fT
n s o t f r
O C A K
1 9
9
9
□ Fethi Naci bu haftaki yazısında Zer
rin K oç’un “Aşkın Selamı Var” ındaki
öyküleri eleştiriyor ...
3.sayfada
□ “ Cennetin Dilleri” nin yazan M aurice
O lender’in bir konuşm ası...
8. sayfada
OGüttekin Emre, Adnan Binyazar’ın iki
kitabını değerlendirdi... ...
10.say fada
□V. Tim uroğlu, M. Buyrukçu’nun iki
romanını değerlendirdi...
12.sayfada
Cumhuriyet
s ıÖlümünün 10.
yılında
i
Oktay
RHat
PEN Yazarlar Derneği nin düzenlediği
Edebiyat Yapıtları Resimleme
(İllüstrasyon) Yarışması’nda Başarı Ödülü
“Dede Korkut Öyküleri” resimlemesi için
Nazan Erkmen’e verildi. Yarışmanın
Semih Balcıoğlu, Ferit Edgü, Bülent
Erkmen, Alpay Kabacalı ve Gürol
Sözen’den oluşan seçiciler kurulu
birincilik ödülüne değer yapıt bulamadı.
PE N ’in Abidin Dino’nun 3., Oktay
Rifat’ın 10., Bedrettin Cömert’in 20.,
Halikarnas Balıkçısı’nın 23. ölüm
yıldönümü dolayısıyla bu sanatçılar
anısına düzenlediği yarışmanın ödülü 12
Ocak günü düzenlenecek törende
.
verilecek. Törende ayrıca adı geçen
sanatçılar da topluca anılacak.
Başarı ödülü’nün sahibi Nazan Erkmen,
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi Grafik Bölümü’nde Öğretim
Üyesi olarak görev yapıyor.
Bu anma toplantısı nedeniyle ölümünün
10. yılında Öktay Rifat’ı diğer
yazarlarımızı saygıyla anıyoruz.
ARİFE KALENDER
“Şarabım bir sabra erişmiş küpte, Bir elim ay, bir elim körpe güneş, Bir göl gibiyim akşamlara dönmüş, Yıldızları kendinden daha dipte.”
UT)
ir eli ay, bir eli güneş”te olan, yüreği insan için r “^ çarparken şiir atmı sabırla eğitip, imgeyi şa-jL J raplaştırarak engin birikimiyle şürimizde ka pılar açan O ktay Rifat şürine girdikçe, en dipteki ışıl tılara, zenginliğe şaşırmamak olası değil.
Çocukluğumuzun kitaplarında yalnızca 1. Yeni adı altında O rhan Veli ile Melih Cevdet Anday’la birlikte adını öğrendiğimiz (hangi yeni, nasıl ve niye yeni soru larını da sormadığımız) yeni şiir anlayışının kurucula rından biri şair Oktay Rifat...
1914 vılında, Milli Kurtuluş dönemi şairlerinden Sa- mih Rifat’ın oğlu olarak Trabzon’da doğan Oktay Ri fat, yazın dünyamızda şiirleriyle çığır açtığı kadar, oyun
yazarlığı, ressamlığı, çevirmenliğiyle de sanatm diğer dallarında da etkili olmuştur.
İlk şiirlerinde ressam bakışıyla tüm ayrıntıları belir leyerek yaşamdaki görüntüleri fotoğraflaştıran O. Ri fat, sözcük dağarcığının genişliği, halk ddini kullanma daki ustalığıyla okuyucuyu şaşırtır. G ünlük, anlık, d u ruşlar göz önüne getirilirken ironiyle de okuyucu gü lümsetilip, şaşırtılır.
“Uçaklar gelecekmiş Korkum yok benim Kâğıt gemilerim Kurşun askerlerim hazır Hem bunlar bozulursa Babam yenüerini alır”
diyen şairin ilk kitaplarının toplandığı: “Yaşayıp Ö l mek Aşk ve Avarelik Üstüne Şürler” adlı (1945-1962) eserinde oldukça fazla halk şiiri öğelerine rastlanır. M a sallardan, destanlardan, türkü ve manderden yola çıkan O. Rifat halk dilinin tüm yollarını kullanarak yaşadığı
dönem den kesitler sunar, yaşanmışı yaşanana uyarlar: “Oktay der ki m or kalemim bir tane
Güzeller emrine gelmiş cihana Gayrı elâ gözlüm olsun bahane Haydi kalem nazlı kalem m or kalem ”
dizelerinde olduğu gibi birçok şiirinde: “bülbül, ca- nevi.yâr, has bahçe, mevlâ, dest kalem, şerbet, gönül,elâ göz vb. gibi sözcüklerin yanı sıra def vurup saz çalmak, remd atmak,ölen ile ölmek, ciğerinin kanaması, boyun burm ak, derdin tazelenişi, Halil İbrahim bereketi, aya ğına düşmek, imdada yetişmek, iki dirhem bir çekirdek, yol yordam bdmek, bulunmaz hint kumaşı, her telden çalmak vb... deyimleri kendi söylemi içinde sıkça kul lanmıştır. Birçok şiirinin son dörtlüğünde O ktay derki (mahlas) ifadesini kullanışı da halk şiirinin göstergesi dir.
“Güzellem e” (1945) adlı kitabında da daha sonraki kitaplarındaki şiirlerde de 12’lik hece ölçüsüyle şiirler yazan O. Rifat biçem ve ses olarak eski şiirin kurgu
Kapak konusunun devamı... layışım, uyak ve cinasını birçok
şiirin-- gıy adlı kitabında on dört sayfa suren
T
bul Şiiri”nde ve “Fadik ile K uş” (beş sa; de kullanırken “A şağıjukarı” (1952)
“îstan-.
ay-fa)da masal, destan öğelerinin yanmda gerçeküstü anlayışla tekerlemeler, yinele meler ve konuşma dilinden yararlanarak uzun şiirleri dener. Bu şiirler yer yer semt ve şahısların adları ve görüntüleriyle düz yazı, konuşma, açıklama ve anlatılarla sü rer. Ağaç konuşur, Fadik konuşur. “ Yerik yemezik yerik” gibi yöre söylemlerine rastlandığı gibi “Şu yukarda lafı geçen kuş/ Kaptığı gibi Fadik V Gak deyince et/ G uk deyince su/ yerden yedi kat arşa ka natlandı o hızla..” dizeleriyle de masalı gerçeğe uygular. Bu şiirlerin gerek uzun luğu, gerek biçemi, gerekse kullanılan di li şairin oyun yazarlığının, teatral yazımın ipuçlarını verir. Yine İstanbul şiirinde de “şıngır m ıngır”, tekerlemeleriyle “Elini öpeyim beyim / ayağını öpeyim beyim ” yineleme ve pekiştirmelere sık rastlanır. Günlük hal hatır sormaları, selamlaşma lar ve yan argo şakalaşmalar da bu şiirler boyunca kullanılmıştır. “İşim acele d e/ Ne var ne yok/ Berber nasıl/ Kedi nasıl/ Komşular ne âlemde.”
“Karga ile Tilki (1945) şairin Yeditepe Şiir Armağanı alan bir kitabıdır. Bu kita bındaki çoğu şiirler (Bulut, Telefon, Eli mi G ördüm , H ürriyet ve Karga ile Tilki) ironinin, erotizmin, öne çıktığı destan söyleminden yararlanılmış (Aldı Esma Bacı-Aldı Bulut) halkın özlemini, yaşayış
Ölümünün 10. yılında
Oktav Rıfat
biçimini, emeğin ve hakkın bölüşümünü doğa görüntüleriyle süsleyerek okuyucu ya sunduğu ürünlerdir. Tilki ile Karga’nın öyküsü öğrendiğimiz biçimde bitmez. “Raviyan-ı ahbar, münakalan-ı asar riva yet ederler kim, tilki peyniri olduğu gibi yutmamış, ne hikmetse, cık kadannı yine kargaya sunm uş.” Bu şiirlerin çoğunda ağaç kuşa, kuş ota, ot insana ulaşmaya ça kşırken çıkar çelişkileri, yaşam sevinçle ri, yardımlaşma ve ayrışmaları gerçeküs- tücü yaklaşımla anlatılmaya çalışılır. Bu bağlamda Oktay Rifat şiiri gözlemleyen, görünmeyen, ya da göre göre alıştıj
iğin k;
gördüğünü gösteren özelliğinin yanı sıra, alış
ı sur de “Canım ciğerim mavi gök/ Bu hüı
iğimiz dıirür, gerçeğin karanlık tarafını da düşündürür, algılatmaya çalışır. “H ürriyet” adlı şiirin yet bize çok/.... / Bize yaraşır/ Bize uy gu n / Bir hürriyet gönder) derken özgür lüğe alışmamış, onu tanımlayamayan to p lumun yaşamdan beklediği somut
şeyfe-3 1 ...;... 1
ri gülümseterek duyumsatır. “Şimdi” baş lıklı şiirde ise tarihler ve aylar kullanılmış tır. (Uğurlar Olsun 1952/GüleGüle) “Te lefon” şiiri:
Çocuklara bakma dayanırım Gide gele çoğaldım halkım ben artık Dağ taş kalabalık kalabalık
Satar mıyım onları onlar da çocuklarım Ben kadınım çocuklarımla varım Telefon nafile açmam seni Söylemez dillerim yarınla bağlı Tutmaz parmaklarım kocamdan belli Telefon benimki de analık
“Belki korkmuş belki de susamıştır/ Geceleri su içmeye alışık/ Çorap öyle mi giydirilir don öyle mi bağlanır/ Gömleği bir tuhaf sarkıyor arkasından” diyen
ana-K O O RİRT.VZ
ların “Hatırlayın onların vahşetini” kor kusuyla kesik kesik çalan telefon sesinde ki ürpertiyi sezdiren, analığın vahşet ve kı yımlardaki çığlığıdır... Yine “A hm et” şi irinin birçok dizesi de şiir okuyucusunun dilinde ve belleğindedır.
“Büyük balık küçük balığı yutar demiş ler
Bok yemişler
O nu sardalyeler düşünsün Sen balık değilsin ki Ahmet Mek parmak mek parmak daha Sonu selamet”
O. Rifat yaşamın içindedir hep. Bazen balıkçıların yanmda denize yakın, bazen- bir bulutun altında, karıncalar, kaplum bağalarla üstündedir toprağın. N erede
okktytiSat
Koca Bir Yaz / Denize Doğru
Oktay Rifat Konuşma/ Oktay
/Adam Yayınları / Rifat /Adam 127 s. Yayınları / 142 s.
Dilsiz ve Çıplak /
Oktay Rifat /Adam Yayınları / 141 s.
Çobanıl Şiirler / Yaşayıp Ölmek Aşk ve Çileri Var
Oktay Rifat Avarelik Üstüne Şiir- Özgürlüğün/
/Adam Yayınları / 1er/ Oktay Rifat /Adam Oktay Rifat /Adam
255 s. Yayınları / 250 s. Yayınları / 289 s.
Seçme Şiirler/
Okı '
Şiir Konuşması/
\tay Rifat Oktay Rifat /Adam Yayınları / /Adam Yayınları /
87 s. 355 s.
Yağmur Sıkıntısı/
Oktay Rifat /Adam Yayınları / 322 s.
Danaburnu / Bir Kadının
Oktay Rifat Penceresinden /
/Adam Yayınları / Oktay Rifat /Adam 199 s. Yayınları / 191 s.
Bay Lear / Oktay
Rifat /Adam Yayınları / 222 s.
hangi görüntünün içinde olursa olsun di linde halkın sözleri, gönlünde onların kahramanları ozanları vardır. (Sağımızda Pir Sultan/ Abdallarıyla rüzgâr gibi/ So lumuzda Köroğlu/ Kırk atlısıyla dolu diz gin...) dizeleriyle yönünü, yüreğinin kay naklarını göstermek ister. Kendi bedeniy le de barışıktır. (Su içerken elimi gördüm / Pem be delikli usulca tüylü/ D edim ki m erhaba merhaba elim...)
O. Rifat 1954 yılma dek yazdığı şiirler le şekil olarak hececileri izlese de kısa şi irleri, ironisi, günlük konuşma dili, düz yazı şiir anlatımları tekerlemeler, söylen ce biçemleriyle yeni şiirin öncülüğünü gözler önüne serer, ancak Eza şiirinde “Bu gördüğüm rüya bu billur mahfaza/ N edir bu içinde yıldız dolu sular/ Ve mer can dallarında aydınlık balıklar/ Sular dan içime yayılan bu eza.” dizelerinde Ahmet Haşim şiirine, “H alka” adlı şiirin-ık isti-ga/ Kuşlar dönüyor b; __ den/ Sahil bir çizgidir üzüntüden/ Ve git-de git-de çağdaşı şair: “Beni mi boğma! yor dalga/ Kuşlar dönüyor başımda ne-tikçe daralmada halka” dizeleriyle de Ca hit Sıtkı söylemine yaklaşır. Paul Valery’e Ağıt’ta:
“Herkes için doğruyum öm ür dışı Bir kuşum belki de hiçten kanatlı Ben özü âlemin ben mihenk taşı Heybesinde yıldız kaçıran atlı” şiirinde de Batı şiirinin etkileri sezinle nir. Karısı Türkân için yazdıklarının yanı sıra, şiir yoldaşları M. Cevdet Anday ve O rhan Veli doğal olarak dizelerinde yer alır. (Karım daha dün girdi hayatım a/ Kim var bana ondan yakın/Ne Melih ne Cahit işte yalnızım/ Tenha iskelesinde Üs küdar'ın) derken “Ağıt”ta da:
“Ö f ne kötü dünyaymış Bir O rhan Veli varmış Gel gel kardeşim Orhan Benim ellerimi al Benim gözlerimi kullan”
diyerek arkadaşmın ölümüne duyduğu üzüntüyü duyumsatır.
“Uykusuz camların kırmızı boynuzlu öküzü ellerimi yaladı mı yemyeşil kesili rim. Alnımın kuşlan havalanır. İçim dışım le görünmeye başlar. Başkaları seyri- dalmış ne fayda, ben mühürlerin yal-me
mzlığmda erir giderim. ” XVII başlıkh şi irinde görüldüğü gibi “Perçemli Sokak” kitabıyla söyleminde, sözcükleri kullanı şında farklılıklar göze çarpar, gerçeğin çıplak görüntüsü, sözcük ve dizelere baş ka anlamlar yükleyerek çağrışımlarla zen ginleştirilir. Nesneler ve durum lar farklı sesler ve renklerle duyumsatılmaya çalı şılır. Bu kitabın ilk bölümünde: “H albu ki kelimeleri kullanmak, göz önüne bir takım görüntüler getirmek, gerçekle oy namak, gerçeği kurcalamakla birdir. Ke lime bu bakımdan bizi resmin çizgisin den, renginden, musikisinden sesinden daha çok gerçeğe yaklaştırır” diyen şair gerek “Perçemli Sokak”ta (1956) gerek se “Aşık Merdiveni”nde (1959) kullanı lan dilin boyutlarını genişletmeye başlar. Bu şiirlerinden başlamak üzere denebilir ki O. Rifat şürlerinin 2. Evresinde 2. Ye ni şiir anlayışının kapılarım açmıştır. “P. Sokak” kitabında şiir adları yerine rakam lar kullanılırken hece ve halk şiirinin özel liklerinden uzaklaşan şair kısa şiirleriyle yeni söyleşiler dener. “X X X I” başlıklı şi irinde “Köşebaşını tutan leylak kokusu/ Yakamı bırak da gideyim” derken “X X X I” şiirinin sonunda “Eski ellerim kim bilir neredeler şimdi?” sorusunu
so-O. Rifat “Aşık M erdiveninde de düz yazı şiir, kısa şiirlerle aynı biçemi aynı söy leyişini sürdürür.
“H er ağacın arkasından karşıma siz çık tınız
Öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnız
lıktan '
S A Y F A 4
C U M H U R İ Y E T K İ T A P
SAYI 464
Rüzgârınız esiyordu dağ taş deli gibi Savruldu kulelere dayadığım merdi- ven
“Seni İniyorum” şiirinde: “Bir sen var sın senden ö te/ Seni geçiyor/ Seni gidi yor” dizeleriyle içseluği genişleten şair “Yaylada”da:
“Bizim orda, güneşle aydınlanır ev, baş ka yağmur bilmeyiz. Güneşle oynar ço cuk, başka çember bilmeyiz. Güneşi bö ler ağaç, güneşi meler koyun, güneşi sü rer saban, başka çalgı bilmeyiz. Yaz gelin ce dişi bulut ışımadan güneşe göçer köy lü, başka ölüm bilmeyiz.” şeklinde nasıl yazılırsa yazılsın, şekli nasıl olursa olsun - şiir-i, şiirin müziğini okuyucuya duyum satır.
“Çobanıl Şiirler” adlı toplu eseri şairin “BirCigara içim i” (1979-80) Sedat Sima- vi Edebiyat Ö dülü alan kitabıyla “Elifli” adlı üç kitabının toplamıdır. Bu kitabın arka kapağında: “Öyleyse nasıl türemiş tir bu şiir? Bana kalırsa, her toplumda ol duğu gibi, yeni Türk toplum unda da
do-g
l olarak ozanlar çıkmış, bunlar türlü et er altında, daha çok Batı etkisinde şiir ler söylemişler ve bugünkü şiirimiz mey dana gelmiştir. Böylece doğuştan yeni olan bu şiir, sonradan gözlerini geriye çe virerek, divan şiiriyle hele H alk şiiriyle arada sıkı bağlar kurmak istemiştir.” di yerek çağdaş şiirimizin kaynaklarını, çıkış noktalarını belirlemeye çalışmıştır.Oktay Rifat'da erotizm “Bırak ki gemi azıya almış Azgın aygırlar kısraklar gibi Çizsinler kendi yokuşlarını. Duy o baş dönmesini, devrilen Ormanı uçan dağ yolunda Tam göbeğine doğru Doğa’nın” O. Rifat şiirinde erotizm ironiyle atba- şı gider. Sokakta, bahçede-tarladaki bir çok kadın şairin şiirlerinden bakar -el edip göz süzer. Bir de “sen” dediği adsız, görüntüsüz kadınların gizil varlığını du yumsarız. “Sen” belki birçok ad, birçok yüzdür belki de olmasını düşündüğümüz biri. Ancak aşk ve cinsellik yaşamın için dedir ve O. Rifat şiirinin de ana temala rından biridir.
“Sözde
Bir şarkı tutturm uş dalgın Tövbe tövbe
Bir gözü kedilerde çıfıtın Bir gözü bende!
dizeleriyle gülümsetirken, “Aşk” adlı şiirde: “Kavaklarınıgörüyordu düşünde/ arkalarında gök/ D önüp avradına yana şıyordu/ Maviydi aşk/ aşkın rengini söy ler.
Yaşamı büyük kentlerde geçen şairin kırsal kesime özgü sözcükleri ustalıkla- kullanışı da dikkati çeker. Kesek, seki, peşkir, sundurm a, çoban, hizarcı, pek mez, sini, senet, eşek, mahzun gözlü boz kır inekleri, tuman, mintan, buğday, ko yun, hevenk, avrat, mertek, cücük, yanaş ma, çit, horoz, kasket vb... sözcüklerin şi irde kullanılışı da şairin dilimizdeki her türlü ayrıntıya dikkatle eğilişinin bu zen ginliği fark edişinin bir kanıtı olsa gerek. “Bitmez bir öpüştür yaşamak” diyen O. Rifat doğa, insan ve yaşam tutkunudur. Bu tutkuyu aşkla pekiştirir.
“Karşı avluya ne zaman dönse Dikmiş dizlerini çömelmiş Apış arasmda güllü şalvar Ak kolları dirseklerine dek köpük Koca leğenin önünde
Körpe gelin çamaşır yıkar...”
dizeleriyle görüntüyü yakınlaştırırken, “Sağnak”ta: “Tane tane konuştu ilkin so nunda boşandı sağnak gibi/ Kınalı ku zum benim / “Kekliğim”de de kadının
C U M H U R İ Y E T K İ T A P
SAYI 464
sustuğu acıları duyumsatır. “Gitme, di yordu,gider yalnızlığımı, sarıl bana, sıkı sarıl,/ Ko beklesin patatesler ambarda, üzüm çardakta! ” dizeleri de susturulmuş kadm cinselliğinin yakarışıdır. “Şiirler” adlı çalışmalarında da mercimek ayıkla yan,çorba suyu kaynatan, yaşmak altın dan bakan kadınlar “Sen”leşir. “Senin ne varsa bir kez sana değen,/ Eski sokak, gökyüzü ve fesleğen”
“Bir sen yürürsün sokakta, yürürken; O turursun koltuğa, oturunca. Su bir senin bardağında en çok su Bir senin kolların bileziklidir. Bir senin ağzın dudaklı ve sıcak. Bir sen memelisin, ince bellisin. Başkaları gitmiş olur, gidince, Bir sen yakınsın uzakta kalınca” “Sen ve Başkaları” adlı bu şiirde sevgi liye duyulan aşk onu görmediği zaman da “Yüzüne bakmadığım zaman/ Başka gö züm var seni gören” dizeleriyle farkh b i çimde söylenir.
“Çobanıl Şiirler” (1976) kısa, öz, yalın ve duru şiirlerle verilirken “Bir Cigara İçi- m i”nin (1979) 1. Bölümü de farklı tema larla sürer. 2. Bölümde ise uzun dize-kı- nk dizelerle yazılmış şiirleri içerir. Bu di zelerde de vazgeçemediği bulut, deniz, yağmur, yaz, ilkyaz, su, ağaç, ot, gökyüzü sözcükleri gerçeküstü anlatımlar, deyim ler 2. Yeni söylemiyle yer yer alaysamay- la kullanılır. Basamakta adlı şiirde:
“- Yarın bir kıyamet kopabilir, diyordu, deniz dağlara çıkabilir, savurarak salaş is keleyi ve sandalı, ama madem şimdi süt liman, duy irip dizilerinin geçişini üstü m üzden sürüyerek yıldız karanlığında sarkan ağlarını. Susuyordu. Bir balık üç kez atlıyor suda. Çıt yok.”
“Elifli” (1980) O. Rifat’ın ustalığının sergilendiği, o güne kadarki şiir birikimi nin dışavurumudur. Farkh temaların iş lenmeye başladığı özgün şiirlerle dolu dur. Bu şiirlerde daha önce de ara sıra rastlanan alkol, ölüm, zaman, yaşlılığa öz gü imgeler fazlalaşmıştır bir bakıma. “Ra kının çıldırtan bulutu altında” Ölen: “An latan rakı kadehine uzanmış,/ yanı başın da duran kadehine: “işte böyle, diyecek, kavun almak için uzanmış ve ölm üş”. “Kaval” şiiri ise ölümün kolgezdiği dize leri içerir.
“Mezarlığı bir koyun sürüsüne benzet tiği gün
ya da ona öyle geldiği gün: “Ö lüm sü rüye katılmaktır”
diye yazmıştı bir kâğıda. Oysa ne me zarlık vardı
bu tümcede, ne kaval sesi, ne de ço ban.”
İlk dönem şiirlerinde güneş sıcaklığım, toprağı, deniz kokusunu, kuşu, yaprağı, böceği, hayvanı dünyanın devinimi için de sevecenlikle buluşturup konuşturan şair yaşama sevincini, tutkusunu her fır satta yinelerken “Aşık Merdiveni”nden sonra kaygılarını, korku ve zenginlikleri ni de yer yer sezdirmeye başlar. “Denize d önük/ pencereden bakıyor/ m utsuz/ kendini görmek için” diyerek çok sevdi ği denize mutsuz bakan şairin “Bir Ciga ra içimi” adlı kitabındaki “Fotoğraf” şi iri de birçoklarımızın usunda yer edin miştir.
“Evin en çarpıcı yeri diye duvarm orta sı
Güveylik resmini asmış,yaldız çerçeve li..
ilçede çekilmiş, ikisi de ayakta. Bir bez gerili arkada.
Boynunda kravat, sırtında lacivert ta kım.
Karısı gelinlik fistamyla, tel duvak ve al tın bilezikler
Görünsün diye sıvanmış gelinliğin ko lu...”
Oktay Rifat şiirinde toplumsallık “Elleri Var Özgürlüğün” adlı toplu ese ri ise “Şiirler” (1970 T. Dil Kurumu Şiir Ödülü) ve Yeni Şiirler (1973) olmak üze re üç kitabın toplamıdır.
“Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz, Düşünmek yasak,
işgücünü savunmak yasak! ”
Bu “Toplu Eserleri’inde O. Rifat hak tan, eşitlikten, daha güzel bir yaşamdan yana dizeler yazar. Elleri Var Özgürlüğün başlıklı şüri aydın kimliğinin özgürlük is temidir.
“Elleri var özgürlüğün Gözleri, ayakları; Silmek için kanlı teri, Bakmak için yarınlara, Eşitliğe doğru giden.”
Şair bu şiirinde ülkesinin siyasal
çal-OKTAY RİFAT
1
914 yilında T rab zon’da doğdu. Şa irin babası Milli K u ruluş Dönemi şairlerin den Samih Rifat’tı. İlkokulu İstan b u l’da liseyi A n k a r a ’ d a okudu. Ankara H ukuk Fakül- tesi’ni b itir dikten sonra, Maliye Bakan lığı hesabına üç yıl Paris’teSiyasal Bilgiler Fakültesi’ne devam etti. D önüşünde Ankara’da Basın Yayın G e nel M üdürlüğü’nde çalıştı. İstanbul ve Ankara’da avukatlık yaptı. 1961 ydında başladığı DDY avukatlığından 1973 lmda emekli oldu. 18 Nisan 1988’de tan b u l’da öldü.
Şiirleri
1941 -Garip (O.VeliveM . Cevdet An- day’la birlikte)
1945 -Güzelleşme, Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler
1952 -Aşağı Yukarı
1954 -Karga ile Tilki (1955 Yeditepe şi
ir armağanı) 1956 -Perçemli Sokak 1966 -Elleri Var Özgürlüğün 1969 -Şiirler 1973 -Yeni Şürler 1976 -Çobanıl Şiirler
1979 -Bir Cigara içimi (1980 Sedat Si avi Vakfı Ö dülü)
1980 -Elifli
1982 -Denize D oğru Konuşma 1984 -Dilsizi ve Çıplak (1984 Behçet ecatigil şiir ödülü)
1987 -Koca Bir Yaz Oyunları
1961 -Birtakım insanlar (1960’ta oy nandı)
1966 -Kadınlar Arasmda Oyun içinde Oyun Atlar ve Filler Çil H oroz
Zabit Fatm a’nm Kuzusu Yağmur Sıkıntısı Dirlik Düzenlik Romanları
1976- Bir Kadının Penceresinden 1980 -D anaburnu (1981 M andaralı Roman Ödülü)
1982 -Bay Lear
! t
kantısı içinde yalnızca toplumsal çelişki leri, haksızlıkları fotoğraflaştırmakla kal maz, dünya görüşünü de açıkça belirler. Daha önceden de yer yer mitolojiden ya rarlanan Rifat, Agamemnon başlıklı uzun ve destansı şürlerinde de mitolojik olay ları güncel yaşama uyarlar.
Şiirlerde (1969): “İnsancıl koyun bu, iyimser yaratık;/ Yürür, tarihsel denge sinde ovanın. ” dizelerinde olduğu gibi in sanı ve tarihi sorgular. Yerle G ök’de
“H ani gök vardı, H ani yer vardı, H ani gökle yer vardı!
H ani nerde herkesin ekmeği?” sorularla ekmeği, emeğin değerini araş tırırken, “G ece G ündüz”de de
“Bakıyorum, ne yeteri kadar ağacım, Ne çakılım, ne insanım yeteri kadar. Türlü giysilerle çıplağım, üşüyorum. Bakıyorum yalnızım, bir türkü sadece O ndan, ondan işte bu türkü gece gün düz.”
insan olmanın türküsünü söyler. Şiirle rin 2. Bölümünde ise Metin Eİoğlu’ya it haf ettiği “Az Gelişmiş” şiiriyle: “Geri kalmak, toprağın düşmesi sabanla;/ Ç e liği kâğıt gibi doğramak dururken,/ Ü tü lemek zamana.” geri kalmışlığın üzüntü sünü çeker. “Özgür sofrada kardeşçe ye nen/ Ekmek için, ekmeklere” doğru” dü şünen şair “Güller”i görünce de: “Sen mi o gülleri takındın, Güzel,/ Yoksa o güller mi seni talandı!” dem eden de geçemez. “Eski ölülerin köyüne doğru,/ Baştan söy ledim eski şürleri” diyen O. Rifat: “Bura ları rüzgâr, buraları yağmur,/ Sol om uzu na güneşi asmadan gelme! ” dizeleriyle de içinde bulunduğu mevsimi betimler, gü neşe özlem duyar.
“R üzgârlıdaki şiirlerde yer yer buna lan, ürken, kaygılanan coşkusunu tüm den yitirmese de yaşama ve olaylara toz pembe bakmayan bir şairin iç dünyasıyla karşılaşıyoruz. “Boş, boş! Sevgiler ucuz, kitaplar nafile!/ Yel aldı hepsini harm an da birer birer.” ya da “Bakarsın düş dü- şüverir içine./ Bakarsm kapı çalınır biri gelir,/ Elimdeki elmayı yer.” dizeleri gibi “Ufaldın, ufaldın, ufaldın karanlıkta,/ Za vallı ozanım, ateşböceğim benim .” diye rek yılgınlığını anlatır.
“Ağzımm tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, H ep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum .”
“Şiirler” dönemi ölümlerin, öldürmele rin, hapishanelerin gündem de olduğu, birçok aydının ağzının tadının bozuldu ğu, tutuklanıp, işkence gördüğü dönem lerdir. “Ağıt” şiiri: “Kopardılar dalından yemişi, Çiğnediler nalçalı topukla” dedi ği baskının kol gezdiği soluk alınmaz gün lerdir. Resim yapan, oyun yazan, dize d ü şünen şair birçok aydık gibi “kurudu göz lerimin sevinci” der. Yılgındır “Korkum dan geçenlere benziyorum, yorgunum / ... / Güzel günlerin yonuları, unutul m uş,/ Körelmiş, bakmıyorlar artık aydın lığa” dizelerinin yer aldığı Uysal bir Kö pek şiirinde de korku ve umutsuzluk yıl gınlıkla belirginleşir.
“Rüzgârlı imgelere kurdum çadırı Göklerimi yaşıyorum delibozuk Dağ yollarından denize iniyorum Taşm yalnızlığı içindeyim, diri. Sütün beyazlığı içindeyim, duru.” Rüzgârlı adlı şiirinde bir bakıma bu di zelerle tanıtır kimliğini. Başkalarına sun duğu güzelliklerde hem diri hem duru olan şair: Nara Benzerdin”de “Nara
zerdin bir zamanlar, çoktun: N ’oldu/ Sa na! Kırk atlı çıkardın dağa, yüz atlı/ İner din dağdan. Kurşun bitmez tabancanda,/ Atım şahlanır, kırbacın ıslık çalardı” di zeleriyle gençlik günlerini anarken, G ü neşin Kuşları’nda “aşkları, yalnızlığı, de rinliği” düşürür. O nun penceresinden gözlediği “sen” dediği şey um uttur,di rençtir. “Sen benim penceremde olma- san./ Geçmesen önüm deki sokaktan,/ İnan ki bitmişti.... ”
Kitapla rında şair ve edebiyatçı dosda- n; C. Sıtkı, O. Veli, M. C. Anday, C. Ça pan, M. Eloğlu, A. Erhat’ı anan O. Rirat “Yeni Şiirler”inde gerek söyleyiş, gerek dize güzelliği, anlam zenginliğiyle 1.11.Yeni şiir anlayışlarıyla yoğrulmuş, çağdaş şiirimizin kapılarını aralamış bir usta olarak şiirler sunar. “Benim gözüm her seferinde gökyüzüne gider,/ Ben gök lere bakarım ta içine kadar.” Artık şiirin ta içine bakıyordur şair uçsuz bucaksız maviliği içinde. “Eskidim sana, bir min tan kaldım, yamalı;/ Kullanmaktan, sev mekten geceli gündüzlü.” Evet, O. Rifat sevmekten yorulmuştur. Yaşamı, kadınla rı, sokaktan geçenleri, emekçileri, gökyü zünü, bulutu, denizi....Sevmeden bunca ürün bunca güzellik nasıl gelirdi bu zama na?.. “Oktay Rifat’ın Varlık’ta Şubat sa yısında “Mısır D önüşü” adlı bir şiiri çık tı ki sür işte. Son yıllarda O. Rifat benim için başta şair” bu sözler çok değerli şa irimiz Behçet Necatigil’in sözleri (Bile Yazdı).
“Ki dönsün fırıl fini yer gök ve saray, Arap, Acem mülkü bütün, diyar-ı Rum!
Ayna tut, yüzümü görmek istiyorum! ”
Yıllar sonra Oktay Rifat’ın yüzüne ay na tutuyoruz işte. Buğday kadar ekmeğe, ekmek kadar insana yakın diri ve duru...
“Uzak geldim, uzağa gidiyorum Ak bir çizgi ardımda, değirmende Övüttüğüm güzel buğdayın izi” Büyük ustanın diliyle, yüreğiyle, gözle riyle derininde övüttüğü “Ak çizgi”ye say gıyla... ■
Kaynakçalar
I - Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üs tüne Şürler (Toplu Eserleri Adam Yay. Bi rinci Basım: Eylül 1982)
1- Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üs tüne Şürler (1945)
2- Güzelleme (1945) 3- Aşağı Yukan (1952) 4- Karga ile Tilki (1954) 5- Perçemli Sokak (1956) 6- Aşık Merdiveni (1958)
II- Elleri Var Özgürlüğün (Toplu Eser leri Adam Yay. 2. Basım: Ekim 1994)
1- Elleri Var Özgürlüğün (1966) 2- Şiirler (1969, Türk Dil Kurumu Şür Ödülü)
3- Yeni Şürler (1973)
III- Çobanıl Şürler (Toplu Eserleri, Adam Yay. 1. Basım: Temmuz 1983)
1- Çobanıl Şiirler (1976)
2- Bir Sigara içimi (1979-1980 Sedat Si- mavi Edebiyat Ödülü)
3 - Elifli (1980)
IV- Ansiklopedik Edebiyat Sözlüğü - Seyit Kemal Karaalioğlu
V-
Yirminci Yüzyıl Türk Edebiyatı- Mahir Ünlü, Ö m er ÖzcanDERGİLERDEN-YAZARLARDAN
Oktay Rıfat'la ilgili
ustaların
değerlendirmeleri
“Şu da söz götürmez ki O. Veli Ka- nık’ın dü kıvraklığına bugün en yaklaşan O. Rifat’tır. Deyimleri, tekerlemeleri söz leri, şürimizde en güzel o kullanıyor. Bu dille akimı değil de gönlünü dinleyerek yazdığı şiirler birinci sınıf şeyler..”Orhan Burian
Denemeler Eleştiriler, 1964
Oktay Rifat kelimelerle oynamakla be raber şiir duygusu kuvvetli olan orijinal bir şairdir. “Perçemli Sokak”ta, o, insa na dünyayı yeni bir ışık içinde gösteren ve derin düşünceler telkin eden mısralar yaratmıştır. O nun en büyük meziyetle rinden birisi, peşin, basmakalıp fikirle rini şürine sokmayışı, yaratıcılık kabili yetini serbestçe kullanışıdır.
Mehmet Kaplan
Şiir Tahlilleri 11, 1965
“Birkaç yıldır beni en çok dolduran şair Oktay Rifat oluyor. Yıllar bu özlü şa iri yıpratamadı. O nun kargalar, tilkiler tuzağından kurtulup bilgeliğe, yani şi irin kurum az kaynağına varmış olması, beni çok sevindiriyor. G ünün eğilimi b i zi kolaya ayartır; gün nedir, gün ufkun
büyüklüğünde yatar. O ktay Rifat bunu anladı; şiirin uzun yüzyıllar boyu bir m e caz işi olduğunu, güncele ve gündelik yaşantılarımızın ancak mecaz potasında sonraki zamanlar için dayanıklılık kaza nacağını, polat boyutlar kazanacağını bi liyor. Şiir, zamana mecazla meydan okur. Mecaz denilen Türkçesi bile henüz tek sözcükle verilemeyen bu çok yönlü ha- zineyi.Oktay Rifat cöm ert usta bağışlı yor... Örneğin “Sokakta” şiiri. Ben bu şi iri, bir hafta öğretmeni olduğum sınıfta bir ders boyu açıkladığımı, açıkladıkça açıldığımı, ¿olduğum u hatırlıyorum .”
Behçet Necatigil
M illiyet Sanat Dergisi, 3 Kasım 1972
“Beş duyunun şairidir Oktay Rifat. İlk şiirlerinde b ü tün bü tü n e öyledir. B en’in doğal çevre karşısında bir yerde tansıma- ya dönüşen ilk şaşkınlığı içindedir. Alay dan çok sevinç içinde. Nesneleri en çok sevinç uyandıran yanlarıyla görür, izle nimleri eksiltili (elliptik) bir dille dışarı vurulur.”
Cemal Süreya
Şapkan Dolu Çiçekle, 1976
“O ktay Rifat’m şiirlerindeyse, uyum, hangi dönem i olursa olsun, önde gelen değerdir. Ü stünde durm ak da gerekirse, yine diyebiliriz ki, devingen, değişik ses grafiklerini içeren, çok sesliliği oluştur muş bir uyum dur bu...”
Sabahattin Kudret Aksal
Cumhuriyet Gazetesi 3 Mayıs 1988 1) Kaynakça: 20.Y.Y.T. Edebiyatı Mahir Ünlü- Ömer Özcan
Günümüz edebiyatçılarıyla şair hakkında söyleşiler
Şükran Kurdakul
- Sayın Şükran Kurdakul, edebiyat ta rihçisi ve şair kimliğinizle Oktay Rifat şiiri ile ilgili neler söylemek istersiniz?
- Şiire ilk başladığım yıllardan ölüm ü ne değin izledim O ktay Rifat şiirini. Edindiğim ilk kitabı sanırım “Yaşayıp Ölm ek, Aşk ve Avarelik Ü stüne Şiir l e r d i . Nâzım H ikm et’imizden sonra “G arip ” hareketinin öncülerini tanımak ayrı b ir keyif veriyordu bana. O. Rifat’ın bu dönemdeki unutamadığım şiirlerin den biri de “Bir Otelin iki O dası” ile “Uludağ’da Sokak Satıcılaradır. “Yap rak” döneminde daha çok ince yergi öğe lerine dayanan toplum sal şiirler yazdı O ktay Rifat.Bir okunuşta algılanan ama okunduğu zaman tükenmeyen şiirlerdi onlar. Güncelliğini yitirmeyen....
“Karga ile Tilki”nin ağır ceza mahke mesinde yedi buçuk yıl istemiyle yargı lanması bu özelliğinden ötürüdür sanı rım. 1960’lı yıllarda daha çağcıl bir O k tay Rifat şiiriyle karşılaşıyoruz. Kişisel olanla toplumsal olan iç içe bu şiirde. Doğasal yansımalar Cumhuriyet dönemi şiirinde rastlanmayan imgelerle dokunu yor. Çok geniş bir açılmanın etki alanın da buluyorsunuz kendinizi. Sürekli de vinim ve sezdirmelerle, duyumsatmalar la derinden etkiliyor sizi.
Özledikçe okuduğum bir şair O. Rifat.
Vedat Günyol
(Yazar, çevirmen):
- Sayın Günyol, Oktay Rifat yakından tanıdığınız bir şairdi. Bu tanışıklığınızla ilgili anılarınızdan söz etmek ister misi niz?
- 1937 yılında Paris’te (Öğrenci Mahal lesinde) Süroik adlı Ermeni kadının işlet tiği lokantada C. Sıtkı ile birlikte üçümüz bulunuyorduk. Bu benim için büyük bir muduluktu. 2. Dünya Savaşı’run başlan gıcında üçümüz de ayn ayrı yurda dön dük. Dostluğumuz daha çok b u dönem de İstanbul’da pekişti. Gerek Sabahattin Eyuboğlu’nun evinde gerek “Yeni Ufuk l a r ı n yönetim yerinde sık sık buluşur ol duk.
O. Rifat’ın çok taşlan bir zekâsı, kap samlı bir dünya görüşü vardı. Şiirlerinde Batıyı ve Doğuyu kaynaştırdı. Fransız ede biyatıyla Türk halk edebiyatım ustaca bir araya getiren Oktay’ın şairliği de burada belirginleşti. G arip üçlüsü içinde Orhan Veliye büyük sevgim ve saygım bir tara fa katıksız şairdi Oktay. Son dönemler inde ciddi rahatsızlıklar geçiriyordu. Bu dönemlerinde sık sık yanında oldum, doktora götürme görevini üstlendim. Bu oldukça yakışıldı, zeki ve derin kültür bi rikimine sahip güzel insanın cenazesinde hayranlarıyla birlikte onu uğurlarken içim o günkü gibi hâlâ sızlamaktadır.
Alpay Kabacalı
(Türkiye PEN Kulübü Başkanı, araş tırmacı, yazar)
- Sayın Kabacalı bir araştırma ve ince leme yazarı olarak Oktay Rifat şiirini kısaca özetlemenizi rica etsem...
- ilk dönem inde G arip akımı içinde yer alan O ktay Rifat bir ara toplumsal şi irler yazdıktan sonra 2. Yeni hareketi içe risinde yer aldı. Perçemli Sokak’tan son ra öz ve biçim arayışlarına yönelerek, yo- ğun-damıtık bir şiire ulaşma çabası için de oldu.
Eray Canberk
-Sayın Eray Canberk, Oktay Rifat’ın yaptığı çeviriler ve bu çevirilerin şiirle rine etkisinden bahsedebilir misiniz?
Oktay Rifat ve Eski Yunan, Latin ve Fransız Şiiri
-Oktay Rifat 1930’lu yılların sonların da öğrenim için gittiği Fransa’da Dada ve G erçeküstücülük akımları henüz h ı zını yitirmişti. Breton, Eluard, Aragon, Desnos gibi şairler kendi yollarını çiz miş ustalar olarak belirginleşmişlerdi. Oktay Rifat’m, 1940’ta yurda döndükten sonra arkadaşları ile birlikte çıkardığı G arip (1941) adlı şiir kitabındaki şiirle rinde daha çok Fransız şair Prevert h a vası sezilir. Oysa Prevert Dada ve G e r çeküstücülük anlayışlarının uzağında kalmış bir şairdir. O ktay Rifat’m öteki şa ir arkadaşlarında da (Ö rhan Veli ve M e lih Cevdet) aynı hava sezilir.
O ktav Rifat’m 1940lı yıllarda Fransız şairlerden çeviriler yaptığı bilinm ekte dir. İlk baskısı 1947’de yapılan Fransız Şiiri Antolojisi’nden çevirileri yoktur ama daha sonra yayımlanan Batıdan Şi irler (2. baskı 1963, Yeditepe Yayınları) Oktay Rifat’m çevirileri yer alır. Rifat’m çevirdiği şairler şunlardır: Aragon, Elu ard, Prevert, Soupault, Supervielle, Ver- det.
Daha sonraki yıllarda Oktay Rifat’m Eski Yunan ve Latin şiirine ilgi duydu ğu görülür. Latin şiirinden yaptığı çevi rilerini Latin O zanlarından Çeviriler (1963) , Eski Yunan şiirinden yaptığı çe virileri de Yunan Antologyası/Seçmeîer (1964) adlı kitaplarda topladı. Çdviri uğ raşını ya tek başına ya da oğlu Samih Rı fat’la ortaklaşabep sürdürdü ve özellik le Fransız şairleri çevirdi. Hemen hemen hep çağdaş Fransız şairlerden çeviriler yaptı. Yukardaki adlarajean Follain’i de eklemek gerekir.
O ktay Rifat’m 1970’li ve daha sonra ki yıllarda yayımladığı şiirlerinde Latin şairlerinin etkisi görülür. Adının yarattı ğı çağrışım b ir yana Çobanıl Şiirler (1976) Latin şiirinin ölçü ve biçim maz- butluğu içindedir. Doğa düzeninden kaynaklanan bir bilgelik, betimleme, do ğa karşısında hayranlık bu şiirlerin en belirgin özellikleridir. Rifat’ta Latin şiiri nin etkisi alıntılar biçiminde kesinlikle değildir. Oktay Rifat şiirinin kişiliği için de Bir yeniden söyleyiştir. ■
S A Y F A 6 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 4 6 4
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi