• Sonuç bulunamadı

Eski konaklarda harem bölüğü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Eski konaklarda harem bölüğü"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Bugünden, Dünden

Eski konaklarda

harem bölüğü

Çatı katından alt kata — Misafir dairesinin ziyneti, şatafatı — Hanımefendi, Ortanca hanımefendi, ihtiyar teyze, kerime, gelin, torunlar — Ninelerden yadi­ gâr dadılar, bacılar, kartaloz enstitütris — Harem bölüğünün gedikli çanak ya­

layıcıları — Eski çeyiz halayığının hürîliği.

Geçen yazıda bahsettiğim gi­ bi, kaç .göç dolayısiyle bütün konaklar, sayfiye köşkleri, yalı­ ları harem veselâmlık olmak üzere İkiye ayrılmıştı. Harem bölüğü ötekinden çok daha ge­ niş- süslü ,ziyneti! idi. Çatı katın da sandık odaları; üst katta hane sahibi hazretle hatunu­ nun, kerimelerle damatların, mahdumlarla gelinlerin yatak odaları, oturma odaları, orta k a t b o y d a n b o y a kadın misafir bölüğü. Kalfalar, halayıklar ahiretlikler, kâhya kadın, ekdi püktü hanımlar alt katta haşir neşirdiler.

M isafir salonununun tavanın­ da Rızapaşa yokuşundaki Y a ­ hudi Bohor’un 40 mumlu, pırıl pırıl avizesi; Beyoğlunda Japon mağazasını İşleten Nakamura’- nın ipek paravanaları köşeler­ de. Devrin namlı tapiçeri Nar- lıyan’a- Haşan Basri’ye, Kadı- köylü Yorgancı Kâm il Efendiye yaptırılmış Hereke kumaşından perdeler, kanapeler, koltuklar; mobilyeci Psalti’nin ayna kon­ solları; yerde yekpâre Acem ha­ lısı; İsparta, Kayseri seccadele­ ri. Sofa, etrafın odaları aynı kı­ ratta döşeli dayalı.

Kafesler, pancurlar, storlar daima kapalı durur, teklifli kimseler misafir gelince pence­ reler açılıp buyur edilir; mev­ simlerden kışsa cicili bicili- kos­ kocaman soba alelâcele yakılır, dereden tepeden girişilir.

Harem dairesinin âmiri, o ■vaktin tâbiriyle Dahiliye Nazırı, hanımefendiydi. Ekseriyetle lâ- him ve şahimli, yarım baş ağrı­ sından, yürek çarpıntısından, tevessüü mideden şekvacı idi. j Yemeği çok yer, gün aşırı Hint yağı içer- ortalığın temizliği hu­ susunda çıngır çıngır bağırır, ökçeli terliğiyle halayıkları dö­ ver, üzerine fenalık gelerek Lokman ruhu koklar, böyle öf­ kelendi mİ, kocası bile selâmlık­ ta soluğu alır.

Hanımefendinin şayet bir kız kardeşi varsa ona ortanca ha­ nımefendi denirdi. Dörtte üçü duldu. Hemşiresinin, hemşire­ zadelerinin muhabbetinden ö- i türü konağa yerleşmiş vaziyeti­

ni takınırlar; çene çalmada, hiddet ve şiddette ablalarından aşağı kalmazlar.

İh tiyar teyzeleri evde âdete sığmtı mevkiinde- zahiren ha­ tırlı, fakat berikilere zavallının ağzı var, dili yoktur. Peşin haber vermeden misafir aptesanesine bile giremez, hamam yaktırıp ¡başına kına, çeyreklik boya ko­

yamaz.

Kerimeye gelince: Boysuz bos­ suz, hayali fener, kuru kemik. Kışın balık yağma gık demiş- çıldırasıya sevdiği damat beyin yüzünden bu hali bulmuş. Gelin hanımı gördükçe yüreği hezar yaprağı gibi titriye titriye mü­ temadiyen erir; hâzık doktorla­ rın tavsiyesiyle Büyükadada tu-

-•••■•••■■sııııııııııııııaaııııııı

tulan köşkün, ne de Fener- yolundaki mevcut köşkün hava­ sı kâretmez.

Gelin hanımı sorarsanız, ina­ dına dökülüp taşmada, taşı sık­ sa suyunu çıkaracak; yanağının ah yere damlıyor, bıngıl bıngıl yürürken tahtaları esnetiyor. A z buçuk öfkelenir öfkelenmez babasının hakkuran kafesini boylar, kaynanası zümrütlü boroşu, yakutlu yüzüğü ayağına getirmeden geri dönmez.

' Yazan

-¡Sermet Muhtar ALUS |

Kerimenin 7 yaşındaki kızı cılızlıkta anasının örneği; raftan sünger düşse hastalanır. Tatlı- su Frengi kart matmazele (Vıy, No) diye cevap verişine;

— Maşallah- fetebarekallah bülbül gibi Fransızca konuşur! derler, sevinirler.

Gelinin sıbyanları henüz e- meklemede, kucakta. Üçü de mintarafillâh oğlan.

Kibar konaklarmda nineler­ den yadigâr bir iki- yaşlı dadı, Zenci bacı bulunurdu. Acuze- zeler her lâfa karışır, her şeye kel kâhyalık eder; bayramlar­ da, kandillerde köşeye kurulup herkese şap şap el öptürürler; saçlı sakallı bey, oğlu, damadı bunlardan çekinir. Zira arka­ dan arkaya fiskos tutturdular, dedikodu yakası açtılar mı ar­ tık ayıkla pirincin taşını.

Erkek kısmına itimat caiz ol­ madığı İçin Çerkez cariyeler hep çiçek bozuğu, yahut şaşı çehre züğürtlerinden, ahiretlik­ ler kuş beyinli, tabanı yarık gangalozlar’dan seçilir. Ellisini aşkın enstitütris o derece keri- hülmanzar’lardan intihab olu­ nurdu ki velinimet zat bulundu­ ğu odaya adımını atmaz. (Şu ik’ansese mendeburdan kurtu­ lamadık) nakaratiyle ters yü­ zü kaçar. Kişi halini bilse hoş değil mi? Kartolozun suratında pudra, allık; pörsük boynunda mercan kolye. Her tarafı Mika­ do lâvantasına bulanmış. Kara kayış mahdumu beğenmez, pembe beyaz damat beye çene­ si titrer...

Harem bölüğünün gedikli ek- dileri gûnagûndü:

Meselâ; sülâlesi ecdattan ah­ bap. hanfendinin ahiret karde­ şi Ziba hanım; Cemile Sultan saraylılarından Dilâviz hanım; kul cinsi, Salkımsöğüt tekkesin­ de mukim Feryal hanım; ak­ rabadan merhum Hacı Ömer e- fendinhı halilesi yenge hanım; büyük sütnine; küçük sütnine- ler; kerimenin çeyiz halayığı, çırak çıkarılmış Cenanıyar kal­ fa ilh...

Refakatlerinde kızları, gelin­ leri boy boy çocuk,

koltukların-dada koca koca bohçalarla ta­ kış tokuş damlarlar; haftalar­ ca, aylarca postu sererler, gide­ cekleri güne kadar çöp çöp üs­ tüne koymayıp erkân minder­ lerine yayılırlar.

Bu çanak yalayıcıların bazısı konakta pek itibar görür. He­ le Ziba hanımla Saraylanını baş tacıdır. Hikmeti huda, ikisi de yek at, yek mızrak. İkisinde de kesik saçlar, kuyruklu sür­ meli gözler, boyunda ipek men­ dil. Gelsin burun buruna fısıltı, rumuzlu sözler, sitemler.

Yoktan yere birbirlerine kü­ süş. Hemen aralarına girilir, (Şeriatımızda dargınlık tülbent kuruyuncıya kadar sürer) teş­ vikleriyle canciğer, kuzu sarma­ ları barıştırılır.

Feryal hanımın kısaca adı Haeanım’dır Fi tarihinde mer­ hum zevci Hicazda zaptiye mii- lâzimi iken hacı olmuş. Ist.an- buldaki helâli de üç ay.evinden çıkmayıp hacılık mertebesine ermiş.

Yengânım, öteden beri Üskü­ darlıdır. Malûl, kasık bağlı, ök­ sürüklü tıksırıklı bir kadıncağız amma cömert mi cömert. Her gelişinde hanfendiye Şemsipa- şanın hiyar turşusunu, ortanca­ ya kumral rastık, kerime ve geline sakız, torunlara Doğan­ cılar fırınının kıtır kıtır susam­ lı simidini hediye getirir.

Büyük sütnine, rahmetli mah­ dumun sütninesidir. Masumu beş ay emzirmiş. Göğsüne altın saat köstek alınmadığı için bı­ rakıp kaçmış. Şimdi sanki o ka­ dın değil. (Nurda yatsın yavru­ cağım !) persengini dilinden dü­ şürmez. kurumundan geçilmez. İşgüzar, becerikli mi de becerik­ li. Konakta kolları sıvayıp ağız­ lara lâyık tatlılı yahni, tencere kebabı, 40 derde deva kızılcık murabbaı pişirir; şişelere kan­ taron yağı, gül sirkesi kurup raflara dizer; beslemelerin ba­ şına çiti yapar.

Küçük sütnineler iki adet Bi­ ri küçük hanımın kızının, öbü­ rü gelinin oğullarının sütniııesi Cılız hafideninki Rumeli muha­ ciri, oğlanlarınki Cidelidir Bir­ kaç günden ziyade kalmazlar. Beylerden eski elbiseler koparıp kocalarına taşır, herifler aka­ binde meyhaneciye devredip bütün hafta kör kandil- küfe ile eve gelir.

Sabık çeyiz halayığı Cenari- yar’da keman kaşlar, ab” göz­ ler, bahçe gibi ağız, incecik bel, teleme peyniri vücut. Ne zaman çıkagelse hanımefendide şafak atar, erkeğinde gözler parlar:

— Bir dirhem et bin ayıp ör­ ter, meseli pek doğru. Köftehor semirmiş, eni konu hurileşmiş yahu! düşüncesiyle adam cağı­ zın hayatı gider, bayatı kalır.

Ne yapıp edilir, huri ertesi sa­ bah konaktan aşırılırdı.

.

.

.

.

.

.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 28 Aralık 2011 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Genel Sağlık Sigortası (GSS) Kapsamında Gelir Tespiti, Tescil ve

İpotek teminatlı menkul kıymetler, ihraççıların genel yükümlülüğü niteliğinde olan ve oluşturulan teminat havuzundaki varlıklar karşılık gösterilerek ihraç edilen

Through whole exome sequencing, we identified de novo heterozygous mutations (p.Pro27Arg, p.Asp100Tyr, p.Asp349Asn, p.Asp371Gly) in ATP6V1A, encoding the A subunit of v- ATPase, in

Ancak, baflta karfl› ç›kt›¤› bu kurama iliflkin en önem- li katk›lardan birisini de yine Wheeler kendisi yapt›: Gravitasyonel çökme ku- ram› ve genel görelilik

Results of numerous laboratory and field experiments had shown, that processed - by - EMW seeds of different varieties of grain-crops (barley, wheat, triticalle), of technical

Farklı turunçgil albedoları ve miktarlarının bisküvi potasyum değerleri üzerine etkisi Varyans analizi sonuçlar ına (Çizelge 4.13) göre; albedo çeşidi (A) ve albedo

M illi şair Behçet Kem al Çağlar dün geçirdiği en­ farktüs sonunda, Cerrahpa­ şa T ip Fakültesi Haseki Kliniğine kaldırılm ış fakat bütün ihtimam ve

Here, we report the case of a 40-year-old male with episodes of paroxysmal non-kinesigenic dystonia (PNKD) as the first manifestation of multiple sclerosis (MS), secondary to an