DECEMBER 2009
TÜRK İ YE CUMHUR İ YET İ BAŞBAKANLIK
Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı
ÇEVRE TEKNOLOJ İ LER İ VE YEN İ LENEB İ L İ R ENERJ İ RAPORU
AĞUSTOS 2010
2
İÇİNDEKİLER
1. Yönetici Özeti 3
2. Sektöre Genel Bakış 4
2.1 Küresel Sektör 4
2.1.1 Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm 4
2.1.2 Yenilenebilir Enerji 6
2.1.3 Enerji Verimliliği 8
2.2 Türkiye Çevre Teknolojileri ve Yenilenebilir Enerji Sektörü 9 2.2.1 Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm 9
2.2.2 Yenilenebilir Enerji 12
2.2.3 Enerji Verimliliği 18
2.2.4 Dış Ticaret 19
2.3 Sektörle İlgili Beklentiler 19
2.3.1 Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm 19
2.3.2 Yenilenebilir Enerji 20
2.4 SWOT Analizi 22
2.5 Yatırım Fırsatları 23
2.6 Sektördeki Kurum ve Kuruluşlar 24
Şekiller Listesi 25
Kısaltmalar 26
3
1. Yönetici Özeti
Türkiye’de çevre ile ilgili kaygılar artan enerji talebi, sanayileşme ve şehirleşmenin sonucunda yaşanan ekonomik büyümeye bağlı olarak öncelikli bir sorun haline gelmektedir. Yerli firmalar daha büyük boyutlu projeler üstlenmek için yabancı ortaklar aramakta ve yasal düzenlemeler her geçen gün bu tür yatırımları daha fazla destekler hale gelmektedir. Tehlikeli ve tıbbi atıkların arıtılmasına ilişkin danışmanlık, mühendislik ve ekipman desteği veren şirketlerin yakın bir gelecekte Türkiye’de oldukça aktif hale gelmesi beklenmektedir.
Ülkenin belli atık sahalarında, atıkları enerjiye dönüştürecek alternatif enerji üretim tesisi projeleri başlatılmıştır.
Belediyelere ait su ve atık su arıtma tesisleri sektördeki diğer alanlardan daha hızlı gelişmektedir.
Türkiye gelişmiş geleneksel enerji üretimi ve yenilenebilir enerji alanlarında olduğu kadar çevre teknolojilerinde de önemli doğrudan yatırım fırsatları barındırmaktadır. Bu alanda faaliyet gösteren yabancı danışmanlık şirketleri veya ekipman üreticileri önemli fırsatlar bulabilecektir.
2008 yılında Türkiye’de toplam 9,9 milyar ABD doları tutarında çevre harcaması yapılmıştır. Bu harcamaların
% 78,2’sini belediye harcamaları oluştururken, özel şirketlerin çevre harcamaları 872 milyon ABD dolarıyla toplam harcamalar içinde % 9’luk paya sahip olmuştur.1
2872 sayılı Çevre Kanunu’nda 2006 yılında yapılan değişiklikle belediyeler atık yönetim merkezleri inşa etmeye ve bu konuda protokoller hazırlamaya zorunlu hale gelmiştir. Son beş yıllık dönemde atık yönetimi ve geri dönüşüm konusundaki faaliyetlerde önemli bir artış yaşanmıştır. Hükümet Çevre Kanunu uyarınca endüstriyel kirliliği azaltmaya ve önlemeye yönelik bir teşvik olarak kendi atık arıtma tesislerini kuracak endüstriyel tesislere önemli destek ve teşvikler vermeyi planlamaktadır.
2008 yılında düzenli bir atık yönetim politikası ortaya koymak ve yatırım sürecini hızlandırmak için “Katı Atık Eylem Planı” Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanmıştır. Eylem planına uygun olarak atık yönetim merkezlerinin sayısının ve belediyelerin bu yöndeki çabalarının artması beklenmektedir.
Petrol, doğal gaz ve taş kömürü kaynaklarının azalmakta olması ve bunlar gibi birincil enerji kaynaklarının yol açtığı kirlilik alternatif enerji kaynakları arayışına girilmesine yol açmaktadır. Türkiye güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi alanlarında büyük bir potansiyele sahiptir, ancak bu potansiyelden faydalanmak için henüz gerekli adımlar atılmamıştır.
Günümüzde Türkiye’deki kurulu kapasitenin en büyük bölümünü termik santraller oluşturmaktadır. 2008 yılı sonu itibarıyla toplam kurulu kapasitenin % 66’sını termik santraller, % 33’ünü hidroelektrik santralleri, % 0,1’ini jeotermal santraller ve % 0,9’unu ise rüzgar santralleri oluşturmaktadır.2 Ülkemizde önemli miktarda yenilenebilir enerji kaynağının bulunmasına, yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili yasal düzenlemelerde gelişmeler sağlanmasına ve elektrik piyasasındaki liberalleşmeye bağlı olarak yenilenebilir enerji yatırımları için oldukça uygun bir ortam bulunmaktadır. Özellikle hidroelektrik santralleri ve rüzgar santralleri için çok sayıda lisans çıkarılmaktadır. 2009 yılında özel sektöre verilen toplam 176 adet yeni lisansın % 77’si hidroelektrik santrali inşasına ilişkindir.3 Rüzgar santralleri için Eylül 2009 tarihi itibarıyla toplamda 4.237 MW kapasitesi bulunan 105 adet lisans verilmiş ve onaylanmıştır. İncelenmekte olan 727 lisans bulunmaktadır ve bu da 31.957 MW’lık bir kapasiteye karşılık gelmektedir.3
Türkiye’de kurulu 213 hidroelektrik santralinin 14,3 GW’lık kapasitesi ülkenin 44,2 GW’lık teknik hidroelektrik potansiyelinin % 36’sına karşılık gelmektedir.4 Hidroelektrik santrallerde üretilen elektrik miktarı 2009 yılı itibarıyla 36 TWh’dir. Türkiye’de diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin toplam üretim içindeki % 0,2’lik payı çok düşük seviyededir. Öte yandan, EPDK’nın onayını bekleyen 0,4 GW’lık ek bir yenilenebilir enerji kapasitesi de bulunmaktadır.3
1 TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), http://www.tuik.gov.tr
2 TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), http://www.teias.gov.tr
3 EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu), http://www.epdk.gov.tr
4 ETKB (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Mayıs 2009), http://www.enerji.gov.tr
4 Türkiye’nin oldukça büyük bir rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğu açıktır ve bu durum sektörü son birkaç yıldır şirket birleşme ve satın alma etkinlikleri açısından en cazip sektörlerden biri haline getirmektedir.
2. Sektöre Genel Bakış
2.1 Küresel Sektör
Son on yılda fosil yakıt kullanımının gezegenin ısınmasına, deniz seviyesinin yükselmesine ve canlı türlerinin soyunun tükenmesine yol açarak çevresel anlamda onarılamaz zararlar verdiği bilinen bir gerçek hâline gelmiştir. Bunun önemli sonuçlarından biri de birçok ülkenin ve şirketin fosil yakıtları daha temiz bir şekilde kullanmanın, daha çevre dostu bir şekilde üretmenin ve alternatif enerji kaynaklarından daha iyi yararlanmanın yollarını aradığı küresel bir bilincin oluşmasıdır.
Öte yandan, küresel enerji talebi hızla artmaktadır. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir ve elbette insanlığın yiyeceğe, suya ve enerjiye ihtiyacı olacaktır. Günümüzde dahi dünyada yaklaşık iki milyar insan elektrik ve temiz sudan yoksundur ya da bu kaynakları kullanmaya mali gücü yetmemektedir.
Birçok petrol ve doğal gaz şirketi son dönemde yaşanan ekonomik dar boğazda hayatta kalabilmek için nakit akışını koruma stratejilerine odaklanmıştır. Son dönemde birçok ülkede gözlenmeye başlanan ekonomik iyileşme ile birlikte artan enerji talebini bu gibi “yeşil” teknolojilerle karşılamak zorlu olsa da sektörün güçlü yeşil ekonomiler yaratabilmesi için büyük bir fırsattır.
2.1.1 Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
Hava ve deniz kirliliği, toprak ve su kirliliği, atık yönetimi ve geri dönüşüm, çevre teknolojileri sektöründeki ana sorunlardır. Sektör son on yılda büyüyerek karbon emisyonları, enerji yönetimi, karbon yakalama ve depolamanın yanı sıra karbon finansmanını da kapsar duruma gelmiştir.
Yenilenebilir enerji de dahil olmak üzere, 2008-2009 üretim yılı itibarıyla sektörün küresel pazar büyüklüğü 5,36 trilyon ABD dolarına ulaşmıştır. Küresel pazarın üçte birini oluşturan ABD ve Çin’i Japonya izlemektedir.5
Şekil 1 – Küresel Pazar Büyüklüğünün Sektörel Dağılımı
Mamul ürün ticareti ve kömüre dayalı enerji tüketiminin artması son on yıl içinde küresel karbondioksit (CO2) emisyonu düzeylerinin büyük bir hızla yükselmesine yol açmıştır. CO2 emisyonları Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (UNFCCC) imzalandığı 1992 yılından beri küresel anlamda % 30 oranında,
5 UK Department for Business, Innovation & Skills, Mart 2010
Alternatif yakıtlar
%17
Yapı teknolojileri
%12
Rüzgar
%12
Alternatif araç yakıtı
%11 Jeotermal
%9 Su tedariği ve atık su arıtma
%8 Geri dönüşüm
%6 Fotovoltaik
%5 Atık yönetimi
%5
Biyokütle
%5 Diğer
%10
Küresel Pazar , 2008 - 2009
Kaynak: UK Department for Business, Innovation & Skills
5 1971 ile 2009 yılları arasında ise yıllık ortalama % 2’lik bir oranla toplamda % 99 oranında artmıştır. Emisyon seviyesinin yüzyılın sonuna kadar üç katına çıkması beklenmektedir.6
Küresel anlamda CO2 emisyonu yaratan sektörler arasında en büyük pay % 41 ile elektrik ve ısıtma sektörüne aittir. Toplamdaki % 23’lük payıyla taşımacılık sektörü ikinci sıradadır.7
Şekil 2 - Sektör Bazında Dünya CO2 Emisyonu, 2007
Bölgeler açısından, aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi, Asya Pasifik bölgesinde oluşan CO2 emisyonlarında son on yılda kayda değer bir artış yaşanmıştır.
Şekil 3 - Bölge Bazında Dünya CO2 Emisyonu
CO2 emisyonlarını azaltmaya yönelik mevcut teşvikler arasında karbon ticareti, karbon ya da enerji vergileri ile cihazlar için verimlilik gerekleri de dahil olmak üzere çeşitli devlet düzenlemeleri yer almaktadır. CO2
emisyonlarını azaltmanın en adil yolunun karbon ticareti olduğu kabul edilmeye başlanmıştır.
Norveç, İrlanda, Danimarka, İsviçre ve Lüksemburg gibi Batı Avrupa ülkeleri ve ABD atık üretimi açısından önde gelen ülkelerdir. Bir ülkenin kentsel atık üretimi kentleşme oranı, kişi başına düşen GSYİH ve o şehirde yaşayan insanların yaşam tarzlarıyla doğru orantılıdır. Kentsel atıklar evsel atıkları, ofis binaları, kurumlar ve iş
6 Economist Intelligence Unit, Dünya Enerjisinin Görünümü, 4 Eylül 2009
7 IEA (Uluslararası Enerji Ajansı)
Elektrik ve ısıtma
%41
Taşımacılık
%23 Sanayi
%20 Konut
%6 Diğer
%10
Sektör Bazında Dünya CO2Emisyonu, 2007
Kaynak: IEA, Yakıtlardan Kaynaklanan CO2 Emisyonları
0 5,000 10,000 15,000 20,000 25,000 30,000 35,000
1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
Milyon ton
Bölge Bazında Dünya CO2Emisyonu
Amerika Avrupa ve Avrasya Orta Doğu Afrika Asya Pasifik
Kaynak: BP, Dünya Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi, Haziran 2010
6 yerlerinden gelen atıkları, sokaklardan toplanan atıkları, çöp kutularındaki atıkları ve diğer benzeri atıkları kapsamaktadır.
2007 yılında, OECD bölgesinde oluşan kentsel atık miktarı 623 milyon tona yükselmiştir.8 Öte yandan, son yıllardaki büyüme hızı kişisel tüketim harcamalarındaki veya GSYİH’daki büyüme hızından daha düşük olmuştur.
Şekil 4 - Kişi Başına Düşen Kentsel Atık Üretimi
Son yüzyılda küresel su talebinin nüfus artış hızının iki katından daha yüksek bir hızda arttığı tahmin edilmektedir. 1960’lı ve 1970’li yıllarda, birçok OECD ülkesindeki su tüketimi, tarım ve enerji sektörlerindeki talebe bağlı olarak artmıştır. Ancak 1980’li yıllardan beri, daha verimli sulama teknikleri, su yoğun sektörlerin sayısındaki azalma ve daha temiz üretim teknolojileri ülkelerin su tüketim düzeylerini korumalarına olanak sağlamıştır.8
Şekil 5 - Kişi Başına Çıkarılan Su Miktarı
2.1.2 Yenilenebilir Enerji
Yenilenebilir enerji segmenti çevre teknolojileri sektöründe en büyük ikinci paya sahiptir. Yenilenebilir enerji azalan fosil yakıt kaynakları nedeniyle sıkıntılar yaşanan günümüz enerji üretiminde farklı ve uzun vadeli bir seçenektir. Sera gazlarını ve çevre kirliliğine yol açan diğer maddeleri azaltma avantajı nedeniyle büyük rağbet görmektedir. Yenilenebilir enerjinin tek dikkat çekici dezavantajı maliyetinin yüksek gibi görünmesidir. Ancak maliyetler düşmektedir ve bu da yenilenebilir enerjiyi bazı ülkelerde kolayca erişilebilir kılmaktadır. On yıl
8 OECD Factbook 2009 0
100 200 300 400 500 600 700 800 900
kişi başına düşen kg
Kentsel Atık Üretimi (kişi başına), 2007 (veya en güncel sene)
Kaynak: OECD Factbook 2010
0 200 400 600 800 1000 1200 1400 1600 1800
kişi başına m3
Çıkarılan Su (kişi başına), 2007 (veya en güncel sene)
Kaynak: OECD Factbook 2010
7 öncesi ile kıyaslandığında yenilenebilir enerji kaynakları küresel enerji üretiminde yaşamsal bir rol oynamaktadır.
Hidroelektrik enerjisi 2008 yılındaki küresel enerji tüketiminin % 6,4'ünü ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin büyük bir çoğunluğunu oluşturan en önemli yenilenebilir enerji kaynağıdır.9
Toplam üretimin % 39’unu oluşturan Çin, Brezilya ve Kanada dünyanın en büyük hidroelektrik enerjisi üreticileridir. % 15’lik paya sahip Çin’i her ikisi de % 12’lik paya sahip Brezilya ve Kanada izlemektedir.10
Şekil 6 - Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Sağlanan Net Elektrik Üretimi
Diğer yenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgar, güneş ve jeotermal enerji yer almaktadır.
2009 yılında fotovoltaik güneş enerjisi talebi %20 gibi yüksek bir oranda artarak 7,3 GW’a ulaşmıştır. Başlıca pazarların Almanya, İtalya ve Çek Cumhuriyeti olduğu Avrupa ülkelerindeki talep 5,6 GW büyüklüğündedir ve dünyadaki talebin % 77’sini oluşturmaktadır. 2009 yılındaki küresel fotovoltaik enerji gelirleri 38,5 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.11
Aradaki fark pek az olmasa da, en çok tüketilen yenilenebilir enerji kaynağı olan hidroelektrik enerjisini ikinci sırada yer alan rüzgar enerjisi izlemektedir. Özellikle sağladığı çevresel avantajlar nedeniyle, rüzgar enerjisi birçok ülke açısından çok caziptir. Rüzgar enerjisinin sağladığı CO2 avantajına ek olarak, sülfür oksitler ve nitrojen gibi çevre kirliliği yaratan maddelerin emisyonu da, rüzgar enerjisi kullanılarak azaltılmaktadır.
2000 ile 2009 yılları arasında, küresel rüzgar enerjisi kapasitesi % 27,4’lük yıllık bileşik büyüme hızıyla artarak 18 GW’dan 159 GW'a ulaşmıştır. 2009 yılında rüzgar enerjisi üretiminde önde gelen pazarlar toplam üretimin
% 55’ini oluşturan ABD, Almanya ve Çin olmuştur. 2008 ile 2009 yılları arasında Çin tarafından üretilen rüzgar enerjisi % 113’lük önemli bir oranla büyümüştür. 12
9 OECD Factbook 2009
10 International Energy Agency, Önemli Dünya İstatistikleri, 2009
11 Solarbuzz web sitesi, http://www.solarbuzz.com
12 World Wind Energy Association, Dünya Rüzgar Enerjisi Raporu, 2009
%14.4
%3.9
%66.9
%0.2
%14.5
Yenilenebilir Enerjiden Sağlanan Net Elektrik Üretimi, 2008 (%)
Biyokütle Jeotermal Hidroelektrik Güneş Rüzgar Kaynak: EIA websitesi
8 Şekil 7 - Dünya Rüzgar Enerjisi: Toplam Kurulu Kapasite
Aralık 2009’da Kopenhag’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, 2010 yılında hem yenilenebilir, hem de alternatif enerji sektörlerini etkileyecektir. Konferansın Kyoto Protokolü’nün sona ereceği 2012 tarihinden sonraki hükümleri belirlemesi beklenmektedir. Kyoto Protokolü 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve 2008 ile 2012 yılları arasındaki beş yıllık süreçte 1990’lı yıllardaki düzeylerle kıyaslandığında, sera gazı emisyonlarının ortalama % 5 azaltılması için 37 sanayileşmiş ülke ve AB için bağlayıcı hedefler koymuştur. Bugüne kadar, taraflardan 184’ü protokolü onaylamıştır.
2.1.3 Enerji Verimliliği
Enerji verimliliği genellikle tüketilen enerji miktarının azaltılması anlamında kullanılmaktadır. Enerji arzındaki kısıtlamalar enerji verimliliğini hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler açısından önemli bir konu başlığı haline getirmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde enerji verimliliği ile ilgili kaygılar yüksek ithalat rakamları ile başa çıkılması, yüksek bedelli enerji yatırımı gereklerinin azaltılması ve enerji kullanımının ve erişiminin geliştirilmesi gibi konuları kapsamaktadır. Buna karşılık, gelişmiş ülkeler daha çok kirlilik ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda kaygılar yaşamaktadır.
9
2.2 Türkiye Çevre Teknolojileri ve Yenilenebilir Enerji Sektörü
2.2.1 Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
Türkiye’deki ekonomik büyüme enerji talebinde, sanayileşmede ve şehirleşmede bir artışa yol açmış ve bu da çevresel sorunlarla ilgili kaygıları artırmıştır. Bu gibi çevresel kaygılar Türkiye’yi su, atıklar ve hava kirliliği konularında etkili bir kontrol yönetimi tesis etmeye zorlamaktadır.
2008 yılında Türkiye’deki toplam çevre harcamaları 9,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Çevre harcamalarının büyük bir bölümünü, toplam içindeki % 78,2’lik payıyla belediye harcamaları oluştururken, özel sektörün 872 milyon ABD doları tutarındaki çevre harcamaları toplam harcamalar içinde % 9’luk paya sahiptir.13
Şekil 8 - Özel Şirketlerin Çevre Harcamaları ve Toplam Çevre Harcamaları (%)
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olma çabaları yabancı yatırımcılar için olumlu bir ortam yaratmaktadır.
Sektördeki düzenlemeler yabancı yatırıma her geçen gün biraz daha uygun bir hale gelmektedir ve bunun sonucunda da, yabancı yatırımcılar atık yönetim çözümleri konusunda yerli şirketlerle ortaklıklar kurmaktadır.
Çevre teknolojileri piyasası yerel düzenlemelerdeki yeniliklerden de faydalanmaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda 2006 yılında yapılan değişiklikle belediyeler atık yönetim merkezleri inşa etmeye ve bu konuda protokoller hazırlamaya zorunlu hale gelmiştir. Son beş yıllık dönemde atık yönetimi ve geri dönüşüm konusundaki faaliyetlerde hızlı bir artış yaşanmıştır. Yukarıda bahsedilen Çevre Kanunu uyarınca, endüstriyel kirliliği azaltmaya ve önlemeye yönelik bir teşvik olarak, kendi atık arıtma tesislerini kurmaları halinde, hükümet endüstriyel tesislere elektrik faturalarında % 59’a varan indirimler sunmaktadır.
13 TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), http://www.tuik.gov.tr
%31.8
%34.2
%24.1
%9.9
Özel Şirketlerin Sektör Bazında Çevresel Harcamaları, 2008
İklim ve hava koruması
Atık su yönetimi
Katı atık yönetimi
Diğer Kaynak Türkiye İstatistik Kurumu
%13.0
%78.2
%8.8
Toplam Çevre Harcamaları, 2008
Devlet Harcamaları Belediye Harcamaları Özel Sektör Harcamaları
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu
10 Şekil 9 - Belediyelerin Çevre Harcamaları
Bunlara ek olarak, Çevre ve Orman Bakanlığı atık yönetimi ilkelerini düzenlemek ve sektörün büyümeye devam etmesine yardımcı olmak için 2008 yılında “Katı Atık Eylem Planı”nı sunmuştur. Bakanlık bu raporda 2008 ile 2012 arasındaki dönem için net bir plan ortaya koyma amacı gütmektedir. Bu eylem planı sayesinde atık yönetim merkezlerinin sayısı 108’e, katılımda bulunan belediye sayısı 1.128’e, bu merkezlerin kapsamında bulunan nüfus ise 50 milyona ulaşmıştır ve bu nüfusun 2012 yılına kadar 57 milyona ulaşması beklenmektedir.14
Türkiye’deki düzenlemelerin AB çevresel gerekleri ile uyumluluğunu sağlamak adına Ocak 2004 tarihinde AB tarafından finanse edilen Yüksek Maliyetli Çevre Yatırımlarının Planlanması (EHCIP) projesi başlatılmıştır. Bu proje yüksek düzeyli çevre koruma kapasitesini artırmak için Çevre ve Orman Bakanlığı’na fon sağlama amacını gütmektedir.
Başka ülkelerde de görüldüğü gibi ekonomik büyümenin desteklediği sanayileşme ve şehirleşme Türkiye’deki çevre ürünleri ve hizmetleri gereksinimini artırmıştır. Sonuç olarak atık yönetimi, su tedariki ve hava kirliliği kontrolü, talebin ve yatırım olanaklarının sürekli arttığı alanlar haline gelmiştir.
Atık Yönetimi
Yılda 30 milyon ton atığın ortaya çıktığı ülkemizde, atık yönetim altyapısı ülkenin gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır.14 Çıkan atığın büyük bir bölümü belediyelere ait atık depolama tesislerinde ve atık sahalarında depolanmaktadır. Mevcut atık sahalarının sayısı yetersizdir ve ülkede tek bir tehlikeli atık bertaraf tesisi (İzaydaş) bulunmaktadır. Bu nedenle mevcut atık üretim miktarlarını yönetmek için atık sahası ve atık- enerji tesisi yönetme ve inşa etme konusunda uzmanlığa gereksinim duyulmaktadır. Atık işleme ekipmanları, atık arıtma, toplama, ayırma ve işleme teknolojileri tedariki de yine geniş kapsamlı gelişme fırsatlarının olduğu alanlardır ve dolayısıyla ülkede yatırım fırsatları sunmaktadır.
2008 yılındaki kamu kurumlarının çevre harcamalarına bakıldığında, toplam çevre harcamalarının % 63’ünü su ve atık su yönetimi harcamalarının oluşturduğu görülmektedir. Sektör bazında yapılan çevre harcamaları karşılaştırması imalat sanayisindeki atık su yönetimi harcamalarının 2008 yılı içindeki toplam atık su yönetimi harcamalarının % 96’sını ve toplam katı atık yönetiminin de % 81,2’sini oluşturduğunu göstermektedir.15
14 Çevre ve Orman Bakanlığı, Atık Eylem Planı (2008-2012)
15 TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), http://www.tuik.gov.tr 0
1,000 2,000 3,000 4,000 5,000 6,000 7,000 8,000 9,000
2003 2004 2005 2006 2007 2008
Milyon TL
Faaliyet Türüne Göre Belediyelerin Çevre Harcamaları
Su tedariği ve hizmetleri Katı atık yönetimi hizmetleri Ayırt edilemeyen hizmet harcamaları* Atık su yönetimi hizmetleri Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu
Not:*Su, atık su ve katı atık ile ilgili ayırt edilemeyen harcamalar.
11 Su Arzı ve Yönetimi
2000 yılında 65,7 milyon olan Türkiye nüfusunun 2009 yılında 72,6 milyona ulaşması (% 1,1’lik yıllık bileşik artış oranı), içme ve sulama suyu talebinin artmasına yol açmıştır. 2009 yılı itibarıyla, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.650 m3’tür ve bu da Türkiye’yi su kıtlığı ile karşı karşıya olan bir ülke durumuna getirmektedir.16 2008 yılı içinde toplamdaki % 74’lük payı ile su tüketimindeki birincil gereksinim sulamadır ve sulamayı % 15’lik payla içme suyu ve % 11’lik payla endüstriyel kullanım izlemektedir.
Şekil 10 - Kullanım Yerine Göre Su Tüketimi, 2008
Türkiye’deki mevcut su tedarik ve yönetim tesisleri nüfusun taleplerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır ve temiz su kaynaklarının azalması beklendiği için bu dengesizlik gelecekte büyük olasılıkla daha da artacaktır.
Nüfusun yalnızca % 40,2’si su arıtma tesislerinden yararlanmaktadır.17 Yeni tesislerin inşa edilmesi ve mevcut tesislerin yenilenmesi ülkede önemli yatırım fırsatları yaratmaktadır.
Hava Kirliliği Kontrolü
Endüstriyel CO2 emisyonları, evsel ısınma sistemleri ve araçlardan kaynaklanan emisyonlar Türkiye’deki hava kirliliğinin üç ana kaynağıdır. Hava kirliliği 116 istasyonda takip edilmektedir. İstasyonlardan alınan ölçüm sonuçları çevresel laboratuarlarda değerlendirilmekte ve saatlik ortalama değerler hava kalitesi izleme ağı web sitesinde yayınlanmaktadır.18 Hava kirliliğini kabul edilebilir bir düzeyde tutmanın önündeki en büyük engeller şu şekilde sıralanmaktadır.19
Evsel ısınma için düşük maliyetli - düşük kaliteli kömür kullanılması
Endüstriyel üretimde enerjinin verimsiz kullanılması
Termik enerji santrallerinde emisyon kontrolü olmaması
Türkiye’de hava kalitesinin artırılması gereksinimi hava kalite kontrol test istasyonu sağlayıcıları için uzun vadeli fırsatlar sunmaktadır ve dolayısıyla emisyon kontrol cihazları, elektronik ekranlar ve izleme cihazları gereksinimi de doğacaktır.
16 DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Yıllık Rapor, 2009
17 DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Türkiye Su Raporu, 2009
18 http://www.havaizleme.gov.tr/Default.htm
19 Çevre ve Orman Bakanlığı, Türkiye Çevre Durumu Raporu, 2007 Sulama
%74 İçme suyu
%15
Sanayi kullanımı
%11
Kullanım Yerine Göre Su Tüketimi, 2008
Kaynak: DSİ
12 2.2.2 Yenilenebilir Enerji
Çevre kirliliğinin küresel bir tehdit haline gelmesi ve petrol, doğal gaz ve kömür gibi birincil enerji kaynaklarının azalmasına bağlı olarak alternatif enerji kaynakları tüm dünyada her geçen gün biraz daha cazip bir hale gelmektedir. Elektrik üretim kapasitesinin büyük bir bölümü termik santrallere ait olan (2008 itibarıyla, kurulu kapasitenin % 66’sı) Türkiye’deki yenilenebilir enerji piyasası halen emekleme aşamasındadır. 2008 yılı sonu itibarıyla hidroelektrik santralleri kurulu kapasitede % 33’lük bir paya sahipken, % 0,1’lik kısım jeotermal, kalan
% 0,9’luk kısım ise rüzgar enerjisi kaynaklarına aittir.
Son dönemde yaşanan gelişmelerden elektrik piyasasının liberalleşmesi ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili yasal düzenlemelerde yapılan iyileştirmeler yenilenebilir enerji kaynaklarında büyümenin ve yatırım fırsatlarının kapılarını aralamıştır. Ülkede doğanın sağladığı zengin güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi kaynakları ile bir araya gelen bu gelişmeler yenilenebilir enerji piyasasında oldukça büyük bir potansiyel yaratmaktadır.
Mayıs 2005’te Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün geliştirilmesi için 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu yasa yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmayı, bunun yanında ekonomik, güvenli ve yüksek kaliteli elektrik üretmeyi hedeflemektedir. Kurulu kapasite açısından büyük sayılan hidroelektrik santralleri yasanın dışında tutulmuştur. Yasa işletmede on yılını tamamlamamış olan elektrik santralleri için EPDK tarafından belirlenen tarife garantisini düzenlemektedir. Bununla birlikte çeşitlilik sağlamak amacıyla her enerji kaynağı için tarifeler belirlenecektir. Bunun yanında etkili vergi ve yatırım teşviklerine de ihtiyaç duyulmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2010 yılının ilk yarısında Meclis’e sunulmak üzere bir taslak rapor hazırlamıştır.
Ancak, yasanın gözden geçirilmesi Meclis’in tatile çıktığı gün olan 23 Temmuz 2010’dan önce tamamlanamamıştır. Teşviklerdeki gecikmeye karşın, yatırımcılar yenilenebilir enerji sektörüne büyük bir ilgi göstermektedir.
Şekil 11 - Elektrik Üretimi ve Kurulu Kapasite
2008 yılı itibarıyla, Türkiye’deki toplam kurulu elektrik kapasitesi 41.802,6 MW’tır. Toplam kurulu kapasitenin % 33’ü hidroelektrik, % 32’si doğal gaz, % 24’ü kömür ve kalan % 11’lik kısmı ise diğer kaynaklara karşılık gelmektedir. Kaynak türlerine göre kurulu kapasite aşağıda görülmektedir:
68.7 81.7 93.9 98.6 95.6 105.1 104.5 122.2 131.8
155.2 164.1 156.2 42.2 34.7 30.9 24.0 33.7 35.3 46.1
39.6 44.2
35.9 33.3 35.9 0.1 0.1 0.1 0.2 0.2 0.2 0.2 0.2
0.2 0.5 1.0 1.9
23 26 27 28 32
36 37 39 41 41 42 45
- 5 10 15 20 25 30 35 40 45
0 50 100 150 200
1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009*
GW
TWh
Elektrik Üretimi ve Kurulu Güç, Türkiye
Termik Hidroelektrik Jeotermal ve Rüzgar Toplam Kurulu Güç (GW) Kaynak: TEİAŞ
Not: * DSİ tahminleri
13 Şekil 12 - Kaynak Türlerine Göre Kurulu Kapasite
Hidroelektrik Enerjisi
Türkiye’de mevcut 213 adet hidroelektrik santralinin 14,3 GW’lik kurulu hidroelektrik kapasitesi ülkenin 44,2 GW’lık teknik hidroelektrik potansiyelinin yaklaşık % 36’sına karşılık gelmektedir. 2009 yılı itibarıyla hidroelektrik santrallerinde üretilen elektrik miktarı 36 TWh’dir.20
2009 yılında özel sektöre verilen yeni lisansların % 77’si yeni hidroelektrik santrali inşası için verilmiştir.
Hidroelektrik santrallerinin büyük bölümü kamuya aittir ve devlet tarafından işletilmektedir. Geri kalan kısım ise Yap-İşlet-Devret ve İşletme Hakkı Devri modelleriyle ve özel sektör tarafından işletilmektedir. Uygulamada lisanslar genellikle 49 yıllık olarak verilmektedir.
Türkiye’deki 100 MW’tan yüksek kapasiteli hidroelektrik santralleri aşağıdaki tabloda sunulmuştur.
20 DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Yıllık Rapor, 2009
13,829
13,240 8,111
2,211 1,745
1,651 364
335 317 Kaynaklara Göre Kurulu Güç (MW), 2008
Hidrolik Doğal Gaz Linyit Çok yakıtlılar Fuel Oil İthal Kömür Rüzgar Taş Kömürü Diğer
Kaynak: EPDK
14 Şekil 13 - Türkiye’deki Başlıca Hidroelektrik Santralleri
Türkiye'deki Başlıca HES'ler
Baraj İsmi Akarsu İl Tamamlanma
Tarihi
Gücü (MW)
Kurulu Güç (GWh)
Atatürk Fırat Şanlıurfa 1992 2.400 8.900 Karakaya Fırat Diyarbakır 1987 1.800 7.354
Keban Fırat Elazığ 1975 1.330 6.000
Birecik Fırat Şanlıurfa 2000 672 2.518
Berke Ceyhan K.Maraş 2001 510 1.672
Altınkaya Kızılırmak Samsun 1988 700 1.632 Oymapınar Manavgat Antalya 1984 540 1.620 Hasan Uğurlu Yeşilırmak Samsun 1981 500 1.217
Borçka Çoruh Artvin 2007 300 1.039
Sır Ceyhan K.Maraş 1991 284 725
Karkamış Fırat K.Maraş 1999 180 652
Çatalan Seyhan Adana 1996 169 596
Aslantaş Ceyhan Adana 1984 138 569
Gökçekaya Sakarya Eskişehir 1972 278 562
Gezende Ermenek İçel 1990 159 528
Menzelet Ceyhan K.Maraş 1989 124 515
Batman Batman Batman 2004 198 483
Muratlı Çoruh Artvin 2005 115 444
Yamula Kızılırmak Kayseri 2005 100 422
Özlüce Peri Bingöl 1998 170 413
Sarıyar Sakarya Ankara 1956 160 400
Hirfanlı Kızılırmak Kırşehir 1959 128 400
Kılıçkaya Kelkit Sivas 1989 124 332
Dicle Dicle Diyarbakır 1997 110 298 Kay nak: DSİ web sitesi (http://www.dsi.gov .tr )
Şekil 14 - Hidroelektrik Kapasitesi ve 2009 Lisans Başvuruları
Rüzgar Enerjisi
Türkiye rüzgar enerjisi yatırımları için coğrafi olarak avantajlı bir konumdadır. Ege ve Marmara bölgeleri rüzgar enerjisiyle elektrik üretimi için en cazip bölgelerdir. 2008 yılı itibarıyla kurulu rüzgar enerjisi kapasitesi 363,7 MW’tır.21 Toplam rüzgar enerjisi potansiyelinin ise 131.756 MW olduğu tahmin edilmektedir. 22
2009 ile 2018 yılları arasındaki dönem için TEİAŞ projeksiyonları yüksek veya düşük kapasite ve yüksek veya düşük talebin yer aldığı dört farklı senaryo içermektedir.
21 TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), http://www.teias.gov.tr
22 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, http://www.enerji.gov.tr
%35.7
%17.0
%47.3
Hidroelektrik Kapasitenin Dağılımı
Kurulu Güç
İnşa halindeki kapasite İnşası henüz başlamamış
Kaynak: DSİ Web Sitesi (http://www.dsi.gov.tr)
%18.8
%77.3
%1.7
%2.3
176 Başvurunun Dağılımı, 2009
Termik HES Rüzgar Jeotermal ve diğerleri Kaynak: EPDK Raporu
15 TEİAŞ’nin yüksek kapasite senaryosuna göre, 3.176 GWh’lik projelendirilmiş elektrik üretimiyle (bu rakamın artmaya devam ederek 2012 yılında 3.663 GWh’ye ulaşacağı varsayılmaktadır) kurulu rüzgar enerjisi kapasitesinin 2011 yılına kadar 1.012 MW’a ulaşması beklenmektedir.23
Şekil 15 - Türkiye’deki Rüzgar Enerjisi Potansiyeli - Ortalama 100 m Yüksekliğin Üzerinde
Kaynak: TÜREB
Rüzgar enerjisinin büyük talep görmesinin sonucunda 2002 yılından bu yana toplam 86 GW’lık kapasite için 1.118 lisans başvurusunda bulunulmuştur. Yüksek düzeydeki bu talep aynı yer için birden fazla başvuru olmasına ve desteklenen kapasite limitlerinin aşılmasına yol açmıştır. Yalnızca 1 Kasım 2007 tarihinde toplamda 71,4 GW kapasitelik 725 lisans başvurusu olmuştur. TEİAŞ’a göre 7 GW’lık desteklenen şebeke kapasitesi düşünüldüğünde çakışmayan lisans başvurularının teknik bir incelemeden geçmesi ve bu başvuruların fizibilitesine karar verilmesi gerekmektedir. Çakışan başvurulardan teknik incelemeyi geçenleri için ise rüzgar santrali lisansının en yüksek teklifte bulunana verileceği bir ihale düzenlenecektir.
Eylül 2009 itibarıyla 4.237 MW kapasiteye denk gelen 105 adet lisansı verilmiş ve onaylanmış rüzgar santrali bulunmaktadır. İncelenmek üzere bekleyen 727 adet lisans bulunmaktadır ve bu da 31.957 MW’lık bir kapasiteye karşılık gelmektedir.24
Şekil 16 - Rüzgar Enerjisi Santrali Lisans Sayısı
23 TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), Türkiye Elektrik Enerjisi 10 Yıllık Tahminler
24 EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu), http://www.epdk.gov.tr
Rüzgar Hızı (m/s)
727 12
93 22
Rüzgar Enerjisi Santrali Lisans Sayıları
Değerlendirmede olan lisans başvuruları Onaylanan lisanslar
Verilen lisanslar
İptal edilen lisanslar Kaynak: EPDK
16 Türkiye’deki başlıca hidroelektrik ve rüzgar santrallerinin yerleri aşağıdaki haritada görülmektedir:
Şekil 17 - Türkiye’deki Rüzgar ve Hidroelektrik (>100 MW) Santralleri
Kaynak: EPDK web sitesi
Sünjüt,Ertürk, Lodos , Teperes Rüzgar Enerjisi Santralleri
(1,2MW, 60MW, 24 MW, 0,85 MW)
Baki,
Yapısan,Asmakinsan, Akenerji,Borasco, Alize Rüzgar Enerjisi Santrali (90 MW,30
MW,24MW,15MW,57M W,20,7 MW))
Doğal, Anemon, Bores, Alize Rüzgar Enerjisi Santrali
(14,9MW, 30,4MW, 10,2MW, 20,8 MW)
Deniz,Ziyaret,Belen,Bak ras Rüzgar Enerjisi Santrali
(30MW,12,5MW,30MW ,15MW)
Doğal, Deniz, Soma Rüzgar Enerjisi Santrali (34,2 MW, 10,8MW, 63,9 mW)
Ütopya,Alize,Ares,Mare, Mazı3,İnnores,Kores, Bergama , Ayen Rüzgar Enerjisi Santrali (15MW,1,5MW,7,2MW, 39,2MW,30MW,42,5MW, 15MW,90MW,31,5 MW)
Borçka, Muratlı HES (300 MW,115MW) Gökçekaya HES
(278 MW) Sarıyar HES (160 MW)
Altınkaya, Hasan Uğulu HES
(700 MW,500MW) Hirfanlı HES (128 MW)
Yamula HES (100MW)
Kılıçkaya HES (124 MW)
Özlüce HES (170 MW)
Keban, Karakaya HES (1330 MW, 1800MW)
Batman HES (198 MW) Dicle HES (110 MW)
Atatürk, Birecik HES (2400MW, 672MW)
Karkamış, Sır, Berke, Menzelet HES (180MW, 284MW, 510MW, 124MW) Aslantaş, Çatalan HES
(138MW,169MW) Gezende HES
(159 MW) Oymapınar HES
(540 MW)
Rüzgar Enerjisi Santrali
Kurulu gücü 100MW'tan yüksek olan HES'ler.
17 Jeotermal Enerji
Türkiye jeotermal kaynaklarda dünyada beşinci sırada, bu kaynakların kullanımında ise yedinci sırada yer almaktadır. Bununla birlikte toplam potansiyelin yalnızca % 3’ü (31.500 MW) kullanılmaktadır.25 Ülkedeki jeotermal kaynakların üçte ikisi Ege Bölgesi’ndedir.26
Şekil 18 - Jeotermal Santraller
Kaynak: EPDK web sitesi
2008 yılında EPDK tarafından verilen lisanslardan yalnızca biri 15 MW’lık bir jeotermal santrali için verilmiştir. Türkiye’deki jeotermal kaynakların düşük oranda kullanımının ana nedenlerinden biri, teknik uzmanlık konusunda yaşanan eksiklik olarak görülmektedir.
Jeotermal kaynakların bulunması, geliştirilmesi, mülkiyet hakları ve ekonomik kullanımı 2007 yılında yürürlüğe giren 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile düzenlenmektedir.
Lisans verme ve tarifelere ilişkin hususlar ise Elektrik Piyasası Kanunu ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanunu kapsamına girmektedir.
Güneş Enerjisi
Türkiye’de elektrik üretimi için kullanılabilecek oldukça büyük bir güneş enerjisi potansiyeli olmasına karşın güneş enerjisinden ağırlıklı olarak düz plakalı güneş kolektörleri kullanılması suretiyle meskenlerde sıcak su üretimi için faydalanılmaktadır. Fotovoltaik üretim uygulamalarının sayısı çok azdır. Türkiye’deki toplam fotovoltaik üretim kapasitesi 5 MW’tır.27 Fotovoltaik enerji otoyolların aydınlatılmasında, sinyalizasyon sistemlerinde, Çevre ve Orman Bakanlığı’na ait gözetleme kuleleri gibi kırsal bölgelerde ve deniz fenerlerinde kullanılmaktadır.28
25 EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu), http://www.epdk.gov.tr
26 İGEME (İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi), Yenilenebilir Enerjiler ve Teknolojileri, 2009
27 IEA, Fotovoltaik Enerji Sistemleri Programı Yıllık Raporu 2009
28 EİE (Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürlüğü), http://www.eie.gov.tr
TuzlaA.Ş.
Çanakkale-Ayvacık / 7.5 MW
Gürmat A.Ş.
Aydın-Germencik / 47.4 MW Menderes A.Ş., Dora-1 Aydın-Sultanhisar / 7.95 MW Menderes A.Ş., Dora-2 Aydın-Sultanhisar / 9.5 MW
Zorlu Doğal A.Ş.
Denizli-Sarayköy / 15 MW Bereket A.Ş.
Denizli-Sarayköy / 6.85 MW
18 Şekil 19 - Türkiye’nin Güneş Haritası (kWh/m2-yıl)
Kaynak: IEA, Fotovoltaik Enerji Sistemleri Programı Yıllık Raporu 2008
EİE’ye göre, Türkiye’nin yıllık ortalama güneş alma süresinin 2.640 saat olduğu (günde 7,2 saat) ve ortalama yıllık güneş radyasyonunun 1.311 kWh/m² (günlük 3,6 kWh/m²) olduğu tahmin edilmektedir.
2007 yılındaki toplam güneş enerjisi üretimi, 420 bin ton petrol eş değeridir.
Şekil 20 - Aylık Güneş Enerjisi Potansiyeli
2.2.3 Enerji Verimliliği
Türkiye’nin ulaştırma sektöründe % 15, imalat sektöründe % 20 ve inşaat sektöründe de % 30 oranlarında enerji tasarrufu potansiyeline ulaşacağı tahmin edilmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı enerji kullanımında fireyi önlemeyi, enerji giderlerinin ekonomi üzerindeki yükünü hafifletmeyi, enerji ithalatını azaltmayı ve enerji kaynaklarının kullanımında verimliliği artırmayı hedeflemektedir.29
Nisan 2007’de verimli enerji kullanımı, enerji israfını önleme, enerji giderlerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki yükünü azaltma ve enerji kaynaklarını artırma amacını taşıyan 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu yürürlüğe girmiştir.
29 ETKB (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı), http://www.enerji.gov.tr
0 50 100 150 200 250 300 350 400
Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Türkiye'nin Aylık Güneş Enerjisi Potansiyeli
Güneşlenme Süresi (saat/yıl) Aylık Güneş Radyasyonu (kWs/m2-yıl) Kaynak: EIE
19 Bu kanun sayesinde, bir endüstriyel işletmenin enerji giderlerinin % 20’si şirket ile EİE arasında imzalanan sözleşmeyle karşılanacaktır. Bunun için şirketin yenilenebilir enerji dışındaki enerji kullanımını üç yıl içinde minimum % 10 azaltma garantisi vermesi gerekecektir.
2.2.4 Dış Ticaret
Türkiye Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi ülkelere çevre teknolojileri ihraç etmektedir. 2009 yılında 544 milyon ABD doları ile Almanya, Türkiye’nin yaptığı çevre teknolojisi ihracatında ilk sırayı almıştır.30
Şekil 21 - Türkiye Çevre Teknolojileri İhracatı, 2009
2.3 Sektörle İlgili Beklentiler
2.3.1 Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
Atık arıtma tesislerine yönelik yüksek talep kendi içinde merkezi depolama tesisi ve yakma fırını bulunduracak beş tehlikeli atık bölgesi oluşturulmasına yol açmıştır. Bu tesislerin yılda bir milyon ton tehlikeli atık işlemesi beklenmektedir. 2010 ile 2012 yılları arasında atık yönetimi için yapılması gerekli olan yatırım tutarı yaklaşık 1,2 milyar avrodur.31 Çevre ve Orman Bakanlığı’nın sanayileşmedeki artışı da göz önünde bulundurarak 2008 ile 2012 arasında inşa edilmesini planladığı beş bölgedeki depolama ve yakma kapasiteleri aşağıdaki grafikte görülmektedir. İnşa edilmesi planlanan tesisler için Ege, Trakya ve Marmara bölgelerinin daha büyük bir potansiyele sahip oldukları görülmektedir.
30 İGEME (İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi), Çevre Teknolojileri ve Hizmetleri Raporu, 2009
31 Çevre ve Orman Bakanlığı, Atık Eylem Planı (2008-2012) 544
181
107 98 85 82 71 69 56 55 55 51 50 49 48 48 34 27 0
100 200 300 400 500 600
milyon ABD$
Türkiye Çevre Teknolojileri İhracatı, 2009
Kaynak: IGEME,Çevre Teknolojileri Raporu
20 Şekil 22 - 2008 ile 2012 Yılları Arasında İnşa Edilmesi Planlanan Yakma ve Depolama Tesisleri
Atık ortaya çıkarmakta olan çok sayıda şirket de atık arıtma çözümleri aramaktadır. Örneğin, Türkiye’nin en büyük petrokimya şirketi olan Petkim kendi atıklarını yönetmek için yeni bir tesis inşa etmeyi planlamaktadır. Tehlikeli ve tıbbi atık arıtma işiyle uğraşan çevre şirketlerinin de Türkiye’de aktif olmaları beklenmektedir.
Türkiye’de atık arıtma düzeyinin düşük olmasının nedenlerinden biri de atık sahalarının, katı atık depolarının ve katı atık işleme ekipmanlarının yetersizliğidir. Atık sahalarının ve depoların inşa edilmesine önümüzdeki yıllarda başlanması beklenmektedir.
Şehir suyu ve atık su arıtma tesisleri sıkça konu edilmektedir. Türkiye’de standartlara uygun bir şekilde arıtılan atık su düzeyi çok düşük seviyededir ve bazı küçük şehirlerde halen arıtma tesisi bulunmamaktadır. Günümüzde kamu harcamalarının çok düşük seviyede olmasına karşın arıtma tesisi sayısının az olmasına bağlı olarak bu alan büyük bir gelişim potansiyeli barındırmaktadır.
Hava politikası da Türkiye’nin üzerinde çalışmakta olduğu bir diğer alandır. Diğer çevresel konularda olduğu gibi hava kirliliği ile ilgili kamu harcamaları da düşük seviyededir.
2.3.2 Yenilenebilir Enerji
IEA’ya göre, küresel yenilenebilir enerji gücünün toplam enerji tüketimindeki payının 2020 yılına kadar % 53 oranında artması beklenmektedir. Bu durum hidroelektrik ve diğer yenilenebilir enerji piyasalarında büyük bir potansiyele işaret etmektedir.
Türkiye rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisi açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Arz tarafındaki kısıtlar ile bir araya gelen elektrik talebindeki büyük artış Türkiye’deki yenilenebilir enerji piyasasında büyük bir potansiyel olduğunun bir göstergesidir.
Günümüzde Türkiye’deki elektrik üretimi büyük ölçüde kömür, doğal gaz, petrol ve hidrolik enerjiye dayalıdır. Elektriğin % 48,6’sı doğal gaz ve % 28,3’ü ise kömür kullanılarak üretilmektedir.32 2014 yılına kadar hidroelektrik güç üretiminin payının önemli ölçüde artması ve buna karşılık petrolün payının düşmesi beklenmektedir.33
32 TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), http://www.teias.gov.tr
33 BMI tahminleri (Business Monitor International)
21 Şekil 23 - Türkiye’nin Termik Dışı Enerji Tahmini
Türkiye Termik Dışı Enerji , 2009-2014
2009 2010t 2011t 2012t 2013t 2014t
Elektrik üretimi, tw h 1 185 192 201 211 220 230 Birincil enerji talebi, mn toe 98 101 107 112 117 121 Hidroelektrik üretimi, tw h 2 35.0 39.0 40.0 42.0 43.0 45.0
% elektrik üretimi 1 17.8% 20.3% 19.9% 19.9% 19.5% 19.6%
Yenilenebilir enerji üretimi, tw h 1 1.0 1.3 1.5 1.8 1.9 2.1
% elektrik üretimi 1 0.5% 0.7% 0.7% 0.9% 0.9% 0.9%
Kay nak: 1 BMI, 2 BP Düny a Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi, Haziran 2009 Not: t: BMI tahmini
Toplamda 14,3 GW’lık kurulu kapasite ile Türkiye’deki hidroelektrik santrallerinin sayısı 213’e ulaşmıştır.34 BMI tahminlerine ve BP Dünya Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi Raporu’na göre 2009 ile 2014 yılları arasında hidroelektrik üretiminin % 6,5’luk yıllık bileşik büyüme oranında ve yenilenebilir enerji üretiminin de % 20’lik yıllık bileşik büyüme oranında artması beklenmektedir ve her iki enerji kaynağının büyüme oranı da % 5,6’lık yıllık bileşik büyüme oranında büyüyen elektrik üretiminin üzerindedir.
TEİAŞ’ın tahminlerine göre, toplam kurulu kapasitenin 2010 ile 2015 yılları arasında % 6,5'lik yıllık bileşik büyüme oranıyla artarak 48.817 MW’tan 71.273 MW’a ulaşması beklenmektedir.
Şu an için toplam içinde % 34’lük paya sahip olan yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu kapasitenin % 37’sini oluşturması ve gelecek yıllarda da istikrarını sürdürmesi beklenmektedir.
Şekil 24 - Türkiye’deki Uzun Vadeli Elektrik Kapasitesi Tahminleri
34 DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Yıllık Rapor, 2009
Türkiye'deki Uzun Vadeli Elektrik Kapasitesi Tahminleri
Santral Türü 2010 2015 2020
Termik 30.583 45.603 62.273 Yenilenebilir 18.234 25.670 34.076 Toplam Kurulu Güç 48.817 71.273 96.349 Kay nak: DSİ, 2009 Faaliy et Raporu
Kurulu Güç
22
2.4 SWOT Analizi
S trengths (Güçlü Noktalar)
Türkiye’nin coğrafi konumu itibarıyla çok sayıda doğal kaynağa sahip olması
Jeotermal kaynaklar açısından dünyada ilk beş ülke arasında olması
Güneş enerjisi potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinin toplam potansiyelinden yüksek olması
DSİ 2009 Yıllık Raporu’na göre, Türkiye’deki hidroelektrik santrallerinin sayısının 213’e, kurulu kapasitesinin ise 14,3 GW’a ulaşmış olması
Büyüme potansiyeli açısından Türkiye elektrik piyasasının Avrupa’da en çok gelecek vaat eden piyasalardan biri olması
O pportunities (Fırsatlar)
Yeni yenilenebilir enerji teknolojilerinin kullanılabileceği yüksek bir kaynak potansiyeli bulunması (özellikle bor ve toryum kaynakları)
Ekonomik büyüme, sanayileşme ve şehirleşme sonucunda özellikle atık yönetimi, su arzı ve yönetimi ve hava kirliliği kontrolü alt sektörlerinde olmak üzere Türkiye’deki çevre ürünleri ve hizmetleri talebinin artmakta olması
Türkiye’nin enerji ithalatını azaltmak için yenilenebilir enerji konusuna odaklanmaya başlamış olması
Yenilenebilir enerji piyasasındaki önemli yatırım fırsatları
W eaknesses (Zayıf Noktalar)
Çevre teknolojileri sektöründeki çoğu Türk firmasının büyük çevre projelerini gerçekleştirmek için yeterliliğe sahip olmaması nedeniyle yabancı firmaların deneyim ve uzmanlığına gereksinim duyulması
Avrupa ile kıyaslandığında enerji kullanımındaki düşük verimlilik
Yerli girişimciler için finansal kaynakların ve uygun kredi olanaklarının düşük seviyede olması
T hreats (Tehditler)
Hidroelektrik ve rüzgar santrali ekipmanlarında dışa bağımlılık
Türkiye’deki ve dünyadaki yenilenebilir enerji kaynaklarının kamuya ait olması
Liberalleşme süreci ve özel sektör yatırımlarında gecikme olması
23
2.5 Yatırım Fırsatları
Türkiye’de çevre teknolojileri ve yenilenebilir enerji sektörü için cesaret verici bir yatırım ortamı bulunmaktadır. Tehlikeli ve katı atık yönetimi ile atık su arıtma ve yenilenebilir enerji sektörlerinde önemli yatırım olanakları mevcuttur. Atık yönetimi ve su arzı alanlarındaki mevcut yatırım fırsatları çok sayıda etkinliğin yer aldığı nispeten büyük bir pazarla ilgiliyken, çevre danışmanlığı alanındaki fırsatlar daha küçük boyutlu bir pazarla ilgilidir. Hava kirliliği ve kontrolü, deniz kirliliği, karbon yakalama ve depolama ve karbon finansmanı alanlarında başka fırsatlar da bulunmaktadır. Gerekli düzenlemelerin olmadığı ya da sınırlı düzeyde bulunduğu bu pazarlar henüz küçük boyutludur. Bu sektörlerin gelecekte büyümesi ve yatırımcılara cazip yatırım fırsatları sunması beklenmektedir.
Son birkaç yılda birleşmeler ve satın alımlar açısından Türkiye yenilenebilir enerji sektörü en cazip sektörlerden biri olmuştur. Birçok sektör devi Türkiye’ye girmiştir ve yenilenebilir enerji sözleşmeleri edinmiş olan çok sayıda yerli girişimci bulunmaktadır.
Enerji piyasasının tam liberalleşmesi yolunda dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi Türk hükümeti tarafından atılan adımların başında gelmektedir. Elektrik üretim şirketlerinin özelleşmesi süreci ise 2010 yılında hız kazanmıştır. Toplam 19 grup altında 52 HES’in özelleştirilmesine başlanmış olup bunlardan 18’inin süreci toplam 439,9 milyon ABD Doları işlem hacmiyle sonuçlanmıştır.
Aşağıda listelenen satın alma ve birleşme işlemleri son beş yıl içinde yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasına olan ilgilerinin arttığını göstermektedir.
Şekil 25 - Çevre Ürünleri ve Hizmetleri ile Yenilenebilir Enerji Sektöründe Yabancı Yatırımcılar Tarafından Yapılan Birleşme ve Satın Alma İşlemleri
Kaynak: Deloitte
Çevre Teknolojileri ve Yenilenebilir Enerji Sektörlerinde Gerçekleşen Satın Alma ve Devir İşlemleri
Satın Alan Ülke Hedef Şirket Tarih Hisse
Oranı
İşlem Değeri (milyon ABD$)
Energo - PRO as Çek Cumhuriyeti
Aralık HEPP / Hamzalı HEPP /
Resadiye Çağlayanı Nisan 10 100,0% 407,0
Undisclosed Türkiye ABK Elektrik Üretim AS Nisan 10 N/D N/D
Enerco Group Türkiye Essentium Grup Ocak 10 N/D N/D
Statkraft Norveç Yeşil Enerji Haziran 09 95,0% 118,8
EnBW Almanya Borusan Enerji Mart 09 50,0% N/D
EDF Energies Nouvelles Fransa Polat Enerji Aralık 08 50,0% N/D
CEZ Çek Cumhuriyeti Akenerji Ekim 08 37,4% 302,6
Cogentrix Energy (Goldman Sachs) ABD Taşyapı Enerji Temmuz 08 50,0% N/D
Italgen İtalya Bares Elektrik Temmuz 08 100,0% 50,2
Verbund Avusturya Enerjisa Mart 07 50,0% 326,6
Berggruen Holding ABD BND Elektrik Aralık 06 66,7% 0,7
United Development Company Katar Turk Millenya Haziran 06 60,0% N/D
Sumitomo Corporation Japonya Birecik Dam and HEPP Mayıs 05 31,0% 40,7
N/D, Not Disclosed: Açıklanmamıştır