"Her vadide
inşad-ı şi're
muktedir idi"
Osmanlı
Müellijleri'nde
Şair
ve
Şiir Değerlendirmeleri
İsmailGüleç*
"Her vadide
inşad-ı şi'remuktedir idi"
Osmanlı
Müellijleri'nde
Şairve
Şiir DeğerlendirmeleriBtırsalı Mehmet Tahir'in Osmanlı Muellifleri isimli eseri araştırmacılar için mut-laka görülmesi gereken kaynaklardandır. Bu biyografik eserinde Bursalı, müellif-leri Osmanlı Devleti'nde her hangi bir konuda eser vermiş yazarları mesleklerine göre tasnif ederek yazarı ve eserlerı hakkında bilgi vermektedir. Üç ciltlik eserin ikinci cildinde Osmanlı şairlerinden bahsettiği bölümde şairlerin hayatı hakkında bilgi vermenin yanı sıra şairlikleri ve şiirleri hakkında da değerlendirmelerde
bu-lunmaktadır. Bu yazıda Sursalı Mehmet Tahir'in bu değerlendirmelerinin
nes-nel/eleştirel olup olmadığı tartışılmış ve Sursalı'nın şair ve şiir anlayışının ortaya
konulmasına çalışılmıştır.
Anahtar Kelımeler Eleştıri, şairlik, Sursalı Mehmet Tahır, Klasik Ttirk Edebiyatı, Osmanlı Muellzjleri
"He can recite a poem every form"
The Evaluation of Po et and Po em in
Osman/i M uellifleri
The work Osmanlı Mitel/iflerı written by Sursalı Mehmet Tahir is significant for all researchers. Bursalı's biographical work categorises all authors who wrote about any subject within the Ottoman State according to their profession and provides information regarding their works. The second volume of the 3-volume output not only gives information regarding the authors' lives but also mentions their poetic qualities and the poems they wrote. The study discusses if Bursalı
Mehmet Tahir' s examinations are of an objective/critica! nature and attempts to reveal Bursalı's understanding ofpoets and pqetry.
Key Worcls- Criticism, being a poet, Sursalı Mehmet Tahir, Classic Turkish Literature,
Osmanlı Muellzjlerı (Fhe Writers ofOttoman, by Sursalı Mehmet Tahir)
Yard. Doç. Dr. SA. Ü., Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü.
BursalıMehmet Tahir'i (ö. 1925)
1ve onun
Osmanlı Müellifleri isimli hacimli
eserini bilmeyen
araştırmacıyok gibidir. Yirmi
beş yılboyunca sürdürülen bir
ça-lışmanınneticesinde meydana gelen bu eser;
OsmanlıDevleti'nin
doğuşundanXX.
yüzyılınilk
çeyreğisonuna kadar, meslek
guruplarınagöre tasnif
edilmiş,288
mu-tasavvıf,465 alim, 510
şairve edip, 237 tarihçi, 84
tıp,107 riyazl ilimler olmak
üzere 1691
kişi hakkındabilgi veren
bio-bibliyografıkbir eserdir.
Bunların dışında aynıaileden veya
aynı şehirve memlekette
yetişmişolmak gibi münasebetlerle bu
maddelere 480'i
aşkın müellifhakkındada madde
başı yapılmadanbilgi
verilmiştir.İsimleri
kaydedilen eserlerin
sayısı
ise 9000'i
aşmaktadır.
Bu eser eski
tezkireciliğin devamıgibi
görülmüşve
değerlendirilmiştir. Şuara tezkirelerinde eserler
hakkındaki değerlendirmelerise o eserin devri ve
anla-yışına
göre
teşekkül
eden normlardan hareket eder.
2Bu
anlayış
çerçevesinde
özellikle Harun
Tolasa'nın(ö. 1983) eserleri
baştaolmak üzere kimi eski
edebi-yatçılar tarafındantezkirelerdeki
şairve
şiir değerlendirmelerinikonu alan kitap
ve makaleler
yayınlanmıştı.
3Dolayısıyla bir nevi tezkire olan Osmanlı
Müellif-leri'nde yer alan bu tip
değerlendirmeleri de birer ölçü kabul edebiliriz.
4Osmanlı
Müellifleri'nin
'Şuara'bahsinde
yer
alan
şairler,genellikle
mahlaslarına göre
sıralanmıştır. Başlıklarda sırasıyla;mahlas, lilkap, isim, meslek
ve
memle-ketlerine nispeten
aldıklarıisimler gelmektedir. Bununla birlikte nadir de olsa,
şairin çok bilinen isminin
yazıldığıve
malılasınındaha sonra parantez içinde
verildiğigörülür. Özellikle
şair padişah
ve
şehzadelerde
uygulama böyledir. Maddede;
do-ğumyeri,
doğum yılı,ailesi,
yetişmesi hakkındabilgi, varsa hangi hocadan
yetiştiği, mesleğive
çalışma hayatı,varsa
tarikatıve
nerede, ne zaman
ve
nasıl öldüğünü açıklayanbilgiler yer
almaktadır.Bu bilgilerden
sonra
eserler
sıralanmakta,önemli
görülenler
hakkında kısacabilgi verilmekte ve
şairinbilinen veya onu iyi
yansıttığına
inanılaneserlerinden örnekler verilmektedir.
Hakkında ayrıntılı
bilgi için bk.
Ömer Faruk
Akün,
"BursalıMehmet Tahir",
TDVIA 6,
İstanbul: TDV, 1992, s.452-461.
Eser
için bk.
a.
e. s
.
ı60.Şerif Aktaş,
Edebiyafta
Us lup
ve Problemleri
Uzerine, (Ankara:
Ak
çağ, ı986),
s.
ı ı3.
Harun Tolasa,
Sehı, Latıfi, AşıkÇelebi Tezkirelerme Gore 16.
yy.'da
Edebiyat
Araştırmave
Eleştırisı, İzmir:Ege Üniversitesi, 1983, "Divan
şairlerininkendi
şiirleriüzerine
düşünceve
değerlendirmeleri"Turk
Dılıve
Edebıyatı AraştırmalarıDergisi
I,s.
ı5-40.
Filiz
Kılıç,XVII
Yuzyıl
Teziarelerinde
Şairve
Eser
Uzerine
Değerlendirmeler,Ankara:
Akçağ, ı998.
PervınÇapan,
XVIII
.
YüzyılTezkirelerinde Edebiyat
Araştırmave Tenkidi,
FıratÜniversitesi
Sos-yal
Bilimler
Enstitüsü
(YayınlanmamışDoktora
Tezi)
Elazığ ı993.(Son
iki
eser,
tasnif
ba-kımındanHarun
Tolasa'nıneserini izlemektedir.)
Osmanlı
Muellifleri'ni klasik
biyografı geleneğinedahil etmem
tartışmakonusu olabilir. Sehi
Bey'le
başlayantezkire
geleneğimizden OsmanlıMuellifleri'ne
gelinceye
değinneler
değişti,sorusu
cevaplanınayıbeklemekle beraber bizde
oluşankanaat bu eserin modern
biyografıdençok tezkire
biyografısine yakın olduğudur.Bunun
gerekçeleri
bir
başka yazıkonusu
oldu-ğundanburada üzerinde
durulmayacaktır.Bursalı
Mehmet Tahir'in her
şairiçin standart bir bilgi
verdiğinisöyleye-meyiz. Bununla birlikte o,
şair hakkında bulabildiğitüm bilgileri
değerlendirmişve üç
satırdan beş
sayfaya uzayan bir
genişlikte biyografık
bilgi
vermiştir.
Öze-Iikle
çağdaşıolan edip ve
şairler hakkında verdiğibilgiler, daha çok mezkur
şairin
eserleri ve etkisi üzerinedir. Bu
açıdan değerlendirildiğinde şairlerin
do-ğumyerleri, aileleri ve eserleri
hakkındaverilen bilgileri, teferruata ve
değerlendirmenin
genişliğinegöre;
kısa,orta ve
genişolarak üçe
ayırabiliriz.Verilen bilgilerde bizi ilgilendiren
kısımgenellikle
başlangıçcümlesi ile
eserlerinden örnek vermeden önce
yaptığı değerlendirmelerdiLNadir olarak
şiir hakkındaki düşüncelerini açıkladığıbölümler bizim
müellifın şiir anlayışı hak-kındadaha net bilgilere
ulaşmamızı sağlamaktadır. BursalıMehmet Tahir' in
şairler
ve
şiirler hakkındaki değerlendirmelerinin
kabaca üç ami
başlık altında
toplandığınıgörürüz. Bunlar;
şairin şahsiyeti, şairlikderecesi ve
şiiri hakkındaki değerlendirmelerdir.Bu
değerlendirmeler, müellifın şiire bakış açısını yansıt masının yanındaedebiyat ve
şiir anlayışınıda içermektedir.
Bursalı
Mehmet Tahir, eserinde
şairlerin şiirlerindengenel olarak bahseden
de-ğerlendinnelerde bulunmuş,
vezin,
kafıyeve edebi
sanatları kullanmalarıve
fesalıatİ
ihlal eden
kurallarınincelenmesi
bakımındanherhangi bir örnekli
değerlendirmede
bulunmamıştır.Her ne kadar kimi tenklde dair tabirler
kullanmışolsa da onun
değerlendirmeleri
daha çok genel olup önemli
gördüğühususlara dikkat çekmek
şeklinde olmaktadır.
Bu
açılardan bakıldığındaonda sistemli ve
kuramlıbir
tenkit-ten bahsetmek güçtür.
Beğendiği şiirleriçin 'rengindir' (IV78, 155), 'abdar' ve
'manidar' (II/182, 404), 'metin' (111199), 'rikkat-amiz' (II/80), 'aheng-i hazin'
(IV67), 'metin ve selis' (111350)
kullandığıkelimelerdir.
Şiirlerdengenel olarak
bahsetmesinin
yanındabazen de öznel
sayılabilecek değerlendinnelerdede
bulun-maktadır.
Bu
değerlendirmeleri, müellifın şahsi düşünceleri olduğukadar devrin en
azından
kendisi gibi
düşünenierin
genel
kanaatİ şeklinde
kabul edebiliriz.
5Mehmet Tahir,
şairlerialenen
eleştinneyipek sevmemektedir.
Şayet eleştirecekse bunu iki
şekilde yapmaktadır.Birincisi,
"Eş 'arındaselaset ve fetafet yoktur."
(111288),
"O
dil-nişinsözleri
arasında bazı zihiifatıda
vardır."(II/119),
"Lisan-ıParisiyenin
gavamızınadair
bazınoktalarda
hatalarıbulunur"
(II/226) gibi
olum-suz
sayılabilecek
sözler söyleyerek
eleştirmesidir. İkincisi
ve daha çok tercih
ettiği
yöntem,
şiirler hakkındabir
şeysöylemeyip genel sözlerle
geçiştinnesidir. Bursa-lı'nın şairlerin şahsiyetlerini şiirlerindetıfazla
değerlendirdiğinisöyleyebiliriz.
O devirlerde yapılan Ekrem-Naci eksenli tartışmalardan sonra iyice belirginleşen eski ve yeni
taraftarları arasında Tahir Efendi'yi Naci çizgisine daha yakın bulduğumuzu belirtmeliyiz. Hatta Osmanlı Muelliflerı'nin hem yapı, hem içerik hem·de üslup bakımından geç kalmış bir eser olduğunu bile söyleyebilıriz.
Bursalı,
kimi maddelerde
biyografıkbilgilerden sonra
şiirve
şairlikleilgisi
ol-mayan bir konuda
görüşlerini açıklamaktadır.
Mesela, Fatih maddesinde
İstan
bul
'
un fethinden sonra
kurduğuFatih Medresesi ve
işleyişi hakkında(IJJ356-357)
teferruatlıbir
değerlendirme yazmıştır.Bu yönüyle de kendi
görüşlerinikabul
et-tirmek isteyen bir dava
adamıgibidir. Pek
tanınanve bilinen bir
şair olmamasına rağmen babasındanbahsetmesi ve
şiirlerindenörnek vermesi,
aynımadde
altındaannesinden ve her ikisinin
mezarlarından ayrıntılıbir
şekilde aktarmasıesere
otobi-yagrafik bir özellik de
katmaktadır.Bursalı, hakkında yazdığı şahsın mesleğini
ve
şahsiyetinigöz önünde
bu-lundurarak,
kullandığı sıfatları şairinismini veya
malılasını çağrıştıracak şekilde kullanmaktadır. ArifıHüseyin Çelebi için 'arifdir' diyerek hem
malılasınahem
de
mutasavvıf olmasınagöndermede
bulunmaktadır.Yavuz Sultan Selim'den
ise
şöyle
bahsetmektedir:
İnşad-ı eş
'
arda da sahib-i kudret bir s
ahib-kıran-ı
hamasettir.
(II/456)
Bu
girişteonun kudretli bir
padişah olduğunukabul
edil-mektedir.
"Lisan-ıvahdete
aşina şuaradandır."(II/217)
,
"Lisan-ıtasavvufa
aşina
şuaradanolup"
(11
/
212)
ve
"etvar-ırindane sahibi bir zat olup
" (II/162, 168)
meşrebinibelirlemek için
kullandığıibarelerdir. Bu
Bursalı'nın sıkçatercih
et-tiğibir usuldür
.
Bu
açıdan bakıldığındaseçilen bu
sıfatiaraterimsel anlam
yük-leme gayreti zorlama görülmektedir.
Dikkatimizi çeken bir
diğerhusus, halk ve divan
şairidiye
yapılan ayrımınonda, saz ve kalem
şairi (II/212) şeklinde olmasıdır.
Hatta
Aşık
Ömer'den
bah-sederken "kalem
şairlerikadar güzel v
e
se/is sözleri de
vardır"diyerek
aslındasaz
şairlerinin şiirleriniçok
beğenmediğiniifade etmektedir. La'll'den
bahse-derken de "ekser
eş 'arıirticalidir"
(111404)
diyerek
şiirlerinirticalen veya
düşünülerek kalemle
yazıldığınıbelirtmekte, bu
bakımdanda ikiye
ayırmaktadır.Bursalı
devrindeki
şairleri söyleyiş tarzınagöre ikiye
ayırmaktadır: Tarz-ıkadim ve
tarz-ıcedid.
"Zamanımızda tarz-ıkudema üzere
şi'r söyl
e
mekle
iştihareden
ashdb-ıiktidardan"
(11/246)
ve
"Tarz-ıatik ile
tarz-ı cedid
arasındak
e
n-dine mahsus vuzuh ve halavet-beyana malik bir
zat-ıirfan-simat olup"
(111215)
diyerek
şairleribir de bu
bakış açısından değerlendirmiştir.Bizde süslü nesir denilince akla iki isim gelir: Nergis! ve Veysi.
Bursalıbunlardan Veysi'yi daha çok
beğenmektedir.Ona göre Veysi
'
nin nesri Nergis)
ve benzerleri gibi
"
muakkad
,
bf-ruh v
e
halavetsiz
olmayıpma
'
n
i
dar
,
m
e
tfn v
e
hikmet-arniz olmakla beraber d
e
vrimizde taklit
e
dilmesi g
e
r
e
ksizdir",
dedikten
sonra;
iktidar-ıedebiyyesi müsellem olan bu zat kudret-i edebiyesininin bir
kıs mınıolsun
lisanımızın sade/eşdiri/mesineve kavaidinin tedvinine sarf
etmiş olsaydıati için hizmetleri daha
meşkur olacağı şüphesizdir,(IV479)
diyerek
nesir dilinde
ağdalı üsli'ıbapek
hoş bakmadığınısöylemektedir.
Borsalı'nın şiir anlayışı
BursalıMehmet
Tahir'in,
'Şuara'bölümüne Hz. Peygamber'in
şiirinve
şairlerin faziletlerini belirten ve öven yedi hadis-i
şerifiyle başlaması
6onun
şiir
hakkındaki görüşleriniadeta özetler. Hiç mi.inasebet
olmadığıhalde
'edebiyat
bilgisi kuvvetli,
beliğ ve fasih'diyerek
övdi.iği.iMuallim Niicl'nin
arkadaşı ŞeyhAli
VasfıEfendi'nin
kısabiyografisinden sonra
verdiği,bir
şairin nasıl olmasıgerektiği
konusundaki
açıklamalarıbize onun
şiir hakkındaki düşüncelerini açıkbir
şekildegöstermektedir. Ona göre iyi bir
şairArap ve Fars
edebiyatının şaheserlerini okuyup aniayacak kadar o dillere
aşina olmalı, Osmanlıca'nın imiasımve gramerini mükemmelen bilmelidir.
Batıdillerini tek
başınabilmesinin hiçbir
anlamı
olmaz.
Şiirdeaslolan iki husus
vardır: Mananınletafeti ve sözlerin
gü-zelliği.
Buna bir de
şiirdedile getirilen fikirlerin
yüceliğiniekleyebiliriz. Yüce
bir fikre ve ideale hizmet etmeyen
şiir
asla iyi bir
şiir
olamaz.
7Bu hadısler şunlardır:
l-Çocuklarınıza şiir öğretiniz. Muhakkak şiir zihinleri geliştirir ve kahramanlığı aşı lar. 2- Büyüleyici sözler gibi hikmet! i şiirler de vardır.
3-Şaırlerin lisanı cennetin anahtarıdır. 4- Söyle ya Hasan! Ruh (Cebrail) seninle.
5- Muhakkak arşın altında Allah'ın hazineleri vardır. Ve onların anahtarları da şairleri n dilidir. 6- Hikmet ve benzerlerini şiirden öğrenıniz.
7-Şairlerin kalpleri Ralıman'ın hazineleridir.
Hi.ısn-ı tabl'ata malik olan bir Osmanlı eş'ar-ı Arap ve Acem'i aniayacak kadar haiz-ı kemal bulunmalıdır ki tam bir şaır olabılsin. Böyle bır iktidar-ı edebiyyeyi haiz olmayıp da yalnız hüsn-i tabıata malik olanlar gi.ızel soz bulsalar da doğru yazamazlar. Zamanımızda pek çok erbab-ı tabtat var. Bunların ekserinin kemalat-ı edibeleri pek mahdCtd olduğundan sözleri hatadan salim değildir. Içlerınde öyleleri de vardır ki Türkçe kelimeleri bile doğru yazmaktan acizdirler. Malik oldukları hüsn-i tablat ile beraber haiz-i kemal olsalar idi edib ünvanını almaya cidden müstehak olurlardı. Güzel söz bulmak için güzel düşünmek lazım ise güzel yazmak için güzel okumak elzemdir. Bir Osmanlı'nın edebiyyat-ı garbiyyeye vukCtfu olsa da eş·ar-ı Arab ve Acem'e intisabı bulunmasa tam bir şair olamaz. Vakıa edebiyat-ı garbiyyeye vukCtfvi.ıs'at-i karlhaya yardım ederse de Osman-lıca'yı doğru yazmaya hiçbir vakit hızmet etmez. Zira edip geçmen bazı heveskaranımızın yazdık ları manzCtmeler terekküb-i kelimat cihetiyle doğru olmak şöyle dursun şive-i !isan-ı Osmaniye'ye muvafık bile değildir. Bunlar edebiyat-ı garbiye ile ülfetleri kadar küti.ıb-i edebiye-i lslamiyye'nin yabancısı olmasalar elbette mükemmel olurlardı. Elbette Arabl, Farisi gibi zengin iki lisanın ede-biyatma vakıf olan bir Osmanlı şiiiri asar-ı garbiyyeye de ilşina olursa değil Türklerde Frenklerde bile misli az bulunur. Şiirde mananın letiifeti lazım ise elfazın fesahati vacibdir. Hiç asar-ı Arab ve Acem'de galat bir kelime görülmüş mü? Bunların asarında galat bir kelimeye tesadüf olunsa bile Osmanlı şairlerine nisbetle binde bir nisbettedir. Lisanın mizanı şiirdir. Doğru olmayan bir m'izan bir işe yaramadığı gibi fasih olmayan bir eser de mevzCtn olsa da erbab-ı kemal indinde şiirden ma'dCtd olamaz. Eş' ar-ı nazikaneyi vaz'iane söz söz söylemekden ibaret zannedenler dekayık-ı ke-lama ilşina olmayan müteşairlerdir ki efkar-ı sahlfelerini d irer di.ıstCtr-ı edeb zannederler. Halbuki nazıkane eş'ar bunların zannettikleri gibi bazı şehr'ilerin esna-yı musahebetlerinde görülen tarz-ı ifade ile husCtl-pez'ir olamaz. Şiirde uluvv-ı fıkr matlCtbdur. İster nazikane olsun ister civanmerdane bulunsun efkar-ı aliyyeyi mütezamrnın olmayan eş'arın hiçbir meziyeti olamaz. Hele muvafık-ı zevk-i selim olmayan eş'ar-ı vaz'iane arz-ı hal-i gedayane gibi etmek beş para etmez. Erbab-ı himrnet hiç arz-ı meskenet eder mi? (ll/273-4)
Bursalı'nın verdiği
örneklere
baktığımızda, yukarıda aktardığımız görüşlerine uygun olarak daha çok yüce bir fikir
şeklindetelakki
ettiğihakimane,
rin-dane ve arifane
şiirlerile Hz. Peygamber için
söylenmiş şiirlerden hoşlandığımgörüyoruz. Özellikle bu tarz
şiirleri
olan
şairlerden
daha çok örnekler vermesi,
onun bu konuda ne kadar hassas
olduğunu
göstermektedir.
8Bununla birlikte
Bursalıhezeliyat, hicviyat ve
istihfafıpek sevmemektedir.
Güfti Ali Efendi'nin tezkiresinin hezl u istihfaf ile dolu
olmasınaesef etmekte
(II/391 ),
mizalıve hezeliyattaki kabiliyetini teslim
ettiğiKani Ebubekir
Efen-di'nin
yeteneğini,"Ciddi konularda
kullansaydı edebiyatımızınöne
çıkanisim-lerinden biri olurdu" (II/392) diyerek
eleştirmektedir.Nefl'nin
Siharn-ıKa-za'sında
yer alan
şiirlerinhiciv
olmasınıda esefle
karşılamaktadır.(II/441) Yine
'ciddiyattan ziyade hicviyatta maharet gösteren'Nihad Bey'
i
'şairliktenziyade
nedimlikte
şöhret bulduğunu'söyleyerek küçümsemektedir. (II/464)
Bursalı'nın beğenmediği
bir
diğer şiirtürü
ştıhaneve hafif
şiirlerdir.Ne-dim'in perde-berendezane diye
nitelediğiutanmadan ve
sıkılmadan yazdığı şiirlerle klasik
şiirdairesinden
çıktığınısöyler. Ona göre
şiirtenvfr-i ejkar, tehzib-i
ahlak, tervfc-i meal ederek yüce erneBere hizmet etmelidir. Oysa Nedim tab'ın
daki
olağanüstükabiliyetini
ştıhaneve hafif
şiirleryazarak
akranları arasındaöne
çıkma şansmı kaybetmiştir. Bursalı'yagöre bir
şairin vicdanındaen önce
yerleşecek
yüce duygularm en birincisi vatan sevgisidir. Ona göre, Nedim böyle
yüce bir fikrin kendisi gibi kabiliyedi bir
şaire yüklediği sorumluluğuyerine
getirip o yolda
şiirlersöyleseydi kendisine ihsanda bulunulan
bahşişlerin şükrünü asil bir
şekilde
ifa
etmiş
olurdu.
9(II/453)
Tarihsel önem
Osmanlı
Müellifleri 'nin edebiyat tarihimiz
açısmdanbir
başkaönemi,
şairlerin kendi aralarmdaki
ilişkileri(tahmis,
müşaara,nazire gibi) belirtmesidir.
Özellikle kendi dönemi
şairleri
hakkmda
ayrıntı sayılabilecek
bilgiler vermesi
(mesela hangi
şairinhangi devlet
adamı tarafındanhürmet
gördüğügibi
(II/203)) bilgiler önemlidir.
Bursalı,çok nadir olmakla beraber kimi beyiderden
sonra çok
kısa açıklamalarda bulunmaktadır.Mesela, "Cümlenin maksudu bir
rivayet muhtelif'
mısramın ardından,ariflerin sözünün
aynı olduğunusadece
ibarelerin
farklı olduğunu(II/227) söylemektedir.
Aynızamanda iyi
anlaşılınayan veya tenkit edilen kimi beyitleri de
açıklamaktadır.Sami Mustafa Bey' in;
BursalıMehmet
Tahir'in Melami olması
kastedilmektedir.
Bursalı'nın şiir hakkındaki bu görüşleri Eflatun ve Tolstoy'un görüşlerine ne kadar da
ben-zemektedir.
Hazır
ol bezm-i mitkafata eya mest-i gurur
Rahne-i seng-i siyeh penbe-i
minddandır(Il/233)
Beytinin
anlamsız olduğunusöyleyeniere
karşızaç
yağı şişesi kapağmako-nulan
pamuğun"demir üzerine vaz'
olunduğunuveyahud büyük kayalar
üzerin-de
hasılolan
pamuğundaha sonra
kayanın arasınanüfuz ederek
mürur-ıza-manla kayada rahne peyda
ettiğini"söyleyerek beytin
anlamlı olduğunusöyle-mektedir. Önemli
gördüğüm
bir
diğer
husus, 'Üstüne' redifli gazelin
Safyalı
Rasih'e
değil BalıkesidiRasih'e ait
olduğunu(II/188)
belirtınesi örneğinde ol-duğugibi,
bazı şiirlerin şairlerinin yanlış bilindiğinisöyledikten sonr.a gerçekte
kime ait
olduğunu açıklamasıdır.Bir
başkayerde;
Ben bilmez idim gizli ayan hep sen
imişsinTenlerde vu canlarda nihan hep sen
imişsinSenden bu cihan içre
nişanister idim ben
Ahir bunu bildim ki cihan hep sen
imişsin
rübaisinin Sultan Veled'e
değil,Samti Dede'ye ait
olduğunubelirtmektedir
(II/280-1). Bir
başkayerde, III. Ahmed
çeşmesinin kİtabesine yazılacaktarih
beytinin;
Besmeteyle iç suyu Han Ahmed
'
e eyle dua
mısraıdört eksik iken bir kelime ilavesiyle;
Aç besmeteyle
iç
suyu Han Ahmed'e ey/e dua
şeklinde tamamlandığını
söylemesi onun
verdiğiönemli
ayrıntıbilgilerden-dir. Eserde bu tür bilgiler az
değildir.Bununla beraber
Bursalı'nın söylediğiher
şeyimutlak
doğrukabul
etmeme-li,
başkakaynaklada teyid ettikten sonra emin
olmalıyız.Bursevi'ye göre iyi
şairde bulunmasıgereken özellikler
şunlardırBursalı hakkında
bilgi
verdiği şairlerihem
şahsiyetihem de
şairlik bakımından
değerlendirenifadelerde
bulunmuştur.Bu onda o kadar önemlidir ki
ner-deyse iyi bir insan olmadan iyi bir
şairolunamaz derecesindedir. Bu
lafzıkul-lanmaz ama okuyuculara hissettirir.
Bursalı'yagöre iyi insan olabilmek için;
güzel ahlak sahibi olmak, toplumda
saygıgörmek, millete ve dine
faydalıhiz-metlerde bulunmak ve kalemini ulvi konularda oynatmak gerekmektedir.
1- Tab' sahibi
olmalıdır: Doğuştangelen kabiliyet
anlamında kullanılanbu
kelimeden
anlaşılansonradan sanatkar
olunamayacağı, doğuştansanatkar
olu-nacağıdır. Kendisinden öncekilerin de önemle üzerinde durduğu bu husus
10,Bursalı'nın
çok dikkat
ettiğibir özelliktir. Ona göre iyi bir
şairin tab'ı şairliğeuygun
olmalıdır:Tab'
şairlikgücü
anlamında kullanılmaktave kavi-tabiat da
şairliğigüçlü olanlar için
kullanılmaktadır. Beğendiği şairlerdenbahsederken
mutlaka onun bu
özelliğinevurguda bulunur. Bunun için en çok
kullandığıke-lime
kavi-tabiat'tır.Bunlardan
başka tabiat-ı şi'riyyeye malik
(II/368)
fitraten
şair
olup
(II/471)
kavi-tabiat
şuaradan(ll/70, 71, 77, 120),
tabiat-i
şi'riyyeyemalik
(II/145)
şairleriçin
kullandığı diğerkelimelerdir. Hatta bu tab'
şairlerin yazdıkları şiirierede tesir etmekte ve
onların başarılarınıetkilemektedir.
Tab
'ıletaife meyyal
(II/76) ve
zade-i tab
'-ıarifane
(II/212) nitelemelerinde bulunarak
şairin başarısını tab'ına bağlamaktadır.2- Elsine-i selaseye
vakıf olmalıdır: Bursalı'nındikkat
ettiğibir
diğerözel-lik elsine-i selase
dediğimizArapça, Farsça ve Türkçe dillerinin gramerine ve
edebiyatıarına vakıf olmaktır.Elsine-i selasede
inşad-ınazma muktedir
(111209),
elsine-i selase
edebiyatının gavamızına vakıfkaviyü 't-tabfat bir
şairolup
(II/146, 155, 157),
kudret-i nazm ile terneyyüz eden
bulega-yı şuaradanelsine-i
selase edebiyatma
vakıf
(II/273) gibi sözlerle konuya dikkat çekmektedir.
113- Ziynet-i hayal,
şiddet-iifade, aheng-i selaset (II/441) sahibi
olmalıdır.4- Güzel
düşünmeli, boşve
anlamsızsözlerden
arınmış olmalı(münakkah),
sanat yapma
kaygısı
fazla
olmamalı,
söz çekici
olmalı, İranlı şairterin
taklidi
ol-mamalıdır.(II/457)
5- Mana lafza feda edilmemelidir.
Manayılafza feda
ettiğiiçin Nergisi'yi
tenkit etmektedir.
6- Akla ve hikmete
aykırı mübalağa yapmamalıdır.(II/72)
7-
Şiirleribir
padişahaarz
edilmiş olmalıdır.(II/220)
8-
Kafıye
ve vezin bilgisi kuvvetli
olmalıdır. İyi
bir
şair kafıye
ve vezni
şiir
lerine hizmet ettirmelidir, Imfiye ve vezne hizmet etmemelidir. Nef'i vezni ve
kafıyeyi şiirehizmet ettirenlere örnektir. (II/441)
10
Mesela Fuzuli'ye göre
şiirkabiliyeti insana Allah
tarafından ezelde bağışlanmıştır.(Mu-hammed Nur
Doğan, Fuzuli'nın Poetıkası, (İstanbul:Kitabevi, 1997), s. 19. Latifi'ye göre ise
şiir
Allah'tan gelen bir ilhamla
yazılır.(Latifi,
Tezkire-i Latifi: Asiir-ı Esliifdan, (İstanbul: Kütüphane-iİkdam1314), s. 5. Döneminin
meşhur şairlerindenZiya
Paşagöre de
şairliğinilk şartı kabiliyettir. (Kaya Bilgegil,
H arabat Karşısında Nam ık Kemal: Namzk Kemal 'ın Eski Edebiyafa ltırazları, (İstanbul: İrfan Yayınları,1972), s. 131.
1 ı
Oysa Ziya
Paşabir
insanın bir Avrupa dilini öğrenmedentam bir
şair olamayacağınısöyle-mektedir. (Bilgegil, a.g.e., a. y.)
İyi şair-kötü şair-çok
iyi
şair
Bursalı
Mehmet Tahir,
şairterin şairlikderecelerini belirten kimi kelimeler
kul-lanmaktadır. Hakkında
herhangi bir
değerlendirmeyapacak kadar bilgisi yoksa
şair olduğunusöylemekle yetinmekte,
şayet tanıyorveya biliyorsa bu sefer
şairlikdere-cesini belirten kimi
değerlendirmelerde bulunmaktadır. Beğenmediği şairleriçin
doğrudankötü dememekte, bunu
dotaylıyoldan söylemektedir. Mesela onun
"Nesri
nazmından akvadır"(II/215, 303, 493) sözlerinden bahsedilen
kişininiyi bir
şair olmadığını anlıyoruz.Yine
"Parmak
hesabıyla söylediği eş'ar
divan ma dere
edil-memişdir
ki en güzel sözleri
onlardır"(II/179) demesinden de aruzla
yazılan şiirlerinin kötü
olduğunu dotaylıyoldan belirtmektedir. Bunun bir üst derecesi ise orta
halli
şairleriçin
kullandığı 'mutavassıt'tır.Genel uygulamaya
baktığımızda muta-vassıtı aslındaiyi
şair olmadığı şeklindede
değerlendirebiliriz. Doğrudankötü
şairdemenin edebe ve
geleneğeuygun
olmamasıonun bu sözü
kullanmasını sağlamış olabileceğini düşündürmektedir.Borsalı'nın
iyi veya kötü olmayan
şairiçin
kullandığıtabir
'şair'dir. Bu
durum-da kötü
olmadığmı,ama iyi de
olmadığını anlıyoruz.Bundan sonraki derece
'değerli'dir.
'Değerli'nin 'şair'den
farkı şiirinkonusuyla ilgili
olmasıdır. Eğer şiirari:Iane,
hakimane ve
aşıkaneise
değerlidir.Aksi takdirde sadece
şiirdir.Bu durum
Bursa-lı'nıngenel
şiir anlayışıile ilgilidir.
Değerliiçin bazen bir mahat, bazen bir devir
bazen de bir
tarikatİn değertisi şeklinde kullandığıda olur ki bu da
değerli'ninbir
üst derecisidir. Bunun bir üstü
'pek
değerli'
ve 'oldukça
değerli'
nitelemeleridir.
İyi
bir
şair olduğunubelirtmek için
kullandığıkelimeler ise
"ser-amedan",
"ser-fıriiz"ve
"mütehayyız"dır. Sursalı'nın kullandığıbir
diğer sıfat'muktedir'dir.
Bu da
şiirbilgisi olan ve bu bilgisini
başarılıbir
şekildekullanan
şairleriçin
kullanılmaktadır.Önde gelen, ileri gelen,
akranlarından
bir
adım
önde olan
anlamlarına
gelen bu
kelimeler
Borsalı'nıniyi
bulduğu şairleriçin
kullandığıtabirlerdir.
Büyük
şairleriçin
'eiizım've üstatmertebesinde olanlar için ise
'esatiz'
ta-birlerini
kullanmaktadır. Şairliğinen üst derecesinde
olduğunubelirtmek için
'reisü'ş-şüara', 'sultanu'ş-şuara'ifadelerini
kullanmaktadır.Burada dikkatinizi
çekmek
istediğimhusus
Borsalı'nın şairlikderecelendirmesinde
şairin şahsiyetini de göz önünde
bulundurmasıdır. Bursalıher zaman
yukarıdazikredilen
nitelemelerde
bulunmamış,bazen söylemek istediklerini
şairlikderecesi
anlaşılacak
şekildebir cümle halinde
belirtmiştir. "Parçaları şayan-ımütalaa ve
isti-fadedir." (II/139) demesinden
şairlikyönünün pek kuvvetli
olmadığınıama
ko-nusunun
faydalı olduğunu, "Şi'rinde
tarz-ıhas sahibidir
.
" (II/118, 41 O) ve
"Şirü
inşadabir vadi-i mahsusa malik ve
udeba-yısitfiye eserine sa/ik idi
.
"
(II/132)
demesinden ise
sıradanbir
şair olmadığını anlıyoruz.Bunun
yanında doğrudan şairliği hakkındabir
değerlendirmede bulunmayıpta-nınmış
bir
şairile mukayese yaparak bir
değerlendirmede bulunduğuda
görülmek-tedir. Mesela
"kuvvet-i
şi'r cihetiyle Fitnat
Hanım'a muadil gibidir" (II/219)
deme-sinden bahs olunan
şairinFitnat
Hanım ayarındabir
şair olduğunu anlıyoruz. "Şairlikçe Baki ile hem meslektir, ama onunla hem ayar olamaz" (II/437) demesinden,
Baki kadar iyi
şair olmadığını,yani üst düzey bir
şair olmadığını anlıyoruz."Türk-çe 'de
zamanının edebiyat-ı şarkıyyesinitaklfd
olunduğunubildirmeyecek suretde
iktihas edenlerin birincisi,
edebiyat-ıOsmaniye 'nin müessis-i evveli addolunabilir"
(II/223) ve
"Eş 'ar-ıOsmaniye 'nin müessislerinden addolunur" (II/222) demesinden
şairino kadar büyük bir
şair olmadığını,ancak
şiirtarihi
bakımındanönemli
oldu-ğunu, "Üstad-ı
suhen
tavsifıne
liyakat gösteren
şuaradan
olup" (II/297)
demesin-den ise
şairinüstad mertebesinde
olduğunu anlıyoruz. "Zamanında kıymetitakdir
olunamayan
bedbahtandır"(II/77) ve
"Eslaj-ısuhenveran içinde Nej'f ve N abi gibi
e
azımdan olduğuhalde
namıkadrinin
layık olduğumertebe-i
iştiharavas
ıl olmamış·bir
şairolup" (11/186) demesinden iyi bir
şair olduğunu anlıyoruz. "Osmanlı şuarası meyanında
mühim bir mevki ihraz eder" (II/122) sözü ise ser-amedan ve
ser-fıraz anlamlarında kullanılmaktadır."Erbab-ı şi
'r ve
inşadanarif bir zat olup" (II/150),
"Eş 'arınarevnak veren
şuaradan"(II/115),
"Eş 'arından şi'rdeki behresi müsteban olur" (II/164),
"Gü-zel
şiirsöylemek lsti
'dadınıhaiz
şuaradandır"(II/312) ve
"Sanayi '-i
şi'riyye
vakifmuktedir bir
şair
olup" (II/436),
"İntihab-ı
mezamin, tenkih-i elfaza riayeti
vardır."(II/443),
"Nazm u nesirde revan bir edaya malik her türlü
manasıylabir edip" (II/490),
"Nazm-ıkelam ile
müştehirolan
meşayıh-ıkirarn
arasındaterneyyüz eden
aşıkindenolup" (II/187),
"Şair-iilahi-neva
ıtlakına bi-hakkıns eza olup" (II/208),
"Erbab-ı şi'r ü
inşadanve letaif-nüvisandan olup" (II/117)
gibi cümlelerden de bahsedilen
şairiniyi
olduğunu anlıyoruz.Bazı şairleri
ise
başarılı olduklarıalanlarda övmekte ve ileri
çıkarmaktadır."En ziyade hicv ve mizah tarikinde kudret
göstermiştir."(II/178),
"Fenn-i
mu-ammada faiku 'l-akran" (II/77), "Gazel söylemekte terneyyüz eden
şuaradanolup" (II/4 79),
"Gazel-seralıkdaterneyyüz eden
şuaradandır."(111232),
"Gazel-seralıkda,
latif
kıt'alar tanzim ve
inşadındabirinci derecede add olunan
erbab-ıiktidardan idi." (11/133),
"Gazel-seralıkta mütehayyızidi." (II/101, 445), "Hicv
ve mizah vadisinde sehl-i mümteni
tarzındaki eş 'arıylatemyiz
eylemişdir"(II/88),
"Hüzn-engiz mersiyeleri
vardır.",
(11184),
"İnşad-ı
kasaidde yegane bir
şair-i ateş-zebdnidi." (II/441)
"Kıt'a ve tarih söylemekteki me haretiyle
şahret bulmuş."(II/116),
"Müfred-gulukda temyiz
etmiş şuaradandır."(II/123 ),
"Na
't-gu-yıbi-nazir olan" (II/452),
"Mesneviyyat-ıpek latif ve selfsdir." (111135),
"Mesneviyyatıruhlu ve
revnaklıdır."(II/235),
"Gazel-i
aşıkanesitab
'-ı şiaranesine daldir." (II/215), "Taklfdden ari
eş 'ar-ı şuhanesiyle gazel-seralıkvadi-sinde bir mevki '-i mümtaz ihraz
etmiş."(II/453),
"Tarih
nazmındakimeharetiyle
meşhurdur"
(II/238),
"Eş 'arındanbd-husus mesneviyyat vadisinde olanlar
ruh-nuvaz, sade ve ahlakidir."
(Il/498)
"Mesneviyyatı eş 'ar-ısairesine faiktir."
(11/293)
"Şi'rinde
durub-ıemsal veya ta'
birat-ı meşhureirad etmek birinci
me-rakıdır."
(II/118)
"Tab'ıhezl ve mutayebeye meyyal
olduğundan... "
(II/141)
Böylece
şairingüçlü
olduğuyöne dikkat çekmektedir.
Bazen de
bahsettiği şairin üslfıbunu,"Avni Bey vadisinde hakimane ve
mu-tasavvıfanedir"
(111332)
örneğinde olduğu şöhret bulmuşisimleri zikrederek
an-latmaktadır.Bu onun
sıkça başvurduğubir ifade biçimidir.
"Baki
tarz-ıedebinin
amil ve müessiridir."
(II/176),
"Eş 'arındaNedim
tavrıda görülmektedir."
(II/283),
"Fuzulf 'nin Hadikatü 's-Süeda
'sıvadisindedir."
(II/257),
"Kas ide-i
Nej'iyanesi
meşhurdur."(11/282),
"Kaside-perddzlıktasan-i Nej'i addolunmaya
s eza muktedir bir
şairolup"
(II/151 ),
"Mesel-gulukta Necati gibi bi-misaldir."
(II/176),
"ŞeyhOsman
Şemsive Hersek/i Arif Hikmet Bey vadilerinde de
mu-tasavvıfane
ve hekimane
nazm-ıkeZama muktedir idi."
(11/157),
"Tarz-ı şi'riRa-gıp Paşa
vadisini
andırır."(11/460),
"Tarz-ı şiiriAvni ve
HakkıBeyler
tarzında dır."(II/71),
"Tazarru'name-i Sinan
Paşavadisindeki mensur
münacatıda
ari-fane ve hekimane dir."
(II/209),
"Üslub-i
şi
'ri
Şeyh
i ye karibdir."
(Il/73)
Bazen kendi
görüşleriyerine bir
başkasının görüşünü aktardığıda olur.
"Kudret-i
şairanesiNej'f tarafindan takdir
olunmuştur."(II/281)
örneğinde ol-duğugibi,
aktardığı kişininherkes
tarafından şiirbilgisi kabul edilen birisi
ol-masıdikkat çeken
diğerbir husustur.
HaşimiMehmet Çelebi'den bahsederken
kendi
görüşlerini yazmamış,Ahmet Cevdet
Paşa'nın Belağat-lOsmaniye'deki
"smaati-i tarihte imam
olmuşdur"(11/488)
görüşününakletmekle
yetinmiştir.Bazen de
şair hakkında söylenmişve
şöhret bulmuşbir ibare nakledilmektedir.
'Bağ-ısohenin gül-i
beyazı' sitayişine mazhardır(11/182) gibi.
Bursalı şairleri, şairlik
derecelerinin
yanında şöhret bulduklarıveya kuvvetli
ol-duklarını düşündüğüyönüyle de
tanıtmaktadır. "Fuzala-yı şuaradan"onun
sık kul-landığınitelemelerdendir. Bunu da
şairin yanı sırabir
sıfatdaha ekleyerek
yapmak-tadır.Bu
sıfatıarın başında 'beliğ'(II/320) gelmektedir.
'Şair-i şirin-beyan'(II/150),
'Hikmet-beyan
şuaradan'(II/216),
"Hoş-giryan-ı şuaradan"11/102, 162, 168),
"Nükte-giryan-ı şuaradanbir zat olup"
(Il/292),
"Suhen-şinasan-ı şuaradan"(II/302),
"Münşfve
şairbir zat olup"
(II/185), gibi üslübuna göre
şairlerinitelemek-tedir.
"Meşahir-i şuaradan"(II/118, 160) ise
tanınmışolup çok
beğenmediği şairleriçin
kullanılmaktadır.Bunu
beğendiği meşhur şairlerdendaha
farklıve önemini
be-lirten daha uzun nitelemelerinden
anlıyoruz.Bu yöntemi hem eserine revnak
kat-mak, hem de
bahsettiği şairlerinbilinen özelliklerine dikkat çekmek için
yapmış olmalıdır.Hakkında
fazlaca mainmat verdiği şairler
Bursalı
her
şair hakkında aynıderecede bilgi
vermediğiiçin bazen daha
faz-la
değerlendirmelerde bulunmuşve daha çok örnek
vermiştir.Bunlara
baktığı mızda Osmanlı şiirininbüyük
şairleriile devrinde
görüşlerinive
şiirlerinibe-ğendiği şairleri
görüyoruz.
Ayrıca Bursalı olmasının verdiğiavantajla kimi
meşhur olmayan
Bursalı şairler hakkındada mezar yerinin tarifine
varıncayakadar
teferruatlıbilgi
verildiğigörülür. Ancak bu durum çok fazla
değildir. Teferruatlıbilgi
verdiğibir
diğergrup ise
Bursalı'nın yakın arkadaşçevresinden olan
şairlerdir. Mesela edebiyat tarihimizde pek fazla bilinmeyen Ali
RızaBey'den
ol-dukça
ayrıntılıbahsetmesinin sebebi
Bursalı'nın arkadaşı olmasından başkabir
şey olmamalıdır.Ahmed!, Ahmet
Paşa,Baki, Fuzuli, Nabi', Naili', Nef'i
hakkında
ayrıntılıbilgi
verdiğibüyük
şairlerdir.Çok
beğendiğihikemi tarzda
verdiği şiirlerleöne
çıkan Ragıp Paşa,Hersekli Arif Hikmet, Menemenlizade Mehmet
Tahir
hakkındabilgi verilen
diğerbüyük
şairlerdir.Devrinde en çok
beğendiğiedipler
arasındaCevdet
Paşa, MualliınNaci,
NamıkKemal,
Şinasive
Recai-zade Mahmut Ekrem
sayılabilir.Padişah şairterin şairliğinden
pek bahsetmemekte daha çok
şahsiyeti hak-kındabilgi vermektedir.
Hakkındaen fazla bilgi
verdiği şair padişahFatih
Sul-tan Mehmet'tir.
Şehzadeler arasındaise
ŞehzadeKorkut
Bursalı 'nınen çok
dikkatini
çekmiştir. Şeyhülislam şairler arasındaen
beğendiğiise Yahya
Efen-di'dir. Büyük
şairlerimizdenbiri olan Fuzuli"yi nesirde Sinan
Paşa'dansonra
ikinci
olduğunusöyledikten sonra hikmetli fikirler konusunda Sinan
Paşa'ya öğrencibile
olmayacağını,fakat
şairlikkonusunda ona üstat
olacağınısöyler.
"Gazeliyat-ı aşıkanesio kadar latfj ve müessirdir ki tarif kabul etmez. San 'at ile
sadeli
ğikemal-i
suzişleimtizdc
ettirmiştir."
diyerek övmektedir.
Kanaatİmizodur ki
şayetFuzuli hikemi ve irfani
şiirler yazsaydıve
Şii olmasaydıbu
yaz-dıklarınınçok daha
fazlasınıtakdirkar ifadelerle
yazacaktı.Bursalı'nın
hakimane tarz
şiiri beğenmesine rağmenNabi'den
diğer beğen diği şairleriçin söylediklerini esirgemesi çok
beğenınediğiveya
sevmediğibir
tarafı olduğunu düşündürmektedir.Necati
Bursalı 'nın beğendiği şairlerdendir.
Onun
Osmanlı şiirinin kurucularındaniri
olduğunusöyleyerek o gün bile hala
sevilerek okunacak kadar güzel
şiirleri olduğunusöylemektedir.
En çok
beğendiği şaire hanımFitnat Zübeyde
Hanım'dır. Diğer hanım şairlerden
esirgediğitakdirkar ifadeleri Fitnat
Hanım'dan esirgememiştir.Hatta
me-zar yeri konusunda çok
ayrıntılıbilgi vermesi dikkat çekmektedir. Onu hem ahlak
hem de
şairlik bakımındanövmektedir:
"Muhadderat-ıkavm içinde
medar-ımejharat add olunacak bir nadire-i
belağatdir."Eserinde pek görülmeyen bir
değerlendirmedede
bulunmaktadır: Elfazındakihücnet pek çok
şairleri gıbtayadüşürecek
mertebede
azdır.Tab 'mdaki cevdete ifadesinin selaseti ve ihtiyar
ettiğimezaminin rikkati iki
şahiddir.(II/369) Döneminde
beğendiği hanım şairlerdenbiri de MakbuleLem'an
Hanım'dır.Onun devrin
değerli hanım şairlerindenbir
olduğunu
söyledikten sonra nesir ve
nazımdakigücünün herkes
tarafındankabul
edildiğini
belirtmektedir.
Sursalı'nın yaşadığı asrınson
çeyreğininen
başarılıbulduğu şairesi
ise Nigar
Hanım'dır. Tıraşidebir
nazına iktidarı(üzerinde iyice
düşünülmüş
ve hesap
edilmiş, çalışılmış şiir),hassasiyeti,
hayalkarlığı,hicran-perverliği
ile yüksek bir
şairekudreti
gösterdiğiniifade etmektedir.
Özellikle
tanıdığı şairler hakkında
oldukça öznel
değerlendirmelerde
bu-lunmaktadır.(II/219)
Bursalı şairler hakkında diğerlerinenazaran daha
ayrıntılıbilgi vermesi ve daha samimi ifadelerde
bulunmasını hemşehrilik yapmasına değil,kendisi de
Bursalı olduğuiçin daha
yakından tanımasına bağlamakzan-nımca
daha
doğru olacaktır.
12Verdiği teferruatlı
bilgilerden
tanıdığını
zannetti-ğimiz
zevat
hakkında
övücü sözler söylemesi onun
arkadaşlarına karŞı
pek
lü-tufkar
olduğuna işaretetmektedir
.
Hersekli Arif Hikmet Bey için
yazdığı şusatırları diğer şairlerin
kahhar ekserinden
esirgemiştir:"Eş'ar-ı kıyınet-darını
vadi-i kudema ile
tarz-ıahir
arasındabir
sülfıb-ıhasda
inşadeyler idi. Tarab-englz ve veed-aver olari
gazeliyatındametanet ve
cezalet ve ekser
ebyatında dfırub-ıemsalden add olunacak bir nükte-i hikmet
mündemic bulunurdu.
Müşarunileyh latife-gfıluğuve
laubaliliğiile beraber
ciddi bir
zat-ı vakılrve muhterem idi." (II/335)
Bursalı
Mehmet Tahir için önemli bilgiler
şairinnereli
olduğu, mesleğive
tarikatıdır. İstanbul
ve Bursa öne
çıkan
iki yerdir.
Mesleğine
göre
ulema-yı şua
radan,
vüzera-yı şuaradan,zümre-i guzatdan,
erbab-ıkalemden gibi sözlerle
mesteğine
nispet etmektedir. Hem asker hem
şair olanlarıbelirtmek için
kullan-dığı
tabirlerden biri
şudur:"Seyf u kalemi cami
bulega-yı şuaradandır."(11/497)
Mesleklerden ise ilmiye
sınıfı mensupları(buna
kadılarda dahil) en fazla
olanıdır. Belirttiği
bir
diğerözellik de tarikatiara olan mensubiyetleridir.
Şuara-yıMevlevfyeden,
remz-aşinayan-ıMevlevfyeden,
tarikat-ı Nakşıbendiyedengibi
ta-rikat ismini
belirttiğigibi genel olarak sujiyeden
şeklinde bahsettiğide
görül-mektedir.
"Urefa-yıMevlevi'yeden olup
rind-meş:.-ebbir
zatdır"(111258) diyerek
hem tariklni hem
meşrebini belirttiği
olur. Özellikle ehl-i tarik için urefa
keli-mesini
kullanmaktadır. Bursalı'nınbiyografilerini
verdiği şairler arasındaMev-levl'lerin
sayısı diğerlerindenoldukça
fazladır.Mevlevi
şairlerinönde gelenleri
arasında
Cevri,
Neşat'i,Fasih Dede ve Mezakl'yi sayar. (IV417)
12
Bursalı, hakkında
bilgi
verdiği şairiçin
kullandığı sıfatları şairin mesleğive
meşrebine
uygun kelimelerden seçmektedir. Bu zaten tezkirecilik
geleneğindeolan bir durumdur.
Bursalı, şairlerin mesleği, ~slı1bu, tarikatıve
ahlakıile ilgili
değerlendirmelerde bulunmaktadır.Bunlardan en çok dikkati çeken hususla
ilgili birkaç kelime söylemektedir. Onun ulemadan ise alim,
fazı!;tasavvuf ehli
ise
derviş-meşreb, derviş-nihad, derviş-meşreb; eğer kayıttanazade ise la-übali
meşreb, rind-meşreb, Melami-meşreb; şiirlerinde kadınve mecazi
aşkayer
ve-riyorsa
şı1h-meşreb;tevhid ehli ise
hakayık-agah,arif,
erbab-ı aşkgibi
nitele-melerde
bulunmaktadır. Şairhicivde çok
başarılıise onu
ateş-zebanyani
yakıcıdilli olarak nitelemektedir.
Yaşadığı
zamana göre de kudema-yz
şuaradan,müteahhirfn-i
şuaradan,za-manımız udebasından gibi terkipler kullanmaktadır.
13Tanımadığı
veya kendine
yakın görmediği şairler hakkındafazlaca bilgi
vermediğigibi pek
değerlendirmede bulunmamaktadır. Beğendiği şairlerdenise
takdirkar ifadelerini esirgememektedir.
Üslubuna göre
şiir tanımları
Bursalı'nın şairleri değerlendirirken
göz önünde
bulundurduğuözelliklerden
biri de
şairlerin şiirlerinde seçtiğikonular ve bu
konularıifade
edişbiçimleridir.
Aşklailgili olarak çekilen her türlü
sıkıntının,sevincin ve sevgiliye
yakarışınyer
aldığı şiiriere aşıkaneve
suzişli, şathiyatabenzer ise perde-bfrunane,
Al-lah'ın birliğini,vahdeti ve tevhidi
işleyenkonularda
yazılmış şiirleriarifane ve
muvahhidane,
öğütveren hikmetli sözlerle örülü
şiirierehakfmane,
sülı1kve
adabdan bahsedenlere
mutasavvıfane,içkiden, içki meclislerinden ve onun
kut-sallığındanbahsedenlere mey-perestane, devlet
adamlarıve askerlerin
kahra-manlıklarının anlatıldığı şiirierehamasiyyat,
doğruluktanve iyi Müslüman
ol-maktan bahseden,
şer'-i şerife
mugayir olmayan, akaid-i
İslam'ı
anlatan
şiiriere
dindarane, dünyaya
aldırışetmeyen ve
değervermeyen, dertleri zevk edinen ve
işretmeclislerinin büyüleyici
havasınıanlatan
şiiriererindane ve
kadının, beşeri aşkın ağır bastığı şiirierede derecesine göre
şuhiine, eğer aşırıya kaçmışsa,utanma ve haya perdesini
yırtacakderecede müstehcen ise
şfve-iperde-per-endiiziine diye isimlendirmektedir.
Bunların
içinde en çok
beğendiğitür arifane, muvahhidane ve hakimane
şiirlerdir.
Beğenmediklerive
yazanlarındaniyi bir
şekilde bahsetmediğitür ise
13
Ziya Paşa'ya
göre Osmanlı şiirınİn ilç dönemi
vardır. Birincisi Baki'ye kadar gelen dönemdirve bu dönem
şairlerine kudema-yıehl-i
İrfander.
İkincidevir Baki ileNabi
arasıdır.Üçüncü
şühane,
hiç
sevmediğiise perde-birünane ve
şive-iperde-per-endaze diye
nite-lediği
türlerdir.
Sonuç
Bursalı
Mehmet Tahir'in
Osmanlı.Müellifleri
isimli eserinde düzenli ve
be-lirli kaidelere
dayandırılmışbir tenkitten söz etmek oldukça güçtür.
Şinasive
Namık
Kemal gibi eski
edebiyatımızı eleştirmemiş,kudema
tarzı dediğidevrin-deki bu tip
şairleriövmekten geri
kalmamıştır.O biçimden daha çok muhtevaya
önem
vermiş, şairlerdede bu özellikleri
aramıştır.Kaynakça
Aktaş, Şerif:
Edebiyatta Üslup ve Problemleri Üzerine, Ankara:
Akçağ,1986.
Akün, Ömer Faruk:
"BursalıMehmet Tahir",
TDVİA6,
İstanbul:TDV, 1992, s.452-461.
Bilgegil, Kaya: Harcibat
Karşısında NdmıkKemal:
NamıkKemal'in Eski Edebiyafa
Iti-razları, İstanbul: İrfan Yayınları,
1972.
Çapan, Pervin: XVIII.
YüzyılTezkirderinde Edebiyat
Araştırmave Tenkidi,
FıratÜni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
(YayınlanmamışDoktora Tezi)
Elazığ1993.
Doğan,Muhammed Nur: Fuzuli'nin
Poetikası, İstanbul:Kitabevi, 1997.
Kılıç,