• Sonuç bulunamadı

Hergün bir hatıra:İsveç kralıyla nasıl tenis oynadım?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Hergün bir hatıra:İsveç kralıyla nasıl tenis oynadım?"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

8 Teşrinisani 1936 A K Ş A M

Hergiin

b hatıra

İsveç kralile nasıl

tenis oynadım?

Burada ne haşmetpenah var, ne bir

şey., sadece tenis oynıyan iki insan..

Üstad Selim Sırrı bugünkü İsveç kralı ile karşı karşıya nasıl tenis oy­ nadığını, şimalli hükümdarın kendi­ sini nasıl hassa alayına aldığını bana şöyle anlattı:

— Zannederim ki ilk defa olarak îsveçe giden talebe bendim. Bir gün üniformalarım sırtımda İsveç topra­ ğına ayak bastım. Sefarete gittik. Se­ fire kıal Hz. leri tarafından kabul edilmek arzusunda olduğumu söyle­ dim. Kral beni derhal ertesi günü ka­ bul buyurdular... Çok iltifat ettiler:

— îsveçi tahsil için tercih etmeni­ zin sebebini öğrenmek isterdim., de­ diler. Cecab verdim:

— İsveç için okuduğum yazılar bu memleket hakkında bende derin bir hayranlık hissi uyandırdı. Fakat ge­ lip gördükten sonra duyduğum hay; ranîığm az bile olduğunu gördüm.

Kral Hz. sözlerimden çok mütehas­ sis oldular:

— Sizi hassa alayıma almak iste­ rim. dedi, hem tahsilinize devam eder­ siniz, hem de hassa alayımda vazife­ nizi görürsünüz.

Hürmetle eğildim. Teşekkür ettim. O günü kral beni yemeğe alakoydu- lar.

Yemekte dikkat ettim. Şimalin bü­ yük hükümdarı son derece sıhhî ye­ mek yiyordu. Daha ziyade meyvaya rağbet ediyordu. İşte o zamandan ben­ de meyvaya karşı rağbet uyandı..

Aradan iki üç gün geçti. Bir gün baktım, kralın baş yaveri pansiyona geldi. Hayretler içinde kendisini ka­ bul ettim.

Baş yaver:

— Kral hazretleri tarafından geli­ yorum; dedi.

— Buy ruhuz..

— Kral Hz. sizinle tenis oynamak istiyorlar.

Çok mütehassis oldum: — Emrederler., dedim.

— Yarın sabah sizi hususî tenis kortlarında bekliyorlar... dedi. Ne de olsa biz o zamanlar padişahların tesi­ ri altında idik., bir kral, büyük bir hü­ kümdar tarafından lütfen ve büyük bir iltifatla kabul edildiğim için ken­ dilerine karşı bazı güzel cümleler saı- fetmek istiyordum.

Selim Sırrı Tarcan

— Bu spor çok çeviklik istiyen bir spordur. Sonra henüz bu sahada bi­ zim pek mümaresemiz yok..

— Devam ederseniz çok iyi oynıya- caksınız.. dediler.

Hassa alayında bana çok riayet edi­ yorlardı. Her gün bir yere davet edili­ yordum.

Şimal şehirlerine davet olundum. Güzel üniformam sırtımda, eh genç­ lik de var... Bir gün şimalde bir top­ lantıda kadınlar etrafımı sarmışlar... Kralın baş yaveri şaka etti:

— Maşallah., dedi, burada da ha­ remi kurmuşsunuz...

Fakat bir şimal seyahati esnasın­ da beni çok müteessir eden bir hadi­ se oldu. Gayet asrî, son derece güzel bir kız mektebini geziyorduk. Mekte­ bin müdiresi beni bir smıfa soktu. Talebe kızlara sordu:

— Söyleyiniz bakalım bu karşınız­ daki mösyö hangi milletten..

Üstümde güzel bir üniforma, başımda tüylü bir şapka var... Talebe kızlar cevab vermeğe başladılar:

— Rus.. — Değil.. — Fransız.. — Değil.. — Alman.. — Değil...

Kızlardan hiç biri benim milliyeti­ mi bilemediler. Mektebin müdiresi:

— Çocuklar, dedi, misafirimiz bir Türktür...

Müdire bunu söyler söylemez en önde bulunan kızlardan biri irkildi. Geri geri çekildi. Onun bu hareketi hepimizin nazarı dikkatini celbetmişti.

Kıza sordum:

— Kızım, niçin öyle geri geri çe­ kildin?..

Ağlamağa başladı:

— Annem bana Türkler insan yer, dedi, korktum..

Müdire fena halde bozuldu. Bizden son derece nazikâne özür dilemeğe başladılar:

— Bu cahil bir kızdır., yanlış bir fikre saplanmış., yoksa biz hepimiz Türkleri pek severiz..

Artık bu hadiseyi bana unuttur­ mak için ellerinden geleni yaptılar.

İsveçten ayrılacağım zamandan bir hafta evvel gene kralın baş yaveri pansiyonuma geldi:

— Kral Hz. sizinle görüşmek isti­ yorlar... dedi.

Tayin edilen zamanda kabul olun­ dum.. gene büyük bir iltifatla karşı­ laştım. Küçük ceb defterine ismimi kaydettiler. Bu büyük adamdaki ha- tırşinaslığa bakınız ki bundan bir müddet evvel krallıklarının 25 inci yıl dönümünü kutluyorlardı. Bir gün İs- tanbuldaki İsveç sefiri beni çağırdılar.

— Kral Hz. lerinin size bir hediye­ leri var...

Son derece mütehassis oldum. Baktım. Büyük kıtada imzalı bir fo­ toğrafları.. o derece memnun oldum ki... Bu kıymetli hatıra odamda duru­

yor. H. F.

Ezberlemeğe başladım:

— Zatı haşmetpenahiniz tarafın­ dan lütfen kabulüm ve bilhassa ben­ denizle tenis oynamak gibi vesaire ve­ saire...

Bir çok lâflar ezberlemiştim. Sabah­ leyin erkenden tenis korduna gittim.

Kral gayet şık beyaz bir pantalon beyaz fanile ve beyaz iskarpinler giy­ mişti. E eni uzaktan görür görmez son derece demokrat bir tavırla;

— Bonjur.. dedi.

Ezberlediğim cümleleri hatırlama­ ğa çalışıyordum. Kör olasıcalar bir türlü de aklıma gelmezler. Nihayet ucunu buldum:

— Zatı haşmetpenahiniz tarafından lütfen ve tenezziilen... Derken ken­ dileri gülmeğe başladılar:

Bin ada ne zatı haşmetpenah var, ne biı şey., burada sadece tenis oyna­ mak istiyen iki insan var...

Gülerek ilâve etti:

— İki genç adam... Lütfen tenis raketini alıp karşıma geçiniz baka­ lım..

Hemen karşı tarafa geçtim. Oyna­ mağa başladım., lâkin o kadar mü­ kemmel, o kadar çevik oynuyordu ki yenilmem pek o kadar uzun sürmedi.

Maç bittikten sonra istirahat eder­ ken; .kral Hz.:

Yavı um sizin sportmenliğinizi o kadar bana methetti ki âdeta yenile­ ceğimi zannediyordum.

Cevab verdim:

Referanslar

Benzer Belgeler

Kilitli kapılar, bilinçsiz ve iyimser yüzleriniz, iyiliksever kuklalar İşte çocuklarla, mevsimler ve savrulan hayatlarla; bir o kadar büyük bir yalnızlık. Büyük

Horizontal göz hareketlerinin düzenlendiği inferior pons tegmentumundaki paramedyan pontin retiküler formasyon, mediyal longitidunal fasikül ve altıncı kraniyal sinir nükleusu

En az yüz yıllık perspektifi olan; Bir Kuşak - Bir Yol Projesinin, Asya, Afrika ve Avrupa’yı kara deniz ve demiryolları ile entegre edeceği, projenin hat üzerinde bulunan

Amortisör sargılı senkron motorun stator sargıları kesici ile şebekeye bağlanır. Bu esnada motor asenkron moment ile senkron hızın altına kadar yol alır. Uyarma

Fay zonu üzerinde en son meydana gelen iki büyük deprem olan 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi ve 12 Kasım 1999 Düzce Depremi üzerine depremlerden sonraki aylarda dünyanın çeşitli

Ö rneğin Y en ik öy'd ek i, daha sonra yapılm ış ve "dekoratif1 öğelerle (kuleler, balkonlar vb.) süslen­ miş havai yalılarla karşılaştırıldığında,

Bu nedenle, klinik ve laboratuvar ola- rak KKKA açısından şüpheli olgularda kene tutunması veya keneyle temas öyküsünün olmaması, KKKA

Kedi ve köpeklerde malign hiperkalsemi ile ilişkili diğer tümör tipleri ise, tiroid karsinom, multipl miyelom, kemik tümörleri, timom, squamöz hücre karsinomu,