• Sonuç bulunamadı

Orhan Okay’ın Ahmet Mithat Efendi Hakkındaki Çalışmaları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Orhan Okay’ın Ahmet Mithat Efendi Hakkındaki Çalışmaları"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

H. Harika Durgun

*

Orhan Okay, 1959-1963 yılları arasında doktora tezi olarak hazırladığı “Beşir Fuad” adlı monografisinin ardından doçentlik tezini tespit etmeye çalışır. Mehmet Kaplan’la mektuplaşmalarında bu konu gündeme gelince hocasına “Tanzimat devrinde tenkit” konusu üzerine çalışmak istediğinden bahseder. Kaplan, konuyu “biraz geniş ve münakaşaya değer” görerek sınırlandırmasını teklif eder. Çünkü Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Beşir Fuad çalışılmıştır, “geriye Recaizade Ekrem ile Ahmet Mithat ve Naci” kalmıştır. Mehmet Kaplan, Ahmet Mithat Efendi’nin Şark ve Garp medeniyetleri karşısında aldığı tavrı “enteresan” bulur, Felâtun Bey ile Rakım Efendi’de Osmanlı’yı müdafaa edişini beğenir ve konu açısından “bir yazarı ve bir cephesini” ele almanın “daha emniyet verici” olduğunu söyler.1

1966 yılında konusu belirlenen doçentlik çalışması 1973’te tamamlanır. Bu süre zarfında Mehmet Kaplan’ın tezin planıyla ilgili teklifleri, teşvik ve takdirleri oldukça önemlidir. Tanzimat’ın ilanından sonra Türk yazarlarının Batı medeniyeti hakkındaki görüşlerini kültür tarihi açısından değerli bulan Mehmet Kaplan, Türkân Turgut’un Krizantem ve Kılıç adlı tercümesini okumasını önerir.2 Aynı zamanda Ahmet Mithat’ın

* Dr. Öğr. Üyesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı

Bö-lümü. ([email protected]). Yazı geliş tarihi: 30.03.2018. Kabul tarihi: 03.04.2018. 1 M. Orhan Okay, Mehmet Kaplan’dan Hatıralar... Mektuplar..., İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları,

2003, s. 117-118.

2 age., s. 121. Kültürel antropolojinin önemli isimlerinden Ruth Benedict, ilgili çalışmasında Japon toplumunu tahlil ederken Japonya’nın siyasi, dini ve iktisadi hayatının 7. yüzyıldan İkinci Dünya Savaşı’na kadar geçirdiği çeşitli evreleri de anlatır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Krizantem ve Kılıç, (çev. Türkân Turgut), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2011. Orhan Okay, hocasının tavsiyesi üzerine bu kitabı okumuştur. Doçentlik tezinin “Önsöz”ünde Japon ve Türk toplumlarının medeniyet çatışmasına

(2)

eserlerinde tekrar eden “hâkim unsurlara göre bir çatı” kurmasını, tezi “din, felsefe, ilim, teknik, edebiyat, örf ve âdet gibi” bölümlere ayırarak yazarın bu konudaki gö-rüşlerini örneklerle açıklamasını tavsiye eder:

Şimdi sen daha iyi hüküm verebilecek durumdasın. Medeniyet meselesi bakımından Midhat Efendi bana Namık Kemal’den daha mühim gözüktü. Namık Kemal’de esas mesele parlamento meselesidir. Medeniyet meselesine dokunur ama Midhat Efendi gibi geniş ve derin değildir. Ben Felâtun Bey ile Rakım Efendi üzerinde çok durdum ve bu romanı sevdim. Burada çok ölçülü bir medeniyet görüşü var. Midhat Efendi, okuyucusu ile kaynaşan bir yazar. Yeni harflere çevrilse orta tabaka tarafından yine okunur sanırım. Midhat Efendi’yi sevmene de memnun oldum. Sevgi konuyu daha iyi aydınlatır. Planı inceledim. Güzel. Konuyu her cephesiyle ele alıyorsun. Tezin kalın olmasına aldırma. Midhat Efendi gibi çok yazan uzun ömürlü bir yazar daha az sayfada ele alınamazdı. Bu ağır yükü de ancak bir defa ele almak mümkündür. Yaptığın gerçekten kahramanlıktır. Tez hemen hemen bitmiş. İnşallah biter bitmez imtihana talip olursun.3

Orhan Okay’ın Batı Medeniyeti Karşısında Ahmet Midhat Efendi4 adlı kitabı, Türkiye’de Ahmet Mithat Efendi üzerine yapılmış ilk ciddi çalışmadır. Orhan Okay, başlıktaki “karşısında” kelimesini zıtlık değil, karşısına alıp tavır takınmak gibi bir manada kullandığını özellikle belirtir.5 Bir Tanzimat devri yazarının Batı medeniyetini nasıl algıladığı üzerinde duran Orhan Okay, Ahmet Mithat’ın Mufassal, Kâinat ve Hâce-i Evvel dışındaki bütün fikrî ve edebî eserlerinden yola çıkarak yazarın mede-niyete bakış tarzını her yönüyle incelemiştir. “Doğu ve Batı Medeniyeti Hakkında Umumi Görüşleri” başlıklı bölümde Ahmet Mithat’ın “medeniyet” kavramı üzerine bir şey söylemediğini, her iki medeniyetin kendine özgü üstün tarafları olduğunu kabul ettiğini belirtir. “İlim ve Teknik” bahsinde Mithat Efendi’nin Batı medeniyetinin

üs-değinir: “Doğu ve Batı medeniyetlerinin çatışması tarihinde iki büyük milletin mühim bir yer işgal ettiği görülmektedir: Japonya ve Türkiye. Bu iki ülkenin tarihî, sosyal yapısı, iktisadiyâtı, kültürü, güzel sanatları ve edebiyatı incelenecek olursa Doğu ve Batı medeniyetlerinin çatışmasının trajedisi, müspet ve menfi tesirleri, hamleleri veya gerilemeleri bütün açıklığı ile görülecektir. Biri Uzak Doğu’da olması itibariyle Amerika’yı, diğeri Yakın Doğu’da olduğu için Avrupa’yı örnek alan bu iki cemiyetten, tarih içindeki hareketliliği bakımından Türkiye daha önemli olmalıdır.”, Batı Medeniyeti Karşısında Ahmed Midhat Efendi, İstanbul: Dergâh Yayınları, 2008, s. 3.

3 Mehmet Kaplan’dan Hatıralar... Mektuplar..., s. 128-129.

4 İlk olarak 1975 yılında Atatürk Üniversitesi Yayınları arasından çıkan kitabın, 1989 ve 1991 yıllarında ikinci ve üçüncü baskısı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılır. 2008 yılından itibaren kitabın yayınını Dergâh Yayınları üstlenir.

5 “Edebiyat Teorisi, Tenkit ve Ahmet Midhat Efendi, Prof. Dr. Orhan Okay ile Yapılan Röportaj”, Dergâh, S. 191, Ocak 2006, s. 12-14.

(3)

tünlüğünü onayladığını ifade eder. Ahmet Mithat’a göre önceleri ilmin kaynağı İslam âlemiyken 19. yüzyılda Doğu medeniyeti artık çok geride kalmıştır. İnsan hayatını kolaylaştıran makineler, aletler Batı’dadır ve Mithat Efendi de Batı dünyasının ilim ve teknik sahasındaki gelişmelerini takip etmemizi ister. “Yaşayış Tarzı”nda modernleşme hareketiyle birlikte Batı dünyasının birtakım özelliklerinin sosyal hayatımıza nüfuz etmeye başladığı üzerinde durulur. Ahmet Mithat Efendi Avrupa şehirlerinin imarını, cadde ve sokakların genişliğini, temizliğini yine Batı’daki park ve bahçelerin tanzimini, otellerin konforunu ve temizliğini, alışverişteki dürüstlüğü ve iyi muameleyi takdir eder. Ancak eğlence hayatı ve kılık kıyafet noktasında gelenekçiliğini ortaya koyar. Kadın ve aile konusunda Doğulu ve Batılı kadın profili üzerinde durulur, her iki top-lumun kadını algılayışı değerlendirilir. Ahmet Mithat’ın kadına bakışı İslâm hukuku çerçevesindedir. Ona göre bir kadının dikkat etmesi gereken hususiyet iffet ve namu-sudur. Ahmet Mithat, kadının eğitim görmesine, meslek sahibi olmasına, evleneceği erkeği tanımasına karşı çıkmaz. Çocuk yetiştirilmesi konusunda ise kadının bilinçli olmasını ister. “Din, Felsefe ve Ahlâk” bahsinde ise Mithat Efendi’nin gerek edebî gerekse fikrî eserlerinde –Müdafaa, İstibşar, Beşâir,6 Niza-ı İlm ü Din– hiçbir zaman “fanatik/mutaassıp” bir Müslüman tavrı takınmadığına değinilir. Ancak romanlarında idealize ettiği kişilerin tavrı Türk, Osmanlı ve İslâm düşünce ve davranışına uygun olmuştur. Ahmet Mithat, İslâm dininin ilerlemeye engel olmadığını, “müsamahakâr” bir zihniyete sahip olduğunu anlatmıştır. Yazarın felsefe karşısındaki tavrının sathi olduğu belirtilerek ahlâk noktasında dostluk, hizmet, yardım, cömertlik gibi manevi değerlerde Doğu’yu Batı’dan üstün gördüğüne yer verilir. “Kültür, Güzel Sanatlar ve Edebiyat”ta ise Batı’da eğitim sisteminin, kütüphane ve müzelerin, güzel sanatların ve edebiyatın ileride olduğu vurgulanır. Mithat Efendi, milli değerlerimizi kaybetmeden bizim de eğitim ve kültür kurumlarını yenilememizi, edebiyatımıza yön vermemizi arzu eder. Orhan Okay, bu kapsamlı çalışmasında Ahmet Mithat Efendi’nin her iki medeniyetin olumlu ve olumsuz taraflarını göz önünde bulundurarak bir terkibe gittiğini açıklar. Kendisiyle yapılan bir mülakatta da Ahmet Mithat Efendi’nin Batılılaşma devrinde bir denge unsuru olduğunu söyler. Bu sebeple Tanzimat dönemini en iyi anlatabilecek,

6 “Methalde anlatıldığına göre, açık fikirli ve zeki bir Katolik ilâhiyatçısı olan bir dostu, Ahmed Midhat Efendi’yi ziyaret ederek ona, Fatma Aliye Hanım’ın Nisvân-ı İslâm adlı kitabında İncil’deki bir ifadeye dayanılarak Hz. Muhammed’in peygamberliğinin Hıristiyanların kutsal kitaplarında da yer aldığı yolunda bir iddiada bulunduğunu hatırlatıp bu konudaki görüşünü sormuş; Ahmed Mithat Efendi de bu dostuna yalnız İncil’e göre değil Tevrat’a, hatta diğer bazı tarihî kaynaklara göre de Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderileceğinin bilinmekte olduğu cevabını vermiş ve böylece aralarında bu konu ile ilgili uzun bir konuşma geçmiştir. İşte Beşâir bu konuşmanın tanzim ve tertibiyle meydana gelmiştir.”Ayrıntılı bilgi için bk. M. Orhan Okay, “Beşâir-i Sıdk-ı Nübüvvet-i Muhammediye”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1992, C. 5, s. 48-549.

(4)

en iyi temsil edecek kişinin Mithat Efendi olduğuna inandığı için çalışmasını Ahmet Mithat’la sınırlandırdığını ifade eder.7

Orhan Okay daha sonra kaleme aldığı ansiklopedi maddeleri ve makalelerinde Mithat Efendi’yi; ev ve aile hayatı8, çalışma disiplini, edebî ve fikrî eserlerinde üze-rinde durduğu konularla bir bütün olarak değerlendirmiştir. Ahmet Mithat Efendi’nin hayatından bahsederken yazarın kendi çabalarıyla aldığı eğitime, çekirdekten yetişme bir gazeteci olması itibarıyla gazete basımı, mürettipliği, muharrirliğinden dağıtımına kadar her özelliğine vâkıf olmasına, çevresindeki kişilerin yönlendirmesiyle -Dragan Cankof, Midhat Paşa, Şakir Bey, Muhammed ez-Zühafî, Osman Hamdi Bey, Bâkır Can Muattar- kendisini yetiştirdiğine dikkat çeker. Bağdat’ta Hâce-i Evvel, Kıssadan Hisse ve Letaif-i Rivayat’ın ilk beş cüzüyle başladığı yazı macerasını roman, hikâye, tiyatro, tarih, coğrafya, felsefe, din, ekonomi, askerlik, âdâb-ı muaşeret kitaplarıyla ilerletmesi ve yayıncılık faaliyetinin ölümüne kadar devam etmesi Mithat Efendi’nin yazmaya, üretmeye, çalışmaya doymayan bir insan olduğunun göstergesidir.9 Orhan Okay, onun bu özelliğini “bilgiye iştiyak duyan bir insan” şeklinde özetler:

Bu yüzden karşılaşıp da ilgi duymadığı, kenarından, köşesinden bir şeyler elde etmeye çırpınmadığı hiçbir alan yoktur. Bu alanları burada sayıp dökmeye gerek yok. Verdiği bilgiler, itiraf ettiği gibi eksiktir, dağınıktır, yığmadır, hatta arada yanlışları da olabilir. Bu portreyi tamamlayacak daha da önemli bir çizgi, öğrendiklerini hemen öğretmeye nakletmesidir. Yoksa bu kadar sayıda ve çeşitlilikte yayını nasıl olabilirdi?10

Orhan Okay’a göre Ahmet Mithat Efendi, II. Abdülhamit’in eğitim ve kültür politika-sını benimsemiş bir yazar olarak “Batının ilim ve tekniğine sahip olmak” amacıyla edebî

7 “Orhan Okay ile Ahmet Midhat Üzerine”, Tarih ve Toplum, Kasım 2000, C. 34, S. 203, s. 5-6. 8 Ahmet Mithat Efendi’nin Tophane’deki, Bağdat’taki, Tahtakale’deki evleri, Beykoz Akbaba köyündeki

çiftlik evi ve Beykoz’daki yalısı onun ev ve aile hayatına ne kadar önem verdiğini gösteren mekânlardır. Onun pek çok eserinde de ev ortamının izlerini görürüz. Ayrıntılı bilgi için bk. M. Orhan Okay, “Ahmet Midhat Efendi’nin Evleri”, Türk Edebiyatı, Şubat 2006, S. 388, s. 16-20. (Bu yazı için bk. Vefatının 100. Yılında Ahmet Midhat Efendi Armağanı, (yay. haz. Mustafa Miyasoğlu), İstanbul: Beykoz Belediyesi Kültür Yayınları, 2012, s. 177-182.)

9 Ayrıntılı bilgi için bk. Orhan Okay, “Ahmet Midhat Efendi”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, İstanbul: Dergâh Yayınları, 1977, C. 1, s. 68-70.; Orhan Okay, “Ahmet Midhat Efendi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul, 1989, C. 2, s. 100-103.; Orhan Okay, “Ahmet Midhat Efendi”, Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, İstanbul: YKY, 2003, C. 1, s. 30-35; Orhan Okay, “On Dokuzuncu Yüzyılda Teşebbüse Sarfedilmiş Bir Hayatın Hikâyesi”, Kitap-lık, S. 54, Temmuz-Ağustos 2002, s. 130-136. (Bu yazı için bk. Orhan Okay, Edebiyat ve Edebî Eser Üzerine, İstanbul: Dergâh Yayınları, 2011, s. 157-164).

10 M. Orhan Okay, “Bir Hâce-i Evvel’e İhtiyaç Vardı, Ahmet Midhat Bu Rolü Üstlendi”, Türk Edebiyatı, Aralık 2012, S. 470, s. 5.

(5)

ve fikrî eserlerinde, dergi ve gazete yazılarında Batı dünyasına ait bilgileri okuyucusuna aktarmak isteyen bir romancı, “pragmatist bir muharrirdir”. Tanzimat devrinde iktisat, ekonomi meselelerine dikkati çeken ilk Osmanlı aydını da Ahmet Mithat Efendi olur.11 Orhan Okay, Mithat Efendi’nin 1879 yılında kaleme aldığı Sevda-yı Sa’y u Amel, Teşrik-i Mesai ve Taksim-i Mesai, Ekonomi Politik kitaplarında çalışmanın ve kazancın önemine değindiğini, tek geçim yolunun memuriyet olmadığını, işbölümünün ve serbest iş hayatının verimli kazançlar sağladığını açıklar. Yazarın daha sonra neşrettiği Hallü’l-ukad’da ise benzer konulara değindiğini, özellikle iktisatçı Adam Smith’in görüşlerini tenkit ettiğini belirtir. Orhan Okay, ekonomi konularında da Ahmet Mithat’ın Batı karşısında milli şuurla hareket ettiğini, milli menfaatleri göz önünde bulundurduğunu vurgular. Mithat Efendi’nin iktisat hakkındaki görüşleriyle Müşahedat’taki Seyyid Mehmet Numan’ın ticarî faaliyeti arasında bir benzerlik bulur ki Mithat Efendi’nin pek çok hikâye ve romanında devlet kapısına muhtaç olmadan namusuyla iş yaparak para kazanan kişiler karşımıza çıkar. “Bahtiyarlık”taki Şinasi, Felâtun Bey ile Rakım Efendi’deki Rakım buna örnektir. Orhan Okay, Letaif-i Rivayat serisinden çıkan “Bahtiyarlık” için Karabibik’ten önce köy hayatını ele alan bir roman olduğuna dikkati çeker.12 “Bahtiyarlık” 1885’te,

Karabibik ise 1890’da yayımlanmıştır. Eserin fark edilmeyişinin sebebi Ahmet Mithat Efendi’nin “ikinci sınıf bir yazar olarak gösterilmesi” ve yazarın belli romanları üze-rinde durulmasıdır. Roman kişileri Şinasi ve Senai, Galatasaray Sultanisi’nde okuyan, birbirine zıt karakterli iki arkadaştır. Okuldan mezun olduktan sonra Şinasi, memuriyet peşinde koşmayarak köy hayatı yaşamak, ekmeğini topraktan kazanmak ister. Bunda da başarılı olur. Ancak Orhan Okay, Ahmet Mithat’ın “toprağın verimsizliği, sulama güçlüğü, kuraklık, işçi temini gibi” dış faktörleri hesaba katmadan, roman kişisine fazla bir zorluk yaşatmadan kısa sürede idealindeki çiftliği kurdurduğunu belirtir. Romantizmin etkisiyle kaleme alınan bu eserde “müşahedeye dayalı” tasvirler de yoktur. Bunun yanı sıra romanın geçtiği zamanda yani Tanzimat devrinde, modern ziraat tekniğinin Anadolu köyüne girmesi oldukça ehemmiyetlidir.

Ahmet Mithat Efendi’nin Tanzimat devri ikilemini mizahî bir dille anlattığı bir roman da Felatun Bey ile Rakım Efendi’dir. Orhan Okay, Mithat Efendi’nin sürgün-deyken kaleme aldığı bu romanı imzasız yayımladığını belirtir.13 Romanın konusu,

11 M. Orhan Okay, “İktisatta Millî Düşünceye Doğru ve Ahmet Midhat’ın Çalışmaları”, Türk Kültürü, Ocak-Şubat 1980, S. 207-208, s. 8-34. (Bu yazı için bk. Orhan Okay, Sanat ve Edebiyat Yazıları, İstan-bul: Dergâh Yayınları, 1998, s. 116-135.; Ahmet Midhat Efendi Kitabı, (yay. haz. Mustafa Armağan), İstanbul: Beykoz Belediyesi Kültür Yayınları, 2007, s. 155-172.)

12 M. Orhan Okay, “Türk Romanına Köy Mevzuunun Girişinde Unutulan Bir İsim: Ahmet Midhat Efendi”, Birinci Türkoloji Kongresi - Tebliğler, İstanbul: Kervan Yayınları, 1980, s. 169-176. (Bu yazı için bkz. Orhan Okay, Sanat ve Edebiyat Yazıları, İstanbul: Dergâh Yayınları, 1998, s. 110-115)

13 M. Orhan Okay, “Felâtun Bey ile Rakım Efendi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul, 1995, C. 12, s. 302-303.

(6)

esere adını veren iki gencin zıtlıkları üzerine kuruludur. Orhan Okay, Ahmet Mithat’ın, kitabın ilk bölümünün baş tarafına romanın ikinci adı olabilecek bir başlık koyduğuna değinir: “Biraz da Bugünkü Ahvâle Bakalım” Bu ifadeyle yazarın, önceki romanlarının geçmiş devirlerde, bunun ise kendi döneminde geçtiğini belirtmek istemiş olabileceğini söyler. Roman tekniği açısından pek çok acemiliği barındırsa da “Batılılaşma süreci içinde iki medeniyetin ve değişmeye başlayan Osmanlı insan tiplerinin mukayesesine dayanan romanların ilki oluşu” yönünden önemli olduğunu vurgular.

Batı medeniyetine geçişte Mithat Efendi’nin hikâye ve romanlarında ortaya koyduğu sosyal meseleler, Tanzimat devrinin karakteristik düalizmini sergiler. Or-han Okay, yazarın Ahmet Metin ve Şirzad yahut Roman İçinde Roman adlı eserinde özelikle Madam Çokogano’nun yani Neofari’nin hayat hikâyesini ön plana çıkarır.14 Neofari, Romanya’nın Buğdan bölgesinde –bugünkü Moldova’da– alafranga tarzda yetişmiş bir kadındır. Moldova da Osmanlı toplumuyla yakın dönemde Batı medeniyeti dairesine girmiştir. Orhan Okay, Ahmet Mithat Efendi’nin Batı medeniyetine geçişte kendi toplumuyla büyük bir benzerlik gösteren başka bir toplumu tasvir etmesini dikkate değer bulur. O zamanki Osmanlı için Fransa ve Paris ne ise Buğdan için de Nemçe yani Avusturya ve Viyana aynı öneme sahiptir. Romanda, Mithat Efendi, bir Avrupalı gibi yetişmiş Neofari’nin şımarıklığını, serbest yaşantısını eleştirirken bilgisini, kültürünü takdir etmesini bilir. Orhan Okay’a göre Ahmet Mithat Efendi, Batı’nın olumlu değerlerini göz ardı etmeyerek bunlar karşısında dengeli bir tavır takınmayı tercih eder.

Orhan Okay, hayatını öğrenmek ve öğretmekle geçinen Ahmet Mithat Efendi’nin aynı zamanda büyük halk kitlesini okumaya alıştıran bir “halk eğitimcisi”, bir “Hâce-i Evvel” olduğunu belirtir. Mithat Efendi’nin Rodos’ta sürgün yılları sırasında kurduğu Medrese-i Süleymaniye’de başlayan hocalığı, II. Meşrutiyet’ten sonra Beykoz’da aç-tığı Ahmet Mithat Efendi Mektebi’nde, Medresetü’l-Vaizîn’de, Darü’l-Muallimat’ta, Darülfünun’da devam edip Darüşşafaka’daki ders nazırlığıyla sona erse de aslında onun “fiilî” hocalığı” 1880’li yıllarda başlamış ve ölümüne kadar sürmüştür. Gerek ansiklopedik bilgi veren kitapları gerekse gazete ve dergilerdeki yazıları, hikâye ve romanlarıyla bir hami, bir rehber, bir öğretmen olmuştur. Ahmet Mithat Efendi; Beşir Fuad, Ahmet Rasim, Fatma Aliye, Halit Ziya, Cenap Şahabettin, Hüseyin Cahit, Ve-led Çelebi gibi yazarların yanı sıra Fatih Kerimî, Yusuf Akçura gibi Rusya Türkleri arasında da okuma zevkini aşılayan bir “Hâce-i Evvel”dir.15

14 M. Orhan Okay, “Türkiye Dışında Bir Tanzimat Modeli”, Merhaba Ey Muharrir! Ahmet Mithat Üzerine Eleştirel Yazılar, (haz. Nüket Esen-Erol Köroğlu), İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2006, s. 231-238.

15 M. Orhan Okay, “İlk Öğretmenimiz: Hâce-i Evvel Ahmet Midhat Efendi”, Ahmet Midhat Efendi, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2012, s. 30-45.

(7)

Orhan Okay Hoca’nın Ahmet Mithat Efendi hakkındaki çalışmalarına baktığımızda onun “esnaf hayatı ve gazetecilik”i ile “müteşebbis” özelliğini, hikâye ve romanlarında ortaya koyduğu sosyal meselelerle toplumu olumlu yönde bilgilendirmeye, eğitmeye çalıştığını yani “Hâce-i Evvel”liğini ön plana çıkardığını görürüz. Ayrıca Ahmet Mithat Efendi’nin kurduğu matbaanın, dergi16 ve gazete yazılarının kültür ve basın tarihimiz için önemine de dikkat çeker.

Sonuç olarak, Orhan Okay, hocası Mehmet Kaplan’ın tavsiyesi üzerine Ahmet Mithat Efendi’yle ilgilenmiş ve bu ilginin sonucunda Batı Medeniyeti Karşısında Ah-met Midhat Efendi gibi mufassal ve AhAh-met Mithat çalışmalarında bugün yerli yabancı birçok araştırmacının ilk başvuru kaynaklarından biri olan eser ortaya çıkmıştır. Bu eserin dışında da Orhan Okay’ın Ahmet Mithat Efendi’nin çeşitli yönlerini ele alan makale, ansiklopedi maddesi gibi yazıları vardır.

16 Orhan Okay, Ahmet Mithat Efendi’nin yayımladığı uzun soluklu Kırkambar dergisinin ve kurduğu Kırkambar matbaasının –daha sonra Tercüman-ı Hakikat matbaası adını alacak– basın tarihimiz için ehemmiyetli olduğunu vurgular. Ayrıntılı bilgi için bk. M. Orhan Okay, “Kırkanbar”, TDV İslâm An-siklopedisi, Ankara: 2002, C. 25, s. 475-476.

(8)

Referanslar

Benzer Belgeler

The studies showed the importance of family structure and functioning in psychiatric disorders that emotional state of the family affects highly the occurence, course, relaps rate

Modernleşme sürecinde elde edilen modernlik durumlarında kadınların çalışma hayatına girişlerindeki artış, eğitim alanında, okullarda, üniversitelerde öğrenci

In this study, we explored the changes of serum BDNF levels in alcoholic patients at baseline and after one-week alcohol withdrawal. Methods: Twenty-five alcoholic patients

Single dipole modelling of the right visual cortical activation at 100 ms (P100 m) after stimulus onset demonstrated a significantly shorter peak latency and a trend for

Bazı öğretim elemanları, öğrencilerinin yalnızca topluluk önünde çalarken değil, yanlarında tek bir kişi dahi olsa heyecanlandıklarını dile getirmişlerdir. Bu durumu

Three 24‐hour dietary recalls by telephone 

This study was undertaken to evaluate the antihypertensive effect of stevioside in different strains of hypertensive rats and to observe whether there is difference in blood

In the 4-month-old offspring, however, the Bcl-2 protein levels in the liver and cerebellum of both male and female pups were higher in the TCDD group as compared with the