• Sonuç bulunamadı

23. Dönem milletvekillerinin laiklik algısı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "23. Dönem milletvekillerinin laiklik algısı"

Copied!
143
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

DİN SOSYOLOJİSİ BİLİM DALI

23. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİNİN LAİKLİK ALGISI

YUSUF YILDIRIM

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

PROF. DR. MEHMET BAYYİĞİT

(2)

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel eti akademik kurallara özenle riayet edildi

akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunuldu uygun olarak hazırlanan bu çalı

bilimsel kurallara uygun olarak atıf y

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel eti akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranı akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve

unu, ayrıca tez yazım kurallarına kalarının eserlerinden yararlanılması durumunda

(3)

SELÇUK ÜN

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü

YÜKSEK L

Yusuf YILDIRIM tarafından hazırlanan

bu çalışma ……../……../…….. tarihinde y

oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Ünvanı, Adı Soyadı Ba

Ünvanı, Adı Soyadı Üye

Ünvanı, Adı Soyadı Üye

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU

tarafından hazırlanan 23.Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı

ma ……../……../…….. tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda şarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul

Başkan İmza

Üye İmza

Üye İmza

23.Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı başlıklı apılan savunma sınavı sonucunda arılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul

(4)

Ö ğ re nc in in Adı Soyadı Ana Bilim / Bilim Dalı Danışmanı Tezin Adı

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılıla onun paralelinde gelişen laiklik, Türkiye’de birçok kurum ve kurulu

bilhassa 1937 yılında anayasaya girmesinden sonra daha yoğun bir şekilde, neredeyse toplumun her

Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri arasında da zaman zaman tartı çalışmamızda 23.dönem milletvekillerin

beklentilerin neler olduğunu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandı uygun olarak uygulamalı bir çalı

Anahtar Kelimeler: Laiklik, Milletvekilleri, TBMM T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Adı Soyadı Yusuf YILDIRIM Numarası

Ana Bilim / Felsefe ve Din Bilimleri

Prof.Dr. Mehmet BAYYİĞİT

23. Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı

ÖZET

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılıla klik, Türkiye’de birçok kurum ve kuruluşu etkilemi

asaya girmesinden sonra günümüze kadar devam eden süreç ekilde, neredeyse toplumun her kesimi tarafından tartışıla gelmi

Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri arasında da zaman zaman tartışılan bir konudu 23.dönem milletvekillerin laiklik algısını, laiklik konusunda ne dü

unu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandığını sosyolojik esaslara uygun olarak uygulamalı bir çalışma sonucu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Laiklik, Milletvekilleri, TBMM.

Numarası: 084245041009

23. Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılılaşma ve etkilemiştir. Laiklik günümüze kadar devam eden süreçte, şıla gelmiştir. Türkiye şılan bir konudur. Bu laiklik konusunda ne düşünüldüğünü, ğını sosyolojik esaslara

(5)

Ö ğ re nc in in Adı Soyadı Ana Bilim / Bilim Dalı Danışmanı Tezin İngilizce Adı

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has continued throughout the Republican period, and lacisim that developed in parallel with the Westernization have affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the constitution in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a controversial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23

members of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods of applied sociology.

Key words: Laicism, Members of Parliament, Turkish Grand National Assembly T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Adı Soyadı Yusuf YILDIRIM Numarası

Ana Bilim / Felsefe ve Din Bilimleri

Prof.Dr. Mehmet BAYYİĞİT

23rd TERM MEMBERS OF PARLIAMENT’S

PERCEPTION OF LAICISM

SUMMARY

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has Republican period, and lacisim that developed in parallel with the Westernization have affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the tion in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a controversial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23

mbers of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods

Laicism, Members of Parliament, Turkish Grand National Assembly

Numarası: 084245041009

TERM MEMBERS OF PARLIAMENT’S PERCEPTION OF LAICISM

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has Republican period, and lacisim that developed in parallel with the Westernization have affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the tion in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a controversial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23rd term mbers of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods

(6)

Ek- 1: Özgeçmiş

T.C.

SELÇUK ÜN

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü

Adı Soyadı: Yusuf YILDIRIM

Doğum Yeri: Adıyaman

Doğum Tarihi: 18.04.1979

Medeni Durumu: Bekâr Öğrenim Durumu

Derece Okulun Adı

İlköğretim Büklüm Köyü

Ortaöğretim

İmam-Lise

İmam-Lisans İlahiyat Fakültesi

Yüksek Lisans

Becerileri: ---

İlgi Alanları: Kitap okuma, Spor, Müzik

İş Deneyimi: --- Aldığı Ödüller: --- Hakkımda bilgi almak için önerebileceğim şahıslar:

Prof. Dr. Mehmet BAYY Doç. Dr. Bünyamin SOLMAZ Yrd. Doç.

Tel: 0553-481 06

E-Posta: Yusufyildirim416@ hotmail.com

Adres Demetevler 12.Cad.

ANKARA

ÜNİVERSİTESİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Özgeçmiş Yusuf YILDIRIM

Adıyaman 18.04.1979

Okulun Adı Program Yer

Büklüm Köyü Adıyaman

-Hatip Lisesi Adıyaman

-Hatip Lisesi Adıyaman

lahiyat Fakültesi Şanlıurfa

Kitap okuma, Spor, Müzik

Dr. Mehmet BAYYİĞİT Dr. Bünyamin SOLMAZ Yrd. Doç. Dr. Vahid GÖKTAŞ

481 06 44

Yusufyildirim416@ hotmail.com

Demetevler 12.Cad. İhlâs Siteleri C/Blok No:34 YEN ANKARA

Yıl

1996 2002

(7)

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel eti akademik kurallara özenle riayet edildi

akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunuldu uygun olarak hazırlanan bu çalı

bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldı

I T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel eti akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik

akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durum bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve ini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve unu, ayrıca tez yazım kurallarına kalarının eserlerinden yararlanılması durumunda

(8)

SELÇUK ÜN

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü

YÜKSEK

Yusuf YILDIRIM tarafından hazırlanan

bu çalışma ……../……../…….. tarihinde y

oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Ünvanı, Adı Soyadı

Ünvanı, Adı Soyadı

Ünvanı, Adı Soyadı

II T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

YÜKSEK LİSANS TEZ KABUL FORMU

tarafından hazırlanan 23.Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı

ma ……../……../…….. tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda şarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul

Başkan İmza

Üye İmza

Üye İmza

23.Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı başlıklı apılan savunma sınavı sonucunda arılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul

İmza

İmza

(9)

Ö ğ re nc in in Adı Soyadı Ana Bilim / Bilim Dalı Danışmanı Tezin Adı

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılıla onun paralelinde gelişen laiklik, Türkiye’

bilhassa 1937 yılında anayasaya girmesinden daha yoğun bir şekilde, neredeyse toplumun her

Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri arasında da zaman zaman tartı çalışmamızda 23.dönem milletvekillerin

beklentilerin neler olduğunu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandı uygun olarak uygulamalı bir çalı

Anahtar Kelimeler: Laiklik, Milletveki

III T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Adı Soyadı Yusuf YILDIRIM Numarası

Ana Bilim / Bilim Dalı

Felsefe ve Din Bilimleri

şmanı Prof. Dr. Mehmet BAYYİĞİT

23. Dönem Milletvekillerinin Laiklik

ÖZET

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılıla klik, Türkiye’de birçok kurum ve kuruluşu etkilemi

asaya girmesinden sonra günümüze kadar devam eden süreç ekilde, neredeyse toplumun her kesimi tarafından tartışıla gelmi

Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri arasında da zaman zaman tartışılan bir konu 23.dönem milletvekillerin laiklik algısını, laiklik konusunda ne dü

unu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandığını sosyolojik esaslara uygun olarak uygulamalı bir çalışma sonucu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Laiklik, Milletvekilleri, TBMM.

Numarası: 084245041009

23. Dönem Milletvekillerinin Laiklik Algısı

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılılaşma ve etkilemiştir. Laiklik kadar devam eden süreçte, şıla gelmiştir. Türkiye şılan bir konudur. Bu laiklik konusunda ne düşünüldüğünü, ını sosyolojik esaslara

(10)

Ö ğ re nc in in Adı Soyadı Ana Bilim / Bilim Dalı Danışmanı

Tezin İngilizce Adı

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has continued throughout the Republican period, and lacisim that developed in parallel with the Westernization have affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the constitution in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a controversial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23

members of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods of applied sociology.

Key words: Laicism, Members of Parliament, Turkish Grand National Assembly

IV T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Adı Soyadı Yusuf YILDIRIM Numarası

Ana Bilim / Bilim Dalı

Felsefe ve Din Bilimleri

şmanı Prof. Dr. Mehmet BAYYİĞİT

ngilizce Adı 23rd TERM MEMBERS OF PARLIAMENT’S

PERCEPTION OF LAICISM

SUMMARY

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has continued throughout the Republican period, and lacisim that developed in parallel with the affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the constitution in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a sial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23

members of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods

Laicism, Members of Parliament, Turkish Grand National Assembly

Numarası: 084245041009

TERM MEMBERS OF PARLIAMENT’S

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has continued throughout the Republican period, and lacisim that developed in parallel with the affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the constitution in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a sial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23rd term members of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods

(11)

V ÖZET

23. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİN LAİKLİK ALGISI

Yusuf YILDIRIM

Yüksek Lisans Tezi: Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mehmet BAYYİĞİT

Mayıs 2011, 127 Sayfa

Tanzimat dönemi ile hızlanan ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Batılılaşma ve onun paralelinde gelişen laiklik, Türkiye’de birçok kurum ve kuruluşu etkilemiştir. Laiklik bilhassa 1937 yılında anayasaya girmesinden sonra günümüze kadar devam eden süreçte, daha yoğun bir şekilde, neredeyse toplumun her kesimi tarafından tartışıla gelmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri arasında da zaman zaman tartışılan bir konudur. Bu çalışmamızda 23.dönem milletvekillerin laiklik algısını, laiklik konusunda ne düşünüldüğünü, beklentilerin neler olduğunu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandığını sosyolojik esaslara uygun olarak uygulamalı bir çalışma sonucu ortaya konulmaya çalışılmıştır

(12)

VI SUMMARY

23rd TERM MEMBERS OF PARLIAMENT’S PERCEPTION OF LAICISM

Yusuf YILDIRIM

Master Degree Thesis, The Department of Philosophic and Religious Sciences Supervisor: Prof.Dr. Mehmet BAYYİĞİT

MAY 2011, 127 Sayfa

The Westernization, which gained momentum in the Tanzimat period and has continued throughout the Republican period, and lacisim that developed in parallel with the Westernization have affected many institutions and organizations in Turkey both in a positive and negative way. During this process, which includes the annexation of laicism to the constitution in 1937, laicism has been debated in various circles. It has also been a controversial issue sometimes discussed by the members of Turkish Grand National Assembly. In this study, the perceptions, thoughts, expectations, and critics of the 23rd term members of parliament about laicism will be analyzed through a study adopting the methods of applied sociology.

(13)

VII ÖNSÖZ

Tarihin başlangıcından günümüze ülkelerin hâkimiyet yapıları yönetimlerinin temelindeki iradenin kaynağına göre sınırlandırılmıştır. Ülke yönetimindeki iradenin kaynağını kişilerin sahip olduğu durumlarda ''monarşi", kaynağın uhrevi olduğu durumlarda "teokrasi", kaynağın bilim ve akla dayandığı durumlarda ise "laik devlet düzeni" ortaya konulmuştur.

Eski çağlardan beri din, insanların, günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yönetiminde etkili oldu. Özellikle Hıristiyanlık, Avrupa'da ortaçağ sonlarına kadar her alanda söz sahibiydi. Papalar krallara hükmedebiliyor, papaz, rahip, ya da keşiş gibi din adamları Hıristiyan dininin kurallarına göre insanların yaşamını yönlendiriyorlardı. Zamanla değişen ve gelişen ticaret ilişkileri, kentlerin zenginleşmeye başlaması, Hıristiyan olmakla birlikte ayrı mezheplerden olanların çoğalması gibi etkenler Hıristiyan dininin dönemin yeni koşullarına göre gözden geçirilmesini gerektirdi. 16. yüzyılda dinde Reform hareketi oldu. Edebiyat, sanat ve bilimde Rönesans diye adlandırılan canlanma ve atılım dönemi de 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşti. Böylece Hıristiyan dünyasında din, yaşamın birçok alanında etkisini yitirmeye başlamıştır. Özellikle eğitim ve öğretim alanında yenileşmeler oldu. 1789 Fransız Devriminden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul ettirdi ve buradan da dünya ülkelerine yayıldı.

Bu bağlamda Fransa’dan ülkemize geçmiş olan laiklik kavramı, günümüze kadar toplumumuzun gündemini meşgul eden kavramlardan biri olmuştur. Laiklik’e sayısız tanımlar getirilmeye çalışılmışsa da herkes tarafından kabul edilen bir tanımına henüz ulaşılamamıştır. Bu tanımlama zorlukları genel olarak; kişilerin objektif ölçütler içerisinde olamaması, kavramın oldukça girift olması, her toplumun sahip olduğu din, tarih ve kültürel değerlerin farklı olması gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca kavramın tanımlanma zorluklarından birisi de laiklik kavramının kendi içerisinde birçok değişik yönü barındırmasıdır. Laikliğin birçok farklı yöne sahip olması ve bu yönlerinin de sübjektif yorumlara açık olması, bireylerin laikliği kendi anlayışlarına ve ideolojilerine göre tanımlamalarına sebep olmuştur. Laikliği tanımlamaya çalışanlar, bu yönlerden birini veya birkaçını kapsayan şekilde tanımlar yapmakta, dolayısıyla da tüm yönleri barındıran bütünleyici bir tanıma ulaşılamamaktadırlar.

Laikliğin herkesin üzerinde fikir birliği ettiği bir anlamı olmamasına rağmen genel olarak laiklik,devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını, din ve devlet işlerinin, yani din ile siyasal otoritenin birbirinden

(14)

VIII

ayrılması ve karşılıklı olarak bağlantısız duruma gelmesini ifade eden laiklik ilkesi, Fransız İhtilâlı’ndan sonra devlet yapılanmasında kendini göstermiştir. Çağdaş toplumların siyasal ve yönetsel örgütlenmelerinde bir amaç olan laikliği, genel olarak devletin, vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Kısaca laiklik, genel kabul ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır diye tarif edilebilir.

İki bölüm halinde hazırlanan bu çalışmanın teorik kısmında, laiklik kavramsal olarak incelenmeye çalışıldı. Laikliğin kavramsal farklılıkların yanında laiklik ve sekülerlik kavramlarının ilişkisini, nasıl ortaya çıktıklarını, tarihte ve semavi dinlerin geleneklerinde nasıl algılandıklarını, bunların tarihsel süreçlerini ve Türkiye’de laiklik serüvenini, uygulama kısmında ise 23.dönem milletvekillerin laiklik algılarına ilişkin tasvir, analiz ve değerlendirmeleri alınarak laiklik kavramı incelenmeye çalışıldı.

Bize bu konuyu inceleme olanağı veren ve yardımlarını esirgemeyen danışman hocam Sayın Prof. Dr. Mehmet Bayyiğit’e ve fikirleriyle bana yol gösteren değerli hocalarım Prof. Dr. Mehmet Akgül’e Doç. Dr. Bünyamin Solmaz’a, Doç. Dr. Hayri Erten’e, Araş.Gör.Dr. Arif Korkmaz’a ayrıca bu çalışmayı hazırlamamda maddi /manevi yardımlarını esirgemeyen Özge Söylemez’e ve eşim Mukaddes Yıldırım’a teşekkürü bir borç bilirim.

Yusuf YILDIRIM

(15)

IX

KISALTMALAR

A.g.e. , : Adı geçen eser A.g.m. , : Adı geçen makale

A.Ü.İ.F.D. , : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi AKP. : Adalet ve Kalkınma Partisi

Bkz. , : Bakınız

BDP. : Barış ve Demokrasi Partisi c. : Cilt

CHP : Cumhuriyet Halk Partisi Çev. : Çeviren

DİB : Diyanet İşleri Başkanlığı Krş. : Karşılaştırınız

S. : Sayfa

MHP : Milliyetçi Hareket Partisi T.C. : Türkiye Cumhuriyeti T.D.V. : Türkiye Diyanet Vakfı TBMM :Türkiye Büyük Millet Meclisi Vb. : Ve benzeri

V.d. : Ve diğerleri

(16)

X

İÇİNDEKİLER

BİLİMSEL ETİK SAYFASI ... I YÜKSEK LİSANS TEZ KABUL FORMU ... II ÖZET ... V SUMMARY... VI ÖNSÖZ ... VII KISALTMALAR ... IX

GİRİŞ... 1

A.KONU,ÖNEM VE AMAÇ ... 1

B.SINIRLILIKLAR ... 3 C.VARSAYIMLAR ... 4 D.YÖNTEM ... 4 1.Evren ve Örneklemi ... 6 2.Verilerin Analizi ... 6 BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL AÇIDAN LAİKLİK VE TÜRKİYE’DE LAİKLİK SERÜVENİ A.LAİKLİKVETARİHİGELİŞİM ... 8

1.Kavramın Kökeni ve Tanımı ... 8

2.Tarihi Gelişimi ... 13

3.Laiklik Kavramına Yakın Kavramlar ... 20

B.TÜRKİYE’DELAİKLİK ... 28

1. Cumhuriyet Öncesi Dönem ... 28

2. Cumhuriyet Döneminden günümüze laiklik ... 39

3.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Laiklik İlkesi: ... 46

İKİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VE 23. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİNİN LAİKLİK ALGISI A.TÜRKİYEBÜYÜKMİLLETMECLİSİ(TBMM) ... 48

(17)

XI

1.Türkiye Büyük Millet Meclisin Tarihçesi ... 48

2.Merkez Teşkilatı ... 50

3.TBMM'nin Yapısı ... 50

4.Hukuki İşleyiş ... 52

5.Siyasi Partilerin Temsili ... 52

6. Yasama Dönemleri ... 52

7. Milletvekilleri Dağılımı : ... 55

B.23.DÖNEMMİLLETVEKİLLERİNİNLAİKLİKALGISI ... 56

A. Örneklemin Genel Özellikleri ... 56

B. Laiklik Algısı ... 63

1.Laiklik Algısı………..63

2.Kurumlararası İlişkiler Açısından Laiklik ………....71

2.1.Laiklik-Hukuk İlişkileri ………..71

2.2.Laiklik-İnsan Hakları İlişkileri ………..……….74

2.3.Laiklik-Devlet İlişkileri ………..75

2.4.Laiklik-Eğitim İlişkileri ………..81

3.Türkiye'de Laiklik Uygulamaları ………..85

3.1.Batı ve Türkiye Tecrübeleri ………..………..85

3.2.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Laiklik ………..……….90

3.3.Laiklikle İlgili Bazı Güncel Tartışmaları ………..…….94

SONUÇ ... 99

EK-1 ... 115

ANKET FORMU... 115

EK-2 ... 124

(18)

1 GİRİŞ

A.Konu, Önem ve Amaç

Modern ve sistematik toplum bilimleri arasında, dini realiteyi, bilimsel bir perspektiften hareketle deneysel ve sosyolojik bir açıdan ele alan din sosyolojisi disiplini, din ve toplum arasındaki karşılıklı ilişki ve etkileşimleri inceleyen objektif, sistematik ve bağımsız bir bilim dalıdır. Tarihi içerisinde, ilk planda ilkel ve arkaik toplumların dinlerinin incelenmesine öncelik tanıyan din sosyolojisi, sonrasında bakışlarını tarihi büyük dinlerinin incelenmesine yönelttiği andan itibaren ‘sosyal değişme ve din’ ilişkilerinin analizi, din sosyologlarının temel ilgi odağı haline gelmiştir. Bu eğilim, günümüz toplumlarının dünya ölçüsünde karşı karşıya bulundukları hızlı sosyal değişim ve bunun din alanında uyandırdığı yankılarla beraber giderek başatlaşmıştır. (Günay,2003,360) Bu bağlamda dini değişimin en önemli öncüllerinden/bileşenlerinden biri olarak ‘laiklik’ algısının beraberinde getirdiği değişim, dönüşüm ve buna uyum süreçlerinin, din adamlarının yaşantılarındaki değişim ile beraber toplumların ve devletlerin üzerinde uyandırdığı derin yankılar dolanımında sosyoloji ve din sosyolojisi literatüründe yerini almıştır.

Bu noktada hemen belirtilmeli ki, Rönesans, Reform ve aydınlanma çağı düşünürlerinin bilim, sanat, felsefe ve siyaset üzerindeki dini dogmaları kaldırma çabaları ve Fransız İhtilalı ile ivme kazanan ‘laiklik ‘ ihtilal ile beraber günümüze kadar uzanan tarihi süreç içerisinde birçok dünya ülkelerini etkilediği gibi Türkiye’nin sosyokültürel ve dini hayatı açısından büyük bir öneme kavuşmuştur. Gerçekten de ‘laiklik’ algısı özellikle Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren başlayarak günümüze kadar olan tarihi seyir içerisinde laiklikle ilgili yaşanan tartışmalar ve bunların neticesinde yaşanan bazı sıkıntıların toplumu olumlu/olumsuz etkilemiş olmasıdır. Daha önceki dönemlerde bazı hazırlıklar olmasına rağmen, Cumhuriyet ile birlikte gelişen inkılâplar döneminde devletin idare, hukuk, eğitim vb. gibi alanlarındaki genel felsefesini yansıtan en önemli ilkelerden birisi laiklik olmuştur. Etkisi günümüze kadar devam eden bu oluşum döneminde laiklik ilkesinin hemen her alanda etkisi hissedilmektedir.

Bu durum, yani toplumu bu kadar etkileyen laikliğin tarihi süreçte geçirdiği evre ortaya konulurken bu anlayışların ve bu anlayışlar çerçevesinde yapılan tartışmaların bilinmesi, günümüze örnek olması ve gelecekle ilgili planlamaların daha isabetli olması

(19)

2

açısından önemlidir. Bu sebeple yasa koyucularımızın görüşleri doğrultusunda laiklik araştırılması gereken bir konu olduğu düşünüldü.

Araştırmanın konusu, teorik düzeyde laiklik kavramının tanımı, tarihi gelişimi, laikliğe yakın kavramlarla farkını, laikliğin ülkemizdeki tarihi gelişimi, ülkemize olan yansımalarını, uygulama düzeyinde ise, alan araştırmasında elde edilen veriler doğrultusunda 23.dönem milletvekillerinin laikliğe bakış açılarına ilişkin tasvir, analiz ve değerlendirmeler oluşturmaktadır.

Çalışmamızın başlıca amacı; 23.dönem milletvekillerinin laikliğe bakış açılarını, laiklik konusunda ne düşünüldüğünü, beklentilerin neler olduğunu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandığını sosyolojik esaslara uygun olarak uygulamalı bir çalışma sonucu ortaya koymaktır. Hemen belirtelim ki, milletvekillerinin laiklik algısı ile ilgili bir çalışmanın bulunmadığını göstermektedir. Zaten bizi bu konuda çalışma yapmaya iten belki de en önemli gerekçelerden biri de bu fiili durum olmuştur.

1876 yılında Kanun-ı Esasi’nin kabulü, 1925’te tekkelerin kapatılması gibi bazı düzenlemeler ardından saltanat ve hilafetin, son olarak da 1928’de Anayasa’daki “ TC Devleti’nin dini İslam’dır ” maddesinin kaldırılması gibi bazı inkılâplar, laik sistemin yerleşmesinin en önemli adımları arasında yer almıştır. Bu gelişmelerin son halkasını da 1937 yılında laiklik ilkesinin anayasada yer alması teşkil eder. 1982 Anayasamızda Cumhuriyetin niteliklerinin sıralandığı 2. madde "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir"

Değiştirilemeyecek hükümlerin yer aldığı 4. maddedeki "Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" şeklindeki hükümle, 2. maddede yer alan laik nitelik de korunan temel değerler arasında gösterilmiştir. Anayasamızdaki bu maddelerde de görüldüğü üzere ülkemiz ve dünya için önemli kavramlardan olan laikliği kavramsal olarak araştırma yapılması ve bir ülkenin tarihi, coğrafi, siyasi ve sosyal şartları ile ülkedeki yaygın ve müesses dinin ya da dinlerin özellikleri, o ülkeye özgü laiklik anlayışının oluşumunu, gelişimini ve uygulamalarını ciddi biçimde etkilediğini unutmamız gerektiğini göz önünde bulundurarak yasama organı olan TBMM’de 23. Dönem milletvekillerimizin laiklikle ilgili düşünceleri çerçevesinde laikliğin tanımı ve ülkemizdeki laiklik anlayışının milletvekillerin gözüyle gözlemlenmesi ve analiz edilmesi amaçlanmaktadır.

(20)

3

Bu şekilde, ülkemizde geçmişten günümüze tartışma konusu olan bu konu hakkında ileri sürülen görüşler, imkânlar ölçüsünde belirlenerek birbirlerinden ayrı olan tarafların ve bu görüşlerin dayanaklarının ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu konunun bilimsel metotlarla tespit edilmesinin, günümüzdeki ve gelecekteki çalışmalar için önem taşıdığını düşünüyoruz. Araştırmaya başlamadan önceki ön çalışmamızda ve araştırma sürecinde laiklik ile ilgili birçok çalışmaların yapıldığını gördük. Toplumun değişik kesimlerinin görüşleri alındığı ama yasa koyucularımız olan milletvekillerimizin bu konudaki görüşlerini baz alan bir çalışmaya rastlamamış olmamız bizde bu alanda bir boşluk olduğu kanaatini uyandırdı. Biz de bu nedenle böyle bir çalışma yapma ihtiyacı hissettik.

Araştırmamız uygulamaya dayalı olması nedeniyle, verilerin elde edilmesi ve değerlendirilmesinde anket ve mülakat yapılırken milletvekillerinden olumlu/olumsuz değişik tepkiler alındı. Çalışma ile ilgili “ güzel bir çalışma ama daha da detaylandırılması gerektiği, çalışmayı, amaca hizmet etme derecesinde olumlu görüp, bu gibi çalışmalar gerçek laikliğe ulaşılmasında çok faydalar sağlayacağına, çalışma çok güzel ama sorunun kavramda değil, kafalarda olduğu, toplumun geneline yönelik hazırlanmış güzel bir çalışma olduğu, laiklik ile ilgili daha derinlemesine soruların olması gerektiği, çalışmayı ideolojik görüp, laiklik kavramının tartışılmaya açılmak istendiği, bazı soruların önyargılı ve soru mantıklarının yanlış olduğu, taraflı bir çalışma olduğu, soruların çalışmanın amacına yönelik olmadıkları, soruların eksik olduğu ve laiklik kavramının tüm yönleriyle gösterilmediği, bazı soruların birbiri ile çelişkili olduğu, sorularda ateizm ile ilgili soruların bulunmayışının yanlış olduğunu, sorular ve/veya cevapların tam karşılığın bulunmadığı ve doyurucu olmadığı, laiklikle ilgili bir sorun yokken böyle çalışmaların sorunu kaşıdığını, bu çalışmayı gereksiz ve insan haklarına hakaret olarak görüldüğünü, bazı soruların çok düşündürücü olduğu vb. gibi değişik tepkilerle karşılaşıldı. Bütün bu tepkiler konunun ne kadar hassas ve önemli olduğunun bir göstergesi olarak da görülebilir.

B. Sınırlılıklar

Çalışmamız, 23.dönem milletvekillerin laiklik algısını tespit etmekle sınırlıdır. Bu kapsamda araştırma gerçekleştirildiği evren ve o evreni temsil ettiği varsayılan örneklemle sınırlıdır.

Ulaşılan sonuçlar örneklemin temsil ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli 23. dönem milletvekilleri ile sınırlıdır.

(21)

4

Araştırmada elde edilen veriler, deneklerin vermiş oldukları cevapların samimi ve doğru olduğu varsayılmıştır.

Araştırma, planlanan belli bir zaman diliminde yapıldığından, deneklerin zamanla tutum ve davranışlarının değişebileceği düşünülebilir. Dolayısıyla araştırma yapıldığı zaman dilimi ile sınırlıdır.

C.Varsayımlar

Araştırma ile ilgili olarak öncelikle şu genel varsayımı ileri sürmek mümkündür.

Laikliğin başlangıçtaki manasıyla sonraki manası arasında farklılaşma vardır. Bunda ilk dönemlerde diğer laiklik anlayışlarına nazaran daha sert bir nitelikte olan Fransız laiklik anlayışından etkilenilmesi; ancak daha sonra bu anlayışın, nispeten daha yumuşak olan diğer ülkelerin anlayışlarının da etkisiyle tedricî olarak terk edilerek daha ılımlı bir anlayışa yönelinmesi etkilidir. Ayrıca bir ülkenin tarihi, coğrafi, siyasi ve sosyal şartları ile ülkedeki yaygın ve müesses dinin özellikleri, o ülkeye özgü laiklik anlayışının oluşumunu, gelişimini ve uygulamalarını ciddi bir biçimde etkilemektedir.

Bu genel varsayım çerçevesinde araştırmanın alt varsayımları da şöyle sıralanabilir:

1) Dindarlık, laik olmaya engel değildir.

2) Laiklik, kadın hakları açısından bir güvencedir. 3) Türkiye’nin laiklik anlayışı Batı’dan farklıdır.

4) Türkiye’de din ve devlet işleri tam olarak ayrı tutulamamaktadır. 5) Din, laik çağdaş Türkiye’nin önünde bir engel değildir.

6) Türkiye’de politikacılar seçim zamanlarında kısmen laiklikten ödün vermektedirler.

D.Yöntem

Araştırmada yöntem, araştırmanın konusunu tespitten sonuçlarının sunulmasına kadar gerçekleştirilen faaliyetler bütünüdür.(Arslantürk,1999,s.39) Diğer bir ifadeyle araştırmada yöntem, araştırma amacına uygun ve ekonomik olarak, verilerin toplanması ve çözümlenebilmesi için gerekli şartların düzenlenmesidir. Bu şartların düzenlenmesinde iki

(22)

5

temel yaklaşım vardır. Bunlar “tarama” ve “deneme”dir. Araştırıcı, amacına ve içinde bulunduğu duruma göre, bu temel yaklaşımlardan faydalanmak zorundadır.(Karasar,1994:76)

Çalışma, teori ve uygulama olmak üzere iki boyuta sahiptir. Öncelikle konuyla ilgili olabildiğince geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünü oluşturan teorik boyutun araştırılmasında öncelikle alanla ilgili kitap ve makaleler incelenmiştir. Ayrıca literatür tespiti esnasında alanında uzman olan bazı akademisyenlerle fikir alışverişinde de bulunularak onlardan yararlanılmıştır.

Çalışmanın asıl konusunu oluşturan ikinci bölümün uygulama kısmında ise, milletvekillerin laikliğe bakış açıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli milletvekillerin laikliğe bakış açılarını tespit etmek amacıyla yapılan bu araştırmada, ilgili literatür taraması yapılarak 2 faktörlü ölçek ve bu ölçeğe dayalı ölçme aracı geliştirilmiştir. Yapılan çalışmayla ilgili olarak TBMM Genel sekreterliğine anketi uygulamak için yasal izin için başvurulmuştur. Gerekli izin alındıktan sonra TBMM’de görevli mevcut 540 milletvekillerimizden bakanlarımız ve grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanlarını çıkarttıktan sonra mecliste grubu bulunan siyasi partilerin en az %30 olacak şekilde tesadüfü olarak yüz yüze veya anket kendilerine bırakılıp daha sonra alınarak bir anket uygulaması yapılmıştır.

Bu araştırma ile, 23.dönem milletvekillerin laikliğe bakış açılarının belirlenen bağımsız değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmaktadır. Bu nedenle araştırmanın esas kısmını oluşturan uygulamalı bölümde,”karşılaştırmalı türden ilişkisel tarama modeli” kullanılmıştır. Bu tür modellerde, ihtiyaç duyulan veriler, araştırmanın hedef kitlesi olarak belirlenen çalışma evreni içindeki kişilerden çeşitli araçlar kullanılarak toplanır. Soruna ilişkin mevcut durum, var olduğu şekliyle, herhangi bir müdahale olmaksızın betimlenmeye çalışılır. Diğer bir ifadeyle, araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne, kendi şartları içinde ve olduğu gibi tanımlanır.(Karasar,1994:77)

Araştırmanın bağımlı değişkeni,” 23.dönem milletvekillerin laiklik algısına ilişkin belirlenen tutumlar”,bağımsız değişkenler ya da faktörler ise,”cinsiyet, yaş, yaşadığı çevre, eğitim durumu, meslek, gelir durumu, kaç dönemdir milletvekili olduğu, dini eğitim durumu, konu ile ilgili bilgi kaynakları”dır.

Çalışma, iki ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde laiklik kavramın etimolojisi, tarihi gelişimi ve laikliğin Türkiye’deki serüveni ele alınmıştır. İkinci bölümde ise

(23)

6

Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapısını, tarihçesini ve 23.dönem milletvekillerinin laikliğe bakış açılarını, laiklik konusunda ne düşünüldüğünü, beklentilerin neler olduğunu, tenkitlerin hangi noktalarda toplandığını sosyolojik esaslara uygun olarak uygulamalı bir çalışma sonucu ortaya koymaya çalışıldı.

1.Evren ve Örneklemi

Araştırmanın evreni Türkiye Büyük Millet Meclisinde mevcut 23.dönem milletvekilleridir.

Bu araştırmada,”incelenecek olan büyük grubun bütün vasıflarını temsil eden bir parçasının belirli kurallara uyulmak suretiyle seçilmesi işleminden ibaret olan (Bilgiseven, 1982:203) örnekleme tekniği kullanılmış ve evreni temsil gücüne sahip bir örneklemin seçilmesi yoluna gidilmiştir. Çünkü evrendeki kişilerin tümüne ulaşılması çok zor olduğundan, bütünü temsil eden bir örnek üzerinde çalışmak zorunlu olmaktadır.

Araştırmada evrene giren milletvekillerin isim listeleri TBMM Genel Sekreterlikten temin edilmiştir. Resmi listeye göre araştırmanın yapıldığı tarihte evrene dâhil toplam 540 milletvekili bulunmaktadır. İki milletvekilimizin istifa etmeleri, altı milletvekilimizin vefat etmiş olmaları ve iki milletvekilinin vekillerinin mahkemece düşürülmek suretiyle toplam on milletvekili örneklemde değerlendirilmemiştir. Ayrıca bu 540 milletvekilleri içinde yoğun programları vb. sebeplerden kendilerine ulaşılmaları zor olan TBMM Başkanı, Başbakan, 25 devlet bakanı ve mecliste grubu bulunan 3 parti genel başkan olmak üzere toplam 30 milletvekili örneklem dışında bırakılarak evrene dâhil toplam 510 milletvekiline uygulanmıştır. Mecliste grubu bulunan 4 siyasi partiye ve her partinin en az %30’na tesadüfü örneklemle tekniğine göre anket uygulaması yapılmıştır. Örneklememize katılan 32 katılımcı çeşitli sebeplerden dolayı bu çalışmaya cevap vermek istemediklerini dile getirmişlerdir.

2.Verilerin Analizi

Anket tekniği ile toplanan verilerin çözümlenmesinde, bilgisayar ortamında SSPS istatistiksel paket programı kullanılmıştır.

Bu araştırmada “Ki-kare" analiz yöntemi açısından bir anlamlılık tespit edilemediğinden dolayı kullanılamamıştır. Verilerin analizinde; yüzde ve frekans dağılımı

(24)

7

kullanılmıştır. 23.dönem milletvekillerinin laiklik algısı uygulama bölümünü şu başlık ve sorulardan istifade edilerek hazırlanılmıştır.

1.Laiklik algısı: Bu bölüm için uygulama çalışmamızın 11 ,12 ,13 ,14 ,16. sorulara katılımcıların vermiş oldukları cevaplardan yararlanılmıştır.

2.Kurumlararası ilişkiler açısından laiklik:

2.1.Laiklik-hukuk ilişkileri: Burada 24 ve 27. sorulara katılımcıların vermiş oldukları cevaplardan istifade edilmiştir.

2.2.Laiklik-insan hakları ilişkileri: 32.sorudan istifade edilmiştir.

2.3.Laiklik-devlet ilişkiler: 15,17,21,23 ve 33. sorulardan istifade edilmiştir.

2.4.Laiklik-eğitim ilişkileri: 18,25 ve 26. sorulardan yararlanılmıştır.

3.Türkiye’de Laiklik Uygulamaları:

3.1.Batı ve Türkiye tecrübeleri: 28, 29, 30, 34. sorulardan istifade edilmiştir.

3.2.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Laiklik: 19 ve 20 sorulardan istifade edilmiştir.

3.3.Laiklikle İlgili bazı güncel tartışmalar: 31,34,35 ve 36. sorulara katılımcıların vermiş oldukları cevaplardan yararlanılmıştır

Ayrıca anket formunda bazı sorularda “Diğer” şeklinde açık uçlu sorulara yazılan cevaplar, anketlere sıra numarası verilerek araştırmanın ilgili konularında istifade edilmek üzere kaydedilmiştir. Yeri geldikçe de bu bilgiler kullanılmıştır.

(25)

8

BİRİNCİ BÖLÜM

KAVRAMSAL AÇIDAN LAİKLİK VE TÜRKİYE’DE LAİKLİK SERÜVENİ A. LAİKLİK VE TARİHİ GELİŞİM

1.Kavramın Kökeni ve Tanımı

Laiklik kavramı, günümüze kadar birçok toplumun gündemini meşgul eden kavramlardan biridir. Bu tartışmalar esnasında sayısız tanımlar getirilmeye çalışılmışsa da laikliğin herkes tarafından kabul edilen bir tanımına henüz ulaşılamamıştır. Bu tanımlama zorlukları genel olarak; kişilerin objektif ölçüler içerisinde olamaması, herkesin ortak olarak kabul ettiği objektif ölçütlerin belirlenmesinde karşılaşılan güçlükler, kavramın oldukça girift olması, her toplumun sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerin farklı olması gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca kavramın tanımlanma zorluklarından birisi de laiklik kavramının kendi içerisinde birçok değişik yönü barındırmasıdır. Laikliğin birçok farklı yöne sahip olması ve bu yönlerinin de sübjektif yorumlara açık olması, bireylerin laikliği kendi hislerine, anlayışlarına ve ideolojilerine göre tanımlamalarına sebep olmuştur. Laikliği tanımlamaya çalışanlar, bu yönlerden birini veya birkaçını kapsayan şekilde tanımlar yapmakta, dolayısıyla da tüm yönleri barındıran bütünleyici bir tanıma ulaşamamaktadırlar1(Koştaş, 1998,s.I; Baubérot, 2003:12)

Özellikle Fransa’da bu farklı yaklaşımlara temel olarak, laikliğin iki doktrin tarafından değişik şekillerde tartışılması, uygulanması ve yorumlanması neticesinde belirsiz amaçlı büyük mücadelelere konu olması gösterilmiştir. Bunun sonucunda da ilki laik ahlakı doktrininin merkezine alan “Cumhuriyetçi Doktrin”, diğeri de plüralizm ve özgürlüklere değer veren ve laik devletin tarafsız olması gerektiğini savunan “Liberal Demokratik Doktrin” olarak tanımlanabilecek ilki katı, ikincisi ise ona nispeten daha hoşgörülü olan iki anlayış ve uygulama biçimi ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetçi Doktrinin kaynağı, XIX. yüzyıl pozitivistlerinin katkısıyla fikri zenginliğe ulaşan aydınlanma felsefesidir. Bu doktrinin eğitim görüşünün temelinde ise laik, kamusal, parasız ve zorunlu okul meydana getirme projesi vardır. Tanımlanan okul tipi sayesinde çocuğun vatandaşlık ve ulus bilincini kazanmasını daha da kolaylaştırmak amaçlanmıştır. Bu doktrin jakoben geleneklere başvurarak fikirlerine

(26)

9

uygulama zemini bulmayı kolaylaştırmıştır. Jakoben geleneklerin en önemli özelliği otoriter, merkeziyetçi ve güçlü bir devlet isteğidir. Bu bağlamda Fransız Cumhuriyetçileri, Türk

Cumhuriyetçilerini önemli bir şekilde etkilemişlerdir.

Tanımlama zorluklarının sebeplerinden bir diğeri de laikliği uygulayan ülkelerin bu kavramı karşılaştıkları ilk anlamıyla uygulamayıp ülkelerindeki mevcut tarihi, sosyal ve siyasi şartların çerçevesinde kendilerine has bir yorumla farklı şekillerde tatbik etmeleridir. Bu da kavramın sabit olmamasına, zamana ve zemine göre değişmesine neden olmuştur. Mesela Fransız laiklik sistemi daha çok hukuksal ve siyasal alana önem vermesine rağmen İngiltere’de daha farklı özelliktedir. İngiltere’de devlet laik olmasına rağmen Anglikan Kilisesi devletin resmi kilisesidir. Benzer şekilde İsveç, Danimarka, Norveç, Portekiz ve İtalya gibi ülkelerdeki laik sistemler Fransa’dakinden farklı özellikler göstermektedir. Genel olarak bu ülkelerde laiklik daha çok entelektüel ve toplumsal düzeyde kendini göstermektedir. Ülkelerin kendi yorumları ile farklı uygulamalarda bulunmalarının en önemli nedeni de laikliğin ulaşılması gereken bir amaç değil de toplumun refahını sağlayan bir araç olarak düşünülmesidir. Durum böyle olunca tarih boyunca tanımlarda farklılıkların olması doğal bir hale gelmekte ve daha çok entelektüel ve toplumsal düzeyde kendini gösteren bir yapı şeklinde belirmektedir(Arabacı, 2003: 12; Dursun,1995: 33–34)

Türkiye’de de durum bundan farklı değildir. Tanımlamalardaki farklılıkların nedenleri aynen Türkiye için de geçerli olan bir durumdur. Türkiye’nin uyguladığı laiklik, mevcut şartlar da dikkate alınarak Fransa’dan örnek alınmıştır. Laikliğin gelişmesinde önemli payı olan Fransa’nın ve kavramı oradan alan Türkiye’nin anayasalarında laikliğin çok açık bir tanımının olmaması, kavramın daha kapalı bir hale gelmesine ve sübjektif yorumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır(İnalcık,1998: 164.)

Laikliğin, içerisinde birçok unsuru bulunduran kompleks bir kavram olması da tanımlanmasında çekilen sıkıntıların sebeplerinden birisi olarak gösterilebilir. Onun bu yapısından dolayı laikliği tanımlamak isteyenler bütünleyici bir tanım yapmakta zorlanmışlar, hep bir veya birkaç yönünden tanımlamışlardır. Bu yaklaşımlar ve tanımlamaların bazıları şunlardır:

Laikliği felsefe açısından tanımlamaya çalışanlar, dinî düşünce ile aklî düşüncenin, fizik ile metafiziğin diğer bir deyimle akıl ile imanın yetki alanlarının birbirinden ayrılması, iman ve inanç yerine aklın egemenliğinin, sorgulayan ve araştıran bir anlayışın kabul edilmesi olarak tanımlamışlardır(Taşdemirci,1981:8; Aliefendioğlu,2001: 74)

(27)

10

Siyaset ilmi bakımından konuya yaklaşanlar ise laikliğin siyasî iktidar ile dînî iktidarın ayrılması ve siyasi iktidarın meşruluğunun tanrısal değil, dünyevi kaynağa, daha somut olarak halka, yönetilenlere dayandırılması (Sezen,1993: 28; Ateş, 2000: 142)manasına geldiğini söylemektedirler.

Laikliği hukuki yönünden tanımlamak isteyenler ise, kanunların dinden bağımsız yapılması, devlet ile dinin birbirine karışmaması ve aynı zamanda fertlerin her türlü din, vicdan, inanma ve inanmama hürriyetlerinin kanunla korunması, devletin pozitif hukukunun, dinî kurallar yerine, aklî esaslara dayanması şeklinde tanımlamışlardır.

“Batı’daki İngiltere, Danimarka, İrlanda, İspanya gibi bazı devletler resmi devlet dinine sahip olmalarına rağmen laik olmayan ülkeler olarak kabul edilemez. Bu ülkelerin laik olarak nitelenmesini sağlayan laiklik tanımı “hukuki laikliktir”. Bu ülkelerdeki tanıma göre hukuki laiklik, kanun önünde, farklı dinlere inananların eşit muameleye tabi tutulması ve din ve vicdan hürriyetlerinin hiçbir kısıtlama getirilmeden tanınmasıdır.

Kısaca hukuki laiklik, eşitlik prensibi demektir(Sezen, 1993: 28; Koştaş, 1998: 187; Türköne,1993: 4) Birleşik Devletlerde bir Yüksek Mahkeme Yargıcının söylediği gibi, “Hiçbir makamın, politikada, milliyetçilikte, dinde ya da düşünce ile ilgili herhangi bir alanda, tek doğrunun ne olduğunu buyurma yetkisine sahip olmamasıdır”(Çağlar, 1994: 117) Bu anlamıyla laiklik, en azından 1646-1648 (Westfalia Anlaşması) yıllarına kadar geriye götürülebilir.(İnalcık,1994: 51-52)

Sosyolojik açıdan laiklik denilince, sadece devlet içinde din işleriyle dünya işlerine ait otoritelerin birbirinden ayrılması değil, sosyal hayatın birçok şubeleriyle din arasındaki münasebetlerin çözülmesi anlaşılır. Nitekim bizde laiklik dendiği zaman yalnız siyasî ve dinî otoritelerin ayrılması değil, eğitimin, ailenin, ekonomik hayatın, hukukun, hatta muaşeret, kıyafet vesairenin değişmez din ölçülerinden ve akidelerinden ayrılarak, zamanın ve hayatın şartlarına ve zaruretlerine göre düzenlenmesi anlaşılır. Esasen devletin kiliseden ayrılması, batı toplumlarında laikleşme oluşumunun yalnız bir yanıdır. O ölçüde önemli olan ekonomik, toplumsal ve kültürel örgütlerin de din ölçülerinden ayrılması ve bunlarla birlikte diğer (örneğin, bilim ve felsefe, sanat ve edebiyat, halkın alışılmış davranışları gibi) alanlardaki dinden ayrılışlar da aynı derecede önemlidir(Berkes, 1984: 25) Laikliğin sosyolojik tanımı,

(28)

11

kilisenin -dinin- etkisini azaltarak, yerine beşeri unsurların yerleşme imkânını sağlaması açısından önem arz etmektedir.

Eğitsel anlamda laiklik kavramı, bireylere başkalarının inancına veya inançsızlığına hoşgörü gösterme davranışı kazandırarak toplumsal uzlaşmayı, toplumsal barışı sağlayan bir süreç olarak tanımlanabilir. Bu şekilde bireyler laiklik yoluyla eğitim açısından akılcılaşma ve kültürel çoğulculaşma kabiliyetlerini kazanmaktadır.(Özgen, 1995: 49)

Laikliğin çeşitli yönlerden yapılan bu tanımlarında ortak noktanın, laikliğin dînî olan ile dünyevî olanın birbirlerinin sahasına müdahalede bulunmaması ve toplumsal kurumların kaynağını dinden almaması olduğu söylenebilir. Toplumlar dinden faydalanabilir; ancak bu faydalanma aklın izin verdiği ölçüdedir. Aklın sınırlarını aşan durumlarda din kaynak olmaktan çıkar, vicdani bir mesele olarak kalır.

Tanımında bu kadar zorluklar bulunan laik kelimesi Grekçe “halk, kalabalık, kitle” anlamına gelen “laos” kelimesinden türemiştir. Aynı kökten türeyen “laikos kelimesi ise “halka, kalabalığa, kitleye ait” manasında bir sıfattır. Bu manalara gelen Grekçe köken, Katolik halkların dilinde özellikle de Fransızca’da kullanılır. Görüldüğü gibi kelimenin kökenine bakıldığında dînî hiçbir ima yoktur. Ancak Hristiyanlık ile birlikte, “clericos (din adamı)” dışında Tanrı ile hiçbir bağı olmayanları niteleyen özel bir terim haline dönüşmüştür. Böylece laostan dînî nitelik taşımayan manasında laikos,clerostan da din ile bağlantısı olan manasında clericos kelimeleri sıfat olarak türemiştir (Hocaoğlu, 1995: 88; Fığlalı, 2001:99; Özgen,1991:112; Bursalıoğlu,1986:379)

Laik kelimesinin bu şekilde din adamı dışındakiler manasında kullanılması miladın ilk asırlarına kadar geriye götürülebilir. Bu asrın sonlarından itibaren din adamlarına Yunanca klerikoi, Latince clerici, din adamı sınıfının dışındakilere de Yunanca laikoi, Latince laici denmiştir. Bununla birlikte laiklik, bunlardan farklı anlamlarda da kullanılmıştır. Homeros’un destanlarında seçkin komutanların karşısındaki mütevazi askerler topluluğunu, Yetmişlr’in Tevrat tercümesinde ise laos ile rahiplerin ve kendini Tanrı’ya adayan kleros denilen Levi kabilesinin dışındaki kitleyi ifade etmek için kullanılmıştır(Sinanoğlu,1954:1, 2.)

Laikliğin köken olarak anlamında ve diğer anlamlarında dikkat edilmesi gereken nokta, laik olmanın yani ruhban sınıfı dışında olmanın hiçbir zaman Hristiyan olmamak manasında kullanılmamasıdır. Burada kasıt, meslek olarak klerikal yani din adamı olmamak,

(29)

12

klerikalizm-dışı olmaktır. Dolayısıyla laik bir sıfat olarak ruhban olmayan ama Hristiyan olan kişiyi nitelemek için kullanılmaktadır(Hocaoğlu,1995: 89; Sezen,1993: 17;Fığlalı, 2001: 177)1

Bu kelime Latince’ye de Yunanca’dan laicus şeklinde geçmiştir. Katoliklik dışındaki Hristiyanlık’ın yayıldığı yerlerde Latince köken (laicus) kullanılmış, Protestanlığın etkisi altında olan yerlerde ise kökü Latince olan İngilizce ve Almanca terim secularisme yayılmıştır. Bu kelime, Geç Latince’de “laicus”, Eski Fransızca’da “lai” ve İngilizce’de “lay” şeklini almıştır(Berkes,1984: 91;Yazıcıoğlu, 1993: 23) “Lay” ve “laity” İngilizce’nin en karışık kavramları arasındadır. Tam çevirileriyle, meslek sahibi olmayan, okuma yazma bilmeyen, dinsel öğrenimi ve pozisyonu olmayan (cahil) kişi ve kişiler anlamına gelir.(Altındal, 1994:33)

Laicus kelimesinin zıddı ise Latince’de ruhban sınıfına mensup olan manasında clericustur. Ruhban sınıfı da kendi içinde “regulier” ve “seculier” diye iki zümreye ayrılır. Regulier denilen gruba mensup olanlar, hayattan uzak yaşayan ve manastırlara kapanıp ömürlerini ibadetle geçiren zahitlerdir. Seculier grubundakiler ise, papaz ve psikopos gibi, toplum içinde herkesle birlikte yaşayan kilise hizmetçileri ve dinî ayin rahipleridir. Laik de ruhaniler sınıfının bu iki grubunun dışında olan hristiyanlara denir. Laik kelimesi, daha sonraları bu mananın dışında, şahıslardan başka, dinî olmayan şeyler, fikir, prensip ve müesseseler için de kullanılarak içerik olarak daha da genişletilmiştir(Koştaş,1998:185-186;Özgen,1991: 47) Mesela modern Fransızca’da laicisme, din adamlarından, rahiplerden başka kişilere, kurallara, yetkililere dünya işlerinde hatta din işlerinde üstün bir yer verme, laic ise din kurumlarından ve din adamlarından (clergé) emir almayan insan anlamında kullanılmaktadır. Bunun yanında “école laique” din kurumlarından bağımsız olarak eğitim yapan okul, “habit laique” ise, ruhban sınıfından olmayan giyiniş olarak tanımlanır (Yazıcıoğlu,1993: 23)

“Laik” kavramı ilkin 1790’lardan sonraki Fransa’da kullanılmaya başlamış ve özellikle Katolik ve Fransızca konuşulan ülkelerde ve topluluklarda etkili olmuştur. “Laik” kavramı müslüman Araplar arasında da “sekülerizm” kavramından daha çok kullanılmıştır.

1

Almanca Creifelds Hukuk Sözlüğü’nde de laik kelimesi, Katolik kilisesinin mecellesi olan Codex İuris Canonici’nin 87. vd. kanonlarına göre, “Geçerli bir vaftizle vaftiz edilerek bütün hak ve yükümlülükleriyle Hristiyan olan kişi” diye tanımlanmaktadır. Buna göre laik kişi, Hristiyanlıkta dinsiz ya da dinle ilgisiz değil, sadece kilise görevlisi olmayan ve fakat tam anlamıyla Hristiyan olan bir mümin kişidir. Bkz. Fığlalı, Ethem Ruhi, Din ve Laiklik Üstüne Düşünceler, s. 177

(30)

13

Örneğin, Libya, Cezayir, Tunus, Lübnan, Ürdün ve Filistin’de bu kavram daha yaygın olarak tanınmakta ve kullanılmaktadır(Altındal, 1994: 33) Bu ülkelerde laik kelimesinin sekülerizm kelimesinden daha fazla kullanılmasının nedenlerinden biri olarak bu ülkelerin yakın ilişki içerisinde oldukları Batı ülkelerinde bu kullanımın daha yaygın olması gösterilebilir.

Genel olarak laikliğin başlangıçtaki anlamının sonraki dönemlerde değiştiği söylenebilir. Laiklik başlangıçta kişinin din adamı sınıfının dışında olmasını ifade ediyor iken ilerleyen dönemlerde şahısların dışında başka şeyler için de kullanılan bir kavram haline gelmiştir.

2.Tarihi Gelişimi

Laikliğin kökenini ve bu kökene bağlı olarak gelişimini inceledikten sonra siyasi tarih açısından geçirdiği sürece değinecek olursak laikliğin başlangıcı ile ilgili çeşitli iddiaların bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlar arasında laikliğin Turanlı bir kurum olduğu ve laik sistemin Türklerden Hristiyanlar’a geçtiği iddiası da bulunmaktadır(Ünsal, 1981: 97; Sarıkoyuncu, 2002: 61)Ancak bu iddia çok fazla taraftar bulan bir iddia değildir. Genel olarak laikliğin Batı’nın tarihsel şartları çerçevesinde oldukça erken dönemden itibaren kendini göstermeye başladığı, modern anlamda her şeyden önce Batılı bir fenomen olarak geliştiği ve daha sonra da tüm dünyaya yayıldığı söylenebilir(Hocaoğlu,1995:48)

Laikliğin ilk öncüsünün 1324 yılında Le défenseur de la paix (Barışın Savunucusu) adlı eserde modern laik devletin temellerini atmış olan Marsile de Padoue (1280-1343) olduğu da iddia edilmektedir. İtalyan teologu olan Marsile, siyasi iktidarın Tanrı’dan neşet eden bir kuvvetle donatılmadığı ve donatılmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Onun dışında Akinolu Thomas ve Bodin, iktidarın ve devletin laik teorisinin temellerini atmıştır(Vergin, 2003:72; Oğuz, 1996: 34) Laiklik, ilk olarak Hristiyanlık’a karşı, yani dine karşı bir hareket, dini bir “itizal” hareketi olarak başlamış, daha sonra Hristiyanlık öncesi pagan kültüre yönelmiş ve bütün gelişim süresince hep dine karşı soğuk ve agresif davranmıştır. Laiklik bu şekilde bir gelişim sergilerken Hristiyanlık’ın bazı ilkelerinden de yararlanmıştır. Özellikle “Kayserin hakkını kaysere, Allah’ın hakkını Allah’a verin” ilkesi, laiklerin –ruhban olmayan- siyasi otoritesi meşrulaştırılırken kullanılan önemli bir ilkedir (Hocaoğlu, 1995: 393; Selami, 1976: 54)

(31)

14

Hristiyan dünyasında baştan beri din ve siyasal otorite arasında bir çatışma ve mücadele kendini göstermiş; laikliğin toplumsallaşması bu mücadelenin sonunda ortaya çıkmıştır. Batı Roma çöktüğü zaman imparator tahtına papa geçmiştir. Bunun sonucunda da ruhban sınıfı gittikçe güçlenerek imtiyazları genişlemiş, laikler üzerinde her türlü yetkiye sahip olmuştur. Ancak onların bunaltıcı baskısı aydınların zihninde bu dinin bu dünyaya müdahale etmeyen, sadece kişilerin vicdanlarında yer bulan bir şekle dönüştürülmesi düşüncesinin belirmesine yol açmıştır. Bu dünyanın meşrulaştırılabilmesinin kilise ile birlikte olmasının mümkün olmadığı ancak kiliseye rağmen gerçekleştirilebileceği kanaati iyice belirginleşmiştir. Ruhban sınıfının otoritesine karşı çıkan burjuva sınıfının toplumsal alanlara giderek egemen olmasıyla birlikte de bu düşünce pratiğe dönüşmüş ve Batıda toplumsal çerçevede laikleşmenin başlangıcını oluşturmuştur. Burjuvaların yönetimindeki kentlerle (les communes) kilise adamları arasında, feodal çağın sonlarından itibaren başlayan bu mücadele, bir bakıma laiklerle laik olmayanlar (clerge) arasında ortaya çıkan bir iktidar savaşına dönüşmüştür. İşte bu şekilde laiklerin ruhbanların elinden otoritesini alıp onları pasif bir hale getirmeleri sürecine laiklik denilmektedir (Sezen, 1993: 17; Berkes,1984: 99; Hocaoğlu,1995: 144-145)

Bunların yanı sıra laikliği besleyen diğer bazı kaynaklar da şunlar olmuştur: Avrupa’da kilisenin ve ruhban sınıfının durumu, taassup, din ve mezhep kavgaları, dinin çağın getirdiği problemlere cevap verememesi, maddeci, pozitivist, pragmatist felsefelerin gelişmesi, doğrunun yerine faydalıyı koyma fikrinin artması, cemaat tipi topluluktan cemiyete geçişin hızlanması, şehirleşmenin artışı, yeni sosyal sınıfların doğması, bir cemiyette birden fazla din ve mezhep bulunmasının yeni anlayışları zorlaması, vatandaşlık hukukunun örfi hukukun yerine geçmesi, ferdileşme zihniyetinin süratle artması (Sezen, 1993: 30-31; İnalcık, 1998: 51) Bunun sonucunda merkezi konumda olan din olgusu fonksiyonunu giderek kaybetmiş ve kişisel bir tercih meselesi haline gelmiştir.

Bu gelişmeler neticesinde keşifler, reform hareketi, akılcı akımlar, ulusal akımlar, 1766’da Amerika İnsan Hakları Bildirgesi, 1791’de Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi evre evre ortaya çıkarak Avrupa uygarlığının oluşmasına ve laikliğin doğmasına neden olmuştur. Ayrıca XIX. yy’da ortaya çıkan pozitivizm akımı da laik düşüncenin pekişmesini ve devletlerin hukuksal yapılarına girmesini sağlamıştır(Oğuz,1996: 58;Ünsal, 1981: 97)

Avrupa’da laiklik kavramının bu şekilde yerleşmesinde ve gelişmesinde aydınlanma ile birlikte gelişme imkânı bulan bireyi ve aklı öne çıkaran felsefi ekollerin de etkisi büyüktür.

(32)

15

Ancak asıl olarak laik düşüncenin temelini, tüm bunların ardından gelen Rönesans ve Reform hareketleri oluşturmaktadır. Bu düşünce akımlarının toplumlarda laik düşünceyi yavaş yavaş yerleştirmelerine rağmen devletin dinsel olma özelliği az veya çok XVIII. yüzyıla kadar devam etmiştir denilebilir(Ateş, 2000: 1 6; Turan,1996: 42; Sena,t.y.: 219)

Avrupa’da laikliğin ana vatanı, Rönesans’ın ortaya çıktığı toprak olan İtalya’dır. Ancak laikliği uygulamada ve daha da ileri götürmede Fransa İtalya’yı geçmiştir. Fransa’da laiklik ilkesine yöneliş 1789’da başlamış, İspanya (1868-1876), Portekiz (1908-1917), Fransa etkisindeki Meksika (19. yy) ile Türkiye (1920 sonrası) gibi ülkelerde mevcut yapıdaki köklü değişimlerle uygulamaya konulmuştur(Hocaoğlu,1995: 145;Karakütük, 2001: 39)

Rönesans’ın başlangıcında net olarak belirmeyen dünyevileşme düşüncesi, Rönesans’ın bitiminde netleşmeye başlamış ve düşüncenin objesi metafiziksel olmaktan uzaklaşarak fizikselleşmiştir. Bu gelişmeyi Fideizm’den Natüralizm’e, Teo- Santrizm’den Homo-Santrizm’e, Skolastisizm’den Rasyonalizm ve Empirizm’e, Siyasi Otoriteryanizm’den Demokrasi’ye ve Klerikalizm’den Laisizm’e doğru bir yönelme olarak görmek de mümkündür. (Hocaoğlu,1995: 106; Başgil, 2003: 91)

Rönesans’ı takip eden ve laikliğin gelişmesinde önemli yeri olan diğer bir hareket de Reformasyon’dur. Bu hareketin laiklik yolunda en önemli fonksiyonu, din ile dünyanın barıştırılması düşüncesine karşı olan kilisenin katılığını yumuşatması olarak gösterilebilir. Kilisenin bu dünyanın meşrulaştırılması fikrini kendi otoritesini sarsacağı için kabul etmesi mümkün olmadığından dini reddetmek, dinde ıslahat yapmak ya da dini pasifize etmek şeklinde davranma zorunluluğu vardı. Bunlardan birincisi ateizmdi. İkincisi reformasyon, üçüncüsü ise laisizm oldu(Hocaoğlu,1995: 95-96-115)

Böylece Reform hareketiyle birlikte Hıristiyan dünyası hızla laikleşmiş, özgür ve akılcı düşünce gelişerek hızlı bir yükselme sürecine girilmiştir. Ancak Reformcular insanları kilisenin hâkimiyetinden kurtarıp özgürleştirmeyi amaçlarken bu amacın dışına çıkarak insanları bu sefer de devletlerin otoritesine boyun eğmek zorunda bırakmışlardır(Küçükağa, 1996: 24)

Laikliğin bugünkü manada kullanılmasına etki eden önemli bir diğer etken de Fransız İhtilalı’dır. İhtilalın ilk başlarında laik terimi sözlük manasında, yani kilise mensubu olmayan halktan kişi manasında kullanılmaktaydı. Fransa’da üçüncü Cumhuriyet’in kurulmasıyla (1875) birlikte laiklik kavramı ortaya atılmış, bugünkü kullanılan manasına benzer bir anlam ve içeriğe kavuşması ise 1882 ile 1946 yılları arasında çıkan eğitim özgürlüğü hakkındaki 1850 tarihli Falloux kanunu gibi kanunların çıkmasıyla olmuştur. Devletin niteliğini belirten

(33)

16

laik ibaresi de Fransız anayasasına ancak 1946’da girebilmiştir. Bu kanunların hazırlanmasında siyasi kinlerin ve Katoliklere düşmanlığın rol oynamadığı belirtilse de uygulamalara bakıldığında dine karşı katı bir tutumun olduğu görülebilir. Bu tutumun yerleştiği yer ise okuldur. Okullarda bir yandan tüm inançlara karşı saygılı olma ilkesi yer alırken diğer taraftan da bireyler belirli ideoloji doğrultusunda yönlendirilmektedir. Böylece birleştiriciliği hedefleyen laiklik laisizme dönüşerek bölünmelere yol açabilmektedir. Günümüzde de Fransa’da yaşanan bazı tartışmalar hala laiklik ile laisizm arasında mücadelenin devam ettiğini göstermektedir. Ancak Fransa, tüm bunlara rağmen içeride kiliselerle olan ilişkilerini devam ettirdiği gibi dışarıda da Vatikan ile olan ilişkilerini devam ettirmektedir(Yazıcıoğlu,1993 132; Belorgey, 2002: 37; Arabacı,2003: 15)

Siyasi tarih açısından laikliğin bu gelişimi; iktidarın kiliseden devlet otoritesine aktarılmasını (1567-1648), laiklerin devlet kudreti çerçevesinde otoriteyi ele geçirmelerini (1780) veya felsefi bir politik ahlak kavramını (1832) ifade eder. Değişen bu süreçte görüldüğü gibi laiklik, Tanrı iktidarını elinde tuttuğunu ve onu birilerine verebilme gücünde olduğunu iddia eden imtiyazlı bir sınıfa karşı halkın tavır ve tarzını anlatan ve tedrici olarak Tanrı adına iktidarı ellerinde tuttuklarını iddia edenlerin yönetimden uzaklaştırılması şeklinde bir anlam istikametini almıştır. Günümüzde ise Batı toplumlarının ve devlet yapılarının laiklik yönündeki değişimleri, devletlerin toplum içerisindeki her inanca eşit uzaklıkta olması ve tarafsız kalması yani çoğulculuk yönünde olmuştur. Dolayısıyla Avrupa’da laiklik, din özgürlüğü biçiminde ele alınmıştır. Bu anlamda Modern Batı Dünyasının teşekkül seyri ile laikleşme sekülerleşme sürecinin paralel gittiği söylenebilir. Laikliğin doktrinel olarak gelişimi de laisizm, laiklik ve sekülerizm olarak sıralanabilir (Sezen,1993:25; Aliefendioğlu,2001: 81)

Laikliğin Avrupa’ya, dinin devlete, devletin de dine karışmadığı, devletin dini inançlar karşısında tarafsız bir konuma yükseldiği, halkın dini inanç ve uygulamalarında tam anlamıyla özgür bırakıldığı bir anlayış getirdiği, bu anlayışın da din ve mezhep kavgalarının sonra ermesinde büyük rol oynadığı ve bu yüzden de Avrupa’da laikliğin, kısa bir sürede halka mal olduğu, dini ve siyasi hayatının adeta bir parçası haline geldiği (Cevizoğlu,1999:8-9) söylense de Avrupa Topluluğu ülkelerinden hiç birinde ne buraya kadar sözünü edilen ideal laiklik anlayışı tam olarak uygulanmakta, ne de laiklik evrensel olarak her yerde aynı tür bir uygulama ile karşımıza çıkmaktadır (Arabacı, 2003: 15) Çünkü dinin toplum hayatından uzaklaştırılması tarihte çok zor görünen hadiselerden biridir. Din toplumların temel dinamiklerinde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Ancak dinin siyasi iktidarı elinde

Şekil

Tablo  7  ‘  de  katılımcıların  hayatlarının  çoğunluğu  nasıl  bir  çevrede  geçtiği  ile  ilgili  dağılımı  göstermektedir
Tablo  10,  örnekleme  katılan  katılımcıların  dini  eğitim  alıp  almadıkları  ile  ilgili  dağılımı  göstermektedir
Tablo 13: Dinden Maksat Nedir?(S.11)
Tablo 14:Dini Eğitime Göre Dinden Maksadın ne olduğu ile alakalı Dağılım (S.8x11)
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu çalışma, sıcak strese maruz bırakılan bıldırcınlarda (Coturnix coturnix Japonica); temel karma yeme ilave edilen bitkisel yağ karışımının (portakal kabuğu

若有下述症狀,請立刻通知您的醫師:嚴重腹瀉、手或 腳紅腫、麻木或疼痛、發燒、寒顫、喉嚨痛、胸痛、發

Değerlendirmede kullanılan kriterlerin göreceli önem düzeylerini belirlemek için SWARA (Step-wise Weight Assessment Ratio Analysis) yöntemi kullanılmıĢ daha

Subjects with lower education levels reported a significantly higher prevalence of self-perceived halitosis because subjects with a university education may have

Context and Methodology of the Research Our purpose is to determine whether power distance has effect on organizational silence issues at the Business Administration departments of

Çalışmada veriler, literatür taraması yapıldıktan sonra iş güvenliği uzmanları ve teknikerlerine uygulanmak üzere, sosyodemografik bilgilerin elde edilmesine

Prospektif yapılan çalışmaya, Eylül-2010 ve Ağustos-2011 tarihleri arasında hastanemiz çocuk kardiyoloji servisinde enfeksiyon dışı çeşitli nedenler (kalp

765 sayılı kanun döneminde iftira suçu incelenirken maddi- şekli iftira ayrımı yapılmaktaydı. Şekli iftirada müfteri masum kişiye bir suçu ihbar ya da şikâyet yoluyla