T.C.
SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ
SĠYAH ALACA SIĞIRLARINDA BAZI BESĠ PERFORMANS ÖZELLĠKLERĠ ĠLE PĠTÜĠTER SPESĠFĠK TRANSKRĠPSĠYON
FAKTÖRÜ-1 (Pit-1/ HinfI) GENĠ POLĠMORFĠZMĠ ARASINDAKĠ ĠLĠġKĠLER
Göksel GÖKCAN YÜKSEK LĠSANS Zootekni Anabilim Dalı
Temmuz-2019 KONYA Her Hakkı Saklıdır
TEZ KABUL VE ONAYI
Göksel GÖKCAN tarafından hazırlanan “Siyah Alaca Sığırlarında Bazı Besi
Performans Özellikleri ile Pitüiter Spesifik Transkripsiyon Faktörü-1 (Pit-1/ HinfI) Geni Polimorfizmi Arasındaki ĠliĢkiler” adlı tez çalışması 19/07/2019
tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oy birliği ile Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı’nda YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.
Jüri Üyeleri Ġmza
BaĢkan
Prof. Dr. Saim BOZTEPE ………..
DanıĢman
Doç. Dr. İbrahim AYTEKİN ………..
Üye
Dr. Öğr. Üyesi Yasemin GEDİK ………..
Yukarıdaki sonucu onaylarım.
Prof. Dr. Mustafa YILMAZ FBE Müdürü
TEZ BĠLDĠRĠMĠ
Bu tezdeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edildiğini ve tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada bana ait olmayan her türlü ifade ve bilginin kaynağına eksiksiz atıf yapıldığını bildiririm.
DECLARATION PAGE
I hereby declare that all information in this document has been obtained and presented in accordance with academic rules and ethical conduct. I also declare that, as required by these rules and conduct, I have fully cited and referenced all material and results that are not original to this work.
Göksel GÖKCAN 19/07/2019
ÖZET
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ
SĠYAH ALACA SIĞIRLARINDA BAZI BESĠ PERFORMANS ÖZELLĠKLERĠ ĠLE PĠTÜĠTER SPESĠFĠK TRANSKRĠPSĠYON FAKTÖRÜ-1 (PĠT-1/ HĠNFI)
GENĠ POLĠMORFĠZMĠ ARASINDAKĠ ĠLĠġKĠLER Göksel GÖKCAN
Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı
DanıĢman: Doç. Dr. Ġbrahim AYTEKĠN 2019, 47 Sayfa
Jüri
Prof. Dr. Saim BOZTEPE Doç. Dr. Ġbrahim AYTEKĠN Dr. Öğr. Üyesi Yasemin GEDĠK
Mevcut çalışma Konya ili Karapınar ilçesinde bulunan Gökcan sığırcılık işletmesinde besiye alınan 52 baş Siyaha Alaca sığırda yürütülmüştür. Çalışmada hayvanlara ait besi başı canlı ağırlığı, besi sonu canlı ağırlığı, sıcak karkas ağırlığı, sıcak karkas randımanı, canlı ağırlık artışı ve günlük canlı ağırlık artışı gibi bazı besi performans özellikleri ile Pit-1 (HinfI) polimorfizmi arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. RFLP metodu kullanılarak Pit-1 (HinfI) polimorfizmi sonucunda AA, AB ve BB genotip frekansları sırasıyla 0.019, 0.231 ve 0.750 olarak, A ve B allel frekansları ise sırasıyla 0.1346 ve 0.8654 olarak belirlemiştir. Beklenen heterozigotluk (He) değeri ise 0.233 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre populasyonun polimorfik olduğu ve bu gen bölgesine göre Hardy-Weinberg dengesinde olduğu ifade edilebilir (P>0.05).
Çalışmada yapılan ilişki analizi sonucu; AB ve BB genotipleri için Siyah Alaca sığırların doğum ağırlıkları ile bazı besi performans özellikleri sırasıyla doğum ağırlıkları 44.05±2.38 ve 43.01±1.37 kg (P=0.596), besi başı canlı ağırlıkları 223.53±10.92 ve 254.09±6.06 kg (P=0.018), besi sonu canlı ağırlıkları 589.41±6.17 ve 602.74±3.32 kg (P=0.069), canlı ağırlık kazançları 342.52±6.17 ve 355.84±3.32 kg (P=0.069), günlük canlı ağırlık kazançları 1.174±0.043 ve 1.241±0.023 kg (P=0.187), sıcak karkas ağırlıkları 308.71±5.13 ve 316.40±2.76 kg (P=0.202) ve sıcak karkas randımanları % 52.80±0.34 ve % 52.29±0.18 olarak bulunmuştur.
Sonuç olarak mevcut çalışmada Pit-1 geni HinfI polimorfizmi sonucu meydana gelen genotipler ile ele alınan besi performans özellikleri arasında besi başı canlı ağırlık özelliği haricinde istatistik olarak herhangi bir ilişki söz konusu olmasa da genotip ortalamaları bakımından BB genotiplilerin AB genotiplilere kıyasla daha yüksek değerlere sahip oldukları tespit edilmiştir.
ABSTRACT MS THESIS
ASSOCIATIONS BETWEEN PIT-1/HINFI GENE POLYMORPHISM AND SOME FATTENING PERFORMANCE CHARACTERISTICS IN HOLSTEIN
CATTLE Göksel GÖKCAN
THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY
THE DEGREE OF MASTER OF ANIMAL SCIENCE
Advisor: Assoc. Prof. Dr. Ġbrahim AYTEKĠN 2019, 47 Pages
Jury
Prof. Dr. Saim BOZTEPE Assoc. Prof. Dr. Ġbrahim AYTEKĠN
Assist. Prof. Dr. Yasemin GEDĠK
The present study was carried out in 52 heads of Holstein fattening cattle reared in Gökcan special dairy cattle farm in Karapınar district of Konya province, Turkey. The relationships between Pit-1 (HinfI) polymorphism and some fattening performance such as initial weight, slaughter weight, warm carcass weight, warm carcass dressing percentage, live weight gains and average daily live weight gains of cattle were determined in this study.
As a result of Pit-1 (HinfI) polymorphism by using RFLP method, AA, AB and BB genotype frequencies were found to be 0.019, 0.231 and 0.750, respectively. The A and B allele frequencies were determined 0.1346 and 0.8654, respectively. The value of expected heterozygosity (He) was determined as 0.233. According to the results of this study, it is stated that population is found to be as polymorphic and in the Hardy-Weinberg equilibrium according to this gene region (P>0.05).
As a result of the relationship analysis, birth weight and some fattening performance characteristics of Holstein cattle for AB and BB genotypes were found as follows: birth weight 44.05±2.38 and 43.01±1.37 kg (P=0.596), initial body weight 223.53±10.92 and 254.09±6.06 kg (P=0.018), final body weight 589.41±6.17 and 602.74±3.32 kg (P=0.069), live weight gain 342.52±6.17 and 355.84±3.32 kg (P=0.069), daily live weight gain 1.174±0.043 and 1.241±0.023 kg (P=0.187), hot carcass weight 308.71±5.13 and 316.40±2.76 kg (P=0.202) and dressing percentage 52.80±0.34 and 52.29±0.18 %, respectively.
As a result, it was found that BB genotypes had higher mean values than AB genotypes in terms of AB and BB genotypes, although there was statistically no relationship between the genotypes except initial fattening weight resulting from the Pit-1/HinfI polymorphism and some the fattening performance characteristics in the present study.
ÖNSÖZ
Hayvancılık; insanların dengeli beslenmesi, et ve süt gibi hayvansal ürünlerin elde edilmesi, istihdam sağlaması, insanlar tarafından değerlendirilemeyen bitki ve artıklarının değerlendirilmesi açısından önemli bir sektördür. Giderek artan dünya nüfusu, iklimsel değişiklikler, kıtlık, savaşlar, maddi güç gibi bazı faktörler insan beslenmesindeki çeşitliliği oluşturur.
Artan gıda ihtiyaçları ve kısıtlı besin maddesi kaynakları bilim insanlarını gün geçtikçe mevcut kaynakları daha iyi kullanmaya yönelik çözümler bulmaya yöneltmektedir. Bu tez Siyah Alaca sığırlarda doğum ağırlığı ve bazı besi performans özellikleri ile Pitüiter Spesifik Transkripsiyon Faktörü-1 (Pit-1/HinfI) geni polimorfizmi arasındaki ilişkileri belirlemek ve Türkiye hayvancılığına katkı sağlaması amacıyla hazırlanmıştır.
Bu çalışmada bana bilgi, birikim ve tecrübeleriyle her türlü desteği sağlayan değerli danışman hocam Doç. Dr. İbrahim AYTEKİN’e, değerli hocam Prof. Dr. Saim BOZTEPE’ye, değerli hocam Prof. Dr. İsmail KESKİN’e, çalışmanın yapıldığı işletmede desteklerini esirgemeyen işletme sahipleri Mehmet GÖKCAN’a ve İbrahim GÖKCAN’a, ayrıca gösterdikleri özverili çalışmalarından dolayı işletme personeline, değerli eşim Elif GÖKCAN’a ve neşe kaynağım biricik kızım Zeynep’e teşekkürlerimi sunarım.
Saygılarımla.
Göksel GÖKCAN KONYA-2019
ĠÇĠNDEKĠLER
ÖZET ... iii
ABSTRACT ... iv
ÖNSÖZ ... v
ĠÇĠNDEKĠLER ... vi
SĠMGELER VE KISALTMALAR ... vii
1. GĠRĠġ ... 1 2. KAYNAK ARAġTIRMASI ... 5 3. MATERYAL VE YÖNTEM ... 24 3.1. Materyal ... 24 3.1.1. Hayvan Materyali ... 24 3.2. Yöntem ... 25 3.2.1. DNA izolasyonu ... 25
3.2.2. Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) işlemleri ... 27
3.2.3. PCR ürünlerinin HinfI restriksiyon enzimi ile muamelesi ve agaroz jel elektroforezi ... 28
3.2.4. İstatistik analiz ... 28
4. ARAġTIRMA SONUÇLARI VE TARTIġMA ... 31
4.1. Genomik DNA örneklerinin kalite sonuçları ... 31
4.2. Pit-1 intron 5- ekzon 6 bölgesi HinfI polimorfizmi (451 bç) ... 32
4.2. Pit-1 / HinfI polimorfizmi ile bazı besi performans özellikleri arasındaki ilişki . 35 5. SONUÇLAR VE ÖNERĠLER ... 39
KAYNAKLAR ... 40
SĠMGELER VE KISALTMALAR Kısaltmalar
SA : Siyah Alaca
BBCA : Besi Başı Canlı Ağırlık
BSCA : Besi Sonu Canlı Ağırlık
CAA : Canlı Ağırlık Artışı
GCAA : Günlük Canlı Ağırlık Artışı
KR : Karkas Randımanı
YDK : Yem değerlendirme Katsayısı
Pit-1 : Hipofiz spesifik transkripsiyon faktor-1
RFLP : Restriksiyon Fragment Uzunluk Polimorfizmi
PCR : Polimeraz zincir reaksiyonu
DNA : Deoksiribonükleik asit
UV : Ultraviyole μl : Mikrolitre ml : Mililitre o C : Santigrat derece M : Molar mM : Mili molar dNTPs : Deoksiribonükleozid trifosfat A : Adenin nükleotid T : Timin nükleotid G : Guanin nükleotid C : Sitozin nükleotid bç : Baz çifti dk : Dakika sn : Saniye MgCl2 : Magnezyum klorür TE : Tris-EDTA EDTA : Ethylendinitrilotetraaceticacid TBE : Tris-Borate-EDTA
U : Ünite (1 μg λ DNA kesimi için gerekli enzim miktarı)
χ² : Kikare Testi
1. GĠRĠġ
Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği denildiğinde genellikle sığır ve manda yetiş- tiriciliği anlaşılmaktadır. Sığır, kutuplar hariç dünyanın hemen her yerinde yetiştirilebilmekle birlikte insanoğluna et ve süt gibi temel besin maddeleri üretmenin yanında iş gücü, derisi, tırnağı, boynuzu ve gübresiyle de hizmetinde olmaya devam etmektedir. Ayrıca bazı ülke, bölge ve topluluklarda sığır bir prestij unsuru olarak kabul görmekle birlikte dini inanç unsuru olarak ta günümüzde başka bir noktada yerini almaktadır. Şimdiye kadar toplumların ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda meydana gelen değişmeler bazı çiftlik hayvanlarında morfolojik ve fizyolojik olarak değişikliklere neden olmuş ve halen olmaktadır.
Günümüz hayvansal üretimde rekabet eden ve gelecekte de en azından mevcut yapısını korumak isteyen işletmeler rakiplerinden daha iyi olma çabası içerisindedirler. Bunu başarmak için işletmeler özellikle süt sığırcılığında önceliğini ürettikleri süt verimlerini artırma yolunu tercih etmektedir. Türkiye’de söz konusu işletmelerin geneli dikkate alındığında çoğunluğunun belirli bir seviyede sürü büyüklüğüne ulaşmadığı ve sürekli hayvan sayısını artırma eğiliminde oldukları görülmektedir. Bu işletmelerden bazılarında ayıklama hızının çok yüksek, dolayısıyla sürü ömrünün kısa olduğu dikkat çekmektedir. Bunlardan geri kalan entansif işletmelerin bazılarında ise hayvan başına verim artışına yönelik sürü yönetim uygulamalarının gün geçtikçe daha iyi olduğu söylenebilir. Örnek olarak son 20 yılda gelişmiş ülkelerde sürü yönetiminde kullanılan bilgisayar teknolojisi Türkiye’de de yerine almakta ve bu sistemler ile bireysel verimler kayıt altına alınarak hayvanlar hakkında daha kesin bilgilere daha kısa sürede ulaşılabilmektedir.
FAO 2016 yılı verilerine göre, dünya toplam et üretimi 329.8 milyon ton olup, bunun 85.2 milyon tonu geviş getiren hayvanlardan elde edilmiştir. Ruminant hayvanlardan elde edilen 80.4 milyon tonluk üretimin 65.6 milyon tonu (% 81.6) sığırlardan elde edilmiştir. Yine 2016 yılında 1.474 milyar baş sığır bulunmakta, bunlardan 269.8 milyon baş sağmal olup, 659.1 milyon ton süt üretildiği (% 83) bildirilmiştir. 1990-2016 yılları arasında Dünya’da büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı Çizelge 1.1’de, 1990-2016 yılları arasında Dünya üzerinde ruminantlardan elde edilen et ve süt miktarları Çizelge 1.2 ve Çizelge 1.3’de verilmiştir (FAO, 2018). Kısaca ifade etmek gerekirse sığır, dünya süt üretiminin neredeyse tamamını (% 83),
ruminant hayvanlardan elde edilen et üretiminin de yaklaşık % 78.6’sını tek başına sağlamaktadır. Dünya besin maddesi üretiminde bu denli büyük paya sahip olması sığırın diğer türlere kıyasla sahip oldukları biyolojik üstünlüklerinden kaynaklanır.
Çizelge:1.1 Dünya Ruminant Hayvan varlığı (baş; FAO, 2018)
Yıllar Sığır Koyun Keçi Manda Deve
1990 1.296.635.892 1.205.576.679 589.009.979 148.184.210 19.884.189 1995 1.326.105.634 1.076.502.372 673.150.842 158.532.043 19.124.045 2000 1.314.387.908 1.060.329.343 751.629.181 164.254.880 20.309.377 2005 1.366.963.881 1.094.585.735 839.876.831 177.006.408 22.645.473 2010 1.415.683.054 1.074.738.795 910.827.394 188.172.803 26.534.290 2015 1.452.463.848 1.160.315.159 979.246.978 196.141.776 28.304.988 2016 1.474.887.717 1.173.353.790 1.002.810.368 199.280.228 28.455.693
Çizelge:1.2 Dünya’da bazı ruminantlardan elde edilen et miktarları (ton; FAO, 2018)
Yıllar Sığır Koyun Keçi Manda Deve
1990 53.029.398 7.033.484 2.666.651 2.266.851 247.936 1995 52.588.663 7.211.527 3.308.757 2.712.295 281.990 2000 55.813.182 7.833.175 3.766.174 2.861.292 345.669 2005 59.296.485 8.112.483 4.633.524 3.088.412 351.985 2010 63.129.722 8.423.948 5.102.252 3.580.301 522.637 2015 64.958.051 9.260.924 5.526.847 3.767.614 535.319 2016 65.973.820 9.310.532 5.621.333 3.825.992 532.198
Çizelge:1.3 Dünya’da sığırlardan elde edilen süt miktarları (ton; FAO, 2018)
Yıllar Sığır Koyun Keçi Manda Deve
1990 478.539.902 8.059.848 10.170.236 44.076.214 1.620.122 1995 464.072.951 8.383.900 11.830.273 54.828.951 1.577.657 2000 490.757.249 8.474.692 12.706.709 66.639.473 1.814.021 2005 546.045.811 9.201.924 14.518.641 78.905.012 2.075.504 2010 602.995.128 9.875.247 16.224.884 92.419.231 2.938.827 2015 666.760.836 10.671.873 17.036.183 109.493.994 2.737.488 2016 659.150.049 10.366.980 15.262.116 111.000.836 2.696.337
Türkiye’de 2018 yılı verilerine göre sığır mevcudu 17 042 506 baş olup, bunun
% 49.40’ını kültür ırkları, % 41.25’ini kültür ırkı melezleri ve % 9.5’ini ise yerli ırklar oluşturmaktadır. 2018 yılı itibariyle kesilen çiftlik hayvanlarından (4 652 525 baş koyun, 693 405 keçi, 3 426 180 baş sığır ve 1 880 baş manda) toplam kırmızı et üretimi 1 118 695 ton (100 831 ton koyun eti, 13 603 keçi eti, 1 003 859 sığır eti ve 402 ton manda eti) olup, bunun % 89.73’ü sığırlardan elde edilmektedir. Yine 2018 yılı toplam çiğ süt üretimi (22 209 678 ton) dikkate alındığında sığırlardan elde
edilen çiğ süt miktarı 20 036 877 ton olup, toplam süt üretimdeki payı % 90.22 olarak gerçekleşmiştir. Sağılan sığırlardan elde edilen süt miktarı değerlendirildiğinde ise bunun % 61.39’i kültür ırklarından, % 34.72’si kültür ırkı melezleri ile % 3.88’i ise yerli hayvanlardan elde edilmiştir. 2018 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı Konya İl Müdürlüğü değerlendirme raporuna göre Türkiye’de büyükbaş hayvanlardan üretilen toplam çiğ süt üretiminin % 5.80’i Konya’da, %5.20’si İzmir’de ve % 4.30’u ise Erzurum’da üretilmektedir (Anonim, 2017; Anonim, 2018). Yine Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği 2018 yılı verilerine göre soğutulmamış, soğutulmuş ve örgüt üzerinden pazarlanan toplam çiğ süt miktarı 1.290.889.423 kg olup, ilçe bazında değerlendirildiğinde ilk sırayı % 28.01’lik pay ile Ereğli, % 12.52’lik pay ile Çumra ve % 11.37’lik pay ile Karapınar ilçeleri ilk sıraları almaktadır.
Türkiye ortalamasının üstünde bir verim ortalamasına sahip olan Konya ili gün geçtikçe gerek hayvan sayısı gerekse verim seviyesini ileriye götürmek amacıyla hem kamu hem de özel sektör bakımından genetik ve çevre şartlarında iyileştirme faaliyetlerinde bulunmaktadır.
Türkiye şartlarında besicilik yapan entansif işletmelerin büyük çoğunluğu, besi materyali olarak kültür ırklarını, bunlar arasından da son yıllarda saf etçi ırkları ya da melezlerini tercih etmektedir. Ancak tercih edilen bu ırklar yurtdışından ithal edilmekte dönem dönem sevkiyatlardan etkilenmektedir. Dışarıya bağımlı olarak yapılan bu besicilik özellikle piyasa kur fiyatlarının dengesizliğinde hem yetiştiriciye besi materyalini sağlamada hem de tüketiciye yüksek maliyetlerde et arzına sebep olmaktadır. Siyah Alaca (Holstein) sığır ırkı, etçi ya da kombine ırklara nazaran beside mevcut şartlarda hiç de azımsanmayacak kadar performans değerlerine sahip olduğu görülebilir. Bu durum özellikle Türkiye’de sayısal olarak Siyah Alaca sığırlar açısından değerlendirildiğinde, entansif işletmeler için kullanılabilir bir besi materyali sağlama potansiyeli bakımından önemli bir durum olarak ortada durmaktadır.
Türkiye’de kültür ırkları içerisinde sayısal olarak en fazla yetiştirilen ırk Siyah Alaca olup, mevcut durumdaki et açığı da düşünülerek Siyah Alaca sığırlar bakımından bu yönde atılacak adımlar da önem arz etmektedir. Diğer bir ifade ile Türkiye’de yetiştirilen sığır ırklarından olan Siyah Alaca sığırlarda et üretimini artırma yönünde yapılacak araştırmalar yetiştiricilikte, seleksiyonda, işletmeye yön verme bakımından fayda sağlayacaktır.
İşletmelerde başarılı bir sürü yönetiminin alt seviyesi en azından söz konusu işletme için ekonomik verim seviyesidir. Mevcut sürünün gerek genotipik seviyesini gerekse çevre şartlarının iyileştirmek ve etkin bir şekilde işletmeyi yönetmek amacıyla özellikle damızlık seçimi konularında etkin kararların alınması gerekmektedir. Bu kararlardan birisi de geleneksel ıslah metotlarının yanında moleküler markör yöntemleri ile genotiplerin en erken dönemde belirlenerek hayvanlar hakkında mümkün olduğu kadar erken zamanda verilmesi gereken kararlardır.
Büyüme, gelişme, süt verimi ve döl verimi vb. gibi ekonomik özellikler ile ilişkili olduğu bilinen birçok aday gen bulunmaktadır. Söz konusu bu genler bakımından polimorfizmlerin varlığı ve üzerinde durulan verimler ile bunların ilişkileri dünyanın çeşitli yerlerinde yetiştirilmekte olan populasyonlarda araştırılmakta ve seleksiyonda kullanılmaları üzerine çalışmalar devam etmektedir. Pitüiter Spesifik Transkripsiyon Faktörü-1 (Pit-1) geni de marköre dayalı seleksiyonda kullanılan aday genlerden biri olup, bu çalışmada Pit-1 HinfI polimorfizmi ile Siyah Alaca sığırlarda besi başı canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, günlük canlı ağırlık artışı, besi sonu canlı ağırlığı, sıcak karkas ağırlığı ve sıcak karkas randımanı gibi bazı besi performans özellikleri arasındaki ilişkiler araştırılmıştır.
2. KAYNAK ARAġTIRMASI
Siyah Alaca dünyada süt verimi ile öne çıkan sığır ırklarındandır. Süt üretim kapasitelerinin yüksekliği yanında çeşitli iklim şartlarına uyma kabiliyetleri tatmin edici düzeyde olmalarından dolayı son yıllarda dünyada sayısal olarak geniş bir artış yaşamıştır. Siyah Alaca sığırların anavatanı Hollanda’nın Frizya bölgesidir. Hollanda, Almanya ve Danimarka’ nın Kuzey Denizi kıyılarındaki ovalık kesimlerde yetiştirilen sığırlardan köken alan Siyah Alacalar günümüzde dünyada en yaygın sığır ırkıdır. Siyah Alacaların don rengi siyah beyaz olup, söz konusu renklerin dondaki oranı büyük varyasyona sahiptir. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren sistemli ve etkili ıslah programları sayesinde Siyah Alaca sığırlar başta süt verimi olmak üzere birçok verimi diğer sığır ırklarının rekabet edemeyeceği seviyelere ulaşmıştır. Farklı ülkelerde belirli amaçlar doğrultusunda yapılan ıslah faaliyetleri neticesinde günümüzde Amerikan, Hollanda ve İsrail Siyah Alaca alt ırkları oluşmuştur. Amerikan Siyah Alacaları süt verimi, Hollanda Siyah Alacaları süt yağ ve proteini ile İsrail Siyah Alacaları sıcağa dayanıklılık gibi özellikleri yönünden ön plana çıkmıştır (Anonim, 2019). Ayrıca Siyah Alacalar süt verimi yanında et verim yönü ile de beside hiç de azımsanmayacak düzeyde yetiştiricilere gelir getirmekte ve iyi bir besi materyali de sunmaktadır. Erkek danalar beside 1 kg’ın üzerinde canlı ağırlık kazanarak 15-16 aylık yaşta 500-600 kg canlı ağırlığa ulaşmaktadırlar.
Besicilik; kasaplık hayvanlarda et ve yağ miktarının arttırılması ve et kalitesinin yükseltilmesi yanında, çeşitli hayvan yemlerinin ve endüstri kalıntılarının daha iyi biçimde değerlendirilmesine olanak yaratması bakımından büyük önem taşıyan, aynı zamanda istihdam gücü yaratmak suretiyle ekonomiye büyük ölçüde katkıda bulunan bir işletme koludur (Sakarya ve Günlü, 1996). Kısaca ifade etmek gerekirse besi ekonomik olarak en yüksek et yapımına en kısa zamanda ve en az masrafla ulaşmak amacıyla yapılan faaliyete denir. Bu bakımdan besiyi etkileyen faktörler ve bu faktörlerin optimal değerleri beside karlılığı etkileyen faktörlerdir. Örneğin ırk, yaş, cinsiyet, kondüsyon, besleme, besi süresi, hastalık kontrolü, iklimsel faktörler, arz/talep dengesi, teşvik ve desteklemeler ile besi materyalinin temini gibi faktörler beside karlılığı etkilemektedir. Çizelge 2.1’de Türkiye’de Siyah Alaca sığır ırkı ile yapılmış besi performans çalışmalarına yönelik bazı literatür bilgisini vermektedir.
Çizelge 2.1. Türkiye’de Siyah Alaca sığır ırkı ile yapılmış bazı besi performans
sonuçları
Akcan ve ark. (1991) Orta Anadolu'da farklı mevsimlerde besiye başlamanın Siyah Alaca erkek danaların besi performansına etkisini incelemek amacı ile yaptıkları araştırmada, yaşları 9-11 ay arasında değişen 14 baş erkek dana kullanılmış ve araştırma yarı açık çiftlik şartlarından gerçekleştirilmiştir. Arastırmanın 1. grubunu olusturan yedi baş dana besiye Aralık ayı başında, 2. grubu oluşturan yedi baş dana da Nisan ayı basında besiye alınmıştır. 180 gün süren beside 1. grupta danaların ortalama besi başı ve besi sonu ağırlıkları ile günlük ortalama ağırlık kazancı, sırasıyla 231, 435 kg ve 1131 g; 2. grupta ise aynı özellikler sırasıyla 233, 399 kg ve 919 g olarak tespit edilmiştir. Günlük ortalama canlı ağırlık kazancı bakımından iki grup arasındaki fark islatistik olarak önemli bulunmuştur (P<0.01). Birinci grupta bir kg canlı ağırlık kazancı için tüketilen yem (kesif+kaba) ve kuru madde (KM) miktarları sırasıyla 10.52 ve 9.39 kg ile ikinci grupta ise sırasıyla 11.50 ve 10.35 kg olarak belirlemişlerdir. Araştırıcılar mevsimlere göre farklılık gösteren çevre sıcaklığının -7.1 ile +15 °C'ler arasında hayvanların besi kabiliyetini ve yemden yararlarıma gücünü olumsuz etkilemediği, fakat çevre sıcaklığının +20 °C'den itibaren hayvanların söz konusu performanslarını olumsuz etkilediğini bildirmişlerdir.
Kaynaklar N (gün) BS BBCA (kg) BSCA (kg) GCAA (g) SKA (kg) KR (%) YDK Akcan ve ark. (1991) 7 180 231.1 ± 5.72 434.6 ± 6.98 1131 ± 48 - - 9.39 7 180 233.7 ± 18.64 399.1 ± 17.42 919 ± 41 - - 10.35 Akbulut ve Tüzemen (1994) 6 328 183.9 ± 7 338 ± 14.5 909 ± 0.08 7 320 160.4 ± 10.3 324 ± 9.8 951 ± 0.04 Sakarya ve Günlü (1996) 32 147 250.83 ± 22.224 420.38 ± 32.156 1150 ± 181.4 235.68 ± 17.190 56.16 ± 1.075 9.40 Karakaş (2002) 16 285 152 ± 8 464 ± 12 1096 ± 26 - - 7.40 26 231 288 ± 9 600 ± 38 1352 ± 33 - - 8.98 48 324 204 ± 4 507 ± 11 935 ± 21 - - 11.59 Koç ve Akman (2003) 8 237,8 246.4 ± 13.52 476 ± 26.22 964.3 ± 59.53 279.8 ± 22.10 57.29 ± 0.94 7.97 10 132 387.4 ± 13.06 529.3 ± 15.25 1083.9 ± 93.81 315.3 ± 10.7 57.97 ± 0.81 9.34 Özdoğan (2007) 22 22 183 258 ± 1.59 502.36 ± 1.85 1330 ± 10 6.85 Arslan (2009) 30 265 285.87 ± 11.29 557.59 ± 6.79 1107 ± 37.36 328.1 ± 4.26 64 ± 0.5 Tunçer ve Özbeyaz (2009) 40 240 246.23 ± 3.61 459.28 ± 6.72 970 ± 3 259.91 ± 3.62 56.6 ± 0.2 9.55 29 248 248.41 ± 4.52 458.07 ± 8.3 920 ± 17 257.52 ± 4.63 56.26 ± 0.2 10.27 30 276 245.40 ± 4.68 455.93 ± 8.50 850 ± 120 253.53 ± 4.85 55.62 ± 0.2 9.88 Arslan ve Macit (2011) 180 178.7 ± 6.04 315.5 ± 7.55 684 ± 0.04 10.24 Ayaşan ve ark.(2012) 14 140 252.64 ± 6.43 460.00 ± 20.49 1480 ± 10 237.86 ± 11.80 51.71 ± 2.18 10.17 14 140 252.35 ± 3.07 443.86 ± 8.57 1370 ± 50 233.00 ± 5.04 52.49 ± 2.01 10.93 Gümüş ve Şehu (2016) 8 135 270.37 ± 8.49 441.75 ± 7.94 1280 ± 0.04 50.65 ± 0.30 10.02 8 135 272.12 ± 9.65 446.5 ± 15.47 1280 ± 0.05 52.75 ± 0.43 9.29
BS: Besi süresi; BBCA: Besi başı canlı ağırlık; BSCA: Besi sonu canlı ağırlık; GCAA: Günlük canlı ağırlık artışı; SKA: Sıcak karkas ağırlığı; KR: Karkas randımanı ve YDK: Yem değerlendirme katsayısı
Akbulut ve Tüzemen (1994), Erzurum ili şartlarında yetiştirilen Esmer, Siyah Alaca ve Sarı Alaca tosunların erken yaştaki besi, kesim ve karkas özelliklerini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada beside ırkların sırasıyla günlük ağırlık artışılarını 0.941±0.04, 0.909±0.08 ve 0.951±0.04 kg, yemden yararlanmalarını ise sırayıla 6.390±0.28, 6.739±0.62 ve 6.273±0.24 kg olarak tespit etmişlerdir. Çalışmada Esmer ırk diğer ırklardan daha düşük karkas ağırlığına sahip olmakla birlikte, Siyah Alaca sığırların baş ve dil ağırlığının, Sarı Alaca sığırların ise deri ağırlıklarının daha yüksek ortalamalara sahip olduklarını bildirmişlerdir (P<0.05).
Sakarya ve Günlü (1996), optimal besi süresini belirlemek ve ekonomik yönden değerlendirilmek amacı ile açık şartlarda 133 gün sürede 12 baş Limuzin x Jersey melezi ve kapalı şartlarda 147 gün sürede32 baş Siyah Alaca sığırda yaptıkları çalışmada, günlük canlı ağırlık artışları sırasıyla 1193 ve 1150 g, 1 kg CAA için tüketilen kuru madde miktarlarını 7.24 ve 9.40 kg olarak, sıcak karkas ağırlığıklarını 195.78 ve 235.68 kg, sıcak karkas randımanlarını ise sırasıyla % 56.63 ve % 56.16 olarak tespit etmişlerdir.
Karakaş (2002), Bursa ilinin Yenişehir ilçesindeki 3 adet Siyah Alaca ve 1 adet Simmental sığır besi işletmelerinin teknik üretim parametreleri ve ekonomik verimliliklerini belirlemek amacıyla yaptığı çalışmada, işletmelerin genelinde besi başlama canlı ağırlığını 223 kg, besi süresini 286 gün, besi sonu canlı ağırlıği 539 kg, canlı ağırlık kazancını 1122 g, günlük canlı ağırlık kazancını 1122 gr olarak bildirmiştir. Çalışmada günlük yem tüketim (% 90 kuru madde) ortalamasını 10.43 kg ve her kg CAA için tüketilen yemi (yemden yararlanma) 9.29 kg olarak hesaplamıştır. Farklı besi sürelerinde (285±8, 231±10 ve 324±18 gün) Siyah Alaca sığırında besi yapan işletmelerde sırasıyla besi başlama canlı ağırlıklarını 152±8, 288±9 ve 204±4 kg, besi sonu canlı ağırlıklarını 464±12, 600±38 ve 507±11, canlı ağırlık kazançlarını 312±7, 312±14 ve 303±10 kg, günlük ortalama canlı ağırlık kazançlarını 1096±26, 1352±33 ve 935±21 kg, yemden değerlendirme katsayılarını ise 7.40, 8.98 ve 11.59 olarak bulmuşlardır. İşletmelerde günlük tüketilen kesif ve kaba yem miktarları ise sırasıyla 3.92 +4.18 kg, 5.46+6.69 kg ve 4.80+6.04 kg olarak bulunmuştur.
Koç ve Akman (2003), farklı ağırlıkta besiye alınan ithal edilmiş Siyah Alaca tosunların besi gücü ve karkas özelliklerini belirlemek amacıyla yaptıkları beside, 18 baş Siyah Alaca tosun besi başı ağırlıklarına göre hafif (H) ve ağır (A) olmak üzere iki
gruba ayrılarak besiye alınmış ve bunlardan 13 baş tosun kesilerek kesim ve karkas özellikleri tespit edilmiştir. Araştırmada besi başı ağırlığı, besi süresi, besi sonu ağırlığı, günlük canlı ağırlık artışı (GCAA) ve yem değerlendirme katsayısını H ve A gruplarında sırasıyla 246.4±13.52 ve 387.4±13.06 kg, 237.8±3.54 ve 132.4±3.61 gün, 476.0±26.22 ve 529.3±15.25 kg, 964.3±59.53 ve 1083.9±93.81 g ile 7.97 ve 9.34 olarak hesaplanmışlardır. Günlük canlı ağırlık artışı ve besi sonu ağırlığı bakımından gruplar arası farklılıklar önemsiz (P>0.05), sıcak karkas ağırlığı ve karkas randımanı ortalaması H grubunda 279.80±22.10 kg ve % 57.29±0.94, A grubunda ise 315.30±10.70 kg ve % 57.97±0.81 olarak belirlenmiş olup, gruplar arası farklılık istatistik olarak önemsiz bulunmuştur (P>0.05).
Özdoğan (2007) , Aydın ilinde özel bir besi sığırcılığı işletmesinde yaz mevsimi koşullarında 22 baş Siyah Alaca ve 23 baş Esmer erkek sığır 183 gün süreyle besiye alınarak bazı besi performans özelliklerini karşılaştırmak amacıyla yaptıkları çalışmada, besi sonu canlı ağırlık ve canlı ağırlık artışı bakımından Esmer sığırların (518.48±2.54 kg ve 1.44±0.01 kg) Siyah Alaca sığırlardan (502.36±1.85 kg ve 1.33±0.01 kg) daha yüksek bulmuştur (P<0.001). Yemden yararlanma yeteneği (kg KM tüketimi/kg CCA) bakımından Esmer sığırların kısmen iyi olduğu ifade edilen çalışmada, yaz mevsimi koşullarına Esmer ırkı sığırların (6.40) Siyah Alaca ırkı sığırlara (6.85) göre Aydın ilinde daha iyi uyum sağlayabileceği bildirilmiştir.
Arslan (2009), Konya iline bağlı merkez Sarıcalar köyünde bulunan Bezirciler Tarım İşletmesindeki 30 baş Siyah Alaca, 29 baş Esmer ve 9 baş Simmental sığırın besi performanslarına ilişkin verileri değerlendirdiği çalışmada, besi başı canlı ağırlığı, besi sonu ağırlığı, sıcak karkas ağırlığı, sıcak karkas randımanı, günlük canlı ağırlık artışı her üç ırk için sırasıyla 285.87, 264.58 ve 265.34 kg; 557.59, 551.04 ve 562.11 kg; 328.10, 315.85 ve 324.81 kg; % 64, 62 ve 63 ve 1107.27, 1073.21 ve 1139.09 g olarak tespit etmiştir. Çalışmada ırk ve besi başı yaşınının besi başı ağırlığı, besi sonu ağırlığı, karkas ağırlığı, sıcak karkas randımanı ve günlük canlı ağırlık artışı üzerine etkilerini istatistik olarak önemsiz olduğunu ifade etmiştir.
Tunçer ve Özbeyaz (2009), Siyah Alaca sığır ırkında pubertadan sonra sınırlı besleme süresinin besi performansı, kesim/karkas özellikleri ile besi maliyetine etkisini belirlemek amacıyla ortalama 9 aylık yata toplam 99 baş erkek dana kullanarak yaptıkları çalışmada, Kontrol (G-I), 3. ay (G-II) ve 6. ay (G-III) sınırlı besleme gruplarında besi başı ağırlıkları sırasıyla; 246.23±3.61, 248.41±4.52 ve 245.40±4.68 kg; besi sonu ağırlıkları
479.30± 6.78, 477.55±8.33 ve 478.80±8.56 kg olarak belirlemişlerdir. Hedeflenen besi sonu canlı ağırlıklara gruplar sırasıyla 240, 248 ve 276 günde ulaşmış olup, besi periyodunca gruplarda günlük canlı ağırlık artışı sırasıyla; 0.97±0.03, 0.92±0.17 ve 0.85±0.12 kg olarak bulunmuştur. Besi periyodunca gruplardaki günlük toplam kuru madde tüketimi sırasıyla; 9.26, 9.45 ve 8.40 kg; konsantre kuru madde tüketimi ise 7.24, 6.68 ve 5.24 kg olarak gerçekleşmiştir. Toplam kuru madde cinsinden yemden yararlanma değerleri sırasıyla; 9.55, 10.27 ve 9.88; konsantre kuru madde cinsinden ise 7.46, 7.26 ve 6.16 olmuştur. Kesim ağırlıkları sırasıyla; 459.28, 458.07 ve 455.93 kg, sıcak karkas randımanı % 56.60, 56.26 ve 55.62 olarak tespit edilmiş ve gruplar arasında farklılık önemli bulunmamıştır (P>0.05).
Arslan ve Macit (2011), organik olarak açık ahır şartlarında yetiştirilen 19 baş İsveç Kırmızısı ve 20 baş Siyah Alaca danalarının besi performans özelliklerini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada,. İsveç Kırmızısı ve Siyah Alacalarda besi başı canlı ağırlığı (6. ay ağırlığı) sırasıyla 199.8±6.19 ve 178.7±6.04 kg; besi sonu canlı ağırlıkları (12. ay ağırlığı) 320.8±7.77 ve 315.5±7.55 kg; günlük canlı ağırlık artışları ise 0.712±0.04 ve 0.684± 0.04 kg olarak belirlenmiştir. Bir kg canlı ağırlık artışı için kuru madde esasına göre tüketilen kaba, konsantre ve toplam yem miktarları İsveç Kırmızılarında 5.348±0.75, 5.357±0.58 ve 10.705±1.24 kg, Siyah Alacalarda ise 4.987±0.75, 5.257±0.58 ve 10.244±1.24 kg olarak bulunmuştur. Çalışmada günlük canlı ağırlık artışı ve bir kg ağırlık artışı için tüketilen yem miktarları bakımından ırklar arasındaki farklılıklar önemsiz olmuştur (P>0.05). Araştırıcılar sonuç olarak, yaklaşık 6 aylıkken 1 yaşına kadar besiye alınan İsveç Kırmızısı ve Siyah Alaca ırkı danaların besi performans özelliklerinin benzer olduklarını bildirmişlerdir.
Ayaşan ve ark. (2012), erkek danalara kaba yem kaynağı olarak doğal formun (% 40 mısır silajı + % 60 kesif yem) ve hayvanın yediği formun (% 40 şeker pancarı posası + % 60 kesif yem) besi performansı, kan parametreleri ile kesim ölçütleri üzerine olan etkilerini belirlemek amacıyla 13 aylık yaşta 14 baş Siyah Alaca erkek danada yaptıkları çalışmada (besi başı canlı ağırlıkları 252.5±6.43 kg), şeker pancarı posası katılan grubun diğer gruba kıyasla daha fazla canlı ağırlık kazancına (1.48 kg/güne karşı 1.37 kg/ gün, P>0,05) sahip olduğunu ve sonuç olarak yaş formda % 40 oranında şeker pancarı posası ve mısır silajı kullanılması durumunda her iki kaba yem kaynağının da tatmin edici besi performans sağlayabileceğini bildirmişlerdir. Çalışmalarında BBCA (kg), BSCA (kg), GCAA (g), SKA (kg), KR (%) ve YDK değerleri sırasıyla yaş pancar posası grubundaki hayvanlarda 252.64 ± 6.43 kg, 460.00 ± 20.49 kg, 1480 ± 10 g, 237.86 ± 11.80 kg, % 51.71 ± 2.18 ve 10.17
olarak, mısır silajı grubundakilerde ise 252.35 ± 3.07 kg, 443.86 ± 8.57 kg, 1370 ± 50 g, 233.00 ± 5.04 kg, % 52.49 ± 2.01 ve 10.93 olarak bildirilmiştir.
Gümüş ve Şehu (2016), 5-6 aylık yaştaki ortalama 270 kg canlı ağırlığında toplam 16 baş erkek Siyah Alaca sığırlarda kontrol ve maya verilen grup olmak üzere bireysel bölmelerde 135 gün süre (15 gün alıştırma + 120 gün deneme) ile yaptığı çalışmada, kontrol grubunda BBCA (kg), BSCA (kg), GCAA (g) ve YDK değerleri sırasıyla 270.37 ± 8.49 kg, 441.75 ± 7.94 kg, 1280 ± 0.04 g ve 10.02 olarak, maya grubunda ise 272.12 ± 9.65 kg, 446.5 ± 15.47 kg, 1280 ± 0.05 g ve 9.29 olarak bulmuşlardır (P>0.05). Kontrol grubunda sıcak karkas randımanı %50.65; maya grubunda ise %52.75 olarak bulunmuşlardır (P<0.05).
Hayvan yetiştiriciliğinde yüksek süt, et, yumurta verimleri ile hastalıklara direnç ve de daha iyi üreme performansına sahip olan hayvanların seçimi yetiştiriciler için çok önemlidir. Bu hayvanların seçimindeki isabetin artırılması genetik ilerlemeyi de hızlandırmaktadır. Seleksiyona konu olan gen ya da genler bakımından populasyonda polimorfizmin varlığı ve üzerinde durulan özellikle istatistik olarak ilişki varlığı ileriki zamanlarda seleksiyonu düşünülen özelliklerin dikkate alınmasında arzu edilebilir nitelikteki damızlık seçimine katkı sağlayarak, seleksiyon işleminin daha kısa sürede ve daha etkili bir şekilde yapılması açısından önem arz etmektedir. Ancak, günümüzde mevcut moleküler analizlerin fiyatlarının hala yüksek olması hayvancılıkta kullanım maliyetlerinin kullanımlarını sınırlamakta ya da bu alan hep göz arzı edilmek zorunda kalmaktadır. Özellikle gelecekte hem kullanım maliyetlerinin daha ucuz olması hem de birden fazla lokusun irdelenmesi ya da bütün genomun belirlenmesi hayvan yetiştiriciliğinde de yeni bir çığır açacaktır.
Günümüze kadar moleküler genetik alanında yaşanan ilerlemeler çiftlik hayvanlarının yetiştirme ve ıslah programlarında da değişikliklere yol açmaktadır. Moleküler markerler çiftlik hayvanlarında DNA seviyesinde genetik varyasyonun ortaya çıkarılmasında, gen bölgeleri ile ekonomik önemi olan karakterlerin ilişkilendirilmesinde (QTL) ya da herhangi bir özelliği etkileyen tek bir genin (majör gen) ortaya çıkarılmasında, genetik benzerliğin ve farklılığın tanımlanması, farklı ırk ve eko-tipler arasındaki genetik ilişkilerin tahmin edilmesi (Diez-Tascón ve ark., 2000), yabani türlerin tespit edilmesinde (Lee ve Chang, 1994; Koh ve ark., 1998; Stepniak ve ark., 2002), genetik haritalama (Cushwa ve ark., 1996), pedigri tayini (Cerit, 2001),
embriyoda cinsiyet tayini (Gutiérrea-Adán ve ark., 1997), et ve et ürünlerinde orjin tespiti (İlhak ve Arslan, 2003), süt ve süt ürünlerinde orjin tespiti (Ahmed ve ark., 2007), verim ve ekonomik kayıplara neden olan kalıtsal kusurların tespiti (Akyüz ve Arslan, 2009; Meydan ve ark., 2009) ve türe özgü markör geliştirme (Suazo ve ark., 1998) gibi birçok alanda başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Hayvan yetiştiriciliğinde mevcut yapının iyileştirilmesi veya en azından muhafazası damızlık seçimine bağlı olduğundan en üstün hayvanların seçilmesi ve sürünün genetik yapısının istenilen gen yada genler bakımından arzulanan istikamette hızlı bir şekilde değiştirilmesi gerekmektedir. Özellikle hayvancılıkta ekonomik öneme sahip, ölçülmesi pahalı ve güç olan kantitatif karakterlerde hayvanların fenotipine bakarak en iyi allelleri taşıyan genotiplerin belirlenmesi oldukça güçtür (Aytekin ve Boztepe, 2013). Diğer bir ifadeyle hayvanların fenotipik değerleri her zaman genotipik değerlerini yansıtmamaktadır. Bu gibi durumlarda ilgili allelleri taşıyan bireyleri DNA markörleri ile belirlemek için son yıllarda özellikle süt verimi, et verimi, hastalıklara direnç, konformasyon özellikleri, döl verimi vb. gibi kantitatif karakterler üzerinde oldukça yoğun çalışmalar yapılmaktadır.
Moleküler markerler ile elde edilen bilgiler ise damızlık yetiştiriciliği yapan işletmelerde Marker Destekli Seleksiyon (MAS) çalışmalarında kullanılmaktadır. Özellikle sığır, koyun keçi gibi generasyonlar arası sürenin uzun olduğu türlerde MAS tek başına ya da klasik ıslah yöntemleriyle birlikte kullanılabilir. Son yıllarda çiftlik hayvanlarında değişik ekonomik özelliklerle ilişkili MAS çalışmalarında kullanılabilecek çok sayıda aday gen tespit edilmiştir (Karslı ve ark. 2013).
Hayvan ıslahında yaygın bir varsayım, süt, et, büyüme hızı ve vücut kompozisyonu gibi kantitatif özelliklerin genetik varyasyonunun, her biri küçük bir etkiye sahip olan diğer bir ifadeyle etkileri eklemeli olan birçok gen tarafından kontrol edilmesidir. Pit-1 memelilerde hipofiz gelişiminden ve hormon ekspresyonundan sorumlu bir gendir (Doosti ve ark. 2011).
Pit-1 geni sınıf 1 hipofiz transkripsiyon faktörü (POU1F1, POU domain class 1 transcription factor 1) olarak isimlendirilmekte ve memelilerde büyüme hormonu (GH), prolaktin (PRL) ve tirotropinin (TSHβ) ekspresyonundan sorumlu olan (McCormick ve ark, 1990; Haugen, 1993; Renaville ve ark., 1997b; Kopp ve Jameson, 1998; Miyai ve
ark., 2005) memelilerde hipofizin gelişmesi ve ekpresyonundan sorumlu olan hipofiz spesifik transkripsiyon faktörüdür (Selvaggi ve ark. 2011). Pit-1 eksikliği bu hormonların ekspresyonunu azaltmaktadır (McCormick ve ark, 1990. Pit-1, 129 amino asitten meydana gelen ve sığırlarda 1. kromozomun sentromerik kısmına (1q21-22) lokalize olan 282315 numaralı (Moody ve ark., 1995) 6 ekzon ve 5 introndan oluşan aday bir gendir (Şekil 2.1).
ġekil 2.1: Pit-1 gen bölgesinin şematik gösterimi
Woollard ve ark. (1994), Pit1 geni HinfI polimorfizmini 451 bç’lik gen bölgesinin HinfI restriksiyon enzimi ile kesimi sonucu A→G baz değişikliği ile AA genotiplilerin 451 bç’de tek bir bant verdiğini, BB genotiplilerde ise hem 244 bç hem de 207 bç’nde olmak üzere 2 kesim bölgesine sahip olduğunu ilk olarak ifade etmişlerdir. Moody ve ark. (1995), RFLP metodu kullanarak sığır Pit-1 genindeki HinfI kesim bölgesinin tanımlamak amacıyla linkage analizi sonucunda kesim bölgesinin sığırlarda 1. kromozomun centromerik bölgesine sublokalize olduğunu tanımlamışlardır. Daha sonraki yıllarda Dierkes ve ark. (1998) söz konusu polimorfizmin moleküler temelini (baz değişikliğini), Pit-1 geninin 6. Ekzonunda bulunan nokta mutasyonu (G → A) olduğunu bildirmişlerdir. Zhao ve ark. (2000), bu genin intron 5'inde bir SSCP polimorfizmi tespit etmişlerdir. Sonraki yıllarda ise Zhoa ve ark. (2004), Pit-1 geninin intron3, intron 4, intron 5 ve ekzon 6’daki polimorfik bölgelerini çalışmışlardır.
PRL ve GH meme hücrelerinin gelişmesi ve süt verimi için gerekli olmakla birlikte (Oprzadek ve ark., 2003) somatotropik hücrelerin proliferasyonunda etkili olmalarından dolayı (Castrillo ve ark., 1991) büyüme ve gelişmenin düzenlenmesinde sığırlarda ve diğer memelilerde Pit-1 geni aday bir gen olarak kabul edilmektedir (Zhang ve ark., 2009).
Pit-1 geni ile ilgili olarak süt verimi, et verimi, büyüme ve gelişme özellikleri ile döl verimi gibi kantitatif karakterler üzerinde günümüze kadar oldukça yoğun çalışmalar yapılmaktadır (Çizelge 2.2).
Çizelge 2.2: Pit-1 polimorfizmini çalışmış bazı literatür bilgileri
Kaynaklar Irk N
Pit-1
He ĠliĢki
Genotip
frekansları Allel frekansları
AA AB BB A B Woollard ve ark. (1994) 451 bç Siyah Alaca 214 - - - 0.15 0.85 0.255* # Moody ve ark. (1995) ~1.355 bç Angus Siyah Alaca Hereford Gelbvieh Brahman 19 71 45 17 5 - - - - - - - - - - - - - - - 0.45 0.26 0.21 0.18 0.10 0.55 0.74 0.79 0.82 0.90 0.495* 0.385* 0.332* 0.295* 0.180* # Renaville ve ark. (1997a) 451 bç Belçika Mavisi 350 0.200 0.445 0.355 0.53 0.423* 0.47 0.577* 0.488 * BB genotipinde olanların 7. ay canlı ağırlıkları AB (P<0.01) ve AA (P<0.05) genotiplilere kıyasla daha yüksek; AA ve BB genotiplilerin 13 aylık yaştaki omuz yüksekliği daha yüksek (P<0.001); günlük canlı ağırlık artışı ile yem değerlendirme üzerine genotiplerin etkisi önemsiz, B alleli erken dönemde canlı ağırlıkla ilişkili Renaville ve ark. (1997b) 451 bç İtalyan Siyah Alaca boğaları 89 0.022 0.315 0.553 0.188 0.812 0.305* A alleli süt verimi, protein verimi, vücut derinliği, kalça dolgunluğu, arka bacak yerleşimi ve düşük yağ yüzdesi üzerine etkili
Di Stasio ve ark. (2002)
Piementosa
erkek buzağı 287 - - - 0.250 0.750 0.375*
Bazı büyüme, gelişme ve et kalitesi özellikleri üzerine ilişkisi yok Sadece et kalitesi özelliklerinden göz kası derinliği ile ilişki var (P=0.05) Hori-Oshima ve Barreras-Serrano (2003) 451 bç Siyah Alaca 196 0.026 0.257 0.717 0.155 0.845 0.262* A allelinin 305 günlük süt verimine tek başına etkili değil, ancak DGAT1’deki K allelinin etkisiyle AA genotipliler AB ve BB genotiplilerden daha yüksek ortalamaya sahip Oprzadek ve ark.. (2003) 451 bç Siyah Alaca boğalar 144 0.063* 0.368* 0.569* 0.247 0.753 0.372* AA genotipliler göğüs çevresi ve derinliğinde, BB genotipliler ise uzunluk ve genişlik ölçülerinde daha yüksek ortalamalara sahip Dybus ve
ark. (2003)
451 bç
Limuzin 130 0.0692 0.4077 0.5231 0.2731 0.7269 0.397*
Üreme ile ilişkili Büyüme ile ilgili özelliklerin ıslahında olumlu bir etki yok Zhao ve ark. (2004) 451 bç Angus 416 0.111 0.440 0.450 0.331 * 0.669* 0.443* Gelişme ve karkas özelliklerinde önemli bir ilişkisi yok De Mattos ve ark. (2004) ~1.355 bç Gry boğaları 40 0.900 0.100 0.000 0.95 0.05 0.095* AB genotipliler AA genotiplilere göre daha yüksek yağ verimine
sahip BB genotipli boğalar tercih edilmeli Dybus ve ark. (2004) 451 bç Polanya Siyah Alacası 900 0.052 0.382 0.566 0.243 0.757 0.368*
HinfI allelleri ile süt, yağ ve protein verimleri ile yağ, protein ve yağ & protein yüzdeleri arasında bir ilişki yok
Vargas ve ark. (2004) 451 bç Siyah Alaca 46 0.10 0.35 0.55 0.283* 0.717* 0.405* AA genotipli hayvanların süt verimi bakımından itercih edilmeli, ancak üreme özellikleri bakımından edilmemeli Javanmard ve ark. (2005) 600 bç Sarabi Golpayegani Sistani Taleshi Manzadrani Dashtiyari Golpayegani x Esmer (F1) 82 57 38 70 26 8 13 0.451 0.614 0.842 0.614 0.692 0.625 0.000 0.341 0.263 0.158 0.314 0.269 0.000 0.769 0.207 0.123 0.000 0.071 0.038 0.375 0.231 0.622 0.746+ 0.921 0.771 0.827 0.625 0.385 0.378 0.254 0.079+ 0.229 0.173 0.375 0.615 0.470 0.379 0.145 0.353 0.286 0.469 0.473 # Xue ve ark. (2006) 451 bç Nanyang 100 0.210 0.510 0.280 0.465 0.535 0.497 BB genotipliler AB genotiplilere göre doğum ağırlığı, sütten kesime kadar ortalama ağırlık artışları, 12. ay vücut yüksekliği ile 6. ve 12. ay canlı ağırlık, vücut uzunluğu ve göğüs çevresi bakımından daha yüksek ortalamalara sahip (P<0.05) Yan ve ark. (2006) 451 bç Qinchuan China Siyah Alacası 218 - - - 0.232 0.132 0.768 0.868 0.356 0.229 # Curi ve ark. (2006) 1301 bç Nellore Canchim 1/2 Simmental 1/2 Angus 79 30 30 245 0.795 0.800 0.733 0.295 0.205 0.167 0.267 0.693 0.000 0.033 0.000 0.012 0.897 0.883 0.867 0.641 0.103 0.117 0.133 0.389 0.185* 0.207* 0.231* 0.438*
Besi süresince canlı ağırlıklar, ortalama günlük canlı ağırlık artışları, karkas ağırlığı, karkas randımanı, göz kası alanı ve yağlanma gibi özellikler ile ilişkisi yok Beauchemin ve ark. (2006) 451 bç Brahman düveleri 324 0.006 0.107 0.888 0.059 0.941 0.111* Büyüme ve karkas özellikleri için ilişki yok
Zakizadeh ve ark. (2007) 451 bç Manzadrani Sarabi Golpayegani Siyah Alaca 96 84 110 111 0.167* 0.083* 0.109* 0.059* 0.406* 0.381* 0.455* 0.297* 0.427* 0.536* 0.436* 0.644* 0.370 0.274 0.336 0.208 0.630 0.726 0.664 0.792 0.466* 0.398* 0.446* 0.329*
HinfI allelleri ile Golpayegani ve Siyah Alaca sığırların süt verimleri arasında bir ilişki yok Viorica ve ark. (2007) 1350 bç Simmental 76 0.118 0.197 0.685 0.217 0.783 0.340* # Carrijo ve ark. (2008) 1301 bç 5/8 Şarole ve 3/8 Zebu 21/32 Şarole ve 11/32 Nelore 232 277 - - - - - - 0.13 0.27 0.87 0.73 0.226* 0.394* BB genotipliler doğumdan sütten kesime kadar ortalama canlı ağırlık kazançları ve sütten kesimden 12 aylık yaşa kadarki canlı ağırlıkları bakımından üstün B alleli seleksiyonda tercih edilmeli Mukesh ve ark. (2008) 1350 bç 16 Hindistan yerli sığır ırkı (Bos indicus) 723 0.002 0.119 0.881 0.063 0.937 0.118* # Edriss ve ark. (2008) 451 bç Siyah Alaca (4 farklı sürü) 262 0.031 0.450 0.519 0.256 0.744 0.381* #
Zhang ve ark. (2009) 451 bç Qinchuan (Q) Limuzin x Qinchuan Angus x Qinchuan Germany Yellow x Q 67 47 36 42 0.030 0.043 0.111 0.071 0.403 0.277 0.444 0.214 0.537 0.681 0.444 0.714 0.232 0.181 0.333 0.178 0.768 0.819 0.667 0.822 0.356* 0.296* 0.444* 0.293* Germany Yellow x Qinchuan sığırlarında AB genotipliler daha yüksek doğum ağırlığı ve cidago yüksekliğine sahip Jawasreh ve ark. (2009) 422 bç Ürdün yerli sığırları Siyah Alaca 36 45 0.000 0.046 0.176 0.255 0.8235 0.697 0.088 0.174 0.912 0.826 0.160 0.288 # Misrianti ve ark. (2010) 611 bç Siyah Alaca 45 0.022 0.444 0.533 0.244+ 0.756+ 0.369* # Beigi Nassiri ve ark. (2010) 451 bç Najdi 84 0.0357 0.2976 0.6666 0.1845 0.8155 0.301* # Lazebnaya ve ark. (2010) Yakut yerli sığırı 42 0.000 0.238 0.762 0.119 0.881 0.210 # Nahavandi ve ark. (2010) 600 bç Sarabi Golpayegani Sistani Talihsi 82 57 38 60 0.45 0.61 0.84 0.61 0.34 0.26 0.16 0.31 0.21 0.14 0.00 0.08 0.62 0.75 0.92 0.77 0.38 0.25 0.08 0.23 0.471* 0.375* 0.147* 0.354* # Yang ve ark. (2010) 451 bç Nanyang Qinchuan Jiaxianhong Xizhen Luxi Siyah Alaca 232 65 143 19 22 61 - - - - - - - - - - - - - - - - - - 0.444 0.477 0.538 0.421 0.523 0.475 0.556 0.523 0.462 0.579 0.477 0.525 0.494 0.499 0.497 0.488 0.499 0.499 AA genotipliler AB genotiplilere kıyasla 6, 12, 18 ve 24 aylarda canlı ağırlık, ortalama günlük canlı ağırlık artışı, cidago yüksekliği ve göğüs çevresi bakımından daha yüksek ortalamalara sahip Diğer yaş gruplarında eğilimin B alleline lehinde Yan ve ark. (2011) 451 bç Qinchuan Çin SA 218 0.030 0.007 0.403 0.252 0.567 0.742 0.231 0.132 0.769 0.868 0.356 0.230 # Doosti ve ark. (2011) 451 bç Siyah Alaca İran sığırı 224 210 0.098 0.5625 0.402 0.375 0.50 0.625 0.298 0.749 0.701 0.251 0.418* 0.376* # AA genotipler döl veriminde tercih edilebileceğini ve ayrıca İran yerli sığırların süt verimi ve büyüme özelliklerinin ıslahında tercih edilmeli Selvaggi ve Dario (2011) 451 bç Pedolica 104 0.1442 0.3173 0.5385 0.30 0.70 0.317 # Selvaggi ve ark. (2011) 451 bç Pedolica 308 0.136 0.318 0.546 0.30 0.70 0.317 Doğumundan 450 günlük canlı ağırlığına kadarki büyüme özellikleri üzerine Özdemir (2012) 260 bç Doğu Anadolu Kırmızısı Siyah Alaca 71 181 0.14 0.04 0.54 0.31 0.32 0.65 0.41 0.20 0.59 0.80 0.483* 0.319* # Heidari ve ark. (2012) 1355 bç Siyah Alaca 100 - - - 0.170 0.830 0.282* AB genotipliler BB genotiplilerden daha yüksek süt verimine sahip Aytekin ve
Boztepe (2013) 451 bç
İsviçre Esmeri 301 0.12 0.51 0.37 0.374 0.626 0.468 Süt verimi ve bileşenleri ile ilişki yok Moravcikova ve ark. (2013) 260 bç Benekli Slovak İneği 110 0.087 0.417 0.496 0.2955 0.7045 0.416* # Khaizaran ve Al-Razem (2014) Siyah Alaca Melez Filistin Yerlisi 101 18 0.515 0.167 0.337 0.333 0.149 0.500 0.6832 0.3333 0.3168 0.6667 0.4328 0.4439 Süt verim ortalamaları bakımından AA genotipli hayvanlar en yüksek
451 bç 25 0.040 0.360 0.600 0.2200 0.7800 0.3432 (>11000 L), AB genotipliler orta (<9000 L) ve BB genotipliler de en düşük ortalamaya (<8000 L) sahip, güçlü bir ilişki var Ribeca ve
ark. (2014) 451 bç
Piedmentosa
boğaları 954 0.07 0.35 0.58 0.25 0.75 #
Karkas ağırlığı ile ilişki yok Trakovická ve ark. (2014) 260 bç Siyah Alaca 89 0.056 0.258 0.685 0.1854 0.8146 0.302
Süt verimi, yağ verimi ve protein verimi ile ilişki yok Chauhan ve ark. (2015) 600 bç Sahiwal 77 0.0389 0.3116 0.6493 0.1948 0.8051 0.314* İlk laktasyon süt verimi bakımından AA genotipliler AB ve BB genotiplerinden daha yüksek ortalamaya sahip A alleline sahip olanlar tercih edilmeli
Ancak ilk buzağılama yaşı, gebelik süresi ve laktasyon süresi ile ilişki yok
Grossi ve ark. (2015)
~1.355 bç
Canchim 517 0.64 0.30 0.06 0.79 0.21 0.332* Büyüme özellikleri ile ilişki yok Ebrahimi Hoseinzadeh ve ark. (2015a) 451 bç
Siyah Alaca 100 0.06 0.40 0.54 0.26 0.74 0.385+ AB genotipli hayvanlar daha yüksek yağ
yüzdesine sahip Ebrahimi Hoseinzadeh ve ark. (2015b) 451 bç Siyah Alaca 100 0.06 0.40 0.54 0.26 0.74 0.385+ AB genotipliler AA ve BB geneotiplilerden, AA genotipliler de BB genotiplilerden daha yüksek protein yüzdesine sahip Jakaria ve Noor (2015) 451 bç Bali Madura Pesirir Aceh Katingah 245 68 100 25 50 0.00 0.00 0.01 0.00 0.00 0.04 0.07 0.13 0.08 0.10 0.96 0.93 0.86 0.92 0.90 0.018 0.037 0.075 0.040 0.050 0.982 0.963 0.925 0.960 0.950 0.036 0.071 0.139 0.077 0.095 # Trakovicka ve ark. (2015a) 260 bç
Pinzgau 85 0.071+ 0.565+ 0.365+ 0.3529+ 0.6471+ 0.457 AA genotipli hayvanlar süt verimini artırma eğiliminde Takovická ve ark. (2015b) 260 bç Simmental 288 0.0521 0.3472 0.6007 0.2257 0.7743 0.350* AB genotipliler daha yüksek süt, yağ ve protein verim ortalamalarına sahip (P>0.05) Ahmadi ve ark. (2015) 611 bç Siyah Alaca 57 0.35 0.36 0.59 0.22 0.78 0.343*
A alleline sahip olanlar olmayanlara kıyasla daha düşük günlük süt verimi ve gebelikten dönme oranına sahip Hussain (2016) 260 bç Yerli Melez 51 78 0.1410 0.1765 0.8590 0.8235 0.038 0.039 0.205 0.275 0.756 0.686 0.310* 0.377* AA genotip rekombinasyonunun hem yerli hem de melez hayvanların canlı ağırlığında artışa yol açmakta (P>0.05) Öner ve ark. (2017) 477 bç Siyah Alaca düveleri 146 0.548 0.3973 0.5479 0.2534 0.7466 0.380 İlk tohumlamada gebe kalma ve dönen inek sendromu ile ilişki yok Bayram ve
ark. (2017) 600 bç
Siyah Alaca 350 0.176 0.286 0.536 0.32 0.68 0.435* #
ark. (2018) 1301 bç Grade Thuy ve ark. (2018) 451 bç Siyah Alaca 125 0.080 0.272 0.648 0.216 0.784 0.339* Ekzon 2 bölgesindeki polimorfizm sonucu AA genotipliler diğer genotiplilere kıyasla daha fazla süt verimine sahip, ancak ekzon 6 bölgesinde herhangi bir ilişki yok Yurnalis ve
ark. (2018) 260 bç
Pesirir 175 0.011 0.177 0.811 0.10 0.90 0.180*
Ortalama günlük canlı ağırlık kazancı ve vücut ölçüleri arasında ilişki yok Zabeel ve ark. (2018) 336 bç Irak yerli sığır 61 0.081 0.688 0.299 0.43 0.57 0.490* Günlük süt veriminde AA genotipliler AB ve BB genotiplilerden, AB genotiplilerde BB genotiplilerden daha yüksek süt verimine sahip Putra ve ark.
(2019) 610 bç
Pasundan sığırı 69 0.00 0.10 0.90 0.05 0.95 0.10 Canlı ağırlık ile ilişkisi
yok
N: hayvan sayısı; He: beklenen heterozigotluk, # herhangi bir verimle ilişkilendirilmemiş, *allel frekanslarından hesaplanmış değerler ve +düzeltilmiş değerleri temsil etmektedir.
Aşağıda bu çalışmalardan büyüme, gelişme ve besi performansı ile ilgili bazı literatür bilgileri verilmiştir.
Renaville ve ark. (1997a)’nın yaptıkları çalışmada BB alleline sahip olan çift kaslı Belçika Mavisi boğaların 7 aylık yaştaki canlı ağırlıklarının AB (P<0.01) ve AA (P<0.05) genotiplililere kıyasla daha yüksek olduğunu bildirmişlerdir. On üç aylık yaştaki omuz yüksekliği bakımından ise AA ve BB genotiplilerin daha yüksek değerlere sahip olduğunu (P<0.001) ve özellikle B allelinin erken dönemde canlı ağırlıkla ilişkili olabileceğini ifade etmişlerdir. Araştırıcılar 350 baş Belçika Mavisi boğada HinfI polimorfizmi bakımından AA, AB ve BB genotip frekanslarını sırasıyla 0.20, 0.445 ve 0.355 olarak, A ve B allel frekanlarını ise sırasıyla 0.53 ile 0.47 olarak bulmuşlardır.
Di Stasio ve ark. (2002), 287 baş Piementosa ırkı erkek buzağılarda Pit-1/HinfI polimorfizminin bazı büyüme, gelişme ve et kalitesi özellikleri üzerine etkisini araştırdıkları çalışmalarında, büyüme için 5., 7. ve 11. aylıkta canlı ağırlık ve günlük canlı ağırlık kazancı, gelişme için vücut ölçülerinden 12. aylıkta cidago yüksekliği, vücut uzunluğu ve göğüs çevresi ile et kalitesi özellikleri için ise göğüs genişliği, omuzbaşı kaslılığı, bel genişliği, göz kası derinliği, but kaslılığı, but profili ve kemik inceliği gibi özellikleri ele almışlardır. Çalışmada buzağıların 5., 7. ve 11. aylardaki canlı ağırlıkları ile günlük canlı ağırlık kazançları sırasıyla 161.51 kg, 229.10 kg, 434.31 kg ve 1.26 kg/gün olarak bildirilmiştir. Araştırıcılar A ve B allel frekanslarını sırasıyla 0.250 ve 0.750 olarak tespit etmişlerdir. Pit-1/HinfI polimorfizmi ile söz konusu özellikler arasında herhangi bir ilişki tespit edememişler, ancak A/B baz değişikliğinin
etkisiyle dominantlık etkisinin sadece et kalitesi özelliklerinden göz kası derinliği bakımından istatistik olarak önemli bulduklarını (P=0.05) ve heterozigotların BB genotipine yakın değerlere sahip olduklarını bildirmişlerdir.
Oprzadek ve ark. (2003) 144 baş Siyah Alaca danasının gelişme, yem değerlendirme ve karkas özellikleri ile Pit-1 geni HinfI (451 bç) polimorfizmi arasındaki ilişkileri incelemişlerdir. Çalışmalarında 7. aydan 8. aya kadar yapılan besi performansları bakımından AB genotiplilerin AA ve BB genotiplilere kıyasla günlük olarak daha fazla kuru madde (AB: 6.6 kg/gün; AB ve BB: 6.3 kg/gün), ham protein (AB: 0.99 kg/gün; AB ve BB: 0.95 kg/gün), yaşama ve verim payı için yem değerlendirme (Feed unit for maintance and meat production; UFV) (AB: 6.8; AA: 6.5 ve BB: 6.6) ve PDI (sindirilebilir protein tüketimi) tüketimlerinin (AB: 0.64; AB ve BB: 0.62) olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca karkas özelliklerinden göğüs çevresi ve derinliği bakımından AA genotiplilerin, uzunluk ve genişlik ölçüleri bakımından ise BB genotiplilerin daha yüksek ortalamalara sahip olduklarını ifade etmişlerdir. Araştırıcılar
HinfI polimorfizmi bakımından A ve B allel frekanslarını sırasıyla 0.25 ve 0.75 olarak
tespit etmişlerdir.
Dybus ve ark. (2003), 130 baş Limuzin ırkı buzağıda üreme ile ilişkili bazı büyüme ve gelişme özelliklerini araştırdıkları çalışmalarında, AA, AB ve BB genotip frekanslarını sırasıyla 0.0692, 0.4077 ve 0.5231; A ve B allel frekanslarını ise 0.2731 ve 0.7269 olarak bildirmişlerdir. Araştırıcılar PIT1-HinfI polimorfizminin Limuzin sığırlarının üreme ile ilişkili büyüme özelliklerinin ıslahında faydasının sorgulanabilir olduğunu ifade etmişlerdir.
Zhao ve ark. (2004), 416 baş Angus sığırda gelişme ve karkas özellikleri ile Pit-1 geni polimorfizmleri arasındaki ilişkileri belirlemek için yaptıkları çalışmada, Pit-Pit-1 genindeki intron 3, 4 ve 5’deki yeni polimorfizmler ve ekzon 6 daki (Woollard ve ark.,1994) polimorfizm ile Angus sığırlarının gelişme ve karkas özellikleri arasında önemli bir ilişkinin tespit edilmediğini, ekzon 6 daki HinfI polimorfizminin üzerinde durulan özellikler ile ilişkisinin araştırmalardaki çalışılan ırkların genetik kompozisyonunun faklı olması, farklı sayıda hayvanlar ile çalışılması ve kullanılan istatistik modelin farklı olmasından dolayı çalışmadan çalışmaya değiştiğini bildirmişlerdir.
Xue ve ark. (2006), 100 baş Nanyang sığırında 451 bç’lik HinfI polimorfizminin vücut ölçüleri üzerine etkisini araştırdıkları çalışmalarında, A ve B allel frekanslarını sırasıyla 0.465 ve 0.535 olarak bulmuşlar ve populasyonun söz konusu varyasyon
bakımından Hardy–Weinberg dengesinde olduğunu bildirmişlerdir. Araştırıcılar BB genotiplilerin AB genotiplilere kıyasla doğum ağırlığı, sütten kesime kadar ortalama ağırlık artışları, 12 aylık vücut yüksekliği ile 6. ve 12. aylık canlı ağırlık, vücut uzunluğu ve göğüs çevresi bakımından daha yüksek değerlere sahip olduklarını (P<0.05), yine BB genotiplilerin 12. aylık canlı ağırlık bakımından AA genotiplilerden daha yüksek olduğunu (P<0.05) ve diğer yaş gruplarında canlı ağırlık ve vücut yapısı bakımından A alleline kıyasla eğilimin B allelinde olduğunu bildirmişlerdir. Sonuç olarak, genotipler bakımından BB genotipinin, alleller bakımından ise B allelinin dominant olabileceğini ve Pit-1 genin polimorfizminin büyüme özellikleri üzerine pozitif bir etkisinin muhtemel olabileceğini vurgulamışlardır.
Curi ve ark. (2006), 79 baş Nellore (Bos indicus, Zebu) ile farklı seviyelerde Bos
taurus x Bos indicus (Zebu) melezleri olan 30 baş Canchim (5/8 Şarole + 3/8 Zebu), 30
baş 1/2 Simmental ve 245 baş 1/2 Angus sığır ırklarında besi süresince canlı ağırlıklar (alıştırma dönemi, besi başlangıcı ve besi sonu), ortalama günlük canlı ağırlık artışları, karkas ağırlığı, karkas randımanı, göz kası alanı ve yağlanma gibi özellikler ile Pit-1 geninin 1301 bç’lik PCR ürününün HinfI polimorfizminin ilişkilerini belirlemek için yaptıkları çalışmada, BB genotipini Nellore ve Simmental sığırlarında gözleyemediklerini, AA ve AB genotipleri ile söz konusu özellikler arasında yapılan ilişki analizinde herhangi bir ilişkinin olmadığını (P>0.13) bildirmişlerdir. Araştırıcılar AA, AB ve BB genotipleri ile A/B allel frekanslarını Nellore, Canchim, 1/2 Simmental ve 1/2 Angus sığır ırklarında sırasıyla 0.795, 0.205 ve 0.000 ile 0.897/0.103, 0.800, 0.167 ve 0.033 ile 0.883/0.117, 0.733, 0.267 ve 0.000 ile 0.867/0.133, 0.295, 0.693 ve 0.012 ile 0.641/0.359 olarak bulmuşlardır.
Beauchemin ve ark. (2006), Brahman düvelerinde büyüme ve karkas özellikleri ile ilişkili büyüme hormonu içeren DNA polimorfizmlerinin (GH, Pit-1 ve Prop-1 genleri) değerlendirilmesi üzerine yaptıkları çalışmalarında, Pit-1 geni için AA, AB ve BB genotip frekanslarını sırasıyla 0.006, 0.107 ve 0.888; A ve B allel frekanslarını ise 0.059 ve 0.941 olarak bulmuşlardır. GH geni ve/veya transkripsiyonel düzenleyicileri içindeki bu polimorfizmlerin Brahman düvelerinin büyüme ve karkas özellikleri için bilgilendirici belirleyiciler gibi görünmediklerini ve bu durumun kısmen genotiplerin yüksek homozigotluğundan kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Sonuç olarak öyle bulguların, bu tür polimorfizmlerin Bos taurus veya Bos taurus x Bos indicus melezi sığırlarda büyüme ve karkas özelliklerinin göstergesi olarak potansiyel önemini ortadan kaldırmayacağını da bildirmişlerdir. Ancak araştırıcılar GH için yaptıkları varyans
analizde ortalama canlı ağırlık kazancı (P=0.02), yağ kalınlığı (P=0.04), böbrek+pelvis ve kalp yağ yüzdelerinde (P=0.005) istatistik olarak önemli bulgular bulmuşlardır.
Carrijo ve ark. (2008), Pit-1 geni HinfI polimorfizmi sonucu meydana gelen genotipler ile 509 baş Canchim sığırının doğum ağırlığı, doğumdan sütten kesime kadarki ortalama canlı ağırlık kazançları, sütten kesimden 12 aylık yaşa kadarki ortalama canlı ağırlık kazançları ile sütten kesimden 12 aylık yaşa kadarki canlı ağırlıkları ve 365 günlük yaştaki canlı ağırlıkları arasındaki ilişkileri araştırmışlardır. Çalışmada Canchim sığırlarının grup 1 (GG1) olarak 232 baş 5/8’i Şarole ve 3/8’i Zebu, grup 2 (GG2) olarak 277 baş 21/32’si Şarole ve 11/32’si Nellore populasyonları olmak üzere genetik olarak 2 farklı sığır populasyonundan meydana geldiğini ifade etmişlerdir.
HinfI polimorfizmi bakımından A (+) / B (-) allel frekanslarını GG1 ve GG2 için
sırasıyla 0.13/0.87 ile 0.27/0.73 olarak belirlemişlerdir. Araştırıcılar GG1 populasyonunda genotipler ile üzerinde durulan özellikler arasında herhangi bir ilişkiyi tespit edememişlerdir. GG2 populasyonunda AA (HinfI +/+), AB (HinfI +/-) ve BB (HinfI -/-) genotiplilerin doğumdan sütten kesime kadar ortalama canlı ağırlık kazançlarını sırasıyla 0.76, 0.76 ve 0.85 kg olarak tespit etmişler ve BB (HinfI -/-) genotiplilerin doğumdan sütten kesime kadarki ortalama canlı ağırlık kazançları bakımından AA (HinfI +/+) ve AB (HinfI +/-) genotiplilerden üstün olduklarını ifade etmişlerdir (P<0.05). Ayrıca BB (241.83 kg) genotiplilerin sütten kesimden 12 aylık yaşa kadarki canlı ağırlıkları bakımından AA (217.46 kg) ve AB (217.57 kg) genotiplilerden üstün olduklarını ifade etmişlerdir (P<0.05). Araştırıcılar B allelinin seleksiyonda kullanılmasının hayvanların doğum ağırlığını yükseltmeden sütten kesim ağırlığını artırabileceğini ifade etmekle birlikte her iki genetik grupta söz konusu polimorfizmin aynı etkiyi göstermemesinden dolayı seleksiyonda kullanılmadan önce başka populasyonlarda test edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.
Zhang ve ark. (2009), 67 baş Qinchuan, 47 baş Limuzin x Qinchuan, 42 baş Angus x Qinchuan ve 36 baş Germany Yellow x Qinchuan etçi sığırlarında Pit-1 geni
HinfI polimorfizmi ile vücut ölçüleri arasında ilişkileri araştırmışlardır. Çalışmalarında
genotip ve allel frekansları bakımından BB genotipi ve B allelinin dominant olduğunu (Çizelge 2.5c) ve bütün populasyonların Hardy–Weinberg dengesinde olduğunu bildirmişlerdir. İlişki analizinde ise sadece Germany Yellow x Qinchuan etçi sığırlarında BB genotipli bireylerin AB genotiplilere kıyasla daha yüksek doğum ağırlığı (BB: 137.26 kg, AB: 96.27 kg) ve cidago yüksekliğine (BB: 97.40 cm, AB: 89.67 cm) sahip olduklarını bildirmişlerdir (P<0.05). Araştırıcılar çalışmalarında
hayvan sayısının az olduğunu ve verim özelliklerine Pit-1 geninin etkisinin daha iyi anlaşılması için daha fazla hayvan sayısı ile çalışılması gerektiğini ifade etmişlerdir.
Yang ve ark. (2010), Çin sığır ırklarından Nanyang, Qinchuan, Jiaxianhong, Xizhen ve Luxi ile Siyah Alaca sığır ırklarında Pit-1 geni polimorfizmini araştırdıkları çalışmalarında A/B allel frekanslarını sırasıyla 0.444/0.556, 0.477/0.523, 0.538/0.462, 0.421/0.579, 0.523/0.477 ile 0.475/0.525 olarak bulmuşlardır. Yine araştırıcılar Nanyang sığırlarında Pit-1 geni polimorfizminin bazı büyüme özellikleri ile ilişkilerini incelemişler ve AA genotipi olan bireylerin AB genotipine kıyasla canlı ağırlık, ortalama günlük canlı ağırlık artışı, cidago yüksekliği ve göğüs çevresi bakımından 6, 12, 18 ve 24 aylarda daha yüksek ortalamalara sahip olduklarını bildirmişlerdir (P <0.01). Ancak araştırıcılar Xue ve ark. (2006)’da olduğu gibi B allelinin A alleline kıyasla vücut ağırlığı ve vücut yapısı bakımından diğer yaş gruplarına dominant bir eğilimde olduğunu ve bundan dolayı Nanyang sığırlarında seleksiyonda BB genotiplilerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte Tang ve ark. (2012), Yang ve ark. (2010) ile yaptıkları çalışmadan Xizhen sığır ırkını çıkararak Luxi sığır ırkını da 22 baştan 122 başa çıkararak yaptıkları çalışmada tam tersi bir sonuç bularak A allelinin B alleline kıyasla dominant olduğunu, canlı ağırlık ve vücut yapısı gibi büyüme özellikleri bakımından A allelinin tercih edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.
Selvaggi ve ark. (2011) İtalya’nın güneyinde yetiştirilen yerli bir sığır ırkı olan 308 baş Pedolica erkek tosunların doğumundan 450 günlük canlı ağırlığına kadarki büyüme özellikleri üzerine Pit-1 geni ekzon 2 (TaqI) ve intron 5- ekzon 6 (HinfI) polimorfizmlerinin ilişkisini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmalarında, Pit-1/HinfI polimorfizmi bakımından B allelinin, Pit-1/TaqI polimorfizmi bakımından ise doğumdan sütten kesim dönemine kadar G allelinin pozitif etkisinin olduğunu bildirmişlerdir. Araştırıcılar Pit-1/HinfI polimorfizmi bakımından allel frekanslarını A ve B için sırasıyla 0.30 ve 0.70 olarak, genotip frekanslarının ise AA, AB ve BB için sırasıyla 0.136, 0.318 ve 0.546 olarak bulmuşlardır.
Ribeca ve ark. (2014), 954 baş çift kaslı Piemontese ırkı boğalarda karkas ve et kalite özellikleri üzerine Pit-1/HinfI polimorfizminin etkisini belirlemek için yaptıkları çalışmalarında Pit-1/HinfI polimorfizmi bakımından A ve G allel frekanslarını sırasıyla 0.25 ve 0.75 olarak, AA, AG ve GG genotip frekanslarını ise sırasıyla 0.07, 0.35 ve 0.58 olarak bulmuşlardır. Araştırıcılar 10 farklı gen ile yaptıkları ilişki analizinde Pit-1/HinfI polimorfizmi bakımından canlı ağırlık ile bir ilişki bulamadıklarını, ancak etin pH24