• Sonuç bulunamadı

M. Raşit Öğütçü öldü:Fakat Orhan Kemal yaşıyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "M. Raşit Öğütçü öldü:Fakat Orhan Kemal yaşıyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

M&WFE ALTI.

r

M. Raşit Öğütçü öldü

--- r — » r - ^ r Oıiıan Kemal «Eskici Dükkânı» isimli oyunun galasından sonra «AST» sahnesinde ve Orhan Kemal’in bir portresi.

4

Fakat

Orhan

Kemal

yaşıyor

Â

JANSLAR, gazete h ab erleri radyo yayınlarından öğren­ diniz O rhan K em al’in ölü­ m ünü. K alb d u rm ası d a olabi­ lird i, beyin kanam ası da, tü ­ berküloz da, bağırsak kanseri d e . H astalık m ı arard ın ız, hep si vardı onda, « ö lü m h ak , m i­ r a s helâb> dem iş a talar; b ir ger çek varsa b u sözde, - ölüm ünün haksız erkenliği b ir yana - b ıra k tığ ı eser m irası herkese helâl şim di. T ü rk hikâyesiyle ro m a ­ nının, hattâ yer yer tiyatrom u­ zu n güzel canlanışlarında onun o tu z yıllık em eği ne güzel şey­ le r getirdi bize, ö lü m ü n ü n acısı hepim izde sancıysa, eserinin seç k in özellikleri de hepim izin h az­

zı. Tek tesellim iz b u o lab ilir a n cak. B ir ik tid a r m evkiine u la şa ­ m am anın acısıyla şa irin dediği «M innet hüdâya devlet-i d ü n ­ ya fcnâ b u lu r - Bâkî k a lır sa- hife-i âlem de adım ız» gibi, ger­ çekten eserinin öm rüyle.

FELEĞİN SİLLESİ

â

D A N A ’n ın Ceyhan ilçesin­ de 15 Eylül 1914’te doğm uş­ tu; dem ek elli altı yaşını b i­ le dolduram adı. N ice v a rta la r­ d a n geçen siyasilerin d oksanına m erdiven d ayadıkları d önem ler­ de, edebiyatçüarım ızın u laştık ­ la r ı hem en en yüksek ö m ü r çiz gisi bu. O tuzunda, kırk ın d a, el­ lisine varm adan, a ltm ış olam a d a n ölen k im ler yok k i? Say­ m ak la bitm ez. O nurlu b ir hayat kavgasının bakım sız yoksunluk­ la rın d a n e le r h arcanm az ki? Ci ğ erler m i, k alb m i, m ide m i, si n irle r m i, beyin m i... Ne isterse niz. B ir ra s la n tı m ı, b ü tü n sı­ k ın tıla rın k en d ilerin i bağım sız­ lık kavgasında k u llan an kişile­ r e yapışm ası? O rhan K em al’in, e rk e n evliliğinin to ru n lu m ü ­ rüvvetlerine, m ühendis oğluna, o tu z şu k a d a r k itab ın ın g etir­ m e si gereken hayat kolaylıkları n a rağm en tam b ir ra h a t nefes alacağı dönem de ölm esi? Değil, b ir ra sla n tı değil, eskilerin de­ yim iyle feleğin te rs b ir sillesi değü; ta m te rsin e b ir k ad eri yaşam aya m ah k û m edilen k işi­ n in , in san yeteneğinin değilse b ile insan vücudunun b ir yerde iflâsı bu. Nice açlıklarla, ağır iş­ lerle, hapishane köşelerinde «kuşhane» tencerelerde pişirile- bilen eksik yem eklerin - ü ste­ lik b ab a harçlığıyla - besiniyle anca soluk alan, b u n u d a b aşk a larıy la paylaşm ak gereğine ina n a n özgeçilerin olağan kaderi b u . Feleğin değil to p lu m düzeni n in . B urada Nâzım H ik m et’in gözlem lerini hatırlıyorum : «Ke­

m al T ahir’e M ahpushaneden Mek tuplar». «Oda arkadaşınım adı K em al. E vet, senin adın gibi. S an a yalnız adı benzem iyor, sen in gençliğine benzeyen ta ra f l a n da var. Ş iire m eraklı, he­ yecanlı. 94, m addeden 5 yıla m ahkûm ..» (6 A ralık 1940), «O- d a arkadaşım şiire, edebiyata m erak lı, nazik b ir genç. Gayet iy i geçiniyoruz. Size çok gıyabî s e lâ m la n var...» Ve inanılm az şey, b ir tencerenin so runu. B a­ k ın nasıl: «Tencereyi aldığım , 'İs ta n b u l’un b u rn u dibine gel­ diğim halde iyi olm uş. Siz ord a te d a rik etm işsinizdir... K em ali’ n in , senin adaşının tenceresi v a r am a tencere değü kuşh an e im iş... Şaka ediyorum keşke tencereyi san a bıraksaydım „ B en pekâlâ h u rd a K em ali’nin, senin adaşının tenceresini kulla n ab ilirm işim . Senin adaş uzun u zu n yazıyor...» (16.1.1941..) «Ge çen gün senin ad aşın la konuşu­ y o rd u k Güzel olacağım zan n et­ tiğ im b ir uzun hikâye yazıyor. H ikâye, ro m an , b üyük hikâye ne vilerinin arasın d ak i fa rk ı sordu. D üşündüm . G aliba sen de b ir m ek tu b u n d a, «Sağırdere» den ö tü rü aynı şeyi sorm uştun...»

î • İFTİHAR VESİLESİ

B

İR GERÇEĞE uzaktan bakan la r bakın ne diyor: «Gelecek tek i tarihçiler, yüzyılımızın ortalarında hapishanelerin T ürk

Yazarlığın

gücü ve yoksunlukları

» •

O

LUM ilm ühaberi alm ak için m uhtarlıklara verilen nüfus kâğıtları. Bugünlerde M. K em al Öğütçü’ııün de öyle ola­ cak cenaze işlemi. Ne var ki m usalla taşında, o bilinir İs­ lâm geleneğine göre hak helâl ederken ve «iyi biliriz» der­ ken, hiç kimse en küçük yalanı söylemiş olm ayacak. H er bi­ rim iz onun ölüm üyle biraz ölerek, T ü rk yazarlarının en nâ m uslularm m hiç olmazsa son elli yıl içindeki onurlu kavga­ sını hatırlayarak, omuzlayacağız tabutunu. Bu satırları daha ölüsü yurda getirilm emişken, cenaze töreni yapılmam ışken yazıyorum; biliyorum ki böyle olacak. Bu taşm an, kişisel sevgilerle yüceltilen herhangi iyi bir insan değil sadece; bü tün kavgasiyle bir kuşağın örneği; çilesi, emeği, uğraşı, ye­ teneği, dileği, ülküsü, inancı ve direnişiyle bir dönemin tem silcisidir. Mehmet Raşit Öğütçü’lükten O rhan K em al’liğe ula­ şan en az otuz yıllık bir insanlık ve yazarlık kavgasının, bir edebiyatçılık çabasının sonucu. K u su rla« ve m eziyetleriyle, eksikleri ve gereksizlikleriyle, en üstün eserlerinin yanında yer alan en sıradan çalışm alarıyla bir yazarlığın özgürlüğü ve tutsaklığı bu. Ölüm günlerinin sıcak anısıyla değil, eser­ lerinin değer yüküyle söylenebilecek en kesin gerçek şu ola­ bilir ancak: M. Raşit Öğütçü öldü; evet. Ama O rhan Kemal yaşıyor, yaşıyacak.

Rauf MUTLUAY

Jl_)1__İL

O rhan K em al’in, ilk sıradaki eserleri arasında yer alan «72. Koğuş» geçenlerde beşinci baskı­

sını da yapmıştı.

edebiyatında oynadıkları rol ü s­ tüne m uhakkak k i dikkatle eğile­ cektir. Milli T ü rk k ü ltü rü n ü n if­ tih a r vesilesi olan eserler bilhassa buralarda, bu hapishanelerde ya zılmıştır. Bu paradoksal olay üze rin e ileride yapılacak tartışm ala­ r ı sezerek, aynı yüzyılda yaşamış başka insanların nam ve hesabı­ na hatırlatm ak isterim ki, 20. yy. in otuz ve k ırk senelerinde T ürki ye dışında da birçok yazar, res­ sam v e. benzeri sosyal faaliyette bulunan kim seler en iyi y ıllan m hapishanelerde geçirmişlerdir. M em leketin en çeşitli insanları ile tem as fırsatı, sosyal te z a tla « ve bu tezatların insanların m ukadde ratm daki tecelli şekillerini incele m e im kânı T ürk yazarları için, herhalde hapishaneden başka b ir yerde m evcut değildi. Serbest ha y atta hiç b ir T ü rk yazarı yalnız b u sanatla geçinemediğinden e- serlerini m eydana getirebilecek kadar bol serbest zamanı ancak hapishanede bulabilm iştir. *(Rady Fish, G ün Yayınları, 260).

Bir olum suzluğun olum lu so­ nucudur bu. G erçekten O rhan

Orta Doğu Teknik

• • *

Üniversitesi

Rektörlüğünden

Ü niversitem iz, İşletm e, B ak ım B aşm ü h en d isliğ in d e boşalan k a d ro la ra V ard iy e  m iri Y ardım oısı ve S a n tra l O p eratö rü alı­ n a c a k tır.

İS T E K L İL E R D E ARANAN ŞA R T L A R ; V ard iy e  m iri Y ardım cısı iç in :

1 — S a n a t E n stitü s ü T esviye - T o rn a b ö lü m ü n d en m ezun olm ak,

2 — A sk erliğ in i yapm ış b u lu n m a k , tı 3 — E n az 3 yıl k en d i m esleğinde çalışm ış olm ak. S a n tra l O p e ra tö rü için :

1 — A skerliğini y ap m ış olm ak,

2 — T elefon k o n u şm aların ı yö n etecek k a d a r İngilizce bilm ek,

(1962) , S o k a k la n n Çocuğu (1963) , M ahalle K av g ası (1963), K an lı T o p ra k la r (1963), B ir F i­ liz V ard ı (1965), M ü fettişler M üfettişi (1966), Y alancı D ü n ­ y a (1966), E v le rd e n B iri (1966), A rk a d a ş I s lık l a « (1968), S o­ k a k la rd a n B ir K ız (1968), K ö tü Yol (1969), M urtaza (1969), Üç Kâğıtçı (1970).

• KENDİ HİKÂYESİ

İ

NSAFSIZ b ir piyasa zor­ lam asının k o şu lla« ve ev geçimini sağlama yolun­ da k en d in i h a rc a y a n O rh an K e m a l’in b ü tü n a rz u su , y az­ d ık la rın ı elden geçirm ek, d ü ­ zeltm ek, a rıtm a k , y en id en y a ­ ra tm a k tı. Y an ısıra «93’den bu Yana» veya «Romancının Ro­ m anı» ad ın ı koym ayı ta s a rla d ı­ ğı kendi h a y a t hikâyesini, R u­ m eli göçünden Ç u k u ro v a y e r­ leşm esine giden b irk a ç k u şa k - lık k en d i aile soyunun s e rü ­ venini yazmaya koyulm uştu. N ice güzel d ü şleri v a rd ı daha.. A m a elli a ltı yaş.. K albi, ci­ ğeri, sin irleri, d a m a rla rı nice çileyle k em irilm iş o elli altı y ıllık o rta y aş y o rg u n lu ğ u çe­ k ip g ö tü rd ü b ü tü n güzel d ü ş ­ le ri b ir an d a. O lsun. Y a p tık la ­ rı, y a z d ık la rı, y a ra ttık la rı y e ­ te r. H erh ald e b u te se lli, b ir ­ çok y a z a r için bile b u k a d a r kesin lik le ve gönül ra h a tlığ ıy ­ la söylenem lyecektir.

Orhan Kemal için

Gök çatı

En kesin

En yürekli sevgidir

Denizi üşüdüğü gün

Sen mi

Gök çatı

Gök çatı mı sen

' >«—»»»«

Eser sokaklar

Bir sarı yel

Gitme al ağaç

Gitme kardeş dur

Heyyy Orhan dur

Nevzat ÜSTÜN

Kemal, şiir hevesiyle başladığı edebiyatçılık özentisini bu d ar dilim de asıl alanı olan hikâye ve rom ana dönüştürür. Y ayınlanan ilk şiirleri (Raşit K em al, O rhan Raşit) yankı yapmazsa da «Baba Evi» (1949) ve «Âvâre Yıllar» (1950) adlı rom anları otobiyog­ rafik öğelerden gelen etki sıcak lığıyla birden ilgi uyandırır. As­ lında hemen hem en on yıllık bir yazı uğraşının em ek yatkınlığın dan gelir bu. Ama hu ilk kitapla rın başarısını çok kişi geçmişte aram az; hem en aynı günlerde ilk hikâye derlem esi «Ekmek K av­ gası» (1949) çıkm ıştır. Bu kitabın adı, O rhan K em al’in b ü tü n bakı şmı özetlemeye yeter. 1969 Sait F aik Hikâye arm ağanı ile T ü rk D il-K urum u ödülünü kazanan son hikâye kitabının adı da «Önce Ekmek»dir. (1968).

• BAŞLICALARDAN

S

ON YİRMİ yılda edebiyatı­ mızı zenginleştiren başlıca kalem lerden biridir O rhan Ke mal. Hikâyede «Sarhoşlar» (1951), «Çamaşırcının Kızı» (1952), 72, Koğuş (1954), «Grev» (1954), «Ar­ ka Sokak» (1956), «Kardeş Fayı- (1957, Sait F aik H ikâye A rm ağa­ nı), «Babil Kulesi» (1957), «Dün­ yada H arp Vardı» (1963), «İşsiz» (1966); kitaplarım derler. Bu yüz lerce hikâyenin b ir kısm ını dö­ n e r yeniden yazar, bazılarını tek rarlar, b ir kısm ını b ir daha kale­ me alm ak ister. Ama yarısını bi­ le seçsek, ortaya b ir «Orhan K e­ m al Hikâyesi» gerçeği çıkar k i e- debiyatım ızın başlıca aşam aların dan biridir.

O to b iy o g rafik b a şla n g ıç la r­ dan yola çık an rom ancılığı ise - y u k a rd a andığım ik i k ita p ­ ta n b a şk a C em ile (1952) - en iy i gözlediği Ç u k u ro v a h a y a tı ile İ s ta n b u l’un k e n a r m a h a lle ­ le rin d e k i k ü çü k in s a n la rın g e rç e k le rin e y ö n e lir: M u rtaza (1952), B e re k e tli T o p ra k la r Ü ze­

rin d e (1954), S u çlu (1957), D ev­ le t K u şu (1958), V u k u a t V ar (1959), G â v u ru n K ızı (1959), K ü çü cü k (1960), D ünya Evi (1960), El K ızı (1960), H anım ın Ç iftliği (1961), E skici ve O ğul­ l a n (1962), G u rb e t K u ş la n

İSTANBUL ,

SİNEMALAR

A N K A R A (64 08 56 . I. L e v e n t)

«Pem be P anter», (D. N iven,

A TL A S (44 0S 35 - B e y o ğ lu ) E s ra r P e rd e s i — P . N e w m a n — J . A n­ d r e a - Renkli, İ n g . A S (47 63 15 - H a rb iy e ) O n ik l K a h ra m a n H a y d u t — L. M a r v in . R e n k li, İ n g . A YDIN (21 52 58 • Ç apa) Üç K ah ram an Çavuş - D. M artin- Renkli; T ürkçe

DÜNYA (49 93 61 - Beyoğlu) M arsilya A şıkları - L. Caron- M.C. H evalier - Renkli EM EK (44 84 30 • B e y o ğ lu ) 1 — B en S u ç lu D e ğ ilim — G . P e p . p a r d ı 2 — J e r y G id e r T e rs in e — R e n k li FİT A Ş (49 01 66 - Beyoğlu) D ört teksaslı - F. S in atra, D. M artin - Renkli İng. G Ü N D EŞ (27 71 86 . Ş e lız a d e b a ş ı) 1 — Ö ld ü rm e y e Y e m in liy im ; 2 — M o d e m K a b a d a y ı — R e n k li K IS M E T (2 3 35 18 - A k s a r a y ) 1 — E f k â r lı S o s y e te d e — S . A lış ık -2 — H a y a t K a v g a s ı — C. A r k ın L A L E (44 35 95 - B e y o ğ lu ) Y a ln ız A d a m — E. Ç a ğ la r _ Z. A k ta n L E V E N T (64 06 99 ’ 4. L e v e n t)

T atlı B udala P. Seller - Renk- li - İng. M İS T İK (46 15 14 . B e ş ik ta ş ) 1 — D e h ş e tte n K a ç a n la r ; 2 — B ir E r k e k v e B ir K a d ın — R e n k li Ö ZL EM (48 47 33 . M e c id iy c k ö y ) 1 — R e y h a n — K . T ib e t, F . A . k ı n . R e n k li; 2 — A ğ la y a n K a ­ d ı n — T . Ş o ra y - t . G iin a y S İN E M A SU R (23 67 12 . T o p k a p t) K a h ra m a n Ş e r if — G . G e m m a , 2 — A si K ı l ı b ı k — P . N o ire t - R e n k li SARAY (44 16 56 - Beyoğlu) ö ld ü r ve D ua e t - M. D am on - Renkli; İng. T IN A Z T E P F >7) 65 İS - B a k ır k ö y

«A teşli Göm lek», S. T tew art» , (R en k li - T ü rk ç e ).

VENÜS (44 31 91 - T aksim )

B e lâ lı B e ş le r — R, T o d d . R e n k , li, İ n g .

Y E N İ AR (49 64 72 . B e y o ğ lu ) 1—

Rlngo B elâlılar P o stası - B. C rosbv - Renkli: İng. 2 — Çi­

ç e k ç i K ız . S . M o n tie l - R e n k . li; Fransızca. Y E N İ M ELEK (44 42 89 . B ey o ğ lu ) «K ızılırm ak», Y. G üney. A S (36 00 50 K a d ık ö y ) K a h r a , m a n P r e n s v « M e lik e — R e n k li, İ n g . H A K A N (36 45. 89 . K a d ık ö y ) R e . v iz y o n n e d e n iy le k a p a l ı d ı r K EN T (36 96 12 - K ızıltoprak) « U n u tu lm ay an Sevgili», R enk li - F ransızca. Ö ZE N (36 99 94 . K a d ık ö y ) ) —

K ara Efe, 2 — Beyaz A tlının Dönüşü

R EK S (36 01 12 Kadıköy) Serbıırg Şem şiyeleri, Renkli . SİNEMA 63 (55 10 84 - Küçükyalı)

«C ehennem de 36 Saat», P. T u dor, (R en k li - İngilizce). SUNAR (33 06 18 - Ü sküdar)

«Y aralı K adın», P. N enm an, (R en k li - T ü rk ç e ). SÜ REY Y A (36 06 82 . K a d ık ö y ) Ü ç S iip e r m e n — B . H a r ris . R e n k . U. İ n g .

Yazlık Sinemalar

AND (49 30 11/8 • G öztepe) K arlı D ağdaki A teş - A. Işık, F. H akan - Renkli.

ARZU (47 91 41 - Mecidiyeköy) Aşk yarası d erin d ir - A. Sez­ gin - S. Güverjirgil. Şahane şhow program ı. BAHAR (33 13 88 - Ü sküdar) J e r r y G id e r T e rs in e — J. L e. w is - Renkli; T ürkçe. B A R B A R O S (47 04 79 O r ta k ö y l ö ld ü r ve Dua e t - Renkli; T r. B ÜYÜK IŞ IK (33 ) 3 88 Ü s k ü d a r) 1 — B erduş • E. Büyükburç, E. P üsküllü, 2, — G ünah Ben­ dem i - T . Şoray, E. Ç ağlar.

Ç A M L I S E T (47 04 79 - O rta k ö y )

Şeytanın K om an d o ları - R enk­ li; Türkçe.

Ç İT L tK (B a ğ la r b a ş ı) 1 — Fun. da, 2 — K ork u n ç İtira f - J. Fonda • Renkli; T ürkçe. İN C İ (27 90 04 - K um kapı)

1 — K a n m ın D edesi - L . De F unes - R enkli, 2 — Yazımı T uram ı - M. G reenw ood

K Ü ÇÜ K (S İK (33 13 88 Ü s k ü d a r )

1 — H ancı, 2 — B enim de

Kal-lıinı Var.

SARAY (33 13 88 • Ü sküdar) Uzun T akip - G. F ord - G. H am ilton • Renkli; Türkçe.

S Ü R E Y Y A B A H Ç E (36 0G 2« . K a ­

dıköy), «M askeli G a n g ste r­ ler», M. C o n stan tin , (R en k li - İngilizce). R EN K (49 30 11/8 - G öztepe) 002 T eksastan Sevgilerle - Renkli; T ürkçe.

TİYATROLAR

D E V E K U Ş U K A B A R E T İY A T R O S U K a d ık ö y s in e m a s ın d a (36 29 24) « G en erallerin 5 Çayı», Bu ge ce 18.00 ve 21.15’de. DORMEN TİYATROSUNDA : N ejat U ygur T iyatrosu; «Dam­ daki Z u r n a c ı» . P a z a r te s i h a .

riç h er gece 21.15 C um artesi Pazar 18.15 ve 21.15 de.

NÖBETÇİ

ECZANELER

B A K IR K Ö Y : S a a d e t; S e z g in (Y eş K ö y ); Y en i (ICÜ. Ç e k .); E m e k (O s­ m a n iy e ; O rn ü r ( K a n a r y a ) , T o p d e - m i r (G ü n g ö re n ) B E Ş İ K T A Ş : Y ü k se l, O rta k ö y , A r- n a v u tk ö y ; L e v e n t B E Y O Ğ L U ; İ s tik lâ l; S ır a s e lv ile r ; K u tla y K u tla y E M İN Ö N Ü : Ş a f a k ; P e y k h a n e ; E s n a f; M e sir K Ü P : Ş ü k r a n ; Ş if a (S a ğ m a lc ı­ l a r ) ; Ü m it (R a m i) ; S il â h ta r F A T İ H : t l l u p m a r ; E d i r n e k a p ı; Ş e h r e m in i M e rk e z ; A k s a ra y M e r­ k e z ; P ı n a r ; Ş if a ( B a la t) G A Z İO S M A N P A Ş A : K ü ç ü k k ö y ; H a y a t; P a z a r İç i K A D IK Ö Y : S e lâ h a ttin K u tm a n ; Ü m it; E m e l; D e fn e ; D a ry a l; M e­ r a l K A R A K Ö Y : E g e K A S IM P A Ş A : D e re b o y u ; Y e n i (H a lıc ıo ğ lu ) S A R IY E R : M e te ; E m irg â n Ş İ Ş L İ : H a r b iy e ; N e c d e t E k r e m O lc a y ; N iş a n ta ş ı: Z a m b a k ; İ n c i (M e c. K ö y ) ; G ü lte p e ; Y e n i İ t i ­ m a t (O k , M ey .) Ü S K Ü D A R : İ t t i h a t ; Ş if a ; H a y a t ( K u z g u n c u k ) ; A lp e r (A le m d a ğ ) Z E Y T İN B U R N U : İ s ta s y o n Bu s ü tu n a p r o g r a m v e r m e k İ s te y e n y a z l ı k s in e m a la r , T ü r k H a b e r le r A ja n s ı D u y u r m a S e r v is in e 22 51 69 m ü r a c a a t e tm e ­ lid ir.

Pazar İlâvemizdeki bulm aca­ ların halledilmiş şekilleri

SOLDAN SA Ğ A :

1 — V efik P aşa, Signac, Dip. 2 — A m arillis, Itrî, O saka. 3 — Ne, A lem dar, Fol, R om an. 4 — K r. T eyid, Âza, D olam a. 5 — Oslo, Ec, B artó k . 6 — Loh, F lo- tow , D ana, D a. 7 — UNO, P ro u st, Sam i. 8 — T erk i, Li­ p ari, A dana. 9 — O pera, P ra g , A k ir, Zay. 10 — So, A ba, E n- has, A natom i. 11 — C r, Sim , DDT, A l, A seton. 12 — A tom , A d. A gâh, A b. 13 — R e, U stu r m aça, A ntilop. 14 — Resmî, B atın, T set, Mo.

Y U K ARID AN A Ş A Ğ IY A : 1 — V ankolu, O scar. 2 — E m erson, P o rte r. 3 — F a, L hb- te . 4 — Ira to , E rasm u s. 5 — K ile, F a ra b i, Sm . 6 — P ley el. A m ati. 7 — A lm l, O pip, Du. 8 — Ş id d et, Red, Rb. 9 — Asa, C opland, Ma. 10 — Ra, W right. A t. 11 — c - " "

A

BULMAÇjgfcC

las, A m ip, P ek ıra k , A lelade, S ilâh , E hem m iyet, K esat, A rı­ za. C in.

Ç özüm ü: «D ünyadan gitm eli. H er ikisi hem en yapılam az» idi.

K A R T V ÎZ ÎT B U LM A C A SI: «NAKLİYA TÇI» İdi.

CİN AY ET B U L M A C A SI: . K aatilin , kapısı açık b ıra k ıla n b alk o n d an g irerek , ta b lo lu sa­ londa işlediği c in a y e tte , u çak ile h izm etçi k a til zanlısı o la­ m azlard ı. B ir an ak si d ü şü n ü l­ se bile silâh p atlad ığ ı o anda İkisi de m u tfa k ta y d ıla r. T ablo­ la rı is te d ik le ri zam an c in ay e t- siz de eld e e d e b ilirle rd i. A y rı­ ca u şa k - bey m ücadelesi sı- ---’ ' u rt köpeğinin ♦»—

de o ld u ğ u n u b ilm ey işin i zate n b e k liy o rd u . R essam , ıslak elle­ rin i ç ıp la k te lle re , ölüm üne, u za ta c a k k a d a r hab ersizd i. O- n u n için Şef, son an d a m ü d a­ h a le z o ru n d a k alm ıştı.

Z engin ad am ın sab ah k i te le ­ fon konu şm asın d an üç kişi h a ­ b e rd a rd ı. U şak, telefon eden ve zengin âd âm ın kendisi. O halde sa b a h le y in e rk e n d e n evden çı­ k an ve geç v a k it dönen şişm an yeğen, ressam ın boş çerçev ele­ re şaşk ın şaşk ın b ak tığ ı anda n asıl o lu r da «Tablo b ek lerk en ta b lo la rı g itm iş dayım ın..» d i­ yebilirdi? T ablo beklendiğini n e re d e n b iliy o rd u ? D ışard an e- d ilen te le fo n d a n h a b e ri v ard ı ve k e n d isi de d ış a rd a y d ı. Z en­ gin ad am ın , geç v a k te k a d a r o yalam şı, y eğ en in sarh o ş (V e­ ya sarh o ş g ib i) gelişi, yatm ava çıkışı (D av ı« '3

-Taha Toras Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

cüce daha fazla çöküp küçülmüyor… Bir beyaz cüceden daha ilginç ve nadir olan birbirinin etrafında dönen iki beyaz cüce.. Milyarca yıldız arasında böylesi beyaz cüce

[r]

Böyle olmadığı durumlarda, yani bebek keyfi sezaryen ile doğurtulduğunda, ve “anne sütü gelmedi, bebek aç kalıyor” diye erkenden formula veya daha kötüsü

Akkuş Gayrimenkul , kalitesiyle adından söz ettiren Alya Residence, Alya Trio, Alya Penta ve Alya Grandis projelerini hayata geçirmiştir. 1993 yılında kurulan Lübnan’lı

Kavga Başlıyor isimli bir şiir kitabı, Metrobüs, Domates ve Ev Kirası isimli bir deneme kitabı var.. TRT

17 Mart 2010 tarihinde Sakarya Valiliği, Sakarya Belediyesi ve Sakarya Üniversitesi tarafından Sakarya İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Akif ve

depolama yerleri hidrojen gazı depolamak için de müsaittir.... Bu tarz depolamanın

birleşmesi sırasında, ısı değeri yüksek olan kimyasal tepkimeler gerçekleştiğinden, ısı depolama kapasitesi genellikle yüksektir.  Termokimyasal yöntemle ısı