___________________________________________________
Cumhuriyet Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Benign Prostat Hiperplazisi Tanısıyla İzlenen 1018 Hastanın
Retrospektif Olarak İncelenmesi
A Retrospective Analysis of 1018 Patients Managed For Benign Prostatic Hyperplasia
Hakan KILIÇARSLAN *, Gökhan GÖKÇE*, Siyami HOCAOĞLU**, Semih Ayan*, E. Yener GÜLTEKÎN***
ÖZET
Benign prostat hiperplazisi (BPH) ileri yaş erkeklerin sık görülen bir hastalığı olup, gelişmesinde yaşlanma ve fonksiyo-nel bir testisin varlığı gereklidir. Bu çalışmada kliniğimize 1988-1998 tarihleri arasında alt üriner sistem semptomlarıyla baş-vuran ve BPH ön tanısı ile yatırılan 1018 hastanın kayıtları retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaşları, yapılan miidahelelerin yaş gruplarına ve yıllara göre dağılımı, yapılan operasyon türü, reoperasyon oranı ile BPH'ne ek patolojiler incelendi. Sonuç olarak, yıllara göre BPH sayısında ve yapılan ameliyat sayısında artış olduğu ve en sık yapılan operasyonu-nun ise prostatın transüretral rezeksiyonu (TURP) olduğunu saptadık. BPH'ne eşlik eden patolojiler dikkate alındığında en fazla sıklıkta mesane tümörü ile karşılaştık.
Anahtar Kelimeler: Beingn prostat hiperplazisi,
transüretral rezeksiyon, mesane tümörü
SUMMARY
Benign prostate hyperplasia (BPH), vvhich is depended on aging and availability of a functional testis, is a common disease among the old male patients. in this study, 1018 patients who had lovver urinary tract symptoms and had preliminary diagnosis of BPH were referred to our department betvveen the years 1988 to!998 and their data files were retrospectively analysed.
The patients' age, surgical procedures according to the age groups and the years, the choice of operation, reoperation rate and additional pathologies related to BPH were documented.
Finally, we observed that there was an increasing in the number of the surgical procedures and the number of the patients diagnosed as BPH for the years and that the most performed surgical procedure was transurethral resection of the prostate (TURP). When the associated pathologies with BPH were documented, there was a concomittant increase in the number of the bladder tumors.
Key VVor ds: Benign pros tate hyperplas ia,
transurethral resection, bladder tümör
C. Ü. Tıp Fakültesi Dergisi 22 (1): 47 - 52, 2000
GİRİŞ
Benign prostat hiperplazisi (BPH) ileri yaşlardaki
erkeklerde en sık görülen hastalıklardan birisidir. BPH
terimi basit olarak prostat bezinin iyi huylu büyümesi
şeklinde tanımlanır(l,2). İnsanda BPH'ne yol açan
ne-denler yoğun olarak araştırılmış ve hastalığın bir çok
nedene bağlı olabileceği düşünülmüştür. İki etmenin
Yrd. Doç.Dr. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Sivas ** Arş. Gör. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Sivas *** Prof. Dr. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Sivas
varlığının hastalık gelişimi için mutlak gerekli olduğu
saptanmıştır. Birisi yaşlanma, diğeri de fonksiyonel bir
testisin varlığıdır(3-5).
BPH 40 yaşın altında nadiren görülürken,
dör-düncü dekattan itibaren prevelansı yükselmekte ve
dokuzuncu dekatta %90 düzeyine erişmektedir.
Histolo-jik bulgulara göre 40-50 yaş arası erkeklerin yaklaşık
%25'ini, 50 yaş üzerindekilerin %50'sini, 70 yaş üstünde
ise %80'ini etkilemektedir(6,7).
BPH sağlık harcamalarına ayrılan kaynakları tüm
dünyada giderek zorlayan önemli bir halk sağlığı sorunu
haline gelmiştir. Endüstrileşmiş batı ülkelerinde toplam
nüfus içindeki yaşlı erkek oranının yüksek olması
nede-niyle, BPH daha da önemli bir sorun haline gelmiştir.
Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) 65 yaş üzerindeki
erkeklerde yapılan ameliyatlar içerisinde katarakt
ameli-yatından sonra ikinci sırada yer almaktadır ve her yıl
yaklaşık 400.000 prostatektomi ameliyatı yapılmaktadır.
Bu girişimlerin yıllık maaliyeti 3.5 milyar doları
aşmakta-dır(8-10).
Ciddi semptomları olan BPH'li hastalarda en
yük-sek oranda iyileşmeyi cerrahi tedavi sağlar, ancak
komplikasyonları, yüksek oranda morbiditesi, bir süre
sonra yeniden cerrahi uygulama gereksinimi ve yüksek
tedavi maaliyetleri gibi nedenlerle cerrahiye alternatif
olabilecek cerrahi dışı tedaviler geliştirilmiştir. Minimal
BPH semptomlar
ı bulunan hastalarda en uygun yöntem
konservatif izlem iken, orta derecede semptomatik
olgularda, cerrahi dışı invazif girişimler veya medikal
tedavi yöntemleri uygulanmaktadır (11-13).
Prostatın her türlü hücresel elemanı hiperplaziye
gidebilir. Ancak bunların en yaygın olanı glandüler
hiperplazidir. BPH nodülleri proksimal üretran
ın her iki
tarafında iki lobül halinde ve lateralden ventrale doğru
uzanan transizyonel zon ve daha küçük glandüler
yapı-lar içeren periüretral glandüler zondan gelişir(14,15).
Prostat bezinin gelişimi embriyonel yaşamın 12.
haftasında fetal testislerden salgılanan androjenlerin
etkisiyle başlar. Puberteye kadar prostatta çok az
bü-yüme olurken, puberteden 30 yaşına kadar hızlı bir
büyüme izlenir. Kırkbeş yaşına kadar pek fazla büyüme
görülmez. Bu yaştan sonra prostat bezi ya hiperplaziye
uğramakta ya da atrofiye gitmektedir. Erkeklerde en sık
benign ya da malign transformasyona uğrayan doku
olan prostat, prostatik asit fosfataz (PAP), prostat spt fik
antijen (PSA) ve sitrat gibi endojen maddeleri!
tezler ve salgılarlar(16,17).
BPH'nin Fizyopatolojisî
BPH'nın androjen bağımlı bir patoloji olduğu!
zun yıllardır bilinmektedir. Bu nedenle, günümü;*
yüzyıl önce ciddi prostatizm şikayetleri olan hasbi
kastrasyonla tedavi edilmişlerdir(17-21).
BPH'nin gelişimi iki fazda incelenir. İlki kili
semptomların olmadığı patolojik faz, ikincisi kil
semptomların ortaya çıktığı klinik fazdır. Patolojik fa»
iki evrede incelenir. Birinci evrede ancak mikroskol
olarak tespit edilebilen hiperplazik histolojik değişikli
görülürken, ikinci evrede prostatik büyüme makrosko«
olarak tespit edilir. Patolojik fazda nodul oluşumu, noı
büyümesi ve yaygın transizyonel zon büyümesi meyil
na gelmektedir(16,17,20).
BPH gelişimi testosteron yapım hızının azaldı»
leri yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık bu di
nemde serum östrojen düzeyleri sabit kalmaktadır, Yıl
yaşla birlikte artan seks hormon bağlayıcı globull
(SHBG) testosteronun yüksek oranda bağlanması nedl
niyle serumdaki serbest östrojenlerin, serbest teste»
rona oranı artmaktadır. Östrojenler prostatik hücreleri
androjen reseptör sayısını arttırır. Bunun yanında pral
tat dokusunda steroid metabolizmasını değiştirera
dehidrotestosteron (DHT) yapımında da net bir artış
yol açar. Böylelikle prostat üzerindeki androjenik uyar»
arttırarak dolaylı olarak prostatik hücrelerin ölüm
hızlı] rını azaltan Östrojenler, serumdaki
androjenlerlt] sinerjistik bir etkileşim içinde BPH
gelişiminde rol maktadır(22,23).
Çalışmalar prostatik hücre nükleusunda en
miktarda bulunan androjenik hormonun DHT oldu
ğum'
göstermi
ştir ve günümüzde BPH patogenezinde DHTun!
en önemli faktör olduğu bilinmektedir(17,18).
BPH Epidemiyolojisi ve Doğal Seyri
Mikroskopik BPH, histolojik olarak tanımlanabilen
h ast al
ığı, makrosk opik BPH, büyüm üş pros tatı, BPH
ise BP H'ne bağlı semptomların gelişmiş olmasını ifade
etm ektedir. Y apılan çalışmalarda histolojik BPH
inleri
oyna
prevelansının, klinik (semptomatik) BPH'nden yüksek
olduğu gösterilmiştir(24-26).
Kırk yaşında prostatizm şikayetleri olan bir
has-tanın 80 yaşına kadar yaşaması halinde ameliyat olma
olasılığı %10 olarak bildirilmiştir. Daha güncel
çalışma-larda bu oranın %30'lara kadar ulaştığı"
belirtilmekte-dir(24,27,28).
Tedavi edilmeyen BPH, böbrek yetmezliği,
piyelonefrit ve bazen sepsise neden olan ciddi üriner
sistem enfeksiyonları, akut üriner retansiyon, bakteriüri,
mesane taşları, hematüri gibi komplikasyonlara neden
olmaktadır. Birçok hekimler ve hastalar semptomların
giderilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması ve uzun süren
infravezikal obstrüksiyon sonucu meydana gelebilecek
komplikasyonları engellemek için erken evrede tedaviyi
tercih etmektedirler(l, 15,20,22).
Son yıllara kadar BPH tedavisinde cerrahi,
özel-likle prostatın transüretral rezeksiyonu (TURP) ilk
seçe-nek olarak kabul edilmekteydi. Son on y
ıldır
semptomatik BPH tedavisinde TURP'ye oranla morbidite
ve mortalite oranları çok düşük olan minimal invazif
cerrahi yöntemler, cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ve
medikal tedavi geçerlilik kazanmaya başlamıştır(29,30).
P r o s t a t B ü y ü m e s i v e H o r m o n a l Regülasyonu
Prostat ve erkek internal duktal sistemin gelişimi
androjen bağımlıdır. Fetal yaşamın seksüel gelişim
evre-sindeki kimyasal ve cerrahi kastrasyon prostat ve diğer
erkek aksesuar seks bezlerinin gelişimini durdurur.
Postnatal dönemde de androjenler prostatın
büyüme-sinde önemlidir, bu dönemde kastrasyon prostat
büyü-mesini ve gelişimini inhibe etmektedir(31-33). İleri
yaş-larda serumdaki serbest testosteron miktarı azalmakla
birlikte prostat dokusundaki DHT miktarı ve androjen
reseptör duyarlılığı ve sayısı artmaktadır. Bu durum
prostatik büyümeyi sağlamaktadır. Testosteronun 5-alfa
redüktaz enzimi tarafından redüksiyona uğratılması
sonucu elde edilen DHT prostatik gelişme ve
büyüme-den sorumlu aktif intraselüler androjendir(31-36).
Prostat büyümesinin DHT bağımlı olması
nede-niyle, BPH tedavisinde kullanılmak üzere finasterid ve
epristerid gibi 5-alfa redüktaz inhibitörleri
geliştirilmiş-tir(31,33,35-39).
5-alfa redüktaz enziminin tipi ve tip2 olmak
ü-zere iki izoenzimi vardır. Prostat bezinde ve ürogenital
sistemde daha fazla bulunan tip2 izoenzimidir
(31,34,35). Finasterid ve epristerid gibi 5-alfa redüktaz
inhibitörleri tip2 izoenzimi inhibe ederler. Ciltte ve
kara-ciğerde bulunan tipi üzerine etkileri yoktur(31).
Prostatik büyüme parakrin bir etki mekanizması
ile epitelyal çoğalmayı uyaran stromal kaynaklı
androjenik etki sayesinde meydana gelmektedir.
Embriyona! dönemden beri mevcut olan ve stromanın
epitelyal dokuyu çoğalma yönünde uyarabilmesini
sağayan bu özelliğin ileri yaşlarda yeniden ortaya
çık-ması sonucunda BPH'nin oluştuğu ileri sürülmektedir.
Sonuç olarak, çoğalan stromal doku beraberinde
epitelial proliferasyonu getirmekte ve sonuçta prostatta
morfolojik olarak büyüme görülmektedir. 5-alfa redüktaz
enzimi aktivitesi sonucu üretilen DHT, androjen bağımlı
bu hücrelere etki ederek büyümelerini ve çoğalmalarını
sağlar. Prostatın büyümesini sağlayan bu sistem bir
5-alfa redüktaz inhibitörüyle kesintiye uğrarsa hücresel
atrofi, prostat boyutlarında küçülme ve üriner
şikayet-lerde azalma olmaktadır(18,31,35,36).
GEREÇ ve YÖNTEM
Bu çalışma Cumhuriyet Üniversitesi Üroloji
Anabilim Dalı'nda 1988-1998 tarihleri arasında alt üriner
sistem semptomlarıyla başvuran ve BPH tanısıyla
ope-rasyon için yatırılan 1018 hastanın kayıtları retrospektif
incelenerek yapılmıştır. Hastaların yaşları, yapılan
mü-dahalelerin yaş gruplarına ve yıllara göre dağılımı,
yapı-lan ameliyat türü, reoperasyon oranı ile mesane tümörü,
prostat kanseri, mesane taşı gibi BPH'ne ek patolojiler
değerlendirilmiştir.
BULGULAR
1018 hastanın yaş ortalaması 62.4 yıl olup, 45 ile
87 yaşları arasında değişmekteydi. Hastaların yaş
grup-larına göre dağılımı incelendiğinde en sık operasyon
yaşının 60-70 yaşları arası olduğu dikkati
çekmekte-dir(Tablo 1). 1988 yılında itibaren yıllık ameliyat
sayısı-nın artmakta olduğu, 1994 yılından itibaren ise artışın
daha da belirgin olduğu görülmektedirfTablo 2).
Hasta-ların 42'si (%4.13) daha önce prostat ameliyatı olmuş
ve nüks nedeniyle tekrar öpere edilmişti.
Tablo 1: Hastaların yaş gruplarına göre dağılımı Tablo 3: BPH nedeniyle öpere edilen 251 hastadaki ekp ken
.
Yaş grupları
sayı
%
40-50
42
4,13
51-60
200
19,65
61-70
489
48,04
71 ve üzeri
287
28,18
Tablo 2:
Yıllara
göre
öpere
edilen hasta sayısı
Yıl
sayı
°/0
1988
62
6,09
1989
66
6,48
1990
70
6,88
1991
68
6,68
1992
72
7,07
1993
77
7,56
1994
118
11,59
1995
97
9,53
1996
118
11,59
1997
133
13,06
1998
137
13,47
Öpere edilen 1018 hastanın 335'inde (%32.90)
açık prostatektomi, 563'ünde (%55.30) transüretral
prostat rezeksiyonu (TURP) ve 57'sine de (%5.60)
prostatın transüretral insizyonu (TUİP) yapılmıştı. 46
hastada (%4.52) sistopanendoskopik bulgular normal
olduğu için operasyonundan vazgeçilmiş, 19 hastada
(%1.83) ise başka nedenlerle operasyon ertelenmiştir.
Öpere edilen hastaların 251'inde (%24.66) BPH
yanında ek patolojiler saptandı. Ek patolojiler arasında
154 mesane tümörü ilk sırada yer alıyordu (Tablo 3).
BPH'ne eşlik eden diğer patolojileri olan
hastala-rın %93'üne (%37.05) aynı seansta birden fazla
ope-rasyon yapılmıştı. Bu müdahaleler içerisinde Sistolitotomi
ve Üretral dilatasyon en sık yapılan girişimlerdi (Tablo4).
jilerin dağılımı
içer
oldı
gös
mo
Ek patolojiSayı
%
Mesane tümörü
154
61,35
Mesane taşı
72
28,69
sın
Üretral darlık15
5,97
TU
Üreter taşı
3
1,20
ilk
Pelvis taşı
2
0,80
ra
İndirek inguinal herni
2
0,80
b;
Kronik renal yetmezlik
2
0,80
n
Lenfoma
1
0,39
0
h
r
Tablo 4: Aynı anda yapılan
müdahaleler.
f
i
Yapılan operasyon
Sayı
%
Sistolitotomi
50
53,76
Üretral dilatasyon
26
27,96
Üretral basket
6
6,45
Pyelolitotomi
3
3,23
TURtm (transüretral mesane 3 tümörü rezeksiyonu)
3,23
Üreterolitotomi
2
2,15
RGP (retrograd pyelografi)
2
2,15
Hidroselektomi
1
1,07
TURP veya açık prostatektomi ile öpere edil
hastaların 37'sinde (%3.69) insidental prostat kansl
tespit edildi.
TARTIŞMA
Ülkelerin ekonomilerinin gelişmesine bağlı oları yaşlı nüfusun artması, ortalama yaşam süresinin uzaral sı, klinik BPH'nin prevelansını arttırmıştır. Tedavi m temlerinin daha başarılı uygulanması ile bu hasta* artık yalnızca yaşamı idame ettirmek için değil, daha* bir yaşam kalitesine sahip olmak için tedavi olmak iste! mektedirler. Halen BPH'nde en sık uygulanan teda« prostatın transüretral rezeksiyonudur. Ancak yüksel maaliyet ve göreceli olarak yüksek morbiditesi nedeniyj le, BPH tedavisinde cerrahiye alternatif tedaviler gelişi tirmek için yoğun çalışmalar yapılmaktadır(8,10). ABDI verilerine göre BPH için TURP 1962'lerde bir ürologun majör cerrahi girişimlerinin %50'den fazlasını
oluşturur-ken 1986 yıllarında %36'sını oluşturmaktadır. Zaman içerisinde BPH tedavisinde TURP'un etkili bir yöntem olduğu kanıtlanmasına rağmen, endikasyonun farklılık göstermesine bağlı olarak değişen oranlarda morbiditesinin gelişmesi alternatif tedavi yöntemi arayı-şının bir nedeni olmuştur(37). Cerrahi tedaviler özellikle TURP, klinik BPH tanısı konulan hastaların tedavisinde ilk seçenek olarak kullanılmakta ve halen ürolojik ope-rasyonların büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Dünyanın bazı ülkelerinde BPH'nin cerrahi tedavisinde %95 oranı-na ulaşarak açık cerrahinin yerini almıştır(38). İlginç olarak ülkemizde ve hastanemizde açık prostatektomi halen belirtilen oranların üzerinde yapılmaktadır. Bunun muhtemel sebepleri TURP'nin deneyimsiz kişilerce ya-pılması veya eksik yaya-pılması sonucu nüks oranının yük-sekliği ve reoperasyon oranının sıklığı ile izah edilebilir. Ayrıca TURP'nin kötü tanıtılması da hastalar tarafından bu operasyon türünün reddedilmesine yol açmaktadır. Bu çalışmada ortaya çıkan önemli bir sonuçta BPH'ne ilave olarak hastaların büyük bir kısmında ek patolojile-rin mevcut olmasıydı. Açık operasyonların fazla yapılıyor olmasının bir nedeni de bu ek patolojilerin fazlalığı ile açıklanabilir.
BPH tedavisinde konservatif izlem, fitoterapi, medikal tedaviler yanında prostatik üretranın balon
dilatasyonu, prostatik üretral stentler,
termoterapi/hipertermi, prostatın transüretral iğne ablasyonu (TUNA), laser prostatektomi (TULIP) gibi minimal invazif tedaviler geliştirilmiştir(9,ll,30,37).
Tekrarlayan akut üriner retansiyon, tekrarlayan üriner enfeksiyon ve makroskopik hematüri, mesane taşı, mesane divertikülü ve BPH'ne bağlı böbrek yet-mezliği olanlarda cerrahi tedavi tercih edilir. Bu durum-ların dışında hasta tercihi de göz önüne alınarak cerrahi dışı seçeneklerde uygulanabilir(37).
Hastanemizde BPH nedeniyle öpere edilen has-taların yaş dağılımı, operasyon yaşı genel doğrularla uyum göstermekle beraber, açık prostatektomilerin fazla yapılıyor olması yukarıda açıklandığı şekilde izah edilebi-lir, Burada dikkati çeken yıllar itibarı ile yapılan ameliyat sayısı artış göstermekte ve daha da önemlisi mesane tümörü başta olmak üzere ek patolojilerin çok olması dikkat çekmektedir. Belkide BPH değil diğer ek patoloji-ler hastalan hekime sürüklemektedir.
KAYNAKLAR
1. Aso Y, Homma Y. Clinical Research Criteria for Evaluating Efficacy of Treatments for Benign Prostatic Hyperplasia. Br J Urol, 76:69-73, 1995.
2. Favvzy A, Braun K, Lewis GP, Gaffney M, Ice K. Norma Dias for the Multicenter Study Group: Doxazosin in the Treatment of Benign Prostatic Hyperplasia in Normotensive Patients: A Multicenter Study. J Urol, 154:105-9, 1995.
3. Tutrone RF, BalI RA, Ornitz DM, Leder P, Richie JP. Benign Prostatic Hyperpiasia in a Transgenic Mouse: A New Hormonally Sensitive investigatory Model. J Urol, 149: 633-9, 1993.
4. Tammela TJ, Kontturi MJ. Urodynamic Effects of Finasteride in the Treatment of Bladder Outlet Obstruction due to Benign Prostatic Hyperplasia. J Urol, 149: 342- 4,1993.
5. Matzkin H, Chen J, Levvysohn O, Braf Z. Treatment of Benign Prostatic Hyperplasia by a Long Acting Gonadotropin Releasing Hormone Anaiogue :1 Year Experience. J Urol, 145: 309-12,1991.
6. Mc Clennan BL. Diagnostic Imaging Evaluation of benign prostatic hyperplasia. Urol Clin North Am, 17(3): 517, 1991.
7. Chute CG, Panser LA, Girman CG. The prevalance of prostatism: A Population Based Survey of Urinary Symptoms. J Urol, 150:85-9,1993.
8. Barry MJ, Fowier FJ, O'Leary MP, Bruskevvitz RC, Holtgrevve HL, Mebust WK, Cockett ATK. The Measurement Committee of the American Urological Association: The American Urological Association Symptom Index for benign prostatic hyperplasia, 1998. 9. Roliema HJ, Mastrigt RV. Improved Indication and
Follovvup in Transurethral Resection of the Prostate Using the Computer Program Chin: A prospective Study. J Urol, 148: 111-6,1992.
10. Tanagho EA. Anatomy of the Lovver Urinary Tract: Auxiliary Genital Glands in the Male. (VValsh PC, Retik AB, Stamey TA, Vaughan ED, Eds.) Campbell's Urology, Sixth Ed, WB Saunders Company, Philadelphia, Vol:40-69,1992. 11. John Mc Neal. Pathology of Benign Prostatic Hyperplasia.
Urol. Clin. North Am., 17(3) :477-86, 1990.
12. Narayan P. Neoplasms of the Prostate Gland. Smith's General Urology (Tanagho EA, McAninch JW, Eds.). Fourteenth Ed. Prentice-Hall Int Inc, California, 392-433, 1995.
13. Isaacs JT. Etiology of Benign Pros tatic Hyperplasia. Eur Urol, 25:6-9, 1994.
14. Algaba F. Pathophysiology of Benign Prostatic Hyperplasia. Eur Urol, 25:3-5, 1994.
15. Feneley M R, Puddefoot JR, Xia S, Sovvter C, Slavin G, Kirby RS, Vinson GP. Zonal Biochemical and Morphological Characteristics in BPH. Br J Urol, 75: 608-13, 1995. 16. Guess HA. The Natural History of Benign Prostatic
Hyperplasia: Implications for Patient Çare and Clinical Trial Design. Eur Urol, 25:10-14, 1994.
17. Keane PF, Timoney AĞ, Kiely E, VVİlliams G, Stamp G. Response of the Benign Hypertrophied Prostate to Treatment with an LHRH Analogue. Br J Urol., 62 :63-65, 1988.
18. Collins AT, Zhiming B, Gilmore K, Neal DE. Androgen and Oestrogen Responsiveness of Stromal Cells Derived from the Human Hyperplastic Prostate: Oestrogen Regulation of the Androgen Receptor. J Endoc, 143:269-77, 1994. 19. Coffey DS, Vvalsh PC. Clinical and Experimental Studies of
Benign Prostatic Hyperplasia. Urol Clin North Am, 17: 461, 1990.
20. O'Leary MP. Epidemiology of Benign Prosta tic Hyperplasia. Br J Urol, 76:1-3, 1995.
21. Shapiro E, Becich MJ, Hartanto V, Lepor H. The Relative Proportion of Stromal and Epithelial Hyperplasia is Related to the Development of Symptomatic Benign Prostate Hyperplasia. J Urol.. 147: 1293-7, 1992.
22. Grayhack JT. Benign Prostatic Hyperplasia. The Scope of the Problem. Cancer 70: 275-9, 1992.
23. Lepor H, Rigaud G. The Efficacy of Transurethral Resection of the Prostate in men with Moderate Symptoms of Prostatism. J Urol, 143: 533-7,1990. 24. Chapple CR, Crovve R, Gilpin SA, Gosling J, Burn stock G.
The Innervation of the Human Prostate Gland-The Changes Associated vvith Benign Enlargement. J Urol, 146: 1637-44,1991.
25. Cockett ATK, Barry MJ, Holtgrevve HL, Sihelnick S, VVİlliams R, McConnell J. Indications for Treatmant of Benign Prostatic Hyperplasia. The American Urological Association Study. Cancer. 70: 280-3,1992.
26. Geller J. Nonsurgical Treatment of Prostatic Hyperplasia. Cancer. 70: 339-45,1992.
27. McConnel JD. Prostatic Grovvth. IMew Insigtel Hormonal Regulation. Br J Urol 76 :5-10, 1995, 28. Bosch RJLH, Griffiths DJ, Blom JHM, SchroedeJ
Treatment of Benign Prostatic Hyperplasia by Deprivation Effects on Prostate size and Urotk
Parameters. J Urol., 141 :68-72, 1989.
29. McGinley JI: 5a- Reductase Deficiency: Human» Animal Models. Eur Urol, 25 :20-23, 1994.
30. Stoner E, Round E, Ferguson D, Gormley Gll Finasteride Study Group.: Clinical Experience of: Detection of Prostate Cancer in Patients vvith Gafl Prostatic Hyperplasia Treated vvith Finasteride. J 'M 151:1296-2000,1994.
31. Norman RW, Coakes KE, VVright AS, Rittmasterii Androgen Metabolism in Men Receiving Finasteride EeH Prostatectomy. J Urol,150 :1736-9, 1993.
32. Narayan P, Tevvari A, Jacob G, Mahmood I, Gajencta Presti J. Differential Suppression of Serum Prosta tic J Phosphatase and Prostate Specific Antigen by 5-aljH reductase Inhibitor. Br J Urol, 75 :642-6, 1995. 33. McConnell. Benign Prosta tic Hyperplasia: Treatıra
Guidelines and Patient Classification. Br J Urol, 76:2H 1995.
34. Holtgrewe HL. Guidance for Clinical Investigationsl Devices Used for the Treatment of Benign Prostı Hyperplasia. J Urol, 150: 1588-90, 1993. prostt hyperplasia. J Urol, 148: 1549-57, 1992.
35. Deniş U. Future Implications for the Management i Benign Prostatic Hyperplasia. Eur Urol, 25: 29-34,1994,1 36. Drummond MF, Mc Guire AJ, Black NA, Petticrew M, ı Pherson CK. Economic Burden of Treatmentof Benit Prosta tic Hyperplasia in the United Kingdom. Br J 71: 290-96,1993.
37. Hald T. Revievv of Current Treatment of Benign Prostat! Hyperplasia. Eur Urol, 25: 15-9, 1994.
38. Chapple CR, Carter P, Christmas TJ, Kirby RS, Bryan), Milroy EJG, Abrams P. A Three Month Double Blind of Doxazosin as Treatment for Benign Prostatic Bladda Outlet Obstruction. Br J Urol, 74: 50-56, 1994.
Koro
Surgic
Serda
ıııuı
Yazışma adresi
Yrd. Doç. Dr. Hakan KILIÇARSLAN C.Ü. Tıp Fak. Üroloji AD, Sivas