• Sonuç bulunamadı

TEMEL FOTOĞRAFÇILIĞA GİRİŞ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "TEMEL FOTOĞRAFÇILIĞA GİRİŞ"

Copied!
16
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TEMEL FOTOĞRAFÇILIĞA GİRİŞ

Bu doküman hiç fotoğrafçılık eğitimi almamış ve/veya çok sınırlı bilgisi olup temel bilgileri öğrenmek ve bilgisini genişletmek isteyenleri için hazırlanmıştır.

Nasıl ilerleyeceğiz. ?

 Kısaca fotoğraf tarihine bakacağız.

 En temel bilgi olan fotoğraf makinalarının çeşitlerini öğreneceğiz

 Bileşenlerini tek tek ele alacağız.

 Çalışma prensibinin ne olduğu nasıl çektiğini öğreneceğiz.

 Çekim modları nelerdir? Farkları nedir?

 Diyafram, estantane ve ISO üçgeni nasıl çalışır, birbiriyle etkileşimi

 Uygulamalar,

 Genel bilgiler başlığı altında, fotoğrafın formatı, fotoğrafçılık çeşitleri, fotoğraf yardımcı ekipmanları, White Balans( beyaz ayarı ),

 Bu eğitimden sonra ilerlemek için neler yapmalıyım.

Konulara girerken ilk başta sizlere çok teknik ve karmaşık gelebilir. Belki de sıkılacaksınız, ancak fotoğraf makinasıyla olan deneyiminiz arttıkça burada ki bilgiler daha yerli yerine oturacak ve keyif almaya başlayacaksınız. Birlikte simülatör kullanarak denemeler yapacağız. Bu denemelerde vermeye çalıştığım bilgiler daha pekişmiş olacak. Ve gene simülatör üzerinden çekim ödevleri vereceğim. Değerlendirmelerimi paylaşacağım.

Hedefimiz ne olursa olsun elimizdeki makinayı çok iyi kullanmayı bilmeliyiz.

Bilmediğimiz durumda farklı koşullarda fotoğraf çekme işini makinaya bırakarak otomatik çekimler yapabiliriz. Ancak ortaya çıkan sonuçlardan memnun

olamayacağımız gibi ortama hakimiyetimiz, çekim kontrolümüz de

olamayacaktır. Teknolojinin gelindiği nokta analog döneme göre dijital çağda üretilen makinalar bize bir çok kolaylıklar sağlayarak üretilmektedir.

Dersimize “Fotoğraf tarihine kısa bir özet “ ile başlamak istiyorum. Her şeyin

başladığı nokta. İlk çabaların bizi buralara kadar getirdiğini bilmemiz bir saygı

duruşu olarak da değerlendirebilirsiniz. Fotoğraf makinalarının nasıl geliştiği, bu

gelişmeler olmasaydı belki de bir araya gelemeyecektik.

(2)

Fotoğrafın Kısa Tarihçesi: Aslında her şey güneş tutulmasıyla başladı. İşte ışıkla yazı yazmanın kısa tarihi;

Arap bilim adamı İbni-l Heysem güneş tutulmasını izlemek için “camera obscura” adı verilen karanlık bir kutu kullandı. İlerleyen yıllarda ise Flipo Brunelleschi aynı karanlık kutudan yola çıkarak karanlık oda içinde oluşan görüntünün çizimi ve perspektifi doğru olarak kullanma konusunda çalışmalar yaptı.

Bu çalışmalarda ki görüntünün daha kaliteli, net olması için Girolama Cardano camera obscura’nın önüne optik takmıştır. Daniello Barbaro ise camera obscura’nın önüne taktığı 2.

bir mercekle daha kaliteli bir görüntü elde etmiştir.

1604 yılında Johannes Kepler fotoğraf makinalarında kullanılan aynadaki yansıma kuralını bulmuştur, ve camera obscura daha küçük ve taşınabilir bir hale gelmiştir. Mercekle ekran arasındaki uzaklık ayarlanabilir hale gelmiş ve bu da odaklanma konusunda çözüm olmuştur.

1826 yılında Joseph Nicephore Niepce 8 saat süren bir uğraş sonrasında, evinin penceresinden bir görüntü elde etmeyi başardı. Bu dünyadaki ilk fotografik görüntüydü.

Niepce’den sonra çalışmaları Daguerre devraldı ve daguerreotype’ı yani fotoğrafı insanlığa hediye etti.

Takvimler 1839 yılının 19 Ağustos gününü gösterdiğinde bu yeni icat, Fransız Bilimler Akademisi tarafından resmi olarak ilan edilmişti.

George Eastman Kodak tarafından üretime

geçirilen, kolay taşınabilen fotoğraf makinası, bu aletin daha çok kişiye daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır.

Edwin Land polaroid fotoğraf sistemini geliştirmiştir, bu sistemin özelliği ise çekimden bir dakika sonra makinadan pozitif fotoğraf alınabilmesidir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte analog fotoğraf makinasından sonra dijital fotoğraf makinası üretilmeye başlamıştır. Dijitale geçişle birlikte fotoğraf çekmek, saklamak, editlemek ve paylaşmak daha kolay hale geldi. Yüzlerce çeşit fotoğraf makinası üretilmiş durumda. Teknolojinin bize sağladığı kolaylıklarla birlikte bu alana son yıllarda ilgi artmış ve artmaya devam edecek gibi görünüyor.

Şekil 1. 1826 yılında çekilen ilk fotoğraf

Şekil 2. İlk fotoğraf Makinası

Şekil 3. 176 yıl önce Fransa'nın başkenti Pariste çekilen ilk insanlı fotoğraf

(3)

FOTOĞRAF NASIL OLUŞUR?

Fotoğraf, kaydedilmek istenen sahne içerisinde yer alan objelerden yansıyan ışığın, duyarlı yüzeyler üzerine düşmesi ve bu yüzeylerde kimyasal ya da fiziksel değişiklik oluşturarak sabitlenmesi ile oluşur. Fotoğraf 3 boyutlu bir ortamın 2 boyutlu olarak kayda alınması işidir.

Fotoğrafın oluşabilmesi için ihtiyacımız olan en temel öğeler ışık ve ışığa duyarlı bir yüzeydir.

Işığın olmadığı bir ortamda fotoğraf oluşturmaktan bahsetmemiz imkansızdır. Ortamdaki ışığın şiddeti ve ışığa duyarlı yüzeyimizin hassasiyeti fotoğrafımızın oluşabilmesi için ne kadar süre boyunca ışığa maruz kalacağını (pozlanacağını) belirler.

Pratik bir şekilde fotoğraf çekmeyi sağlayan 3 öğe ortaya çıkar. Bunlar taşınabilecek ebat ve ağırlıkta bir fotoğraf makinesi gövdesi, makine içerisine pratik şekilde yerleştirilecek bir ışığa duyarlı yüzey yani film ve ışığın makine içerisine yerleştirilen film üzerine odaklanmasını sağlayan bir objektif olarak sıralanabilir. Bu 3 temel öğe günümüzde kullandığımız modern fotoğraf makinelerin temelini oluşturur. Işığa duyarlı yüzey olarak kullanılan ve zamanında fotoğrafçılara pratiklik ve zaman kazandıran filmlerin yerini ise ışığa duyarlı elektronik yüzeyler almıştır. Günümüzde üretilen tüm dijital fotoğraf makineleri ve kameralı cep telefonları içerisinde ışığa duyarlı yüzey olarak sensor dediğimiz, ışığın şiddetini ve rengini algılayan bir yüzey bulunur. Işığı, duyarlı yüzey üzerine odaklamak amacıyla kullanılan ve optik bileşenlerden oluşan objektifler ilk üretildiklerinde tamamen el ile ayarlanabilen mekanik yapıya sahipken zamanla ihtiyaçlar doğrultusunda makine gövdesi üzerinden kontrol edilebilen elektronik kontrollü bir yapıya kavuşmuştur.

Eski zamanlarda film üzerine kaydedilen görüntüleri karanlık odada ortaya çıkarmak hem maliyetli hem de kullanılan filmin çekilebilir sayısı ile sınırlıydı. Bu nedenle fotoğraf çekebilmek daha zor ve maliyet açısından kişiyi sınırlamaktaydı. Günümüzde; her şeyin dijitalleşmesiyle birlikte; fotoğraf çekmek için fotoğraf makinesi temin etmek ve içine depolama aracı olarak bir bellek satın almak gibi bir ilk yatırım maliyetinden sonra fotoğraf çekmenin neredeyse bedava olması fotoğraf çekmeye olan merakın hızlı şekilde

yükselmesine yol açmıştır. Ayrıca beğenmediğimiz bir fotoğrafı bellekten silebilmek ve tekrar tekrar çekebilmemize olanak tanıması çalışmalarımızı daha kolaylaştırmıştır.

(4)

GÜNÜMÜZ FOTOĞRAF MAKİNALARI

Günümüzde en çok kullanılan fotoğraf makinaları SLR, DSLR , AYNASIZ ve ORTA FORMAT diye adlandırılan makinalardır. Bunun dışında kompakt makinalar, telemetreliler, çift objektifli refleks makinalar da vardır. Ancak biz en çok kullanılan ve genel olarak herkes tarafından tercih edilen DSLR makinalardan bahsedeceğiz.

SLR (Single-lens reflex), objektifi değiştirilebilen filmli makinalara verilen isimdir.

DSLR (Digital single-lens reflex), yine objektifi değiştirilebilen dijital makinalara verilen isimdir. Diğer bir ifadeyle DSLR teknolojik değişimin profesyonel fotoğraf makinalarına yansımasıdır. DSLR‘ de CCD veya CMOS sensor üzerine algılama yapılırken SLR‘de film üzerine algılama yapılır. Günümüzde SLR makinalar yani filmli makinaları bu işi uzun yıllar yapan önemli ve değerli fotoğraf sanatçılarımız hala kullanmaktadır. Ancak ilk yıllardaki kadar değil. DSLR’ nin çok yaygın kullanılması ve büyük kolaylıklar sağlamasından dolayı fotoğraf sanatçılarımız da artık DSLR kullanmakta ve bu çağın teknolojisinden faydalanmaktadırlar.

DSLR ve SLR arasındaki farklar nelerdir? Avantaj ve dezavantajları nelerdir?

DSLR ile çekmiş olduğumuz karemizi anlık izleyebilir ve silebiliriz. SLR’da bu mümkün değildir. Sonucu ancak tap ettirdikten sonra görebilirsiniz.

DSLR’da fotoğraflarımızı harici depolama alanlarında saklayabiliriz (SD kart). Depolama sınırımız SD kart kapasitesi kadardır. SLR’da film kapasitesi kullanılır.

DSLR’da fotoğraf üzerinde oynama imkanımız vardır. İster makina üzerinde istersek çekim sonrasında bilgisayarımızda istediğimiz değişiklikleri yapabiliriz. SLR’da bu karanlık oda teknikleri ile kadrajlama, parlatma, yakma, ve bazı özel teknikler ile fotoğraf üzerinde oynama yapılabilir. Ancak bu sistemler tamamen kimyasal tepkilerle meydana gelir ve farklı uzmanlık ister.

Artık çoğu DSLR’da video çekim olanağı dahi vardır. SLR ile bu mümkün değildir NOT:

Son yıllarda aynasız denilen digital makinalar DSLR makinalara rakip gibi görünmekte. Bu konuda kişisel tercihler devreye girdiği için ikisi arasındaki farklar ve birbirlerine olan üstünlükler nelerdir? diye düşünebilirsiniz. Daha detaylı bilgi almak isterseniz. Bu linkten okuyabilirsiniz.

http://blog.fotopazar.com/dslr-mi-aynasiz-mi/

(5)

FOTOĞRAF MAKİNASI NASIL ÇALIŞIR

En gelişmiş fotoğraf makinesinden en basit fotoğraf makinesine kadar bütün fotoğraf makinelerinin 7 temel parçası vardır. Bunlar; 1.Objektif, 2.Netleme sistemi, 3.Diyafram, 4.Obtüratör, 5.Vizör, 6.Sensör ve 7.Görüntü işlemcisi.

Sırasıyla tüm bileşenlere detaylı bakacağız. Bunlar fazla teknik gelebilir. Ancak zaman

içerisinde fotoğrafçılığınız geliştikçe elinizdeki makineyi değiştirmek ya da ilave lensler almak isteyebilirsiniz. Bu noktada burada öğrendiğiniz bilgiler işinizi kolaylaştıracak. Tavsiye üzerine değil daha bilinçli bir şekilde ekipmanlarınızı büyütebilecek gereksiz yatırım yapmayacaksınız.

Ayrıca profesyonelliğe doğru adım atmaya karar verdiğinizde kullandığınız fotoğraf

makinasının bileşenlerini iyi tanımak, çalışma sistematiğini bilmek, kararlar alırken sizi güçlü ve bağımsız kılacaktır.

Şimdi bakalım dijital fotoğraf makinası nasıl çalışıyor..

Güneşten gelen ışık nesneye çarptıktan sonra objektife gelir, objektifte toplanan ışık, diyafram yardımıyla miktarı ayarlandıktan sonra fotoğraf makinesi gövdesine gönderilir.

Aynaya çarpan ışık demetleri pentaprizmaya ulaşır. Bildiğiniz gibi görüntü lensten geçerken ters döner. Ters dönen görüntüyü bizim düz görebilmemiz için pentaprizma görüntüyü düzleştirir. Bizde bu şekilde nesneyi vizörden bakaraken düz bir şekilde görmüş oluruz.

(6)

Deklanşöre basmamızla birlikte, ayna yukarı kalkar örtücü açılıp kapanarak ışığın süresini ayarlar ve ışık yani görüntü sensöre yada film üzerine düşer. Örtücünün ( estantane ) açılıp kapanmasıyla görüntü sensör üzerinde oluşmuş olur. Bu sürece pozlama adı verilir.

(7)

MAKİNALARIN BAŞLICA BİLEŞENLERİ

1. Objektifler ( Lensler ):

Görüntünün duyarkat (film) üzerinde yeterli aydınlık ve netlikte oluşmasını sağlayan mercek ya da mercekler topluluğudur. Bir objektif üzerinde çoğunlukla diyafram ayar halkası, netleme halkası gibi kontrol düzenekleri bulunur.

Bir objektifin üzerinde, özelliklerini belirten; odak uzaklığı, en açık ve en kapalı diyafram açıklığı, netleme mesafesi gibi bilgiler

bulunmaktadır.

Odak uzunluğu : Optik merkez ile film düzlemi arasındaki mesafedir.

Milimetre cinsinden ifade edilir

Işık objektif içerisinde hareket ederken son mercekte tamamen toplanır ve minimum saçılma ile sensöre ulaşır. İşte bu son mercek ile sensör arasındaki mesafeye odak uzaklığı denir ve mm cinsinden ölçülür. Lenslerde odak uzunluklarına göre sınıflandırılır ve adlandırılır.

Diğer taraftan objektiflerin üzerinde yazan 18mm, 24-70mm, 105mm gibi rakamlar ise odak uzaklığını ifade etmenin yanı sıra lensin özelliğini de ortaya koymaktadır. 35mm film boyutuna eşdeğer sensör’ ün köşegen uzunluğunun 43,2mm olduğunu yukarıda söylemiştik. Dolayısıyla Full Frame sensörlü yada filmli makineler için standart objektif 43,2mm yakın olan 45mm, 50mm gibi objektiflerdir. En sık kullanılan objektif de 50mm’dir. İnsan gözünün net olarak algıladığı açıda yaklaşık olarak 45 derece olduğu için 50mm objektiflerle çekilen fotoğraflar genelde gözümüzle gördüğümüz görüntüye çok yakındır.

Bu bağlamda odak uzaklığı ya da lensin üzerinde yazan değerler 50mm den küçük olan lenslere geniş açılı lensler denirken, 50mm den büyük olan lenslere de tele lensler denilmektedir.

Şekil 4. Nikon 35mm / Sabit Objektif

(8)

Meraklısına:

Bir objektifin odak uzunluğunu belirlerken, objektifin takılı olduğu fotoğraf makinesinin kullandığı film formatının belirleyici olduğunu bilmemiz gerekir. Örneğin günümüzde en yaygın kullanılan fotoğraf makineleri 35mm.lik, yani boyu 24mm eni 35mm olan film kullanılan makinelerdir. Bu filmlerin çapraz uzunlukları 43mm dır. Normal odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğuna eşit olan objektiftir. Eğer 35 mm formatında film kullanan 35mm.lik bir fotoğraf makinemiz varsa, normal odak uzunluluğumuz 43mm.dır. 35 mm formatında normal odak uzunluğu 43 - 50 mm.dir . Kısa odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğundan kısa olan objektiftir. Yani 35 mm formatındaki bir makinenin kısa odaklı objektifleri 35mm, 28mm, 24mm vb.dir. (çapraz uzunluk 43mm) Uzun odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğundan uzun olan objektiftir. Yani 35mm formatındaki bir makinenin uzun odaklı objektifleri 85 mm, 105 mm, 200 mm vb.dir (çapraz uzunluk 43mm) Görüş açısı:

Odak uzunluğunun kısa ya da uzun olması görüş açısını belirler. Kısa odak uzunluğuna sahip objektifler geniş görüş açısına sahiptirler ve geniş açı Objektif olarak tanımlanırlar.

Objektifin odak uzaklığı değiştikçe gördüğü net alan farklılaşmakta, konuya uzak yada yakın hissi verilmektedir.

Odak Uzunluklarına Göre Objektif Çeşitleri

Standart Objektifler: 40-50mm odak uzaklığına sahip objektiflerdir.

Geniş Açı Objektifler: 40mm den daha kısa odak uzaklığına sahip objektiflerdir.

Ultra geniş Açı Objektifler: 10-24mm odak uzaklığına sahip objektiflerdir.

Balık Gözü Objektifler: 6-10mm arası odak uzaklığına ve 180 derece görüş açısına sahip objektiflerdir.

Tele Objektifler: 50mm den büyük odak uzaklığına sahip objektiflerdir.

Süper Tele Objektifler: 200mm ve üzeri odak uzaklığına sahip objektiflerdir.

Yukarıdaki ölçüler 35mm film boyutu veya Full Frame sensörler için geçerlidir. APS-C sensörler yada orta format makine sensörleri için değerler değişecektir.

(9)

Yapısal Özelliklerine Göre Objektif Çeşitleri

Sabit Objektifler: Odak uzaklığı değişmeyen 50mm, 85mm, 24mm, 105mm gibi sabit odaklı lenslerdir.

Bu lensler genelde en az cam eleman kullanımına müsait olduğu için daha kaliteli ve keskin görüntü yakalanmasına imkan verirler. Zira objeden gelen ışık ile sensör arasında ne kadar az engel olursa ışık daha az deformasyona uğrayarak sensöre ulaşacağından daha detaylı ve keskin görüntüler alınması mümkün olur.

Şekil 5. 85 mm f:1.8 full frame Şekil 6. Nikon 50 mm f: 1.8 full frame

Zoom Objektifler: Odak uzaklığı arka optik gurubun hareket etmesi sayesinde değişen ve böylece geniş açıdan teleye kadar uzanan görüntü açılarını yakalamayı mümkün kılan lenslerdir. 12-24mm, 24-70mm, 70-200mm gibi lensler zoom lenslere örnek verilebilir.

(10)

Makro Objektifler: Optik yapısı sayesinde görüntüleri 1/1 boyutta yada daha büyük olarak görüntülemeyi sağlayan lenslerdir. Bir çok markanın makro lensleri genelde 1/1 büyütme sağlar.

Makro lensler genelde ‘macro’ ismi belirtilerek diğerlerinden ayrılırlar.

Shif-Tilt Objektifler: Genelde mimari çekimler için kullanılan ve optik kısımların dikey eksende hareket etmesine imkan tanıdığı için perspektif bozulmalarının önüne geçilebilen lenslerdir.

(11)

Tele Objektifler Görüntüyü Yakınlaştırmaz Açıyı Daraltır

Objektiflerin odak uzaklığına göre geniş açı ve tele şeklinde görüntü gösterdiklerini söylemiştik. Bazı zoom lenslerde 2X, 11X gibi yakınlaştırmalardan söz edildiğini

okumuşsunuzdur. Peki o zaman lensler nasıl oluyor da görüntüyü yakınlaştırmıyor ? Bu sorunun cevabını bir örnekle açıklayabiliriz.

Örneğin gözlerimiz dış bükey bir yapıda ve odak noktası çok kısa olduğunda yaklaşık olarak 176 derecelik bir görüş açısına sahiptir. Bir kartonu boru gibi yuvarlayıp kartonun içinden bakınca sanki dürbünden bakıyormuş gibi daha uzaktaki bir nesneyi sanki daha büyükmüş gibi görürüz. İşte geniş açı lensler ile tele lenslerin durumda bu şekildedir. Tele lenslerin daha büyük ve uzun olmasının nedeni de budur. Tıpkı boru gibi ışığın içeride daha fazla yol almasını sağlar ve odak noktasını uzatarak dar bir açı oluşturur.

Bu sayede 8mm objektifte tıpkı gözlerimizin görme alanı gibi 180 derece görüntü

alınabilirken 500mm de ancak 5 derecelik bir açıdan bakılıyormuş gibi daha kısıtlı bir alan görülebilir. Bu kısıtlı alandan gelen görüntü aynı sensöre aynı boyutta düştüğü için uzaktaki bir insanın ancak başı fotoğrafta çıkacaktır ve görüntü yakınlaştırılmış gibi olacaktır.

(12)

Objektif Açı ve mm değerleri

Şekil 7. Objektif Açı ve mm değerleri. ( 50 mm ve 46 derece, normal gözün gördüğü aralıktır.)

2.Netleme Sistemi :

A. Helikoid Sistem: Netlemeyi gerçekleştiren vidalı iki tüpten ibaret bir aparattır. Bir şişe kapağının açılıp kapanırken yukarı-aşağı hareketi gibi merceklerin film düzleminden uzaklaşıp yakınlaşması ile netleme yapılır. Netleme ayarı, manuel (M) yapılabildiği gibi son zamanlarda geliştirilmiş modellerde otomatik olarak da (autofocus-AF) netleme yapılabilir.

B. Körüklü Sistemler: Büyük ve orta boy kameralarda bulunur. Objektif ile film düzlemi arasında bir körük vardır ve objektif yada film düzlemi ileri geri hareket ettirilerek netleme yapılır. Görüntünün kadraj ve netlik kontrolü bir buzlu cam üzerinden izlenebilir.

(13)

3.Diyafram:

Işığın yoğunluğunu kontrol edilebilmesini sağlayan, büyütülebilen yada küçültülebilen bir delikten ibarettir. Üç fonksiyonu vardır.

1. Işığın yoğunluğunu kontrol etmek. 2. Net alan derinliğini kontrol etmek. 3. Görüntünün merkezi ile kenarları arasındaki ışık farklılığını eşitlemesidir. Aksi taktirde fotoğrafların orta kısmı çok açık kenarları ise çok koyu çıkar.

Diyafram göz bebeği gibi çalışır. Yani fazla ışıklı ortamda göz bebeklerimizin kısılması, az ışığın yetersiz olduğu zamanlarda göz bebeklerimizin açılması gibi.

Diyafram objektiflerin üzerinde bulunan diyafram halkası(diyafram bileziği) vasıtası ile veya fotoğraf makinelerinin menülerinden ayarlanır ve diyafram açıklıkları değerleri “ f ” ile gösterilirler.

Standart diyafram açıklıkları değerleri aşağıdaki gibidir:

f:1.2 – f1.4 – f1.8 – f2 – f2.8 – f4 – f5.6 – f8 – f11 – f16 – f22 – f32

4.Obtüratör ( estantane ):

Işığın film üzerine düşme süresini belirleyen mekanik bir sistemdir. Bu süreler çoğunlukla saniyelerin birimleri kadardır. Örneğin 1/1, 1/2, 1/4, 1/8, 1/15, 1/30, 1/60, 1/125, 1/250, 1/500, 1/1000 gibi.

İki fonksiyonu vardır. 1 . Işığın miktarını saptamak 2. Hareketi saptamak

Diyaframın ve obtüratörün (estantane) birlikte kullanılması ile ışığın yoğunluğu, süresi, hareket ve alan derinliği kontrol edilir.

(14)

5. Vizör: Objektifin görüş açısı ve yönünü göz ile takip etmeye yarayan optik bir düzenektir.

Başka bir deyişle kamera, fotoğraf makinasında ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç.

6. Sensör ( Algılayıcı ): Bildiğiniz üzere eski analog fotoğraf makinelerinde üzerinde kimyasallar bulunan film kullanılmaktaydı. Görüntü bu filmin üzerine düşmekteydi. Bizde bunu banyo ettirip fotoğraflarımıza ulaşmaktaydık. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle birlikte 1900’ü yılların sonlarına doğru Işığı duyarlı sayısal hücrelerin bulunmasıyla birlikte görüntü bu ışığa duyarlı sayısal hücrelerin üzerine düşerek sayısal ortama yani bilgisayarlara yani dijital ortama kayıt edilmeye başlandı. İşte bu teknolojik ilerlemeyle birlikte Analog Fotoğraf makinelerinin yerini Dijital Fotoğraf makineleri aldı diyebiliriz.

Burada filmlerin yerine geçen Işığa duyarlı bu sayısal hücrelere Optik Algılayıcı, Sensör adını vermekteyiz.

Yani günlük kullanımda ışığa duyarlı sayısal hücre demek yerine, algılayıcı yada sensör deyimini kullanmaktayız.

Peki bu optik algılayıcının görevi tam olarak nedir?

Tamam filmim görevini görüyor ama esas olarak yaptığı; optik görüntüyü pixel olarak analog elektronik sinyallere çevirmektir diyebiliriz.

(Megapiksel kavramı da işte buradan geliyor.) . Sensör(algılayıcı), bir ağacın fotoğrafını çekiyorsak bu ağacın görüntüsünü elektronik sinyallere çeviriyor. Gözle aynı mantık çerçevesinde çalışıyor diyebiliriz. Bildiğiniz üzere görme işlevinde de görüntü beyne gönderilirken elektrik sinyallerine çevriliyor. Beyinde yorumlanan bu sinyaller görüntü haline dönüştürülüyor. Gözümüz bizler için ne kadar değerliyse fotoğraf makinesindeki sensör de o derece değerli. Bu algılayıcıların boyutları da bizler için oldukça önem arz etmektedir.

Detay bilgi:

Fotoğraf makinesi sensörü yani algılayıcısı üzerinde ışığa duyarlı hücreler yani fotodiyotlardan oluşmaktadır. Bu fotodiyotlar ışığı emerek ışık fotonlarını elektrik

sinyallerine dönüştürmektedirler. Bir sensör üzerine ne kadar çok fotodiyot koyarsak çözünürlük yani megapiksel o oranda artar. Yani 16mp demek , 16milyon fotodiyot demek diyebiliriz. Yani mp ne kadar yüksek olursa fotodiyot miktarıda o derece yüksek oluyor ve çözünürlük ve fotoğraflardaki ayrıntılar o oranda artıyor. Ancak yukarda dediğimiz olayda sensörün boyutu burada devreye giriyor. Eğer sensörümüzün boyutu küçükse, küçük olan bu sensör üzerinde megapikseli yani fotodiyotları artırırsak, fotodiyotların boyutları küçülüyor ve daha az ışık emer hale geliyorlar. İşte herşey burada ortaya çıkıyor.

Şöyle örnekleyebiliriz. Diyelimki cep telefonunuz 24mp fotoğraf çekiyor. Arkadaşınızın da dijital makinası 16mp olsun. İlk bakışta cep telefonunun mega pikseli daha yüksek gibi görünse de 16mp’lik fotoğraf makinası daha kaliteli daha net fotoğraf çekmektedir. Çünkü 16mp’lik makinanın sensörü cep telefonundan daha büyüktür. Böylece ışığa daha duyarlıdır.

Gece cep telefonuyla ve kompakt makinayla çektiğiniz fotoğraf flaş yoksa o nedenle karanlık hatta çamur gibi görünmektedir. Kısacası sensörün boyutu çok önemlidir diyebiliriz.

(15)

Sensörün boyutlarına göre DSLR makinalar full frame, crop sensör diye ikiye ayrılır. Full frame ışığa daha hassas ve fottoğraf kadrajı olarak daha büyük görüntüyü yansıtır. Bunu bir örnek görüntü ile açıklayalım.

Fotoğrafta gördüğünüz gibi sensör boyutu büyüdükçe fotoğraftaki görüntü de büyümektedir.

Croplu fotoğraf makinaları full frame olanlara göre daha ucuzdur. Başlangıç seviyesinde pratik yapmak için ideal olabilir ancak zamanla yetmemeye başlar, özellikle gece

çekimlerinde flash olmadan net ve kaliteli görüntü yakalamanız imkanızlaşır. Işık duyarlılığını arttırarak ( ISO ) çekim yapabilirsiniz ancak oldukça grenli yani üzeri kumlu bir görüntü elde edersiniz.

İki sensör arasında 1,5 kat fark vardır. Örneğin elinizde 35mm f:1.8 bir lens var. Full frame sensörlü makinada 35mm olarak kullanırken, croplu sensör onu 1,5 çarparak 50mm gibi kullanır.

ISO: Sensörün ışığa duyarlılığı. Sensör ne kadar büyükse ışığa duyarlılığı fazladır. Bu demek oluryor ki gece çekimlerinde az grenli ve/veya grensiz kaliteli fotoğraflar çekebiliriz.

7.Görüntü İşlemcisi:

Görüntü işlemcisi algılayıcı ( sensör ) üzerine düşen ve elektrik sinyallerine çevrilen

görüntüyü işleyen birimdir. Fotoğraf makimizin beynide bu görüntü işlemcisidir. Bu işlemci analog elektrik sinyallerini işleyip görüntü olarak (jpeg vb) elektronik ortama yani hafıza kartımıza kaydetmektedir.

(16)

Dipnot:

Özellikle algılayıcıya düşen ışığın elektrik sinyallerine çevrilmesinden sonra görüntü bu

işlemciye aktarılmaktadır. Bu görüntü işlemcinin önemi ise şurada ortaya çıkmaktadır. Yüksek megapiksel çekilen fotoğraflar örneğin 24mp çekilen bir fotoğrafın dosya boyutu yaklaşık 12 mb üzerindedir. 12mb olan bu görüntüyü işlemek içinde elbette ki görüntü işlemcisinin o derece iyi olması gerekir. Ayrıca diyelim ki fotoğraf makinemiz saniyede 6 kare çekebiliyor.

1/4000 bin hızında çekim yapan bir makine neden saniyede 6 kare çekebilir ? Çünkü görüntü işlemcisi 1 saniyede 12mp olan 6 görüntüyü ancak işleyebiliyor. Eğer işlemcimiz saniyede 10 kare işleyebilseydi çekim hızımızda saniyede 10 kare olacaktı. Mb düştükçe yani fotoğraf kalitesini RAW’dan fine- large- low gibi değerlere alırsak çekim hızımız artacaktır. İşte bu yüzden fotoğraf makinelerinde yer alan görüntü işlemcisi oldukça önemlidir. Tek bir fotoğraf çekerken bu sorun oluşturmasa da özellikle sürekli çekimlerde ve video çekimlerinde bu hız oldukça önemlidir. Bu hıza FPS adı verilir. Diyeceksiniz ki cep telefonlarındaki FPS hızı full hd de 60 fps. Unutmayalım ki videolarda çekilen her karenin çözünürlüğü çok düşüktür ve Videolar için geçerlidir.

Elbette çekim hızımız ( fps ) sadece görüntü işlemciye bağlı değildir, hafıza kartının yazma hızına,

enstantane hızına,

işlemcinin algılayıcıdan veri okuma hızına, Işık miktarına,

af hızına ve

çözünürlüğe de bağlıdır.

Özetle bunları birer cümleyle açıklayalım. Hafıza kartının yazma hızı iyi olmaması görüntüyü işleyen işlemci hafıza kartına hızlı yazamayacak ve beklemeye neden olacağı için hafıza kartımızın yazma hızının iyi olması gerekir.

Referanslar

Benzer Belgeler

o Sivri uçlu iğne: Sivri uçlu iğne kalın dipçikli ve gözün altında ince sivri bir uç. oluşuncaya kadar gittikçe daralan

1.10.. a) Nominal çapı Ø60 mm olan bir delik için H5 ve M8 toleranslarını belirleyiniz ve boyut üzerinde gösteriniz (10p). b) Nominal çapı Ø50 mm olan H7/t6 geçmesi

c- Kamayı sökmek için gerekli kuvveti belirleyerek, elde edilen sonuca göre bağlantının otoblokajlı olup olmadığını belirleyiniz.. 2 SORU 4

Klasik ve bilgisayar kontrollü talaşlı imalat tezgâhlarını çalıştırıp sayısal kod üreterek kullanabilen, makine parçalarını işleyebilen, bu makinelerin her türlü

31.1. Tekliflerin değerlendirilmesinde, öncelikle belgeleri eksik olduğu veya teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olmadığı ilk oturumda tespit edilen

O hâlde İstenilen nitelikte fotoğraf çekebilmeniz için, fotoğraf makinelerinin özelliklerine göre ASA/ISO, diyafram, enstantane, netlik, dijital menü ayarı konularında size

DENEY 1: Pompa basma yüksekliği (Hm) ile debi (Q) arasındaki ilişkinin belirlenmesi Bu deneyde pompa tarafından sağlanan toplam basma yüksekliği değeri

MALZEME BİLİMİ ve MÜHENDİSLİĞİ 1031210322 AYŞE GÜL SAKARYA. MALZEME BİLİMİ ve MÜHENDİSLİĞİ 1031210354