O s
Emirgân
ve
Balfalimanı
Orhan ÇÎNİLÎ
Boyacıköy ile Emirgân iskeleleri otuz yıl kadar önce birleştirilmiş ve Mirgün İskelesi kurulmuştu. Boyacıköy iskelesi biraz daha aşağıda, Emirgân is kelesi de Çınarlı kahvenin önünde idi. Şimdiki is kelenin Köprüye olan mesafesi 7 milden biraz fazla olup 13 kilomatredir. Her iki iskele birbirine pek yakın oldukları için bir mahalle saymakta hata yoktur. Boyacıköy mahallesinin b uadı almasına se bep vaktiyle burada boyacılık sanatının yapılmış olmasıdır. 1221 Rumi yılında Kırklareünden îstan- bula Kafkaryodi namında kalabalık bir aile göçmüş tür. O zaman Padişah olan Üçüncü Selim (1789 — 1807) yünlü kumaşlardan yapılan fesleri gayet iyi boyayan bu sanatçı aileye bir yer beğenmelerini emretmiştir. Onlar da bütün îstanbulu dolaşarak şimdiki Boyacıköyün yerini seçmişlerdir. Kırk ev tutan bu aile buraya yerleşmiş ve boyacılıkla meş gul oldukları için köyün ismi Boyacıköy kalmıştır.
Köyde Rum ve Ermeni Kiliseleri, çeşmeler vardır. Emirgân daha eskidir. BizanslIlar zamanında burası büyük bir servi ormanı imiş. O zaman bura ya «Kiparodes» ismi verilmekteydi. Servi ormanı nın içinde bir de mabet bulunmakta idi. Fetihten sonra kıyıda yalılar yapılmağa başlamış ve mahal le kurulmuştur. Dördüncü Murat (1622 — 1648) Rumi 1045 yılında Revan Kalesini fetettiği zaman Kale Muhafızı, Iran ümerasından Mirgûne oğlu Tahmasep Kolu Han idi. Sonradan Yusuf Paşa olan bu zat Dördüncü Murata Revan Kalesinin anahtar larını teslim etmiş ve affını istemiştir. Padişah da onu bin neferiyle affederek Halep Vilâyetini de ih san etmiştir. Yusuf Paşa Dördüncü Muratm mecli sine girerek onun teveccühünü kazanmıştır. Bu ilti fatın neticesi olarak Yusuf Paşa Şimdiki Mirgünde Padişahın kendisine yaptırdığı bir yalıya sahip ol
muştur. Mirgüne oğlu Yusuf Paşanın yalısından dolayı bu semt Mirgün adını almıştır. Sonradan Emirgân ismi ile anılmış ise de doğrusu Mirgündür. Yusuf Paşa Padişahın bendelerinden olduğu için köşkünde Padişaha bir taht yaptırmış ve Padişah da çok kereler yalıya gitmiştir. Bu ziyaretlerde iyi musuki bilen Yusuf Paşa hünerini göstermiştir. Paşanın Boğazın imarında hizmeti görülmüştür.
"TT-SO
\[İSTANBUL MESİRELERİ: 44
Mirgün inkişafı Birinci Abdülhamidin zamanı na rastlamaktadır. (1773 — 1789). Hattâ sahildeki cami de onun eseridir. Bu semt asıl Üçüncü Selim (1789 — 1807) zamanında imar görmüştür. Paşa burada güzel bir köşkle bir yalı yaptırmıştır. Ayrı
ca kız ve erkekler için iki okul da inşa ettirmiştir. Emirgân Korusunun tanzimi de onun eseridir 327040 metre kare olan bu koru Belediyece almarak park haüne konulmuştur, içinde akar sulan, gölleri, köşkleri ile ve özellikle manzarası ile şahane bir ge zi yeridir. Bu korunun evvelce Murat tarafından Mirgüne oğluna verüen köşk ve bahçe olduğu hak kında bir bilgi varsa da bunda kesinlilik yoktur.
Mirgün Camisinin yanında Şerif Abdullah pa şanın ahfadına ait yalının selâmlık kısmı eski eser lerden sayılır.
Mirgün, suyu bol bir bölge olduğundan bir çok çeşmeleri vardır. Meydandaki büyük çeşme Murat IV tarafından yaptırılmış olup buz gibi bir su ak
maktadır. Valde bendinden gelen bu su okadar iyi değildir. Mirgünün asıl suyu (Kanlı Kavak) ismiy le tanınan sudur. Derecesi 3 olmakla beraber lez zeti nefistir. Kaynağı Hacı Osman bayın civarın dadır.
Balta lim anı — Mirgünle Rumeühisan arasın da Baltaümanı denilen bir vadi vardır ki, tarihi önemi bakımından İncelenmeğe değer.
Küçük bir liman olan koyun arkası geniş bir vadidir. Eski ismi Filidalia’dır. Balta lim anı Istan-
bulu alan Türklerin ilk limanı olmuştur.
1453 yıhnda Fatih Sultan Mehmet, Donanma Kumandanı olan Baltaoğlu Süleyman bey filosunu Marmaradan buraya getirmiş, 420 parça olan ge milerini burada demirletmiştir. Sonradan bu gemi lerin 20 kadan Beşiktaş, Dolmabahçe veya Topha neden geçirilerek Halice indirilmiştir. Süleyman bey Balta isminde bir Bulgarin oğlu iken Muratın Bulgaristan seferinde esir alınmış ve sarayda ter biye edilmiştir. Sarayda deniz endüstrisini öğren miştir.
Liman küçük olmakla beraber derindir. Yuka rıdan gelen bir dere aynı isimle bu limana akar.
Balta limanının çayırı da meşhurdur. Eskiden sayılı mesirelerimizdendi. Buradaki çeşme ve dut ağaçlan Hezarpare Ahmet Paşa zamanmdandır.
Balta Limanının son yüzyıllara ait tarihi de önemlidir. 1834 te aktedilen ticaret muahedesi ile 1841 de Avrupa Devletleriyle yapılan muahedena- me ve Tuna Andlaşması burada imzalanmıştır. Bu andlaşmaları akteden Büyük Reşit Paşanm meşhur yalısı da burada idi. Baltalimanında bugün mevcut olan Kıyısarayı, Sevr antlaşmasını imza eden Damat Feridin karısı Seniha Sultanın yalısıdır. Bu yalının içi vaktiyle pek güzelmiş. Binada şimdi Kemik ve Mafsal Veremi Hastanesi bulunmaktadır.
-
9
-Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi