Anadolu
'dahi
Ermeni
5:SÉ É S #
VİRANŞEHİR'DE BİR YAŞAM — Sait Yunkez 8 yaşındayken «H ır gür» ramanı yetim kalmış tı. Yunker'i «Allah rahmet eylesin» Viranşehir Belediye Başkanı büyüttü. Yunkez 20 yaşın dayken ve yine «Allah rahmet eylesin» Terasüt Papaz evlendirdi. Evliliğinden Susil, Haru-
şad, Janet, Nutan, Yakup, Orhan Eyyüp ve de Nurcan doğdu.
Viranşehir'in
son
Ermenisi de
İstanbul'a
goçtu
Ufuk GÜLDEMİR
—2
—«Yok canım kardeşim yok» dedi, «Şimdi burada i- ki adam beni dövmeye kalk sa on adam da onlara mu kabele eder, onları döver.»
Afrim Tanoğlu’nu kızdı
ran, «Hristiyan olmanız çev
renizde tepki uyandırıyor mu?» sorusuydu.
Diş Hekimi Tanoğlu’nun
Elazığ’ın vilayet binasının
hemen arkasındaki muaye
nehanesinin protez atölye
sindeki konuşma duvardaki
«Artist» resimlerine koşut neşeli geçiyordu.
— Nerede doğdunuz? — Nerede doğacağım E - lazığ’da
— Başka bir yerden göç etmiş olabileceğinizi düşün düm de...
— 57 yaşındayım. Gözü mü açtım buradayım. Ba bam da başka yerden gelme değil, dedem de. Hepimiz burda doğmuşuz Doğma bü yüme buralıyız.
— Dinsel İnançlarınızı ko ruyor musunuz?
— Tabii, İşte klllee var. Bak buranın duvarlarında Hazret! Meryem’in resmi var. İşte yanımdaki çırak da Müslüman, Palulu 50 se nedir kiliseye gidiyoruz. Ba na burada kimse blrşey de medl. Ne var kİ oğlum, In san İnsanın kardeşi de olsa bazı ufak tefek şeyler olu yor. Kalkıyor uygunsuz, ca hil mesela «gavur» diyor. Onun söylediği herkesi bağ lamaz kİ. Cahiller, uygun suzlar her toplumda bulu nur. Cahillik bir millete şa mil değildir.
Hristiyan kökenli Türk va
tandaşlarının «ırkçı yakla
şımları nedeniyle boykot et tikleri bazı gazetelerden» di
li yandığı anlaşılan İskender Tanoğlu, Afrim’in diş heki mi yeğeni, bu söyleşinin ya pılmasına karşı çıkıyordu:
— Bize azınlık diyorlar, biz azınlık değiliz kİ. Sen na sil burada doğduysan biz de burada doğduk. Burası bi zim de vatanımız. Askere gl diyoruz, vergimizi veriyoruz ama adımıza geldi mİ azın lık oluyoruz.
Genç dişheklml Cumhuri yetin «olaya diğer gazeteler gibi yaklaşabileceği» kuşku
sunu da taşıyordu.
Afrim Tanoğlu'nun «Sana
ben ne söyleyeyim, bizi be
nim anlattıklarımla tanıya
mazsın ki, bizi başkasına sor» 6Özlerl istediğimiz ola
nağı yaratmıştı. Soruları
Tanoğlu'nun o sırada mua
yenehanesinde bulunan bir
müslüman yurttaş, Mevlüde
Atilla üzerinde yoğunlaştır
dık.
Atilla «Demek ki altın ho
roz Istesen verecekmiş. T a n rı» diye söze başladı. Daha
geçenlerde bir arkadaşına
söylüyormuş, «Televizyon
dan gelseler de bizi filme çekseler», «Film e çekme
dik», ama banta aldık Atil la’nın sözlerini:
— Ben İstanbul'a göçme den önce Harput’ta Ermeni ve Süryanlierle birlikte yaşı yordum. Hiç bir zararlarını görmedik. Kasabı iyi et ve rir. Manavı İyi sebze... Diş çisi de iyi diş yapar. İşte ben İstanbul’dan geldim bu rada diş yaptırıyorum. Sağ lam İş yaparlar haklarını o- lırlar. 66 yaşındayım bana bizim buralarda hrlstiyan- dan zarar geldi diyen yalan söyler.
— Senin aslın nedir?
— Allah bağışlasın. Seni devlet mİ gönderdi?
— ı Hayır.
— Blzle konuşma için mi geziyorsun?
— Evet.
— Allah hayır etsin.
Ağzından Allahın adını ek
sik etmeyen 80 yaşındaki
Sait Yunkez, Viranşehir'in
son Ermenislydi. Yunkez
kendisiyle yapılan söyleşi
den tam 24 saat sonra Vi ranşehir'den İstanbul'a göç tü.
Salt Yunkez 8 yaşınday
ken «hır gür zamanı» yetim
kalmıştı. Yunkez’i «Allah
rahmet eylesin» Viranşehir- in belediye başkanı büyüt tü. Yunkez 18 yaşındayken
Diyarbakır'a gezmeye gitti
ve «baktı kİ arada Erme
nice konuşanlar var» onlar la İki yıl geçirdi.
Yunkez artık 20 yaşınday dı ve yine «dllah rahmet ey
leşin» Terasüt Papaz onu
evlendirdi. Evliliğinden Sus
il, Haruşad, Janet, Nutan,
Yakup, Orhan, Eyüp ve Nur can doğdu.
Yunkez bir süre önceye
kadar demircilikle yaşamını
kazanıyordu. Ancak bugün
değil. «Başında bir dava» ol
duğundan oğlunun «Kafası
kırılmakla» kalmamış kendi sinin tüm zamanı da bu da
vayia geçmeye başlamıştı.
Anlattı:
— icradan bir köy almış tık. Ancak bir türlü köyü bi
zim nüfusa geçiremedik.
Kaymakama gittim, müra
caat ettim, o da (muhakeme ye ver) dedi. Şimdi bu kö yü bizden habersiz ekip bi
çiyorlar, üstelik kira da ver miyorlar. Gittik kira istedik bizi kovdular. Navaf diye bl ri var kira İstedik diye gel di oğlumun kafasını kırdı oğlum da savuşup gitti.
Sait Yunkez bir yandan
mahkeme mahkeme gezer
ken diğer yandan da kiracı larla uğraşıyordu:
— Bizim kiracılar da kira vermiyor. (Çık) diyorum çık miyorlar. Zaten tek başıma kaldım uğraşamıyorum. Şu İşleri halletsem ben de sa vuşup gideceğim.
Sait Yunkez'le ramazan sı rasında konuştuğumuzdan o
ruç tutmamasını çevrenin
nisıl karşıladığını merak et miştik. Konuya ilişkin soru yu «Benim hristiyan olduğu
mu bildiklerinden kimse ka rışm az» diye yanıtladı, i- nanç özgürlüğü konusunda ki sorulara ise «Eskiden bu
rada kilise vardı, sonradan okul olmuş. Papaz da o hır gür zamanı Suriye'ye kaç mış» karşılığını verdi.
Yunkez çok az Ermenice
biliyordu. Bildikleri 70 yıl
önce gittiği Ermeni okulun
da öğrendiği bir kaç dua
dan, günlük programı ise
«Sabah kalkıp namaz kıl mak, öğlen çarşıda yemek yemek, akşam namaz kılıp yatmaktan» ibaretti.
Ermeni Yurttaşlar yüzyıl lardır müslümanlarla birlik te yaşamanın getirdiği alış kanlıkla «dini vecibeyi yeri
ne getirme İşlemine» namaz
diyorlardı. Kullanılan dilin
dışında her iki namaz ara sındaki ayrılık da fazla de
ğildi. Ermeni yurttaşlar da
namaz kılarken «Secdeye
geliyor», dua ederken elleri
ni göğe doğru açıyorlardı.
Kayseri’de yaşayan Ermeni
yurttaşlar, örneğin, kiliseleri
nin çan saatlerini hemen
hemen sabah ve akşam e- zanıyia ayni saatlere ayarla mışlardı.
YARIN: Herkes niye
dayak yediyse...
© SAİT YUNKEZ’İN BİLDİĞİ ERMENİCE
70 YIL ÖNCE GİTTİĞİ OKULDA ÖĞ
RENDİĞİ BİRKAÇ DUADAN İBARETTİ
— Türk.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Ta h a Toros Arşivi