin adlı intihal tespit programından (Turnitin)* aşağıda belirtilen filtrelemeler uygulanarak alınmış olan özgünlük raporuna göre, tezimin benzerlik oranı % 19 ‘dur.

Uygulanan filtrelemeler:

1- Kaynakça hariç 2- Alıntılar hariç/dahil

3- 5 kelimeden daha az örtüşme içeren metin kısımları hariç

Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Çalışması Özgünlük Raporu Alınması ve Kullanılması Uygulama Esasları’nı inceledim ve bu Uygulama Esasları’nda belirtilen azami benzerlik oranlarına göre tez çalışmamın herhangi bir intihal içermediğini; aksinin tespit edileceği muhtemel durumda doğabilecek her türlü hukuki sorumluluğu kabul ettiğimi ve yukarıda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu beyan ederim.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Tarih ve İmza

Adı Soyadı: Sümeyye Oğul Öğrenci No: 701822012

Anabilim Dalı: Türk İslam Edebiyatı Programı: Tezli Yüksek Lisans

Statüsü: Y.Lisans Doktora

(5)

i

YEMİN METNİ

Yüksek Lisans Çalışması olarak sunduğum “İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HULÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ ADLI ESERİ (TRANSKRİPSİYONLU METİN)”

başlıklı çalışmanın bilimsel araştırma, yazma ve etik kurallarına uygun olarak tarafımdan yazıldığına ve tezde yapılan bütün alıntıların kaynaklarının usulüne uygun olarak gösterildiğine, tezimde intihal ürünü cümle veya paragraflar bulunmadığına şerefim üzerine yemin ederim.

Tarih ve İmza 30/12/2021

Adı Soyadı: Sümeyye Oğul Öğrenci No: 701822012

Anabilim Dalı: Türk İslam Edebiyatı Programı: Tezli Yüksek Lisans Statüsü: Yüksek Lisans

(6)

iii

ÖZET

Yazar Adı ve Soyadı : Sümeyye OĞUL

Üniversite : Bursa Uludağ Üniversitesi

Enstitü : S.B.E.

Anabilim Dalı : İslam Tarihi ve Sanatları

Bilim Dalı : Türk İslam Edebiyatı

Tezin Niteliği : Yüksek Lisans Tezi

Sayfa Sayısı : x + 1382

Mezuniyet Tarihi :

Tez Danışmanı : Dr. Öğretim Üyesi Ali İhsan AKÇAY

İBRĀHİM ĠĀNİM EFENDİ’NİN ĤÜLĀSĀ-İ DĮVĀN-I ŞUǾARĀ ADLI ESERİ (TRANSKRİPSİYONLU METİN)

İskender Pala, Osmanlı Dünyasında Edebi Hayat adlı makalesinde şunu dile getirir: “Tarihin bir yüzü daima şiirdir, Osmanlı düşünüldüğünde. Şiirsiz bir Osmanlı, konuşamayan bir Osmanlıdır. Çünkü Osmanlı bir şey söylediği zaman şiir gibi söyler. Bu sebeple, Osmanlı’nın şiiri ile tarihi birbirinin satır arasında gizlidir.”

Tarihin sayfaları arasına yazılan her divan, her mecmûa ve her edebi eser bize o günü ve o günün insanını anlatmakta olup çalışmamıza konu olan Hülasa-i Divan-ı Şu’ara isimli mecmûa da yazıldığı dönemin ruhunu aksettiren bir eserdir. Çalışmamız eserin transkripsiyonlu metnine; mürettibin yaşadığı döneme, hayatına ve eserlerine; mecmûanın içeriğine yönelik iki bölümlü bir araştırmadan müteşekkildir. Giriş kısmında müellifin hayatına dair açıklayıcı bilgiler olmadığından yaşadığı dönem anlatılmıştır. Müellifin eserini nasıl bir edebi ortamda kaleme aldığı, müellifin hayatı hakkında da ipucu vermektedir. İlk bölüm hayatı ve eserlerine dair bilgileri ihtivâ etmektedir. Ayrıca çalışılan eserin bir mecmûa olması sebebiyle, mecmûanın Türk Edebiyatındaki yerini sunmaktadır. Transkrisiyonu hazırlanan metnin şekil ve muhteva özelliği anlatılmıştır.

İkinci bölümde bölümde transkripsiyon metni düzenlenerek sunulmuştur.

Bu çalışma, yaşadığı dönemin önemli şairlerinden şiirler ve meşhur beyitler defterine kaydeden İbrahim Ganim Efendi’nin hayatını aydınlatamamış olsa da, müellifin kaleme almış olduğu eserlerinden biri hakkında yapılan ilk müstakil çalışmadır.

Anahtar Kelimeler: İbrahim Ganim, Divan, Antoloji, Mecmûa, Türk İslam Edebiyatı

(7)

iv

ABSTRACT

Name and Surname : Sümeyye OĞUL

University : Bursa Uludag University

Institution : Social Science Institution

Field : Islam History and Arts

Branch : Turkish Islamic Literature

Degree Awarded : Master

Page Number : x + 1382

Degree Date :

Supervisor : Dr. Öğr. Üyesi Ali İhsan AKÇAY

IBRĀHIM ĠANIM EFENDI'S WORK ENTITLED ḤULĀSĀ-I DIVĀN-I SHUḤARĀ (TRANSCRIBED TEXT)

Iskender Pala, in his article Literary Life in the Ottoman World, states:

“One side of history is always poetry, considering the Ottoman Empire. An Ottoman without poetry is an Ottoman who cannot speak. Because when the Ottoman says something, he says it like a poem. For this reason, the poetry and the history of the Ottoman Empire are hidden between each other's lines. dec.”

Every divan, every mecmua and every literary work written between the pages of history tells us about that day and the person of that day, and the mecmua called Hulasa-i Divan-i Shu'ara, which is the subject of our study, is a work that deconstructs the spirit of the period in which it was written. Our work consists of a two-part research on the transcribed text of the work; the period in which the crew lived, his life and works; and the content of the mecmuan. Since there is no explanatory information about the life of the client in the introduction, the period in which he lived is described. How the author writes his work in a literary environment also gives clues about the life of the author. The first part contains information about his life and works. In addition, due to the fact that the work being studied is a mecmua, it offers the place of the mecmua in Turkish Literature.

The form and content characteristics of the transcribed text are described. In the second part, the transcription text is edited and presented in the section.

Although this work failed to illuminate the life of Ibrahim Ganim Efendi, who recorded poems and famous couplets from important poets of the period in which he lived in his notebook, it is the first detached work done about one of the works written by Müellif.

Keywords: Ibrahim Ganim, Divan, Anthology, Journal(Majmua), Turkish Islamic Literature

(8)

v

ÖNSÖZ

Edebiyatımızda yazılmış her eser yazıldığı zamana ışık tutan ayrı birer hazinedir.

Ayırca yapılan her çalışma edebiyatımız adına yapılan bir keşiftir. Bu çalışmamız da 18.

yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında yazılmış bir şiir mecmuâsı üzerine inşa edilmiştir.

Araştırmamızın konusu, Mürettibi İbrahim Ganim Efendi olan Hülasa-i Divan-ı Şu’ara isimli yazma eser çerçevesinde şekillenmiştir. Bizi bu konuya iten sebep, araşırmalarımız sonucu birçok eseri bulunan kıymetli müellif İbrahim Ganim Efendi'nin bilinmezliğini ortaya çıkarmak, yazmış olduğu mecmuadan müellifi ve dönemini keşfetmektir. Araştırmada önceliğimiz eserin çeviri yazımını hazırlamak üzerine kurulmuştur. Osmanlı döneminde 16. yüzyıldan itibaren yazılması dilini ve ihtiyaçlarını anlatmak ve anlamak için zarifâne bir yoldur. Şiirden, bir neslin tarihini okumak ve yorumlamaktır. Çalışmamız doğrultusunda bir tanım yapmamız gerekirse mecmuâlar;

yaşanan bir devrin özetini sunan tarih kitaplarından, ansiklopedilerden ve ders kitaplarından ayrı olarak, o devrin ruhunu yansıtan eserlerdir. Eserin çeviri yazımına başlamaktaki amacımız 18. yüzyılda Osmanlı’nın siyasi, sosyal, kültürel ve mimari alana sirayet etmiş bu ruhu, edebiyat ortamında anlamaya çalışmak ve günümüze taşımak ile birlikte mürettibi ve telif ettiği eserleri tanıtmaktır.

Şiir mecmuâları birçok akademik araştırmalara konu olmuştur. Bu araştırmalar sonucunda mecmuâ çalışmalarının tek bir çatı altında toplanması amacıyla MESTAP Projesi hazırlanmıştır. Yaptığımız çalışmanın, mecmuâları sistematik olarak bir araya getiren bu projeye katkı sunmasını da ummaktayız.

Elimizdeki eser Beyazıd Yazma Eserler Kütüphanesi’nde bulunmaktadır lakin yazma eserler kurumu katalog sisteminde arama yapıldığında sonuç çıkmamaktadır.

Esere İSAM Türkiye Kütüphaneler Veri Tabanı sisteminden ulaşılmıştır. İbrahim Ganim Efendi’nin telif ettiği diğer eserler de, kütüphane kataloglarının taranmasıyla bulunmuş, Beyazıd Yazma Eser Kütüphanesinde ve Burdur İl Halk Kütüphanesinde olduğu tespit edilen bu eserler, kütüphaneler ile iletişim kurularak temin edilmiştir.

İlk olarak eserin ikinci bölümü, transkripsiyon alfabesine dayalı metin hazırlanmıştır. Çeviri metni hazırlanırken müellif hattında anlaşılmayan birtakım

(9)

vi

kelimelerin çözümlenmesinde “Lexiqamus” ve “Osmanlıca Sözlükler” sitelerinden yararlanılmıştır. Şiirlerin vezne uymaması durumunda, neşri tez ya da kitap olarak yayınlanmış divanlardan, beyitler tek tek kontrol edilmiştir. Çeviri yazımda derkenarlardaki bilgiler fişleme yöntemi ile not edilerek gerekli durumlarda muhteva bölümünde kullanılmak için kaydedilmiştir. Metin hazırlanırken sözlük bölümü ayrı bir başlık altında oluşturulmuştur. Tezin sayfa sayısının fazla olması sebebiyle sözlük bölümü çıkarılmıştır.

Giriş kısmında, mürettibin yaşadığı dönem hakkında bir çerçeve oluşturmak için döneme dair genel bilgiler literatür taraması yoluyla sunulmuştur. İlk bölümde, çeviri yazımı yapılan eserde mürettib hakkında verilen bilgiler doğrultusunda bibliyografik kaynaklar ve arşivler üzerinde literatür taraması yapılmıştır. İbrahim Ganim Efendi’nin diğer eserleri kütüphanelerden temin edilerek baş ve son kısımları okunmuştur.

Eserlerin muhtevâsı hakkında bilgiler okunan bölümlerin çeviri yazımı ya da özeti olarak okuyucuya sunulmuştur. Mecmuâ bölümü için de literatür taraması yapılarak mecmuânın edebiyatımızdaki yeri kısaca anlatılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde ikinci başlık altında, eserin çeviri yazımının daha net anlaşılabilmesi için içeriği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışılan eserin şekil ve muhtevâ özellikleri dışında, metnin çeviri yazımını oluştururken yapılanlar ve hazırlanmasında dikkat edilen hususlar maddeler halinde sunulmuştur. Bunlarla birlikte mecmuâ adı altında yapılan diğer araştırmalar da göz önünde bulundurularak yapılan çalışmada gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

Çalışma aşamamızda her türlü desteği, tüm gerekli bilgileri veren ve zamanını ayıran hocam Dr. Öğr. Üyesi Ali İhsan Akçay’a; vaktini ayıran Doç Dr. Murat Yurtsever hocama; metinleri temin ederken yardımcı olan Beyazıd Yazma Eser Kütüphanesi ve Burdur İl Halk Kütüphanesi müdürlerine; neşredilip yayınlanmayan tezleri Tübess üzerinden ulaşmama yardım eden Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kütüphane personeli Esra Çalış’a; çalışma disiplini konusunda yardımlarını ve desteğini esirgemeyen hocam Yakup Çağdaş’a; tez konusunda takıldığımda tavsiye ve yardımlarını esirgemeyen dostum Hümeyra Tarhan’a; yazdığım her satırı okuyup değerlendiren kıymetli arkadaşım Emine Parlak’a; durduğumda, yorulduğumda, her türlü olumlu ve olumsuz durumda maddi ve manevi yanımda olan çok değerli aileme, her işi Allah rızası için yapmam ve yaptığım araştırmada da O’nun rızasından

(10)

vii

çıkmamam doğrultusunda beni her daim uyaran hocam Nigar Kıraç’a teşekkürlerimi ve minnetlerimi; tüm bu kişileri karşıma çıkaran ve çalışmamızı noktalamayı nasip eden Rabbim’e şükür ve hamdlerimi burada, yazının kalıcı kisvesi altında dile getirmek isterim.

Sümeyye OĞUL Bursa - 2022

(11)

viii

İÇİNDEKİLER

Yemin Metni ... i

YÜKSEK LİSANS İNTİHAL YAZILIM RAPORU ... ii

ÖZET... iii

ABSTRACT ... iv

ÖNSÖZ ... v

İÇİNDEKİLER ... viii

ŞEKİLLER TABLOSU ... ix

KISALTMALAR ... x

GİRİŞ ... 1

XVIII. VE XIX. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM... 4

1. İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ... 4

1.1. HAYATI ... 4

1.2. ESERLERİ ... 6

2. TÜRK İSLAM EDEBİYATINDA MECMÛA VE HÜLÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ ... 13

2.1. TÜRK İSLAM EDEBİYATINDA MECMÛA ... 13

2.2. HÜLÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ’NIN İNCELENMESİ ... 22

3. ÇEVİRİ YAZIDA DİKKAT EDİLEN USULLER ... 70

İKİNCİ BÖLÜM ... 72

METİN ... 72

SONUÇ ... 1362

KAYNAKÇA ... 1364

EKLER ... 1375

(12)

ix

ŞEKİLLER TABLOSU

Resim 1: Atabey Kılıç “Mecmûa Tasnifine Dair” makalesinde, Mecmûa tasnifinin

tablolaştırılmış şeklidir. ... 17

Resim 2: 2723 demirbaş numaralı münşeat ... 1375

Resim 3: Burdur Kütüphanesi 990 demirbaşlı münşeat ... 1376

Resim 4: Burdur Kütüphanesi 2147 demirbaş numaralı münşeat ... 1377

Resim 5: Lugat ... 1378

Resim 6: Ebü'l-Hasan el-Bekri'nin siyerinin İbrahim Ganim tarafından tercümesi ... 1379

Resim 7: Hülâsâ-i Dîvân-ı Şu'arâ 1b-2a varakları ... 1380

Resim 8: Hülâsâ-i Dîvân-ı Şu'arâ 7b-8a varakları ... 1381

Resim 9: Hülâsâ-i Dîvân-ı Şu'arâ 198b-199a varakları. ... 1382

(13)

x

KISALTMALAR

a.g.e. : Adı geçen eser a.g.m. : Adı geçen makale AKM : Atatürk Kültür Merkezi

b. : Baskı

B. : Berceste Beyitler Kitabı B.d. : Bilgelikler Divanı Kitabı

C. : Cilt

D.E.A.D : Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi DİA : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

ed. : Editör

Haz. : Hazırlayan

İSAM : İslam Araştırmaları Merkezi

MESTAP : Şiir Mecmûalarının Sistematik Tasnif Projesi

öl. : ölümü

s. : Sayfa

S. : Sayı

S.B.E. : Sosyal Bilimler Enstİtüsü ss. : Sayfa aralığı

TDED : Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği TDK :Tük Dil Kurumu

TTK :Türk Tarih Kurumu

V. : Volume

Vr. : Varak

Yy. : Yüzyıl

(14)

1

GİRİŞ

XVIII. VE XIX. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ

XVIII. yüzyıl, Osmanlı Devleti için diplomatik ilişkiler ve siyasi gelişmeler açısından karmaşık bir dönem olarak nitelenmekle birlikte; son yıllarda yapılan araştırmalar doğrultusunda ilmî, kültür ve entelektüel bakımdan XVIII. yüzyılın Osmanlı ilim ve kültür hayatının zirvesini teşkil eden yüzyıllardan biri olduğu söylenmektedir.1

Siyasi-Sosyal Durum

XVIII. yüzyıl, Karlofça Anlaşması ile başlamıştır. Bu anlaşma, XVII. yüzyılda gerilen Osmanlı-Rus ilişkisinde bir durulma noktası olmuş ise de, XVIII. yüzyılın başlarında Rus devletinin toprak kazanma hırsı ile bu anlaşma hükmünü yitirmiştir.

Böylece Osmanlı-Rus ilişkisi Dünya siyasetinde de gerilim oluşturacak bir hat meydana getirmiş olup Osmanlı’nın, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar bitmeyen meselesi haline gelmiştir.

XVIII. yüzyılda Devlet-i Aliyye savaşlarla, XIX. yüzyılda da egemenliği altında devletlerin bağımsızlık mücadelesiyle toprak kaybetmeye başlamıştır. Bu durum, Osmanlı’nın XVIII. yüzyılda gerileme, XIX. yüzyılda da parçalanma sürecini göstermektedir.2

XVIII. ve XIX. asırlarda çeşitli ıslahatlar, Osmanlı’nın iç ve dış dağılmalarını toparlamak ve Devlet-i Aliyye’yi eski gücüne kavuşturmak amacıyla atılan adımlar sonuçsuz kalmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan mali bunalım ve aşırı para ihtiyacı halkın sıkıntıya girmesine sebep olmuştur.3 XVIII. yüzyılda önemli gelişmeler arasında matbaanın kurulması yer almıştır. Matbaanın kurulduğu dönemin sultanı III.Ahmed, sadrazamı Nevşehirli Damad İbrahim Paşa, şeyhülislamı Yenişehirli Abdullah Efendi’dir. Temmuz 1727 tarihinde, dönemin şeyhülislamının dini eserlerin

1 Mürteza Bedir, “Sahn-ı Semân’dan Dârülfünûn’a Osmanlı’da İlim ve Fikir Dünyası Âlimler, Müesseseler ve Fikrî Eserler XVIII. Yüzyıl”, Sempozyum Açılış Konuşması, İstanbul: Zeytinburnu Belediyesi, 2017.

2 Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1997, s. 12.

3 Mustafa Karabulut, “Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. Yüzyılda Değişim Süreci, Sosyal ve Kültürel Durum”, Mecmûa Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 1/2 (Güz 2016), s.50.

(15)

2

basılmaması şartını taşıyan fetvası ve Müteferrika İbrahim’in teşebbüsü ile matbaa kurulmuştur.4

Edebi Ortam

“XVIII. asırda Osmanlı şiiri ve nesri bir asır evvelki cereyanı takip etmekle beraber, Osmanlı Türkçesi Naili-i Kadim’in açtığı yoldan yürüyerek tekâmül safhasına girmiştir. Yine bu asrın ilk yarısından itibaren de Osmanlı şiiri hemen tamamen İran tesirinden kurtulup kendi çerçevesi içinde kemâle doğru yürümeye ve hece vezni de divan edebiyatında yer almaya başlamıştır.”5

XVIII. yüzyılın ilk asrında;

 Nâbî (öl. 1123/1712),

 Sadrazam Ramî Mehmed Paşa (öl. 1119/1708),

 Sürnâme sahibi Seyyid Vehbî (öl. 1149/1736),

 Ahmed Nedim (öl. 1143/1730),

 Vakanüvis Raşid (öl. 1148/1735),

 Osmanzâde Tâib (öl. 1136/1724),

 İzzet Ali Paşa (öl. 1147/1734),

 Şeyhülislâm İsmail Âsım Efendi (öl. 1146/1733),

 Balıkesirli Rasih (öl. 1118/1706),

 Antakyalı Sehdî (öl. 1144/1731),

 Sahilnâme nazımı mevlevi Fennî Mehmed Dede (öl. 1127/1715),

 Vanlı Dürrî (öl. 1135/1722),

 Nazîm Yahya (öl. 1139/1726),

 Nayî Osman Dede (öl. 1142/1729),

4 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi (Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2011), IV. Cilt 2. Kısım, s.

513.

5 Uzunçarşılı, a.g.e., s. 541.

(16)

3

 Bursalı Mevlevî Sahib İsmail Dede,

 Nahifi Süleyman (öl. 1156/1743) yetişmiş şairlerdir.6

“XVIII. asrın ikinci yarısındaki şiir ve nesirden birincisi eski parlak halini muhafaza edemeyerek tedrici surette sönmeye başlamıştır; bu devirde yetişmiş olan şairlerin divanları tetkik edilecek olursa, yarım asır evvelki kuvvette olmamakla beraber bir çoğunun Nâbî mektebine mensub oldukları yani hakîmane şiirler nazmeyledikleri görülür.”7 Bu devirde de;

 Nevres-i Kadim diye anılan Kerküklü Nevres (öl. 1175/1761),

 Koca Ragıb Paşa (öl. 1176/1763),

 Fıtnat Zübeyde Hanım (öl. 1194/1780),

 Türkçesi yanında Arap edebiyatında da muvaffak olan Haşmet (öl.

1182/1768) gibi şairler gelmiştir.8

6 Uzunçarşılı, a.g.e., s. 541-542.

7 Uzunçarşılı, a.g.e., s. 548.

8 Uzunçarşılı, a.g.e., s. 548.

(17)

4

BİRİNCİ BÖLÜM

1. İBRÂHİM GÂNİM EFENDİ’NİN HAYATI VE ESERLERİ

1.1. HAYATI

Hülasā-i Dįvān-ı ŞuǾarā isimli mecmuānın mürettibi İbrâhim Gânim Efendi’nin hayatı hakkında eserinde verdiği bilgiler dışında herhangi bir bilgi mevcut değildir.

Mecmuāda kendisinden I. Abdülhamit saltanatında, on aya yakın bir süre sadrazamlık yapmış Şahin Ali Paşa’nın mühürdarı olduğundan bahseder:

“İşbu śāĥibü’r-raķm-ı bįmār-ı temādį-i dāǿimü’s-seķam be-vādį-i şeydā-hūş nā-sere gūş yaǾnį śadr-ı esbaķ merĥūm Şāhįn ǾAlį Paşā Mühürdārı İbrāhįm Ġānim-i belvā meġānim bįçāre vü bį-süvāre senüñ Ǿilm ü maǾarife ez dil ü bāl şevķ ü ħᵛāhişi ber-kemāl ü kūze-i iştiyāķı heves-i zülāl-i Ǿarāfetle māl-ā-māl iken taķdįr-i Hudā muǾteāl-i ħayāl-i mest- mendānesine muvāfaķat śūretlerine muśārafet nehār ü leyāl olmadıġundan nāşį nā-çār evķāt-ı hengām felāket-i fercāmın nevǾān āfeteden ĥimāyet ü fi’l-aśl daħı ekŝer-i eyyāmı mühimme-i ħidmet ile güźār-ı şiyāķate-i effāk-ı vaķt eyledigine bināen.”

Buradaki bilgilerden ve elimizdeki eserin yazılış tarihinden yola çıkarak çeşitli kaynak taramaları yapılmıştır. İbrahim Ganim Efendi hakkında bilgiye ulaşmak için taranılan kaynaklar şu şekildedir:

 Sicill-i Osmani

 Osmanlı Müellifleri

 Son Devir Osmanlı Uleması

 Osmanlı Ulema Biyografilerinin Arşiv Kaynakları

Bu kaynaklar geniş muhtevaya sahip olmakla birlikte, elimizdeki bilgilerin yeterli olmaması sebebiyle İbrahim Ganim Efendi hakkında ek bir bilgiye ulaşılamamıştır. Sadece Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’nde İbrahim Ganim Efendi ile alakalı iki vesikaya rastlanmıştır. Bunlardan biri 1200/1785 tarihli, Sabık Sadrazam Ali Paşa’nın seraskerliğinde para alınarak askerin firarına sebeb olanların tahkiki için isticvab edilen Kethüda Mustafa, Hazinedar Hafız Mehmed Ağa ve Mühürdar İbrahim

(18)

5

Efendi’nin bu husustaki ifadelerini içeren bir belgedir.9 Diğer vesika ise, 1308/1890 tarihli olup Tabur Ağalığı tarafından mahpusları kaçırma isnadıyla zulme maruz bırakıldıklarına ilişkin İbrahim Ganim ve sair imzalarıyla Kudüs’ten çekilen bir telgraftır.10

Elimizdeki bu bilgiler doğrultusunda kronolojik bir sıra oluşturularak İbrahim Ganim Efendi’nin yalnızca yaşadığı döneme dair yorum yapılmaktadır:

 1785 yılı, Şahin Ali Paşa’nın sadrazam olduğu yıl olup İbrahim Ganim Efendi’nin de adının kayıtlı olduğu bir vesika mevcuttur.

 1789 yılı, mühürdarlığını yaptığı sadrazam Şahin Ali Paşa’nın vefat yılıdır.

 1801 – 1816 yılları arasında eser telif etmiş ve bu yıllar arasında yazdığı defterleri düzenlemiştir.

 1892 yılında, adına Kudüs’ten çekilmiş bir vesika mevcuttur.

Bunlara istinaden, İbrahim Ganim Efendi’nin gençlik yıllarında mühürdarlık ve kâtiplik yaptığı, hayatının son yıllarını Kudüs'te geçirmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

9 Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi: HAT., Tarih: 1200, Dosya Sıra No: 455, Gömlek No: 13.

10 Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivleri: DH.MKT., Tarih: 1308, Dosya Sıra No: 63, Gömlek No:

1752.

(19)

6 1.2. ESERLERİ

İbrahim Ganim Efendi, hazırladığımız tezde transkripsiyonu yapılan eseri dışında, önemli eserler kaleme almış bir müellif ve mürettibdir. Derlediği şiir mecmûası dışındaki eserlerini maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

 Resmi yazışmalardan ve resmi mektuplardan bir araya gelen Münşeat MecmuǾaları

 İslam fıkhına dair yazılmış olan Bugyetü’l-cehele

 Osmanlıca-Arapça kelimeleri ihtiva eden Lugat

 Ebu’l-Hasan el-Bekrî’nin siyer tercümesi olan Tercümetü’l-Müntehâb mîn Siyeri’r-Rasûl

1.2.1. Münşeat Mecmûaları

İbrahim Ganim Efendi’nin Münşeat adlı eserinin toplam altı nüshası kütüphanelerimizde mevcuttur. Dört nüshası Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesinin Veliyüddin Efendi Kolleksiyonunda, iki nüshası da Burdur İl Halk Kütüphanesinde bulunmaktadır.

a) İbrahim Ganim Efendi. Münşeât. İstanbul: Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Veliyüddin Efendi, 2723, 4+1a-89a.

Telif tarihi, eserde belirtildiği şekliyle 1218 tarihidir. Kitabın ilk sayfasında

“Münşeǿāt-ı İbrāhįm Ġānim Efendi” başlığı ile eserin adı belirtilmiş, altına ise sebeb- i telif yazılmıştır. Muhteva bilgisinden sonra belgeler kırmızı başlıklar altında sunulmuştur. Eser “Velį-i Şehbā vü muĥāfıž-ı Edrine(Edirne) devletlü Muśŧafā Pāşā Efendimüz ĥażretlerinüñ bir müddet kerem-nāmeleri śūret-ger inķıŧāǾ vü ħūrşįd-i iltifātları mütevāri-i iltimāǾ olmaġla ižhār-ı ĥüzn ü melāli vü Ǿarż-ı Ǿubudiyyeti ĥāvį vü nüvişte Ǿarż-ı ĥāl-i ĥaķįrānemdür.” denilerek bir arzuhâlin dile getirilmesi ile başlar. Eserin ithivâ ettiği vesikâlarda ve mektuplarda satır aralarında kırmızı mürekkeple açıklamaların yazıldığı görülmektedir. Bu açıklamalarda, kelimenin anlamını vermektedir (Resim 2). Bu özelliğinden yola çıkarak İbrahim Ganim Efendi’nin münşeat mecmûasının bu nüshası, bir nevî sözlük mahîyetindedir diyebiliriz. Eserde arzuhâller ve resmi yazışmalardan teşekkül etmiş altmış iki belge bulunmaktadır. Kitabın başı ve sonunda “Şeyħü’l-İslām vaķf-ı Veliyyüddin Efendi

(20)

7

İbnü’l-merĥūmu’l-ĥāc Muśŧafā Aġā ibnü’l-merĥūmu’l-ĥāc Ĥüseyn Aġā” ibareli vakıf kaydı bulunmaktadır.

b) İbrahim Ganim Efendi. Münşeat. İstanbul: Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Veliyüddin Efendi, 2724, 30+393b.

Eserin ilk kısmında fihrist bölümü bulunmaktadır. Fihrist bölümünden sonra Şeyhülislam tarafından Sultan Ahmet Camî’de saat on birde okunacak bir mevlide sadrazamın davet edilmesiyle ilgili bir vesika ile başlamaktadır. Eser önce 50b varağında tamamlanmışsa da daha sonra eklenen belirli mektup suretleri ile 393b varağında sonlandırılmıştır. Eserin üzerinde belirli bir tarih kaydı bulunmamaktadır.

Kütüphane kaydında 1218 tarihiyle İbrahim Ganim Efendi’nin münşeatının ikinci cildi olarak kaydedilmiştir. 2723 demirbaş numaralı eser ile aynı vakıf kaydına sahiptir.

c) İbrahim Ganim Efendi. Münşeat. İstanbul: Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Veliyüddin Efendi, 2725, 25+281b.

Eser az sayıda da olsa manzum mektup içermektedir. Kütüphane kaydına göre 1218 tarihinde neşr edilmiş bu eserde de Veliyüddin Efendi koleksiyonundaki diğer münşeatlarla aynı temellük kaydı bulunmaktadır. Kırmızı mürekkeple her bir mektubun başına kim tarafından yazıldığı ibrâz edilmiştir.

d) İbrahim Ganim Efendi. Münşeât. İstanbul: Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Veliyüddin Efendi, 2726, 17+216b.

“…Ħᵛācegān-ı dįvāndan Seyyid ǾAbdullah Efendi’den Kerimen vü Eşfāķen Şāhįn ǾAlį Paşā Mühürdārı İbrāhįm Ġānim’e vürūd iden Kerem-nāmedür.” Başlığında:

Ey ħāme-i pür-gū-i dehen aç basiŧ kelāma Dök cevher-i iħlāśı muĥibbāna selāma

Įfā iderek ķāǾide-i resm-i ŝenāyı İǾzāzla ikrāmla ol źāt-ı kirāma

(21)

8 İcrā-yı sezā iyledi ķānūn-ı viķāye

Iŧrāya müheyyā imiş ol himmet-i ħāme

Bir nāme-i cān-baħşle itdi dili iĥyā

Ĥaķķā ki kerem-nāme-i ferħunde-i Ǿallāme

Merhūn iken endūh-i firāķa dil-i maĥzūn Memnūn-ı Ǿažįm iyledi śāy-ı vaśl tamāma

Yād ilde idüp yādle bir mertebe-i dil-şād İtdi dil-i vįrāneyi abād bu nāme

Ey nāme-i ferruħ fürū-şevķ-i od dil-i kem Her cevher-i harfüñ būy-ı Ǿanber mi meşāmme

Yaħūd ħaŧŧ-ı meşkįn dil-ārādan eŝer mi Teslimine ol bād-ı berįn olmuş iķāme

Yoħsa ruħ-ı rengin muŧarradan emānet Telbįs-i nişāne ola mı Ǿanber-i şamme

Bir nefħa-i dil-cū ki dimāġ oldı muaŧŧar Ol reşkle cān itdi göñül ġıbŧa-i kāme

(22)

9 Yā çoķ mı ĥased cümle-i aǾżāde dū-çeşm Her ān olalar müfteħir-i nažara nāme

Her ĥarfi birer cevher-i meknūn mezāyā Her saŧrı biñer şįve-i mażmūn fehhāme

Her güftesi bir gevher-i pür-şevķ-i maĥabbet Her nüktesi meǿŝere olup zevķ-i ġarāma

Serşār-ı mesārr iyledi mįnā-yı derūnį Ekdāra bu dār olmadı bir zerre-i maķama

Evśāf-pesend āyįne yoķ sende liyāķat Ey ħāme şürūǾ iyleyelüm Ǿarż-ı merāma

Gösterdi ķader rehber olup rūz-ı cedāyı Abiş-ħūr-ı taķlįd ile fitrāk-ı licāma

Geçdük nice hāmūn vü nįce kūh ü küreyve Ki zirve-i eflaka çıķup gāhį ġamāme

Çıkduk ķatį vāfir-i teǾab rāh-ı Ǿazįmet

(23)

10 Düşdük hele āħir ŧaraf cāy-ı ķıyāma

Eski ķapu yoldāşı olan ĥālet-i ġurbet Baķdı yeñiden ülfet-i kürbetle devāma

Ümmįd-i derūn iyledi şunı dilden bįrūn Fikr olmaya meǿmūl mekātįb vü selāma

Güyā bu iķāmetgāhı mābeyn dū Ǿālem ǾAdd itmede maħşer diyecek żımn-ı kelāma

İr görsün o Ǿavn ü kerem luŧf ü ĥaķįķi Tevfįķini terfįķ eyle incāĥ-ı merāma

Yoħsa bu imāretle ĥesāb olsa iķāmet Ķor dil-i vuślatını rūz-ı ķıyāma

Şeklindeki manzum mektup, sultana methiye ile devam eder.

Nüshada mektup suretlerinin başlarında kırmızı mürekkeple mektubun kim tarafından yazıldığı ibrāz edilmiştir. Diğer nüshalardan farklı olarak sonunda “faślü’l- elif”den “faślü’l-yā” kadar arap harfleri ile fasıllar başlığı altında bölümler oluşturulmuştur. Veliyüddin Efendi’nin vakıf kaydı bu kitapta da mevcuttur.

e) İbrahįm Ġānim Efendi. Münşeat Mecmûası. Burdur: Burdur İl Halk Kütüphanesi, 990.

Kitabın başında “Śūret-i inşaǿ vesāǿir ...” şeklinde bir ifade yer almaktadır. Metin

“Žarįfden žarįfe taĥrįr olunur.” ifadesi ile başlar. Eserde yazılar cetvel içine

(24)

11

yazılmamıştır. Yazıların düzensiz ve karmaşık olması, farklı şekillerde not edilen yazıların bulunması, bu eserin bir not defteri mahiyetinde olduğunu ve münşeatın temize çekilmemiş bir nüshası olduğunu düşündürmektedir (Resim 3). Eserde sayfanın üst kısmında mürekkebin dağılmasına ve yazının baş kısımlarının okunmamasına sebep olacak tahrifler meydana gelmiştir. Vakıf kaydının okunan yerilerinden, Hacı Ali Efendi’nin oğlu Hafız Ömer’e ait bir mühür olduğu anlaşılmaktadır. Eserin son sayfalarında üç farklı mühür daha bulunmaktadır.

f) İbrahįm Ġanim Efendi. Münşeat. Burdur: Burdur İl Halk Kütüphanesi, 2147, 95b.

Kitabın vakıf kaydında “vakf-ı haza’l-kitab … sadr-ı azam … Burdur” yazmaktadır.

Eser Veliyüddin Efendi Kolleksiyonlarındaki münşeatlar gibi cetvel içinde düzenli bir şekilde yazılmıştır. “Haźā kitābü’l-münşeǿāt-ı İbrahįm Ġānim Efendi” başlığı atılmıştır.

Eser, satır aralarında kelime manalarının yazıldığı ikinci münşeattır. Kitabın üzerinde ve kütüphane kaydında herhangi bir tarih kaydı bulunmamaktadır (Resim 4).

İbrahim Ganim Efendi’nin Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesinde “Bediatü’r-rumuz”

isimli bir münşeatı daha bulunmaktadır. Kütüphane kayıtlarında münşeat nüshaları aynı eser olarak ele alınmıştır. “Sadrazamdan Kırım Hanı’na, Sultan Süleyman’dan Mısır Hakimine, Eflak Voyvodası’ndan Silistre Kadısına, Sultan Selim’den Kansu Gevri’ye yazılan mektup suretleri vardır.” şeklinde bir kayıt girilmiştir. İbrahim Ganim Efendi’nin münşeatları hakkında Somia Eldib’in 2019 yılında yazmış olduğu

“Süleymaniye Kütüphanesindeki Arapça, Münşeat Mecmûalarının Kâtiplik Müessesesi ve Belge Düzenlenmesindeki Rolü” isimli yüksek lisans tezinde ve Halil İbrahim Haksever’in 1995 yılında yazmış olduğu “Eski Türk Edebiyatında Münşeatlar ve Nergisi’nin Münşeatı” isimli doktora çalımasında küçük de olsa bilgi verilmektedir.

Bunun yanında İbrahim Ganim Efendi’nin eserleri hakkında müstakil bir çalışma yapılmamıştır.

1.2.2. Bugyetü’l Cehele

Kitap Mısır Milli Kütüphanesinde bulunmaktadır. Mısır kütüphanesinden temin edilememiştir. Kitap hakkındaki bilgiler yazma eser kütüphanesinin veri tabanına

(25)

12

kaydedilmiş bilgiler ile sınırlıdır. Yazma eser kütüphanesinde de eserin, 95 varak olduğu, nesih hattıyla yazıldığı ve bulunduğu kütüphanede fıkıh konu başlığı içinde yer aldığı kaydedilmiştir.

1.2.3. Lugat

Burdur İl Halk Kütüphanesinde kayıtlı olan eserin ilk sayfasında eserin isminin

“Luġat-ı Ġanim Efendi” olduğu görülmektedir. Arapça, Farsça kelimelerin Türkçe manalarını ihtiva eden bir sözlüktür. Normal sözlük düzeninden farklı bir düzeni vardır.

1216 (1800) yılında istinsah edilmiştir. “Faślü’l-elif meǾa’l-elif, faślü’l-bā meǾa’l-elif”

vd. ifadelerinden sonra kelimeleri yazmaktadır (Resim 5). 95 varak ve iki bölümdür.

Müstensihi Mustafa Hilmi’dir.

“BāǾiŝ-i tesvįd-i kitāb ve bārį-i taĥrįr-i müsteŧāb oldür ki yegāne küttāb-ı maǾārif-žāyuñ āŝār-ı müşkin ķalem ve müǿeŝŝer-i hüner-i raķamları olan Münşeǿat-ı bedįǾü’l-mażmūndan der-dest oldıġum ŧaǾbįrāt-ı feŝāĥat ġāyāt lede’l-ictimāǾ śūr-i luġatde bir veŝįķa tertįbi emįnesiyle bir müddet …. tefekkürde irħā-yı Ǿinān-ı denge būy-ı cülesā-yı mekān olup lakin müddet-i keŝįra menūŧ-ı iştiġāl ve vücūd-ı bį-mecāl daħį ve farŧ-ı iştiġāle maŧrūĥ-ı taĥammül ve maĥal olmaġla heman nüvişte-i ĥaķįr keŝįran taķśįr olan cerįde-i mevcūd-ı luġat-ı maǾdūd ĥasbe’l-imkān aħz-ı yerāǾa imǾān ve vādį-i ĥaķįr ise ķalįlü’l-biżāǾ-gerde raķam-nüvįsāne cündān-ı medār-ı … tevkįǾle fuśūlıyla zįrde taĥrįr ü … ķılundıġı bu maĥalle işāǾa ü iǾlān ķılundı.” diyerek sözlük kısmına geçmektedir.

1.2.4. Tercümetü’l-Müntehâb mîn Siyeri’r-Rasûl

Ebu’l-Hasan el-Bekrî’nin “Minahü’l-Mubini’l-Matini’l-Kavi li’l-Muvlidi’n- Nebevi” siyerinden tercümedir (Resim 6). Kitabın giriş kısmında “İsm-i müǿellif İbrāhįm Ġānim Efendi tercümetü’l-münteħab min siyeri’n-nebį ǾAleyhi’s-selām” ve

“İşbu kitāb mühürdar oldıġı ĥāle teslim idilmişdir” yazılmıştır. Eser 12a varağında bitmektedir. Tercüme cetvel içine alınmadan sayfanın tamamı kullanılarak yazılmıştır.

Başlangıcında 1231 tarihi kayıtlı bulunmaktadır.

(26)

13

2. TÜRK İSLAM EDEBİYATINDA MECMÛA VE HÜLÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ

2.1. TÜRK İSLAM EDEBİYATINDA MECMÛA Mecmûanın Tanımı

Arapça cemǾ (toplamak) kökünden gelen ve mecmûǾ kelimesinin müennes şekli olan mecmûa, sözlükte “toplanıp biriktirilmiş, tertib ve tanzim edilmiş şeylerin hepsi;

seçilmiş yazılardan meydana getirilen yazma kitap.” mânâsına gelmektedir.11 Mecmûa türü eserler, edebiyatımızda farklı isimlerle de karşımıza çıkmaktadır. Aralarında bazı küçük farklar olsa da cönk, müntehabat, güldeste, nümûne ve antoloji terimleri farklı dönemlerde bu tür eserleri ifade ederken kullanılmıştır.

Cönk; “çoğunlukla Âşık edebiyatı, Halk Edebiyatı ve halkıyat ürünlerini ihtiva eden; uzunlamasına açılan, ensiz, uzun yazma mecmûalara verilen ad. İnce uzun oluşları sebebiyle halk arasında sığır dili, dana dili diye adlandırılırlar. Esasen, cönklerin ve muhteva yönüyle bunlarla benzeşen fakat biçim yönünden bilinen kitaplar gibi olan yazmaların genel adı mecmûadır.”12 Günay Kut ve Orhan Şaik Gökyay gibi cönkler hakkında çalışma yapan araştırmacılar, cönklerin mecmûadan sadece şekil olarak ayrıldığını, belirgin bir farklılığın olmadığını dile getirmişlerdir.

Müntehabât; sözlükte “seçilmiş, seçilerek bir araya getirilmiş” anlamındadır.

“İslâm dünyasında geniş hacimli eserlerin içinden belirli kısım veya konuların seçilmesiyle, tekrarlardan arındırılıp özetlenerek bazen müelliflerince yeniden düzenlenmesiyle meydana gelen kitaplarla, tanınmış müelliflerin eserlerinden yapılmış derlemelere müntehab (müntehabât) adı verilmiştir. Aralarında bazı küçük farklar bulunmakla birlikte mecmûa, muhtâr/muhtârât, muktetaf/muktetafât gibi adlar taşıyan derlemelerle muhtasar/muhtasarât, mülahhas, telhîs, hulâsa, tehzîb, zübde başlığını taşıyan eserlerin bir kısmı da bir tür müntehabât sayılır. Bunlardan muhtar/muhtârât

11 Ferit Devellioğlu, “Mecmûa”, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lûgat, İstanbul:TÜRDAV A.Ş., 1987, s. 600.

12 M.Sabri Koz, “Cönk”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi Devirler/ İsimler/ Eserler/ Terimler, İstanbul: Dergah Yayınları, 1977, C. 2, s. 83.

(27)

14

genellikle Arap edebiyatına, muhtasar/muhtasarât daha ziyade dinî ilimlerle İslâm tarihine dair eserlerde görülmektedir.”13

Antoloji; “Eski yunanca anthologia (çiçeklerden yapılmış taç ya da çelenk) kelimesinden anthologie şeklinde Fransızcaya çevrilmiş oradan da antoloji şeklinde Türkçeye geçmiştir. Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan meydana gelen edebî derleme demektir.”14

Keşkûl; “dilenci çantası, dilenci torbası, dağarcık gibi anlamlara gelir. Bizde özellikle Bektaşî dervişlerinin fiilen de kullandıkları sembol eşyaları arasında önemli bir yeri olan keşkül, bu anlamından hareketle – ilk defa Bahâeddîn-i Âmilî’nin muhtelif veciz sözler, fıkra ve nükteleri bir araya topladığı aynı adlı eserinden itibaren- birden çok eserin bir arada toplandığı kitap anlamında da kullanılmıştır.”15

Divan şairlerinin divanlarında da farklı anlamlarda yer almıştır. Divan şiirinde mecmûa kelimesi tanımlandığı şekliyle yani derleme manasında kullanılmakla birlikte, sevgiliye atfen kullanılan terkibleri de zenginleştirecek manalarda kullanılmıştır. Şairler bazen kendi divanları için mecmûa kelimesini kullansalar da aynı anlamı ihtivâ eden

“dana dili” ya da “sefine” kelimelerini yazıdıkları beyitlerde mecmûa yerine kullandıkları da olmuştur.16

Mecmûa Türünün Ortaya Çıkışı ve Mecmûanın Adlandırılması

İlk eserler, mecmûa ismi kullanılmasa da, Hz. Peygamber’in hadis yazımına izin vermesi ile başlamıştır. Sahabilerin seçtikleri hadislerden derlenen defterler ve sahifeler, İslam edebiyatının ilk mecmûalarını meydana getirmiştir. Türk Edebiyatında mecmûa türünün bilinen ilk örneği Ömer b. Mezįd’in 1437 (H. 840) yılında derlediği, bir nazire mecmûası olan Mecmûatü’n-nezâir adlı eseridir. Osmanlı döneminde ise mecmûalar XV. yüzyılda rağbet görmeye başlamış, sonraki dönemlerde bu rağbet artarak devam etmiştir. “Osmanlı ilim, kültür ve edebiyatında çok yaygın ve önemli bir te’lif türü

13 Mustafa İsmet Uzun, “Müntehabât”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2006, C. 32, s. 28.

14 Mustafa Kurt, “Antoloji”, Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, Ankara:

Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 2001, C.1, s.183.

15 M. Fatih Köksal, Şiir Mecmuâlarının Önemi ve “Mecmuâların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları VII Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı haz. Hatice Aynur vd., İstanbul:

TURKUAZ, 2012, s. 416.

16 Cemal Kurnaz, Halil Çeltik, , “Şairlerin Gözüyle Mecmûa”, İnternational Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Ankara: Turkish Studies, V. 8/1 (2013), s. 45.

(28)

15

haline gelmiş olan mecmûalar genel özellikleri ve muhtevaları dikkate alınarak

"mecmuǾatü'l-eş'ar, mecmu’a-i ed'iye, mecmüatü'l-münşeat" vb. şekillerde adlandırılmıştır. Ancak birtakım mecmûalar, muhtevâlarının yanında tertipleyicilerinin ünlü ve güvenilir kişiler olması dolayısıyla onların adlarıyla da anılmıştır. Bazı mecmûaların özel bir adı varken nâşirlerin verdiği farklı bir adla basıldığı görülmektedir.”17 Araştırmamızın konusu olan ve üzerinde çalışma yaptığımız “Hülasa- i Divan-ı Şuara” isimli mecmûa da, nâşirin verdiği farklı bir adla basılmış mecmûalara örnek gösterilebilir. Bunların dışında birtakım örnekler de geleneksel bir tarzda, içinde mecmûa veya aynı kökten türetilmiş kelimelerin yer aldığı Arapça, Farsça, Türkçe yahut mülemma başlıklar taşır. Bu arada adında mecmûa kelimesi ve türevlerinin geçmediği, ancak mecmûa özelliklerine sahip olduğu anlaşılan örnekler de vardır. Bir müellifin çeşitli konulardaki yazılarının daha sonra başkaları tarafından bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş mecmûalara "mecmuǾatü'r-resail" denilmiştir. "Külliyat"

olarak da anılan bu eserler ya doğrudan konuyu belirten bir başlıkla ya da müellifinin adıyla anılır.18

Mecmûanın Tasnifi

Tüm yazılı kültürde mecmûa türünden elyazmalarına rastlanmaktadır.19 Osmanlı mecmûasının Ortaçağ Avrupasındaki miscellany, Çinli biji ve Rus sborkniki dāhil olmak üzere çok sayıda kuzeni vardır. Bu gelenekler üzerine çalışan araştırmacılar mecmûa türünün sınırlarını çizmekte zorlanmışlar, kimi zaman mecmûanın içeriğine kimi zaman da biçimsel özelliklerine bakarak değerlendirmeler yapmışlar fakat kapsayıcı bir tanım ortaya koyamamışlardır. 20 Arap, Fars ve Türk edebiyatında oldukça fazla örneği bulunan mecmûalar; ayet, hadis, duâ, fetvâ, hutbe, şiir, mektup, muamma, tıp, astronomi vd. gibi çeşitli konuları ihtivâ etmektedir. Konularındaki çeşitlilik ile mecmûalar hakkında yapılan çalışmalarda araştırmacılar birtakım tasnifler yapmışlardır.

Mecmûalar hakkında ilk tasniflerden birini Agâh Sırrı Levend şu şekilde yapar:

17 Mustafa İsmet Uzun, “Mecmûa”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul: İSAM, 2003, C. 28, s. 266-267.

18 Mustafa İsmet Uzun, “Mecmûa”, a.g.e., s. 266-267.

19 Selim S. Kuru, “Mecmûaların İçine Edebiyatın Dışına Doğru”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları VII Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı haz. Hatice Aynur vd., İstanbul: TURKUAZ, 2012, s. 19.

20 Meredith M. Quinn, “Houghton MS Turk 11 ve Kişisel Mecmûaların Söyledikleri ve Söyleyebilecekleri”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları VII Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı haz. Hatice Aynur vd., İstanbul: TURKUAZ, 2012, s. 257-258.

(29)

16

“1 – Nazire Mecmûaları

2 – Meraklılarca toplanmış, birer antoloji niteliğinde seçme şiirler mecmuûaları 3 – Türlü konulardaki risalelerin bir araya getirilmesiyle meydana gelen mecmûalar

4 – Tanınmış kişilerce hazırlanmış, birçok yazarlı bilgileri, fıkraları ve özel mektupları kapsayan mecmûalar.”21

Atabey Kılıç “Mecmûa Tasnifine Dair” adlı makalesinde ise bu konuda daha geniş bir tasnif yapar:22

21 Agah Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, 5. b., Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2008, s.166-167.

22 Atabey Kılıç, “Mecmûa Tasnifine Dâir”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları VII Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı haz. Hatice Aynur vd., İstanbul: TURKUAZ, 2012, s. 80-95 (Makaledeki tasnif tablolaştırılarak alıntılanmıştır.)

(30)

17

Resim 1: Atabey Kılıç “Mecmûa Tasnifine Dair” makalesinde, Mecmûa tasnifinin tablolaştırılmış şeklidir.

(31)

18

Mecmûa tasnifi için yeni bir deneme ya da çalışma yapan her araştırmacı mecmûa türünün genel kabul edilecek bir tasnifinin bulunmadığından bahsetmekte ve belirgin bir tasnifinin yapılması gerekliliğini araştırmalarında vurgulamaktadır. Bu konu üzerinde, günümüzde Prof. Dr. Fatih Köksal’ın önderliğinde MESTAP projesi oluşturularak Türk Edebiyatında önemli bir yeri olan mecmûaların birçok yönden incelenmesi, düzenlenmesi ve yapılan mecmûa çalışmalarının bir dökümünün hazırlanması planlanmaktadır. Ele alınacak mecmûalar şiir ve nazîre mecmûaları gibi klasik edebiyatla ilgili olan metinlerdir. Dua, fetva, hadis, beste vd. mecmûalar ise bu proje kapsamı dışında kalmaktadır.

“MESTAP projesinde mecmûalar aşağıdaki usullere göre incelenecektir:

1. Önce bir komisyon marifetiyle kataloglar taranarak mecmu’a-i eş’ârların, cönklerin ve diğer mecmûaların yer ve numaraları tespit edilecektir.

2. Tespit edilen mecmûa ve cönkler tek tek görülerek alanla ilgili olmayanlar, kataloglara sehven mecmûa olarak girilenler veya başka sebeplerle uygun görülmeyen nüshalar ayıklanarak proje dışına çıkarılacaktır.

3. Tespit işlemi tamamlandıktan sonra bir format belirlenerek bütün öğrencilere o format üzerinde çalışma yaptırılacaktır (Önerdiğimiz format aşağıdadır).

4. Kesin olarak sayısı bilinmemekle birlikte, çalışılmaya değer azami 4 bin civarında mecmûa olduğunu öngörüyoruz. Bir başka öngörümüz, bu projeye en kötü ihtimalle 30 üniversitemizin katılacağı ve her üniversiteden yılda takriben 5 öğrencinin mecmûa çalışacağıdır. Mecmûaların hacmi de gözetilerek bir öğrenciye ortalama 2–3 bin civarında manzumenin tasnif ve dökümü tekabül edecek şekilde verilecektir. Bu da bir öğrenciye yaklaşık 4–8 arası mecmûa verilmesi anlamına gelir ki, bu durumda yılda yaklaşık 180 tez çalışmasıyla 1000 civarında mecmûanın dökümü tamamlanacaktır.

Normal şartlarda proje dört yılda, birtakım beklenmeyen olumsuzlukların ortaya çıkabileceğini düşünürsek kötümser bir yaklaşımla projenin ilk aşaması beş yılda tamamlanacaktır.

Önerilen modeldeki tasnif, yararlanma ve taramanın daha kolay ve pratik yapılması ve farklı uygulamaları da sınırlaması için bir tablo hâlinde yapılmaktadır.

Tablodan önce taranan mecmûanın (yazma nüshanın) nüsha tavsifi yapılacaktır. Tablo, iki ana bölümden oluşacaktır. İlk tabloda şair mahlaslarının alfabetik sırası (Latin alfabesine göre) esas alınmıştır. Tablonun ilk satırında mecmûanın, bulunduğu

(32)

19

kütüphanede kayıtlı adı (Mecmû’a-i Eş’âr, Mecmû’atü’l-eş’âr, Şiir Mecmu’ası, Cönk vs.) ile yer ve numarası (Millî Kütüphane Yz. A 4226 gibi) belirtilecektir. Diğer satırlarda, -her satır bir şiire ayrılmak üzere- şu bilgilerin yer aldığı 7 sütun bulunacaktır:

1. sütunda: Sayfa / varak numarası 2. sütunda: Şairin mahlası

3. sütunda: Matla’ beyti (Musammat ise ilk bend) 4. sütunda: Nazım şekli / birimi

5. sütunda: Nazım türü 6. sütunda: Vezni 7. sütunda: Açıklamalar

Mensur bölümleri için hazırlanacak tabloda şu sütunlar bulunacaktır:

1. sütunda: Müellif adı (belliyse) 2. sütunda: Eser adı (varsa)

3. sütunda: Baş (Metni tanımaya imkân verecek kadar baştan bir veya birkaç satır) 4. sütunda: Son (Metnin son cümleleri)

5. sütunda: Konu (Metnin muhtevasını açıklayıcı ifadeler yazılmalıdır.)

6. sütunda: Açıklamalar (Metin hakkında vurgulanması gereken dikkat çekici hususlar varsa kaydedilmelidir.)23

Mecmûa Türü Eserlerin Edebiyatımızdaki Yeri ve Önemi

Medfūn ve meçhul birer hazine olan mecmûaların24, 1920’lerden itibaren Ali Nihat Tarlan, Ali Canip Yöntem, Muharrem Ergin gibi çeşitli araştırmacılar tarafından önemine işaret edilmiştir.25 Özellikle Ali Nihat Tarlan şiir mecmûaları üzerinde çalışmalar yapmış, birtakım mecmûaların neşrini hazırlamış ve bazı şairlerin divanlarını mecmûalardaki şiirler ile tertip etmiştir. Onun “Eski Mecmu’alar Arasında” adlı makalesinde, mecmûaların edebiyat tarihimiz için önemi yedi madde halinde bize sunulmuştur:

23 Köksal, a.g.m., s. 423-424.

24 Kılıç, a.g.m., s. 77. (Ayrıca bkz. Fuad Köprülü, “Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl”, Edebiyat Araştırmaları, Ankara: TTK, 1999, s.37.)

25 Müjgan Çakır, Hanife Koncu, “Şairleri Yetiştiren Bir Kaynak Olarak Mecmûa”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları VII Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı haz. Hatice Aynur vd., İstanbul: TURKUAZ, 2012, s. 119.

(33)

20

“1 – Bir mecmu’a, bir şahsın üzerinde tekâsüf eden edebî devir zevkini, san’at anlayışını bize aksettirir. Herhangi devrede ağızdan ağıza dolaşan, divanlardan süzülüp çıkarılan manzumeler, o devrenin dil ve edebiyat durumunun, topluluğun vicdanında nasıl yerleştiğini bize gösterir. Ekseriya büyük san’atkârların kendi devirlerini temsil etmedikleri iddia edilir. Eğer bu iddia doğru ise bazan ikinci veya üçüncü derecede bir şairin o devrin ruhî ihtiyacına bir anda cevap verip derhal mecmu’aları istilâ eden şiiri o devri elbette bize daha iyi anlatacaktır.

2 – Bir mecmu’ada toplanan muhtelif şairlerin eserleri, bir devrin edebiyat zeminini teşkil eder. O zaman bu zemin üzerinde birinci safa geçen şairlerin muvaffakiyetlerinin sırlarını daha kolayca keşfedebiliriz. Esasen bu zemin bilinmeden herhangi bir devrin edebi hüviyeti lâyıkıyla takdîr ve temyiz edilemez.

3 – Mecmu’a şiirleri, bize bir devrenin ruhî ihtiyaçlarını gösterir. Çünkü seçilen şiirler, bu ihtiyacın cevabıdır.

4 – İsimleri tezkireleri dolduran birçok şairlerin divanları bugün ortada yoktur.

Ya bunlar mürettep bir divan vücuda getirmemişler yahut yazılan divan, elden ele geçip zaman ile zayi olmuştur. Bunların birçok şiirlerine mecmu’alarda tesadüf kabildir. Ve yine pek muhtemeldir ki bunlardan kuvvetli istidada sahip amatörler, divan vücuda getirmeye heves etmemişler; şair geçinmeye yeltenmemişler, fakat bazan kuvvetli bir ilham ile pek güzel eserler vücuda getirmişler; bunlar dilden dile, mecmu’adan mecmu’aya geçmiş ve ancak o zeminde hayatını devam ettirebilmiştir.

Bu şiir, bize aşağı yukarı o san’atkâr hakkında bir fikir verebilir. Çünkü ekseriya şu'arâ tezkirelerinde misal olarak alınan parçalar, bir beyit veya bir kıt’ayı tecavüz etmez.

5 – Bu şekilde şiir toplayanlar hemen daima şiirden anlayan kültürlü ve meraklı şahsiyetler olduğu için san’atkâarların eserini yanlışsız yazmışlardır. Bu mecmu’alar bazan cahil hattatların hakikaten nefis bir san’at eseri olarak vücuda getirdikleri müzeyyen, müzehhep fakat çok yanlışlı divanlarına tercih edilir ve o divanlar, bu mecmu’alarla karşılaştırılarak tashih edilir.

6 – Divan edebiyatının hayatı aksettiren canlı şekillerinden biri de terci ve terkib-i bentlerdir. Bu mecmu’alara geçen terci ve terkipler, bize bir devrin hayat telâkkisini, topluluk içinde yayılması elden ele geçmesi suretiyle pek canlı olarak gösterir.

(34)

21

7 – Muhtelif şairlerin tahmisleri ve nazireleri bu mecmu’alarda ekseriya yan yana bulunur. Meraklı mecmu’a sahibi bunları belki aramış, taramış, bulmuş ve bir araya kaydetmiştir. Bu tahmisler ve nazireler belli başlı şairlerin eserleridir ki divanlarında mevcuttur. Bir kısmı da eserleri zayi olmuş san’atkârlara aittir. O zaman biz o san’atkârların bir cephesini bu eser ile aydınlatmış oluyoruz.” 26

26 Ali Nihat Tarlan, “Eski Mecmûalar Arasında”, İstanbul: Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, C.1, S. 2 (1946), s.

122-123.

(35)

22

2.2. HÜLÂSÂ-İ DÎVÂN-I ŞU’ARÂ’NIN İNCELENMESİ

2.2.1. Şekil Unsurları

Eserin adı, mürettibin 1a varağında yazdığı şekilde “Hulāśa-i Dįvān-ı ŞuǾarā”dır.

“Şairlerin Divanlarından Seçmeler” başlığı altında oluşturulmuş bu eser, Beyazıd Yazma Eser Kütüphanesinin Veliyüddin Efendi koleksiyonunda bulunmaktadır.

Kütüphaneye 894.35 yer numarası ve 2721 demirbaş numarası ile kayıtlı olup başka bir nüshası bulunmamaktadır. Mürettibin yazdığı giriş yazısının altında 1231 tarihi atılmıştır. Kütüphane kataloğunda eser, 1218 tarihi ile kayıt edilmiştir. 1a varağında temellük kaydı bulunmaktadır. 1a ve 200a varağında “Şeyħü’l-İslām vaķf-ı Veliyyüddin Efendi İbnü’l-merĥūmu’l-ĥāc Muśŧafā Aġā ibnü’l-merĥūmu’l-ĥāc Ĥüseyn Aġā” ibareli vakıf kaydı vardır. Eserin son sayfalarında verilen bilgiler doğrultusunda telif tarihinin 1218 olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihlerden mürettibin eseri 1218 yılında sahifelere yazdığı, 1231 yılında ise düzenli bir defter halinde topladığı tahmin edilmektedir. Bu durum eserin tekrardan okunduğu sayfalar üzerine kurşun kalemle yapılan eklemelerden anlaşılmaktadır.

Eserin cildi, mukavvadan kırmızı bir deffedir. Sertabında hafif bir yıpranma meydana gelmiştir. Meydana gelen bu yıpranma sebebi ile sertap vişneçürüğü rengindedir. Mikleplidir. Deffenin üst ve alt kapağı, altın cetvelli ve zencireklidir.

Zilbahar cilttir. Zilbahar cilt, adını halk arasında “kafes şemse” denilen bir süslemeden almaktadır.27 Eserin cildi ve sayfalarında bir hasar, eksik yoktur. Fiziksel kondisyonu sağlamdır.

Hacim olarak 200 varaktır. 1a varağında başlayıp 200a varağında bitmektedir.

Müellif hattıyla yazılmıştır. Eser manzumelerden oluşmaktadır, nesir olarak sadece yazarın son sayfalarda kırmızı kalemle yazmış olduğu notlar bulunmaktadır. Nesih ve rik’â yazı çeşidi kullanılmıştır. Eserde satırlar cetvel içine alınmış ve beyitler bu cetvel içine yazılmıştır. Beyitlerin yazılmaya başlandığı 1b varağı hariç, her cetvelin içinde 25 satır bulunmaktadır. 1b varağında tezhip ve süslemelerle birlikte 21 satır bulunmaktadır.

27 Ahmet Saim Arıtan, “Ciltçilik”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul: İSAM, C. 7, 1993, s. 552.

(36)

23

Cetvelin içinde beyitler siyah mürekkep ile yazılmıştır. Mürettib son varaklarda cetvelin içine yazdığı nesir yazılarında kırmızı mürekkep kullanmıştır. Mürettib şiirlerini yazmaya başladığı şairi derkenar kısmında, beytin yanına “ez-gazaliyyat-ı divan-ı Nābį”, “ez-murabbaat-ı Nābį” şeklinde başlıklar oluşturmuştur. Bu başlığı oluşturduğu derkenar kısmının altında, her yeni şiire geçtiğini “diğer” ifadesi ile belirtmiştir. Şiir bir sayfada yarım kaldığı ve diğer sayfanın başından devam ettiği zaman, sayfanın başındaki beytin yanına “velehu” yazarak şiirin devam ettiğini belirtmiştir. Şiirde fasıllar harf sırasına göre oluşturulmuştur. Bu fasıllar, satırlar arasına kırmızı mürekkeple iki çizgi çizilip bu çizgilerin arasına yine kırmızı mürekkeple “bi-harfi’s- sa…” gibi fasıl başlıkları yazılarak birbirinden ayrılmıştır.

2.2.2. Muhtevâ Unsurları

“Hulāśā-i Dįvān-ı ŞuǾarā”, edebi yönü kuvvetli olduğunu düşündüğümüz mürettib İbrahim Ganim Efendi’nin çeşitli şiirleri kaydetmiş olduğu bir defteridir.

Edebiyatımızda mecmûa türü eserlerde; mukaddime, methiye, sebeb-i telif gibi bölümlere çok az rastlanmaktadır. Hulāśā-i Dįvān-ı ŞuǾarā isimli mecmûada da bu bölümler bulunmamaktadır. Bu nedenle mürettib ve derlediği esere ait bilgiler oldukça sınırlıdır. Uluşabildiğimiz bilgilerse sadece mürettibin kitabın sonunda “İşbu kitab-ı sahib…” diyerek ifade ettiği bir açıklamadan ibarettir.

Eserde 151 şairden beyitler bir araya getirilmiştir. Bu şairlerin çoğu müellifin çağdaşı şairler olmakla birlikte, birkaçı da geçmiş dönemlerde yaşamış ünlü divan şairlerinden oluşmaktadır. Bu şairlerden birçoğunun mecmûada sadece bir, iki beyti yer almaktadır.

Mecmûayı ihdâs eden nazım biçimleri gazeller, rubailer, kıtalar, müfredler, hamseler(mesneviler), kasideler ve bentlerdir.

Gazeller, “ez-gazaliyyat-ı divan-ı Bāķį/Nābį/Ŝābit/…” başlığı altında şairin mahlası ile birlikte derkenara kaydedilmiştir. Mürettib mecmûaya aldığı gazeli tüm beyitleri ile kaydettiğinde “gazel-i etemm” notunu eklemiştir. Bunun dışındaki gazeller, tüm beyitleriyle kaydedilmemiş, mürettibin tercihine göre bir veya birkaç beyitle sınırlandırılmıştır. Aynı zamanda deftere kaydedilen beyitlerde sıra gözetilmemiştir.

Bazen bir beytin matla beytini kaydederken bazende gazelin ortalarından beyitleri

(37)

24

seçmiştir. Mecmûada en çok yer alan nazım türü, gazellerdir. Mürettib tek beyit olarak kaydettiği şiirler, genel olarak şairlerin gazellerinden seçilmiştir.

Kasideler, “Ez tārįħ-i Śadārat-ı Mehmed Rāġıb Pāşā, Ez-sitāyiş-i Ĥażret-i Selįm Girāy Ħān MaǾrūf-ı Dilįr, Ez-ǾĮdiyye-i RaǾnā…” gibi başlıkların derkenara kaydedilmesiyle ifade edilmiştir. Kasidelerde de mürettib kasidenin tüm beyitlerini kaydetmemiştir.

Yapılan araştırmada, beyitlerin divanlardaki yerleri tespit edilirken bazı rubailerin kıta başlığı altında bazı kıtaların da rubai başlığı altında kaydedildiği fark edilmiştir. Bu farklılıklar transkripsiyon metninde dipnotlara kaydedilmiştir.

Mecmûada adı geçen ve birçok şiiri kaydedilen şairlerden biri, Ahmet Nazmi Efendi’dir. Ahmet Nazmi Efendi, mâhir bir şair olsa da, bir dönemden sonra dünya ile ilişkisini keserek yaşadığı için, eserinin söz hırsızları arasında kaybolduğu söylenir.28 XVII. yy. divan şairi Nazmi Efendi’nin divanının, İbrahim Ganim’in yaşadığı dönemde mevcut olması, şiirlerinin bilinip okunuyor olması sebebiyle mecmûada geniş yer aldığı düşünülmektedir. Mecmûa bu yanıyla bize Ahmed Nazmi Efendi’nin şiirlerini kazandırmıştır. Mecmûada geçen diğer şairlerin divanı, hayatı, edebi kişiliği hakkında müstakil çalışmalar bulunduğundan detaylı açıklamalar yapılmamıştır. Mecmûada geçen şairler, fasıllar, nazım türleri tablo düzeninde verilerek bir nevi mecmûanın içerik özeti yapılmıştır.

İbrahim Ganim Efendi’nin defterine kaydettiği şiirlerin vezinleri şu şekildedir:

 Bahr-i Hecez

1. MefāǾįlün MefāǾilün FeǾūlün

2. MefāǾilün FeǾūlün MefāǾilün FeǾūlün 3. MefǾūlü MefāǾįlün MefāǾūlü MefāǾįlün 4. MefǾūlü MefāǾįlü FeǾūlün

5. MefǾūlü MefāǾįlü MefāǾįlü FeǾūlün 6. MefǾūlü MefāǾįlün MefǾūlü MefāǾįlün

 Bahr-i Recez

28 Hiclal Demir, “Nazmi, Ahmed Efendi“,Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2020, (10.02.2021).

(38)

25

1. MüstefǾilün MüstefǾilün MüstefǾilün MüstefǾilün 2. MüfteǾilün MüfteǾilün MüfteǾilün MüfteǾilün 3. MüfteǾilün MefāǾilün MüfteǾilün MefāǾilün 4. MüfteǾilün MüfteǾilün FāǾilün

5. MefāǾįlün MefāǾįlün MefāǾįlün MefāǾįlün

 Bahr-i Remel

1. FāǾilātün FāǾilātün FāǾilātün FāǾilün 2. FeǾilātün FeǾilātün FeǾilātün FeǾilün 3. FāǾilātün FāǾilātün FāǾilün

4. FeǾilātün FeǾilātün FeǾilün

 Bahr-i Muzâri

1. MefǾūlü FāǾilātü MefāǾįlü FāǾilün 2. MefǾūlü FāǾilātün MefāǾįlü FāǾilün 3. MefǾūlü FāǾilātün MefǾūlü FāǾilātün 4. MüstefǾilün FeǾūlün MüstefǾilün FeǾūlün

 Bahr-i Müctes

1. MefāǾilün FeǾilātün MefāǾilün FeǾilün

 Bahr-i Cedîd

1. FeǾilātün MefāǾilün FeǾilün

2. FāǾilātün MefāǾįlün FāǾilātün MefāǾįlün

 Bahr-i Münserih

1. MüfteǾilün FāǾilün MüfteǾilün FāǾilün

 Bahr-ı Mütekârib

1. FeǾūlün FeǾūlün FeǾūlün FeǾūlün 2. FaǾūlün FaǾūlün FaǾūlün FeǾūl

Figure

Updating...

References

Related subjects :