• Sonuç bulunamadı

Aktif Akciğer Tüberkülozlu Olgularda Serum 25 (OH) Vitamin D Düzeyleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Aktif Akciğer Tüberkülozlu Olgularda Serum 25 (OH) Vitamin D Düzeyleri"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Aktif Akci¤er Tüberkülozlu Olgularda

Serum 25 (OH) Vitamin D Düzeyleri

25 (OH) Vitamin D Levels in Sera of Active

Pulmonary Tuberculosis Patients

Füsun Alatafl* Özkan Alatafl** Ömer Çolak** Sinan Erginel* Muzaffer Metintafl* Sema Uslu**

Osmangazi Üniversitesi T›p Fakültesi, Eskiflehir *Gö¤üs Hastal›klar› Anabilim Dal›, **Biyokimya Anabilim Dal›

ÖZET

D vitamini ve metabolitleri hem makrofajlarda mikobakterinin ço¤almas›n› engellemekte hem de immun yan›t›n T helper hücre tip 1’den T helper hücre tip 2’ye kaymas›n› sa¤lamaktad›r. Çal›flmam›zda aktif pulmoner tüberkülozlu olgular›n serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri belirlenerek tüberkülozdaki rolü araflt›r›ld›. Aktif akci¤er tüberkülozlu (n=44) olgularda serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri (Ortalama±SD) 21.06±16.51 ng/ml, iyileflmifl tüberküloz sekelli (n=24) olgularda 81.95±67.87 ng/ml, sa¤l›kl› kontrol olgular›nda (n=20) 67.0±53.25 ng/ml olarak saptand›. Aktif akci¤er tüberkülozlu olgular›n serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri iyileflmifl tüberküloz sekelli ve sa¤l›kl› kontrol olgular›ndan anlaml› derecede farkl›yd› (her iki karfl›laflt›rma için p<0.001). Tedavi bafllanmadan önce ve sonra serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri de¤erlendirilebilen 10 olguda tedavi sonras› düzeylerin yükseldi¤i saptand› (p<0.05). Sonuç olarak, tüberkülozlu olgularda 25 (OH) vitamin D düzeylerinin düflük olmas› aktif hastal›¤›n ortaya ç›k›fl›n› kolaylaflt›ran faktörlerden birisi olarak görülmektedir.

Anahtar Sözcükler: Tüberküloz, 25 (OH) vitamin D, akci¤er, immün yan›t, hücresel immünite

ABSTRACT

Vitamin D and its metabolites, inhibit the growth of mycobacteria in macrophages and shift the immune response from Th1 to Th2. In our study, the role of 25 (OH) vitamin D in the pathogenesis of tuberculosis was investigated by determining its serum levels in active pulmonary tuberculosis. The serum 25 (OH) vitamin D levels were 21.06±16.51 ng/ml (Mean±SD) in active pulmonary tuberculosis patients (n=44), 81.95±67.87 ng/ml in inactive pulmonary tuberculosis patients (n=24) and 67.0±53.25 ng/ml in healthy control subjects (n=20). 25 (OH) vitamin D levels were significantly different in active pulmonary tuberculosis patients when compared with inactive pulmonary tuberculosis and healthy control subjects (p<0.001, for both comparisons). Serum 25 (OH) vitamin D levels increased after treatment in 10 patients in which 25 (OH) vitamin D levels were determined before and after treatment (p<0.05). In conclusion, the decreased 25 (OH) vitamin D concentrations in patients with active tuberculosis may facilitate the development of active infection.

(2)

G‹R‹fi

Tüberküloz bilindi¤i gibi mortalitesi ve morbi-ditesi yüksek bir hastal›kt›r. Dünya popülas-yonunun 1/3’ü infektedir ve bu durum her y›l 8 milyon yeni vakaya yol açarken 3 milyon kiflinin de hayat›n› kaybetmesiyle sonuçlan-maktad›r (1). Hastal›¤›n insidans› dünyan›n çeflitli bölgelerinde farkl›l›klar göstermekte-dir. Bu farkl›l›klar›n nedenleri aras›nda yaflam flekli ve ekonomik durumun yan›s›ra genetik ve ekolojik faktörler say›labilir.

Yaklafl›k olarak dünya nüfusunun üçte birini oluflturan iki milyar insan›n tüberküloz basili ile infekte oldu¤u ancak bunlar›n büyük bir bölümünde latent tüberküloz infeksiyonu bulundu¤u, aktif hastal›¤›n çok az kiflide ortaya ç›kt›¤› gözlenmektedir.

Son y›llarda tüberküloz patogenezinde rol oynayan hücreler ve fonksiyonlar› üzerinde yo¤un olarak çal›fl›lmaktad›r. ‹nsan organiz-mas› M. tuberculosis basiline karfl› hücresel immunitenin gecikmifl tip hipersensitivite reaksiyonlar› ile yan›t verir. Aktif D3 vitamini

olan 1,25 (OH)2 kolekalsiferolün lenfosit ve

monositlerin proliferasyon, diferansiasyon ve immun fonksiyonlar›n› düzenledi¤i bildiril-mifltir. Makrofajlar tüberküloz basiline karfl› ilk savunma hatt›n› oluflturur. Tüberküloz basili hücre içi bir patojendir ve aktive olma-m›fl makrofajlar taraf›ndan öldürülemez. O halde infeksiyon ile mücadelede makrofaj-lar›n aktivasyonu önem kazanmaktad›r. D vitamininin makrofaj aktivasyonunda önem-li rol oynayan bir mediatör oldu¤u biönem-linmek- bilinmek-tedir (2,3). Makrofajlar IFN-γ ile aktive olma-lar›n› takiben 1α hidroksilaz› eksprese ettik-lerinde bu enzimin dolafl›mdaki 25 (OH) kole-kalsiferolü aktif metabolit olan 1,25 (OH)2

kolekalsiferole çevirdi¤i ve bu maddenin kalsiyum metabolizmas›n›n regülasyonunda yer almas›n›n yan›s›ra, önemli bir immun modülatör fonksiyonu yapt›¤› bilinmektedir. 1,25 (OH)2 kolekalsiferol hem monosit ve

makrofajlar› aktive ederek M. tuberculosis’in ço¤almas›n› inhibe etmekte hem de immun yan›t›n T helper hücre tip 1 (Th1)’den T helper

hücre tip 2 (Th2)’ye kaymas›n›

sa¤lamakta-d›r (2).

25 (OH) vitamin D normal kiflilerde dolafl›m-daki vi tamin D’nin büyük bir k›sm›n› olufltur-du¤undan, vitamin D düzeylerinin en uygun göstergesi oldu¤u kabul edilmektedir (4). Biz de çal›flmam›zda, aktif akci¤er tüberkü-lozlu olgulardaki tedavi öncesi serum 25 (OH) vitamin D düzeylerini belirleyerek vitamin D’nin tüberküloz hastal›¤›ndaki rolünü sap-tamay› amaçlad›k. Ayr›ca s›n›rl› olguda tedavi sonras› de¤erler de tespit edilerek tedavi sonras› de¤iflikliklerin ortaya konmas› plan-land›.

GEREÇ VE YÖNTEM

Çal›flma aktif akci¤er tüberkülozlu 44 olgu (13 kad›n / 31 erkek), iyileflmifl tüberküloz sekelli 24 olgu (11 kad›n / 13 erkek) ve 20 sa¤l›kl› kontrol olgusunda (13 kad›n / 7 erkek) yap›ld›.

Aktif akci¤er tüberküloz tan›s› için kültürde üremenin olmas› kriter olarak al›nd›. K›rkdört olgunun 37’sinde tüberküloz kültüründe üre-me saptand›. Kültürde üreüre-me olmayan ancak intrabronfliyal lezyon saptanan 3 olguda tan› bronfl biyopsisinde tüberküloza uyan granü-lomatöz iltihap görülmesi ile kondu. Dört olguda ise tan› üst lop apiko-posterioru tutan infiltrasyon saptanmas›, 15 günlük nonspesi-fik tedaviye yan›t al›namamas› ve bu arada di¤er olas› tan›lar›n da ekarte edilmesiyle klinik ve radyolojik olarak kondu.

Tedavi ile iyileflmifl tüberküloz sekelli olgu tan›m› için al›nan balgam örneklerinde direkt bak›da ARB’nin negatif ve kültürde üreme-nin olmamas› ve radyolojik olarak en az 6 ay boyunca stabil olma kriter olarak al›nd›. Olgular›n tümünden kan örnekleri al›nd› ve 3000 rpm’de 15 dakika santrifüj edilerek ayr›lan serumlar -80°C’de sakland›. 25 (OH) vitamin D’nin kantitatif ölçümü RIA yönte-mine dayanan ticari kit ile yap›ld› (Diasorin, Minnesota, USA).

Aktif akci¤er tüberkülozu tan›s›yla tedaviye al›nan ve tedavi sonuna kadar izlenen 10

(3)

Tablo 1. Olgular›n serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri (ortalama ± SD) (ng/ml).

Aktif akci¤er t überkülozu ‹yileflmifl tüberküloz sekelliler Sa¤l›kl› kontrol

n=44 n=24 n=20

Serum 25 (OH) vitamin D 21.06 ± 16.51* 81.95 ± 67.87 67.0 ± 53.25 * p<0.001 ‹yileflmifl tüberküloz sekelli olgular ve sa¤l›kl› kontrol grubuna göre

olgunun tedavi öncesi ve sonras› dönemle-rindeki kan örneklerinin verileri ayr›ca de¤er-lendirildi.

Çal›flma sonucu elde edilen verilerin istatis-tiksel de¤erlendirmesinde SPSS 10.0 prog-ram› kullan›larak ANOVA ve efllefltirilmifl t testi kullan›ld›.

BULGULAR

Aktif akci¤er tüberkülozlu 44 olgunun yafl ortalamas› 43.22 y›l, iyileflmifl tüberküloz sekelli 24 olgunun yafl ortalamas› 45.12 y›l, sa¤l›kl› olgular›n yafl ortalamas› ise 36.6 y›l olarak bulundu.

Aktif akci¤er tüberkülozlu olgularda serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri Tablo 1’de gös-terilmifltir.

Aktif akci¤er tüberkülozlu olgular›n serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri iyileflmifl tüber-küloz sekelli olgular ve sa¤l›kl› kontrol olgu-lar›ndan anlaml› derecede farkl›yd› (p<0.001). Tedavileri takip edilen 10 olgunun tedavi öncesi serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri (ortalama±SD) 25.70±19.0 ng/ml iken, tedavi sonras› 86.52±80.91 ng/ml’ idi (p<0.05).

fiekil 1’de bu olgular›n bafllang›ç ve tedavi sonras› 25 (OH) vitamin D düzeyleri göste-rilmifltir.

TARTIfiMA

Tüberküloz patogenezinde koruyucu immu-nite Th1 hücrelerince salg›lanan sitokinler,

makrofaj aktivasyonu ve granülom oluflumu ile sa¤lan›rken, Th2 yan›t› ise doku

harabi-yetine neden olan gecikmifl tip hipersen-sitivite reaksiyonlar›na neden olmaktad›r. Yap›lan invitro çal›flmalar, D vitamini ve meta-bolitlerinin granülomatöz reaksiyonlar›n dü-zenlenmesinde önemli rolü olabilece¤ini ve alveolar makrofajlar›n aktivasyonu ile miko-bakteri ço¤almas›n› engelleme yetene¤ini artt›rd›¤›n› göstermifltir (2,5-8).

Wilkinson ve ark. (9), ‹ngiltere’ye göç eden Gujarati kökenli Asyal›larda 25 (OH) vitamin D düzeylerini de¤erlendirmifller ve serum 25 (OH) vitamin D düzeylerinin 10 nmol/L alt›ndaki de¤erlerini D vitamini yetmezli¤i olarak kabul etmifllerdir. Bu çal›flmada tüber-küloz hastalar› ve hastalarla temas eden-lerde ölçüm yap›lm›fl ve tüberküloz hasta-lar›n›n %67’sinde bu s›n›r de¤erin alt›nda de¤erler saptanm›flt›r. Tüberkülozlu hastalar-la temas edenlerin ise %26’s›nda bu de¤er-lerin alt›nda vitamin D de¤erleri gözlenmifl-tir. Sonuç olarak özellikle 7 nmol/L’nin alt›ndaki de¤erlerin tüberküloz için yüksek risk göstergesi oldu¤u saptanm›flt›r. Davies ve ark. (10)'n›n yapt›¤› bir baflka çal›flmada da tedavi bafllanmam›fl tüberküloz olgula-r›nda serum 25 (OH) vitamin D düzeyleri sa¤l›kl› kontrol olgular›na göre düflük bulun-mufltur. Bizim sonuçlar›m›z bu sonuçlarla uyumludur. Sonuçlar›m›z aktif tüberkülozlu olgular›n serum 25 (OH) vitamin D düzey-lerinin iyileflmifl tüberkü loz sekelli olgulara

fiekil 1. Tedavi öncesi ve sonras› 10 olgunun serum

(4)

göre 4 kat, sa¤l›kl› kontrol olgular›na göre ise 3 kat kadar daha düflük oldu¤unu gös-termektedir.

Tedavi uygulamalar› s›ras›nda da D vitamini düzeylerinde de¤iflmeler oldu¤u bilinmekte-dir. Davies ve ark. (11) tedavi öncesi düflük saptad›klar› vitamin D düzeylerinin tedavi s›ras›nda normal de¤erlerin %35-66’s› ara-s›nda seyretti¤ini ve tedavi tamamland›ktan sonra vitamin D düzeylerinin normal düzey-lere eriflti¤ini saptam›fllard›r. Biz çal›flma-m›zda tedavi s›ras›nda düzenli ölçüm yap-mad›¤›m›z için tedavinin getirdi¤i de¤iflik-likleri saptayamad›k. Ancak tedavi kesildik-ten sonra 10 olguda yap›lan kontrolde daha önce düflük saptanan serum 25 (OH) vitamin D düzeylerinin belirgin olarak artt›¤› saptand›. Wilkinson ve ark. (9) çal›flmalar›nda hasta-lar›n az geliflmifl ülkelerden ‹ngiltere’ye göçünden sonra D vitamin düzeylerinin 10 kat azalmas›n›, bu kiflilerin kendi ülkelerin-de latent tüberkülozu olabilece¤ini ve göçü takiben vitamin düzeylerindeki büyük düflüfl-ten sonra hastal›¤›n aktif hale gelmifl ola-bilece¤ini ileri sürmüfllerdir. Bu durumun önemli nedenlerinden birisi olarak ‹ngiltere’de günefl ›fl›¤›n›n az olmas› öne sürülmüfltür. D vitamininin tüberküloza karfl› koruyucu immünitenin merkezinde yer alan makrofaj aktivasyonunun önemli bir mediatörü oldu-¤u düflünüldü¤ünde anti-tüberkülo ilaçlar›n gelifltirilmesinden önceki dönemlerde teda-vide niçin günefl ›fl›¤› ve bal›k ya¤›ndan yararlan›ld›¤› anlafl›lmaktad›r (12). Bilindi¤i gibi bal›k ya¤› D vitaminin en önemli kay-naklar›ndand›r. D vitamini düzeylerinin düflük olmas› özellikle latent tüberkülozlu olgu-larda aktif hastal›k geliflimine yatk›nl›k yara-tabilir. Ancak ülkemizde günefl ›fl›¤›ndan yeterli oranda yararland›¤›m›z düflünüldü-¤ünde tek nedenin günefl ›fl›¤› olmad›¤› ortadad›r. Son y›llarda D vitamini ve tüber-küloza yatk›nl›k aras›ndaki iliflki genetik faktörlere de dayand›r›lmakta ve vitamin D reseptör (VDR) genindeki polimorfizmin bu durumdan sorumlu oldu¤u ileri sürülmek-tedir (12-15).

Sonuç olarak, bulgular›m›z serum 25(OH) vitamin D düzeylerinin düflüklü¤ü ile tüber-küloza yatk›nl›k aras›ndaki iliflkiyi ortaya koymaktad›r. Bu nedenle tüberküloz insi-dans›n›n yüksek oldu¤u ülkemizde, hasta-l›¤›n patogenezindeki rolü bilinen D vitamin düzeyleri ile birlikte, tüberküloza karfl› do¤al direnç ile iliflkili makrofaj proteinleri ve özellikle vitamin D reseptör gen polimor-fizmi üzerinde yap›lacak çal›flmalar, D vita-mininin tüberkülozdaki immünomodülatör rolünün ayd›nlat›lmas›nda ve aktif infeksiyon gelifliminin engellenmesinde yararl› olabilir.

KAYNAKLAR

1. Raviglione M, Snider D, Kochi A. Global epidemio-logy of tyberculosis. Mortality and morbidity of a worldwide epidemic. JAMA 1995; 273: 220-6. 2. Rook GA. The role of vitamin D in tuberculosis.

Am Rev Respir Dis 1988; 138: 768-70.

3. Chan TYK. Vitamin D deficiency and susceptibility to tuberculosis. Calcif Tissue Int 2000; 66: 476-8. 4. Zittermann A. Vitamin D in preventive medicine:

are we ignoring the evidence. Br J Nutr 2003; 89: 552-72.

5. Cadranel JL, Garabedian M, Milleron B, et al. Vitamin D metabolism by alveolar immune cells in tuberculosis: correlation with calcium metabolism and clinical manifestations. Eur Respir J 1994; 7: 1103-10.

6. Rook GAW, Steele J, Fraher L, et al. Vitamin D3, gamma-interferon, and control of proliferation of Mycobacterium tuberculosis by human monocytes. Immunology 1986; 57: 159-63.

7. Rook GAW. Macrophage regulation of vitamin D3 metabolites. Nature 1987; 326: 21-2.

8. Adams JS, Modlin RL, Diz MM, Barnes PF. Poten-tiation of the macrophage 25-hydroxyvitamin D-1 hydroxylation reaction by human tuberculous pleural effusion fluid. J Clin Endocrinol Metab 1989; 69: 457-60.

9. Wilkinson RJ, Llewelyn M, Toossi Z, et al. Influence of vitamin D deficiency and vitamin D receptor polymorphisms on tuberculosis among Gujarati Asian in west London: a case-control study. Lancet 2000; 355: 618-21.

10. Davies PD, Brown RC, Woodhead JS. Serum con-centrations of vitamin D metabolites in untreated tuberculosis. Thorax 1985; 40: 187-90.

11. Davies PD, Brown RC, Church HA, Woodhead JS. The effect of anti-tuberculosis chemotherapy on vitamin D and calcium metabolism. Tubercle 1987; 68: 261-6.

(5)

12. Davies PDO, Grange JM. Factor affecting suscepti-bility and resistance to tuberculosis. Thorax 2001; 56 (Suppl II): ii23-ii29.

13. Selvaraj P, Narayanan PR, Reetha AM. Association of vitamin D receptor genotypes with the susceptibility to pulmonary tuberculosis in female patients and resistance in female contacts. Indian J Med Res 2000; 111: 172-9.

14. Uitterlinden AG, Fang Y, vanMeurs JB, et al. Vitamin D receptor gene polymorphism in relation to vitamin D related disease states. J Steroid Biochem Mol Biol 2004; 89-90: 187-93.

15. Roth DE, Soto G, Arenas F, et al. Association between vitamin D receptor gene polymorphisms and response to treatment of pulmonary tuberculosis. J Infect Dis 2004; 190: 920-7.

Yaz›flma adresi:

Dr. Füsun Alatafl

Osmangazi Üniversitesi T›p Fakültesi Gö¤üs Hastal›klar› Anabilim Dal›, Eskiflehir Tel. : (0 222) 239 29 79 / 3050

Referanslar

Benzer Belgeler

En önemli eseri yazılışı sırasında Ga latasaray yangınında

In this study, the purified destruxin B (DB) was tested for its in vitro and in vivo anti-tumor activities by using L5178Y lymphoma cells which was induced by methylcholanthrene

Tanzimat’taki iki tiyatro gibi bile olamıyoruz: Osmanlı Tiyat­ rosu ile Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa’da kurduğu tiyatroda, ‘Edebi Heyet’ yerine ‘Tiyatro

This study also examined the indirect effect and found that kyai's transformational leadership positively and significantly affected teachers' organizational

gösteren IRLSSG skorlarının ve subjektif uyku kalitesi ölçeği olan PQI değerlerinin, 25 (OH) vitamin D değeri normal olan HBS’li gruba kıyasla anlamlı düzeyde yüksek

25(OH) D vitamin düzeyi düşüklüğü çocukluk çağı pnömonilerinde bir risk faktörü olabileceğinden alt solunum yolu enfeksiyonu olan vakalarda serum 25(OH) D

Ancak, bizim çalışmamızda literatürün aksine D vitamini ile hemogram parametreleri arasında herhangi bir ilişki tespit edilemedi.. Bu sonuçlar D vitamininin

Although the cases with normal TFT results in the patient and control groups were included in the study, serum levels of FT4 and TSH in patients with AA were significantly