• Sonuç bulunamadı

Babıali'de kalemiyle otuz yıl:Yazar Mahmut Yesari 95 yıl önce doğmuş, 45 yıl önce ölmüştü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Babıali'de kalemiyle otuz yıl:Yazar Mahmut Yesari 95 yıl önce doğmuş, 45 yıl önce ölmüştü"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yazar M ahm ut Yesari 95 y ıl önce doğmuş, 45 y ıl önce ölmüştü

Babıâli’de kalemiyle otuz yıl

Mahmut Yesari’nin kaleminden en az 25 roman,

yüzlerce öykü, elliden fazla oyun çıkmış. Yesari,

“ Çulluk” romanım yazmak için “ reji

fabrikasındat»ir hafta işçilik” yapmış.

REFİK

durbaş

______

“İstanbul’da bir tütün fabrika­ sıyla Anadolu’nun bir köyünde geçen yapıtta, romanın başkişisi Murat’ın gönül ilişkileri çevresin­ de işçilerin çalışma koşulları ve yaşama biçimleri, köydeki aileler arası çekişme sergilenir. Canlı ya­ kalanınca çok yaşamayıp ölen su çulluğuyla Murat’ın, köyüne dö­ nünce kendisine verilmeyen Es- ma’yı kaçırışı ve kızın göğüs darlığından ölüşü arasında kuru­ lan bağ, yapıtın ana temini oluş­ turur.” (Atilla Özkırımlı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, s:335.)

Bu alıntı Mahmut Yesari’nin “ Çulluk” adlı romanının kısa bir özeti... Ve benim eski harfle ba­ sılmış okuduğum birkaç roman­ dan biri “ Çulluk” ... 1960’lı yılların sonu. Bakırköy’de yaşlı bir komşumuz ölünce kızı, anne­ sinden kalan kitap ve dergileri kö­ şedeki bakkala vermiş fındık fıstık külahı yapsın diye. Bakkal da eski harfleri bildiğimden bana aktarmıştı... Mahmut Yesari adı­ na rastladıkça o yaşlı komşumuz da aklıma düşüyor bu yüzden. Kimdi M ahm ut Y esari? Edebiyat tarihleri 20. yüzyılın ro­ mancılarından diye söze ediyor ondan. 5 Mayıs 1895 tarihinde İs­ tanbul’da doğmuş, 16 Ağustos

1945’te yine İstanbul’da, Yakacık Sanatoryumu’nda veremden öl­ müş. Demek bugün doğmunun 95., ölümünün 45. yılı... İstanbul Lisesi’nde okurken resme olan ye­ teneğinden dolayı Avrupa’ya gi­ decekken 1. Dünya Savaşı çıkmış. Bunun üzerine Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiş ve tabii Av­ rupa yerine de doğruca Çanakka­ le’ye... Savaştan sonra da basın hayatına atılmış... Sözü burada Behçet Necatigil’e bırakalım:

“ Önceleri Gıdık, Diken ve Ke­

lebek dergilerinde karikatürler çizdi, mizah yayınları yazdı, tiyat­ ro eser ve eleştirileri (örn. Yarın dergisinde, 1921/22) kaleme aldı, romana geçti. Romancılıkta şöh­ retini ilkin Çoban Yıldızı (1925) ile sağladı. Sosyal ve sosyolojik sorunlara da değindiği romanla­ rında gündelik hayat sahnelerini açık, yalın bir dille ve ustalıkla

yansıtmasını bildi, bazı romanla­ rının konularını sanat ve eğlence çevrelerinden aldı (Bahçemde Bir

Gül Açtı, Su Sinekleri, Kırlangıç­ lar). Hikâye ve makalelerine en

çok Yedigün dergisinde rastla­ nır.” Yesari 30 yıl BabIâli’de ge­ çimini kalemiyle sağlamış bir yazar. En az 25 roman, yüzlerce öykü, 50’den fazla oyun çıkmış kaleminden. Kendi deyişiyle “ Çulluk” u yazmak için “ Reji fabrikasında bir hafta işçilik yap­ mış.” Yazdığı öyküleri, oyunları bir tarafa bırakalım, her yıla sığ­ dırdığı bir romana bakılacak olur­

sa, Yesari için B abIâli’nin öğüttüğü bir yazar denemez mi? Geçimini sağlamak için kalemine bunca sarılması başka nasıl açık­ lanabilir? Ölümünün ardından 45 yıl geçtikten sonra bugün şu so­ rulabilir: Genç kuşaklar nerede, nasıl bulup okuyacaklar Mahmut Yesari’yi? Hangi yayınevi bu okur ilgisizliğinde bir “ Çulluk” u, bir “ Tipi Dindi” yi, bir “ Kırlan­ gıçlar"! yeniden basabilecek? Ya­ kın tarihimizin karanlık köşelerini aydınlatmada “ gerçekçi” yazar­ larımızın ince gözlemlerinin kat­ kısını gözardı edebilir miyiz? □

Çingenelerin evrensel serüveni

Seksen sanatçıdan oluşan Moskova Çigan Re­ vüsü, İstanbul Açıkhava Tiyatrosu'nda altı, İz­ mir Efes Antik Tiyatro’da bir gösteri sunacak. Yeryüzünün en büyük göçebe topluluklarından çingenelerin evrensel serüvenini gösterilerinde başlangıcından günümüze getiren Moskova Çi­

gan Revüsü, ilk üç gösterisini 20, 21 ve 22 ağus­ tosta İstanbul Açıkhava Tiyatrosu'nda sunduk­ tan sonra 25 ağustosta Efes Antik Tiyatro’nun sahnesine çıkacak. Topluluk daha sonra yine İs­ tanbul’da 27, 28 ve 29 ağustos günleri gösteri­ lerini sürdürecek.

Referanslar

Benzer Belgeler

Kocası, daha karısının ce­ nazesi kalkmadan, onun yerini al­ mağa hazırlanan bir arkadaşile, bo­ zulan işlerini düzeltmek için yeni bir Ankara seyahatine

«Hayatımızda bütün faaliyetimiz, memleket işle­ rinde keyfî, müstebitçe hareket edenlere karşı mü­ cadele ile geçmiştir» diyen Atatürk, en kutsal

Hayat hikâyesini 1970'de yayımladığı "Yakın Tarihte Gördüklerim, Geçir­ diklerim" isimli dört ciltlik

Vaktile, benim de kalem yar­ dımımla milliyetçi “Turan,, gazete­ sini çıkarmış olan Zekeriya Beyin Türk ordusunu, Türk milliyetper­ verlerini ve Türk

Üzerinde her şeyden ziyade durmak istediğim nokta, Nasuhi Baydar’ın bu tercümesinde her satır ve parçanın aynen ve tamamen lisanımıza nakledilmemiş

Ney ve nısfiyeyi, mest olduğu demlerde; gelişi güzel, fakat bir bahçeden rastgele toplanan çiçekler gi­ bi, hoş çalar ve ayık olduğu zamanlarda ise; değil

Nâzım 10 Eylül 1959'da Rusça kaleme aldığı vasiyetnamesinde, en değerli mirası olan eserlerinin telif hakkının üçte ikisini karım Münevver ve oğlum Mehmet'e diyerek

koyabilmiş değiller, önceden bir enfartktüs geçirmiş olduğum için, ondan kaygılıydım, kalpte birşey çıkmadı;sanmm, ya kulakta, ya da safra kesesinde bir terslik