• Sonuç bulunamadı

Safevî-Osmanlı Savaşı’ndan İtibaren Dinî Söylemin Siyasal Propaganda Aracı Olarak Kullanılması: Dede Kargın Örneği

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Safevî-Osmanlı Savaşı’ndan İtibaren Dinî Söylemin Siyasal Propaganda Aracı Olarak Kullanılması: Dede Kargın Örneği"

Copied!
16
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1

Doç. Dr., Dicle Üniversitesi, Ziya Gökalp E¤itim Fakültesi, ‹lkö¤retim Bölümü, Diyarbak›r.

Use of The Religious Thoughts to Serve The Political

Propaganda After The Safawid - Ottoman War:

An Outline On Dede Qarg›n Case

A

Ah

hm

meett T

TA

Afi

fi⁄

⁄IIN

N

11

Ö ÖZZEETT

Bu makalede, Osmanl› Devleti ile Safevî Devleti aras›ndaki siyasi, kültürel, dinî ve sosyal yap› ele al›nm›fl-t›r. Farkl› bu iki yap› her iki devletin komutanlar› aras›nda Dede Karg›n Mevkiî’nde yapt›klar› savafl etraf›nda anlat›lm›flt›r. Bu savafl, iki ülke aras›ndaki kültürel, siyasi ve dinî çizgiyi ve k›r›lmay› oluflturmaktad›r. Savafl›n görünen yönü, savafl sonras›nda ziyaret bölgesinde bulunan topluluklar›n göçlerle Safevîlere kat›lmalar› ve Os-manl› s›n›rlar›n›n çok genifllemesidir. Oysa Dede Karg›n Mevkiî, yerleflik siyasi, dinî ve kültürel yap›y› ima eder. Bu ima, her iki ülke taraf›ndan birbirini tan›mlayan ya da kendisini tan›mlayan söylemi görünür k›lmaktad›r. Böylece makale bu eksende her iki devletin gelifltirdi¤i ideolojinin din merkezinde oluflunu ve dinin söylem ve siyasal propagandan›n bir parças›na dönüflmesini ele al›r.

A

Annaahhttaarr KKeelliimmeelleerrii: Dede Karg›n, Sultan Dede, Mardin, Safevîler, K›z›lbafllar, Osmanl›, Alevî, Sünni, Din. A

ABBSSTTRRAACCTT

The article, evaluates the political, cultural, religious and social structure between the Ottoman and Safa-wid states. And the two structures are explained with a focusing on the war between the commanders of the both states in Dede Qargin Area. This war was a cultural, political and religious line and a breaking point bet-ween them. As a result, after the war many communities in Dede Qargin shrine area migrated to the Safawid region, and Ottoman borders were more widened. Actually, Dede Qargin area stands for a settled political, re-ligious and cultural structure. And the case shows the claims of both states about each other or about their-selves. That is to say, the paper assesses that the ideology of the both states was of a religious character, and religion was tranformed to a political propaganda item.

K

(2)

G Giirriiflfl

Safevîler ve Osmanl›lar aras›nda baflta Çald›ran Savafl› olmak üzere irili ufakl› birçok savafl yap›lm›flt›r. Bunlar aras›nda en çok dikkatlerden kaçan› Mardin ovas›nda bulunan Dede Karg›n Mevkiî’nde yap›lan savaflt›r. Bu savafl, Safevîlerin Diyarbekir Valisi Karahan Ustaclu ve Osmanl› ordusu komutan› B›y›kl› Mehmet Pafla aras›nda meydana geldi (Gö-yünç 1991: 25-34).

Karahan Ustaclu, Safevî Devleti’nin kurulmas›nda katk› sunan büyük oymaklardan bir tanesinin üyesidir. Ustaclu toplulu¤u, Sivas, Amasya ve Tokat bölgelerinde yaflamaktay-d›lar ve fieyh Cüneyd ile fieyh Haydar’›n ba¤l›lar›yyaflamaktay-d›lar. Do¤al olarak Ustaclu oyma¤› fiah ‹smail’in de destekçileri oldular ve hatta onun yan›ndaki en büyük komutanlar› dahi ç›-kard›lar. Bunlar aras›nda fiah ‹smail zaman›nda Karahan Ustaclu’nun a¤abeyi olan Mu-hammed Ustaclu ilk s›rada gelir. MuMu-hammed Ustaclu, Hoy yak›nlar›ndaki Çald›ran Mev-kiî’nde yap›lan savaflta öldürülen birçok komutandan bir tanesiydi ve ordunun sol kana-d›na komuta etmekteydi. Hatta Muhammed Ustaclu’nun yedi kardefli vard› ve kardeflle-rinden baz›lar› ile Ustaclu toplulu¤unun önemli komutanlar› bu savaflta öldürülmüfltü. Ka-rahan Ustaclu ise Çald›ran Savafl›’nda öldürülmekten kurtulmufltu (Sümer 1992: 44-46). Karahan Ustaclu, Diyarbekir bölgesi valisiydi. Daha sonra Osmanl› ordusu ile Dede Karg›n Mevkiî’nde yap›lan savaflta Safevî ordusuna komuta etmekteydi. Karahan Ustac-lu burada yap›lan savaflta yenildi (Ünal 2004: 567-573).

Bu savafl›n nedeni ise Çald›ran Savafl›’d›r. Bu savaflta yenilen Safevî ordusu ileri vila-yetlerinde Osmanl› ordular›n›n ilerlemesini durdurmak amac›yla baz› giriflimlerde bulunu-yordu ve bunlardan bir tanesi de Safevîlerin Diyarbekir valisi olan Karahan Uctaclu’nun, Diyarbekir ve Mardin flehirlerindeki önlemleriydi. Bu önlemler çerçevesinde Diyarbekir ve özellikle Mardin için oluflturdu¤u güvenlik önlemleri âdeta flehri muhafazadan muhasa-raya dönüfltürdü. Ald›¤› önlemlerin devam› ya da sonucu olarak da savafl› Mardin Kale-si’nde karfl›lamak yerine ovada yani Dede Karg›n Mevkiî’nde yapma karar›d›r. Bunun üze-rine ‹dris-i Bitlisi’nin destek verdi¤i ve B›y›kl› Mehmet Pafla’n›n komuta etti¤i ordu, Sa-fevî ordusuyla 15-20 May›s 1516 tarihinde Dede Karg›n Mevkiî’nde büyük bir savafl yap-t› ve Karahan Ustaclu bu savaflta öldürüldü. Onun öldürülmesinin ard›ndan ordusu da¤›l-d›. Savafl›n neticesinde sadece savafl meydan›nda de¤il bütün Diyarbekir bölgesinde bulu-nan Safevî askerleri öldürüldü (K›l›ç 2004: 575-589) ve ayr›ca Safevîlere ba¤l› topluluk-lar›n bir k›sm› da ‹ran’a göç etti (Erpolat 2004: 591-598).

(3)

Viran-flehir ilçesi üçgeninde bulunmaktad›r. Günümüzde bir mezra olan Dede Karg›n Mevkiî, Dedeköy olarak bilinmektedir. Bu köyde Dede Karg›nlar›n iki kolundan ilki olan Numan’›n kabrinin yer ald›¤› tarihî bir türbe bulunmaktad›r. Türbe etraf›nda yerleflik olan köylerin ahalisi birçok hastal›klar› için buray› ziyaret etmektedirler.2

Karg›n ismi, O¤uz boylar›ndan birisine verilen add›r. Topluluk mensuplar› Anado-lu’nun çeflitli yerlerinde yerlefliktir. Bir k›sm› Sünni bir k›sm› Alevî’dir. Alevî olan topluluk ad›n› do¤rudan Karg›n’dan almaktad›r. Dede Karg›nl›lar›n Osmanl› döneminde yerleflik olduklar› birçok yerleflim yeri bulunmaktad›r ve bu yerleflim yerlerinin adlar› da yine De-de Karg›n’dan ad almaktad›r. Bu bak›mdan da Osmanl› döneminDe-de DeDe-de Karg›nlar›n yer-leflim yerlerinin büyük bir k›sm›n› tespit etmek mümkün olmaktad›r (Gülten 2004).

Daha sonraki y›llarda da bu yerleflim yerlerinin adlar› Anadolu’da da Karg›n ad›yla de-vam etmekle kalmam›fl ayn› zamanda Karg›n ile isimlendirilen bu bölgelerde yaflayan Kar-g›n topluluklar› bulundurmaya devam etmifltir.3

Dolay›s›yla Sünni veya Alevî bu topluluk-lar›n pirleri ya da mürflitleri Dede Karg›n’d›r. Yukar›da da ifade edildi¤i gibi ilk mürflit de Numan’d›r.

Bu makalenin problem olarak gördü¤ü ve cevab›n› arad›¤› konu, dinî, siyasal propa-gandan›n topluluklar›n sosyal yap›lar›n›n anlafl›lmas›na engel olup olmad›¤›n›n konusu-dur. Ayr›ca bu engelin, yanl›fl bir bilinç oluflturmakta ve oluflturulan bu yanl›fl bilinç üze-rinden de yeni bir yap›n›n kurulmas›na zemin haz›rlay›p haz›rlamad›¤›d›r. Dolay›s›yla hem Alevî topluluklar›n›n, hem Osmanl› Devleti’nin ilk hâlini ya da kurulufl hâlini unutturmak-tad›r. Bu unutkanl›¤›n sonucu ise yeni infla edilen bilgi üzerinden yeni bir bilinç ve tan›m geliflmektedir. Bu bilinç ve tan›m üzerinden de ilk hâle yani tarihin gerisine gidilmekte-dir. Do¤rusu son haliyle kurgunun içerisinde yer alan tarihi sahici k›lan unsurlar aras›n-da mekân ve zaman iyi organize olarak ne kaaras›n-dar yer al›rsa ve bu sa¤laml›k üzerinden in-fla edilen bilincin zaman› ve mekân› da buna paralel kurulmaktad›r. ‹flte bunun en güzel örneklerinden bir tanesi Dede Karg›n konusudur. Özel olarak Dede Karg›n

isimlendirme-2

Köyde yerleflik olan insanlar kendilerinin köye 1960 y›l›nda yerlefltiklerini, bu ziyarete “Sultan Dede” ziyare-ti denildi¤ini ve çevreden birçok insan›n bu ziyarete geldi¤ini belirtmifllerdir. 30 May›s 2008 tarihinde Diyar-bak›r’da “Güneydo¤u Anadolu Bölgesinde Türkmen Alevî Yerleflmesi I: Dede Karg›n” isimli bir sempozyum dü-zenlendi. Sempozyumda Türkiye’de yerleflik bulunan bütün Dede Karg›nl›lar kat›ld›lar. 31 May›s 2008 tarihin-de tarihin-de topluluk Detarihin-de Karg›n’›n kabrini ziyarete gitti.

3

Bu konuda daha fazla bilgi için Hac› Bektafl Velî Araflt›rma Dergisi “Dede Karg›n” Özel Say›s›, Say› 21, 2002, bak›n›z.

(4)

sinin tecessüm etti¤i kifli, XIII. yüzy›lda yaflam›fl ve Babaîler ayaklanmas›n›n (1240) yö-neticisi olmufltur. Bu isim bir soy ya da aile ismidir ve bu soydan gelenler Dede Karg›n olarak isimlendirilirken her birinin flah›s bulunmaktad›r. Kald› ki Dede Karg›n Mevkiî’ne de ad olan Dede Karg›n’›n flah›s ad› Numan’d›r.

Bunlardan yola ç›karak Dede Karg›n ismiyle an›lan bu ziyaret etraf›nda gerçekleflen Safevî-Osmanl› savafl› ve bu savafl›n anlafl›lmas›n›n önündeki engeller, bu makalenin tezi-nin merkezî noktas›n› oluflturmakta ve do¤al olarak örneklemini de bu savafl üzerinden kurmaktad›r. Bu mevki Safevî Devleti ve Osmanl› Devleti ordusu aras›ndaki savafl›n bafl-lang›ç noktas›d›r.

‹flte Safevî-Osmanl› savafl›n›n “bafllang›ç” noktas› olarak makale, konuyu buradan ele al›rken bu savafl›n taraflar› aç›s›ndan kendilerini meflru k›ld›klar› söylemlerinin yasland›k-lar› yerleri ele alacakt›r. Çünkü günümüzden geriye yeniden kurulan bilgi, ak›l veya söy-lem, tarihi de yeniden bu kurgu üzerinden oluflturmaktad›r. Bu savafl›n bafllang›c›ndan itibaren kaybolan ve söylem çat›flmalar› aras›nda yok olup giden bafllang›ç noktas› kay-bolmufltur. Bu bak›mdan da makale, süreç içerisinde yitip giden bu “bafllang›ç”›n sonuç-lar›n› ortaya koymay› en az›ndan bu sonuçlara dikkat çekmeyi hedeflemektedir.

fiimdi s›ras›yla bu sonuçlar› ele alal›m. Alevî topluluklar› aras›nda bulunan büyük ocak-lardan birisi Dede Karg›n’d›r ve Anadolu’nun hemen her yerinde da¤›n›k hâlde bulunan Alevî ocaklar› aras›nda talip topluluklar›n›n çoklu¤u itibariye önemli bir nüfus ve mürflit oca¤› olmas› hasebiyle de kendisine ba¤l› pir ocaklar›n›n fazlal›¤› itibariyle etkiye sahip-tir. Dede Karg›n Savafl›ndan sonra bu Alevî dede ocaklar› aras›nda yer alan ve talipleri de Karg›n olan Alevîlerin Türkmenlikleri unutulmufl ve siyasi hatta dinî söylem üzerinden olumsuz ça¤r›fl›mlar›yla K›z›lbafl olarak isimlendirilmeye bafllanm›flt›r. Anadolu’daki bu topluluklar›n Türkmen olduklar›n›n ve O¤uz boylar›n›n birer parças› olduklar›n›n bir gös-tergesi olarak Dede Karg›n Oca¤›’n›n önemli bir yeri oldu¤unu hatta bu topluluklar›n bir-çok parças›n›n Anadolu ve çevresinde bulundu¤unu fakat Sünnilik ve Alevîlik ideolojisiy-le Türkmen olarak görülmemeye bafllanm›fl ve bu yönüyideolojisiy-le meseideolojisiy-leyi de¤erideolojisiy-lendirmekten uzaklafl›lm›flt›r (Aksüt 2004: 751-761). Bu konunun önemi Karg›n topluluklar›n›n dinî tan›mlarla birbirinden farkl› görülmesi ve ayr›flt›r›lmas›yla Türkmen topluluklar› aras›nda ciddi bir ayr›ma ve farkl›laflmaya neden olmaktad›r (Tafl¤›n 2004: 297-306).

Öyleyse Dede Karg›n, Osmanl› ve Safevî Devletleri’nden de önce vard›. Bu bak›mdan da Dede Karg›n, Osmanl›-Safevî çekiflmesi öncesine çekilebilirse bu dönemin oluflturdu¤u gerçek d›fl› bilgi ve söylem üzerinden oluflturulan bak›fl aç›s› ve onun ar›zalar›ndan kur-tulmak mümkün olabilir. Bu bak›mdan da Sünni-K›z›lbafl ikili kavramsallaflt›rmas›, inanç

(5)

ve ibadetten tutun da topluluklar›n isimlendirmelerine var›ncaya kadar tarihin bütününü, bu tan›m›n da kuflatt›¤› esasl› bir yerde durmaktad›r. Çünkü bu dönem de “K›z›lbafll›k” tan›m› üzerinden ideoloji kurgusu baflka görüntüler üzerinden aktar›lmaktad›r.

Acaba Dede Karg›n merkezinde yap›lan bu savafl›n öncesine gidilebilir mi? Gidilebilir-se Dede Karg›n’›n etkisi olan ve Babaîler Ayaklanmas› fleklinde isimlendirilen döneme ya da s›n›fa ulafl›labilir mi?

D

Deeddee KKaarrgg››nn YYeerrlleeflfliimm YYeerrii vvee TTaalliipplleerr::

Dede Karg›n Dedeleri günümüzde Diyarbak›r, Malatya, Gaziantep, Çorum, Mersin ve Erzurum’da yerlefliktirler. ‹ç göçlerle bafllayan yeni süreçle Ankara, ‹zmir, Bursa ve ‹s-tanbul’da yerleflmifllerdir. (Tafl¤›n 2007)

Dede Karg›n taliplerine gelince genel olarak dedelerin bulunduklar› yerde yerlefliktir-ler. Ayn› zamanda bunun tam tersini söylemek de mümkündür yani taliplerin bulunduk-lar› yerlere dedeler yerleflmekte veya gitmektedirler. Bu konu, yani dedelerin ifllevleri, Alevî sosyal yap›s›n›n önemli ayaklar›ndan bir tanesidir. Buna göre ocaklar ve dedelik ku-rumu, dedenin görevlerini belirlerken talipleri görmek ve onlar›n sorunlar›na çözüm üretmek bafll›calar› aras›nda yer almaktad›r. Buna göre dedeler, taliplerin y›ll›k görgüle-rini yapmak üzere y›lda en az bir defa taliplegörgüle-rini ziyaret ederler.

Bunun d›fl›nda mürflit ocaklar›na ba¤l› pir ocaklar› da bulunmaktad›r. Dede Karg›n da mürflit oca¤›d›r. Ona ba¤l› birçok pir oca¤› vard›r. Bütün talipler y›lda bir kez ba¤l› bu-lunduklar› pirlere görülerek y›ll›k hesaplar›n› verirler. Ayn› flekilde pirler de y›lda bir kez görülürler ve onlar›n y›ll›k görgülerini de mürflitleri yaparlar.

Zaman içerisinde birçok nedenden dolay› dede ve talip ba¤lant›s› zay›flam›fl veya kop-mufl topluluklar bulunmaktad›r. Bu topluluklar›n bir k›sm› bu süre içerisinde yolu terk ederek Sünnileflmifllerdir veya yolu terk etmifllerdir. Bir k›sm› da Sünnileflmediler fakat yolu terk ettiler. Bunlar›n d›fl›nda kalan bir k›sm›, kendi ocaklar›n› yani dede veya pirle-rini b›rakarak baflka ocaklara ba¤lanm›fllard›r.

Farkl› mekânlara göç eden topluluklar zaman içerisinde erkanlar›n› de¤ifltirmifllerdir. Böylece ayn› oca¤a ba¤l› olmalar›na ra¤men erkanlar› birbirinden farkl›laflm›fl ve ayn› ocak mensubu olduklar›n›n, bu durum göz önünde tutulmazsa fark edilmesi zorlaflm›flt›r (Dedekarg›no¤lu 2006: 11-75; Tafl¤›n 2006: 51-61; Tafl¤›n 2004: 339-356).

(6)

T

Taarriihhsseell AArrkkaa PPllaann

aa--KKoonnaarr ggööççeerr TToopplluulluukkllaarr››nn SSoossyyaall YYaapp››ss››nn››nn DDee¤¤iiflflmmeessii

Safevî Devleti’nin ilk kuruldu¤u y›llarda Safevîlerin konar göçer topluluklara yönelik faaliyetlerini Osmanl› Devlet adamlar› iktisadi ve siyasi olarak ele alm›fllard›r. Hatta Safe-vî Devleti ba¤l›lar›n›n Osmanl› Devleti bünyesinde meydana getirdikleri veya kar›flt›klar› isyanlarda da konu ekonomik ve siyasî boyutuyla gündeme gelmifltir (Yaz›c› 1979: 277; Uluçay 1954-55). Kald› ki bu konudaki diplomatik yaz›flmalar da bunu do¤rulamakta ve fiah ‹smail ile II. Bayezid aras›ndaki yaz›flmalarda aç›kça dile getirilmektedir. Özellikle Sa-fevîler, Osmanl› devlet adamlar›ndan Osmanl› s›n›rlar› içerisindeki ba¤l›lar›n›n kendilerini ziyaretlerine mani olmamas›n› istemifltir. Buna karfl›n II. Bayezid’in bu talebe cevab›, si-yasî veya dinî de¤il bilakis nüfusun yer de¤ifltirmesi ve bunun getirece¤i olumsuz sonuç-lara yönelik olmufltur. Bu bak›mdan da giden topluluklar›n askerlikten kaçt›klar›n›, geri dönmediklerini ve bunun sonucu olarak yaylaklar›n bofl kald›¤›n› belirtmifltir. fiah ‹smail de cevab›nda bunun sadece bir ziyaret oldu¤unu ve bu ziyaretlerin böyle bir amac›n›n mad›¤›n› belirtmifltir. Bu noktada fiah ‹smail’in ileriye dönük baz› çal›flmalar içerisinde ol-du¤u bir yana, II. Bayezid’in konuya bak›fl› ve konuyu sonuçlar› itibariyle iktisadî bir me-sele olarak de¤erlendirmesi önemlidir. Sonraki y›llarda konunun iktisadî ve siyasi boyu-tu bir süre geri plana çekildi ve dinî boyuboyu-tu ön plana al›nd›. Çünkü Safevî Devleti kurum-sallaflmaya bafllad› ve din de kurum olarak devletin ideolojik ayg›t›na dönüfltü. Osmanl› Devleti’ndeki kurumsallaflma süreci en az bir as›r önce tamamlanm›flt›. Bu bak›mdan da iki ülke devlet adamlar› dinî kurumsallaflma sürecini siyasan›n bir parças› k›ld›lar. Tam olarak devletler dinî ideolojik olarak “Sünnilik” (Tekinda¤ 1968: 52-56) ve “fiiilik” (Mir-caferi 1972: 47-56) fleklinde sundular ve bunu propagandalar›n›n arac› haline dönüfltür-düler.

b

b--KKoonnaarr ggööççeerr TToopplluulluukkllaarr››nn››nn DDiinnîî YYaapp››ss››nn››nn DDee¤¤iiflflmmeessii

Safevî Devleti ile Osmanl› Devleti aras›nda uzun süren siyasiî anlaflmazl›klar olmufltur. Bu anlaflmazl›klar›n kökenini Erdebil Tekkesi’nin sufilik gelene¤ini terk ederek siyasal bir harekete dönüflmesine kadar götürebiliriz. Ayr›ca Erdebil Tekkesi siyasal hareketinin devlete dönüflmesi ve ard›ndan faaliyet alan›n›n Osmanl› Devleti topraklar›nda veya bu topraklar›n s›n›rlar›na dayanarak yürütülmeye bafllanmas› da bafll›ca faktörler aras›nda-d›r. Özellikle faaliyetin en göze çarpan› Erdebil Tekkesi ba¤l›lar› olan göçebe toplulukla-r› üzerinde yürütülenidir (Sümer 1992: 15-42). Bu topluluklara yönelik bu siyasal faali-yetler gerginli¤in bafll›ca nedenleri aras›nda yer almaktad›r. Siyasallaflma Erdebil Tekke-si’nin halifeleri ve müritleri aras›nda da rahats›zl›¤a neden olmufltur (Mecdi 1989: 78).

(7)

Esasen Safevî ve Osmanl› Devleti aras›ndaki mücadelenin dinî bir çekiflmeye indirilme gayretinde olundu¤una ve konunun söyleme bu hâliyle yans›t›ld›¤›na dikkat çekmek isti-yorum. Gerçi her iki devlet taraf›ndan konunun dinî boyutunun ön planda tutuldu¤u ve devlet politikas› hâline getirildi¤i bir gerçektir (Lindner 2000: 171; Allouche 2001: 162). içektir. Hatta daha ileri boyutta din, siyasal söylemin parças› hâline gelerek bunu yönlen-dirdi¤i de söylenebilir.4

Safevî Devleti ile Osmanl› Devleti aras›ndaki siyasi mücadelenin dinî boyutu üzerinde durulmal›d›r. ‹flte Osmanl› Devleti’nin Safevî Devleti’ne yöneltmifl oldu¤u dinî propagan-da ile Safevî Devleti’nin paralel tutumlar› aras›npropagan-daki iliflki ortaya konulmal›d›r. Osmanl› ve Safevî Devleti aras›ndaki mücadele bir süre sonra yo¤unlu¤u artarak dinî bir mesele üze-rinden yürütülmüfltür. Do¤al olarak bu çerçevede her iki devlet kendi tan›mlar›n› yine kendi ideolojileri etraf›nda üretmifltir. Dolay›s›yla K›z›lbafl terimine Safevîler ve Osmanl› birbirinden farkl› anlam yüklemektedir. Do¤rusu taraflar ortak terimi, sosyal bir tan›m olman›n s›n›rlar›n› zorlad›lar ve tarihsel alandan ç›kar›p dinî bir içerik de katm›fllard›r.

Devletlerin resmî ideolojisi olarak dinin, kendi vatandafl›n› kollektif bir ak›l, duygu ve düflence etraf›nda halk›n dönüfltürmek için çevrilmesinin iktisadî ve siyasi birli¤in sa¤lan-ma endiflesiyle yap›ld›¤› söylenebilir. Özellikle bu konu etraf›nda burada tart›flsa¤lan-mam›z için bu etkinin oldu¤u göz önünde bulunduruldu¤unda fiiîlik ve Sünnilik, iktisadîi ve siyasi sis-temin yerlefltirilmesi ve sürdürülmesi için resmî mezhep hâline getirilmifltir. Bütün bu ön-lemler Safevî Devleti’nin Osmanl› Devleti sosyal taban›ndan yararlanma iste¤i sonucunda ortaya ç›km›flt›r. Bu yararlanman›n geri döndürülmesi, azalt›lmas› veya etkisiz k›l›nmas› için her iki devlet aras›nda gerekli yaz›flmalar yap›lm›fl olmas›na karfl›n sonuçsuz kalm›fl-t›r. Do¤al olarak al›nan yeni önlemler bir öncekinden daha sertleflmifltir. Öyle ki ticari ilifl-kiler baflta olmak üzere bütün birçok alanda iliflilifl-kilerde s›n›rlamalara gidilmifltir (Küçük-da¤ 1999: 269-281).

Bir baflka dikkat çekici konu, Safevî Devleti’nin sosyal taban›n›n yap›s›d›r. Sosyal ta-bandan kastedilen ise Erdebil Tekkesi’nin geleneksel ba¤l›lar› ile Osmanl› periferisinde ya-flayan göçebe topluluklard›r. Hatta bu göçebe topluluklar ile Safevî Devleti’nin dayand›¤› sosyal taban› aras›nda süreç içerisinde farkl›laflm›flt›r. Özellikle bu topluluklar›n Safevî Devleti’ne dönüflmesinden itibaren yaz›l› kültür ve yerleflik hayat Safevî Devleti s›n›rlar›

4

Di¤er yandan konunun dinî boyutu güncelli¤ini ve geçerlili¤ini korumaktad›r. Taraflar›n konuyu bu boyutta ele al›p sürdürmeleri günümüze kadar devam etmifltir. Do¤rusu konunun dinî bir mesele olarak ele al›nmas› ve b çerçevede de uzant›lar› için bafll› bafl›na bir çal›flma yap›lmas› gereklidir. Özellikle Safevî Devletinin dayand›¤› temel tan›mlar› ile bu tan›mlar›n süreç içerisindeki de¤iflimi takip edilerek konu derinlemesine ele al›nmal›d›r.

(8)

içerisinde kalan ve devletin teflekkülünde baflrol oynayan topluluklar›n varl›k nedenleri olan hususlarda statüleri de¤iflmifltir. Buna ba¤l› olarak rolleri de de¤iflmifltir. ‹flte buna en güzel örneklerden bir tanesi; Safevî Devleti’nin yeni oluflumu ulema ve medreseyi be-raberinde getirmifltir. Yaz›l› kültür sadece dinî metinlerin yeniden oluflturulmas›yla kal-mad›, ayn› zamanda Safevîlerin kendilerini “seyyit” olarak isimlendirmelerine var›ncaya kadar metinleri yeniden kurmalar›na veya tahrif etmelerine yol açt›. Böylece kendi soy-lar›n› on iki imama ba¤lad›lar (Abbasl› 1976: 287-329).

Uzun süre Anadolu’da Erdebil Tekkesi ba¤l›lar›, Safevî Devleti’yle olan iliflkilerini sür-dürmüfltür. Hâlbuki bu iliflki bir baflka ülke s›n›rlar› içerisinde yaflayan ba¤l›lar aras›nda gerçekleflmektedir. Üstelik bu iliflkiyi Erdebil Tekkesi ba¤l›lar› olarak de¤il de Safevî Dev-leti taraftarlar› olarak sürdürmeleridir. Bu iliflkinin iki ülke aras›nda sürdürülmesi bir ya-na, grubun kendi üyeleri aras›nda meydana gelen farkl›laflma dikkat çekicidir. Çünkü Sa-fevî Devleti’nin kuruluflunda yer alan topluluklar›n bakiyeleri Osmanl› Devleti s›n›rlar› içe-risinde yer almakta ve hâlen Osmanl› Devletinin periferisini oluflturmaktad›rlar (Vergin 1991: 11-21).

Topluluklar fiah ‹smail’i fleyh veya flah olarak m› görmektedirler?

Erdebil Tekkesi ile Alevî Ocaklar›’n›n kurduklar› iliflkiye paralel olarak bu toplulukla-r›n ba¤l›l›klar› sa¤lanm›flt›r. Anadolu içlerinden göç edip giden topluluklarla da fiilî ba¤l›-l›k tamamlanm›flt›r. Fakat geride kalan topluluklar›n fiah’a ba¤l›ba¤l›-l›klar› çevreyi oluflturan topluluklar›n merkezîleflmesini sa¤layan bir devlet baflkan›na olan ba¤l›l›klar› fleklinde de-vam etmifl midir? Yoksa bu topluluklar fiah’›n fieyhlik k›sm›n› göz ard› ederek bulunduk-lar› co¤rafyay› veya Safevî Devleti’ni dünya cenneti olarak m› görmektedirler? Bu dünya cennetinin baflkan› olarak da fiah’› m› takdis etmektedirler. Ama esas sorun süreç içeri-sinde topluluklar›n Safevî Devleti içeriiçeri-sinde yeni yap›lar›na yönelik bir fark edifllerinin olup olmad›¤›d›r. Buna dikkat çeken Hammer, (2002: 382-384) fiahkulu ayaklanmas›-n›n ileri gelenlerinin bir kervan› soymalar› ve ya¤malamalar› dolay›s›yla fiah ‹smail tara-f›ndan öldürülmelerini devletin, devlet adaml›¤›n›n, k›saca yerleflikli¤in, bunu gerektirdi-¤ini söylemektedir.

S Soonnuuççllaarr

Bu makale, Mardin yak›nlar›ndaki Dede Karg›n Mevkiî’nde Safevî-Osmanl› Savafl› et-raf›nda taraflar›n siyasîi söylemlerini dinî alan üzerinden gerçeklefltirdi¤ini aktarmay› he-defledi. Buna göre Dede Karg›n Oca¤›’n›n Numan kolunu temsil eden türbesinin de bu-lundu¤u bu savafl alan› ayn› zamanda bu siyasal söylem için dinin önemine örnek teflkil

(9)

etti. Bunun için de her iki ülke komutanlar› aras›nda bu bölgede yap›lan savafl, Dede Kar-g›n Oca¤›’ndan Numan’›n türbesinin bulundu¤u yerde gerçekleflti.

Makale ayr›ca taraflar›n siyasi ve iktisadîi etkinlik alanlar›n› korumaya çal›flt›klar› ve bunu gerçeklefltirirken de dinî söyleme yasland›klar› sonucuna vard›. Bunun göstergeleri aras›nda da Karg›n’›n O¤uz boylar›ndan bir tanesi oldu¤unun unutuldu¤una veya göz ar-d› edildi¤ine dikkat çekti. Böylece Sünnî ve Alevî fleklinde ikiye ayr›lan Karg›nlar›n dinin siyasi söylemin parças› hâline getirilmesinin ard›ndan ayn› topluluklar›n birbirlerinden uzaklaflt›r›ld›¤› ve birçok toplulu¤un yurtlar›n› terk ederek göç ettikleri üzerinde durdu.

Bu bak›mdan da Dede Karg›n’›n türbesi etraf›nda yukar›da dile getirilen savafl›n d›fl›n-da XIII. yüzy›ld›fl›n-daki savafla gelindi¤inde, konunun anlafl›lmas› d›fl›n-daha güçleflmektedir. Çünkü Dede Karg›n Mevkiî’nde yürütülen savafltan sonra taraflar, bu savafl›n öncesi tarihe zihin-lerini ve bilgizihin-lerini tafl›yacak güçzihin-lerini kaybetmifllerdir. Onlar aç›s›ndan Safevî-Osmanl› sa-vafl›n›n öncesine gidilemez ya da gidilmesi imkâns›z hâle gelmifltir. Çünkü tarihsel olarak kendi meflruiyetlerini ürettikleri bu alan› kaybetmeyi ve beraberinde bütün bir birikimi kaybedecekleri korkusunu yaflamaktad›r. Yüzy›llardan beri kendilerini var k›ld›klar› söy-lem, bu tarihten öncesine gidildi¤inde anlams›z hâle gelecek ya da yeniden infla etmesi bu kadar kolay olmayacakt›r. Oysa taraflar›n zihinleri belirli kavramlar etraf›nda olufltu¤un-dan en küçük imayla bile bunca uzun tarih bir ç›rp›da aktar›labilmekte ve paylafl›labilmek-tedir.

K›saca Dede Karg›n’›n Babaîler ayaklanmas›ndaki rolü, onun uzun y›llar boyu göz ar-d› edilmesine neden olmufltur. Ayaklanman›n olumsuz sonucundan kurtulman›n yollar›n-dan bir tanesi olarak onun Ebulvefa ile iliflkisinin kurulmas› olmufltur. Oysa Ebulvefa’n›n Menak›b›nda onun Ebulvefa ile ba¤lant›s›n›n bulundu¤una dair bir iflaret yoktur. Onun Ebulvefa ile olan ba¤lant›s› için yüzy›llar sonra olay›n kahramanlar›n›n torunlar›ndan bi-rinin kendisini “Vefaî” olarak isimlendirmesi, onun Ebulvefa ile iliflkisinin kurulmas›nda yeterli kabul edilmifltir. Böylece bu ba¤lant› ayaklanma kahramanlar›n›n neslini, iktidar önünde meflrulaflt›rmaya yetmifltir. Ebulvefa’n›n Alevîlikle kurulan iliflkisine baz› kaynak-larda verilen bilgiler yol açmakta ve bu bilgiler de daha çok Osmanl› Devleti’nin kurucu-lar›na etki eden simalarla kurulan mürflit-mürit iliflkisidir. Bu kaynaklar aras›nda Afl›kpa-flao¤lu (Afl›kpaAfl›kpa-flao¤lu 1947: 97/122) ve fiakaik (Mecdi 1989: 32) bulunmaktad›r. Do¤-rusu ad› geçen kaynaklarda Ebulvefa ile ilgili do¤rudan bilgi bulunmamakta fakat tarikat silsilesi içerisinde kendilerini onun fleyhli¤ine ba¤layan flah›slar›n Alevîlik tarihinin aktör-leriyle kurulan iliflki vesilesiyle ismi geçmektedir. Bu kaynaklardan ilk ikisi Babaîler ayak-lanmas›n›n önderlerinin ard›llar› ve bu eserlerin büyük dedeleriyle Ebulvefa aras›ndaki iliflkiye yer vermifl olmalar›d›r.

(10)

Bu bilgilere göre; Ebulvefa Baba ‹shak’›n fleyhidir ve ad› geçen kaynaklarda verilen bil-gilere göre fleyh-mürit iliflkisine dayal› gelenek onun ard›llar› taraf›ndan da sürdürülmüfl-tür. Bu bilgiler, Alevîlik tarihinin önderleri aras›nda yer alan flah›slar›n beyanlar› aras›nda yer almakta ve bu beyanlar do¤rudan Ebulvefa-Alevîlik iliflkisini güçlendirmektedir.5

Do¤al olarak Dede Karg›n’›n Ebulvefa ile kurulan iliflkisi, tarihteki bu rolüyle onun gö-rüntüden ç›kmas›na neden olmufltur. Dolay›s›yla Dede Karg›n’›n bu görünmezli¤inin se-bepleri aras›nda onun ayaklanmada bafl aktör olmas›n›n etkili oldu¤u söylenmelidir. Ayaklanman›n sonradan farkl›laflan dinî ve sosyal yap› içerisinde farkl› taraflar aç›s›ndan da farkl› anlamlar içermektedir. Bu bak›mdan da hangi anlamlar› ça¤r›flt›rd›¤› göz önün-de tutuldu¤unda, kendilerini ifaönün-de eönün-derlerken taraflar›n kendi tutumlar›n› meflrulaflt›ran söylemlerine döndüklerini görebiliriz. Yine de meflrulaflma arac› olarak dinî söylemin var-l›¤›, gerçekleflen olumsuz tutumu aç›klamak üzere kurulmaktad›r. Bunun için de olum-suzlu¤un zihinlerden kaz›lmayacak halde oluflmas›n› haz›rlayan aktörlerine yeniden bak-mak gerekmektedir. Bu sonucun ortaya ç›kmas›na neden olan aktörler Osmanl› ve Safe-vî Devleti’dir. Her iki devletin birbirlerine karfl› gelifltirdikleri söylemin içeri¤ine bu tar-t›flma paralelinde yeniden bak›lmas›, Dede Karg›n’›n anlafl›lmas›na kolayl›k sa¤layacakt›r.

aa--AAyyaakkllaannmmaa

Babaî ayaklanmas› içerisinde yer alan kahramanlar›n bir k›sm› fleyhtir. Bunlar da De-de Karg›n’›n halifeleridir. DeDe-de Karg›n, Mardin, Urfa ve Diyarbak›r üçgeninDe-de yaflamak-tayd› ve onun yaflad›¤› yere yak›n halifeleri bulunmakyaflamak-tayd›.6

Dede Karg›n kendisine ba¤-l› halifelerini Anadolu’nun muhtelif yerlerine gönderdi ve halifeler orada uzun süre haz›r-l›k yapt›lar. Haz›rhaz›r-l›klar tamam olunca Anadolu Selçuklular›’yla savaflt›lar ve farkl› zaman-larda üzerlerine gelen birçok orduyu yendiler. Bu savafl içerisinde yer alan birinci kufla-¤›n büyük bir k›sm› bu savafllar boyunca öldürüldü (Aksüt 2006: 95-102).

5

Âfl›kpaflao¤lu Tarihinde kendi soyundan bahsetti¤i yerde: “Ben ki Dervifl Ahmed Âfl›kîyem ibn-i fieyh Yahya ve ibn-i fieyh Selman ve ibn-i sultan ül-ma’âlî Âfl›k Paflayam ve ibn-i mürflidü’l-Âfâk Muhlis Pafla ve ibn-i kutbud-devrân Baba ‹lyas, halîfetü’s-Seyyid Ebülvefâ nevverallâhu kubûrühim”; ayr›ca Geyikli Baba bahsinde “Orhan Gazi eyidür: “Acab kimün mürididür,” dediler. Eyitti: “Sorun kendüden” dedi. Geldiler. Sord›lar. Eyitdi: “Baba ‹lyas müridiyim,” dedi. “Seyid Ebülvefâ tarîkindenin,” dedi” ifadeleriyle do¤rudan Ebulvefa ile iliflkilerini kur-maktad›r.

6

Günümüzde fianl›urfa ve Mardin aras›ndaki bu yerlerde Dede Karg›n ziyareti d›fl›nda Hac› Bektafl, Aslan Baba ve Gürgür Dedenin ziyaretleri bulunmaktad›r. Bu ziyaretlerin hepsi de birbirine çok yak›nd›r.

(11)

b

b--OOssmmaannll›› DDeevvlleettii

Dede Karg›n’›n etki alan› Selçuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Dulkadirli co¤rafya-s›nda yer al›r. Bu co¤rafyan›n Osmanl› Devleti’ne dâhil oluflu en az üç yüz y›l sürmüfltür. Bu süre içerisinde topluluk biçimsel olarak yap›lanmas›n› sa¤lam›fl fakat yerleflim yerleri itibariyle da¤›lm›flt›r. Dolay›s›yla da hem nüfus hem de etki alanlar› farkl› yerlere da¤›l›r-ken gücü kaybolmufltur.

Osmanl› Devleti’nin yukar›da ad› geçen devlet ve beyliklerin hüküm sürdü¤ü co¤raf-yay› kendi s›n›rlar›na dâhil etti¤i dönemde as›rlarca devam edecek olan krizin de ideolo-jik kurgusunun önemli figürleri aras›nda yer alacakt›r. Çünkü Osmanl› Devleti, bu co¤-rafyay› kendi s›n›rlar›na dâhil etti¤i dönemde kendi kurumsal ve ideolojik zeminini yüz y›l öncesine yak›n bir zamanda yerlefltirmiflti. Bu bak›mdan da propaganda bu güçlü zemin üzerinde yürüdü. Kald› ki bu zemine ra¤men birçok problem de bafl gösterdi. Böylece bu co¤rafyan›n Osmanl› Devleti’nin s›n›rlar›na dâhil olmas›yla beraber Sünnîlik ideolojisinin K›z›lbafll›k üzerine yerlefltirilmesi ve di¤erlerini de d›fllamas›yla gerçekleflti.

cc--SSaaffeevvîî DDeevvlleettii

Safevî Devleti’nin kurulmas›n› sa¤layan haz›rl›k dönemi ve siyasî faaliyetlerinin ger-çekleflti¤i alan Dede Karg›n’›n etkili oldu¤u alanda bulunmaktad›r. Bunlar aras›nda baflta Akkoyonlu ve Dulkadirli sahas› say›labilir. Ayn› zamanda bu alana Safevîler, yani Osman-l› sahas›na yönelip s›n›rlar› tehdit edecek flekilde yaklafl›nca savafl kaç›n›lmaz oldu.

‹flte siyasî çabalar, Dede Karg›n’›n sosyal ve dinî yap›lanmas›n›n tehdidi olarak ortaya ç›kt›. Maalesef Osmanl› siyasi propagandas› neticesinde Dede Karg›n, Safevîler ile örtüfl-türüldü. Oysa siyasi sahan›n ayn› olmas›ndan baflka bir benzerlikleri yoktu.

Bu bak›mdan da Dede Karg›n’›n anlafl›lmas›n›n önündeki engelleri içeriden görme-mekle ilgilidir. Sünnî, fiii ya da Sünnî-K›z›lbafl ikili iflaretiyle oluflan ayr›m kendinden ön-ceki bütün kavramsal alan› yok ederek görülmesine engel olur. Bu zihinsel y›k›m di¤er bütün kavramlar›n içeriklerini, s›n›rlar›n› ve tan›mlar›n› y›kar. Yeni kurdu¤u tan›mda ge-riye dönük bütün tarihi bu ikilik üzerinden kurar. Art›k zihinler bütün tarihi bu iki kav-ram üzerinden anlar ve bu k›skaçtan kurtakav-ramaz.

T Taarrtt››flflmmaa

23 A¤ustos 1514 tarihli Çald›ran yak›nlar›nda gerçekleflen savafl Safevî ve Osmanl› Devleti aras›nda bir dönüm noktas›d›r. Çald›ran Savafl›, Safevîlerin siyasî ve dinî

(12)

etkinlik-lerini yavafllatmalar›na neden olmakla beraber iki ülke halklar› aras›ndaki ortak sosyal ya-p›ya ra¤men mesafeler oluflmas›n› da sa¤lam›flt›r. Art›k her iki devlet birbirini mezheple-ri üzemezheple-rinden tan›mlamakta ve her iki ülke topluluklar› aras›ndaki farkl›laflma da bu çer-çevede gerçekleflmektedir. Safevî ile Osmanl› aras›ndaki savafl Safevîlerin savunmaya çe-kilmelerine neden olmufl ve Osmanl› Devleti’nin daha genifl bir co¤rafyada etkinli¤ini ar-t›rmas›na da imkân sa¤lam›flt›r.

Osmanl›-Safevî iliflkilerinin gerginleflti¤i yerde karfl›l›kl› yürütülen politikalarla Safevî Devleti s›n›rlar› içerisinde kalan tebaaya dönüflmüfl talip / mürit ile s›n›rlar› d›fl›nda kalan-lar aras›nda bir farkl›laflma meydana geldi (Hammer 2002: 382-384). Farkl›laflma Safe-vî Devleti s›n›rlar› içinde kalanlar›n dinî yap›lar›nda fiiîlik olarak göründü. Sadece talip / mürit olarak kal›p tebaa olmayanlar›n dinî yap›lar›nda merkeze oranla farkl›laflma olufl-tu. Bu farkl›laflmada özellikle geleneksel yap›y› muhafaza eden konar-göçerlik ve sözlü kültür süreklili¤ini devam ettirdi ve fiiîleflmedi. S›n›rlar›n d›fl›ndakiler özellikle Anadolu’da Osmanl› Devleti s›n›rlar› içerisinde kalanlar Sünnîlik k›skac›nda kald›lar.

Anadolu’dan göç eden Alevîler, Safevîler elinde fiiîlefltiler. Yani yerleflik hayat›n ve devlet kurumlar›n›n yerleflik oldu¤u bir yap› içerisinde dönüfltüler. Oysa Anadolu içlerin-de kalanlar Anadolu K›z›lbafl’› olarak kald›lar (Gölp›narl› 1967: 789-795). Yani Osmanl› Devleti’ne getirdikleri elefltiriler, devletin sosyal yap›lar›na iliflkin müdahalesine karfl›tl›k üzerinden yürümektedir. Bu karfl›tl›¤›n dinî tan›mlar veya elefltiriler üzerinden yürütül-mesi konunun bu boyutunun görülyürütül-mesine neden olmaktad›r. Oysa Anadolu K›z›lbafl’› ola-rak kalmalar› ayn› zamanda geleneksel sosyal yap›lar›n› muhafazas› anlam›na gelmekte-dir. Esasen benim söylemek istedi¤im fley burada dü¤ümlenmektedir: Anadolu’da kalan-lar Safevî Devleti elinde yerleflik hayata geçenlerle Osmanl› Devleti elinde yerleflik hayata geçenler aras›nda bir farkl›l›k olmamas›d›r. Burada ideolojik olarak Safevî Devleti’ne ya-k›n durmak ve söylemlerine sahip ç›kmak ile Osmanl› Devleti’ne karfl› olup uzak durmak aras›ndaki fark›n görülebilmesi sadece mezhep farkl›l›¤›na ba¤lanamaz. Çünkü Anadolu Alevîleri Osmanl› Devleti’nin önerdi¤i sosyal yap›ya karfl› siyasal bir tercih olarak mesafe-li durdular ve resmî olarak Sünnîleflmediler. Çünkü bu topluluklar, Sünnîleflmek ile Os-manl› Devleti’nin göçebe kültüründen yerleflik hayata geçerek devletin vergilendirdi¤i ve daha fazla vergi almak için de yerleflik hayata geçmelerini zorlad›¤› bir yap›y› anlamakta-d›rlar.

Sonuç olarak Dede Karg›n Mevkiî’nde Osmanl› ve Safevî ordular› aras›nda meydana gelen savafltan sonra çok genifl bir co¤rafyaya yay›lan Türkmen topluluklar›n›n Sünnî-K›-z›lbafl fleklinde ayr›flmas›na neden olmufl ve Türkmen olduklar› unutulmufltur.

(13)

Anadolu Alevîleri göçebelikten yerleflikli¤e, sözlü kültürden yaz›l› kültüre do¤ru bir de¤iflim geçirmifllerdir. Bu de¤iflimin görünümü Osmanl›larda Sünnilik olurken Safevî-ler’de fiiîlik olarak yans›m›flt›r. Bu görüntünün ortaya ç›k›fl biçimi ve yöntemi ayn›d›r. Her iki ülke ve co¤rafyada göçebelik ve sözlü kültür yerini yerleflikli¤e ve yaz›l› kültüre terk etmifltir. Bu iki noktada meydana gelen de¤iflim (Sünnilik ve fiiîlik) olarak yans›yan dinî-sosyal yap›lar›nda ayn› sonucu verecek de¤iflimle sonuçlanm›flt›r.

K

KAAYYNNAAKKLLAARR

AKSÜT, Hamza (2004): “Anadolu Alevîli¤inin Oluflum Yerlerinden Biri Olarak Diyarbak›r Yöresi”, I. Uluslararas› O¤uzlardan Osmanl›ya Diyarbak›r Sempozyumu 20-22 May›s Di-yarbak›r.

AKSÜT, Hamza (2006): Alevî Erenlerin ‹lk Savafl›, Ankara, Yurt Kitap Yay›n.

ALLOUCHE, Adel (2001): Osmanl›-Safevî ‹liflkileri, Çeviren Ahmet Emin Da¤, ‹stanbul, Anka Yay›nlar›.

ÂfiIKPAfiAO⁄LU Ahmed Âfl›kî (1947): Tevârîh-i Âl-i Osman, Düzenleyen Çiftçio¤lu N. At-s›z, ‹stanbul, Türkiye Yay›nevi.

DEDE KARGIN ÖZEL SAYISI (2002):Hac› Bektafl Velî Araflt›rma Dergisi, Say› 21, Anka-ra.

DEDEKARGINO⁄LU, Hüseyin (2006): “Dedekarg›n Süre¤inde Cem Töreni”, Hac› Bektafl Velî Araflt›rma Dergisi, Say› 46, Ankara, Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hac› Bektafl Velî Araflt›rma Merkezi Yay›nlar›, s. 11-75.

ERPOLAT, Mehmet Salih (2004): “XVI. Yüzy›l›n Bafllar›nda Diyarbekir Eyaletinde Viran Köyler Meselesi”, I. Uluslararas› O¤uzlardan Osmanl›ya Diyarbak›r Sempozyumu 20-22 May›s Diyarbak›r.

GÖLPINARLI, Abdulbaki (1967): “K›z›lbafl”, ‹slam Ansiklopedisi, Cilt 6, ‹stanbul, Milli E¤itim Bas›mevi, ss. 789-795.

GÖYÜNÇ, Nejat (1991): XVI. Yüzy›lda Mardin Sanca¤›, 2. Bask›, Ankara, Türk Tarih Ku-rumu Yay›nlar›.

GÜLTEN, Sadullah (2004): XVI. Yüzy›l Anadolusu’nda O¤uzlar›n Karg›n Boyu, Yay›nlan-mam›fl Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniça¤ Bilim Dal›.

(14)

HAMMER (2002): Büyük Osmanl› Tarihi, Cilt 2, ‹stanbul, Medya Ofset Bask›.

KILIÇ, Remzi (2004): Diyarbak›r ve Güneydo¤u Anadolu’nun Osmanl› Devleti’ne Kat›lma (1515-1517), I. Uluslararas› O¤uzlardan Osmanl›ya Diyarbak›r Sempozyumu 20-22 Ma-y›s Diyarbak›r.

KÜÇÜKDA⁄, Yusuf (1999): “Osmanl› Devlet’inin fiah ‹smail’in Anadolu’yu fiiîlefltirme Ça-l›flmalar›n› Engellemeye Yönelik Önlemleri”, Osmanl› I, Editör Güler Eren, Ankara, Yeni Türkiye Yay›nlar›, ss. 269-281.

L‹NDNER, Rudi Paul (2000): Orta ça¤ Anadolu’sunda Göçebeler ve Osmanl›lar, Çeviren Müfit Güney, Ankara, ‹mge Kitabevi.

MECDÎ Mehmet Efendi (1989): fiakaik-› Nu’maniye ve Zeyilleri, Cilt I, Neflre Haz›rlayan: Abdülkadir Özcan, ‹stanbul, Ça¤r› Yay›nlar›, 1989.

M‹RCAFER‹, Hüseyin (1972): Safevîler Devrinde ‹ran Kültür ve Medeniyeti, Yay›nlanma-m›fl Doktora Tezi, ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, ‹stanbul. M‹RZA, Abbasl› (1976) “Safevîlerin Kökenine Dair”, Belleten, Say› 158, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yay›nlar›, ss. 287-329.

SÜMER, Faruk (1992): Safevî Devletinin Kuruluflunda ve Geliflmesinde Anadolu Türkle-rinin Rolü, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yay›nlar›.

TAfi⁄IN, Ahmet (2004): “Hataî’den Günümüze Anadolu Alevîlerinde Farkl›laflma”, I. Uluslararas› fiah Hataî Sempozyumu (9-11 Ekim 2003 Ankara), Haz›rlayan Güla¤ Öz, Ankara, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakf›/Hüseyin Gazi Derne¤i Yol Bilim Kültür Arafl-t›rma Yay›nlar›, ss. 297-306.

TAfi⁄IN, Ahmet (2004): “Yeni Oca¤›n Piri Kim? Diyarbak›r Türkmen-Alevîlerinde Alevî Kurumlar›n›n ‹fllevi”, Alevîlik, Haz›rlayanlar ‹smail Engin / Havva Engin, ‹stanbul, Kitap Yay›nevi, ss. 339-356;

TAfi⁄IN, Ahmet (2006): “Diyarbak›r ve Çevresindeki Türkmen Alevîlerinde ‹rflat ve Ku-flanma Töreni”, Türk Kültürü ve Hac› Bektafl Velî Araflt›rma Dergisi, Say› 39, ss. 51-61. TAfi⁄IN, Ahmet (2007): “Güneydo¤u Anadolu Alevîleri””,, I. Uluslararas› Bilgi ve Kültür Evreninde Alevîlik Bektaflilik Bilgi fiöleni Sempozyumu 17-19 Ekim 2007, ss.

(15)

TEK‹NDA⁄, fiehabeddin (1968): “Yeni Kaynak ve Vesikalar›n Ifl›¤› Alt›nda Yavuz Sultan Selim’in ‹ran Seferi”, Tarih Dergisi, Cilt 17, Say› 22, Mart 1967, ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, ss. 52-56.

ULUÇAY, Ça¤atay (1954-55): “Yavuz Sultan Selim Nas›l Padiflah Oldu?”, Tarih Dergisi, Say› 9/10/11-12, ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, ss. 53-90/117-142/185-200. ÜNAL, Mehmet Ali (2004): “Diyârbekir’de Osmanl› Hâkimiyetinin ve Diyârbekir Beyler-beyli¤inin Kurulmas›”, I. Uluslararas› O¤uzlardan Osmanl›ya Diyarbak›r Sempozyumu 20-22 May›s Diyarbak›r.

VERG‹N, Nur (1991): “Din ve Muhalif Olmak: Bir Halk Dini Olarak Alevîlik”, Türkiye Günlü¤ü, S. 17, ss. 11-21.

YAZICI, Tahsin (1979): “fiah ‹smail”, ‹slam Ansiklopedisi, Cilt 11, ‹stanbul, Millî E¤itim Bas›mevi, 1979, s. 277.

(16)

G

GÖÖNNÜÜLL ÇÇAALLAAMMAAZZSSAANN AAfifiKKIINN SSAAZZIINNII Gönül çalamazsan aflk›n saz›n› Ne perdeye dokun ne teli incit E¤er çekemezsen gülün naz›n› Ne dikene dokun ne gülü incit Dinle ki bülbülü gelesin cufla Kargan›n namesi gider mi hofla Meyvesiz a¤ac› sallama bofla Ne yapra¤›n› dök ne dal› incit Bekle dost kap›s›n sad›k dost isen Gönüller tamir et ehl-i dil isen Sevda sahras›nda Mecnûn de¤ilsen Ne Leylâ’y› ça¤›r ne çölü incit Gel Hak’tan ayr›lma Hakk’› seversen Nefsini ›slah et er o¤lu ersen Hüdayî incinir inciden dersen Ne kimseden incin ne eli incit Hüdayî

Referanslar

Benzer Belgeler

Menkibeye göre bunlar Çoban Dede; Ali Dede, Cabbar Dede, Muhittin Dede, Bulut Dede, Zilli Dede, Ates Dede ve Sultan Kiz olmak üzere sekiz kardestir.. Çoban Dede ve kardesleri

Dede Korkut üzerine yapılan çalış- malardan sonra Notlar kısmına kadar şu konu başlıkları yer alır: Yazma Eser- lerin Okunma Sorunları, Dede Korkut Metninin Okunma

Şeyh Bedreddn Siroza getirilerek mahkemeye verilmiş ve muhakemesi ııi İrandan yeni gelmiş olan ülemadan Haydar efendi yapmıştır.. Mahkeme de bütün ulema

Tzu-Hua WANG National Hsinchu University of Education Taiwan Assoc.. Wellington Didibhuku THWALA University of Johannesburg South Africa

Bizi Hatırla filminde erkekliğin aktif üreticisi Kaan, hegemonik erkeklik biçimleri altında ezilirken, Kelebekler filminde Suzan tarafından işletime sokulan erkeklik bir

İzdatel'stvo Magarif-Vakıt. Kuzey Grubu Türk Lehçelerinde Edatlar. Elazığ: Fırat Üniversitesi. Orhun Yazıtlarının Söz Dizimi. Erzurum: Atatürk

Seciyye, Durma Vur!, Köy, Talˈat Paşa, Enver Paşa 11’li; Kızıl Destan, Asker’le Şâir duraksız olarak II’li; İlâhîler, Vefâ, Çanakkale 8’li; Ahlâk, Tevhîd, Galiçya

Çalışmada ilk olarak tanım kavramının tanımı belirlenmeye çalışılacak ve ardından tek dilli genel sözlükler için sözlük birimi tanımlama yöntemlerinden biri olarak kabul