BİBLİY06RAFYA
Ab,bad oğhı İsmail Sahib'in, Kitab'ı'!l-ibane an mezhebi ehl'i.adl~ (Adı>
ehlinin mezhebini açıklayan kitab)ı. Necef Baskısı H. 1371, M. 1952
:',
Abbad ogıu Sahib -müellii oldugu sabitse- dördüncü hicri asrın (326-385)
ünlü bayraktarlal'ından biri olup iyilik ve kötülükleri (1) insanlar tarafından sa-yılıp d,öküldükterı sonra tanıtılmaya'muht'lç ölmayan.bir şahsiyettir: ttikadının ne'
olduguna işaret etmekte olan bu risale tikıddaki mezhebi ile ilgilidir. Bu
nsa-leyi kendi mezhebini açıklamak, müdaf~a etmek ve hasımlarmınkini çürütmek
ve tenkid maksadiyle yazmıştır. Bu ilgjy~ -tehlikesine rağmen- risaleyi
yayınla--yan hiç hissetmemiştir:
. Kaynaklar, Sahib'in babasının bilgin, faziletli ol'dugunu; Kur'an hükümleri
hakkında yazdıgı iyibir eserde mutezile (2) mezhebini müdafaaettigini
-söyledi-ği gibi Sahib'in mutezile imamlarından (:1) Basralı Ebu Abdullah'.dan imaFlla bir-likte ilim .aldıgını zikrediyor.Böylece Sahib bahaSUllll ve hoıcasının mezhebi üze-rinde yetiş,erek mutezili (4) olmuş, mutezile (5) kelMncılarının sözletinin tesiri
altında kalmıştı. Ehli sünnetten ziyaretine gelenlerle kendi mezhebi üzerinde
111ünakaşa ederdi (6). ,•• ' <
Sahib'in ziyaretine gelen alimlerin bazan arzularında muvaffak
olamayışla-rı mezhebine muhalefetleriyle ilgilidir. BelhIi Ebu Hasan Şakıkı'ya: «(adalet ve
tevhidL) tercih edersen sana bolluk ve kolaylık gösteririz. Eger (cebir'de) kalırsan
seni incitmekte bir beis yoktur» (7) demişti. Mutezilenin tasavvur ettigine
gö-re, adalet ve tevhiıd mutezilenin mezhebi, cebir ise sünniledn mezhebidir.'
Mezhep bağı onun yanında en çok geçerli olan iltiinaslardan biridiir. Onun-la atiyye, rütbe -memurluk- ve af ümit edilir. Etrafındakilerin çoğu mutezili idi.
Muhammed oğlu lsfahanlı Ebu Feth 1VIensur'-açıktanaçıga mt!tezili olup ehU
sün-nettel1 Ebu'l-Hasan Eşanye uyanları kötüleme hususunda bir eser yaznuştı (S}.
Mutezile~in büyükler~lnden arkadaşı Kadı Abdülcebhar'ı Cibal ve Hemedan (9)
kadıhgına t3yi11 etmiştir. Salıibin meclisine devam eden Merzibanlı Ebu Abdullah
da ımıtezili idi (lO).
n) Eibu Hayyan Ta,vh]dinjn «İki vezi~in Eks.i':{}tkl-erp>. Atbad oğlu, Arni,d oğlu rl,,:::ıle5i,
Ya-kıı.t.'un İrşad e:l Eı'j.b'inde bu ri.ealerden parçalar vardır.
(2) Yrıkut 2/274.
(3) İbni Teymiye Fetvalun 5/92.
(4) Vefcıyat 1/94. Meanİ'd 2/157. (5) Yakut 2/276.
(6) Yakut 2/293. ılıni Teym~ye Fetva'ar! 5/92. Sıalü]). Zeydjyye m::Zihebi şil1e.rindeı'ıdl, Zeydjy-ye diy:-ı:bir k;itiabı v,ardır. Ya;kut 2/276. 215. Bu ri,;a!ede ısii1iğI bahsi g.elecektir.
('1) yaAtut, 2/329. (8) ?akut 7/189.
(9) Yakut 2/314. 335 Meahid 2/155. nQ) E}ibidaye ve'n-Niha:ye ı1/314,
Elimizde. mutezile .mezhebi hakkında yazıImiş kelama dair bir rirale
Vrlt-dT. Bu, mutezililerden birinin eseridir.
Mutezilenin ~islam düşüncesine yön veren, islam çevresinde, akla hürmet '.~_
dilmesini bağışlay.an, onu yücelten islam mezhebi. fikir ve mezheplerini ehli
sün-net alimlerinin yazdığı kelam ve mezhep kitaplarından öğreniyoruz. Halbuki
on-lar mutezilenin fikirlerini tenkid ve redd.2tmek. için. nakletmişlerdir .. Mezhep ha-sımlığının fikirleri nakletmedeki rolünüıı ehemmiyeti bazan azalır vı;: bazan da a-na hatlarını silecek surette onları hedeflerinden çevirir (11). Bu tehlikeli raU€:. dn ehli sünnet ve mutezilede aynı dere.:~de olduğunun örneklerini btı risalede
gö-receğiz. , "
.
Bundan dolayı mutezilenin herh~.tl1gibir eserınm bize ulaşması çok önemli~
dir. Çünkü biz mutezile mezhebini hasımlarının anlattıkları gibi degil, kehdileri-nin m(;zheplerini halka nasıl sunmak istediklerini ögrenmek irteriz.':
Bu risalenin temeli mutezileye. göre «tevhid (12), adalet (13), va'd, vaid
(14), iki mertebe arasında orta bir meı tebe (15), iyiliği emretme, kötülüğü
me-nevme (16)>> olan beş esas üzerine kurulmuştur. Risalenin konuları bu beş. asıl
ü-zerine cereyan etmektedk Emr bil-mal'ui-iyiligı emretme-, nehyanil-mÜl1ker-kö:
tüluğu menetme -bu asıllardan biri olarak- bu risalede durumu aslidir. Ama
dsa-leyi neşredenıin <~bukitapta iyiliği' emretme, kötülüğü menetme ve imamlık bahis-lerine ait olan bahislerin maksatsız olduğu açıktır, yoksa şerh ve izahtan gaye
sa-dece isimler ve sıfa~ıarın mevzuudur» sözü yanlıştır. Bu yanlış müellifin
mezhe-bini ve keliuncıların kelam kitaplarım tertipte kullandıkları' metodu bilmemekten doğmuştur.
Kelam alimlerinin müdaf<ıa ettiği mevzillar umumiyetle kelam kitaplarının
çerçevesini çizmiştir. Tertip ve konuları bakımından hemen hemen birdir,
ayrıl-dıkları yer bu konuları arzetmek ve anlatmak olup bu ise müellifin mezhebine
ta-bi olur. Bunun için bu risalenin konuları -kelam kitaplarının çoğuna
benzeyerek-aşağıdaki şekildedir.
i
Tek bir yaratıcısının zarurl. olarak var olmasını icabettiren alemin oluşunun
isbatı hususunda müellif -ve her islam kelamcısı- alemin (17) kıdemini söyleyen
tabiatcılar, bu alemin (18) bir yapıcısı olduğunu inkar eden ataletçiler ve bu ale-min (19) iki ilahı olduğunu sanan seneviye mezhebIeriyle karşılaştığı gibi hirısti-yanlarda (20) da teslis fikri ile karşılaşır ve hepsini reddetrneğe mecbur olur.
Oı) E~ari'njl1 Makalatul IsılamiyyiıYinin ön :ö::ü.
(2) RisaJe s. lL. (13) Ri~,a)e s. 17 (14) Risale s. 23. (15) Risale s. 24. (6) RiroJe önfôzü S. 8. (7) Risal,e s. 9. <l8) Ri'E,9.r.'e S. 9. (Uj) Risal,e s. 10. (~Q) Risaı~ S. 10.
İ24
if
Bu alemin yaratıcı~mın Kur'anda zikredilen sıfatlar'ı
va;d~r:
BJ'sii~tl~r' bah-sinde müellif. iki _yol tutmaktadır. Birinebi Allahın sıfatları, olduğunu inkar eden sözde 'feylesof olanları reddetmek. İkjnd~i: İnsanaher, hangi bir sua'~,tle1ııenzeme-yinefyecierek :Allahasıiatlar isbat etme~ (21). Allalrzatiylealim; z~ti~"le'kiıd-ır '/e zatile 'diri, i~itici ve görücüdür gibi: İ~Lkak -türe.tıne-' yoluyla' Allaha, '(kudret irade, hayat, i~itriıe. ,~görme ve ~öyleme) sıfatlannın ezeli. olduğunu' ıs'bat:'edeni ,eh-li. ~ünnet mezhehini' -benzetici" mü~ebbjhe diyerek ilerlemi~- ; (22)reddetmekten kendini 'alamamı~tır. Diğer muteziılileriıı nefy'ettiği gibi O' da AllahIİı'yanı siraon-dan ba~ka bir' kadirnin olmasını nefyeder. Ehli sünnetin isbat ettiği bu son yedi sı-fat mevs.ufları ile,'beraber kadinıdir. BU111a:Cl.i~bat-Allahtan ba~k9. birçok ,kadim-J.erü~,oırr;'asına göt~r~r- müst~ğni olan ;ıuı~l:in'bu' sı:fatlara muhtaç .oJ~lıgUll1J ~e-r'elfhrir. Mliellif: «Müşebbihenin (benzeticiler); biİin~k 'için ilme,'kadir olmak için kudrete muhÜçtır: Eğer o~]ar' olmasa aciz "ve cahll olurdu.
o
gbile'
görür; ~e kulakla' işitiı~ (23) ,dediği 'gibi değildir» demektedir (24).,; Mutezileninkendilerini te'Vhid:;~hli diye adlandırınalarına sebeb 'olan ve Allahın:'{evhid sıfatm]: gerçekle:ş' tirdiğine' inandil{ları bu, ,son,-yedi sıfa,tın nefyedilmesi, Allahı.'malılukata benzetme v£ıb:ffiiniveren diğer: mes'el~le:rl~ al<ikc;dkrdır: Müellif,i kuruntulan ortaya koyacak şeyler'i muteiileninuyguh göreceği ',şeki:ldegider-rneyi üz'erine almı~tır. ,'.~' .
. . Adalet ve' A]lahı.,Run~nla t~vsi~ 'etmek ve~nu .zul~~"sıfat~~dan::,Wiı'~~h"h7 mek meselesi de (kaza ve kader) mesele.sine bağlıdır. Bu mese1ede e:ı1lisünıi.eCt-;e mutezilenin fikirleri arasırıdaki gedik büyüktür. Ehli ~,ünnete göre insaii~'R'lidtfl 'isbat eden': v~ ezelikaderi 'llefyeden'e kaderci denİi ..Bu hususta <~kaderciler bu üm-rtıetih m'~cusileridiT» manasüıdabir'-hadisrivayet'~derle:r Kaderci ile' 'mecusi .ara' .smdah b€mzerliğe gelince':ni'ecusilex, ay dınlık ve kaPanlık ilahları ,(diye iki 'ila-ha) inc1nırlar. K;:ıderciler ;de:, İnsana niü~:takiJ bir ki.ıd]'et isbat ettiklerindeniki
ya,
ratıcı kabul etmiş olurlar. .,. " ... ,.~
Burada müellif «eğer (Allahtan kötü takdirleri nefyedene kaderci denmek)
_ do,gru. olsaydı' hınstiyanlaşmayı nefyede'ne hırıstiyan ve yahudileşmeyi nefyede' ne yahudi denmesi' doğru olurdu (25)>>. Sonra «eğer, siz onu kendinize
benzetti-.tiİz"bi'T şeyi kenciin'e isbat eden onu kendhrenisb.et edenden ona daha 'layıktır d.erlerS€,cevabımız, ararri.lzdaki münak'as.a'kadir .,olduğumuz hakkında değildir. ,Münaka~aınız kötü kaderlerin. Allaha isbatı ,ve ..onlardan münezzeholınası 'hıII'Su
stuıdadıt' ,(26)>>: Kaderci sıfat1onu:nefyüdenden' z-i.:yade.onu -isbat edene' Y.:ı.'k.ışı'r BunUl1 için ıtıüellifehli 'sünnete'l5'caderci demiştir. Burada. rrsal€yi'neşreden~
yanıJ-mı~ ve müellifin sözündeki kaderci'yl Bagderdi'nin (Fark) ında adı geçen kaderci
zannederek haşiyede mfmasjz ~eylerya;.~m]~tır (27). ", " .'.". . . .
(2ı) Risale s. 10.
(22) R:",[;':e~ı YP:yınlayan M'ü~ebbiihô~1İi1tefsi rinde yam'ıım~t-ır. Bağ-da,di:.aennıaiklet:tiği' had.di Ziı.•
tlI;.da doğnıdm:. Burada müellifin sözünü ottunla tsfs,:r c'~mt's'i ya~lhşt.ı,r. '." ....:.:.Y ,t ~.
(2~) Mut-eziIenin C'hli sünnd mezhp,hini bu ge;j{iidereISiri ve onları bıi yo.'IC:'a:iliamı yukarida
söy:e:Hğ:me C~'1lı dall'dir ki naiki'l mezhebe muha'LI c:uro,a nakil te:hlike!'erz maruz k!l'iır.
(24) Ril'>alı~s. 10.
(25) RisaIe s. 22,
(26) R,j;~,ales. 23. ',~ .. ' ",
i25
JMi.ıellif adalet bahsüı~ dön.üyo::::,,ye ehli şünneti -kgd~rci-. red için ,,(Allah) in,şpj1larıı'}fiillerini &aratmı~ olsa n,e -il)::8.i)lar.ı,GnlarCıanmenetmesi ve ne de onları yapmalarını emretmesi caiz olurdu (28), Çünkü insanın. kudreti alıt:ımııj.;pldukç<ı ona emretmenin ve. Qnu menetmenin ,bir faydası' yoktur"«Niteıkim ,azal:a,nm, ınat, ma, veya ;kı~altmalan içil(1onlara' emretıpek doğru {lImadığı gi-h>i,e;iraonIanjstedi;
ğ'İ ~~ki1de, (kendi) yaratmıştır», '<;FEüalıklarAllahtan :,g~lciikçe'insanı ,ilzam etn::ıe"
ğe delil yoktur, Hem Allah ye hem insandan olurs,aikisinin ort,ak olduklarr~:işte
sadece birinin azablanması zulüm olur. (29»>, Allah insanın fiilleriııi takdir eder
ve yaratır deyince Allahın adaletinin Vücudu kalmaz, Mahlı1kun bir i~i
yapmak-taki kudl"eti -kendine takdir edilmi~ olduğu halde- alınırsa yaptığına kar~ı onu ce. zalandırmak .:adaletsizlik olur: Bu ilahi adaJet, mUerinde serbest, ve k.adiI!,~ olduk-1c:,l'llll 'jT.aptıklarızaman, bütün mahlılkatı ':ihata., eder,>} ,:İyjd~lerirri:iz . AJlahtaru1Jıl', den~,emi#.,onları Allah., yapmış' manasınadeğil; bilakis, ondandır ,sözü" Qnlan yap: mak için kudret verdi,onl~Hı yapmaya davetet1:i,'we",yapı1ina,1arını emrettiL,mana. sın.adır, Fenalıklar ,andali. ,değildir, çünkü onlardan menetmiş ,v.e",yaptüıları. tehdit etmiştir>. "Fenalıklar şeytandandırj dememiz; milar.a te~vikedip s.apıtmaya sebeb
(20) oldu manasınadır. Adalethahsinebcığlı lıidayeJ, ve, dalalet .(31),.gücü :ıyetrheye ceği (32) ile te.,klif' gibibüçök me"elele:::de müellif .;kendi mezhebine
"göı::e',müca-dale ediyor, ' ,,,;' .""",. ; .' .',ı '.'.
,,' Müellif, ,ınsanların din vedünya~~,1€l'inindoğTu gitmesi içinPey'gan~ber.leİ gönderme'
,ve
peygam berl1ğin' isbatından' hansederkeııYpeyg;arribeF1, . gönderilmesiniii1kar (33) :euen;'Brahmaniyy$ 've Hz,'Mı:.ıIı'lmm'edin pe:ygamberliğ.i 'haktkırida;imu:. ııaka~a edip onu' kabul, etmi:yeh "yahudi ve '.h;1'1stiyanlari/ redd.6'ttiıektedir,
,.-':" ,.'." ,
:':'"i.',,,:;- . ;.-: j -i,- ;
Allah, insanbrm iyi iSilerini mlikı\aUandm}cağına ve emirlerine aykırı
ha-reket edenleri cezalandiracağma' dair .verdiği, 'o:öz',elbettev\.ıkü bul'acak ve ondan dbmneyetektir İyilik yal'jan AnahınE(2v2bm~ kotti.ıük yapan'da azabına (34)'-eıi
şecek, büyük günahişlŞyen giin:ahırilClani,;te'vhe~Btl;p.h:clöüı'neZEe,"(35) eb~df cehelf-nemde kalacak; Haks.ız' yer.e iid:'ırJil öıaüTe~ıi' ni"!}::'çalatı, '.y:oİculan 'korkutan-,yol ke:o'en-';'içki içen, ,bunIai'm 'hep,;;i"'.Kur'aıılDşehaddiyle(36)' cehennemliı{ olup Offid,",
(himi kalacaklardıL .. ,' ,"',
Müellif bu Eözünü, peygamberimi:?.in ümetine ~efaat meselesine bağlıyor \,'(: diyor ki: Mutezile bu ~efaatin mevcudiyetine inanıyor ve ona teşvik ediyor. F:Lk:ıt
b:unun yalnız Allahın razı olduğu sali.:-ımüminler2 mahnı,' bulunduğunu kabul
ediyor, Çütiifli Kur'i:\licla' «,ü1ca.kiazı 'oldu.g(j]/ol~
şe:raat
ederlPI' (37»> maıİilsında hy,tvardır', Seçtiği verazı olchiklarına ş2farti!~': m~ha:::ıcb11:1ziyade ihsaı1' ve bilğı~!iı
~.~: ~~~,.,;:,;~_, _~~_~... ... ,.. .'.. 1-._... ~ ..f'.)' i ( "(28') Risıı-:'E1's: 19, (29) ':Ris9.~es, 1'9: ..•'c (30) Rsa'c s, 20, (31) Risale s. 21, (32) R,j's,a'.es, 22, (33) Ris.ale s. IS. (34 i RIsa!e s, 18, (35) Risa'cı s, 23, .
(36) Ri,sa!e s. 23. İn:şika,k suresi 2, 3 Nisa :>:' resi 95,
126
bulunmaktır. Görüyoruz ki insanlar suçlu olmadıkian haıde, kendilerine bağıştı
bulunuİmasıiçin, hükümdar nezdinde ~cfaatç) aı:ar1ar. Allah Kur'anda, tevbe edcl1
müminIeri af edeceğini ve onlara sevap \lerecegini va'd etmiıjken -ki va'dinden
dönP'''z- arı;)ı.yüklenen melekler '(38) onlar için yine af dilerler. Bunu onlara
d",.
ha fazla sevap. verilsin ve ikram edilsin diye yaparlar (39). Ama zalimlere gelin ce, mutezile, Kıtr'an «zalimlerin 'sözü g:fçer bir. dost ve ıjefaatç:ları yoktur (rHl)'"
dediği için şefaatın onlara~amil olmadısını kabul ederler.
Müslümanların büyük gün~ıh iş1iyenler hakkında türlü düşünceleri vardıl'.
Mürde -müelilf .ehli sünneti de kasdediyor-. büyük günah .İıjleyen mümindir,
iman etmesiyle itaat, ve günah işlemesiyle isyan etmiştir . .Hariciler ise
«günahiy-le beraber yine kalirdir», demektedirler. .
Müellif '-mutezilenin mezhebinde olarak~ müreie (ehli sünnet) nin dediği
gi-bi, büyük günah işleyen mü min değil,haricilerin kabulettiği gibi de kfı:fir değil,
imanla küfr arasında bir. mertebededir, d~mektedir.
Mümin, imanile nailolduğu övm0 ve ikral11a,'övülmeye müstehak olduğu
iman sıfatı'uı kaybeden büyükgiinalı sahibi eriıjeınez, Bununla beraber
müslü-man muain~l~si görür ve, müslümüslü-manlar arasında yaıjıyan gayrı müslimler gibi şeri,
at onucii
y
? vermeyezor1amaz.' Bu cizyeyi vermekten imtina' ettiği zaman da0:'-nunla harp edilmez. O halde, o isyanetmesiyle kafirÇierecesine düşmemiştir, Bu"
nuniçin 9~a ne mümin ve ne de kilfir denemiyeceği bir mertebededir ki Kur'anın
dediği gibi, ona fasık(41) denir, İıjte fısk imanla küfr arasında bir yerdir (42).
İyiliği emretme ve kötülüğü meııetmeye gelince, -mutezilenin beş aslından
biridir-o imkimı nisbetinde vadbtir. Sözle gerçekleşmesi mümkünse [-özle, yoksa,
gerçekleşfti"esiı:ıebilfiil çalışmalı, .bu şekilde de gayeye ulaşılmazsa, bu aslı ve esası gerçekleştirmek için kılıca sarılmak caiz. olur. Bu .da «sizden iyiliğe, hayra çağı-ran, iyiligiiemreden ve kötülüğü meneden bir cemaat olsun (43)>>manasındaki it. yete göre hareketetmektir.
MüeIlif -kelam kitaplarının yaptığı gibi- risalesine imamlık. .(ha1ifelik)bah-si ile son verirken, ehli sünetin Ebu .Bekir, Ömer, Osman ve Ali) bu ,dört halife-ninfazilet dereceleri hilafet sırasına göre olduğuna dair, [özlerini red,dediyor.
Bu-rada müellifin mezhebinden bir kısım, daha meydana çıkıyor. Sahib,
mute.zililiği-ne rağmen~ii oluyor. İbni Hallegan (44): müellifin, içinde Alinin faziletlerini ve (38) Gafir sm'esi.
(39) Rjsale s, 24. (40) Ga.fi-r suresi 19,
(41) Nur sur'<s:i4, Hucurat LL.
(42) Risale s, 24, (43) Al-i İmranl00.
bna tekaddüm edenlerin kalifeliğini kabul ettiği imamlik (halifelik) adlı. bir
ld-tabı va:~dı:r»diyor. ••
Müellif -diğer mutezililer gibi- burada Alidenönceki halifelerin halifeliği
hakkında kötü bir söz söylemiyor. Fakat daha faziletli meselesinden bahsetmekte
dir. Mutezili olmayan ~ii mezhebinin halifelik ve daha faziletli~eselesine temas
eder (45). «Açık bir nass ile halifelik kendi hakkı olan Ali b. Ebi Talib halifeliği
takıyye -korkudan susmak- sebebiyle istememiştir.» E:özlerind~ onlarla münaka~a .
etmi~tir. «Ha~im oğullarının efendisi olduğu halde hakkı yerine getirmekte
takry-•
ye ona nasıl yakı~ır. Sa'd b. Ubade mulıalefetini ilim ettiği zaman, muhacir ve
en-sarla vuruştuğu zaman Ali'den daha kuvvetli miydi? Açık bir naf.'Solduğu sözüne
gelince, bu çürük bir sözdür. Müslüman 1'ara halife olmak gibi mühim bir işte,
milletten açık bir nassın kapalı kalİnası doğru olsaydı, al.tıncı bir namazın ve
Ra-mazan ayından ba~ka oruç tutulan bir ayın gizl~ kalması mümkün olurdu» diye
müellif onları reddediyol' (46).
Muhammed Tanci
(45) Risale s. 25.
....". t."" ..~'. \.{,