• Sonuç bulunamadı

Günümüz edebiyatçılarıyla şair hakkında söyleşiler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Günümüz edebiyatçılarıyla şair hakkında söyleşiler"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

fT

n s o t f r

O C A K

1 9

9

9

□ Fethi Naci bu haftaki yazısında Zer­

rin K oç’un “Aşkın Selamı Var” ındaki

öyküleri eleştiriyor ...

3.sayfada

□ “ Cennetin Dilleri” nin yazan M aurice

O lender’in bir konuşm ası...

8. sayfada

OGüttekin Emre, Adnan Binyazar’ın iki

kitabını değerlendirdi... ...

10.say fada

□V. Tim uroğlu, M. Buyrukçu’nun iki

romanını değerlendirdi...

12.sayfada

Cumhuriyet

s ı

Ölümünün 10.

yılında

i

Oktay

RHat

PEN Yazarlar Derneği nin düzenlediği

Edebiyat Yapıtları Resimleme

(İllüstrasyon) Yarışması’nda Başarı Ödülü

“Dede Korkut Öyküleri” resimlemesi için

Nazan Erkmen’e verildi. Yarışmanın

Semih Balcıoğlu, Ferit Edgü, Bülent

Erkmen, Alpay Kabacalı ve Gürol

Sözen’den oluşan seçiciler kurulu

birincilik ödülüne değer yapıt bulamadı.

PE N ’in Abidin Dino’nun 3., Oktay

Rifat’ın 10., Bedrettin Cömert’in 20.,

Halikarnas Balıkçısı’nın 23. ölüm

yıldönümü dolayısıyla bu sanatçılar

anısına düzenlediği yarışmanın ödülü 12

Ocak günü düzenlenecek törende

.

verilecek. Törende ayrıca adı geçen

sanatçılar da topluca anılacak.

Başarı ödülü’nün sahibi Nazan Erkmen,

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar

Fakültesi Grafik Bölümü’nde Öğretim

Üyesi olarak görev yapıyor.

Bu anma toplantısı nedeniyle ölümünün

10. yılında Öktay Rifat’ı diğer

yazarlarımızı saygıyla anıyoruz.

ARİFE KALENDER

“Şarabım bir sabra erişmiş küpte, Bir elim ay, bir elim körpe güneş, Bir göl gibiyim akşamlara dönmüş, Yıldızları kendinden daha dipte.”

UT)

ir eli ay, bir eli güneş”te olan, yüreği insan için r “^ çarparken şiir atmı sabırla eğitip, imgeyi şa-

jL J raplaştırarak engin birikimiyle şürimizde ka­ pılar açan O ktay Rifat şürine girdikçe, en dipteki ışıl­ tılara, zenginliğe şaşırmamak olası değil.

Çocukluğumuzun kitaplarında yalnızca 1. Yeni adı altında O rhan Veli ile Melih Cevdet Anday’la birlikte adını öğrendiğimiz (hangi yeni, nasıl ve niye yeni soru­ larını da sormadığımız) yeni şiir anlayışının kurucula­ rından biri şair Oktay Rifat...

1914 vılında, Milli Kurtuluş dönemi şairlerinden Sa- mih Rifat’ın oğlu olarak Trabzon’da doğan Oktay Ri­ fat, yazın dünyamızda şiirleriyle çığır açtığı kadar, oyun

yazarlığı, ressamlığı, çevirmenliğiyle de sanatm diğer dallarında da etkili olmuştur.

İlk şiirlerinde ressam bakışıyla tüm ayrıntıları belir­ leyerek yaşamdaki görüntüleri fotoğraflaştıran O. Ri­ fat, sözcük dağarcığının genişliği, halk ddini kullanma­ daki ustalığıyla okuyucuyu şaşırtır. G ünlük, anlık, d u ­ ruşlar göz önüne getirilirken ironiyle de okuyucu gü­ lümsetilip, şaşırtılır.

“Uçaklar gelecekmiş Korkum yok benim Kâğıt gemilerim Kurşun askerlerim hazır Hem bunlar bozulursa Babam yenüerini alır”

diyen şairin ilk kitaplarının toplandığı: “Yaşayıp Ö l­ mek Aşk ve Avarelik Üstüne Şürler” adlı (1945-1962) eserinde oldukça fazla halk şiiri öğelerine rastlanır. M a­ sallardan, destanlardan, türkü ve manderden yola çıkan O. Rifat halk dilinin tüm yollarını kullanarak yaşadığı

dönem den kesitler sunar, yaşanmışı yaşanana uyarlar: “Oktay der ki m or kalemim bir tane

Güzeller emrine gelmiş cihana Gayrı elâ gözlüm olsun bahane Haydi kalem nazlı kalem m or kalem ”

dizelerinde olduğu gibi birçok şiirinde: “bülbül, ca- nevi.yâr, has bahçe, mevlâ, dest kalem, şerbet, gönül,elâ göz vb. gibi sözcüklerin yanı sıra def vurup saz çalmak, remd atmak,ölen ile ölmek, ciğerinin kanaması, boyun burm ak, derdin tazelenişi, Halil İbrahim bereketi, aya­ ğına düşmek, imdada yetişmek, iki dirhem bir çekirdek, yol yordam bdmek, bulunmaz hint kumaşı, her telden çalmak vb... deyimleri kendi söylemi içinde sıkça kul­ lanmıştır. Birçok şiirinin son dörtlüğünde O ktay derki (mahlas) ifadesini kullanışı da halk şiirinin göstergesi­ dir.

“Güzellem e” (1945) adlı kitabında da daha sonraki kitaplarındaki şiirlerde de 12’lik hece ölçüsüyle şiirler yazan O. Rifat biçem ve ses olarak eski şiirin kurgu

(2)

Kapak konusunun devamı... layışım, uyak ve cinasını birçok

şiirin-- gıy adlı kitabında on dört sayfa suren

T

bul Şiiri”nde ve “Fadik ile K uş” (beş sa; de kullanırken “A şağıjukarı” (1952)

“îstan-.

ay-fa)da masal, destan öğelerinin yanmda gerçeküstü anlayışla tekerlemeler, yinele­ meler ve konuşma dilinden yararlanarak uzun şiirleri dener. Bu şiirler yer yer semt ve şahısların adları ve görüntüleriyle düz­ yazı, konuşma, açıklama ve anlatılarla sü­ rer. Ağaç konuşur, Fadik konuşur. “ Yerik yemezik yerik” gibi yöre söylemlerine rastlandığı gibi “Şu yukarda lafı geçen kuş/ Kaptığı gibi Fadik V Gak deyince et/ G uk deyince su/ yerden yedi kat arşa ka­ natlandı o hızla..” dizeleriyle de masalı gerçeğe uygular. Bu şiirlerin gerek uzun­ luğu, gerek biçemi, gerekse kullanılan di­ li şairin oyun yazarlığının, teatral yazımın ipuçlarını verir. Yine İstanbul şiirinde de “şıngır m ıngır”, tekerlemeleriyle “Elini öpeyim beyim / ayağını öpeyim beyim ” yineleme ve pekiştirmelere sık rastlanır. Günlük hal hatır sormaları, selamlaşma­ lar ve yan argo şakalaşmalar da bu şiirler boyunca kullanılmıştır. “İşim acele d e/ Ne var ne yok/ Berber nasıl/ Kedi nasıl/ Komşular ne âlemde.”

“Karga ile Tilki (1945) şairin Yeditepe Şiir Armağanı alan bir kitabıdır. Bu kita­ bındaki çoğu şiirler (Bulut, Telefon, Eli­ mi G ördüm , H ürriyet ve Karga ile Tilki) ironinin, erotizmin, öne çıktığı destan söyleminden yararlanılmış (Aldı Esma Bacı-Aldı Bulut) halkın özlemini, yaşayış

Ölümünün 10. yılında

Oktav Rıfat

biçimini, emeğin ve hakkın bölüşümünü doğa görüntüleriyle süsleyerek okuyucu­ ya sunduğu ürünlerdir. Tilki ile Karga’nın öyküsü öğrendiğimiz biçimde bitmez. “Raviyan-ı ahbar, münakalan-ı asar riva­ yet ederler kim, tilki peyniri olduğu gibi yutmamış, ne hikmetse, cık kadannı yine kargaya sunm uş.” Bu şiirlerin çoğunda ağaç kuşa, kuş ota, ot insana ulaşmaya ça­ kşırken çıkar çelişkileri, yaşam sevinçle­ ri, yardımlaşma ve ayrışmaları gerçeküs- tücü yaklaşımla anlatılmaya çalışılır. Bu bağlamda Oktay Rifat şiiri gözlemleyen, görünmeyen, ya da göre göre alıştıj

iğin k;

gördüğünü gösteren özelliğinin yanı sıra, alış

ı sur de “Canım ciğerim mavi gök/ Bu hüı

iğimiz dıirür, gerçeğin karanlık tarafını da düşündürür, algılatmaya çalışır. “H ürriyet” adlı şiirin yet bize çok/.... / Bize yaraşır/ Bize uy­ gu n / Bir hürriyet gönder) derken özgür­ lüğe alışmamış, onu tanımlayamayan to p ­ lumun yaşamdan beklediği somut

şeyfe-3 1 ...;... 1

ri gülümseterek duyumsatır. “Şimdi” baş­ lıklı şiirde ise tarihler ve aylar kullanılmış­ tır. (Uğurlar Olsun 1952/GüleGüle) “Te­ lefon” şiiri:

Çocuklara bakma dayanırım Gide gele çoğaldım halkım ben artık Dağ taş kalabalık kalabalık

Satar mıyım onları onlar da çocuklarım Ben kadınım çocuklarımla varım Telefon nafile açmam seni Söylemez dillerim yarınla bağlı Tutmaz parmaklarım kocamdan belli Telefon benimki de analık

“Belki korkmuş belki de susamıştır/ Geceleri su içmeye alışık/ Çorap öyle mi giydirilir don öyle mi bağlanır/ Gömleği bir tuhaf sarkıyor arkasından” diyen

ana-K O O RİRT.VZ

ların “Hatırlayın onların vahşetini” kor­ kusuyla kesik kesik çalan telefon sesinde­ ki ürpertiyi sezdiren, analığın vahşet ve kı­ yımlardaki çığlığıdır... Yine “A hm et” şi­ irinin birçok dizesi de şiir okuyucusunun dilinde ve belleğindedır.

“Büyük balık küçük balığı yutar demiş­ ler

Bok yemişler

O nu sardalyeler düşünsün Sen balık değilsin ki Ahmet Mek parmak mek parmak daha Sonu selamet”

O. Rifat yaşamın içindedir hep. Bazen balıkçıların yanmda denize yakın, bazen- bir bulutun altında, karıncalar, kaplum ­ bağalarla üstündedir toprağın. N erede

okktytiSat

Koca Bir Yaz / Denize Doğru

Oktay Rifat Konuşma/ Oktay

/Adam Yayınları / Rifat /Adam 127 s. Yayınları / 142 s.

Dilsiz ve Çıplak /

Oktay Rifat /Adam Yayınları / 141 s.

Çobanıl Şiirler / Yaşayıp Ölmek Aşk ve Çileri Var

Oktay Rifat Avarelik Üstüne Şiir- Özgürlüğün/

/Adam Yayınları / 1er/ Oktay Rifat /Adam Oktay Rifat /Adam

255 s. Yayınları / 250 s. Yayınları / 289 s.

Seçme Şiirler/

Okı '

Şiir Konuşması/

\tay Rifat Oktay Rifat /Adam Yayınları / /Adam Yayınları /

87 s. 355 s.

Yağmur Sıkıntısı/

Oktay Rifat /Adam Yayınları / 322 s.

Danaburnu / Bir Kadının

Oktay Rifat Penceresinden /

/Adam Yayınları / Oktay Rifat /Adam 199 s. Yayınları / 191 s.

Bay Lear / Oktay

Rifat /Adam Yayınları / 222 s.

hangi görüntünün içinde olursa olsun di­ linde halkın sözleri, gönlünde onların kahramanları ozanları vardır. (Sağımızda Pir Sultan/ Abdallarıyla rüzgâr gibi/ So­ lumuzda Köroğlu/ Kırk atlısıyla dolu diz­ gin...) dizeleriyle yönünü, yüreğinin kay­ naklarını göstermek ister. Kendi bedeniy­ le de barışıktır. (Su içerken elimi gördüm / Pem be delikli usulca tüylü/ D edim ki m erhaba merhaba elim...)

O. Rifat 1954 yılma dek yazdığı şiirler­ le şekil olarak hececileri izlese de kısa şi­ irleri, ironisi, günlük konuşma dili, düz­ yazı şiir anlatımları tekerlemeler, söylen­ ce biçemleriyle yeni şiirin öncülüğünü gözler önüne serer, ancak Eza şiirinde “Bu gördüğüm rüya bu billur mahfaza/ N edir bu içinde yıldız dolu sular/ Ve mer­ can dallarında aydınlık balıklar/ Sular­ dan içime yayılan bu eza.” dizelerinde Ahmet Haşim şiirine, “H alka” adlı şiirin-ık isti-ga/ Kuşlar dönüyor b; __ den/ Sahil bir çizgidir üzüntüden/ Ve git-de git-de çağdaşı şair: “Beni mi boğma! yor dalga/ Kuşlar dönüyor başımda ne-tikçe daralmada halka” dizeleriyle de Ca­ hit Sıtkı söylemine yaklaşır. Paul Valery’e Ağıt’ta:

“Herkes için doğruyum öm ür dışı Bir kuşum belki de hiçten kanatlı Ben özü âlemin ben mihenk taşı Heybesinde yıldız kaçıran atlı” şiirinde de Batı şiirinin etkileri sezinle­ nir. Karısı Türkân için yazdıklarının yanı sıra, şiir yoldaşları M. Cevdet Anday ve O rhan Veli doğal olarak dizelerinde yer alır. (Karım daha dün girdi hayatım a/ Kim var bana ondan yakın/Ne Melih ne Cahit işte yalnızım/ Tenha iskelesinde Üs­ küdar'ın) derken “Ağıt”ta da:

“Ö f ne kötü dünyaymış Bir O rhan Veli varmış Gel gel kardeşim Orhan Benim ellerimi al Benim gözlerimi kullan”

diyerek arkadaşmın ölümüne duyduğu üzüntüyü duyumsatır.

“Uykusuz camların kırmızı boynuzlu öküzü ellerimi yaladı mı yemyeşil kesili­ rim. Alnımın kuşlan havalanır. İçim dışım le görünmeye başlar. Başkaları seyri- dalmış ne fayda, ben mühürlerin yal-me

mzlığmda erir giderim. ” XVII başlıkh şi­ irinde görüldüğü gibi “Perçemli Sokak” kitabıyla söyleminde, sözcükleri kullanı­ şında farklılıklar göze çarpar, gerçeğin çıplak görüntüsü, sözcük ve dizelere baş­ ka anlamlar yükleyerek çağrışımlarla zen­ ginleştirilir. Nesneler ve durum lar farklı sesler ve renklerle duyumsatılmaya çalı­ şılır. Bu kitabın ilk bölümünde: “H albu­ ki kelimeleri kullanmak, göz önüne bir­ takım görüntüler getirmek, gerçekle oy­ namak, gerçeği kurcalamakla birdir. Ke­ lime bu bakımdan bizi resmin çizgisin­ den, renginden, musikisinden sesinden daha çok gerçeğe yaklaştırır” diyen şair gerek “Perçemli Sokak”ta (1956) gerek­ se “Aşık Merdiveni”nde (1959) kullanı­ lan dilin boyutlarını genişletmeye başlar. Bu şiirlerinden başlamak üzere denebilir ki O. Rifat şürlerinin 2. Evresinde 2. Ye­ ni şiir anlayışının kapılarım açmıştır. “P. Sokak” kitabında şiir adları yerine rakam lar kullanılırken hece ve halk şiirinin özel liklerinden uzaklaşan şair kısa şiirleriyle yeni söyleşiler dener. “X X X I” başlıklı şi­ irinde “Köşebaşını tutan leylak kokusu/ Yakamı bırak da gideyim” derken “X X X I” şiirinin sonunda “Eski ellerim kim bilir neredeler şimdi?” sorusunu

so-O. Rifat “Aşık M erdiveninde de düz­ yazı şiir, kısa şiirlerle aynı biçemi aynı söy­ leyişini sürdürür.

“H er ağacın arkasından karşıma siz çık­ tınız

Öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnız­

lıktan '

S A Y F A 4

C U M H U R İ Y E T K İ T A P

SAYI 464

(3)

Rüzgârınız esiyordu dağ taş deli gibi Savruldu kulelere dayadığım merdi- ven

“Seni İniyorum” şiirinde: “Bir sen var­ sın senden ö te/ Seni geçiyor/ Seni gidi­ yor” dizeleriyle içseluği genişleten şair “Yaylada”da:

“Bizim orda, güneşle aydınlanır ev, baş­ ka yağmur bilmeyiz. Güneşle oynar ço­ cuk, başka çember bilmeyiz. Güneşi bö­ ler ağaç, güneşi meler koyun, güneşi sü­ rer saban, başka çalgı bilmeyiz. Yaz gelin­ ce dişi bulut ışımadan güneşe göçer köy­ lü, başka ölüm bilmeyiz.” şeklinde nasıl yazılırsa yazılsın, şekli nasıl olursa olsun - şiir-i, şiirin müziğini okuyucuya duyum­ satır.

“Çobanıl Şiirler” adlı toplu eseri şairin “BirCigara içim i” (1979-80) Sedat Sima- vi Edebiyat Ö dülü alan kitabıyla “Elifli” adlı üç kitabının toplamıdır. Bu kitabın arka kapağında: “Öyleyse nasıl türemiş­ tir bu şiir? Bana kalırsa, her toplumda ol­ duğu gibi, yeni Türk toplum unda da

do-g

l olarak ozanlar çıkmış, bunlar türlü et­ er altında, daha çok Batı etkisinde şiir­ ler söylemişler ve bugünkü şiirimiz mey­ dana gelmiştir. Böylece doğuştan yeni olan bu şiir, sonradan gözlerini geriye çe­ virerek, divan şiiriyle hele H alk şiiriyle arada sıkı bağlar kurmak istemiştir.” di­ yerek çağdaş şiirimizin kaynaklarını, çıkış noktalarını belirlemeye çalışmıştır.

Oktay Rifat'da erotizm “Bırak ki gemi azıya almış Azgın aygırlar kısraklar gibi Çizsinler kendi yokuşlarını. Duy o baş dönmesini, devrilen Ormanı uçan dağ yolunda Tam göbeğine doğru Doğa’nın” O. Rifat şiirinde erotizm ironiyle atba- şı gider. Sokakta, bahçede-tarladaki bir­ çok kadın şairin şiirlerinden bakar -el edip göz süzer. Bir de “sen” dediği adsız, görüntüsüz kadınların gizil varlığını du­ yumsarız. “Sen” belki birçok ad, birçok yüzdür belki de olmasını düşündüğümüz biri. Ancak aşk ve cinsellik yaşamın için­ dedir ve O. Rifat şiirinin de ana temala­ rından biridir.

“Sözde

Bir şarkı tutturm uş dalgın Tövbe tövbe

Bir gözü kedilerde çıfıtın Bir gözü bende!

dizeleriyle gülümsetirken, “Aşk” adlı şiirde: “Kavaklarınıgörüyordu düşünde/ arkalarında gök/ D önüp avradına yana­ şıyordu/ Maviydi aşk/ aşkın rengini söy­ ler.

Yaşamı büyük kentlerde geçen şairin kırsal kesime özgü sözcükleri ustalıkla- kullanışı da dikkati çeker. Kesek, seki, peşkir, sundurm a, çoban, hizarcı, pek­ mez, sini, senet, eşek, mahzun gözlü boz­ kır inekleri, tuman, mintan, buğday, ko­ yun, hevenk, avrat, mertek, cücük, yanaş­ ma, çit, horoz, kasket vb... sözcüklerin şi­ irde kullanılışı da şairin dilimizdeki her türlü ayrıntıya dikkatle eğilişinin bu zen­ ginliği fark edişinin bir kanıtı olsa gerek. “Bitmez bir öpüştür yaşamak” diyen O. Rifat doğa, insan ve yaşam tutkunudur. Bu tutkuyu aşkla pekiştirir.

“Karşı avluya ne zaman dönse Dikmiş dizlerini çömelmiş Apış arasmda güllü şalvar Ak kolları dirseklerine dek köpük Koca leğenin önünde

Körpe gelin çamaşır yıkar...”

dizeleriyle görüntüyü yakınlaştırırken, “Sağnak”ta: “Tane tane konuştu ilkin so­ nunda boşandı sağnak gibi/ Kınalı ku­ zum benim / “Kekliğim”de de kadının

C U M H U R İ Y E T K İ T A P

SAYI 464

sustuğu acıları duyumsatır. “Gitme, di­ yordu,gider yalnızlığımı, sarıl bana, sıkı sarıl,/ Ko beklesin patatesler ambarda, üzüm çardakta! ” dizeleri de susturulmuş kadm cinselliğinin yakarışıdır. “Şiirler” adlı çalışmalarında da mercimek ayıkla­ yan,çorba suyu kaynatan, yaşmak altın­ dan bakan kadınlar “Sen”leşir. “Senin ne varsa bir kez sana değen,/ Eski sokak, gökyüzü ve fesleğen”

“Bir sen yürürsün sokakta, yürürken; O turursun koltuğa, oturunca. Su bir senin bardağında en çok su Bir senin kolların bileziklidir. Bir senin ağzın dudaklı ve sıcak. Bir sen memelisin, ince bellisin. Başkaları gitmiş olur, gidince, Bir sen yakınsın uzakta kalınca” “Sen ve Başkaları” adlı bu şiirde sevgi­ liye duyulan aşk onu görmediği zaman da “Yüzüne bakmadığım zaman/ Başka gö­ züm var seni gören” dizeleriyle farkh b i­ çimde söylenir.

“Çobanıl Şiirler” (1976) kısa, öz, yalın ve duru şiirlerle verilirken “Bir Cigara İçi- m i”nin (1979) 1. Bölümü de farklı tema­ larla sürer. 2. Bölümde ise uzun dize-kı- nk dizelerle yazılmış şiirleri içerir. Bu di­ zelerde de vazgeçemediği bulut, deniz, yağmur, yaz, ilkyaz, su, ağaç, ot, gökyüzü sözcükleri gerçeküstü anlatımlar, deyim­ ler 2. Yeni söylemiyle yer yer alaysamay- la kullanılır. Basamakta adlı şiirde:

“- Yarın bir kıyamet kopabilir, diyordu, deniz dağlara çıkabilir, savurarak salaş is­ keleyi ve sandalı, ama madem şimdi süt­ liman, duy irip dizilerinin geçişini üstü­ m üzden sürüyerek yıldız karanlığında sarkan ağlarını. Susuyordu. Bir balık üç kez atlıyor suda. Çıt yok.”

“Elifli” (1980) O. Rifat’ın ustalığının sergilendiği, o güne kadarki şiir birikimi­ nin dışavurumudur. Farkh temaların iş­ lenmeye başladığı özgün şiirlerle dolu­ dur. Bu şiirlerde daha önce de ara sıra rastlanan alkol, ölüm, zaman, yaşlılığa öz­ gü imgeler fazlalaşmıştır bir bakıma. “Ra­ kının çıldırtan bulutu altında” Ölen: “An­ latan rakı kadehine uzanmış,/ yanı başın­ da duran kadehine: “işte böyle, diyecek, kavun almak için uzanmış ve ölm üş”. “Kaval” şiiri ise ölümün kolgezdiği dize­ leri içerir.

“Mezarlığı bir koyun sürüsüne benzet­ tiği gün

ya da ona öyle geldiği gün: “Ö lüm sü­ rüye katılmaktır”

diye yazmıştı bir kâğıda. Oysa ne me­ zarlık vardı

bu tümcede, ne kaval sesi, ne de ço­ ban.”

İlk dönem şiirlerinde güneş sıcaklığım, toprağı, deniz kokusunu, kuşu, yaprağı, böceği, hayvanı dünyanın devinimi için­ de sevecenlikle buluşturup konuşturan şair yaşama sevincini, tutkusunu her fır­ satta yinelerken “Aşık Merdiveni”nden sonra kaygılarını, korku ve zenginlikleri­ ni de yer yer sezdirmeye başlar. “Denize d önük/ pencereden bakıyor/ m utsuz/ kendini görmek için” diyerek çok sevdi­ ği denize mutsuz bakan şairin “Bir Ciga­ ra içimi” adlı kitabındaki “Fotoğraf” şi­ iri de birçoklarımızın usunda yer edin­ miştir.

“Evin en çarpıcı yeri diye duvarm orta­ sı

Güveylik resmini asmış,yaldız çerçeve­ li..

ilçede çekilmiş, ikisi de ayakta. Bir bez gerili arkada.

Boynunda kravat, sırtında lacivert ta­ kım.

Karısı gelinlik fistamyla, tel duvak ve al­ tın bilezikler

Görünsün diye sıvanmış gelinliğin ko­ lu...”

Oktay Rifat şiirinde toplumsallık “Elleri Var Özgürlüğün” adlı toplu ese­ ri ise “Şiirler” (1970 T. Dil Kurumu Şiir Ödülü) ve Yeni Şiirler (1973) olmak üze­ re üç kitabın toplamıdır.

“Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz, Düşünmek yasak,

işgücünü savunmak yasak! ”

Bu “Toplu Eserleri’inde O. Rifat hak­ tan, eşitlikten, daha güzel bir yaşamdan yana dizeler yazar. Elleri Var Özgürlüğün başlıklı şüri aydın kimliğinin özgürlük is­ temidir.

“Elleri var özgürlüğün Gözleri, ayakları; Silmek için kanlı teri, Bakmak için yarınlara, Eşitliğe doğru giden.”

Şair bu şiirinde ülkesinin siyasal

çal-OKTAY RİFAT

1

914 yilında T rab­ zon’da doğdu. Şa­ irin babası Milli K u­ ruluş Dönemi şairlerin­ den Samih Rifat’tı. İlkokulu İstan­ b u l’da liseyi A n k a r a ’ d a okudu. Ankara H ukuk Fakül- tesi’ni b itir­ dikten sonra, Maliye Bakan­ lığı hesabına üç yıl Paris’te

Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne devam etti. D önüşünde Ankara’da Basın Yayın G e­ nel M üdürlüğü’nde çalıştı. İstanbul ve Ankara’da avukatlık yaptı. 1961 ydında başladığı DDY avukatlığından 1973 lmda emekli oldu. 18 Nisan 1988’de tan b u l’da öldü.

Şiirleri

1941 -Garip (O.VeliveM . Cevdet An- day’la birlikte)

1945 -Güzelleşme, Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler

1952 -Aşağı Yukarı

1954 -Karga ile Tilki (1955 Yeditepe şi­

ir armağanı) 1956 -Perçemli Sokak 1966 -Elleri Var Özgürlüğün 1969 -Şiirler 1973 -Yeni Şürler 1976 -Çobanıl Şiirler

1979 -Bir Cigara içimi (1980 Sedat Si avi Vakfı Ö dülü)

1980 -Elifli

1982 -Denize D oğru Konuşma 1984 -Dilsizi ve Çıplak (1984 Behçet ecatigil şiir ödülü)

1987 -Koca Bir Yaz Oyunları

1961 -Birtakım insanlar (1960’ta oy­ nandı)

1966 -Kadınlar Arasmda Oyun içinde Oyun Atlar ve Filler Çil H oroz

Zabit Fatm a’nm Kuzusu Yağmur Sıkıntısı Dirlik Düzenlik Romanları

1976- Bir Kadının Penceresinden 1980 -D anaburnu (1981 M andaralı Roman Ödülü)

1982 -Bay Lear

! t

kantısı içinde yalnızca toplumsal çelişki­ leri, haksızlıkları fotoğraflaştırmakla kal­ maz, dünya görüşünü de açıkça belirler. Daha önceden de yer yer mitolojiden ya­ rarlanan Rifat, Agamemnon başlıklı uzun ve destansı şürlerinde de mitolojik olay­ ları güncel yaşama uyarlar.

Şiirlerde (1969): “İnsancıl koyun bu, iyimser yaratık;/ Yürür, tarihsel denge­ sinde ovanın. ” dizelerinde olduğu gibi in­ sanı ve tarihi sorgular. Yerle G ök’de

“H ani gök vardı, H ani yer vardı, H ani gökle yer vardı!

H ani nerde herkesin ekmeği?” sorularla ekmeği, emeğin değerini araş­ tırırken, “G ece G ündüz”de de

“Bakıyorum, ne yeteri kadar ağacım, Ne çakılım, ne insanım yeteri kadar. Türlü giysilerle çıplağım, üşüyorum. Bakıyorum yalnızım, bir türkü sadece O ndan, ondan işte bu türkü gece gün­ düz.”

insan olmanın türküsünü söyler. Şiirle­ rin 2. Bölümünde ise Metin Eİoğlu’ya it­ haf ettiği “Az Gelişmiş” şiiriyle: “Geri kalmak, toprağın düşmesi sabanla;/ Ç e­ liği kâğıt gibi doğramak dururken,/ Ü tü­ lemek zamana.” geri kalmışlığın üzüntü­ sünü çeker. “Özgür sofrada kardeşçe ye­ nen/ Ekmek için, ekmeklere” doğru” dü­ şünen şair “Güller”i görünce de: “Sen mi o gülleri takındın, Güzel,/ Yoksa o güller mi seni talandı!” dem eden de geçemez. “Eski ölülerin köyüne doğru,/ Baştan söy­ ledim eski şürleri” diyen O. Rifat: “Bura­ ları rüzgâr, buraları yağmur,/ Sol om uzu­ na güneşi asmadan gelme! ” dizeleriyle de içinde bulunduğu mevsimi betimler, gü­ neşe özlem duyar.

“R üzgârlıdaki şiirlerde yer yer buna­ lan, ürken, kaygılanan coşkusunu tüm ­ den yitirmese de yaşama ve olaylara toz­ pembe bakmayan bir şairin iç dünyasıyla karşılaşıyoruz. “Boş, boş! Sevgiler ucuz, kitaplar nafile!/ Yel aldı hepsini harm an­ da birer birer.” ya da “Bakarsın düş dü- şüverir içine./ Bakarsm kapı çalınır biri gelir,/ Elimdeki elmayı yer.” dizeleri gibi “Ufaldın, ufaldın, ufaldın karanlıkta,/ Za­ vallı ozanım, ateşböceğim benim .” diye­ rek yılgınlığını anlatır.

“Ağzımm tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, H ep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum .”

“Şiirler” dönemi ölümlerin, öldürmele­ rin, hapishanelerin gündem de olduğu, birçok aydının ağzının tadının bozuldu­ ğu, tutuklanıp, işkence gördüğü dönem ­ lerdir. “Ağıt” şiiri: “Kopardılar dalından yemişi, Çiğnediler nalçalı topukla” dedi­ ği baskının kol gezdiği soluk alınmaz gün­ lerdir. Resim yapan, oyun yazan, dize d ü ­ şünen şair birçok aydık gibi “kurudu göz­ lerimin sevinci” der. Yılgındır “Korkum­ dan geçenlere benziyorum, yorgunum / ... / Güzel günlerin yonuları, unutul­ m uş,/ Körelmiş, bakmıyorlar artık aydın­ lığa” dizelerinin yer aldığı Uysal bir Kö­ pek şiirinde de korku ve umutsuzluk yıl­ gınlıkla belirginleşir.

“Rüzgârlı imgelere kurdum çadırı Göklerimi yaşıyorum delibozuk Dağ yollarından denize iniyorum Taşm yalnızlığı içindeyim, diri. Sütün beyazlığı içindeyim, duru.” Rüzgârlı adlı şiirinde bir bakıma bu di­ zelerle tanıtır kimliğini. Başkalarına sun­ duğu güzelliklerde hem diri hem duru olan şair: Nara Benzerdin”de “Nara

(4)

zerdin bir zamanlar, çoktun: N ’oldu/ Sa­ na! Kırk atlı çıkardın dağa, yüz atlı/ İner­ din dağdan. Kurşun bitmez tabancanda,/ Atım şahlanır, kırbacın ıslık çalardı” di­ zeleriyle gençlik günlerini anarken, G ü ­ neşin Kuşları’nda “aşkları, yalnızlığı, de­ rinliği” düşürür. O nun penceresinden gözlediği “sen” dediği şey um uttur,di­ rençtir. “Sen benim penceremde olma- san./ Geçmesen önüm deki sokaktan,/ İnan ki bitmişti.... ”

Kitapla rında şair ve edebiyatçı dosda- n; C. Sıtkı, O. Veli, M. C. Anday, C. Ça­ pan, M. Eloğlu, A. Erhat’ı anan O. Rirat “Yeni Şiirler”inde gerek söyleyiş, gerek dize güzelliği, anlam zenginliğiyle 1.11.Yeni şiir anlayışlarıyla yoğrulmuş, çağdaş şiirimizin kapılarını aralamış bir usta olarak şiirler sunar. “Benim gözüm her seferinde gökyüzüne gider,/ Ben gök­ lere bakarım ta içine kadar.” Artık şiirin ta içine bakıyordur şair uçsuz bucaksız maviliği içinde. “Eskidim sana, bir min­ tan kaldım, yamalı;/ Kullanmaktan, sev­ mekten geceli gündüzlü.” Evet, O. Rifat sevmekten yorulmuştur. Yaşamı, kadınla­ rı, sokaktan geçenleri, emekçileri, gökyü­ zünü, bulutu, denizi....Sevmeden bunca ürün bunca güzellik nasıl gelirdi bu zama­ na?.. “Oktay Rifat’ın Varlık’ta Şubat sa­ yısında “Mısır D önüşü” adlı bir şiiri çık­ tı ki sür işte. Son yıllarda O. Rifat benim için başta şair” bu sözler çok değerli şa­ irimiz Behçet Necatigil’in sözleri (Bile Yazdı).

“Ki dönsün fırıl fini yer gök ve saray, Arap, Acem mülkü bütün, diyar-ı Rum!

Ayna tut, yüzümü görmek istiyorum! ”

Yıllar sonra Oktay Rifat’ın yüzüne ay­ na tutuyoruz işte. Buğday kadar ekmeğe, ekmek kadar insana yakın diri ve duru...

“Uzak geldim, uzağa gidiyorum Ak bir çizgi ardımda, değirmende Övüttüğüm güzel buğdayın izi” Büyük ustanın diliyle, yüreğiyle, gözle­ riyle derininde övüttüğü “Ak çizgi”ye say­ gıyla... ■

Kaynakçalar

I - Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üs­ tüne Şürler (Toplu Eserleri Adam Yay. Bi­ rinci Basım: Eylül 1982)

1- Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üs­ tüne Şürler (1945)

2- Güzelleme (1945) 3- Aşağı Yukan (1952) 4- Karga ile Tilki (1954) 5- Perçemli Sokak (1956) 6- Aşık Merdiveni (1958)

II- Elleri Var Özgürlüğün (Toplu Eser­ leri Adam Yay. 2. Basım: Ekim 1994)

1- Elleri Var Özgürlüğün (1966) 2- Şiirler (1969, Türk Dil Kurumu Şür Ödülü)

3- Yeni Şürler (1973)

III- Çobanıl Şürler (Toplu Eserleri, Adam Yay. 1. Basım: Temmuz 1983)

1- Çobanıl Şiirler (1976)

2- Bir Sigara içimi (1979-1980 Sedat Si- mavi Edebiyat Ödülü)

3 - Elifli (1980)

IV- Ansiklopedik Edebiyat Sözlüğü - Seyit Kemal Karaalioğlu

V-

Yirminci Yüzyıl Türk Edebiyatı- Mahir Ünlü, Ö m er Özcan

DERGİLERDEN-YAZARLARDAN

Oktay Rıfat'la ilgili

ustaların

değerlendirmeleri

“Şu da söz götürmez ki O. Veli Ka- nık’ın dü kıvraklığına bugün en yaklaşan O. Rifat’tır. Deyimleri, tekerlemeleri söz­ leri, şürimizde en güzel o kullanıyor. Bu dille akimı değil de gönlünü dinleyerek yazdığı şiirler birinci sınıf şeyler..”

Orhan Burian

Denemeler Eleştiriler, 1964

Oktay Rifat kelimelerle oynamakla be­ raber şiir duygusu kuvvetli olan orijinal bir şairdir. “Perçemli Sokak”ta, o, insa­ na dünyayı yeni bir ışık içinde gösteren ve derin düşünceler telkin eden mısralar yaratmıştır. O nun en büyük meziyetle­ rinden birisi, peşin, basmakalıp fikirle­ rini şürine sokmayışı, yaratıcılık kabili­ yetini serbestçe kullanışıdır.

Mehmet Kaplan

Şiir Tahlilleri 11, 1965

“Birkaç yıldır beni en çok dolduran şair Oktay Rifat oluyor. Yıllar bu özlü şa­ iri yıpratamadı. O nun kargalar, tilkiler tuzağından kurtulup bilgeliğe, yani şi­ irin kurum az kaynağına varmış olması, beni çok sevindiriyor. G ünün eğilimi b i­ zi kolaya ayartır; gün nedir, gün ufkun

büyüklüğünde yatar. O ktay Rifat bunu anladı; şiirin uzun yüzyıllar boyu bir m e­ caz işi olduğunu, güncele ve gündelik yaşantılarımızın ancak mecaz potasında sonraki zamanlar için dayanıklılık kaza­ nacağını, polat boyutlar kazanacağını bi­ liyor. Şiir, zamana mecazla meydan okur. Mecaz denilen Türkçesi bile henüz tek sözcükle verilemeyen bu çok yönlü ha- zineyi.Oktay Rifat cöm ert usta bağışlı­ yor... Örneğin “Sokakta” şiiri. Ben bu şi­ iri, bir hafta öğretmeni olduğum sınıfta bir ders boyu açıkladığımı, açıkladıkça açıldığımı, ¿olduğum u hatırlıyorum .”

Behçet Necatigil

M illiyet Sanat Dergisi, 3 Kasım 1972

“Beş duyunun şairidir Oktay Rifat. İlk şiirlerinde b ü tün bü tü n e öyledir. B en’in doğal çevre karşısında bir yerde tansıma- ya dönüşen ilk şaşkınlığı içindedir. Alay­ dan çok sevinç içinde. Nesneleri en çok sevinç uyandıran yanlarıyla görür, izle­ nimleri eksiltili (elliptik) bir dille dışarı vurulur.”

Cemal Süreya

Şapkan Dolu Çiçekle, 1976

“O ktay Rifat’m şiirlerindeyse, uyum, hangi dönem i olursa olsun, önde gelen değerdir. Ü stünde durm ak da gerekirse, yine diyebiliriz ki, devingen, değişik ses grafiklerini içeren, çok sesliliği oluştur­ muş bir uyum dur bu...”

Sabahattin Kudret Aksal

Cumhuriyet Gazetesi 3 Mayıs 1988 1) Kaynakça: 20.Y.Y.T. Edebiyatı Mahir Ünlü- Ömer Özcan

Günümüz edebiyatçılarıyla şair hakkında söyleşiler

Şükran Kurdakul

- Sayın Şükran Kurdakul, edebiyat ta­ rihçisi ve şair kimliğinizle Oktay Rifat şiiri ile ilgili neler söylemek istersiniz?

- Şiire ilk başladığım yıllardan ölüm ü­ ne değin izledim O ktay Rifat şiirini. Edindiğim ilk kitabı sanırım “Yaşayıp Ölm ek, Aşk ve Avarelik Ü stüne Şiir­ l e r d i . Nâzım H ikm et’imizden sonra “G arip ” hareketinin öncülerini tanımak ayrı b ir keyif veriyordu bana. O. Rifat’ın bu dönemdeki unutamadığım şiirlerin­ den biri de “Bir Otelin iki O dası” ile “Uludağ’da Sokak Satıcılaradır. “Yap­ rak” döneminde daha çok ince yergi öğe­ lerine dayanan toplum sal şiirler yazdı O ktay Rifat.Bir okunuşta algılanan ama okunduğu zaman tükenmeyen şiirlerdi onlar. Güncelliğini yitirmeyen....

“Karga ile Tilki”nin ağır ceza mahke­ mesinde yedi buçuk yıl istemiyle yargı­ lanması bu özelliğinden ötürüdür sanı­ rım. 1960’lı yıllarda daha çağcıl bir O k­ tay Rifat şiiriyle karşılaşıyoruz. Kişisel olanla toplumsal olan iç içe bu şiirde. Doğasal yansımalar Cumhuriyet dönemi şiirinde rastlanmayan imgelerle dokunu­ yor. Çok geniş bir açılmanın etki alanın­ da buluyorsunuz kendinizi. Sürekli de­ vinim ve sezdirmelerle, duyumsatmalar­ la derinden etkiliyor sizi.

Özledikçe okuduğum bir şair O. Rifat.

Vedat Günyol

(Yazar, çevirmen):

- Sayın Günyol, Oktay Rifat yakından tanıdığınız bir şairdi. Bu tanışıklığınızla ilgili anılarınızdan söz etmek ister misi­ niz?

- 1937 yılında Paris’te (Öğrenci Mahal­ lesinde) Süroik adlı Ermeni kadının işlet­ tiği lokantada C. Sıtkı ile birlikte üçümüz bulunuyorduk. Bu benim için büyük bir muduluktu. 2. Dünya Savaşı’run başlan­ gıcında üçümüz de ayn ayrı yurda dön­ dük. Dostluğumuz daha çok b u dönem­ de İstanbul’da pekişti. Gerek Sabahattin Eyuboğlu’nun evinde gerek “Yeni Ufuk­ l a r ı n yönetim yerinde sık sık buluşur ol­ duk.

O. Rifat’ın çok taşlan bir zekâsı, kap­ samlı bir dünya görüşü vardı. Şiirlerinde Batıyı ve Doğuyu kaynaştırdı. Fransız ede­ biyatıyla Türk halk edebiyatım ustaca bir araya getiren Oktay’ın şairliği de burada belirginleşti. G arip üçlüsü içinde Orhan Veliye büyük sevgim ve saygım bir tara­ fa katıksız şairdi Oktay. Son dönemler­ inde ciddi rahatsızlıklar geçiriyordu. Bu dönemlerinde sık sık yanında oldum, doktora götürme görevini üstlendim. Bu oldukça yakışıldı, zeki ve derin kültür bi­ rikimine sahip güzel insanın cenazesinde hayranlarıyla birlikte onu uğurlarken içim o günkü gibi hâlâ sızlamaktadır.

Alpay Kabacalı

(Türkiye PEN Kulübü Başkanı, araş­ tırmacı, yazar)

- Sayın Kabacalı bir araştırma ve ince­ leme yazarı olarak Oktay Rifat şiirini kısaca özetlemenizi rica etsem...

- ilk dönem inde G arip akımı içinde yer alan O ktay Rifat bir ara toplumsal şi­ irler yazdıktan sonra 2. Yeni hareketi içe­ risinde yer aldı. Perçemli Sokak’tan son­ ra öz ve biçim arayışlarına yönelerek, yo- ğun-damıtık bir şiire ulaşma çabası için­ de oldu.

Eray Canberk

-Sayın Eray Canberk, Oktay Rifat’ın yaptığı çeviriler ve bu çevirilerin şiirle­ rine etkisinden bahsedebilir misiniz?

Oktay Rifat ve Eski Yunan, Latin ve Fransız Şiiri

-Oktay Rifat 1930’lu yılların sonların­ da öğrenim için gittiği Fransa’da Dada ve G erçeküstücülük akımları henüz h ı­ zını yitirmişti. Breton, Eluard, Aragon, Desnos gibi şairler kendi yollarını çiz­ miş ustalar olarak belirginleşmişlerdi. Oktay Rifat’m, 1940’ta yurda döndükten sonra arkadaşları ile birlikte çıkardığı G arip (1941) adlı şiir kitabındaki şiirle­ rinde daha çok Fransız şair Prevert h a­ vası sezilir. Oysa Prevert Dada ve G e r­ çeküstücülük anlayışlarının uzağında kalmış bir şairdir. O ktay Rifat’m öteki şa­ ir arkadaşlarında da (Ö rhan Veli ve M e­ lih Cevdet) aynı hava sezilir.

O ktav Rifat’m 1940lı yıllarda Fransız şairlerden çeviriler yaptığı bilinm ekte­ dir. İlk baskısı 1947’de yapılan Fransız Şiiri Antolojisi’nden çevirileri yoktur ama daha sonra yayımlanan Batıdan Şi­ irler (2. baskı 1963, Yeditepe Yayınları) Oktay Rifat’m çevirileri yer alır. Rifat’m çevirdiği şairler şunlardır: Aragon, Elu­ ard, Prevert, Soupault, Supervielle, Ver- det.

Daha sonraki yıllarda Oktay Rifat’m Eski Yunan ve Latin şiirine ilgi duydu­ ğu görülür. Latin şiirinden yaptığı çevi­ rilerini Latin O zanlarından Çeviriler (1963) , Eski Yunan şiirinden yaptığı çe­ virileri de Yunan Antologyası/Seçmeîer (1964) adlı kitaplarda topladı. Çdviri uğ­ raşını ya tek başına ya da oğlu Samih Rı­ fat’la ortaklaşabep sürdürdü ve özellik­ le Fransız şairleri çevirdi. Hemen hemen hep çağdaş Fransız şairlerden çeviriler yaptı. Yukardaki adlarajean Follain’i de eklemek gerekir.

O ktay Rifat’m 1970’li ve daha sonra­ ki yıllarda yayımladığı şiirlerinde Latin şairlerinin etkisi görülür. Adının yarattı­ ğı çağrışım b ir yana Çobanıl Şiirler (1976) Latin şiirinin ölçü ve biçim maz- butluğu içindedir. Doğa düzeninden kaynaklanan bir bilgelik, betimleme, do­ ğa karşısında hayranlık bu şiirlerin en belirgin özellikleridir. Rifat’ta Latin şiiri­ nin etkisi alıntılar biçiminde kesinlikle değildir. Oktay Rifat şiirinin kişiliği için­ de Bir yeniden söyleyiştir. ■

S A Y F A 6 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 4 6 4

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Conclusion: The results of this study have presented that ghrelin may have a decreasing effect on pain threshold in mice.. Further studies are needed to determine the mechanism

K on­ serde musikî zevkîni bı­ rakabilip edebiyat hata­ ları araştırmasını bece- rememek, belki bu be­ nim bir noksanımdır, fa­ kat işte nedense insan için

Bu araştırma bize düşük öyküsü, kürtaj öyküsü, iç çamaşırların yıkanması, devamlı ara bezi kullanma, idrar sonrası temizlik, adet gününde kullanılan materyal, aile

Araştırmacılar dişilerin bu ötüşünün yavruları ya da yumurtaları tehlikeye atıp atmadığını öğrenmek için yapay yu- valar ekleyip içine yumurtalar yerleştirdi

Sivrac Kontu’nun 1790 yılında ortaya çıkardığı bu ilginç yü­ rüyen oyuncağını aradan yir- miyedi yıl geçtikten sonra bir başka Fransız soylusu Baron

Hürriyet gazetesinde : «İstanbulu korumadığımız için Avrupa bizi suçluyor» başlıklı çı­ kan yazıda; Dünyanın en ünlü mimari dergisi olan Architectural

[r]

1947’de Yıldız resim seminerinde Şeref Akdik ve İlhami Demirci’nin Gazi Eğitim Enstitüsünde Refik Epikman ve Malik Ak- sel’in öğrencisi oldu.. Altı yıl