• Sonuç bulunamadı

Arjantin'de atom enerjisi çalışmaları hakkında kısa not

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Arjantin'de atom enerjisi çalışmaları hakkında kısa not"

Copied!
11
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Atom Enerjisi Komisyonu

ARJANTİN’DE ATOM ENERÜİSİ ÇALIŞMALARI

HAKKINDA KISA NOT

(2)

ARJANTİN'DE ATOM ENERJİSİ ÇALIŞMALARI HAKKINDA KISA NOT

PLAN î

1* Arjantin'de Atom Enerjisi çalışmalarının başlangıcı ve Atom Enerjisi Milli Komisyonu'nun kurulması.

a) Komisyon'un amaçları. b) Faaliyetleri,

-Uranyum arama çalışmaları. -Tesisler.

2. Arjantin'in enerji durumu ve nükleer enerjiden faydalanma çalışmaları. -ATUCHA Santralı.

-CORDOBA Santralı. 3. Nükleer yakıt.

a) Uranyum yatakları.

b) Uranyumun yakıt haline getirilmesi çalışmaları.

b, Arjantin Nükleer Plânı ve İkinci 10 Yıllık Program'ın ana hatları.

-Plânın amaçları.

-I

97

O-I

98

O arasında yapılması tasarlanan işler. -1900'de Arjantin'in tasarlanan nükleer görüntüsü. 5. Arjantin'in Nükleer Politikası.

(3)

- 1

-1. Arjantin'de atom enerjisi çalışmaları: Atom Enerjisi Milli Komisyonu*nun kurulması.

Arjantin'de atom enerjisi ile ilgili çalışmaların plânlı ve programlı olarak ele alınması, Atom Enerjisi Milli Komisyonu'nun (CNEA) kurulması ile başlar.

Doğrudan doğruya Cumhurbaşkanlığına bağlı olan Komisyon, 1950 yılı Mayıs ayında yayınlanan, 1.093/50 sayılı Kararname ile kurulmuştur.

Halen 1500 kadar personele sahiptir ve merkezi, Federal Başşehir Buenos Aires'te bulunmaktadır.

2. a) Komisyonun amaçları: 1950 yılında kurulan Komisyonun amaçları, 1956 yılında çıkarılan 22^98/56 sayılı kanunda, kısaca şöyle belirtilmiştir: I. Nükleer araştırma veya incelemeleri yapmak veya teşvik etmek,.

II. Bu araştırma ve incelemeleri, kamu yararı bahis konusu olduğunda veya tehlike arzettiklerinde, Devlet emrinde yürütmek.

b) Faaliyetleri: Komisyonun kuruluşundan bu yana yürütmekte olduğu ça­ lışmaları başlıca birkaç grupta toplamak mümkündür:

I. Uranyum arama faaliyetleri: Atom Enerjisi çalışmalarının en önemli gereği uranyumun, Arjantin'deki mevcudiyetinin saptanmasını ilk iş ola­ rak kabul eden Komisyon, çalışmalarına buradan başlamıştır.

Uranyum arama faaliyetleri sonunda, ilerideki nükleer faaliyetlerin yürü- tülebilmesinde kullanılabilecek miktarda uranyumun, ülkenin çeşitli böl­ gelerinde varlığı te6bit edilmiştir.

II. Komisyon, çalışmalarının önemli kısmını, atom teknolojisi üzerinde ihtisaslaşmış bilim adamı yetiştirilmesine hasretmiştir.

Bu amaçla, yurt dışına bilim adamları gönderilmiş, ülkeye profesörler davet edilmiştir. Bugün Komisyonun, 800'den fazla teknik elemanı mev­ cuttur.

III. Yine Komisyon, özellikle araştırma faaliyetlerini yürütebilmek için her tipten, yüzden fazla laboratuvar, üç atom merkezi, iki kimya­ sal hazırlık tesisi ve yeterince yardımcı tesis kurmuştur.

Bu tesislerin başlıcaları şunlardır:

A. Constituyentes Atom Merkezi: Başkentte bulunan bu laboratuvarda^ Komisyonun atom reaktörlerinde kullanılacak yakıtların hazırlanması çalışmaları yürütülmektedir, örneğint bu laboratuvarda, F6-U nun

(4)

-

2

-(Uranyum H«ksaflorür), Al-U -(Uranyum-Aluminyum alaşımı) haline çevrilmesi işlemi yapılabilmektedir.

Arjantin'in ve Latin Amerika’nın ilk atom reaktörü olan RA-1 (1 no.lu Ar­ jantin Reaktörü) burada bulunmaktadır.

Kısa ömürlü radyoizotopların elde edilmesinde kullanılan RA-1, Amerikan "Argonaut" tipi reaktörün plânları esas alınarak, tamamen Arjantin'de ya­ pılmıştır. Aynı reaktör kısa bir süre önce değişikliğe tabi tutularak gücü, 15 defa arttırılmıştır.

İlerideki çalışmalarda kullanılmak üzere, RA-Q ve RA-2 kritik üniteleri de, plânları burada çizilerek imâl edilmiştir.

B. Bariloche Atom Merkezi: Bu merkez, nükleer fizik, teori, katı hal, iyon­ lar, düşük ısı ve benzeri konularda araştırmalar yapmaktadır. Merkez, bu çalışmalarında, kendi imâl ettiği bir hızlandırıcıyı kullanmaktadır.

Yine burada, nükleer teknoloji üzerinde çalışan,Dr,Balseiro Fizik Ensti­ tüsü de kurulmuştur.

C. Ezeiza Atom Merkezi: Bütün merkezler içinde, araştırma tesisleri en mü­ kemmel ve tamam olanı, Ezeziza Atom Merkezidir.

Tamamen Atom Enerjisi Komisyonu ve Arjantin özel sektörünün müşterek çalış­ malarının ürünü olan RA-3 deneme reaktörü buradadır.

5.000 kW gücünde olan RA-3, araştırmalardan başka, ticari ölçüde radyoizo­ top üretiminde kullanılmak amacile kurulmuştur.

2. Arjantin'in enerji durumu ve nükleer enerji alanındaki çalışmalar.

Arjantin, şimdilik, enerji ihtiyacını petrolden ve iç sulardan karşılamak­ tadır, Bu iki kaynak arasında da bugün için ön sırayı işgal eden petroldür. Ancak ülkenin bilinen petrol kaynaklarının yetersizliği, her yıl büyük mik­ tarda petrol ithal edilmesini gerektirmektedir. Her gün artan petrol fiat- ları ve muhtemel petrol krizleri karşısında, enerji üretiminde bu kaynağa bağlı kalmanın sakıncaları, yavaş yavaş Arjantin’de de anlaşılmaya başla­ mıştır .

ülkenin kömür yatakları ise, ihtiyaca cevap verecek ölçüde değildir. Buna karşılık, Arjantin, büyük bir hidroelektrik potansiyeline sahiptir. Halen bu potansiyelin ancak % 2'si kullanılmaktadır. Son yıllarda yeni barajlar ye santraller kurulmasına hız verilmiş bulunmaktadır, örneğin: güney batı­ da Chocon-Cerros Colorados mevkiinde 1.5 milyon kilovat gücünde bir santral inşa edilmiştir. Bu barajın yıl sonunda tam kapasite ile çalışmaya başlaya­ cağı bildirilmektedir.

(5)

-

3

-Yine güney batıda, Futaleufu gölü çıkışında daha büyük kapasiteli bir di­ ğer barajın inşaasına başlanmıştır. Bu baraj, esas olarak, batıda kurulma­ sı tasarlanan alüminyum tesislerinin enerji ihtiyacını karşılamak üzere plânlanmıştır. Ancak bu tesislerin kuruluşuna değin, barajın üreteceği ener­ jiden genel maksatlar için yararlanılması düşünülmektedir.

Kuzeyde ise, Parana nehri üzerinde Paraguay ile müştereken kurulması için çok uzun zamandan beri görüşmelerde bulunulan, Yacyreta-Ajipe ve Corpus barajları için nihayet bir anlaşmaya varılabilmiştir. Bu iki barajında ya­ kın bir gelecekte yapımına geçileceği tahmin edilmektedir.

Ancak, özellikle nükleer enerji alanında söz sahibi kişiler, bu çalışmalara devam edilmekle birlikte, nükleer enerji santralları kurulmasında İsrar et­ mektedirler. Nitekim, bu yönde de, özellikle 1970*ten bu yana bazı çalışma­ lar yapılmaktadır, örneğin, ilk nükleer santral Atucha'nın gelecek yıl hiz­ mete girmesi ve Cordoba santralının da kurulmasına başlanması beklenmektedir. ATUCHA- Atucha nükleer santralı Buenos Aires'in 100 kilometre kuzeyinde Parana nehri kışısında kurulmuştur.

Santral 319 MW gücündedir. Reaktöründe yakıt olarak, tabii uranyum kulla­ nılmaktadır .

Alman Siemens firması tarafından kurulmakta olan bu santralın, 1972 yılın­ da hizmete girmesi plânlanmışsa da halen kurulma çalışmaları dahi tamamlan­ mamıştır.

Atucha santrali hakkında uzmanların düşüncelerine, Arjantin'in nükleer po­ litikası kısmında yer verilmiştir.

CORDOBA-RÎO TERCERO SANTRALI- Rio Tercero nükleer enerji santrali henüz plânlama safhasındadır.

600 MW gücünde olacak bu tesiste, uzun eüren mücadelelerden sonra yakıt olarak tabii uranyum kullanılması kabul edilmiştir. Kurulması plânlanan reaktör, Kanada tarafından teklif edilen CANDU tipidir.

3. NÜKLEER YAKIT : Uzmanlarca ifade edildiğine göre Arjantin, uranyum ya­ taklarına sahip olan ülkeler arasında altıncı sırayı işgal etmektedir. Di­ ğer bir deyişle son derece zengin uranyum yataklarına sahiptir.

Halen, Arjantin'in belli başlı k coğrafik bölgesinde - merkez, kuzey batı, Cuyo ve Patagonia - her bölge için ayrı bir merkezden, uranyum araştırma çalışmaları yürütülmektedir. Bu merkezler, bölge sırasına göre, Cordoba, Salta, Mendoza ve Rawson'dur.

(6)

- k

-Şimdiye kadar yapılan çalışmalar sonunda:

-Malague (Mendoza) şehri yakınındaki, Huemul ve Agua Botada bölgesinde, -Calchaqui vadisinde (Salta) Don Otto madeninde,

-San Rafael (Mendoza) şehrine 25 kilometre mesafede Bola dağında, uranyum madenine rastlanmıştır.

Bunlar arasında, özellikle Bola dağında rastlanan yatağın çok önemli olduğu anlaşılmış bulunmaktadır.

Yukarda bahis konusu bölgeler dışında, daha birçok yerde uranyum yatakları­ na rastlanmıştır.

Bulunan uranyumun reaktörlerde kullanılacak hale getirilmesi, iki ayrı ya­ kıt açısından incelenmelidir.

- Arjantin'in bugünkü nükleer teknolojisi, bulunan uranyumun, tabii uran­ yum reaktörlerinde kullanılacak hale getirilmesine yeterlidir.

- Buna karşılık, son derece yüksek teknoloji ve 2 milyon kilovatlık kurulu tesis gerektiren, uranyumun zenginleştirilmesi işlemi ise, Arjantin'in b u ­ günkü teknik kapasitesinin çok üstünde bir iştir. Ayrıca bu teknolojinin bir askeri sır olduğu ve milletlerarası atom enerjisi Komisyonunun da sı­ nırlamalarına tabii bulunduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Her ne kadar Avrupada, örneğin Hollanda'da, küçük ölçüde bir uranyum zengin leştirme tekniğinden faydalanılıyor ve bu gizli tutulmayıp, isteyen ülkele­ rin satın almasına bir engel bulunmuyorsa da, bu tekniğin büyük miktarlarda zenginleştirilmiş uranyum elde edilmesinde kullanılıp kullanılamayacağı he­ nüz kesinlik kazanmamıştır.

Yine Arjantin'in nükleer politikası kısmında görüleceği üzere, bu konu, nük leer enerji uzmanlarının önemle üzerinde durdukları bir noktadır.

k, Arjantin'in nükleer planı ve ikinci on yıllık programın ana hatları:

Arjantin nükleer planı, şu amaçlar üzerine kurulmuştur:

a) Ülkenin enerji ihtiyacının karşılanmasında nükleer enerjiden faydalanıl­ ması

b) Nükleer yakıt kaynaklarının, geliştirilmesi

c) Radyoizotopların ve radyasyonun kullanılma alanlarının genişletilmesi. Arjantin'in 19^9 yılı itibarile, radyoizotop tnkotimi, 150 Ci'dir.

Bu miktarın 10 Ci'si yerli üretimdir. Radyoizotopların 7Ö'i Tıp ve Biolo- jide, % 20'si endüstride ve % 2 'si ziraatte kullanılnaktadır.

(7)

-

5

-d) yukarda maruz hususların gerçekleştirilmesini sağlayacakr bilimsel ve teknolojik bir yapının gerçekleştirilmesi

e) Halkan, radyasyonun verebileceği zararlardan korunması

Gene bu genel plan içinde, fakat daha kısa vadeli - 10 yıl - çalışmaları kapsayan programlar da hazırlanmıştır. Bunlardan, ikinci 10 yıllık, 1970- 1980 devresini kapsayan, programın ana hatları şöylece sıralanabilir:

- ülkenin enerji ihtiyacının karşılanmasını amaçlayan, Arjantin nükleer planı gereğince,

a) çeşitli enerji üretim imkanlarının, talebi karşılaması açısından ince­ lenmesi

b) nükleer enerji üretimi için gerekli teknik kapasitenin yaratılması c) ilerde, mümkün olan en büyük ölçüde milli imkânlardan faydalanılarak, nükleer enerji santrallarının kurulması

d) bu santrallarda kullanılacak yakıtın temini

e) ülkede nükleer enerji sanayinin kurulması ve geliştirilmesi için özel sektöre yardımda bulunulması

Kurulacak olan bu sanayinin, sahip olacağı yüksek teknoloji sayesinde, di­ ğer sanayi kesimleri üzerinde hızlandırıcı bir rol oynayacağı düşünülmek­ tedir .

Yine ikinci 10 yıllık programda, Atucha ve Cordoba dahil, 1980'in sonuna kadar 3 adet nükleer enerji santralı kurulması öngörülmektedir.

Programın nükleer yakıt ile ilgili kısmı şu noktalarda toplanmaktadır: a) uranyum yataklarının tesbiti,

b) yakıtın reaktörlerde kullanılacak hale getirilmesi, c) nükleer yakıt için milli bir endüstri yaratılması.

a) Uranyum yataklarının işletilmesi: Program, 1980'de, 30.000 ton U^Og (Yellow-Cake-Sarı Pasta) rezervi elde edilmesini amaç olarak almaktadır. Ayrıca bu ana rezervi azaltmaksızın, yakıt olarak kullanılan UO^ rezervi temin etmek, programın amaçları arasındadır.

Yukarda maruz hususların gerçekleştirilebilmesi için :

197^'e kadar, yılda

50

ton, 197^-77 arasında 100 ton ve 1977'den sonra yılda 200 ton sarı pasta üretimi öngörülmektedir.

Ayrıca, 1973*te 100 ton UO, üretilmesini sağlayacak, 1976'da ise bu üretimi yılda

300

tona çıkaracak tesislerin kurulmasına,

1970

'te başlanmıştır.

Moderator olarak kullanılacak "ağır su" için ise, 1980'e kadar şöyle bir politika takip edilecektir :

(8)

-

6

-197^'te yıllık kapasitesi 12 ton olan bir ağır su tesisi kurulacaktır. Bu tesis, 3 reaktörün ağır su kayıplarını tamamlayacak, hem de, küçük bir ola­ ğanüstü hal rezervinin elde tutulmasını temin edecektir.

Programda ayrıca, plütonyum teknolojisinin geliştirilmesi de öngörülmektedir. Bu teknolojinin geliştirilmesi, ilerde kurulması tasarlanan "Fast Breeder" tipi reaktörlerde kullanılacak plütonyumun elde edilmesi için gereklidir. Bilindiği üzere bu tip reaktörler henüz deneme safhasındadır. Ancak, normal reaktörlerden 70 defa daha güçlü oldukları bilinmektedir.

Programa nazaran, 1976 yılına kadar genel olarak plütonyum teknolojisinin geliştirilmesi yönünde çaba harcanacaktır. 1976'dan sonra ise, çalışmalar aşağıda belirtilen konularda toplanacaktır :

a) plütonyumun güç reaktörlerinde kullanılması b) plütonyumdan termik reaktörlerde faydalanılması

c) plütonyumun "Fast Breeder" tipi reaktörlerde kullanılması

d) 1980'den sonra ise, yüksek oranda zenginleştirilmiş "compact" termik reak­ törleri üzerinde çalışılacaktır.

İkinci 10 yıllık programda, radyoizotopların ve radyasyonun, özellikle sağ­ lık alanında büyük ölçüde kullanılması amacı da yer almaktadır.

Radyoizotop üretiminde ana kaynak, Ezeiza Atom Merkezi ve Reaktörü RA-3 ola­ caktır.

1980

için öngörülen hedefler şunlardır :

a) Radyoizotop üretiminin yılda ^50 Ci'ye çıkarılması: bu miktarın 350 C i ’si iç tüketimi karşılayacak, kalan 100 C i * si komşu ülkelere satılabilecektir. İkinci 10 yıllık programın büyük bir bölümü nükleer enerji teknolojisinin geliştirilmesine ayrılmıştır. Bu alanda, atom enerjisi konusunda ileri ülke­ ler, resmi ve özel kuruluşları, üniversiteleri ile yakın işbirliği ve temasta bulunulması öngörülmektedir.

Genel plan ve onun bir kısmı olan ikinci 10 yıllık programın gerçekleştirile­ bilmesi halinde 1980'de Arjantin'in nükleer görüntüsü şöyle olacaktır :

a) 3 adet nükleer santral kurulmuş olacaktır.

b) nükleer yakıt hazırlanması için gerekli bütün tesisler hazırlanmış olacak­ tır.

c) ülke plütonyum teknolojisini öğrenmiş "Fast Breeder" tipi reaktörlere ayak uydurabilecek duruma gelmiş olacaktır.

d) radyoizotopların endüstri, sağlık ve ziraat alanlarında kullanılmaları öğrenilmiş olacaktır.

e) ilerde nükleer enerji için gerekli teknik bilgi seviyesine erişilmiş ola­ caktır.

f) halk ve ülke, radyasyon tehlikesine karşı korunma tedbirlerini almış ola­ caktır.

(9)

-

7

-5. Arjantin nükleer politikası :

(ilkelerin sanayileşmeleri oranında enerji ihtiyaçlarının artması, her geçen gün daha fazla enerji üretimine ve dolayısile, kullanışlı ve uouz (enerji ham maddesi) diyebileceğimiz kaynakları olan ihtiyacı da artırmaktadır. Sa- nayilişme yolunda çaba harcayan Arjantin'de bu kuralın dışında değildir. Da­ ha önceki maddelerde anlatıldığı veçhile bir süreden beri, enerji üretiminde petrolden ayrılacak hidroelektrik santralları ve bu arada, uranyumdan fayda­ lanma çalışmaları yapmaktadır.

Bu nedenle, başta Arjantin Atom Enerjisi Milli Komisyonu olmak üzere, enerji konusu ile ilgili uzmanlar ve kuruluşlar geleceğin enerji üretim merkezle­ rinin nükleer santrallar olacağı görüşünden hareketle, vakit geçirmeden bu konuda milli bir politika teebiti gerektiğini İsrarla söylemektedirler.

Tahmin edilebileceği üzere, böyle bir politikanın tesbitinde en önemli karar, nükleer enerji santrallarının kurulup kurulmaması değil, hangi tip reaktör kurulması sorusuna verilecek cevaptır.

Bilindiği üzere, bugün çeşitli ülkelerde kurulmuş olan reaktörlert kullan­ dıkları yakıt açısından, başlıca iki gruba ayrılmaktadırlar. Birinci grup, yakıt olarak "zenginleştirilmiş uranyum" kullanan reaktörler, ikinci grup ise "tabii uranyum" kullananlardır.

Hemen hemen her ülkede uranyum yataklarına rastlanmaktadır. Buna karşılık zen ginleştirilmiş uranyum, son derece ileri teknolojik bilgi ürünü bazı tesis­ lerde elde edilebilen bir yakıttır ve, hür ülkeler açısından bakıldığında, temin edilebileceği yegâne ülke, ABD'dir.

Hal böyle olunca, birçok ülkeler gibi Arjantin açısından da, kurulacak reak­ törlerin tipi büyük önem arzetmektedir.

Nükleer alanda söz sahibi uzmanlar, Arjantin için en uygun reaktörün CANDU (tazyikli tipler) tipi, yakıt olarak tabii uranyum, moderator olarak da (ağır su) kullanan reaktör olduğunu ileri sürmektedirler.

Ancak, gerek nükleer enerji hakkında elde edilebilecek bilgilerin eksikliği gerekse meselenin bir bütün olarak karmaşıklığı, konunun halk seviyesinde ele alınmasına engel olmakta ve mesele ancak belli teknik çevrelerin ve özel­ likle idarecilerin tekelinde kalmaktadır. Bu durum ise ülke çıkarlarını koru­ yacak baskı gruplarının ortaya çıkmasını engellemektedir.

Nitekim, belli bir nükleer enerji politikasının bulunmaması ve yukarıda ma­ ruz baskı gruplarının teşekkül etmemiş oluşu, şimdiye kadar bazı ters karar­ lar alınmasına yol açmıştır.

(10)

örneğin, 1967 yılında kurulması kararlaştırılan Atucha santrali için Siemens firması tarafından teklif edilen bir reaktör tipi seçilmiştir. Yetkililerin görüşü, yakıt olarak tabii uranyum kullanılmasına rağmen, bu reaktörün Ar­ jantin için son derece kullanışsız olduğu merkezindedir.

Şöyle ki : Bir defa bu reaktör en çok 350 MW gücüne ulaşabilmektedir. Halbu­ ki bugün için, nükleer enerji santrallarının 600 veya daha yüksek MW gücün­ de olması gerektiği görüşü genellikle kabul edilmektedir.

îkinci ve hatta birincisinden de daha önemli olan sakıncası ise, bu reaktörün şimdiye kadar hiç denenmemiş ve son derece ileri nükleer tekniği gerektiren bir reaktör oluşudur. Uzmanlara göre, Arjantin'in nükleer teknik seviyesi bu noktaya erişmemiştir, ve daha uzun süre de erişmesi beklenmemektedir.

Buna karşılık Cordoba eyaletinde, Rio Tercero barajında kurulması tasarlanan 600 MW gücündeki ikinci santralda, özellikle Arjantin Atom Enerjisi Komisyo­ nunun mücadelesi sonunda, tabii uranyum kullanan CANDU tipi bir reaktör için Kanada ve İtalyan firmaları ile anlaşmaya varılmıştır.

Arjantinin dışa bağlı olmayan veya en az bağlı olacak bir nükleer enerji santralları d" -„ine sahip olmasını engellemeye çalışan, özellikle dış kay­ naklar, Cordoba santralında kaybettikten sonra, şimdi, Arjantin'in önce su kaynaklarında faydalanması, bu işi takriben

15

senede tamamladıktan sonra, nükleer^enerji santralları konusuna eğilmesi gerektiği görüşünü işlemeye baş­ lamışlardır.

Halbuki, uzmanların belirttiklerine göre, nükleer enerji santralları "temel" enerji sağlarlar ve bu işi bütün yıl boyunca yaparlar. Hidroelektrik santral- ları ise, enerji tüketiminin en yüksek seviyesine vardığı saatlerde devreye girerler. Bu rudumda bu iki tip enerji üretim merkezi birbirinin tamamlayı- cısıdırlar.

Yine bu uzmanlara göre, özellikle Parana nehri üzerinde inşaası düşünülen hidroelektrik santrallırınm 10 yıl gibi uzun bir sürede tamamlanabileceği gözönüne alınırsa 1979 - 1989 yılları arasında Arjantin temel enerji sıkın­ tısı çekecektir. Bu sıkıntının giderilmesi için ise, ya daha fazla ve daha yüksek fiatlarda petrol ithal edilecek veya nükleer enerji politikasının tes- bit edilmemiş olması halinde, zenginleştirilmiş uranyum kul.lanan reaktörler

satın alınması yoluna gidilebilecektir.

Nükleer enerji ile ilgili kişi ve kuruluşlar, Arjantin'in karar verme nokta­ sında bulunduğunda birleşmektedirler. Bir an önce bu kararın alınarak, ilgili bütün sektörlerin görüşleri ile birlikte Kongreye sunulmasında ve kanun haline getirilmesinde İsrar etmektedirler•

- £

(11)

-

9

-Yine bu uzmanlar, Arjantin nükleer enerji politikasının, yakıt ve teknoloji alanında ülkeye bağımsızlık sağlayacak olan, tabii uranyum reaktörleri üze­ rine kurulması gerektiğini de ilave etmektedirler.

6# Düşünceler :

Yukarıdaki izahattın da anlaşılabileceği üzere, Arjantinfin tesbit edil­ miş kesin bir nükleer enerji politikası yoktur. Yapılan işler günün idareci­ lerinin kararlarına bağlı olarak yürütülmektedir.

Arjantin nükleer alanda kendisine Hindistan’ı örnek olarak almakta ve onun bu alandaki başarısını tekrarlıyabileceğini ümit etmektedir#

Referanslar

Benzer Belgeler

► Törende konuşan Talay, “yaratıcı emeğini kültürün ve sanatın hizmetine soktuğu için” Gülersoy’a teşekkür ettiklerini belirterek “Bir toplumda maddi

Yapılan varyans analizi sonucunda Kiraz ve Fındık karayemiş çeşidi pekmezlerinin pH, titrasyon asitliği, Hunter a* değeri, HMF, antosiyanin ve antioksidan aktivitesi üzerine

Yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmez bir enerji kaynağı olması, Türkiye gibi jeotermal enerji açısından şanslı ülkeler için bir özkaynak teşkil etmesi,

1973 yılında başlayan yeni bir araştırmada da, kömürden gaz üretilmesinde çok miktarda hidrojen elde edilmesi için HTGR tipi reaktörlerinin bir endüstriyel ısı

Nükleer kaza riskleri, yüksek radyoaktivite yayan nükleer atıklar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmasının getirdiği masraflarda göz önünde tutulursa, nükleer

GöLova Kermcköy Tcrmik Santralı için inşaat öncc§i sağlık Bakatıhğ'ndan izin allnmasl gcrekirken, bu iznin ünmadığ vc inşaattn hitt Gaynsıhhi

Her yıl enerji ihtiyacı artan ABD, elektrik ihtiyacını karşılamak için termik, hidrolik ve yenilenebilir enerji santralları kurmakta, kendi ülkesi için nükleer enerji santral

Yap ılan araştırmalar Polonya’da halkın yüzde 65’inin atom enerjisine geçmeyi istediğini gösterirken, Türkiye halkın yüzde 60’ı planlanan iki nükleer santralin