PSİKOLOJİ
KADINLARIN CİNSEL DOYUMUNUN İLİŞKİ MUTLULUKLARI ÜZERİNE ETKİSİ
Geliş Tarihi:15.06.2017 Kabul Tarihi:25.08.2017
Aysun Melek ÇOLAK1
ORCHID ID: 0000-0002-4202-679X Firdevs Melis CİN2
ORCHID ID: 0000-0001-6015-0447
ÖZ
Bu çalışmanın temel amacı kadınların ilişkilerindeki mutlulukta cinsel doyumunun etkisinin incelenmesidir. Bununla birlikte,kadınların evlenme biçimi ve çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamama düzeylerine bakılarak çalışmanın alt amaçları oluşturulmaktadır. Bu çerçevede Kocaeli’nin bir ilçesinde yaşayan; belediyeye bağlı eğitim merkezlerine gelen 168 kadına Demografik Bilgi Formu, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği(GRCDÖ) ve İlişkilerde Mutluluk Ölçeği(İMÖ) uygulanmıştır. Araştırmadan elden edilen bulgulara göre, ilişkilerdeki mutluluğun cinsel doyumu etkilediği görülmektedir. İlişkilerde mutluluk arttıkça cinsel doyum da artmaktadır. Bununla birlikte Evlilik biçimi değişkenine bakıldığında görücü usulü evlenen kadınlar anlaşarak evlenen kadınlara göre cinsel doyum problem yaşamaktadırlar.
Anahtar Kelimeler: Cinsel doyum, İlişkilerde mutluluk düzeyi
PSYCHOLOGY
THE EFFECT OF WOMEN’S SEXUAL SATISFACTION ON THEIR HAPINESS IN RELATIONSHIPS
ABSTRACT
The main aim of this study is to examine the effect of sexual satisfaction on women’s happiness in relationships. The participants of this research are 168 women living Kocaeli and the data collection tools are demographic information form, Golombok-Rust Inventory Sexual Satisfaction and Relationship Happiness Scale. The findings show that relationship happiness affects the sexual satisfaction and as the relationship happiness increases, the sexual satisfaction also increases. However, women in arranged marriages have a sexual satisfaction problem compared to women in companionate marriage.
Key words: Sexual Satisfaction, Relationship happiness
1 Aile Danışmanlığı yüksek lisans öğrencisi, Istanbul Ticaret Universitesi
2 Yrd. Doç. Dr. Istanbul Ticaret Universitesi, Psikoloji Bölümü
GİRİŞ
Toplumun temelini oluşturan aile kavramı kan ya da evlat edinme bağlarıyla birbirine bağlanmış olup aynı evde yaşayan, aynı gelire sahip olan, birlikte etkileşimleri olan birbirleri ile sürekli ilişki içeresinde bulunan çiftler aileyi oluşturmaktadır.(Uzel,2015)
Aile bir sosyal grup olup evlilik ise kadın ve erkeğin yasalar ile kabul edilmiş sosyal davranış biçimidir. Kadın ve erkek evlilikleriyle yapmış oldukları sözleşmede sadakat ve destek konusunda birbirlerine yardımcı olurlar, hayatlarında yaşadıkları keyfi ve yaşadıkları zorlukları paylaşarak kendi nesillerini devam ettirmek için mücadele ederler. (Türküm, 2000)
Evlilik iki kişinin psikolojik, biyolojik ve sosyal ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda da önemlidir. Psikolojik ve sosyal ihtiyaçlar düşünüldüğünde kadın ve erkeğin birbirlerinin sevmeleri, birbirlerine güvenmeleri, birbirlerini korumaları, dayanışma içerisinde olup, saygı duymaları aileye verdikleri önemi de pekiştirmekte olup aile içinde birbirlerine aitlik hissetmelerini sağlamaktadırlar. Evliliğin gereksinimlerinden olan cinsel güdüyü doyurmak da en önemli biyolojik ihtiyaçtır (Özgüven, 2009).
Evlilik yaşamında sağlıklı nesiller oluşturmak için eşler arasında iletişim, uyum ve paylaşımlarını sağlaması açısından cinselliğin büyük önemi vardır. Eşlerin evliliklerindeki mutlulukları, doyumları ve uyumları oluşturdukları nesilleri olumlu olarak etkilemektedir. (Uzel,2015)
Evlilikte bireylerin sosyal, kültürel, inanç ve zihinsel özellikleri açısından benzer özelliklere sahip olmaları evliliklerinde mutlu olduklarını, aynı zamanda evlilikte cinsel yaşamın da evlilikte mutluluğa etkisinin olduğunu göstermektedir. Evlilikte eş seçiminin sorumluluklarını yerine getiren bireylerin evliliklerinde mutlu ve uyumlu olduğunu belirtmektedir. Bireylerin kendi ailelerinden öğrenmiş olduğu ve kazanmış olduğu davranış biçimleri eş seçimini de etkilemekte olup evliliğine de etkisinin olduğunu göstermektedir. Bu yüzden, eşlerin aynı kültürlere, aynı ekonomik düzeye ve aynı karakteristik özelliklere sahip olmaları evliliğin başarısına etkisinin olduğunu göstermektedir. (Çelik, 2012).
Evlilik hayatı ile meşrulaştırılan cinselliğin eşlerin birbirleriyle olan iletişimlerini ve paylaşımlarını artırmaları için aile içinde önemi büyüktür. Cinsel yaşamlarında mutlu olan çiftlerin yaşamlarında memnuniyetlerinin daha fazla olduğu görülmektedir.
(Uzel,2015).
İnsan yaşamının en önemli parçası olan cinsellik, yemek yemek, temizlenmek ve giyinmek gibi öğrenilmesi gereken bir konudur. Toplumda genelde konuşulması güç ve zor bir konu olmasından dolayı yetersiz bilgiye sahip nesiller yetiştirilmektedir.(Ziya, 2015)
Cinsellik çocukluktan başlayıp yetişkinlik dönemine kadar gelişmeye devam eden temel içgüdüdür. (Torun, Torun ve Özaydın, 2011,24).
Cinsellik evliliğin en önemli unsurlarından biridir. Cinsellik, çiftlerin arasındaki bağı kuvvetlendiren ve birbirlerine bağlayan, aralarındaki sıcaklığı, sevgiyi ve koruma duygusunu arttıran önemli bir etkendir. Cinsel ilişkinin sıklığı, kalitesi, yeri ve zamanı ilişki sırasındaki mutluluğu doğrudan ilgilendirir (Uzel, 2015).
Toplumun ve ailenin cinselliğe bakışı, tam öğrenilemeyen yanlış cinsel bilgiler, cinselliğin dindarlıkla ilişkilendirilmesi, anne-baba arasındaki olumsuz ilişkiler, yaşanılan tramvatik olaylar, eşlerin aralarındaki ilişki biçimi, uyarılma eşiğinin yüksek olması, nevrotik kişilik özellikleri, yakınlaşma sorunları, ayrılık korkusu, cinsel istismara maruz kalma cinsel işlev bozukluğuna zemin hazırlayan nedenlerdendir.(Turan, 2013)
Yapılan araştırmalar incelendiğinde kadın cinselliği ve cinsel işlev bozukluğu ile ilgili çalışmalar yapılıyor olsa da bunların yeterli olmadığı görülmektedir. Kadınların cinsel doyum ve yaşamlarını ele alan çalışmalarda evlilik uyumu, benlik saygısı ve evlilik doyumu arasındaki ilişkilere bakılmaktadır (Avcı,2015). Ancak bu çalışma da kadınların ilişkilerindeki mutluluklarına, bu durumun cinsel doyumuna ilişkisine, aynı zamanda evlenme biçimlerinin cinsel doyuma ilişkisi olup olmadığına bakılarak literatürde eksik olan kısımda katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır.
Yukarıda belirtilen problem durumundan hareketle, bu çalışmanın temel amacı kadınların ilişkilerindeki mutlulukta cinsel doyumunun etkisinin incelenmesidir.
Bununla birlikte, evlenme biçimi ve çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamama düzeylerine bakılarak çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında kurulan sekiz hipoteze aşağıda yer verilmiştir:
H1:Kadınların demografik bilgilerine göre (yaşları, eşlerinin yaşları, kendilerinin ve eşlerinin eğitim durumları, çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamadıkları, cinsel doyum ve ilişkilerindeki mutlulukları üzerine anlamlı farklılık vardır.
H2:Cinsel doyumun alt boyutları (kaçınma, doyum, dokunma, ilişki sıklığı, vajinismus, orgazm) ile mutluluk arasında anlamlı farklılık vardır.
H3:Cinsel doyumun “kaçınma” alt boyutu ilişkilerdeki mutluluğu yordamaktadır.
H4:Cinsel doyumun “doyum” alt boyutu ilişkilerdeki mutluluğu yordamaktadır.
H5:Cinsel doyumun “dokunma” alt boyutu ilişkilerdeki mutluluğu yordamaktadır.
H6:Cinsel doyumun “ilişki sıklığı” alt boyutu ilişkilerdeki mutluluğu yordamaktadır.
H7:Cinsel doyumun “vajinismus” alt boyutu ilişkilerdeki mutluluğu yordamaktadır.
H8: Cinsel doyumun “orgazm bozukluğu” alt boyutu ilişkilerdeki mutluluğu yordamaktadır.
YÖNTEM
Örneklem
Araştırmanın evrenini; Kocaeli’nin bir ilçesinde yaşayan evli kadınlardır.
Araştırmanın örneklemi ise, Kocaeli’nin bir ilçesinde yaşayan; belediyeye bağlı eğitim merkezlerine gelen rastgele seçilmiş gönüllülük esasına uygun 168 kadından oluşmaktadır
Veri Toplama Araçları
Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile birlikte, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği(GRCDÖ) ve İlişkilerde Mutluluk Ölçeği(İMÖ) kullanılmıştır.
Golombok-Rust cinsel doyum ölçeği Rust ve Golombok tarafından 1986 yılında geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin Türkçe’ye adapte edilmesi Tuğrul ve arkadaşları (1993) tarafından yapılmıştır. Ölçeğin Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı kadınlarda .94 olarak hesaplanmıştır. Değerlendirme “hiçbir zaman”, “nadiren”, “bazen”, “çoğu zaman”, “her zaman” olarak beşli likert tipi bir ölçek ile yapılmaktadır. Her zaman=4, Çoğu zaman=3, Bazen=2, Nadiren=1, Hiçbir zaman=0 olarak puanlar ve yanıtlardır.
Her madde 0-4 puan arasındadır ve bazı maddeler ters yönde puan almaktadır. Ters puan alan sorular(4’ten 0’a doğru) kadın formunda 2, 4, 5, 8, 9, 10, 11, 15, 16, 17, 19, 21, 22, 25, 26, 27 ve 28. sorulardır. Golombok-Rust Cinsel doyum ölçeğinin Kaçınma, Doyum, İletişim, Dokunma, İlişki sıklığı, Vajinismus ve Orgazm bozukluğu gibi 7 alt boyutu vardır.
İlişkilerdeki Mutluluk Ölçeği Fletcher ve arkadaşları tarafından 1990 yılında geliştirilmiştir. Tuterel-Kışlak tarafından 2002 yılında geçerlilik ve güvenirliği yapılmıştır. İMÖ'nin güvenirliği konusunda, orijinalinin iç tutarlık katsayısı .87'dir.
Türkçeye uyarlanan bu çalışmada ise ölçeğin iç tutarlık (Cronbach Alpha) katsayısı
.80 olarak bulunmuştur. Değerlendirme “Hiç sevmiyorum=1”, “Çok az seviyorum=2”, “Az seviyorum=3”, “Kısmen seviyorum=4” , “Biraz seviyorum=5” ,
“ Oldukça seviyorum=6” , “ Çok seviyorum=7” olarak puanlanmakta ve yanıtlanmakta olup yedili likert tipi bir ölçektir.
BULGULAR
Katılımcı grubunun eğitim düzeyleri incelendiğinde; kadınların 65’i (%37.4’ü) ilkokul, 99’u (%56.9) ortaokul ve üstü mezunudur. Eşlerinin eğitim düzeyi açısından incelendiğinde 59’u (%30.0), 87’si ortaokul-lise (%50) ve 28’i üniversite (%16) mezunu olduğu görülmektedir. Katılımcıların 105’i anlaşarak (%60.3), 54’ü ise (%31) görücü usulüyle evlendiğini ifade etmektedir. Kadınların 64’ü (%36.8) çocuktan sonra eşleriyle çatışma yaşadıklarını belirtirken, 100’ü (%57.5) çatışma yaşamadıklarını belirtmektedirler. Katılımcıların 28’i (%16.1) çocuk sahibi olduktan sonra çatışmaların azaldığını; 27’si (%15.5) çatışmaların arttığını, 61’i (%35.1) ise çocuk sahibi olduktan sonra eşleri ile yaşanan çatışmalarında herhangi değişiklik olmadığını ifade etmektedirler.
Tablo 1. Evlenme Biçiminin Cinsel Doyum Düzeyinin Belirlenmesine İlişkin T-Testi Analizi Sonuçları
Değişkenler N Ort. Ss df t p Kaçınma
Anlaşarak 105 3.82 2.80 157 -2.03 .045*
Görücü Usulü 54 4.73 2.45 Dokunma
Anlaşarak 105 4.35 2.74 157 -2.06 .041*
Görücü Usulü 54 5.36 3.20
* p<.05, **p<.01
Uygulanan t testi analiz sonuçlarına göre Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği kaçınma alt boyut ortalamalarının evlenme biçimi değişkeni açısından anlamlı derece farklılaştığı bulunmuştur [t(157) = -2.03, p < .05]. Buna göre anlaşarak evlenen kadınların kaçınma alt boyutu puan ortalamaları (Xort. = 3.82, s = 2.80) görücü usulü evlenen kadınlardan (Xort. = 4.73, s = 2.45) anlamlı derecede daha düşüktür.
Uygulanan t testi analiz sonuçlarına göre Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği dokunma alt boyut ortalamalarının evlenme biçimi değişkeni açısından anlamlı derece farklılaştığı bulunmuştur [t(157) = -2.06, p < .05]. Buna göre anlaşarak evlenen kadınların dokunma alt boyutu puan ortalamaları (Xort. = 4.35, s = 2.74) görücü usulü evlenen kadınlardan (Xort. = 5.36, s = 3.20) anlamlı derecede daha düşüktür. Analiz sonuçları Tablo 1’de izlenebilir.
Tablo 2. Çocuktan Sonra Çatışma Yaşayıp Yaşamama Değişkeni Açısından Cinsel Doyum Puanlarının Belirlenmesine İlişkin T-Testi Analizi Sonuçları
Değişkenler N Ort. Ss df t p Doyum
Çatışma yaşayanlar
64 5.69 3.35 162 2.81 .006*
* Çatışma
yaşamayanlar 100 4.34 2.71
Dokunma Çatışma yaşayanlar
64 5.36 2.87 162 2.09 .038*
Çatışma
yaşamayanlar 100 4.40 2.89
İlişki Sıklığı Çatışma yaşayanlar
64 3.43 1.69 162 2.31 .022*
Çatışma yaşamayanlar
100 2.87 1.38
* p<.05, **p<.01
Uygulanan t testi analiz sonuçlarına göre Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği doyum alt boyut ortalamalarının çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamama değişkeni açısından anlamlı derece farklılaştığı bulunmuştur [t(162) = 2.81, p < .01]. Buna göre çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların doyum alt boyutu puan ortalamaları (Xort.
= 5.68, s = 3.35) çatışmaya yaşamayan kadınlardan (Xort. = 4.34, s = 2.71) anlamlı derece daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Uygulanan t testi analiz sonuçlarına göre Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği dokunma alt boyut ortalamalarının çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamama değişkeni açısından anlamlı derece farklılaştığı bulunmuştur [t(162) = 2.09, p < .05].
Buna göre çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların dokunma alt boyutu puan ortalamaları (Xort. = 5.36, s = 2.87) çatışmaya yaşamayan kadınlardan (Xort. = 4.40, s
= 2.89) anlamlı derece daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Uygulanan t testi analiz sonuçlarına göre Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği ilişki sıklığı alt boyut ortalamalarının çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamama değişkeni açısından anlamlı derece farklılaştığı bulunmuştur [t(162) = 2.31, p < .05]. Buna göre çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların ilişki sıklığı alt boyutu puan ortalamaları
(Xort. = 3.43, s = 1.69) çatışma yaşamayan kadınlardan (Xort. = 2.87, s = 1.38) anlamlı derece daha yüksek olduğu bulunmuştur. Analiz sonuçları Tablo 2’ de sunulmuştur.
Tablo 3.. Çocuktan Sonra Çatışma Yaşayıp Yaşamama Değişkeni Açısından İlişkilerde Mutluluk Puanlarının Belirlenmesine İlişkin T-Testi Analizi Sonuçları
Değişkenler N Ort. Ss d
f
t p İlişkilerde Mutluluk
Ölçeği
Çatışma yaşayanlar 64 35.67 5.91 162 -3.98 .000
**
Çatışma yaşamayanlar 100 32.65 3.69
* p<.05, **p<.01
Uygulanan t-testi sonuçlarına göre İlişkilerde Mutluluk Ölçeği toplam puan ortalamalarının çocuktan sonra çatışma yaşayıp yaşamama değişkeni açısından anlamlı derecede farklılaştığını bulunmuştur [t(162) = - 3.98, p < .01]. Buna göre çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların İlişkilerde Mutluluk Ölçeği toplam puan ortalamaları (Xort. = 32.67, s = 5.91) çatışmaya yaşamayan kadınlardan (Xort. = 35.65, s = 3.69) anlamlı derece daha düşük olduğu bulunmuştur. Analiz sonuçları Tablo 3’ten izlenebilir.
TARTIŞMA
Yapılan bu araştırmada, kadınların cinsel doyumunun ilişkilerdeki mutluluk üzerindeki etkisi incelenmiş olup bu değişkenlerin yaş, eğitim düzeyi, evlenme biçimleri, çocuktan sonra çatışma yaşamaları ve cinsel ilişki durumu açısından farklılık gösterip göstermediği incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada bu bağlamda, gönüllük usulüne göre katılan kadınların cinsel doyum ve ilişkilerdeki mutlulukları incelenerek aradaki ilişki araştırılmıştır.
Görücü usulü ile evlenen kadınların kaçınma ile ilgili yaşadığı sorunlar anlaşarak evlenen kadınlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Görücü usulü ile evlenen bireyler aileleri tarafından veya hatırı sayılan kişiler aracılığıyla olduğu için kişiler birbirlerine rahatça iletişim kuramamakta ve sosyal bir baskı hissettirilmektedir.
Kişiler kendi aralarında yanlış anlaşılma olabileceğini düşündüklerinden duygusal olarak da birbirlerine rahatça paylaşımlarda bulunamamaktadırlar. Literatür incelendiğinde bu sonuç, evlilikten önce eşlerin birbirleriyle olan duygusal paylaşımlarının daha fazla olduğunu ve birbirlerini birçok açıdan daha iyi tanıyabildikleriyle açıklanabilir. (Karakoyunlu, 2007)
Görücü usulü ile evlenen kadınların dokunma ile ilgili yaşadığı sorunlar anlaşarak evlenen kadınlara göre daha fazladır. Severek evlenen bireyler birbirlerini daha fazla tanıyarak, daha fazla iletişim de olarak ve birbirleriyle aralarına aile büyükleri girmeden iletişim kurabildikleri için bu sonuç doğaldır. Görücü usulüyle de kişiler birbirlerini severek evlenirler.
Benzer bir çalışmada da vajinismus tanısı alan kadınlar kontrol grubuna göre daha fazla görücü usulüyle evlilik yapmışlardır ( Doğan ve Saraçoğlu, 2009).
Çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların doyum ile ilgili yaşadığı sorunlar çatışma yaşamayan kadınlardan daha fazla olduğu görülmektedir. Bu çalışmada çocuk olduktan sonra kadınların iş yükünün artması ve sorumluluklarının artması sonucunda eşleriyle ilgilenemedikleri ve aralarında çatışma yaşadıkları ortaya çıkmıştır.
Çocukların ciddi bir bakıma ihtiyaç duydukları ve bu süreci kadınların yönettiği düşünüldüğünde eşlerine yeteri kadar zaman ayırmadıklarından cinsel yaşamlarını da etkilemektedir. Cinsel anlamda yaşadıkları doyum çocuktan önce daha fazla olmasına rağmen çocuğun sorumluluklarıyla beraber bu azalmakta olup çatışmaların meydana gelmesi normal olarak karşılanmaktadır. Literatürdeki araştırmalara bakıldığında çocuk sayısının evlilik doyumunu etkilemediği görülmektedir (Çağ ve Yıldırım, 2013). Bizim çalışmamızda bu sonuç tam tersi olarak çıkmıştır.
Çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların dokunma konusunda yaşadığı sorunlar çatışma yaşamayan kadınlardan daha fazladır. Kadınlar duygusal olduklarından dolayı eşleriyle yaşadıkları sorunlar onların cinsel hayatlarını etkilemektedir. Bu yüzden ki aralarında oluşan çatışmalar nedeniyle ve çocuk olduktan sonra birbirlerine yeteri kadar zaman ayıramadıkları için aralarında meydana gelen duygusal eksiklikler, birbirleriyle olan dokunmak, öpmek, sevişmek, sarılmak gibi davranışlarda eksiklikler olmasından dolayı aralarındaki çatışmayı etkilemektedir.
Çocuktan sonra çatışma yaşayan kadınların ilişki sıklığı konusunda yaşadığı sorunların çatışma yaşamayan kadınlardan daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çocuk doğduktan sonra kadının çocukla ilgilenmesi erkeklere daha az zaman ayırması aralarında bir çatışmaya neden olmaktadır. Erkekler ilgi beklerken çocuktan sonra ihmal edildiklerini düşünürler. Kadın bakıma muhtaç olan çocukla ilgilenmek zorundadır ve kadının hem ev de hem çocukla olan ilgisi düşünüldüğünde kadının sorumlulukları artmış olduğundan adaptasyon sürecinden çatışmaların çıkması normaldir. Çocuk doğduktan sonra çocuğun ebeveyn ile uyuması da ilişki sıklığını etkileyen nedenlerden sayılır. Literatürdeki araştırmalara bakıldığında, kadınların çocuktan sonra iş yükünün, sorumluluklarının ve zaman kısıtlılığının olmasından kaynaklanan stres faktörlerinin artmasından dolayı, kendisine ve eşine zaman ayıramamasına bağlı olarak, cinsel hayatına da yeterince zaman ayıramamasına neden olmaktadır (Avcı, 2015). Çelik (2016) çocuktan sonra ilişkilerde problem olması eşlerin birbirleriyle olan iletişimin azalmasından kaynaklanan bir sorun olduğunu belirtmektedir.
Çatışma yaşamayan kadınların, çatışma yaşayan kadınlara göre ilişkilerinde daha mutlu olduğu görülmektedir. Evliliklerinde problem olmayan, birbirleriyle anlaşabilen, sorunları beraber halledebilen eşlerin, evlerinde çatışma yaşamaması ilişkilerinde daha mutlu olmalarını sağlıyor. Kadınların evlerinde problem yaşamamaları daha sağlıklı, daha huzurlu ilişkilerinin olduğunu belirtiyor. Kadınların, evlilikle ilgili beklentileri, evlilik sorunları ile baş etmedeki motivasyonları, evlilikteki heyecan, sorumluluk yüklenme, ev içindeki huzur, evliliğin gidişi, karı koca ilişkisinin niteliği, eşle baş başa geçirilen aktiviteler gibi alanları daha olumsuz değerlendirdikleri görülmüştür ( Gülsün, 2003).
KAYNAKÇA
Avcı, C. (2015). Cinsel İşlev Bozukluğu Olan ve Olmayan Kadınların Benlik Saygıları ve Cinsel Doyumları Arasındaki İlişki. Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Aile Danışmanlığı Ana Bilim Dalı Aile Eğitim ve Danışmanlık Programı Yüksek Lisans Tezi
Çağ, P. Ve Yıldırım, İ. (2013). Evlilik Doyumunu Yordayan İlişkisel ve Kişisel Değişkenler. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(39), 13-23.
Çelik, M. (2006). Evlilik Doyum Ölçeği Geliştirme Çalışması. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı. Doktora Tezi.
Çelik, E. (2012). Evli Bireylerin Cinsel Özgüven Düzeyleri ile Cinsel Öz-Yeterlilik, Evlilik Yaşam Doyumu ve Cinsel Utangaçlıklarım İncelenmesi. Doktora tezi. Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitimde Psikolojik Hizmetleri Anabilim Dalı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bilim Dalı. Aralık
Doğan, S. ve Saraçoğlu, GV. , ( 2009). Yaşam Boyu Vajinismusu Olan Kadınlarda Cinsel Bilgi, Evlilik Özellikleri, Cinsel İşlev ve Doyumun Değerlendirilmesi, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2009;26(2):151-158.
Gülsün, M. ( 2003). Evlilik İlişkisinin Cinsel İşlev Bozukluğu Bağlamında İncelenmesi. GATA, Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi
Karakoyunlu, F.B.(2007). Evli Kadınlarda Cinsel Fonksiyon Bozukluğu Görülme Sıklığı Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doğum Ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.
Özgüven, İ.E. (2009) Evlilik ve Aile Terapisi. PDREM Yayınları: Ankara.
Torun, Fuat, Sebahat Dilek Torun, ve A. Nilüfer Özaydın (2011) Erkeklerde Cinsel Mitlere İnanma Oranları ve Mitlere İnanmayı Etkileyen Faktörler. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi 24, no. 1: 24-31.
Turan, Ayşe. (2013). Evli Bireylerin Cinsel Mit İnançları, Cinsel Bilgi Düzeyleri, İlişkilerindeki Mutluluk Düzeyleri Ve Cinsel Doyumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Ana Bilim Dalı Uygulamalı Psikoloji Programı, Yüksek Lisans Tezi.
Türküm, S. (2000) Anne Baba Eğitimi. TC Anadolu Üniversitesi Yayını, Eskişehir Uzel, A.(2015) .Evlilik İlişkisi İçerisinde Çiftler Arasında Cinsel Doyumun, Evlilik Uyumu ve Benlik Saygısı Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi. Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Klinik Psikoloji Bilim Dalı.
Yüksek Lisans Tezi.
Ziya, A. Z. (2015). Üniversite Öğrencilerinin Cinsel Mit İnançları, Cinsel Bilgi Düzeyleri ve Cinsel Tutumları Arasındaki İlişkiler. Yüksek lisans Tezi. Haliç Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.