Rei&ülhattâtirı Kâmil Akdik’in celt bir yazısı
Reisüihaffafin Kâmil
Âkdik
öldü
(Reisülhattâtin Hacı Kâmil Efendi) ha yata gözlerini kapamıştır. Bir asrın dörtte birinden fazla bir zamandanberi, yalnız Türkiye’nin değil, bütün şark âleminin hat tatlarının hakikî reisi unvan ve mevkiini, yüksek sanatının bahşettiği salâhiyetle ta şıyan “Kâmil Akdik,, in ölümü ile arap ya zısının hat sanatı, yaşıyan en büyük üsta dını kaybetti.
Türkler, milletçe en az bin yıl İslâm âlem ve kültürünün hâkim ve hadimi oldular. Medeniyet âlemlerini coğrafî vaziyetler ve salik olunan inanların etrafında bir taksi me tâbi tutanlar da bilirler ki, şark ve Is lâm medeniyetinin bütün şubeleri gerek ta rih boyunca ve gerekse içinde yaşadığımız günlerde Türklerin hâkim zevk ve kültü rünün içinde yaşadılar ve yaşamaktadırlar. Biz Türkler, Islâm hayat ve âlemine ka tıştığımızda birçok güzel sanat şubelerini haram olarak bulmuştuk; “ hat - yazı,, bu tahrimin dışında kalmıştı, ona nasılsa put denmiyordu. Araplar, ancak küfî, İranlIlar tâlik nevilerinde istidatlarını gösterebilmiş lerken, Türkler arap yazısının her nevinde en ince bir sanat gösterdiler, bu sahada erişilmez bir zevk şahikasına yükseldiler; camilerini, türbelerini, saraylarını, bütün sivil mimarî eserlerini bununla süsleyip e- bediyete verdiler.
Aslında okunması ve öğrenilmesi o ka dar kolay olmıyan bu yazının sanat cephe si, zaman zaman en büyük artistlerini Türk lerin arasından verebildi.
Kâmil Akdik de bu sanat şubesinin yaşa makta olan en büyük üstadı idi. 1862 de doğduğuna göre seksenine gelmişti. Hayatı hep İstanbul’da geçti. 1884 ten itibaren bir yazı üstadı olarak sevildi. Hocası “ Sami Efendi,, idi. Akdik’in kendi evinde talebe lerine ders vermiye başladığı tarihten bu yana yarım asırdan fazla zaman geçti. Yaz dığı eserlerin sayısı, sayılamıyacak haddi buldu.
Sülüs ve nesih onun çok zevk duyduğu ve emek sarfettiği neviler olmuştur, fakat büyük üstat, hattın her nevinde şaheserler yaratmıştır.
Azim, vikar, sabır Akdik’in karakteridir bir satır yazı için bazan bin müsvedde ya zıp bozmak ne büyük ikdam-ü tahammül ister.
Üstat Akdik, 1915 senesinde irade ili Reisülhattâtin unvanını aldı. Hattatlar medresesine hoca tayin olundu. Ölümüne kadar da Güzel Sanatlar Akademisinin Türk tezyini sanatlar şubesinde hat hocası olarak kürsüsünü muhafaza etti.
Üstat Akdik, arap yazısının hâlâ yazılıp okunduğu memleketlerde en yüksek ünü olan sanatkârdı. 1933 de Mısır’lı prens Mehmet Ali’nin daveti üzerine Mısır’a git miş ve prensin yaptırdığı camilere birçok kitabeler yazmıştı.
Sanatkâr Melek Celâl, Kâmil Akdik’in hayatında, ona karşı çok yerinde bir hür met eseri teşkil eden bir kitap neşri sure tiyle üstat için âdeta bir jübile yapmıştı. Sayın bayan bu eserinde Kâmil Akdik’i şöy le anlatır:
“ Bütün hayatında, Kâmil Akdik’in seci yesinde, her şey çocuk safiyetini, temizli ğini muhafaza etmiştir. Dudaklarında, asla kahkahaya inkılâp etmiyen daimî bir tebes süm vardır. Başka sanatkârları kıvrandıran ruh yırtılışları, tatminsiz arzuların azapları onu rahatsız etmemiştir...,,
Kâmil Akdik, Türk’ün güzel sanat saha sında büyük istidat ve kabiliyetinin yüce bir mümessili olarak tarihe intikal ediyor. Biz, bu milletin her sahada büyük istidat lar yaratacağına iman etmiş insanlar sıfa- tiyle, güzel sanatların her nevinde bekle diğimiz sanatkârları neslimizin içinden is tikbale doğru emniyetle bekliyoruz.
Kâmil Akdik, hayata doğduğu vakit, de nebilir ki, bizde tezyini sanatlar arasında ananesi kurulmuş olarak yazıdan başka bir şey henüz tamamiyle teessüs etmemişti; bu yüce istidat belki de bu yüzden yazı sa natında yükseldi. Oğlu ressam Şeref Akdik,
İZM
Merhum Kâmil Akdik
Fatih’te baba evinin sanat havası içinde ye tişti.
Bir güneş batarken, sanat âleminin en ginliklerinde parıldıyan ümit yıldızları bize teselli veriyor.
Naşit ULUĞ
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi