İn san ve T a rih :
f r — 5
obb3*
NAMIK KEMAL’ İN BAHRİYE NAZIRI İLE KAVGASI
G eçen yıl birincikânunun yirmibirinde doğumunun yüzüncü yıldönümü dolayısile Namık Kemal an ıld ı; bu vesile de de hakkında türlü y a zıla r ya zıld ı. Vatansever sairin uğraşlarında gösterdiği medenî cesareti hepimiz alkışladık. Gerçekten N a mık Kemal'in şahsı etrafında büyüyen destanın bir halkası da, halkın iyiliği yolunda gösterdiği erkekçe seciyedir. Bu bir ri vayet değildir, gerçektir.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin değerli asistanı Mehmet Kaplan, İstanbul İnkılâp ve Müze kütüphanesinin yazm aları arasında K. 139 num arada kayıtlı olan sür ve mektuplar mecmuasında, Namık Kemal'in hayat ve seciyesin1 a y dınlatan, şimdiye kadar görülmemiş, birkaç vesika bulmuştur. 1299 ağustosu, yani 1883 yılına ve Namık Kemal ın M id illid e bulunduğu zam ana ait olan bu vesikalar, resmî ifade ile yazılm ış biri cevaplı iki telgraf ve bir "tahrirat,, (resmi mektup) tan ibarettir.
Bu mektupların edebî bir değerleri olmamakla beraber bize şairi tanıtm aya yardım ettikleri için arkadaşım ız Mehmet Kaplan tarafından aslından çekilen bu metinleri olduğu gibi okuyucularım ıza sunuyoruz.
Bu metinler üzerinde hiçbir değişiklik yapm aya lüzum görmedik. İfadede yarım asır evvelki resmî üslûba ait zorluk lar varsa da bunlar gençlerimize anlam ayı güçleştirecek kadar fa z la değildir.
Bu mektuplar zam anlarına ait bazı haberler, daha iyisi, tarihçinin de belki gözünden kaçabilen bazı bilgiler vermekle beraber bizim için asıl mühim olan mizacının, seciyesinin bir tarafı ile sairin yani insanın, tarihin aynasında, vâkıalarla karşı karşıya görülmesidir. — DLKO. —
BAHRİYE NEZARETİNE TELGRAF
Komodorluk, Eser-i-nüzhet'i muvakkat olarak Sakız'a ve Müideresan’ı buraya göndermek için emir aldığını söylüyor. Kullarına şimdilik Eser-i-nüzhet’in okadar lüzumu yoktur. Bir mühim mesele varsa istenildiği cihete gönderebilirim. Fakat maksat, Sakız’ı muhafaza ettirmek olduğu halde Müjdersan dahi o hizmeti Eser-i-nüzhet kadar ifâ edebilir.
Şukadar var ki Eser-i-nüzhet’deki askeri aç bırakmamağa başladım. Ay döndükçe her vapuru beslemekten ise Midilli âcizdir. Asâkiri bahriyeye merhamet, çökerlerinden ziyade efendimize düşer. Müideresan’ın tahsisatı başka yerden alına rak buraya gelmesine emir verildiği halde kabule hazırım.
28 ağustos 99 KEMAL
MİDİLLİ MUTASRRIFLIGINA CEVAP
Sefâin-i şahane mevkilerinin tebdili irade-i seniye iktiza sından olmasıyla buna müdahale etmek hatadır. ”Eser-i-nüz- het’deki askeri aç bırakmamağa başladım,, tâbiri safsatadır. Çünkü, saye-i kudretvaye-i hazret-i padişahide bu ane ka dar hiçbir askerin aç kaldığı yoktur ve aç kalması da muhaldir. "Her vapuru beslemekten ise Midilli âcizdir,, sözü şayan-ı ka bul değildir. Zira askerperver padişahı bahrüber askere anın merhameti mebzüldür. Midilli emvaline ihale olunan tahsisat-ı askeriyenin tesviyesi cümle-i vezaif-i behiyelerinden olub "kabule hazırım.,, demek mugayir-i akl-ü hikmettir.
29 ağustos 99 HOSNÜ
BAHRİYE NEZARETİNE TEL
Eser-i-nüzhet'e dair 29 ağustos 99 tarihli telgrafname-i hakaretamiz-i nezaretpenahileri alındı. İcap ettirdiği izahat posta ile takdim olunacaktır.
31 ağustos 99 KEMAL
BAHRİYE NEZARETİNE TAHRİRAT
Şimdilik Müideresan’ın Midilliye ve Eser-i-nüzhet’in Sakız'a celbi hakkında komodorluğa irsal buyrulan emir üzerine tak dim ettiğim telgrafa cevaben şereftastir buyrulan telgrafname-i
-
\
garibülmeal mütâlaa güzar-ı çakeranem oldu. Telgrafname-i çakeranemin vusulü bedbahtlığım iktizasınca bir hiddet zama nıma tesadüf etmiş ve şahs-ı kemteranemde irade-i mahsusa-i hazret-i padişahi ile mansub bir memur telgrafla alenen tahkir edilmiş olmasına hakikaten teessüf olunur.
Telgrafname-i nezaretpenahilerinde "Sefain-i şâhane mev kilerinin tebdili, irade-î seniye iktizasından olmasıyla buna müdahale hatadır,, buyruluyor, irade-i şâhanenin bu merkez de şerefteallük ettiği halde taraf-ı âcizanemden bilmeyerek vukubulan bir hata sadır olunca savb-ı sâmi-i asafanelerinden irade-i seniyenin bilerek "şimdilik,, tâbiri ile takyid edilmesi ne türlü vasfa lâyık olacağının tayinini insaf-ı devletlerine ha vale ederim.
Madem ki irade-i seniye-i hazreti padişahi bu merkezde sudur etmiştir, biz gibi bendegân ne makule zerratız ki neza retten mutasarrıflığa böyle bir iradenin suduru haber verilme sin de "şimdilik,, tâbiri ile mutasarrıflık irade-i velinimete kar şı tatyib veya iğfal olunsun...
Malûm-u âlî-i daveraneleri buyrulduğu üzere büyük, kü çük, her bir memur irade-i seniye-i hilâfetpenahinin ifay-ı ah kâmına mecbur olarak bir iradeyi bir büyük memurun küçük bir memurdan saklaması telgrafname-i daveranelerinde da hi buyrulan’ evamir-i padişahiye müdahale demek olur.
Yine telgrafname-i devletlerinde; ”Eser-i nüzhet'teki askeri aç bırakmamağa başladın,, tâbiri "safsatadır; çünkü saye-i kudretvaye-i hazreti padişahide bu ana kadar hiçbir askerin aç kaldığı yoktur ve aç kalması da muhaldir.,, deniliyor. Saf sata hangi tarafta olduğu nazarı insaf-ı daveranelerine hafî kalamaz zannederim.
Nezaret-i celilelerinîn "falan vakitte, falan yere şu kadar para yetiştirilsin, zira asker aç kalıyor,,, tâbirini havi müte- addid telgrafnameleri, tahrirat-ı âliyeleri kalemlerde mevcut tur. Şüphe yoktur ki niyyât-ı celile-i mülûkâneyi tahsile tevfik-i hareket olunsa hiçbir vakit hiçbir asker aç kalmaz, hattâ za ruret çekmez.
Fakat hayfâki bendelerkgibi bir takım’ aceze-i memurinin seyyiat-ı ef’ali, asakir-i bahriyeyi iskorpit yani daül-hazer illetinden helâk edercesine kurtlu peksimed ile geçindirdiği ve hatta arasıra okadar peksimed bulmak için bile zabitlerinin adam dolandırmağa mecbur olduğunu delâil-i kat’iye ve fi’liye ile heri- akıt ispata hazırım.
Açlıktan murad ağıza birşey konulmayarak birkaç gönler de enva-ı meşak ile can vermek İse, cenabı hak memallk-i mahruse-l hazret-l padişahiyi ötedenberi bu musibetten mu hafaza buyurmaktadır. Öyle olmayıp ta lâyıkıyla karnını do yurmaksa tekrar ederim ki su kadar vilâyet dahilinde bulunan asâkir-i bahriyenin bir takımı arasıra birer parça peksimed ile şeddi ramak etmekte ve binaenaleyh âdeta aç kalmaktadırlar.
Bahriye nezaret-i çelilesi tarafından sefer halinde askere peksimed verilmesi için vaktiyle gönderilen emrin Kolonya’da bulunduğum, vapurun içinde olduğum sırada, asâkir-i padi şahiyi âdeta aç bıraktığını ve zabitlerinden üç, dört kişinin sadaka nevinden bir kurban kellesini, mesarif-i müteferrikasının müsaadesizliğinden dolayı kalaysız kalmış bir tencerede pişi rip kemal-i iştiha ile eklettiklerinden dolayı zehirlenerek haf talarca hasta yattıklarım yine delâil-i iâzimesiyle ispata hazı rım.
Bu hakikatler nezdi sami-i nezaretpenahilerinde elbette çökerlerinden ziyâde mâlûm olmak lâzım gelirken böyle kendi kendimizi hilâf-ı hakikat bir hale ikna’ edercesine küçük me murlara karşı olmadan olmayacak şeylerden bahsetmek bü yüklük şanına pek te tevafuk etmez zannederim.
Yine telgrafname-i müşiranelerinde; "her vapuru beslemek ten ise Midilli âcizdir,,,, sözü şâyân-ı kabul değildir; zira as- kerpervor padişah-ı bahrü ber askere anın merhameti meb zuldür. Midilli emvaline havale oluncn tahsisat-ı askeriyenin tesviyesi cümle-i vazaif-i behiyelerinden olup kabulüne hazı rım demek mugayir-i akl-ü hikmettir.,, ibaresi nazarı tesesüfle okunuyor. Halife-i zaman efendimizin padişah-ı bahr-ü ber ol duklarını bilmiyecek kadar cah'ri değilim desem, bu iddia-yı kemteranem nezd-i devletlerinde diğer bir hiddet daha zuhu runu mucib olmaz zannederim. Midilli’ye mahmûl olan tahsi- sât-ı askeriyenin emval-i mevcude ile mukayesesi dahi çaker- lemden ziyade Bahriye Vezaretine ait iken her havaleyi selle- mehüsselâm kabul edip te sonra Midilli'de askeri aç bırakma mağa kâfi tahsisatın vücudüne zahib olmak işte padişah-ı bahr-ü ber, Şehinşah-ı askerperver efendimiz hazretlerinin âmâl-i celile-i mülûkânelerine hizmet edip te asâkir-i padişa- hilerini zaruretten kurtaramıyor. Zann-i kemteraneme göre tah- sisat-ı askeriyeyi ifaya hizmet eden sancak Midilli'dir. Bunun la beraber fikdan-ı varidatı ile tahsisat-ı mezkûrenin sülüsanı bile tesviye olunamamaktadır. Takdim ettiğim telgrafname z a ten âsâkir-i bahriyyeyi zarurette bırakmamak mütalea-i hami- yetkâranesine mebni idi.
Vaktiyle Eser-i Nüzhet için böyle bir telgraf takdim ede rek taraf-ı âli-i nezaretpenâhilerinden dahi hüsn-i telâkki gör müş olduğumdan yine bildiğimi doğruca beyâna cesaret et miştim. Taraf-ı devletlerinden alışfırıldığım bir halin calib-i ha karet ve mucib-i nedâmet olacağını düşünmemiş idim. Kadr-i sâmi-i âsafanelerinin derecesini lâyıkı ile takdir edemediğim için temennay-ı afiv dilerim, şurasının ilâvesine mecburum:
Cezayir-i Bahr-i Sefid idaresinin, Kapdanpaşa maiyetin den tefriki, çekerlerinin yeni doğduğum sıralarda devletçe itti haz olunan kavaid netayicinden olarak şimdi buranın mercii Dahiliye Nezaret-i çelilesi olduğundan taraf-ı çâkerâ- nemden takdim olunan telgrafname, hata ve safsata ve hilâf-ı hikmet bir takım sözleri havi ise nezaret-i müşarünileyhaya müracaatla çökerlerini takdir, tekdir belki lâzım olduğu halde, azil ve tahvil ettirmek kavaid-i hükümete telgraf ile tahkirden daha muvafık olurdu gibi gelir.
Vükelâ-yı fehama talim-i kaide hadd-i çâkeranemden ha riç ise de Bahriye Nezaretinde bulunan bir zatın Midilli Mu tasarrıflığına talim-i edeb etmesi dahi selâhiyet haricinde ol duğunu bildiğim için afv-ı asafanelerini istirham ile şu mülâ hazatın iradına cesaret eyledim.
31 ağustos 99 KEMAL
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi