....,!:!A"-.Üo!<.·.,-,Tuü~r~ki!.t.ya~t;.;:A~r.:!Jaşo!!'tl~r!!!m:=:al=an~E!!!n~şti~·t~üş!!!ü~D~c"-lrgO!'iş~i-"S"!ay.L!I....!1"-7....!E~r~zu~r..!!u.wm~2~O!.!!OLl
--=-95-RAsİH'İNOKÇULUKLAİLGİLİ BİR MANZUMESİ
Abdullah BULUT"
van şiirinde muhtelif konulardaki edebi, dinı ve tasavvufi eğerlendirmelerin yanındaher konunun kendisahasındaki kelime ve tabirIeriyle meydanagelmiş çeşitlimanzumeler devardır.
Bu yazımızdabu türden bir konuyla, 19.yüzyıl şairlerinden Rasihİbrahim Enderuni'nin (ö1.1837) okçuluk deyim ve terimleriyle ilgili bir manzurnesini ele alacağız. Manzumeye geçmeden önce okçulukla ilgili bir kaç söz söylemekfaydalı
olacaktır.
Ok, ateşli silahların icadından evvel bütün insanlartarafından kullanılmış bir silahtır. Okun faziletine dair Kur'an'da muhtelif ayetler mevcut olduğu gibi birçok hadis devardır.i Araplar Ortaçağdaokçulukta pek ileri giderek ok ve yaya mütealliksanatlıaletler icatetmişlerdir.zOk Türklerin de pek eski zamanlardan beri kullandıklarıbirsilahtır.Okun Türkicadı olduğu görüşünüsavunanlar davardır.3
Okun silah olarak kullanılmasından vazgeçildikten sonra da, okçuluk bir spor faaliyeti olarak devam etmiş, padişahlar arasında bile kemankeş tabir edilen okçularyetişmiştir. İstanbul'unfethinden sonraKasımpaşaile Darülacezearasındaki Okmeydanı olarak bilinen yüksek tepe okçuluga tahsis edilmiştir. Zamanla tesis edilenvakıflarla burasıbir okçular tekkesi halinialmıştır.4
Divanşiirindesevgiliye ait bir çok unsur oka ve yaya benzetilir. Sevgilinin kirpiği ve gamzesi ok özelliği gösterir. Aşık bunlar karşısında bir hedeftir. Ok, aşığın sinesine, dolayısıyla gönlUne saplanır. Bu aşık için sevgiliden gelen bir armağandır. O, sevgilinin bakışlarından gelen oklardan hoşnutıur. Yaralarının iyileşmesiniistemez. Sevgilininkaşları da bunu tamamlayan bir unsur olarak yaya benzetilir. Sevgili ok ve yayla mücehhez usta bir okçudur. Şairler bu terimleri kullanırken bunları birer mazmun olarak ele almışlar, çeşitli sanatlarla ( tevriye, tenasüb, iham vb.) birliktekullanmışlardır.
• Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili veEdebiyatı Bölümü.
IMehmet ZekiPakalın, OsmanlıTarih Deyimleri ve TerimleriSözlüğü,c.n,s.717. 2M.ZekiPakalın, a.g.e. c.II,s.717.
3M.ZekiPakalın, a.g.e.
c.n,
s.717, M.Turhan Tan, Türkün Asil Bir Sporu OlanOkçulu~nTarihi, Cumhuriyet, IS Mart1937.
-96-A. Bulut: Raslh'inOkcululıJailgili Bir Manzumesi
Esas konumuzu teşkil eden okçuluk deyim ve terimlerinin toplandıgı manzumes, bentlerden oluşan nazım şekillerinden biri olan mubammes nazım şekliyle yazılmıştır. Beşinci mısraher bendin sonundatekrarlandığı için manzume bir muhamrnes-i mUtekerrirdir. Altı bentten oluşan manzume hezec bahrinin "meftilü merallü merallü faulün" vezniyle yazılmıştır. Manzumede ok, yay ve okçulukla ilgili tabirlerin üstü çizilmiştir. Metni yeni harflere aktarırken bunları koyu yazdık. Manzumenin her bir bendi yeni harflere aktanldıktansonra günümüz Türkçesiyle nesre çevrilmiş, dalıa sonra bentteki okçuluk terimleri ele alınmıştır. Manzumede geçen okçulukla ilgili terimler ve şiirdeki anlamları metin sonunda toplu olarakverilmiştir.
Gördükde hadeng-i nigehin gitdi arada Koydumkoşuya canımı meydan-ı rızada Yokdur bedel ey yosma sanasalın-ıcerada Ah itse nolazuroı fırakınlafiltllda
nkatmıgelür eykaşıya böylegUşada
"Bakışınınokunun arada gittigini görünce, hemencanımı hoşnutluk meydamnda müsabakaya koydum. Eyedalı, işveli güzel: Cefa meydanında sana bedel kimse yoktur. Ayrılıgınınverdigi zorlukla biçareaşık ah etse ne olur. Ey yay kaşlı,böyle yay çekmeye güç mü yeter?"
Hadeng, Farsça kayın agacı, kayın ağacından yapılmış ok6 demektir. Yukarıdada temas edildigi gibi, divanşiirinde sevgilininbakışı ok gibidir. Burada da böylekullanılmıştır.
Karşılıgı "müsabaka" olarak verilen koşu kelimesi, okçular arasında yapılan ok müsabakası anlamındadır. Meydan, okçuların ok talimine ve müsabakalarına mahsus okmeydanıdır.7
ZOr,fıraklabirlikteayrılığınverdigi sıkıntı, zahmetanlamındadır. "Zıır"un okçulukla ilgisi, $-ı bam terkibiyle daha iyi anlaşılır. Bu şekliyle kol kuvveti anlamındadır. Yay çekmek için buna ihtiyaçvardır. Nakaratmısraındakiya, Türkçe olup "kavs" da tabir edilen marufyaydır. Divan şiirinde sevgilininkaşları, kirpik oklarınıatan yayolarakdüşünüıür.
Güş8d,açma, açılma, açılış8, yayın çekilip atılması (yayagüşlidvermek)9 anlamlarındadır. Yayın çekilerek okunatılması anlamında güşadın üç çeşidi vardır:
5 Divan gayri mürettep olup basılmamıştır. Manzume İstanbul Üniversitesi Ktp. Ty. 232
numara, 62byaprağında kayıtlıdır.
6ŞemseddinSami,Kamus-ıTürki, s. 574; Muallim Naet, Lügat-I Naci, s.376.
7M. ZekiPakalın,a.g.e. c. II, s. 723.
~A,,-o,:.:Ü...oT""'ü...r...ki...·y-,o:al~A~r...as""'t...ır""m""a."la""rı~E...n"'"sti...,·t"'-üs""ü,-,D,."e","rg""i",-si--,S...a,"",YI,-,1,","7-,E""r",",z...ur...u...m~20!<>O",-1
--=-97-"İhtilas", yayısüratle çekerek yay dolup şet güşad mahalline gelince hemen güşad vermektir. "Silkin", yayı yavaşçaçekerekgüşl1dmahalline gelince sükunetle güşad vermektir. "Mefruk", yayı yavaşçaçekerek ok siperde güşl1dyerine gelince durup kalan oku süratle çekerek güşad vermektir. Buna "hareke" de denir.LO Bedel kelimesini okçuluk terimi olarak tesbit edemedik. Sevgili, usta bir okçu olduğuna göre, onu dengi başka bir kemankeş düşünülemez. Bu anlamda okçulukla ilgili görülmüşolabilir.
II
Gönlüm siper-i tir-i müjen sinefezadır Şahiddil licandır nigehin sehm-ikazıldır Bin gezsarık eylerse deuşşak sezadır Rllstem bukeş-a-keşdepes eylersereviidır Takatmıgelür eykaşı ya böylegüşada
"Gönlüm senin kirpik okunun siperi, sinem isefezadır. Can ve gönülbakışının kaza oku olduğuna şahittir. Aşıkların bin geze oku attın, sarığı bozdun deseler sana yakışır.Rüstem buçekişmedeyenilgiyi kabul ederse yerinde birşey yapmışolur. Ey yaykaşlı,böyle yay çekmeye güç mü yeter?"
Şairin bu bentte doğrudanveya dolaylı olarak zikrettiği okçuluk terimleri şunlardır:
Tir, Farsça ok demektir.
Siper, kalkan, saklanacak şey] ı anlamındadır. Okun giderken kabzayı zedelememesi için sol elin üzerine konulan alete de siper denir. Bu alet tabla, oluk, eşik vetokalı kolandan mürekkepti. Okoluğunüzerinden çekilerekatılırdJ. Siperin tablasıkeler (kertenkele),boğave manda derisindenyarlır, etrafına şiriize örüıürdü. Oluk, siperin üzerindekikısımdı, boynuzdanyapılırdı.]
Feza, Arapça ucu bucağı olmayan boşluk13 demektir. Şair, sinesinin sevgilinin kirpik oku için ucu bucağı olmayan bir hedefolduğunusöylüyor. Sine, rahatlıkla vurulabilecek geniş bir hedef, gönül de okun düzgün gidip hedefe varmasını sağlayan siperdir. Mesafe atışlarında ok, havaya, boşluğa doğru atılırdı. "Feza" kelimesi bu yönüyle okçuluklairtibatlandırılmıştırdenilebilir.
Şahid, ok atışlarında gözcüllik yapan hakem demektir. Bu yönüyle okçuluklaalakalıdır.
9Ş.Sami, a.g.e. s. 1169.
ıoM. ZekiPakalın,a.g.e. c.II, s. 345. IIŞ.Sami, a.g.e. s. 707; M. Naci, a.g.e. s. 467.
ııM.ZekiPakalın,a.g.e. c.II, s. 235. IJM. Naci, a.g.e. s. 570.
-98-A. Bulut: Rasih'in ükeuluklaİlgiliBir Manzumesi
Selım, Arapça pay, hisse, ok, yayla atılan ucu sivri demirli kamışı4 anlamlarındadır. "Sehm-i kaza"şekliyle, ok gibiansızıngelen kazaanlamındadivan şiirinde sıklıkla kullanılır.
Gez,Aslı Farsça oluparşınve ok, okunkirişegeçen oyuk ucu, okyapılan ılgın agacı15 anlamlarındadır. Yeleksiz talim oklarına da gez denirdi. Bunlar iki kısımdı: hava gezi, torba gezi. Hava gezi çam agacından, torba gezi gürgenden yapılırdı. Torba gezinin ucunda "ternren" denilen madeni bir parçavardı. Gez, aynı zamandaokçularınölçüsüydü. Bir gez 66 santimdi.Atışlarbununla tayınolunurdu. Kabza alabilmek, okçu olabilmek için oku 900 geze atmakıazırndı.16Kelime şiirde
bu anlamda, ayrıca "defa, kez" anlamına gelecek şekilde tevriyeli olarak kullanılmıştır.
Sarık(bozmak), okçulukta mesafeatışlarındarekorkırıldıgınıifade etmek amacıyla kullanılanbir tabirdir. Rekorkırmak amacıyla yapılan atışa "menzil atışı" denir. Bu amaçla ok atmak isteyenler, okçular arasından seçilmiş ihtiyar heyetine gelir ve: "İhtiyarlar duanız ve izniniz olursa, müstehak isem filan menzile talibirn" der. İhtiyarlar uygun görürlerse istekliye ok attırırlardı. Buşekilde ok atarak rekor kıraniçin"sarıkbozdu, destar bozdu" deyimlerikullanılırdı. "....Hak Taala müyesser edüp menzil bozulup destar bozulur ise.... OL menzil atan kimesne ayaga kalkar, şeyh dahi pehlivana bu menzili senattın mı der, ol dahi naam biinayetillahi Taala benattımder, yine ol menzildetaşıolan kimesne muhasama edüp alavechi'l-hasım irıkar edicek, iki pehlivan ayak yerinde basıp falan kimesnenin oku attı, sarık bozdular deyü ikisişahadeteder...."17
Rüstem, İran'ın efsanevi pehlivanı ve savaşçısıdır. Eski şiirimizde kahramanlık, acı kuvvet ve yenilmezligin sembolüdür. Ancak sevgili, oku bin geze atarak rekorkormış, aşıklar "sarıkbozuldu" diyebagırmışlardır. Rtlstem'edüşenpes etmek, yenildigini kabul etmektir.
Keşikeşkelimesi, çekişmemüsabakadayarışma anlamıylaokçulukla ilgili sayılmış,RUstem deacıkuvvetin sembolü olarak okçuluklairtibatlandırılmıştır.
III
Bu kuvvet-i bazu ile çok menzilibasdın Geh çilleye koydun bizi geh yay gibi yasdm Timir niyaz eyledin ip takmadan asdlO Halka heman itmek mi kepaze bizikasdın TakatmıgelUr ey kaşıya böylegüşada
14Ş.Sami, a.g.e. s. 702; M. Naci, a.g.e. s. 487. 15Ş.Sami, a.g.e. s. ı ı62.
16M. ZekiPakalın,a.g.e. c.I, s. 664.
...!:!A..,;.O~.:..!T~OUJrlıi!!:!·Y.l.!au.t.lJA.ı..!nıHstı:.!ir~m!!.liaLl!laLl.'rl!..!E:!ns~ti~·tU~s~Oi..ı.Dc<e~!'2i.!!is!!..i ~S:!!;ayı~ı7~E~rz!<!!u~ru>!.!!m~7OQ~ı
~.9.9-"Sevgilim, sen bu kol kuvveti ile çok menzili basnn. Bizi bazen çileye koyupsıktın, bazen de yay gibiyastın, gevşettin.Yayayapılanmuamele gibi timar etmek istedin, fakat iptakınadan astm. Niyetin buşekilde bizi halka kapaze etmek midir? Ey yay kaşlı,böyle yay çekmeye güç mU yeter?"
Yayıgermek için kol kuvvetine ihtiyaçvardır.Bubakımdankuvvet-i biiztl terkibi okçulukla ilgilidir.
Menzil basmak,yukarıdadageçtiğigibi rekorkırmaktır.
Çile, tarikat ehlinin çektiği kırk günlük riyazet; (mec.) eziyet, zahmet; ibrişim, sırma vs. demeti; yayın kirişilS anlamlarındadır. Çile yayı kurmak için ipekten yapılanalettir. tki başınatonç denilirdi. İpeklerintonea bağlandığı kısma tonç döküm, üzerine ortasına bir karış kadar sarılan kendirin gayn renkteki yere meydan, gez yeri tayin edilerek Uzerine ikinci defa sarılan ham ipeğe dügül,
meydanıniki tarafina bir-bir buçuk santimuzunluğunda sarılan beşparçaipeğegül,
çilenin katlarının düzgUnltlgtınü gösteren başka renkteki ipliğe kılavuz denirdi. Çileninuzunluğu yayınboyuna göre değişirdi.19Çile kelimesi, divan şiirindeebru, tir, keman kelimeleriyle birliktekullanılır. Şiirde hem yayı kurmak için kullanılan alet, hem de riyazet, eziyet, sıkıntı anlamlarındatevriyeli olarakkullanılmıştır.
Yasmak,Türkçe olup gergin birşeyi,yaykirişini gevşetmek anlamındadır. "Oku atıp yayı yasmak" şeklinde divan şiirinde çokça kullanılır. Aşağıdaki beyit buna güzel bir örnektir:
"Ebruvan-ı bi-piçişIImüjgarı-ı cünbişdenbiri Yasdı yayın atdı okın nilvek-endı'izımyine"
SofyalıYusufRdsih(öLl 706)
Tımar, Farsça hastaya bakmak,yaranınUzerine ilaç koyupsarınak,hayvan bakımı anlamlarındadır. Ayrıca yayla ilgili bir terimdir. Menzile atılan, sandık içinde kurutulmak üzere fırına konulan yaylar bu ismi alırdı.20 Yaytırnarı sandığı
okların kurutulması için kullanılırdı. Sandıkta yay kirişlerinin kurutulduğu da olurdu. Tımarlı yay, fırınlama, eililama vb. işlemlerden geçirilmiş yay demekti. Şair, "iptakınadan astın" ifadesiyle tımarlı yayın kirişsiz olamayacağını kastetmiş olmalıdır. Bu hilliyletımar işlemi tamamlanmamış demektir. "Asmak" kelimesi, bu şekilde okçulukla ilgili sayılmıştır. Ayrıca son şeklini almış yay duvara asılır ki mısraın zımnındanbu anlam daçıkarılabilir.
ISŞ.Sami, a.g.e. s. 515: M. Naci, a.g.e. s. 336.
19M. Zeki Pakalm, a.g.e. c.1, s. 373. 20M. ZekiPakalın,a.g.e. c.II,s.507.
-100-A. Bulut;Kaıib'inOkçuluklaılgiliBir Manzumesi
Kepize, Farsça "kepade"den galat olup, talim içinkullanılanyay; itibarsız, kıymetsiz,hürmet ve riayete mtistehak olmayan, haysiyetsiz, rezilanlamlarındadır.2ı Şair, "niyetin bizi halka kepaze etmek midir" derken "kirişi gevşek talim yayı" anlamınıkastederek tevriyeyapmıştır.
IV
Her bir nigehin göz göz idüp pOta-icanı
Aldıyeniden navek-i müjganileşaıll Salın-ıdiletaşdikdi bozupTuzkoparan'ı Zih-gir gibiçeşmime
tar
itdicihanı Tftkatmıgelür eykaşıya böylegüşada"Her bir bakışıncan hedefınigöz göz etti, kirpiginin okuyla yeniden şan aldı. Tuzkoparan'ınrekorunukırarakgönülmeydanına taş dikti. Cihanı ynztık gibi gözüme dar etti. Ey yaykaşlı,böyle yay çekmeye güç mü yeter?"
Puta (pota), maden dökmek için topraktan mamül zarf; nişan tablası22 anlamlarındadır. Ayrıcaokçeşitlerindenbirininadıdır.Bununhaddeputasıveputa
olmak üzere ikiçeşidi vardı.Haddeputası,putadan dirhemsiz, yelekleri de putadan kısa ve ensizdi. Kartal ve
kugu
kuşu kanadından yelek vurulurdu. Puta, aynı zamanda nişangalı, okun atıldıgı tabla, yani hedef demekti. Şiirde bu anlamda kullanılmıştır.Divan şiirinde aşıkın bedeni, sevgilininbakış oklarını yönelttigi bir hedeftir. Puta kalın meşeden yapılır, arası doldurulur, kalınlığı sekiz, on santim kadar olurdu. Şeklibeyzi idi.İki metre murabbamayakındı. İki ayak üzerine tespit edilir,etrafınaisabeti haber vermek içinçıngıraklarkonulurdu.23Navek, Farsça ok demektir.
Taş dikmek, rekor kırma anlamında kullanılan bir deyimdir. Okçulukta rekorkıranlariçintaşdikilir. "...Andan sonra dua okunup Fatiha-i kerime okunur ve bir ihtiyarkalkıpok düştügOyere bir çizgi çizer, dahiline hafr ederler, yine o çizgi içerisine üç kerre salaviit-ı şerife getüreler. Bu minval üzre taş dikilür... ."24 Ok sahasındabiri ayaktaşı, öteki menzil taşı olmak üzere iki taş bulunur. Ayak taşı okunatıldıgıyer; menziltaşıda okundüştüğüyerdir. Okatılıncaokundüştügüyer,
"havacı" denilen hakemler tarafından olçülür, rekor kınlmışsa oraya taş dikilir,zs
Tuzkoparan, İskender adlıbir okçununlakabıdır.Oku, bin iki yüz seksen bir buçuk geze atmıştır. Adına dİ!5ilen taşta, "Salıibo'l menzili ve'l meydfuı hW ismühft Tuzkoparan" yazılıdır. "Sebeb-i şöhret-i mahlas-ı Tuzkoparan: Bir gün
21 ş.Sami,a.g.e.5.1143. 22Ş.Sami,a.g.e. s 360.
23M. ZekiPakalın,a.g.e. c.II, s. 720. 24M. Zekipakalın,a.g.e. c.II, s. 48i. 25A.SırrıLevend, DivanEdebiyatı. s. 383.
-!!A~.U~··.:..'T!.!ü!!lr.!!:ki!.!y~atL.!A~r~a;L!stı.!..!.r.!!!m!!!al!!!a!.!n!..!E<!!n~sti!!!·t:.!!üs!!!ü!..!D~e::ı.rgi.!i.!!.!si...;Sı!!a!.Lyıwl!..L7--'E!:<!,rz!..!<!!ouruu!!!m!!...:!ı.20wO!!1 --=-lOl.
meydanda tuzlu tabir olunan sandalus revganlı kavs-ı cedidin kabzasını şevk ile sıkup kabza üstünde bulunan revgan-ı cedid parmaklarına yapışup kabzayı koyuverdikte parmaklarıylaberaber kalktıgınımevcüdinden YıldırımBaba niim bir pir-i köhne-siiI görüp bukemankeş tuzl(O~arandeyü nutk etmekle şöhretbulup ismi dahi unutulup bu mahlas ile yad olunur."6 Bu isim daha sonra Tozkoparanşeklini
almıştır. H. Baki Kunter, Eski Türk Sporları adlı eserinde şu bilgileri veriyor: ".... Edimeli Hasan Çelebi'nin Okyay Ristilesiadlı kitabındaTozkoparan İskender'inok meydanında bir yaya koşusundaki muvaffakiyetinin hatırasını yaşatmak üzere buraya ak mermerden birnişan dikildiği yazılıdır.,,27
Zibgir, Ok atanların parmaklarına geçirdikleri halka, yüzük demektir.2s Kemikten, fildişindenveya boynuzdan yapılırdı. Baş parmağın yay çekilen yerine takılırdı. Buna "şast" da denirdi. Şiirde sevgilinin ~ıka eziyetiyle meydana gelen sıkıntılıdurum, zihgirindarlığına benzetilmiştir.
v
Mislin felege gelmemişeyşulı-ı dil-aram Meydan senindir yüri niiz eyle bir eyyam Varken bu omuzdanatışüfladeni müdam Ger ok da tamam kabza da dirse n'ola Behram Takatmıgelür eykaşıya böylegüşada
"Ey gönül alan güzel, senin benzerin dünyaya gelmemiştir. Sende düşkün aşıkmı durmadan bu omuzdan atış varken yürü, var bir müddet naz et, meydan senindir. Behram bundan sonra: Ok da kabza da tamamdır, dese ne olur? Ey yay kaşlı, böyle yay çekmeye güç mü yeter?"
İkinci mısradaki meydan kelimesi, yukarıda da geçtiği gibi ok atışlarının yapıldıgı yer anlamındadır. "Omuzdan atış" deyimindeki atış, bilinen ok atışıdır. "Omuzdan ok atmak" şeklinde düşünülebilirse de okçulukta böyle bir atış şekli yoktur. Deyim,sorumluluğunuüzerine almamak,sıyrılıpkurtulmakanlamlarındadır ki, şiirde de bu anlamdakullanılmıştır. Bu anlam, divan şiirindekisevgilinin aşıka bakışınauygundur. Sevgili,iişıkınailtifat etmez, ilgi göstermez.
Kabza, pençe, avuç, birşeyintutulabilecek yeri29anlamlarınagelir. Yayın arka kısmının sol elin ayasıyla tutulan yerine de kabza denir. Okçulukla ilgili eserlerde yayın farklı tutulma şekilleri teferruatlı olarak anlatılır. Bir de "kabza almak" deyimi vardır ki, ok atmak, maruf tabiriyle kemankeş olmak isteyenlerin,
26A. SırrıLevend, a.g.e. s. 384(Mustafa Kani, TelhisüResail-ir-Rimmaı).
27M. Zeki Pakalm, a.g.e. c.II, s. 724..
28F.Develliogıu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Sözlük, s. 1050.
-102-A. Bulut: Rasih'in Okculukla ilgili Bir Manzumesi
iyice bilgialıp idmanyaptıktansonrahocasındanokçuluk müsaadesi almasıyerinde kullanılır.Kabza almak birtakımusul ve merasime tabi idi.30
Behrim, İran hükümdarlarındanbirininadıdır.Yaban eşegi avına düşkün oldugu için Behraın- i GQr diye anılır. Yine efsanevi İran kahramanlarından biri Behram-ı ÇQbin olarak bilinir. Bu isim, Rüstem gibi cengaver olması yönüyle okçulukla ilgilisayılmıştır.
VI
Şayeste havadarınolursa senin af'ak Rasih dahi eyşQh-1 keman-keş sanamüştak Bend ile idüpkavs-ıdilintakatınıtak Yi HakçagırırçHle-i cevrin çekenuşşil.k Takatmıgelür eykaşıya böylegUşlida
"Sen ok atarken ufuklarhavacın(gözcün) olsa sanayakışır.Ey okçu güzeli, Rasih da sanaaşıktır. Bend ile öyle birsıktın kı gönül yayının takatınıtak ettin. Senin eziyet çileni çekenaşıklar, dayanma güçlerikalmadıgından"Ya Hak" diye bagırırlar.Ey yaykaşlı,böyle yay çekmeye güç mü yeter?"
Birinci mısradaki "haveldar" kelimesi, havacı denilen, ok atışı sırasında hakemlik görevinde bulunan okçulardır. Bunlarınikisi, okunatıldığıyerde durur, ok atılırken atıcının ayak taşı denilen mahalli ihlal edip etmediğine bakarlardı. Bunlara "ayak şahideri" denirdi. İki kişi de okun düşeceği yerde bulunurdu. Bunlara da "havacı"denirdi. Şair, sevgilisinin oku ufuklara kadar atabileceğini, dolayısıyla havacılarınufuklarolmasınınuygundüşeceğiniifade ediyor.
Kemankeş,Farsça yay çeken, okçu demektir. Divanşiirindesevgili usta bir kemankeştir.
Bend kelimesi, yayatakılan kiriş anlamında kullanılmıştır. Sevgili, aşıkın gönlününyayınıöyle birsıkrnıştırkiaşıktadayanacak güçkalmamıştır.
Çile, yay genne aleti ve riyazetanlamlarındatevriyeli olarakkullanılmıştır. Sevgilinin eziyet çilesini çeken aşık dayanamaz, "Ya Hak" diye feryat eder. Mesafe atışlarında okçular ayakta ok atarlardı. Mesafeyi tayin için atılacak istikamettehavacılarintizar ederlerdi. Ok atacak zat, üç beş adım ilerler, okunu atardı. Oku salıverdiktensonra "Ya Hak" diye sesi çıktığı kadar bağırırdı. Bu, okunatıldığını havacılarahaber vennek içindi.31
30Genişbilgi için bkz. M. ZekiPakalın,a.g.e. c.II, s.i16-ı ı7.
--J:!A~.U~··:....T~n~r~ki~Y~lIt""A:!.!r~lI~ştı~r::ım"",al:.!!a.!.!n...E~n~sti...ı·t"",üS~n!2D~e~rg..i:::.si....S~al.t'yıwl~7-,E!iO.!r~z~ur"-!!u~m~20~O~ı
--=-103-SONUÇ
Edebiyat, toplumhayatının aynasıgibidir. Bir toplumun dini, sosyal ve ruhi hayatının, inanç ve geleneklerinin edebi eserlere yansımaması düşünülemez. Geçen zamana paralelolarak değişimeugrayan hayat şartları, divan edebiyatına has özellikleri, zevkleri ve sanat anlayışını ortadan kaldırmış, bu edebiyat
yaşanılan hayatın aynası olmaktan çıkmıştır.32 Bu gün divan edebiyatının
anlaşılmamasının, ona düşman oluşun ana sebebi bu değişmedir. Ancak bu edebiyat bizim öz malımızdır, benliğimizdenkaynaklanan bir sanat anlayışıdır.
Geçmişibilmedengeleceğedair umut vebaşarıbeklemek ham hayalden ibarettir. Ele aldığımız manzumede olduğu gibi, divan şiiri; din, tasavvuf, batıl ve gerçek ilimler vb. gibi, başkamilletlerde eşine az rastlanacak derecede zengin, renkli ve verimli kaynaklardan ilham alan, toplum hayatının canlı izlerini bünyesinde taşıyan bir edebiyat geleneğidir. Herhangi bir konuyla (musiki, gemicilik, okçuluk vb.) ilgili tabir ve deyimleri şiir estetiği içinde, şiirin diğer unsurlarıyla yoğurup kaynaştırarak vermek, kolaylıkla yapılacak bir iş değildir. Köklü bir edebiyat geleneği ve engin bir kültür birikimi gerektirir. Bu da eski şiirimizin taşıdığı zarafet ve incelikle milli kimliğe sahip bir edebiyat olduğunu gösterir.
TERİMLERİNALFABETİK DİzİNİ
Behram: İran hükümdarlarındanbirinin adıdır. Yaban eşeği avına düşkün olduğu için Behram-ı Gi'ır diye anılır. Yine efsanevi İran kahramanlarından biri Behram-ıÇübin olarak bilinir.
Bend: Yayatakılan kiriş.
Çile:F. Yayın kirişi. Yayıkurmak için ipektenyapılanalet.
Gez: F. Arşın, ok, okun kirişe geçen oyuk ucu, yeleksiz talim oku, okçuların 66 santimlik ölçüsü.
Hadeng: F.Kayın ağacından yapılmış ok.
Havlidar:Havacıdenilen, okatışları sırasındahakemlik görevinde bulunan okçular. Kabza almak: Ok atmak, okçu olmak isteyenlerin, iyice bilgi edinip idman
yaptıktansomahocasındanotçuluk müsaadesialması. Kabza:Yayınarkakısmınınsol elinayasıylatutulan yeri. Kavs: A. Yay.
Kemlin-keş: Yay çeken, okçu.
Kepaze:F.Kepadeden galat olup talim içinkullanılanyayanlamındadır.
Keşakeş:F. Çekişme,müsabakadayarışma.
Koşu:Okçulararasında yapılanokatışı müsabakası. Kuvvet-İblizô: Kol kuvveti.
-104-A.Buıut:Rasih'in OkculuklaİlgiliBir Manzumesi
Güşad:F.Yayınçekilerek okunatılması(YayagUşadvermek) Menzil basmak (bozmak) : Mesafeatışlarındarekorkırmak. Menzil: A. Mesafeatışı.
Meydan: Okçularm okatışlarınave talimlerine mahsus okmeydanı. Nivek: F. Ok.
Puta: F.Nişan tablası, hedef. Okçeşitlerindenbirininadı.
Rüstem: İran"mefsanevi pehlivanı ve savaşçısı. Eski şiirimizde kahramanlık, acı kuvvet veyenilmezliğin sembolüdür.
Sarık (bozmak): Okçulukta mesafe atışlarında rekor kırıldığını ifade etmek amacıyla kullanılanbir tabirdir.
Sehm:A.Ok, yaylaatılanucu sivri demirlikamış.
Siper: F. Okun giderkenkabzayızedelememesi için sol elin üzerine konulan alet. ŞAhid: Okatışlarında gözcÜıükyapan, hakem.
Taş dikmek: Rekor kırma anlamında kullanılan bir deyimdir. Okçulukta rekor kıranlariçintaşdikilir.
Tımar: F. Yayla ilgili bir terimdir. Menzile atılan, sandıkiçinde kurutulmak üzere fırına konulan yaylar bu ismi alırdı. Yaytırnarı sandığıoklann kurutulması işinde kullanılırdı. Sandıktayay kirişlerinin kurutulduğuda olurdu. Tırnarlı yay, fmnlama, cilalama vb. işlemlerden geçirilmiş yay demekti.
Tir: F. Ok.
Tuzkoparan (Tozkoparan): İskender adlıbir okçunun lakabıdır. Oku bin iki yüz seksen bir buçuk gezeatmıştır.
Yi Hak: Mesafe atışlarında okçular ayakta ok atarlardı. Mesafeyi tayin için ok atılacak istikamette havacılarintizar ederlerdi. Ok atacak zat, üç beş adım ilerler, okunuatardı.Okusalıverdiktensonra "Ya Hak" diye sesiçıktığıkadar bağırırdı.Bu okunatıldığını havacılarahaber vermek içindi.
Ya: T. Yay.
Yasmak: Gergin bir şeyi, yay kirişini gevşetmek anlamındadır. "Oku atıp yayı yasmak" şeklindedivanşiirindeçokçakullanılır.
Zihgir: F. Okatanların parmaklarınageçirdikleri halka,yüzüıeBunaşastda denirdi. Zur: F. Güç, kuvvet.Sıkıntı,eziyet.