BAZI AYET VE HADİSLER DOGRULTUSUNDA,
İSLAM AÇIŞ,INDAN Mps.İKI SA~ATININ .
DEGERLENDIRILMESI
Dr. Bayram AKDOGAN
A. GenelOlarak isMm'ın Musikiye Bakışı
Masikinin iki ana unsurunu oluşturan ses (vokal) ve söz (güfte) insa-nın en önemli vasıflanndan olup, duygusunu ifade edebilmesinde çok kıymetli vasıtalardır. İnsanlar ilk defa bu unsurlardan hangisiyle hislerini dile getirn:ıişlerdir sorusuna bazıları: "Teganni ve terennüm, konuşmadan evveldir. Insanlar konuşmaya muktedir olamadıklan zamanda hislerini kuşlar gibi terennüm ile ifade etmişlerdir" demektedir. Beşeri duygulann en tabiisi olan hislerin ifade edilmesinde bu derece önemli bir rol oyna-yan masikınin, insanlık tarihi kadar eski bir mazisi vardır. İnsanın tabia-tında güzel duygulara, hissiyat-ı aliyye adı verilen estetik ve din gibi hu-suslara meyletmek vardır. Her insan yaratılış gereği bu duygulara sahiptir. Güzelliğe ve güzelolan şeylere içten ilgi duyması, icad ettiği şeylerde daima en üstününü ve en mükemmelini bulmaya çalışması, bun-lann hepsi, ondaki bu duygubun-lann eseridir.
İnsandaki bu duygular ne kadar tabii ise, onun hayatına yön verecek ve en güzel hayatı temin edecek olan İslam. dini de, onun fıtratına en uygun dindir. Bu din, jnsanın makulolan her türlü duygu ve isteklerini yerine getirebilecek, dünyevi güzellikl~rden onun azami derecede istifa edebilmesini sağlayacak yegane dindir. Islam dininin fım olması da onun yaratılışına, rfihi ve bedenı özelliklerine uygun olması demek olup, .onda-ki maddı ve manevı kabiliyetlerin hiç birisini reddetmez demektir. Insan-daki istidat ve kabiliyetlerin geliştirilmesini ve olgunlaştıolmasını isteyen İslam dini, bu özelliklerin yer!i yerinde kullanılmasını, kötü amaçlarla kullanılmamasını tavsiye eder. Insanın güzel sanatlara karşı alanilgisine, İslam dini hel al ve tatmin edici yollan daima göstermiş, hiç bir zaman bu konularda din engeli olarak onun karşısına çıkm~mıştır. İşte, insanın ya-ratılışı ve onun karekterine uyması bakımından Islam dini ne kadar fım bir özelliğe sahipse, masiki de insan için o kadar tabii bir olaydır. Masikinin temelini oluşturan ses ve ölçü (usa!), Allah tarafından
yaratıl-380 BAYRAM AKDOGAN
mış ve insanın ruhuna yerleştirilmiştir. İnsanın en önemli organı olan kal-binin atışını dahi san~i bir kudumün kuvvetli (düm) ve hafif (tek) vuruşu gibi tanzim etmiştir. Insanın yaratılışında ritmik bir özellik vardır. Ondaki bu duygunun yok edilmesi. veya tamamen koparılması mümkün değildir. Bundan dolayı musikı ile Islam dini arasında bir münasebetin olması ve birbirine zıt iki unsur olarak değerlendirilmemesi pek tabii bir hadisedir.
Hz. Peygamber zamanında musikı nazariyatının ve bestelenmiş şiir-lerin ..bulunmadığı söylenmektedir. Rivayetıere göre Arap şiiri en erken Hz. ümer zamanında bestelenmiştir. Bu işin daha sonraları yapıldığı ihti-mali de vardır. İlk defa nağme ile okuyanın Ubeydullah b. Ebi Bekre ol-duğu söylenmektedirl,
B. Musikini" İslam Dı'nindeki Yeri
İslam dininde musikılconusunun naslar (ayet ve hadisler) açısından muhaddisler, müfessirler, fakihler ve diğer alimlerin değerlendirmeleri yönünden ele alınması mümkündür. Biz teferrnatına dalmadan öncelikle bu konunun ana kaynaklardak i durumuna geçecek olursak, meseleyi daha kısa ve öz olarak anlama imkanına kavuşmuş olacağız.
İslamın ana kaynaklarından birisi olan Kur'an-ı Kerim ayetlerini ele alacak olursak, musikınin lehinde veya aleyhinde olan bir hüküm bulma-mız mümkün değildir. Kur'an ayetlerinden musikınin bir sanat olarak veya genelolarak haram olduğuna dair bir hüküm çıkarmamız mümkün değildir. Helal oluşuna dair açıkca bir ayet de olmamakla birlikte, bunun da hakkında hüküm verilmemiş olan bir çok nimetler gibi mübah olduğu hususundaki görüşler daha fazladır. Şu var ki heıaı olduğu apaçık olan bazı hususların dahi kötü amaçla ve maksadının dışında kullanıldığı zaman haram olacağı açıktır. Eğer kötüye kullanılma ihtimali olan bir takım şeylerin normal şartlarda da haram olacağı kanaatine gidecek olur-sak, o zaman Allah'ın kullarına bahşettiği bir çok nimeti kısıtlama ve inkar yoluna gitmiş oluruz ki, bu koımda nefsimizden de öteye geçerek, başkalarını bundan mahrum etmek hakkımız değildir.
Kur'an'da özellikle çirkin ses kötülenmiş ve "Yürüyüşünde mütevazi
ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini, elbetteki eşeklerin sesidir."ı bu-yurulmuştur. Bu konu, musikınin mübah olduğunu. kabul edenler ve haram olduğunu söyleyenler arasında tartışılmış, her iki taraf da fikirleri-nin doğruluğunu isbat etmek iı~inbir takım ayetleri delil olarak göstermiş-tir. Ancak, yukarıda belirttiğimiz gibi bu ayetlerden kesin 'olarak musikınin heıaı veya haram oluşuna dair bir hüküm çıkarmak mümkün değil?ir.
I. Ebu!1-fadl Cemaleddin Muhammed Muhammed b. Mukarrem tbn Manzilr; Lisdnu'I-Arab,BeyrutM.I968/H.l388,c.XV,s.136.
İSLAM AçıSıNDAN MÜstKİ SANATıNIN DEÖERLENDİRh.MESİ 38ı
MAsikinin lehinde ve aleyhinde görüş ileri sürenler, hadislerden de deliller ileri sürmüşlerdir. Ancak mAsikinin mübah olduğuna delil olarak gösterilen hadisler daha net, rivayet bakımından daha sağlam, İslam'ın genel prensiplerine ve dünya göıiişüne daha uygun göıiilmektedir.
MAsikinin haram olduğuna delil olarak gösterilen hadislerin bir çoğu mevzu, bir kısmı ravinin kendi müıalaası ve bir kısmı da o hadisin vün1duna sebep olan olayın tam anlaşılmadan mAsiki aleyhine delil ola-rak kullanıldığını göstermektedir. Konu ile ilgili olatak ileri süıiilen ayetleri ve kaynak olarak gösterilen hadisleri ileride tek tek ele alacağız.
Şu halde, İslam'ın birdünya göıiişü olduğunu, onun insana maddi ve manevi yönden bakışını göz önünde bulundurursak, insanın fıtratı icabı ilgi duyduğu mAsiki alanında bu yüce dinde bir çözüm bulamaması
müm-kün değildir. '
Günümüzde en çok tartışılan aktüel konulardan birisi de mAsiki ko-nusudur. Mahalli ve uzak mesafeli radyo ve televizyon yayımlarının sü-ratle çoğalması, özellikle islami prensiplereve milli örf ve adetlerebağlı yayımcılığın gündemde tutulması, mAsiki konusu üzerinde her zamankin-den daha fazla durulmasını gerektirmiştir. Bazı müslümanlar her türlü mAsikiye karşı olup, mAsikiye sırt çevirirken, bazıları da bir takım husus -lara riayetle mAsiki dinlernede bir sakınca görmediklerini söylemekte ve bir çok meşru nimetler gibi mOsikiyi de mübah kabul etmektedirler. Bir diğer grup da bu ikisi arasında, bu konuda nasıl davranacağını bilmeyip, toplum içindeyken başkaları tarafından ayıplanmamak için mAsikiye kar-şıymış gibi göıiinmekte, evinderadyo ve televizyonlarıyla başbaşa kalın-ca -bazı alimlerin mAsiki konusundaki yasaklayıcı- açıklamalarını tatmin edici bulmayarak- haram hela! konusunda vicdanına danışarak, şarkı ve türküleri dinlemektedir. Bunlardan her birisi de İslami kaidelere uyduğu-nu söylemekte ve hepsi de Hz. Peygamberin sünnetine tabi olduğunu iddia etmektedir. Aynı Kitaba ve Sünnete inanan müsl'ümanların, tatbikat-ta birbirine zıt olan bu davranışlarının sebeplerini bir kaç maddede topla-mak mümkündür:
1. MAsikinin mübah olduğunu gösteren hadislerin iyi anlaşılmaması, masikiye karşı olanlar tarafından bu hadislere değişik anlamlar verilmesi. 2. MAsiki konusunda, Hz. Peygamberin uygulamasından çok sahabe sözü ve ictihadına (mevkOf hadis' e) dayanılması.
3. Masikinin cinsi, okuyanın durumu, meclisin hali, sözlerin (güfte-nin) niteliği, icra yeri ve zamanı gibi hususlarda müslümanların farklı gö-ıiişlere sahipolmaları.
382 BA YRAM AKDOöAN
4.Bazı tarikat öncülerinin musikıye ilgi duymaları ve müsamaha et-meleri hatta teşvik etme.erine rağmen, diğerlerinin, bunun aksine masikınin her çeşidini yasaldama yolunu tercih etmesi.
5. Masikınin kötüye kullanılmaya müsait bir konu olması sebebiyle, halkın bunu kötüye kuııanması ihtimalini göz önünde bulunduran bazı fa-kihlerin, musiki sanatını en adi meslekler içinde zikretmeleri, bu sanatla uğraşanları fasık olarak nitl~lendirip, şahadetlerini reddetmeleri, salt ya-sakçılık anlayışıyla musikı konusunu "Kitabu 'l-Lehviyyat" bablarında zikretmeleridir. Böylece, ihtimal dahilinde olan bir takım endişelerin halka yansımasına sebep olunmuş, meselelerin inceliği ve sebepleri açık-lanmamıştır. Dolayısiyle, bu konu hakkında liyakatsiz kişil~rin verdikleri bilgiler, toplum içinde dt:ği:iik anlayışlara seQep olmuştur. Islamı sahada söz sahibi kişilerin bu konuda çözüm araması yerine, perhizkar bir yol takip etmeleri en kolay yololarak görülmüştür. Böylece müslümanlar ara-sında, musikl konusunda denişik uygulamalar ortaya çıkmıştır.
Musiki konusunda İslam alimleri arasında ihtilaf, musikınin varlığın-da değil, musikınin türündedir. Katip Çelebi "Mızanu'l-Hakk fi İhtiyari'l-Ehakk" adlı eserinde musiki konusunda açıklamalar yaptıktan sonra
"Herkesin yöneldiği bi,. kıblesi vardır ...,,3 ayetini zikrettikten sonra "Aklı olan bu soydan eski Dir kavganın yatışıp biteceği umudunda olup ahmak-lık etmez vesselam.,,4 deyiı: bahsi bitirir. Eğer ilim aaamları meselelere çözüm arayışı içinde olmaz, seyirci kalacak olurlarsa bu türden çekişme-. lerin bitmeyeceği muhakkaj,tır. Bu bakımdan musiki konusunda bazı
açıklamalar yapmada faydabr mülahaza etmekteyiz.
Öncelikle, musık1yi Aııah'ın diğer nimetleri gibi insanlığa sunulmuş bir nimet olarak kabul etmek., onu yararlı işlerde kullanmak, kesin olma-yan bilgilerden yola çıkarak hayatın dışına atmaktan daha anlamlıdır. Insan, yaratılışı gereği daima fıtratına uygun olana yönelir. Allah Teala insan fıtratının gerektirdiği her konuda, en uygun olanını getirmiş ve kul-larına kolaylıklar sağlamışte. Emir ve yasaklarında kuııarının fıtratını en iyi bilen rabbimiz, fıtratımıza ters düşen hiç bir şeyle bizleri sorumlu tut-mamıştır. Ses ve nağmeler ,je Aııah'ın kullarına verdiği nimetlerdendir. Beşikteki bebekten, meralarda yayılan hayvanlardan, gökte uçan kuşlara varıncaya kadar her canlı ya tesir ~den musikl, bir tedavi aracı olarak kul-lanılmasından, duygu ve düşüncelerin ifade edilmesine kadar, insan haya-tında çok önemli bir mevkiye sahiptir. Böyle bir kıymeti haiz olan musikıyi hafife almak, (mu önemsememek, insanJarı bundan uzaklaştır-maya çalışmak, hele hele bı; değerli sanatı düşmanlarımızın eline terket-. rnek çok tehlikeli ve yanlıştır. Hakkında kesin hüki:im bulunmayan eşya~a 3. el-Bakara sAresi: 2/148.
4. Miziinu'l-Hakkj'i İhriyiiri'I-Ehakk; Haz. Orhan Şaik Gökyay, MEB, İstanbul 1972,
Teganni konusu, s.21. i
•
İSLAM AçıSINDAN MÜStıd SANATININ DEGERLENDİRİLMESİ 383
aslölan ibahedir. Eşyanın hükmü, kullandış amacına göre değiştiğinden, mOsikiyi de, sesin ve birbirinden güzel nağmelerin yaratıcısı adına kullan-mak çok daha anlamlı ve doğru bir davranış olur.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'den günümüze gelinceye kadar mAsiki konusunda çok şeyler söylenmiştir. Bunlara bakarak, bugün mAsiki hakkında bir kanaate ulaşmamız çok zordur. çünkü nasıarın dışın-da bir çok kişisel kanaatler, idışın-dareci ve hakimlerin baskısı altındışın-da görev yapan alimlerin zorunlu olarak verdikleri fetvalar kaynaklara yansımıştır. Dinin bir çok ana ve taIi konularda olduğu gibi mAsiki konusunda da ana kaynakların yani ayet ve hadislerin ele alınması gerekmektedir. çünkü dindarlıkta kimse Allah ResOlünün önüne geçemez, kimse de Allah'a di-nini öğretemez.
Kaynaklarda geçtiği üzere, Hz. Peygamber zamanında onun ibadeti-ni azımsayan veya onun ibadeti karşısında kendi ibadetiibadeti-ni az bulup ümit-sizliğe düşen kişiler olmuştur. Aşağıdaki hadis buna bir misal teşkil
et-mektedir. .
Enes b. Malik (R.A.)'den rivayet edilmiştir ki şöyle diyor: Bir gün üç kişi Hz. Peygamberin hanımlarının bulunduğu eve geldi ve Nebi (S.A.V.)'in ibadetinden sordular. Kendilerine bu konuda gereken bilgi ve-rilince, onlar, bunu azımsar gibi oldular ve Peygamber (S.A.V.) nerede, biz neredeyiz. Halbuki geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilmiş de-diler. Bunun üzerine onlardan birisi: "Ben geceleri uyumayıp hep namaz kılarak ömrümü geçireceğim" dedi. Diğeri de: "Ben daima oruç tutup hiç orucu mu bozmayacağım" dedi. Diğeri de: "Ben de kadınlardan uzak durup ömrün boyunca evlenmiyeceğim" dedi. Resulullah geldi ve onlara:
"Şöyle şöyle diyenler sivnisiniz? Allah'a yemin ederim ki, sizin Allah 'tan en çok korkanınız ve sakınanınız benim. Fakat ben oruç tutarım ve iftar ederim, namaz kılarım ve uyurum, kadınlarla da evlenirim. (Işte bu benim sünnetimdirJ. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse bendendeğildir"
bu-s
yurdu.
Esed oğullarından bir topluluk, bir kıtlık senesinde Medine'ye gele-rek iman ettiklerini söylemişler ve Hz. Peygamber'e "Sana yüklerimiz ve .ailelerimizle geldik. Seninle falan kabile gibi savaşmadık" demişler, sada-ka istemişlerdi. Hucurat suresi 14. ayeti onların bu durumunu tahlil ede-rek, onların kalpten tasdik etmediklerini, sadece dilden teslimiyetlerini belirttiklerini ifade etmektedir. İman ettiklerini başa kakarak bildiren ve şeriatın kendi isteklerine göre hükmetmesini isteyen bu topluluk hakkında
"De ki: siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde
olan-5. Ebu Abdillah Muhammed b. İsmail el-Buhari, Sahihu Buhilrı, Nilcah: 67, bab: I, c.VI, s.1 16 (8 cüz), İstanbul 1979.
384 BA YRAM AKDOGAN
i
ları da bilir, yerde'olanları da. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.,,6 buyu~ .
rulmuştur. İslam tarihinde, savaşlardaki ganimetkrin taksimi konusunda bazı müslümanların Hz. Peygamber'den adil davranmasını istemeleri, taksimat konusunda kendilerine göre yorum yapmaları gibi bazı hadiseler gösteriyor ki, asn-ı saadette olduğu gibi bugün d~ bazı kişiler Allah ve ResUlünün önüne geçerek -dindar olma hevesiyk- kişisel düşüncelerini İslam' ın prensipleriymiş gibi ortaya koymakta Vf: müslümanları hiç bir
tutarlılığı olmayan bu hükümlere itaat ettirmeye çalışmaktadır. Bana veya sana göre haram olmaz, bir şeyancak Allah ve Re:iUlünün emri ve yasağı olduğu için helal veya haram olur.
İslam alimleri mAsiki konusunda, lehinde 've aleyhinde Kur'an-ı Kerim'de açıkca bir hüklim bulunmadığı hususunda ittifak etmektedirler.' Ancak İbn Mes'ud ve Mücahid (R.A.) gibi bazı alimler, ayetler içerisinde geçen bazı kelimelerden murad şudur diyerek, bunları mAsiki aleyhinde kaynak olarak göstermeye çalışmışlardır ki, bu ayetlerin nüzUl sebepleri araştınldığında mAsiki ile hiç bir alakası olmadığı açıkca,görülmektedir.
İslam araştırmalannda bir konunun hükmü araştınlırken önce o konu ,ile ilgili ayetler varsa bunl;ır tesbit edilir. Eğer konu ile ilgili ayet yoksa, o zaman Peygamberimizin hadisleri araştınlır. Bulunan hadislerin kaynak-ları tesbit edilir. Ravilerin durum,:! araştınlır, sağl<.mlık ve güvenirlik ko-nusunda incelemeye tabi tutulur. Islamın genel prensiplerine ve Peygam-berimiz'in tebliğ ettiği dinin temel esaslarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı araştınlır. Eğer hadislerde de bir şey bulunamazsa o zaman sahabenin uy-gulamasın,a bakılır. çünkü Peygamberimize en yakın nesil onlardır. Bii konuda Hz. Peygamberin davranışı ve tutumu na;;ıl ise biz onu uygula-mak zorundayız.
"Andolsun ki, Resulullah, sizin ıçin, Allah'a ıe ahiret gününe kavuş-mayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenleriçin' güzel bir örnektir."? ayeti
bunun en açık delilidir. Bu ayet-i kerimeye gör~ ResUlullah, hislerine mağlup olan insanları memnun etmek ve onlara pratik değerlerden mah'" rum bir takım nazari kaideler öğretmekle görevli olmayıp, onun hedefi-nin, insanlığa ameli kaideler öğretmek ve bu kaideleri kendi yaşayışıaiıy-la izah ve tarif etmek olduğu anlaşılmaktadır8• 'Buna göre Hz.
Peygamberin uygulaması bir çok sağlam rivayetle bize ulaşmış ise, başka birisinin uygulamasını ömek'alamayız veya bu korıuda her hangi bir saha-benin ictihadına göre davranamayız.Bu, sahabeye saygısızlık olarak de-ğerlendirilemez. Bilakis ResUlullah'a ve onun :;ahabesine saygı böyle olur.
6. el-Hucurat sııresi: 49/16. 7. el-Ahzlib sOresi: 33/21.
8. Kur'an-ı Kerim ve Açık/ama/ı Meali, Haz. Heyet, ID\' Yayınlan, No: 86, Ahzab sOresi, Ayet 2 i'in açıklamasına bkz.
. İSLAM AÇISINDAN MÜstKİ SANATıNıN DEGERLENDİRİLMESİ 385
Hadis kaynaklannda mGsikinin lehinde ve aleyhindeki hadisler yak-laşık olarak 50 civanndadır. Bu hadisler içerisinde mGsikinin aleyhinde rivayet edilenlerin bir çoğu mevzu, maktu' veya sahabe kavli türünden olup, isnadda Peygamberimiz'e ulaşmamaktadır. MGsikinin lehinde olan hadislerin hemen hemen hepsi kütüb-i sitte veya tis'a'da (sağlam 6 veya 9 hadis kaynağında) zikredilmektedir. Ancak, bunlar 'arasında da mevzG olanlar vardır. Biz, araştırmalanmızda mGsikinin 1ehinde ve aleyhinde olan her iki tarafın kaynak olarak ileri sürdükleri hadisleri biraraya getir-meye çalıştık ve onlan sağlamlık bakımından mevcut kaynak eserlere göre araştırdık. MGsiki konusUnda başka bir şahsın fıkrine ve görüşüne bağlanmadandirek Peygamberimiz (S.A.V.)'in bu konudaki uygulamala-nın ortaya koymayı istedik. MGsiki konusunun ancak böyle anlaşılabile-ceği kanaatine vardık.
MGsikiyi haram kıldığı iddia edilen ayetler: Lokman: 6-16, Necm: 59-61, En'am:,35, İsra: 64, Kasas: 35, Furkan: 72, Şuara: 224 ayetleridir.
Bu ayetler Mekke'de nazil olmuştur. Ameli abkamın teşri edilmediği bir devir olan Mekke' de nazil olan bu sGre ve ayetlerin mGsikiyi haram kıldığını iddia etmek isabetli bir karar olarak görülmemektedir. İçki içme-nin haram, zekat ve orucun henüz farzkılınmadığı bir zamanda mGsikiyi -velevki ima yoluyla olsun- yasaklayan veya kötüleyen bir nassın bulun-ması makul değildir. Şayet Mekke'de mGsikiyi haram kılan bir ayet inmiş olsa dahi, Medine dönemindeki tatbikat bunun aksini gösterdiği için, bu ayetlerin hükmünün, Peygamberimizin fıili ve kavli (sözü) ile kalkmış (mensGh) olması gerekir.
Şimdi mGsiki konusunda delil olarak ileri sürülen ayetlerin bir kısmı-nı nakledelim.
A. Aleyhte Olanlann Kur'an'dan Delilleri
"İnsanlardan öylesi vardır ki, her hangi bir ilmı delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alayetmek için boş Lafı
satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır,,9 . ,
386 BA YRAM AKDOGAN
Bu ayette geçen "boş lMa müşteri çıkan adam" sözünden maksat Nadr b. Hans'tir ki, Acemlerip masal kitaplarını satın alıp getmr, M~kke'lilere: "Muhammed size Ad ve SemOd.hikf.)'elerini anlatıyor, ben de Acem ve Rum masallarını (yahut, Rüstem, Isfendiyar, Kisra masallan-nı) söyleyeceğim diyerek onları okur, bu sAretle müşrikleri eğlendirir, Kur'an dinlemekten oyalardılo•
İbn Mesud bu ayetteki "Lehve'l-Hadis" sözünü "ğina" yani mAsiki olarak tefsir etmiş ve musikiye karşı olanlar da bu iiyeti kendilerine kay-nak edinmişlerdiril. Bu.ayetin mAsiki aleyhinde delilolarak ileri sürülme-si sadece kişisel görüş ve yoıumdan başka bir şeydeğildir. Çünkü, ne IMız, ne anlam ve ne de nüzul sebebi bakımından bıı ayetin musikiyle hiç bir alakası yoktur.
Ankaravi bu ayeti, musiki aleyhinde delil olarak gösterenlere cevap olarak: "Boş sözü dinle değiştirerek satın almak 'V;, onunla Allah'ın yo-lundan saptırmak amacı varsa, hiç tartışmasız bu haramdır. Fakat her ğina dinden bedel değildir ki onu Allah'ın yolundan saptrmak için satın almış olsun" dedikten sonra, insanları saptınnak amacıyla Kur'an okumak bile haram olur diyerek, cemaate imamlık yapan bir münafığın devamlı Abese suresini okuduğunu, bundan amacının da o surede hz. Resul'e itab (azar-lama) olduğu için, (?,numü'minler nazarında küçÜı, düşürmek olduğunu ve bunu duyan Hz. ümer (R.A.)'in bu münMığın ka.1Jinekasdettiğini
söy-12
leyerek ceva~landırmıştır .
"Bu söze mi taaccüb ediyorsunuz da ağlamıyorsunuz? Siz cidden çok dik başlı (samid) sınız"".
Bu ayette geçen "samidun" kelimesi ile m.uğamilerin (şarkı" söyle~ yenıerin) kastedildiği ileri sürülmüştür. İkrime ıbn Abbas'tan naklen bu kelimenin ğina (musiki) manasına geld.iğini bildirmiştir. Samid müğanni demektir. Ikrime'den nakledildiğine göre müşriklı~r Kur'an'ı işittikleri zaman teganni yaparlardı, bu ayet işte bu gibiler hakkında nazil olmuş-. tu14• Bu ayette de direkt olarak kötülenen mAsiki sanatı değil, müşriklerin
Kur'an'ı dinlemernek için bunu araç olarak kullanmalarıdır.
10. Hasan Basri çantay bu bilgileri Beydavı, CeHileyn ve Medarik tefsiderinden naklet-ıniştir. Bkz. Kur 'aıı-ı Hakfııı ve Mefıl-i Kerim, İstanbul 1972, cJI, s.728.
1i. ısmail b. Ahmed er-Rusalıı c1-Ankaravl; Hüccetu 's-Semil', SUleymaniyc Kütüpha-nesi, Pertev Paşa K.2S5/2, yk.21/b. Milellif ve eseri hakkında geniş bilgi için bkz. Bayram Akdoğan; ls/nal. i Ankaravı'nin Hüccetu's-Sema' A-dlı Eserine Göre Musikf Anlayışı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1991.
12. Ankaravı, a.g.e., aynı yer. 13. Necm sOresi: 52159.60-61.
İSLAM AÇıSıNDAN MÜSİKı SANATıNıN DEGERLENDİRİLMESİ 3BT
B. Lehinde Olanlann Kur'an'dall Delilleri
"De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyametgününde mü'minlerindir. Işte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz"15 .
.Ayette geçen "ziynet"ten maksat pamuk, keten gibi nebattan; ipek, yün gibi hayvandan; zırh ve saire gibi madenIerden meydana gelen süsler
de-• )6 .
mektır .
.Ayetin ifade ettiği anlama göre açıkca musiki veya ğina'dan bahset-memekted.ir. Ancak, yorumunda adı geçen ve insanların süs olarak kul-landıkları bir takım nimetler gibi, musikJyi de böyle bir süs olarak kabul edenler olmuştur.
Masilônin mübahlığını savunanların delil olarak ileri sürdükleri diğer bir ayet de şudur:
"İman edip iyi -işler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır,,)7.
Bazı müfessirler bu ayetteki "yuhberan" kelimesini "el-hibratu
=
güzel nağme, hoş ses" olarak tefsir etmişlerdir. Yani cennet ehli, cennette
sema' edeceklerdir (musiki dinleyeceklerdir) demektiris. Görülüyor ki, bu ayette de direkt olarak musiki veya ğinadan bahsedilmemekte, sadece, ce-nette nağme dinlemeye ait bir yorum getirilmektedir.
"Giikleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçi-ler yapan Al/ah'a hamd olsun. O, yaratmada dilediği 'artırmayı yapar.' Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir" 19.
i .Ayette geçen "mil yeşa".kelimesini müfessirler "güzel yüz, güzel ses,
güzel şiir, güzel yazı, me/ıh göz, keskin zeka, yüksek akıl, şecaat ve saire olarak te/sir etmişlerdir"ıo. Görülüyor ki, bu ayette de musikı ile ilgili net
bir açıklama yoktur. 15, el-A'difsuresi: 7/32.
16. Çantay, a.g.e., d,s.21 9. 17. er-Rum siresi: 30115.
18. Ciidullah Mahmud b. Ömer ez-Zemahşeri; .el-Keşşaf an HaMik-i Gavamizi't-Tenzfl ve Uyunu'I-EMvilifi Vücuhi't-Tenzfl, Beyrut, Tarihsiz, c. lll, s. 471. Mıihammed b. Muhammed el-Amadi; Irşlldu'I-Akli's-Sellm ilil Mezliye'I-Kur'ani'I-Kerım (Tefsır-u Ebi 's-SuUd), Kahire, Tarihsiz, c. VII, s. 770.
19. el-fatır suresi: 35/1. , 20. Çantay, a.g.e., c. II, s. 770.
388 BAYRAM AKDOGAN
"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herşey O'nu tesbfh eder. O'nu övgü i/e tesbfh etmeyen hiç bir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O Mlimdir, bağışlayıcıdır,,2'.
Ankaravi'ye göre, bu ayette geçen "şey" kelimesine def, düdükler, ney, davul, nakkare ve bunlar gibi müzik aletleri ':oahildir. Her şey Allah'ı zikrettiğine göre, müzik aletleri de bu şey'e dahilolur ve bunlann hepsi Allah'ı şanına layık olduğu şekilde takdısove tesbih ederler22.
"Allah sizi yeminlerinizdeki lağv'dan dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı'yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi soru!'llu tutar. Allah çok ba-ğışlayıcıdır, halfmdir (kullarının günahı sebebiyle rızıklarını da kesici de-ği/dU.t. o
Bu 'ayet-i kerimeye göre Allah Teala, alışkanı ık sebebiyle bir insanın boş yere yemin ederek şöyle böyle yapacağım deyip yapmaması duru-munda insam sorumlu tutmuyor. çünkü bunda bir kasıt yoktur. Aslında bu konunun mOsikl ile alakası da yoktur.Fakat bazı alimler bu ayeti yo-rum1amışlardır .
Ankaravı, bu ayetle ilgili yorumunda: "BIhıde yere Allah'ın ismini bir şey üzerine zikredip hiç bir faydası olmadığı i.oaldeo işi yapmasa bile Allah bundan dolayı hesap sormuyor da, şiir okumak, raks ve sema' etmek sebebiyle neden insanı muaheze etsin ki,,24demektedir.
o MOsikl konusunda lehte ve aleyhte delil olarak ileri sürülen bu ayetler hakkındaki bu açıklamalardan sonra kısaca özetlemek gerekirse, başlangıçta da belirtildiği üzere, Kur'an-ı Kenm'de mOsıkı veya ğina ile doğrudan ilgili bir ayet görülmemektedir. Böyle olunca, bu 'konudaki bütün açıklamalar hadislerin anlaşılmasına bağlıdt:.
MOsikl konusunda delilolarak ileri sürülen h"dislere gelince:
A. Musikıhin Aleyhinde Olanlann Hadisten Delilleri
"Ebu..Amr el-E(ari (RA.), Nebi (SA.V.)lin ~'ı'jyledediğini işittim de-miştir: "Ummetimin içinde zina yapmayı ipekU ,?iymeyi, içki içmeyi ve masıki dinlemeyi heM!. sayan kimseler türeyecehtir. Bunlardan bazıları dağların kenarlarına mesirelik yerlere (iyş-u nuş e.tmek için) çeki/ecekler-dir. Çobanları sahip oldukları sürüleri (mezelik yapmak için) akşam yan-Larına getirecek, sabah tekrar gütmeye götürecek. Ihtiyaç içinde bulunan
21. el-İsrii sOresi: 17/44. 22. Ankaravi, a.g.e, 27/a. ' 23. el-Bakara sOresi: 2/225. 24. Ankaravi, a.g.e, yk. 6/b.
İSLAM AÇıSıNDAN MOsİKİ SANATıNIN DEÖERLENDİRİLMESİ 389
bir kimse (yardım istemek için) yanlarına gelecek (zina, içki ve mu.sikf ile sermest olan bu sefih ve hissiz insanlar ona bugün git, yarın gelirsin diye-ceklerdir. Şüphesiz ki, işte bundan dolayı Allah Teala onların başına dalui sabah olamadan bir bela verecek ve (eteklerinde eğlendikleri) dağı başlarına yıkacaktır. Bu musfbetten artta kalanlar ise ta kıyamet gününe
. 25
kadar maymun ve domuz suretinde oldukları halde kalacaklardır" . Bu
konuda rivayet edilen hadislerin en sa~lam ve en kuvvetlisi Buhari'nin bu hadisidir. Bu meaıde daha bir çok hadis varsa da bunlar garib, münker ve mevzO hadisler olarak bilinmektedir. Böyle hadislere dayanarak birisine bidatcı dalaletçi veya kafır demek müinkün de~ildir. Aynca Buhari'nin bu hadisinin senedi de tenkid edilmiştir. Senedde ismi geçen EbO Amr isimli ravınin kim olduğu bilinmemektedir. Buhari bu hadisi senedli ola-rak rivayet etmemiştir. Buhari'nin. bu hadisine itiraz edenlerin başında, Endülüs'ün tanınmış alimlerinden ıbn Hazm gelmektedir. Buhari tarafın-dan rivayet edilen bu hadisin, Emevllerle Abbasller. zamanında yaygın olarak bir işret nevini tasvir etti~i ileri sürülmektedir. ıbn Hazm, masikiyi yasaklayan hadislerin hepsi çürüktür, bu hususta sahih olan hiç bir şey , yoktur demektedir2~. Bu konuda riv~yet edilen. hadislerin hepsinin zayıf olduğu hususunda Ibnu'l-Arabl, el-Ihkdm'da, Ibnu'n-Nahvı, el-Uma'da,
Gazzali ve İbn Tahir İbn Hazm'a muvafakat etmişlerdir21.
Nafı'den rivayet edilen bir haberde o şöyle diyor: İbn Ömer'le bir
yolda gidiyorduk, bir çobanın kavalını işitince, parmaklarını kulağına tı- . kadı sonra yolundandöndü, durmadan bana, ey 'Nafi, kavalı işitiyormu-sun diyordu, ben artık işitmiyorum deyince, parmaklarını kulağından çı-kardı ve ben Resalullah (SA.V.)in böyle yaparak men ettiğini gördüm dedi.
EbO Davud bu hadisin münker oldu~unu söylemek,tedir. Bkz. es-Sünen, el-Edeb: 52, Hadis: 4924, c. IV, s. 281-282.
An~aray'i'ye göre bu hadis, sema'ın haramlı~ına delalet etmez. çünkü ıbn ümer sadece kendisi pannaklarıyla kulaklarını t!kad!., bunu, Nati'e emretmedi ve onun dinlemesine karşı çıkmadı. Şayet ıbn ümer'e göre ..haram olsaydı Nafı'e de kulaklarını böyle kapamasını emrederdi. ıbn ümer'in böyle yapmasının sebebi, içinde bulundu~u zikir ve fıkir ha-lini,' kavalı dinlemekten daha üstün görmüş ve terkini evla kabul etmiş olabilir ki, bir çok hallerde ve bazı vakitlerde biz de sema'ı terketmeyi daha iyi göreriig demektedir.
25. Ebu Abdilllih Muhammed b. İsmail ~1.Buhliri; Sahlhu Buhari, Kitibu'l-eşribe.fi men yestehilWne'l-Hamre, c. Vi, s. 243,lstanb~1 13 15.
26. Ebu Muhammed Ali b. Ahmed b. Said ıbn Hazm; Risiiletun ji'l-Ginii'l-Mülhi e Mübiihun huve em Mahzurun, Süleymaniye, Şehid Ali Paşa Kütüphanesi, No: 2704, yk. 233/b.
27. Uludag, a.g.e., 141-142. 28. Ankaravi, a.g.e, yk. 24/a.
390 BA ¥RAM AKDOGAN
İbn Mesud'un kavlinde: "Suyun baklayı (veya yeşil otu) bitirdiği gibi, ğina da nifakı kalpte öylece bitirir." denilmiştir.
Ali el-Müttaki el-Hindı, Kenzu'l-Ummal, c. XV, s. 218-219-221, Hadis: 40658,40659,40670.. 29 Nevevt bu hadisin sahih olmadı.ğını söyle-mektedir .
Bu hadisin senedi sahih değildir. Kaynaklarda bu hadisin Hz. Pey-gambere ait merffi' bir hadis değil, İbn Mesut'a ait mevkfifbir hadis oldu-ğu bildirilmektedir.
Mfisikinin aleyhinde rivayet edilen daha bir çok hadis vardır. Ancak, bunlar gerçekten mfisikıyi bir sanat olarak yasaklayan hadisler değildir. Bu hadislerde mfisikinin' yasaklanması hep bir aıiz'l nedenden dolayıdır yahut da hadis sahih değildir. Şimdi de mfisikınin khinde olan hadisler-den bir kaç örnek verelim.
B. Musikinin Lehinde Olan/.ann Hadisten Delilleri
Hz. Aişe (R.A.)'den şöyle dediği rivayet ediliyor: "Nebi (SAY.) beni r~dasıyla örtüyor ve ben de mescit~e ?~nayan Habeşlilere bakıyordum. Ta kı usanıncaya kadar onları seyrettım' . .
i .
Bu hadiste Hz. Aişe'nin "usanrneaya kadar onları seyrettim" sözü, onun uzun müddet Habeş1ileri seyrettiğine işarettir. Bir başka rivayette Hz. Aişe (R.A.): Resı1luHah bana, "arzu edennisin?", bir rivayette "Ha-beşlilerin oyunuria bakmayı sevennisin?" buyurdu, ben de evet dedim, yanağım onun yanağına değer vaziyette usanıncaya~.adar beni durdurdu, sonra "yeter mi" buyurdu. Ben de evet dedim. "O halde artık git" buyur-du3'. Müslim'in Sahth'inde Hz. Aişe (R.A.): "Başımı Resı1lul1ah'ın omu-zuna koydum ve aynlıp gidineeye kadar onların oyunlanna baktım.,,32 de-mektedir.
Ankaravı bu hadisleri izah ederken: Eğer raks, ej~lence ve oyun mut-lak olarak haram olsaydı, Hz. Aişe raks eden: Habeşlilere bakmazdı33 de-mektedir.
29. Bkz. Ebu'l-Hayr Muhammed b. Abdirrahman es-Sahavi; el-Makfısidu'I-Hasene, Mısır 1956, s. 296.
30. el-Buhan, a.g.e, Salat: 69, c. I, s. 117; İdeyn: 2S, c. II, s. ii; Cihiid: 79, C. lll, s. 227; Menakıb: 15, c. LV, s. 161; Nikah: 114, c. VI, s. 159. Müslim Ebu'I-Hüseyn b. el-Haccac; Sahih-i Müslim, Beyrut, Tarihsiz, İdeyn: 17,21,22, c. ll, s. 608, 610. 31. el-Buhan,a.g.e.,tç.leyn: 13,biib:2,c.II,s.3.
32. el-Müslim, a.g.e., Ideyn, bab: 4, Hadis: 20; c. II, s. 610. 33. Ankaravi, a.g.e, yk. 5/b.
İSLAM AçıSıNDAN MüsİKİ SANATn~1N DEGERLENDİRİLMESİ 391
Buhari ve Müslim'in Hz. Aişe (R.A.)'dcn ittifakla rivayet ettikleri bir hadis-i şerif te Hz. Aişe şöyle anlatıyor: (Babam) Hz. Ebu Bekr bize geldi, benim yanımda, Ensar'ın Büas harbinde karşılıklı atışmaların sözleriyle terennüm eden iki cmye vardı. ResUluIlah (S .A;V.) de kaftanına büriim-müş yatıyordu. EbO Bekr: "ResUlullah'ın evinde şeytanın mizman ne gezer" diye beni azarladı. Bu olay bayram gününde cereyan etmişti. Pey-gamberimiz (S.A.V.) yüzünü açtı ve: "Ey Ebu Bekr, her milletin bir
bay-ramı var, bugün de bizim baybay-ramımızdır.,,34 buyurdu.
Sema'ın caiz olduğunu söyleyenler bu hadisi kaynak olarak gösterdi-ler. Cevazını kabul etmeyenler de: Bunda tartışma yoktur, çünkü bu musiki, savaşta cesaret ve maharet gösterme ve bunun gibi şeyler hak.kın-dadır ki bunda itiraz yok, bu caizdir. Zira bunda fesad yoktur35
demekte-dirler.
Hadisler içerisinde özellikle Kur' an-iKerim' in güzel sesle okunması
hususunda Peygamberimiz (S A.V.) in emir ve tavsiyeleri vardır.
"Kur'an-ı seslerinizle süsleyiniz. Çünkü güzel ses, Kur'an'ın güzelli-OJ" • ,,36
gını artırır .
"Her şeyin bir süsü vardır. Kur'an'ın süsü de güzel sestir,,3? "Kur'an'ı Arapların mağmeleri ile okuyunuz,,38.
"Kur'an'ı nağme ile okumayan bizden değildir,,39
Hz. Aişe'den rivayet edilmiştir: Hz. Aişe bir defa (yanında büyüttü-ğü akraba) bir kadını Ensar'dan bir adamla evlendirmişti. (Düğünden dönen Hz. Aişe'ye) Nebi (SA.V.) sordu: "Ya Aişe! Şüphesiz ki Ensar
(kadınları musikl ve) eğelenceyi severler,,40.
Bu duruma gör~ hadisin anlamı, "kadınları eğlendirecek bir
müğan-niye yok mu idi, bir müğann,iyenin türkü veya şarkı söylemesi Ensar'ın çok hoşuna gider" demektir. Imam Ahmed bu hadisi şöyle rivayet
etmek-tedir: "Hz. Aişe Ensar'dan akrabası olan bir genç kızı (cmye) evlendir-mişti. Resı1lullah ona sordu: Kızı kocasına götürdünüzmü? Kızı kocasına 34. cl-Buhar!, a.g.c, İdeyn: 3, c. ll, s. 3; İbn Mace (Eba Abdiilah) Muhammed
cr.
Yezid el-Kazvıni, Sünen-i ıbn Mdce, M.FA. Baki Neşri, Beyrut. Tarihsiz, Nikah: 21, Hadis: 1898,c.I,s.612.35. Ankaravi. a.g.e, yk. 25/b.
36. el-Buhari. a.g.e, Kitabu't-Tevhid, bab: 52; Eba Davud, Vitir: 20'de rivayet etmiştir. 37. es-Suyati; el-Camiu's-Sağir, 1l/125.
38. es-Suyuti, a.g.e, IlI52.
39. Bu hadis, Sa'd İbn Ebi Vakkas'tan (Kitl1bu 't-Tabakl1ti'I-Kübrl1, 1lI/137) ve Eba Davud. İbn Mace SUnenlerinde rivayet edilmektedir.
40. el-Buhari, a.g.e, Kiıabu'n-Nikah. Babu'n-Nisveti'l-Iatl yuhdlne'l-Mer'ete ila Zev-ciha, c. IV, s. 140.
392 DAYRAM AK.DOÖAN
teslim edecek ve zifafa atacak kadınlar gönderdiniz mi? Hz. Aişe, evet diye cevap verdi. ResUluilah: Keşke bir de muğanniye gönderseydiniz de: "Eteynaküm, eteynaküm, fe-hayyüna nühayyıküm". "Size geldik, size geldik. Bizi selamlayınız, sizi :;eHimlayalım" türkÜsünü söyleseydi. çünkü Ensar gazel (kadın tasvir eden şiirlerin n.ağme ile okunmasını) sever buyurdu41• Bu ve bunun gibi daha n:ice hadi:ıler, Peygamberimizin
düğünlerde eğlence ve mOsikı karşısında aldığı tavrı ortaya koyduğu halde, mAsikiye karşı olanlar bunların hepsine zoraki bir itiraz noktası bulmaya çalışmışlardır. Peygamberlmizin özelliklı~ düğünlerde eğlenme, şen şakrak olma, sevinme, oynama ve gülme gibi konularda hususi bir ilgi gösterdiği halde, onun bu tutumunun sonradan, dindarlık hevesiyle bazılan tarafından ne hale getirildiği meydandadu'. Bayramlarda, düğün-lerde, neşeli günlerde ve eğlencedüğün-lerde, insan olmas~ hasebiyle içinde bu-lunduğu toplumun f~tratına ters düşmeyen tavırlanyla, insanlar için ger-çekten eşsiz bir örnek olan yüce Peygamberimiz, tebliğ ettiği dinin prensiplerine aykırı olan davranışları da anında düıeltmesini bilen bir so-rumluluk anlayışıyla hareket etmiştir. Gerek insani ve gerek dini hareket ve tavırlanmızda nasılolmamız gerektiği konusunda bizlere en güzel örnek olmuştur.
KAYNAKLAR
İbn ManzOr, Ebu'I-Fadl Muhammed b. Mııkarrem; LisfJnu'l-Arab,
ı-xv,
Beyrut, M.l968/ H.l388.Katip Çelebi; Mizdnu'l-Hakkfi ihtiyfiri'I-£hakk, Hazırlayan: Orhan Şaik Gökyay, MEB,
İstanbul 1972. .
el-Buhan, Ebü Abdillah b. İsmail; Sahihu Buharı,
ı-vııı.
İstanbul 1315. Kur'dn-ı Kerım ve Açıklamalı Meali, Haiırlayan: Heyet, TDV Yayınlan. No: 86. Hasan Basri Çantay; Kur 'an-ı Hakım ve Meill-i Kerım,ı-ııı.
h:anbul 1972.İsmail b. Ahmed er-Rusuhı el-Ankaravi; Hüccetu's-Semd; Sü1f:ymaniye Kütüphanesi,
Per-tevPaşaK.255/2,yk.171/b.197/b. '
Bayram Akdogan; Jsmail-iAnkaravf'lıin Hüccetu's-Semd' Adlı Eserine Göre Musikı
An-i laY'Ş', Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1991.
Süleyman Uludag; İslam Açısından Musiki ve Sema', 2. Baskı, Bursa 1992. i
ez-Zemahşen, Cadullah Mahmud b. Ömı:r~ el-Keşşdf an Hakliik-iGavamizi't-Tenzfl ve Uyunu'I-Ekdvil-ifi \lücılhi't-Tenzfl, I-IV, Beynt, Tarihsiz.
el-Amadı. Muhammed .b. Muhammed; İrş~du'I-Akli's-Seltn ila Mezaye'I-Kur'ani'l-Kenm (Tefsıru Ebi's-Suud), I-IX, Kahin~, Tarihsiz.
İbn Hazm, EbO Muhammed b. Ali b. Saıd; Risdletunfi'I-Giruli'I-Mülhi e Mübhahun huve em Mahzurun, Süleymaniye, Şehid Ali Paşa Kütüphanesi, Nçı: 2704, yk. 232/a. 234/b. es-Sahavi, Ebu'l-Hayr Muhammed b. Abdirralıman; el-Makdsidu'l-Hasene, Mısır 1956. Milslim Ebu'I-Huseyn b. el-Haccac; SahiJı-i Müslim,
ı-v.
Beytut. Tarihsiz.İbn Mace, Ebu Abdillah Muhammed b. Yezid cl-Kazvinı; Sü;ıen-i ıbn Mdce, I-II, MF.A. Baki Neşri, Beyrut, Tarihsiz.
es-SuyAtt, Ceıa.ıeddin Abdurrahman, el-Cdmiu's-Sllğfr fl E~!./idfsi'I-Beşfri'n-Nezfr, I-II; Mısır 1954.
Ahmed b. Hanbel; Müsned, I-IV, Beyrut, M. 1969/H.1389.