Kitap Tanıtıml
Şihabuddin Ebu's-Sena Mahmud b. Abdillah el-Mus!,
Arif Hikmet,
Rayaruhu
ve Measiruhu
ev "Şehiyyu'n-Nagam
fi
Tercemeti
Şey-hulisUim Arifi'l-Rikem,
Tahkik, Dr. Muhammed el-I'yd.el-Hatrav!, Dımaşk, 1403/1983 (et-tab'atu'l-Ula), s. 247.Şihabuddin Ebu's-Sena Mahmud b. AbdiHah el-Mu S! (Ö. 1270/ 1854) nin, meşhur Osmanlı Şeyhülislamı Arif Hikmetin hayatı ve te-sirleri hakkında yazmış olduğu bu eseri, Dr. Muhammed el-I'yd el-Hatrav} tarafından tahkik, hadisleri tahriç ve notlar ilave edilerek eser neşre hazırlanmış ve "Mektebetu Dari't- Turas"müessesesi tara-fından" el-Medinetu'l-Münevvere hakkındaki araştırmalar" edh serinin ikinci kitabı olarak neşredilmiştir. Araştırmacı, bir mukaddime, Musi-nin hayatı, Arif Hikmet kütüphanesi hakkında genel bilgiler verdikten sonra, Alusinin eserini tanıtmaktadır.
Araştırmacı mukaddimesinde, Besmele, Hamdele ve Salyeleden sonra, el-Medinetu'l-Münevverenin, bir çok fazilet ve seçkinliklerle dolu olduğunu, Allah cIçisinin ve müslümanlann iltica ettikleri bir belde olduğunu belirtmektedir. Kur'iin vahyinin burada tamamlanıp, onun cem' ve teksir işler'ini yine bu şehirde tamamlanmış olması, Hz. Ebu Bekr zamamnda cem edilen nüshamn Hz. Hafsa'nın evinde bulun-ması sebebi ile, bizzat Kur'anın ilk yazma nüshasını muhafaza etmesi bakımından isHimda ilk kütüphanenin burası olduğu söylenebilir. Hz. Osman zamanında Kur'iin nüshalannın çoğaltılması ve müslü-manlar için örnek nüsha olan "el-Mushafu'l-İmam"ın, Medinede bu-lunuşu ve bu nüshadan istinsahlar yapılması sebebiyle, bu şehir, islam dünyasında kitap neşrine başlanan ilk hareket merkezi olarak kabul edilir. Halife Ömer b. Abdilaziz'in emri ile, Medine viiiisi Ebu Bekr b. Hazm el-Ensarinin hadisleri yazma işi de bu şehirde olmuştur. Bu gün Suudi idaresi, bu şehirde milyonlarca mushaf basan bir mushaf matbaası ve nadir mushaflan toplayan bir mushaflar kütüphanesi tesis etmiştir. Bunlara ilaveten Medinedeki el-Camiatu'l-İslanıiyyede Krir'iin ve Hadis Fakülteleri mevcuttur. Şer'i, tarihi ve lugavi ilimIeri isteyen-ler için, bu şehir kendisinde bulunan Mescidi Nebevi, hususi ve umumi
S52 İSMAİL CERRAHOGLU
kütüphaneler ve ilim adamlan sebebiyle şüphesiz bir melce olmuştur. Şeyhulislam Arif Hikmetin kendi adıyle anılan ve pek nefis yazmaları ihtiva eden bu kütüphane, Medine ve İslam alemindeki kültür hareke-tinde büyük hizmeti olmuştur. Araştırmacı da, gerek onun kurduğu bu kütüphanenin ve kendisinin hizmetlerini, ulema ve şairlerin onu medhedişlerini ele alan Alusi'nin bu eserini neşretmenin faydaları üze-rinde durmaktadır. Bu' kitabın neşri için, Bağdat'taki Umumi Evkilf Kütüphanesindeki nüshadan istifade ettiğini söylemektedir. Eseri ncş-rederken nasıl bir yol takip ettiğini anlatmaktadır.
Araştırmacı, eserin yazarı Şihabuddin Alusinin hayatı hakkında şunlan söylemektedir: Bağdatta islami uyanış hareketinin öncülerinden olan Tefsir ve Şehiyyu'n-Nagam sahibi Şihabuddin eı-Alusi 1217/ 1802 senesinde Kerh'de doğmuştur. Alfts, Fırat nehri kenarında bir köyün adıdır. Oradan Bağdada yerleşmişlerdir. Bu £ıile İslam ilim ale-minde meşhur olmuştur. Bu aileden pek çok alimler yetişmiştir. Nesebi Hz. Aliye kadar çıkartılmaktadır. 1270/ 1854 senesinde genç denecek yaşta vefat eden müellifimizin hayatı eğitim, öğretim, telif ve fetva vermekle geçmiştir. İlmi kabiliyetini ve edipliğini muazzam tefsiri;nde . göstermiştir. 23 kadar eser yazmıştır. Eserleri dışında pek çok fetvalan
da vardır.
Alusi yedi yaşına gelmeden Kur'andan pek çok eüzleri, nahvi ve lugavi cümleleri ezberlemiş ve Şafi'i mezhebi fıkhını okumuştu. Yedi yaşından sonra hanefi fıkhı, hadis; ~antık ve asrının ilimIerini oku-maya başlamıştı. Hocalan, eş-Şeyh Alauddin Ali Efendi, eş-Şeyh Halid en-Nakşibendi, eş-Şeyh Muhammed Emin, Molla Abdülaziz Efendi gibi zamammn şöhretli kimseleri idi. 124.8 senesinden itibaren tedris hayatına başlamış pek çok kimseler onu dinlemiş, vezir Ali Rıza paşa da derslerinde bulunmuş, 1250 senesinde' Sultan tarafından ders vermek üzere İstanbula çağınldı ve kendisine iftihar nişanı verildi. Daha sonra bazı kimseler sultanla, Ahisinin arasım açtılar. Bağdat'a dönüp 1267 senesinde tefsirini tamaınladıktan SQnra tekrar istanbula gelmiş, yolda Musul, Diyarbakır ve Erzurum'da £ılimler onu istikbal etmiş ve hürmet göstermişlerdi. İlim isteklileri onun etrafında halkalar teşkil etmekte, büyük küçük herkes ona saygı göstermekte idi. İstan-bul'da O'nu Şeyhülislam Arif Hikmet Efendi karşılamıştJ, . .Arif Hikmet Sultanla onun arasını buldu. Sultan Abdulmecid ir£ıde çıkartarak, Kendisinden razı olduğunu bildirmiş ve kendisine Beytu'l-Maldan devamlı bir maaş bağlatmıştı. Şeyhulislam .Arif Hikmet de 50.000 İstanbul kuruşu ihsanda bulunmuştu. Onun devamlı olarak İstanbulda
KİT AP TANITMA
-- -_._---,
353
kalmasını istedi ise de, müellifimiz vatanına dönmeyi tercih etmiş ve 1268 Şevvalinde İstanbul'dan ayrılmış, Bağdad'a vardığında Bağdat-lılar onu hareretle karşılamış, o gün Bağdat bir bayram günü gibi olmuştu. Bu seyahatı hakkında dört kitab yazmıştı. İşte bunlardan biri de "Sehiyyu'n-Nagam fi Tercemeti Şeyhulislam Arifi'l-Hikem" idi. Araştırmacı, Alusi'nin, münazaraları ve ilmi seyahatları hakkında bilgiler, verdikten sonra 1270 senesinde Bağdat'ta öldüğünü ve geriye beş tane oğul bıraktığını ve onların isimlerini zikretmektedir. Müellifin eserindeki üslı1bu hakkında araştırmacı şöyle demektedir: "O eserini seci, cinas, tıhak, tazmin ve teerid gibi çeşitli bedü güzelliklerle ağırlaş-tırmıştır. "
Araştırmacı, müellifin hayatını ve ilmi değerini ortaya koymaya çalıştığı, Arif Hikmetin, el-Medinetu'l-Münevverede tesis ettiği Kütüp-hane hakkında da şu bilgileri vermektedir: Bu kütüphane, asrımızda Medinenin öğünmeye vesile olan ve Arif Hikmetin en büyük ve faydalı eserlerinden biridir. Bu kütüphanede çeşitli fen ve ilimIere ait nadir nüshalardan beş bini aşkın eser bulunmaktadır. Bazıları 6726 eser bulunduğunu, bunların 2008 nin matbu, 4718 nin ise yazma olduğunu söylerler. Muhammed Kürd Ali ise yazma miktarının 10.000'e ulaştığını söylemektedir. Ama bu gün elde bulunankütüphane filiristi ise 5.000 civarında olduğunu göstermektedir. Meseidi Nebevinin Güney doğu köşesinde bulunan bu kütüphane Arif Hikmet Efendinin Şeyhülislam-lıktan ayrılmış olduğu 127()/ 1853 senesinde yapılmıştır. Arif Hikmet bu kütüphanede kitapların toplanması, satın alınması için büyük bir gayret sarfetmiş ve pek çok mal harcamıştır. Hatta bu kütüphane için çeşitli yerlerden kitapların en nefislerini, yazı yönünden en güzellerini, şan ve şeref yönünden en yücelerini, kıymet bakımından en pahalı-larını toplamıştır. Kendi elile yazdığı eserler de vardır. Arif Hikmet bu kütüphanenin işlerinin en iyi bir şekilde yürümesi için, evler, dük kanlar, hanlar, bostanlar ve başka şeyler vakfetmiştir. Bunların büyük bir kısmı İstanbul'da hulunmaktadır ki, senelik gelirlerinin toplamı 15.000 Osmanlı altın lirası ettiği söylenmektedir. Son zamanlarda vakıf gelirlerinin gelmemesi sebebiyle, kütüphanenin hizmetleri ücretsiz olarak yerine getirilmiş ise de 1380/ 1960 dan itibaren Medine Evkaf idaresine bağlanmış olup ve masrafları Hac ve Evkaf Vezareti tarafından ödenmektedir .
. Araştırmacı, vakıfın kütüphane, kütüphanede çalışaclar ve oku-yucular hakkındaki vakfiyesindeki görüşlerden bazılarını zikretmek-tedir. Arif Hikmet kütüphanenin ilk mütevellisi olmuş, vefatından
354 İSMAİL CERRAHOÖLU
(Ö.
1275/1859) sonra İstanbul müftüsü olan Şeyh Nuri Efendi tayin edilmişti. Şerifler döneminde ise Kütüphane eminliğine Abdülkadir Havvari getirilmiş, bu zat Suudiler dönemine kadar bu vazifede kal. mıştı. Suudiler 1380/1960 da Hac ve Evkaf Vezaretini tesis ederek, Medinede bulunan bütün kütüphaneleri bu vekalete bağlamışlardı. Suudiler döneminde kütüphanenin Eminliğini yapan zevat şunl~ırdır:İbrahim Harputlu 1372/1952 ye kadar.
Hasan Eğinli 1377/1957 ye kada:r.
Mahmud Hasan Eğinli 1398/1978 c kadar. Ali UIvi İbrahim Kurucu 1405/1985 c kadar. Abdussamed Muhammed Can halen kütüphane emini. Araştırmacı kitaplar üzerindeki mühürleri de inceledikten sonra, bu kütüphaneden ba~ı kıymetli eserlerin çalınmış olduğunu ve Medi-neye gelip bu kütüphaneyi med h ve sena edenlerin görüşlerini de sun-maktadır. Bundan sonra Alusinin yazmış olduğu belağatlı mukaddimeye geçilmektedir.
Alusi, Şeyhulislam Arif Hikmet 'in bariz sıfatlan olan, nesebinin asaleti, ilmi, belagatı, ahlakı, takvası, kitabıarını vakfedişi gibi yöneleri-ni anlatmaktadır. Kendisinin onunla buluşması, onun doğumu, çocuk. luğu, ilk haccı, Kudüs kadılığına tayini, ikinci haccı, Mısır kadılığı, mezheb imamlanın takdiri, alimleri ziyaret etmesi, İstanbul'a dönüşü, üçüncü haccı ve Medineye kadı oluşu, kadılığı esnasında rüsum ve he-diyye kabul etmeyişi, etrafındaki edip ve alimIere iltifatı, bazı mıntı-kalarda nüfus sayımı işlerinde bulunuşu, Nikabetu'l-Eşraflığa tayini,' Alusinin ondan kendi nesebinin tasdikini istemesi, Meclis-i Ahkam-ı Adliyye azalığında görevlendirilmesi (1256), Meclis.i Askeriyyede ifta görevi (1260), Şeyhulislamlığa tayini (1262), Şair ve ediplerin onu medhiyeleri, Arif Hikmet Efendinin bazı şiirleri (onun, Türkçe, Arapça, Farsça olarak lıer üç dilde şiİr yaz<ıığı söylenir), tahmisıeri takrizIeri, verilen ieazetler, bazı ilmi görüşleri, ilmi meclisleri ... gibi konular ve kısa bir hatime çok edebi bir dil ilc incelenmektedir. Kitabın sonunda da müracaat edilen kaynaklar, alem isimler ve mevztilar fihristi vardır Kısaca özetlemeye çalıştığımız, bu eser, XIX. asırda Osmanlı Devletine hizmeti geçmiş olan iki önemli kişinin hizmetleri ve Osmanlı kültürü hakkındaki bilgileri okuyueulara sunmuş olması bakımından, Türk-İslam Kültür ve Medeniyetinin son devirlerine ışık tutacak mahi. yettedir.