• Sonuç bulunamadı

Edebiyat müzesinden sesler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Edebiyat müzesinden sesler"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

E D E B İ Y A T :

Edebiyat ıniizesiaden sesler

Yazan: Halil Fahri Ozansoy

(Müze sessizdir. Eşya yerli ye - irinde. Camekânlarda her çeşid edebî hatıralar. Birden, camlarda tıkırtılar duyuluyor.)

«Mai ve siyah» daki Ahmet Şevki E- fendinm şemsiyesi - Yağmur yağıyor Açılayım m ı? Cenap Şehatettinin -<ud-i fııükcvkeb»i - Dur şimdi! Daha, yıldızlar aleminde akordumu tamamlamadım.

Şemsiye — Amma ben seni göremi­ yorum! Kapanık gökte yalnız kara bu­ lutlar var, müzenin camlarında da yal­ nız yağmurun sert vuruşları...

Ud-i mükevkep — Sende şair i.hamı yok ta ondan göremiyorsun. Baksana Ahmet Haşime: bataklıkları bile, etraf) mermer sedli havuzlara çevirmiş, ku­ ğularını bu hayal havuzlarında dolaştı­ rıyor.

(Bir rafın üstünden, küt diye mermer döşemeye bir şey düşer. Müzenin salo­ nundan bir ürperiş geçer, korkak sesler duyulur.)

«E ylübdeki Suad hanınım piyano ■

•bu — (Fil dişi taşlarından iniltiler çıka­ rarak) ödüm koptu, nedir bu düşen?

Reşad Nurtnin «Taş parçası» — Be­ nim.

Piyano — Ne diye yerinde rahat otur mazsm sanki?

Taş parçası — Ne yapayım ? Yıllarca sahnede Raşid Rizanm tepesine düş - tiim yine aldınş etmedi.

«Abdurrahman

Tahtadansın da ondan! Bak bana, hiç senin gibi Donkişotluk ediyor muyum? Ben de yıllarca sahnede sessiz sadasız, kan akıtmadan Tezer’in canına kıydım- dr.

Abdülhak Hâmidin gölgesi —• (K a­ ranlıkta bir an bir şimşek gibi parla­ yarak, yıldmmlı bir sesle) Sen Tezer'in canına kıymadın, asıl Tezer’i oy m -an kadın benim mısralarımın canına kıydı.

(Bir nota umumî bir sükût. Arkasın­ dan, püf püf diye bir ses).

Bir münekkit kalemi — Kim o, puf -

iıyan ? ı

Şairin çubuğu — Benim, hani Tevfik Fikretin şiirindeki!

Münekkit kalemi — Ha, sen misin? Ben de yaralılarımdan biri sanmıştım.

Şairin çubuğu — Haydi canım, Nıı - rullah Ataçlaşma! Beni kendi içimin derdi yaraladı. Hâlâ büyük ikramiyeyi bekliyorum. Dumanım Mecnunun âhı, zifirim siyah göz yaşları kesildi.

Mehmet Raufun «Siyah inci!er»i — Yo, bak, o kadar ileriye gitme! Ben varken o siyah incileri ağzına alamazsın.

Davalaciro’nun gölgesi — Hey, çeki­ lin, ben geliyorum.

Kara Davudun gölgesi — Aman Ni- eamettin Nazif, nerede isen gel yetiş, beni koru! Bu gelen benden heybetli! Kim ola acaba?

( D eva m ı 6 net s a y fa d a )

Salis» in hançeri —

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

B303097038 藥三 林恆如 藥學科技(二) 影片心得  

[r]

Bu çalışmada da AR’ lerin vertebra seviyeleri, AA’ ten kök çıkış açıcı ve çapları ile ilgili herhangi bir ölçüm yapılmamıştır (Kornafel ve ark.. Munnusamy ve

Ertuğrul Muhsin’in henüz Muhsin Ertuğrul olmadığı 1925-26 se­ zonunda Şehzadebaşı Ferah Tiyatrosu'nda, Türk tiyatrosu için çok önemli birdönem yaşanmıştır..

Biz gelelim bugünkü koşullarıyla, iki gün sonra açılacak olan müzeye: Müze pa­ zartesi ve salı dışında her gün 12.00 - 16.00 arasında ücretsiz olarak

Almanya, Avus­ turya, İngiltere ve Hollanda’da yalnız ve oda müzikçisi olarak bir çok konserler verdi.. 1964’de

Nazım Hikmet - yukarıda gördüğünüz - hapishanadeki oda arkadaşı Alaaddin’ in portresini yapmış, karyolasının başucuna asmıştı.. Alaaddin Bey de kendisi