HİKMET
Uluslararası Hakemli İlmi Araştırma Dergisi International Refereed Scientific Research Journal
Owner of the journal in the name of ADEKSAM adına
Sahibi: Tahsin İBRAHİM Editör - Editor Doç. Dr. Fadıl HOCA
Editör Yardımcısı - Assistant Editor Dr. Mahmut ÇELİK
Yayın Kurulu - Editorial Board Doç. Dr. Hülya DAUT - SKUKA
Dr. Fatma HOCİN Dr. Fahriye EMGİLİ Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK Dr. Mensur NUREDİN Mr. Enes ŞABAN
Bilim ve Hakem Kurulu - Science and Arbitral Board Prof. Dr. Yusuf HAMZAOĞLU (Makedonya) Prof. Dr. Numan ARUÇ (Makedonya) Prof. Dr. Oktay AHMED (Makedonya) Prof. Dr. Muhammed Nur DOĞAN (Türkiye) Prof. Dr. Recai COŞKUN (Türkiye) Doç. Dr. Melahat PARS (Türkiye) Doç. Dr. Mirjana TEODOSİJEVIC (Sırbistan) Prof. Dr. Kseniya AYKUT (Sırbistan) Prof. Dr. Aida İSLAM (Makedonya) Doç. Dr. Nazım İBRAHİM (Makedonya) Prof. Dr. Gazmend SHPUZA (Arnavutluk) Doç. Dr. Gentiana ABAZİ (Arnavutluk) Prof. Dr. Kerima FİLAN (Bosna Hersek) Doç. Dr. Adnan KADRİÇ (Bosna Hersek) Doç. Dr. Tudora ARNAUT (Ukrayna) Doç. Dr. İrina DRİGA (Ukrayna) Tasarım - Design: İlker ALİ
Tercüme - Translation: Luan ALİ
İrtibat - Contact: [email protected] [email protected] www.hikmet.adeksam.org
İçindekiler
MAKEDONYA’DA OSMANLICA YAZILMIŞ OLAN İLK DERGİ VE GAZETELER
Doç. Dr. Fadil HOCA
( 10 - 17 )
MAKEDONYA – GOSTİVAR YÖRESİ TÜRK AĞZINDA İSİM ÇEKİM EKLERİ
Doç. Dr. Nazim İBRAHİM
( 18 - 28 )
ATATÜRK’ÜN ÇOCUK SEVGİSİ
Doç. Dr. Mahmut Çelik
( 29 - 36 )
LEHÇE VE MAKEDONCA’YA YÖNELİK KARŞILAŞTIRMALI BİR ÇALIŞMA -LEHÇE VE MAKEDONCA’DA ADLAR
Doç.Dr. Seda KÖYCÜ
(37 - 53 )
TÜRKOLOJİ EKSENLİ BİR DERS KİTABI OKUMASI: NAUÇETE TURSKİ / MAKEDONLAR İÇİN TÜRKÇE
Yrd. Doç. Dr. Muhammet Sani ADIGÜZEL
( 54 - 69 ) ALLAH SEVGİSİ
Dr. Recep ERYILMAZ
( 70 - 84 )
SABÎH DİVANINDA HALÎMÎ MUSTAFA EFENDİ’YE YAZILAN MANZUMLAR
Yrd. Doç. Dr. Vicdan ÖZDİNGİŞ
( 85 - 94 )
ÜSKÜP MİLLÎ KÜTÜPHANESİNDEKİ CÖNKLERDE YER ALAN DİVAN ŞİİRİ METİNLERİ VE ŞAİR NESÎMÎ’NİN BU CÖNKLERDEKİ ŞİİRLERİNE DAİR
Dr. Ramadan DOĞAN
( 95 - 106 )
DR. TSANE ZDRAVKOVSKİ’NİN ATATÜRK PROROK “ULU ATATÜRK” ADLI ROMANI VE BU ROMANDAKİ TÜRKÇE KÖKENLİ SÖZCÜKLER
Dr. Fatma HOCİN
( 107 - 112 )
KOSOVA TÜRK ÇAĞDAŞ EDEBİYATINDA ATATÜRK
Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK
( 113 - 129 )
İZNİK, ÇOK RENKLİ SERAMİKLER VE BU GRUBUN MAKEDONYA’DAKİ TEK ÖRNEĞİ
Dr. Sevil BÜLBÜL
( 130 - 139 )
MAKEDONYA’DA SİYASAL SİSTEM VE TÜRKLERİN SİYASİ YAPILANMASI
Abdülmecit NUREDİN
Contents
THE FIRST NEWSPAPERS AND MAGAZINES ON OTTOMAN-TURKISH LANGUAGE IN MACEDONIA
Asst. Prof. Dr. Fadil HOCA
( 10 - 17 )
INFLECTIONAL (BUSINESS) ATTACHMENTS CONSTITUTES THE MAIN SUBJECT THE REGION OF GOSTIVAR - MACEDONIA
Asst. Prof. Dr. Nazim İBRAHİM
( 18 - 28 )
LOVE OF ATATURK FOR CHILDREN
Asst. Prof. Dr. Mahmut Çelik
( 29 - 36 )
GRAMMATICAL STRUCTURES OF POLISH LANGUAGE – A WEST SLAVIC LANGUAGE – AND MACEDONIAN LANGUAGE
Asst. Prof. Dr. Seda KÖYCÜ
(37 - 53 )
A TURKOLOGY ORIENTED COURSE BOOK READİNG: NAUÇETE TURSKI / TURKISH FOR MACEDONİANS
Asst. Prof. Dr. Muhammet Sani ADIGÜZEL
( 54 - 69 ) LOVE OF GOD
Dr. Recep ERYILMAZ
( 70 - 84 )
POEMS WRITTEN RIGHT HALIMI MUSTAFA EFENDI IN THE DIVAN OF THE SABIH
Asst. Prof. Dr. Vicdan ÖZDİNGİŞ
( 85 - 94 )
MANY TURKISH CÖNK AT THE NATIONAL LIBRARY IN MACEDONIA AND POEMS OF NESİMİ IN THIS CÖNKS
Dr. Ramadan DOĞAN
( 95 - 106 )
DR. TSANE ZDRAVKOVSKI`S NOVEL “ATATURK PROROK” (ATATURK PROPHET) AND TURKISH ORIGIN WORDS IN THIS ROMAN
Dr. Fatma HOCİN
( 107 - 112 )
ATATURK IN MODERN TURKISH LITERATURE OF KOSOVO
Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK
( 113 - 129 )
IZNIK, VERY COLORFUL CERAMICS AND THE ONLY EXAMPLE OF THIS GROUP IN MACEDONIA
Dr. Sevil BÜLBÜL
( 130 - 139 )
POLITICAL SYSTEM IN MACEDONIA AND TURKS POLITICAL ORGANIZATION
Abdülmecit NUREDİN
BAŞ YAZI
Makedonya’da Türkçe başta olmak üzere İngilizce’de makaleler ya-yınlayan ve Rumeli’deki Türk – İslam kültürü yanısıra, tarih, edebiyat ile sosyal ve iktisadi hayatla ilgili konuları ihtiva eden yegane ilmi – araştırma dergisi olması hasebiyle, hakemli bir dergi hüviyetine sahip olan HİKMET dergisinin 20. sayısı elinizde bulunmaktadır. Bu 20. sayı, değişik mahiyette ve farklı makaleleri içeren önemli bir dergi olarak HİKMET’in bu 20. Sayı-sı ile Türk bilim kamuoyu yanıSayı-sıra, uluslararaSayı-sı bilim kamuoyu karşıSayı-sınada çıktığımızı memnuniyetle bildirmekteyiz.
HİKMET dergisinin bu 20. sayısında başta yurtiçi (Makedonya) ol-mak üzere yurtdışından da (Türkiye) gelen ol-makaleleri yayınlamış bulun-maktayız. Yurtdışından HİKMET’e gönderilen makalelerin aslında yurtdı-şında dergimize olan ilgininve önemin bariz bir ispatı olsa gerek. Nitekim, HİKMET dergisinin Makedonya, Balkanlar, AB’nin değişik ülkelerine ve ABD’nin birkaç kütüphanesine gönderilmesi konusu dergimizin uluslar arası bir hüviyete ve boyuta kavuştuğunun önemli göstergelerinden biri oluğunu düşünüyoruz. Yavaş ancak sağlam adımlarla ilerleyen dergimize bundan böyle yurtiçi ve yurtdışından gönderilecek ve derginin kıstasları ile felsefesine uygun olan makalelerin yayınlanacağını ve HİKMET’in ulus-lararası boyutunun daha da genişleneceği kanaatindeyiz. Bilim ve Hakem Kuruluna (geçen sayıdan katılan Türkiye ve Sırbistan hocaları yanısıra) bu sayıdan itibaren Bosna ve Hersek’ten değerli hocaların katılmaları, HİK-MET dergisinin önemli bir seviyeye ulaştığının bir ispatı olsa gerek.
HİKMET dergisinin bu sayısında: Doç. Dr. Fadıl HOCA’nın; THE FIRST NEWSPAPERS AND MAGAZINES ON OTTOMAN-TURKISH LANGUAGE IN MACEDONIA, Doç. Dr. Nazim İBRAHİM’in; MAKE-DONYA – GOSTİVAR YÖRESİ TÜRK AĞZINDA İSİM ÇEKİM EK-LERİ, Doç. Dr. Mahmut ÇELİK’in; ATATÜRK’TE ÇOCUK SEVGİSİ, Doç.Dr. Seda KÖYCÜ’nün: LEHÇE VE MAKEDONCA’YA YÖNELİK KARŞILAŞTIRMALI BİR ÇALIŞMA -LEHÇE VE MAKEDONCA’DA ADLAR–, Yrd. Doç. Dr. Muhammet Sani ADIGÜZEL’in: “TÜRKO-LOJİ EKSENLİ BİR DERS KİTABI OKUMASI: NAUÇETE TURS-Kİ / MAKEDONLAR İÇİN TÜRKÇE, Dr. Recep ERYILMAZ’ın: LOVE OF GOD, Yrd. Doç. Dr. Vicdan ÖZDİNGİŞ’in SABÎH DİVA-NINDA HALÎMÎ MUSTAFA EFENDİ’YE YAZILAN MANZUMLAR,
Dr. Ramadan DOĞAN’ın: ÜSKÜP MİLLÎ KÜTÜPHANESİNDE-Kİ CÖNKLERDE YER ALAN DİVAN ŞİİRİ METİNLERİ VE ŞAİR NESÎMÎ’NİN BU CÖNKLERDEKİ ŞİİRLERİNE DAİR, Dr. Fatma HOCİN’in: DR. TSANE ZDRAVKOVSKİ’NİN ATATÜRK PROROK ULU ATATÜRK ADLI ROMANI VE BU ROMANDAKİ TÜRKÇE KÖ-KENLİ SÖZCÜKLER, Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK’ün: KOSOVA TÜRK ÇAĞDAŞ EDEBİYATINDA ATATÜRK, Dr. Sevil BÜLBÜL’ün: ÇOK RENKLİ SERAMİKLER VE BU GRUBUN MAKEDONYA’DAKİ TEK ÖRNEĞİ”, Abdülmecit NUREDDİN’in: “MAKEDONYA’DA SİYASAL SİSTEM VE TÜRKLERİN SİYASİ YAPILANMASI” adlı makaleler yer almaktadır
Değerli okuyucular, HİKMET dergisinin bu 20. sayısına ilmi maka-lelerini gönderme zahmetinde bulunan değerli hocalarımıza ve bu makale-lerin değerlendirmemakale-lerini yapma gayretinde bulunan HİKMET dergisinin Bilim ve Hakem Kurlu’nun değerli üyelerine, keza bu sayıdan itibaren Bi-lim ve Hakem Kurulu’na üye olmayı kabul eden Bosna Hersek’ten değerli hocalarımız olan Prof. Dr. Kerima Filan ve Doç. Dr. Adnan Kadriç‘e, HİK-MET ve ADEKSAM adına saygı ve şükranlarımızı bildirir, keza HİKHİK-MET dergisinin teknik ve tasarım konuları konusunun hazırlanmasında hizmeti geçen herkese teşekkür eder, HİKMET dergisinin 21. sayısı ile karşınıza çıkıncaya dek hepiniz şen ve esen kalın Allah’a emanet olun.
Kasım, 2012 Gostivar Editör:
EDITORIAL
Turkish in Macedonia and Rumelia mainly publishes articles in Eng-lish, as well as the Turkish-Islamic culture, literature and issues related to social and economic life, such as that containing the sole journal, peer-reviewed journal of scientific research HIKMET 20th magazines with the there are number of hands. This 20th number, nature and the different ar-ticles in different magazines, including the Turkish science is an important addition to the public, in front of the international scientific community welcomed this report of the produced
HIKMET journal, this 20th particularly in the number of domestic (Macedonia), including from abroad (Turkey) have published articles from. HIKMET articles submitted from abroad and the importance of attention to the fact abroad will have an interest in our journal.
Indeed, the journal HIKMET, Macedonia and the Balkans in diffe-rent countries of the EU and the U.S. sent a few library identity and size of the journal has been brought into an international think it is one of the important indicators.
Hereinafter referred to as the slow but solid steps forward, our jo-urnal will be sent home and abroad, and the articles will be published in accordance with our criteria, and even more believe will expend that the international dimension of HIKMET.
In this issue of the journal HIKMET: Asst. Prof. Dr. Fadıl HOCA; THE FIRST NEWSPAPERS AND MAGAZINES ON OTTOMAN-TURKISH LANGUAGE IN MACEDONIA, Asst. Prof. Dr. Nazim İB-RAHİM; INFLECTIONAL (BUSINESS) ATTACHMENTS CONS-TITUTES THE MAIN SUBJECT THE REGION OF GOSTIVAR - MACEDONIA, Asst. Prof. Dr. Mahmut ÇELİK; LOVE OF ATATURK FOR CHILDREN, Asst. Prof. Dr. Seda KÖYCÜ; GRAMMATICAL STRUCTURES OF POLISH LANGUAGE – A WEST SLAVIC LAN-GUAGE – AND MACEDONIAN LANLAN-GUAGE, Asst. Prof. Dr. Muham-met Sani ADIGÜZEL: A TURKOLOGY ORIENTED COURSE BOOK READİNG: NAUÇETE TURSKI / TURKISH FOR MACEDONIANS,
Dr. Recep ERYILMAZ: LOVE OF GOD, Asst. Prof. Dr. Vicdan ÖZ-DİNGİŞ; POEMS WRITTEN RIGHT HALIMI MUSTAFA EFENDI IN THE DIVAN OF THE SABIH, Dr. Ramadan DOĞAN: MANY TUR-KISH CÖNK AT THE NATIONAL LIBRARY IN MACEDONIA AND POEMS OF NESİMİ IN THIS CÖNKS, Dr. Fatma HOCİN: Dr. TSANE ZDRAVKOVSKI`S NOVEL “ATATURK PROROK” (ATATURK PROP-HET) AND TURKISH ORIGIN WORDS IN THIS ROMAN, Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK: ATATURK IN MODERN TURKISH LITERATURE OF KOSOVO, Dr. Sevil BÜLBÜL: IZNIK, VERY COLORFUL CERAMICS AND THE ONLY EXAMPLE OF THIS GROUP IN MACEDONIA, Ab-dülmecit NUREDDİN; POLITICAL SYSTEM IN MACEDONIA AND TURKS POLITICAL ORGANIZATION the articles are named.
Dear readers, this issue of HIKMET bothered to send the number of articles in scientific assessments of the value of making these articles to our teachers HIKMET journal in an effort to Science and valuable members of the arbitral committee from this number as well as a member of Board and Science and the referee agrees to be our teacher in Bosna and Hercegovina dear Prof. Dr. Kerima Filan and Ass. Prof. Dr. Adnan Kadriç respect and gratitude on behalf of the HIKMET and ADEKSAM, as well as technical and design issues HIKMET journal would like to thank everyone who as service in the preparation, the journal 21 HIKMET until it comes out and blows a thick encounter with the number, God entrusted you all and make merry.
November, 2012 Gostivar Editor:
THE FIRST NEWSPAPERS AND MAGAZINES
ON OTTOMAN-TURKISH LANGUAGE IN
MACEDONIA
Asst. Prof. Dr. Fadil HOCA* ABSTRACT
The first official newspaper in Turkish language in Macedonia wich was writtened in Bitola was the newspaper “Rumeli” wich was estabilished between 1290 and 1292 year (1873-1875). It was released once a week on Wensday, and it was printed in the establishment of Vilaet matbaasi in Bitola.The main editor for 1290 year (1873) was Mehmed Vasif and the main coeditor was the person named Akif. According the information from the newspaper “Zaman” which was released in Solun, by the editor Mustafa Beg, by the abolition of the Vilaet from Bitola in 1292 year (1875). He asked from the Ministry for education to give him approve for releasing newspaper in Turkish and Greek language with the same name “Rumeli”.
Keywords: Newspapers, Turkish language, printing news
MAKEDONYA’DA OSMANLICA YAZILMIŞ OLAN
İLK DERGİ VE GAZETELER
Doç. Dr. Fadil HOCA* ÖZET
Osmanlı (son) döneminde Makedonya’da ilk resmi gazetenin yayınlanması Manastır’daki yayınevinde hicri 1290/92, miladi 1873/75 yıllarında ”Rumeli” adı altında mümkün olmuştur. Bu gazetenin resmi olarak Manastır Vilayet matbaasın-da yayınlandığı bilinmektedir. Bu gazetenin hicri 1292, milady 1875 yıllarınmatbaasın-da ilk yayın yönetmeni olarak Mehmet Vasif’in, yayın yönetmeni yardımcısı ise Akif adında bir şahsın olduğu tespit edilmiştir. Manastır vilayetinin 1875 yılında orta-dan kaldırılmasınorta-dan sonra, Selanik’te yayınlanan “Zaman” gazetesinin yayın yö-netmeni olan Mustafa bey’in ifadesine göre, “Rumeli” adı altında müşterek olarak hem Türkçe hem de Yunanca gazetenin yayınlanması talep ettiği bildirilmektedir.
Anahtar kelimeler: Gazeteler, Türk dili, gazete baskıları
_________________
*University “Cyril and Methodius”, Skopje-Macedonia, Department of Turkish Language and Literature
INTRODUCTION
The first official newspaper in Turkish language wich was writte-ned in Bitola was the newspaper “Rumeli”1 wich was estabilished between
1290 and 1292 year (1873-1875)2. It was released once a week on
Wens-day, and it was printed in the stabilishment of Vialet matbaasi in Bitola.The main editor for 1290 year(1873) was Mehmed Vasif and the main coedi-tor was the person named Akif. On the pages which contained the official newspaper of the Vilaet “Rumeli” firstly was given a space on the official news connected to setting officers, replacing , to distinguish ordering, proc-lamation etc. The newspaper often has been exposed on critics because its pages were filled with taken news from the newspaper from Istanbul or from another newspaper from the VIlaet.
By the abolition of the vilaet from Bitola in 1292 year (1875) it was not released anymore. According the information from the newspaper “Zaman” which was released in Solun, by the editor Mustafa Beg, by the abolition of the Vilaet from Bitola in 1292 year (1875). He askaed from the Ministry for education to give him approve for releasing newspaper in Turkish andGreel languagewith the same name “Rumeli”3 . But there
was no information if the approving is accepted as positive. In 1878 year, Bitola beacame the centar of the Vilaet because for the second time was set as vilaet from Bitola whish as that type of organization with administrative character existed since 1912 year.
This time the official newspaper from Vilaet was released with the name “Manastir” (Monastry). It was released once a week on Wednesday the first edition was released in 1884 year and existed since 1912 year.
As official newspaper on the Vilaet it had mainly informative cha-racter. It contained articles connected with the culture, education and trade. It the reduction of the newspaper there were specified people from the ran-ge of economy and important people from the military class. Main editor of the newspaper for 1305 year (1887/88) was Mehmed Hasip, for 1308 year (1890/91), until 1312 year (1894/95) Mehmed Mazlum, and for 1313 year (1895/96) Hadzi Mehmed Nedzat. Coeditor in 1305 was Osman Hilmi, and for 1308(1890/91) year , until 1314(1896/97) was Besim.
1 Salname-i Vilayet-i manastir, II 1293 (1876g.),103
2 Ismail Eren, Turska stampa u Jugoslaviji, Prilozi za orientalnu filologiju, XIV- XV, Sarajevo 1969, 364
The newspaper had four pages with four/five columns with format 52x36 cm4.4
An interesting fact about the economic, finational state of this news-paper it can considered that in one article printed in 1907 year like a extract were drowded out the gains from the lottery in use of the craftsmanship school from Bitola Hamidiye. Acctially “Administration of the newspaper Manastir” gave an amount of 18.000 golden coins to the craftsmanship school Hamidiye from Bitola. The amount was considered as first eight which was separated from the subscription which in 1906 year was realized with amount of 25.000 golden coins. 5
The edioton of the newspaper was printed 500-600 samples and the most active associate of the newspaper were mentioned very important per-son from the Ministry structure of the Vilaet, example : Prof. Faik-Pasha Ali Riza-Pasha, Abdul Kerim -Pasha etc.6
Some of the completes from the newspaper “Manastir” are placed in few places.7 The official periodical publications of the Vilaet in Bitola were
the special anniversaries of the Vilaet. In the anniversary which was pub-lished by the adminstrtion of the Vilaet, except the calendr and the official-statistical data, slso were published and articles from scienties and writers, photographs, tables, cards etc. For the Vilaet from Bitola were puplished 9 ”aniversaries”, which were printed in the stabilhment in the Vilaet Bito-la, Which refers to these years: 1292 year (1885) page 117, for 1293 year (1876) page 115, for 1305 year (1887), page 683, for 1308 year, (1890) page 248, for 1310 year (1892) page 422 and extract one card and one table, for 1313 year (1895) page 263, extract one card and for 1314 year (1896) page 227, and extract one card.8 Some of them are stil preserved.9
The number of the newspapers and the magazines in Turkish langu-age which were printed in Bitola has grown in the beginning of the centry, in fact directly before and after Young Turk Revolution in 1908 year. There is a lot.
4 Ismail Eren , Mentioned article,378.
5 The newspaper “Monastery” num. 1124, 5 safer 1325 (1907) g. 6 Boris Kjoropanovski, Bitola trough centries, Bitola, 1986 year. 75.
7 The libraries Belediye Kütüphanesi and Hakki Tarik-us Kütüphanesi, both in Istanbul. In Macedonia it could be fonded only few numbers in some of the cultural institutions. 8 Ismail Eren , Mentioned article,382.
9 In the International library of the University St. Kliment Ohridski, exists salnamina for 1292 (1875)year.;1311 (1893) and 1314 (1896) year; All of the salnamina in Bitola it could be founded in the library
THE FIRST NEWSPAPERS
NEYYİR-İ HAKİKAT (Bright truth). - According to some facts, this newspaper was released before the Young Turk revolution, from 1905 to 1906 year. In the beggining it released twice a week, and after the number of 134, it started to release once a week. The newspaper had social, poli-tical and religious character. The editor in charge was Mehmed Hasib and the director was Mustafa Asim. Around these two figures were asembled a lots of journalists and supporters of the politic of the organization İttihad ve terraki (Unity and progress). It is supposed that this newspaper also was printed in 1907 year, and it stopped publishing after the number of 23610.
With the opening of the stabilishment “Neyyir-i Hakikat” in the 1908 year,it releases a newspaper with the same name, again. The newspaper was probably an extension of the newspaper “Neyyir-i Hakikat”, which has been printed in the stabilishment in the Vilaet. Othervise, this newspaper is osmanlian administrative authority for proclaiming the ideas of the Young Turk organization in Bitola. It was released every Wensday, and it was esta-bilished on 8 March, 1234 (1908) year. That year the director in charge was Ahmed Ejupi and the editor in charge was Mehmed Hasib. The newspaper had 4 pages printed in 3 columns and the dimensions were 45 x 32 cm. The first 9 editions of this newspaper were realized before the pronountiation of the second constitutionality. Firstly, this newspaper was an autority of the Central committee of the organization Ittihad ve Terraki in Bitola. The ma-naged center of the Impery was often attacked.11 On occasion of the
anni-versary of the Second constitutionality in a shaped of a newspaper printed in a unusual number of 50 pages, in wich mainly there were articles of the literature and military themes.12
Original samples of the newspaper “Neyyir-i Hakikat” exist since today.13 In 1909 year from the same stabilishment was realized another
newspaper with the same name, but that newspaper was printed weekly 10 Serafedin Hodza,Balkanlar Vilayetlerinde Osmanli Basini. Cevren No 14,Pristina,1977, 47.
11 Server Iskit, Turkiuede Madbuat Idareleri ve Politikalari, Istanbul, 1943,147. 12 Ismail Eren, mentioned article,379; The original can be founded in the International Library, St.Kliment Ohridski
13 The national library in Turkey, than the all collection it could be fonded in the library Hakki Tarik-us in Istanbul, photocopies of the newspaper it could be founded in Kosovo, Prishtina
(Haftalık Neyyir-i Hakikat). It had literature, political and social charac-ter, and the publisher was the Administration of the newspaper.14
HUKUK-U İBAD (Respecting the law). - For this newspaper that was published in 1910 year, we have not got enough information. All that is known, is that this newspaper belonged to the democratic party from Bitola (Firka-i Ibad), and it was printed in the stabilishment “Neyyir-i Hakikat”. The first number was realized in May 1910 year. The official publisher was Mustafa Safet from Bitola.15
SÜNGÜ (Shield, knife). - This newspaper also is proprety of the or-ganization Ittihad ve terraki. It has appeared as a result of increasing the tension from the fight between the political parties. The most of the articles in the newspaper were writtened by the officers who belonged to the orga-nization “Unity and progress”. Because of its huge “deviation” the newspa-per often was forbidden by the military administration, and the authorized publisher was punished with sentences. The newspaper was printed once a week, at Thursday. The first number was printed in February 1326 (1908) year. That year, the editor who is been in charge was Hamdi. The dimen-sions of the newspaper were 38x28 cm, and it has been printed on 4 pages in 3 columns. there are preserved only 14 original articles. After year and a half stopped to be realized. It has been assumed that the owner stopped to print the newspaper because of financial reasones, but it does not mean that, that can be true if it considers the political condition and the turmoil in the Impery in that period. The last number that exist is from 28.09.1327 (1909) year. When the printing of the newspaper named “Sungu” it stopped to be realized, than started to be published by another name “Ileri”.
İLERİ (Forward)16. - The first number of this newspaper has been
showed on 9 July 1327 (1911) year. It was released once a week on Thurs-day. The editor in charge and the authorized publisher was Matli Zija from Bitola. The newspaper was printed on 4 pages, in 3 columns with format 38x26 cm, the same like the newspaper “Sungu” it was printed in the stabi-lishment “Neyyir-i Hakikat”.
14 Ismail Eren, mentioned article, 374; Magazine Bahçe (Solun). Year . I, св.2,25 VIII 1325,бр.52.
15 ServerIskit, mentioned work, 160. 16 Serafedin Hodza, mentioned article, 48.
KASATURA (Military knife). - This newspaper it is just another type of the range newspapers with strange names, that were realized from the Yong Turk organization, “Unity and progress”, in Bitola, Skopje, Solun, Skadar, Seret and other cities. In Bitola this type of newspapers were “Sun-gu”, “Kurşun”, “Kasatura” and “Ileri”, and their general characteristics were that they did not had only special names. According to the under-title, and the newspaper “Kasatura”, had main role for keeping of the constituti-onality. The first number was relised on 01.12.1327 (1911) year, and it was printed once a week, every Monday. It contained 4 pages, in 3 columns and the director in charge was Riza.
KURŞUN (Bullet). - It was printed right after the second constitutio-nality in 1908 year. “Weekly osmanlian newspaper that contained articles for the juistice and truth, wich interest for their own fatherland is priceless” - it was mentioned in the under-title. Because of the articles wich were aga-inst the political power, it was not printed for very long time. There were printed only 8 numbers. The main editors and associates for the first num-bers are not known. According to the well keepted numnum-bers it is abviously that the newspaper had an social, political and military character (more mi-litary). After a short pause, the newspaper was printed again in 1327 (1911) year. That year the main editor was Esad. The newspaper was printed in the stabilishment “Beynelmilel ticarit Matbaasim”, on 4 pages in 3 columns with format 38x27,5 cm. The last number that still exists is number 8, from 6May, 1327 year. It is very important the fact that the newspaper represents extension of the newspapers “Sungu” and “Ileri”. All of those newspaper it can be founded in a few institutions.17
YENİ HAYAT (New life). - After 1908 year (it is not familiar exactly) there was printed one more osmanlian newspaper, called “Yeni hayat” (New life). There is no statistical data in the literatureabout this newspaper. There are only 20 original samples kept in the library “Beyazit” in Istanbul. The main editor of the newspaper was Nedzat Ferit from Bitola. The newspaper was mostly political, but despite that there were also economics, literature and dialy posts. In this newspaperm there were not only articles about the Young Turks in Bitola (although it was their proprety), but there were ar-17 The national library in Ankara, the whole collection from the newspaper “Kursun” (also can be founded in the library Hakki Tarik-us in Istanbul).
ticles related of the Young Turk movement in the Impery. In the newspaper can be founded texst wich are representing European views related on the education and the culture. The most impressionable texts from the politic are the texts wich were attacking the Turk feudal system. The Turk people. their own salvation were searching by the changing the feudal system and introduction a new social editing.
VATAN (Fatherland). - The same like a “Kurşun” and “Sungu”, “Va-tan” has been forbidden because of its “sharpen” texts. It was released at 1908 year and it was printed in the International stabilishment. It was rele-ased once a week and the texts were often with social-political character or legal. On the pages of the newspaper there were often a critics wich were related on the feudal order of the Osmanlian state. The newspaper also printed texts related of the politic on the other contries towards Osmanlian Impery, than for dialy events in the country and board. The editor in charge of this newspaper (1908 year), it is not known, because it is not mentio-ned nowhere. There is no doubt that with the newspaper were collaborated young journalists who belonged to the Young Turk movement, Ittihad ve Terraki. According to the newspaper “Zaman” wich was releasing in Solun, the main editor was Mehmed Hasib. Because of the visitation of Bitola by the Sultan Mehmed Reshad V, there was printed a exceptional number of the newspaper. The newspaper had 4 pages, in 3 columns with format 40x27 cm. In that period of time in Bitola except daily newspapers, there were printed scientific and similar magazines. One of them was “Husun ve Şiir” (Beauty and poetry). Literary, artistic, philosophical and social maga-zine. The founders were H.Hisni and A.Suphi. It was printed once in a 15 days, in the stabilishment “Neyyir-i Hakikat”. The first number was relea-sed in 1325 (1907/08) year. For the first three articles the editor in charge was Ismail Haki, and from number 4 to number 8, was Abdulah Fejzi. The numbers 1,2,3 and 4 were printed in Bitola, and from 4 to 8 were printed in Solun (in the stabilishment - proprety of the craftsmanship school “Mithat Paşa”). The format of the magazine was 27x18,5 cm with 16 pages in 2 columns, and there were illustrations also. From number 9, this magazine changes its name and releases under the name “Genç Kalemler” (Young pens), but in another city - Solun.
ELHAN (Songs, melodies). - Another magazine that was realized in Bitola, and it was printed in the International stabilishment - “Elhan”. It was printed every second Thursday. The editor in charge was Ilijas Madzid and the publisher was Ahmed Hamdi. The magazine had 16 pages in 2 co-lumns with format 29x20 cm.
In Bitola were realized only three numbers. With the transporting of the publisher in charge Ilijas Madzid in Istanbul, this magazine continued to be printed there. There were published 21 articles total. The magazine “Elhan” belongs to the type of more serious and usefull magazines wich was released in the Vilaet of Bitola.
BIBLIOGRAPHY – KAYNAKÇA
Hodza, Serafedin ; Balkanlar Vilayetlerinde Osmanli Basini. Cevren No 14,Pristina,1977
Iskit, Server ; Turkiuede Madbuat Idareleri ve Politikalari, Istanbul, 1943,147.
Eren, İsmail ; Turska stampa u Jugoslaviji, Prilozi za orientalnu filologiju, XIV- XV, Sarajevo 1969, 364
Eren, İsmail ; Magazine Bahçe (Solun). Год. I, св.2,25 VIII 1325, бр.52. Kjoropanovski, Boris ; Bitola through centries, Bitola, 1986 г. 75.
Salname-i Vilayet-i manastir, II 1293 (1876g.),103
In the National Library of the University “St. Kliment Ohridski” exists salname for 1292 (1875)year.;1311 (1893) and 1314 (1896)year.;
All of the salname-i in Bitola could be founded in the library Millet Kütüphanesi in Istanbul, and for 3 years in the National Library of the University “St. Kliment Ohridski” in Skopje
National library in Ankara. All of the articles of the newspaper “Kursun” (also in the library Hakki Tarik-us in Istanbul).
Newspaper “Zaman” (Solun), year IV, 198, 25 rebiulevvel 1294. Newpaper “Monastery” n. 1124, 5 safer 1325 (1907)
MAKEDONYA – GOSTİVAR YÖRESİ TÜRK AĞZINDA
İSİM ÇEKİM EKLERİ
Doç. Dr. Nazim İBRAHİM∗
ÖZET
Makedonya’nın batısında, Gostivar yöresinde konuşulan Türk ağzının isim çekim (işletme) ekleri bu araştırmanın esas konusunu teşkil etmektedir. İsim çe-kim ekleri araştırmamıza konu olan bölgenin ağzında, Türkiye Türkçesi ile kar-şılaştırıldığında farklılık göstermektedir. Kendi bölge ağzım olan Gostivar yöresi Türk ağzı, bölgemizde konuşulan Gostivar, Vrapçişte, Aşağı Banisa, Yukarı Ba-nisa ve Zdunye ağızlarından ibarettir. Sözü geçen ağızları bir başlık altında alma-mızın sebebi, bu ağızları birbirinden ayıracak büyük bir farklılığın olmadığından kaynaklanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Gostivar, İsim Çekim Ekleri, İyelik Ekleri.
INFLECTIONAL (BUSINESS) ATTACHMENTS
CONSTITUTES THE MAIN SUBJECT THE REGION OF
GOSTIVAR - MACEDONIA
Asst. Prof. Dr. Nazim İBRAHİM* ABSTRACT
Macedonia to the west of the mouth of the Turkish-speaking region of Gos-tivar inflectional (business) attachments constitutes the main subject of this inves-tigation. Name suffixes that are subject to investigation at the mouth of the region, compared with Turkey Turkish vary. Gostivar region with its own territory Tur-kish mouth of my mouth, speaking region of Gostivar, Vrapçişte, Banisa Down, Up Banisa and Zdunye consists of the mouth. Us to mention under a heading because their mouths, these mouths to separate from each other due to a big dif-ference there.
Key Words: Gostivar, Noun Suffixes, Possessive its Annexes. ____________
∗ Makedonya - Üsküp “Kiril ve Metodiy” Üniversitesi, Filoloji Fakültesi, Türk Dili ve
GİRİŞ
Dil, insanlar arası iletişimin sağlanması için kullanılan özel bir anlaş-ma sistemidir. Her kavmin kendi dili vardır, dolayısıyla dünyadaki kavim sayısınca dil var demektir. Dünyada ölü veya yaşayan 3000’in üzerinde dil bulunmaktadır.1 Yeryüzünde konuşulan ve yazılan diller genellikle
köken ve yapı akrabalığı olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır. Köken akrabalı-ğı bakımından Türkçe Altay dilleri ailesine girer. Yapı akrabalıakrabalı-ğı bakımın-dan dünya dilleri üç gruba ayrılır: Tek heceli, çekimli ve eklemeli diller. Yapı akrabalığı bakımından Türkçe eklemeli dildir. Eklemeli (bağlantılı, agglutinative) dillerde sabit kalan tek veya çok heceli kelime kökleri ile bunlara eklenen çeşitli ekler vardır. Bu diller ön ekli veya son ekli olabilir-ler. Yani ekler bazan başa, bazan sona getirilir.2 Türkçede ön ekleme
yok-tur, ekler her zaman kök ve gövde sonuna getirilir. Türkçe son ekli eklemeli bir dildir.
Ekler tek başına kullanılmaz ve bir anlam ifade etmezler. Kelimenin sonuna eklenen bu ekler, kökle kaynaşarak kelimede anlam veya görev de-ğişikliği yapar. Türkçede ekler iki kısma ayrılır. Köklerden gövdeler yapan ekler yapım ekleri ve kök ve gövdelere işleklik veren ekler çekim (işletme) ekleri.
Cümlede adlar ile adlar veya adlar ile fiiller arasında geçici ilişkiler kuran ekler çekim ekleridir. Türkiye Türkçesinin çekim ekleri çokluk, iye-lik, aitiye-lik, soru ve ad çekimi ekleridir.3 Çekim ekleri kelime kök ve
göv-desine işleklik kazandırır, anlamda bir değişiklik yapmaz ve yapım ekle-rinden daha kapsamlıdır. Hem isim kök ve gövdelerine, hem de fiil kök ve gövdelerine gelebilirler. Kullanılış bakımından çekim ekleri fiil çekim ekleri ve isim çekim ekleri olmak üzere iki gruba ayrılır.
Türkçede fiil çekimi, fiil kök ve gövdelerine eklenen şekil ve zaman (kip), şahıs ve soru ekleriyle karşılanır.4 İsim çekimi (işletme) ise, çokluk,
iyelik, aitlik, durum ve soru ekleriyle yapılır.
1 Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Türkiye Türkçesi Grameri (Şekil Bilgisi), TDK Yayınları: 827, Ankara, 2007, s. LXI.
2 Prof. Dr. Muharrem Ergin, Türk Dil Bilgisi, 21. Baskı, Bayrak (Basım/Yayım/Tanıtım, İstanbul 1993, s. 7.
3 Korkmaz, age., s. 256.
Makedonya Türk ağızlarında isim çekim ekleri5 bugüne kadar
bir-kaç yerli Türkolog tarafından incelenmiştir. Kosova Türk ağızlarında ise bu konuyla ilgili geniş bilgi Süreyya Yusuf6, Nimetullah Hafız7 ve Suzana D.
Canhasi8 tarafından verilmiştir.
Gostivar yöresi Makedonya’nın batısında bulunur. Yöre ağzının ses, şekil ve cümle yapısında bölgede konuşulan Makedoncanın ve Arnavutça-nın etkisi görülür. Bu etki, oldukça kuvvetlidir.
Makedonya’nın diğer Türk ağızlarında olduğu gibi, Gostivar yöresi Türk ağzında da ünlü uyumlarındaki bozukluklar, kelime kökünde ve kök veya gövdeye gelen eklerde de görülmektedir.
Gostivar yöresi Türk ağzında yazı dilimizdeki gibi hemen hemen bütün isim çekim eklerinin kullanıldığını görürüz. Ancak, bazı ekler yazı dilimizdeki şekilleriyle kullanıldıkları halde, bazıları ses değişmelerine uğ-ramış ve bölgenin ağız özelliklerini oluşturmuşlardır. Bu özellikler, eklerde ses değişmesi, ses düşmesi ve bazı isim çekim eklerinin kullanım dışı ol-ması şekillerinde belirlenirler.
Bu bildiride, yöre ağzında kullanılan isim çekim eklerinin varlığını tespit etmeye ve örneklerle göstermeye çalıştık. Bildirimizde isim çekim ekleriyle ilgili verilen örneklerin çoğu 1995-1996 yıllarında yöre ağzıy-la ilgili derlediğimiz ve yazıya aktardığımız metinlere dayanır.9 Bildirinin
devamında Gostivar Yöresi Türk Ağzı yerine GYTA kısaltması kullanıla-caktır. GYTA’nda tespit edebildiğimiz isim çekim eklerini şöyle sıralaya-biliriz:
5 János Eckmann, “Dinler (Makedonya) Türk ağzı,” TDK Yayınları:183, TDAY Belleten 1960, Ankara 1988. s. 198-200;
Hamdi Hasan, ”Kalkandelen Türk Ağzı”, Sesler, yıl XIX, sayı 173, Üsküp (Şubat 1983), s. 121-122; Nazim İbrahim, Valandova Yöresi Törk Ağzı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, “Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filoloji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Üsküp 2007, s. 200-222 ve Oktay Ahmed, Morfosintaksa Na Turskite Govori Od Ohridsko-Prespanskiot Region, Yayımlanmamış Doktora Tezi, “Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filoloji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Üsküp 2004, s. 52-76.
6 Süreyya Yusuf, Prizrenski Turski Govor, Yedinstvo Priştine 1987, s. 88-90.
7 Nimetullah Hafız, “Kosova Türk Ağızlarında Çekim Ekleri”, Dil Dergisi, Sayı 21, Temmuz 1994, Ankara, s. 29-38.
8 Suzana D. Canhasi, Kosova-Makedonya Türk Ağızlarında Yapım ve Çekim Ekleri, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Kosova, Priştine Üniversitesi, Filoloji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Priştine 2004, s. 40-74.
9 Nazim İbrahim, Vrapçişte ve Çevresi Türk Ağzı (Makedonya), Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü – Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı (Yeni Türk Dili), Ankara 1997, s. 70-76.
Çokluk Eki (+lAr)
İsimlerin çokluk şekillerini yapan ek, çokluk ekidir. Bu ek, Eski Türkçenin ilk yazılı belgelerinden beri kullanılan eklerden biridir.10
Gra-merlerde bir çekim (işletme) eki olarak değerlendirilen çokluk eki yöre ağzında (-lAr)’dır. Kapalı heceli ve a, e açık heceli isimlerde çokluk eki uyuma aykırı düşmez. Örnekler: traplar (arıklar), camlar, argatlara
(ır-gatlara), eşekler, sepetlerlen (sepetlerle), yıldızlar, kızlar, işler, bitler, otlar, yollar, buzlar, omuzlar, üzümler, güzler (gözler); oumalar (elmalar), akre-balar (akraakre-balar), baakre-balar, kaveler (kahveler), egbeleri (heybeleri), tezeler (teyzeler) vb.
GYTA’nda, çokluk eki ince ünlülü isimlerde ünlü uyumuna uyar. Ör-nekler: tütünler, ineklerlen (ineklerle), misirleri (mısırları), şişeler, süriler
(sürüler), içkiler, yemekler, difler (devler), tikenler (dikenler), üliler (ölü-ler), küpriler (köprü(ölü-ler), üküzler (öküzler) vb. Yazı dilinde -ı, -u ünlüsüyle
biten birden fazla heceli isimlerde, sözü geçen ünlülerin yerine yöre ağ-zında genellikle -i ünlüsü gelir. Bu ince ünlüden sonra isme gelen çokluk eki ünlü uyumuna uymaz ve hep kalın -lar şekliyle gelir. Örnekler: yapilar
(yapılar), kapilara (kapılara), zanatçilar (zanaatçılar), yapagilar (yapa-ğılar), kaysilar (kaysılar); avlilar (avlular), tapilara (tapulara), yavrilar (yavrular), havlilar (havlular) vb.
Yöre ağzında çokluk ekinin ünlü uyumuyla ilgili önemli bir özelli-ği vardır. Ekin bu özelliözelli-ğiyle fiil çekimlerinde karşılaşırız. Bu ek, dilek-şart kipinin dışındaki diğer fiil çekimlerinde hep ince -ler şekliyle geldiği görülür.11
10 Çokluk eki üzerine vazla bilgi için bkz., A. Cevat Emre, “Türkçede çoğul belgesi –ler’in etimolojisi üzerine bir araştırma”, Türk Dili-Belleten 5-6 (1940), s. 37-44.
11 Bu konuyla ilgili fazla bilgi için bkz., Nazim İbrahim, Vrapçişte ve Çevresi Türk Ağzı (Makedonya), s. 15.
İyelik (Sahiplik) Ekleri 1.
İyelik ekleri, ismin karşıladığı nesnenin kime veya neye ait oldu-ğunu belirtir. Sahiplik gösteren ve isimler ile isimler arasında ilgi kuran eklerdir. GYTA’nda iyelik ekleri Türkiye Türkçesindeki iyelik eklerinden farklıdır. Bölge ağzındaki iyelik ekleri aşağıda verdiğimiz çizelgede en iyi bir şekilde görülebilir.
ÇİZELGE
Son sesi ünlü ile biten kelimeye Son sesi ünsüz ile biten kelimeye
aga dere kari su baş ev ok kıs süt
Teklik 1.ş. aga-m dere-m kari-m su-y-um baş-ım ev-ım ok-um kız-ımsüt-üm 2.ş. aga-n dere-n kari-n su-y-un baş-ın ev-ın ok-un kız-ın süt-ün 3.ş. aga-si dere-si kari-si su-i baş-i ev-i ok-i kız-i süt-i
Çokluk1.ş. aga-mıs dere-mıs kari-mıs su-y-umusbaş-ımıs ev-ımıs ok-umusk ı z
-ımıs süt-ümüs 2.ş. aga-nıs dere-nıs kari-nıs su-y-unus baş-ınıs ev-ınıs ok-unus k ı z
-ınıs süt-ünüs 3.ş. aga-lar-i dere-ler-i kari-lar-i su-lar-i baş-lar-i ev-ler-i ok-lar-i k ı z
-lar-i süt-ler-i Çizelgeden hareketle diyebiliriz ki, GYTA’nda iyelik ekleri ünlü uyumlarına aykırı düşer.
Hem ünlüyle hem de ünsüzle biten kelimelerde 3. şahıs teklik iyelik eki sadece -si ve -i şekilleriyle geldiği görülür. Dolayısıyla, bölge ağzında büyük ve küçük ünlü uyumuna aykırı durumlar ortaya çıkar. Örnekler: eti,
pazari (pazarı), kabugi (kabuğu), işi, babasi (babası), çeizi (çeyizi, kardaşi (kardeşi), çivisi, sırçasi ( sırçası, bardağı), üküzi (öküzü), kışi (kışı), tuzi (tuzu), tozi (tozu), radiosi (radyosu) vb.
Son hecesi yuvarlak ünlülü olan kelimelerde 1. ve 2. şahıs çokluk iyelik ekleri uyuma ters düşmüyor. Örnekler: A bizım kanalın vardır
do-govorumus. (Bizim kanalın ise, anlaşmamız vardır.). Bizım küvümüs da i durumdadır. (Bizim köyümüz daha iyi durumdadır.), Demek çok agırdır şiımıs, durumumus. (Demek, şeyimiz durumumuz çok ağırdır.). Konuyla
il-gili ek olarak şu örnekleri de verebiliriz: yolumus (yolumuz), güzünüs
(gö-zünüz), süzünüs (sö(gö-zünüz), odununus (odununuz), otunus (otunuz),oyunus (oyunuz) vb.
Kelimelerin son hecesi yuvarlak ünlülü ise, 1. ve 2. şahıs teklik iye-lik ekleri ünlü uyumuna uyar. Örnekler: Ben der, bir lâze ügretırırım senın
çocuguni. (Ben der, senin çocuğunu kısa zamanda öğretirim.); Kral yollar haber, ne istersen verecim, çocugumi çevıresın. (Kral haber gönderir, ço-cuğumu çevir, istediğini vereceğim); üküzüm (öküzüm),topuzum, karpuzun, süzün (sözün) vb.
Son hecesi düz, ince ünlüyle biten kelimelerde l. ve 2. şahıs teklik iyelik ekleri ünlü uyumuna aykırı düşer. Örnek olarak: yüregımdır
(yüre-ğimdir), işım (işim), belımi (belimi); Bak olaydi sen yerınde işın salmazdın. (Bak, senin işin yerinde olsaydı, salmazdın (terk etmezdin.), elınden (elin-den), Nedır son istegın? (Son isteğin nedir?), yerımde (yerimde) vb.
Kelimelerin son hecesi ince, düz ünlülü ise, 1. ve 2. şahıs çokluk iyelik ekleri ünlü uyumuna uymaz: paremıs (paramız), dedemıs (dedemiz),
camimıs (camimiz), âdetlerımızle (âdetlerimizle), kavenızi (kahvenizi).
Ko-nuyla ilgili şu örnekleri de verebiliriz: derenıs (dereniz), evınız (eviniz);
baçenıs (bahçeniz), derinıs (deriniz), kalemınıs (kaleminiz) vb.
İnce ünlülü kelimelerde 3. şahıs çokluk iyelik eki -leri şekliyle gelir ve ünlü uyumun ters düşmez. Örnekler: Pareleri var idi onların. (Onların
paraları vardı.). Konuyla ilgili şu örnekleri de verebiliriz: evleri, küvleri (köyleri), tefterleri (defterleri), üzümleri, işleri vb. Kalın ünlülü
kelimeler-de ise, ünlü uyumuna ters bir şekilkelimeler-de hep -lari biçimiyle geldiği görülür. Örnekler: Cenazey mezara koyanlar en yakınlari ogullari var ise,
çocukla-ri var ise, onlar cenazey mezarına koyar. (Cenazeyi mezara koyanlar en ya-kınları, oğulları varsa, çocukları varsa, onlar cenazeyi mezara koyar.); Var imiş koyunlari onların. (Onların koyunları varmış.); İsmed’ın, Eştref’ın analari. (İsmet’in, Eşref’in anaları.); ovalari (ovaları), başlari (başları), agaçlari (ağaçları), saşlari (saçları), yollari (yolları) vb.
Aitlik Eki (+ki) 2.
İyelik veya aitlik bildiren bir ektir. GYTA’nda aitlik eki ünlü uyu-muna uymaz ve daima -ki şekliyle kullanılır. Örnekler: sırtlarındaki,
evde-ki, karşiki (karşıki), bu geceevde-ki, sonevde-ki, şindiki (şimdiki), soraki (sonraki), ovadaki, yüzündeki v.b. Türkiye Türkçesinde dünkü, bugünkü şeklinde
kul-lanılan kelimeler, yöre ağzında dünki, bugünki olarak daima -ki ünlüsüyle telâffuz edilir.
Durum (Hal) Ekleri 3.
İsim çekim ekleri, cümlede isimler ile fiiller arasındaki geçici anlam bağlarını kurmak üzere adların girdiği durumları karşılayan eklerdir. Tür-kiye Türkçesinde başlıca isim durumları ve bunları karşılayan çekim ekleri şunlardır:
1) Yalın (Nominatif) durumu
2) İlgi (Genitif) durumu eki: +In/+Un; +nIn/+nUn 3) Yükleme (Akkuzatif) durumu eki: +(y)I, +(y)U 4) Yönelme (Datif) durumu eki: +(y)A
5) Bulunma (Lokatif) durumu eki: +DA 6) Çıkma (Ablatif) durumu eki: +Dan
7) Vasıta (İnstrumental) durumu eki: +(y)lA(+(y)lE < ile) 8) Eşitlik (Ekvatif) durumu eki: +CA
GYTA’nda durum ekleri şöyledir: 1) Yalın (Nominatif) durumu
İsimlerin eksiz durumudur. Örnekler: agaç (ağaç), bogdai
(buğ-day), yagmur (yağmur), güs (göz), ot, kalem, kapi (kapı), koyşi (komşu), ürti (örtü), yavri (yavru) vb.
2) İlgi (Tamlayan, Genitif) durumu eki: +In/+Un; +nIn/+nUn Bu ek ismi sahiplik, ilgi durumuna sokar. İsmi isme bağlar ve isim tamlamaları yapar. Bölge ağzında ilgi (tamlayan) durumu -ın, -un, -ün; -nın, -nun, -nün eklerin getirilmesiyle kurulur. Kelimelerin son hecesi düz ünlülü ise, ilgi durumu eki ünlü uyumuna aykırı düşer.
Ünsüzle biten kelimeye -ın, ünlüyle biten kelimeye ise ekin -nın şek-li geşek-lir. Örnekler: padişanın çocugi (padişahın çocuğu), senın korkindan
(senin korkunda), mutfagın kapisıni (mutfağın kapısını), balıgın kursagına (balığın kursağına), kuzinın nenesi (kuzunun anası), kızın başıni (kızın ba-şını), o zenginlerın adlarıni (o zenginlerin adlarını), bir babanın üş tene çocugi (bir babanın üç tane çocuğu), interesi dünyanın (dünyanın menfaa-ti), insanın aklıni (insanın aklını), gecenın vaktında (gecenin vaktinde) vb.
Kelimenin son hecesi yuvarlak ünlülü ise, ilgi durumu eki -un, -ün; -nun, -nün biçimleriyle gelir. Örnekler: onun kükünde (onun kökünde),
bu-nun koli (bubu-nun kolu), hep küvün çocuklari (hep köyün çocukları), çocugun da koymiştır adıni (çocuğun adını da koymuştur), armudun islasıni (armu-dun iyisini), kurtun ensesi (kurtun ensesi) vb.
Yükleme (Belirtme, Akkusatif) durumu eki: +(y)I, +(y)U 3)
Bu ek ismi yükleme durumuna sokar ve fiile bağlar. İsmin bu durumu-na nesne durumu da denir. Yapılan hareket bir nesne üzerinde gerçekleşir. Yükleme durumu eki sadece geçişli fiillerle kullanılır. GYTA’nda yükleme durumu eki ünlü uyumuna uymaz ve yalnız -i şekliyle gelir. Örnekler:
tap-şani yerler (tavşanı yerler), şeyleri hep endırırler (eşyaları hep indirirler), tutardık ekmegi (ekmeği tutardık), teneşiri yollarler (teneşiri yollarlar, gö-türürler), severmijler gezmegi (gezmeyi severmişler), otlatırırdık inekleri (inekleri otlatırdık), o çocugi alacak (o çocuğu alacak) bali (balı), koinlari (koyunları) oni (onu), kızi (kızı ), yüzügi (yüzüğü), güzi (gözü) vb.
Ünlüyle biten kelimelere yükleme durumu eki getirildiğinde, araya koruyucu -y- ünsüzü girer. GYTA’nda bu koruyucu ünsüzünden sonra ge-len yükleme durumu eki genellikle düşer. Örnekler: kışçey aglatırır
(kız-cağızı ağlatır), parey getırır (parayı getirir), almiş çapay ( çapayı almış), kocay (kocayı), hocay (hocayı), oumay (elmayı), sofray (sofrayı), baçey (bahçeyi), babay (babayı), Mustafa’y (Mustafa’yı), parey (parayı), anney (anneyi), kışçey (kızcağızı), Evropa’y (Avrupa’yı), dünyay (dünyayı) vb.
4) Yönelme (Datif) durumu eki: +(y)A
İsmi yaklaşma ve yönelme ifadesiyle fiile bağlayan durumdur. Yönelme durumu eki aynı zamanda isimleri edatlara bağlayan bir ektir. GYTA’da yönelme durumu -a, -e ekiyle karşılanmaktadır. Örnekleri şun-lardır: em giderdiler evlerıne (ve evlerine giderdiler), kabristana
gütürür-sük (kabristana götürürüz), mezara koyanlar, giderler bir gün ovaya (bir gün ovaya giderler), Debre’e gidesın (Debre’ye gidesin), verır bain rısk bize (herhangi rızk bize verir), em salırsık sui traplara ( ve suyu arıklara salırız), ayagına basmamak (ayağına basmamak), em gelır eve (hem eve gelir), giderler kadia (kadıya giderler) vb.
5) Bulunma (Lokatif) durumu eki: +DA
Bu ek fiildeki oluş ve kılışın yerini gösterir. İsmin bulunma şeklini yapar ve ismi fiile bağlar. Yöre ağzında bulunma durumu -da, -de; -ta, -te ekleriyle yapılır. Örnekler: tsrepnada (toprak tepside), çekmecede, dagda
(dağda), bir amamcikta (bir hamamcıkta), kasapta, em arette (hem ahiret-te), sutta (mahkemede), sokakta, dayoda (dayıda) mektepte, süzde (sözde), agızda (ağızda), yaprakta, Gostivar’da, gükte (gökte), yazida (yazıda) vb.
6) Çıkma (Ablatif) durumu eki: +Dan
Bu ek ismin çıkma, uzaklaşma durumunu ifade eden bir ektir. GYTA’nda çıkma durumu -dan, -den; -tan, -ten ekleriyle gösterilir. Örnek-ler: bunarlardan (pınarlardan), çeşmelerden, kuyrugundan (kuyruğundan),
ateşten, pazardan, başımdan, senden, etten, ufaktan, sütten, maldan, eski-den, üstüneski-den, Üsküp’ten, kasaptan, kuzidan (kuzudan) vb.
7) Vasıta (İnstrumental) durumu eki: +(y)lA(+(y)lE < ile)
Adın belirttiği varlık veya nesnenin fiildeki oluş ve kılışta vasıta olarak kullanıldığını veya birliktelik ifade ettiğini gösterme durumudur.12
GYTA’nda daima -le şekliyle gelir. Örnekler: babayle (babayla), arabayle
(arabayla), odunle (odunla), kızle (kızla), otle (otla), topraklarle (toprak-larla), etle, sütle, cevizle vb.
8) Eşitlik (Ekvatif) durumu eki: +CA
Eşitlik ve benzerlik ifade eder. Gramerlerde bir durum eki olarak değerlendirilen, aslında zarf ve bazen de sıfat yapan +CA eki GYTA’da çok az kullanılır. Bu ekin yerine yöre ağzında fazla -le, gibi edatları ve nısı soru sıfatı gelir. Örnekler: aylarle (aylarca), satlarle (saatlerce), binlerle
(binlerce); insan gibi (insanca), kurnaz gibi (kurnazca); nısı hayvan (hay-vanca), nısı tilki (tilkice), nısı çocuk (çocukça) vb.
Soru Eki (mI/mU) 4.
Bu ek isimleri soru yoluyla belirleyip fiilere bağlayan bir işletme eki-dir. GYTA’nda soru eki çok nadir görülür. Kullanıldığında ünlü uyumu-na aykırı ve sadece mi şekliyle geldiği görülür. Örnekler: eve mi gelmiş?,
bana mi vermşi? (bana mı vermiş?) vb.
Yöre ağzında soru ekinin yerine genellikle Arnavutçadan alınmış a soru eki kullanılır ve kelimenin önüne getirilir. Örnekler: A dır zengin? (Zengin
midir?), A satnaaldın pali? (Pahalı mı satın aldın?), A idi güzel çocuk? (Güzel çocuk muydu?) vb.
KISALTMALAR ve İŞARETLER age. - adı geçen eser
bk. - bakınız
GYTA - Gostivar Yöresi Türk Ağzı s. - sayfa
ş. - şahıs
TDAY – Türk Dili Araştırmaları Yıllığı TDK - Türk Dil Kurumu
KAYNAKÇA - BİBLİOGRAPHY
AHMED, Oktay, Morfosintaksa Na Turskite Govori Od
Ohridsko-Prespanskiot Region,
Yayımlanmamış Doktora Tezi, “Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filoloji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Üsküp 2004.
CANHASİ, D. Suzana, Kosova - Makedonya Türk Ağızlarında
Ya-pım ve Çekim Ekleri,
Yayımlanmamış Doktora Tezi, Kosova: Priştine Üniversitesi Filoloji Fakültesi – Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, 2004.
ECKMANN, János, “Dinler (Makedonya) Türk ağzı,” TDK Yayınları:183, TDAY Belleten 1960, Ankara 1988.
EMRE, A. Cevat, “Türkçede Çoğul Belgesi -ler’ in Etimolojisi Üze-rine Bir Araştırma”, Türk Dili-Belleten 5-6 (1940).
ERGİN, Muharrem, Türk Dil Bilgisi, 21. Baskı, Bayrak (Basım/Ya-yım/Tanıtım, İst. 1993.
HAFIZ, Nimetullah, “Kosova Türk Ağızlarında Çekim Ekleri” Dil Dergisi, Sayı 21, Temmuz 1994, Ankara.
HASAN, Hamdi, ”Kalkandelen Türk Ağzı”, Sesler, yıl XIX, Sayı 173, Şubat 1983, Üsküp.
İBRAHİM, Nazim, Vrapçişte ve Çevresi Türk Ağzı (Makedonya), Ya-yımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü – Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı (Yeni Türk Dili), Ankara 1997.
İBRAHİM, Nazim, Valandova Yöresi Törk Ağzı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, “Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filo-loji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Üsküp 2007.
KORKMAZ, Zeynep, Gramer Terimleri Sözlüğü, TDK, Ankara 1992. KORKMAZ, Zeynep, Türkiye Türkçesi Grameri (Şekil Bilgisi), TDK Yayınları: 827, Ankara, 2007.
Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2005, 10. Baskı. Yazım Kılavuzu, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2005, 24.
Bas-kı.
ATATÜRK’ÜN ÇOCUK SEVGİSİ
Doç. Dr. Mahmut ÇELİK* ÖZET
Atatürk’ün çocuklara karşı beslemiş olduğu sevgiyi ne yazık ki keşfedil-medi. Atatürk törenlerde, yorgun, heyecansız, düşüncelerle dolu, çocukluğunu yitirmiş, yılgın insanlarca yıpratıldı, ondaki coşku ve heyecan ne yazik ki tam yorumlanamadı. Onu, ona yakışacak biçimde anmayı, yorumlamayı bilemedik. Atatürk’ü sadece İstiklal Harbi ve devrimleriyle ilgili bir fenomen olarak gos-termeye çalışıldı. Belki başka ülkelerin de millî kahramanları olmuştur ama, ço-cuklarla ilgili bir fenomen başka hiç bir ülkeden çıkmamıştır. Hakkında yazılmış binlerce kitap içinde bu konuda yazılmış kitap sayısı ancak birkaçını gösterebili-yoruz.
Anahtar kelimeler: Atatürk, çocuk, sevgi, edebiyat
LOVE OF ATATURK FOR CHILDREN
Asst. Prof. Dr. Mahmut ÇELİK ABSTRACT
Sadly, the scientists have not discovered the love of Ataturk for children in details. In the ceremonies Ataturk is always shown as tired, unexcited, full of tho-ughts, lost in his childhood, defeated and destroyed by people, therefore, it’s sad to say but we are not fully familiar with his enthusiasm and excitement. In the li-terary works Ataturk is shown as phenomenon, great revolutionary and fighter for independency. Maybe other countries have their own national heroes as well, but there isn’t such a phenomenon that demonstrated as much closeness with children in none of the other countries. Thousands of books are written in his name, but sadly, only few of them are related to the love for children.
Key words: Ataturk, children, love, literature
__________________
* Makedonya – İştip “Gotse Delçev” Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi E-mail: [email protected]
Atatürk’ün Çocuk Sevgisi
Çocuk denildiği zaman farklı tanımlar yapabiliriz. Çocukluk hepi-mizin bir dönem yaşadığı ama yaşarken belklide farkında olamadığımız, bundan mada doğum ile yetişkinlik arasındaki dönem olmanın ötesinde bir anlama da sahiptir.
Çocukları hiçbir zaman gözümüzde küçük görmemeliyiz ve onları hiçbir zaman hafife almamalıyız. Çünkü çocuklar millet hayatı için en mü-him unsurdurlar. Çocuk olabilmek, çocuk kalabilmek: Yeni, yaratıcı, me-raklı, araştırıcı olmanın eşiğinde durmaktır belki, “içimizdeki çocuk kavra-mı” Kitap okunarak çocuk olunmaz. Çocukluk bir karakterdir. Elbette, bir ölçüde edinilebilir, İnsan çocukluğu keşfedebilir, ona ulaşmaya çabalayabi-lir ancak Çocuk, özgürlük ister, bağımsızlık. Ruh bağımsızlığına erişeme-yenler çocuk olamazlar. Boynu bükük, bağımlılığı alışkanlıklarla yaşayan insanlar haline gelirler.
Milletlerin yok olma yada bozulma, çocuklarını yabancı ellere ve yabancı kültürlerle terketmemeğe ve onların özlerini korumaya bağlıdır. Bu doğrultuda çağımıza adını altın harflerle yazdıran Önderimiz Atatürk, ölümünden bu yana her yönüyle araştırılmış, fakat çocuklara karşı olan sevgisini ne yazık ki pek az bahsedilmektedir oysa O, çocuklar hakkında öğrenilmesi, tanınması gereken daha çok yönlü bir liderdir.
Atamız çocuk konusunda büyük bir hassasiyet gostermiştir. Atatürk, yaşamı boyunca tüm sevdiklerine hangi yaşta olursa olsun “çocuk” diye seslenmistir. Onun sözlüğünde çocuk sevgi demekti, etrafında hep çocuk-ları görmek istemistir; çocuk onun gözünde saflığı ve dürüstlüğü, temizliği temsil etmistir. Sabiha Gökçen, Ata nın bu özelliğini, bir konuşmasında şöyle anlatmıştır: Bizim yetişmemizde ise dikkat ettiği hususlar, yalan söy-lemememiz, dürüst ve ciddî olmamız, dedikodu yapmamamız ve başkala-rını çekiştirmememizi, insanlarla ilişkilerimizin temelinin saygı ve sevgiye dayanmasını isterdi. Yine aynı şekilde, Hasan Rıza Soyak Atatürk ün bu özelliğini anılarında şöyle anlatır: Çocukluk ne güzel şey.. deyip şunları ekler: Çocuklar ne güzel, ne tatlı yaratıklar değil mi? En çok hoşuma giden halleri nedir bilir misin? ikiyüzlü olmamaları, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları.
Çocukluk günlerinden söz ederken Çankaya da yakınlarına Ben ço-cukken fakirdim. İki kuruş elime geçince, bunun bir kuruşunu kitaba ayırır-dım. Eğer, böyle olmasaydı, bu yaptıklarımı yapamazdım demişti. 1
O’nun çocuğu yoktu ama içinde bitip tükenmeyen bir çocuk sevgisi vardı. Bütün Türk çocukları onun öz yavruları gibiydi. Atatürk, çocuk-ların riyakârlık bilmeden bütün istek ve arzuçocuk-larını içlerinden geldiği gibi açıklamalarından çok hoşlanırdı. Son yıllarını da çok sevdiği bir çocuk-la geçirdi. Küçük Ülkü’yü tanımıştı. Ülkü, her zaman Atatürk’ün yanın-da bulunurdu. O kayanın-dar ki bazen misafirlerin yanınyanın-da kucağına otururdu. Artık kimse kücük kıza kızmıyor, üstelik içten gelen bir sevgi ile küçük kızı seviyorlardı. Ülkü, çok sevimli bir kızdı. Uzaktan Atatürk’ü görün-ce sevinçle koşar, Ataturk’ün kucağına fırlardı. Atatürk, her zamanki tatlı sesiyle kücük kıza neşeli şeyler söyler onun kalbini elde etmeğe çalışırdı. Ülkü, onun bir parçasi gibiydi. Nereye gitse yanında götürürdü. Küçük kız, hasta oldugu zaman doktorlarla beraber muayene eder, hastalığı hakkında geniş bilgi alirdi. Ülkü, bir defa tifo olmustu. Doktorlar tifo geçici olduğu için hastanın yanına sokmak istemiyorlardı. Ataturk, hic birini dinlemezdi. Hasta, Dolmabahçe’de yattığı için her gün Florya’dan Ülkü’yü yoklama-ya giderdi bulaşıcı bir hastalık olmasına rağmen onun yoklama-yanında uzun uzun kalırdı.Ülkü”nün dışında ki manevi çocukları (Makbule, Afet İnan, Sabiha, Ülkü, Rukiye, Nebile, Abdurrahim, Afife, Zehra ve Mustafa) fakat bunların arsında Ülkü, Atatürk’ün çocuk sevgisinin bir simgesi olmuştu.
O VE ÇOCUKLAR (Şiirinden bir alıntı)
O da bir çocuktu, çocuklar
Salıncakta sallanacak kadar çocuk Çocukluk yaşında değil
Elli yaşında çocuktu, çocuklar! Bir gün cephede, bir gün Meclis’te, Ve bir gün devletin başındaydı ama çocuklar
Her gün sizlerin yanıbaşındaydı.
Bakın, Ülkü’yü kendi elleriyle sallıyor vapurdaki salıncakta O mutlu, Ülkü mutlu, vapur mutlu
Gözleri ışıl ışıl
Tutamıyor içindeki çocuğu salıyor ortalığa..
Çocuklar,
büyüklerle büyük olurdu o, sizlerle siz küçük değil, büyük işlerin adamıydı, biraz da sizlerle büyük oldu o En büyük işi büyüklerle değildi Sizlerleydi çocuklar.
Sizi sevdikce mutlu olurdu Sizlerle birlikteyken neşeli Sizler şanslı çocuklarsınız Çocuklar!
Yalnızlığını sizler giderdiniz onun
Sizler ki kalbini sevgiyle dolduranlarsınız.2
Atatürk çocuklarla olduğu zaman hep çocuk gibi kendini hissetmişti ve Cumhuriyetin de çocuk kalmasını istedi. İnsanlar gibi ülkeleri de çocuk olabilirler; yaşlı, yorgun kültürler olabilir, ağır, yavaş devinen. Ben ülke-min hep çocuk olduğunu düşündüm. Cumhuriyet ruhu, Atatürk’ün ona ka-zandırmaya çalıştığı ruh, heyecanlı, meraklı, araştırıcı bir çocuk ruhuydu: Bilimde, sanatta, düşüncede kendini gösteren, ona giydirilmeye çalışılan özgürlüğü kısıtlayıcı giysiyi parçalayıp; yaşama kendi açısından bakabilme cesaretini taşıyan olgun çocuk ruhu.
Atatürk’ün çocuklara karşı beslemiş olduğu sevgiyi ne yazık ki keş-fedemedik. Atatürk törenlerde, yorgun, heyecansız, düşüncelerle dolu, ço-cukluğunu yitirmiş, yılgın insanlarca yıpratıldı; ondaki coşku ve heyecan yorumlanamadı. Bayat yorumlarla Atatürk, düzleştirilmeye, yaşlandırıl-maya çalışıldı, çoğu kez bilinçsizce. Onu, ona yakışacak biçimde anmayı, yorumlamayı bilemedik. Atatürk’ü sadece İstiklal Harbi ve devrimleriyle ilgili bir fenomen olarak gostermeye çalışıldı. Oysa o insanın en ileri bü-yüklüğü çocuklara verdiği değerde tecelli etmiştir. Başka ülkelerin de millî kahramanları olmuştur ama, çocuklarla ilgili bir fenomen başka hiç bir ül-keden çıkmamıştır. Bizim yeteri kadar ilgi göstermediğimiz bir konudur bu.3
2 http://www.autocadokulu.com/fanclub/index.php?topic=142.0
3 Dr. Hüseyin Karakan; Atatürk Şiirleri Antolojisi, Kültür Kitabevi, İstanbul, 1965, s. 112
Hakkında yazılmış binlerce kitap içinde bu konuda yazılmış kitap sayısı ancak birkaçını gösterebiliyoruz. Malesef Türk Dünyası da bu konu-lar üzerinde pek çok durmadıkonu-lar, Makedonya Türk şiirinde sanatçıkonu-larımız Atatürk`e karşı duydukları sevgiyi ancak şiir mısralarında yaşatabilmişler-dir.
Makedonya Türk Şiirinde Atatürk söz konusu olunca şairlerimizin çoğu Atatürk`ün cesaret, adalet, inkılap, kültür genişliği ve benzer özel-liklerinin farkında olarak kabiliyetleri dahilinde, Atatürk`le ilgili şiir yaz-dıklarını görüyoruz. Atatürk kavramına her şair değişik açıdan yaklaşmış, ona olan bağlılık, saygı ve sevgisini kendi ifade tarzına göre anlatmaya çalışmışlar ve kendi kabiliyetleri dahilinde kelimeler vasıtasıyla resimli tasvirlerini yapmaya gayret etmişlerdir. Makedonya Türk Şiirinde Atatürk-le ilgili ilk şiir 1965 yılında İlhami Emin tarafından yazılmış ve Türkiye`de yayınlanan “Varlık” edebi dergisinde iktibas edilmiştir.4
Makedonya Türk Çocuk edebiyatı her nekadar gelişmiş olsa bile sa-natçılar onu ancak birkaç şiiriyle dile getirmeye çalıştılar fakat Atamıza karşı olan sevgimiz hem küçükler hem de yetişkenler tarafından çok se-vildiğini hrekez biliyor. Bunu en iyi Çeltikçi’li rahmetli Hüseyin Köprü-lü (Malik Üska) Atatürk’e çok büyük sevgi ve saygı besleyen bir kişi idi. O’nun çok büyük bir Türk milliyetçisi olduğunu biliyorduk. Tahsili olma-yan Hüseyin Amcanın, insanımızda her zaman var olan arifane sezişi ile Atatürk’ün Türk milletine yaptığı hizmetlerin farkında idi. Oğlu Ahmet’in naklettiğine göre, Hüseyin Amca hasta olduğunda doktorların “siroz” teş-hisi koymalarını sevinçle karşılamış. “Ne mutlu bana Atatürk’ün
hastalı-ğına tutulmuşum” diyerek Atatürk’le aynı hastalığı paylaşmanın gururunu
yaşamış. 5
Bir Makedonyalı Türkünün Atasına nekadar sevgi dolu bir bağ oldu-ğunun en güzel bir kanıttır. Oysa Atamız ne yazık ki, içinde taşıdığı çocuk ruhuna uygun yorumlanamadı. Kültürün çocuk ruhunu harekete geçiren oyun ruhu, bilim, sanat ve düşünceyle sağlanabilirdi. Bilim insanı olabil-menin, gerçekleri keşfetme başarısının oyun oynamayı seven, düş gücü son derece gelişmiş bir çocuk ruhu ile sağlanabileceğini anlayamamıştık. Yoksul, düzensiz bir yaşamda insanlar çocuk olamıyor, çocuk kalamıyor, çok çabuk büyüyor. Çocukluğunu yaşayamamış, çocukluğa hasret insanla-4 Doç. Dr. Fadil Hoca, Makedonya Türk Şiirinde Atatürk Kavramı, BAL-TAM, s. 1insanla-4, Prizren - Kosova, 2011
5 http://www.alpersirvan.com/huseyin-sirvan/makedonya-turklerinde-ataturk-ve-turkluk-sevgisi.html
rın çoğunlukta olduğu bir kültürde, doğmaları sorgulayabilen, yaratıcı olma özgürlüğüne, özerkliğine sahip insanlar yetişemiyor. Yaşamı bir kocaman yük sayan, gergin, kaygılı insanların umutsuz çözüm arayışları egemen ol-maya başlıyor kültüre.6
Atatürk çocukları çok severdi. Onun dilinde çocuk sevgi demekti. Sevdiklerine hangi yaşta olursa olsunlar “çocuk”diye seslenirdi. Ona göre çocuklar saflığı temsil ederdi ve etrafında sürekli çocuk görmek isterdi. Çocuklar Ona neşe veriyordu.
Evet, Atatürk’ün çocuk sevgisi çok büyüktü, peki ya ondan sonra ge-lenlerin, her fırsatta ``Atam İzindeyiz!`` diyenlerin çocuk sevgisi nasıldı? Atatürk’ten sonra gelen hiç bir cumhurbaşkanı, başbakan veya bir asker bir çocuğu elinden tutup da resim sergisi gezmeye götürmedi. Hiç bir cum-hurbaşkanı veya başbakan çocuğu protokol sırasının en önüne oturtmadı. Hiçbir başbakan bir çocuğu salıncakta sallamadı. Bir çocuğu taşıttan kendi elleriyle indirmedi. Bir yabancı konukla birlikteyken yanına çocuk alma-dı. Bir yetişkini dinlerken gösterdiği ciddiyetle dinlemedi. Onlarla birlikte denize girmedi, objektiflere poz vermedi. Onlarla gezintilere çıkmadı. On-lara el öptürtmemezlik yapmadı. Bugünün küçükleri yarının büyükleridir. “diyen, Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. Atatürk çocukları ülkenin geleceği olarak görüyor, onlara çok güveniyordu. Çocuklara söz hakkı verilmesini ve iyi eğitilmele-rini istiyordu. Ama o büyük insanın çocuklara yaklaşımını bu ülkenin anne babaları ve öğretmenleri bile örnek almıyor ki başkalarına örnek gösterile-bilsin. Çünkü onlar da işin farkında değiller.
Bütün bunlar bir yana, 1938’den itibaren Türkiye`de veya tüm dünyada bile yetişkin, insan-çocuk insan dostluğu, arkadaşlığı diye bir şey kalmadı. Ancak bu alanda eşsiz bir örnek olarak sadece ulu önderimiz Atatürk`ü gösterebiliriz. Ama o büyük insanın çocuklara yaklaşımını bu-gün malesef çok az kişiler örnek alıyor...’
Atatürk’ün hayatı incelendiğinde savaş yıllarının en kötü koşulların-da koşulların-dahi çocuklarla yakınkoşulların-dan ilgilendiği ve birçok çocuğu koruması altı-na aldığı görülür. Mustafa Kemal in o zorlu savaş yıllarında, insanların açlıktan sarsıldığı günlerde dahi geleceğimiz olan çocuklarlarla yakından ilgilendiğini; birçoğunu koruması altına aldığını, yakın çevresinden de görürüz. Sonraki yıllarda, Kurtuluş Savaşı nın yetim çocuklarının sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için, günün şartlarına uygun 6 Prof. Dr. Ahmet İnam(MPM Anahtar-Nisan 2003-Sayfa 20)(Cumhuriyet Bilim
bir çalışma içine girilmiştir. Memleketin çocuklarını korumayı üzerine alan Çocuk Esirgeme Kurumuna vatandaş yardıma mecburdur sözleriyle, konu-nun ehemmiyetine dikkat çeken Mustafa Kemal Atatürk; yurt gezilerinde bakıma ve korumaya muhtaç çocukların kaldıkları yurtları gezerek onlara hediyeler dağıtmıştır. Atatürk, bu konuda hassas olunması gerektiğini, hi-mayesine aldığı manevi evlatlarla (Makbule, Afet İnan, Sabiha, Ülkü, Ru-kiye, Nebile, Abdurrahim, Afife, Zehra ve Mustafa) göstermiştir. 7
Sonuç
Atatürk, çocuklara olan sevgisinin en büyük tecellisi olarak, 23 Ni-san 1920 de TBMM yi açmış, bu mutlu ve önemli günü Cumhuriyetimizin geleceği ve teminatı olan çocuklarımıza Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayra-mı adıyla armağan etmiştir. Dünyada ilk kez bizim ülkemizde, bir çocuk bayramı kutlanmaya başlanmıştır. Bu bayram daha sonra, UNESCO nun, 1979 yılını çocuk yılı ilan etmesiyle bütün dünya çocuklarının, Türkiye çocuklarının öncülüğünde kutladı. 8
Atatürk`ün dinine bağlılığından kaynaklanan samimi vicdanı, onu ülkedeki her konuya eğilmesini ve duyarlı olmasını sağlamıştır. Bunun en güzel örneği de, kimsesiz, öksüz ve yetimlere karşı duyduğu sorumluk duygusudur. Osmanlı devletinin yıllardır bir çok cephede giriştiği savaşlar, özellikle de Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı, çok asker kaybedilme-sine ve neticede de bir çok çocuğun yetim ve kimsesiz kalmasına neden olmuştur. Savaşın getirdiği sosyal bunalımlar, büyük şehirlere göçü baş-latmış; böylece bu sosyal yara büyümeye başlamıştır. Bu duruma bir çare bulmak için halkın ve devletin girişimleriyle çözüm aranmaya başlanmış; önce yetim evleri, sonra da İstanbul da Himaye-i Eftal Cemiyeti kurul-muştur. TBMM hükümeti de Mustafa Kemal in öncülüğünde 30 Haziran 1921 de bugünkü adı Çocuk Esirgeme Kurumu olan kurumun açılmasına öncülük etmiştir.
7Prof. Dr. Ahmet İnam a.g.e. s. 82
8 Utkan Kocatürk; Atatürk,ün Hatıra Defterlerine Yazdıkları, Edebiyat Yayınevi, Ankara, 1971, s. 49
KAYNAKÇA - BİBLİOGRAPHY
Atatürk Albümü; Ankara, 1992
Engüllü, Avni; Yugoslavya Türk Halkı Şiirinde Atatürk Konusuna Bir Bakış, SESLER, sayı 230, XI 1988
Hafiz, Prof. D-r. Nimetullah; Yugoslavya Türk Şiirinde Atatürk, Ankara 1983
Hoca, Doç. Dr. Fadil Makedonya Türk Şiirinde Atatürk Kavramı, BAL-TAM, Prizren - Kosova, 2011
İnam, Prof. Dr. Ahmet; (MPM Anahtar-Nisan 2003-Sayfa 20)(Cumhuriyet Bilim Teknik,
Karakan, Dr. Hüseyin; Atatürk Şiirleri Antolojisi, Kültür Kitabevi, İstanbul, 1965
Kocatürk, Utkan; Atatürk,ün Hatıra Defterlerine Yazdıkları, Edebiyat Yayınevi, Ankara, 1971
http://www.alpersirvan.com/huseyin-sirvan/makedonya-turklerinde-ataturk-ve-turkluk-sevgisi.html