2001 YILI EBELİK TEMASI:
BÜTÜN KADINLAR UYGUN SAĞLIK BAKIMI ALMADA EŞİTTİR
*Selma ÖNCEL**
_________________________________________________________________________________________ ÖZET
Uluslararası Ebeler Konfederasyonunun Mayıs 1999 toplantısında gelecek üç yıl içindeki ebelik temasının “eşitlik” olmasına karar verilmiştir. Kadınların sağlığı, çocuğun sağlığını ve dolayısıyla ailenin sağlığını doğrudan etkiler. Kadınların sağlığının korunması ve geliştirilmesinde önemli rolü olan ebeler, bir birey olarak kadınların bütün insanlarla eşit sağlık bakımı almaya hakkı olduğunu kabul etmektedir. Ebeler her durumda kadınlara ve ailelerine bütüncül sağlık bakımı verirler. Buna rağmen bütün dünyada kadınlara verilen sağlık bakımında eşitsizlikler hala devam etmektedir. Anahtar Sözcükler: Sağlıkta eşitlik, sağlıkta eşitsizlik, ebelik
SUMMARY
At a meeting in May 1999, The Council of the Inter-national Confederation of Midwives agreed to the overarching theme for the next triennium to be ‘equity’. Women’s health influences children’s health and family health directly. Mid-wives who have an important role to play to protect and develop the health of the women and family, acknowledge justice for all people and equity in access to health care. Midwives provide appropriate and holistic health care for women and families in challenging circumstances. In spite of this, the health care of women continues to suffer inequalities throughout the world. Key Words: Equality in health, inequality in health, midwifery
_________________________________________________________________________________________ GİRİŞ
Uluslararası Ebeler Birliği (ICM) 1919 yılında Hollanda’da kurulmuştur. 1954 yılında Birliğin adı Uluslararası Ebeler Konfederasyonu olarak değiştiril-miştir. Günümüzde bu Konfederasyona 53 ülkeden 66 dernek üyedir. 1987 yılında Hollanda da yapılan Uluslararası Ebeler Konfederasyonu toplantısında, her yıl 5 Mayıs gününün ‘Dünya Ebeler Günü’ olarak kutlanması kararına varılmıştır. Ebeler Birliği 1991 yılından beri, ebeler gününde o yıl için belirlenen bir tema üzerinde durmayı, çözüm önerileri getirmeyi geleneksel hale getirmiştir. Bu kapsamda 1999 yılında Filipinler’de yapılan Uluslararası Ebeler Konfe-derasyonu toplantısında 3 yıl boyunca işlenecek temanın “eşitlik” olmasına karar verilmiştir (MANA
2000).
Gelişimsel yaşam süreçleri gereği gebelik, doğum, emzirme gibi sağlık açısından son derece önemli deneyimler geçiren kadınların sağlığı, toplum sağlığının en önemli boyutunu oluşturmak-tadır. Annenin sağlığı, çocuğun sağlığını ve dolayı-sıyla ailenin sağlığını doğrudan etkiler. Bu nedenle,
gebeliğin ve anneliğin güvence altında olması, bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemlerinin en az risk altında, hastalık ve sakatlıklardan uzak olarak geçirilmesi gerekmektedir (İnanç 1995).
Sağlık hizmetlerinin büyük bir bölümünü kapsayan anne ve çocuk sağlığının geliştirilmesi, korunması, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası bakımın sağlanmasında en önemli sağlık insan gücünü oluşturan ebeler; bir birey olarak kadınların, bütün insanlarla eşit sağlık bakımı almaya hakkı olduğunu kabul etmektedir. Ebeler, kadınlara ve ailelerine bütünsel sağlık bakımı vermeyi kendilerine ilke edinmişlerdir (Inter-national Code of Ethics for Midwives 1993, ICM 2001).
Sağlık doğuştan gelen bir haktır. Bu hak bütün dünyada ve ülkemizde de benimsenmiştir. Erişile-bilir ve en üst düzeyde sağlık hizmeti, insan olma-nın getirdiği, temel haklardan biridir ve bu nedenle hiçbir ayrım gözetmeksizin, herkese eşit biçimde sunulmalıdır. Sağlıklı ve insanca bir yaşam, barış ve güvenliğe erişme de, bunu sürdürmenin ön _________________________________________________
* 24 Nisan 2001’de Antalya’da Ebelik Haftası Etkinliklerinde sunulmuştur. ** Yrd.Doç.Dr., Akdeniz Üniversitesi Antalya Sağlık Yüksekokulu, Antalya
koşullarından biridir. Sağlığın önemini vurgulayan bu görüşler DSÖ ve UNICEF tarafından benimsen-miş ve tüm dünyaya duyurulmuştur. Ayrıca İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 25. maddesi “Herke-sin kendisinin ve ailesinin sağlık ve güvenliği için yeterli beslenme, konut ve tıbbi bakım alma hakkı vardır” diyerek sağlık hakkını insan haklarından biri olarak kabul etmiştir (İnandı 1999).
Dünyada 1970’li yıllardan sonra sağlık hizmet-lerinden yararlanma, bu hizmetlere ulaşma ve benze-ri konularda ülkeler arasında, hatta bölgeler arasında bile büyük eşitsizliklerin olduğu fark edilmiştir. Bu doğrultuda Temel Sağlık Hizmetleri konusunda 1978 yılında yapılan Alma-Ata Konferansında; bütün insan-ları olası en üst düzeyde sağlığa ulaştırmak amacıyla “2000 Yılında Herkese Sağlık” hedefleri
belirlen-miştir. Burada eşitlikle ilgili olarak “Eşitsizliklerin önlenmesinin, sağlık politikası geliştirme ve uygula-ma için başlangıç noktası olduğu vurgulanarak 2000 yılına kadar eşitsizliklerin en az %25 oranında azal-tılması” hedeflenmiştir (Herkes İçin Sağlık, Öztek 1992). Ülkemizde ise, hem 1961 Anayasasının 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi ile ilgili bölümünde, hem de 1982 Anayasasının 56. maddesinde yer alan “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir...” ifadesi sağlığın anayasal bir hak olduğunu belirtmektedir (Soyer 2000). Görüldüğü gibi, sağlık hakkı ve bu haktan ayrım gözetmeksizin eşit olarak yararlanmak, yasal açıdan üst düzey belgelerle onaylanmıştır.
Sağlıkta Eşitlik Nedir?
Sağlıkta eşitlik, sağlık için eşit fırsatlar yaratmak ve sağlık hizmeti almadaki farklılıkları mümkün olan en düşük seviyeye indirmek ve önlenebilir bir nedenle hiç kimsenin sağlığa ulaşmada dezavantajlı olmamasını sağlamaktır.
Sağlık Hizmetlerinde Eşitlik
* Benzer gereksinimler için sağlık hizmetlerine eşit ulaşılabilirlik,
* Benzer gereksinimler için eşit kullanım,
* Herkese eşit kalitede hizmet olarak tanımlanabilir. Sağlıkta eşitliğin amacı, kısaca sağlık düzeyinde farklılıkları ortadan kaldırmak değil, sağlık düzeyinde farklılıklara yol açan, önlenebilir ve adil olmayan faktörleri azaltmak ya da ortadan kaldırmaktır (Whitehead 1992).
Eşitlikle ilgili olarak belirtilen yasal durumlara karşın sağlık hizmetlerindeki eşitsizlikler günümüzde giderek artmaktadır.
Sağlıkta Eşitsizlik
Sağlık hizmeti kullanımı ve dağılımında var olan doğal nedenlerin dışında, toplumsal nedenlerden kaynaklanan, önlenebilir ve önlenebilir olduğu için de kabul edilemez nitelikte olan, toplumsal gruplar
arasındaki sağlıkla ilgili farklılıklardır (Belek 1998). Bu nedenle de doğal ve biyolojik değişkenlere bağlı olarak ortaya çıkan sağlık farklılıkları eşitsizlik olarak kabul edilemez. Bunlar, olsa olsa kaçınılmaz farklılık-lar ofarklılık-larak tanımlanabilir (Whitehead 1992). Kadınfarklılık-lar- Kadınlar-da meme kanseri riskinin erkeklerden fazla olması, doğal nedenlerle ilişkili olup kaçınılmaz iken, kız çocuklarının eğitim durumlarının düşük olması, kültü-rel nedenlerle ilgili olup, önlenebilir ve kabul edile-mez bir eşitsizliktir (İnandı 1999). Hastalıktan dolayı fakirleşen kişilerin hastalıkları kaçınılmaz olabilir, fakat hasta kişilerin düşük gelir düzeyi hem önle-nebilir bir durumdur, hem de adil değildir (White-head 1992). Dünya Sağlık Örgütü, sağlıkta eşitsizliklerin, özellikle risk grupları olarak kabul edilen gruplarda ortaya çıktığını bildirmektedir. Bu gruplar; işsizler, kadınlar, çocuklar, göçmenler, ırk ayrımına maruz kalanlar ve etnik azınlıklardır.
Sağlıkta eşitsizlikleri doğuran temel nedenlerin başında ise yoksulluk ve savaşlar gelmektedir (Kılıç 1998). Yoksulluk ve savaşların yol açtığı eşitsizliklerle ilgili olarak dünyadaki bazı veriler incelendiğinde (İnanç 1995):
* 1990 yılı verilerine göre dünyada her beş kişiden biri tam yoksulluk içinde yaşamaktadır. * Dünyada bugün 960 milyon yetişkin okuryazar durumda değildir. Bunların da 2/3’ü kadındır. İlkoku-la kaydedilmemiş olan 130 milyon çocuğun %60’i kızdır. Örgün eğitim görmemiş kadınların doğurduk-ları bebeklerin bir yaşına gelmeden ölme olasılıkları, eğitim görmüş annelerin bebeklerine göre iki kat fazladır.
* Kadınların ve kızların eğitim düzeylerinin artı-rılması, doğurganlık, hastalık ve ölüm hızlarında azal-maya, kadınların güçlenmelerine, evlenme yaşının ertelenmesine, aile büyüklüğünün sayıca küçülmesi-ne ve çocukların hayatta kalmalarına katkıda bulun-maktadır.
Bu veriler bize ülkeler arasında büyük eşitsiz-liklerin olduğunu göstermektedir. Dünyada ülkeler arasındaki eşitsizliklerle ilgili olarak birkaç ülkenin verilerini incelediğimizde (UNİCEF 2000):
* Bazı ülkelerdeki bebek ölüm hızları, Yemen'de %8.7, Bangladeş'de %7.9, Mısır'da %5.1, Fransa'da %0.5, ülkemizde ise %3.7’dir (UNİCEF 2000). * Yine dünyada anne ölüm hızları bakımından gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler arasındaki derin uçurum dikkat çekmektedir. Anne ölüm oranları (yüz binde olarak) Cezayir'de 220, Kenya'da 590, Suri ye'de 110, Fransa'da 10, İsveç'te 5, ülkemizde ise 130'dur (UNİCEF 2000).
* Ana ve çocuk sağlığı açısından önemli olan sağlık personeli yardımıyla yapılan doğumların oranında da
eşitsizliklerin olduğu aşikardır. Bu oranlar Kanada'da %100, Hindistan'da %34, Haiti'de %21, Etiyopya'da %8, ülkemizde ise %81'dir (UNİCEF 2000).
Dünyada durum böyle iken, ülkemizde son 20 yılda kırsal kesimle kent arasında ve bölgeler arasın-
daki bazı sağlık göstergeleri incelendiğinde, durumun hiç de iç açıcı olmadığı göze çarpmaktadır. Ülkemiz-de son 20 yılda bebek ölüm hızı yönünden anne eğitimi ile ilişkili olarak kır ile kent arasında, doğu ile batı arasında önemli farklılıklar olduğu görülmektedir (Tablo 1) (Belek ve Hamzaoğlu 2000).
Tablo 1: Ülkemizde Yıllara, Yerleşim Yerine, Bölgelere ve Anne Eğitim Düzeyine
Göre Bebek Ölüm Hızı (Binde)
_____________________________________________________________________________ Özellikler Yıllar 1978 1983 1988 1993 1998 _____________________________________________________________________________ Yerleşim yeri Kent 119 67.4 50.1 44.0 35.2 Kır 146 128.3 105.7 65.4 52.0 Bölge Batı 108 82.5 44.5 42.7 32.8 Güney 109 - 96.3 55.4 32.7 Orta 151 97.6 90.0 57.9 41.3 Kuzey 141 112.5 - 44.2 42.0 Doğu 147 137.4 103.0 60.0 61.5 Anne Eğitimi İlkokul altı 68.0 60.5 İlkokul ve üstü 43.6 36.1 _____________________________________________________________________________ Toplam 134 101.6 77.7 52.6 42.7 _____________________________________________________________________________
Tablo 2: Ülkemizde Yıllara, Yerleşim Yerine ve Anne Eğitim Düzeyine
Göre Doğum Öncesi Dönemde Bakım Almayan Gebeler (%) _________________________________________________________________ Özellikler Yıllar 1988 1993 1998 _________________________________________________________________ Yerleşim Yeri Kent 44.3 26.5 21.7 Kır 73.1 52.6 47.9 Bölge Batı 38.2 13.7 13.9 Güney 63.5 25.2 25.4 Orta 57.6 40.3 25.8 Kuzey 62.6 36.8 32.6 Doğu 77.6 65.8 60.6 Anne Eğitimi İlkokul altı 62.1 61.4 İlkokul 26.7 23.6 İlkokul ve üstü 7.4 3.9 _________________________________________________________________
Yine ülkemizde doğum öncesi dönemde bakım almayan kadınların oranının kırsal bölgelerde %47.9 ve kentsel bölgelerde %21.7 olduğu, doğuda %60.6 iken batıda %13.9 olduğu ve anne eğitim düzeyi arttıkça doğum öncesi dönemde bakım almayan kadınların oranının azaldığı görülmektedir (Tablo 2) (Belek ve Hamzaoğlu 2000).
Ülkemizde kadınların sağlık kuruluşlarını kullan-ma oranlarında da kır ile kent arasında büyük farklı-lıklar olduğu göze çarparken; sağlık kuruluşu dışında doğum yapan kadınların oranının batıda %13.4, doğuda ise %55.6 olduğu görülmektedir. Anne eğitim düzeyi arttıkça sağlık kurumları dışında doğum yapan kadınların oranları azalmaktadır (Tablo 3) (Belek ve Hamzaoğlu 2000).
Tablo 3: Ülkemizde Yıllara, Yerleşim Yerine, Bölgelere ve Anne Eğitim Düzeyine Göre Sağlık Kuruluşu Dışında Doğuran Kadınlar (%)
____________________________________________________________________________ Özellikler Yıllar 1983 1988 1993 1998 ____________________________________________________________________________ Yerleşim Yeri Kent 37 27.6 27.5 19.8 Kır 76 52.8 59.5 40.3 Bölge Batı 37 27.6 19.8 13.4 Güney 67 45.2 37.2 30.8 Orta 49 34.9 36.0 16.7 Kuzey 63 24.5 35.9 16.7 Doğu 84 63.1 69.8 55.6 Anne Eğitimi İlkokul altı 66.0 55.5 İlkokul 29.3 19.6 İlkokul ve üst 12.0 3.8 ____________________________________________________________________________
Tüm bu eşitsizlikler sonucunda dünyada her yıl yaklaşık 600.000 kadının, gebelik ve doğum nedeniy-le yaşamını kaybettiği, bunun 20 katından fazlasının da ömür boyu gebelik, doğum ve lohusalık kompli-kasyonlarının neden olduğu sakatlık ve rahatsızlık-ların etkisiyle acı çekerek yaşamak durumunda kaldıkları DSÖ raporlarında bildirilmektedir (Inter-national Code of Ethics for Midwives 1993).
Bu nedenlerden başka binlerce kadın: * Yoksulluk ve sosyal zararlardan,
* Hastalıklar, sakatlıklar veya kötü beslenmeden, * Savaş ve kargaşadan,
* Evsizlik veya mülteci durumunda olmalarından dolayı acı çekerek ölmektedir.
Ebeler, kadınların bakımı için onların yerine yoksulluğu azaltma, hastalıkları tedavi etme, savaş-ları bitirme veya evsizlere ev bulmayı tek başına yapamaz. Ancak, kendi rolleri içinde yapabilecekleri çok şey vardır. Ebeler sağlık ve iyilik halinin
sürdü-rülmesi için uygun fırsatların yenidoğan bebeğe nasıl sağlanacağını bilir; olumlu bir doğum deneyimini en iyi şekilde kazanmaları için kadın ve ailelere doğru şekilde bakım verebilir.
Ebeler:
* Kadınlara kültürel gereksinimlerine göre kendi-si ve bebeği için bilgi, öneri ve buna uygun bakım vermeli,
* Bakım verirken kadınlara, mesleğine ve toplu-ma saygılı oltoplu-malı,
* Kadınların mahremiyetine saygı göstermeli, gizliliğini korumalı,
* Kadınların özgüvenlerini geliştirmeli,
* Gerekirse bir üst sağlık kurumuna yönlendir-meli,
* Kadınlarla etkili bir iletişim kurabilmeli, iyi bir dinleyici olabilmeli ve kadınları her konuda destek-lemelidir.
Bütün bu hizmetler kadınlar için gebelik ve doğum sırasında önemlidir. Özellikle, kadınların kontrolü dışında ortaya çıkan durumlarda, iyi bir ebelik bakımı ailenin iyilik haline zarar veren hastalığın ve yoksulluğun etkilerini azaltmaya yardım edebilir (ICM 2001). Ebeler, kadınların ve ailelerinin doğum öncesi bakımın önemini anlama-larına yardım eder. Sonuçta maliyet ve risk azalır. Ebeler, kadınların doğum sürecinin normal bir olay olduğunu anlamalarını sağlar. Böylece ilaçlara olan gereksinim azalır. Ebeler, kadınların iletişim yete-neklerinin gelişmesi için onlara destek olurlar. Bu suretle kadınların özsaygılarının ve aile ilişkilerinin gelişmesine yardım eder. Ebeler, kadınların bebek-lerini emzirmeleri için onları desteklerler. Sonuçta yeni doğan hastalıkları azalır, anne-babanın güveni artar ve maliyet azalır (MANA 2000). Ebelik yete-neğini kullanmak, yoksulluk zincirini kırar ve ebelik bakımının önemini ortaya çıkarır (ICM 2001). Kısa-ca ebelikte önemli olan, sevgi, bilgi, sabır, inanç,
dürüstlük, alçakgönüllülük, umut ve cesarettir.
Sağlıkta Eşitsizlikle Mücadele İlkeleri
Sağlıkta eşitsizliklerin ortadan kaldırılması: 1. Kişilerin daha sağlıklı yaşam biçimlerini benim-semelerine yönelik, davranış değişikliği
oluşturabile-cek sağlık eğitimlerini gerektirir.
2. Yoksulluğun azaltılması, gelir dağılımında eşitliğin sağlanması, yaşam ve çalışma koşullarındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ve işsizliğin azal-tılması gibi makro ekonomik politikaların
geliştirilme-sini gerektirir.
3. Sağlık hizmetlerinin temel sağlık hizmetleri felsefesine uygun olarak örgütlenmesini gerektirir. 4. Sağlık hizmetlerinin kullanımının artırılmasını ve sosyal güvenlik kapsamının genişletilmesini gerek-tirir (Belek 1998).
Bütün bu önlemler sonucunda sağlık hizmetleri toplumun öncelikli sorunlarına yönelebilir, dezavan-tajlı toplumsal gruplara öncelik vererek sağlığı toplumsal gelişmenin vazgeçilmez bileşenlerinden biri olarak ele alabilir. UNUTMAMAK GEREKİR Kİ, “ Herkese Sağlık Hizmeti, Ancak Gereksinimi
Olana Daha Çok “ yaklaşımı, sağlıkta eşitsizlikleri
giderebilecek en önemli yaklaşımlardan birisidir (Saltık 1995).
Gabriela’nın aşağıdaki şiiri sağlık hizmetlerinde önceliğin önemini vurgulaması açısından dikkat çekicidir.
Birçok, hatamız ve yanlışımız olabilir,
Fakat, en büyük suçumuz çocukları unutmak, Yaşamın pınarını ihmal etmek.
Gereksinimimiz olduğunu düşündüğümüz, pek çok şey bekleyebilir Ama çocuk bekleyemez.
Şu anda, onun kemikleri biçimleniyor, kanı yapılıyor. Ve duyuları gelişiyor.
Ona biz, “YARIN” diye yanıt veremeyiz. Onun adı”BUGÜN”dür.
Gabriela Mistral KAYNAKLAR
Belek İ (1998) Sınıf, Sağlık, Eşitsizlik, İstanbul, Sorun Yayın-ları, Kurtiş Matbaacılık.
Belek İ, Hamzaoğlu O (2000) Son Yirmi Yılda Sağlıktaki Değişim, 12 Eylül Rejiminin Yarattığı Olumsuzluklar, Toplum ve Hekim, 4(15):265-277.
Herkes İçin Sağlık Hedefleri (1984), Avrupa Bölgesi ‘Herkes için Sağlık’ Strateji Hedefleri, DSÖ Avrupa Bölgesi Ofisi (Kopenhag), Ankara, Meteksan.
International Confederation of Midwives (ICM) (2001) (30.11.2000) Web: www.intlmidwives.org.
International Code of Ethics for Midwives (1993) With Explanatory Notes and Glossary.
İnanç N (1995) Sağlıklı Toplumlar İçin Sağlıklı Aile, Ankara, Damla Matbaacılık, s.18-19.
İnandı T (1999) Sağlık Hakkı ve Eşitsizlikler, Toplum ve Hekim, 14(5):357-361.
Kılıç B (1998) Uluslararası Verileriyle Sağlıkta Eşitsizlikler, Toplum ve Hekim, 13(2):110-122.
Öztek Z (1992) Temel Sağlık Hizmetleri (ikinci baskı), Ankara, Hacettepe Halk Sağlığı Vakfı, Yayın No:92/2, s.5-12. Saltık A (1995) Sağlık Ekonomisinde Yeni Kavramlar, Toplum ve Hekim, 10(68):38-44.
Soyer A (2000) 1980 Sonrası Sağlıkta Neler Oldu? Toplum ve Hekim, 15(4):259-264.
UNICEF (2000) Dünya Çocuklarının Durumu.
Whitehead M (1992) Eşitlik ve Sağlık: Kavram ve İlkeler, Ankara, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi.