ANKARA ÜNİVERSİTESİ

64  Download (0)

Tam metin

(1)

DÖNEM PROJESİ

İMAR BARIŞI UYGULAMASI KAPSAMINDA YAPI KAYIT BELGESİ ALINMASI VE İPTAL EDİLMESİ NEDENLERİNİN ANALİZİ

Mahmut SEYDANLIOĞLU

GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2021

Her hakkı saklıdır

(2)

i ÖZET

Dönem Projesi

İMAR BARIŞI UYGULAMASI KAPSAMINDA YAPI KAYIT BELGESİ ALINMASI VE İPTAL EDİLMESİ NEDENLERİNİN ANALİZİ

Mahmut SEYDANLIOĞLU Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ

Plansız şehirleşme ve kayıt dışı yapılaşma, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerin temel sorunlarından biri olarak her zaman ön plana çıkmıştır. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’de, aynı sorunlar yaşanmış ve halen de yaşanmaya devam edilmektedir.

Söz konusu sorunun en belirgin sebeplerinden birinin gelir dağılımındaki eşitsizlik ve denetim mekanizmalarının yeterince çalıştırılmaması olduğu, kayıt dışı yapılaşma oluştuktan sonra, yıkım ve cezai yaptırımlara ilişkin yasal düzenlemeler olmakla birlikte, sosyal ve siyasi nedenlerle yasal düzenlemelerin her zaman uygulanmadığı bilinmektedir.

Bu nedenle, hem kayıt dışı yapıları kayıt altına almak, hem de tekrar oluşmasını engellemek üzere 1948 yılından buyana Türkiyede birçok imar affı düzenlemesi yapılmıştır. Ancak yapılan her bir imar affı düzenlemeleri kayıt dışı yapılaşmayı azaltmak bir yana, daha da artmasına sebep olduğu gözlenmiştir. Kamuoyunda “imar Barışı”

olarak bilinen düzenlememenin yapıldığı tarih olan 2017 yılı sonu itibarıyla da Türkiye’deki yapı stokunun %50’yi aşan kısmının kayıt dışı (kaçak) olduğu ilgili kurumlarca belirlenmiştir. İmar affına ilişkin yapılan her düzenlemenin, kamuoyunda adeta kayıt dışılığa teşvik edici mahiyette algılandığı tahmin edilmektedir. Yeterli teknik ön hazırlığı yapılmadan yasalaştığı düşünülen “İmar Barışı” düzenlemesinden, Türkiye ekonomisine hatırı sayılır bir gelir sağlanmakla birlikte, kamuoyunda bir sonraki imar affı düzenlemesinin ne zaman yapılacağına ilişkin beklentilerin de doğmasına sebep olunduğu tahmin edilmektedir. İmar Barışı düzenlemesine başvurmayan kayıt dışı yapı sahipleri, söz konusu düzenlemeyi suiistimal etmek suretiyle İmar Barışı düzenlemesine başvuranlar ile yeni yapılan kayıt dışı yapılar göz önüne alındığında, ülke refah seviyesi yeterli seviyeye gelmeden, kayıt dışı yapılaşma ile mücadele de istenen düzeyde başarı sağlanamayacağı anlaşılmaktadır.

Bu çalışmada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumundan elde edilen veriler analiz edilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıından elde edilen bilgiler ışığında; İmar Barışı uygulaması kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınması ve iptal edilmesi nedenleri ile elde edilen diğer bulgular açıklanmıştır.

Ocak 2021, 57 sayfa

Anahtar Kelimeler: İmar Barışı, Yapı Kayıt Belgesi, İptal, Analiz

(3)

ii ABSTRACT

Term Project

ANALYSIS OF THE REASONS OF TAKING A BUILDING REGISTRATION CERTIFICATE AND CANCELLATION UNDER THE IMPLEMENTATION OF

ZONING PEACE LAW Mahmut SEYDANLIOĞLU

Ankara University Institute of Science

Department of Real Estate Development and Management Supervisor: Prof.Dr. Turkay TUDEŞ

Unplanned urbanisation and illegal housing have always come into prominence as one of the main problems of developing and underdeveloped countries. The same problems have been experienced in Turkey, which is among the developing countries, and they still continue to be experienced. It is known that one of the most significant reasons for the aforesaid problem is the inequality in income distribution and the insufficient functioning of the control mechanisms, and after the illegal housing has occurred, legal regulations regarding demolition and penal sanctions are not always implemented due to social and political reasons. Therefore, many zoning amnesty arrangements have been made in Turkey since 1948 in order to both record unrecorded structures and prevent their reoccurrence. However, it has been monitored that each of the zoning amnesty arrangements has not only reduced the unrecorded construction, but also increased it. As of the end of 2017, the date of the regulation known as

“Zoning Peace” in the public, it has been determined by the relevant institutions that more than 50% of the building stock in Turkey is unrecorded (illegal). It is estimated that every regulation made regarding zoning amnesty is perceived by the public as to encourage unrecorded construction. With the “Zoning Peace” arrangement, which is thought to have been enacted without adequate technical preparation, it is estimated that while a considerable income is provided to the Turkish economy, it is also estimated that it has caused expectations about when the next zoning amnesty arrangement will be made in the public. Considering the illegal housing owners who do not apply for the Zoning Peace arrangement, those who applied for the Zoning Peace arrangement by abusing the aforesaid arrangement, and the newly built illegal housing, it is understood that the desired level of success cannot be achieved in the fight against unrecorded construction before the country's welfare level reaches a sufficient level.

In this study, the data obtained from the Ministry of Environment and Urbanisation and the Turkish Statistical Institute were analyzed and the reasons for obtaining and canceling the building registration certificate and other findings within the scope of the Zoning Peace application were explained in the light of the information obtained from the Ministry of Environment and Urbanisation.

January 2021, 57 pages

Key Words : Zoning Peace, Building Registration Certificate, Cancellation, Analysis

(4)

iii TEŞEKKÜR

Çalışmalarımı yönlendiren, araştırmalarımın her aşamasında bilgi, öneri ve yardımlarını esirgemeyerek akademik ortamda olduğu kadar beşeri ilişkilerde de engin fikirleriyle yetişme ve gelişmeme katkıda bulunan danışman hocam sayın Prof. Dr. Türkay TÜDEŞ’e, değerli birikimlerini yetişmemde esirgemeyen Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü öğretim görevlileri ile araştırma görevlilerine, bu çalışmamda analizini yaptığım verileri sağlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Genel Müdürü Sayın Vedat GÜRGEN’e ve çalışmalarım süresince birçok fedakarlıklar göstererek beni destekleyen eşim Nilgün SEYDANLIOĞLU ve çocuklarım Mehmet Burak ile Eyüp Berk SEYDANLIOĞLU’na derin duygularla teşekkür ederim.

Mahmut SEYDANLIOĞLU Ankara, Ocak 2021

(5)

iv

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... i

ABSTRACT ... ii

TEŞEKKÜR ... iii

ŞEKİLLER DİZİNİ ... v

ÇİZELGELER DİZİNİ ... vi

1. GİRİŞ ... 1

2. KAYNAK ÖZETLERİ VE / VEYA KURAMSAL TEMELLER ... 3

3. MATERYAL VE YÖNTEM ... 7

4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ... 8

4.1 İmar Aflarının Tarihsel Gelişimi ... 8

4.2 İmar Barışı ... 11

4.3 İmar Barışı Verilerinin Analizi ... 13

4.3.1 İmar Barışı ve nüfus verilerinin illere göre dağılımı ... 13

4.3.1.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı ... 13

4.3.1.2 Elde edilen gelirin illere göre dağılımı ... 17

4.3.1.3 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı ... 21

4.3.1.4 Türkiye’de yaşayan nüfusun illere göre dağılımı ... 24

4.3.2 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranlarına göre analiz ... 27

4.3.3 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranlarına göre analiz ... 31

4.3.4 Elde edilen gelirin nüfusa oranlarına göre analiz ... 34

4.3.5 Gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranlarına göre analiz ... 37

4.3.6 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranlarının Türkiye ortalamasına göre analizi ... 40

4.3.7 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranlarının Türkiye ortalamasına göre analizi ... 42

4.3.9 Elde edilen gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranlarının Türkiye ortalamasına göre analizi ... 47

5. SONUÇ ... 50

5.1 Aktif Yapı Kayıt Belge Sayısına Göre Ulaşılan Sonuçlar ... 51

5.2 İptal Edilen Yapı Kayıt Belge Sayısına Göre Ulaşılan Sonuçlar ... 52

5.3 Kamu Gelirine Göre Ulaşılan Sonuçlar ... 53

5.4 Öneriler ... 53

KAYNAKLAR ... 55

ÖZGEÇMİŞ ... 57

(6)

v

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 4.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı ... 15

Şekil 4.2 Aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı büyüklük sıralamasında ilk 20 il ... 16

Şekil 4.3 Elde edilen gelirin illere göre dağılımı ... 18

Şekil 4.4 Elde edilen gelir büyüklüğü sıralamasında ilk 20 il ... 20

Şekil 4.5 İptal edilen Yapı Kayıt Belgesi illere göre dağılımı ... 22

Şekil 4.7 İllere göre nüfüs dağılım grafiği (2019 yılı) ... 25

Şekil 4.8 Türkiye’de nüfus büyüklüğü sıralamasında ilk 10 il ... 26

Şekil 4.9 Türkiye’de nüfus büyüklüğü sıralamasında son 10 il ... 26

Şekil 4.10 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranının illere göre dağılım grafiği .. 28

Şekil 4.11 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranı büyüklüğü sıralamasında ilk 10 il ... 30

Şekil 4.12 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranı büyüklüğü sıralamasında son 10 il ... 30

Şekil 4.13 İptal edilen Yapı Kayıt Belgesi sayısının nüfusa oranı grafiği ... 32

Şekil 4.14 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranı sıralamasında ilk 10 il ... 33

Şekil 4.15 Elde edilen gelirin nüfusa oranı grafiği ... 35

Şekil 4.16 Elde edilen gelirin nüfusa oranı büyüklük sıralamasında ilk 10 il ... 36

Şekil 4.17 Elde edilen gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranı... 38

Şekil 4.18 Gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranı büyüklük sıralamasında ilk 10 il ... 39

Şekil 4.19 Gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranı büyüklük sıralamasında son 10 il ... 39

Şekil 4.20 Aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısının nüfüsa oranının illere göre dağılımı ve Türkiye ortalaması ... 40

Şekil 4.21 Nüfusuna oranla Türkiye ortalamasının üstünde aktif Yapı Kayıt Belgesi bulunan ilk 10 il ... 41

Şekil 4.22 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranının illere göre dağılımı ve Türkiye ortalaması... 43

Şekil 4.23 Nüfusuna oranla Türkiye ortalamasının üstünde Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen ilk 10 il ... 44

Şekil 4.24 Elde edilen gelirin nüfüsa oranının illere göre dağılımı ve Türkiye ortalaması ... 45

Şekil 4.25 Nüfusuna oranla Türkiye ortalamasının üstünde gelir elde edilen ilk 10 il ... 46

Şekil 4.26 Gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranlarının illere göre dağılımı ve Türkiye ortalaması ... 47

Şekil 4.27 Gelirin Aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısına oranına göre Türkiye ortalamasının üstünde gelir elde edilen iller ... 49

(7)

vi

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 4.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı ... 13

Çizelge 4.2 Elde edilen gelirin illere göre dağılımı ... 17

Çizelge 4.3 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı... 21

Çizelge 4.4 Türkiye’de yaşayan nüfusun illere göre dağılımı ... 24

Çizelge 4.5 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranlarının illere göre dağılımı ... 27

Çizelge 4.6 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının nüfusa oranlarının illere göre dağılımı ... 31

Çizelge 4.7 Elde edilen gelirin nüfusa oranlarının illere göre dağılımı ... 34

Çizelge 4.8 Gelirin aktif Yapı Kayıt Belge sayısına oranlarının illere göre dağılımı ... 37

Çizelge 4.9 Nüfusuna oranla Türkiye ortalamasının üstünde aktif Yapı Kayıt Belgesi bulunan iller ... 41

Çizelge 4.10 Nüfusuna oranla Türkiye ortalamasının üstünde Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen iller ... 44

Çizelge 4.11 Nüfusuna oranla Türkiye ortalamasının üstünde gelir elde edilen iller .... 46

Çizelge 4.12 Gelirin aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısına oranına göre Türkiye ortalamasının üstünde gelir elde edilen iller ... 48

(8)

1 1. GİRİŞ

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin başlıca sorunlarından biri de, kayıt dışı ekonomi ile bağlantılı, kayıt dışı (kaçak) yapılaşma olduğu bilinmektedir. Kayıt dışı ekonomi ise kayda geçirilmeyen veya geçirilemeyen ekonomik faaliyetleri ifade etmekte olup, informal (gayrı resmi) ekonomi olarak da adlandırılmaktadır. Kayıt dışı işletme ve işçi faaliyetleri ile üretim yapmaktan, kaçak yapılaşmaya kadar çok geniş bir yelpazedeki faaliyetleri kapsar. Kayıt dışı ekonomi gelişmekte olan ülkeler için önemli miktarda gelir kaybına yol açtığı gibi, plansızlık veya planlama hatalarına da yol açmaktadır. Ancak, kayıt dışı ekonomi sadece gelişmekte olan ülkelerde görülen bir faaliyet olmayıp, nadiren de olsa gelişmiş ülke ekonomilerinde de yüksek vergilerden kaçınmak amacıyla kayıt dışı ekonomik faaliyetlere başvurulduğu da bilinmektedir. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin en büyük dezavantajlarından biri de kayıt dışı ekonomik faaliyetlerden elde edilen gelir, üretim ve varlıkların bir finansman aracı olarak kullanılamamalarıdır. Örneğin kayıt dışı elde edilen bir gayrimenkulün piyasa değerini içeren tapu kaydı olmadıkça, bir kredi faaliyetine ipotek veya rehin olarak gösterilememesi gibi.

Kayıt dışı ekonominin önemli faaliyetlerinden birinin de, kaçak yapılaşma olduğu kuşkusuzdur. Kaçak yapılaşma faaliyetinin birçok sebebi olmakla birlikte, ağırlıklı olarak en önemli sebebinin yoksulluk ve düşük gelir olduğu bilinmektedir. Yoksul veya düşük gelir grubundan kişiler, sıklıkla barınma veya ticari faaliyet için, bina veya yapı ihtiyaçlarını gidermek amacıyla, kendilerinin veya kamu arazilerinde, kaçak veya gecekondu şeklinde yapı veya bina yapmaktadırlar. Söz konusu kaçak yapılaşmadaki en önemli amaç kamu arazisine bedelsiz sahip olmak veya kayıtlı yapı veya bina yapımında ortaya çıkan proje, denetim ve vergi gibi maliyetler ile kısıtlayıcı düzenlemelerden kaçınmaktır. Bununla birlikte, yüksek gelir grubundan kişilerde de genellikle kısıtlayıcı düzenlemelerden kaçınarak yüksek rant veya kar elde etmek amacıyla, kaçak yapılaşma yoluna gidildiği gözlenmektedir.

Gelişmekte olan birçok ülke, söz konusu kaçak yapıları yıkarak, yasal düzenlemelere uygun hale getirmek yerine, yetkili mercilerden yasa hükmünde imar afları çıkarılarak kaçak yapıların kayıt altına alınması ve tekrarının önlenmesi hedeflenmiştir. Türkiye’de

(9)

2

kaçak yapı ve gecekondu ile mücadele kapsamında Cumhuriyetimizin kuruluşundan buyana değişik tarihlerde değişik kapsamlarda imar afları çıkarılmıştır. Bu kapsamda, en son 11/05/2018 tarihli ve 7143 Sayılı Kanunun 16. Maddesi İle 3194 Sayılı İmar Kanununa Eklenen Geçici Madde 16 ile yapılan ve “İmar Barışı” olarak adlandırılan düzenleme, uygulamalarının olumlu ve aksayan yönlerinin belirlenmesi ile geleceğe yönelik bir projeksiyon oluşturmak amacıyla, İmar Barışı uygulaması kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınması ve iptal edilmesi nedenlerinin analizi ve diğer uygulamaların irdelenmesi araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Anılan yasa ile yapılan düzenleme, bundan sonra

“İmar Barışı” olarak; kamu geliri ise gelir olarak isimlendirilecektir.

(10)

3

2. KAYNAK ÖZETLERİ VE / VEYA KURAMSAL TEMELLER

İmar Barışı konusunda, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümünde tezsiz yüksek lisans dönem projesi olarak tamamlanmış ancak henüz yayınlanmamış iki adet çalışmanın yanı sıra, çeşitli yayın kuruluşlarında yayınlanmış sınırlı sayıda birkaç makale bulunmaktadır. Bu çalışmalar ve makalelerden bazılarına aşağıda değinilecektir.

Orhan MATARACI, genel olarak söz konusu düzenlemenin imar ve mülkiyet açısından ne anlama geldiği, yapı sahiplerini ve kent sakinlerini “İmar Barışı” süreci ile nelerin beklediği üzerinde durulmuş, bu bağlamda sürecin işleyiş biçimine bakılarak İmar Barışının uygulama süreci ile kent ve vatandaşı nasıl etkilediği ortaya konulmuştur.

Ayrıca, bu etkilerin neler olduğunu analiz edebilmek için Türkiye geneli ve Trabzon ili Çaykara ilçesinde bulunan Uzungöl mahallesine ait sayısal veriler (tapu-kadastro, yapı, imar, uydu görüntüleri) entegre edilerek analizler yapılmış ve tematik haritalar elde edilmiştir. Çalışmada Uzungöl’ün kullanılması nedeni olarak, Uzungöl’ün doğal sit, tabiat parkı, özel çevre koruma ile turizm gelişim alanı statülerine sahip tüm bu koruma kararlarına rağmen “Koruma Amaçlı İmar Planı” olmayınca kaçak yapıların, imar kirliliği ile ülkemiz gündemine gelmiş olması gösterilmiştir[1].

Gökhan KANAL, öncelikli olarak söz konusu İmar Barışı düzenlemesinin imar ve mülkiyet açısından ne anlama geldiği, yapı sahiplerini ve kent sakinlerini “İmar Barışı”

süreci ile nelerin beklediği hususları üzerinde durulmuş, sürecin işleyiş biçimine bakılarak İmar Barışı düzenlemesinin mevcut yapıları ve vatandaşı nasıl etkilediği ve etkileyeceği ortaya konulmuştur. Özellikle de İmar Barışından yararlanan yapıların her bakımdan yasal zemine oturup oturmadıkları hususları; Çankaya Tapu Müdürlüğü’ne tescil için müracaat eden ve talepleri reddedilen talep sahiplerinin mülkiyet hakkını düzenleyen meri mevzuat yönüyle karşılaştıkları sorunlar irdelenmiştir[2].

Burak UŞAK ve Güler YALÇIN, geçmişten bugüne kadar yapılan imar aflarına kısaca değinilip, bu afların hali hazırda sonuncusu olan İmar Barışı düzenlemesinin içeriği incelenerek, bu düzenlemenin mevcut kent düzenlerine, vatandaşa ve devlete olan fayda-

(11)

4

zararları ile ortaya çıkaracağı olumsuzluklar değerlendirilmiştir. Bu çalışmada; İmar barışı ile hazine arazilerinin işgalinin söz konusu olduğu, bazı istisnai alanlar dışında kalan arazilerin Yapı Kayıt Belgesine konu olduğu, düzenlemede bulunan bu boşluğun Kadastro Kanunu ve Mera Kanununu ile örtüşmediği ve Yapı Kayıt Belgesinin ilgili kanunlara göre geçersiz olduğu, bununla birlikte ve bundan daha önemlisinin ise mevcut arazilerin bilinçsizce yapılaşmaya fırsat verilmesi olduğu, bu durumun dünya ve ülke gündeminde çok önemli yere sahip olan arazi kullanım ve koruma kavramları ile ters düştüğü; bu durumun engellenmesi için, İmar Barışı düzenlemesi maddelerine, ilgili kanunların özel mülkiyetin kullanımını engellediği maddelerinin eklenmesi gerektiği;

değerlendirme ve önerilerinde bulunmuşlardır [3].

Mustafa Hakan ÖZELMACIKLI ve İbrahim BAZ, Türkiye’de gayrimenkul sektöründe İmar Barışı uygulamalarının ne sonuçlar doğurabileceği, bu konuda yaşanabilecek aksaklıklar ve çözüm önerileri hakkında bilgiler verilerek, İmar Barışındaki belirsizlikler, gayrimenkul piyasası için oluşturduğu riskler ve sunabileceği fırsatlara değinilmiştir.

Buna göre; yapılarda iskân belgesinin aranmayacak olması, gayrimenkul pazarlaması yönünden danışmanları, yatırımcıları ve gayrimenkul değerleme uzmanlarında ciddi probleme neden olacağı, geçmişte kat mülkiyetli yapılar, piyasa oyuncuları tarafından yapı kullanma izin belgesi yani iskân belgesine sahip oldukları için doğru ve sağlam yapılar olarak düşünüldüğü, İmar Barışı sonrasında bu farkın ayırt edilmesinde belirsizlikler yaşanacağı, İmar Barışı kapsamında imar mevzuatına aykırı birçok yapının af edildiği, ipotek finansmanı sisteminde bankalar tarafından teminat olarak alınacak olan taşınmazlarda, af kapmasında kat mülkiyetine geçenler dâhil edilip edilmeyeceğinin tartışmaya açık olduğu, İmar Barışında yapının depreme dayanıklılığının malikin sorumluluğunda bırakılmasının sürecin kontrol edilemez bir şekilde kentsel dönüşümü geciktirmeye ya da ihtiyaç duyulmamasına neden olacağı, en riskli grup olan, çok katlı fakat az imarı olan yapılarda önemli risk oluşturmaya devam edeceği, değerlendirme ve önerilerinde bulunmuşlardır [4].

Ilgın ÖZKAYA ÖZLÜER, Yapı Kayıt Belgesinin mülkiyet hakkı ile ilişkisi kurularak, maddenin bir imar affı olup olmadığı; imar düzenimiz içinde ortaya çıkan benzer uygulamalarla farklılıkları, kamu malları rejimi bağlamında kapsamı incelenmiştir. Bu

(12)

5

çalışmada; afet risklerine karşı tedbir alma yükümlülüğü idarenin asli görevlerinden olduğundan, söz konusu düzenlemeyle depremle yıkılan yapılar nedeniyle idarenin sorumluluğunun, yapı sahibine devredilemeyeceği de ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, idarenin deprem benzeri afetlere karşı önlem alması, denetim ve kontrollerde bulunması imar kamu düzeninin önemli bir bölümünü oluşturduğu, bu nedenle de bu görevin asli sahibi olan idarenin bu yetkiyi özel kişilere ve yapı sahiplerine devretmesinin mümkün olmadığı, idarenin sorumluluğunun kamu görevlilerine ve kişilere özgülenemeyeceği, bu nedenle, Yapı Kayıt Belgesi yoluyla yapıların denetim görevinin yapı kayıtlarının tamamlanması sonrasına ertelenmesinin idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri, yapıları ile ilgili olarak mülkiyet hakkı sahibi haline gelmedikleri gibi hazine ve belediye taşınmazlarındaki yapılar dışındaki taşınmazların mülkiyetini edinmelerinin mümkün olmadığı, Yapı Kayıt Belgesi yapı kullanıcıları için su, elektrik vb gibi yapı kullanımını kolaylaştıran abonelikler için dayanak olarak kullanılabilmekle birlikte, idare açısından bu aboneliklerin sağlanmasının zorunlu bir görev olmadığı, İmar Barışı düzenlemesinde bu hususta idarenin takdir yetkisini gösteren ifadenin tercih edilmesinin de bunu gösterdiği, İmar Barışı düzenlemesinin geçici bir düzenleme olduğu, denetim, kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeyen ya da eksik getiren idare üzerinde de etki göstermesinden anlaşıldığı, özellikle de Yapı Kayıt Belgesinin kesinleşmiş idari para cezalarının ve yıkım kararlarının iptaline neden olması, yıkımı gereken binanın Yapı Kayıt Belgesi alması nedeniyle yıkımına engel olmakla birlikte, bu yapının zarara neden olması halinde idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, İmar Barışı düzenlemesinin en tartışmalı hususlarından birinin, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapının depreme dayanıklılığının malikin sorumluluğunda olduğuna dair ifade olduğu, kanun koyucu "sorumluluk" kavramıyla yapı sahiplerine dikkat ve özen yükümlülüklerini hatırlatmaya çalışmakta ve fakat kavramın hukuki sonuçlarını göz ardı ettiği tartışmalı bir düzenlemeye neden olunduğu, söz konusu düzenlemenin depremden kaynaklanan zararlarda idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı ve kusurunun hesaplanmasında tek başına esas alınmasının mümkün olmadığı, değerlendirme ve önerilerinde bulunmuşlardır [5].

Muhammet Kasparoğlu ve Leyla Suri, Türkiye’de 1950’li yıllarda tarımda makineleşme ve sanayileşmenin etkisiyle kırsaldan kente göç hareketi hız kazandığı, kentlerde görülen

(13)

6

sosyal, kültürel, ekonomik, toplumsal ve çevresel nitelikli olan sorunların başında barınma yani konut ihtiyacı geldiği, insanlar konut ihtiyaçlarını, plansız ya da plana aykırı gayri resmî yapılar yaparak çözmeye çalıştığı ve sonucunda gecekondulaşma, hisseli parselleşme, imar mevzuatına aykırı yapılar ve mülkiyet sorunları meydana geldiği, sağlıksız ve düzensiz kentsel alanlar oluştuğundan bahisle, belirtilen sorunların çözümüne yönelik çıkarılan, İmar Barışı yasası hakkında neden-sonuç ilişkilerine dayandırılarak araştırmalar yaparak çözüm önerileri sunmuşlardır [6].

(14)

7 3. MATERYAL VE YÖNTEM

Bu çalışmada, materyal olarak, İmar Barışı uygulamalarına ilişkin yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen veri ve bilgiler kullanılacaktır. Bu veri ve bilgiler söz konusu İmar Barışı düzenlemesini yürütmekle görevli olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumundan elde edilmiş olup, İmar Barışı uygulaması kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınması ve iptal edilmesi nedenlerinin analizi ile diğer uygulamalar veri analizi yöntemiyle irdelenmiştir.

(15)

8 4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA

4.1 İmar Aflarının Tarihsel Gelişimi

Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinde, ilk imar planlama kuruluşunun teşkili ile görevlerinin düzenlenmesi, 28/05/1928 tarihinde kabul edilen (Resmi Gazete: 30/05/1928/902) 1351 sayılı “Ankara Şehri İmar Müdüriyeti Teşkilat ve Vazaifine Dair Kanun” ile yapılmıştır. Bu kanun ile başkent olan Ankara’da yapılacak imar ve planlama çalışmaları ile yeni başkente yaraşır imar planlamasının yapılması ve diğer şehirlere örnek olması amaçlanmıştır.

II. Dünya savaşı ve sonrasında sanayileşmenin artması ile birlikte kayıt dışı yapılaşma ve gecekondu, Türkiye gündeminde yerini almaya başlamıştır. 1928 yılında ilk imar planlama düzenlemeleri yapılan Başkent Ankara’da plansız kaçak yapılaşma ve gecekondulaşmaların artması üzerine, 22/06/1948 tarihli ve 6938 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5218 (2) sayılı “Ankara Belediyesine, Arsa Ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490 Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın Ve Muayyen Şartlarla Tahsis Ve Temlik Yetkisi Verilmesi Hakkında Kanun” ile yapılan düzenleme, Türkiye Cumhuriyetinde yapılan ilk İmar Aff’ı düzenlemesi olarak kayıtlara geçmiştir.

Söz konusu yasayla, Ankara’daki imar sorunlarının çözümüne yönelik olarak, belediye sınırları içindeki alanlarda, kendilerine ait olmayan arsalar üzerinde kaçak olarak yapılan yapılara ilişkin arazilerin, belediye eliyle düşük bedel karşılığında devredilmesi ile bölgedeki hazine arazilerinin, bir yıl içinde inşaata başlamak şartıyla konutsuz kişilere düşük bedel ile dağıtılması amacıyla, bedelsiz olarak belediyeye devredilmesi düzenlenmiştir.

06/07/1948 tarihli ve 6950 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5228 sayılı “Bina Yapımını teşvik Kanunu” ile yapılan düzenleme, Türkiye Cumhuriyetinde yapılan ikinci İmar Af’ı düzenlemesi olarak kayıtlara geçmiştir. Söz konusu yasayla, 5218 sayılı yasa genişletilerek, arsa dağıtım yetkisi tüm belediyelere tanınmıştır. Ayrıca belediye sınırları dışındaki imar sınırı içinde de isteklisi olmayan arsaların kooperatiflere verilebileceği düzenlenmiştir.

(16)

9

11/06/1949 tarihli ve 7230 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5431 sayılı “Ruhsatsız Yapıların Yıktırılmasına ve 2290 sayılı Belediye Yapı ve Yollar Kanununun 13 ncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun” ile yapılan düzenleme, Türkiye Cumhuriyetinde yapılan üçüncü İmar Aff’ı düzenlemesi olarak kayıtlara geçmiştir. Söz konusu yasayla, kendi veya başkasının arazisi ile kamu alanlarına ruhsatname almadan veya ruhsatname alıp ruhsat ve eklerine aykırı yapılan yapılara ilişkin yaptırım ve cezai hükümler düzenlenmiştir.

29/07/1953 tarihli ve 8470 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6188 sayılı “Bina Yapımını Teşvik Ve İzinsiz Yapılan Binalar Hakkında Kanun” ile yapılan düzenleme ile 5218, 5228 ve 5503 sayılı kanunlar yürürlükten kaldırılarak, şehirlerdeki konut sorununun çözümünden çok gecekondulaşmanın önlenmesine ilişkin hükümler düzenlenmiştir.

29/07/1959 tarihli ve 10265 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7367 sayılı “Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun” ile yapılan düzenleme ile belediye sınırları içindeki hazineye ait arsaların belediyelere geçirilmesi ile gecekondu yapımının önlenmesi amaçlanmıştır.

30/07/1966 tarihli ve 12362 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2805 sayılı “Gecekondu Kanunu” ile mevcut gecekonduların ıslahı, tasfiyesi, yeniden gecekondu yapımının önlenmesi ve bu amaçlarla alınması gereken tedbirler düzenlenmiştir.

21/03/1983 tarihli ve 17994 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 775 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Olarak Yapılan Yapılara Uygulanacak İşlemler ve 6785 sayılı “İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ile yürürlüğe giriş tarihinden önce imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere ilişkin başvuru, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususların belirlenmesi amaçlanmıştır. Gecekondu aff’ının tam olarak ele alındığı ilk düzenlemedir.

(17)

10

08/03/1984 tarihli ve 18335 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 8785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ile imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususların belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gecekondu ve imar düzenlemelerine aykırı yapıların altı ay içinde belediye veya valiliğe başvurularak, uygun olanların yasallaştırılması, gecekondulara önce tapu tahsis belgesi, daha sonra ıslah imar planları ile tapu verilmesi, bu kanunun asıl amacıdır. Tapu almaya esas alınacak, tapu tahsis belgesi ilk kez bu kanunda tanımlanmıştır.

07/06/1986 tarihli ve 19130 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3290 sayılı “24.2.1984 Tarih Ve 2981 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun” ile gecekondu aff’ının kapsamı genişletilmiş, 2981 sayılı yasa detaylandırılmıştır. Önce konut olarak kullanılıp, sonra işyerine çevrilen gecekondular da yasa kapsamına alınmış olup, işyeri olarak kullanılan başka bir yapıya sahip olunmaması gerekmektedir. Ayrıca, İstanbul Boğazı ile Çanakkale Boğazı’ndaki gecekondulardan 02.06.1981 tarihine kadar yapılmış olanlar ile diğer yerlerde 10.11.1985 tarihine kadar yapılmış tüm gecekonduların yararlanabileceği şekilde, kapsam genişletilmiştir.

26/05/1987 tarihli ve 19471 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3366 sayılı “22.5.1986 Tarih ve 3290 Sayılı Kanun İle Değişik 24.2.1984 Tarih Ve 2981 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ile ıslah imar planı veya kadastro planlarında belirlenen alanlarda, doğrudan tapunun verilebileceği hükmü getirilmiştir.

Ayrıca, kaçak olarak yapılmış her tür yapı, gecekondu olarak değerlendirilerek sahiplerine ıslah bölgesi veya yakın çevresinden bağımsız, hisseli veya kat mülkiyeti esasına göre imar parseli alma hakkı verilmiştir. Böylece aff’ın kapsamı ve gecekondu tanımı genişletilmiştir.

11/03/1988 tarihli ve 19751 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3414 sayılı “775 Sayılı Gecekondu Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 3.5.1985 Tarih ve

(18)

11

247 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin İki Maddesinde Değişiklik Yapılmasın Dair 16.8.1985 Tarih ve 250 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” ile 775 sayılı yasanın 34.

maddesin de belirtilen, kendilerine arsa veya konut tahsis edilenlerin, yirmi yıl içinde satma veya devretme haklarının olmadığına dair hüküm kaldırılarak, gecekondu sahibine, arsasını veya konutunu müteahhide verme veya satarak başka yerde yeni bir gecekondu, yapma şansı oluşturulmuştur.

18/07/2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4706 sayılı “Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile Hazineye ait taşınmaz malların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması ve Bakanlar Kurulu kararı ile satış kapsamına alınan Hazineye ait taşınmaz malların satış işlemlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amaçlanmıştır.

Bu kapsamda belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, bakanlıkça tespit edilecek alanlarda bulunan, hazineye ait taşınmazlardan, 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların, öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredileceği hükmü getirilmiştir.

4.2 İmar Barışı

Yukarıda açıklanan başlıca imar affı düzenlemelerinin yanı sıra, süre uzatıcı, kapsam genişletici ve ceza affı şeklinde başkaca yasal düzenlemelerde yapılmıştır. Son olarak, 18/05/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7143 sayılı “7143 sayılı Kanunun 16. Maddesi İle 3194 Sayılı İmar Kanununa Eklenen Geçici Madde 16 (İmar Barışı)” ile, “afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve İmar Barışının sağlanması amacıyla,

 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde “Yapı Kayıt Belgesi” verilebileceği,

(19)

12

 Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar bakanlık tarafından hazırlanan “Yapı Kayıt Sistemine” yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği,

 Yapı Kayıt Belgesinin yapının kullanım amacına yönelik olduğu, Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabileceği,

 Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği,

 Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebileceği,

 Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazların Bakanlığa tahsis edileceği, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağı, bu durumda elde edilen gelirlerin genel bütçeye gelir kaydedileceği,

 Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazların rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılacağı,

 Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapıların bu madde hükümlerinden yararlandırılmayacağı,

 Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu, Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı, yapının depreme dayanıklılığı hususunun malikin sorumluluğunda olduğu,

 Bu madde hükümlerinin, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde belirlenen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde belirlenen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı kurulması hakkında kanunun 2 nci

(20)

13

maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş tarihi alanda uygulanmayacağı”

hükme bağlanmıştır.

4.3 İmar Barışı Verilerinin Analizi

4.3.1 İmar Barışı ve nüfus verilerinin illere göre dağılımı

4.3.1.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı

2020 yılı aralık ayı itibarıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından elde edilen verilere göre, aktif Yapı Kayıt Belge sayısının alfabetik sıraya göre illere dağılımı çizelge 4.1’ de gösterilmiştir.

Çizelge 4.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı

S.

No İLİ Yapı Kayıt

Belge Sayısı S.

No İLİ Yapı Kayıt

Belge Sayısı

1 ADANA 59247 42 KAHRAMANMARAŞ 39058

2 ADIYAMAN 10629 43 KARABÜK 9480

3 AFYONKARAHİSAR 27852 44 KARAMAN 17086

4 AĞRI 6925 45 KARS 4316

5 AKSARAY 26294 46 KASTAMONU 14531

6 AMASYA 10781 47 KAYSERİ 43989

7 ANKARA 132515 48 KIRIKKALE 10348

8 ANTALYA 165364 49 KIRKLARELİ 13703

9 ARDAHAN 2256 50 KIRŞEHİR 10797

10 ARTVİN 8018 51 KİLİS 4897

11 AYDIN 86934 52 KOCAELİ 80601

12 BALIKESİR 77235 53 KONYA 114241

13 BARTIN 6918 54 KÜTAHYA 22670

14 BATMAN 6887 55 MALATYA 22299

15 BAYBURT 3046 56 MANİSA 52972

16 BİLECİK 8619 57 MARDİN 11269

17 BİNGÖL 8668 58 MERSİN 84963

18 BİTLİS 5266 59 MUĞLA 181122

19 BOLU 25632 50 MUŞ 5957

20 BURDUR 18324 61 NEVŞEHİR 21293

21 BURSA 92425 62 NİĞDE 16985

22 ÇANAKKALE 37116 63 ORDU 44058

23 ÇANKIRI 9260 64 OSMANİYE 21107

24 ÇORUM 21724 65 RİZE 14492

25 DENİZLİ 71373 66 SAKARYA 69319

26 DİYARBAKIR 14719 67 SAMSUN 54602

27 DÜZCE 15641 68 SİİRT 2496

28 EDİRNE 22755 69 SİNOP 14260

(21)

14

Çizelge 4.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı (devam)

S.

No İLİ Yapı Kayıt

Belge Sayısı S.

No İLİ Yapı Kayıt

Belge Sayısı

29 ELAZIĞ 10936 70 SİVAS 20043

30 ERZİNCAN 8116 71 ŞANLIURFA 25521

31 ERZURUM 12023 72 ŞIRNAK 6244

32 ESKİŞEHİR 29947 73 TEKİRDAĞ 40931

33 GAZİANTEP 40224 74 TOKAT 18203

34 GİRESUN 41007 75 TRABZON 61856

35 GÜMÜŞHANE 20737 76 TUNCELİ 3716

36 HAKKARİ 3667 77 UŞAK 18365

37 HATAY 56465 78 VAN 14216

38 IĞDIR 7938 79 YALOVA 10822

39 ISPARTA 33394 80 YOZGAT 12141

40 İSTANBUL 319964 81 ZONGULDAK 17928

41 İZMİR 332356 Ortalama:38.914,74 TOPLAM: 3.152.094

2019 yılı itibarıyla, nüfus büyüklüklerine göre sıralanmış illerimizdeki, aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı ve büyüklükleri şekil 4.1 de gösterilmiştir.

Çizelge 4.1 ve şekil 4.1 de yer alan veriler incelendiğinde, en fazla aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısının en çok nüfusu barındıran İstanbul ilinde olması beklenirken 332.356 adet ile İzmir ilinde olduğu, İstanbul’daki aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısının 319.964 adet ile ikinci sırada olduğu, 181.122 adet aktif Yapı Kayıt Belgesi ile Muğla’nın üçüncü, 165.364 adet aktif Yapı Kayıt Belgesi ile Antalya ilinin dördüncü sırada, Ankara’nın ise 132.515 adet ile ancak beşinci sırada yer alabildiği görülmektedir. Böylece en çok aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısının sahil kesimlerindeki illerde olduğu anlaşılmaktadır.

Yine en az aktif Yapı Kayıt Belge sayısının 2.256 adet ile Ardahan ilinde olduğu, 2.496 adet ile Siirt İlinin ikinci sırada, 3.046 adet aktif Yapı Kayıt Belgesi ile Bayburt İlinin üçüncü, 3.716 adet ile Tunceli İlinin dördüncü, 4.316 adet aktif Yapı Kayıt Belgesi ile Kars ilinin ise beşinci sırada yer aldığı görülmektedir. Böylece en az aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısının Doğu Anadolu Bölgemizde olduğu anlaşılmaktadır.

(22)

15

Şekil 4.1 Aktif Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı

İç Anadolu da yer alan Ankara ve Konya ile Ege Bölgesinde yer alan Denizli haricinde en fazla aktif Yapı Kayıt Belge sayısının İzmir, İstanbul, Muğla, Antalya, Bursa, Aydın,

(23)

16

Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Mersin, Hatay, Tekirdağ, Çanakkale, Trabzon ve Ordu illerinde yoğunlaştığı, adı geçen illerin büyük çoğunluğunun sahil kesimlerinde yer alan iller olduğu, özellikle yoğun turizm bölgelerinin yer aldığı Akdeniz ve Ege bölgesinde yer alan illerde daha fazla aktif Yapı Kayıt Belgesi sayılarının olduğu görülmektedir.

Bununda anılan illerde yıllar boyunca süregelen, kaçak olarak yapılan otel, turizm tesisi, yazlık evler ve doğal alanlardaki dinlenme tesislerinden kaynaklandığı düşünülmüştür.

Sahil kesiminde olmayıp nüfusuna göre nispeten daha fazla aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısının bulunduğu Denizli ve Nevşehir gibi illerindeki başvuru yoğunluğunun da turizm merkezleri olmalarından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Şekil 4.2 Aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı büyüklük sıralamasında ilk 20 il

Şekil 4.2 incelendiğinde, aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı büyüklüğü bakımından ilk 10 sırada, Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi sahillerinin bulunduğu İzmir, İstanbul, Muğla, Antalya, Aydın, Bursa, Balıkesir, Mersin illerinin yer aldığı, ilk 10 arasında yer alan Ankara ve Koya illerinin İç Anadolu Bölgesinde kaldığı; aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı büyüklüğü bakımından ilk 20 sırada yer alan Hatay ve Adana illerinin Akdeniz, Çanakkale’nin Ege ve Marmara, Tekirdağ ve Kocaeli’nin Marmara Denizleri sahillerinde yer aldığı, yine aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı büyüklüğü bakımından ilk 20 sırada yer alan Kocaeli, Sakarya, Samsun, Giresun ve Trabzon İllerinin de Karadeniz sahilinde yer aldığı; böylece aktif Yapı Kayıt Belge sayısının en çok Marmara, Ege ve Akdeniz sahil kesiminde yer alan illerde olduğu anlaşılmıştır.

(24)

17 4.3.1.2 Elde edilen gelirin illere göre dağılımı

2020 yılı aralık ayı itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığından elde edilen verilere göre, Yapı Kayıt Belgelerinden elde edilen gelirin, alfabetik sıraya göre illere dağılımı çizelge 4.2’ de gösterilmiştir.

Çizelge 4.2 Elde edilen gelirin illere göre dağılımı

S. No İLİ Elde Edilen Gelir (₺) S. No İLİ Elde Edile Gelir (₺) 1 ADANA 305.925.680,92 ₺ 42 KAHRAMANMARAŞ 155.618.588,27 ₺ 2 ADIYAMAN 72.381.765,80 ₺ 43 KARABÜK 65.917.263,19 ₺ 3 AFYONKARAHİSAR 105.601.446,74 ₺ 44 KARAMAN 67.272.494,46 ₺ 4 AĞRI 37.330.063,44 ₺ 45 KARS 11.249.943,07 ₺ 5 AKSARAY 63.379.383,19 ₺ 46 KASTAMONU 44.210.074,16 ₺ 6 AMASYA 36.621.728,09 ₺ 47 KAYSERİ 211.338.855,27 ₺ 7 ANKARA 1.143.188.194,97 ₺ 48 KIRIKKALE 24.916.301,93 ₺ 8 ANTALYA 1.464.956.076,53 ₺ 49 KIRKLARELİ 54.485.306,87 ₺ 9 ARDAHAN 4.286.030,15 ₺ 50 KIRŞEHİR 31.824.781,77 ₺ 10 ARTVİN 28.646.245,02 ₺ 51 KİLİS 30.172.850,21 ₺ 11 AYDIN 470.386.189,08 ₺ 52 KOCAELİ 792.342.893,67 ₺ 12 BALIKESİR 418.726.823,12 ₺ 53 KONYA 381.445.260,79 ₺ 13 BARTIN 65.955.008,55 ₺ 54 KÜTAHYA 104.186.178,76 ₺ 14 BATMAN 95.026.151,52 ₺ 55 MALATYA 83.095.007,55 ₺ 15 BAYBURT 7.099.296,37 ₺ 56 MANİSA 207.160.217,64 ₺ 15 BİLECİK 39.873.101,09 ₺ 57 MARDİN 74.945.573,85 ₺ 17 BİNGÖL 23.725.231,97 ₺ 58 MERSİN 476.844.077,76 ₺ 18 BİTLİS 26.158.589,77 ₺ 59 MUĞLA 1.224.711.917,40₺

19 BOLU 69.160.468,47 ₺ 50 MUŞ 26.596.401,81 ₺ 20 BURDUR 76.815.094,60 ₺ 61 NEVŞEHİR 82.046.314,91 ₺ 21 BURSA 964.677.254,22 ₺ 62 NİĞDE 46.185.287,20 ₺ 22 ÇANAKKALE 151.669.725,22 ₺ 63 ORDU 158.880.440,67 ₺ 23 ÇANKIRI 23.081.888,78 ₺ 64 OSMANİYE 50.666.036,35 ₺ 24 ÇORUM 60.285.153,38 ₺ 65 RİZE 105.668.174,44 ₺ 25 DENİZLİ 400.527.020,37 ₺ 66 SAKARYA 352.210.073,00 ₺ 26 DİYARBAKIR 129.557.274,07 ₺ 67 SAMSUN 292.589.634,41 ₺ 27 DÜZCE 83.093.115,38 ₺ 68 SİİRT 9.604.034,45 ₺ 28 EDİRNE 107.237.852,18 ₺ 69 SİNOP 56.642.197,29 ₺ 29 ELAZIĞ 36.175.916,92 ₺ 70 SİVAS 62.707.351,39 ₺ 30 ERZİNCAN 20.861.036,59 ₺ 71 ŞANLIURFA 104.338.589,30 ₺ 31 ERZURUM 39.225.537,05 ₺ 72 ŞIRNAK 40.891.991,95 ₺ 32 ESKİŞEHİR 165.308.083,23 ₺ 73 TEKİRDAĞ 320.446.250,14 ₺ 33 GAZİANTEP 414.542.711,62 ₺ 74 TOKAT 56.907.657,22 ₺ 34 GİRESUN 60.603.933,08 ₺ 75 TRABZON 273.404.013,55 ₺ 35 GÜMÜŞHANE 26.971.151,74 ₺ 76 TUNCELİ 5.959.304,28 ₺ 36 HAKKARİ 29.200.396,14 ₺ 77 UŞAK 90.601.269,59 ₺ 37 HATAY 286.302.199,73 ₺ 78 VAN 97.624.442,70 ₺ 38 IĞDIR 34.038.967,98 ₺ 79 YALOVA 91.077.459,52 ₺ 39 ISPARTA 119.122.181,78 ₺ 80 YOZGAT 40.297.722,04 ₺ 40 İSTANBUL 8.923.430.352,52 ₺ 81 ZONGULDAK 143.579.990,04 ₺ 41 İZMİR 2.369.596.088,86 ₺ TOPLAM: 25.551.412.633,10 ₺ Türkiye Ortalaması: 315.449.53,059 ₺

(25)

18

2019 yılı itibarıyla nüfus büyüklüklerine göre sıralanmış illerimizdeki, Yapı Kayıt Belgesi başvurularından elde edilen gelirin illere göre dağılımı ve büyüklükleri Şekil 4.3 de gösterilmiştir.

Şekil 4.3 Elde edilen gelirin illere göre dağılımı

(26)

19

Çizelge 4.2’de yer alan veriler incelendiğinde, en fazla gelirin en fazla Yapı Kayıt Belgesi başvurusunun yapıldığı İzmir ilinde elde edilmesi beklenirken, 8.923.430.352,52₺ ile aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı sıralamasında ikinci sırada olan İstanbul ilinden elde edildiği; İzmir’den elde edilen gelirin 2.369.596.088,86₺ ile ikinci sırada olduğu, 1.464.956.076,53₺ ile aktif Yapı Kayıt Belge sayısı sıralamasında dördüncü sırada olan Antalya’nın üçüncü, 1.224.711.917,40₺ ile aktif Yapı Kayıt Belge sayısı sıralamasında üçüncü sırada olan Muğla İlinin dördüncü sırada, Ankara’nın ise yine 1.143.188.194,97₺ ile ancak beşinci sırada yer alabildiği görülmektedir. Böylece en çok gelirin İstanbul İli ve Ege İle Akdeniz sahil kesimlerinde yer alan illerden elde edildiği anlaşılmaktadır.

Yine en az gelirin 4.286.030,15₺ ile Ardahan ilinden elde edildiği, 5.959.304,28₺ ile en az aktif Yapı Kayıt Belge sayısı sıralamasında dördüncü sırada yer alan Tunceli İlinin ikinci sırada olduğu, 7.099.296,37₺ ile Bayburt İlinin üçüncü, 9.604.034,45₺ ile en az aktif Yapı Kayıt Belge sayısı sıralamasında ikinci sırada yer alan Siirt İlinin dördüncü, Kars İlinin ise 11.249.943,07₺ ile beşinci sırada yer aldığı görülmektedir. Böylece en az gelirin de Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan illerden elde edildiği anlaşılmaktadır.

Şekil 4.3 incelendiğinde aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı büyüklüğü bakımından 2. sırada, nüfus büyüklüğü bakımından 1. sırada yer alan İstanbul İlinden en büyük gelirin elde edilmesi nüfus büyüklüğü ile uyumlu ancak aktif Yapı Kayıt Belge sayısı ile uyumlu olmadığı; nüfus büyüklüğü sıralamasına göre 5. sırada, aktif Yapı Kayıt Belge sayısı sıralamasına göre 2. sırada olan İzmir İlinden elde edilen gelir büyüklüğü bakımından 2.

sırada olduğu, nüfus büyüklüğü sıralamasına göre 3. sırada, aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı sıralamasına göre 4. sırada olan Antalya İlinden elde edilen gelir büyüklüğü bakımından 3. sırada olduğu; nüfus büyüklüğü sıralamasına göre 24. sırada, aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı sıralamasına göre 3. sırada olan Muğla İlinden elde edilen gelir, büyüklük sıralamasında 4. sırada olduğu anlaşılmaktadır.

Gelir büyüklüğü sıralamasına göre en çok gelir elde edilen ilk dört ilimiz olan İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla İllerine baktığımızda, dördününde Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi sahillerinde yer aldıkları, yerli ve yabancı turizm faaliyetleri bakımından ön plana çıkan iller oldukları görülmektedir.

(27)

20

Yine, illerden elde edilen gelir büyüklüğüne göre, en az gelir elde edilen Ardahan İlinin, nüfus büyüklüğü sıralamasına göre 79. sırada, aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı sıralamasına göre ise 81. ve son sırada olduğu; gelir büyüklüğü sıralamasına göre 80.

Sırada olan Tunceli İlinin aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı sıralamasında 78. ve nüfus büyüklüğü sıralamasında 81. sırada olduğu, gelir büyüklüğü sıralamasına göre 79. sırada olan Bayburt İlinin aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı sıralamasında 79. ve nüfus büyüklüğü sıralamasında 80. sırada olduğu; illerden elde edilen gelir büyüklüğüne göre, Siirt İlinin dördüncü, Kars İlinin ise beşinci sırada yer aldığı anlaşılmaktadır.

Böylece en az gelirin de nüfus sayısı ve aktif Yapı Kayıt Belgesi sayısı bakımından en alt sıralarda yer alan Doğu Anadolu Bölgesinden elde edildiği anlaşılmaktadır.

Şekil 4.4 Elde edilen gelir büyüklüğü sıralamasında ilk 20 il

Şekil 4.4 incelendiğinde, elde edilen gelir büyüklüğü bakımından ilk 10 sırada, Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi sahillerinin bulunduğu, başta İstanbul olmak üzere İzmir, Muğla, Antalya, Aydın, Bursa, Kocaeli, Balıkesir, Mersin illerinin yer aldığı, ilk 10 arasında yer alan Ankara İlinin İç Anadolu Bölgesinde kaldığı, elde edilen gelir büyüklüğü bakımından ilk 20 sırada yer alan Hatay ve Adana illerinin Akdeniz, Kayseri ve Konya İllerinin İç Anadolu, Denizli’nin Ege, Gaziantep’in Güneydoğu Anadolu, Samsun ve Trabzon’un Karadeniz ve Sakarya ile Tekirdağ’ın Marmara Bölgesi sahillerinde yer aldığı, böylece elde edilen gelirin büyük bölümünün de Marmara, Ege ve Akdeniz sahil kesimlerinde yer alan illerden elde edildiği anlaşılmaktadır.

(28)

21

4.3.1.3 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı

2020 yılı aralık ayı itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığından elde edilen verilere göre, İptal Edilen Yapı Kayıt Belgelerinin alfabetik sıraya göre illere dağılımı çizelge 4.3’ de gösterilmiştir.

Çizelge 4.3 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılımı

S.

No İLİ İptal Edilen

Yapı Kayıt Belge Sayısı

S.

No İLİ İptal Edilen

Yapı Kayıt Belge Sayısı

1 ADANA 499 42 KAHRAMANMARAŞ 1263

2 ADIYAMAN 54 43 KARABÜK 291

3 AFYONKARAHİSAR 729 44 KARAMAN 1084

4 AĞRI 14 45 KARS 5

5 AKSARAY 216 46 KASTAMONU 202

6 AMASYA 303 47 KAYSERİ 674

7 ANKARA 3790 48 KIRIKKALE 53

8 ANTALYA 1472 49 KIRKLARELİ 474

9 ARDAHAN 37 50 KIRŞEHİR 472

10 ARTVİN 130 51 KİLİS 37

11 AYDIN 489 52 KOCAELİ 2280

12 BALIKESİR 1566 53 KONYA 1662

13 BARTIN 246 54 KÜTAHYA 202

14 BATMAN 95 55 MALATYA 333

15 BAYBURT 22 56 MANİSA 3105

15 BİLECİK 158 57 MARDİN 48

17 BİNGÖL 7 58 MERSİN 1309

18 BİTLİS 1 59 MUĞLA 3033

19 BOLU 362 50 MUŞ 114

20 BURDUR 257 61 NEVŞEHİR 1458

21 BURSA 3309 62 NİĞDE 2488

22 ÇANAKKALE 895 63 ORDU 1099

23 ÇANKIRI 68 64 OSMANİYE 96

24 ÇORUM 189 65 RİZE 211

25 DENİZLİ 1315 66 SAKARYA 446

26 DİYARBAKIR 85 67 SAMSUN 1320

27 DÜZCE 156 68 SİİRT 32

28 EDİRNE 339 69 SİNOP 621

29 ELAZIĞ 64 70 SİVAS 160

30 ERZİNCAN 57 71 ŞANLIURFA 201

31 ERZURUM 380 72 ŞIRNAK 3

32 ESKİŞEHİR 292 73 TEKİRDAĞ 527

33 GAZİANTEP 237 74 TOKAT 149

34 GİRESUN 107 75 TRABZON 813

35 GÜMÜŞHANE 181 76 TUNCELİ 27

36 HAKKARİ 22 77 UŞAK 859

37 HATAY 431 78 VAN 86

38 IĞDIR 99 79 YALOVA 774

39 ISPARTA 649 80 YOZGAT 246

40 İSTANBUL 2875 81 ZONGULDAK 271

41 İZMİR 2578 Ortalama: 658,06 TOPLAM : 53.303

(29)

22

2019 yılı itibarıyla nüfus büyüklüklerine göre sıralanmış illerimizdeki, İptal Edilen Yapı Kayıt Belge sayısının illere göre dağılım ve büyüklükleri şekil 4.5 de gösterilmiştir.

Şekil 4.5 İptal edilen Yapı Kayıt Belgesi illere göre dağılımı

Çizelge 4.3 de yer alan veriler incelendiğinde, en fazla Yapı Kayıt Belgesi iptalinin en çok başvuru yapılan İzmir ilinde yapılması beklenirken, 3.790 adet ile Ankara İlinde

(30)

23

yapıldığı, en fazla Yapı Kayıt Belgesi iptali sıralamasında 3.309 adet ile Bursa’nın ikinci sırada, 3.033 adet Yapı Kayıt Belgesi iptali ile Muğla İlinin üçüncü sırada, 2.875 adet Yapı Kayıt Belgesi iptali ile İstanbul’un dördüncü sırada, 2.578 adet Yapı Kayıt Belgesi iptali ile İzmir’in ise beşinci sırada yer alabildiği görülmektedir. Böylece en çok Yapı Kayıt Belgesi iptallerinin yapıldığı il olarak Ankara ön plana çıkmakta olup, devamı sıralamada Marmara ve Ege sahil kesimlerinde yer alan iller yer almaktadır.

Yine en az Yapı Kayıt Belgesi iptalinin 1 adet ile Bitlis ilinde yapıldığı, 3 adet ile Şırnak İlinin ikinci sırada olduğu, 5 adet ile Kars İlinin üçüncü, 7 adet ile Bingöl İlinin dördüncü, 14 adet ile Ağrı İlinin beşinci sırada yer aldığı görülmektedir. Böylece en az Yapı Kayıt Belgesi İptallerinin de Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan İllerde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Şekil 4.6 ve şekil 4.7 incelendiğinde, en fazla Yapı Kayıt Belgesi iptalinin en çok başvuru yapılan İzmir İlinde yapılması beklenirken Ankara İlinde yapıldığı, en fazla Yapı Kayıt Belgesi iptali sıralamasında Bursa’nın ikinci sırada, Muğla’nın üçüncü sırada, İstanbul’un dördüncü sırada olduğu, İzmir’in ise beşinci sırada yer alabildiği görülmektedir. Böylece en çok Yapı Kayıt Belgesi iptallerinin yapıldığı il olarak Ankara İli ön plana çıkmakta olup, ikinci sıralamada Marmara ve Ege sahil kesimlerinde yer alan illerde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Şekil 4.6 İptal edilen Yapı Kayıt Belge sayısı büyüklük sıralamasında ilk 10 il

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :