• Sonuç bulunamadı

Anlaşılan şiirle anlıyanlar için yazılanın farkıları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Anlaşılan şiirle anlıyanlar için yazılanın farkıları"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

I

E D E B İ Y A T — I

Anlaşılan şiirle anlıyanlar

için yazılanın farkları

Y A Z A N : HALİD FAHRİ OZANSOY

— Anlamıyorum canım., bu nasıl şiir? — Anlamıyorum.

— Anlamıyorum.

Bu üç itirazın üçü de haklıdır ve üçü de haksızdır, yerine göre...

Bu izahım ilk bakışta biraz garib gö - rünür. Fakat müsaade buyurun da izah edeyim:

Bir şiir, mademki bir heyecanın ifade­ sidir, o heyecan, derin veya basit bir fik­ rin, hattâ fikirlerin de nâkili olabilir. O zaman, hissin derinliği ile fikrin enginliği derece derece yükselir. Her yükseliş, adi vuzuhdan renkti bir müphemiyete doğru bir kanatlanıştır. Bu kanadı da ancak şai­ rin musikisi canlandırır ve harekete ge - tirir.

Şimdi ilk «anlamıyorum» diyenlere ge­ lelim. Bunlar, kalabalığı temsil ederler. H er san’at eseri karşısında ilk aradıkları ve bekledikleri, sadece kolay anlaşılıştır. Çünkü dimağları yorulmaktan çekinir. Sonra itiyadlarınm esiridirler. Alıştıkları bir san’at şeklini kolay kolay feda ede - mezler. Feda edebilmek için de her şey - den evvel, kendilerini daha yeniye yaklaş­ tıran bir enerji ve bir zevk sahibi olma­ ları lâzımdır. Bu sahada yalnız klâsik ve­ ya romantik kültür bile kâfi gelemez. Y e ­ ni asrın heyecanlarını yeni bir tonda tes- 1 bit etmeğe çalışan san’atkârları hakkile anlıyabilmek için bu manevî ziyafete ça­ ğırılanların dimağlannda ve ruhlarında pek orijinal bir gıdayı massedebilecek bir kabiliyet, bir hazırlık bulunmak zaruri­ dir ve bu zaruret okuyucular arasında a- ranılan hususiyetlerin hiç şüphesiz ki en başında gelir.

M odem bir Fransız şairi: «Ben anlaşıl­ mak için değil, anlıyanlar için yazıyo - rum !» diyor.

İşte bir cümle ki, edebiyatı cemiyet ba­ kımından görenlerin pek şiddetli tarizle­ rde karşılaşabilir.

Onlar da haklıdırlar, fakat bu iddiala­ rını şiir denen ve her şeyden ziyade mu­ siki kıymetile ölçülen edebî nev’e pek ıs­ rarla yapıştırmamak ve ona kendi saha - smda daha geniş bir mana vermek şarti. le.. Yoksa, şiirin, bilhassa yüksek şiirin , kıymetini orta şiirden ayırmak güç olur­ du.

böyleleri, modaya bile tâbi olmağı sıkın­ tılı bir külfet sayanlardı. Nasıl ki, bizde de Abdülhjak Hâmidi veya Ahmed Hâşi- mi bu ikinci neviden anlamıyanlar çoktur.

Üçüncü zümre anlamıyanlara gelince.. ah işte bunlar en hazinleridir Çünkü, ze­ kâ, kültür ve zevkleri ne dünü, ne bu - günü hiç bir zaman anlamayacaktır. Öyle iken, her memlekette şairlerin eserleri karşısında en çok ağız kalabalığı edenler de gene bunların arasında aranmalıdır. Halbuki, sadece gölge etmeseler, san’atın da sanatkârların da onlardan fazla iste - dikleri yoktur. Fakat bunu bile anlamak, az çok bir şiirin güzelliğini anlamak ka - dar güçtür.

Netice olarak şunu kaydetmek isterim: Yazımın sernamesindeki esas, öyle sanı­ yorum ki, şiir hakkında en doğru bir ka­ naate bizi götürebilir. Derhal anlaşılan şiir, kolay şiirdir, fakat yüksek kıymeti aranamaz. Anlıyanlar için yazılan şiir - lerse, edebiyat tarihinde yüz sene, iki yüz sene sonra da kalacak şairlerin eserleri - dir. Devirlerinin yüzlerce san'atkârı göl­ gelenip unutulduktan sonra bile yaşarlar ve çok hazin bir itiraf amma bir hakikatin ifadesidir, asıl büyük şairler de ancak ö- lümlerinden yarım asır, bir asır geçtik - ten sonra anlaşılırlar. Demek oluyor ki, çok eskiden yalnız bir zümrenin anlıya - bildiği şiirin kıymeti, ancak aradan bu ka­ dar zaman geçtikten sonra umuma bir şey ler anlatabiliyor. Zaten bunun için değil midir ki, roman, hikâye ve tiyatro gibi bir çok edebî nevilerin hilâfına, şiiri sevenler ve hele iyi şiirden anlıyanlar her devirde okuyucu kütlelerinin nihayet onda biri nisbetini aşamıyor.

İşte şiirin hakikî talihsizliği budur ve ne yazık ki, bugün dünya edebiyatında en fazla bu buhran göze çarpmaktadır. Şiir ölmüyor, sadece şiirden zev:r alanların a., dedi gittikçe daha çok azalıyor. Buna dün­ kü edebî nesi^lçr çaje bulamamıştı, bu­ gün ise hiç çare bulamıyacak. Zavallı şairler yalnız yazıyorlar. Okuyan oku - yor, üç çeşid (anlamıyorum) itirazları karşısında tek tük (anlıyorum) seslerini de kâfi bir saadet sayıyorlar. Eh, bu ka - darı da bir tesellidir.

Hali d Fahri Ozans'iy

Referanslar

Benzer Belgeler

Tasavvufi edebiyat bünyesinde, divan edebiyatı, aşık edebiyatı, halk edebiyatı ve hatta yeni edebiyat tarzını benimseyen sanatçıların yer alması, bu edebiyatın muayyen bir

Yassıada’da Demokrasi Müzesi kurulması için başlatılan hazırlıklar sırasında, imar planlarının değiştirilerek adanın yüzde 65’inin imara aç ıldığını, adaya otel

Fransız lider, geçtiği Gabon'da Afrika'nın gelişmesine yardım etmekten söz ederken "Her şeyden, yolsuzluk, diktatörlük, soykırımdan sömürgeciliği

Brezilya’da yüzlerce topraksız çiftçi, hapisteki Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçısı Juan Carlos Ramirez Abadia’nın devlet taraf ından el konulan çiftliğini işgal

Öğrencilerin evinde bilgisayar ve sürekli internet bağlantısı (ADSL) bulunması ile bağlı kalma süreleri arasında bir ilişki var mıdır..

Projeksiyonu az olan çene ile burun daha iri ve geniş gözükür, Çene projeksiyonu artırılmasında çeşitli yöntemler kullanılmakta olup bu yöntem- lerden biri de Mersilene

[r]

İşte bu nedenle, ülkede İslâm dininin resmî din olarak kabul edilmesinden sonra Belçika Hükümeti 1968 yılında aldığı bir kararla, ülkedeki Müslümanları temsil etmek