• Sonuç bulunamadı

Başlık: KEMALÜDDiN EL - FARİSİ VE TENKİH EL - MENAZIR ADLI KİTABIYazar(lar):TOPDEMİR, Hüseyin GaziCilt: 40 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000000441 Yayın Tarihi: 1999 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: KEMALÜDDiN EL - FARİSİ VE TENKİH EL - MENAZIR ADLI KİTABIYazar(lar):TOPDEMİR, Hüseyin GaziCilt: 40 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000000441 Yayın Tarihi: 1999 PDF"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KEMALÜDDiN EL - FARİsi

VE

TENKİH EL

-MENAZıR ADLI KİTABI

Yard. Doç. Dr. Hüseyin Gazi TOPDEMİR* 1.Kemalüddin el.F arisi'nin Yaşamı ve Yapıtlan

Tam adı Keminüddin EbO'I-Hasan Muhammed İbnü'l-Hasan el-Hrist'dir. Nerede, kaç yılında doğduğu ve yaşamı hakkında herhangi bir bilgi söz konusu olmamakla birlikte, yalnızca i320 yılında öldüğü tahmin edilmektedir.

Kendisi İranlı olmasına karşın matematik, fizik ve astronomi konula-rında kaleme aldığı kitaplarını Arapça yazmıştır. Asıl ününü İbnü '1-Heysem'in Kitab el-Menazır adlı optik kitabına yazmış olduğu şerh kitabı olan Tenkih el-Menazır'a borçludur. Kitaplarına yönelik çok fazla çalış-ma yapılçalış-mamıştır. En çok tanınanı Tenkihldir. Bunun dışında çalış-mateçalış-matik konusunda Tezkira el-AhbQb fi Beytinü' l-TehhQb adlı dost sayıları üzerine bir kitab yazmıştır. Ayrıca İbnü'l-Haddam tarafından aritmetik, geometri, alan ve hacim hesapları ile miras hukuku üzerine yazılmış olan

Kitabü'l-Fevaidü'l-Bahaiye fi'l Kavaidü'l-Hisabiye adlı kitap üzerine

Estisu'l-Kavaid fi Vsulu'l-Fevtiid adlı şerhini yazmıştır. Bunun dışında yine

Kitabü' l-Basair fi llmü' l-Menazır fi'l Hikme adlı ikinci bir optik kitabı

daha yazmıştır.

Ancak asıl önemli kitabı Tenkih 'dir. Kemalüddın el-Farisı' bu kitabı-nı hocası Kutbeddin Şirazı'nin denetim ve gözetiminde, Kitab el-Menazır'ı da içerece~ şekilde hazırlamış, aynı zamanda pek çok özgün

ri-sale de eklemiştir. Ibnü'l-Heysem'den yaptığı alıntıları Kemalüddın el-Hrisi "dedi", kendi yorumunu "diyorum" ve hocasıyla ortak değerlendir-melerini ise "diyoruz" sözcükleriyle ayırdetmiştir.

İlave ettiği risaleler içerisinde en önemlilerinden birisi cam kürelerde ışığın uğradığı değişimleri incelediği Yakan Küre/er Üzerine adlı

çalışma-*

Ankara Üniversitesi, Felsefe Yard. Doçenti.

I. Dost sayı, iki sayıdan birinin kalansız bölenlerinin toplamı diğerini ve diğerinin bölenlerinin toplamı da diğer sayıyı veriyorsa, bu iki sayı dost sayıdır. En küçük iki dost sayı 220 ve 284'tür. Yani 220'nin kalansız bölenlerinin toplamı 284'ü ve 284'ün kalansız bölenlerinin toplamı da 220'yi verir.

(2)

434 HÜSEYİN GAZt TOPDEMİR

sıdır. Bu çalışma gökkuşağının oluşumunun doğru olarak açıklanmasıyla sonuçlanmıştır. Bir diğeri ise ışık üzerine savlarını serimlediği "ışık" (Risale fi'l-Dav) makalesidir. Bu her iki makale de İbnü'l-Heysem tara-fından ayrı makaleler (risale) şeklinde kaleme alınmışken, bütün optik ko-nularını değerlendirmek amacıyla, Kemalüddın el-Parisı tarafından

Ten-kih el-Menazır'da (Optiğin Düzeltilmesi) toparlanmış ve ortak bir şekilde

şerh edilmiştir. Tenkih 1928 yılında Haydarabad'da iki cilt olarak basıl-mıştır. Toplam 1022 sayfadır.

Kitabın matbu hale getirilmesi yaygınlaşması bakımından önemli ol-makla birlikte, yapılan bası~ hataları sonucu incelenmesinde çeşitli güç-lüklerle karşılaşılmaktadır. Ozellikle çizimlerin sıralı bir biçimde yerleşti-rilmemesi güçlüğü artırmaktadır. Çizimler bazen anlatırnın ya çok öncesine ya da çok sonrasına konulmuştur. Aynı zamanda numaralama yanlışları bulunmaktadır. Anlatımla belirtilen çizim birbirleriyle uyumlu-luk göstermemektedir.

Diğer taraftan kitabın içerdiği temel savları değerlendirmekte çok kolayolmamaktadır. Çünkü her ne kadar Kemalüddın el-Parisı alıntılarla kendi yorumlarını ayırmaya çalışmışsa da, alıntının başlama ve bitme nok~alarının belirlenmesi kolay ol!Jlamaktadır. Ancak bu .sakıncalar kıs-men göz ardı edildiğinde, Tenkih Ibnü'l-Heysem sonrası Islam optiğinin önemli bağlantılarının kurulduğu temel bir yapıt olarak karşımıza çık-maktadır.

2. Kemiilüddin el-Fiirisi'nin Optiğe Katkıları

Kemalüddın el-Parisı, bu kitabında ışık kaynağı olarak nesneyi gör-mekte ve görmeye de nesneden gelen bu ışınların yol açtığını ileri süre-rek, kitabının ilk kısmının üçüncü bölümünde, İbnü'l-Heysem'den yaptığı alıntıdan hareketle gözün, kendinden ışıklı ya da ışıklandınlmış nesneden ıŞık gelmediği sürece hiçbir şeyi algılayamayacağını belirtmekte ve aynı şekilde, öncülerinde olduğu gibi2, nesnelerin ışık kaynağı (mudı) ve ışık-landınlmış (munır) olmak üzere ikiye ayrıldığını benimsemektcdir.3

Bu benimserne yalnızca ışık kaynağıyla sınırlı değildir. Aynı zaman-da ışığın yayılımının açıklanmasınzaman-da zaman-da İbnü'l-Heysem'in görüşlerini be-nimseyen Kemalüddın el-Farisı, kendinden ışıklı her bir nesnenin ışığı

karşısında bulunan her bir opak nesnenin üzerine yayılır4 ve bu yayılım,

ortamın saydam olması koşuluyla, doğrusal çizgi/erde olur demektedir.

2. Burada öncü olarak yalnızca ~bnü'I-Heysem'i kabul etmek doğru değildir. Çünkü İbn Sina'nın görüşleri de bu konuda Ibnü'I-Heysem'in görüşleriyle yarışacak boyuttadır. Bkz. Topdemir, Hüseyin Gazi, Işığın Niteliği ve Görme Kuramı Adlı Bir Optik Eseri

Üze-rine Araştırma, Yayınlanmamış doktora tezi, i994, ss. 40-45.

3. Kemalüddin el-Farisi, Tenkih el-Menazır, Haydarabad, 1927, I. cilt, s. 19 4. Kemalüddin el-Farisi, s. 24.

(3)

KEMALÜDDIN EL-fARlSI VE TENKİH EL-MENAZIR ADLI KİTABI 435

Işık kaynağının yaydığı ışıkla aydınlanmanın yeğinliği ara~ındaki ilişkiyi inceleyen optik dalı yani Fotometri konusunu da Ibnü '1-Heysem'in görüşlerini şerh etmek amacıyla irdeleyen Kem,lüdd6n el-Farisi, kendinden ışıklı her cisimde, o cisimdeki her parçada ışık yayıldı-ğını, ancak, cismin bütününden çıkan yayılımın, tek bir parçasından çıkan yayıl~mdan daha kuvvetli 0lacağını6 belirterek, Fotometrinin temel

yasa-sına Ibnü'l-Heysem tarzı bir yaklaşım denemesinde bulunmuş, fakat bu yasanın tam ifadesini o da gerçeklt;ştirememiştir. Sadece ışık kaynağının yoğunluğuna dikkat çekmiş, tıpkı Ibnü'l-Heysem'de olduğu gibi, aydın-lanmayla uzaklık arasındaki ilişkiyi, ele almamıştır.

HAR

Işın Koniler;

Diğer taraftan, kendinden ışıklı nesnelerin yaydı-ğı ışığa birincil ışık adını veren Kemalüddin el-farisi'nin, ışıkla görme arasındaki ilişkiyi de yine Ibnü 'l-Heysem'in getirdiği yaklaşım çerçevesinde ele alarak, ve nesneden ışık gelmediği, ya da nesne üzeri-ne ışık düşmediği sürece, gözle algılanamayacağını belirtmektedir. Onun doğrudan görmenin koşullarını belirleyen açıklamaları da bu konuda o döneme kadar getirilmiş olan temeloptik ilkelerinin bir özeti niteli-ğindedir.?

1. Göz ile nesne arasında belirli bir mesafe olmazsa, algı olmaz. 2. Nesneler ışıklı olmadıkça ya da ışıklandınlmadıkça algılanamaz-lar.

3. Algılanmanın diğer bir koşulu da miktara sahip olmaktır. Miktarı olmayan şey algılanamaz. Miktarın algılanması da algılayan gözün algı kuvvetine bağlı olarak değişir.

4. Opak nesneler görülür, salt saydam olanlar ise görünmezler. 5. Parlak renkli nesneler diğerlerine göre daha kolay ve çabuk görü-lürler.

Aynı zamanda persp~ktif kuralları olduğu da anlaşılan bu ilkeler çok ayrıntılı olarak ilk kez Ibnü'l-Heysem tarafından işlenmiştir. Nitekim Kemalüddin el-Parisi'de dikkatini daha çok ışığın kaynağı problemine değil, fıziksel anlamda mahiyetini anlamaya yönelik tartışmalara yönelt-miştir; ve bu anlamda mudi ve mustadi, yani ışık saçan nesnenin ışığıy-la, ışıklandınlmış nesnenin saçtığı ışığın mahiyetini anlamak ön plana çıkmıştır. Zira yukarıda söz konusu ettiğimiz fotometriye ilgisini de bu bağlamda anlamak yerinde olur.

6. Kemalüddın el-farİsı, s. 21. 7. Kemalüddın el-farİsı, ss. 15- i8.

(4)

436 HÜSEYİN GAZİ TOPDEMİR

Kemalüddın el-Parisı, kitabının dördüncü bölümünü ise catoptrics'e (yansırna) ayırmıştır. Burada gözün aynada algıladığı nesnenin ikincil su-retlerinin, doğrudan görmede algıladığı suretlere benzemediği ni belirte-rek, gözün doğrudan görmede, nesneyle karşı karşıya bulunduğu her ko-numda nesneyi doğrudan algılarken, yansımada ise belirli konumlardas ancak her iki durumda da gözün nesneyi o nesneden kendisine gelen ışık-la algıışık-ladığını9 doğru olarak savlayabilmiştir.

Yansımaya bağlı olarak oluşan algının niteliklerini de bu bağlamda ele alan Kemalüddın el-Parisı şu temel fikirleri savunmaktadır: ışıklı nes-nelerin her bir noktasından, karşısında bulunan bütün yönlere doğru ışık yayılır. Eğer bu yayılan ışıklar parlak bir yüzeye ulaşırlarsa, yansımaya özgü çizgilerle yansırlar; ve bu durumda tepesi o nesnede [ışıklı nesnede] ve tabanı da ayna yüzeyinde olan bir koni oluşur. Daha sonra bu yüzey-den çıkan ışık da çevresindeki diğer nesnelere ulaşır. Eğer düştüğü yerde opak bir nesne varsa, o nesneyi de aydınlatmış olur; ve onun yüzeyine düşen bu ışık da yansır. Ancak bu yansıyan ışık opak nesnenin rengini de taşır. ... Yansımaya bağlı olarak ortaya çıkan görme de, yansıyan bu ışın-ların göze getirdiği suretlerle oluşur. ... ışıklı nesneden çıkan ışığın koni oluşturması gibi, yansıyan ışık da koni oluşturur. Lo

Çoklu Yansıma

Burada dikkat çeken en önemli yön, Kemalüddın cl-Fiirisı'nin, yansı-mayla ortaya çıkan görmenin de geometrik çizimlerne yoluyla gösterilebi-leceğini ve ışığın ard arda defalarca yansımaya uğratılabigösterilebi-leceğini savla-masıdır. Bu sav, onun daha sonra optik bir problem olarak uzun yıllar bilim adamlarının gündemini işgal etmiş olan gökkuşağının oluşumunun doğru olarak açıklayabilmesinde önemli bir adımı oluşturması bakımın-dan değer taşımaktadır.

Daha sonra Kemalüddın el-Parisı, düz, çukur, tümsek, çukur silindi-rik, tümsek silindisilindi-rik, çukur konik ve tümsek konik aynalarda [7 tane], yansımayı uygulamalı olarak ele almış ve görüntü oluşumlarını, her ayna için ayrı ayrı, çizimle göstermiştir. Yansıma optiği diğer optik konularına oranla daha kolay ve bu nedenle gelişmesini de erken tamamlayabilmiş

8. Kemalüddın el-Farisı, c. i,s. 384. 9. Kemalüddın el-fiirisı, c. i,s. 387. 10. Kemalüddın el-Farisı, c. i,ss. 387-389.

(5)

KEMALÜDDiN EL-PARlsl VE TENKİH EL-MENAZIR ADLI KİTABI 437

bir optik dalıdır. Nitekim başta yansıma kanunu olmak üzere bütün yansı-ma konuları ayrıntılı olarak önceki dönemlerde irdelenmiş ve sonuçlandı-rılmıştır. Bundan dolayı Kemalüddin el-Parisi'nin açıklamaları üzerinde fazlaca durmaya gerek yoktur.

Kemalüddin el-Parisi, kitabının yedinci makalesini kırılma konusuna ayırmıştır. O burada ışığın saydam ortama doğrusal çizgilerde nüfuz etti-ğini ve ortamın saydamlığından dolayı da kırılmaya uğradığını belirtir. Buna göre ışığın nüfuz ettiği saydam ortamlar hava, su, cam ve saydam taşlar (değerli taşlar/carnlar)'dırll ve ışık bu ortamlar (bunlar düzlem ve ya küreselolurlar) tarafından kırılmaya uğratılır. Bu durumda o ortam içeri-sinde, ilk doğrultusunda sapan ışın diğer bir doğrultu boyunca yol alarak, geliş hattını da çevreleyen bir hat boyunca ve belirli bir açıyla, yani kırıl-ma açısıyla devam eder.'2 Kemalüddin el-Parisi burada ayrıca ek bir bilgi

olarak ışığın düştüğü yüzeyin parlak olması halinde, o yüzeyden aynı za-manda ışığın yansıyacağını ve bundan dolayı da kırılma yüzeyinin bir yansıma yüzeyi haline geleceğini de belirtmekte13 ve ışığın girdiği ortam az yoğunsa normalden öteye ve çok yoğunsa normale doğru kırılacağını 14, aynı şekilde kırılma açısının da ışığın düştüğü ortamın niteliğine göre, geliş açısından ya daha büyük ya da daha küçükls olacağını da tamamen doğru olarak belirlemektedir. Yani ışık az yoğuna giriyorsa, kırılma açısı daha büyük, tersi durumdaysa daha küçük olur.

Böylece ışığın ortam farklıklarında uğradığı değişimleri ana çizgi le-riyle tanımlayan Kemalüddin el-Parisi, bundan sonra oluşturduğu bir araçla çeşitli ortamlar için deneyler yapmıştır. Deneyini aynı zamanda kü-resel ve düzlem yüzeyli nesnelerde de gerçekleştirerek ayrıntılandırmıştır. Daha sonra "Bütün Amaçlarda Kanıtlamanın Tamamlanması" başlı-ğını verdiği bir paragrafta, Güneş ışıbaşlı-ğının ister doğrudan isterse ışıklandı-rılmış nesneden gelsin, ve ister kuvvetli ister zayıf olsun, doğrusal çizgi-lerde yol aldığını ve Hineksel ışıkla'6 da kırılma konusunun

incelenebileceğini belirtmektedir.17

"Amaca Ek" adını verdiği kısa bölümde ise daha önce ışığın ışıklı nesnenin üzerindeki her noktadan karşısındaki her yöne doğru, doğrusal çizgilerde yayıldığını belirttiğini söz konusu ederek, eğer bu ışınların say-dam ortama dik olarak girerlerse aynı doğrultuda, eğimli gelirlerse orta-ma bağlı olarak saporta-maya uğrayacağını belirtmektedir. LS

II. Kemalüddin el-Pfirisi, 2. cilt, s. 112. 12. Kemalüddin el-Hrisi, 2. cilt, s. 112-113. 13. Kemalüddin el-Hrisi, 2. cilt, ss. 113-114. 14. Kemalüddin el-Pfirisi, 2. cilt, s. 114. 15. Kcmalüddin el-Ffirisi, 2. dlt, ss. 114-115.

16. Kendisi ışık kaynagı olmayan nesnelerin yaydığıışık. 17. Kemalüddin el-Ffirisi, 2. cilt, s. 129.

(6)

438 HÜSEYİN GAZİ TOPDEMİR

Ayrıca Kemalüddin el-Parisi'ye göre eğer ışık algılanamayacak kadar çok hızlı bir hareketle saydam cisme nüfuz ederse, ortamın yoğun-luğu hareketi engelleyecektir. Aynı zamanda az yoğundaki hareket çok yoğundaki hareketten daha kolaydır. Başka bir deyişle çok yoğun cisim [ortam] ışığı az yoğun cisimden daha çok engeller.19 Böylece ışığın

hızı-nın sonsuz değil, yalnızca algılanamayacak kadar çok hızlı olduğunu be-lirten Kemalüddin el-Parlsi, daha sonra saydam ortamda kırılmaya uğra-yan ışığın niteliklerini taıtışmıştır. Burada Kemalüddin el-Parisi kınlma açılarının miktarlannın, geliş açılarına bağlı olarak değiştiğini belirte-rek20, şu orantılan verir:

<TBK ve <LHM kırılma açılandır ve <AHH> <ABR; <ASR= <AHH> <ABR; <LHM> <TBK; <LHM:<AHH> <TBK: <ABR'dir.

Kemalüddin el-Parisi, daha sonra bu açılann birbirlerine olan farkla-rını belirlemiştir.

Buna göre;

<LHM'nın <TBK'dan farkı <AHH'nın <ABR'na olan farkından daha azdır . Yani,

<LHM-<TBK < <AHH-<ABR'dir.

Bundan sonra bakiyelerin farkını ele almış ve

<AHH-<LHM=<MHA > <ABR-<TBK=<KBS olduğunu belirtmiş-tir. a h ı ın k a

Burada ise daha yoğun ortamdaki kırılma açı-lan üzerinde durmaktadır. Buna göre -KBT daima geliş açısının (yani ABR) yarısından daha azdır.

<KBT < <ABR:2

Işığın az yoğun ve çok yoğun ortamda kırıl-ması

Altıncı maddede ise az yoğun ortamdaki kırıl-ma açılan üzerinde durkırıl-maktadır. Buna göre az yoğundaki kırılma açısı iki açının toplamının ya-rısından daha azdır.

<TBN < <ABR:2

19. Kemalüddın el-Farisı, 2. cilt, ss. 130-131. 20. Kemalüddın el-Farisı, 2. cilt, s. 133.

(7)

KEMALÜDDİN EL-FARİsİ VE TENKİH EL.MENAZIR ADLI KİTABI 439

Yedinci kısımda ise şu prensibi ortaya koyar: Ortamdaki az yoğun cisimdeki geliş açısının kırılma açısı, eğer ikinci durumdaki geliş açısı bi-rinci durumdaki geliş açısının bakiyesi kadar ise, bibi-rinci durumun yer al-dığı ortamdaki geliş açısının gerektirdiği kadardır.21

Bundan sonra Kemalüddin el-Farisi kınımanın camdan havaya geçme durumunda olduğunda açığa çıkan kınlma açılarının miktarları üzerinde durmuştur. Ona göre, camdaki geliş açısı havadaki bakiye kadar olduğunda, camdan havaya geçerken oluşan kınlma havadan cama geçme durumunda oluşan kırılma açısının miktarı kadar olur.22

Böylece ulaştığı sonuçlar açısından İbnü'l-Heysem:i aşamadığı ve aynı zamanda konuların ele alınış tarzı bakımından da Ibnü'l-Heysem'i adım adım izlediği anlaşılan Kemaıüddin el-Farisi de kırılma deneylerini iki temel üzerine oturtmuştur. Bunlardan birisi düzlem y'üzeyli ortamlarda ve diğeri de eğri yüzeyli ortamlarda oluşan kırılmadır. Ozellikle Bu ikinci tip kırılma incelemelerinin tarihsel önemi çok büyüktür. Optik t~rihine yakan küreler (buming glass) olarak geçen bu konu da yine Ibnü'l-Heysem tarafından ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ancak konunun hak etti-ği çizgiye gelmesi Kemalüddin el-Farisi'nin çalışmalarıyla gerçekleşmiş-tir. Çünkü Kemalüddin el-Farisi bu konudaki verileri gökkuşağının oluşu-munun doğru olarak açıklanmasında kullanmış ve başarılı da olmuştur.23

Hatta onun optik tarihindeki yerini de bu konuyla ilgili açıklamalarına da-yanarak belirlemek yerinde olur.

3. Tenkih el-Menazır'ın Tarihsel Önemi

Tenkih yapısı itibariyle İslam Dünyası'nda gerçekleştirilen yüksek düzeyli yapıtlar içerisinde en önemlilerinden biri olmakla birlikte, İslam uygarlığının parlak döneminin bitimine denk gelme şanssızlığı sonucu ge-reken etkiyi uzun yıllar gösterememiş ve ancak yüzyılımızın başlarında ünlü Alman çevirmen ve araştırmacıları Eilhard Wiedemann ve Joseph Würschmidt'in çevirileriyle tanınmaya başlamıştır.

Ancak özü itibariyle bir şerh kitabı olması dolayısıyla İslam'ın hız kaybettiği ve durakl~dığı dönemlerde okutulduğunu düşünmek yanlış olmaz. Çünkü bütün Islam Dünyası'nda şerhlerin okunduğu bilinmekte-dir. Bunun dışında kendisinden sonra konuyla ilgili çalışmalarda da etkili olduğu bilinmektedir. Bu etkinin en belirgin olarak ortaya çıktığı kimse ünlü Türk astronomu Takiyüddin b. Manlf'tur.

2ı.Kemiilüddın el-Fiirisı, 2. cilt, ss. ı33-134. 22. Kemiilüddın el-Fiirisı, 2. cilt, s. 139

23. Kemiilüddın el-Fiirisl'nin Yakan Kürelerle ilgili çalışması tarafımızdan Yüksek Lisans Tezi olarak incelenmiştir. Bkz. Topdemir, Hüseyin Gazi, Kemalüddın el-Farisl'nin, lbnü'l-Heysem'in Kitab el-Menazır adlı Optik Kitabına Yazdığı Açıklamanın Yakan Kürelerdeki Kırılmaya ait Bölümünün Çevirisi ve incelenmesi, 1988, (yayınlanma-mış yüksek lisans tezi).

(8)

440 HÜSEYİN GAZİ TOPDEMİR

Takıyüddin, Osmanlı İmparatorluğu boyunca yazılmış tek optik kita-bı olan Kitdbu Nur-i Hadakati'l-Ebsdr ve Nur-i Hadfkati'l-Enzdr'da bu konuya bir açıklık getirmektedir. Kitabının giriş (Mukaddimc) bölümün-de verdiği bilgilerbölümün-den kendisini böyle bir kitap yazmaya iten temel nebölümün-de- nede-nin optik kitaplarındaki eksiklikleri gidermek ve konunun daha anlaşılır kılınmasını sağlamak olduğunu öğrendiğimiz Takıyüddin'in açıklamaları-na göre, onun kitabının da bir şerh çalışması olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten de kitabın ayrıntısına inildiğinde temelde optiğin o dönemdeki ana problemlerini ve konularını yalınlaştırmayı asıl amaç edindiği çok açık olarak görülmektedir.

Kitap şerh olduğuna göre dayandığı kaynakların bilinmesi de anlaşıl-ması kadar büyük önem taşımaktadır. Mukaddimede belirttiğine göre Kitabu NOr'un iki temel kaynağı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi İbnü'l-Heysem'in Kitdb el-Mendzır'ı ve diğeri de Kemalüddın el-Farisı'nin bu kitap üzerine kaleme aldığı şerh kitabı olan Tenkih

el-Mendzır'dır. Takiyüddin Mukaddimede bu konuyla ilgili olarak şunları söy lemektedir:

"Bunun [bu kitabın] incilerinin [getirdiği fikirlerin] anlaşılabilmesi, Euclid'in ve diğer bilginlerin [alim] optik kitaplarının, optik aletlerin ve merceklerin bilinip tanınmasıyla olanaklıdır. Bunlar çok önemli ve çok ayrıntı gerektiren problemlerdir. [Optik] görmenin oluşumu, Mudı ve Munır'in ışınlarının yayılımını inceler. Bu zor problemlerle mücadele ederken, insanı yaşlandıracak kadar çok sıkıntı çektim. Bu güçlüklerin aşılmasında akıı ve deneyi esas aldım. Bir noktaya varmak, b~~ başarı elde etmek istiyordum. [Ancak] dev bir orduyla karşılaştım. [Oyle ki] Farisı'nin argümanlarıyla güçlendirilmiş bu devordunun hücumlarıyla da savaşmak zorunda kaldım. Daha önce büyük bir kitap yazıldı. Çok ayrın-tılarla süslenmiş olan bu eser Tenkih el-MeMzır'dır.

Bu bilim iki büyük emir tarafından yönetilmekte, ve iki büyük Melik tarafından desteklenmekteydi. [Bunlar] EbO Ali Hasan ibn el-Hasan el-Heysem el-Basrl ve el-Hasan ibn Ali ibn el-el-Hasan el-Farisı'dir. (Allah onların ruhlarını kutsasın). Bunlar mükemmel eserlerdir. Bu ikisi-nin yardımıyla zafere ulaştım. Onların seçkin fikirleriyle kesin bir başarı elde ettim. Allahın yardımı ve bunların desteğiyle kalpleri tatmin eden ve yüreklere su serpen sonuca ulaştım. Ancak ben bu kitabı fahrı [şanı] yük-sek ve fecri aydınlık olmasına karşın içeriğini çok uzun buldum. Bundan dolayı gereksiz ayrıntıları kısalttım ve kelime oyunlarını azalttım. Asıl amaca zarar vermeyecek bir olgunluk seviyesine ulaştırdım. Kitabı ince-lemeyi arzu edenler, kendisini buna adayanlar, oradaki problemlerin çö-zümünü bu kitapta edinebilirler. Bütün bunlara rağmen önemli bazı he-deflerin belirlenmesi, düzensizlik ve belirsizlikleri belirginleştirerek toplamak olanaklı olmadı. Ancak yine de problemi kısa bir şekilde özetle-meye çalıştım. Bazı açık ipuçları var ancak bu ipuçları amaçlarıma

(9)

ulaş-KEMALÜDDiN EL-fARısi VE TENKİH EL-MENAZIR ADLI KİTABI 441

mamı sağlayacak önemli bir teorem [kaziye] kurmamı sağlayamadılar. Bu nedenle bunlara sadece değinmekle yetindim. Düzeltilmesi gereken konulan, ister büyük ister küçük olsun, özlü bir duruma getirdim. Onu ayıklarken, süslerken, düzeltirken ve güzelleştirirken yüceliğinin ufukla-rında bütün kemaliyle ay, ve bütün güzelliğiyle güneş doğdu. Ve ona Nur-i Hadakati'l-Ebsar ve Nur-i Hadikati'I-Enzar adını verdim.w,

Böylece amacının Kitab el-Menazır ve Tenkih el-Menazır'ı bir arada şerh etmek olduğunu öğrendiğimiz Takiyüddin, zaten Kitabu Nur'u da bu iki kitabın sınırladığı biçimsel yapıyla sıkı sıkıya bağlı kalarak hazırla-mıştır. Kitab el-Menazır ilk üç kitabı doğrudan görmeye, ikinci üç kitabı yansımaya ve son kitabı da kırılmaya ait olmak üzere yedi kitaptan oluş-maktadır. Tenkih el-Menazır'da benzer bir mantıkla yedi makale olarak düzenlenmiştir. Kitabu Nur ise üç kitap halinde düzenlenmiş olup,

bun-lardan birincisi doğrudan görmeye ikincisi yansımaya, ve üçüncüsü de kı-rılmaya ayrılmıştır.

Yine Takiyüddin konuya yazdığı girişte ışın ya da görme konilerin-den söz ederken Farabi'nin Aristo ve Platon'un (Eflatun) görüşlerini uz-laştırmaya çalıştığı makalesinden, Kitab fi Cem'i Beyne Re'yey el-Hakimeyn, ve Şehabeddin Suhreverdi'nin Nur Heykelleri adlı kitapIann-dan söz etmektedir. Böylece onun Kitab el-Menazır temelolmak üzere, Tenkih el-Menazır ve yukanda söz konusu edilen Farabi ve Suhrever-di'nin eserlerine, dolayısıyla da Antikçağ düşünürlerinin konuya ilişkin fi-kirIerine dayanarak Kitabu Nur'u yazdığı anlaşılmaktadır.

4. Değerlendirme

KemaIüddin el Fansi'nin, İbnü'l-Heysem'in bilgi düzeyini kavramış olmasının yanında bazı optik ol,guların açıklanmasında onun yapa~adığı-nı da yaptığıyapa~adığı-nı belirtmiştik. Omeğin bütün çabasına rağmen, Ibnü'l-Heysem gökkuşağının oluşumunu doğru olarak açıklayamamıştır. KemaIüddin el-Farisi ise İbnü'l-Heysem'in kavram ve açıklamalarından hareketle gökkuşağını doğru olarak açıklamayı başarmıştır.2s Ancak bu

başarısı yüzyılın başına kadar gün ışığına çıkamamıştır.26 Bunun bir

ne-24. Takıyüddın, Kitabu NGr, Süleymaniye, Laleli 2558, varak no: 2a; Oxford, Bod-leian, Marsh 119, varak no: 2b-3a.

25. Kemiilüddın el-farisı'nin gökkuşağı açıklaması, benzer şekilde ve aynı dönemde batıda Theodoric (i ~50-13 i I) tarafından da gerçekleştirilmiştir. Bu başarının altında yatan neden de yine Ibnü'I-Heysem'in yapıtının etkisidir. Bkz. Topdemir, 1990, ss. 490-491; Topdemir, i992, ss. i 10-1 I

ı.

26. Kemiilüddın el-fiirisl'nin tanınmasında yardımcı olan çalışmalardan bazıları şun-lardır: Eilhard Wiedeman, "Über die Brechung des Lichtes in Kugeln nach ibn al Haitham und Kamiil al Din al fiirisi", Sitzungsberichte der Physicalish-Medizinische Sozietat in Erlangen, 42,1910, ss. 15-58.; Eilhard Wiedeman, "Zur Optik von Kamiil al Din", Archiv für die Geschicte der Naturwissenschaften und der Technik, III, 1910-12, ss. 161-177.; Mustafa Nazif, "Kamiil al-Din al-farisi wa ba'd buhGthuhu rıilm al-Daw", the Egyptian

(10)

442 HÜSEYİN GAZİ TOPDEMİR

den i de, işte bu çeviri döneminin gerisinde kalmış olmasıdır. Zaten batıda İbnü'l-Heysem sonrası İslam optiği hakkında çok az şey bilinmektedir. Bunun nedeni d~ yine bu döneme ait yapıtlann çeviri yoluyla aktar~lama-mış olmasıdır. Omeğin Kema1üddin el-Fiirisi'den genellikle hep Ibnü'l-Heysem'in yorumcusu olarak bahsedilmekte, ancak qaşarılarının olup ol-madığı söz konusu edilmemektedir. Buna karşılık Ibnü'l-Heysem'in en küçük risalesi bile pek çok araştırmaya konu edilmiştir. Bundan dolayı da, haklı olarak, bütün optik konularında olmasa bile pek çok optik konu-sunda 17. yüzyıla kadar etkili olmuştur. Bu etkinin en çok beHrginleştiği dal ise görme optiğidir. Çünkü Kepler'in retinal görüntü kuramını dayan-dırdığı tem~.1kavramların bir çoğunun kaynağı Ibnü'l-Heysem'in görme kuramıdır. Omeğin bir nokta kaynaktan çıkan yayılım şeması Kepler'in görme kuramının en temel ilkelerinden biridir; ve bu kuramın temelini oluşturan probleme yani nesnedeki bir noktadan çıkan yayılımın gözde o noktanın karşılığı olan noktaya, başka bir deyişle nesne ve gözdeki gö-rüntü noktalann~n bire birlik karşılıklılığının çözümüne yönelik ilk açık anlatım da yine Ibnü'l-Heysem tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kemalüddin el-Fiirisi'nin bu temel belirlemeleri bize İbnü'l-Heysem'in oluşturduğu yeni optik geleneğin 14cü yüzyılda ne denli etkin olduğunu göstermesi bakımından o~dukça ilginçtir. Çünkü yukandaki sayfalarda Kemalüddin el-Fiirisi'nin, Ibnü'l-Heysem'in temel argümanlan-na hiç bir köklü katkı yapamadığı açıkça gösterilmektedir. Böylece Kemalüddin el-Fiirisi'nin de kırılmanın ikinci temel kanununa yani bu-günkü söylemiyle sinüs kanununa ulaşamadığı anlaşılmaktadır.

Society for the History of Seienee yayınlarından, yayın no 2, Kahİre, 1958, ss. 65-100.; Roshdi Rashed, "Le Modele de la Sphere Transparente et lexplieation de I'are -en- ciel: ibn al-Haytham, al-Filrisı", Revue d'histoire des Scienees et de leurs applieatİons. 23, 1970,109-140.

Referanslar

Benzer Belgeler

Başvuru sahiplerinin iddiaları ve ilgili hükümetin savunmalarının ışı­ ğında olayı ele alarak inceleyen Divan, 26 Nisan 1979 tarihinde verdiği kararda, ilk olarak daha

Yeni Kanunda Adlî Tıp İhtisas Şubelerinde önemli bir değişiklik ge­ tirilmemiştir. Esasen mevcut olan bazı şubelerin alt şubeleri oluşturul­ muştur. Mevcut

1844 tarihli yasaya göre verilen patentlerle, tibbi ulaçlara ilişkin özel patent­ ler dışında, patent 1968 tarihli yasaya göre verilecek, Avrupa Patentine Münih

Bu etüdün ağırlık merkezini 1964 Türk Vatandaşlığı Kanunu &#34;T- V K &#34; nun bu hususa ilişkin hükümleri teşkil edecek, ancak vatandaşlık hakukumuzun

için en ufak bir neden de yoktur [yoksa, Alman devi îtler özel hukukun­ da (geçen yüzyılda Prusya Devleti ile katolik kilisesi arasında cere­ yan etmiş olan) din -

yetkisini, federe devletlerin kolluk yetkilerini kullandıkları benzer olay ve benzer amaçlar için kullanması beklenemez.&#34; Bir başka kararında da Yüksek Mahkeme:

tün insanlar yönünden tatminkâr ve herkesi mutlu kılacak biçimde dü- zenlenmmesi anlamına gelen adalet, toplumsal mutluluk olarak nitele­ nebilir. Oysa ki bu anlamda adil,

dayanan halefiyetin doğumunu sağlayamaz. Bu konuda bkz. 14 nolu dipnot ve ona ait metin. ' Roos, Gottfried.: Über die Subrogation nach schvveizerischem Recht, Diss., Bern 1928,