BEREKETOĞLU
KAPAK : Kendi portresi 61X50 cm. 1920
Bu Broşür Sanatçının 1 5 - 2 7 Nisan 1972 tarihleri arası Ankara Güzel Sanatlar Galerisin’de açılan Retrospektif Resim Sergisi için ailesi tarafından hazırlanmıştır.
Ö N S Ö Z
Vecih Bereketoğlu ile 25 sene arkadaşlık ettim. Cumhurbaşkanı iken, yanımda yüksek bir memur ola
rak tanıştım. Serbest vatandaşların arkadaşlığıyla ayrıl dım.
Bereketoğlu sonunda benim yakın arkadaşım ol muştur. Samimi güvenim bulunan bir insandı, insan va sıfları her bakımdan yüksek olan bir tanıdığımdı.
Bütün hayatında seçkin vasfı, san’atkârlığı ve ça lışkanlığı olmuştur. Bir güzel san’at mütehassısının hiçbir zaman işsiz sayılamıyacak hayat tarzını Bereket- oğlu’nda görmüşümdür. Tabiatla, onun herkese görün meyen taraflarıyla, san’atkâr daima yakın temasta bulu nan insandır. Bu sebeple kitabı daima açıktır, bilene okuyacak sahifeleri daima hazırdır.
Bereketoğlu bu çapta bir büyük san’atkâr ve res sam idi. Hayatının sonuna kadar aile velisi, arkadaşla rının, yani benim gibilerin yakın müşaviri ve hepsinin üstünde daima ince ve mutlu bir san’atkâr idi.
Vecih Bereketoğlu’nu bir büyük san’atkâr, bir sa mimi arkadaş gibi daima saygı ile hatırlıyacağım.
Değerli sanatkâr Vecih Bereketoğlu’nu eskiden gı yaben tanırdım. 1932 de Kadıköy Mühürdar’da tesadü fen karşı karşıya oturduğumuz zaman yakından tanı dım. Bu olgun ve zeki insanı daha çok sevdim.
Resim tekniğinin inceliklerini bilen, çok okuyan bu kıymetli ve hassas insanla konuşmak benim için büyük bir zevk oldu.
Kutularımızı, tuallerimizi alarak ekseriya Kurbağlıde- reye, Fenerbahçeye, Çamlıca taraflarına, bazan da Bo ğaza giderek neşe içinde iki sevişen dost olarak çalı şır; dönüşte evinin bahçesindeki şirin atelyesinde yap tığımız resimlere bakarak çaylarımızı içerdik. Bu çalış ma uzun seneler sürdü. Çok kere geceleri de buluşur, sohbet ederdik.
Kendisi sanatta hiçbir zaman taklide kapılmamış, daima samimiyetle çalışmıştır. Empresyonist bir anla yışa sahipti. Yaşlı veya genç herkesin kendisine karşı olan sevgisinin yarattığı otoritesi ile Güzel Sanatlar Blrliği’nln bugüne kadar yaşamasında büyük hissesi vardır.
Memlekete bıraktığı güzel, ahenkli natürmort ve peyzajları ile Türk resim tarihindeki önemli mevkiini daima muhafaza edecektir.
O’nu her vesile ile insan Vecih, arakdaş Vecih, sa natkâr Vecih olarak hatırlayacak, hörmet ve rahmetle anacağım.
Kaybetmekteyiz yerine konulamıyacak değerleri. Biz fakirleşmekteyiz, âlemi bekâ zenginleşmekte. Arka sından içimiz paramparça bakakaldık Vecih Bereket- oğlu’nun. Kendinden önce tablolarını tanımıştım Gala tasaray Sergilerinde. Sabahın durgun sularının, İstan bul derelerinin ressamı idi. Haşan Vecih Bey. Tuhaftır, yaşı bakımdan bize yakın, başı bakımından bizden uzaktı. Ama bizim kuşak, o vakitler sanat çevresine sa- rılmamıştı, yalnız kalacaktı, gençti, erken yetişmiş ol manın itelemesiyle Çallı kuşağına dolandı. Herkesin inancına saygılı, sanat çevresine vefalı idi. Merhum’u şahsen, Ankara’da tanıdım. Kavaklıdere’nin kavakları nın, Çankaya sırtlarının ressamı olmuştu. Bir ressamın atölyesini, eserlerinin bütününü görmeden zengin şah siyetinin derinliklerine inilemiyor. Vecih Bereketoğlu’- nun asil sanat yüzünü, atölyesindeki tablolarında gör düm, hayran oldum. Şimdi bir varmış, bir yokmuş mu diyeceğiz ona? Bunu yapamayız, çünkü tabloları var karşımızda. Zamanımızı düşünüyorum da, bir tek kusu ru, çok iyi insan olması idi. Nur içinde yatsın.
14 Şubat 1972
Sayın Vecih Bey arkadaşımızın ölümünün Türk sa nat aleminde bıraktığı elim boşluğu ben de derin bir acı ile hissetmekteyim. Bilhassa Salacak, Kurbağlıdere, Moda, Fenerbahçe’deki çalışmalarında sakin, sade gö rüntülü sabah saatlerinin mahmurluğunu yaşatan şiir dolu ince duygulu eserlerini hayatım boyunca unutamı- yacağım. Ardında kıymetli eserler, arkadaşlarında unu tulmaz hoş hatıralar bıraktı. Ruhu şad olsun.
Anadoludaki milli mücadelemizin başarısından son ra 1923 yıllarında yurdumuzda tek sanat hareketi ola rak bilinen İstanbul Galatasaray resim resgilerini gör menin bizim uykularımızı kaçırdığı günlerin birinde Be- reketoğlu Vecih’i bu sergide tanımıştım.
Kendisini ilk gördüğümde henüz genç yaşta, dik dörtgen şeklinde bir yüz ve çok canlı ufak mavi gözle ri, geriye taranmış kızıl saçları ile nazarı dikkati çeki yordu. Bu sıralarda ben de çocuk denilebilecek bir çağda, şimdiki Güzel Sanatlar Akademisi, o zamanlarda Sanayi-i Nefise Mektebi Âilisine devam etmenin mutlu luğu içinde bir gün hocam Çallı İbrahim'i Çemberlitaş- daki Türk üslubu dekorasyonla, güzel talik yazılarıyle, şair Nedim ve Yahya Kemal’in şiirleriyle bezendirilmiş atelyesinde ziyaret ettiğim bir sırada Bereketoğlu Ve- cih’in portresini o zamanın ünlü ressamları ve portre üstatları, hocalarımız olan Namık İsmail, Feyhaman ve Çallı İbrahim yarışırcasına tuvallerine aksettirmeye ça lışıyorlardı. Herhalde Bereketoğlu Vecih’in bu portre lerini bir ücret karşılığı değil de, ancok ona olan dost luklarında bir yarışma olarak yaptıkları anlaşılıyordu.
Bereketoğlu Vecih mensubu olduğu Güzel Sanat lar Birliği’nin ressamlar gurubunun sütunlarından biri, cemiyetin itibarlı bir üyesi olarak hayatının son anlarına kadar faydalı olmuş bir kişidir. Kendisini bu sergisi ve silesiyle sevgi ve saygıyla yadederiz.
Kazasker Bereketzade Cemalettin Molla Efendi, Abdülhamid’in rahatsız olduğu, çevresinden uzaklaştır dığı kişilerdendi. Bilimde allâme, inandığını çekinme den söylediği için doğru sözlü olarak tanınmıştı. Rume li’de Türklerin haklarını korumada sarayla çekişme ha lindeydi. Abdülhamit tarafından Mısır Kadılığına gön derildi. Bilindiği gibi bu, o dönemlerin sürgün cezasıydı bir çeşit. Cemâleddin Molla Efendi bir kitap yayınladı Kahire’de. Bu kitap Abdülhamit’i çıldırtan üç kitaptan biri oldu. (1)
Artık ona izin de verilmiyor, İstanbul’a sokulmu yor, memleketi Rodos’a bile gitmesine engel olunuyor du. Haşan Vecih adını verdiği oğlu, bu sırada 7 Ağustos 1890 günü Kahire’de dünyaya geldi. Annesi İsmet Ha nımefendiydi.
Bu kültürlü aile küçük Vecih’i özenle yetiştirdi. Han gi tarihte Rodos’a döndüklerini bilmiyoruz. Fakat ço cukluğu burada geçmiş, ilk, orta ve lise öğrenimini bu rada yapmıştır.
Haşan Vecih yüksek öğrenim için İstanbul’a geldi ve hukuk alanını seçti. Resme de yirmi yaşlarında bura da başladı. Çok geçmeden hukuk mesleğini bir kenara itti ve kendini tam olarak sanata adadı.
İlk resim çalışmalarını .HalMPaşaJJe^j^ag^ı. Sanat hayatının sonuna kadar sürdürdüğü espriyi, böylece ondan yakalamış oldu, ilk resimlerini vefatından kırk- dokuz yıl önce 19 Haziran 1922 de Rodosta sergilemlşİL
(1) 13 Mayıs 1933 tarihli Milliyet Gazetesi. “S. N. Abdülhamit’i çıldırtan üç kitap”
1923 yılında Mahmut Be^J<ızı_Le^lâ_JHar^
di "Âvnı vıl Paris’e gitti ve__Açademie Julian’a devam etti. Kızı F^tm ^Harm
O sıralarda örgütlenen, kültür ve sanat konularını genişliğine ele alan Halkevleri çalışmalarına katıldı ve uzun süre K a d ı k ö ^ H â « Bu çevrenin kuytuluklarını ve serinliklerini yakalayan güç lü eserlerini vermeye başladı.
^ ocinin niîımıi üzerine Ankara’ya vp.rifiati. ve Cumhurbaşkanlığı Daire Müdürü olarak göj^v|endirM- di. O günlerin bozkırdan farksız Ankaıası nı, o kısır bit kileri konu aldığı tuvallerini şiirlere bürüdü.
Doğaya oldum olası alabildiğine tutkundu. Sayın Eşref Üren’in de Enstantanelerimde belirttiği gibi evi nin bahçesine hiç el sürmez, doğayı özgür bırakır, gü zelliği burada arar, yapmacıktan hoşlanmazdı. Böylesi
bir doğa tutkusu, onu bir açık hava ressamı yapmıştır. O da Nazmi Ziya Güran gibi sabahın ilk ışıklarına mef tundu. Peyzajlarının önemli bir kısmı, günün bu saatle rinde meydana getirilmiştir.
n|-jmiP|-j/firmisti. Peyzaj ve natürmortta olduğu kadar figürde de ustaydı. Verdiği pek çok eser, onun aynı za manda başarılı bir portre ressamı olduğunu ispatlamak tadır.
O da resmin namus ve haysiyeti üzerine titrer, bol bol desen çizerdi. Günümüzde bir çoklarının dudak bük tüğü, daha doğrusu beceremediği desen...
Bereketoğlu, 1950 de kendi isteği ile görevinden ayrıldı. Bu tarihden sonra hiçbir resmî görev kabul et medi.
Türk Ressamlar Cemiyeti ve* Güzel Sanatlar Birli- ği’nin kurucularındandır. Bu teşekküllerin yurt içinde veyunaTşmcIaHDÜtün sergilerine katılmıştır.
Devlet Resim ve Heykel Sergileri jüri üyeliklerinde bulunmuş, çeşitli dergi ve gazetelerde, bu arada Yen^ Mecmua ve La Türeme Kemaliste’de makale ve sanat eleştirileri yayınlanmıştır.
Konur Sokaktaki evinde onun her akşam sürdürdü ğü saat 17 çayları meşhurdur. Bu saatler onun sanatçı dostları ile sohbet ettiği, karşılıklı anıların anıldığı, günün sanat konularının gözden geçirildiği saatlerdi.
Haşan Vecih Bereketoğlu’nun çok geniş kültürü vardı. Müzikle_de_uğraşır, çqkj^üzeM<eman çalardı.
Çok velûd bir ressamdı. Durmadan çalışmış, pek çok eser meydana getirmiştir.
Resim ve Heykel Müzesi’nde, Milli Kütüphane ko leksiyonunda, resmî ve özel bir çok kolleksiyonlarda eserleri yer almıştır.
Pek mütevazı, haluk, maddeye değer vermiyen bir yaradılışı vardı. Hayatı boyunca kimseyi incittiği görül memiştir.
Kurbağalıdere 4 1 x 3 3 cm. 1927
Üsküdar’da Sokak 6 5 x 5 0 cm. 1930
Alanya 3 3 x 2 4 cm. 1961
Çankaya
Nakkaştepeden Boğaz
'H
as
m
L C V
Sandallar 3 3 x 2 4 1970
Baskı : NURAY Matbaası - Tel : 19 33 99 - ANKARA Klişe : EMEK Klişe
Tarih : 10 - Nisan - 1972
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi