• Sonuç bulunamadı

ARKİTEKT MİMARLIK, ŞEHİRCİLİK VE BELEDİYECİLİK DERGİSİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "ARKİTEKT MİMARLIK, ŞEHİRCİLİK VE BELEDİYECİLİK DERGİSİ"

Copied!
46
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ARKİTEKT

M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K V E B E L E D İ Y E C İ L İ K D E R G İ S İ

N . . 294

1 — 1959

XXVII i n c i Y ı 1. 1 9 5 9 İ s t a n b u l . F i a t ı 8 0

(2)

H. RÜTTiMANN

Dipl. İnş. Mühendisi

İNŞAAT M A L Z E M E TİCARETHANESİ

İstanbul - Galata - Bankalar Caddesi Ünvon Han Kat: 3 No. 27 Telgraf adresi: «SİKA» İstanb-ıl -Telefon : 44 39 28. Posta kutusu 119 Galata

HER NEVİ İNŞAAT TECRİT VE MUHAFAZA MALZEMESİ

Her nevi mühendislik ve nafia inşaatı izolâsyonu, bodrum., taraça, çatı, cephe ve duvar rutubetleri tecridi. - Kimyevî tahallülere karşı muhafaza. - Emaye vernik boyaları. - Bitümlü emülsiyonlar. - Hususî yapıştırma maddelerile çatı kartonları. - Alüminyum boyaları. - Ahşap muhafaza vesaiti. - Hususî

taban döşemeleri, ilâh. -

SIKA - SİKAPLAST - İGOL - İGAS - SAURIERPASTA - DUROMIT - SIEGLE ÇİMENTO BOYALARI - FRIKO VERNİK BOYALARI -

HONSALIN - HIYALIT - AVITTA - ODAN -

İş hakkında teknik ve ihtisas danışmaları için para alınmaz.

Satın alırken Bizim orijinal hakikî mallarımızı isteyiniz ve etiketimize dikkat ediniz!

SENKINGV/ERK

— Büyük modern çamaşır yıkama makinaları ve tesisatı

— Büyük modern mutfak cihazları ve tesisatı

— Bisküi, pasta ve ekmek fırınları tesisatı

A L E X A N D E R W E R K

— Et kıyma, patates soyma, püre, sebze doğrama, çalkalama, öğütme, bileme, narenciye sıkma, dondurma yapma, hamur, ekmek kesme makinaları.

M E I K O

— Modern otomatik bulaşık yıkama makinaları

RUD. A. H Â R T M A N N A.G., Berlin-Rudow

— En modern yıldırım otoklavlar, sterilisatSrler, hertürlü ameliyathane malzemesi, seyyar ve sabit etüvler, kraşuvar ve oturak yıkama ve de- zenfekte cihazları.

J U M I

— Kuru temizleme makinaları ve tesisatı H O F F M A N

— Kuru temizleme ve pres ütüleri.

— Klimatizasyon cihazları ve tesisatı

Umumî Vekili: HALİT RÜŞTÜ ELMALI.

Galata, Ada Han No. 17 Tel: 44 03 03 Telgr.: Engin

(3)

A R K İ T E K T

M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K v e B E L E D İ Y E C İ L İ K D E R G İ S İ

S E R İ : VI

C İ L T : 27

1 9 5 9

Nurgök Matbaası İSTANBUL

(4)

L ' A R C H I T E C T E : T H E A R C H I T E C T

P E R I O D I Q U E D ' A R C H I T E C T U R E P E R I O D I C A L P U B U C A T I O N O N A R C H I T E C T U R E , D ' U R B A N I S M E e t d e D E C O R A T I O N T O W N P L A N N I N G A N D D E C O R A T I O N

1 — 1959 No. 294 İ Ç İ N D E K İ L E R :

• Gece kondulann yıktırılması münasebetiyle Y. Mimar Zeki Sayâr 3 • Bir- kan Apartmanları (Bebek) Y. Mimar H. Baysal - M. Birsel 5 • Lambert Ban- kası Projesi (Bruxelles) Mimarları: Skidmore, Ownings, Merill 11 • Başka Memleketlerde Mimarî 16- • Samsun Kolleji Proje Müsabakası 18 • Kemer Barajı İnşaatı 25 • U. İ. A. Şehircilik Komisyonunun İstanbul'daki toplantısı münasebetiyle Dr. Y. Mimar T. Cansever 30 • Okul Binalarında Yeni tema- yüller Prof. Hans Volkart, Konferansı tercüme eden : Doç. Y. Müh. Mimar N. Çakıroğlu 33 • İktibaslar 35 • Bibliografya 37 • Piyasa fiyat cetveli 40.

C O N T E N T S :

• The demolishment of the istanbul slums Arch. Zeki Sayâr 3 • The «Bir- kan» flats at Bebek (istanbul) Arch. H. Baysal - M. Birsel 5 • The Lambert Bank Project (Brussels) Arch. Skidmore, Ownings, Merill 11 • Architecture in other countries 16 • The competition for the Samsun College project 18 • Buil- ding of the Kemer Dam 25 • The meeting at istanbul of the U. İ. A. town- planning commission Dr. Arch. T. Cansever 30 • New tendencies in school buildings Prof. Hans Volkart, Translated by arch. N. Çakıroğlu 33 • Revıews 35 • Bibliography 37 • Market Prices 40.

S O M M A I R E :

• A propos de la demolition des taudis a istanbul Arch. Zeki Sayâr 3 • İm- meuble de rapport â Bebek (Bosphore - istanbul) Arch. H. Baysal - M. Birsel 5

• Le projet de la banque Lambert â Bruxelles Arch. Skidmore, Ownings, Me- rill 11 • L'architecture â l'etranger 16 • Concours pour l'etablissement d'un projet relatif a un college â Samsun 18 • Construction du barrage Kemer â izmir 25 • A propos de la reunion du comite d'urbanisme de la U. İ. A. â is- tanbul Dr. Arch. T. Cansever 30 • Conference sur les tendances nouvelles pour bâtiments scolaires Prof. Hans Volkart Traduit par l'arch. N. Çakıroğlu 33

• Nouvelles 35 • Bibliographie 37 • Liste de prix des materiaux de cons- truction 40.

1 — 1959 No. 294

1 _ 1959 No. 294

(5)

f ; M M v M i m a r N O Y A J S tLVW*

M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K V E B E L E D İ Y E C İ L İ K D E R G İ S İ

Revue t r i m e s t r i e l e D . a r c h ı t e c t u r e - ^ f e Quarterly p u b l i c a t i o n on A r c h i t e c - ^ f e D r e i m o n a t s z e i t s c h r i f t fttr D'urbanısme et des a r t s d ö c o r a t i f s ^ ^ ture city p l a n n i n g and d e c o r a t i o n ^ ^ b a u k u n s t . s t a e d t e b a u und dekoration

İ M T İ Y A Z S A H İ B İ V E B A Ş Y A Z A R I : Z E K Î S A Y A R . U. N E Ş R İ Y A T M Ü D Ü R Ü A B İ D İ N M O R T A Ş A D R E S : A R K İ T E K T A N A D O L U H A N N o . 33 E M İ N Ö N Ü . İ S T A N B U L T E L E F O N : 2 2 1 3 0 7

ARKİTEKT

K U R U L U Ş U : 1931 Cild : 27 No. 294

A b o n e ş a r t l a r ı :

Yıllığı 25.— T.L.

Altı aylığı 15.— T.L.

Bu sayı 8.— T.L.

Yabancı memleketler için: 30.— T.L.

ARKİTEKT'in KOLLEKSIYONLARI:

1931 — 1935 beher cildi 25.— T.L.

1936— 1940 » » 25.— T.L.

1941 — 1 9 4 5 » » 25.— T.L.

1946— 1958 » » 2 5 . — T . L . İlân tarifemiz talep üzerine gönderilir.

Yazı; f o t o ; r e s i m ve abone b e d e l l e r i ARKİTEKT'in adresine posta ile gönderil- melidir. Basılmıyan yazılar iade edilir.

Adreslerini değiştiren abonelerin en geç iki ay içinde idarehanemizi haberdar etme- leri lâzımdır. Aksi takdirde kaybolan der- gilerden Müdürlüğümüz mes'uliyet kabul

etmez.

Pour tout payement et demande des ren- seignements; ainsi que pour tout envoi des documents, tels que photos, articles, annon- ces bibliographie â inserer, s'adresser â la

Direction.

Adresse: A R K İ T E K T No. 33 Anadolu Han, Eminönü

İstanbul l u r q u i e

Ankara Mümessili Y. Mimar.

Muzaffer VANLI

BAŞ YAZl

GECE KONDULARIN YIKDIRILMASI M Ü N A S E B E T İ Y L E !

ZEKİ SAYAR

İstanbul Belediyesi, hususî bir kanuna istinaden son zamanlarda yapılan 6000 ge- cekondunun yıktırılmasına karar vermiş ve tatbikine başlamıştır. Ancak birkaç yüz gecekondu yıkıldıktan sonra bu sefalet ma- hallelerinde oturan vatandaşların feryadı, yıkma işine fasıla verdirmiştir.

Belediyenin, barakaları yıktırılan halka tek yardımı ise, yer göstermekten ibaret kalmaktadır. Turistik Sarayburnu - Florya sahil yolu üzerinde kulübeleri yıktırılan ailelere, Belediye, Beykoz'da 50 şer! metre kare yer göstermiş, burada yeniden gece- ikondu! yapmalarına izin vererek, güya ıztı- rabm önüne geçmiş, öte yandan, yeni bir sefalet mahallesinin doğmasına meydan ver- miştir.

İstanbul'da en basit hesapla 70.000- 80.000 gecekondu bulunduğu malûmdur.

Bu miktar her geçen gün artmaktadır. Son zamanlarda Şişli ile Kâğıthane köyü ara- sındaki saha yeni gecekondularla dolmuştur.

Buraları gezen bir Alman meslekdaş, fotoğ- raf çekmeğe hazırlanırken, birdenbire dur-

muş, Türk arkadaşına — Hayır bu sefa- letin fotoğrafını çekemiyeceğim, demiştir!

Belediyemizin, bu sefalet topluluklarını kaldırarak buralardaki halkı en basit ölçü- lerle medenî bir şekilde iskân edebilecek imkânları yoktur. Bu itibarla bu dâvanın bir hükümet işi olduğu muhakkaktır. Belediye- nin bu ölçüsüz artışı bir dereceye kadar frenlemesi acaba kabil değil midir? Her büyük şehre olduğu gibi, İstanbul'a da akın vardır. Ancak, Belediye Reisimizin şehri- mize gelenlerin tahdit edilemiyeceğini söyle- mesine rağmen, İstanbul'da devamlı ikame- tin bazı şartlara tâbi tutulması ve kontrol edilmesi kabildir.

Şehre gelenlerden devamlı işi olup ol- madığı, bilhassa oturacak ev tenıin edip et- mediği araştırılacağı gibi, Ankara Belediye- sinin yeni aldığı karar gereğince gecekondu yapılmasına kat'î olarak mâni olunmak gibi çareler akla gelebilir. Tarihte de, İstanbul'a gelenlerden geçinme imkânları, kefalet gibi şartlar arandığı malûmdur."

(Devamı 29 uncu sahifede)

(6)
(7)

B İ R K A N A P A R T M A N L A R I (BEBEK)

Mimarları : Y. Mimar Halûk BAYSAL — Melih BİRSEL

Mahalli: Bebek, inşaat senesi: 1955, Proje ve kontrol mimarları: Halûk Baysal - Melih Birsel, Statik ve betonarme hesapları:

Orhan Günsoy, Müteahhit: Rad İnşaat Mü- essesesi, Teshin - sıhhî tesisat: Şadi Yazgan, Elektrik: Astel, Demir doğrama: Profilo, Ah- şap doğrama: Fethi Yıldıran.

Arnavutköy - Bebek sahil yolu üzerinde Kortel korusunda iki blok halinde inşa edil- miştir. Projede mevcut H. Kortel'e ait üçün- cü blok tatbik edilmemiştir.

Topografya - Yerleştirme :

Sahil yolu ile korıı yolu arsayı, arala- rında 27.40 m. kot farkı olan iki ayrı sevi- yeden hudutlandırmaktadır. Bu şekilde A blokuna koru yolundan B blokuna sahil yo- lundan müstakil giriş vermek m ü m k ü n ol- muştur. + 14.50 kotunda mevcut köprü iki bloku irtibatlandırmaktadır. Her iki blokta mevcut 9 daire, böylelikle manzaraya hâkim şekilde yerleştirilmiştir. ,

Plân tertibi:

Dairelerde mevcut 3 ayrı fonksiyon ta- mamen müstakil olarak halledilmiş, apart- man: servisler, kabul salonları ve yatak oda- ları ile banyolar oknak üzere müstakil ola- rak yaşayan, aralarında direkt irtibatlı 3 ayrı bölüm halinde yapılmıştır.

Servis kısmında: Bir ofis etrafında ter- t tiplenen m u t f a k ve teras, ütü odası, hiz- metçi odası ve W.C. si mevcuttur.

Kabul kısmı: Bir tek hacım şeklinde

(8)

yemek odası, müzik köşesi ve kabul salonu halledilmiş ve giriş holüne lüzumlu vestiyer ve tuvalet mahalli konmuştur.

Yatak odaları kısmında esas yatak oda- sına giyinme ve banyo verilmiş, diğer iki ya- tak odasına müstakil bir banyo konmuştur.

(A blokunda duş ve tuvalet) yatak odaları kısmından hole bir tek kapıdan irtibat ve- rilmiştir.

İnşaat sistemi:

Betonarme karkas, döşemeler beton blok ve yastık kirişler şeklinde inşa edildi-

ğinden tavanlar tamamen düz olarak kalıp- tan çıkmıştır. Temiz tavan irtifaı 2.70 m . dir.

Zemin çok sağlam bir kesme olması itibariyle temellerde münferit sömel tatbik edilmiştir. A blokunda cephe kolonları sö- mellerinde, mevcut büyük seviye farkları se-

(9)

A,

1 — Apartman girişi 2 — Otopark 3 — Daire 'girişi 4 — Servis girişi 5 — H o l 6 — Salon 7 — Teras 8 — Müzik köşesi 9 — Yemek 10 — Ütü odası

11 — Hizmetçi yatak odası 12 — W.C. - Lavabo 13 — Servis balkonu 14 — Mutfak 15 — Ofis 16 — Yatak odası 17 — Banyo 18 — Gardrop

19 — W.C. - Lavabo - Duş 20 — kömür deposu 21 — Kazan dairesi 22 — Çöp çıkışı 23 — / Amerikan bar 24 Montpla 25 — Şömine 26 — Dükkân 27 — Kapıcı

28 — Çamaşırlık A apartmanı plân ve kesitleri

(10)
(11)

B apartmanı plânı

A. apartmanı yan cepheleri

(12)

bebiyle, tulânî ve arzanî, kurşun mafsallı bağLantı kirişleri vasıtasiyle, lüzumlu rijidite temin edilmiştir.

Boğaz cephesini tamamen serbest bırak- mak düşüncesiyle cephe kolonları 1.85 içeri çekilerek, demir hususî profili, doğrama ka- saları, tavan ile döşeme arasında bütün cep- he boyunca yerleştirilmiştir.

Doğrama 1.32 m. modüllü olarak imâl edilmiş, dolu kısımlar haricen dalgalı saç, dahilen tecrit levhalı olarak yapılmış, ara- sında lüzumlu hava boşluğu bırakılmıştır.

Doğramalar ufkî sürmeli olarak açılıp, te- mizlik maksadiyle büyük cam satıhları aynı zamanda şakulî mihverli olarak yapılmıştır.

Her odada tabiî vantilâsyon için ayrı bir pencere mevcuttur.

Cepheler sun'î taş silme sıva olarak tat- bik edilmiştir. Yağlıboyalı tavan ve duvar satıhları dahilen alçı sıva yapılmıştır.

Bütün tesisat bacalar içinde halledil- miştir. Her iki blokta servis balkonundan çalışan bir çöp bacası mevcuttur.

A = + 18.48 m. Nivosu plânı A0 = + 2 1 . 5 0 m. Nivosu plânı A , = + 24.62 m. |

+ 27.74 m. - Nivoları plânı + 30.86 m . )

A = + 34.28 m . Nivosu plânı A . = Merdivenden kesit Ar = Kuzey doğu cephesi

A_ = Kuzey batı cephesi Ag = Güney batı cephesi An = Güney doğu cephesi Bt = + 1.80 m. Nivosu plânı B„ = + 4.92 m. |

+ 8.04 m . i Nivoları planı + 11.16 m. j

+ 14.28 m. j

B^ = + 17.70 m. Nivosu plânı Bı = Merdivenden kesit Bf = Güney doğu cephesi Bf = Kuzey doğu cephesi B. = Güney batı cephesi Bs = Kuzey batı cephesi

(13)

L A M B E R T B A N K A S I P R O J E S İ (Bruxelles)

M i m a r l a r ı : Skidmore; Ovvnings and Merrill.

P r o g r a m :

Bankacılıkla iştigal edecek hususî te- şebbüs olan Banque Lambert'in merkez bü- rolarını ve bu müesseseye bağlı diğer teş- kilâtı aynı çatı altında toplıyacak ve aynı zamanda Lambert ailesine de ikametgâh ola- r a k inşası tasarlanan bu bina banka mua- melelerini ifa için geniş, uygun salonları ve müşteriler kasa dairelerini ihtiva edecektir.

Bunlara ilâveten memurlara kolaylık temin edecek hususlar, meselâ yemek salon- ları, istirahat salonları sıhhî servis salon- ları ilâvesi de düşünülmüştür.

Brüksel şehrinin trafik vaziyeti de göz önüne alınarak otoparklar için veyahut ze- min katta garaj için yerler ayrılmıştır.

Mevkii:

Bina Avenue Marnix'in önünde bulu- nan bütün bir sahaya yayılmış olacak ve King Leopold H'nin heykeli bulunan Place du Trone'a mütenazır bulunacaktır. İnşası mutasavver işbu bina, Palais Royale ile çev- resinde bulunan âbidelere ve bulvar üze- rinde sıralanmış yükseklikleri altı veya yedi katı geçmiyen diğer binalara uygun tarzda olacaktır.

Tersim - P l â n l a m a :

Toprak üstünde bulunan asıl bina üç ana fonksiyon için üç kısma taksim edilmiş- tir. Camla çevrilmiş zemin kat giriş salon- larını banka kısımlarını ihtiva etmekte, ti- pik şekilde tanzim edilen yedi katta, muhte-

lif banka dairelerini, hususî ofisleri ve bir de Lambert ailesinin ikametgâh olarak kul- lanacağı sahaları havidir.

Bina yükseltilmiş travertine - faced po- dium üzerine istinat ettirilmiş olup cilâlı si- yah granit taşla çevrilmiş sığ bir havuza da sahiptir.

Zemin katın ve bina cephesinden içeri çekilerek yerleştirilmiş kolonlar bu katta göz önüne şeffaf bir saha sermekte ve bina- nın monumental varlığı hakkında iyi bir fikir vermektedir. Zemin kat seviyesinin al- tındaki iki bodrum bankanın kasa dairelerini memurlara ait yerleri, bina bakım kısımla- rını ve 120 otomobil istiap edecek oto par- kını ihtiva etmektedir.

(14)

)

Ü S İ

Cephe ve şehircilik durumu

(15)
(16)

Kat plânları

(17)

G a r a j a giriş veya sair nakliyat Rue du Trone'a bakan asıl binanın şark cephesin- de inşa edilecek tek katlı bina vasıtasiyle temin edilecektir.

Bu servis binası ile havuz arasındaki kısımdan; ikametgâh sakinlerine mahsus hu- susî otomobillerin geçmesi ve toprak üstün- de bulunan Banka servislerini havi asıl ana kata çıkmak için yapılan asansörler bulun- maktadır.

Binanın işgal edeceği saha, buralarda bulunacak çalışma bürolarının azamî ran- dımanla işliyebilmesini temin edecek geniş ve r a h a t olmaları gayesiyle ve en son me- todlara göre hesaplanmıştır. Binanın ışık tesisatı, akustik tavan fayansları arasına yer- leştirilmiştir. Müteharrik bölmelerin kulla- nılması iktiza ettiği ahvalde bu ışık tesisa- tının değiştirilmesi bu şekilde önlenmiştir.

Umumiyetle, hususî bürolarla sekreterlere ait kısımlar binanın iki uzun kısmında ke- narlarda yer alacaktır. Daha geniş kısımlar ki, bunlar nihayetlerde olacak ve sık sık bölmelerle ayrılmıya lüzum olmıyacak sa- haları teşkil edecektir.

Koridor duvarı ile pencere duvarı ara- sındaki hacım, müşteri arzularına cevap ve-

recek büro ve servislerin işgal edeceği sa- haya göre hesaplanmıştır. Binanın genişliği 28.50 ve uzunluğu 70.50 metredir. Bu be- her zemin için 2010 metre murabbaı yer tevlid eder. U m u m î saha 29,680 metre mu- rabbaı dır.

Structure - Y a p ı :

Amerika'daki binalarda umumiyetle çe- lik kullanılmasına rağmen bu meta Belçika- da pahalı olması hasebiyle reinforse beton çerçevenin tatbiki d a h a uygun görülmüştür.

Mimarlar çelik esasına uygun olarak inşa edilen binalarda metal ve cam cephenin da- ha iyi intibak ettiği ve fakat betonarme in- şaatta bu kadar hassas olmadığını ifade et- mişlerdir. Bundan başka taş ve tuğla yüzlü binaları havi Brüksel şehrinde bu tarz inşaat yeknasaklığı bozacağı mülâhaza edilmiştir.

Bu husus nazarı dikkate alınarak, müşavir mimar Paul Weidlinger'in yardımı ile mi- marlar, evvelden hazırlanmış renforse edil- miş beton ünitler hazırlıyarak bunları 1,50 metrelik modular aralıklarla her tipik ze- minin etrafına yerleştirilecektir. Bu küçük kolonların yüklerini binanın çevre döşeme- sine naklederler. Dahildeki kolonlar ise du- var hizasında sıralanmışlardır.

Kolonlar eğilme noktalarının haline gö- re imal edilecektir. Meselâ eğilmeye maıruz kısımlarda büyük eğilme noktaları az kısım- larda daha küçük kolonlar kullanılacaktır.

Bahis mevzuu kolonlar evvelce hazırla- nıp dikilmek üzere inşa mahalline getirile- ceğine göre, inşaat kalitesi ile kontrolü mümkündür. İmalât, yüksek takate ve yük- sek beton kesafete «Schock - Beton» tabir edilen ameliyeye göre yapılacaktır. Muhtevi bulunduğu maddeler kuartz, granit ve mer- mer parçalarıdır. Beton halite kalıplardan çıkarıldıktan sonra acitle baskılanmak veya- hut cilâ safahatına tâbi tutularak istenilen kalite elde edilir.

Evvelden hazırlanan mevzuubahis in- şaat üniteleri zemin katın tavanında nihayet bulmaktadır. Bu noktada, derin beton levha (ki destek vazifesi görür) çevrenin yükünü 4,50 metre aralıkla ve bina cephesinin ge- risinde olan kolonlara nakleder. İkamet için yapılacak sundurmanın çatı inşaatı dahil- deki kolonlara istinat etmektedir.

Mekanikal:

Zemin bankacılık kısmı, bodrumlar ve ikametgâh olarak kullanılacak sundurma tamamen havalandırma tesisatlarını havidir.

(18)

B A Ş K A M E M L E K E T L E R D E M İ M A R Î

PAKİSTAN :

«L'architecture d'aujourd'hui 1959» dergisinden

KAIDI AZAM MEHMET ALI JINNAH'IN TÜRBESİNİN PROJESİ

M i m a r l a r ı : Raglan Squire ve arkadaşları

Beynelmilel bir müsabakada birinciliği kazanan bu projede, mezar yükseltilmiş bir sathm ortasına konulmuştur. Mozolenin üs- tü üçgen şeklinde altı taşıyıcı mesnede otu- ran paraboloit iperbolik şeklindedir.

Projede modern anlamda Hind tesiri araştırılmıştır. Evvelâ, Kaidi Âzam'ın kab- rinin projesinin tanzimi eski Vakıflar baş- mimarı Vasfi Egeli'ye sipariş edilmiş, ken- disi Türk mimarî üslûbunda bir avan proje hazırlamıştı. Sonradan, Mimar Vasfi'nin projesinin tatbikinden vazgeçilerek beynel- milel bir müsabaka açılmış, birinciliği bu proje kazanmıştır.

Kaidi Âzam M. A L İ C İ N N A H ' ı n Türbesi

(19)

AVUSTRALYA

« S Y D N E Y » M İ L L Î O P E R A

Mimarı : JORN U T Z O N

Maketin muhtelif görünüşleri

Beynelmilel bir proje müsabakasında birinciliği kazanan bu proje, Danimarkalı mimar Jorn U T Z O N ' u n eseridir. Avustral- ya'da Sydney şehri Millî Opera binası ola- rak hazırlanmıştır. Sahilde, limana nâzır bir yarımada üzerinde inşa edilecek olan tiyatro binası, yepyeni bir mimarî anlayışa göre tanzim edilmiş, yan yana iki tiyatro salonunu havidir. Büyük tiyatro 3.000 kişi- lik olacaktır. İnşaat betonarme kabuktur.

Tamamen fonksiyonel bir araştırmanın mahsulü olan bu proje yerine, iklime ve kullanışa uygun bir plâstik formdadır.

Vaziyet plânı Kesit

(20)

S A M S U N K O L L E J İ P R O J E M Ü S A B A K A S I

Birinci mükâfat

Mimarları : Coşkun ERKAL — Ercan EVREN — Gökçetin K A N R A

Birinci Mükâfat Projesi

Kollej, Samsun'da sahile hâkim ve man- zaralı bir tepe üzerinde, takriben 45.000.—

M2 lik bir sahada inşa edilecektir. Arsa- nın üst kısmının düzlüğünde kitleler tertip- lenmiş ve meyilin fazla olduğu alt kısımlar bir açık anfi ile kıymetlendirilerek yeşil saha halinde bırakılmıştır. Kitle tertibinde man- zara ve cihetlendirme esas rolü oynamıştır.

Tesis, 800 yatılı talebenin ihtiyacını karşılayan 20 adet 40 kişilik sınıflar blokıı ile yatakhane, yemekhane, spor salonu ve kütüphane kitlelerinden müteşekkildir. Mi- maride ayrı fonksiyonlu elemanlar kitle ola- rak da ayrılarak talebenin ruhî inkişafının temin edilebileceği düşünülmüştür. Talebe adedinin ileride artabileceği düşünülerek ele- manlarda elâstisite temin edilmiştir.

Polikromi ve plâstik görünümlere ehem- miyet verilerek çocuk psikolojisine yakınlık aranmıştır.

Kapalı ve açık toplantı mahallerinin irtibatları arazi tabiî meyillerine uyularak temin edilmiştir.

Yatakhane blok'unda ıslah edilmiş bir ranza sistemi ile ekonomi sağlanmıştır.

(21)

Vaziyet plânı

(22)

. _ l i • •1 j

::

J M

7

r

M

j

::

J M

7

t " - - ! • • • • • • L . L . L J L L - i k i J / [ J _ |

>

' h u ' . L ı _

Spor salonu, sürme demontabl sahne ile auditorium ihtiyacını da karşılamaktadır. Bu fonksiyon, plânda tek taraflı tribün ve yu- varlak form ile halledilmiştir.

Arsanın konkur donelerine nazaran da- ha meyilli oluşu, müsabaka projesinde umu- mî kompozisyona tesir etmeyen bazı deği- şiklikler yapılmasını icabettirmiştir.

İnşaat malzemesi olarak betonarme ve tuğla dolgu kullanılmıştır. Döşemeler asmo- lendir. Spor salonu 14 cm. kalınlığında ka- buk olarak inşa edilecektir.

(23)

3 üncü mükâfat

Mimarları : Ossp S A R R A F O Ğ L U Maket

— Teoman T A N J U — Güntekin A Y D O Ğ A N

N O T : Bu müsabakanın ikinciliğini kazanan projeyi temin edemediğimizden neş- rolunamadı. Özür dileriz.

Vaziyet plânı

(24)

Yurd girişi, zemin ve okul birinci kat plânı

(25)

L 4 K İ Mi

: - P

İlin, TgŞ.

L 4 K İ Mi

: - P OUU _

M f f , Mi

: - P

- - - - 1 EB : 1

j f S p p J

•• :

:: £3

1

•• :

1

-

1

-

)

1

mn

:: I | |

1

:: ÜBJ.D—s

i

t

1

: :: | =

W

1

:: i p ^ i r "

P I R

M r I

I r I

I m i İ 5 B 3 == ı

r I I

m a m O Ü J l i i f l l i f l i . 1 X 1 . i

-

I l f i f l î ı l î i i f r i r a l i f i f i i l *

~ ^.y1***?* T t

uRm

o H

r =

J *

Normal okul - yurd plânı

Yurd - Sınıf kitleleri kesiti. Spor salonu kesit ve plânları

(26)

r

MEMLEKETIMIZDE INŞAAT FAALIYETI % 27 AZALDı!

Londra'da münteşir Euromarket

«Avrupa Pazarı» meomuasmın Mayıs sayısında, Türkiye'nin iktisadî duru- munu inceleyen ilgi çekici bir yazı yayınlanmıştır. Memleketimizin ihra- cat, ithalât, ziraat, madencilik ve sa- nayi gibi çeşitli yönlerden bugünkü durumunu izah eden bu yazıda, temin edilen son krediler de ele alınmakta ve Türkiye'nin iktisadî yönden istikrarlı bir yola girdiği belirtilmektedir.

Aynı mecmuada, Avrupa memle- ketlerinin iktisadî durumunu gösteren bir de grafik bulunmaktadır. 1958 yı- lının Nisan ayı ile 1959 yılının Nisan ayındaki durumu mukayese eden bu grafiğe göre, Türkiye'de bir sene zar- fında resmî ve hususî her türlü in- şaat, yüzde 27 nisbetinde eksiliş kay- detmiştir.

Yine geçen seneye nazaran Tür- kiye'nin ithalâtı yüzde 31.9, ihracatı yüzde 34.8 eksilmiştir. Altın ve dö- viz ihtiyatlarındaki eksilme nisbeti ise, yüzde 5.6 dır.

J

(27)

K E M E R B A R A J I İ N Ş A A T I

BARAJ P R O J E S İ :

Halen Türkiye'nin en yüksek barajı olan Kemer Barajı, Nazilli'nin 60 km kadar güneyinde, Büyük Menderes'in Akçay kolu üzerinde inşa edilmekte olup bend gövdesi ikmal edilmiştir.

Bend, beton ağırlık tipindedir. Bendin memba taraf yüzü 1/0,183 ve 1/0,05 mey- lindedir. Mansap taraf yüzü, kalıp vazifesini gören prefabrike blokların kullanılmasını kolaylaştırmak için basamak şeklinde teşkil edilmiş olup 1/0,78 meylindedir.

Bend gövdesi, azamî 9 m olan alüvyon tabakası kaldırıldıktan sonra, kısmen şist, kısmen mermer tabakalarından müteşekkil bir temele oturmaktadır.

Bend, temelinde âzamî 55 m derinliğe kadar 4 safhah bir enjeksiyon tatbik edile- rek bir sızdırmazlık perdesi teşkil edilmiştir.

Kütle betonun dozu 139 kg dır. Men- ba ve mansapta bu doz 225 kg dır.

5000 m3/ s n kapasiteli dolu savak, sağ sahildeki boyun noktasında tertip edilmiştir.

İ N Ş A A T I N D U R U M U :

1954 senesinin Haziran ayında başlamış bulunan Kemer Barajının bend gövdesi iş programına uygun olarak bitirilmiştir. Hid-

ro-elektrik santralda montaj işlerine devam edilmektedir.

1 Aralık 1957 de su tutulmaya -başlan- mış ve 1958 yılı Mayıs ayı sonunda b a r a j gölünde 300 milyon metre k ü p su toplan- mıştır.

Mayıs 1958 sonuna kadar 1 475 000 m3

hafriyat, 209 000 m3 imlâ ve 768 000 m3 be- ton işi yapılmıştır.

İ N Ş A A T I N M A L İ Y E T İ :

Kemer Barajı inşaatı 182 865 000 T L . na malolacaktır. Bu bedelin dış tediye mü- rekkebi 73 180 053 TL. karşılığından ibaret- tir.

1. Proje ve müşavirlik

hizmetleri 7.096.000 TL.

2. İdare masrafları 4.913.000 » 3. Baraj inşaatı masrafları 137.005.379 » 4. Daimî teçhizat masrafları 17.411.621 » 5. İstimlâk masrafları 3.936.000 » 6. Kredi faizi 12.503.000 » Yekûn 182.865.000 » Baraj gövdesi hacmi 700 000 m3 tür, Diğer beton işleriyle birlikte baraj inşaatın- da kullanılacak betonun umumî hacmi 776 000 m3 ii bulmaktadır.

Beton için lüzumlu agrega, barajın mansap tarafındaki Akçay yatağından temin edilmektedir. Yataktan alman agrega, önce birinci konkasörden geçirilerek 15 cm den büyük parçalar kırılmaktadır. Bundan sonra iki ünite halinde bulunan agrega tesisleri sa- atte 200 ton malzemeyi yıkayıp eleyerek muhtelif gruplara ayırmaktadır. Tasnif edil- miş agrega, Euclid ve Somua kamyonları ile beton fabrikasına sevkedilmektedir.

Şantiyeye kamyonlarla getirilen çimento beheri 900 tonluk 4 siloda depolanıp bura- dan beton fabrikasına sevkedilmektedir.

Bend gövdesinde betonun pirizinden do- layı hasıl olan hararet tesiriyle çatlamaların önüne geçmek için, beton fabrikasının ya- nında bir buz fabrikası tesis edilmiştir. Be- ton halitasına ilâve edilen buz parçaları va- sıtasiyle en sıcak -mevsimde dahi betonun suhuneti 16°C nin üstüne çıkarılmamıştır;

Agrega, çimento, buz, su ve betona iş- leme kabiliyeti veren Darex maddesi, beton fabrikasında otomatik olarak tartılan ve her biri 3 yardaküplük dört adet betonyerde ka-

rıştırılır, dekovillere bindirilmiş 6 m3 îük beton kovalarına dökülür. Dekoviller beton kovalarını kablolu vinçlerin altına getirir

(28)
(29)
(30)

Barajın vaziyet plânı

kablolu vinçler bu k o v a l a n dekovillerden alarak bend gövdesinde istenilen noktaya in- dirir ve döker.

Bend gövdesinde 1,5 m ltk tabakalar

halinde dökülen beton 10 cm çapında ve 6000 frekanslı vibratörlerle sıkıştırılmakta- dır.

Kalıp vazifesini, yüzleri 1,50x2,00 m

olan prefabrike bloklar görmektedir. Pre- fabrike blok atelyesi, günde 140 adet bu bloklardan imal etmektedir.

Bu şekilde dökülen betonun günlük âza-

(31)

mî miktarı 4882 m3 gibi çok yüksek bir ra- kama erişmiş bulunmaktadır.

BARAJIN F A Y D A L A R I :

Kemer Barajı sulama, taşkından kora- ma ve enerji temini maksatları ile inşa edil- , mektedir.

a) Bu baraj sayesinde Akçay ve Büyük Menderes havzasında 38.000 hektar arazinin sulanması imkân dahiline girecek, kuraklı- ğın ziraî istihsal üzerindeki menfi tesiri gi- derilecektir. 38.000 hektar arazinin sulan- ması ile ziraî mahsulün değer artışı yılda 34.000.000 liraya baliğ olacağı tahmin edil- mektedir.

b) Kemer Barajının inşası ile Akçay vadisinde 3.000 hektar arazinin feyezanlar- dan korunması mümkün olacak, ayrıca Ak- çay Büyük Menderes kavşağının mansabın- daki feyezanların şiddetinin azalması temin edilecektir.

c) Barajın mansabında tesis edilecek ve takati 48.000 Kw olan santralda yılda

143.500.000 Kwh esnerji üretilebilecektir.

Bugün Türkiye'de enerjinin beher Kwh'ı- nın sanayie asgarî 9 kuruşa mal olduğu na- zarı itibare alınırsa santralın üreteceği ener- jinin değeri yılda 12.915.000 TL. olacaktır.

Kemer Hidro-elektrik santralı bu hava- lide kurulmuş ve kurulacak olan sanayi tesis- lerinin enerji ihtiyacını karşılıyabilecek, ay- rıca ucuz enerji temini suretiyle bunların daha ekonomik bir surette işlemesini sağlı- yacaktır. Bu husus bittabi bu mıntakada is- tihsal edilen sanayi mamullerinin memleket piyasasına eskiye nisbetle daha ucuza ar- zına vesile olacaktır. Kemer Barajının te- min edeceği enerji yılda takriben 140.000 ton kömür yakılmak suretiyle elde edilebile- ceğine göre, barajın hizmete girmesi ile bu miktar kömür tasaıruf edilecektir.

BARAJ V E H İ D R O - E L E K T R İ K TE- SİSLERİN K A R A K T E R İ S T İ K L E R İ :

Baraj:

Temelden yükseklik: 116 m

Tip : Beton ağırlık Tepe uzunluğu : 300 m Tepe genişliği: 7,5 m

Toplam beton h a c m i : 700.000 m3

Baraj Gölü ve Savak:

Âzamî göl h a c m i : 554.000.000 m3

Göl s a t h ı : 13.800 dönüm Göl uzunluğu : 15 km Yağış a l a n ı : 3100 km2

Dolu savak tipi: Kapaksız serbest Dolu savak kapasitesi: 5000 m3/ s n Hidro-elektrik tesisler:

Cebrî galeri : 3 adet 2.70 m çapında Santral kapasitesi : 48.000 kw Ünite sayısı: 3

Türbinlerin her b i r i : 25.000 HP Generatörlerin her biri : 36.000 kva Vasatî d ü ş ü m : 81,5 m

Barajın sağlıyacağı faydalar:

Sulanacak saha : 380.000 dönüm Feyezandan korunacak s a h a : 30.000 dönüm

Enerji üretimi - senede : 143.500.000 kwh.

(Başyazıdan devam) Büyük şehirlerimizin etrafında mantar gibi peyda olan bu sosyal sefalet mahalle- leri ile uğraşmak üzere, kurulan İskân ve İmar Vekâleti maalesef, bu sahada henüz hiçbir şey yapmamıştır.

İmar Vekâleti, büyük şehirlerin ucuz mesken işleri, dolayısiyle en küçük ve basit ölçüdeki m e s k e n dâvasına henüz elini' sürmemiş, imkânlarını bu dâvanın halli için kullanmamıştır. İmar Vekâleti halk mes- kenleri işiyle uğraşacağı yerde bilâkis, Ata- köy gibi lüks mahalleler, kurulmasını teşvik etmektedir.

Bir ay önce U. İ. A. teşkilâtının İstan- bul'da toplanan şehircilik komitesi üyelerine Türk meslekdaşları, İstanbul'u gezdirmiş- lerdir. Dünyaca tanınmış bir mesken ve şehircilik profesörü, Ataköy sitesindeki apartmanları gördükten sonra, Türk mes- lekdaşlarına şunları söylemiştir: — Birkaç gündenberi şehrinizin her tarafını, bu me- yanda, sefalet mahallelerinizi gördüm. Şeh- rinizde beş nüfuslu bir aileye, h a k i k î

mânasiyle düşen mesken vasatisinin 10 M2 yi geçmiyeceğini tahmin ediyorum. Burada ise, 220 - 270 M2 lik apartman daireleri gör- dük. Bu tezada ne dersiniz? Ataköy inşaatı ile alâkalı ecnebi bir profesöre dönerek

— Profesör, bu işe nasıl müsaade ettiniz?

diye sormuş, o da, — Çok mücadele ettim amma, önleyemedim, diye cevap vermiştir.

Bütün memleketler, medenî vasıfları haiz mesken vasatilerini yükseltmekle meş- guldürler. En iyi durumdaki memleket ha- len Almanyadır. Bu vasatî Almanya'da 60 M2 dir. Polonya bütün gayretlerine rağ- men vasatîyi 30 M2 ye çıkarabilmiştir.

İşte, mütehassıs bir kimsenin uzun tet- kiklere hacet kalmadan mesken dâvamızın ne vaziyette olduğunu göstermeğe kâfi bir müşahedesini kaydederken Emlâk Kredi Bankasının teşebbüsleri gibi, halk mesken- leri inşaatı namı altında İst. Belediyesinin yaptığı teşebbüsler de gayeden çok uzaktır.

Atatürk Bulvarındaki bloklar, dairelerin büyüklüğü ve yerlerinin iyi seçilmemesi yü-

zünden gayeden uzaklaşmış, bir kısmı büro binası, bir kısmı yüksek kira getiren mes- kenler olarak meydana gelmiştir. Halbuki, bu teşebbüsler en küçük üniteler halinde inşa edilmiş olsalardı, hakikî ihtiyaç sahip- lerine tahsisleri kabil olacak, gecekondular- da oturanların ikametine tahsis edilebile- cekti.

Bu sütunlarda, defalarca tekrar ettiği- miz veçhile, İmar Vekâleti, henüz kuruluş gayelerine uygun olarak teşkilâtlanmamış ve dâvaya el koyamamıştır. Bu Bakanlık çalışma ve imkânlarını asgarî mesken üni- tesi üzerine teksif etmeli, A t a k ö y gibi teşebbüslere mâni olmalı, her şeyden önce mesken sefaletini önleyecek malûm metod- ları tatbik etmelidir.

Yoksa, imar sahaları içinde ve civarın- daki sefalet topluluklarını yıkıp daha uzak- larda yer göstermek, şehrin imarına hizmet etmiyeceği gibi, bu insanların ıztırabını arttırmaktan başka bir işe yaramaz.

Zeki SAYÂR

(32)

U. i. A. ŞEHİRCİLİK KOMİSYONUNUN İSTANBUL'DAKİ TOPLANTISI MÜNASEBETİYLE

Dr. Y. Mimar Turgut C A N S E V E R

Yabancı şehirciler Türk meslekdaşlariyle bir arada

İstanbul, 18 Mayıs 1959 ile 26 Mayıs günleri arasında, bilhassa ilgililer için çok canlı bir fikir hayatı yaşadı. Bugünler için- de Türk şehircileri ve mimarları Ü İ A nın (Union İnternationale des Architectes'in) Şehircilik Komisyonunun İstanbul'da yaptığı toplantıları ve bu vesile ile tertiplenen kon- feransları, sergileri, musahabeleri ve gezin- tileri, takip etmek imkânını buldular. Bu nevi temaslardan aşağı yukarı m a h r u m bu- lunan Türk şehircileri için» bu, geniş bir he- yecan vesilesi teşkil etti.

Senelerdir m ü d a f a a ettikleri esas fikir- leri yabancı mütehassısların salâhiyetli ağız- larından dinlemek, T ü r k şehircileri için bir iman kaynağı oldu. Komisyon üyelerinin ve bilhassa komisyon adına Başkan Sayın A.

Gutton'un yaptığı açıklamalar son derece ilgi çekici ve ehemmiyetli idi. En önemli fikrî faaliyetin ancak bütün haftayı doldu- ran toplantılarda, konferanslarda ortaya konduğunu söyleyebiliriz. Bu yazıda bu şe-

hircilik haftası boyunca, sırasiyle Varşova, Amsterdam, Moskova ve R o m a şehir plân- ları ve imar faaliyeti ile ilgili konferans- larda ortaya konulan bilgileri ve fikirleri ana hatları ile nakletmeye çalışacağız.

Salı akşamı Mimarlar Klübünde Prof.

Skibniewski'yi dinlemek imkânını bulduk.

Bu konuşmada, harpte yerle bir olmuş Var- şovanın nasıl yeniden inşa edildiği ortaya kondu. Skibniewski'nin konuşmasının heye- can verici birçok yönü arasında, üç hususu bilhassa zikretmek gerekiyor. Bombardıman- la yıkılan, tarihî ve surlar içinde kalan, Var- şova'nın nasıl yeniden inşa edildiğini, daha doğrusu aynen eskisi gibi restore edildiğini gördük. Modern kültürün ana istikametleri ile hiçbir akrabalığı olmıyan bu şehir par- çasının restorasyonu için sarfedilen gayret, millî şuurun ve tarih şuurunun, tarihe ve millî kıymetlere bağlılığın modern insanlık için hayran olunacak bir örneği idi. Bom- bardıman altında yanan tarihî şatonun res-

torasyonunda, Varşovalı gençlerin yangından kurtardıkları ahşap aksamın kullanılmış bu-

lunmasını önemle zikre değer buluyoruz.

Restore edilmiş olan şehrin tarihî mahalle- leri, yeni maksatlar için, meselâ müze ola- rak veya profesörlere, akademisyenlere bü- yük devlet misafirlerine, misafirhane veya ikametgâh olarak tahsis edilecek şekilde tan- zim edilmiş bulunuyor. Skibniewski ikinci olarak mesken inşaatı için sarfedilen gay- retleri ortaya koydu. Tamamen yıkılmış olan Varşova'da kısa bir zaman sonra, mes- ken meselesinin halledilmiş bulunacağı gö- rülmektedir. Böylece kısa bir istikbalde is- kân edilmemiş aile kalmıyacağı, şehrin bü- yük kısmının şehir teshini ve sıcak su ile teçhiz edileceği zikredildi. Üçüncü olarak da şehir organizasyonu yolunda atılan cesur adım açıklandı. Vistul'ün iki kıyısında yer alan şehrin, kusursuz bir organizma olarak geliştirilmiş bulunduğu görülüyor.

Ancak Varşovayı eksiksiz bir plânlama

(33)

düşüncesinin, çok geniş bir inşa iradesinin şahidi olarak görürken, gerek mahalle tan- ziminde ve gerekse mimarîde 1925 seneleri- nin kısır rasyonalizminin aşılamamış olduğu da ortaya çıktı.

Skibniewski, Polonya şehir plancılığının bu kısırlığından şikâyetçi ve bu safhanın aşılması gerektiği kanaatinde.

Aynı karakterde bir formalizmin Rus- yayı kasıp kavurduğunu da perşembe günü Prof. Zaslawsky'nin Moskova şehri hakkın- da verdiği konferansta görmüş bulunuyoruz.

Şehrin sıhhî şartlarının iyileştirilmesi yolunda, meselâ Varşova'da inşa edilmiş bi- naların yarısına yakınının şehir teshini ile ve sıcak su ile teçhiz edilmiş bulunması, Vistül'ün iki kıyısının muhteşem bir park olarak tertiplenmesi yanında, iskân ünitele- rinin büyük ölçüleri ve tekerrür eden ele- manları ile tahammül edilmez bir yekne- saklık yaratılmış bulunuyor.

Le Corbusier'nin, içinde bir çarşı, bir çccuk bahçesi, misafirhane ihtiva eden «uy- gun ölçülü ikamet üniteleri» ile bir bakıma hiçbir suretle benzerliği olmıyan bu ikamet- gâh blokları diğer taraftan ölçü bakımından irilikleri dolayısiyle kaçınılmaz şekilde Le Corbusier'yi sevkeden felsefe ile bir akraba- lık gösteriyorlar.

Ayrıca 6, 8 veya 10 katlı yapıların cad- de ile münasebetleri de 19 uncu asır sonun- daki ve caddelere paralel yapılar dizmek şeklindeki çözümü çok fazla aşmış gibi gö- zükmüyor. Böylece Paris ve diğer benzeri Avrupa şehirlerinin tabiattan uzak karakteri devam ettirilmiş bulunuyor.

Gerek Bursa ve gerekse İstanbul'da ta- biatla bir bütün teşkil eden ve insan ölçü- sündeki eski Türk mahallelerinin, Ü İ A şe- hircilik komisyonu üyelerini neden tesir et- tiği, büyülediği modern şehircilik meseleleri- ne aşina olanlar için böylece bir kere daha ortaya çıktı.

S: * $

Van Eestereen, çarşamba günü Amster- dam şehri ve şehir plânı üzerinde konuştu.

Amsterdam gerekli bütün unsurlara sahip eksiksiz bir mekanizma olarak gelişmiş bu- lunuyor. Bu mekanizma içinde insan ihti- yaçlarının karşılanması için her tedbirin alındığı ve şehir imarının bir güzelleştirme meselesi değil, dosdoğru, iskân çalışma ve istirahat yerlerinin organizasyonu olduğu Van Eestereen tarafından bir defa daha or- taya kondu. Van Eestereen'nin konuşmasın- da üzerinde durulacak en mühim hususlar :

a) Amsterdam şehir plânlamasının na- sıl Hollanda memleket plânlamasının netice- sine istinad ettirilmiş bulunduğu,

b) Tarihî Amsterdam'ın değerlendiril- mesi için sarfedilen büyük gayret ve bu husustaki sonsuz itina,

c) Şehrin,, tabiat ile bağı ve şehre ka- zandırılmak istenen tabiat parçalarının vüs- ati

d) Amsterdam şehir plânını sevkeden mimarlık düşüncesi ve imarın temel unsur- ları,

olarak zikredilebilir.

Hollanda'da şehirlerin gelişmesini tan- zim ve kontrol edebilmek için bölge ölçü- sünde ve memleket ölçüsündeki plânlama çalışmalarının ne kadar ileri bir safhada bu- lunduğu, bu konuşma ile Türk şehircilik çev- relerine en salahiyetli bir ağızdan duyurul- muş oldu.

Son 30 sene zarfında hazırlanan Türk şehir plânlarının kifayetsizliğinin son 15 se- nedir ortaya çıkmasından beri, bu konu üze- rinde, memleketimizde ısrarla durulmuştu.

Bölge ve memleket plânlaması vasıta- siyle şehir gelişmesini kontrol etmek zaru- reti belki de dünyanın hiçbir memleketin- de bugün Türkiye'de olduğu kadar ehemmi- yetli olmamıştır. Bu konunun memleketi- mizde ele alındığı bugünlerde, Hollanda şe- hir plânlamasının bölge ve memleket plân- laması ile bağlarının bir d e f a daha ortaya konulması son derecede faydalı oldu.

Tarihî Amsterdam'ın korunması ve de- ğerlendirilmesi için sarfedilen gayretler hu- susunda, Van Eestereen'in verdiği malûma- tın bilinmesi de tarihî İstanbul üzerinde ya- pılan çalışmalar sırasında faydalı olacaktır.

Tabak gibi düz bir arazi üzerinde geli- şen Amsterdam da zemin seviye değişmele- rinden istifade etmek için nasıl uğraşıldığı ve en ufak seviye değişmesinin muhafaza edilmesi için nasıl gayret sarfedildiği, Van Eestereen'nin salâhiyetli ağzından ortaya konuldu. Eski Amsterdam'da hususî bir mi- marî kıymete sahip bulunmıyan, ancak, ta- rihî bir gelişme mahsulü olan şehir köşele- rinin ölçü ve teşekkül özelliklerinin, d a r ufak tarihî sokakların ne derin bir itina ile korunduğunu ibretle gördük. Son 40 - 50 se- nedir altüst ettiğimiz tarihî şehirlerimizin, lâvık oldukları itinayı talep etmek gerek- tiği ve bu neticenin hangi usullerle elde edi- leceği bir defa daha ortaya konulmuş oldu.

Dört beş sene evvel hayalperest veya tarih budalası addedilen Türk şehircilerinin ilmî hakikatin müdafileri oldukları ve modern şehirlerin geliştirilmesine tarihî şehir parça- larının mania teşkil ettiğini müdafaa etmiş bulunan sözde şehircilerin de tam bir hata içinde bulundukları böylece dünyanın en modern şehirlerinden birini salâhiyetle vü- cuda getirmiş bir şahsiyet tarafından ifade edildi.

Denizden bir karış toprak kazanmak için sonsuz gayretler sarfeden Hollandalıla- rın, Amsterdamın yeşil sahalarını geliştirir- ken takip ettikleri gaye ve bu yolda göze

aldıkları fedakârlık da bilhassa bizler için önemle üzerinde durulacak bir konu teşkil ediyor. Amsterdam şehir parkı, — h e r karış toprağı binbir fedakârlıkla kazanılan bir m e m l e k e t t e — bin hektar (1000 hektar) ölçüsünde. Dolayısiyle tarihî İstanbul yarı- madası kadar. Van Eestereen İstanbul şehri ile Amsterdam şehir parkının aşağı yukarı aynı ölçüde olduğunu işaret etmekle İstan- bul şehir plânının, üzerine dayanması ge- reken bir temel fikri de ortaya koymuş bu- lundu. Bu mukayese sonunda tarihî şehrin bir kültür mıntakası, bir tarihî park, bir müze gibi kullanılması zarureti ortaya çıktı.

Ayrıca Boğaziçini bir iskân sahası, Haliç'i Kâğıthane'yi sanayi mıntakası olarak kul- lanmak isteyenlerin derin hatası da bir ke- re daha belirmiş bulunuyor.

Amsterdam gelişme meselesinin, bilhas- sa tatbikat safhasında bir mesken inşaatı meselesi sayıldığına işaret edelim.

Bu konunun bir mesken meselesi ol- maktan da ileri götürüldüğü ve Amsterdam şehir plânı tatbikatının bir mahalle inşaatı olarak geliştiği Van Eestereen tarafından ortaya kondu.

Ebenezard Howard'dan beri bilinen bu realitenin Jansenn tarafından Ankara'daki kısmî ve plân safhasında kalmış tatbikatın- dan sonra memleketimizde ancak bugünler- de bahis konusu edilmesi, bu sahadaki önemli gecikmeyi ortaya çıkarıyor.

Şehir gelişmesini güzelleştirme faaliyeti sayan telâkki safhasında, bundan fazlası da beklenemez, Amsterdam'da şehir meseleleri- nin ilk safhada güzelleştirme, müteakip saf- hada büyüme, üçüncü ve son safhada d a organizasyon zihniyeti ile ele alındığının ve ancak bu son telâkki ile bir şehir vücuda getirileceğinin Van Eestereen tarafından açıklanmış bulunması da bizler için çok önemli bir ikaz teşkil ediyor. Tarihî saha- larla ilgili davranışlarda olduğu gibi, son 15 senedir Türk şehir plânlamasında, şeh- rin organizasyonu yerine yalnızca bir yol şebekesi tesisi şeklinde beliren davranışa tevcih edilmiş tenkidlerin haklılığı da bir kere d a h a Van Eestereen'in ağzından tasdik edilmiş oldu.

Şehir plânlamasının bir yol şebekesi vücuda getirmekten çok başka bir şey ol- duğunun bu şekilde belirtilmiş ve anlaşıl- mış bulunmasından sonra yeni plânların doğru ve metod dahilinde hazırlanmaları temenni edilebilir.

Şehir plânlamasını sevkeden bu esas dü- şüncelerin büyüklüğü ve öğreticiliği yanında Amsterdam'da yeni geliştirilen mahallerde formiilleşmiş, klişeleşmiş mimarinin tenkide şayan olduğunu ve tekrarından kaçınılması gereken bir tatbikat teşkil ettiğini d e ifade edelim. Bu mimarinin, hayatı yalnızca fizik

(34)

bir problem olarak kabul eden ve modern insanlığın çoktan aşmış bulunduğu bir te- lâkkiyi temsil ettiği görülüyor. Böylece bin- lerce ruhsuz tekerrürden ibaret olan, yeni olmaktan başka bir isteğe dayanmıyan ve bir evvel yapılmış iyi işleri hareket noktası saymıyan bu mimarinin memleketimizde de aynı tahribatı yapmaması için de dikkatli olmak gerekecektir.

* * *

Prof. Zazlavvsky tarafından perşembe günü, Moskova şehir plânı hakkında yapılan açıklamalar da değişik yönlerden şayanı dik- k a t idi.

Moskova şehir plânının bir merkez et- rafında halkalardan teşekkül etmekle Paris plân şemasına büyük bir benzerlik göster- diği ve 3 milyona varan şehir n ü f u s artışı- nın bundan böyle civarda tesis edilecek peyk şehir ünitelerinden istifade edilerek durdurulacağı, şehirde mesken inşa faaliyeti ve bellibaşlı yapı gruplarının mimarî özel- likleri hakkında bir fikir edinilmiş olundu.

Moskova şehir plânı çalışmalarının na- sıl bir şehir organizasyonu fikrine dayandığı hakkında, konferanstan, az şey öğrenmiş bu- lunuyoruz. D a h a doğrusu Prof. Zazlavvsky- nin alâkasının bir şehir organizasyonundan ziyade, bir şehir inşa meselesine müteveccih bulunduğunu söylemek gerekir. Nitekim kon- feranslarında bize şehirlinin hayatını tanzim edeceğini düşünen bir plâncı olarak değil, d a h a çok sayıda ve daha yeni, daha ucuz evler, mahalleler inşa etmekle ilgili bulun- duklarını gösterir şekilde malûmat verdiler.

Şehir plânlamasının, çalışma ve mesken arasındaki münasebetin tanzimi olarak gö- rülmesi neticesinde, plânlamaya iktisadî bir temel aranması zarureti, artık Türkiye'de de sık sık tekrarlanan bir hakikat haline gelmiş bulununca; Moskova'daki şehircilik tatbika- tının neticelerini de görerek, bu vesile ile, şehir plânlamasının, iktisadî temelin de öte- sine giden bir hayat telâkkisi ve dünya gö- rüşüne istinat ettirilmesi gerektiğini de ifa- de etmek erken ve lüzumsuz olmıyacaktır.

Gerek Moskova şehir plânına ve gerekse Moskovada mimariye hâkim olan telâkkinin, çağdaş ve ileri bir düşünüşle, (20 nci asııla ilgili standardizasyon ve prefabrikasyon tat- bikatından başka) her hangi bir ilişiği ol- madığı ilk bakışta görülüyor. Şehri vücuda getiren unsur olarak yapıda müşahede edi- len ölçüsüzlük, mikyas yokluğu tesirini şe- hirde de gösteriyor.

Buna bir de Moskova Üniversitesi bina- sında olduğu gibi sahte monümantallik ve Yunan - R o m a kültürünün mahsulü olan yapı formlarının sathî bir hayranlıkla tek- rarı eklenince, Moskova'nın nasıl bir veçhe kazandığı tasarlanabilir. Bütün bu mahzur- larına rağmen, mesken ihtiyacının, bundan böyle yalnızca yenilenme gibi bir meseleye

inhisar edecek ölçüde, karalanmış bulun- ması, şehir hayatına karakter veren disipli- nin tahakkuk ettirilmiş bulunması, yine de Moskova hakkındaki bu konuşmayı şayanı istifade kılmıştır denilebilir.

H a f t a n ı n son konuşmasını, Prof. Picci- nato yaptı ve Roma şehir plânı üzerinde konuştu. Her sene nüfusu 40.000 kişi artan Roma şehrinin karşılaştığı zorluklan ve bu meseleleri halletmek için, bölge ve şehir öl- çüsünde alınan tedbirlerin bilinmesi de, Türk şehirlerinin benzer meselelerini çözebilmek için, son derece faydalı olacaktır. Prof. Picci- nato'nun ele aldığı konu Roma'ya, civar fa- kir mıntakalardan gelen muhaceretin, Roma şehir gelişmesine nasıl tesir ettiği ve Roma için yarattığı tehlike idi.

N ü f u s u her sene 80.000 kişi artan İs- tanbul şehrinde, konunun ele alınmamış olması, önemle üzerinde durulacak bir hu- sus teşkil ediyor. Son seneler içinde, şehir plânlarının en az bölge ile tâyin edilen şart- lara tâbi olarak ele alınması için bölge plân- laması çalışmalarını bir an evvel başlatmak lüzumunu ileri süren şehircilerin bu düşün- celerini o zamanki mesul şehircilere anlat- mak imkânına varamadıkları da hatırlanın- ca, Roma şehir meselelerinin bölge içinde halledilebileceğini, Prof. Piccinato'nun bu konferansı ile ortaya koyuşu şüphesiz ki ehemmiyetli bir olay sayılmalıdır.

Bundan birkaç- sene evvel, İstanbul gi- bi bir şehrin muhtelif kısımları iç*in Beyoğ- lu nâzım plânı, İstanbul nâzım plânı altın- da plânlar, (hiçbir temel analize dayanma- dan) hazırlanan ve bu metod noksanını or- taya koyanların istihfafla karşılandığı bir memlekette, Roma plânlamasındaki metod bütünlüğünün görülmesine ne kadar kıymet verilse az olmıyacaktır. Zira, böylece bun- dan bir müddet evvel hâkim bulunan şehir plânlarının çevrelerinden ayrı olarak yapı- labileceği hususundaki hatalı görüşlerin so- na ermesi yolunda, bu açıklama iyi bir ikaz olmaktadır.

Şehir meselelerinin ele alınması değil de, şehirde bazı yollar çizmeyi şehircilik sa- yan, bölge problemlerinin, şehir plânların- dan ayrıca çözülebileceğini düşünen veya bölge ile şehri bir arada ele almanın zor- lukları karşısında yalnızca şehir için bir plân çizmekle bazı meselelerin halledilebileceğini safça ümid eden şehircilerin bu telâkkisinin aşılması yolunda, Prof. Piccinato'nun konuş- ması önemli bir adım teşkil ediyor.

Fakir mıntakalardan muhaceret edenle- rin Romada yerleşmeleri sonunda vücut bu- lan gelişmesinin karakteri ve yönü ile ilgili açıklamalar da büyük bir önem taşıyorlar.

Cenuptan gelenlerin, şehrin cenubunda yer- leşmeleri ile vücut bulan gelişmenin, mer- kez sahalarını işgal eden tarihî Roma'ya şimdilik zarar vermediği, ancak gelişmenin

şimalde de vukubulması halinde tarihî Ro- ma'nın yok olmak tehlikesi ile karşılaşacağı hususundaki endişe, bizi düşünmeğe sevke- diyor. Roma'nın şimdilik bir tarafında vücut bulan bu büyümenin bir hadden sonra mer- kez sahalarına fazla uzak olacak bir ölçüye varmasının gelişmeyi merkez sahalarına, da- ha yakın noktalara çekebileceğini ve bunun da tarihî Roma'ılın yeni şehir ölçüsüne göre yeniden tanzimine yol açacağını ve neticede yok olmasına sebep olabileceğini Prof. Picci- nato, çok parlak bir şekilde ortaya koymuş bulunuyor.

Bütün bir kültür sahasını ve şehri teh- dit eden bu tehlikenin bertaraf edilmesi için alınacak tedbirlerin, şehirde periferik veya simetrik bir gelişmenin önlenmesi gerektiği açıklandı. Bu neticeyi elde etmenin de şehre muhacereti durduracak ve bölgeye şâmil ka- rarlarla, mümkün olacağı gösterildi.

Tarihî şehir etrafında simetrik veya çevrevarî (periferik) gelişmeleri, şehir plân- lamaları ile teşvik edilen ve tarihî sahaları şehir plânları ile tadil edilen bir memlekette Prof. Piccinato'nun bu açıklamasını da son derecede kıymetli bulmamaya ihtimal olmı- yacaktır.

İstanbul'da, gelişmeyi tarihî şehrin şar- kında, şimalinde ve garbında teşvik eden plânlara tevcih edilmiş tenkidlerin bu yön- den haklılığı bir kere daha görülmüş bulu- nuyor.

Prof. Piccinato'nun bu açıklamasının en önemli tarafı da bundan sonra yapılacak işlerde benzer hataları önleyici bir tedbire ulaşılması yanında son bir asırdır, derin bir kargaşalık içinde, düzensizlik ve disiplin yokluğu yüzünden korkunç bir tahribata du- çar olan Türk şehirlerinin doğru bir yönde gelişmesi için, cesaret ve feragat isteyen bazı adımları ve bu ruhu hazırlaması olacaktır.

Prof. Piccinato'nun konferansı, bize bir defa daha şehir plânlamasında iskân ve ça- lışma bütünlüğünün önemini göstermiş bu- lunuyor. Bölgede çalışma ve iskân ünitele- rini geliştirmek ve iş bulmaya gelenleri bu çalışma sahalarında durdurmak böylece şe- hir meselelerinin çözümü için en temelli ça- re olarak ortaya çıkıyor.

$ * *

İstanbul ve sayısız Türk şehrinin benzer meselelerini çözmek için, en temelli pren- sipleri ortaya koyan bu konferansların ilgili teknisyen ve talebe grupları dışında, ilgili idareciler tarafından da takip edilmiş olması temenni edilirdi.

Bu yazı, bu neticeye ulaşmaya yardım ederse, vazifesini yapmış sayılabilir.

Ü İ A şehircilik komisyonu üyeleri ile yapılan görüşmeler ve Başkan Andre Gul- ton'un komisyon adına yaptığı açıklamalar üzerinde ayrıca duracağız.

(35)

O K U L B İ N A L A R I N D A Y E N İ T E M A Y Ü L L E R

Prof. HANS VOLKART

S T U T T G A R T T. H. Sİ M İ M A R Î ŞUBESİ, BİNA BİLGİSİ P R O F E S Ö R Ü

Konferansı tercüme eden :

Ün. Doç. Y. Müh. Mimar Necibe Ç A K I R O Ğ L U

İst. Teknik Üniversitesinde verilen konferans

Son birkaç on sene içinde, mektep ya- pıları mevzuunda, başka hiçbir mevzuda erişilemiyen bir hareket ve mütemadi bir tekâmül görmekteyiz. Nereye baksak köyde ve şehirde yeni okul binaları inşa ediliyor.

Bunlar : — İlkokullar, liseler, sanat mektep- leri, meslek mektepleri gibi muhtelif cinsten- dirler. — Büyüklükleri gruplanmaları mi- marileri bakımından değişik formlar göste- riyorlar. Pek muhtelif olan, hattâ çok za- man kontrast halinde dahi bulunan bütün bıı formlarda, müşterek olan yalnız bir va- sıf var ki, o da, bunların eskilere nazaran değişik olmalarıdır.

Eğer mimarlığın bir bölümünde hare- ketli bir hayat mevcut ise bunun nereden geldiğini sormak isteriz. Birçok yerlerde git- gide büro binası karakterini tamamen uy- gulayan büro ikametgâhları yapılıyor. Bu faaliyetteki hakikat, mahallî idarenin veya devlet idaresinin, idare organizmalarının ge- nişlemiş olmasındadır. Sanayi organizasyon- ları, ticaret ve sigorta şirketleri adedi daima artan idareciye ihtiyaç göstermektedirler. Bu münasebetle de, bu gibi binaların organizas- yon ve fonksiyonlarının iyi etüd edilmiş olması gerekmektedir. Bu etüdler bazı esas- ların meydana çıkmasına hizmet eder.

— Meselâ, çalışma odalarının faydalı ölçü- lerinin tesbit edilmiş olması gibi — bu esas- lar, zamanımızın büro binası tipi meydana getirmektedir.

Eski tarz artık kullanılamıyor. Neler is- tediğimiz belli olmuştur. Bu insiyatifler yeni plânlamada öncülük edeceklerdir.

Acaba yeni mektepler için böyle öncü hareketler mevcut mudur? Bu mevzuda ye- nilik nereden geliyor? Zamanımızın mek- tebi başlangıçtan bugüne kadar nasıl bir in- kişaf göstermektedir? — Bilhassa okul ya- pılarında sözü geçecek memleketlerde — İn-

giltere, Amerika veya İskandinavya, Hollan- da, İsviçre, Almanya'da.

İşte bugün ele almak istediğimiz mevzu budur.

Bu suretle, ilk olarak, eskiye nazaran tamamen başka olan, yeni okul yapılarının değişik olmasını yaratan kuvvetlerin hangi temayüllerden ileri geldiğini sormamız ica- beder.

Yeni formların tekâmülünde ilkel te- mayüller hiçbir zaman mimarlardan gelmez.

Bir devrin fikrî tekâmülü veya durumu ile alâkadardırlar. Eğer birçok mimar kafasın- da, yeni mektepleri hayali belirmişse bu ha- yal mektebin vazifelerinin anlaşılmasından hoca ve talebe münasebetlerinin etüdünden evvel belirmelidir ki ancak o halde mimar yeni mektebi tamamen yeni bir yapı prob- lemi olarak ele almağa hem fırsat bulmuş hem de hak kazanmış olsun. Yani henüz, eski, parçalanmış, yeni, doğmaya başlarken veya öğretmen nazarında bazı meseleler henüz askıda iken esasen tedris sahasında ner tarafta yenilikler henüz yerleşmemiştir.

Yirminci asrın başından beri, Ç o c u - ğ u n k ı y m e t l e n d i r i l m e s i değiş- miştir. Bizim için çocuk artık, erginliğin kısa süren bir ön basamağı veya henüz büyüme- miş tamamlanması lâzım gelen bir küçük adam değildir. Bilâkis kendi kanunlarına göre yaşıyan bir varlıktır. Onda bilinmiyen bazı imkânlar pırıldar. İsviçreli pedagog P e s t a l o s s i bile belki bu mevzuda he- nüz başlangıçta idi. 20 nci asrın gençlik psi- kolojisi ancak bugün bizim çocuk hakkın- daki tutumumuzu izah edebilecek durumda- dır.

Psikoloji bize, gençlikte elde edilen te- sirlerin esas olduğunu, muhitin şuur altına yaptığı etkilerin kıymetlendirilmesin! öğ- retti. Biz bu öğrendiklerimizi, yalnızca, ço-

cuğun aile içindeki yerinde kullanmakla kal- mıyacağız, bilâkis, asıl mektep muhitinde, hattâ mektep binasında tatbik edeceğiz, çünkü çocuk okulda gününün mühim bir kıs- mını geçirmektedir.

Okul çocuğunun e v h a y a t ı nasıl olmuştur? Bir asır önce çocuk, henüz sakin olan ebeveyn evinden, psikolojik bakımdan aynı muhitle hiç de hemahenk olmayan, şahsiyetsiz, fakat yine de sakin bir mektebe geliyordu. Gelişinde okul yolu, içinde ancak zamanın akışı sezilen, tamamen sakin biır şehirden geçiyordu. Bu yolu şehir trafiği tehdit etmiyordu.

Halbuki çocuk, bugün çok az hallerde ancak hakikî mânada bir «Ebeveyn evi» nde büyüyebiliyor. Çok zaman ebeveyn evde yoktur, işlerine giderler. E v artık birçok kimselerin evi olmuştur. Küçük apartman dairelerinde, çok sayıda insanlar beraber ya- şamak mecburiyetindedirler. Çocuğun mu- hiti birçok bölgelerden muhacirlerin sefale- tiyle gölgelenmiştir. Akşamlar, radyonun aralıksız gürültüsüyle doludur. Buna film ve televizyon da yardım ederek çocuğu ken- di muhitinden uzaklaştırıp büyüklerin içine sokmaktadır.

Bugün, okul yolu çok hallerde, bir kargaşalık içinden âdeta bir sığınağa doğru gitmektedir. Ağırlık merkezi kaymıştır. Okul veya bize göre okul binası, çocuğa artık evin sağlıyamadığı imkânları sağlıyacaktır. Za- manımızın okulu bir taraftan eğitim usulleri, yani talebe öğretmen münasebetleri ile, di- ğer taraftan atmosferi yani okul binasının gösterdiği veçhe itibariyle çok hallerde ken- di evinin sağlıyabildiğinden fazlasını sağla- malıdır. Bugün okul binası çocuğun esas ha- yat sahası olmuştur.

Öğretimde de istenilenler fazlasiyle art- mıştır. Bugünün ilkokulu, eskilerine naza-

(36)

r a n talebelerden çok taraflı ve fazla şeyler istemektedir. Onlardan daha çok konsan- trasyon öğrenmeye hazır bir hal beklemek- tedir. Halbuki, son yüz sene içerisinde her hangi bir zaman periyoduna nazaran bu- günkü muhit bu gibi hallere daha az mü- saittir.

Eski okullara nazaran, bugünkü okul, yukarıda saydığımız istekleri yerine getire- bilmek için daha fazla hacma, hattâ çok sayıda değişik hacma ihtiyaç göstermekte- dir.

Zannediyorum ki, bu kısaca açıklama ile bugünkü okulun vazifesini tebarüz ettir- miş bulunuyorum.

Söylediklerimiz bugünkü mektepleri- mizin vücut bulmasında hangi tesirleri yap- mışlardır. Bunları bazı mühim değişiklikler olarak sıralıyabiliriz :

1 — XIX uncu asrın okulu, şehir plâ- nında tesadüfen boş kalmış bir yerde idi.

Ağaç. ve çayırdan uzak herhangi bir şehir merkezi içinde bir.köşeye yerleştirilmişti.

Bugün biz, okul binasını yolun trafik tehlikesinden uzaklaştırmak istiyoruz. Onu şehrin yeşili içine, oyun ve spor sahaları ya- nına veya bir park kenarına yerleştiriyoruz.

Okula tehlikesiz yollar sağlıyoruz.

2 — Eski okullarda mektebin büyük- lüğü tahdit edilmemişti. 1920- 1930 senele- rinde bile yapılan konkurlarda, 24 veya da- ha fazla sınıflı okuilar isteniyordu.

Bize 1 2 - 1 6 sınıflı bir okul kâfi geliyor.

Meselâ İsviçre, her okulda öğrenci sa- yısını 500 civarında tutmak istiyor.

Biz büyük bir okul yerine çok adette küçük okulu plânlamayı tercih ediyoruz.

3 — Sınıfların yerleştirilmesinde, orga- nizasyon formu olarak, 20 nci asrın başla- rına kadar, «sınıf-koridor» sistemi kullanılı- yordu. Ekseriya, cihetlendirme hiç nazarı itibara alınmıyarak, bir koridorun iki tara- fına sınıflar yerleştiriliyor böylece loş, ışık- sız, diziler elde ediliyordu.

Bıı hal mektepleri kışlaların ilk basa- mağı haline sokuyordu. Zamanımızda bun- ları gruplandırmak ve serbestleştirmek için gayret sarfedilmektedir. Aynı sınıfların uzun bir koridor etrafında sıraya dizilmesi, her talebe üzerinde daha çocukluk yaşında iken.

kendisinin sanki bir büyük kitlenin bir par- çacığı imiş hissini yaratır. Biz bu büyük kit- leleri, küçük parçalara ayırarak, çocuk his- siyatını tazyik altında tutmaktan çekiniyo- ruz. Çocuk için kavranabilen hacım birim- leri vücuda getirmeğe uğraşıyoruz. Bu ha- cımlar içinde sosyal bünye teşekkül edecek- tir. Yapılan her şeyde çccnk. ölçüsünde kal- mağa dikkat ediyoruz.

4 — Şimdi ds sınıf, dikdörtgen idi. Al- man şairi Christian Morgenstern'i, bir hatı- ratında şikâyet ettiği gibi, ayakkabı kutusu formunda idi,. Tek başına idi. Hiçbir yar- dımcı hacmi yoktu. Plânda, plân hazırlayı- cısının üzerine «sınıf» yazdığı bir dikdört- genden ibarettir.

Bugün onun için ne yapılmıştır, muka- yese edersek, sınıf hacminin, tamamen gün ışığı ile aydınlatıldığını, çocuk gözüne hoş gelecek renkleri ihtiva ettiğini, form olarak da, sandık şeklinden kurtulduğunu müşa- hede ederiz. Okııl sınıfı yalnızca 40 veya daha çok sayıda çocuğu barındıracak bir yer olmaktan daha başka şeyleri ihtiva etmeli- dir. Dinlemenin, yazmanın ve grup halinde çalışmanın icabettirdiği muhtelif imkânları sağlamalıdır. İstikbal için arzuladığımız sı- nıf, yalnızca tek bir hacım değildir. Esas sı- nıf, hacminin yanında, ona lüzumlu bazı ha- cımlar kazanmıştır. Bu hacımlar, ya hazır- lık ya grup çalışmaları için kullanılırlar.

Yani çocuğu toplum olarak produktiv çalış- maya alıştırırlar. Sınıf, çocuğa göre ayar- lanmış, onun küçük bir ülkesidir.

Okul sınıfı, bugün, yüksek mektepteki müşkülpesent arzularımıza yaklaşmakta- dır. Halbuki bunları İsviçreli Pestalozzi 150 sene evvel istemişti. Ona göre okul evcil ya- şama kuvvetini emniyete almalı, onu yük- seltmeli ve umumileştirmelidir. Elemanter eğitime dair tecrübe ve görüşler. 1806)

Zamanımızda evcil yaşama kuvveti, eğer aldanmıyorsak zayıflamıştır. Bu bakımdan da okulun vazifesi artmıştır.

Buna dair birkaç resim

10 Mart 1806 da Goethe'nin hususî ho- cası, NVeimar Maarif Müdürü Reimer, Goe- the ile olan konuşmasından bazı kelimeler not etmiştir.

«Goethe'nin Maxime paradoxe'u üze-

rinde öğle münakaşası, Almanya'da bütün resmî eğitim müesseselerini kaldırmalı, müf- redatı serbest yapmalı, pansiyon veya onun gibi yerleri hususî sermayeye devretmelidir.

O gün Goethe herhangi bir şekilde sı- kılmış da, öfkesini mekteplerden mi alıyor- du veya o günkü mektepler, şairin bu kes- kin kritiğine hak mı kazanmışlardı, bunu bilmiyoruz.

Tam bir asır sonra, 1905 senesinde, şair Maria Rilke, bir İsveç mektebine yap- tığı seyahati küçük bir makalede «Samskola»

diye şöyle anlatıyor :

«Gothenburgda geçenlerde ne olduğunu anlatacağım. Üstünde durulacak bir mesele.

Bu şehirde pek çok çocuk ailesine gelip, ders olmasa bile öğleden sonra da, daima, mümkün olduğu kadar fazla okulda kalmak istediğini söylemiştir.

Bu okulda çocuklar esastırlar. İnsan öyle bir okuldadır ki, burada toz, mürek- kep ve koku değil, güneş, ışık, açık renk ahşap ve çocukluk kokusu vardır.

Odalar bir villânın odaları kadar güzel- dir. Orta büyüklüktedir. Açık renk duvarlar, kenarlarında birçok çiçek bulunan, büyük pencereler, alçak, sarı kehribar renginde ma- salar, istenirse sıralar halinde de dizilebi- lirler. Fakat umumiyetle, oturma odalarında olduğu gibi, ortada büyük bir masa halin- dedirler. Tabiî hakikî bir okul binasına ya- kışan her şey vardır (ama mütevazı). Öğ- retmen masası yazı tahtası v.s. Fakat bu eş- yalar gösteriş için değil, sınıfa uygun şekil- dedirler».

Bu haber o zaman, Maximilian Har- dens mecmuasında çıkmıştı. «İstikbal» adını taşıyan bu mecmuanın bir okuyucusu şöyle cevap veriyordu. «... Samskola makaleniz, acaba son yirmi seneden beri Almanya'da mektep reformu üzerinde söylenenlerden veya yazılanlardan başka bir şey midir?»

Bu 1905 idi. Zannederim ki zamanımı- zın en hassas Alman şairi bize bugün pek mühim bir vazife gibi görünen bu mevzuu, yarım asır önce sezmişti.

Gittikçe mekanikleşen ve. tehlikeli du- ruma düşen dünyamızda okul inşaatına, gençlik eğitiminde, kısmen dahi olsa, insan olmaya yardım etmek vazifesi verilmiştir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Yalnız çerden çöpten 2000 baraıkamsı evciklere 4.000.000 lira sarfedilmiştir, Suyuna, lâğımına, elektri- ğine, yoluna daha kaç milyon gideceği belli olmayan bu

Yoksa teşebbüs sahibi kim olursa olsun, yaptığı inşaat, büyük ihtiyacı olan geniş halk sınıfına mesken sağlayan cinsten olduk- tan sonra, ona kredi açılmasında

Bu istatistik birkaç sene evveline ait ol- duğu için bu müddet zarfında yatak adedi- nin nisbeten arttığını nufusumuzun aynı şekilde kaldığını farzetsek bile, yine

Şehir kenarlarına kümelenmiş el emeği rezervelerini kullanmak üzere bir yandan ye- ni endüstri sahaları açmak, iştira kabiliyeti temin eden yeni imkânlar bulmak, bölgeler

POLATOĞLU, 193 Q Concours pour le pare municipal, et les ins- tallations touristiques a Çankaya (Ankara), 197 • Bibliographie, nouvelles, 201 • Liste des prix de materiaux

sınırlar içinde değişen bir malzemedir. Beton imalinde az çimento veya pek fazla su kullanılması, kum ve çakılın tesbit edilen nisbetlerde konması, beto- nun

Yeni binanın mimarları Lester Tichy ve Harvard Üniversitesinde bir kaç sene profesörlük yapmış olan Çinli (Leoh Ming Pei) dir. Önümüzdeki yılda dünyayı dolaşa- rak

Çünkü demokrasi rejimi ile gelen ve adliyede iken bu V e - kil beyin ağzıyle bütün antidemokratik kanunların kaldırılacağını vaadeden bir hükümetin demokrasinin halka ilk