T T :
630 yılı aşkın süredir yapılmakta olan Kırkpınar Yağlı Güreşleri
tam anlamıyla bir şenliktir.
The Kırkpınar Grease Wrestling Tournament is a festive event which
has been going strong fo r the past 630years.
Text a n d Photos KÂM IL FI RAT
Allah Allah illallah/ Hayırdır gele inşallah/ Pirimiz Hamza pehli van/ Aslımız neslimiz pehlivan/ İki yiğit çık mış meydana/ Biri bir birinden merdane/ Biri here biri kara/ ikisinin de zoru para/ Alta gel dim diye yerin m e/ Üste çıktım diye şişin me/ Alta gelirsen apış/
Üste çıkarsan yapış/ Vur sarmayı kündeden/ Gönder Muhammed’e salavat/ Seyirttim gittim pınara/ Allah ikinizin de işini onara.
630 yılı aşkın süredir yapılmakta olan Kırkpınar yağlı güreşleri işte böyle başlar. Bir şenliktir Kırkpınar. Cazgır, pehlivanlar için duasını okur. Davullar ve zurnalar çalmaya başlar. Yüzlerce güreşçi yerden temenna çakarak yeşil çayırda güreşe tutuşurlar. Kırkpınar yağlı güreşlerinin başlangıcı ile ilgili birçok öykü vardır. Bunlardan biri Süleyman Paşa’nın iki sal ve kırk kahraman ile Anadolu’dan Rumeli’ye geçişiy le ilgilidir. Paşa’nın kırk gazisi her molada kendi ara larında güreş tutuşurlar, seferin yorgunluğunu ve zorluğunu böyle unuturlarmış. Edirne civarındaki Ahırköy merasında mola verdiklerinde, her zaman olduğu gibi güreşe tutuşmuşlar. Güreşler bitmiş ama içlerinden ikisinin güreşi bir türlü sona ermiyor, iki
A ilah Allah illallah/ May we prosper/ Our patron is Hamza the wrestler/ Our ances tors were w restlers/ Two valiant men take the fie ld / One blond one d a rk/ Both seek the p r iz e / Do not despair when dow n/ Do not boast when up perm ost/ When above do not let go/ Meet leg trip with leg trip/ Send a prayer to Muhammed/1 hastened to the spring/ May God be with both o f you.
For 630 yea rs the celebrated K ırkp ın a r oil wrestling tournament has commenced with this chant. The master o f the festival, known as the “cazgir”, recites a prayer fo r the wrestlers. Then the drums and “zu rn a ” (a wind instrument with a double reed) begin to play, hundreds o f wrestlers bow in salute, and the first pairs lock in combat on the green meadow.
There are several versions o f the story about how the Kırkpınar wrestling tournament began, the best known relating how Sultan Murad I ’s general Süleyman Paşa crossed the Dardanelles with a vanguard o f forty warriors on two rafts, and com menced the march through Thrace. At every halt
>■
3 8
pehlivan bir türlü yenişemiyormuş. Akşam karanlığı çökmüş sonunda; güreş gece yarısına doğru iki gü reşçinin ölümü ile bitebilmiş ancak... İki pehlivan ar kadaşları tarafından öldükleri yere gömülmüşler. Gömüldükleri yerde billur gibi bir pınar oluşmuş. Rumeli’ye ilk ayak basan bu kırk Müslüman savaşçı nın adına, bu m eydana
“Kırkpınar” adı verilir. Bu öykü “kırk’tı bunlar; bu ya kaya ilk ayak basanlardı bunlar” diye anlatılır o yöre lerde...
“Edirne Tarihi” adlı ünlü ça lışm asında Osm an Nuri Peremeci Birinci Murad dö neminde Edirne’de bir gü reşçiler tekkesinin açıldığını yazar. Pehlivanlar, orada, haftada iki gün güreş tutar larmış. Peremeci bu tekke de güreşlerin, daha çok kış aylarında yapıldığını, yaz aylarında ise güreşlerin açık havada, çoğu kez Edir ne’nin Namazgah Ovası’nda gerçekleştirildiğini belirti yor.
Eskiden, özellikle Edirne’ye yakın olup şimdi Y una nistan sınırlan içinde kalan “K ırkpınar”da (bugünkü
adıyla Samona Köyü
mer’ası) her yıl Hıdrellez’de üç gün süren güreşler olur, Osm anlı topraklarındaki bütün ünlü pehlivanlar “er meydanı” Kırkpınar’da top lanıp güreş tutarlarm ış. Güreşçiler tekkesi de bu pehlivanların konaklama, ağırlama yeriymiş.
Günümüzde ise Edirne’de, Sarayiçi’nde sürdürülen gü reşler Hıdrellez’de değil, Haziran içinde yapılıyor ve bu güreşlere geleneğe uyu larak “Kırkpınar yağlı gü reşleri” deniyor.
Evliya Çelebi de “Seyahat- name”sinde Kırkpınar’da iz lediği yağlı güreşleri anla
tırken, “yüz, yüzelli çift pehlivanlar kispetlerini ge- yüp sarı şir-u rugen yağı ile yağlanıp âdem ejderhası gibi apul apul birbirlerine aslan gibi sarulup temâşâcılara pehlivanlıklarını göstererek...” diye söze başlar.
Bugün, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen ve bir
the men engaged in wrestling bouts as a way o f forgetting the hardships o f the journey. One day
when they reached a meadow at Ahırköy near Edime they began wrestling as usual. As the sun set only two wrestlers remained, neither able to inflict defeat on the other. They continued to wrestle into the night until finally both collapsed and died o f exhaustion. They were buried where they fell, a n d the next day a spring o f crystal clear w ater appeared on the spot.
This m eadow was there after known as Kırkpınar or the “Forty Springs” in memory o f the first Turkish w arriors to set fo o t on European soil.
The historian Osman Nuri Perem eci w rites in his “History o f Edirne” that a Wrestlers Lodge was estab lished in Edime soon after wards, a n d that here the local wrestlers held match es twice a week during the winter. B ut in sum m er, they wrestled outdoors in the flat meadows near the city.
During the spring festival o f Hıdrellez a three day tournam ent was held on the meadow o f Kırkpınar, which is situ a ted today near the village o f Samona over the frontier in Greece. Famous wrestlers from all over the O ttom an lands would gather here fo r the event, a n d the Wrestlers Lodge would provide food a n d accom m odation f o r the contestants. Today the K ırkpınar Grease Wres tling Tournam ent is still held annually at Sarayiçi in Edime.
The 1 7th century writer Evliya Çelebi's description o f the tournament in his “Travels” begins, “One hundred to one hun dred and fifty pairs o f wrestlers gird their leather trousers and grease themselves with yellow butter. Then legs astraddle like hum an dragons they grasp one another with the strength o f lions and Kırkpınar güreşleri değişik sınıflarda yapılır. Kendi sınıflarında
birinci olm ak için çabalayan pehlivanların hepsinin gönlünde, kuşkusuz, başpehlivan olma tutkusu y a tar./ The Kırkpınar wrestlers compete in a number of different classes, but all aspire to become the "head wrestler" or "başpehlivan” .
3 9
yıl boyunca bu güreşlere hazırlanan yüzlerce güreşçi Haziran ayında E dirne’ye doluşm aya koyulur. Güreşlerin yapıldığı Sarayiçi, gerçek bir şenlik alanı na dönüşür. Lokantalar, çayhaneler, eğlence yerleri, panayırlar kurulur. Yüzlerce yıl öncesinde olduğu gibi, derme çatma ve gösterişten uzak bu yapılar arasında gezinirken hem dün hem bugün birlikte yaşanır. Kırkpınar çayırındaysa bir başka hava sarar insanı. Dana veya keçi derisinden yapılan kıspeüeri içinde pehlivanlar, güreşe tutuşmadan önce büyük kazanlardan ibrikle aldıkları zeytinyağları vücutları na sürmektedirler.
Her yıl ortaya konan koçun açık arttırmasında, en fazla parayı verip ağa olm aya hak kazanan Kırkpınar ağası çayırda davul-zurna eşliğinde güreş leri başlatfr. O tekdüze müzik, çayırdakileri coşturur. Sürekli yükselen davul ve zurnanın sesi, izleyeni ça yırda güreşen insanlarla
birlikte nefeslerini tut maya, yenm eye veya yenilmeye ortak eder. Bir şiirsellik içinde sü rer güreşler; heyecan bir gösteriye dönüşür. Üç gün süresince çayır hiç boş kalmaz. Coşku biraz azalınca, davul ve zurnanın ritmi de gide rek hızlanır.
Kırkpınar güreşleri de ğişik sınıflarda yapılır: Teşvik, Deste Küçük Boy, Deste Orta Boy, D este Büyük Boy, Küçük, Orta Küçük
Boy, Küçük Orta,
Büyük Boy, Büyük
Orta, Baş Altı ve Baş Güreşler. Kendi sınıflarında bi rinci olmak için çabalayan pehlivanların hepsinde, kuşkusuz, başpehlivan olma tutkusu vardır.
B aşpehlivanlık güreşleri ise son gün yapılır. Heyecanın en yüksek olduğu gündür o gün. Eleme usulü ile yapılan güreşlerde son iki pehlivan “altın kemer” için kıyasıya baş’a güreşirler. Bazen saatlerce sürdüğü de olur başpehlivanlık güreşlerinin... “Yenilen pehlivan güreşe doymaz” derler. Yenilenler “seneye gene K ırkpınar var!” diye ayrılırlar Sarayiçi’nden...
Kırkpınar’da yetişen ve “cihan pehlivanı” olarak dünyaca ün yapan pehlivanlarımızı da anmamak ol maz: Kurtdereli Mehmet, Kel Aliço, Koca Yusuf, Kara Ahmet, Filiz Nurullah... ve sonraki büyük baş pehlivanlar: İrfan Atan, Sabri Acar, Hüseyin Çokal ve ötekiler... Hepsi Türk’ün yüzünü ağartan büyük
pehlivanlar... •
display their skills to the spectators. ’’
Today, hundreds o f wrestlers from all over Turkey who have been preparing fo r the tournament over the previous year, pour into Edime fo r this festive event. J u st as they have been f o r centuries, makeshift restaurants, coffee houses, stalls and funfairs are set up at Sarayiçi.
The mood at the wrestling fie ld itself is one o f intense excitement. Wrestlers wearing the tradi tional tight pants made o f calf or goat’s leather grease th eir bodies no t w ith the b u tte r o f yesteryear, but with olive oil poured in ewers from huge cauldrons.
The event begins with the ceremonial auction o f a ram to the highest bidder, who becomes the master o f that y e a r ’s tournam ent. A fter the opening prayer, the loud rhythmic sound o f drums and
z u r n a s breaks o ut a n d the w restling com m ences. The monotonous music is exhilarating, and the spectators begin to id e n tify w ith the wrestlers, sympathis ing with the losers and sharing the thrill o f victory with the winners. The scene takes on a dreamlike unreality, all other sounds eliminated by the relentless beat of the music. For three days the wrestling field is never empty. I f enthusiasm shows any sign o f waning the musicians switch to a faster rhythm.
The eleven classes o f grease wrestling run from the lowest known as “teşvik” ( “encouragement”) up to the highest kno w n as “baş güreşler" ( “head wrestling”). All the wrestlers struggling to come first in their class also aspire to become one o f the “başpehlivan ”, or master wrestlers.
The matches between the başpehlivan take place on the last day, when excitement soars to a climax as the losers are eliminated, finally leaving the last two contestants alone on the field to wrestle fo r the gold belt. The championship fight may last many hours.
The saying goes that “a defeated wrestler is never satiated”, and as the losers leave Sarayiçi their p a rtin g words are inevitably, “See y o u at
Kırkpınar next year!” •
Kirkpmar'da heyecanın en yüksek olduğu gün başpehlivanlık güreşlerinin yapıldığı
son gündür./ The climax of Kırkpınar is the last day when the finalists compete
for the title of "başpehlivan".
• Kâmil Fırat, fotoğraf sanatçısı. ‘ Kâmil Fırat, photographer.
4 0
S K Y L IF E H A Z İR A N — J U N E 1995
Taha Toros Arşivi