• Sonuç bulunamadı

(1914-1939) Türk Tarih Öğretiminde Psiko - Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "(1914-1939) Türk Tarih Öğretiminde Psiko - Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları"

Copied!
16
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ISSN: 1309 4173 (Online) 1309 - 4688 (Print) Volume 12 Issue 4, August 2020 DOI Number: 10.9737/hist.2020.902

Araştırma Makalesi

Makalenin Geliş Tarihi: 13.05.2020 Kabul Tarihi: 10.06.2020

Atıf Künyesi: Hasan Gürkan, “Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)”, History Studies, 12/4, Ağustos 2020, s. 1867-1882.

Volume 12 Issue 4 August 2020

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

Wars and Their Reflections in Terms of Psycho-sociology in Turkish History Teaching (1914-1939)

Dr. Hasan Gürkan

ORCID No: 0000-0002-7292-972X

Öz: Bu çalışmada amaç Türk tarih öğretiminde psiko-sosyal açıdan savaşlar ve yansımalarını incelemektir. Çalışmada tarihsel metot kullanılmıştır. Birincil kaynak olarak, Türkiye’de Maarif Vekâleti bünyesinde 1914-1939 yılları arasında okutulan tarih ders kitapları kullanılmıştır. Ders kitapları doküman incelemesi yolu ile incelenmiştir. Bahsi geçen ders kitaplarında Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın yansımaları değerlendirilmiştir. Tarihsel anlatılar bir yönüyle toplumsal savunma mekanizmasının devreye girmesi anlamına gelmektedir. Bu savunma mekanizması iç ve dış toplumsal olaylara tepki gösterilmesi demektir. Adına grup davranışı ya da toplumsal tepki diyebileceğimiz bu eylemler; aşağılanma, göçe zorlanma, ölümler, kayıplar, açlık, taciz ve tecavüze maruz bırakılma gibi dramatik ve travmatik olaylar karşısında ortaya çıkmaktadır. Tarihsel anlatı, tarihsel metinler ve tarih ders kitapları bu ruhsal olayların birer uzantısı olarak görülebilir. Resmî tarih yazımında Balkan Savaşları hem bir felaket hem de göç/yerinden edilme olguları bakımından açık bir şekilde kendine yer edinmiştir.

Savaşın yol açtığı ölümler, kayıplar ve insanların yaşadıkları yerden göç etmeleri gibi travmatik olaylar ders kitaplarında yer alan metinlere nüfuz etmiştir. Birinci Dünya Savaşı, bu döneme ilişkin tarih yazımında tıpkı Balkan Savaşlarındaki gibi, ölüm, kayıp, tecavüz ve aşağılanma gibi olaylar ile anılmış ve uğranılan haksızlık büyük bir duygusallıkla işlenmiştir. Anadolu’nun Yunanlılar ve batılı devletlerce işgal edilmesi ve işgal süresince yaşanılan travmatik olaylar Türklerin toplumsal psikolojisinde ve kolektif belleğinde derin iz bırakmıştır.

Anahtar Kelimeler: Türk Tarih Yazımı, Tarih Öğretimi, Savaşlar, Toplum, Psikoloji.

Abstract: The aim in this study is to examine wars and their reflections psycho- sociologically in Turkish History teaching. The primary source used in the study is history course books taught in 1914-1939 by Ministry of Education in Turkey. The reflection of The Balkan Wars, The Turkish Independence War and The First World War is examined in the mentioned history course books. Historical narratives also mean that the social defense mechanism comes into play. This defense mechanism means reacting to internal and external social events. These actions can be called group behavior or social reaction; it emerges in the face of dramatic and traumatic events such as humiliation, forced migration,

(2)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1868

Volume 12 Issue 4 August 2020

deaths, losses, hunger, abuse and rape. Historical narratives, historical texts and history textbooks can be seen as extensions of these spiritual events. Balkan Wars in official historiography, obviously took a place phenomenon both in terms of disaster and migration. The traumatic events such as deaths because of the war, losses, migrations from where people live penetrated to the textbooks. About this period of historiography, the First World War is remembered by the events such as death, loss, rape and humiliation just like in Balkan Wars and the injustice was dealt with a huge emotionality The invasion of Anatolia by the Greeks and Western states and the traumatic events experienced during the occupation left a profound impression on the social psychology and collective memory of the Turks.

Keywords: Turkish History Writing, History Teaching, Wars, Society, Psychology.

Giriş

Ulus devletler kendi tarihini ulusçuluk ideolojisine uygun olarak inşa ederler. Dolayısıyla tarihsel bilgi ve buna bağlı olarak tarih öğretimi, iktidarın egemenliği altında şekillenir. İktidar inşa ettiği tarihi, bireylere formal eğitim içerisinde tarih öğretimi yoluyla aktarmaya çalışır.1 Daha kapsayıcı bir ifadeyle ulusçuluğun kültürü okulda inşa edilir ve bir ulusçu ideolojinin başarısı büyük ölçüde içerik ve yaygınlık bakımından yeterli bir eğitim sistemi oluşturabilmesi ile ilişkilidir.2 Bir ülkenin siyasal kültürü, geçmişinin tanımlanmasında belirleyici bir rol oynar.3

Ulus devletlerin kurulmaları ve ulusçu tarihçiliğin gelişmesi, ulus devlet ile tarihçilik ikilisinin birbirini destekleyen ve besleyen iki toplumsal güç olduğunu gösterir.4 Ulusçu tarihçilikler özellikle inşa döneminde mitolojik karakterleri baskın tarihçiliklerdir ve bunlar o milletin hikâyesine ezelden gelip ebediyete giden birtakım aşkın anlamlar yüklerler.5 İktidarın inşa ettiği tarih bilgisinin, aynı zamanda kitleler tarafından içselleştirilmesi gerekir. Ulusçuluk düşüncesi nihayetinde derinliğine içselleştirilmiş, her biri devlet tarafından korunan, eğitime bağlı yüksek kültürlere dayanan yeni türden bir toplumsallaşmanın sonucudur.6 Bir ulusun bugünü ve geleceği için en önemli referanslardan biri, onun geçmişidir.7

Toplumun içselleştirdiği tarih bilgisinde bir toplumun daha eski olması onu aynı zamanda hem daha haklı hem de daha üstün kılar. Diğer bir deyişle tarih bilgisi, doğal sayılan iddiaları görelileştirip daha geniş bir bağlama yerleştirebilir. Ancak bu bilgiyi bir başka şekilde daha kullanmak mümkündür: Daha eskiye dayanan iddialar daha haklı gibi görünmektedir. Bu

1 Akif Pamuk, Kimlik ve Tarih. Kimliğin İnşasında Tarihin Kullanımı, Yeni İnsan Yayınları, İstanbul 2004, s. 106.

2 İlhan Tekeli, “Uluslaşma Süreçleri ve Ulusçu Tarih Yazımı Üzerine” I. Ulusal Tarih Kongresi içinde, Mersin 1999, s. 128.

3 Büşra Ersanlı, İktidar ve Tarih. Türkiye’de “Resmi Tarih” Tezinin Oluşumu (1929-1937), İletişim Yayınları, İstanbul 2003, s. 21.

4 Millas, Herkül, “Edebiyat Metinlerinde Milliyetçi Tarih Söylemi”, I. Ulusal Tarih Kongresi Bildiriler içinde, Mersin 1999, s. 91.

5 Tanıl Bora, “Milli Tarihte Devlet Mitosu, Tarih ve Milliyetçilik”, I. Ulusal Tarih Kongresi Bildiriler içinde, Mersin 1999, s. 7.

6 Ernest Gellner, Uluslar ve Ulusçuluk, Çev.: Büşra Ersanlı Behar-Günay Göksu Özdoğan, Hil Yayınları, İstanbul 2006, s. 127.

7 Suna Kili, The Atatürk Revolution. A Paradigm Of Modernization, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2011, s. 178.

(3)

Hasan Gürkan

1869

Volume 12 Issue 4 August 2020

yüzden de tarih kitaplarını hazırlayanlar, gerçekte kesintiler ve değişimler yaşandığı halde, tam bir devamlılık kurmaya çalışırlar.8

Bir tarih ders kitabından beklenti oldukça fazladır. Ancak şunu belirtmek gerekir ki meselenin oldukça çok boyutu bulunmaktadır. Tarih ders kitabının bilgi aktarması, bir kimlik yaratması, kolektif bir hafıza oluşturması ve daha pek çok özelliği barındırması gerekir.

Tunçay, bu özelliklere ek olarak tarih dersinin; basit bir dil ve yapı ile ders kitabının ‘otorite’

kabul edilen tarih eserlerini özetlemesi, tarihçilerin arasındaki önemli tartışmaları yansıtması, en yeni çalışma ve bulguları haber vermesi, üstelik açık seçik bir anlatımla merak uyandırıcı ve heyecan verici olması gerektiğini vurgular.9

Tarihsel bilgi, genel geçer bir bilgi kategorisinde düşünüldüğünde tarih ders kitapları kutsal kitap, öğretmenler de kutsal bilgiyi aktaran görevliler hâlini alır.10 Özellikle ders kitaplarının bu rolü, kendisini eğitim sisteminin vazgeçilmez bir nesnesi haline getirir. Eğitim alanında en etkin araçlar olarak görülen okul ders kitapları içinde tarih ders kitapları, kolektif ben ve öteki imgelerini en açık şekilde ortaya koyar.11 Ulusçuluk fikri ile ülkeler (Örneğin Avrupa ülkeleri) kimliklerini ulusal geçmişlerine dayandırmışlardır.12 Bu nedenle kendi tarihini inşa edebilmek için bir “öteki”ye gereksinim duyulmuştur. Ötekinin olmadığı bir toplumda kimlikten, toplumsal gruplardan söz etmek olanaksızdır.13 Toplumsal alandaki en temel kategorilerden biri, belki de en önemlisi, ben ile öteki arasındaki ayrım ile onun toplumdaki en temel karşılığı olan biz ile onlar ayrımıdır.14 Kimlik karmaşık bir olgudur ve bizler kendimizi kesinlikle açık ya da parçalanmış değil, bütün olarak, mütekamil bir kimlik sahibi olarak tahayyül ederiz.15 Kimlik; bir öz farkındalık biçimi olduğu gibi başkalarının yani ötekinin farkında olma biçimidir de.16 En yaygın tanımıyla kimlik, “Kimsin, necisin?” sorusuna, bilinçli bir varlığın verdiği yanıttır. Ötekilerin kimliği veya neliği ile ilgili görüşlerimiz, başkalarına atfettiğimiz nitelik ve özellikler -kimlik değil- imgelerdir.17 Kimliği; kişilik ve karakter kavramlarından ayıran en

8 Falk Pingel, “Tarihsel Anılar ve Çoketnisiteli Bir Bağlamda Tarih Ders Kitapları: Bazı Deneyimler”, Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 136.

9 Mete Tunçay, “Tarih Öğretiminin İyileştirilmesine Yönelik Düşünceler”, 1994 Buca Sempozyumu içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2013, s. 53.

10 Pamuk, age, s. 108.

11 Penelope Stathis, “Yunan (ve Türk) Tarih Ders Kitaplarında ‘Ben’ ve ‘Öteki’ İmgeleri”, Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 125.

12 Ersanlı, age, s. 72.

13 İlhan Tekeli, “Tarihyazıcılığı ve Öteki Kavramı Üzerine Düşünceler”, Tarih Eğitimi ve Tarihte

“Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 2.

14 Thalia Dragonas, “Tehdit Altındaki Milli Kimlikle Başa Çıkmak”, Tarih Eğitimi ve Tarihte ‘Öteki’

Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s.

113.

15 Iain Chambers, Göç, Kültür, Kimlik, Çev.: İsmail Türkmen-Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2014, s. 44-45.

16 Bülent Çukurova-Yüksel Mezher, “Öteki Üzerinden Kurulan Bir Kimlik Olarak Milliyetçilik”, Tarih ve Milliyetçilik. I. Ulusal Tarih Kongresi Bildiriler içinde, Mersin 1999, s. 1.

17 Bozkurt Güvenç, “Tarihi Perspektifte Kimlik Sorunu Özdeşimlerini Belirleyen Bazı Etkenler”, Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 24.

(4)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1870

Volume 12 Issue 4 August 2020

önemli özellik, kimliğin bir yandan aynılığını korurken diğer yandan sürekli değişen, dönüşen bir süreç olmasıdır.18

Bireyin ve toplumun kendini anlamlandırması, geniş açıyla ele alınması gereken bir olgudur. Çünkü mesele, yalnızca tarihsel bilginin öğretilmesi meselesi değildir. Tartışılması gereken, bireyin ve toplumun maddi dünya içerisinde kendini ve ötekileri algılaması ve içselleştirilebilecek bir yere konumlandırmasıdır. Bu bağlamda kendini ve toplumu anlamlandırma, sadece tarihsel bir olay olarak kabul edilemez. Bilgin’in ifadeleriyle, “Bu sorun toplumun kendini ve diğerlerini görme biçimini, kendi hakkındaki imgelerini, inanç ve değerlerini, geçmişine bakış tarzını, geçmişi ile mevcut durumu eklemlendirme şeklini ve geleceğe yönelik projeksiyonlarını ilgilendiren, psiko-sosyal, kültürel ve siyasal yanları olan son derece karmaşık ve aktüel bir sorun niteliğindedir.” 19 diyebiliriz.

Tarihin ve tarihsel bilginin kavranması, Bilgin’in de vurguladığı gibi psiko-sosyal bir sorun olarak da irdelenmelidir. Meseleyi resmî tarih bağlamında ele alan bir görüş, resmi tarihin kitleler açısından psikolojik bir gereksinimin ürünü olduğunu öne sürer:

Resmî tarih, bir toplumun geçmişini nasıl konuşması ve belleğine nasıl işlemesi gerektiği konusunda kendi kendine verdiği cevaplardan biridir; temel işlevi de aidiyet duygusuna bir anlam ve derinlik vererek kolektif kimlik inşasını sağlamaktır. Bu anlamda ne tarihi tüketmesi ne de tarihin yerini alması mümkün olan resmî tarih, sadece topluluğun psikolojik bir gereksinimini karşılar. Geçmişin biricik, emsalsiz bir hâle getirilerek anlaşılması, kolektif bir bellek oluşturma psikolojik ihtiyacından dolayı gündeme gelir. Bu perspektiften bakıldığında, resmî tarih anlaşılabilir, evrensel bir olgudur.20

Gruplar ve kitlelerin farklılıklardan çok zihinsel türdeşliğe ihtiyacı vardır. Hatta bireylerde zihinsel türdeşlik ne kadar fazla olursa, bireyler psikolojik bir grup oluşturmaya o kadar gönüllü olur ve grubun belirtileri bir o kadar göze çarpıcı olur.21 Resmî tarihin önemli bir işlevi, kolektif bir bellek inşa ederken aynı zamanda kalıp yargılar ve zihinsel şemalar oluşturmasıdır.

Kalıplaşmış tutumlar, kolay değişebilen sağduyulu tutumlar olmamasının yanı sıra bilişsel öğe bakımından da eksiktirler ve çeşitli propaganda ile duygusal etkilere açıktır.22 Tarih derslerinin araçsal özelliği ve dramatik etkisi de bu bağlamda ortaya çıkmaktadır.

Geleneksel tarih yazımında en sık bahsedilen olayların başında savaşlar ve askeri gelişmeler yer alır. Savaş; en genel ifadeyle, ülkeler, bloklar ya da bir ülke içerisindeki gruplar arasında gerçekleşen silahlı mücadeledir.23 Savaşların yol açtığı ölümler, engellilikler, ekonomik kayıplar, yaşama ve üretebilme gücünde kayıplar gibi olumsuz sonuçları sadece yaşanan zamana değil gelecek kuşaklara da tüm boyutları ile taşınır.24 Boztaş’ın da ifade ettiği üzere savaşlar karmaşık bir acil olarak hem bireye hem de topluma çok büyük zorluklar

18 Selçuk Candansayar, “Politik Kimliğin Kuruluşu”, Toplumsal Barış ve Kimlikler 17. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi içinde, İstanbul 2010, s. 23.

19 Nuri Bilgin, “Kimlik Arayışı Olarak Resmi Tarih. Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu”, 2.

Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 107.

20 Erol Göka, Türklerin Psikolojisi, Kapı Yayınları, İstanbul 2017, s. 40.

21 Sigmund Freud, Grup Psikolojisi ve Ego Analizi, Tutku Yayınları, Ankara 2014, s. 25.

22 Çiğdem Kağıtçıbaşı, Günümüzde İnsan ve İnsanlar. Sosyal Psikolojiye Giriş, Evrim Yayınevi,İstanbul 2008, s. 142.

23 Nedim Özak-Tolga Binbay, “Savaş Ortamı Akıl Sağlığını Nasıl Etkiler? Epidemiyolojik Bulgular”, Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, 145.

24 Mehmet Zencir, “Savaşlar ve Halk Sağlığı”, Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s. 121.

(5)

Hasan Gürkan

1871

Volume 12 Issue 4 August 2020

yaşatmaktadır. Geçmişten geleceğe çatışmanın ve savaşın izleri toplumun kültürü, sosyal yapısı, kolektif belleğinde açıkça izlenir.25

Tarih yazımında ve tarih ders kitaplarında savaşlar, gerek bireysel kimliği gerekse de kolektif kimliği oluşturmada önemli bir rol oynamaktadır. Resmi tarih, toplulukların zihnini ve belleğini yapılandırmada da önem taşır.26 Kollektif bellek, toplulukların geçmiş ve şimdi arasında bir bağ kurmasını sağlayarak topluluk kimliğinin süreklilik duygusunun oluşumunda önemli bir rol oynamakla birlikte grubun dayanıklı anıları geçmiş-bugün-yarın doğrusallığını sağlayacak sürekliliği de inşa eder.27

1. Tarih Derslerinde Balkan Savaşlarının Psiko-Sosyal Yansımaları

Balkan savaşları Türk siyasi tarihinde ve toplumsal bellekte iz bırakan en önemli savaşlar arasındadır. Osmanlı Devleti 1912-1913 yıllarında bu savaşlarda Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ ile çarpışmıştır. Savaşın sonucunda Osmanlı Devleti, Balkanlardaki topraklarının tamamını kaybetmiştir. Balkan yenilgisinin iç planda Osmanlılar için getirmiş olduğu sonuçlar; sınırların daralması, prestij kaybı, ulusçuluk düşüncesinin uyanışı, İttihat ve Terakki Partisi iktidarının kuvvetlenmesi; dış planda ise Asya’daki Osmanlı eyaletlerinin paylaşılması fikri ve Doğu Avrupa’daki dengesizlik olarak özetlenebilir.28 Karal’ın deyişiyle;

1683’te Viyana önlerinde başlamış olan Osmanlı geri çekilmesi, Birinci Balkan Savaşı sırasında İstanbul kapılarına kadar dayanmış ve İstanbul halkı ilk kez düşman toplarının sesini işitmiş ve büyük korku geçirmiştir.29

Osmanlı Devleti’nin yaşadığı ağır yenilgi, çöküşü hızlandırmakla birlikte Rumeli’den Anadolu’ya yaşanan göçler toplumsal yapının değişimini de hızlandırmıştır. Makedonya, Arnavutluk ve Trakya gibi beş yüz yıldan fazladır imparatorluğun nüvesini oluşturan bölgelerden gerçekleşen göçler, Türklerin ilk kez etnik bakımdan nüfusun çoğunluğunu oluşturmalarını sağlamıştır.30 Gerçekte Balkanlar Türk tarihinde büyük bir öneme sahiptir.

Osmanlı İmparatorluğu; Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Bosna, Makedonya ve diğer yerleri kapsayan Balkan coğrafyasına uzun yıllar hükmetmiştir. Balkanlar; zorunlu göç ve ihtida gibi yöntemlerle İslamlaştırılmış ve 18. yüzyılın sonlarına kadar da bölgede büyük güç Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunmaktaydı.31

Türk tarih ders kitaplarında Balkan Savaşları genel olarak dönemin siyasi ve askeri gelişmelerinin Osmanlı bakış açısıyla ortaya konması32 biçiminde olsa da bizlere psiko-sosyal

25 Mehmet Hamit Boztaş, “Bir Afet Olarak Savaş ve Ruh Sağlığı”, Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s. 172.

26 Ayşe Devrim Başterzi, “Bellek ve Ötesi, Hatırlama, Unutma ve Hesaplaşma Üzerine”, Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Ankara: Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s. 348.

27 Bilgin, age, s. 75.

28 Enver Ziya Karal, İkinci Meşrutiyet ve Birinci Dünya Savaşı (1908-1918), C. 9, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2011, s. 349.

29 Karal, age, s. 350.

30 Eric Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, Çev.: Yasemin Saner, İletişim Yayınları, İstanbul 2015, s. 167.

31 Andrew Baruch Wachtel, Dünya Tarihinde Balkanlar, Çev.: Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitap, İstanbul 2009, s. 63 ve sonrası.

32 Didem Erel Erpulat, “Türk Tarih Ders Kitaplarında Balkan Savaşları, Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki”

Sorunu” 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s.

161.

(6)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1872

Volume 12 Issue 4 August 2020

bir görünüm de sergiler. Resmî tarih yazımında Balkan Savaşları, hem bir felaket hem de göç/yerinden edilme olguları bakımından açık bir şekilde kendine yer edinmiştir. Savaşın yol açtığı ölümler, kayıplar ve insanların yaşadıkları yerden göç etmeleri gibi travmatik olaylar ders kitaplarında yer alan metinlere nüfuz etmiştir. Hem ders kitabı yazarlarının hem de toplumun ruhsal durumunu göstermesi nedeniyle bu metinler bize çok fazla bilgi sunmaktadır.

Balkan Savaşlarında asker ve sivil olmak üzere binlerce insanın kolera ve tifüs gibi salgın hastalıklardan öldüğü düşünüldüğünde savaşın boyutları oldukça ürkütücü bir hâl alır.33

İhsan Şerif’in “Çocuklara Tarih Dersleri” isimli eserinde Balkan Savaşları; “Sırp, Bulgar, Karadağ, Yunan bu dört devlet bir oldu. Dört taraftan yurdumuza doğruldu. Başta dirayetsiz memurlarımız bu birleşmeyi duymadı. Bir gaflete daldık. Sonra birçok yanlış hareketler yaptık.

Kendimizi dünyanın en kuvvetlisi sandık. Pek aldandık. Düşmanlar bizi ezdiler. Erkek, kadın, çocuk, ne buldularsa kestiler. Rumeli’de ne can kaldı ne namus. Camilerimize çanlar asıldı.

Mezarlarımız açıldı.” şeklinde bir açıklamayla âdeta ölüm, kıyım ve iğfal edilmek olarak yorumlanır.34

İhsan Şerif’in yukarıdaki ifadelerine benzer ifadelere Ahmed Refik’in eserinde de rastlarız.

Duygusal bir dille anlatılan bu felaketle ilgili şu satırlara yer verilmiştir:

Balkandaki devletler bize hücum için bu fırsatı gözettiler. Rumeli’ni aralarında paylaşmak istediler, köylerimizi çetelerle yaktılar, Müslümanları kestiler. Gafletimizden istifade ettiler, hepsi birden üzerimize yürüdüler. Ordumuz mükemmel değildi. Harbe iyi hazırlanmamıştı. Askerlerimiz Rum elinde yalnız Lüleburgaz’da Bulgarları durdurdular. İşkodra’yı, Yanya’yı, Edirne’yi fedakârcasına müdafaa ettiler. Nihayet düşmanın kuvvetine dayanamadılar, birer birer teslim oldular. Bulgarlar Çatalca’ya kadar geldiler. Daha öteye geçemediler. Osmanlı sebatı karşısında durakladılar.35

Süleyman Edip ve Ali Tevfik’in birlikte yazdığı “İlkmektep Çocuklarına Tarih Dersleri”

isimli eserde de, Balkan devletlerinin birleşerek Türkiye’ye harp açtıkları, Türkiye’nin Rumeli’deki bütün güzel yerlerini kaybettiği ve hududun Edirne’ye kadar gerilediği açıklanmıştır.36

Ahmet Refik’in eserinde ise Balkanlarda Sırplar, Bulgarlar ve Rumlar birleşerek Türklere hücum ettikleri, Türkleri kestikleri ve bütün Balkanları alarak yalnız Edirne’yi bıraktıkları bilgisi verilmiştir.37

Yüzlerce yıl Osmanlı egemenliğinde yer alan Balkanların kaybedilmesi ve sonucunda toplumun yerinden edilmesi, Türklerde dramatik bir öykü olarak yer edinmiştir. Refik’in şu satırları, Balkan savaşlarının kolektif bellekte bıraktığı izi göstermesi bakımından ayrıca bir öneme sahiptir:

Köylerimizi çetelerle yaktılar, Müslümanları kestiler. Gafletimizden istifade ettiler. Hepsi birden üzerimize yürüdüler. Ordumuz mükemmel değildi, harbe iyi hazırlanmamıştı… Balkan felaketi bizim için büyük bir müsibet oldu. Osmanlı milleti böyle perişanlık görmemişti. Atalarımızın yüz elli senede aldıkları yerler birkaç ayda düşman eline geçti. Kahraman padişahlarımızın mezarları elimizden çıktı. Hain düşman, Müslüman kardeşlerimizi kılıçtan geçirdi. Çoluk çocuk perişan oldu.

33 Hikmet Özdemir, Salgın Hastalıklardan Ölümler 1914-1918, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2010, s. 57-64.

34 İhsan Şerif, Çocuklara Tarih Dersleri, İstanbul 1331/1915, s. 77-79.

35 Ahmed Refik, Tarih Okuyorum, Beşinci Tab, Orhaniye Matbaası, 1337/1921, s. 79.

36 Süleyman Edip-Ali Tevfik, İlkmektep Çocuklarına Tarih Dersleri, Dördüncü Sınıf, Amedî Matbaası, İstanbul 1929, s. 118.

37 Ahmet Refik, Çocuklara Tarih Bilgisi. Eski Zamanlar Türkler, Hilmi Kitaphanesi, İstanbul 1932, s.

129.

(7)

Hasan Gürkan

1873

Volume 12 Issue 4 August 2020

Askerlerimizin pek çoğu koleradan, açlıktan kırıldı. Gecemizi gündüzümüze katalım. Bu felaketi tamire uğraşalım.38

Yazarların satırları incelendiğinde savaşın, ölüm ve kayıplar nedeniyle yaşanılan üzüntünün yanı sıra halkın Rumeli’den göç etmek zorunda kalmasının da derin izleri bulunmaktadır. Çok boyutlu bir felaket olan savaşın en önemli boyutlarından biri de göç etme/yerinden edilme olgusudur. Göç; ister bir ülkeden başka bir ülkeye ister aynı ülkenin farklı kültürel bölgeleri arasında gerçekleşsin her iki durumda da psişik yapıda bir destabilizasyon-restabilizasyon sürecine yol açar.39 Göç etmek zorunda kalan insanlar; işkence, fiziksel ya da cinsel şiddet, tecavüz ve ölüm tehdidi gibi travmatik yaşantılara maruz kalmakla birlikte, güvensizlik, yalnızlık ve yas gibi pek çok bilişsel sorun bu süreçte tetiklenir.40 Sandra Bloom’un vurguladığı biçimiyle ifade edersek, Travma kurbanı izole eder… Diğer insanlar vasıtasıyla deneyimlenen travma, kurbanı onların diğer insanları sevme ve onlara güvenme kapasitelerine ciddi ölçüde zarar verir.41 Özellikle çok ağır toplu yaşanan travmatik durumlarda travma bir hayalet gibi nesilleri takip eder ve travma yaşantılarında psişenin koruyucu kabuğu delinerek kendilik duygusu zarar görür.42 Travmanın toplumsal tarafı, travmatize kişinin “bireysel bir genel”

oluşudur. O kişinin başına gelenin bizim başımıza da gelebileceği olasılığı hepimizi etkilemekle birlikte, saldırgan ve kurban ilişkisi, tepki görmeyen kötülük nesilleri de etkiler.43

Savaşların Türklerde yarattığı izlenim, Türklerin Rumeli’de birlikte yaşadıkları diğer milletlere karşı, zihinlerinde bir güvensizlik oluşmasına yol açmıştır. Bu bağlamda Yunanlılar, Türk toplumunun varlığına düşman bir millet olarak ifade edilir. İhsan Şerif, Yunanlıların Selanik’e, Bulgarların Çatalca’ya girdiklerini, erkek, kadın, çocuk ne buldularsa kestiklerini, Rumeli’de ne hayat ne de namus kaldığını, camilere çanlar asıldığını ve mezarlarının açıldığını dramatik bir şekilde anlattıktan sonra koca ülkenin bir ay bile sürmeden pamuk gibi atıldığını ayrıca bütün Avrupa’nın bu vahşetlere seyirci kaldığını söylemiştir.44

Türklerin yaşadıkları bu travmalara Avrupa’nın sessiz ve kayıtsız kalması, Türklerde Batıya karşı da bir güvensizlik duygusu geliştirdiğini göstermektedir. Balkan Savaşlarına bağlı olarak işgal edilmişlik ve onulmaz yıkım, milliyetçilik fikrinin tetiklenmesinde de önemli bir rol oynamıştır. Refik’in Devletimiz müthiş bir haksızlığa, tamiri gayrikâbil bir felakete uğradı.

Müslüman kardeşlerimiz, Bulgarların, Rumların elinde telef oldu. Bu büyük felaket bizde derin bir milliyet fikri uyandırdı sözleri bu gerçeği ifade etmektedir.45 Nitekim Balkan felaketinin yarattığı psikoloji, sonuçları itibariyle Birinci Dünya Savaşı ile de benzerlik gösterecektir.

38 Ahmed Refik, Tarih Okuyorum. Küçüklere Tarih Dersleri, Devre-İ Ulâ İkinci Sene, Beşinci Tab, Kitabhane-i İslam ve Askeri, Orhaniye Matbaası, İstanbul 1336/1920, s. 79.

39 Hakan Karaş, “Göç ve Kimlikteki Dönüşüm”, Toplumsal Barış ve Kimlikler 17. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi içinde, İstanbul 2010, s. 38.

40 Mahir Yeşildal, “Zorunlu Göç ve Kimlik Algısı”, Toplumsal Barış ve Kimlikler 17. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi içinde, İstanbul 2010, s. 56.

41 Sandra L. Bloom, “Psikotarihin Klinik Kullanımları”, Çev.: Mustafa Alican, Tarih Okulu Dergisi, Yıl 6, Sayı 16, 2013, s. 742.

42 Çağla Pınar Sevinç-Yalçın ve Erdinç Öztürk, “Travma Sonrası Zamanın Donması ve Travmanın Nesiller Arası Aktarımı”, Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 3(3), 2018, s. 21-22.

43 Erdinç Öztürk, “Psikotarih Açısından Çocuk Yetiştirme Tarzları ve Çocuk İstismarı”, Türkiye Klinikleri J Foren Med-Special Topics, 2(3), 2016, s. 26.

44 İhsan Şerif, Cumhuriyetde Tarih, (4. Sınıf), Kanaat Kitabhanesi, İstanbul 1927-1928, s. 111; İhsan Şerif, Cumhuriyetde Tarih, (5. Sınıf), Kanaat Kitabhanesi, İstanbul 1927-1928, s. 92.

45 Ahmed Refik, Milli Tarih Dersleri. Türkiye Tarihi, Evkaf Matbaası, İstanbul 1339-1341/1923-1925, s.

61.

(8)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1874

Volume 12 Issue 4 August 2020

2. Tarih Derslerinde Birinci Dünya Savaşının Psiko-Sosyal Yansımaları

Birinci Dünya Savaşı 1914 Haziran’ında Avusturya-Macaristan veliahdının Bosna’da öldürülmesi üzerine üçlü ittifak ve üçlü itilaf devletleri arasında başlamıştır. İlk aylarda bir Avrupa savaşı aşamasında kalan savaş, Ekim sonunda Türklerin savaşa katılmaları ile Asya ve Afrika kıtalarına da sıçramış ve 1917’de Amerika’nın savaşa katılması ile de bir dünya savaşı haline gelmiştir.46

Birinci Dünya Savaşı tıpkı Balkan Savaşları gibi, Türk siyasi tarihinde ve toplumsal bellekte iz bırakan en önemli savaşlar arasında yer almaktadır. Osmanlı Devleti’nin de içinde yer aldığı İttifak bloğu ile İtilaf Devletleri arasında 1914-1918 yılları arasında gerçekleşen savaş sonucunda İttifak bloğu ve Osmanlı devleti yenilmiş ve siyasi sınırlar dramatik bir şekilde değişmiştir. Savaşın sonunda Mondros’ta akdedilen mütareke, Osmanlıların teslim olması anlamına geliyordu.47

Savaşın yıkıcı etkisi siyasi alanda olduğu gibi toplumsal alanda da kendisini göstermiştir.

Savaşta hem cephede hem de cephe gerisinde insanlar; ölüm, hastalık, sakatlık, hayat pahalılığı, açlık vb. sorunlarla başa çıkmaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti’nin Harb-i Umumi, Batılıların The Great War dedikleri bu büyük savaşın etkileri, aradan geçen bir yüzyılın ardından güncelliğini hâlâ korumaktadır.48 Birinci Dünya Savaşı sürecinde devlet ve toplum Sarıkamış faciası, Çanakkale savaşları, Ermeni tehciri ve çeşitli cephelerdeki daha pek çok travmatik olayı deneyimlemiştir. Büyük Savaş’ta Osmanlı ordusunda çatışmalarda yaralanarak ölen askerlerin miktarı, savaşta salgın hastalıklardan ölen askerlerin sayısından çok daha düşüktür.49 Bu bilgi savaşın boyutlarını göstermesi bakımından tek başına bile oldukça değerlidir.

Tarih ders kitaplarında Balkan Savaşları sırasındaki Avrupa’nın tutumuna ilişkin olumsuz düşünce Birinci Dünya Savaşı için de geçerlidir. Nitekim Avrupa hakkındaki olumsuz yargı Birinci Dünya Savaşı sonrası iyice yerleşmiştir. Ahmet Refik’in Birinci Dünya Savaşı’nda birçok haksızlık yapıldığı, Avusturya ve Türkiye imparatorluklarının parçalandığı, Avrupa’nın hak ve adaletle iş göreceği yerde zulümle, cebirle boğazlama sulhleri yaptığı yönündeki ifadeleri Avrupa’ya karşı olan tutumun bir yansıması olarak görülebilir.50

Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere Avrupa, Balkan Savaşlarında olduğu gibi yine haksızlığın ve adaletsizliğin sembolüdür. Türk toplumunun uğradığı haksızlık, âdeta büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bahsedilen hayal kırıklığı Ahmed Refik’in eserinde …O zamana kadar Avrupalılar mülkümüzde her türlü imtiyaza nail olurlardı. Vergi vermezler, kanunlarımız tanımazlardı. Memleketimizde her türlü haksızlıkları yaparlar, kendilerini sefirlerine himaye ettirirlerdi sözleriyle açıklanmıştır.51

Birinci Dünya Savaşı, bu döneme ilişkin tarih yazımında tıpkı Balkan Savaşlarındaki gibi, ölüm, kayıp, tecavüz ve aşağılanma gibi olaylar ile anılıyor ve uğranılan haksızlık büyük bir duygusallıkla işleniyordu. Örneğin “Milli Tarih Dersleri, Türkiye Tarihi” isimli eserde;

müttefikler İstanbul’a girince, Rumlar ve Ermenilerin Türklerin hep aleyhine hareket ettikleri, Rumlar’ın Ayasofya’ya haç takmaya hazırlandıkları, bütün gayrimüslimlerin düşmanla birlik oldukları, Türklere ve Türklüğe hakaret ettikleri, yabancı askerlerin kadınlara ve evlere tecavüz

46 Karal, age, s. 355.

47 Zürcher, age, s. 201.

48 Alev Gözcü, “I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti’nin Gündelik Hayatından Kesitler”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 9(32), 2016, s. 133-134.

49 Özdemir, age, s. 12.

50 Ahmed Refik, Tarih Okuyorum, Beşinci Tab, s. 79-80.

51 Age, s. 80 vd.

(9)

Hasan Gürkan

1875

Volume 12 Issue 4 August 2020

ettikleri ayrıca rüşvette ve irtikâpta en bayağı memurlarını kaçtıkları ve İstanbul’u adeta soydukları açıklamalarına yer verilmiştir.52

Çocuklara Türk İstiklal Harbi isimli eserde ise bu duygular biraz daha ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır:

Memleketimizde oturan Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, hepsi de bize düşmandı. Türklerin battığını en ziyade onlar istiyorlardı. İstanbul’da düşman zırhlılarını görünce, sevinçlerinden çıldırdılar. Rum, Ermeni, Yahudi mektepleri çocuklarını topladılar, ellerinde bayraklar, düşmanı karşıladılar. Düşman askerlerini, el çırparak, alkışladılar. Rumlar, evlerine ve dükkânlarına hep Yunan bayrağı astılar, ‘Bizi Türklerden kurtardı.’ diye, Yunan Başvekili’nin resmini dükkânlarının camekânlarına koydular, etrafını çiçeklerle süslediler, önünde kandiller yaktılar. Ayasofya camiini kilise yapmak için haç hazırladılar, kaç defalar hücum etmek istediler. Türk hükûmetini tanımadılar, Türklere yapmadık hakareti bırakmadılar.53

İlk Mektep Çocuklarına Tarih Dersleri isimli eserde ise; dış düşmana bir de iç düşmanın eşlik ettiği görülmektedir. Dönemin resmî tarih yazımı, işgalci güçler ile Vahdettin’i işbirliği yapmakla itham ederek uğranılan haksızlığın ve hayal kırıklığının boyutlarını giderek artırmıştır:

Çabucak sulh yapacağız diyen düşmanlar Adana’ya, Antalya’ya asker çıkardılar. İstanbul’u işgal ettiler. Arabistan, Sürye, İrak ayrıldı. Yunanlılar İzmir’e asker çıkardılar. Rumlar, Ermeniler düşmanlarla birleştiler, haksız yere Türk gençlerini öldürdüler. Evleri, mağazaları yağma ettiler.

Padişah, Vahdettin idi. Milletin bu felâket içinde döktüğü gözyaşlarına aldırış etmedi. Sarayından başka hiçbir şey düşünmedi. Düşmanlarla birlik oldu. Sevr muahedesini imzaladı. Bu muahede Türkiye’yi, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar arasında taksim ediyordu. Senelerden beri ekmeğimizi yiyen Rumlar, Ermeniler coştular. Evlerini Yunan bayraklarıyla donattılar. Millete ellerinden gelen zulüm ve fenalığı yaptılar. Koca imparatorluk artık bitmişti. Memleket kan ağlıyordu.54

Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanılan felaketler milliyetçi düşünce için ulusal benin ve ulusal onurun zedelenmesi anlamına gelir. Dolayısıyla ders kitaplarında ulusal benin korunmasına yönelik ifadelerin yer alması da gayet normal karşılanmalıdır.

3. Tarih Derslerinde Türk Kurtuluş Savaşının Psiko-Sosyal Yansımaları

Balkan Savaşlarının bitiminden bir yıl sonra kendisini Birinci Dünya Savaşının içinde bulan Osmanlı Devleti savaş sonundaki Mondros Mütarekesi ile fiilen yıkılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın önemli komutanlarından Kâzım Karabekir’in de ifade ettiği gibi Mondros Mütarekesi Türkler için âdeta bir felaket idi.55 Birinci Dünya Savaşının bitiminden bir yıl sonra bu kez de Anadolu’nun kurtuluşu için bağımsızlık mücadelesine girişildi. Türk toplumu uzun yıllardır savaşı âdeta gündelik yaşamın olağan bir parçası olarak yaşıyordu. Ayrıca bu savaşlar hem toplumu hem de devleti oldukça yıpratmıştı. Yirminci yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin parçalanması ve Anadolu’nun işgali sonucunda, Mustafa Kemâl önderliğinde Türk Ulusal Kurtuluş mücadelesi (1919-1922) verilmiştir. 15 Mayıs 1919 sabahı Yunanlıların İzmir’i işgali üzerine ülkenin birçok yerinde Müdafaa-i Hukuk örgütlenmesi hızla yayılmış ve savaş 1922’de noktalanmıştır.56

52 Ahmed Refik, Milli Tarih Dersleri. Türkiye Tarihi, s. 62.

53 Ahmet Refik, Çocuklara Türk İstiklal Harbi, İlk Mekteplere Mahsus, Hilmi Kitaphanesi, İstanbul 1929, s. 7-8.

54 Süleyman Edip-Ali Tevfik, İlkmektep Çocuklarına Tarih Dersleri, s. 120.

55 Kazım Karabekir, İstiklâl Harbimizin Esasları, Yay. Haz.: Faruk Özerergin, Emre Yayınları, İstanbul 1995, s. 17.

56 Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul 2011, s. 124-125.

(10)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1876

Volume 12 Issue 4 August 2020

Gerçekte Yunanların işgal amacı; İstanbul’un yönetimini yeniden ele geçirmek ve İzmir ile Batı Anadolu’nun çoğunluğunu Yunanistan ile birleştirmek umuduna dayanıyordu.57 Kurtuluş Savaşı; Karlofça’dan bu yana gittikçe daralan sınırlara bağlı olarak yaşanan uzun ve sancılı sürecin başarıyla sonuçlanan son halkasıydı. Kurtuluş Savaşında halk ve ordu topyekün bir mücadele örneği göstermiş ve halkın yaptığı fedakârlık pek çok örneği ile dünya savaş tarihine de geçmiştir. Anadolu’nun kurtuluşunu sağlayan bu savaşın, hem tarihte hem de toplumsal bellekte derin izler bıraktığı söylenebilir. Sevr Antlaşması Türk tarihinde travmatik etkileri olan bir antlaşmadır. Türk tarihçilerden Sina Akşin’in Times gazetesinde yer alan, L. George’un parlamentoda Sevr’e ilişkin “Turkey is no more!”, yani “Türkiye artık yoktur!” ifadelerine dikkati çekmesi bu etkiye önemli bir kanıt olarak gösterilebilir.58

Birinci Dünya Savaşı sonunda İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Sevr Antlaşması resmi tarih yazımında tıpkı Balkan Savaşları gibi zalimane bir olay olarak yer almıştır.59 Ancak sonrasında Türk topraklarının işgali süresince yaşanan olaylar da yine zalimane olarak nitelenecektir. Yunan işgaline yönelik oldukça önemli birkaç metin şöyledir:

Yunan askerleri bu esnada çok zulüm yaptılar. Kadınlarımızı kestiler, vücutlarını topraklara çaktılar.

Kadın, erkek, çoluk çocuk, hepsini vagonlara doldurdular, bombalarla öldürdüler. Evlerini, barklarını yaktılar. Harmanlarını, ekinlerini mahvettiler. Türk askerinin önünden kaçarken bile, Türkleri yollarda kese kese kaçtılar. Bütün yolları insan ölüleriyle doldurdular.60

Abdülbaki ve Sabri Esat da “Yavrumun Tarih Kitabı” isimli eserinde, 16 Mart 1920’de İngilizlerin İstanbul’a asker çıkardıklarını, Türk askerlerini şehit ederek şehrin işgal edildiğini, Millet Meclisini dağıttıklarını, Meb’uslardan bir kısmını Malta adasına sürdüklerini, Rumlar ve Ermenilerin düşmanla birleşip şenlikler yaptıklarını ve Türkleri tahkir ettiklerini söylemişlerdir.61

Türklerin İzmir ve çevresinde uğradığı kötü muamelelere Türk tarih yazımında sıklıkla örnekler verilir. Örneğin Türklük ülküsünü canlı tutabileceği nedeniyle Yunanlıların Türk eğitim sistemini hedef alarak pek çok öğretmen ve öğrenciye kötü muamelelerde bulundukları aktarılır.62 Pek çok yabancı yazar da Yunan askerlerinin İzmir’e çıkmasıyla yerli Rum halkı da yanına alarak Türkleri kıyıma uğrattığı ve Rum çetelerin dükkânları yağmalayarak önlerine çıkanları öldürdüklerini açıkça ifade etmektedirler.63

Anadolu’nun Yunanlılar ve batılı devletlerce işgal edilmesi ve işgal süresince yaşanılan travmatik olaylar Türklerin toplumsal psikolojisinde ve kolektif belleğinde derin iz bırakmıştır.

Aşağılanmışlığa karşı verilen tepki, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşında olduğu gibi Kurtuluş Savaşında da benzerlik gösterir. Örneğin Emin Âli Çavlı’nın eserinde Biz Türkler hür doğduk, hür yaşadık. Boynumuzda esaret zinciri taşımadık. Böyle canlı bir millet için dünyada en büyük felaket kendi ekmeğiyle beslediği insanlardan hakaret görmektir64 denilerek Türklere

57 Stanford J. Shaw, From Empire To Republic. The Turkish War Of National Liberation 1918-1923 A Documentary Study, Volume I, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2000, s. 147.

58 Sina Akşin, İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010, s. 341.

59 Ahmed Refik, Milli Tarih Dersleri. Türkiye Tarihi, s. 62.

60 Ahmet Refik, Çocuklara Türk İstiklal Harbi, s. 30.

61 Abdülbaki-Sabri Esat, Yavrumun Tarih Kitabı, Şirket-İ Mürettibiye Matbaası, İstanbul 1930, s. 156.

62 Akşin, İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, s. 339.

63 Stanford J. Shaw-Ezel Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, C. 2, E Yayınları, İstanbul 2010, s. 406.

64 Emin Âli, Türk Çocuklarına Tarih Dersleri, İkinci Tab, Suhulet Kütübhanesi, İstanbul 1927.

(11)

Hasan Gürkan

1877

Volume 12 Issue 4 August 2020

yönelik küçültücü tavırlara karşı refleks gösterilmiştir. İhsan Şerif’in “Cumhuriyetde Tarih”

isimli eseri de benzer yorumlar içerir.65

Savaşın etkileri o denli büyüktür ki Meclis-i Vükela kayıtlarında Maliye’de olağanüstü yokluktan bahsedilmekle birlikte, Dersaadet gazetesine göre toplumda intihar vakalarının çoğaldığı da anlatılmaktaydı.66 Ayrıca İstanbul’da birçok memur ve hatta subay, tanınmamak amacıyla geceleri hamallık yapıyorlardı.67

Türklerin uzun yıllar süren savaşlarda Avrupa’nın tutumuna ilişkin büyük hayal kırıklığının, Batıya karşı günümüzde bile devam eden toplumsal güvensizliğin temellerinden birini attığını söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim 1929 ve 1932 tarihli ders kitaplarında Türklere kendisinden başka hiçbir milletin hayrının olmadığı vurgusu kolektif bellekte kalıp yargı oluşturması bakımından dikkat çekicidir. Bu bağlamda Ahmet Refik “Çocuklara Türk İstiklal Harbi” isimli eserinde, İzmir felaketinin Türklerin yüreklerine işlediğini, yüzlerce sene memleketimizde yaşayan Hıristiyanların yaptıklarının, Türklerin akıllarını başlarına getirdiğini ifade ettikten sonra “Türk’e hiçbir milletten hayır yok. Türk, kendi milletini yaşatmaya bakmalı; yoksa, onun için dünya yüzünde yaşamak kabil değil.”68 dediği görülmektedir. Ahmet Refik benzer ifadeleri “Çocuklara Tarih Bilgisi, Eski Zamanlar, Türkler” isimli eserinde de kullanmıştır.69

Ahmet Refik’in eserinden aktardığımız yukarıdaki iki metin Türk tarih yazımında;

hatırlama, kimlik ve kültürel süreklilik bağlantısını da yeniden ortaya çıkarır. Assmann’ın da işaret ettiği gibi hatırlama, kimlik (ya da politik imgelem) ve kültürel süreklilik arasındaki bağlantı birleştirici ve bağlayıcıdır. Kültürün oluşturduğu bağlayıcı yapı; ortak deneyim, beklenti ve eylem mekânlarından bir sembolik anlam dünyası yaratarak insanları birbirine bağlar.70 Ders kitaplarındaki örneklerden de anlaşılacağı üzere kitaplardaki metinler kültürün bağlayıcılığını ve yeni inşa edilen sembolik anlam dünyasının göstergesidir.

Balkan felaketi ve Birinci Dünya Savaşı’nın ardından girişilen Kurtuluş Savaşı’nda elde edilen başarı toplumun moral değerlerini yükseltmiş ve ulusal özgüvenin yeniden inşa edilmesini sağlamıştır. 1932’de toplanan Türk Tarih Kongresi’nde kabul edilen Türk Tarih Tezi de Orta Asya’dan dünyaya yayılan Türklerin modern dünya uygarlığının kurucusu olduğunu ilan ediyordu.71 Bu aslında batının, Türkleri ikinci sınıf bir millet olarak gören anlayışına karşı

65 İhsan Şerif’in ifadeleri şöyledir: “Medeniyet yalancısı, medeniyet yabancısı olan, kızıl Hıristiyanların emri altında yaşamaktan ise toprağımızın, taşımızın yığınları altında olmak bizim için bin kat hayırlı idi.

İşte bütün Anadolu bu hissi duydu, duyarak coştu. Ölelim dediler. And içtiler. Şu namerd düşmanı temiz vatan toprağımızdan atalım diye ahd ettiler.” bkz. İhsan Şerif, Cumhuriyetde Tarih, (4. Sınıf), s. 117.

66 Akşin, İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, s. 286.

67 Age, s. 332.

68 Ahmet Refik, Çocuklara Türk İstiklal Harbi, s. 10.

69 Refik şöyle der: “Türkler bu felâkete dayanamadılar, düşmanı memleketlerinden atmaya hazırlandılar.

Fakat topları, tüfekleri hep düşman elinde idi. Öyle olduğu halde, gene hiçbir güçlükten yılmadılar. Artık iyice anladılar ki, kendilerini kurtaracak gene kendi kuvvetleridir. Türklere hiçbir milletten hayır yoktur.

Zaten Hıristiyanların yaptıkları, yüreklerine işlemişti. Güzel topraklarımız ise düşman çizmeleri altında idi.” bkz. Ahmet Refik, Çocuklara Tarih Bilgisi. Eski Zamanlar Türkler, s. 133.

70 Jan Assmann, Kültürel Bellek. Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama ve Politik Kimlik, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2001, s. 21.

71 Kemal Karpat, Elites And Religion. From Ottoman Empire To Turkish Republic, Timas Publishing, İstanbul 2011, s. 258.

(12)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1878

Volume 12 Issue 4 August 2020

refleksif bir tavırdı. Dolayısıyla yeni bir kimlik oluşturmak için tarih anlayışından yola çıkılıyor ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) ile yepyeni bir geçmiş inşa ediliyordu.72

Türk devrimi yarı-sömürge Osmanlı Devleti’nin yerini tarihsel koşullara göre yeni bağımsız Türk ulusunun yaratılması olarak da nitelenebilir.73 Bu bağlamda, Kurtuluş Savaşı bir anlamıyla Türk toplumunun üstünlük duygusunu yeniden elde etmesinin temelini oluşturmuştur. Dolayısıyla ders kitaplarında; kahramanlık, cesaret ve millet olma bilinci öne çıkarılmıştır. Örneğin Muallim Ahmed Halid’in “Bizim Tarih” isimli eserinde Eylül’ün 12.

gününde Anadolu’nun hiçbir tarafında bir tek Yunanlının kalmadığı, her tarafın temizlendiği, İzmir’in tekrar alınmasının İstanbul ve Anadolu’yu sevince boğduğu söylenerek âdeta yeniden dünyaya gelindiği, artık gülmenin ve sevinmenin Türk’ün hakkı olduğu açıklanmıştır.74 Bir başka eserde ise Başkomutanlık Savaşının sonucu bakımından tarihte görülen savaşların en büyüklerinden biri olduğu, Türk milletinin ve başındaki Önderinin neler yapabileceğini bir kere daha dünyaya gösterdiği75 söylenerek ulusal onur ve özgüven bir kez daha gösterilmiştir.

Yukarıdaki metinlerden de anlaşılacağı üzere tarih ders kitaplarında savaşlar, ulusal benliğe ve ulusal özsaygıya zarar verebileceği gibi bunların tekrar kazanılmasında da dikkate değer bir rol oynar. Bilgin’in de ifade ettiği üzere kimliğin yüceltilmesi; geçmiş üzerinden pozitif kimlik duygusu yaratma ve pozitif farklılaşmayı ifade etmesi anlamına gelir ve bunun için geçmişin en azından itibar sağlayıcı olması veya en azından negatif bir yük taşımaması gerekir.76 Tarih ders kitaplarındaki duygusal ve coşkulu anlatım, savaşların hem yazarlar ölçeğinde hem de toplumsal ölçekte etkili olduğunu göstermektedir.

Sonuç

Ahmet Refik, İhsan Şerif, Emin Âli, Süleyman Edip-Ali Tevfik ve Abdülbaki-Sabri Esat gibi yazarların eserlerinde, Türklerin işgaller ve savaşlar nedeniyle yaşadıkları olayların derin bir biçimde tarih derslerine nüfuz ettiği görülmektedir. İşgaller ve savaşlarda Türk köylerinin yakılması, kadın, erkek ve çocukların kılıçtan geçirilmesi, askerlerin kolera ve açlık gibi nedenlerle perişan olmaları, “medeni” batının tüm bu olaylar karşısında sessiz kalması Türklerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır. Gayrimüslimlerin yaşanılan işgaller ve zulüm sırasında “Türklerden yana tavır almamaları”, Türklerdeki hayal kırıklığı ve “yalnızlık hissi”ni perçinlemiş ve diğer etnik gruplara karşı “güven sorunu”nu doğmasına yol açmıştır. Yaşanılan bu olaylar Türk toplumunun travmatize olmasına neden olmuştur. Tarih derslerinde ifade edilen metinlerdeki pek çok yerdeki duygusallık bu yaşanmışlıkların dışa vurumu olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda, tarihsel metinler ve tarihsel anlatı hem yazarların hem de toplumun ruhsal birer yansımasıdır. Dolayısıyla yazarların ve toplumun psikolojik özelliklerinden bağımsız düşünmek pek olanaklı gözükmemektedir. Çünkü geçmişte yaşanmış siyasi, askeri, toplumsal ve kültürel her olay toplumsal ve kolektif bellekte derin izler bırakmaktadır. Bu izler eğitim ve öğretim yoluyla kuşaklara aktarılmaktadır. Böylelikle bireylere ve dolayısıyla topluma bir tarih bilinci aşılanır. Toplumun kalıp yargıları, stereotipleri ve zihinsel şemaları tarih bilinci yoluyla inşa edilir.

72 Zafer Toprak, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji, Doğan Kitap, İstanbul 2012, s. 249.

73 Feroz Ahmad, From Empire To Republic. Essays On The Late Ottoman Empire And Modern Turkey, Volume 2, İstanbul Bilgi University Press, İstanbul 2014, s. 296-297.

74 Muallim Ahmed Halid, Bizim Tarih, İlkmektep Dördüncü Sınıf, Tefeyyüz Kitaphanesi, İstanbul 1927, s. 148.

75 Tarih V. Sınıf, İlkokul Beşinci Sınıf, Devlet Basımevi, İstanbul 1938, s. 175-176.

76 Nuri Bilgin, Tarih ve Kolektif Bellek, Bağlam Yayınları, İstanbul 2013, s. 42.

(13)

Hasan Gürkan

1879

Volume 12 Issue 4 August 2020

Tarih derslerinde yer alan metinlerden de anlaşılacağı üzere tarihsel anlatılar bir yönüyle toplumsal savunma mekanizmasının devreye girmesi anlamına da gelmektedir. Bu savunma mekanizması iç ve dış toplumsal olaylara tepki gösterilmesi demektir. Adına grup davranışı ya da toplumsal tepki diyebileceğimiz bu eylemler; aşağılanma, göçe zorlanma, ölümler, kayıplar, açlık, taciz ve tecavüze maruz bırakılma gibi dramatik ve travmatik olaylar karşısında ortaya çıkmaktadır. Tarihsel anlatı, tarihsel metinler ve tarih ders kitapları bu ruhsal olayların birer uzantısı olarak görülebilir.

Toplumsal bellek; savaşların, çatışmaların ve daha pek çok olayın izlerini taşır ve bu izler kuşaklara aktarılarak sosyal yapının ve kültürün biçimlenmesini sağlar. Başka bir deyişle tarihsel metinler yalnızca bilgi içeren metinler değildir. Aksi bir düşünce tarih öğretimini günümüz dünyasında oldukça basite indirgemek olacaktır. Türk tarih yazıcılığında ve tarih öğretiminde Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı büyük bir yere sahiptir.

Söz konusu savaşlar sırasında ve sonrasında yaşanan dramatik ve travmatik olaylar, toplum psikolojisini ve sosyal yapıyı derinden etkilemiştir. Yaşanılan olayların bıraktığı izler tarihsel anlatı yoluyla yeni kuşaklara uzun erimli olarak aktarılmıştır. Bu bağlamda ulaşılan bir başka sonuç; tarih metinlerini ve tarih öğretimini psiko-sosyal açıdan ele almanın tarih biliminde ve tarih eğitimindeki siyasi ve askeri tarihçiliğin dışına çıkılmasına katkı sağlayacağını düşündürmektedir.

Kaynakça

Abdülbaki ve Sabri Esat, Yavrumun Tarih Kitabı, Şirket-i Mürettibiye Matbaası, İstanbul 1930.

AHMAD, Feroz, From Empire To Republic. Essays On The Late Ottoman Empire And Modern Turkey, Volume 2, İstanbul Bilgi University Press, İstanbul 2014.

Ahmed Refik, Tarih Okuyorum. Küçüklere Tarih Dersleri, Devre-İ Ulâ İkinci Sene, Beşinci Tab, Kitabhane-i İslam ve Askeri, Orhaniye Matbaası, İstanbul 1336/1920.

_____, Tarih Okuyorum, Beşinci Tab, Orhaniye Matbaası, 1337/1921.

_____, Milli Tarih Dersleri. Türkiye Tarihi, Evkaf Matbaası, 1339-1341/1923-1925.

Ahmet Refik, Çocuklara Türk İstiklal Harbi, (İlk Mekteplere Mahsus), Hilmi Kitaphanesi, İstanbul 1929.

_____, Çocuklara Tarih Bilgisi. Eski Zamanlar Türkler, Hilmi Kitaphanesi, İstanbul 1932.

AKŞİN, Sina, İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2010.

_____, Kısa Türkiye Tarihi, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul 2011.

ASSMANN, Jan, Kültürel Bellek. Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama ve Politik Kimlik, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2001.

BAŞTERZİ, Ayşe Devrim, “Bellek ve Ötesi, Hatırlama, Unutma ve Hesaplaşma Üzerine”.

Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s. 347-360.

BİLGİN, Nuri, Tarih ve Kolektif Bellek, Bağlam Yayınları, İstanbul 2013.

_____, “Kimlik Arayışı Olarak Resmi Tarih. Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu”, 2.

Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 107-122.

(14)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1880

Volume 12 Issue 4 August 2020

BLOOM, Sandra L., “Psikotarihin Klinik Kullanımları” Çev. Mustafa Alican, Tarih Okulu Dergisi, Yıl 6, Sayı 16, 2013, s. 739-747.

BORA, Tanıl, “Milli Tarihte Devlet Mitosu, Tarih ve Milliyetçilik.” I. Ulusal Tarih Kongresi Bildiriler içinde Mersin 1999, s. 7-10.

BOZTAŞ, Mehmet Hamit, “Bir Afet Olarak Savaş ve Ruh Sağlığı.” Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s. 165-172.

CANDANSAYAR, Selçuk, “Politik Kimliğin Kuruluşu”, Toplumsal Barış ve Kimlikler 17.

Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi içinde, İstanbul 2010.

CHAMBERS, Iain, Göç, Kültür, Kimlik, Çev.: İsmail Türkmen-Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2014.

ÇUKUROVA, Bülent-Mezher Yüksel, “Öteki Üzerinden Kurulan Bir Kimlik Olarak Milliyetçilik.” Tarih ve Milliyetçilik. I. Ulusal Tarih Kongresi Bildiriler içinde, Mersin 1999, s. 1-3.

DRAGONAS, Thalia, “Tehdit Altındaki Milli Kimlikle Başa Çıkmak, Tarih Eğitimi ve Tarihte

“Öteki” Sorunu.” 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 113-124.

Emin Âli, Türk Çocuklarına Tarih Dersleri, İkinci Tab, Suhulet Kütübhanesi, İstanbul 1927.

ERPULAT, Didem Erel, “Türk Tarih Ders Kitaplarında Balkan Savaşları, Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu.” 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 152-161.

ERSANLI, Büşra, İktidar ve Tarih. Türkiye’de “Resmi Tarih” Tezinin Oluşumu (1929-1937), İletişim Yayınları, İstanbul 2003.

FREUD, Sigmund, Grup Psikolojisi ve Ego Analizi, Tutku Yayınları, Ankara 2014.

GELLNER, Ernest, Uluslar ve Ulusçuluk, Çev.: Büşra Ersanlı Behar-Günay Göksu Özdoğan, Hil Yayınları, İstanbul 2006.

GÖKA, Erol, Türklerin Psikolojisi, Kapı Yayınları, İstanbul 2017.

GÖZCÜ, Alev, “I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti’nin Gündelik Hayatından Kesitler”

Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 9(32), 2016, s. 133-169.

GÜVENÇ, Bozkurt, “Tarihi Perspektifte Kimlik Sorunu Özdeşimlerini Belirleyen Bazı Etkenler.” Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 23-29.

İhsan Şerif, Çocuklara Tarih Dersleri, İstanbul 1331/1915.

İhsan Şerif, Cumhuriyetde Tarih, (4. Sınıf), Kanaat Kitabhanesi, İstanbul 1927-1928.

İhsan Şerif, Cumhuriyetde Tarih, (5. Sınıf), Kanaat Kitabhanesi, İstanbul 1927-1928.

KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, Günümüzde İnsan ve İnsanlar. Sosyal Psikolojiye Giriş, Evrim Yayınevi, İstanbul 2008.

KARABEKİR, Kazım, İstiklâl Harbimizin Esasları, Yay. Haz.: Faruk Özerergin, Emre Yayınları, İstanbul 1995.

(15)

Hasan Gürkan

1881

Volume 12 Issue 4 August 2020

KARAL, Enver Ziya, İkinci Meşrutiyet ve Birinci Dünya Savaşı (1908-1918), C. 9, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2011.

KARAŞ, Hakan, “Göç ve Kimlikteki Dönüşüm”, Toplumsal Barış ve Kimlikler 17. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi içinde, İstanbul 2010, s. 38-39.

KARPAT, Kemal, Elites And Religion. From Ottoman Empire To Turkish Republic, Timas Publishing, İstanbul 2011.

KİLİ, Suna, The Atatürk Revolution. A Paradigm of Modernization, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2011.

MİLLAS, Herkül, “Edebiyat Metinlerinde Milliyetçi Tarih Söylemi”, I. Ulusal Tarih Kongresi Bildiriler içinde, Mersin 1999, s. 91-98.

Muallim Ahmed Halid, Bizim Tarih, İlkmektep Dördüncü Sınıf, Tefeyyüz Kitaphanesi, İstanbul 1927.

ÖZAK, Nedim-Tolga Binbay, “Savaş Ortamı Akıl Sağlığını Nasıl Etkiler? Epidemiyolojik Bulgular”, Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s.

145-157.

ÖZDEMİR, Hikmet, Salgın Hastalıklardan Ölümler 1914-1918, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2010.

ÖZTÜRK, Erdinç, “Psikotarih Açısından Çocuk Yetiştirme Tarzları ve Çocuk İstismarı”, Türkiye Klinikleri J Foren Med-Special Topics, 2(3), 2016, s. 24-34.

PAMUK, Akif, Kimlik ve Tarih. Kimliğin İnşasında Tarihin Kullanımı, Yeni İnsan Yayınları, İstanbul 2004.

PİNGEL, Falk, “Tarihsel Anılar ve Çoketnisiteli Bir Bağlamda Tarih Ders Kitapları: Bazı Deneyimler.” Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 134-140.

SEVİNÇ-YALÇIN, Çağla Pınar ve Erdinç Öztürk, “Travma Sonrası Zamanın Donması ve Travmanın Nesiller Arası Aktarımı”, Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 3(3), 2018, s. 21‐28.

SHAW, Stanford J., From Empire to Republic. The Turkish War of National Liberation 1918- 1923 A Documentary Study, Volume I, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2000.

SHAW, Stanford. J.-Ezel Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye. C. 2, E Yayınları, İstanbul 2010.

STATHİS, Penelope, “Yunan (ve Türk) Tarih Ders Kitaplarında ‘Ben’ ve ‘Öteki’ İmgeleri”

Tarih Eğitimi ve Tarihte “Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 125-133.

Süleyman Edip-Ali Tevfik, İlkmektep Çocuklarına Tarih Dersleri, Dördüncü Sınıf, Amedî Matbaası, İstanbul 1929.

Tarih V. Sınıf, İlkokul Beşinci Sınıf, Devlet Basımevi, İstanbul, 1938.

TEKELİ, İlhan, “Uluslaşma Süreçleri ve Ulusçu Tarih Yazımı Üzerine”, I. Ulusal Tarih Kongresi içinde, Mersin 1999, s. 121-138.

(16)

Türk Tarih Öğretiminde Psiko-Sosyal Açıdan Savaşlar ve Yansımaları (1914-1939)

1882

Volume 12 Issue 4 August 2020

_____ “Tarihyazıcılığı ve Öteki Kavramı Üzerine Düşünceler” Tarih Eğitimi ve Tarihte

“Öteki” Sorunu. 2. Uluslararası Tarih Kongresi Tebliğler içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, s. 1-6.

TOPRAK, Zafer, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji, Doğan Kitap, İstanbul 2012.

TUNÇAY, Mete, “Tarih Öğretiminin İyileştirilmesine Yönelik Düşünceler”, 1994 Buca Sempozyumu içinde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2013, s. 52-54.

WACHTEL, Andrew Baruch, Dünya Tarihinde Balkanlar, Çev.: Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitap, İstanbul 2009.

YEŞİLDAL, Mahir, “Zorunlu Göç ve Kimlik Algısı”, Toplumsal Barış ve Kimlikler 17. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi içinde, İstanbul 2010, s. 54-58.

ZENCİR, Mehmet, “Savaşlar ve Halk Sağlığı”, Barış Kitabı Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali içinde, Ed. Ayşe Devrim Başterzi-A. Tamer Aker, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara 2015, s. 121-144.

ZÜRCHER, Eric Jan, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, Çev.: Yasemin Saner, İletişim Yayınları, İstanbul 2015.

Referanslar

Benzer Belgeler

olunuh veeh-i meşrilh üzre muhtacine tevzi oluna ve 100 çift çadik ve başmak dalıl iştira olunuh SO çifti Mekke salihasma ve 50 çifti Medine siilihasına tevzi oluna. Ve

sanı ayartacak derecedeki eğlence ve musiki toplantılanndan dolayı, burada meydana getirilen vakıflar bile bazı din adamlan tarafından meşru sayılmadığından

The Orient gazetesinin 5 Şubat 1913 tarihli haberine göre Osmanlı Hükümeti’nin Balkan müttefi klerinin taleplerini tam olarak kabul etmemesi üzerine savaş yeniden

Durham’ın ‘dar görüşlü’ olarak ifade ettiği Hacı Âdil Bey’in 123 yanında bulunan Osmanlı Mâliye Nezâreti’nde görevli İngiliz Robert Graves’in İşkodra’da Durham

 OECD BEPS Aksiyon Planı kapsamında benimsenen üç kademeli transfer fiyatlandırması belgelendirmesi kapsamında yerel transfer fiyatlandırması

Onun Ebû Hanîfe’nin görüşlerini derlediği küçük akidesi, Hanefîliği, bölgede zaten hakim zihniyet biçimi olan hadisçi ve gelenekçi yaklaşıma yaklaştıran bir metin

İşte, burası, onun, “Kâmila(t)” ile hiçbir zaman, “Fâzila”yı kastetmemiş, sadece ve sadece, “Kapsama giren bireylerin hepsinin birden, tekmilinin birden alınıp,

Bu cami, bugün Türk- İslam eserleri arasında Bergama'nın.. en büyük ve en geniş bir