• Sonuç bulunamadı

Anısına:Aziz Nesin köşesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Anısına:Aziz Nesin köşesi"

Copied!
12
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

“ev”

deyince

EMLAK BANKASI

" D a h a U y g a r B - i r Y a ş a m i ç i n " ~

TL Y i SAVI 26476 /16000 Tl (KDV içinde)

Cumhuriyet

KURUCUSU: YUNUS NAOİ (1924-1945) BAŞYAZARI: İMDİR İMDİ (1945-1991) 8 TEMMUZ 1985 CUNMRTE8İ

Erken genel seçim olasılığı, gündemin ilk sırasına yerleşti

Secim sinyalleri

DYP'de ilk kez seçim istemi

DYP Genel Sekreteri Şinasi Altıner, TBM M ’nin, anayasa değişikliği

bozgununu halka anlatamayacağını belirterek, “Halk bu Meclis’i

taşımaz, şu anda en doğrusu seçime gitmek” görüşünü dile getirdi.

Türkiye’nin bir hükümet bunalımını daha kaldıramayacağına dikkat,

çeken Şinasi Altıner, “CHP ile önemli bir kriz çıkması ya da hükümet

ortaklığının sona ermesi durumunda, daha önce dile getirilen,

ANAP’la geniş tabanlı hükümet ya da koalisyon ortaklığı da artık çok

uzak” diye konuştu. DYP kulislerinde erken seçim tarihi olarak 4 ya

da 11 kasım günleri üzerinde duruldu.

Ecevit: Meclis kendini feshetsin

DSP Genel Başkanı Ecevit, “ Meclis anayasayı değiştiremeyecekse

kendini feshetsin” görüşünü dile getirdi. “ Milletimiz ara seçim değil,

erken bir genel seçim arzuluyor” diyen Mesut Yılmaz, Çiller’in

gelmiş geçmiş en büyük “takıyyeci” olduğunu ileri sürerek, “ Siz

onun ‘Seçim yok’ demesine inanmayın. En geç ekim ya da kasım

ayında erken seçim yapılacaktır” dedi. CHP Genel Başkanı Hikmet

Çetin, parlamentonun tıkanması durumunda, seçimin demokrasinin bir

gereği olduğunu belirtirken, “Bugün bu noktaya gelinmiş midir, onu

söyleyemem” diyerek ihtiyatlı bir dil kullandı. ■ 5.

Sayfada

ANAYASA KAVGASI

HİKM ET ÇETİN:

EYÜ P ASIK

‘ANAP 12 Eylül’ü

sahiplendi’

► DYP, anayasa değişikliklerinin ‘gizli oyla’ yapılmasını öngören 175. maddenin

değiştirilerek, ‘açık oylam a’ yönteminin getirilmesi için önerge hazırlayarak grubunda imzaya açtı. İlk imzayı Çiller attı. CHP lideri Çetin, ANAP’ı sert bir dille suçlayarak “ Bu, 12 Eylül’ü sahiplenmedir, ANAP bu kimliğini ortaya koymuştur” dedi.

B

5. Sayfada

‘8. maddeden

vazgeçmeyiz’

► Hikmet Çetin, “CHP’nin öncelikleri

gerçekleştirilemiyor. Hükümetteki durumunuzu yeniden değerlendirme gereksinimi duyuyor m usunuz?” sorusuna, “Önümüzde uygulama programı var. Terörle Mücadele Yasası’nın 8. m addesinin değiştirilmesinden vazgeçmiş değiliz. Hüküm et içinde bunları konuşacağız” yanıtını verdi.

B

5. Sayfada

ANAP’ta

ara seçim istifası

► ANAP Grup Başkanvekili Trabzon

Milletvekili Eyüp Aşık, ‘A ra seçim yapılmasını anayasal zorunluluk haline getirm ek’ için milletvekilliğinden istifa etti. İstifa dilekçesini TBMM Başkanlığı’na sunan Aşık, kuliste partisinin Genel Başkanı M esut Yılmaz ile tokalaşarak “ Veda ediyorum ” diye espri yaptı.

B

5. Sayfada

Anayasa değişikliğinin tıkanması hoş karşılanmadı

Avrupa’da hayal kırıklığı

► Sağ partiler arasındaki güven bunalımının

aşılamaması üzerine TBMM’de kesilen

anayasa değişikliği ile ilgili gelişmeler Batılı

diplomatik çevrelerde TBMM ile ilişkilerini

askıya alan Avrupa Parlamentosu’nun,

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gümrük

birliğine geçişine ilişkin Ortaklık Konseyi

kararını onaylaması olasılığını zayıflattığı

yorumlarına neden oldu.

► Bu durumda, gümrük birliği önünde çeşitli

engeller çıkaran Avrupa Parlamentosu

milletvekillerine karşı Batı hükümetlerinin

Türkiye lehine kullanabilecekleri kozun çok

zayıfladığına dikkat çekiliyor. Batılı

diplomatların, yakında olmasa bile eylül

ayında TBMM’nin demokratikleşmeyi

gerçekleştirebileceği umudunu yitirmedikleri

belirtiliyor.

► Türkiye ve AB arasında 6 Mart

1995 tarihinde Belçika’nın başkenti

Brüksel’de yapılan Ortaklık Konseyi toplantısı

sonunda ortaya çıkan gümrük birliği

metni, ağırlıklı olarak Türkiye’ye AB ile

mevzuatını uyumlu hale getirmesi için

yükümlülükler getirirken, demokratikleşme

yönünde reformlann yapılmasını da

öngörüyor. ■

11. Sayfada

SEK satıldı

Devlet

sütten

kesildi

► SEK ’in işletme ve süt toplama merkezlerinin satışından toplam 2 trilyon 832 milyar lira gelir elde edilirken devlet, kurumun 3 trilyon liraya ulaşan borçlan ile işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlannı da üstlendi. ■ 9. Sayfada

Atam a

İsmail Cem

Kültür Bakanı

► Atam aya ilişkin

Başbakanlık tezkeresi Cum hurbaşkanı Demirel tarafından onaylanmadan önce C em ’in özgeçmişinin gazetelere fakslanması dikkat çekti. ■ 6. Sayfada

‘Cazda sınır yoktur ’

Kültür Servisi - Tüm dünyada genç kuşağın caz müziğini tanıması ve sevmesinde, aynca yeni kuşak caz müzisyenlerinin yetişmesinde önemli bir rol oynayan, günümüzün ünlü besteci ve trompetçisi Wynton Marsalis ve direktörü olduğu Lincoln Center Jazz Orkestrası, önceki gece Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda unutulmayacak bir

konser verdi. Konser öncesi yaptığı basın toplantısında, genç müzisyenlere, caz müziğinde hiçbir sınırın bulunmadığını, başarılı olmak için her zaman kendi istediklerini yapmalarını öğütleyen ve gelecekte, tüm caz akımlan üzerinde çalışmalar yapmak istediğini söyleyen Marsalis ve orkestrası LCJ, Duke Ellington, Dizzy Gillespie, Charles

Mingus gibi efsanelerin parçalanndan oluşan repertuvanyla özellikle İstanbullu klasik caz dinleyicisini büyüledi. Marsalis ve LCJ Orkestrasının 1995 turnesi, sadece konser vermeyi değil, aynı zamanda genç müzisyenleri eğitmeyi de amaçlıyor. Marsalis’in ■ Arkası Sa. 19, Sü. 1 ’de

3 bin asker Kuzey Irak’ta

Sınırötesi harekâtın ardından yeniden toplanan terör gruplarına karşı nokta operasyonları düzenleniyor

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 35 bin askerle gerçekleştirilen Çelik-1 Harekâ­ tı ’nın ardından eylem hazırlığında oldu­ ğu saptanan PKK gruplan için Türkiye- Irak sımn üzerinde 3 bin askerle başlat­ tığı operasyonlan sürdürüyor. Savaş uçaklan ve küçük zırhlı araçlar desteğin­

de “akıncı” birliklerce yürütülen “istih­ barata dayalı nokta operasyonlarında” üç gün içinde 90 PKK militanı öldürül­ dü, PKK’nin banndığı yerleşim birimle­ ri ve kamplar imha edildi. ABD, operas­ yona tam destek verdiğini belirterek ABD silahlanmn kullanılmasında sakın­ ca olmadığım açıkladı.

Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde gü­ venlik güçlerince yürütülen operasyon­ da üç gün önce şehit olan Komando As­ teğmen Ahmet Erkan Doğan, dün An­ kara’da Cebeci Asri Mezarlığı’nda top­ rağa verildi.

20 Mart-2 Mayıs 1995 tarihleri ara­ sında yaklaşık 35 bin askerle gerçekleş­

tirilen Çelik-1 Harekâtı’ndan 2 ay sonra TSK yeniden Kuzey Irak’a girdi. Çelik- 1 Harekâtı’na katılanlara oranla çok da­ ha az miktardaki birliklerle Hakkâri’nin Çukurca ilçesinin güneyinde kalan Irak topraklannda operasyon düzenleyen TSK’nin 5 şehit verdiği bildirildi. ■ Arkası Sa. 19, Sü. 9 ’da

A Z İZ N E S İN

• •

Ö Z E L E K İ

S a l ı g ü n ü C u m h u r i y e t ’ l e

Bugün AKJVTde

Nesin

için

anma

H a b er M erk

ezi-Aziz Nesin bugün İs­

tanbul Atatürk Kül­

tür Merkezi ’nde saat

14.00’te düzenlene­

cek bir toplantıyla

anılıyor. Toplantıyla

ilgili yapılan açıkla­

mada,

“Herkesi ka­ ranfilleriyle birlikte bekliyoruz”

denildi.

“Aziz N esin’i Yaşa­ tacağız”

toplantısı

Türkiye

Yazarlar

Sendikası,

DİSK,

Nesin Vakfı Demeği,

Onbinler Yayıncılık,

KÇSKK, TMMOB,

PEN Yazarlar Derne­

ği, Türk Tabibleri

Birliği, Çağdaş Ga­

zeteciler

Derneği,

68’Iiler Birliği Vakfı,

Nâzım Hikmet Kül­

tür ve Sanat Vakfı ile

Konutbirlik tarafın­

dan düzenlenecek.

Karanfilleriyle bir­

likte herkesin çağrıl­

dığı toplantı sonra­

sında Aziz Nesin için

imza defteri ve köşe

açılacak.

Vakfında yaşayacak

► A ziz Nesin, yaşam ını adadığı

vakfından artık hiç

ayrılmayacak. Ç eşm e’de yaşam a

veda eden A ziz Nesin,

Ç atalca’daki N esin V akfı’nın

bahçesinde toprağa verildi.

Vasiyetine uygun olarak cenaze

töreni yapılm ayan Aziz N esin’in

m ezar yerinin belli olmaması

için sekiz ayrı yer kazıldı.

► Üstü karanfillerle dolu bir

am bulansta polis eskortuyla

birlikte Ç atalca’ya getirilen

A ziz N esin ’e yapılan otopside

ölüm nedeninin “kalp

yetm ezliği” olduğu saptandı.

N esin Vakfı’nda kalan çocuklar,

yazarın isteği doğrultusunda

defin sırasında hazır

bulunmadılar. ■

3. Sayfada

► Sevenlerini ilk

kez ÜzdÜ

B

3. Sayfada

► Ölümünün

ardından: Özgürlük

S a v a Ş Ç IS l H 3. Sayfada

► Kütüphanelerde

Aziz Nesin köşesi

■ i . Sayfada

► Dış basın: Bizi

sevmişti, biz de onu

■ 3. Sayfada

► Sağcı basın,

Nesin’i karalamayı

y e ğ l e d i ■ 3. Sayfada

► Karagöz evleri ve

Aziz Nesin

OKTAY EKİNCİnin yazısı

B

3. Sayfada

Rıfat İlgaz anılıyor

Bir

ustanın

anısı

► Rıfat İlgaz, ölümünün 2.

yılında doğduğu kasaba Cide’de

üç gün sürecek bir şölenle

anılıyor.

► 12 şiir kitabı, 8 roman, 13

çocuk romanı, 18 hikâye kitabı,

7 oyun, 2 anı ve köşe

yazılanndan derlediği 2 kitap

daha. Öğretmen, şair, romancı,

köşe yazan, düzeltmen, öykücü,

dergici, gazeteci... Tümü 82 yıla

sığdırılmış. Kim bu kalabalık

adam? Rıfat İlgaz... Ve biz ne

kadar aziz. B

14. Sayfada

OLAYLARIN

ARDINDAKİ

GERÇEK

Seçim

Gündemde

Türkiye Büyük Millet Mec­ lisinde yaşanan anayasa de­ ğişikliği fiyaskosu, doğal ola­ rak ara ya da erken genel se­ çimin zorunlu olduğu tartış­ malarını gündeme getirmiş

durumda.

İster iktidar, ister muhalefet partileri olsun, hemen hepsi­ nin Meclis TV’si aracılığı ile ka­

muoyu önünde yaşanan

olumsuzluktan sorumlu oldu­ ğu tartışılamaz. TBMM’nin bugünkü kadrosunu oluştu­ ran milletvekillerinin büyük çoğunluğunun gerek doğru­ dan, gerekse parti yöneticile­ ri aracılığı ile vermiş oldukları sözleri yerine getirmedikleri, dolayısıyla normal bir genel seçime kadar kendilerinden demokratikleşme konusunda bir şeyler beklenemeyeceği kanısı yaygın duruma gelmiş­ tir.

Siyasal partilerin yönetim­ leri de bu açmazın ayırdına varmış olacaklar ki erken bir genel seçimden söz etmeye başlamışlardır.

DYP Genel Sekreteri Altı- ner, görüşlerini “Halk bu

Meclisi taşımaz, şu anda en doğrusu seçime gitmek "söz­

leriyle özetlemiştir.

ANAP lideri Yılmaz, DYP li­ derini de suçladığı açıklama­ sında “en geç ekim ya da ka­

sım ayında seçime gidilece­ ğini" söylemiştir.

DSP lideri Ecevit de, ana­ yasa değişikliği için yeni ve

★ ★ ★ B Arkası Sa. 19, Sü. 9 ’da

B

U

G

Ü

N

C u m h u r i y e t ’l e b i r l i k t e

B O R S A D O L A R M A R K A L T IN

O

D ü n 4 6 .3 5 7 .3 4 ö n c e k i 4 9 .4 1 2 .7 3

O

D ü n 4 4 .4 0 0 ö n c e k i 4 4 .2 8 0

U

D ü n 3 1 .8 5 0 ö n c e k i 3 2 .0 0 0

O

D ü n 5 5 2 .5 0 0 ö n c e k i 5 4 9 .5 0 0

HADEP davası

Algan Hacaloğlu, HADEP davasında yaşanan “ büyük g ö za ltın ın normal olmadığını, gözaltındaki yurttaşların serbest bırakılması için girişimlerde bulunduğunu söyledi.

B

4. Sayfada

PKK hedef değiştiriyor

Savcı Talat Şalk, PKK’nin İstanbul, İzmir, Adana, Mersin, Bursa ve Ankara’dan “ Kürdistan’a d ö n ” işareti verdiğini de öne sürdü.

B

4. Sayfada

G Ü N D E M

MUSTAFA BALBAY

Askıda Yer Kalmadı...

Şeytanın kulağına kurşun, ola ki bir darbe daha olursa, askerlere fazla iş düşmeyecek. Emir komuta zinciri içinde yönetimi devraldıktan sonra, ‘danışma meclisi’ için, 32 sü­ lalesi büyüteçle kontrol edilmiş kişi aramalarına gerek yok. Bugünkü milletvekillerinin, danışma meclisi üyeliğine atandığını ilan ederler, olur biter.

Bundan daha iyisini mi bulacaklar?

Her gün açık; iş yapıyormuş gibi görünüyor, bir şey çık­ mıyor.

Her şey konuşuluyor; değişiklikler olacakmış gibi görü­ nüyor, bir şey değişmiyor.

(2)

SAYFA CUMHURİYET

OLAYLAR YE GÖRÜŞLER

8 TEMMUZ 1995 CUMARTESİ

Soykırım

Y üzyıllar sürmüş bir “ barış içinde yaşam ” birlikteliğinden sonra

vatan bütünlüğüne karşı ilk başkaldırılar, kesin olarak Erm eni

cem aatinden gelmiştir. Bu konuda açık ve seçik kanıtlar pek

çoktur.

ÇELİK GÜLERSOY

E

rmeni örgütü ASALA’nın Türk diplomatlarına yöne­ lik vahşeti, dünya günde­ minden bir süredir çıkmış bulunuyor. Bu sonuca yol açan en önemli etken, akıl­

sız ve hırslı komitecilerin kantarın topu­ nu kaçırıp son kez Paris’in Orly Havali­

m anında eylem yaparak Fransa’nın ya­ şamsal çıkarlarını fena halde zedeleme­ leri oldu. Buna izin verilemezdi.

Ama dünkü “Ermeni soykırımından yola çıkarak günümüzde Kafkaslar’a yerleşmiş olan küçük bir Ermeni devle­ tinin “haklarına” uzanan konuyu, dış mihraklar -başta da Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ermeni lobisi- sıcak tut­ makta hep yarar buldu, saptanan belli bir tarihi -24 Nisan- her yerde matem tören­ leriyle anma, TV ve basında belgesel programlar ve yazı dizileri ile kitlelere ta­ şıma ve Musevileri konu alan soykırım müzelerine Türkiye Ermenılerini de sok­ ma çabalarını, devamlı sürdürdü.

Bu yıl, bu konuda değişik bir gelişme yaşandı: ABD ağırlıklı uluslararası şir­ ketler, Azerbaycan petrolünü Ermenis­ tan ve Türkiye kombinasyonu ile akıtma formülünde birleşince, Kafkaslar’daki bu ticaret ve barış rüzgârı, politikayı da etkiledi ve Başkan Clinton, yıldönümü demecinde Türk basınının deyimi ile soykırım lafını ağzına almadı.

Bu mutlu aşamanın, Türk diplomasi çevrelerine rahat bir soluk aldırmış oldu­ ğunu okuyoruz. Alışveriş temeline de da­ yansa, barış, ilkede çok olumlu bir olay­ dır ve desteklenmesi gerekir.

Ama Türkiye’de düşünen her zihnin, Türk dış politikasını, hatta ondan da öte­ de, ülkenin “dış imajını” böylesine derin­ den ve sürekli etkileyen bir soykırım ko­ nusunda, ancak petrol gibi, ne de olsa çok akışkan bir sıvı maddeyle güvence kaza­ nılmasından tedirginlik duyması da ka­ çınılmazdır.

“Dünyanın bin türlü hali var” inanışı­ na uyarak, biz de Kafkaslar’da banş yo­ lunun açıldığı şu dönemde, bizim ilerisi için kuramlar (teoriler) üretmemizde yi­ ne de yarar olduğu inancındayım.

Şöyle düşünelim: Acaba şu soykırım konusunda da da ülkemizin izlediği po­ litikada ve suçlamalar karşısında aldığı tavırda, köklü bir değişikliğe gidilmesi, birçok çevreyi rahatlatmaz mı?

Bugüne kadar iddialara karşı Türkiye hep, “Hayır, böyle bir şey olmadı, doğru değil” savunmasında kaldı.

Ona karşılık her diplomatımızın vu­ rulduğu günün akşamında Avrupa TV’le- ri haberi verdikten sonra kısa metrajlı belgeseller de yayımlayıp, kendi kamu­ oylarına bilinçle, şu mesajı işlediler: “Evet, teröristlerin yaptığı vahşet, ama ne yapsın zavallılar, mazurlar.

Görüyorsunuz vaktiyle Türkler de onları kesmişti.” Çünkü yabancı dillerde ve döneminde yapılmış pek çok yayın, bu konuda bol malzeme içeriyor. Doğru ya da yanlış. Batılı yazarlar kaleminden çık­ mış pek çok eser var.

Onun için Türkiye köklü bir tavır de­ ğişikliğine gitse ve dese ki:

“Bu olaylar olmuş olabilir!” Hatta bir grup uzmana, dönemin bütün belgeleri üstünde inceleme yaptırsa ve sonuçları­ nı yayımlasa:

“Yaklaşık şu kadar sürgün olayında, şu kadar sivilin, yolda öldüğü ya da so­ rumsuz milisler tarafından öldürüldüğü anlaşılmaktadır.”

Bunların ardından, ama şu olgular, bi­ rer birer altlan çizilerek ortaya yeter açık­ lıkta konulsa:

1- Yüzyıllar sürmüş bir “banş içinde yaşam” birlikteliğinden sonra vatan bü­ tünlüğüne karşı ilk başkaldırılar, kesin olarak Ermeni cemaatinden gelmiştir. Bu konuda açık ve seçik kanıtlar, pek çoktur.

2- Bunun baş etkeni, Çarlık Rusya- sı’nın kışkırtmaları ve finansmanı olmuş­ tur. O dönemde ABD devrede değildi. İngiltere ve Fransa’nın çıkartan ise özel­ likle Abdülhamit döneminde OsmanlI’yı içten çökertmekte ve bölmekte değildi. Onlar porsiyon kesmeler peşinde idiler. Rusya ise Akdeniz’e inmek gereksini- mindeydi. Günümüzde Çarlık Rusya- sı’nın çıkarlannı kim savunabilecekse buyursun tavır alsın.

3- Bazı Yunan kaynaklan, Yakındo­ ğu’ya yerleşmek isteyen Alman milita­ rizmimde etken gösterir, işin bu yanı da belirtilmeli.

4- Olup bitenler, bir cihan savaşının

ateşleri içinde ve bir imparatorluk çöker­ ken yaşandı.

Koca bir konağın, yangında her an bir kirişinin tutuşup inmesi gibi. Olağanüs­ tü olaylar, olağandışı sonuçlar getirir.

Osmanlı yönetiminin Ermenilere kar­ şı şiddetli ve radikal tavır alması, I. Ci­ han Savaşı içindedir. Bu, hem bir isyana yanıt, hem de başlarda, savunma karak­ terli idi. Hangi devlet cephelerde savaşır­ ken arkasından hançer yemeye karşı ha­ reketsiz kalmışsa, onun tarihten örnekle­ ri verilsin. Ama anlaşılan bir tepki, so­ rumsuz ellerde yer yer zulme dönüşmüş. Saltanat hükümetinin verdiği resmi bir kırım emri yok. Fakat zorunlu bir göç et­ tirme operasyonu sırasında söz konusu edilen olaylar yaşanmış.

5- Ermenilerin yerlerinden edilip baş­ ka bölgelere sürülmesinde, yolda meza­ lim yapılmış ise bunun sorumlusu, o dö­ nemin saltanat ve Meşrutiyet hükümet­ leri ve idare çarkıdır. Cumhuriyet, bütün o iktidarları ve kadroları tasfiye etmiş olan, taze ve tertemiz bir dönemdir. Ha­ nedanını bile sürgüne yollamış ve bir ki­ tabı bütünü ile kapatıp yepyeni ve terte­ miz sayfalar açmıştır. Dünyada hangi ih­ tilal yıktığı iktidarın suçlarından sorum­ lu sayıldı?

6- Müslüman nüfus içinde çeteler ve partizanlar dışındaki asıl halktan önem­ li kesimler, Ermeni komşularına kol ka­ nat germişlerdir.

Bir tanesi hâlâ benimle yaşayan ana­ cığımın ailesi. Sürgünden 2 genç kızı ev­ lerinde saklamışlar, sonra H arput’tan Amerika’ya yolcu etmişlerdir. Annemin babası da akrabaları da, subay. Dünyada böyle bir örnek var mı?

7- Son Osmanlı yönetimi, sadece bir­

kaç bin Ermeni’nin katlinden mi sorum­ lu? Irak, Mısır, Balkan ve Galiçya cep­ helerinde ölen onbinlerce vatan evladını bir yana bırakın, sadece Çanakkale’de 250 bin genç, toprağa karışmadı mı? Sa­ dece Sarıkamış’ta, aym Enver mecnunu, hiç gereksiz bir kış cephesi açıp herkesi karlara gömerek tek başına dönmedi mi?

Sayısı sınırlı Ermeni aileler mazlum olur ise yüz binlerce şehidin hesabım kim tutsun?

Sosyal gerçek odur ki, sürgün ve ke­ sim olaylarından sonra Fransa ve Ame­ rika’ya kaçan Ermeni aileler, oralarda güçlü lobiler kurmuşlar, kamuoyu oluş­ turmuşlar ve seslerini duyurmuşlardır.

Mazlum ve sessiz İslam kesimi ise aynı cuntanın kurbanı olarak yüz binlerce şe­ hidinin hiç gereksiz ölümünü, sineye çek­ miştir.

Ama artık 1900’ler başında değiliz. Dış dünyaya açılmakta olan bir devletiz. Bunun genç kadrolarının, yukandaki ba­ sit gerçekleri dünyaya anlatması, o kadar zor olmamalı. Ama önce işin adı konma­ lı ve de olay, ırk ve kan plamndan çıkarı­ lıp insancıl bir anlayış temeline oturtul­ malı:

Darülfünun’dan koparılıp Çanakka­ le’de şarapnel altına sürülen genç öğren­ cinin İstanbul’daki ana-babasımn acısı, ana-babası Şark yollarında bir çukura atıldıktan sonra kendisi Amerika’ya ka­ çırılıp orada büyümüş Ermeni çocukla­ ra ve ailelerine iyi anlatılırsa, yanlış sap­ tırmalarla ömürlerini kin ve hınç yolla­ rında harcamakta olan herkesi, insancıl bir potada eritmek bile mümkün olabilir.

Herhalde anlattığım türde bir politika, dünya önünde “inkârcı suçlu” durumun­ da kalmaktan daha iyidir.

Aspendos’un Büyüsü...

BENAL TANRISEVER

• kinci yılı gerçekleştirilen

Aspen-I

dos Opera ve Bale Festivali, yine nefes kesici bir mekân olan Açık- hava Tiyatrosu’nda gerçekleşti­ rildi. Bu tür turistik yörelerde kit­ lelere yönelik yapılan sanatsal et­ kinliklerin, yöre halkımızın yararına ol­ duğu kadar ülkemizi ziyaret amacıyla ge­ len onbinlerce turiste de Türkiye’deki çağdaş sanat yaşamını tanıtma yönünden katkısı tartışılmazdır. Türkiye’yi tanıtır­ ken deniz, güneş, tarih üçgenini genişle­ tip kültürümüzü de mutlaka katmalıyız. Deniz, güneş, tarih bizlere miras kalmış­ tır, onları biz yaratmadık. Ancak kültü­

rümüz tümüyle bize aittir. Çağdaş müzik, opera, bale, tiyatrolarımız bu kültürün vazgeçilmez mozaiklerindendir.

Bütün dünyada kültürel tanıtım, poli­ tika ve ekonominin çoğu kez lideri olur. İnsanların birbirlerini ilk tanımaları, yak­ laşmaları kültürel alışveriş ile gerçekle­ şir. Ekonomide üst boyuta gelmiş, örne­ ğin Japonya ve Kore, ülke içi ve dışında büyük bütçelerle klasik ve çağdaş kültür­ lerinin tanıtımı için olağanüstü çaba gös­ termektedirler. Bunun ilk nedeni prestij­ dir; kültürünü dünya insanına tanıtıp be­ nimsetmek vazgeçilmez bir tutkudur, ikinci nedeni ise daha basittir. Bu yoğun

tanıtım faaliyetlerinin sonucu sokaklar­ da pek sık aralıklarla rastladığımız Toyo­ ta ve Hyundai arabaları.

Önce o ülkenin kültürü tanıtılır, ardın­ dan ürünleri piyasaya sunulur. Kültür için harcanan para yalnızca kültürümüzü ta­ nıtmak için yapılan bir hayır işi değildir, bu, geriye büyük dönüşü olan bir yatırım­ dır.

Büyük reklam ve ekip organizasyonu gerektiren bu tür tanıtımlar için desteği yalnızca Kültür Bakanlığından bekle­ memek gerekir. Bugün ülkemizde de sa­ natla işbirliği yapmaya hazır çok sayıda özel teşebbüs olduğunu görüyoruz. İs­ tanbul Festivali’nde bu yıl büyük hay­ ranlıkla izlediğimiz New York Filarmo­

ni ve Mozart’ın Topkayı Sarayı’nda ge­ çen operası Saraydan Kız Kaçırma, fes­ tival bünyesinde büyük ekip çalışması ve özel şirketlerin desteği olmadan müm­ kün olamazdı.

Yılın yarısını turistik sezon olarak ya­ şayan Antalya’da kendi sanatçılarımızla birlikte neden bir Berlin Filarmoni, Bol- şoy Balesi, Franco Zeffirelli’nin Tos- ca’sı olmasın. İstanbul Festivali bize bu düşlerin gerçekleşebileceğini gösterdi.

Çizgi filmleriyle tanınan Walt Disney film şirketi, geçen hafta New York Cent­ ral Park’ta Pocahautas isimli yeni bir çiz­ gi filmini tanıttı. Disney, bu tanıtım ve or­ ganizasyon için 110 milyon dolar harca­ dı. Bir çizgi film için harcanan bu

olağa-nüstü paranın hesabı mutlaka çok ciddi yapılmıştır. Ülkemizde bu boyutta bütçe­ lerin olması tabii ki beklenemez. Ancak sanatın da bir endüstri kolu olduğu unu­ tulmamalıdır. Yapılan yatırımların akıl­ cı, iş dünyasında gördüğümüz beceri ve profesyonellik çerçevesinde yapılması­ nın yaran büyüktür.

Devlet Opera ve Balesi yeni genel mü­ dürü Hüseyin Akbulut’u Cumhurbaş­ kanı Senfoni Orkestrası Müdürlüğü dö­ neminde önayak olduğu yapıcı ve yeni­ likçi projelerle tanıyoruz. 3. Aspendos Opera ve Bale Festivali’nin gelecek yıl eksiklerini tamamlayıp güzel sürprizler­ le karşımıza çıkmasını heyecanla bek­ liyoruz.

Sevgili A Z İZ N ESİN - Ülkemizin yiğit insanı,

- Karanlığı delen çığlığın ve cesaretin sembol ismi,

AZİZ NESİN

■ Gülerken düşündüren, 80 yıllık ömrünü halkının ve insanlığın yaranna adayan, - Yetinmeyip fiziki varlığını bile bilimin hizmetine sunan

fedakâr insan AZİZ NESİN

- Saygın ve demokrat kişiliğin, ülkemizin bağımsızlık ve demokrasi mücadelesine katkı olmaya devam edecektir.

- Kararlılığın ve ilkelerin önünde saygı ile eğiliyoruz.

MALİ MÜŞAVİRLER M UHASEBECİLER

BİRLİĞİ GENEL MERKEZİ

BAŞSAĞLIĞI

O da’mızın kent ve hukuk savaşım ında eşsiz katkıları bulunan,

yaşamı boyunca toplum yararını savunmuş değerli insan,

Hukukçu

TULUİ

SÖNMEZ’İ

yitirm enin üzüntüsü içersindeyiz.

Ailesine ve dostlarına başsağlığı diliyoruz.

MİMARLAR ODASI İSTANBUL

BÜYÜKKENT ŞUBESİ

Bitki olacaksam / Çayır çimen olayım /A m an baldıran değil

Yol altında kalacaksam / Gelin arabaları geçsin üstümden / Çelik paletler değil

Üstümde çocuklar koşuşsun / N e kaçan ne kovalayan/Askerler değil

Kerpiç yapacaksanız beni / Okullarda kullanın / Cezaevlerinde değil

Soluğum tükenmez de kalırsa / Islık öttürsünler / Aman ha düdük değil

Kalem yapın beni kalem / Şiirler yazan sevi üstüne / Ölüm kararı değil

Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında / Sakın ola ki / Silahlarla değil

YAŞIYORUM...

Hepinizi

8 Temmuz Cumartesi günü,

saat 14.00’te

Taksim / Atatürk Kültür Merkezi’ne

çağırıyorum

Aziz NESİN

(1961 - 1988)

T. MELİH İNAL

SENİ

Ç ° K

ÖZLÜYORUZ

Kanadalı, Riolu, İspanyol, Yenimahalleli ve

Konur Sokak’tan dostların adına

UĞUR TUNÇAY

D em eğim izin kurucularından,

dem okrasi ve insan haklan

savunuculuğunun önderlerinden

AZİZ NESİN’İ

yitirdik.

A cım ız büyüktür. Başım ız sağolsun.

İHD GENEL MERKEZİ

B A Ş S A Ğ L IĞ I

Laik yaşamın, insan haklan ve demokrasinin yılmaz savunucusu, değerli hocamız

AZİZ NESİN’İ

kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Amsı ve onurlu kişiliği demokrasi

mücadelemize ışık tutacaktır. Tüm demokratların başı sağolsun.

ÇAĞDAŞ DEMOKRAT

MUHASEBECİLER BİRLİĞİ

ANMA

TİNEY MELİH

İNAL

(1961-1988) kardeşimizi unutmadık

CAN-ÇAĞRI-ALİ TEMUÇİN

Evrendeki tüm

yüzdesel aptal ve

akıllılar adına

a

A Z I Z N E S İN ,

G Ö N LÜ M Ü ZD ESlN ”

i

■VIBT'

diyoruz.

KARİKATÜRCÜLER

DERNEĞİ

P E N C E R E

■ ■■

Zamanla Yarışan Adam

Ünlü Fransız yazarı Joseph Kessel’i çoğu kişi

“Gündüz Güzeli" adlı kitabıyla tanır; bu roman filme

de çekildi, başrolü Catherine Deneuve oynadı; ama, ahım şahım bir şey değildi. Kessel’in dört dörtlük ya­ pıtı "Atlılar" dır.

Atlılar’ı ben bir ara hastanede yatarken okumuş, kimi tümcelerin altını çizmiştim. İnsan hastayken da­ ha duyarlıdır, okuduğu kitaplan da unutmaz, altını çiz­ diğim tümce de şuydu:

“Bu değişme öylesine birdenbire oldu ki hiç kim­ se tam anını yakalayamadı. ”

Geçenlerde bir sabah erken uyandım. Karanlıktı.

Güneşin doğmasına vakit vardı, pencereye yaklaş­ tım, perdeyi açtım. Şafağın söküşünü izledim.

Ortalık ışırken, geceden gündüze dönüşen deği­ şimin hiçbir anını yakalayamadığımı anladım. Her an ötekinden öylesine ayrıydı ki ve her an kendisinden sonra gelen andan öylesine ayrılmıyordu ki anları ya­ kalamaya çalışırken olayın bütününü duyumsamak­ tan uzaklaştığımı anladım.

Karanlıktan aydınlığa doğru açılırken gökyüzünün rengi zamanla ağarıyordu.

Ama nasıl?..

Küçükken yaşadığım şehrin saat kulesindeki ak­ reple yelkovanı izlemeye bayılırdım...

Akrep durur...

Yelkovan da durur gibidir; ama, her dakika başın­ da birdenbire atar...

An’dır bu...

Zamandan bir parçadır, ama zaman değildir... ★

Aziz Nesin, İzmir’in Çeşme ilçesinde çarşambayı perşembeye bağlayan gece öldü.

O gece sabaha değin Aziz Nesin'in öldüğünü bil­ meyerek uyudum; sabah uyandığımda Aziz Nesin benim için yaşıyordu.

Oysa değişen bir şey vardı; gerçeği birkaç dakika sonra öğrenecek, yüreğimden vurulmuşa dönecek­ tim; birdenbire her şey değişecekti.

Gerçekte olan olmuştu; ama, o saatte olandan çok az kişinin haberi vardı.

Biz geçmişte bir gün Aziz Nesin’le bu konuyu tar­ tışmıştık; çoğu zaman gerçekle gerçeklik birbirine dolanıyor, kimi zaman birbirine kavuşuyor, kimi za­ man birbirine uzak düşüyordu. Aziz Nesin’in per­ şembe sabahı yaşamadığı bir gerçekti; ama, olayı bil­ mediğim için Aziz Nesin benim için yaşıyordu...

Bu da bir gerçekti...

Batı’da ‘Aydınlanma Devrimi’ başladığında, insan­ lığın büyük çoğunluğuyla birlikte Türkiye’nin bu ol­ gudan haberi yoktu; ama, tanyeri atmıştı.

Aziz Nesin:

- Ne yazık, diyordu, geçmişin aptallığında yaşayan

bugün de milyarlarca insan var...

★

21 'inci yüzyıla 5 kala dünyada büyük bir devrim ya­ şanıyor; devrim şimdilik bilim ve teknolojide gerçek­ leşiyor, insan yaşamına bütünüyle yansımadı...

Yansıyacak...

Aziz Nesin’i kahreden, dünya uygarlığın bu aşama­ sına gelmişken, Türkiye’de yobazların 1400 yıl ön­ ceki kalıpları insanların kafalarına akıtmak yolunda gösterdikleri başarıydı. Çırpınıyordu bu olumsuzlu­ ğun önüne geçmek için, çıldırıyordu karanlığa sürük­ lenenleri kurtarmak için...

Biz Türkiye’de günleri sayarken çağımız elimizden uçup gidiyor.

Aziz Meşin kadar akan zamanın bilincine ulaşıp te­ laşa düşen birini tanımadım; bir ömrüne on insanın yaşamını sığdırdı sığdırmasına, zamana çaktı adını...

e& A jJ fm

A ydınlığa,

AZIZ NESİN

b irlik te

yü rü y o ru z

UĞ UR M UM CU

ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK

VAKFI

AZİZ

NESİN’e

“Ölmek bişey değil de

Yalnız kalacak dünya”

Ortak sesimiz, bizi yalnız

bıraktın.

Kararlıyız, sesini

sesimiz olarak sürdürmeye

ANKARA TABİP ODASI

SATILIK TELEFON Bostancı bölgesinde Mür.: 411 24 41 gündüz 362 84 33 gece TERRİER Satılık 1 aylık süt beyaz

terrier yavrulan Mür.: 411 24 41 gündüz

(3)

8 TEM M UZ 1995 C U MARTESİ CUMHURİYET

SAYFA

HABERLER

Ölüm haberi aynntısız şekilde verilirken, köşe yazarları da çirkin yorum larda bulundular

Şeriatçı basın, Nesin’i yine karalıyor

İstanbul Haber Servisi- Şeriatçı basın, Aziz Nesin’in ölüm haberini aynntısız bir şekilde duyururken, köşe yazarlan Nesin’i karalayıcı yorumlara yer verdiler. Nesin’i, Sivas olaylarının tek sorumlusu olarak gös­ termeye çalışan şeriatçı basın, yazann kök- tendincilik tehlikesine karşı yaptığı uyan- cı konuşmalan da Islamiyete karşı yapılmış hakaretler olarak yorumladı.

Akit gazetesinin, “Köklendirişiz Nesin sustu” başlığını kujlandığı haberin spotun­ da şöyle denildi: “Üstlendiği tahrikçi rolüy­ le Sivas’ta 37, Başbağlar’da 33 kişinin ölü­ müyle sonuçlanan katliamları hazırlayan, toplumda çatışmalara ve huzursuzluklara sebep olan açıklamalar yapan ateist Aziz Nesin’in yeni bir provokasyon için firsat) kalmadı.”

Milli Gazete’nin “Yazar Aziz Nesin öl­ dü” başlıklı haberi ise şöyle: “Komedi ya­ zan Aziz Nesin, İzmir’in Çeşme ilçesinde geçirdiği kalp krizi sonucu dünya hayatına

O LU M U NU N ARDINDAN_________

‘Ö z g ü rlü k

savaşçısı’

veda etti. 80 yaşında ölen ve 80. yaş günün­ de ‘Bu hükümet iktidarda kaldığı müddet­ çe ölmeyeceğim’ diyen yazar, 1996’da İs­ tanbul’da fundamentalizme karşı uluslara­ rası bir toplantı düzenlemeyi amaçlıyordu. Toprağı bol olsun.”

“Toprağı bol olsun” başlığını kullanan Ortadoğu gazetesinin spotunda ise “Önce­ ki gece kalp krizi sonucu ölen yazar Aziz Ne- sin’in cenazesi de dert oldu. İslami usulle­ re göre tören istemeyen Nesin’in, Çatal­ ca’daki adını taşıyan vakfın bahçesine gö­ mülmek istediği açıklandı, ancak konuya Bakanlar Kurulu’ııun karar vereceği öğre­ nildi” denildi.

Gündüz gazetesi ise haberini, “Ölmeye­ ceğim diyordu... Aziz Nesin öldü”başiığıy- la duyurdu. Gazetenin haberinde şu görü­ şe yer verildi: “Önceki gece ölen Aziz Ne­ sin, Müslümanlığa olan düşmanlığıyla ta­ nınıyordu. Yazarlığa ilk adımını attığı yıl­ lardan beri yazdığı eserlerde, İslamiyet baş­

ta olmak üzere Türk toplumunun milli de­ ğerlerini, örf ve âdetlerini, tarih ve kültürü­ nü tahrip etmek için özel bir gayret sarfe- den Aziz Nesin, geçtiğimiz yıllarda Türk Milleti’nin büyük bir bölümünün ‘aptal’ olduğu iftirasında bulunmuştu.”

Yeni Sayfa’nın haberinde ise “Hayatta iken yaptığı açıklamalarla sık sık Müslü­ man olmadığım, Allah’a inanmadığını ve hiçbir dini benimsemediğini belirten Aziz Nesin’in cenazesinin, İslami kurallar çerçe­ vesinde gömülmesi de imkânsız” denildi.

Şeriatçı basının köşe yazarlan ise olduk­ ça cüretli yorumlarda bulundular. Ortado­ ğu gazetesinin “Açıkça” köşesinde Akkan Suver şunlan yazdı: “Biz onun kimliğini merak edip araştırırken, bir başka pısırık, bir başka uyuşuk bir ses sardı dört yanımı­ zı.

‘Ben inanmazdım... Ben O’nun varlığı­ nın inkârcısıydım... Ben dünyaya kendim geldiğim gibi kendim dünyadan gitmeli­

yim... Beni, bana bırakınız.’

Bu pısırık, hayvan, korku dolu sese, ye­ rin altından bütün kanalizasyonlardan, bü­ tün lağımlardan çıkan gürültülü, yer gök parçalayıcı bir ses cevap verdi: Biz de iste­ meyiz!”

Aynı gazeteden Mehmet Ali Bulut, “Yansıma” köşesinde görüşlerini şöyle di­ le getirdi: “... Nesin, sadece din düşmanı de­ ğil, aynı zamanda amansız bir mukaddesat düşmanıydı.tnsan elbette inanmak kadar inanmamak hakkına da sahiptir. Ama o, bu hakkını kötüye kullandı. İslam’a ve onun te­ miz, göklü Beygamberi’nin namusuna, is­ metine ve dolayısıyla bütün inananların mukaddesatına dil uzattı.

Kâfir olmak, küfrünün hakkını vermek başkadır, hasmını tahrik etmek başkadır. Aziz Nesin, fikirlerle bir halt edemediğini anlayınca insanları tahrik etme yolunu seç­ ti.... Bir dinsize ne denir, bilmiyorum. Her­ halde ‘Canı cehenneme’ demek en

isabet-Haber Merkezi - Aziz Ne­ sin’in ölümünün ardından yayımlanan mesajlarda, Türkiye’nin ve dünyanın; emperyalizme, faşizme, te­ okratik düzene karşı dire­ nen, şeriatçılarla mücadele eden, laikliğin, düşünce öz­ gürlüğünün savunucusu bir aydını yitirdiği vurgulandı.

İHDGenel Sekreteri Hüs­ nü Öndül: Türkiye halkı, ya­ zın dünyası ve dünya halkla­ rı bir öncüyü, gerçek bir dos­ tunu kaybetti.

Çağdaş Yaşamı Destekle­ me Demeği Genel Başkam Prof. Dr. Türkan Saylan: Genel merkez ve tüm şube­ ler olarak, değerli yurtsever aydınımız Aziz Nesin’i, O ’na çok gereksinimimiz olduğu bir dönemde yitir­ menin büyük üzüntüsünü ve burukluğunu yaşıyoruz.

Parlamento Muhabirleri Demeği: Ünlü yazar Aziz Nesin’i kaybetmenin üzün­ tüsü içindeyiz. Dünya çapın­ da bu edebiyat ustasının ölü­

mü sonrasında Türkiye es­

kisi kadar renkli olmayacak. Öğretim Üyeleri Demeği Başkam Prof. Dr. Alpaslan Işıklı:AzizNesin’in sonsuz­ luğa göçüşüyle, ülkemizin aydınları, büyük bir öğret­ meni yitirmiş oldular. An­ cak onun eşsiz dersleri, asla unutulmayacaktır.

Pir Sultan Abdal Kültür Demeği Genel Başkanı Murtaza Demir: Aziz Ne­ sin, uluslararası saygınlığı, etkinliği ve ünü olan bir ya- zanmızdır. Yazarlığının öte­ sinde aydın olarak sorumlu­ luğunun bilinciyle, emper­ yalizme, faşizme ve teokra­ tik düzene karşı direnerek demokrasinin, laikliğin, dü­ şünce özgürlüğünün savu­ nucusuydu.

Üniversite Öğretim Üyele­ ri Demeği Başkam Prof. Dr. Burhan Şenatalar. Aziz Ne- sin’in Türkiye’nin kültür ve politika yaşamında seçkin bir yeri vardı. Bıraktığı boş­ luk doldurulamaz.

Pir Sultan Abdal Demeği İstanbul Şubeleri: Aziz Ne­ sin, dünya çapında ünlü bir yazarımız olmanın ötesinde, aydın olma sorumluluğunu yerine getirmenin simgesi haline gelmişti. O, emperya­ lizme ve şeriatçı dalgaya karşı sonuna kadar direndi. Laikliği, bağımsızlığı, de­ mokrasiyi savunmayı bir ha­ yat biçimi haline getirdi.

İzmir Demokrasi Platfor- mu: Demokrasi güçleri, o- nun beynine, onun yüreği­ ne, inancına sahip çıkıyor, demokrasi savaşımını sür­ düreceğimizi bildiriyoruz.

İzmir Ü niversiteleri Öğre­ tim Elemanları Demeği

(İZUNİDER) Başkam

Prof.Dr. Mustafa Kaymak­ çı: O, Türkiye halkının mut­ luluğu için çalışan, çaba gösteren ve düşüncelerini eyleme dönüştüren, her tür­ lü yozluğa direnen bir halk önderiydi. Bilimi tek yol gösterici seçmişti. Bizler, o- nun anısını yaşatacağız.

Öğretim Elemanları Sen­ dikası Dokuz Eylül Üniver­ sitesi Şubesi Başkanı Prof.Dr. İbrahim Armağan: İnsan haklan ve özgürlükçü demokrasi savunucusu, dü­ şünce özgürlüğünün yılmaz savaşçısı, 20. yüzyılın bü­ yük düşün ve yazın ustası, gerçek aydın Aziz Nesin’i kaybetmenin üzüntüsü için­ deyiz.

Çağdaş Gazeteciler Der­ neği Ege Şubesi: Yılmaz bir demokrat olan Nesin’in yokluğunu tüm Türkiye his­ sedecektir. Edebiyatçı kim­ liğinin yanı sıra Türkiye’de siyasal demokrasinin yerleş­ mesi için büyük mücadele veren Nesin’in yerinin dol­ durulamayacağına inanıyo­ ruz.

İzmir Gazeteciler Cemi­ yeti Başkanı İsmail Sivri: Aydın ve renkli kişiliğiyle her gün gündemde kalan Aziz Nesin büyük çoğunlu­ ğu yabancı dillere çevrilen eserleriyle yurt içi ve yurt dışında haklı bir üne kavuş­ muştur. Aziz Nesin’in kay­ bı nedeniyle ailesine, yazar­ lar ve basm camiasına baş­ sağlığı dileriz.

lisi olur. Nasıl olsa cehennem diye bir şey yok(!)” Yine Ortadoğu gazetesinden Sefer Hakkı, “Perde Arkası” köşesinde şöyle de­ di: “Eğer bu vasiyet tutulursa tavsiyemiz var; Nesin’in külleri Haliç’e atılsın. Belki ça­ murlu Haliç’te boy verir.”

Yeni Asya gazetesinden Cemil Tokpınar ise şu yorumu yaptı:

“Onun öldüğünü duyan bir kısmı insan­ ların, inançlarına saldırılmasının psikoloji­ siyle, ‘iyi olmuş’ veya ‘gebersin’ türünden sözler ettiğine rastladım... Ben, böyle bir şey de diyemedim.”

Yeni Şafak’tan Ahmet Taşgetiren de şu görüşlere yer verdi:

“Onun, pek çok ateistin oportünizmine karşılık, dobra dobra bir yanı bulunduğu­ nu teslim etmek gerek. Şuna inanıyorum ki o, kişiliğini iman ikliminde dokusaydı, ço­ cuk sevgisi, dürüstlük, netlik, dobra dob- ralık gibi güzel insani vasıflarda çok daha ileri hizmetler yapardı.”

ANISINA

Haber Merkezi-

Kültür

Bakanlığı,

kütüphanelerde

“Aziz Nesin Köşesi”

oluşturulması ve

etkinlikler

düzenlenmesi için

valiliklere bir genelge

gönderdi.

Kültür Bakanlığı

Müsteşarı

Emre Kongar

imzasıyla

valiliklere gönderilen

genelge ile

kütüphanelerde Aziz

Nesin Köşesi

oluşturulması ve yıl

boyunca çeşitli

etkinlikler

düzenlenmesi istenildi.

Aziz Nesin’in her

koşulda çağdaş ve

demokratik bir Türkiye

için mücadele ettiğinin

belirtildiği genelgede,

Aziz Nesin’i gelecek

kuşaklara aktarmanın

Kültür Bakanlığı’nın

bir görevi olduğu

kaydedildi. Genelgede

“etkinliklerde

insanların Aziz Nesin ile kucaklaşmaları, O ’nu daha iyi ve yalandan tanımaları sağlanacak. Ayrıca Aziz Nesin gibi bir düşün adamına sahip olmanın onuru paylaşılacaktır”

denildi.

Sevenlerim ilk kez üzdü

Edebiyat ve sanat dünyası, ünlü yazarın bıraktığı mesaj lan yeni nesillere taşımak için ant içiyor

MİNA URGAN: Aziz, bu kötü günlerin en yiğit adamıydı. Birçoklanmızın

söylemekten çekindiğini ancak o söylerdi. Aziz ender bulunur, cesur bir insandı. Yaşlılar kendini korur, kendine dikkat eder. Aziz bunların hiçbirini düşünmezdi. Aziz’in bize emanet ettiği mesajları yaşatmamız lazım. O, kitaplarından da büyük bir insandı.

ALPAY KABACALI: Mizah

edebiyatımızın bir anıtıydı. Yapıtlarında yaşamın esprisini yakalayan duyarlı bir aydmdı. Toplumu sarsmak için aydın olarak olağanüstü çaba verdi. Bu yönleri Aziz Nesin’i tanımlamaya yeterli değil. Vakıf kurucusu, sendika başkanı olarak da önemli görevler yaptı. Kaybı, Türk toplumu için önemli bir eksikliktir. Büyük üzüntü duyuyorum.

ATIL ANT (Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı): Çok üzüldük tabii. Aziz Nesin, Türkiye’de bir taraftan yazarlığın diğer taraftan kültür sektörünün duayeniydi. Hepimiz adına büyük bir kayıp. Türk toplumu bu kaybın ağırlığını çok fazla hissedecek.

AHMET OKTAY: Türk edebiyatı, Türk

yazım için büyük bir kayıp. Yazarlığının yanında medeni cesarete sahip,

düşüncelerini açıklamaktan çekinmeyen bir insandı. Çok büyük ve üzücü bir İcayıp. ADALET AGAOĞLU: Aziz Nesin, yazın dünyasının yeri doldurulamaz büyük bir mizah ustasıydı. Bu gerçekte hemen herkesin birleştiğine kuşku yok. Ama o, çok daha temel anlamda bir yönünden ötürü de yeri büsbütün doldurulamaz bir kişiydi.

Aziz Nesin, içine doğduğu dünyadan, arasında yaşadığı insandan

sorumluluğunun bilincinde, bu bilincin gereklerini hayata eksiksiz geçirme çabalarından hiç geri durmamış tam bir aydmdı. İnsan ve bir kişi olmanın en yüksek temellerini hedefleyen Aziz Nesin, yazar olmasaydı, düz bir vatandaş olsaydı bile bence hayata karşı aynı sorumluluk bilinci içinde tavır alışı ile yine aynı Aziz Nesin olurdu.

MÜJDAT GEZEN: Aziz Nesin, Türk milleti için büyük bir kayıp, yazarlığının yanında çok medeni cesarete

sahip, düşüncelerini açıklamaktan çekinmeyen cesur bir insandı.

Çok büyük ve üzücü bir kayıp. TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI: Sendikamızın kurucu genel başkanı, büyük yazar, büyük insan, büyük aydın Aziz Nesin’i kaybettik. Çağdaş, öncü, ödünsüz kişiğiyle o, benzersiz bir aydmımızdı. Yalanla, haksızlıkla kirlenmiş bir dünyada, doğruluğun, aydınlığın yorulmak bilmez savaşçısıydı. Son nefesine kadar da öyle kaldı. Aziz Nesin’in eşsiz cesareti, ödünsüz aydın kişiliği, büyük vatanseverliği biz Türk yazarlan için ölümsüz bir örnek olacaktır. Türkiye’de yazarlığın bir meslek olarak

örgütlenmesindeki çabalan ve özverisi de unutulmayacaktır.

TİYATRO VE TV YAZARLARI DERNEĞİ: Türk edebiyat ve düşünce dünyasının yılmaz savaşımcısı ve demeğimizin değerli üyesi Aziz Nesin ustayı da yitirdik. O, düşünce özgürlüğü için yaşamını korkusuzca ortaya koyarken, uygarlığı da amaçlıyordu. Çünkü ona göre uygarlık, ancak, özgür düşünce temellerine oturtulabilirdi. Bunun için yılmadan, yorulmadan savaşımını sürdürdü. Ağabeyimiz ve ustamız olarak onu örnek

alacağız.

Mizah edebiyatının ve tiyatromuzun bu büyük ustasının acı kaybı karşısında üyelerimize ve onun bütün dostlarına başsağlığı dileriz.

MELAHAT TOGAR: Çok üzgünüm. İyi dosttuk. Aziz Nesin Türkiye’nin

yetiştirdiği en büyük kafalardan birisiydi. Bunca büyük eserlerin yaratıcısı bu büyük adamı kaybetmek hepimizi çok üzdü.

BUKET UZUNER: Aziz Ncsin’le son olarak Heinrich Böll toplantısında birlikteydik. Nesin toplantıda Böll’ün Almanya’nın vicdanı olduğunu söylemişti. Bence Aziz Nesin de Türkiye’nin vicdanının sesiydi. Çok üzgün olmak yetmiyor. Başımız sağolsun.

ESAT KURAL: Kahire’de Dünya Mizah Yazarlan toplantısına çağnlmış. Ancak toplantıya geç kalmış, o arada da başkan seçilmiş. Başkan, Aziz Nesin salona girdiğinde ayağa kalkmış ve “işte yaşayan en büyük mizah yazan” demiş. Orada büyük itibar görmüş. Dünya çapında şöhret sahibi bir insandı. 50-60 senedir tanırdım. Çok sevdiğimiz bir insandı.

K aragöz evleri ve A ziz N esin

OKTAY EKİNCİ___________ 1980’li yıllann ortasıydı. Muğ­ la’da, Nail Çakırhan’ın 1983 yı­ lında aldığı Ağa Han Mimarlık ö d ü lü ’nü de kutlamak amacıyla bir kültür ve sanat şenliği düzen­ lemiştik. Konuklarımızın arasın­ da, Çakırhan’ın yaşıtı ve eski ar­ kadaşı Aziz Nesin de vardı. Her Muğla şenliğinde olduğu gibi, o etkinliğimizin de en keyifli prog­ ramı, gündüzün yorgunluğunu at­ mak üzere düzenlenen unutulmaz akşam sofralarıydı.

Aynı zamanda, yine vaktiyle Nâzım Hikmet’le de, ünlü “ 1+1=1” adlı ortak şiir kitabını yazarlarken dost olan Nail Çakır- han, Ağa Han Mimarlık Ödülü için Topkapı Sarayı’nda yapılan törende yaşadığı gerilimi, biraz

da övünerek an­ latmaya başla­ dı.

Çakırhan için, “O eski bir solcudur” uya­

rısında bulunulan dönemin Cum­ hurbaşkanı Kenan Evren, bu uluslararası büyük ödülü Türki­ ye’ye kazandıran “Nail Y?ye” na­ sıl davranacağını pek kestireme- mişti. Topkapı Sarayı’ndaki tö­ rende, Evren’in eski bir solcuya, üstelik Nâzım Hikmet, Aziz Ne­ sin gibi isimlerin “kadim dostu” olan bir sakıncalı ihtiyara, Türki­ ye adına teşekkür etmekte çekti­ ği sıkıntı, o mutlu günün buz gi­ bi geçmesine neden olmuştu.

Olayı ilgiyle dinleyen Aziz Ne­ sin, bir ara “Yahu Nail” dedi, “Kenan Evren senin yaptığın o

► Aziz Nesin, sadece 20. yüzyılın ve ülkemizin değil, kim ne derse desin,

tarihin yarattığı ve dünyanın yetiştirdiği en güçlü, en bilge ve kimi zaman en

gerçekçi mizah ve eleştiri yazan olarak yaşadığı çağa imzasını attı.

Karagöz’ün evlerinin de değerini zaten bilmez ki...”

Yıllann mizah ve düşün adamı Aziz Nesin, yine yıllann ustası ve bir anlamda yazgı arkadaşı Nail Çakırhan'a, bir yandan Evren hakkındaki düşüncelerini yinele­ yerek destek olurken, öbür yan­ dan, belki de yaşamının en bek­ lenmedik eleştirisini yöneltmişti. Muğla ve Ula yöresinin özgün ahşap sivil mimari geleneğini ye­ ni uygulamalarla da söndürme çabasındaki başan ve kararlılık­ tan ötürü Ağa Han Mimarlık ödülü ile onurlandırılan Nail Ça- kırhan, uluslararası jürinin evren­

sel bir kültür mirası kabul ettiği binaları için “Karagöz'ün evleri’ benzetmesini Aziz Nesin’dcn de­ ğil de bir başkasından duysaydı, kuşkusuz tepkisi çok daha farklı olurdu.

Hoş, zaten Aziz Nesin’den baş­ ka belki de hiç kimse böylesi bir yakıştırmayı usuna getiremezdi. Hele Nail V’ye söylemeye cesa­ ret de edemezdi...

İzleyen günlerde Nail Çakır- han, “Aziz her şeyden çok iyi an­ lar, ama mimarlıktan hiç anla­ maz” diyerek, zaten çok fazla kır­ gın olmadığım da dostluk duygu­ lan içerisinde dile getirmiş oldu...

Şimdi, yaklaşık 10 yıl önce ta­ nık oldu­ ğum ve o tarihlerde her ikisi de galiba 70 yaşında olan bu iki aydınımız arasındaki duy­ gulu diyalogu anımsadığımda, son zamanlarda bizim kuşağı tut­ sak alan şu acımasız “polemik” hastalığının ne denli anlamsız ol­ duğunu daha iyi kavnyorum.

Aziz Nesin, sadece 20. yüzyı­ lın ve ülkemizin değil, kim ne derse desin, tarihin yarattığı ve dünyanın yetiştirdiği en güçlü, en bilge ve kimi zaman en gerçekçi mizah ve eleştiri yazan olarak ya­ şadığı çağa imzasını attı. Ama hiç bir öyküsünde, fıkrasında, şiirin­ de, yazısında ve konuşmasında,

eleştirdiği ya da karşı çıktığı ki­ şileri “düzeysiz ve içeriksiz pole­ miklerle köşeye sıkıştırma” gibi, insan sevgisinden uzak ve sürek­ li çatışma yaratan yöntemleri be­ nimsemedi. Düşüncesini ortaya koydu ve karşılığında da yine dü­ şüncenin sergilenmesini istedi. Zaten, hiç kuşkusuz bu nedenle de “Aziz Nesin” oldu.

O’nun bu zorlu günlerimizde aramızdan ayrılmış olmasının hüznünü gelecek günlerde belki de daha çok hissedeceğiz. Ama, galiba tek bir tesellimiz var. O da, Aziz Nesin’le aynı çağda yaşa­ mış olmak ve çocuklarımızın, to­ runlarımızın ve tüm gelecek ku­ şakların da bir Aziz Nesin kitap­ lığına sahip olabileceklerinin güvencesini şimdiden duyum­ samak...

ARAYIŞ

TOKTAMIŞ ATEŞ

Devleti Küçültmek

Kimi "kalem erbabının ” yıllardır süren bir bombar­ dımanı var. “Devleti küçültmek gerek” diye yazıp çi­ zerler. Zaten böyle yazıp çizmek ve konuşmak, ne­ redeyse “çağdaş” ve “demokrat" olmanın ana ko­ şulları arasında sayılacak. Devlete, hele Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı değilseniz yandınız... Ne demokrat olabilirsiniz, ne de çağdaş...

Bu “süperzekâlı"ve "süperdemokratlan"okuyup dinleyenler, “Türkiye’de herhalde devlet aşırı dere­

cede büyük” diye düşünüyorlar. Zaten böyle bir an­

layış pompalanmasa “özelleştirmeyağması” da cid­ di bir biçimde tepki toplayacak.

Kitle iletişim araçları, Türkiye’deki egemen gücün borazanı olmaktan başka bir özellik taşımıyor. Bu sistemin dışına çıktığınız anda da tüm kapılar yüzü­ nüze kapanıyor. Atalarımız “Bir yalanı kırk kez söy­

lersen inanırlar” demişler. Gerçekten aynı yalanlar

söylene söylene inanılır oldu. Biz burada doğruyu an­ latmaya, doğruyu aramaya çalışıyoruz. Ama tirajımız belli. Öte yandan, adam bir televizyon programı ya­ pıyor ve insanın gözünün içine baka baka yalan söy­ lüyor, milyonlarca insan izliyor ve söylenenleri doğ­ ru sanıyor.

Bugün size Ankara Sanayi Odası’nın yayın organı olan ASOMEDYA başlıklı aylık dergide yayımlanan bir araştırmadan söz edeceğim (Haziran 1995). TO- DAlE’den Prof. Dr. Turgay Ergun tarafından kaleme alınan bu makale, “Personel Rejiminde Reform İh­

tiyacı" başlığını taşıyor.

Aslında personel rejimimiz dökülmekte. Zaten dö­ külmeyen neremiz kaldı ki? Ama ben bu makalede­ ki öneriler üzerinde değil, bazı rakamlar üzerinde durmak istiyorum. Kamu kesiminde çalışan insan sayısı ve bunun değişik oranlarını ele alacağım.

Bazı rakamları sürekli olarak yinelemekte yarar var. Zira geçenlerde izlediğim bir televizyon programın­ daki konuşmacılar, Türkiye’de kamu kesiminde ça­ lışan insan sayısını bir türlü “çıkaramadılar. "Biri “iki

milyon” dedi, bir diğeri “b ir buçuk milyon” dedi, bir

diğeri de “iki milyonun üzerinde” görüşünü ortaya attı. İşin ilginci, bu konuşmacılardan biri, sayın bir ba­ kan, öbürü önemli bir gazeteci idi. Neyse, burası Tür­ kiye. Olur böyle şeyler...

Türkiye’de Devlet Personel Başkanlığı’nın verile­ rine göre merkez yönetim birimlerinde çalışmakta olan görevli sayısı, 1993 yılında 1.641.544 imiş. Bun­ lardan 1.436.307’si memur statüsünde, 12.657’si sözleşmeli statüde, 72.462 kişi geçici işçi olarak ve 120.118’i de işçi olarak çalışmaktaymış.

İl özel idarelerinde çalışan kamu personeli sayısı 8.251, belediyelerde 256.550 ve KIT’lerde 577.835 olarak karşımıza çıkıyor. Bunlardan 24.285’i memur, 232.816’sı sözleşmeli, 215.660’ı sürekli işçi ve niha­ yet 105.074’ü geçici işçi statüsünde.

Tüm bu rakamları topladığımız zaman, Türkiye’de kamu kesiminde çalışan personel sayısı 2.484.180 oluyor ki Prof. Ergun’un belirttiği gibi o zamanki top­ lam nüfus içindeki oranı yüzde 4.14. Bu oran tüm OECD ülkeleri içindeki en düşük oran...

Bu oran İsveç’te yüzde 16.31, Ingiltere’de 13.21, Danimarka’da 12.53, Belçika’da 8.77, ABD’de 8.07, Almanya’da 7.70, İtalya’da 6.11, Hollanda’da 5.78, İsviçre’de 4.78...

Kamu kesiminde çalışanların oranı, kimi OECD ül­ kelerinde Türkiye’deki oranın üç-dört katı. Ama o ül­ kelerde hiç kimse “devleti küçültmek” gereğinden söz etmiyor. Ve bu ülkelerin hemen tümünde kamu görevlilerinin sendika hakları var.

Kamu kesiminde çalışanların toplam çalışan nüfus içindeki oranlarını incelediğimiz zaman da ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Türkiye’de kamu kesiminde çalışanların toplam çalışanlar içindeki oranı yüzde 9.3. Bu oran Norveç’te yüzde 32, İsveç’te 31.9, Da­ nimarka’da 30.5, Fransa’da 22.6, Avusturya’da 20.8, Ingiltere’de 19.4, İtalya’da 17.2, ABD’de 15.5, Al­ manya’da 15.1...

Rakamları daha fazla uzatmak istemiyorum. Ama Türkiye’de kamu kesiminde çalışan insanların hem toplam nüfusa oranı; hem de çalışan nüfus içindeki oranları, OECD üyesi ülkelerin tümünün altında.

Bu rakamlar ortadayken, nasıl “küçülteceksi-

niz”devleti? Acaba sürekli olarak devleti küçültmek­

ten bahsedenler, Türkiye’de devletin çok mu büyük olduğunu sanıyorlar? Yoksa gene kurnazlık mı yapı­ yorlar?

D IŞ BASIN

‘Bizi sevmişti, biz

de onu sevdik’

► İsveç’in önde gelen gazetelerinden

D agens N yheter’in başredaktörü ve A ziz

N esin ’in özel dostlarından A rne Ruth,

“ T ürkiye’nin en dişli y a z a n ” olarak

tanım ladığı N esin ’i, dün yazdığı yazıyla

okurlanna bir kez daha tanıttı.

Haber Merkezi - Ünlü yazar Aziz Nesin’in ölümü yurtiçinde olduğu gibi yurt- dışında da büyük yankı uyandırdı. İngiltere, Fran­ sa ve İsveç’in önde gelen basm yayın kuruluşlarında yayımlanan haberlerde Ne­ sin’in köktendincilerin baş­ lıca hedeflerinden biri ol­ duğuna dikkat çekilirken Yunan basını haberi, “Yu­ nanistan büyük bir dostunu yitirdi” diyerek duyurdu.

İngiltere’de Aziz Ne­ sin’in ölümü ardından dün iki büyük gazetede makale­ ler yayımlandı.

Yazar Nesin, Indcpen- dent’ta“ Tahrik edici, ken­ dine özgü ve sert bir şeriat karşıtı” diye tanıtıldı. Gu- ardian’da ise “Laiklik ve

düşünce özgürlüğünün

şampiyonu” olarak nitelen­ dirildi.

Ünlü Ingiliz oyun

yazan Harold Pinter

ise

BBC’ye

verdiği demeçte

“Yaptıkla­ rına, açık yürekliliğine hay­ randım. Karşı karşıya bıra­ kıldığı eziyet ve kovuştur­ malar karşısındaki korku­ suzluğuna da...”

sözlerini

kullandı.

Fransa’nın sağ eğilimli gazetesi Le Figaro, dünkü sayısında N esin’in Türk toplumunu anlatan yüzden fazla kitap yazdığına işaret ederek ateist olduğunu açıkça söylemesi nedeniy­ le de “köktendinci İslamcı­ ların başlıca hedeflerinden biri” “ haline geldiğine dik­ kat çekti.

Yunanistan basını, yazar Aziz N esin’in ölümünü, “Yunanistan büyük bir dos­ tunu kaybetti” diyerek du­ yurdu. Apoyevmatini gaze­ tesi, “Bir dostu kaybettik” derken Adcsmeftos Tipos da “Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk havarisi öldü” başlığını kullandı. Eleftcros Tipos gazetesi ise haberde “Aziz Nesin’in kal­ bi durdu. Bizi sevmişti. Biz de onu çok sevdik” sözleri­ ne yer verdi.

İsveç’in önde gelen ga­ zetelerinden Dagens Nyhe­ ter’in başredaktörü ve Az­ iz Nesin’in özel dostların­ dan Arne Ruth, “Türki­ ye’nin en dişli yazan” ola­ rak tanımladığı N esin’i, dün yazdığı yazıyla okur­ lanna bir kez daha tanıttı.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın temel ilkelerine yan çi­ zen zamanın devletlilerini kırk sekiz yıl önce bu sa­ tırlarla uyaran Aybar’a verilen ödül, Zincirli Hürriyet’i

değer bulunan Süheyl Ünver'e 1 mil­ yon liralık parasal ödülü ön ü -,. müzdeki günlerde d ü zen len ip cek bir törenle v erilecek

nazesi Çarşam ba günü Şişli ca-“ miinde öğle namazı kılındıktan sonra gazetemize getirilecek ve burada kendisine son saygı du­ ruşu yapıldıktan sonra

Hat­ tâ, (Resimli Kitabın) bir fotoğrafçısının elinden makinesini bile aldılar. Fakat ben işi bir çalımına getirdim. Bir ağaca tırmandım istediğim gibi

bfl- * “ ■ hassa roman, hikâye dışında •debiyat üzerine İleri sürülmüş ö - klrlerin, terüddleria kitap halinde pek az müşteri buluşa bir çok

Bu çalışmada; orta tabakada okume yerine kızılağaç yada kayın kaplama kullanılması durumunda okume kontrplakların bazı özelliklerindeki değişmeler ile

doğmuş, Bahriye mek­ tebinden mülâzım ola­ rak çıkmış, sonra İs­ tanbul Sanayii Nefise Mektebini de

The aim of this paper is to investigate the cost of workforce loss caused by the accidents in construction building sites by using the statistics of three building