T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
HALKLA İLİŞKİLER ve TANITIM ANA BİLİM DALI
HALKLA İLİŞKİLERVE TANITIM BİLİM DALI
HALKLA İLİŞKİLER FAALİYET ALANI OLARAK MEDYA
İLİŞKİLERİ: AKSARAY BELEDİYESİ ÖRNEĞİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN
Prof. Dr. Ahmet KALENDER
HAZIRLAYAN
Celil ACAR
154221002003
ÖNSÖZ
Aksaray Belediyesi’nin basına yönelik faaliyetlerinin ve ilişkilerinin analiz ve değerlendirmesinin yapıldığı bu çalışmada Belediye’nin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün 2018 yılı (oniki ay) ve 2019 yılında (ocak, şubat ve mart) hazırladığı 244 basın bildiri/bülteni metinlerinin içerik analizleri yapılmış ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında belediye medya ilişkilerine medya mensuplarının bakışının değerlendirilmesi amacıyla yapılan mülakat sonucunda elde edilen bulguların değerlendirilmesi yapılmıştır.
Bu çalışmanın hazırlanmasında yardımları esirgemeyen, danışman Hocam Sayın Prof. Dr. Ahmet KALENDER’e ve Aileme teşekkür ederim.
T. C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
Öğ
renci
ni
n
Adı Soyadı Celil ACAR
Numarası 154221002003
Ana Bilim / Bilim
Dalı Halkla İlişkiler ve Tanıtım/ Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Tezli Yüksek Lisans X Doktora
Tez Danışmanı Prof. Dr. Ahmet KALENDER
Tezin Adı Halkla İlişkiler Faaliyet Alanı Olarak Medya İlişkileri: Aksaray Belediyesi Örneği
ÖZET
Günümüzde medya ve halkla ilişkiler arasındaki ilişkilerde önemli değişimler yaşanmaktadır. Gerek medya gerekse halkla ilişkiler alanlarında işbirliğine dayalı gelişmelerle birlikte karşıt görüşlere sahip olduğu ve aralarında çekişmelerin görüldüğü gelişmelerin de olduğu belirtilmektedir. Bu gelişmelerle beraber kuruluşlara ait bir itibar tesis etmek ve bu itibarı koruyarak geliştirmek adına medya çok önemli bir role sahip bulunmaktadır.
Bu kapsamda araştırmanın amacı halkla ilişkiler faaliyet alanı olarak medya ilişkilerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında halkla ilişkiler faaliyet alanı olarak medya ilişkileri kapsamında Aksaray Belediyesi örneği incelenmiştir. Aksaray Belediyesi’nin basına yönelik faaliyetlerinin ve ilişkilerinin analiz ve değerlendirmesinin yapıldığı bu çalışmada Belediye’nin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün 2018 yılı (oniki ay) ve 2019 yılında (ocak, şubat ve mart) hazırladığı 244 basın bildiri/bülteni metinlerinin içerik analizleri yapılmış ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında belediye medya ilişkilerine medya mensuplarının bakışının değerlendirilmesi amacıyla yapılan mülakat sonucunda elde edilen bulguların değerlendirilmesi yapılmıştır. Aksaray
Belediyesi’nin 2018 ve 2019 yıllarında hazırladığı basın bildiri/bültenlerin en çok hazırlandığı ayların sırasıyla Mart, Nisan, Ağustos, Şubat ve Aralık ayları olduğu belirlenmiştir. Ekim ayında hiç basın bildirisi hazırlanmazken, 2018 yılı ile 2019 yılının aynı aylarında hazırlanan basın bildirileri oranlarında büyük farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir.
T. C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
Öğ
renci
ni
n
Adı Soyadı Celil ACAR
Numarası 154221002003
Ana Bilim / Bilim
Dalı Halkla İlişkiler ve Tanıtım/ Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Tezli Yüksek Lisans X Doktora
Tez Danışmanı Prof. Dr. Ahmet KALENDER Tezin İngilizce
Adı
Media Relations as a Public Relations Activity Field: The Case of Aksaray Municipality.
SUMMARY
Today, there are significant changes in media and public relations. It is stated that they have opposing views with the developments based on cooperation both in the media and public relations areas and that there are conflicts between them. With these developments, the media has a very important role in establishing a reputation of the organizations and developing and maintaining this reputation.
The refore, it should be sensitive about relationship management. In this context, the aim of the study was to investigate media relations as a field of public relations. In this context, the research consists of three parts. In the first part, the definition of public relations concept, the development of public relations and the basic characteristics of public relations are discussed. In the second part, the fields of public relations and media relations are emphasized. In the third and final section, the activities and relations of aksaray municipality for the press within the scope of media relations as the field of public relations activities are evaluated. In this study, the content analysis of 244 press releases / bulletin texts prepared by the
municipality's press and public relations directorate for 2018 (twelve months) and 2019 (january, february, march) and the obtained information were interpreted. In addition, the results of the interviews conducted in order to evaluate the perspectives of the members of the media in municipal media relations were evaluated. It was determined that the months in which the press releases and bulletins prepared by aksaray municipality in 2018 and 2019 were most prepared were march, april, august, february and december respectively. While no press releases were prepared
in october, it was found that there was a big difference in the rates of press releases prepared in the same month of 2018 and 2019.
İÇİNDEKİLER
BİLİMSEL ETİK SAYFASI... ii
YÜKSEK LİSANS TEZ KABUL FORMU ... iii
ÖNSÖZ ... iv
ÖZET ... v
SUMMARY ... vii
İÇİNDEKİLER ... ix
ŞEKILLER VE TABLOLAR LİSTESİ ... xii
KISALTMALAR LİSTESİ ... xiii
GİRİŞ ... 1
BİRİNCİ BÖLÜM ... 3
HALKLA İLİŞKİLER VE TEMEL NİTELİKLERİ ... 3
1.1. Halkla İlişkiler Kavramının Tanımı ... 3
1.2. Halkla İlişkilerin Önemi ... 6
1.3. Halkla İlişkilerin Gelişimi ... 8
1.3.1. Amerika Birleşik Devletleri’nde Halkla İlişkilerin Gelişimi ... 9
1.3.2. Avrupa’da Halkla İlişkilerin Gelişimi ... 13
1.3.3. Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişimi ... 15
1.4. Halkla İlişkilerin İlkeleri ... 19
1.4.1. İki Yönlü İlişki Kurmak ... 19
1.4.2. Gerçekçi Olmak ... 20 1.4.3. Yineleme ve Süreklilik ... 20 1.4.4. İnandırıcılık ... 21 1.4.5. Yaygın Sorumluluk ... 22 1.4.6. Sabırlı Çalışmak ... 23 1.4.7. Açıklık ... 23 1.4.8. Uzmanlık ... 24
1.5. Halkla İlişkilerin Amaçları ... 24
1.6. Halkla İlişkilerin Faaliyet Alanları Kapsamındaki Hedef Kitle ... 28
1.6.1. Kurum Dışında Yer Alan Kitleye Yönelik Halkla İlişkiler ... 29
1.6.2. Kurum İçerisinde Yer Alan Kitleye Yönelik Halkla İlişkiler ... 33
İKİNCİ BÖLÜM ... 36
2.1. Halkla İlişkilerin Uygulama Alanları ... 36
2.1.1. Danışmanlık ... 37
2.1.2. Personel ve/veya Üyelerle İlişkiler ... 37
2.1.3. Kurumsal Sosyal Sorumluluk ... 39
2.1.4. Kurumsal Kimlik ve İmaj Çalışmaları ... 40
2.1.5. Lobicilik ... 41 2.1.6. Kriz Yönetimi ... 42 2.1.7. Etkinlik Yönetimi ... 43 2.1.8. Sponsorluk ... 44 2.1.9. İtibar Yönetimi ... 44 2.2. Medya İlişkileri ... 45
2.2.1. Medya İlişkilerinde Geleneksel Araçlar ... 47
2.2.1.1. Basın Bülteni ve Basın Bildirileri ... 48
2.2.1.2. Basın Konferansı ve Toplantısı ... 49
2.2.1.3. Basın Resepsiyonu ... 50
2.2.1.4. Basın Gezisi ... 51
2.2.2. Medya İlişkilerinde Yeni Araçlar ... 51
2.2.2.1. Elektronik Posta ... 52
2.2.2.2. Kurumsal Web Sayfaları ... 52
2.2.2.3. Sanal Basın Odaları ve Sanal Basın Konferansları ... 53
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ... 54
AKSARAY BELEDİYESİ MEDYA İLİŞKİLERİNİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRİLMESİ... 54
3.1. Aksaray Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Birimim Hakkında Bilgiler ... 54
3.2. Araştırmanın Yöntemi ... 57
3.3. Belediyenin Son İki Yılda Yaptığı Basına Yönelik Faaliyetlerin Analizi 59 3.3.1. Basın Bildirisi/Bültenlerinin Tarihleri İle İlgili Bulgular ... 60
3.3.2. Basın Bildirisi/Bültenlerinin Konu İçerikleri İle İlgili Bulgular ... 61
3.3.3. Basın Bildirisi/Bültenlerinin Sayfa Sayısı İle İlgili Bulgular ... 62
3.3.4. Basın Bildirisi/Bültenlerin Cümle Sayısı İle İlgili Bulgular ... 63
3.3.5. Basın Bildirisi/Bültenlerinin Kelime Sayısı İle İlgili Bulgular ... 65
3.3.6. Basın Bildirisi/Bültenlerinin Başlığının Olması İle İlgili Bulgular ... 65
3.3.7. Basın Bildirisi/Bültenlerinin Fotoğraf İçermesi İle İlgili Bulgular ... 66
3.4. Belediye Medya İlişkilerine Medya Personelinin Bakışı ... 66
3.4.1. Belediye Medya ilişkilerinin Değerlendirilmesi İle İlgili Bulgular ... 67
3.4.2. Belediye Medya İlişkisinde Yaşanan Sorunlar ... 68
3.4.4. Basın Bildirisi/Bültenlerinde Basın Mensuplarının Aradığı Özellikler ... 71
3.4.5. Belediye Basın Bildirisi/Bültenlerinin Eksikleri ve Geliştirilmesi İçin Öneriler ... 72
3.4.6. Basın Mensuplarının Belediye Başkanı/ Belediye Yetkilileri/ Basın Bürosu İle Görüşme (Bilgi Alma) Olanakları ... 74
3.4.7. Basın Bürosu/Görevlileri İle İlişkilerde Beklentiler ... 75
SONUÇ ... 77
EKLER ... 88
Ek-1 ... 88
Ek-2 ... 93
ŞEKILLER VE TABLOLAR LİSTESİ
Şekil 3.1. Aksaray Belediye’sinin Hazırladığı Basın Bildirisi/Bültenlerinin
Tarihlere Göre Dağılımı……….63
Şekil 3.2. Aksaray Belediye’sinin Hazırladığı Basın Bildirisi/Bültenlerinin
Konularına Göre Dağılımı………..64
Tablo 3.1. Aksaray Belediye’sinin Hazırladığı Basın Bildirisi/Bültenlerinin Sayfa Sayısına Göre
Dağılımı………...………65 Tablo 3.2. Aksaray Belediye’sinin Hazırladığı Basın Bildirisi/Bültenlerinin
Cümle Sayısına Göre Dağılımı………...66
Tablo 3.3. Aksaray Belediye’sinin Hazırladığı Basın Bildirisi/Bültenlerinin Başlık Durumuna Göre Dağılımı………...68
Tablo 3.4. Aksaray Belediye’sinin Hazırladığı Basın Bildirisi/Bültenlerinin
KISALTMALAR LİSTESİ
ABD: Amerika Birleşik Devletleri ISO: Uluslararası Standartlar Örgütü CPR: Kurumsal Halkla ilişkiler KSS: Kurumsal Sosyal Sorumluluk TDK: Türk Dil Kurumu
GİRİŞ
Halkla ilişkiler kavramının ve bu kavram ile ilişkili uygulamaların her geçen gün daha da etkin hale geldiğini belirtmek mümkündür. Her ne kadar bazı uzmanlarca halkla ilişkilerin temelleri eski çağlarda görülen birtakım uygulamalardan dolayı eski çağlarda aransa dahi, belirli bir düzen ve plan içerisinde, belirli bir hedefe yönelik bir uygulama şeklinde 20. yüzyılın başlarından bu yana görüldüğü bilinmektedir. Halkla ilişkilerin hızlı bir şekilde yaygınlık kazanmasında, kitle iletişim alanındaki gelişmelerin belirleyici olduğu görülmektedir.
Halkla İlişkiler, günümüzdeki profesyonel anlamını da gazetelerin ve ardından diğer kitle iletişim araçlarının kullanılmasıyla kazanmıştır. Mesleğin çıkış noktasını oluşturan medya ilişkileri, bugün medyanın hem araç hem de tema açısından çeşitlenmesinden dolayı daha fazla profesyonellik gerektiren bir alan haline gelmiştir. Medyanın profesyonelleşme süreci içerisinde ekonomi medyası halkla ilişkilerin gelişim süreci ile paralellik göstermesinin yanı sıra meslek için de önemli bir araç haline gelmiştir.
Kuruluş ile bireyler arasında sürdürülebilir bir güven ortamının tesis edilmesi halkla ilişkiler faaliyetleri ile mümkün olmaktadır. Basın ve yayın yolu ile başlanan bu sürecin zaman içerisinde bütün iletişim alanları kullanılarak devam ettirilen bir yönü bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz çağda büyük işletmelerin artık kendi bünyelerinde halkla ilişkiler ya da basınla ilişkiler departmanları kurmaya başladıkları da bilinen bir gerçektir. Böyle bir oluşumun en temel nedeni kurumun sahip olduğu imajın arttırılması, itibarın korunması veya kazanılması şeklinde belirtilebilir. Halkla ilişkiler uzmanlarının faaliyetleri boyunca en sık ve ilk olarak başvurdukları yol ise genellikle medya olmaktadır. Zira gerek yazılı, gerek görsel, gerekse de işitsel medya kanalları vasıtasıyla kuruluşun hedef kitle olarak belirlediği grupta yer alan bireylere ulaşmak diğer kanallar ile kıyaslandığında hem daha düşük maliyetli hem de daha kolay olmaktadır. Dolayısıyla halkla ilişkiler profesyonellerinin medya çalışanları ile sıcak ilişkiler kurmak gibi bir zorunluluklarından bahsedilebilir.
Kuruluşun çıkarlarını koruyabilme bakımından basına yönelik gösterilecek hoşgörü düzeyinin yüksek olması gerekmektedir. Bunun gerçekleştirilmesinin ise en kısa yolları arasında basın mensuplarının talep ettikleri materyallerin hızlı bir şekilde kendilerine ulaştırılması veya basının aktif şekilde kullanabileceği bir web sitesinin oluşturulması gösterilebilir. Bunların yanı sıra düzenli aralıklarla basına yönelik bilgilendirici dokümanlar hazırlanması da etkili olabilmektedir. Basın kuruluşlarına ve medyanın kullanımına açılan bilgilendirmeler titizlikle hazırlanmalıdır. Zira titiz bir şekilde hazırlanmayan dokümanlar hem basının ilgisini çekmeyecek hem de sonraki bilgilendirici aktivitelere duyulacak potansiyel ilgi düzeyini azaltacaktır.
Son günlerde medya ve halkla ilişkiler arasındaki ilişkilerin bir hayli ilginç bir hal aldığını söylemek mümkündür. Bu iki sektörün birbirleri ile işbirliği içerisinde bulunduğu zamanların yanı sıra karşıt görüşlere sahip olduğu ve aralarında çekişmelerin görüldüğü zamanlar da görmek mümkün olmaktadır. Bu gibi çekişmeli durumların yaşandığı zamanlarda da halkla ilişkiler uzmanının medya ile küskünlük içerisine girmemesi gerekmektedir. Nitekim kuruluşlara ait bir itibar tesis etmek ve bu itibarı koruyarak geliştirmek adına medya çok önemli bir role sahiptir ve dolayısıyla ilişki yönetimi konusunda hassas davranılmalıdır.
Araştırmanın amacı halkla ilişkiler faaliyet alanı olarak medya ilişkilerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde halkla ilişkiler kavramının tanımı, halkla ilişkilerin gelişimi ve halkla ilişkilerin temel nitelikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise halkla ilişkilerin faaliyet alanları ile medya ilişkileri üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise halkla ilişkiler faaliyet alanı olarak medya ilişkileri kapsamında Aksaray Belediyesi örneği incelenmiştir. Bu bölümde, Aksaray Belediyesi tarafından 2018 ve 2019 yıllarında hazırlanan 244 adet basın bildiri ile basın bülteninin metni içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve 11 medya mensubuyla yapılan derinlemesine görüşmenin bulguları değerlendirilmiştir.
BİRİNCİ BÖLÜM
HALKLA İLİŞKİLER VE TEMEL NİTELİKLERİ 1.1. Halkla İlişkiler Kavramının Tanımı
Halkla ilişkiler kavramının farklı dillerde kökeni incelendiğinde ve yabancı kaynaklara bakıldığında karşımıza İngilizcede halk veya halka açık (Public) ve ilişki (Relations) kelimelerinden yola çıkılarak “Public Relations” şeklinde kavramsallaştığı ve Fransızcada “Relations Publiques” kavramı ile kullanıldığı görülmektedir. Halkla ilişkilerin bu dillerdeki karşılığında kullanılan her iki kelimenin kısaltılması ile oluşturulan “PR” simgesi bu konuda çalışan uzmanlar tarafından birçok yerde sıkça tercih edilmektedir (Sabuncuoğlu, 2004: 3). Bu terimler ışığında “Halkla ilişkiler (Public Relations)” kavramının ulusal ve uluslararası, kamusal ve halka açık ilişkilerin tümünü oluşturduğu söylenebilir. Bu bağlamda, halkla ilişkiler ister kamu diplomasisi yöntemi olarak özelleştirilsin, ister halk ile olan sosyal, siyasi ve ticari yöndeki tüm ilişkiler boyutunda incelensin kurumların veya örgütlerin halka açılan kapıları açısından önemli bir etkileşim faaliyetidir (Yağmurlu, 2007:10). Herhangi bir örgüt veya organizasyonun halkla etkileşimdeki ana noktasını ise iletişim faaliyetleri oluşturmaktadır (Öner, 2001:100-114). Mcnair (2002: 80-82)’ın halkla ilişkilerin iletişim bilimi açısından halka yönelik açılan önemli bir pencere vazifesi yaptığını ifade etmesi de bu düşünceyi doğrulamaktadır.
TDK (2019) halkla ilişkileri “bir şirketin, var olan ve olası müşterileriyle ilişkilerini geliştirmeye ve şirket hakkında olumlu izlenimler oluşturmaya yönelik gerçekleştirilen etkinliklerin tümü” şeklinde tanımlamaktadır. İngiltere Halkla İlişkiler Enstitüsü (IPR) halkla ilişkileri örgütlerin veya kurumların planladığı çalışmaları devam ettirmek düşüncesiyle, halk ile arasında yaptığı iyi niyetli anlaşma faaliyetleri şeklinde tanımlamıştır (Pira vd., 2005: 136). Konu ile ilgili yapılan literatür incelemesine bakıldığında tanımlarda halkla ilişkilerin iletişim ve yönetim fonksiyonu yönünden önemine dikkat çekilerek bu kavramlar üzerine odaklandığı görülmektedir (Kalender, 2008: 21). Araştırmalarda halkla ilişkilerin çok farklı tanımları yapılmakla
çalışmaları şeklinde ifade edilebilir (Sabuncuoğlu, 2004: 4). Çizilen çerçevede halkla ilişkiler ile ilgili yapılan bazı tanımlar aşağıda ifade edilmektedir.
Asna (1993: 13) halkla ilişkileri yetkili mercilerin hedef kitleleri ile düzgün ilişkiler kurup, bu ilişkileri geliştirip sürdürme, halkı müspet inanç ve fiillere yönlendirme, geri dönütleri değerlendirip gerekli tutumu geliştirme ve bu süreçteki tüm planlanmış işlevleri barındıran yönetim sanatı olarak tanımlanmaktadır.
Peltekoğlu (2007: 6)’na göre halkla ilişkiler; “kişi veya kuruluşun amaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan, önem sırası kimi zaman tüketici, kimi zaman dağıtımcı ve çalışanlar gibi, kuruluşun yapısına göre değişkenlik gösteren hedef kitlelerle gerçekleştirilen stratejik iletişim yönetimidir”.
Okay ve Okay (2002: 19) ise halkla ilişkileri, kurumların basın ve her türlü iletişim araçları kullanılarak tanınma çabaları olarak tanımlamaktadır.
Bir başka tanımda halkla ilişkiler; bir kurum veya kuruluş ile halkın iletişimini ve işbirliğini desteklemeye ve sürdürmeye yönelik kurumun iletişimsel teknikler kullanarak sorun ve krizlerin yönetimini sağlayan bir fonksiyondur (Gordon 1997: 59). Yavuz (2006: 2) ise halkla ilişkilerin kişi ve kurumların birbirlerini anlama ve tanımaya yönelik etkileşim gayretlerinden ibaret olduğunu ifade etmiştir.
Yalçındağ (1988)’a göre kamusal yönetimler açısından halkla ilişkiler, bir kuruluşun etkileşim içinde olduğu halkın desteğini almak için, karşılıklı iletişim kurarak birbirleri nezdinde ve kamuoyunda değişikliklerin oluşturulup, bir denge kurulması yönünde planlı ve devamlı faaliyetlerdir.
Kapsamlı bir şekilde halkla ilişkileri, “organizasyonun hedef kitlesinde yer alan bireyler ve gruplar arasındaki karşılıklı iletişim ve etkileşim ile yardımlaşmayı sağlayıp sürdürülebilir bir hale kavuşturan; kuruluş yöneticilerinin kamuoyu eğilimleri hakkında düzenli şekilde bilgilenmesini sağlayarak, kuruluşun kamuoyu beklentilerine uygun stratejiler benimsemesini sağlayan; kuruluşun kamu yararını da gözeterek faaliyet yürütme yükümlülüklerini yöneticilere benimsetici rol oynayan; değişikliklerden kaynaklanan eğilim farklılıkları açısından erken uyarı mekanizması
görevi üstlenerek, kuruluşun ve kuruluş yöneticilerinin bu değişimlere adaptasyonunu kolaylaştıran; öncelikli araçlar olarak sağlıklı ve etik ilkeleri benimsemiş iletişim metotlarından araştırma yöntemlerinin seçilmesinde faydalanılmasına yardımcı olan özgün bir yönetim fonksiyonu” şeklinde tanımlamak yanlış olmayacaktır (Cutlip vd., 2000: 38). Halkla ilişkilerin kuruluşlara kazandırdığı en önemli avantajlar arasında kuruluş yönetiminin kamuoyunun bilgi edinme ihtiyaçlarını karşılamasında başvurduğu adres olması ve kamuoyu tepkilerinin ölçülmesi yolu ile kuruluşun ve yöneticilerinin strateji belirleme süreçlerinde etkili rol oynaması anılabilir (Kazancı, 2013: 2).
Halkla ilişkiler, örgütsel hedeflere ulaşılmasına, kurumsal felsefenin tanımlanmasına ve örgütsel değişimin gerçekleştirilmesine yardımcı olan bir yönetim fonksiyonudur (Oktay, 2002: 53). Halkla ilişkiler; bir kurumun tüm hedef kitleri ile kurum arasında etkili iletişim gerçekleştirmek adına köprü görevi gören, günümüzde kurum imajını tüm hedef kitlelere aktarmak, kurum itibarını korumak ve güçlendirmek adına çeşitli çalışmaları kapsayan bir yönetim işlevidir (Göksel, 2010: 129). Tanıma ve tanıtma açısından bakıldığında, halkla ilişkiler, kuruluşların duyarlı olduğu çevreyi tanıması ve kendisini bu çevreye tanıtması amacıyla iletişim tekniklerinin planlı, programlı bir biçimde iki yönlü olarak ve yönetim felsefesine dayandırılarak uygulanmasıdır (Sabuncuoğlu, 2004: 4).
Tüm bu tanımlardan yola çıkarak araştırma için önemli olan halkla ilişkileri daha iyi anlamlandırmak adına ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir (Tortop ve Özer, 2013: 8).
- Kişi, kurum ve organizasyonlar çevrenin değerini ve güvenini sağladıkça, istedikleri amaçlara ulaşacaklardır.
- Halkla ilişkiler açısından ana hedef ilgili topluluğu etkilemek ve bu doğrultuda istenilen inanç ve faaliyete sürüklemektir.
- Halkla ilişkilerde kurumun yanlış tutum ve davranışlarının açığa çıkartılması için mutlaka halktan geri dönüt alınıp değerlendirmeler yapılmalı ve bu kapsamda
yanlışlar düzeltilmelidir. Bu şekilde yapılacak çalışmalar kurum için bir yol gösterici rehber niteliğinde olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamaların bir bütün halinde değerlendirilmesinden çıkan sonuç, müşterek temalar üzerinde duran tüm tanımların üzerinde önemle durulması gerektiğidir. İletişimin karşılıklı olduğu, her iki tarafın da yarar sağladığı ve anlayış iklimi üzerine kurulu, iyi niyetin, sıcak ilişkilerin, sosyal sorumluluk bilincinin ve stratejik ilişkiler ile stratejik iletişimin esas olduğu tanımlamalar halkla ilişkilerin özellikle özünün anlaşılması ve yansıtılması açısından önem arz etmektedir. Kısacası halkla ilişkiler ile ilgili yapılan tanımlar kavramın temel niteliklerini farklı açılardan dile getirmekte ve birçoğunun bu özü barındırdığı farkedilmektedir (Kalender, 2008: 27).
1.2. Halkla İlişkilerin Önemi
Günümüzün çağdaş ülkelerinde çalışan her türlü organizasyon, halka karşı sorumluluk bilinci içinde saygı çerçevesinde çalışmalarını sürdürürken halkın da güven ve desteğini almak istemektedir. Yönetimlerin arzu edilen noktaya ulaşması ve halk desteğini alarak toplumun isteklerini karşılaması sistemli ve planlı bir çalışma istemektedir. Halkla ilişkiler olgusu yönetimde tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır (Öner, 2001:100-114).
20. yüzyılın önemli olgularından olan “halkla ilişkilerin” bazı ilgili, ancak ciddiyetsiz gruplar tarafından kavramın kendisi ortaya konularak özel ve tüzel kişilerin halka açık alanlarda bazı heyecan oluşturacak olaylara karışıp basında ve kamuoyunda boy gösterilmek ve reklam edilmek şeklinde algılandığı bir gerçektir. Bu bağlamda haberleşme araçlarının çoğalmasıyla insanların çok farklı kaynaklardan bilgi bombardımanına uğraması iletişimsel açıdan pek çok bilgi kirliliğine ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermektedir. Bu konudaki uzmanların bu kirlilik içinde uygun iletişim araçlarını seçmek ve halkı bilinçlendirmek konusunda sorumluluk hissetmesi önemli bir profesyonelliktir (Selvi,2012:207). Bu alanda yapılan tanıtım çalışmaları ile birçok grubun halkla ilişkiler konusunda düşüncesi daha akıllıca ve daha doğrudur. Halk bu konuda, kurum yöneticilerinin kurumları ve çalışmaları ile ilgili basın
gruplarına bilgi vermek, röpörtajlar yapmak, yani iletişim teknikleri kullanarak enformasyon çalışmaları yapmak olduğunu düşünmektedir (Ülger, 2003: 3).
Halkın bazı konularda hazırlayıcı öncül bilgilerinin var olması, kurum ve kuruluşların çalışmalarında kolaylık sağlamaktadır. Örgütlerin halkla geliştirdiği ılıman ve dürüst ilişkiler, ihtiyaç duyulan yer ve zamanlarda halkın bu kuruluşa faydasal ve sosyal destek oluşturmasına katkı sağlayacaktır. Eğer bir topluluğu demokratik yollarla ikna edip istenilen inançlarının oluşması sağlanırsa bu topluluk arzu edilen işi de daha kolay yapacaktır (Kazancı, 2013: 2). Bu bağlamda halkla ilişkiler çalışması önem kazanmakta ve devreye girmektedir. Kurum ve hedef kitle arasında oluşan iki taraflı iletişim, kabul görme, fark oluşturma ve birlikte çalışma isteği örgütün iyi bir yönetim anlayışı geliştirmesini sağlamaktadır (Wilcox vd., 2015: 3-4).
Halkla ilişkiler aslında önemli bir yönetim şekli ve yönetim algısıdır. Çünkü kurum ve kuruluşlar çalışma etkinliğini ve faaliyetlerini artırmakta halkla ilişkilerden faydalanmaktadır. İlgili kurumlara mükemmellik çalışmalarında rehberlik yapacak ve kuruma yol gösterecek, ahlaki sorumluluk duygularını oluşturacak, yani kuruma bu noktada bir farkındalık oluşturacak eylemin halkla ilişkiler olduğu düşüncesidir (Grunig, 2013: 15). Bir organizasyonun yürüttüğü halkla ilişkiler çalışması aslında ilgili toplulukla iki yönlü bir iletişim kanalı oluşturmaktadır. Bu kanal vasıtasıyla her iki taraf da birbirini tanımakta ve birbirinden faydalanmaktadır (Göksel, 2010: 129). Halkın beklentilerinin önemsendiği, sosyal faydanın sağlanacağı, saygılı ve sorumluluk sahibi bir yönetim anlayışına sahip olan tüm kurumlar başarıyı yakalamakta bir adım önde olmakta ve halkla ilişkilerin önemini de anlamaktadır (Fidan, 2008: 50). Bu önem kurumların başarılarının artması ve alandaki güncel gelişmeler doğrulusunda daha da çok artmaktadır.
Zamanımızın belli bir gelişimi üzerinde olan çağdaş toplumlarda kurum ve kuruluşların her alanda sistemli ve düzenli bir iletişimsel gayret içinde olması kaçınılmazdır. Ve bu iletişimsel gayreti halkla ilişkiler ile taçlandırmaktadırlar. Bir örgüt veya grubun bazı departmanlarının halkla ilişkiler felsefesi açısından gerekli
değildir. Çünkü her ne kadar kuruluş kendi bünyesi içerisinde farklı görevlere ve sorumluluklara sahip departmanlara bölünmüşse de hedef kitle kuruluşu bir bütün olarak algılamaktadır. Bundan dolayı örgütsel düzeydeki halkla ilişkiler uygulamalarının tüm kurumu bir bütün halinde ele alması ve buna uygun şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla halkla ilişkiler bölümünün hiyerarşik yapı içerisinde kurumun tüm bölümlerine hitap edebilecek bir konuma sahip olması, başka bir deyişle üst yönetime en yakın konumda konuşlanması gerekmektedir (Çakmak ve Kilci, 2011: 229). Bu durumda halkla ilişkilerin önemi tüm kurum ve kuruluş tarafından benimsenmiş olur.
1.3. Halkla İlişkilerin Gelişimi
Birkaç kişinin bir araya gelerek etkileşime girmesi ve bir iletişimsel ilişkinin oluşması halkla ilişkilerin miladı olarak görülmektedir. Devletlerin kurulması ile halkla ilişkiler kurumsal bir kimlik kazanarak somutlaşmıştır. Tarihte kral ve padişahlar idare ettikleri halkla, o günlerde yaşıyan filozoflar ve saygı duyulan kişiler de çevrelerindeki insanlarla iletişime geçmek için toplantılar yapmışlar, kendilerini tanıtmak, yaptıklarını ve fikirlerini anlatmak ve bilgi vermek amacıyla yazılı ve sözlü materyaller kullanmışlardır (Göksel, 2010: 128).
Çok eski zamanlara dayanan ve kamusal alanda zamanla bir yönetim sanatı haline dönüşen halkla ilişkilerin kökeni, eski Mısır, Çin, Yunan ve Roma uygarlıklarına kadar dayanmaktadır (Seçim ve Coşkun, 1993: 31). Mısır ve Mezopotamya gibi pek çok yerde yapılan çeşitli yer altı kazıları halkla ilişkiler konusunda uygarlıkların durumları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Örneğin, kazılarda elde edilen tabletler ve kitabeler o zamanın yönetim liderlerinin ve dini önderlerinin yaptıkları güzel işleri ve çalışmaları halka anlatma ve halkla iletişim kurma isteklerini göstermektedir. Ve yine M.Ö. yaşanmış Sümerler döneminde tarımla uğraşan halka tahıl üretme yöntemlerinin anlatıldığı bültenlerin geliştirildiği görülmektedir (Ülger, 2003: 9).
Büyük İskender döneminde, kimi çalışmalar Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzatırlar. Bu duruma, Büyük İskender’in Kral Dara’nın kızı ile evlenmesi
sonrasında halkın karşısına Pers kıyafetleri ile çıkması ve bu şekildeki bir davranışın Pers halkı üzerinde il ve önemli ölçüde bir hayranlık uyandırdığı gösterilebilmektedir (Sabuncuoğlu, 2004: 8). Farklı bir ifade ile Büyük İskender’in fethettiği ülkelerin yerel kıyafetlerini giymesi, imparatorların, kralların yaşadıkları ülkelerde eserler yaptırmaları, dönemin sanatçılarına yardımcı olmaları vb. faaliyetler, daha o çağlarda bile yönetimin halka yakın olma isteğine, toplumun ilgisine ve payanda olmasını istemesine verilebilecek iyi örneklerdendir (Yavuz, 2006: 3).
Zamanla devletlerin ve toplumların çeşitli yönlerde gelişmesi, 18. yüzyılla başlayan sanayi alanında gelişmeler daha sonra da 21. yüzyılın teknolojik gelişmeleri ile toplumlar bilgi toplumu haline dönüşmüş ve halkla ilişkiler açısından çok büyük mesafeler alınmıştır. Bilgi toplumlarındaki eğitim faaliyetlerinde halkla ilişkilerin yeri tartışılmaz bir öneme sahiptir (Fidan, 2008: 50). Bu kapsamda yapılan araştırmalar incelendiğinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) halkla ilişkiler kuramının kurucusu ve bu konuda yaptığı örnek çalışmalarla öncüsü kabul edilmiştir (Kangal, 2009: 11). Bu açıdan bakıldığında araştırmamıza ışık tutması amacıyla halkla ilişkiler kavramının gelişimi aşağıda ABD, Avrupa ve Türkiye’deki gelişimi olmak üzere üç temel başlık altında incelenecektir.
1.3.1. Amerika Birleşik Devletleri’nde Halkla İlişkilerin Gelişimi
ABD tarihi incelendiğinde halkla ilişkiler uygulamalarındaki gelişimin en önemli payını yardım toplama faaliyetleri oluşturmaktadır. İlk sistemli yardım toplama kampanyası 17. Yüzyılın ortalarına doğru ülkedeki Harvard College için yapılmıştır. Hatta bu olayın sonucu olarak “New England’ın ilk Meyveleri” adıyla basılan broşürler ilk basılı araç olarak nitelendirilmiştir (Ülger, 2003: 11). Daha sonra Samuel Adams, Thomas Paine, Benjamin Franklin, Alexander Hamilton ve Thomas Jefferson gibi isimler basın yoluyla, broşürler kullanarak, konferanslarla amerikan devrimi açısından etkili çalışmalar yapmışlar ve düşüncelerini yaymak ve grupları ikna etmek için halkla ilişkiler konusunda öncülük etmişlerdir (Fidan, 2008: 51).
Özellikle Samuel Adams’ın, bu değişim esnasında organize gruplar oluşturma ve sürekli halkla ilişkiler kampanyaları gibi günümüzde sıklıkla karşılaşılan
uygulamaların temelini oluşturacak broşür ve açık hava toplantıları gibi iletişim metotlarını kullandığı bilinmektedir (Peltekoğlu, 2007: 67). 1807 yılında ABD Başkanı olan Thomas Jefferson, kongreye yolladığı yazıda halkla ilişkiler kavramından bahsetmiştir. Halkla ilişkiler ve hukuk mesleğinin birlikte anıldığı ilk olay ise 1882 yılında Dorman Eaton isminde bir avukatın Yale Üniversitesinde Hukuk Fakültesinden mezun olanlar için konuştuğu toplantıda gerçekleşmiştir (Gürüz, 1993: 6).
Andrew Jackson’un 1829’da başkan olarak seçilmesi ile birlikte basın sözcülüğünü yapan Amos Kendaall’ın başkanın metinlerini yazması, basın bültenlerini hazırlaması ve kamuoyu temayüllerini yönetmesinin yanında uyguladığı en başarılı faaliyetler arasında o yılların koşullarında hiç de yaygın olmayışına rağmen yönetime ait bir gazete basılmasını sağlamasıdır (Fidan, 2008: 51). Ülkede 1896 yılında yapılan seçimlerdeki çalışmalarda yürütülen halkla ilişkiler faaliyetleri siyasi alanda da kullanımına yönelik gelişimini sağlamıştır (Yavuz, 2006: 4).
Günümüzdeki anlamıyla halkla ilişkilerin ortaya çıkış yeri, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri olarak karşımıza çıkmaktadır (Göksel, 2010: 128). 1900’lü yıllarda ABD’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesiyle savaştan haberi olmayan amerikan halkının Halk Enformasyon Komitesi (Committee for Public Information) sayesinde bu harpten haber edinmesi ve halkın bilinçlendirilmesi sağlanmıştır (Tortop ve Özer, 2013: 24). Bu komite, girilen bu harbin ülkenin çıkarları açısından ne denli önemli olduğunu anlatan faaliyetler yürütmüştür (Fidan, 2008: 55).
Çok zaman geçmeden ülkede ilk Halkla İlişkiler Danışma Ajansı faaliyetlerine başlamıştır. Ardından 1923 yılında New York Üniversitesinde ilk halkla ilişkiler dersleri müfredata konulmuştur. Daha sonra Harvard gibi birçok üniversitede de halkla ilişkiler konusunda dersler verilmiştir (Tortop ve Özer, 2013: 24). Halkla ilişkiler faaliyetlerinin daha çok görüldüğü alanlar gelişen sanayiler olmaya başlamış ve 1929’da görülen kriz sebebiyle kuruluşların halkla ilişkilere duydukları ihtiyaç da artmış ve bu dönemde halkla ilişkilerin temel misyonu kamu yararı ile kuruluşun özel çıkarlarının ortak bir paydada buluşturulması olmuştur (Koro, 2005: 6).
1929’daki ekonomik bunalım ile tahmin edilmeyen sorunların oluşmasının ardından çevresel özelliklerin ve halkı anlamaya yönelik nitelikli iletişim şeklinin bir organizasyonun başarısında önemli bir paya sahip olduğu düşüncesi sonraki dönemlerde halkla ilişkilerde büyük yolların katledilmesine neden olmuştur (Kazancı; 2013: 8). Yani ülkedeki kriz, önemli bir fırsat doğurmuş ve bu gelişimin anahtarı haline gelmiştir (Fidan, 2008: 55).
The Publicity Bureau ABD’nin ilk halkla ilişkiler ajansı olarak 1900’lü yılların başında, George Parker öncülüğünde kurulmuştur. Ajansın kurulduğu bölge olan Boston, uzun yıllardan beri Harvard Üniversitesi tarafından halka yapılan bazı yardımlar ve iletişime açık çalışmalar ile bilimektedir. Ajansın da oluşturulmasıyla bu çalışmalar daha stratejik ve bilinçli hale dönüşmüştür (Ülger, 2003: 12). 1947 yılında bu bölgede halkla ilişkiler okulunun da kurulmasıyla, halkla ilişkiler olgusu birçok çevrede kabuller görmüş ve tanınmıştır. Bu tanınma okul sayılarının da kısa sürede arrtmasına neden olmuştur. 1954’te ise bu mesleğin ilk etik çalışmasını Halkla İlişkiler Birliği gerçekleştirmiştir (Bıçakçı, 2003: 100).
Halkla ilişkilerin gelişimi birçok ülkede birbinden farklı seyretmiş olsa bile, literatürdeki pek çok kaynak temel olarak Grunig ve Hunt’un dörtlü modeli çerçevesinde ABD’deki gelişimini sunmaktadır (Tarhan, 2008: 121). Gruning halkla ilişkilerin gelişimi ve değişimi açısından tarihsel süreci; (1850 ile 1900 yılları arasında) uygulanan faaliyetleri basın ajansı ve tanıtım modeli olarak, 1900 ile 1920 yılları arasını kamuyu bilgilendirme amaçlı olarak, 1920 ile 1960’lı yıllar arasındaki zaman dilimini çift yönlü asimetrik model tarzında, 1960’lı yılların sonları ile 1970’lerin başları ile başlayan faaliyetleri ise çift yönlü simetrik model olarak irdelemiştir (Peltekoğlu, 2007: 94).
Grunig ve Hunt’ın halkla ilişkiler modelinden ilki olan basın ajansı tanıtım modelinde, halkla ilişkilerin amacı; ilgili kurum ve grupların iyi bir şekilde tanıtımını yapmaktır. Bu tanıtım için örgüt veya organizasyon iletişim araçlarını tek yönlü olarak kullanmakta ve halk, verilen bilgilerle kontrol edilmek istenmektedir (Yağmurlu, 2007: 20) Bu modelin temsilcisi olan P.T. Barnum yaşamı boyunca halkın ne
Barnum’un öncülük ettiği bu model ile tanıtım faaliyetleri sosyal alanda önemli bir yer edinmiş ve olaylar basın sözcüleri tarafından gazetelere yansıtılmıştır (Fidan, 2008: 52).
Grunig ve Hunt’ın dört Halkla İlişkiler modelinden ikincisi ise Kamu Bilgilendirme Modeli’dir. Bu modelde faaliyetleri gerçekleştirenler yine tek yönlü iletişim kullanarak bir gazeteci gibi çalışmaktadırlar. Ancak, verilen bilgilerin değerlendirilmesi yapılmasa da doğru olması çok önemlidir (Yağmurlu, 2007: 20). Bu modelin en önemli temsilcisi ise Ivy Lee adında bir gazetecidir. 20. Yüzyılda gelişmekte olan halkla ilişkiler kavramı bu gazetecinin yaptığı uygulamalarla daha fazla popülerlik kazanmıştır (Gürüz, 1993: 6). Ivy Lee, halkla ilişkileri adlandırmakta zorluk yaşasa da, faaliyetlerinde doğruluk ve karşılıklı uzlaşma konusunda temel taşları döşemiştir (Peltekoğlu, 2007: 102).
Grunig ve Hunt’ın dört halkla ilişkiler modelinden üçüncüsü ise İki Yönlü Asimetrik Model’dir. Bu modelin en önemli temsilcisi Edward L. Bernays halkla ilişkiler alanında danışmanlık faaliyetini kuran öncü olarak bilinmektedir. Bernays, örgütlerin çalışma stratejilerini incelemiş ve kurumların nasıl çalışırlarsa halkı ikna edip etkileyebilecekleri üzerinde teknikler geliştirmiştir. Zaten bu modelin ana temasını kamuyu etkileyip ikna edebilirlik oluşturmaktadır. Artık bilimsel teknikler kullanılarak doğru planlama ile bir halkla ilişki geliştirilmektedir (Yağmurlu, 2007:20). Bu amaç doğrultusunda 1917 senesinde Amerikan başkanı Wilson öncülüğünde oluşturulan “Kamuoyunu Bilgilendirme Kurulu” içerisinde yer alan Bernays, düşmanlarına karşı ülkede ittifak içinde olanlara moral vermek, taraf toplamak ve propagandalar yaparak barış planı için birçok faaliyet içerisine girmiştir (Bıçakçı, 2003: 99).
Grunig ve Hunt’ın halkla ilişkiler modelinden sonuncusu, İki Yönlü Simetrik Model’dir. Çift yönlü simetrik modelde benimsenen ana amaç kuruluş ile kuruluşun hedef kitlesi arasındaki karşılıklı iletişim ve anlayış yollarının açılmasıdır. Halkla ilişkiler uzmanının bu model içerisindeki temel rolü kuruluş ile kuruluşun hedef kitlesi arasındaki arabuluculuğu sağlaması şeklinde biçimlenmektedir. Çift yönlü simetrik model de sosyal bilim teorilerinden faydalanmaktadır. Fakat karşılıklı iletişim ve
anlayışın tesisi için ikna teorilerinden ziyade iletişim bilimi teorileri daha çok tercih edilmektedir. Alien Center ve Cutlip beraber kaleme aldıkları “Effective Public Relations” isimli kitapta iki yönlü simetrik anlayışın kurumsal olarak önemini ifade etmişler ve bir nevi bu anlayışı desteklemişlerdir (Peltekoğlu, 2007: 125). İletişim ve yönetim bilimi açısından önemli bir noktada bulunan halkla ilişkilerin sistematik olarak gelişmesi ve bu kadar farklılaşması görüldüğü gibi aslında çok da uzak zamanlara dayanmamaktadır. ABD’nin öncülüğünü yaptığı bu kavram Avrupa’da modeller açısından esinlenmiş ve farklı gelişimlerden geçerek bölgede sahiplenilmiştir.
1.3.2. Avrupa’da Halkla İlişkilerin Gelişimi
Avrupa bölgesinde halkla ilişkiler yöntemlerine İngiltere’deki 1912 yılı seçim kampanyalarında rastlanılmaktadır (Yavuz, 2006: 4). 1912’de savaşın başlaması ile İngiltere ve diğer avrupa ülkelerindeki tanıtım faaliyetleri üç merkezi kurum tarafından idare edilerek hızlı bir gelişime tabi olmuştur. İngiltere Enformasyon Bakanlığı, harp sırasında ülke çıkarlarını destekleyici propaganda çalışmalarını sömürge altındaki devletler, ittifak halinde olunan devletler ve tarafı olmayan devletler nezdinde yapmışlardır. Yine Ulusal Savaş Yardım Komitesi L. Northclifft liderliğinde propaganda çalışmalarını gerçekleştiren başka bir grup olmuştur (Peltekoğlu, 2007: 104).
Aslında İngiltere’de savaş sırasında yapılan propaganda çalışmalarında halkla ilişkilerin daha farklı bir işlevi bulunmaktaydı. Bu nedenle ilk bilinçli halkla ilişkiler uzmanının Sir Stephen Tarrents olduğu düşünülmektedir. Ülkede halkla ilişkiler kavramının kullanılmaya başlaması ise 1932 yıllarına rastlamaktadır. Daha sonra İkinci Dünya Savaşı döneminde gerçekleştirilen devlet yöneticilerinin politika ve faaliyetleri halkla ilişkilerin gelişiminde ve kabul edilebilirliğinde etken olmuştur (Fidan, 2008: 57). 1948 yılında faaliyete başlayan Halkla İlişkiler Enstitüsü (IPR) ve Halkla İlişkiler Danışmanları Birliği (PRCA) bu kavramın gelişiminde ve danışmanlık faaliyetlerinin artmasında kilometre taşı olmuştur (Peltekoğlu, 2007: 106).
İngiltere’nin dış ülkelerde tanıtımıyla ilgili olarak oluşturulan British Council; İtalya’da emniyet hizmetlerini, vergi düzenlemelerini ve belediyecilik faaliyetlerini halka benimsetmek için yürütülen halkla ilişkiler faaliyetleri bu konuda birer örnek olarak verilebilir. Kısa sürede özel sektör kuruluşları da halkla ilişkiler yapmaya başlamışlardır. Örneğin Almanya’daki Bayer ilaç firmasının düzenlediği halkla ilişkiler kampanyaları literatürde başarılı uygulamalar arasında gösterilmektedir (Sabuncuoğlu, 2004: 10).
Halkla ilişkilerin diğer bir avrupa ülkesi olan Fransa’daki gelişimi incelenecek olunursa, ülkenin ulusallaştırma/millileştirme çalışmalarının başladığı zaman olan 1946 dönemine rastgeldiği görülmektedir. Bu hareketlenmenin amacı ikinci dünya savaşından çıkan ülkenin toparlanmak için birçok alanda kalkınma çalışmalarını başlatmasıdır (Tortop ve Özer, 2013: 26). 1950’ lerin başında yaşanan bu kalkınma hamlesiyle birlikte, şirketler, kurum ve kuruluşlar halkla ilişkiler alanında yetkili sınıflar geliştirmişler ve ilgili birimlerini oluşturmuşladır. 1952 senesinde on uzmanın birlikte geliştirdiği şeffaflık düşüncesinde, Fransız filozof Auguste Comte’un “işletmelerin bir cam ev gibi herkesin görebileceği biçimde açık olması, toplumun düşüncelerine önem veren işadamının görevinin bir gereğidir” görüşünden ilham alınmıştır. Etienne Bloch’un girişimleri ile oluşturulan “Le Maison de Verne” ise zamanımızın halkla ilişkiler derneğinin çekirdeği niteliğindedir (Peltekoğlu, 2007: 108).
Avrupa’da halkla ilişkileri resmi bir meslek statüsünde tanıyan ilk ülke 1964 senesinde milli gazetesi sayesinde Fransa olmuştur. Ancak Avrupadaki diğer ülkelerde bu durumun geçerliliği biraz daha vakit almıştır (Erdoğan, 2006: 69). Fransız hükümetlerinde ise halkla ilişkiler faaliyetleri 1959 senesinde Ticaret bakanlığının teklifiyle gerçekleştirilmiş, 1960’da ise Posta ve Telekomünikasyon Bakanlığı yarı zamanlı halkla ilişkiler görevlilerini çalıştırmışlardır (Peltekoğlu, 2007: 108).
İngiltere ve Fransa dışındaki avrupa ülkelerinde halkla ilişkilerin gelişimi farklı zamanlarda farklı olayların yaşanmasıyla bir değişim gösterse de, ortalama tanınma zamanları birbirine yakındır. 1948’de Hollanda’da, 1949’da Norveç’te mesleki faaliyetler başlamıştır. İtalya, Belçika, İsveç ve Finlandiya’da ise 1950’den itibaren
halkla ilişkilerle ilgili çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Avrupa dışındaki bölgelerde ise; 1940’da Kanada’da, Orta Amerika, Güney Amerika, Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika’da ise 1950-55 yılları arasında halkla ilişkiler kavramı gelişmeye ve birçok alana yayılmaya başlamıştır (Erdoğan, 2006: 69).
1.3.3. Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişimi
Eski Türk tarihi incelendiğinde, Göktürklere ait Orhun Yazıtlarının halkla ilişkiler alanında tarihimizde yer alan ilk faaliyet olduğu söylenebilir. Selçuklular zamanında Nizam-ül Mülk’ün eseri olan “Siyasetname’nin” içeriğine bakıldığında tebaanın düşüncelerinin ve yönetimden beklentilerinin önemsendiği analamı çıkartılmaktadır. Anadolu Selçuklu Devletinde ise padişahların tebaanın dert ve problemlerini dinlemek için halkla bir araya gelmesi halkla ilişkiler alanında ciddi somut adımlar olmuştur (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 28).
Osmanlı Devleti zamanında ise Mühimme Defterleri ve yargıya ait kararların bulunduğu Şeriyye Sicilleri halkla ilişkiler faaliyetlerinin tüm kapsamını neredeyse barındırmaktadır. Bu defterlerde yer alan bilgiler değerlendirildiğinde halkın büyük çoğunluğunun ödeme güçlerinin üzerindeki vergilerden muzdarip oldukları anlaşılmaktadır. Bu uygulamanın yaygın şekilde kullanılıyor oluşu Osmanlı’da halkla ilişkiler bakış açısının ne seviyede ve hangi yollarla yürütüldüğü hakkında bizlere önemli ipuçları sunmaktadır. Osmanlı devletinde bugünkü anlamıyla halkla ilişkiler olmasa da devletin kendine özgü halkla ilişkiler anlayışı olduğu kesindir. Yine de Osmanlı’da da halkla ilişkiler uygulamalarının güzel ve çarpıcı örneklerine rastlamak mümkündür. Bu tür olumlu örnekler kamuya yaygın şekilde uygulanır nitelikte olmasalar dahi, yine de Osmanlı’daki halkla ilişkiler çalışmalarına örnekler şeklinde literatürde yer verilmiştir (Kazancı, 2013: 11-12).
Osmanlı döneminde padişahların, yönetimde ileri gelenlerin veya ulemanın yaptığı pek çok uygulama halkla ilişkiler alanında yapılan çalışmalar kapsamında sayılmaktadır. Sadrazamın değişmesiyle veya devlette yaşanan bazı kritik olaylar halkla devlet arasındaki etkin iletişimi ve yapılan ugulamaları etkilese de camiler her zaman önemli bir halkla ilişkiler alanı olmuştur. Özellikle Cuma günleri sultanlar veya
yetkililer tarafından halkın dertlerinin dinlenmesi ve çözüm arayışları, karşılıklı bilgi alış verişlerinin yapılması, camilerin önemli bir duyuru merkezi olması halkla ilişkiler için önemli adımlardır. Devletin elde ettiği başarıları, çeşitli islam ülkelerine armağanlarla birlikte fetihnamelerle bildirmesi ve halka açık olan divan toplantıları halkla ilişkiler için güzel örnekleri teşkil etmektedir (Tengilimoglu ve Öztürk, 2004: 29).
Türkiye’de en zorlu şartlarda ve kritik dönemlerde bile halk hiçbir zaman geri planda bırakılmamış, Halkın dertleri, problemleri ve istekleri her zaman ciddiye alınmıştır. Örneğin Kurtuluş Savaşı döneminde, Atatürk’ün yaptığı çalışmaların çoğu halkı bilgilendirmek, bilinçlendirmek, atılan ve atılacak tüm adımları halka duyurmak için amaçlanmıştır. Zaten Kurtuluş Savaşının başlangıcında halkın desteğini almak için kongre ve toplantıların düzenlenmesi İrade-i Milliye ve Hâkimiyet-i Milliye gibi gazetelerin çıkartılması halkla ilişkiler açısından devrim niteliğindedir. Yayınlanan bu gazeteler aracılığı ile kongrelerde alınan kararlar duyurulmuştur. Cumhuriyetin ilanından önce 1920 yılında Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı gibi iki kuruluşun çalışmalara başlaması, işgal altıda olan bir ülke için önemli gelişmeleri duyurmak ve halkın yapılan faaliyetlere desteğinin alınması bakımından gayet önemli görülmüştür. Ve yine bu kuruluşlar Cumhuriyet inkılaplarının anlatılmasında da halkla ilişkiler vazifesini sürdürmüşlerdir (Erdoğan, 2006: 116).
1960 yıllarında halkla ilişkiler ile çağdaş anlamda tanışan Türkiye’nin Amerika ve Avrupaya kıyasla çok geç kaldığı söylenemez. Aslında, 1960 yıllarından daha önce de kamu kurum ve kuruluşlarının, halkla ilişkiler kavramını kullanmasa da bu alanda çok fazla faaliyetler yapıldığı görülmektedir (Asna, 2006: 12). 1961 Anayasa’sı sayesinde ekonomik ve toplumsal kalkınmayı gerçekleştirebilmek arzusu ile kalkınma planlarının hazırlanması düzenlenmiştir. Bu nedenlerden ötürü 30 Eylül 1960 tarihinde Başbakanlığa bağlı Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) hayata geçirilmiştir (Fidan, 2008: 68).
Türkiye’de Devlet kurumlarında halkla ilişkiler alanında birimlerin oluşturulması devlet alanındaki ilk resmi çalışmalardan kabul edilmiştir. Bugünkü
isimleri ile yer almasalar da Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki “Enformasyon Genel Müdürlüğü” ve Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki “Basın ve Halkla Münasebetler Daire Başkanlığı” halkla ilişkiler uygulamalarına yönelik kurulan ilk birimler olarak anılabilir. Ülkemizde halkla ilişkiler uygulamalarının görüldüğü ilk kamu kurumları arasında Devlet Planlama Teşkilatı bünyesindeki “Yayın ve Temsil Şubesi” ile 1964’ta kurulmuş olan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü Tanıtma Şubesi de sayılabilmektedir. Halkla ilişkilerin ülkemizde özel sektör ile de tanışması 1960’ların sonlarında olmuştur. Özellikle 1969 yılı itibariyle hatırı sayılır bazı holdingler ve bankaların halkla ilişkilere verdikleri önem sonucu uyguladıkları süreç dikkate değerdir (Asna, 2006: 13).
1962 senesinde, Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi olan ve şimdi de önemli bir değer atfedilen Mehtap Projesinin, kamu kurumlarında ve faaliyetlerinde halkla etkileşim kurmanın ve iletişim içinde olmanın önemi üzerinde durulması halkla ilişkiler için iyi bir örnektir (Tortop ve Özer, 2013: 31). Türkiye’de kamu kesiminde çeşitli sorunların yaşanması neticesinde 1966 yılında bu problemleri ortadan kaldırmak amacıyla Fransa’daki örnekten de hareketle Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü bünyesinde 6/5875 sayılı 26.01.1966 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ve “Kırtasiyecilikle Savaş ve İdari Merkezi Hakkında Kararname” başlığıyla 16 Şubat 1966 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kuruluş kararnamesi ile Türk İdari Danışma Merkezi hizmet vermeye başlamıştır. Fransa’daki örneği ile karşılaştırıldığında halkı aydınlatma ve yönetime bilgi aktarma gibi benzerlikleri yanında; Türk İdari Danışma Merkezi’nin benzerinin aksine karşılanması kaçınılmaz olan toplumsal gereksinimin yönetime kabul ettirilmesiyle değil, Fransız örneğinden esinlenilerek TODAİE öğretim üyeleri ile birkaç üst düzey yönetici tavsiyesiyle kurulduğu görülmektedir (Tarhan, 2011: 117-118).
Ülkemizde mahalli idare birimleri ile birlikte merkezi idare birimlerinin taşra teşkilatları ve kamu iktisadi teşebbüsleri personel yönetimi ve mali yönetim gibi konularda yapılması planlanan reforma ait stratejiler ve hedefler hakkında büyük ölçüde gayret göstermişlerdir. Bu bağlamda 29.05.1971 tarih ve 7/2527 sayı ile yayımlanan kararname ile beraber bir İdari reform Danışma Kurulu kurulmuş ve
18.06.1971’de görevine başlamıştır. Bu kurulun kuruluşunun temel amacı ise hükümet programına uygun şekilde devlet kesiminin yeniden tasarlanması hakkındaki hedef ve stratejilerin ortaya konmasıdır (Yayman, 2005: 269).
Nitekim 1984 yılı Haziran ayında, Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esaslarını Düzenleyen 202 Sayılı K.H.K. ile Bakanlık Merkez Teşkilatında ihtiyaca binaen, danışma ve denetim bölümlerinin kurulabileceği belirtilerek “Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği” de kurulacak bu birimlerdendir. Ayrıca, bu kanuna “Bakanlıklarda Basın ve Halkla İlişkilerle ilgili faaliyetleri planlamak ve bu faaliyetlerin belirlenecek usul ve ilkelere göre yürütülmesini sağlamak üzere Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği teşkil edebilir” maddesi ilave edilmesi önemli bir gelişmedir (Tarhan, 2011: 122).
Avrupa Birliğine katılmak için çalışmalara başlayan Türkiye’nin, birliğe her yönlü adaptasyonu için girişmiş olduğu çalışmalardan olan Kaya Projesinin doğumunda sıkça halkla ilişkiler teması işlenmiştir. 1988’de DPT’nin istemiyle TODAİE’nin araştırmalarıyla hayat bulan bu proje 1991 yılına kadar sürdürülmüştür (Coşkun, 2005: 34).
Türkiye’de vatandaşların kamu kurumlarından bilgi alma hakkını tanımlama ve bu hakkın kullanımını düzenlemek amacıyla 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 9 Ekim 2003’te kabul edilerek 24 Ekim 2003 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun uygulama yönetmeliğine göre, her Türk vatandaşının ve bazı kısıtlamalarla birlikte Türkiye’de ikamet eden yabancıların bu kanun hükümlerinden yararlanabilme hakları vardır (Kandur, 2004: 5).
Halkla ilişkilerin önemli amaçlarından olan insanları etkilemek, istenilen inançları geliştirmek, ikna etmek, fikirleri pazarlamak ve iletişimi artırmak için telekomünikasyon hizmetlerinden faydalanmak ve bilgiye ulaşılabilirlik için internetin tüm fırsatlarını kullanmak bilgi toplumlarının olmazsa olmazlarındandır (Theaker, 2008: 15). Bu kapsamda 2006 yılında Türkiye’de Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’nin hayata geçirilmesi kamuda güncel bilişim teknolojilerinden faydalanılarak gerçekleştirilen halkla ilişkilerin iyi örnek faaliyetleri açısından gayet
önemli bir adım olarak görülmüştür (Tarhan, 2011: 129). 2018 yılı itibariyle BİMER’in faaliyetine son verilmiş olup, aynı hizmeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) vermeye devam etmektedir.
1.4. Halkla İlişkilerin İlkeleri
Halkla ilişkiler mesleğini yapan uzmanların bu alanda çalışırken gerekli nitelikleri taşıması ve uyması gereken bir takım ilkeler bulunmaktadır. Aşağıda bu ilkelerden kısaca bahsedilerek araştırma için gerekli olan açıklamalar yapılmıştır.
1.4.1. İki Yönlü İlişki Kurmak
Organizasyonel hedeflere ulaşılmasında sarf edilecek halkla ilişkiler gayretlerinde şüphesiz bir iletişim süreci de görülmektedir. Gerek bu iletişim gerekse de halkla ilişkiler ile ilişkili diğer uygulamalar çift yönlü şekilde oluşmaktadır (Yavuz, 2006: 20). Aynı anda hem kamuoyunun ihtiyaç duyduğu bilgilerin bilinçli bir halkla ilişkiler süreci sayesinde gerekli olduğu zaman ve yeterli miktarda sunulurken, hem de kamuoyunun kuruluştan beklentileri, arzuları ve olumlu ya da olumsuz tepkileri ölçülerek kuruluş stratejilerinin o yönde belirlenmesi sağlanmaktadır. Böylelikle kuruluş ve kamuoyu arasında sağlıklı işleyen bir iletişim köprüsü kurulmakta ve bu köprünün her iki yanından da geçişlilik sağlanmış olmaktadır (Sabuncuoğlu, 2004: 59).
Hedef kitleye ulaştırılması amaçlanan mesajların alıcıya varmasının yanı sıra alıcıdan sağlanan geri bildirimler vasıtasıyla sürecin aksamadan işleyişi oluşturulmalıdır. Organizasyonun kendisini iç ve dış çevrede görülebilecek değişikliklere adapte edebilmesi için bu geri bildirimler büyük öneme sahiptirler. Bildirimler ve geri bildirimler sayesinde organizasyon ve kamuoyu arasında sağlıklı işleyen bir iletişim ağı oluşmakta ve karşılıklı etkileşimler sayesinde her iki taraf da birbirlerinin istek, beklenti ve tepkilerini ölçerek stratejilerini buna uygun şekilde tasarlayabilmektedir (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 78). Halkla ilişkiler sürecinde çok önemli bir rol üstlenen kuruluş yöneticileri sürece büyük önem vermekte ve yapılan değerlendirmeler sayesinde halkı etkisi altında koruyabilmektedir. İşletme yöneticilerinin birtakım olanaklardan da faydalanarak kamuoyunu belli düşüncelere,
fikirlere ve eylemlere karşı olumlu tutum geliştirmeye, yönlendirmeye çalıştıkları söylenebilir. Karşılıklı etkileşim ve iletişimin diğer tarafını oluşturan halk da aktif bir rol benimsemektedir. Bu aktiflik kendisini, salt etkilenmek şeklinde değil bu tür etkilere karşı tepkiler geliştirmek şeklinde belli etmektedir. Dolayısıyla bu tepkiler sayesinde işletme de stratejilerini güncelleyerek kamuoyu ile ortak bir paydada buluşmak isteyecektir (Budak ve Budak, 2004: 161).
1.4.2. Gerçekçi Olmak
Örgüt ve orgazisyonların halkla ilişkiler konusundaki faaliyetlerde hedeflerindeki topluluğa karşı gerçekçi olması önemli bir ilkedir (Yavuz, 2006: 20). Kamuoyu oluşturmak ve halkı çeşitli konularda ikna gayretinde olmak bazen kurumları zorlayabilir, ancak şeffaf olan gizlisi saklısı olmayan bir yönetim anlayışı bu durumu kolaylaştıracaktır. Halkla ilişkilerde sadece gerçeklik ve doğruluk vardır, gerçek olan bilgi aktarılmalı ve tanıtılmalıdır (Asna, 2006: 87). Dürüst, gerçekçi ve güvenilir bir halkla ilişkiler anlayışına sahip olan bir örgütün bu ilkeli duruş sayesinde diğer hedeflerine ulaşma konusunda çelişki yaşamayacağı düşünümektedir.
Halkla ilişkilerin tanınmasını oluşturan bu amacın yanında içinde bulunan ve duyarlı olunan işletme ile ilintili bilgi aktarma süreci tanıtma işlevinin hayata geçmesidir. Bu anlamıyla, halkla ilişkiler uzmanlarının gerçekçi olma ilkesini iyi özümsemesi şarttır. Dürüst bir uzman, tanıtımını yapacağı kurumu olmak istediği gibi değil olduğu gibi tanıtmalıdır. Kurumların önemli bir yönetim fonksiyonu olan halkla ilişkiler, kurumlar için verimli bir ortam sunma gayretindedir. Bu paradigma için dürüstlük ve şeffaflık şarttır. İlgili uzmandan birşeyi olduğundan farklı göstermeye çalışmasını veya yanlışları gizlemesini istemek etik değildir ve ilkesiz bir davranıştır (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 78).
1.4.3. Yineleme ve Süreklilik
Halkla ilişkiler sürecinin önemli yapı taşlarından bir tanesi de önem verilen mesajların birden fazla defa tekrarlanması şeklinde gerçekleşmektedir. Böylelikle söz konusu mesajı birden çok kez ve sıklıkla karşısında bulan hedef kitlenin zihninde kalıcı şekilde yer tutması daha da kolay olmaktadır. Yinelemenin pedagojik bir metot olduğu
da söylenebilmektedir. Bireyler tarafından defalarca karşılaşılan mesajlar zihnin merkezine yerleştirilir ve küçük simgeler vasıtasıyla anımsamaları kolaylaştırılır. Bu şekildeki uygulamaların ayrıca bir defaya mahsus olmayıp yinelenmesi mesajın kalıcı şekilde kendine yer edinmesini kolaylaştırmaktadır (Sabuncuoğlu 2004: 62). Bu kapsamda yineleme dışında halkla ilişkilerde süreklilikte temel bir ilkedir.
Halkla ilişkilerde en önemli amaç, hedef kitle için iyi bir bir imaj ve marka değeri yaratmaktır. Örgüt ve organizasyonların bir imaj oluşturması için yaptıkları halkla ilişkilerden hemen ürün elde etmek yanlıştır. Beklemek ve sabırlı olmak bunun için de sürekli ve zamana yayarak çalışmak gerkmektedir (Yavuz, 2006: 21).
1.4.4. İnandırıcılık
Kurum ve şirketlerin ürettikleri markalarının reklamlarla haber yapılması ve bu markaların değişim ve gelişimlerinin sürekli olarak aktarılmak istenmesi medya ile olan ilişkiler sayesinde inandırıcılık kazanmaktadır (Okay, 2013: 131). İnandırıcılık ilkesinin halkla ilişkiler kavramının en zorlu uygulamalarından birisi olduğunu söylemek mümkündür. Diğer bireylerin veya grupların istenilen şekilde etkilenmesi, bakış açılarının arzu edilen yönde değiştirilebilmesi ikna becerisi ile ilgilidir. İkna kabiliyetinin ise başlıca gerektirdikleri arasında inanç ve güven başta sayılabilmektedir. Buradan hareketle tanınmış ve büyük firmalar tarafından verilen mesajların inandırıcılığının, küçük ve tanınmamış firmalara kıyasla daha fazla olduğu belirtilebilir (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 78). Halkla ilişkilerde inandırıcılık tek başına etkileyici olamaz. Bu açıdan doğru bilgi verme ilkesine de uyulması gerekmektedir.
Halkla ilişkilerde inandırıcı olmak aslında düşünüldüğü kadar zor değildir. Bir organizasyonun olduğu gibi tanıtılması asıl şarttır. Çünkü inandırmak için girişilen, aslı astarı olmayan yanlış bilgilerin ileride gerçek olmadığının ortaya çıkması, kurum ve kuruluşlar için önemli bir imaj kaybına ve güvenirliğinin zedelenmesine yol açmaktadır. Oluşan algıyı düzeltmek yani, yanlışı tamir etmek sıfırdan başlamaktan daha zordur (Sabuncuoğlu 2004: 59).
Muhakkakki her kurumda istenildiği gibi olmayan ve yanlış algı oluşturacak bir takım durumlar yaşanabilir (Budak ve Budak, 2004: 161). İlkeli bir halkla ilişkiler uzmanı bu durumda olumsuz durumları reddetmek veya yalanlamak yerine, bir sanatçı ve diplomat edasıyla yaklaşıp krizi kurum için lehte bir duruma dönüştürebilir. Hatta gerçekleri yalanlamayan böyle bir yaklaşım kurumun halkın nezdinde güvenirliğini artırıp, inandırıcılığını yükseltir (Bülbül, 2001: 243).
1.4.5. Yaygın Sorumluluk
Bir kurumda halkla ilişkiler faaliyetlerini sadece bir kurumda yanlızca ilgili birime yüklemek hata oluşturur. Çünkü halkla ilişkiler bir yönetim fonksiyonu olduğu için bu sorumluluğun altından kalkmak toplam kalite anlayışı gerektirir. Yöneticiden, işçisine kadar bir kurumdaki her görevlinin aslında halkla ilişkiler konusunda sorumluluğu bulunmaktadır (Bayçu-Uzoğlu, 2013: 5). Halkla ilişkiler ile ilişkili sorumluluklar yalnızca ilgili departmanın değil en üstten en asta kadar tüm kuruluş çalışanları ile de ilişkilidir. Halkla ilişkiler konusunda hedef kitleyle ilk teması sağlayan santral memuru, danışma görevlisi ve güvenlik görevlilerinden, vezne personeline kadar bütün yönetici ve çalışanların işletmeyi temsil açısından sorumlulukları bulunmaktadır (Sabuncuoğlu 2004: 61).
Halkla ilişkiler uygulamalarının içerdiği önem bütün personel tarafından benimsenmedikçe etkin ve etkili halkla ilişkilerden bahsetmek mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla halkla ilişkiler yalnızca halkla ilişkiler bölümü çalışanlarını değil tüm işletme çalışanlarını yakından ilgilendiren ve sorumluluk altına alan bir bilinç ve kültür sonucu oluşturulabilmektedir. Bilhassa bazı işletmeler faaliyet gösterdikleri sektörler itibariyle müşterilere sıcak bir karşılama yapması, ürün ve/veya hizmetlerin zamanında ve eksiksiz teslim edilmesi, müşterinin işletmeden ayrılırken memnun kalarak ayrılmasının sağlanması işletme imajının olumlu bir yapı kazanması adına büyük önem sahibidir. Bu noktada santral memurunu da iş düşmektedir, müracaat personeline de, odacıya da işi yürütecek olan personele de. Bu yüzden halkla ilişkilerin kitlesel bir fonksiyonu olduğundan bahsedilmektedir (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 79).
1.4.6. Sabırlı Çalışmak
Dostluk ve arkadaşlıklar arasında bir bağ oluşturmak için nasıl zaman gerekli ise halk ile kurulacak bağ için de sabır şarttır. Halkla ilişkilerde yılmadan ve sistemli çalışmak ne kadar önemli ise çalışmanın meyvelerini elde etmek için sabırlı olmak da o kadar önemlidir. Acele edilen her olay yanlış hamlelerin atılmasına neden olabilir. İnsanlar arasında güven oluşturmak, bir nevi dostluk kurmak için yapılan fedakarlığa eşdeğerdir. Bir günde dost edinilemeyeceği gibi bir günde iyi bir halkla ilişki kurulamayacaktır. Sabırlı çalışmak iyi bir ilişki için önemli bir ilke sayılmıştır (Sabuncuoğlu 2004: 60-61). Halkla ilişkiler planlı ve programlı bir çalışmadır, birbiri ardına birçok faaliyeti gerçekleştirmeyi zorunlu kılar. Hakla ilişkilerin sonucunun reklamda olduğu gibi kısa süre de alınması mümkün değildir. Halkla ilişkilerin sonuçlarını almak geniş bir zaman dilimi gerektirir. Bundan dolayı sabırla çalışmak ve acele etmeden beklemek önemli bir ilkedir (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 79).
1.4.7. Açıklık
Halkla ilişkilerin diğer bir önemli ilkesi de açıklıktır. Bu ilke çerçevesinde işletmeye dair hedef kitleye verilmek istenen mesajın hiçbir çekinceye meydan verilmeden, hiçbir gerçek gözlerden kaçırılmadan, işletmenin hedefleri, organizasyonel yapısı, mali ve ekonomik anlamda sahip olduğu gücü, pazar içerisindeki sahip olduğu konumu, sunduğu ürün ve hizmetleri, toplumsal içerikli uygulamaları kesinlikle saklanmadan şeffaflıkla halkın bilgisine sunulmalıdır (Kazancı, 2013: 47). Kurumla ilgili bazı teknik bilgiler halka doğru bir şekilde ve saklamadan iletilmelidir. Bir organizasyonun vizyonu, misyonu hedefleri, örgütsel yapısı, finansal gücü, pazar ve hizmet alanları, markaları, hizmetleri, değerleri ve sosyal aktiviteleri şeffaf bir şekilde aktarılmalıdır. Bu yönetim anlayışı kuruma güven ve destek konusunda mutlaka geri dönecektir. Kendini eleştirmekten ve bunu paylaşmaktan çekinmeyen bir kurum, kuruluş veya şirket güvenirliğini artırma konusunda bir sıkıntı yaşamayacaktır (Sabuncuoğlu 2004: 62).
1.4.8. Uzmanlık
Günümüzde her mesleğin beklentilerini yerine getirmek, belli bir uzmanlık gerektirir. Farklı bir ifadeyle meslek dalının kendine özgü bir sorumluluk ve yeterlilik ilkesi bulunduğundan söz edilebilir. Bundan dolayıdır ki; halkla ilişkiler uygulamalarında bu konuda eğitim almış bireyler daha başarılı olmaktadır. Bunun yanında alanında uzmanlaşmış ve eğitim almış kişilerin uygulamalar esnasında bilimsel metotlara başvurma olanağı da artmaktadır. Bunun temel nedeni ise halkla ilişkilerin teknik ve sanatsal iki farklı yönün kesişim noktasında bulunmasıdır. Sanatsal beceri isteyen yönü kişisel nitelikler ile karşılanabilse de teknik yönden başarı sağlanması daima eğitim ile ilgilidir (Budak ve Budak, 2004: 162).
1.5. Halkla İlişkilerin Amaçları
Halkla ilişkiler faaliyetlerinin, maliyet etkinlik açısından analizinin yapılabilmesi için ortaya konulan hedeflerin iyi bir şekilde incelenmesi ve bu hedeflerin somut olarak nitelendirilmesi gerekmektedir (Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004: 71). Halkla ilişkilerin ortaya koyacağı fonksiyonunu gerçekleştirmeye yönelik asıl amacı, kurum, kuruluş veya şirketlerin etkileşim içinde oldukları çevreyle olumlu ilişkiler kurmasının sağlanması, böylece etkili ve verimli olacak bir iletişim ortamının yaratılmasıdır (Peltekoğlu, 2007: 23). Halkla ilişkiler uygulamalarının getirisi ve etkilerinin geri dönüşü uzun süreler almaktadır, bu sebeple etkili bir sonuca kısa sürede ulaşmak mümkün olmayacaktır. Uzun bir süreye yayılmak suretiyle yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerinin diğer bir amacı da, kuruluş veya şirketlerin uzun dönemlerde kazanacağı şeylerden önemli olanları; olumlu imaj ve kimlikle birlikte karlılıktır (Özodaşık, 2012: 12).
Halkla ilişkiler, kısa zamanda karşılık alınabilen bir çalışma olmadığı için kuruma kazandıracağı imaj iyi bir şekilde hesaplanıp devamının sağlanması için vazgeçmeden çalışılmalıdır. İlkelerden taviz verilmeden geliştirilen halkla ilişkiler anlayışı uzun vadede önemli bir kar, iyi bir kimlik, düzenli bir gelişim ve verimlilik kazandıracaktır (Peltekoğlu, 2007: 23).