Sahife 8 A K Ş A M
A
■
SARAY ve BABIALININ İÇYÜZÜ
Yazan: S U L E Y M A N KÂNI %* Tercüme, iktibas hakkı mahfuzdur Tefrika No. 344
Ali Suavinin Galatasaray müdürlüğü
ve bu vazifeden azli
üdeba cemiyeti hakkında mü zakerede bulunmak üzere Na mık Kemal bey ve Ziya paşa bir kaç arkadaşlarile sarayda toplan mışlardı.
Birinci içtimada İngiliz Sait paşa Suavi efendinin de padişah tarafından cemiyet âzalığına ta yin olunduğunu tebliğ etti.
Ziya paşa ünf ile:
— Suavi efendi cemiyete dahil olursa biz içtima etmeyiz!
Cevabını verdi. Sait paşa bu imtinaı Abdülhamide arzetti; son ra içtima odasına avdet eyliyerek:
— Cemiyetiniz doğmadan öldü! Sözile cemiyetin toplanmasına lü zum kalmadığını bildirdi. (1)
Yeni Osmanlılarm bu suretle idareleri kabil olamıyacağı anla şılınca Abdülhamit Namık Kemal bey gibi asrın vükelâsından sa habet görenleri birer hizmete so kuşturdu.
Conston Suavinin delâletile ve «bazı idraksizlerin de sahabeti- le» sadareti esnasında Mithat pa şaya sokulmağa, saraya intisap peydasına muvaffak olmuştu. Constonun bu sırada İstanbulda bulunuşu İngilterede devlet aley hine dönmüş olan efkâra karşı hareket için âdeta manevî bir lütuf addolundu; içyüzü tamami- le bilinmeden kendisile siyasî is tişarelere girişildi; tedbirlerinden istifade gibi batıl bir emele dü şüldü.
Mithat paşa sadaretinde bir ak şam vükelânın havassı Beşiktaş* » 7
sarayına celbolundu. Sadrtazam da hazır olduğu halde Conston meşveret meclisine mahrem oldul
Conston İngilizce bir lâyiha ha zırladı. Bu lâyihada olmıyacak, yapılamıyacak bir takım teklifler de bulundu. Rusyada ihtilâl çıkar tılması, Eflâk ve Buğdanm Avus- turyaya terki mukabilinde Avus- turyanm Galiçya eyaletine muh tariyet vermesi gibi tevehhümler, bu siyasî lâyihanın en mühim maddelerini teşkil ediyordu!
Avusturya Galiçyaya muhtari yet verecek olursa bunu görecek Lehliler Rusya aleyhine kıyam edeceklerdi!
Bu lâflara ehemmiyet verildi. Mithat paşa tarafından Avrupa- ya gönderilmiş olan nafia müste şarı Odyan efendi aldığı talimat üzerine bu esaslar üzerinden Avusturyaya telkinlerde bulundu. Avusturya imparatoru bu acip fikirlere bir istihza tebessümile cevap verdi. Bu suretle Babıâliniri sırtına siyaset âlemince yeni bir skandal yüklendi!
Urquhart Abdülâziz zamanın da gösterdiği hayırhahlıkta devam ediyordu. Bahusus Abdülhamit Abdülâziz gibi hariçten evrak ka bulünde taassup göstermiyordu!
Urquhart Abdülhamide yazdığı mektupların birinde: (Kendisinin efkârını istimzace Abdülhamidin de tenezzül eylediğini) zikreyle- mişti.
Diğer bir defa da bu azimkâr Türk muhibbi Abdülhamide (me yus olmayınız! Vakayiin feci
sey-( I ) Hadisatı tarihiye.
rine bakarak gayret ve tedbiri el den bırakmayınız. Devletiniz mah volmuş değildir. Bir vezir zuhur edebilir ve vukuatın cephesini değiştirebilir.)
Diye kalp kuvveti aşılamağa çalıştı.
Abdülhamidin yeni OsmanlIla rın muktedalarını taltiflerle nazar altında tuttuğu sırada Ali Suavi efendi de Abdülhamidin oğulla rına muallim tayin edildi. Fakat saray adabına göre hareket ede cek kabiliyette olmadığı için bu vazifesi çok sürmedi.
1877 iptidalarında (muharrem 1294) mütemayiz rütbesile Gala tasaray sultanisi mektebine mü dür tayin edildi.
Suavi efendi bu memuriyetin de saraydan ayağını çekmedi; devletin büyük siyasî işleri hak kında sarayca rey ve fikrine mü racaat olunmak derecesinde bir mevki tuttu; mütalealar beyan ve lâyihalar takdim etti.
Suaviyi takdir etmiyenler ara sında bulunan Abdürrahman Şe ref bey tarih müsahabelerinde Ali Suavinin bu münasebetle «kendi ni satıcı, sahte dâniş ile» saraya takarrübünü muhafaza eylediğini zikrediyor.
Suavi halk arasında taayyün ve itibar bulmak emelini de bes liyordu.
«Elmârûz» diye gazetelere si yasî makaleler yazıyordu. Saraya intisaptan sonra vaziyeti his ve fehmederek saraya yaranmak yo lunda Mithat paşanın aleyhine dönmüştü.
Ramazanda Ayasofya ve Beya zıt camilerinde kürsüye çıkıyor, halkın efkârını uyandıracak vaizler irat eyliyordu.
Lâkin tavrü hali perişan idi. Hazırcılardan aldığı yakası düşük ceketi, paçaları yerde sürünür, pantalonu zibidi kıyafetle sultanî mektebi içinde dolaşması eski sof talık zamanlarını hatırlara geti riyordu.
Çok okumak, çok yazmakla meşgul olan ve siyasî hayatı çok
seven Ali Suavi efendi idaresizli- ğile ve «çok bilmişlik iddiasile» mektepte intizamın ve tedrisatın altını üstüne getirmişti.
Avrupadan peşine taktığı güzel kadın ile mektepte beytutet et mek «saygısızlığında da» bulun duğu cihetle o yolda dahi ayrıca - dile gelmişti (2). Conston da ika metgâhında kendisine refakat ediyordu. Bu hal ile sultanî mü dürlüğünde kalması caiz görüle mediğinden (28 teşrinisani 1877) de azledildi. Defaten en yüksek mertebeye çıkmak, devlet işlerinin hal ve akdini elde tutmak ister ken şimdi ötede beride sürünme ğe başladı.
Bu halden kurtulmak için gay ri memnunlar adadma girerek bir hamlede ve yekten balâya sıçra mak çaresini düşündü- Kendisin de memleketi Abdülhamidin şea metinden ve fena tutumlarından kurtarmak üzere beşinci Sultan Muradı yeniden tahta geçirmek fikri uyandı. Mektepten çıktıktan sonra Üsküdarda Şemsipaşada
(Direkli yalı) diye maruf yalıda oturuyordu.
Üsküdar semtinde sakin sadedil Rumeli muhacirlerini etrafına toplamağa başladı.
Sultan Muradın hal’i üzerine saltanatından istifade emelinde bulunup ta bir şeye nail olamı- yanların da Suaviye taraftar ol maları tabiî idi.
Zaten Sultan Muradın namı bü tün gayri memnunların ittihat noktası olmuştu.
Halk arasında Sultan Muradın akıllandığı, tahta geçirilmesi lâ zım geleceği yolunda sözler de veran ediyordu.
Suavi de Sultan Muradı mey dana çıkarıp tekrar tahta getir mek, buna muktedir olamazsa İn giliz gemilerine iltica etti rerek Londraya götürmek ka rarını verdi. Bu yolda ciddiyetle çalışmağa koyuldu.
(Arkası var)
(2 ) Hadisatı tarihiye. (3 ) Tarih musahabeleri.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi