HATAY İLİNDE TÜRK MİMARİSİ I.

766  Download (0)

Tam metin

(1)

İSLAM TARİHİ VE SANATLARI (TÜRK-İSLAM SANATLARI TARİHİ)

ANABİLİM DALI

HATAY İLİNDE TÜRK MİMARİSİ I.

(DOKTORA TEZİ)

Fuat ŞANCI

Tez Danışmanı

Prof. Doç. Dr. Nusret ÇAM

ANKARA 2006

(2)

C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İSLAM TARİHİ VE SANATLARI (TÜRK-İSLAM SANATLARI TARİHİ)

ANABİLİM DALI

HATAY İLİNDE TÜRK MİMARİSİ I.

(DOKTORA TEZİ)

Fuat ŞANCI

ANKARA 2006

(3)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İSLAM TARİHİ VE SANATLARI (TÜRK-İSLAM SANATLARI TARİHİ)

ANABİLİM DALI

HATAY İLİNDE TÜRK MİMARİSİ I.

(DOKTORA TEZİ)

Fuat ŞANCI

Jüri Başkanı ve Üyeler İmza Prof. Doç. Dr. Nusret ÇAM………..

Prof. Doç. Dr. Mehmet ÖZDEMİR……….

Prof. Doç. Dr. Halit ÇAL………..

Doç. Dr. Mustafa Servet AKPOLAT………...

Yar. Doç. Dr. Rüstem BOZER……….

ANKARA 2006

(4)

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ VIII

GİRİŞ 1

A- KONUNUN ÖNEMİ VE SINIRLARI 1

B- İLGİLİ KAYNAK VE YAYINLAR 3

C- METOT VE DÜZEN 5

D- HATAY İLİNİN KONUMU VE TARİHÇESİ 7

1.Coğrafi Durumu 7 2. Tarihçesi 8 a) İslam Öncesi 8 b) İslam Dönemi 9 I. BÖLÜM 13

HATAY İLİ TÜRK MİMARİ ESERLER KATALOĞU 13

A- GÜNÜMÜZE ULAŞAN ESERLER 13

1. Antakya Merkez İlçede Bulunan Eserler 13

a) Külliyeler ve Manzumeler 13

Habib Neccar Külliyesi 13

Ulu Cami Manzumesi 41

Sofular Camii Manzumesi 61

Şeyh Ali Cami Külliyesi 69

Nakip Cami Manzumesi 88

Meydan Cami Külliyesi 98

Yeni Cami Külliyesi 113

Kantara Cami Manzumesi 133

Servili Cami Külliyesi 143

b) Cami ve Mescitler 149

Sarımiye Cami 149

Ağca Mescit 158

Mahremiye Camii 166

Kiremitli Camii 179

Kürt Fakih (Tufaki) Camii 189

İhsaniye Camii 196

Şirince / Emirler Camii: 215

Zoveroğlu Mescidi 220

Zülfikar Camii 226

Ahmediye Camii / Şıh Ahmet 231

Semerciler Mescidi 238

Hünkar Mescidi 243

Uçtum Mescidi 248

Affan Ertuğrul Camii 252

Osmanlı Camii 257

Debruz Mescidi 262

Hedbe Mescidi ve Çeşmesi 265

Ali Çavuş Mescidi 270

c) Türbeler 274

Şeyh Abdurrahman Efendi Türbesi 274

Hamza Peygamber Türbesi 276

Hızır Türbesi 278

(5)

Şeyh Hüseyin Efendi Türbesi 280 d) Bedesten ve Şehir Hanları 282

Sokullu Mehmet Paşa Bedesteni 282

Çelenkoğlu Sabunhanesi 286

Kurşunlu Han, Mescidi ve Çeşmesi 294

Yeni Han (Han-ı Cedit - Otuzbir’in Hanı ) 310

Tütün Hanı (Kuyumcular Çarşısı) 322

e) Hamamlar 326

Beyseri Hamamı 326

Cundi Hamamı 333

Meydan Hamamı 341

Saka Hamamı 348

Yeni Hamam 360

f) Çeşmeler 369

Kabaltı Çeşmesi 369 Şerife Dudu Hanım Çeşmesi 372 Ulu Cami Yanındaki Çeşmesi 374 Şekercik Camii Yanındaki Çeşme 376 Ömer Ağa Çeşmesi 378

Nakip Çesmesi 381

Kürt Fakih Camii Çeşmesi 383 Meydan Çeşmesi 385 Deveci Bekir Camii Yanındaki Çeşme 389 Nefise Kadın Çeşmesi 391 Hacı Sakıp Çeşmesi (Şeyh Ali Camiinin yanındaki Çeşme) 395

Debruz Kastalı 397

Kâmile Kadın Çeşmesi 399 Kurtuluş Caddesinde 79 Nolu Eve Bitişik Çeşme 401 Kurtuluş Caddesindeki Çeşme 403 Muhittin Paşa Çeşmesi 406 Sofular Camii Çeşmesi 408 Zoveroğlu Camii Çeşmesi 410 Rafet Ağa Çeşmesi 412

Genco Çeşmesi 414

2. İlçelerde ve Köylerde Bulunan Eserler 416

a) Külliyeler ve Manzumeler 416

Ahmet Kusayri Külliyesi 416

Belen Kanunî Sultan Süleyman Külliyesi 435

Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi 456

Kırıkhan Beyazıdi Bestami Camii Manzumesi 488

Reyhanlı Mustafa Şevki Paşa Külliyesi 498

b) Cami ve Mescitler 511

Altıözü Fadikli Köyü Cami 511

Reyhanlı Yenişehir Camii 520

Antakya Kışlak Köyü Camii 538

c) Türbeler 546

Belen Abdurrahman Paşa Türbesi 546

Payas Kubbe Dede Türbesi 551

d) Hamamlar 554

Belen Abdurrahman Paşa Hamamı 554 Payas Halil Paşa Hamamı 561

İskenderun Yeni Hamam 565

Hamamat Kaplıcası 569

e) Çeşmeler 574

Perver Kadın Çeşmesi 574

Yayla Kastalı 576

Karaköse Köyü Çeşmesi 579

f) Köprüler 581

(6)

Karamurt Köprüsü 581

Danaahmetli Köprüsü 582

Murat Paşa Köprüsü 584

B- GÜNÜMÜZE KISMEN ULAŞAN ESERLER 586

1. Antakya Merkez İlçede Bulunan Eserler 586

a) Camii ve Mescitler 586

Halil Ağa Camii 586

Şekercik Camii 588

Şeyh Muhammed Camii 592

Osmaniye Camii 596

Orhanlı Camii 598

Ağca Mescitin Avlusunda Bulunan Kitabe 601

Halil Ağa Çeşmesi 603

2. İlçelerde ve Köylerde Bulunan Eserler 606

a) Cami ve Mescitler 606

Altınözü Büyükburç Köyü Camii 606

Altınözü Yolağzı Köyü Camii 609

Dörtyol Ulu Camii 613

Payas Halil Paşa (Çınarlı)Camii 615

Payas Kale Camii 617

Erzin Harap Camii 622

Erzin Merkez Cami 626

Erzin Mustafalı Cami 628

Hassa Ulu Camii 630

İskenderun Kaptan Paşa Camii 632

İskenderun Uluçınar (Arsuz) Camii 634

Kırıkhan Çarşı Camii 636

Kumlu Hacıpaşa Köyü Camii 638

Samandağı Zeytuniye Köyü Camii 643

Yayladağı Hacı Hüseyin Camii 645

Yayladağı Sebenova Köyü Camii 650

b) Bedesten ve Şehir Hanları 652

Pazar Yeri Hanı 652

Belen Karamurt Hanı 657 Kırıkhan Murat Paşa Hanı 662

c) Hamamlar 666

Bakras Hamamı 666

d) Çeşmeler 669

Altınözü Yolağzı Köyü Çeşmesindeki Kitabe 669

Kırıkhan Alaybeyli Köyü Mustafa Şevki Paşa Çeşmesi II 671

C- ADI YALNIZCA KAYNAKLARDA GEÇEN ESERLER 673

1. Antakya Merkez İlçede Bulunan Eserler 673

2. İçelerde ve Köylerde Bulunan Eserler 681

II. BÖLÜM 685 KARŞILAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME 685 A- PLAN TİPLERİ 685

1. Külliye ve Manzumeler 685

2. Cami ve Mescitler 687

a) Kıbleye Paralel Planlı Camiler 688

b) Tek Kubbeli Cami ve Mescitler 692

c) Zaviyeli veya Ters “T” Planlı Camiler 692

d) Ahşap Tavanlı Camiler 693

3. Medreseler 693

4. Türbeler 695

(7)

5. Bedesten ve Şehir Hanları 697

6. Hamamlar 698

7. Çeşmeler 700

8. Köprüler 700

B-MİMARİ ELAMANLAR 700

1. Cephe Düzenleri ve Taçkapılar 700 a) Cephe düzenleri 700 b) Eyvan Türü Taçkapılar 701 c) Cepheden Taşıntısı Olmayan Taçkapılar 701 d) Minareli Taçkapılar 702 2. Minareler 703 3. Mihraplar 706 4. Minberler 707 5. Mahfiller 708 6 MALZEME VE TEKNİK 708 a) Taş 708 b) Mermer 708 c) Tuğla 709 d) Ahşap 709 7-TAŞIYICI VE GEÇİŞ ELEMANLARI 709 a) Paye, Sütun, Başlıklar ve Kemerler 709 Payeler 709 Sütunlar 709 Başlıklar 710 Kemerler 710 b) Tromp, Pandantif ve Türk Üçgenleri 710 Tromplar 710 Pandantif 710 Türk Üçgeni 711 8 ÖRTÜ SİSTEMLERİ 711 a) Kubbeler 711 b) Tonozlar 711 c) Ahşap Tavan Örtü ve Kırma Çatılar 711 C- SÜSLEMELER 712 1) Geometrik Süsleme 712 a) Taş ve Mermer Malzemede 712 b) Ahşap Malzemede 713 2) Bitkisel Süslemeler 713 3) Mukarnaslar 716 4) Yazı 717 5) Figürlü Süslemeler 719 SONUÇ 722

ÖZET 724

KAYNAKCA 725

EKLER 732

ÇİZİM LİSTESİ 732

RESİM LİSTESİ 735

(8)

ÖNSÖZ

Sanat tarihi araştırmacılarının tüm gayretlerine rağmen; Türkiye’de sanat tarihinin henüz gelişme döneminde olan bir bilim dalı olması sebebiyle yapılan çalışmalar yeterli düzeye ulaşamamıştır. Türkiye Cumhriyeti Devleti sınırları içerisinde mevcut eserlerin tam bir katologunun henüz oluşturulamaması Türk sanatının tüm yönleri ile ele alınması ve genel gelişim çizgisinin belirlenmesinde sıkıntılar yaratmaktadır. Mahalli uslubun hâkim olduğu taşra sanatlarının göz ardı edlimesiyle sadece merkezi otoritenin geliştirdiği sanat anlayışına dayanarak yapılacak değerlendirmeler eksik veya yanlış yorumlara sebebiyet vereceğinden bu çalışmamızda Hatay’da gelişen Türk Sanatı’nın özellikleri ile etkileşim alanları belirlenmeye ve böylece bu alandaki bir eksikliğin giderilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.

Hatay İlinde Türk Mimarisi başlıklı çalışmamızda Hatay bölgesinde 14 adet külliye ve manzume, 44 adet cami ve mescit, bu yapılarla bağlantılı olan 15 adet medrese ve mektep, 6 bağımsız türbe, külliye bünyesinde olanlarla birlikte 12 adet hamam, külliyeler dışında bağımsız 8 adet han, 25 çeşme 4 köprü incelenmiştir. Bu eserler; yörenin jeolojik yapısı, iklimi, kültür çevresi ile kültürel birikimi, inancları, ekonomik durumu göz önüne alınarak değerlendirilmiştir.

Bu çalışmamızda; Hatay ili sınırları içerisinde kalan Türk İslam eserlerinin mimari ve süsleme yönünden zengin olmamakla birlikte, kendine has bazı uygulamalarla mahali bir üslup yarattığı tespit edilmiştir. Mahalli üslubun oluşumunda yerli baniler ve yerli ustalar etkin olmuştur. Bu üslup; Bölgede yaşayan ve işveren konumundaki kişilerin ekonomik durumları ile binaları inşa eden ustaların bilgi ve becerilerinin yanı sıra Kuzey Suriye’de gelişen Türk İslam mimarisinin tesiri ile gelişmiştir.

Konunun tespitinden çalışmamızın sonuna kadar ufkumuzu açan ve yardımlarını esirgemeyen danışmanım sayın Prof. Dr. Nusret Çam ve tez izleme jüri üyeleri Prof. Dr.

Mehmet Özdemir ile Yar. Doç. Dr. Rustem Bozer hocalarıma teşekkür etmeyi bir borç addediyorum. Ayrıca Lisans, Yüksek lisans, Doktora eğitimim esnasında alanımızla ilgili konularda yetişmemizde büyük gayret gösteren kıymetli hocalarıma da bu vesile ile teşekkürü bir borç bilmekteyim. Bu çalışmamızda kitabelerin okunmasında yardımlarını esirgemeyen Sayın Yar. Doç. Dr. Ali Duman, Arş Gör. Mustafa Arslan, Yunus Muradi’ye teşekkür ederim. Ayrıca kütüphanesini ve fotograf arşivini bize açan Yar. Doç Dr. Mustafa Kemal Şahin’e teşekkürlerimi sunarım. Fuat Şancı

(9)

ABSTRACT

In our thesis titled as Turkidh architect in Hatay, Turkish Works found in Hatay and other vilages of Hatay has been studied.

In introduction part, the importance, limits, resources of our study and the method and order of our thesis and the geographical situation and history of Hatay region are explained briefly. The history part has been categorized under the title of pre Islam and past Islam. The catalogua of the Works of Turkish period in Hatay which makes up the main part of our study is collected under three titles.

Under two titles which the works remaining partially or thanks to repairments today being studied including 14 külliye and manzume, 44 mosques and mescits, 15 medreses and mektep found in külliyes or in yards of külliyes, 6 independent türbes (mouseloums), 8 bedestens and hans, 25 fountains, 10 hamams (Turkish bath), 3 bridges; totally 125 works are studied. Bedestens, fountains, bridges, türbes, hamams, We studied in külliyes are hold exclusive of this numbers of medreses and mekteps are given as well becouse example of independent medrese isn’n found in collocate and evaluation section constituing. The thirth of them are the Works the names of which can only be seen in the resources. In this part the names of 35 work which include 10 mosques and small mosques (mescids), 5 education buildings, 2 tekkes, 1 türbe, 13 hans, 2 hamams, 2 çeşme are found out.

The last section of our thesis works are evaluated as plan types, architectural workeres, materials, technics and emblazonry features regarding base.

As consequence of our research in Hatay, generally it is found out that features found in Turkish art being make up an internal art style by taking up according to local needs, posibilities and pleasures and this style being kept on till the first half of the 20th century.

(10)

A- KONUNUN ÖNEMİ VE SINIRLARI

Yaptığımız bu çalışmanın önemine kısaca değinmemizin yararlı olacağı kanaatindeyiz. Çalışmamıza konu olan Hatay ilini terecihimizde yörede birçok eserin varlığına rağmen, bunlar hakkında derli toplu bir çalışmanın yapılmamış, yapılan bazı çalışmaların ise Belen ve Payas’ta bulunan menzil külliyeleri ve şehircilik alanlarında yoğunlaşmıştır. Diğer eserlerin ise daha ziyade lisans tezleri ve dar kapsamlı makeleler şeklinde yapılmış olması etkili olmuştur. Hatay’ın coğrafi konumu itibarı ile kültürel etkileşime açık bir bölge oluşu burada gelişmiş olan sanatın niteliği merakımızı uyandırmıştır.

Bu Çalışmanın hem Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içerisinde bulunan Türk eserleri’nin katalog çalışmalarına katkı sağlayacağını umduğumuz bu çalışmanın, hem de Türk sanatının geneli hakkında yapılacak çalışmalara da katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Tezimizde Hatay’ın Müslüman Araplar ve Türk topluluklarıyla tanıştığı 7.

yüzyıldan başlayıp, Türkiye Cumhuriyeti’ne katılımına kadar geçen bir zaman diliminde inşa edilen; cami, tekke, medrese, mektep, gibi dini ve eğitim yapıları, menzil külliyeleri, han, bedesten, gibi konaklama ve ticari yapılar, hamam, kaplıca, çeşme, köprü gibi sosyal yapılarla birlikte mezar anıtı olarak türbeler incelenmiştir.

Hatay’ın ilçe ve köylerinde bulunan eserler ile merkezde bulunan eserler bir bütünlük göstermektedir. Bu benzerlikler, yöredeki sanat anlyışının belirlenmesine katkı sağlayacağı için tezimizin coğrafi kapsamı içerisine dahil edilmiştir.

Konumuza dahil etmediğimiz evler hakkında Ataman Demir’in detaylı bir çalışması mevcuttur. Kaleler ise daha ziyade Türk İslam eseri olmayıp daha önceden var olan eserler olması bu çalışmayı belirtilen süre içerisinde yetiştirmemizi güçleştireceği düşüncesi ile tez kapsamı dışında tutmak zorunda kaldık.

Hatay’da yaptığımız incelemelerde doğal afetler, savaşlar gibi sebeplerden dolayı ilk dönemlerden kalan orijinal eser bulunmamakta olup 1268 yılından sonraki dönemlerde inşa edilen yapıların ise çeşitli onarımlarla günümüze ulaştığı görülmektedir. Özellikle depremlerin zarar verdiği kentteki eserlerde tarihleme zorluğu yaşanmış olup Bu

(11)

incelemeler neticesinde Hatay bölgesinde Türk sanatının; yerel zevklerin, coğrafyanın doğurduğu ihtiyaçların yerli ustalarca uygulanması ile şekillendiği görülmektedir. Bölgede, siyasi, ticari ve kültürel ilişkilerin Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbuldan ziyade bağlı bulunduğu eyaletle olması mahalli sanat anlayışının hakimiyetinde etkin olduğu görülmüştür. Bu üslup, yapı planlarından süslemelere kadar kendini hissettirmektedir.

(12)

B- İLGİLİ KAYNAK VE YAYINLAR

Tezimizde yararlandığımız en önemli kaynakları V.G. M. arşivinde bulunan vakfiyeler oluşturmaktadır. Bilindiği üzere vakfiyeler inşa edilen sosyal ve dini işlevli yapıların kuruluş şartlarını belirlemekte ve bunların devamını sağlayacak gelir ve giderleri belirleyen resmi belgeler olarak önem arzetmektedir. Hatay bölgesinde inşa edilen eserlerin birçoğunun vakıflarda şahsiyet kayıtları bulunsa da az sayıda vakfiye bulunmaktadır. Vakfiyeler aynı zamanda inşa tarihlerini, banileri, onarımları, yapının kullanım amaçlarını öğrenmemizi sağlayan kıymetli bilgiler içermesi açısından da önemlidir. Vakfiyesi bulunan eserler konusu içerisinde değerlendirilmiş ve dipnotlarda verilmiştir.

V.G. M. bünyesindeki Abide ve Yapı İşleri Dairesi Başkanlığında bulunan kayıtlarda eserlerin onarımları kayıt altına alındığı gibi eserlerin eski ve yeni resimleri ile birlikte röleve ve restorasyon planları da dosyalar halinde araştırmacılara sunulmuştur. V.

G. M. Abide ve Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı arşivinde birçok esere ait dosyalar oluşturulmuş olmasına rağmen bünlardan yalnızca restorasyonu yapılan eserlerle ilgili bilgi bulunurken diğerleri tamamen boş bulunmaktadır. Tescil kayıtlar; Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce yapılmakta ve bölgedeki tarihi eser niteliği taşıyan özel veya vakıf mülkiyetinde bulunan eserlerin belirlenip ilgili yasa gereği korunma altına alınması amacıyla yapılmaktadır. Bu çalışmalarda eserlerin tarihleri yapan yaptıran gibi bilgiler tescil fişlerine yazılmaktadır.

Antakya ve bölgesini gezen seyyahların seyahatnamelerinden hareketle yapılan araştırmalarda doğulu ve batılı seyyahların tespitlerini Türkçeleştiren eserlerden istifade edilmiş ve bunlar ilgili yerlerde dipnotlar olarak verilmiştir1. Bunlardan; Antakya hakkında en teferruatlı bilgi veren seyyah Evliya Çelebi olup eserinde Payas’ta bulunan kale ve Sokullu Külliyesi’nden genişce bahseden yazar tarih olarak 1007 yılını vermiştir. Ayrıca beldede bulunan tekke yapılarının isimlerini de belirtmiştir. Belende Kanuni Sultan

1 Antakya hakkında bilgi veren seyyahlar ve seyahatnameler: Ebu Abdullah Muhammed İbn Battuta Tanci, İbn Battuta Seyahatnamesi, C. I, (çev., A.Sait Aykut), İstanbul, 2004; Berrandonde la Broquiere; Le Voyage d’Outrumer de la Broquiere ecuyer Tranchment et Conbeille de Philippe de bon, Duc de Bourgogne, Paris1892 S.Eyice; “Berrandonde la Broquiere ve Seyahatnamesi”, İTED,VI/ 1-2 İstanbul

!975,s.85-95 Matrakcı; Nasuhü’-Silahi;Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn, Haz H.G. Günaydın, Ankara,1976; J.B.Tevarnier;LesSixVoyages deTurquie enPerse etaux İndes, (Yay.S. Yerasimos, I.

Paris,1981, Katip Çelebi; Cihannûma,***

(13)

Süleyman Külliyesi’nden bahsetmekle birlikte bir başka handan daha bahsetmektedir.

Bakrasta günümüze ulaşmayan bir han ve cami ile günümüze ulaşan bir hamamdan bahseder. Antakya’da yedi camide medrese eğitimi için toplanıldığını, 40 civarında mektebinin bulunduğunu söyleyen yazar taş bedesteninin bulunmadığını belirtmektedir.

Zira o tarihlerde Sokullu’nun yaptırdığı bir bedestenin bulunduğu vakfiye kayıtlarından anlaşılmaktadır. Camiler hakkında bilgi vermeyen Evliya Çelebi yalnızca Habib Neccar Tekkesi’nden bahsetmektedir2.

Bartlet’in gravüleri Antakya ve çevresi hakkında görsel bilgiler aktarması açısından önemlidir3.

Arşiv ve tescil çalışmaları dışında araştırma eserleri de kaynak olarak kullanılmış olup bu çalışmalardan biri olan Türk Tarih Kurumu tarafından hazırlatılan “Kültür Varlıkları Envanteri” çalışmasında Hatay bölgesindeki tarihi eserlerin tespiti yapılmış ve envanteri çıkarılmıştır. Prof. Dr. Nusret Çam’ın yürüttüğü bu çalışmada, eserlerin envanteri çıkarılmış Bu envanter çalışmasında eserlerin kitabeleri okunmuş ve planları çıkarılmış olmaklaberaber projenin ruhuna uygun olarak eserler detaya girilmeksizin kısaca tanıtılmıştır. Eserlerin genel bir değerlendirmesi yapılmamıştır.

Tezimize yardımcı olan diğer çalışmalar arasında lisans, yüksek lisans, doktora çalışmaları arasında şer’iyye sicillerini konu alan çalışmalar bulunmaktadır4.

Bu tür arştırmalar içerisinde Hatay bölgesinin sosyo ekonomik yapısını konu edinen çalışmalar da bulunmaktadır.5

Doğrudan Alanımızla ilgili olarak bölgede yapılan çalışmalar arasında Mehmet Fatih Müderrisoğlu’nun “16. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda İnşa Edilen Menzil Külliyeleri” başlıklı tezinde Belen Kanuni Sultan Suleyman Külliyesi İle Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi incelenmiştir. Bir diğer Çalışma ise Ayşe Yeşim Akyürekoğlu

2 Evliya Çelebi, Seyahatname, (Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı), 3. Kitap, İstanbul, 1999, s.31 vd

3 Gravürler için bakınız Gravürlerle TürkiyeV/2, Ankara,1997, tablo,2-38.

4Yıdırım, Mehmet, 1827–1829 (H.1243) Tarihli Antakya (Hatay) Şer’iyye Sicilleri Transkripsiyon- Değerlendirme, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Y.lisans Tezi, Malatya, 1999; Bolat, Mahmut, 18 Numaralı Antakya (Hatay) Şer’iyye Sicilleri Transkripsiyon ve Değerlendirmesi (H.1239–1242/M.1823–1827), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Y.Lisans Tezi, Kayseri, 2000; Alakay, Yahya, Osmanlı Döneminde Hatayda Eğitim, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Y.Lisans Tezi, Elazığ, 2003.

5Gül, Abdulkadir, Üzeyr Sancağının Sosyo-İktisadi Yapısı (1521–1573), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Y.Lisans Tezi, Erzurum,1996; Erişen, Nazan; H.1168–1169, M. 1754–

1756 Tarihli 6 Numaralı Şer’iyye Siciline göre Antakya’nın Sosyo Ekonomik Yapısı, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Y.Lisans Tezi, Ankara, 2002.

(14)

tarafından yapılan “Hatay’daki Türk İslam Devri Yapıları” Başlıklı Y.lisans tezi olup bu çalışmada Antakya, Belen ve Payas’daki eserlerin küçük bir bölümü konu edinilmiştir.

Camiler başlığı altında incelenen Habib Neccar, Belen Kanuni Sultan Süleyman, Şeyh Ali, Payas Sokullu, Mahremiye Ulu ve Kurşunlu, Sarımiye, Yeni, Meydan, Nakip, Kantara, Şeyh Muhammed Camileri bu sıralama ile ele alınmıştır. Araştırmaya konu olan medreseler ise şunlardan: Habib Neccar, Payas Sokullu Mehmet Paşa, Ulu Cami, Yeni Cami, Meydan Camii ve Nakip Cami medreselerinden meydana gelirken, Türbe olarak da Habib Neccar ve Belen Abdurrahman Paşa türbeleri incelenmiştir. İncelenen altı hamam;

Belen Kanuni, Payas Sokullu, ve merkezdeki; Saka, Yeni, Meydan ve Cindi hamamlarından oluşmaktadır. Bunların dışında iki menzil hanı, bir şehir hanı, bir kale, iki köprü ve iki çeşme incelenmiştir. İncelenen eserler; Hatay’daki mevcut eserlerin küçük bir bölümünü oluşturduğu gibi bunların, plan ve tarihlemelerinde de büyük hataların olduğu dikkatten kaçmamaktadır.

Makele, bildiri ansiklopedi maddeleri gibi çalışmalar incelenmiş ilgili kısımlarda da dipnot olarak verilmiştir.

C- METOT VE DÜZEN

Çalışmamıza başlarken ilk önce yöre ile ilgili bilgi veren ansiklopedik çalışmalara bakılmış burada hakkında bilgi bulunan yapılar belirlenip fişlenmiştir. İkinci aşamada Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Anıtlar ve Müzeler Genelmüdürlüğü kayıtlarında; vakfiyesi veya şahsiyet kaydı, tescili bulunan eserler tespit edilip listelenmiş olup üçüncü aşamada ise alan araştırması için bölgeye gidilmiştir. Daha önceden ismi tespit edilen eserlere ulaşılmış buarada kayıtlara geçmeyen eserlerin bulunabileceği dikkate alınarak yöre halkından da bilgi alınarak eser tespiti yapılmıştır. Tespit edilen yapıların ölçüleri alınıp resimleri çekilikten sonra yapılar hakkında notlar alınmış mümkün mertebe kitabeler yerinde okunmaya çalışılmıştır. Eselerin ölçüleri Tez danışmanım Prof. Dr.Nusret Çam ile birlikte alınılmış ve çizimler tarafımdan çizilmiştir6.

Kaynak araştırmasına Doktora, Yüksek Lisans ve Lisans tezleri araştırılarak başlanmış daha sonra bölge ile ilgili genel tarih, seyahatname, şer’iye sicilleri ile alakalı

6Bu Çalışmamız Prof. Dr Nusret Çam Başkanlığında yürütülen. T.T.K. Hatay İli Kültür Varlıkları Envanteri Projesi çerçevesinde kısmen desteklenmiştir.

(15)

yayınlar incelenmiştir. Sanat tarihi alanında yapılmış genel ve bölgesel araştırmalar incelenerek Hatay’daki Türk eserleri değerlendirilmiştir.

Tezimiz Giriş, Katalog ile Karşılaştırma ve Değerlendirme başlıkları altında üç bölümden oluşturulmuştur. Giriş bölümünde; “Konunun Önemi ve Sınırları”, başlığın altında tez konumuzun araştılmasındaki gayeler ile tarih, coğrafya ve yapı tipleri açısından sınırları belirlenmeye çalışılmıştır. Tez konumuzla doğrudan alakalı olan yayınlar “İlgili Kaynak ve Yayınlar” başlığı altında incelenmiş ve kaynakların kısa değerlendirmesi yapılarak çalışmamızın hangi eksiklikleri gidereceği konusunda okuyucuya önbilgi sunulmaya çalışılmıştır. Bu bölümün diğer başlıkları ise metod ve düzen ve Hatay İli’nin coğrafi durumu ile tarihçesi hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölümü; coğrafyanın sanata ve mimariye etekisinin belirlenmesinde ve sanat eserlerinin, tarihi süreç içerisinde eğemen devletlerin kültürel etkilerinin tespiti ile tarihlemelerinin yapılabilmesine katkı sağlayacağı düşüncesiyle oluşturduk.

Tezimizin birinci bölümünü oluşturan katolog kısmı “Günümüze Ulaşan Eserler”

başlığı altında öncelikle merkezde ve buna bağlı köylerdeki eserler incelenmiştir. Böylece Antakya’daki eserlerin üslubu tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak ilçe ve bunlara bağlı eserler incelenmiş merkez ve taşra yerleşimlerindeki sanat ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Her iki başlık altında da yapılar, külliyeler ve manzumeler, cami ve mescitler, türbeler, bedesten ve hanlar, hamamlar ve çeşmeler şeklindeki sıralama ile incelenmiştir.

Külliye ve manzumeler başlığı altında yapıların konumları ve birbiri ile olan ilişkileri göz önüne alınarak, külliye yapılar diğer guruplar içerisine dahil edilmemiştir.

Tezimizde katalog bölümünün diğer alt başlığı altında günümüze kısmen ulaşan eserler incelenmiştir. Bu eserler harap durumda veya yapıdan minare, kitabe gibi unsurları ile günümüze ulaşan eserler diğer bölümdeki sıralamaya bağlı kalınarak incelenmiştir.

Eserlerin tek tek tanıtımında dışardan içeriye doğru gelinerek anlatılmaya çalışılmıştır. Bu eserlerin bazılarının sonunda eserin özellikleri başlığı altında değerlendirmeler yapılmış tır.

Bunları genele uygulamamamızın sebebi ise bir çok yapının benzer özellikler arz etmesi sürekli bir tekrara sebep oluyordu. Bu tekrarların önüne geçmek maksadı ile önemli gördüğümüz eserler için böyle bir başlık açtık diğerlerinde bunu uygulamadık.

(16)

Katalog bölümünü oluşturan son başlık ise, adı kaynaklarda geçen ve bugün mevcut olmayan veya ismi değiştiği için tespit edilememiş olan eserlerin ismende olsa zikredilerek daha sonra yapılacak yeni araştırmalara ışık tutması maksadı ile ele alınmıştır.

Tezimizin son bölümünü oluşturan “Karşılaştırma ve Değerlendirme” başlığı altında eserlerin, plan, mimari elamanlar, malzeme ve teknik süslemeler adlı alt başlıklar altında karşılaştılması ve değerlendirilmesi yapılarak üslup özellikleri ve gelişim süreci belirlenmeye çalışılmıştır.

Çalışmamızda özel mülkiyette bulunan veya şahıslara kiralanan han, hamam gibi yapıların incelenmesinde güçlüklerle karşılaşılmıştır. Özellikle ticari merkezleri oluşturan hanlardaki dükkan sahiplerinin büyük bir kısmı tarafından hoşgörü ile karşılanmış olsakta nadiren de olsa olumsuz tavırlara maruz kalınmıştır.

D- HATAY İLİNİN KONUMU VE TARİHÇESİ 1.Coğrafi Durumu

Hatay, Akdeniz bölgesinin doğusunda 35 52 ve 37 04 kuzey enlemleri, 35–40 ve 35 36 doğu boylamlarında bulunan bir sınır şehridir. Şehir, batıda Ak Deniz ve Adana, kuzeyden Osmaniye, kuzeydoğudan Gaziantep, doğudan ise Suriye ile çevrilidir. Nur (Amanos) Dağları ile ikiye bölünmüş olan Hatay ilinin yönetim merkezini oluşturan Antakya kuzeyde Nur, Güneyde Kel Dağı (cebel-i Akra), Kel Dağı’nın kuzeydoğusunda yer alan 440 m. rakımlı Habib-i Neccar (Silpius) Dağı’nın eteklerinde ve Asi Nehri kıyısında kurulmuş bir merkezdir. Hatay ili merkez ilçe olan Antakya dışında Altınözü, Belen, Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Samandağı ve Yayladağı’ndan ibaret on bir ilçeye sahiptir7. Yörede, maki bitki örtüsü görülür. Bunun yanında ekonomik değer taşıyan zeytin, dut8 , turunçgiller ve pamuk yetiştirilir.

Zeytinciliğin ne kadar yaygın olduğunu vakıf kayıtları da göstermektedir. Hatay’da, Akdeniz ikliminin özelliği olarak yazların sıcak ve kurak, kışların ise ılık ve yağışlı geçtiği görülür.

Habib-i Neccar Dağı’nı da içine alan Kel Dağları’nın jeolojik yapısı, alt kısımlarda serpantin ve gabro gibi yeşil kütlelerden oluşurken, üst kısımların kalker ve bazalttan meydana geldiği görülür.9

7 Sahillioğlu, Halil, “Antakya” mad. İslam Ansiklopedisi, (T.D.V.), C. 3, İstanbul, 1991, s. 228.

8 Tekin, Mehmet, Hatay Tarihi, Ankara, 2000, s.146

9 www. hatayvaliliği.gov.tr.

(17)

Habib Neccar Dağı’nın Kuzeybatı yamaçları, genç fayların dik basamaklar meydana getirdiği engebeli bir yüzeye sahiptir. Hatay bölgesi Anadolu, Arabistan ve Afrika levhalarının bileştiği bir noktada olması sebebi ile tarih boyunca birçok deprem felaketiyle yüz yüze kalmıştır. Bizans döneminin en yıkıcı depremleri 526 ve 528 yıllarında gerçekleşmiş olup bunların ilkinde Antakya, Defne ve Seleukia Pieria tahrip olmuş ve 250 000 kişi ölmüş, ikincisinin verdiği hasar da buna yakın olmuştur. 750, 841–

847 (Halife Vâsık Billâh zamanında),859, 868, 1053–1054, 1074–1075, 1157, 1169, 1303, 1406, 1759, 1787, 1822, 1872 yıllarındaki depremler şehrin harap olmasına sebebiyet verirken bölgenin ekonomisini de zarara uğratmış, yörenin zenginleri fakirleşmiştir10.

2. Tarihçesi a) İslam Öncesi

Hatay bölgesinin dip tarihini arkeolojik kazılardan elde edilen verilerle tespit edilmektedir. Amik ovasının doğusunda Antakya-Halep yolu üzerinde bulunan Tell-Açana höyüğündeki kazılardan elde edilen buluntular, buranın Kalkolitik çağlardan (M.Ö. 5000- 4000 yıllarından) beri insanların yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Yapılan arkeolojik kazılar, kuzey Suriye’de M.Ö. 4 bin ve 3.bin yılları başlarında birbirlerine yakın kültür çevrelerinin oluşmaya başladığını ve M.Ö. 3.bin yıllarında yörede küçük kent devletlerinin oluşturulduğunu göstermektedir.11

Şehrin asıl kurucusu İskenderin ölümünden sonra Antıgonos’u yenerek onun Samandağı’nda kurduğu şehri yakıp, kendi adına Selucia Pieria ile babası adına ise Antiochia’yı kurdu. II. Seleukos Asi nehri ortasındaki adayı M.Ö. 256 yılında iskana açmıştır12. Şehrin gelişimi IV. Antiochos’un ölümüne kadar devam etmiş, bundansonra M.Ö.64 yılında Pompei’nin şehre girmesiyle Roma’ya bağlanmıştır13.

Bu gelişme M.Ö. 47’de Antakya’ya gelen Ceasar’ın kente bağımsızlık vermesi ve burada Caiserion adıyla bir tapınak, amphitiater, su kemeri ve hamam yaptırmasıyla devam etmiştir. Antakya’nın gelişmesi Agustos (M.Ö.31-M.S.14) döneminde de sürmüştür.

10Tekin, Mehmet, “Deprem ve Tarihte Antakya Depremleri”, VI. Hatay Tarih ve Kültür Sempozyumu, Antakya, 2004, s. 205–221.

11 www. hatayvaliliği.gov.tr.

12 Sahillioğlu, Halil, 1991, s. 228.229.

13 Sahillioğlu, Halil, 1991, s. 229

(18)

M.S.256 –260 yılları arasında Sasani işgaline uğrayan Antakya, 395–396 yıllarında da Hun Türkleri tarafından kuşatılmıştır14.

Hatay, Roma İmparatorluğunun 395 yılında Doğu ve Batı Roma imparatorluğu diye ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma imparatorluğu sınırları içerisinde kalmıştır.

Bölgede hüküm süren Bizanslı yöneticiler birçok şehirle birlikte Antakya’yı da tamir ettirmişlerse de Müslüman Arapların fetih hareketi bölgeye yönelince buralardaki şehirler, yine Bizanslılarca tahrip edilerek geri çekilimşlerdir15.

b) İslam Dönemi

Müslüman Araplar’ın Kuzey Suriye’ye doğru başlattıkları fetih hareketi çerçevesinde Ebû Ubeyde İbn-ül Cerrah komutasındaki ordu Antakya’yı antlaşma ile teslim aldı16. Ebû Ubeyde bin Cerrah’ın kentten ayrılmasından sonra isyan baş göstermiş, Amr’ın müdahalesi ile bu isyanlar bastırıldığı gibi şehirde iskân ve imar faaliyetlerinde de bulunulmuştur17. Muaviye döneminde şehrin nüfusunun azalması üzerine Antakya’ya kırk iki cemaat yerleştirilmiştir18. Emeviler döneminde Yezid bin Muaviye tarafından Cund ilan edilen Antakya, Harrun Reşid tarafından Menbic, Dülûk, Ra’ban, Kuruş, Antakya ve Tîzîn’i birleştirilerek Avasım olarak düzenledi19

Abbasiler döneminde Kilikya Bölgesinin merkezi durumuna gelen Antakya’ya Me’mun ve Mu’tasım zamanında Türk idareciler atanmıştır20. 846 veya 847 ve 868 yıllarında depremlerle sarsılan Antakya’da bütün evler yıkılmış ve kaleler harap olmuştur21.

Abbasilerin IX. Yüzyılda zayıflaması üzerine Antakya 877’de Tolunoğlu Ahmet'in, sonra İhşidler’in, ardından da 944 yılında Hamdanoğulları’nın idaresine girmiştir22.

1084 yılında Vali Philaretos Barchanios’un baskıcı yönetiminden bıkan halk ve yöneticiler, Onun Urfa’ya gidişinden istifade ederek İznik’te bulunan Süleyman Şah’ı

14 Tekin, 2000, s. 6; Sahillioğlu, Halil, 1991, s. 229

15Honigman, Ernst, Bizans Devletinin Doğu Sınırı, (Çev. Işıltan, Fikret) İstanbul,1970, s. 14, 37

16 Belâzurî, Fütûhu’l-Büldân. (çev. Mustafa Fayda), Ankara, 1987, s. 196 Tekin 2000, s. 6. Hitti, Philip K., İslam Tarihi, (çev. Salih Tuğ), C.1, İstanbul, 1989, s.230.

17 Belâzurî, s. 197. Halil Sahillioğlu 1991, s. 230. Grollier İnternational Americana, C. 2, İstanbul, 1993, s.

69.

18 Sahillioğlu, 1991, s. 230.

19 Belâzurî, 188.

20 Sahillioğlu, 1991, s. 230.

21 Tekin, 2000, s. 7.

22 Çöhçe, Salim, “Doğu Akdeniz Çevresinde Türk Hâkimiyetinin Tesisi”, Ortadoğu’da Osmanlı Dönemi Kültür İzleri Uluslar Arası Bilgi Şöleni Bildirileri, C. I, Ankara, 2001, s. 144. Tekin, 2000, s. 7.

Sahillioğlu 1991, s. 230.

(19)

Antakya’ya davet etmiş ve bunun üzerine, 300 atlıyla Antakya’ya gelen Süleyman Şah, kaleyi almıştır23. İç kaledekiler bir müddet teslim olmamakta direndiyseler de halk, Süleyman Şah’ın sözünü tuttuğunu görünce 1085 yılında teslim oldular24. Süleyman Şah, Kawsyana’yı yani Mar Cassianus kilisesini camiye cevirdi25 Büyük Selçuklu sultanı 1086'da Süleyman Şah’ın ölümünü müteakip Antakya’ya gelip Yağısiyan’ı vali tayinettikten sonra 1087 yılında buradan ayrıldı26. Antakya 1090 veya 1092 yılında bir deprem daha yaşamıştır27. 1097 yılından sonra Antakya’da hutbe Şam Atabeği Melik Rıdvan ve Dukak adına okunmaya başlanmış olması bölgenin dımaşk Atabeylerinin elinde bulunduğunu göstermektedir28.

Antakya Haçlılar tarafından kuşatılmış ve şehir 1098 yılında teslim olmak zorunda kalmıştır29. Böylece; Antakya’da Büyük Selçuklu egemenliği sadece 10 yıl kadar sürmüştür. Bundan sonra bölgede kurulan Antakya Kontluğu 1158 yılında Bizans hâkimiyetini kabul etmiştir30. Antakya Prensliği ile Türklerin mücadelesi devam etmiş ve Nureddin Zengi’nin Halep’te bıraktığı kuvvetlerin komutanı Savar, 1139–1144 yılları arasında Antakya’ya sürekli akınlarda bulunmuştur31. Bu mücadele, Selahaddin Eyyubi’nin Bakras ve Darb-ı sak kalelerini (1188) zapt etmesi ile devam etmiştir32.

Memluklu Sultanı olarak tahta geçen Baybars; 1261–1262 yıllarında iki kez kuşattığı Antakya’yı 1268 yılında üçüncü kuşatmanın ardından ele geçirmiştir33. Baybars, daha önce Hıristiyanların yaptıkları gibi şehri yağmalatmış ve tahrip etmiştir34. Baybars, Kozan’dan başlayıp Antakya ve Gazze bölgesine kadar 40000 evden oluşan Türkmen

23 Bin atlı ile gündüz gizlenip gece yol alarak Antakya’ya geldiği belirtilmektedir. (Kerîmüddin Mahmud-i Aksarayî, Müsâmeretü’l-Ahbar, (çev. Mürsel Öztürk), Ankara, 2000, s.14)

24 Azimi, Azimi Tarihi Selçuklularla İlgili Bölümler, ( Yay. Ali Sevim), Ankara, 1988, s. 24. Tekin, 2000, s. 7. İznik’e kadar gelen Süleyman Şah’ı boğazlardan uzak tutmak ve düşmanlarından kurtulmak için Bizans İmparatoru Aleksis Komneus’un gizli bir anlaşma ile Antakya’yı Süleyman Şah’a bırakmış olabileceğini belirtmektedir. (Claude Cahen; Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler, İstanbul, 1994, s. 91–92. )

25 Gregory Abû’l – Farac, Abû’l–Farac Tarihi I, (çev., Ömer Rıza Doğrul), Ankara, 1987, s. 331.

26 Urfalı Meteos, Urfalı Meteos Vekayi- Namesi ve Papaz Grigor’un Zeyli, (Hrant D. Andreasyan), Ankara, 1987, s. 172. Azimi, 1988, s. 25. Alptekin, Coşkun, Dimeşk Atabegliği (Toğ Tiginler), İstanbul, 1985, s. 4.

27 Tekin, 2000, s. 7.

28 Alptekin, s. 10.

29 Alptekin, s. 13–15. Sevim, Ali -Yücel Yaşar, Türkiye Tarihi, C. 1, Ankara, 1990, s. 8.

30 Alptekin, 114–1116. Tekin, 2000, s. 8.

31 Demirkent, Işın, Urfa Haçlı Kontluğu, Ankara, 1987, s. 135.

32 Tekin, 2000, s. 9. Sevim-Yücel 1990, s. 11.

33 Sevim-Yücel, 1990, s. 16.

34 Sahillioğlu, 1991, s. 230.

(20)

aşiretlerini yerleştirmiş ve Antakya’da imar faaliyetlerinde bulunmuştur35 Antep, Antakya ve Harim’de yağma hareketlerine girişen Moğollar’ı cezalandırmak üzere 1271 yılında Halep’e kadar gelen Baybars saldırganların cezalandırılmasını istemiş ve Memluklu kuvvetleri Maraş’a kadar ilerlemiştir36. Timur’un 5000 kişilik birliği1394 yılında Antakya yakınlarına kadar gelmiş ve buralarda yağma hareketlerinde bulunmuşlardır37. Memluklu komutanı Çekem,1406 yılında Faris’in elinde bulunan Antakya’yı da alarak Suriye’de kendisini Sultan ilan etmişse de bu kısa sürmüştür38.

Memluklu idari taksimatına göre Halep Naipliği’ne bağlı bulunan Antakya, Osmanlı İmparatorluğunun bölgeyi ele geçirmesinden sonra aynı konumunu devam ettirmştir39. Antakya ve çevresinde Osmanlıların II. Beyazıt zamanında hâkimiyet kurmuştur40.

Yavuz Selim’in Mısır seferi esnasında, bölgedeki diğer vilayetler gibi Antakya’da Osmanlıların egemenliğine girmiştir41. Bıyıklı Mehmet Paşa Antakya yönetimine getirilen ilk Osmanlı yöneticisi olmakla beraber bölgede nüfuz sahibi Türk ve Arap idarecilere dokunulmayıp yerlerinde bırakılmıştır42 Yavuz Selim’in bu seferi ile İslam ve Hıristiyan dünyasının (Roma hariç) bütün manevi gücü Osmanlıların eline geçmiş oluyordu43.

Antakya,1516–1522 yılları arasında Altunözu, Kuseyr, Cebel-i Akra, Süveyde ve Şuğur nahiyelerinden oluşan bağımsız bir sancak iken,1523 yılında Halep’e bağlanmış,1581 yılında kısa süreli olarak sancak konumuna getirilmişse de çıkarılarak yeniden Haleb’e bağlanmıştır44. Osmanlı Hâkimiyetine giren bölgeye yeni Türkmen aşiretleri yerleşmiştir. Osmanlı döneminde Antakya ve çevresinde imar faaliyetlerinde bulunulmuştur45. Kanuni Sultan Süleyman ve Sokullu Mehmet Paşa dönemleri ve sonrasında Hac yolunun güvenliği için menzil külliyeleri kurulmuştur46. Surre alayları;

bugünkü Hatay ili sınırları içerisinde, Payas, Belen, Antakya, Hacıpaşa Mezrası olmak

35 Tekin 2000, s. 9. Sahillioğlu 1991, s. 230.

36 Yinanç, Refet, Dulkadir Beyliği, Ankara, 1989, s. 4.

37 Yücel, Yaşar, Timur’un Ortadoğu – Anadolu Seferleri ve Sonuçları (1393–1402), Ankara, 1989, s. 110.

38 Tekin, 2000, s. 10.

39 Sahillioğlu, 1991, s. 231.

40 Mustafa Nuri Paşa, Netayicü'l-Vukuat, C. I-II, ( Sadeleştiren: Neşet Çağatay), Ankara,1992, s.31.

41 Sahillioğlu, 1991, s. 231.

42 Tekin 2000, s. 11.

43 Atalar, Münir, Osmanlı Devletinde Surre-i Hümâyûn ve Surre Alayları, Ankara, 1999, s. 18.

44 Çakar, Enver, XVI: Yüzyılda Haleb Sancağı (1516–1566), Elazığ, 2003, s. 51.

45 Tekin, 2000, s. 11.

46 Cantay, Gönül, “Güney Doğu Anadolu Ticaret Yolları ve Menzil Kuruluşları”, Ortadoğu’da Osmanlı Dönemi Kültür İzler Uluslar Arası Bilgi Şöleni Bildirileri, C. I, Ankara, 2001,s. 135- 136.

(21)

üzere dört yerde konaklamaktadırlar. Dönüşte; bunlara, Han-ı Kusayra, Han-ı Karamurt, İskenderun ve Ramazanoğlu yaylası da eklenmektedir47. 16. yüzyılda Antakya’da mahalle sayısı kayıtlara göre yirmi iki ile yirmi dört arasında değişmektedir48. Bu sayının 18 – 19.

yüzyıllar arasında kırk ikiye çıktığı ve bu mahallelerde farklı ırk ve dinlere mensup insanların bir arada yaşadıkları tespit edilmektedir49.

17. yüzyılda baş gösteren Celali isyanları, bölgede büyük çatışmaların yaşanması, yörenin güvenliğini sağlamaya yönelik imar çalışmalarına da sebep olmuştur. Kuyucu Murat Paşa’nın Canpolatoğlu Ali Bey isyanını bastırmak için bölgeye gelmesi ile yörede han ve köprülerin inşa edildiğini görmekteyiz50. Antakya, Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra1638 yılında IV. Murad’ı ağılamıştır. Bağdat seferinde Antakya‘dan geçen Sultan, Amik ovasında konaklamıştır.

Osmanlı İmparatorluğunun I. Dünya Savaşından yenik ayrılmasından sonra Antakya 1918 yılında İngiliz ve Fransız yönetimine girdi. Fransızlar bölgeye, 12 Ekim 1921 yılında İskenderun sancağı olarak muhtariyet vermeyi kabul etmiş ve 2 Eylül 1938 yılında Fransa ve Türkiye Cumhuriyetinin garantörlüğünde Hatay devleti kurulmuştur51. Tarihi tecrübeler Anadolu’da kurulan bir devletin güvenliği için amanos geçitlerini elde tutulması gerektiğini tarihi tecrübeler göstermiştir. Bu durumun farkında olan Mustafa Kemal Atatürk’te derhal Hatayın Türkiye Cumhuriyetine katabilmek için çalışmalara başlamış52 ve bu çalışmalar 7 Temmuz 1939 yılında bölgenin Hatay Vilayeti olarak Türkiye Cumhuriyetine dahil edilmesiyle sonuçlanmıştır53.

47 Atalar, s. 152–153.

48 Sahillioğlu, 1991, s. 231.

49 Raymond, Andre, Osmanlı Döneminde Arap Kentleri, (Çev. Ali Berkay), İstanbul, 1995, s. 75

50 Tekin, 2000, s. 36. Naima Mustafa Efendi, Naima Tarihi, C. II, İstanbul, 1968, s. 547. Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, C.II, Kısım I, Ankara, 1988, s. 106–107.

51 Tekin, 2000, s. 219 vd.

52Kınal, Füruzan, “Hitit Devletleri için Kuzey Suriyenin Önemi” Atatürk Konferansları, C. IV, Ankara,1971.s.13; Özman, Recep, “İlk Çağ’da Mezopotamya’dan Anadolu’ya Yönelik Tehtitler”

Türkiye’nin Güvenliği Sempozyumu, Elazığ, 2003

53 Sahillioğlu, “Antakya” mad., İslam Ansiklopedisi (TDV), C. 3, İstanbul, 1991,s.232. Tekin, 2000, s. 227.

(22)

A- GÜNÜMÜZE ULAŞAN ESERLER

1. Antakya Merkez İlçede Bulunan Eserler a) Külliyeler ve Manzumeler

Habib Neccar Külliyesi Çizim No: 1

Resim No: 1 – 33

İnceleme Tarihi: Eylül 2002 Yeri: Habib Neccar Mah.

Plan ve Mimarisi: Habib Neccar Cami ve külliyesi; yamuk bir avlunun etrafına sıralanmış yapılardan meydana gelmektedir. Avlunun; kıble yönünde cami, doğusunda türbe ve bunlarla bağlantılı hücreler ile taçkapı, kuzeyinde medrese hücreleri ve şadırvan, batıda ise yine dört medrese hücresi yer almaktadır (Çizim 1)54.

1-Cami

Planı ve Mimarisi: Avlunun güneyinde dikdörtgen bir alana oturan mihrap önü kubbeli bir plana sahip bulunan cami; iki cephesi ile güneyden ve doğusundan geçen caddelere bakmakta olup kıble cephesi, basık kemerli yedi altlık ve üç üstlük pencere ile hareketlendirilmiştir (Çizim 1; Res.1, 2). Caminin batı ve doğu cepheleri dörder altlık ve ikişer üstlük pencere ile hareketlendirilirken, doğu cephesi sonradan eklenen hazire, türbe ve hücrelerin gerisinde kaldığından altlık pencereleri dışa yansıtılamamıştır (Res.1).

Caminin doğusundaki hazire, güneyde bir, doğuda ise üç penceresi bulunan çevre duvarı ile sınırlandırılmıştır (Res.1).

Hazirenin kuzeyinde yer alan dört hücrenin kesme taş duvarları, hazirenin pencereleri ile uyumlu yedi pencere vasıtasıyla dışa açılmakta olup cepheye bir bütünlük içerisinde hareketlilik katmışlardır (Res.1).

Avlunun doğu taçkapısı dışa doğru taşıntı yapmayan fakat avlu duvarından yüksek tutulmuş olan kütlesi ile kademeli mukarnasların oluşturduğu yastığa basan sivri kemerle dışa açılan bir eyvan görünümündedir. Basık kemerli giriş kapısının iki yanına eyvan

54 V. G. M. Arşivinden alınan planda avlunun etrafındaki hücreler işlenmiştir.

(23)

derinliğince, cephesi kademeli silmelerle çerçevelenmiş sekiler yerleştirilmiştir (Res.3).

Kapı kemerinin üzerinde iki sıra halinde işlenmiş mukarnasların oluşturduğu kornişnden itibaren başlayan geniş tabanlı tonozun eteğine bir kitabe yerleştirilmiştir (Res.3).

Doğu taçkapısının hemen güneyinde, Hıristiyan din adamı Paulos'un türbesinin basık kemerli kapısı yer almaktadır (Çizim1, Res.4). Hücrenin giriş kapısı üzerinde taş bir levha üzerine yazılı sekiz satır halindeki kitabe yer almakta olup, bu hücrenin önünde kare kaide üzerinde yükselen minare bulunmaktadır (Res.4).

Minarenin kare kaidesinin batı cephesine yerleştirilen basık kemerli kapı, minareye giriş sağlamaktadır. Kare kaideden mukarnaslarla geçilen çokgen gövde şerefe altında dışa taşan bir bilezikle sonlandırılmış olup bunun üzerinde şemsiyeli şerefe ve konik külahla örtülü peteğe yer verilmiştir (Res.4).

Caminin doğusunda bulunan hücrelerin kapı ve pencereleri son cemaat mahalline açılırken harimin altlık pencerelerinden kuzeydeki iki pencere Habib Neccar türbesinin giriş bölümüne açılmaktadır.

Harimin kuzey cephesini, son cemaat mahallinin, batıda payeye doğuda, minare gövdesine yerleştirilen yastıklara, ortada ise beş sütuna istinat eden sivri kemerleri biçimlendirmektedir (Res.5). Son cemaat mahallinin sütun başlıklarından dördü antik üslupta biri ise mukarnaslı olarak işlenmiştir (Res.6, 7, 8, 9, 10). Son cemaat mahallinin paye yastıkları, balık sırtı bordürün sınırladığı iki sıra mukarnastan oluşmaktadır (Res.11).

Tek eğimli bir çatı ile örtülü son cemaat mahalli avlu zemininden yüksek tutulmuştur (Res.5).

Caminin son cemaat mahalline bakan cephesi; ana eksen üzerinde açılan eyvan türü bir taçkapı, bunun iki yanına yerleştirilen birer mihrabiyenin yanı sıra üçer altlık ve mahfile açılan birer üstlük pencere tarafından şekillendirilmiştir (Res.5). Çeyrek küre kavsaralı nişlerden ibaret yalın görünümlü mihrabiyelerin üst seviyesine ikişer kandillik yerleştirilmiştir.

Caminin harim girişi, sivri kemerli bir eyvan şeklinde ele alınmış olup kemer yüzeyine iki kademeli bir geometrik süsleme işlenmiştir. Asıl harim girişini oluşturan kapı kemeri ve söveleri iki renkli mermerlerin alternatif dizilişleri ile elde edilmiştir. Kitabeliğin üzerinde kalan kemer boşluğu ise günümüzde orijinal dokudan farklı bir malzeme ile doldurulmuştur (Res.12).

(24)

Harim kısmı; ortada dört duvar payesine binen sivri kemerlerin taşıdığı pandantif geçişli bir kubbe ve bunun iki yanında çapraz tonoz örtülü üç bölümden oluşur (Çizim1).

Harim, güney ve kuzey yönlerinde birer kemerle genişletilmiştir. Cami genel olarak mihrap duvarına paralel tek sahnın mihrap önünde bir kubbe ile kesilmesinden oluşan mihrap önü kubbeli camilerdendir (Çizim1; Res.13, 14, 15).

Kıble duvarından hafif taşıntı yapan mihrap sivri kemerli kavsaraya sahip bir nişten ibaret olup, mihrap nişi içerisine bir pencere yerleştirilmiştir. Kademeli silmelerle üç yandan çevrilmiş olan mihrap bloğu, üstteki kandilliklerin arasında, içlerinde bitkisel motiflerin işlendiği yan yana sıralanmış damla veya vazoların meydana getirdiği bir kuşak yer almaktadır (Res.16).

Mihrabın hemen sağında yer alan mermer minber; kapısı, korkulukları mukarnas başlıklı bodur sütuncelere basan kemerlerin taşıdığı kubbeyle örtülü köşk kısmı ve köşk altı bölümü ile klasik bir minberin tüm unsurlarına sahiptir. Basık kemerli minber kapısı, söveleri dıştan kademeli silmelerle çerçeve içerisine alınmış ve mukarnas sıralarının oluşturduğu kornişle taçlandırılmıştır (Res.16)

Harimin kuzey iç cephesine, girişin hemen sağında yer alan pencere içerisine açılan kapıdan geçilen ve beden duvarı içerisine yerleştirilmiş helezonik merdivenlerle ulaşılan mahfil yerleştirilmiştir (Res.14).

Habib Neccar Cami’inde tezyini unsurları; taş tezyinat, ahşap, kalem işleri ve hat olarak sınıflandıra biliriz. Camide dikkat çeken taş tezyinatı mihrabın taç kısmını oluşturan damla veya vazo olarak nitelendirebileceğimiz kuşaktaki hayat ağacını andıran dolgu motiflerinde, benzer motifin farklı satıh üzerine işlenmiş şekli ile son cemaat mahallindeki kemer yastıklarında (Res.11, 16), görmekteyiz. Mukarnas uygulamasını ise minberin köşk kısmı sütunce başlıklarında ve minber kapısının tacında (Res.16), son cemaat mahallinin bir sütun başlığında (Res.10), avlu giriş kapısı kornişi ile güney doğu köşe pahında tespit edebilmekteyiz (Res.3, 17). Taş malzeme üzerine geometrik süsleme ise harim girişini belirleyen dış kemerin yüzeyinde uygulanmıştır (Res.12).

Kapı sövelerinde siyah ve beyaz taşların yanı sıra kemerin kilit taşı ve bunun üzerinde bulunan kitabe çerçevesinde pembe renkli taş kullanılarak renk çeşitliliği artırıldığı gibi kitabe çerçevesi ile kilit taşı arasında bir ilinti de kurulmaya çalışılmıştır (Res.12).

(25)

Ahşap malzeme ile gerçekleştirilen tezyinatı, harimin ve minberin çift kanatlı kapılarında görmekteyiz. Harim kapısındaki kompozisyon, en alt kısımda üçerden altı adet dikdörtgen levhadan, bunun üzerinde ise köşelerde L şeklinde, bunların arasında ardışık sırayla yerleştirilmiş kare ve dikdörtgen levhalardan meydana getirilmiştir (Res.12). En üste ise bir kareden gelişen geometrik geçmelerden oluşan pano yerleştirilmiştir (Res. 12).

Minber kapılarında altı kollu yıldızdan gelişen ve sonsuzluk ilkesi ile ele alınmış geometrik kompozisyon ana levhayı meydana getirirken üstteki kare pano içerisine işlenmiş kompozisyon dört kareden gelişen kolların birbirini kesmesi ile oluşturulmuştur.

Bu kompozisyonun temeli sonsuzluk ilkesine dayanmaktadır (Res 18).

Kitabeleri ve Tarihlendirilmesi: Külliyenin çeşitli yerlerinde olmak üzere toplam sekiz kitabe bulunmaktadır. Alakalı olduğu külliye elamanları ile işlenecek olan kitabelerden cami ile ilgili olanlar şunlardır.

1.Medrese cephesinde yer alan kitabe şöyledir (Res.19 1 ... fi şehr-i Ramazanu’l-Muazzam …. Bi-darra

2 el-mileli’z-zahirüyyü’l-beka hüsn-i fakr bi-darra izzet ala yerdi’l-cinanü’l-a’la’l- mu’alla

3 ale’s-seddi yed inni a’za’llahu bi-darra i’tikal netaleyn sübhan nazimeh 4 …. Et-te’vilihi battal fe-lillahi nazari’l-arzi sa’y me’a bi-…….

Bu kitabede “el-melikü’z-zâhir” lakabı okunmaktadır. Bu, Antakya’yı 1268 yılında feth eden Memluklu Sultanı Baybars'ın lakabı olduğu bilinmektedir.

2.Avlu taç kapısı ile minare arasında yer alan kitabe şöyledir (Res. 20) 1 El- Hamdü lillahi ellezi binuri...

2 Ellezi... ...el emr bil ma’ruf...izel mekr-i bi- tevfikullah....

3 Efela beğalan es- semâvâti ve’l ardi...

4 ... lehu ve rahmeti har-i yecmâun ve kâne bi- tarih-i .... hicreti 5 Tis’a ve seb’ine ve semanı miyeh... ... ... ...elkerim 6 ...mahruse ensure ala ehl...

7 ...

8 ...

Kitabede H. 879 ( M. 1474 ) tarihi okunmaktadır ki bu tarih Memluklu hâkimiyetine işaret etmektedir.

1. Kitabe harim kapısı üzerinde bulunmakta ve şu şekildedir (Res. 21);

(26)

1 Şerefi inde mucindi hasinen li-tezal olub şekla 2 Buldu bu câmi vâlâyı kad^ım ahsen hâl 3 Dedi tecdidine tarih-i dü mısra müfti 4 Lafz-ü mânâ deva, ruy-i dilara-yı cemâl 5 Câmi-i sahib-i Yâsin Habibünneccar 6 Eskiden ekber-ü adel yapılub buldu kemâl Sene 1275 (M. 1858)

Kitabeden yapının M. 1858 yılında yenilendiği yazılmaktadır.

2. Avlu taçkapısındaki kitabe şöyledir (Res.22) 1 Ol fatih-i minnetü’l - ebvâb itmam oldu imar 2 Himmet-i belde ahâlisi bu bâbda derkâr 3 Tarihini bab-ı Rauf açdı cenabı isneyn 4 Habbeza Sultanı Cami Habibünneccar Sene 1280 (M.1863)

Avlu giriş kapısı üzerinde bulunan bu kitabe (M.1863) yılında ahalinin gayretiyle kapının imarının tamamlandığını beyan etmektedir.

3. Minare gövdesinde şerefe altında tarihsiz bir kitabede “Ma’şallah” İbaresi bulunmaktadır (Res.23).

Cumhuriyet döneminde de camide onarımlar gerçekleştirilmiştir. Bu onarımlar 1954’te kurşun kaplamasının değiştirilmesi, 1964–1965 yıllarında kısmi bir onarım şeklinde gerçekleştirilmiştir55.

Eserin ilk inşa tarihini belirleyen bir kitabenin bulunmayışı sebebi ile eserin tarihlendirilmesinde kaynaklardaki bilgilerden istifade etmeye çalışacağız. Yapı üzerindeki en eski kitabe Baybarsın adını vermektedir.

Antakya salnemesinde; Antakya’nın fethinden sonra, H.1256, yılında Ebû Ubeyde bin Cerrah tarafından cami ve türbenin inşa edildiği belirtilmektedir57. Kur’ân-ı Kerimin Yâsin Süresi 13 -29. ayetlerde anlatılan halkı imana davet eden elçiler hakkındaki kıssanın58; Antakya’da geçtiği ve imana dâvet olayının içerisinde bulunan kişinin Habib Neccar olduğu kabul edildiğinden dolayı Müslümanlar tarafından bu kişi için fetihten

55 V.G.M. Eski Eser Fişi

56 Antakya’nın fethi konusunda farklı tarihler de bulunmaktadır. ( H.17 M. 638 ) Sahillioğlu “Antakya”, s.

230.

57 Salnamei Vilayet-i Haleb 17. Defa 1318 Hicri, s. 272.

58 Özek, Ali vd. Kur’ân-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Ankara, 1993, 439–441.

(27)

sonra burada bir caminin yapılması akla uygun gelmektedir59. Fakat Türbe konusuna şüpheyle yaklaşmamız gerekmektedir. Çünkü ilk dönemlerde türbe mimarisinin bulunmadığı bilinmektedir. Ancak Selçuklu egemenliği esnasında buraya bir türbenin inşa edilmiş olama ihtimali bulunsada elimizde kesin bir veri bulunmadığından bunu bir ihtimal olarak belirtmemizde fayda olacağı düşüncesindeyiz. Salnamede sözü edilen camiden de günümüze hiç bir unsur ulaşmamıştır.

Eserin inşası ile alakalı bir diğer yorumda ise cami’nin 1222 -1223 yılları arasında Memluklu Sultanı Baybars tarafından inşa edildiği ve 16. yüzyılda eserin yenilendiği iddia edilmektedir60. Bu görüş Antakya’nın 1268 yılında Baybars tarafından feth edildiği dikkate alındığında, tutarsız bir iddia olarak kalmaktadır. Eserin 16. yüzyılda onarım gördüğüne dair bir belgeye de rastlanmamıştır.

Habib Neccar ismi kesin vurgulanmamakla beraber, Memluklu Sultanı Baybars’ın (al Melik az zahir) Antakya’da bir kilisenin yerine cami yaptırdığı belirtilmektedir61. Habib Neccar Camisi’nde “el melikü’z-zahir” olarak Baybars’ın adının geçtiği bir kitabenin medresenin cephesinde bulunuyor olması, bu camiyi Baybars’ın yaptırdığı ihtimalini ortaya koysa da biz yukarıda Baybars’sın yaptırdığı belirtilen caminin bugünkü Habib Neccar Camisi olmadığını, bunun Ulu Cami olduğunu düşünmekteyiz62. Habib Neccar Camisi’nde bulunan kitabenin yerinin orijinal olmayışı ve bu tür kitabelerin taşınabilirliği bizde kuşku uyandırmaktadır. Kitabenin buraya ait olması halinde de Baybars'ın Antakya’da, Ulu cami dışında ikinci bir yapı yaptırmış olması pek yadırganacak bir şey olmamalıdır. Baybars’ın; belirttiğimiz kuşkulara rağmen, Ulu Cami dışında kaynaklarda tekke olarak geçen ancak bugün cami olarak kullanılan Habib Neccar Camisini, 1268–

1271 yılları arasında yaptırmış olalabileceyi düşüncesindeyiz. Çünkü İbn Battuta (1304–

1369) seyahatnamesinde Habib Neccar Külliyesi’ndeki yapıları; türbe, imaret ve tekke şeklinde sıralamaktadır63 ve camiden bahsedilmemektedir. Habib Neccar yapı topluluğu hakkında bilgi veren bir diğer kaynak ise Evliya Çelebi Seyahatnamesi olup burada da yapıdan tekke olarak bahsetmektedir64. Külliyede bugünkü camiden başka bir tekkenin var

59 Ateş, Süleyman “Habib en-Neccar”, mad. İslam Ansiklopedisi (TDV), C14, İstanbul, 1996, s. 373–374.

60 Akyürekoğlu, Yeşim; Hatay’daki Türk İslam Devri Yapıları, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Yayınlanmamış Y. Lisans Tezi, Konya, 2005, s.13

61 Yaltkaya, M. Şerefüddin, Baypars Tarihi, C.II, T.T.K. Yay. Ankara, 2000, s.173.

62 Ulu cami minaresinde bulunan kitabede ebcet hesabı ile H.670 M.1271 tarihi verilmiştir.

63 Ebu Abdullah Muhammed İbn Battuta Tanci, İbn Battuta Seyahatnamesi, C. I, (çev., A.Sait Aykut), İstanbul, 2004, s.115.

64 Evliya Çelebi, 1999, s, 36

(28)

olup olmadığı sorusuna bir cevap bumaya çalışacağız. Antakya’da bulunan ve plan itibarıyla Habib Neccar Camisi’nin birer tekrarı olan Şeyh Ali ve Yeni camilerinin de tekke kökenli oluşu dikkate alındığında kesin olmamakla birlikte bu yapının, tüm onarımlara rağmen orijinal planını muhafaza ettiğini ve cami ile tekkenin ayrı yapılar olmadığı söyleyebiliriz. Yapının plan olarak 1268 yılından öncede bilinen ve uygulanan bir plan olması ayrıca bu tezimizi desteklemektedir65.

Memluklu Sultanı Baybars’ın 1268–1271 yıllarında yapıyı; Şehrin İslamlaşmasında sağlayacağı önemli katkılar sebebiyle tekke olarak inşa ettirmiş olmalıdır. İlk dönemlerde tekke işleviyle öne çıkan yapı daha sonraları cami olarak öne çıkmış olacak ki kayıtlarda cami ismi kullanılmıştır.

Külliyenin birçok kez onarım gördüğü, üzerindeki kitabelerden ve arşiv vesikalarından anlaşılmaktadır.

Doğrudan Habib Neccar Tekkesi’nden cami olarak bahseden belge 1721 tarihli ferman olup bu, Ulu Cami, Cafer Ağa Cami ve Habib Neccar camilerinin gelirlerinin yetersizliği ve bu camilerin onarımlarının gerçekleştirilmesine ilişkin emirleri içermektedir. Bu ferman, eserin 1721 yılını müteakip bir onarım geçirdiğine işaret etmektedir.

H.1245 (M.1829) tarihli belge hem minarenin hem de kubbenin tamir edildiğini, özellikle kubbe ve külahın kurşun kaplamalarının değiştirildiğini bildirmektedir66. Bir diğer belge H. 1262 (M.1845) tarihinde düzenlenmiş olup Habib Neccar Cami’nin yenileneceğine dair düzenlenmiş bir taahhütnamedir67. Habib Neccar Camisi’nin onarıldığını gösteren bir diğer bilgi ise Antakya şer’riye sicilinde bulunmakta buna göre H.1265- (M.1848) yılında türbe ve cami onarılmıştır68. Bu belge bir önceki taahüdün yerine getirildiğini göstermektedir.

Yapının ilk banisinin Ubeyde bin Cerrah olduğu kayıtlı ise de onun yaptırdığı eserden günümüze bir şeyin kaldığını söyleye bilmemiz çok zordur. İkinci inşa dönemini,

65Örnek için bakınız. Eser, Erdal; “Zengi Dönemi Halep Kutsal Yer Kültürü” Ortaçağ’da Anadolu, Prof.

Aynur Durukan’a Armağan, Ankara, 2002, s.254, Çizim. 2

66 Tekin, Mehmet Antakya’lı Din Şehidi Habib Neccar, Antakya, 1993, s. 48.

67 Tekin Antakya’lı, s. 49.

67 Tekin Antakya’lı, s. 42.

67 Tekin Antakya’lı, s. 52.

68 Kara s. 91.

(29)

Memluklu Sultanı “el Melikü’z-Zahir” lakablı Baybars’ın başlatmış olabileceğini söyleyebiliriz. Son tamirlerin halkın yardımlarıyla yapıldığı avlu kapısındaki kitabeden anlaşılmaktadır

Eserin Özellikleri: Caminin planı, mihrap duvarına paralel tek sahının, mihrap önünde bir kubbe ile kesilmesiyle elde edilmiştir. Bu plan türünü Antakya ve çevresinde;

Şeyh Ali, Yeni ve Şenköy Ahmet Kusayri camilerinde görmekteyiz. İlk iki cami, plan açısından Habib Neccar Camisi ile tam bir benzerlik gösterirken Ahmet Kusayri Camisi’nde harim iki sahından oluşmakta kubbe, sahınların yalnızca mihrap önündekini keserken burada diğerlerinde görülen kubbenin harimdeki hakimiyetinden söz edemeyiz.

Habib Neccar Caminin harim kısmında bulunan mahfilin, duvar içerisine yerleştirilmiş merdivenleri ile Şeyh Ali ve Yeni Cami’de de karşılaşmaktayız.

Habib Neccar Camisı; düzensiz avlusu ile Antakya’da bulunan Ulu, Şeyh Ali, Yeni ve Kantara camileri gibi birçok camiyle benzerlik göstermektedir.

2-Şadırvan

Habib Neccar Cami külliyesinin bir parçası olan şadırvan, avlunun güney batı köşesinde avlu kotunun altında, iki grup halindeki medrese hücrelerinin arasında bulunmaktadır (Çizim1).

Şadırvan; onikigen planlı bir su haznesinin oniki kısa sütunun taşıdığı sac kaplamalı yayvan piramidal külahla kapatılmasıyla oluşturulmuştur. Su haznesinin köşeleri, dışa doğru taşırılmış kısa dört köşe ayaklarla vurgulanmış olup bunlar, çeşme aynalarında da devam eden silmelerle hareketlendirilmiştir. Plastırların başlıkları ve kısa sütunların altlıklarından başlayan kırık yatay hatlar, su haznesini de sınırlayarak devam etmektedir.

Üç kademeden oluşan cephenin orta kısmını, üstten ve alttan bileziklerle sınırlandırılan kısa sütunlar ile kademeli silmelerin meydana getirdiği başlıklar oluşturmaktadır. Bodur sütunlar, yüzeylerinde bitkisel süslemeler işlenmiş kemerciklerle birbirine bağlanmış olup, bunlar aynı zamanda cephenin üçüncü bölümüne geçişi temin etmişlerdir. Söz konusu bodur sütunların üzerine yerleştirilen köşeli ayakların yüzeyi paralel silmelerle donatılmış ve bunlar üçüncü kısmın tüm yüzeyinde devam ettirilmiştir (Res.24).

Şadırvandaki tezyini unsurları, silmeler ve kemerciklerin kilit taşına işlenen barok karakterli bitkisel süslemeler oluşturmaktadır. Her kemerin yüzeyine aynı üslupta ancak farklı biçimlerde ele alınmış bitkisel süslemelerle zengin bir görünüm verilmeye çalışılmıştır. Cephedeki silmelerin bıraktığı kırık hatlı izlenim, şadırvan saçağında yer alan

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :