• Sonuç bulunamadı

10 Ocak 2001'de yitirdiğimiz değerli şair, oyun yazarı ve romancı Necati Cumalı'nın anısına saygı ve sevgiyle

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "10 Ocak 2001'de yitirdiğimiz değerli şair, oyun yazarı ve romancı Necati Cumalı'nın anısına saygı ve sevgiyle"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

£ 5 W •

l ^ e

1

T i ^ / ' L

N ecati Cum alı / Ş iirle r

10 Ocak 2001'de yitirdiğimiz

değerli şair, oyun yazarı ve

romancı Necati Cumalı'nın

anısına saygf ve sevgiyle

KIZILÇULLU YOLU

Hıdırellez günü, Kızılçullu yolu Beni herkes severdi çocukluğumda hııdıreilez gunu, razılç

Beni herkes severdi çoc Arabacı yanma oturtur Kırbacı bana verirdi. Ben Fıtnat hanımın oğlu, Zayıf bir kızı severdim Gözlerinin içi gülerdi. Hıdırellez güneşi,

Beraber tırmanmadık mı ağaçlara? Siz kanatmadınız mı ellerimi Elma çiçekleri?

GÜNAYDIN

Günaydın tavuklar, horozlar Artık memnunum yaşamaktan Sabah erkenden kalktığım zaman Siz varsınız;

Gündüz işim var, arkadaşlarım, Gece, yıldızlar var, karım var. Günaydın tavuklar, horozlar!

HÜRRİYETE ÖVGÜ

Boşuna değil dökülen kan Hatıran daha aziz çıkacaktır Bu felaket senelerinden Asırlardır bu böyledir Bütün kötülükler geçer Yaşar iyi ve güzel olan

Sen çalışmanın ve düşünmenin hakkısın Kanunların, nizamların üstünde Talihisin insanlığın

Her sevgi hayatla biter Yalnız senin aşkın kalır Genç çocuğa babadan Boşuna değil dökülen kan

Şehirlerde, köylerde çocuklar büyüyecektir Daha zeki daha çalışkan

Bütün acılar unutulacak

Şarkılar daha yürekten söylenecektir Yıkılan evler köprüler

Daha sağlam kurulacaktır tekrar Yeniden fabrikalar yükselecek Tarlalar genişleyecektir Boşuna değil dökülen kan Tarihin akışından anlıyorum Kuvvet zamanla yıkılır

Yalnız senin uğrunda ölür insan Yarası acımadan.

Nurullah Ataç’a

(1943)

(1945)

ŞU KALABALIKTA GÖRDÜĞÜN HERKESİN

Sinemalarda kalabalık sahneler görürsün Eski esir pazarlarmı hatırlatır

Güney Pasifik’te ya da Afrika’da bir liman Kocaman gemilerin yanaştığı kıyıda Tektük beyazın karıştığı yerli halk kurulmuş tezgâhların arasında dolaşır Çarşıda pazarda her gün

Sayısız insanlarla yanyanasm

Bölük bölük geçen askerler görürsün ^ Hastaneler mapusaneler önünden geçersin Her biri kalabalığın araşma katılmış Kiminin tramvay sürücüleri gibi ayaküstü Kiminin hamurcular gibi tavan aralarında

Küçük yaştan katlanmakla her türlü kahra

Her türlü mihneti yüklenmekle omuzlarına Bir gün göz açmaya kalmadan geçen ömrü Sen ki bir âlem bile olsan tek başma Sonunda o kalabalıktan bir kişisin Şu kalabalıkta gördüğünse herkesin Bir kalbi var senin gibi, ya da düşünür Herbiri bir can taşır

Sen onlan tamsan da tanımasan da Sonunda her biri ne senden iyi Ne senden daha fena

Senin gibi bir insandır bütün kusurlarıyla

UÇAN ALI ZÜLFÎKÂR BEYE AĞIT

Sağlığında yüzüne gülenler Sofrasında ekmeğini yiyenler Uykusunda pusu kurdular Zülfikâr Beyi vurdular

Zülfikâr Beyi vuran Uçanalı İsmail Cellat olmasına cellat, çingene değil Zülfikâr Bey mertti yiğitti

Fakir ağlatmadı, mazlum ezmedi Hile nedir, kuşku nedir bilmezdi Korkusuz uyudu, korkusuz gezdi Var git İsmail var git, namert kişisin

Hem sen düşün, hem de sana yol gösteren düşünsün Varmayın üstüme yeter, beni söyletmeyin

Ben bilirim dost kim, düşman kim

Bilirim kim sinsi adımlarla peşimizde gezer de Göz göze gelince başmı eğer

Nolaydm Zülfikâr Bey nolaydın Ismaıle güvenmeyip teslim olaydın Bu dağlar Uçana dağlarıdır

Manastır’dan Florina’ya kadar uzanır Uçana dağlarında akan sular, uçan kuşlar Zülfikâr Bey diye ağlaşır

Gayrı İsmail netse neylese

İçine korku düşmüştür, yüzü karadır Uçana dağlarına gözü pek, yüreği pek Zülfikâr Bey gibi adam yaraşır.

KARABATAK

Dalar gider pencereler önünde şimdi Ilık yaz akşamlarım hatırlar

Vapurlar geçer bomboş güverteleri. Bomboş uzanan denizin üstünde Aç bir karabatak dalar çıkar Bilirim yalnızlık üşütür inşam Kalp daima sevecek birini arar Hatırlar bakışlarda kalan aşklarını Avuçları hafif terli, yanakları al al Ağaçlıklı yollarda akşam dolaşmalarını ilk yıldızlar karanlık basmadan doğar Hafif çiçek kokulan gibi uçar içiniz Yavaşlar eve dönerken adımlarınız Esen rüzgâra, durur, kulak verirsiniz Bakışlarınız bütün kadınlarla karşılaşır Daha önünüzde uzun bir yaz vardır Bütün gün şurada burada gecikir oyalanır Döner durur yatağmda bütün gece Ay ışığı, sıcak hava, tutuşturur kanını Uykularını kaçırır en ufak bir düşünce Şimdi rüzgârlar soğuk eser yüzünüze

Hüzün verir yağmur sularından geçen bulutlar Bayırlarda yol alan posta arabaları

Şimdi birbirinden ayrı yaşar kurtlar kuşlar Sular çakıllardan ayrı akar

Dalar gider, gözler büyür büyür de Ilık yaz akşamlarını hatırlar Avuçları hafif terli yanakları al al Bomboş uzanan denizin üstünde Aç bir karabatak dalar çıkar

URLA’D A

Ah Urla, viran Urla Ömrümü yedin, bitirdin Derdim günüm hasretlik Gözlerim yolda

Dört duvar oldu bana Bağ, bahçe, tarla Kalktım İzmir’e gittim Kalbim darala darala Güler’im, canım ciğerim Seviştiğimiz günleri hatırla Sen gittin

oen gittin

Ben kaldım kurtlar kuşlarla

BİR ANA

Kadın çamaşırdan dönüyor olmalıydı Kolunda bohça, sert soda kabartmış ellerini O yaşta bütün yahudi kadınları gibi Sırtında eski bir siyah kadife hırka

Bir şikâyet ve yorgunluk ifadesi bakışlarında Küçük, çilli dik kızıl saçlı

Satılmamış gazeteleri koltuğunda Üşüyen bütün küçük çocuklar gibi

Burnunu çeke çeke, avuçlarını hohlıya hohlıya Sürterek eskimiş kunduralarını

Ayak uyduruyordu anasının adımlarına Onlar önde, ben arkada

Bir mart gecesi onbirden sonra Taksim’den Tünel’e kadar yürüdük Alçak sesle konuşuyorlardı aralarında Sanki bir değirmen ağır ağır dönüyor Hayat ağır ağır akıyordu

Bulanık, kirli nehirler gibi Büyük, karardık binalar arasında

C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 5 7 1 S A Y F A 18

Referanslar

Benzer Belgeler

“Overview : Accreditation under the 1992 Standards for Accreditation of Master’s Programs in Library and Information Studies” Retrieved February 24, 2000 from

此外,血小板在傷口癒合過程中佔重要角色,另有一種提取自體血小板濃縮品的 技術,亦已運用於糖尿病足潰瘍等困難傷口。 高壓氧治療

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda Üst Batın MR görüntüleme ile sürrenal kitlesi saptanan hastalardan; gadolinyum içeren

Orkidelerin gelişme süreci (2-16 yıl) çok uzun olduğu için kültüre alma çalışmaları da yeterince verimli değildir.. Kültüre alma çalışmalarından yüksek verim

vefatı dolayısile kadirşinas Türk milleti ve onun yegâne ümidi olan gençliğinin samimi bağlılığı ve içten duygularile düzenledikleri cena­ ze töreninde

[r]

Yeni sergisinde yer alan peyzaj ağırlıklı resim­ lerinde, onun doğayı yalınlaştıran duyarlı, kesin ve tutkulu fırça tuşları, soyutlayım öğeler arasında

Aslında bundan çok daha önce, yani günümüzden yaklaşık bir milyar yıl sonra Güneş’in parlaklığı okyanuslardaki suları bu- harlaştıracak kadar yükselmiş ve Dünya