• Sonuç bulunamadı

Teknolojik Yeniliklerin Araçları: Türkiye Üzerine Bir İnceleme

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Teknolojik Yeniliklerin Araçları: Türkiye Üzerine Bir İnceleme"

Copied!
22
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

247 Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 9, Sayı: 4, 2007

TEKNOLOJĐK YENĐLĐKLERĐN ARAÇLARI: TÜRKĐYE ÜZERĐNE BĐR ĐNCELEME

Özgür Yanardağ* Yrd.Doç.Dr. Bora Süslü** ÖZET

Bu çalışmanın amacı, teknolojik yenilikleri etkileyen araçları inceleyerek, hangi aracın Türkiye’de teknolojik yenilikleri hızlandırdığını bulmaktır. Bu amaç doğrultusunda temel hipotezimiz, Türkiye’de dışa açılma sürecinin teknolojik yenilikleri hızlandırdığıdır. Çalışmada teknolojik yenilik, Cobb-Douglas üretim fonksiyonu kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen teknolojik yenilik ile teknolojik yeniliklerin araçları olan AR-GE, dışa açıklık, lisans-patent antlaşmaları ve makale sayıları arasında regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda Türkiye’de dışa açıklığın teknolojik yenilikleri artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Teknoloji, Teknolojik Yenilik, Teknolojik Değişme.

TECHNOLOGICAL INNOVATION INSTRUMENTS: ANALYSES OF ONTO TURKEY

ABSTRACT

The aim of this article is to analyze the instruments that affect technological innovation and to find out which instrument accelerates technological innovation in Turkey. According to this aim, our hypothesis is that liberalization accelerates technological innovation. In this article, technological innovation is derived from Cobb-Douglas product function. Then regression analysis is done between technological innovation and Ar-Ge, number of articles, number of license and patent and liberalization. Our results show that, liberalization is accelerates the technological innovation.

* Araş. Gör., Muğla Üniversitesi, Đ.Đ.B.F. Đktisat Bölümü,Kötekli/Muğla

[email protected], 252-2111402

**

Öğretim Üyesi, Muğla Üniversitesi, Đ.Đ.B.F. Đktisat Bölümü,Kötekli/Muğla [email protected], 252-2111413

(2)

248 Keyword: Technology, Technological Innovation, Technological Change.

Giriş

Teknoloji kavram olarak, iktisat kuramında etkili bir yere sahiptir. Teknoloji ve yenilik kavramları ise neredeyse bir yaşam tarzının temel öğeleri olarak algılanmakta, hayatımızı iyileştirmek amacı ile sınır tanımamaktadır. Bu yüzden ülkelerin teknolojik gelişmişlikleri ile ekonomik büyüme ve kalkınma düzeyleri arasında kuvvetli bir etkileşim mevcuttur. Günümüzde ekonomik yeterliliğe sahip olan ülkeler yeni teknolojilere ulaşabilmekte, bu durum gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin arasındaki teknolojik ve ekonomik farkı giderek artırmaktadır.

Dolayısıyla bu ekonomik yeterliliğe sahip ülkelerin kendi koşulları içinde yarattıkları ya da en azından uyarladıkları bilgi, bilim ve teknolojilerle ulaşılabilmektedir. Başka ülkelerden satın alınan teknolojiler ise geçici rahatlamalar sağlamakta ancak, ekonomik, politik ve kültürel bağımlılık gibi yan etkilere de neden olmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin teknoloji ağırlıklı ve üretken emeği ön plana çıkaran bir yapılanmaya sahip olması gerekmektedir.

Çalışmanın amacı, Türkiye’de teknolojik yeniliklere etki eden araçları incelemektir. Bu amaç doğrultusunda temel hipotezimiz, Türkiye’de dışa açılma sürecinin teknolojik yenilikleri hızlandırdığıdır.

Çalışmada ilk olarak teknolojik yenilik kavramı ve teknolojik yenilikleri belirleyen faktörler ortaya konulacaktır. Daha sonra Türkiye’de dışa açılma sürecinden itibaren teknolojik yenilikleri etkileyen araçlar incelenecektir. Çalışmanın son bölümünde teknolojik yenilik ve teknolojik yeniliklerin araçları arasındaki ilişkiler ampirik olarak sınanacaktır.

Çalışmada teknolojik yenilik Cobb-Douglas Üretim Fonksiyonu kullanılarak tanımlanacaktır. Tanımlanan teknolojik yenilik ve teknolojik yeniliklere etki eden faktörler olan dışa açıklık oranı, yabancı sermaye, lisans ve patent sayısı, ar-ge, makale sayısı Granger Nedensellik testine tabi tutulacak; böylece regresyon analizine girecek değişkenler belirlenecektir. Daha sonra bu değişkenler ile teknolojik yenilik regresyona koşulacaktır.

(3)

249 1.Teknolojik Yenilik Kavramı ve Araçları

Teknolojik yenilik; firmaları ya da ekonominin belli bir girdi ile daha fazla çıktı elde etmesini, ya da bir başka değişle aynı miktar çıktının daha az girdi yardımı ile elde edilmesini sağlayan unsurdur. Teknolojik yenilikleri belirleyen unsur, üretim sürecinde mümkün olduğunca yüksek oranda katma değer üretme ve sermaye birikimidir. Teknolojik yenilik, üretimin fiziki nitelik, nicelik, verimliliğinin ve üretim girdilerinin yapısını değiştirdiği gibi üretimin yönünü de ekonomik gelişme ve sosyal değişme amaçlarına göre yönlendirmektedir. Günümüzde yatırım kararlarının verilmesi dolayısıyla karın maksimize edilmesi sürecinde teknolojik yenilik çok önemli bir yer tutar (Romer, 1990a: 71-72). Teknolojiyi ekonomiye kanalize etmek için çeşitli araçlara ihtiyaç duyulmaktadır.

1.1. Teknoloji Transferi

Teknoloji transferi; bilgi ve tecrübenin firmalar, sektörler, bölgeler ve ulusal ekonomiler arasındaki hareketi veya bir bilginin veya bilgi paketinin vericiden alıcıya aktarılması şeklinde tanımlayabiliriz (Sarıhan, 1998; 20). Daha genel bir tanımla teknoloji transferinin geliştiren bir teknolojinin bunu bilmeyenlere aktarılması veya bilmeyenlerce edinilmesi olarak tanımlayabiliriz. (Perez, 2001: 110-122).

Teknolojiyi ithal eden bir ülkede, ekonomik değişimi her yönüyle etkiler. Bu nedenle, her ülke kendi teknolojik potansiyelini artırıcı tedbirleri almak, kendi transfer sistemini belirli bir politika çerçevesinde, ağırlıklar ve öncelikler dizesine uygun olarak kurup geliştirmek zorundadır (Radosevic, 1999: 15-25). Az gelişmiş ülkelerin ekonomik kalkınmalarında ithal teknolojilere büyük ölçüde bağımlı olmaları, gelişmiş ülkelerdeki teknolojik yeniliklerle ilgili bilgi noksanlığının bulunuşu, teknoloji pazarının çok aksak bir yapıda olması ve pazarlık konularının çok çeşitli yönlerinin oluşu, “transfer” olayının çok boyutlu bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır (Şimşek, 1998: 21). Teknoloji transferini artıran en önemli unsur dışa açıklık oranının artmasıdır. Dışa açıklık oranının artmasıyla beraber GSYĐH’da teknoloji harcamalarının payı transfer harcamaları ile artış göstermektedir.1 Dolayısıyla ülkelerin dışa açıklıklarının artması, bu ülkelerde büyümeyi destekleyen ve teknoloji transferine yardımcı olan etmenlerden biridir(Frankel ve Andrew, 1999: 1009-1025).

(4)

250 1.2. Araştırma -Geliştirme Faaliyetleri

Araştırma-geliştirme faaliyetlerinin amacı, yeni bir ürün üretilmesi, ürün kalitesi ve kalite yükseltici nitelikte yeni tekniklerin uygulanması, yeni üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve teknoloji uyarlaması için bilimsel esaslara uygun olarak yapılan ve her aşaması belirlenmiş çalışmalardır (Arıkan, 1996:18).

Ayrıca AR-GE faaliyetleri; ülkenin kendi teknoloji üretme kabiliyetini geliştirerek istikrarlı, güçlü ve verimli bir ekonomik toplumsal kalkınmayı sağlar. Üretim ve pazarlamada standartlaşmayı, optimal ölçek ekonomisini, yeni mal ve hizmet üretimlerini gerçekleştirmek yolu ile uluslararası ticarette rekabet avantajını artırır. Bu da verimliliği ve kârlılığı artırır. Dünya bilginin en önemli üretim faktörü olduğu bir üretim yapısına doğru gitmektedir. Dolayısıyla AR-GE artık üretim sürecinin bir parçası olmaktadır. Geleneksel üretim faktörlerinde ölçeğe göre azalan getiri varken teknolojik yenilikte ölçeğe göre artan getiri söz konudur. Sermayenin marjinal etkinliği zaman içinde düşmektedir. Bu yüzden endüstriyel yenilik dünya ekonomisinde ekonomik büyümenin motoru olmaktadır. Uzun dönemde büyümenin sürdürülmesi açısından da çok önem arz etmektedir (Romer, 1986: 1003-7).

AR-GE faaliyeti yeni ve gelişmiş ürünlerin elde edilmesi, kalitenin iyileştirilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi için girişilen bir faaliyettir. Yüksek teknoloji imalat kesimi piyasada oligopol durumum elde edeceği için bu faaliyetlere yer ayırır. Romer modeli (Romer, 1987: 56-62), (Romer, 1990b: 97-103), (Romer, 1990c: 3377-67), (Romer, 1994: 3-22), keşiflerinde kar etmeyi uman araştırmacıların yeni yaratıcı fikir arayışlarına girmelerini modele katarak teknolojik ilerlemeyi içselleştirmiştir.

AR-GE günümüzde sanayileşmiş ülkelerin vazgeçilmez bir öğesidir. Bu nedenle gerek ABD ve AB ülkelerinde, gerekse Japonya’da ölçeği ne olursa olsun her işletme yeni bir ürün ya da yeni üretim süreçleri ortaya koyabilmek veya mevcut ürünleri geliştirebilmek amacıyla AR-GE çalışmalarına büyük önem vermektedirler (Sadıklar, 1995: 225).

1.3. Lisans ve Patent Anlaşmaları

Lisans, teknoloji sahibi firmanın, gelişmekte olan ülke firmasına, bu teknoloji ile bir mamulü imal etmek ve pazarlamak amacıyla, belirli bir süre için, kullanım haklarını vermesidir (Şakir, 1986: 42). Lisans anlaşmaları ise, karşılıklı tespit edilen bir bedel ve genellikle bu teknoloji ile üretilecek mamulün satışlarından alınacak yüzdeli komisyonlar karşılığı gerçekleşen anlaşmalardır. Lisans

(5)

251 anlaşması bir ülkeden diğer bir ülkeye teknoloji transferi sağlayan hukuki yollardan biridir. Know-how, patent, franchising ya da ticaret markasını konu alan lisans sözleşmeleri çağdaş ticaret yaşamı içinde büyük boyutlarda uygulama alanı bulmuş, bir ekonomik ve teknik gelişim aracı olarak kabul edilmiştir. Yeni bir patent toplam bilgi hacmini artırmakta ve AR-GE faaliyetlerinde bulunan beşeri sermayenin prodüktivitesini artırmaktadır (Gökovalı, 2003).

Lisans anlaşmalarında riskin az olması, başka bir ülkeye girmede en kısa yollardan birisi olma vasfını taşıması, bunun yanında yabancı şirketlerin bir ülkeye girmesinin yasaklandığı durumlarda lisans anlaşmaları yoluyla o ülkeye girmenin imkan dahilinde olması çok uluslu şirketlerin lisans yoluyla teknoloji transferi kanalını yaygın olarak kullanmaları sonucu doğmuştur (Uludağ, 1991: 69).

2. Türkiye’de Teknolojik Yenilik Süreci

Teknolojinin hızlı adımlarla geliştiği günümüzde, diğer az gelişmiş ülkeler gibi Türkiye de teknoloji edinim yollarından biri olan teknoloji transferi yoluna gitmektedir. Türkiye ekonomisi kendi teknolojisini üreten ve geliştiren bir düzeye ulaşmamıştır. Bir tarafta, devlet ve devlete yatırım alanları, hedefler gösteren onu bu alanda kendisine verilmiş görevleri yapmaya zorlayan kalkınma planları, karşı tafta ise, kendisini kalkınma planları ile bağlı görmeyen özel işletmeler vardır. Devlet kendi yaptığı kalkınma planları ile kendi kuruluşlarını belirli alanlara, belirli üretim dallarına, kendi belirlediği teknolojilere yatırım yapmaya zorlarken, özel girişimci işletmeler için zorunlu olmayan hedefler önermiştir. Barro ve Sala-i Martin 1992 yılında hükümet politikalarının büyüme üzerinde etkili olacağını söylemişlerdir. Beşeri sermayenin geliştirilmesi için eğitime kaynak aktarma gerekliliği ile birleşince devletin rolü gündeme gelmiştir (Barro, 1990: 103-25), (Barro, Martin, 1992: 645-61). Dolayısıyla hükümetlerin çeşitli aktiviteleri büyüme oranını etkiler. Bu aktiviteler arasında alt yapı hizmetleri, mülkiyet haklarının korunması ve ekonomik etkinliklerin vergilendirmesi dahil edilir. Kamu mallarına önemli bir örnek, hükümetin yarattığı araştırmaların desteklenmesidir (Baro ve Sala-i Martin, 1995; 10-30). Türkiye’de bugüne kadar önemli teknolojik yenilikler olmasına rağmen, kendi teknolojisini üreten ve geliştiren düzeye henüz ulaşamamıştır. Ekonominin ihtiyaç duyduğu teknoloji transfer yoluyla kalkınmaktadır.

Türkiye’de transfer edilen teknoloji, tamamen yerli firmalarla yabancı firmalar arasında veya yabancı yatırımcıların yaptıkları yatırımlarla gerçekleşmektedir. Bu aynı zamanda yabancı firmalar ile onun Türk ortakları arasında yapılan lisans anlaşmalarını kapsamakta

(6)

252 veya makine, teçhizat ve ilgili enformasyonun ithali yoluyla gerçekleştirilmektedir. Diğer teknoloji transfer kanallarının yeri göreceli olarak daha düşüktür (Başer, 1994; 17).

Ülkelerin bilim ve teknoloji seviyelerinin ölçülmesinde OECD tarafından bazı göstergeler geliştirilmiştir. Dolayısıyla, bilimsel ve teknolojik faaliyetlere ilişkin istatistik verilerinin toplanması, değerlendirilmesi ve rapor edilmesine ilişkin usul ve esaslar standardize edilmiş olup, OECD tarafından periyodik olarak yayınlanmaktadır. OECD’nin belirlediği bu göstergeler Türkiye’de de benimsenmiştir. OECD’nin ülkelerin bilim ve teknoloji seviyelerinin karşılaştırılmasında kullandığı genel kabul gören başlıca 3 gösterge şöyledir (Karacasulu, 1999; 40-49).

* AR-GE harcamalarının GSYĐH içindeki payı (% olarak), * 10.000 iktisaden faal (çalışan) nüfus başına düşen AR-GE personeli sayısı,

* Science Citation Indeks (SCI) tarafından taranan dergilerdeki makalelerin sayısı.

Türkiye’de 2006 yılında AR-GE harcamalarının GSYĐH içerisindeki payı % 0.80, 2013 yılı ise % 2 olarak hedeflenmiştir. Bu oran 2000 yılında %0,64 seviyesinde iken, 2003 yılında AR-GE’nin GSYĐH içerisindeki payı ortalama %0,61, 2004 yılında ise % 0.67’ye yükselmiştir. 2005 yılında % 0.79 olmuştur. Ülkeler itibariyle AR-GE harcamalarının GSYĐH içindeki payı Grafik 1’deki gibidir. AR-GE harcamalarının GSYĐH oranına ülkeler itibariyle bakıldığında Türkiye’nin OECD ve AB ilkelerinin ortalamalarından çok geri kaldığını görülmektedir.

Grafik 1: Ülkeler Đtibariyle AR-GE Harcamalarının GSYĐH Đçindeki Payı (2005), (%) Ar-Ge/GSYĐH 2,7 2,682,71 0,86 2,48 1,882,092,172,05 0,940.51 1.1 1.77 3.33 0,79 0 0,5 1 1,52 2,5 3 3,5 AB D G. K ore Rus ya Brita nya Dan imar ka Hol land a Đsp anya Türk iye Ar-Ge/GSYĐH Kaynak: www.tubitak.gov.tr.

(7)

253 OECD standartlarına göre teknoloji seviyesini gösteren bir diğer gösterge olan 10.000 işgücüne düşen personel sayısı Türkiye’de yıllar itibariyle artış göstermektedir. 2003 yılında 10.000 iktisaden faal nüfus başına düşen AR-GE personeli hedefi 15 olarak belirlenmiş ve bu oran 2003 ve 2004 yılında 18 olarak gerçekleşmiştir. 2005 yılında 22 olmuştur. Buna karşılık Avrupa Birliği ortalaması ise 94’tür. Türkiye’de bu rakamın oldukça düşük olduğu görülmektedir.

Grafik 2. Ülkeler Đtibariyle 10.000 Đktisaden Faal Nüfus Başına Düşen AR-GE Personeli (2005)

104 136 64 153 116 95 94 119 110 61 62 47 8 91 92 51 22 0 20 40 60 80 100 120 140 160 180 ABD japo nya G. K ore Rus ya Alm anya B.B ritan ya AB Fran sa Hol land a Đtaly a Đsp anya Türk iye Yun anis tan Mek sika Kan ada Nor veç Çek Cum huriy eti Kaynak: OECD, Main Science and Technology Indicators,

Uluslararası bilimsel dergilerdeki yayın sayısının analizi bilimsel üretim bakımından en iyi fikir veren bir diğer gösterge olarak kabul edilmektedir. Bilimsel hakem değerlendirmesinden geçmeden makale kabul etmeyen binlerce derginin taranmasına dayanan Science Citation Indeks (SCI-Fen Bilimleri Atıf Endeksi) de yer alan dergilerde çıkan makalelerin dikkate alınması ile, hangi yayınların dikkate alınacağı standardize edilmiştir (Karacasulu, 1999: 47). Tablo 1’de 1990 yılından itibaren Türkiye’de ve dünyadaki makale sayısı ve Türkiye’nin dünyadaki payı görülmektedir. Buna göre Türkiye yayın açısından 15 yıl içerisinde 40. sıradan 19. sıraya yükselmiştir.

(8)

254 Tablo 1. SCI Veri Tabanına Göre Türkiye’de

Makale Sayıları ve Dünya Sıralaması Yıl Türkiye’deki Makale Sayısı Dünya Sıralaması 1990 1,117 40 1991 1,206 39 1992 1,653 38 1993 1,928 37 1994 2,308 34 1995 2,812 34 1996 3,774 29 1997 4,413 27 1998 5,150 25 1999 6,066 25 2000 6,074 25 2001 7592 25 2003 12492 22 2004 15345 21 2005 17717 19 Kaynak: www.tubitak.gov.tr.

OECD tarafından ortaya konulan bu üç gösterge dışında teknoloji seviyesini ortaya koyan bir diğer önemli gösterge lisans ve patent antlaşmalarıdır. Türkiye’de transfer edilen teknolojinin önemli bir kısmı da lisans ve patent anlaşmaları yoluyla gerçekleşmektedir. Türkiye’deki tüm kamu ve özel sektör kuruluşlarının yurt dışından temin edecekleri gelişmiş üretim ve yönetim teknikleri, marka ve patent hakları ile ilgili yapılacak lisans, teknik yardım, know-how ve yönetim anlaşmaları, YSGM’nce (Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü) onaylanmaktadır. Ülkemizde 1990-2001 yılları arasında lisans anlaşmalarının dağılımı Tablo 2’deki gibidir.

(9)

255 Tablo 2. Türkiye’de 1990 Yılından Đtibaren Yapılan Lisans

Anlaşmaları

Yıllar Anlaşma Sayısı

1990 70 1991 56 1992 48 1993 36 1994 54 1995 55 1996* 77 1997 114 1998 91 1999 89 2000 136 2001* 96

Kaynak: Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Yabancı Sermaye Raporu (1990-1995),

*1996 – 2001 yılındaki rakamlar Hazine Müsteşarlığı’nın ana merkezindeki Yabancı Sermaye Bölümünün bilgisayarından elde edilmiştir.

*2001 yılından itibaren lisan anlaşmaları için herhangi bir kuruma bilgi verme zorunluluğu ortadan kalktığı için, bu yıldan itibaren düzenli veri yoktur.

Tablo 2 incelendiğinde 1993’ten itibaren lisans izin belgeleri 1990 yılına kadar sürekli artmıştır. Bu artışta ekonominin liberalleşmesi (dışa açılması) ile 1983 yılında TL.’nin konvertibilite edilmesinin etkisi büyüktür. Bu gelişim sanayinin gelişme trendine de uymaktadır. Teknoloji geliştirme açısından yeterli harcamayı yapamayan Türk firmaları know-how sorunlarını lisans anlaşmalarıyla çözmeye çalışmışlardır. Ancak Türkiye ekonomisinin istikrarsız ekonomik yapısının yanında 1991’deki Körfez Krizi, 1992’deki Avrupa Para Krizi ve 1994’deki ekonomik kriz lisans anlaşmalarının azaltmasına neden olmuştur. 1994’de IMF ile yapılan stand-by anlaşmasıyla beraber ekonominin düzelmesiyle lisans anlaşmaları 1990’lı yılların ilk yarısındaki değerleri yakalamış hatta, geçmiştir. Ancak ekonomideki istikrarsız yapı lisans anlaşmalarını da yakından etkilemiştir. 2000 yılında 136 olan lisans anlaşmaları sayısı krizle beraber 2001 yılında 96’ya gerilemiştir. 2000 yılında lisans anlaşmaları 136’ya ulaşmasında MAĐ (Çok Taraflı Uluslararası Yatırım Anlaşması) ve tahkimin kabul edilmesi önemli rol oynamıştır.

Bir ülkenin teknolojik potansiyelini gösteren diğer bir veri patent başvurularıdır. Türkiye’de patent başvurularının yıllara göre

(10)

256 dağılımı Grafik 3’deki gibidir.

Grafik 3. Türkiye’de Yıllar Đtibariyle Patent Başvuruları

0 1000 2000 3000 4000 5000 6000 199519961997199819992000200120022003200420052006 Yıllar P a te n t S a y ıs

ı Toplam Yerli Patent

Başvurusu

Toplam Yabancı Patent Başvurusu

Toplam

Kaynak: www.turkpatent.gov.tr.

Grafik 3 incelendiğinde, 1995 yılından 2006 yılına gelindiğinde patent sayısında gözle görülür bir artış gerçekleşmiştir. Ancak patent başvurularının çok küçük bir kısmı yerli üreticilerden gelirken kalanı yabancı firmaların patent başvurularıdır.

Örneğin G. Kore, Almanya, ABD’de yıllık patent başvurusu 12.000’in üzerindedir. Türkiye’de ise bu oran ortalama 200’dür. Yani Türkiye Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinin oldukça gerisindedir. Türkiye, Meksika, Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerle beraber dünyada en yüksek yabancı patent alan ülkeler arasındadır. OECD ülkeleri ortalamasının % 8 olması Türkiye’nin teknoloji üretmedeki zayıflığını açıkça ortaya koymaktadır (Aslanoğlu, 2001: 141).

Türkiye’nin patent başvuruları açısından oldukça gerilerde kalmış bir ülke olduğunu görüyoruz. Bu durum bize Türkiye’de AR-GE harcamalarına ayrılan kaynakların, benzeri ekonomik ve sosyal sistemlere sahip ülkeler grubu içinde en düşük seviyelerde kaldığını göstermektedir. Bu sonucu doğuran sebepler bilgi ve teknoloji üretimi ve yayımı için kurulmuş merkezlerin yetersiz kalması bilim ve teknoloji alanında yeni teknolojilerin geliştirilmesi veya transfer edilmesinde küçük ve orta boy işletmelere yeterli destek sağlanamayışıdır.

(11)

257 3. Türkiye’de Teknolojik Yeniliğin Ampirik Analizi

Bu çalışmada, teknolojik yenilik ve teknolojik yeniliklerin araçları arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile incelenecektir. Böylece teknolojik yeniliği artıran faktörler ortaya konacaktır.

Çalışmada önce teknolojinin tanımlanması gerekmektedir. Bu tanımlamanın yapılabilmesi için C-D (Cobb-Douglas) üretim fonksiyonu kullanılmıştır. C-D fonksiyonu çıktı düzeyini (Y) kullanılan sermaye (K), Emek (L) ve teknoloji etkinlik katsayısı cinsinden belirler. Bilindiği üzere mikro ekonomik analizlerde çıktı miktarı teknoloji veri iken temelde iki girdi yardımıyla belirlenir. Bu girdilerden biri sermaye diğeri de emektir. Dolayısıyla bu çalışmada teknoloji üzerine yoğunlaşıldığından C-D üretim fonksiyonu analize baz alınmıştır (Varian, 1998; 55-60). Bu fonksiyon bünyesinde emek ve sermaye dışında üretime katkıda bulunan bilgi ve teknoloji faktörlerini de beraberinde taşımaktadır. Bu açıdan C-D üretim fonksiyonu çalışmaya temel teşkil etmiştir. Formel olarak ifade edilecek olursa,

Y=AKαLβ (1)

Üretim sürecinde faktörlerin toplam ürüne yaptığı katkı önemli bir büyüklüktür. Üretim faktöründeki değişmeye bağlı olarak toplam ürüne yaptığı katkıyı C-D Üretim Fonksiyonunda üssel katsayılar göstermektedir. Bu denklemdeki α sermaye faktörünün toplam ürüne yaptığı katkıyı göstermektedir. Bilindiği üzere girdi esneklik katsayısı, girdilerden birinde meydana gelen % değişmeye karşı üretim düzeyinde meydana gelen % değişmedir. Sermaye için girdi esneklik katsayısını wK göstermektedir. Bu sermaye için yapılan açıklama emek faktörü için de geçerlidir. Emek faktörünün toplam gelire yaptığı katkıyı wL terimi göstermektedir (Chaing, 1997; 85).

wK = In (dY) / In (dK) = [ (1/Y) dY ] / [ (1/K) dK ] = ( dY / dK ) ( K/Y) = α ( AKαLβ / K ) ( K/Y ) = α (2)

WL = In ( dY ) / In ( dL ) = [ (1/Y) dY ] / [ (1/L) dL ] = (dY / dL )(L/Y) = β ( AKαLβ / L ) ( L / Y ) =β (3)

(12)

258 3 nolu denklemdeki alfa (α) ve beta (β) büyüklükleri her iki faktörün toplam ürüne yaptığı katkıyı göstermektedir. Eldeki değişkenlerin ölçümlerinde dönüştürmeler yaparak yeni verilerle doğrusal bağıntılar kurmak için teknolojik değişimi yani Türkiye’de teknolojik yeniliği tanımlamak için yukarıdaki C-D fonksiyonunun logaritmasının alınması gerekir2. Buna göre,

InY=InA+αInK+βInL (4)

InA=InY-(αInK+βInL) (5)

5 nolu denklem yardımıyla belirlenen teknolojik yenilik Türkiye için hesaplanmıştır. Bu hesaplama sonucunda C-D Üretim Fonksiyonu Türkiye için aşağıdaki gibi bulunmuştur.

LGSMH=1.76194541+0.7590902837*LSERMAYE+0.2359979486*L EMEK (6)

Standart Sapma: (0.22) (0.10) (0.09) t Değerleri: (7.76) (7.56) (2.55) F Değerinin p olasılığı: 0.00000

Yukarıdaki 6 nolu denklemden hareket ederek 1987 yılından 2004 yılına kadar Türkiye’deki teknolojik yenilik InA değerleri hesaplanmıştır. Burada 1987 ile 2004 yılları arasındaki bir süre alınmasının sebebi veri yetersizliğidir. Özellikle emeğe yapılan ödemeleri bulabilmek mümkün olamadığından analiz 1987 yılından itibaren başlatılmak zorunluluğunda kalınmıştır. Bu veriler TCMB veri dağıtım sisteminden internet yardımıyla derlenmiştir. InA hesaplamasının sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Denklem 6’daki gerek sermayenin gerek teknolojinin gerekse teknik etkilik katsayısının istatistiki açıdan bakıldığında % 5 anlamlılık düzeyinde t testi değeri 1,96’dır. Dolayısıyla C-D Üretim Fonksiyonu için yapılan regresyon sınamasında elde edilen bütün katsayılar anlamlıdır. Bu denklemin uygunluğunu gösteren F değeri de istatistiki açıdan da anlamlıdır.3 Bu ilişkinin olmamama olasılığı 0’dır. Bu denklemdeki parametrelerden faydalanarak teknolojik yenilik 4 nolu denklem çerçevesinde aşağıdaki Tablo 3’de tanımlanmıştır.

2 EKK ile tahmin edebilmek için C-D fonksiyonunun logaritmasını almak

gerekmektedir.

3

F değerinin p olasılığı yukarıdaki değerlerde olmama olasılığını göstermektedir. Bu açıdan F değerine bakıldığında tablo değerinden daha büyüktür. (Yani Ho kabul, H1 red deriz). Olmama olasılığı 0 olduğundan

(13)

259 Tablo 3. Türkiye’de 1987-2004 Yılları Arasında Teknolojik Yenilik

Yıllar InA Yıllar lnA

1987 1,961550 1996 1,951148 1988 1,934740 1997 1,907413 1989 1,985852 1998 1,975695 1990 1,947721 1999 2,015090 1991 1,890803 2000 2,032541 1992 1,914176 2001 2,354630 1993 1,844935 2002 2,354586 1994 1,920749 2003 2,353894 1995 1,985994 2004 2,356507

Teknolojik yenilik yukarıda Tablo 3’de tanımladıktan sonra çalışma içinde ortaya konan teorik çerçeve ışığında bağımsız değişkenlerle olan ilişkisi regresyona tabi tutulmuştur. Bu bölümde ortaya konan değişkenler, dışa açıklık oranı, yabancı sermaye, lisans ve patent anlaşmaları v.b. gibi diğer değişenler aşağıdaki Tablo 4’de gösterilmiştir.

Tablo 4. Analizde Kullanılan Değişkenlerin Kısaltmaları ve Đsimleri

Kısaltmalar Açıklamalar

TEK Teknoloji

AO Dışa Açıklık Oranı (X+M/Y)

YS Yabancı Sermaye

KUK Kukla Değişken*

LP Lisans ve Patent Sayısı Toplamı

MK Makale Sayısı

AR-GE Araştırma Geliştirme

*Bilindiği üzere 1989’da 32 Sayılı Kararname ile Türkiye’nin dışa açılma süreci gerek mallar gerekse finansal açıdan tamamlanmıştır. Bundan dolayı 1980’li dönemlerle 1990’lı dönemler birbirinden yapı olarak farklıdır. Bu farklılığın analize katılabilmesi için 1980’li yıllara 0, 1990’lı yıllara da 1 değerleri verilmiştir

(14)

260 3.1. Ampirik Analiz

Tablo 4’de tanımlanan değişkenler arasında çoklu doğrusallık olarak nitelendirebileceğimiz bir problemin ortaya çıkması kuvvetli bir olasılıktır. Çoklu doğrusallık ortaya çıktığında elde edilen tahminlerin standart hatası gereğinden fazla hesaplandığı için güvensiz olacaktır. Bunun için iktisat teorisinden faydalanarak bağımsız değişkenlerimizden bazıları arasında regresyon analizi yapılmıştır. Bu seriler, ADF test sonuçlarına göre aynı düzeyden (I(1)) durağandır. Yani seriler eş bütünleşiktir. Dolayısıyla serilerin birinci farkları alınarak regresyona koşulmuştur. Durağanlık sınaması için Genişletilmiş Dickey-Fuller4 testi uygulanmıştır. Bu testlerde kullanılan denklem hem sabit hem de trendlidir. Zaman serilerinin durağanlık sınamaları Tablo 5’deki gibidir.

Tablo 5. Serilerin Birim Kök Testleri: 1987-2004

Değişken ADF Kritik Değer (b)

% 1 % 5 GSMH I(0) -0.32 I(2) -4.08 (a) 4.80 -3.79 4.98 -3.87

SERMAYE (CAPT) I(0) -0.02 I(2) -5.38 (a) 4.80 -3.79 4.98 4 ∆X

t= β1+ β2t+ δ Xt-1+ ut ADF sınamasında bu regresyon kalıpları kullanılır. Β1 notasyonu sabit bir büyüklüğü göstermektedir. t, zaman veya genel bir

eğilim değişkenidir. Serinin durağan olup olmadığını test etmek için kullanılacak başlangıç hipotezi H0: δ=0 veya H0 : ρ=1 kurulabilir. Alternatif

hipotezde H1: δ≠ 0 veya H1: ρ ≠ 1 olacaktır. Bu hipotezleri sınamak için özel

bir t istatistiği kullanılır. Bu t istatistiğine “Tau”

τ

istatistiği denilir. Bu istatistiğin eşik değerleri D-F sınaması için McKinnon tarafından hesaplanmıştır. Eğer δ=0 veya ρ =1 H0 kabul edilir ise zaman serisi durağan

değildir. Hesaplanan Tau istatistiği McKinnon tarafından hesaplanan kritik değerden daha küçük olacaktır (ADF kritik değerleri Eview ekonometrik program tarafından otomatik olarak hesaplanmakta, % 1 ile % 10 arasında verilmektedir). Bu durumda zaman serisini durağanlaştırabilmek için aşağıdaki üç yöntemden biri denenir. Bütün yöntemlerin ortak noktası durağan olmayan zaman serileri farkları alınarak durağanlaştırmaktadır. Eğer zaman serisinin birinci farkı alınıyor ise I(1) ikinci defa farkı alınıyor ise I(2) nosyonları ile gösterilir. Eğer seri başlangıçta durağan ise I(0) şeklinde gösterilir (Enders, 1995,211-215).

(15)

261 3.87 EMEK I(0) -4.99 I(2) -4.99 (a) 4.98 -3.87 4.98 -3.87

YS (Yabacı Sermaye) I(0) -2.79 I(2) -4.79 (a) 4.80 -3.79 4.98 -3.87 LP (Lisans&Patent) I(0) -2.18 I(2) -3.87 (a) 4.80 -3.79 4.88 -3.82 (a) Durağanlaştırılmış Değerler (b)

% 1 ve % 5 anlamlılık düzeyinde birim kök testinin MacKinnon kritik değerlerini göstermektedir.

Burada dışarıda bırakılacak olan değişkenlerimiz yabancı sermaye ile lisans-patent anlaşmalarıdır.5 Dolayısıyla AO ile LLP-LYS arasında kuvvetli bir ilişkinin olması doğaldır. Bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi gösterebilmek için ikişerli regresyona tabi tutulduğunda elde edilen sonuçlar aşağıdaki gibidir.

Tablo 6. Dışa Açıklık Oranı ile Lisans –Patent Antlaşmaları Arasındaki Çoklu Doğrusallık Sınamaları

Bağımlı Değişken: LLP

Katsayı Stantart Hata t-Đstatistik P-Olasılık C(1) Regresyonun Sabit

Terimi

6,010589 0,293736 20,46254 0,0000

C(2) AO (Açıklık Oranı) 4,093395 0,886916 4,615313 0,0006

R2 0,639652 Bağımlı Varyansın Ortalaması 7,326323

Düzeltilmiş R2 0,609623 Bağımlı Varyansın Standart

Sapması

0,423890

Logaritmik Olasılık -0,185651 F- Đstatistik 21,30111

Durbin-Watson Đstatistiği 1,203963 Olasılık (F-istatistik) 0,000595

LLP = C(1) + C(2)*AO

LLP=6.01+4.09*AO (7)

5 Çünkü dışa açıklık oranı hesaplanırken bu kalemler açıklık oranının (X+M/Y)

(16)

262 t.Đst.: (20,46) (4,61)

P Ol.: (0,000) (0,000)

7 nolu denklemden de görüldüğü üzere dışa açıklık oranı ile lisans-patent arasında kuvvetli bir ilişki bulunmaktadır. Seçilen denklemin genel uygunluğunu gösteren F istatistiği de anlamlıdır. Bu durumda çoklu doğrusallıktan kurtulabilmek için analizden lisans-patent değişkeni çıkarılmıştır. Benzer bir uygulama yabancı sermaye ve lisans-patent arasında için yapılmıştır. %12 düzeyinde yabancı sermaye ile lisans-patent arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Dolayısıyla (log)LLP ve (log)LYS analizden çıkarılmıştır. Sonuçlar Tablo 7’de özetlenmektedir.

Tablo 7.Yabancı Sermaye ve Lisans- Patent Antlaşmaları Çoklu Doğrusallık Sınamaları

Bağımlı Değişken: LLP

Katsayı Stantart Hata t-Đstatistik P-Olasılık C(1) Regresyonun Sabit

Terimi

4,366111 1.856269 2,352089 0,0351

C(2) LYS (Yabancı Sermaye) 0,401604 0.247076 1,625426 0,1281

R2 0,168905 Bağımlı Varyansın Ortalaması 7,377933

Düzeltilmiş R2 0,104974 Bağımlı Varyansın Standart

Sapması

0,454754

Düzeltilmiş Regresyon 0,430224 Akaike Kriteri 1,274542

Kalıntı Karelerinin Toplamı 2,406200 Schwarz Kriteri 1,368949

Logaritmik Olasılık -7,559068 F- Đstatistik 2,642011

Durbin-Watson Đstatistiği 0,650137 Olasılık (F-istatistik) 0,128057

LLP = C(1) + C(2)*LYS

LLP=4,36+0,40*LYS (8)

t.Đst.: (2,35) (1,62) P Ol.: (0,035) (0,128)

Ortaya çıkan yeni duruma göre teknolojik yenilik ile AO, LMK, AR-GE, Kukla değişkenleri arasındaki ilişkiler araştırılabilir. Öncellikle değişkenlerimiz arasındaki ilişkilerin şiddetini ölçmeden önce nedensellik analizi yapmak çalışmamız açısından daha faydalı olacaktır. Böyle bir test, regresyona girecek değişkenlerin belirlenmesi açısından gereklidir.

(17)

263 bilginin yalnızca bu değişkenlerin zaman seri verilerine bağlı olduğunu kabul eder. Aşağıda iki değişken arasındaki nedensellik ilişkisini belirleyecek denklem verilmiştir.

Yt=a

= n t 1 Xt-1+b

= n t 1 Yt-1+u1 (9) Xt=c

= n t 1 Yt-1+d

= n t 1 Xt-1+u2 (10)

Tablo 8. Đki Taraflı Granger Nedensellik Test Sonuçları *%10 düzeyine göre anlamlıdır.

*Gözlem sayıları elde edilen veriler ışığında analize dahil edilmiştir

Sıfır Hipotezi:

Đki Taraflı Nedensellik Testi

Gözlem sayısı

F-Đstatistik P-Olasılık AO(Dışa Açıklık Oranı) Granger

anlamında nedeni değildir TEK(Teknolojinin)

15 3,27762 0,09115*

TEK(Teknoloji) Granger anlamında nedeni değildir AO(Dışa Açıklık Oranı)

15 3,67596 0,07253*

LMK(Lisans-Makale Sayısı) Granger anlamında nedeni değildir TEK(Teknolojinin)

15 0,96253 0,39962

TEK(Teknoloji) Granger anlamında nedeni değildir LMK(Lisans-Makale Sayısının)

15 0,12256 0,87892

AR-GE(Araştırma-Geliştirme) Granger anlamında nedeni değildir TEK(Teknolojinin)

16 1,81563 0,21002

TEK(Teknoloji) Granger anlamında nedeni değildir AR-GE(Araştırma-Geliştirmenin)

16 1,62596 0,21526

Bu denklemlere göre, gelecek geçmişi belirleyemeyeceğine göre, eğer X değişkeni Y değişkeninin (Granger) nedeniyse X’teki değişmeler Y’den önce gelmesi gerekir. Bu durumda 9 nolu denklem ile tahmin edilen a katsayısı sıfırdan farklı d katsayısı da sıfır olmak zorundadır. Bu tek yönlü bir nedensellik ilişkisidir. Nedensellik ilişkisi sadece X Y olmak zorunda değildir. Eğer Y değişkeni X değişkeninin nedeniyse, Y’deki değişmeler X’teki değişmelerden önce gelecektir. Bu durumda 10 nolu denklem ile tahmin edilen c katsayısı sıfırdan farklı b katsayısı da sıfır olmak zorundadır. Bu tek yönlü bir nedensellik ilişkisidir. Bunun yanında iki yönlü nedensellik ilişkisi

(18)

264 olabilir. Bu durumda a, b, c ve d katsayıları eş anlı olarak sıfırdan farklı olacaktır (Gujarati, 1999: 620-21).

Yukarıdaki teorik ve ampirik bilgilerin ışığında seçilen değişkenler arasında nedensellik test sonuçları Tablo 8’de verilmektedir. Tablodan görüleceği üzere % 10 anlamlılık düzeyinde Ho hipotezini red ederek AO ve TEK çift yönlü bir nedensellik ilişkisini kabul edebiliriz. Bunun yanında teknoloji ile LMK ve AR-GE arasında bir ilişki saptanamadığından analizden çıkarılmaktadır.

Yukarıdaki veriler ışığında Türkiye’deki teknolojik yeniliği etkileyen faktörleri saptayabilmek için 10 nolu regresyon denklemi tahmin edilmiştir. Bu tahminin sonuçları Tablo 9’da verilmiştir.

TEK=C(0)+C(1)*AO+C(2)*KUK+C(3)*LMK+C(4)*ARGE + u (11)

Tablo 9. 1987-2004 Yılları Arasında Türkiye’de Teknolojik Yenilik ve Onu Etkileyen Değişenlerin Regeresyon Sonuçları

Katsayı Stantart Hata t-Đstatistik P-Olasılık C(0) Regresyonun Sabit Terimi 1,900596 0,103783 18,31323 0,0000 C(1) AO (Açıklık Oranı) 0,601657 0,192197 3,130412 0,0121 C(2) KUK (Kukla) 7,885090 14,70909 0,536069 0,6049 C(3) LMK (Makale Sayısı) -0,041665 0,041560 -1,002528 0,3423

C(4) AR-GE -1,97E-11 1,89E-11 -1,039565 0,3257

R2 0,658567 Bağımlı Varyansın Ortalaması 1,947743

Düzeltilmiş R2 0,506819 Bağımlı Varyansın Standart

Sapması

0,050450

Logaritmik Olasılık 29,99059 F- Đstatistik 4,339871

Durbin-Watson Đstatistiği 2,065142 Olasılık (F-istatistik) 0,031475

TEK=1,90+0,60*AO+u (11)

t Đst.: (18,3) (3,13)

P Ol.: (000) (0,01)

11 nolu denklemde kurgulanan yapı ampirik olarak anlamlı olup olmadığını anlamak için denklemin R2’si ile bu sistemin anlamlılık düzeyini gösteren F değerine bakılmalıdır. Buradan çıkan sonuç R2=

(19)

265 0,65 değeri oldukça iyidir.6 Bu denklem sisteminin anlamlılığı da görülüğü üzere F değeri 4,33’tür. Böyle bir ilişkinin olmama olasılığını gösteren P olasılık değeri % 3 gibi düşük bir derecededir. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa, seçilen denklem yapısının olma olasılığı % 97’dir ki, bu oldukça yüksek bir orandır. Yapılan regresyon sonucunda sadece dışa açıklık oranı ile teknolojik yenilik arasında anlamlı bir ilişki bulunabilmiştir. Yapısal bir dönüşüm olup olmadığını anlamak için kullanılan kukla değişken anlamlı çıkmamıştır. AR-GE ve makale sayısı ile teknolojik yenilik arasında da anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bütün değişkenlerimiz (kukla hariç) logaritmik olarak tanımlandığından aynı zamanda değişkenlerin esneklik katsayılarını da göstermektedir. Bu verilerin ışığında AO’ndaki %1 birimlik bir değişme teknolojik yeniliği % 60 oranında pozitif yönlü olarak etkilemektedir.

Sonuç

Günümüzde teknoloji bütün gelişmiş ve yeni sanayileşen ülkelerde ekonomik büyümenin ve kalkınmanın vazgeçilmez unsuru olarak görülmektedir. Bu nedenle bütün bu ülkelerde uzun vadeli teknoloji politikalarını makro ekonomik politikalar içerisinde ağırlığı hissedilmektedir. Ülkeler ekonomik rekabette ayakta kalabilmek için verimi dolayısıyla maliyetleri aşağıya çekebilmek için doğanın dönüşüm oranını yükseltmek zorundadırlar. Kısacası sahip olunan üretim faktörlerinin bilgi seviyelerini yükseltmek piyasa ekonomisinin temelini oluşturmaktadır. Bu açıdan ülkeler ister gelişmiş isterse gelişmekte olsun bilgi edinme ve bilgiyi kullanma alanlarına yoğun yatırımlar yapmak zorundadırlar.

Ancak gelişmekte olan ülkelerin tipik özelliği siyasal ve ekonomik istikrarsızlık olduğu dikkate alındığında sürekli ve kalıcı bir teknoloji geliştirme politikalarını ortaya koyamadıkları görülmektedir. Bütün teknolojileri tek başına kalkınmakta olan bir ülkeden geliştirmesini de beklemek gerçekçi bir durum değildir. Kalkınmada teknoloji geliştirmenin amaç olduğunu unutmadan dış dünyadan kalkınmada araç olarak teknoloji ithal etmek daha gerçekçi bir tutumdur. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin teknolojik yetersizliklerini çözebilmek için dışa açılma stratejisi gerek gelişmekte ülkeler gerekse o ülkelerden biri olan Türkiye için de doğru bir yol olduğu söylenebilir.

6 R2, bağımlı değişkendeki değişimlerin ne kadarının bağımsız değişkenler

tarafından açıklandığını % olarak göstermektedir. 0≤R2≤ 1 arasında değerler

alır. 1'e yakın değerler olması regresyon modelinin uygun olduğunu göstermektedir.

(20)

266 Türkiye’nin dışa açılma süreci birlikte ithal edilen makineler sayesinde elde edilen know-how ile ülkenin bilgi düzeyini yükselteceği söylenebilir. Yeni makineler ile artan bilgi düzeyi ve verimlilik hem firmaların maliyetlerini düşürmekte, hem de yaratılan dışsallık ile ülkenin rekabet gücünü olumlu yönde etkilemektedir.

Türkiye için yapılan analize bakıldığında ise dışa açıklık oranındaki % 1 birimlik bir artış teknolojik yeniliğin % 60’ını açıklamaktadır. Bu değişkenin anlamlı çıkmasında Türk sanayisinin teknoloji geliştirememe eksikliğinin olduğu rahatlıkla söylenebilir. Sanayi bu şekilde dışa bağımlı olduğu sürece teknoloji geliştirme süreci dışarıdan getirilen makinelerin taklit edilmesi sürecine dönüşmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin teknoloji ihtiyacını dışarından karşıladığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu gelişimin ortaya çıkmasında en önemli rolü, Türkiye’nin kendi teknolojilerini geliştirememesi oynamaktadır. Bu durumun en rahat görüldüğü makro ekonomik değişken AR-GE Harcamaları / GSYĐH oranıdır. Bu oran gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında önemli ölçüde düşüktür. Gelişmekte olan ülkelerde % 3 civarında iken Türkiye’de yaklaşık % 0,6 kadar olması düşündürücüdür. Bunun yanında sanayi ve üniversite işbirliği yeterince sağlanamadığından teknoloji geliştirmenin maliyetleri firmalar için hala çok yüksektir. Nitekim çalışmamızda ampirik olarak Türkiye’de yayınlanan bilimsel makaleler ile teknolojik gelişim bağımlı değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Burada ülkemizde kurulan bilimsel faaliyetleri organize edecek Tübitak ve teknopark gibi kurumlar gerekli desteği görseler bile kritik teknolojik sanayi dalları seçilmediğinden dolayı potansiyelleri de açığa çıkmamaktadır. Bütün bunların yanında ülkemizde makro ekonomik istikrarsızlık ve finansal krizler risk sermayesinin veya riskli projeleri destekleyecek finans sektörünün gelişimini de engellemesi Türkiye’yi teknoloji açısından dışa bağımlı yapmaktadır.

KAYNAKÇA

Arıkan, Cemal. (1996), “Bilim, Teknoloji, Rekabet”, ISO

Dergisi, Yıl:31, Sayı:365.

Aslanoğlu, Erhan. (2001), “Ulusal Yenilenme Sistemleri Çerçevesinde Türkiye’de Teknoloji Politikaları”, MülkiyeDergisi, Cilt:XXV, Sayı:230.

Başer, Feridun. (1994), Uluslararası Teknoloji Transferi ve

Türkiye, Ankara: Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı.

(21)

267 Model of Endogenous Growth” Journal of Political Economy, 98(5).

Barro, Robert, J. X. Sala-i-Martin. (1992), “Public Finance in Models of Economic Growth” Review of Economic Studies, 59.

Barro, Robert J., X. Sala-i-Martin. (1995), Economic Growth, McGraw-Hill, Inc.

Carlota, Perez. (2001), “Technological Change and Opportunuties for Development As a Moving Target”, Cepal Review, 76.

Chaing, A. (1997), Matematiksel Đktisadın Temel Yöntemleri, Teori Yayınları, 1997, Đstanbul.

DPT. (1997), Ekonomik ve Sosyal Göstergeler 1950-1998, Ankara.

Frankel, J. ve Andrew, K. Rose. (1999), “The Endogeneity of the Optimum Currency Area Criteria” The Economic Journal, CVIII, 449.

Enders, Walter. (1995), Applied Econometric Time Series, Canada: John Willy and Sons. Pess.

Gökovalı, Ummuhan. (2003). “Patent Applications/Grants and Their Economic Analysis for Turkey”, The Graduate School of Social

Sciences of Middle East Technical University.

Gujarati, Domadar. (1999), Temel Ekonometri, Literatür Yayıncılık, Đstanbul.

Hazine Müsteşarlığı. (1993-1995), Yabancı Sermaye Raporu. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı. (1990-1992), Yabancı

Sermaye Raporu.

Karacasulu, Nilüfer. (1999), “Türkiye’deki Bilimsel ve Teknolojik Göstergeler”, Dış Ticaret Dergisi, Sayı:15, Yıl:4.

OECD. (2001/1), Main Science and Technology Indicators. Perez, Carlota. (2001), “Technological Change and Opportunities for Development as a Moving Target”, Cepal Review 75.

Radosevic, Slavo. (1999), International Technology Transfer and Catchup in Economic Development, Massachusetts, Edward Elgar Publishing.

Romer, Paul.M. (1986), “Increasing Returns and Long-Run Growth” Journal of Political Economy, 94(5).

Romer, Paul M. (1987), “Growth Based on Increasing Returns Due to Specialization” American Economic Review, 77(2),

Romer, Paul M. (1990a), “Endogenous Technological Change”, The Journal of Political Economy, Vol. 98, No. 5, Part 2: The Problem of Development: A Conference of the Institute for the Study of Free Enterprise Systems.

(22)

268 Romer, Paul M. (1990b), “Are Nonconvexities Important for Understanding Growth?” AEA Papers and Proceedings, 80(2).

Romer, Paul M. (1990c), “Capital, Labor, and Productivity”

Brooking Papers on Economic Activity, Microeconomics.

Romer, Paul M. (1994), “The Origins of Endogenous Growth”

Journal of Economic Perspectives, 8(1).

Sadıklar, Cafer Tayyar. (1995), 2000’li Yıllarda Dünya ve

Türkiye, I. Baskı, Ankara.

Sarıhan, Halime Đnceler. (1998), Teknoloji Yönetimi, Desnet Yayınları, Beta Basım A.Ş., Đstanbul.

Şakir, Mehmet. (1986), “Türk Đşletmelerinde 1981-1985 Yılları Arasında Yapılan Anlaşmaların ve Đşletmelerin Dışa Bağımlılıkları”,

Eskişehir Anadolu Üniversitesi ĐĐBF Dergisi, Cilt:IV, Sayı:2.

Şimşek, Salih. (1998), Lisans Anlaşmaları Yoluyla Teknoloji

Transferi, Ankara: Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve

Ticaret Borsaları Birliği, Yayın No: Genel 54; SOB-1.

Uludağ, Ramazan. (1991), Türkiye’de Yabancı Sermaye

Uygulaması, Maliye ve Sigorta Yorumları Yayıncılık, Ankara,

Varian, H. (1998), Micro Economy, McGraw-Hill, Newyork. Yabancı Sermaye Başkanlığı. (1995), Yabancı Sermaye Raporu, Ankara:DTP Yayınları.

www.dpt.gov.tr/ekonomi/gosterge/tr/1950-2001/, 20.04.2007. www.hazine.gov.tr/stat/yabser/ti17.htm., 20.04.2007.

www.tubitak.gov.tr., 20.04.2007. www.turkpatent.gov.tr, 20.04.2007.

Referanslar

Benzer Belgeler

Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Yerli Güneş Enerjisi Santral Teknolojilerinin Geliştirilmesi (MİLGES).. Çağrı No

 Teknik isterleri ve proje kapsamını içeren Proje Tanımlama Dokümanı, irtibat noktası personel tarafından Tesis Güvenlik Belgesine sahip firmaların Şahıs

Elektronik ekipmanların içinde bulunacağı şelter (prefabrik barınak), silah sistemi için gerekli olan soğutma sistemi ve meteoroloji sistemine ait teknik

 Projede elde edilecek çıktıların üretime dönüştürülmesi ve üretimin sürekliliğinin sağlanması amacıyla yürütücü kuruluşlar arasında Ar-Ge nitelikli

Hedeflenen çıktılardan Yerli Haberleşme Uydusuna yönelik özgün tasarım, Haberleşme Uydusu Platformu ve Uydu üzeri yazılımların (işletim sistemi hariç) proje

Gizlilik seviyelerine uygun oyunlar oynanabilmesine imkan veren ve yeni yeteneklere sahip bir deniz harp oyunu simülasyon ortamı teslim edilecektir.. Aşama Proje Öneri

Elektronik başvuru çıktısında yer alan proje yürütücüsü ve PYK adına üst düzey yetkili tarafından ıslak imzalı (Üniversiteler için rektör, kamu Ar-Ge birimleri için

Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde limiti bulunan ve mikotoksin analizlerinde kullanımı zorunlu olan en az 8 analitik standardın ülkemizdeki farklı